103
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
KAMU HİZMETİ SUNUMUNA VATANDAŞ KATILIMI
(ÜRETİŞİM): ANTALYA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ TOPLUM
DESTEKLİ POLİSLİK ÖRNEĞİ
1
CITIZEN PARTICIPATION IN PUBLIC SERVICE DELIVERY
(COPRODUCTION): CASE OF THE COMMUNITY POLICING IN
ANTALYA POLICE DEPARTMENT
Mustafa LAMBA
*
Sezai ÖZTOP
**
ÖZ
Kamu hizmetlerinin sunumuna vatandaş katılımı anlamına gelen üretişim, alternatif
hizmet sunum yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Üretişim modelinden, sağlık,
eğitim, güvenlik, yerel hizmetler ve sosyal hizmetler gibi alanlarda özellikle Batı Avrupa
ülkelerinde sıklıkla yararlanılmakta ve önemi artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkçe
literatürde henüz yeni bir kavram olan üretişim hakkında uluslararası literatürden bilgiler
vererek, Türkiye’de uygulanan Komşu Kollama Sistemi ve Keşke Demeden Projelerini üretişim
açısından incelemektir. Çalışmada, literatür incelemesi ve Antalya İl Emniyet Müdürlüğünün
Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğünden alınan bilgiler doğrultusunda betimleyici
bir yöntem kullanılmıştır. İncelemeler sonucunda, güvenlik alanında, vatandaşların konut
güvenliği için aldıkları ilave kapı kilitleme sistemleri, alarm taktırmaları, pencerelerini
daha emniyetli hale getirmeleri, Emniyet Teşkilatının Toplum Destekli Polis uygulaması,
Antalya’daki Komşu Kollama Sistemi (KKS) ve Keşke Demeden projeleri kapsamında il
merkezinde suç oranlarındaki değişimler, yazılı/sözlü yüz yüze yapılan bildirimler, yapılan
eleştiri, yorum, öneri ve iyileştirmelerle vatandaşın projeye destek verdiği ve sorunların
çözümüne katkı sağlamaya çalıştıkları görülmüştür. Proje süresince uygulamaya dâhil
olan sitelerde ve apartmanlarda yaşayan vatandaşların duyarlılığı artmış, apartman giriş
kapıları kapalı tutulmaya başlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Üretişim, Kamu Hizmeti, Kamu Yönetimi, Toplum Destekli
Polislik, Yönetişim.
1 Bu çalışmanın bir bölümü, “Kamu Hizmeti Sunumunda Coproduction (Üretişim) Modeli ve Kent Hizmetlerindeki
Uygulamaları” başlığıyla 7-9 Eylül 2018 tarihlerinde Karaman’da düzenlenen III. KENTFOR’da sözel bildiri
olarak sunulmuş ve özet metin olarak yayımlanmıştır.
* Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, mlamba@mehmetakif.edu.tr,
Orcid: 0000-0002-7406-6112
** Dr. Öğr. Üyesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, sezaioztop@mehmetakif.edu.tr,
Orcid: 0000-0003-2656-2776
Gönderim Tarihi : 17.12.2018
Kabul Tarihi : 04.03.2019
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
104
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
ABSTRACT
Coproduction that means the participation of citizens in the delivery of public
services is considered as one of the alternative service-provision methods in public
administration. Coproduction model has been used in various elds such as health,
education, local services and social services especially in the Western European countries
and has become increasingly more important. There are some practices in Turkey within
the scope of coproduction model. The aim of this study is to provide information collected
from international literature about coproduction, and to examine two projects named
“Neighborhood Watch” and “If I Only Knew” in terms of coproduction. In the study, a
descriptive method has been used with the information obtained from the Community Policing
Unit of Antalya Police Department in addition to literature review. At the end of the study, it
was determined that the citizens tried to contribute in these projects with their suggestions,
critiques and warnings in various environments such as face-to-face contacts, meetings,
conferences, and the crime rates have decreased signicantly with the implementation of
additional door-locking systems, door and window alarms, etc. Awareness of the citizens
related to security issues increased and they started to keep the doors locked in the sites and
buildings where the projects were implemented.
Keywords: Coproduction, Public Service, Public Administration, Community
Policing, Governance.
GİRİŞ
Max Weber’in bürokrasi modelinde ifade edildiği şekliyle geleneksel devlet
konsepti, hiyerarşik ve kurallara dayalı karar alma ve kamu hizmetlerinin kamu
kuruluşları vasıtasıyla sunulmasına dayanmaktadır. Ancak, kamu yönetiminde
katılımcı yapılar ve süreçler ortaya çıktıkça, hiyerarşik otoritenin devletteki baskın
unsur özelliği azalmaya başlamıştır. Bu doğrultuda üretişim (coproduction)
uygulamaları, katılımcı devlet anlayışı içerisinde merkezi bir konuma gelmiştir
(Bovaird vd., 2014: 109)
Normal olarak kamu kurumlarının tüketicileri veya müşterileri denildiğinde,
kendilerine sunulan hizmetleri alan vatandaşlar aklımıza gelir. Dolayısıyla,
vatandaşın pasif müşteri olduğu bu ilişkide aktif taraf ise kurumlardır. Ancak bu
ilişki modelinde, bazı kamu hizmetlerinin üretilmesinde vatandaşların da aktif bir
rol oynayabileceği gerçeği göz ardı edilmektedir. Hâlbuki birçok kamu hizmeti,
vatandaşlarla birlikte üretilmekte ve vatandaşın zamanı ve çabası bir destek unsuru
olmaktadır (Alford, 2009: 1-2). Üretişim, hizmetlere bağlı olan vatandaşlar ile
bu hizmetleri sunan teşkilatlar arasındaki ortaklığa dair özel bir yaklaşımı tarif
etmektedir. Özellikle resmi ve uzun vadeli, çok taraı ortaklıklar son yıllarda
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
105
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
sosyal politikada önemli bir yere sahiptir. Bu ortaklıklar birden fazla teşkilat veya
sektörün içinde kurulabilmektedir. Kentsel yenileme, akıl sağlığı, toplum güvenliği
ve sürdürülebilir çevre bu ortaklıkların kurulduğu alanlar arasında sayılmaktadır
(Hunter ve Ritchie, 2007: 9).
Çok sayıda hizmetin kamusal nitelik taşıması ve bu hizmetleri yürütmeye
ilişkin maliyetin yüksekliği, pek çok alanda kamu hizmetlerinin sunulmasına
vatandaş katılımı da dâhil alternatif arayışlara yol açmıştır. Özellikle bütçe
açıklarının yarattığı baskı, ekonomilerde köklü değişimlerin başlamasına yol
açmıştır. Bütçe üzerindeki mali yükleri azaltabilmek için geliştirilen bu yöntemler
Levine’a (1984: 179-180) göre şunlardır:
A. Hizmet sunumunu özelleştirmek
• Özel işletmeler ile hizmet sözleşmeleri yapmak
• Firmalarla imtiyaz sözleşmeleri yapmak
• Vatandaşlardan hizmet sunumuna katılım bedeli almak
• Özel veya kar amaçlı olmayan örgütlere hizmet sorumluluğu yüklemek
B. Hizmet sunum düzenlemelerini hükümet içinde dağıtmak
• Hizmetlerin diğer hükümet birimleri veya otoritelere aktarılması
• Hizmet sorumluluğunun paylaştırılması
C. Çalışma verimliliğini arttırmak
• Performans denetimine geçmek
• Çıktılarda verimliliği arttırmak
• Finansal karar alımını etkinleştirmek
• Maliyetleri izleme yöntemleri geliştirmek
• Sözleşmeleri etkin şekilde izlemek ve yönetmek
D. Bürokrasiyi küçültmek
• Kadrolu personel istihdamını azaltmak
• Gönüllü ve yarı profesyonel kişilerden yararlanmak
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
106
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
E. Hizmet sorumluluğunu devretmek
• Mahallelerde hizmet sunum organizasyonları teşkil etmek (imece
yöntemi)
• Kişilerin kendi hizmetlerini kendilerinin görmesini sağlamak
• Üretişim (coproduction)
• Toplumsal sorunları giderme amaçlı kamu/hizmet ortaklıkları
oluşturmaktır.
Bu tür yöntemlerin temel amacı, kamusal hizmetlerle ilgili devletin üzerindeki
yükü paylaştırmak ve kaynakların daha verimli kullanılabilmesi için özel kesimin
elindeki varlıkları sürece dâhil etmektir. Yukarıda sıralanan alternatif hizmet sunum
yöntemlerinin her biri farklı bir stratejinin ürünüdür. Örneğin özelleştirmede,
hizmetleri dış kaynaklardan tedarik etme ya da hizmetlere erişimi ücretli hale
getirme stratejisi ön plana çıkarken, hizmet sorumluluğunun devredilmesinde ise
üretişim stratejisi ön plana çıkmaktadır. Ayrıca her bir yöntemde vatandaşların
rolü de farklılaşmaktadır. Özelleştirmede vatandaşa biçilen rol tüketici iken,
üretişimde hizmet sunum ortağıdır (bkz. Tablo 1.)
Tablo 1: Hizmet Sunum Düzenlemeleri, Stratejiler ve Vatandaşın Rolü
Alternatif Hizmet Sunum
Düzenlemeleri
Öne Çıkan Strateji Vatandaşın Rolü
Profesyonel Bürokrasi Uzmanlaşma Müşteri
Hizmet Sunumunda
Özelleştirme
Dış Tedarik/Ücretli Hizmet Tüketici
Hizmet Sorumluluğunun
Kurumlara Paylaştırılması
Hizmet Sorumluluğunun Yüklenmesi
ve Paylaştırılması
Müşteri
Çalışma Verimliliğini Arttırmak Çıktı Maksimizasyonu Müşteri
Bürokrasiyi Küçültmek Yarı profesyoneller ve gönüllülerin
kullanılması
Marjinal Çalışan
Hizmet Sorumluluğunu
Devretmek
Üretişim (coproduction) Hizmet Sunum Ortağı
Kaynak: (Levine, 1984: 182)
Kamu hizmeti sunumuna getirilen yaklaşımlardan biri olan üretişim
(coproduction), kamu hizmet sunumunda kamu kurumlarıyla farklı aktörlerin bir
araya getirilmesini amaçlamaktadır. Üretişimdeki odak noktası, vatandaşların
kamu hizmet sunumu içinde bir farklılık yaratabileceği düşüncesidir (Tu, 2015: 3).
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
107
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Bu çalışmanın amacı, Türkçe literatürde henüz yeni bir kavram olan üretişim
ve uygulamaları hakkında uluslararası literatürden bilgiler vererek, Türkiye’de
bir üretişim örneği olan “Komşu Kollama” ve “Keşke Demeden” Projelerini
incelemektir. Çalışmada, üretişime yönelik literatür incelemesi ve Antalya İl
Emniyet Müdürlüğü’nün Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü’nden alınan
bilgiler üzerinden betimleyici bir yöntem kullanılmıştır.
1. ÜRETİŞİM (COPRODUCTION)
Üretim kavramının İngilizce karşılığı production olup, Türk Dil Kurumu [TDK]
(2011: 2448) tarafından yayımlanan Türkçe Sözlükte, “mal ve hizmetleri bir dizi
işlemden geçirerek biçim, zaman ve mekan boyutuyla faydalı hale getirmek veya
faydalılıklarını arttırmaya yönelik her türlü etkinlik” olarak tanımlanmaktadır.
Üretişim kavramı ise İngilizce coproduction kavramının Türkçeye uyarlanmasıyla
oluşturulmuştur. Üretim, tek taraı yapılan bir faaliyet olmasına rağmen üretişim,
bu faaliyetin birden fazla aktörün katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada
yönetişim kavramının türetilmesine benzer bir şekilde, üretim kavramına eklenen
-ş- (üleştirme) har yardımıyla, üretim işinin birden fazla aktör arasında
paylaştırılmasını ifade etmek için üretişim kavramı kullanılmıştır.
Üretişim (coproduction) ilk kez 1978 yılında Indiana Üniversitesi’nden
Elinor Ostrom ve arkadaşlarının (Ostrom vd., 1978) ortaya attığı, kamu kurumları
tarafından sunulmakta olan hizmetlere vatandaşların katılımına ilişkin bir
kavramdır. Kavram, farklı hizmetleri ve farklı kesimlerin katılımını ilgilendirdiği
için çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Bundan dolayı üretişimin ne olması gerektiği
konusunda tek bir tanımın yapılması güçtür. Üretişim, zaman içinde ortaya çıkan bir
dizi değerleri ve ilkeleri temsil eden şemsiye bir kavram olup, içerisinde angajman,
katılım, seçim ve kontrol ile iştirak gibi unsurları barındırmaktadır. Üretişim,
vatandaşların birey veya grup olarak kamu hizmetlerinin tasarımını, sunumunu
ve dağıtımını etkileme imkânına sahip olduklarında ortaya çıkmaktadır (Shahana,
2018). Yönetişim ve üretişim, geleneksel kamu hizmet sunum modeli yerine daha
fazla katılımı önceleyen tarihsel bir kaymanın işaretleri olarak görülmektedir. Pasif
kullanıcılara hizmet sunumu düşüncesi yerine çıktıların üretilmesine aktif katkı
sağlayan vatandaşların dikkate alınmasını öne çıkaran ve pragmatik, entelektüel
ve araçsal açıdan teorik ve pratik alanlarda örnekleri görülen üretişim modelinin
tanınırlık boyutu giderek artmakla birlikte, bu modelin başarıyla uygulanabilmesi
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
108
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
için hizmet sunulan vatandaşlarca çok büyük oranda kabul edilmesi gereğine
dikkat çekilmektedir (Ryan, 2012: 315, 321).
2009 yılında Nobel Ekonomi Ödülünü alan Elinor Ostrom ve Indiana
Üniversitesi’ndeki ekibi tarafından 1970’lerde Chicago Polis teşkilatındaki
çalışmalar ile ortaya atılan üretişim kavramı, kamu hizmetlerinin profesyoneller,
hizmeti kullananlar, aileler ve komşular arasında eşit ve karşılıklı bir ilişki
içinde sunulması anlamına gelmektedir (Boyle ve Harris, 2009: 11). Üretişim,
bireylerin toplumun gerçek bir zenginliği olduğu düşüncesiyle onları birer değer
olarak tanımlamakta; insanların çevresine daha farklı bakmasını ve iletişimi
güçlendirmeyi sağlayarak çalışmaya daha farklı bir değer atfetmekte; insanlar ve
hizmet sunucular arasındaki güveni artırmak suretiyle karşılıklılığı teşvik etmekte ve
bireylerin fiziksel ve zihinsel sağlıklarının kuvvetli ve sürdürülebilir ilişkilere bağlı
olduğu düşüncesiyle sosyal ağları güçlendirmektedir (Boyle ve Harris, 2009: 14).
Ostrom’un başlangıçta ortaya koyduğu üretişim modeli oldukça basit
olmakla birlikte, ilk olması bakımından önemlidir. Bu kavram, vatandaşların politik
ekonomi içerisindeki rollerini anlamak açısından, piyasa ve devlet arasındaki
boşluğu giderecek yeni bir yol olarak görülmektedir (Alford, 2014: 313). Kamu
hizmetlerinde üretişim uygulamalarının artmasına yol açan değişimler Löfer
(2018) tarafından şu şekilde sıralanmaktadır:
• Özellikle Bilgi İşlem Teknolojilerindeki (BİT) gelişmeler,
• Toplumsal değerlerdeki hızlı ve kapsamlı değişimler,
• OECD ülkelerinin çoğunda ortaya çıkan demograk değişimler,
• Mali kısıtlamaların daha fazla önem kazanması,
• Kamu kurumlarında sonuç odaklı bir yaklaşıma yönelinmesidir.
Üretişim, kamu hizmetlerinin kalitesi ve etkinliği konusundaki çeşitli güçlükleri
aşmak için, vatandaş katılımına dayalı yeni bir model sunmaktadır. Bu bağlamda
üretişim, vatandaşlar, işletmeler ve sivil toplum kuruluşları ile hükümet ve diğer
aktörlerin kamu hizmetlerinin sunumunda birlikte çalışmalarını öngörmektedir
(Brudney ve England, 1983: 60; Ostrom, 1996; Pestoff, 2006).
Brudney ve England’a (1983: 60) göre, literatürde üretişim için iki tür
tanımlama bulunmaktadır. Birinci tür, herhangi bir kamu hizmetinin sunumuna
vatandaş katılımı krine dayanmaktadır. Bu tanımlama, vatandaşların değişen
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
109
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
veya dönüşen beklentilerini karşılamak maksadıyla katılıma gerek duyulan
ve yumuşak (soft) hizmetler olarak adlandırılan eğitim, sağlık bakımı ve krize
müdahale gibi hizmetleri kapsamaktadır. Üretişim kavramının ikinci tanımlaması
ise katı (hard) hizmetler olarak adlandırılan ve vatandaş katılımının çok da mümkün
olamadığı polis, itfaiye ve su tedariki gibi hizmetleri içermektedir. Whitaker, ikinci
türe yönelik vatandaş katkılarının, bu hizmetlerin başarıyla sunulması açısından
önemine işaret etmektedir. Üretişim kapsamındaki faaliyetler: vatandaşların
destek taleplerine karşılık verme (müracaatta bulunma, sorunlara yönelik kent
görevlilerini uyarma), vatandaşların kamu hizmetlerine destek sunması (hizmet
kuruluşlarıyla işbirliği, gönüllülük) ve vatandaş ile kamu hizmeti sunan personelin
karşılıklı etkileşimi (bir sorunun müştereken değerlendirilmesi, beklentilerin ve
faaliyetlerin eğitim, danışmanlık ve refah programlarında olduğu gibi, karşılıklı
modifikasyonu) şeklinde ortaya çıkmaktadır. Böylece üretişim, genel kamunun ve
özellikle de hizmetten doğrudan faydalananların hizmetlerin üretim ve sunum
sürecine aktif olarak katılımını sağlamaktadır (Whitaker, 1980: 242-245).
Üretişimde mal veya hizmet üretimi, hizmeti sunan kamu kurumu dışındaki
bireylerin katkısıyla gerçekleştirilmektedir. Eğitim, sağlık veya altyapı hizmetlerinin
genel olarak üreticisi devlettir. Bu tür mal ve hizmetlerin üreticisinin sadece devlet
olup olmaması ise hem mal veya hizmetin doğasına hem de devlet dışı aktörlerin
aktif katılımının teşvik edilmesine bağlıdır. Tüm kamu mal ve hizmetleri potansiyel
olarak devlet tarafından üretilmekte ve genellikle müşteri olarak tanımlanan
vatandaşlarca tüketilmektedir. Müşteri ifadesi burada pasif bir kavram olarak
kabul edilmektedir. Oysa üretişim kavramı, vatandaşların kendileriyle ilgili kamusal
mal ve hizmetlerin üretiminde aktif bir rol oynayabileceğine vurgu yapmaktadır
(Ostrom, 1996: 1073-1074).
Üretişim, ziksel çevreyi değiştirmekten ziyade insanları doğrudan
etkileyen hizmetlerde ortaya çıkmaktadır. Hâlbuki çoğu ekonomik faaliyet, mal
üretimine yöneliktir. Bu kapsamda hammadde, sonradan tüketicilere sunulabilir
ürünler haline getirilmektedir. Ancak hizmetler ise böyle değildir. Eğitim, sağlık
bakımı veya krizlere müdahale faaliyetleri, hammaddeyi değil tüketicinin
kendisini dönüştürmeye odaklıdır. Vatandaşların, kamu hizmetlerinin sunumunda
etkin aktörler olarak görülmesi biraz garip gelmesine rağmen aslında bu kavram,
olağan kamu hizmetinin kamu teşkilatı tarafından verilmesi ve hizmetlerin
üretilmesine yönelik yaygın düşünceye değişik bir bakış açısı kazandırmaktadır.
Üretişim kapsamında şu üç tür faaliyet yer almaktadır: (1) Vatandaş başvurusuyla
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
110
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
sunulan hizmetler (sosyal güvenlik, refah, işsizlik, sağlık hizmetleri, itfaiye,
polis), (2) Vatandaşın kamu kurumlarına destek vermesi, (3) Vatandaş ve kamu
kurumlarının, karşılıklı hizmet beklentileri ve faaliyetlerini uyumlaştırmak için
etkileşimi (Whitaker, 1980: 240-242).
Üretişim faaliyetleri uygulamada üç türde karşımıza çıkmaktadır. Bunlar:
(i) bireysel üretişim, (ii) grup üretişim ve (iii) kolektif üretişimdir. Bireysel üretişim,
sunulan hizmetlerin tabiatına dayalı olarak farklılık gösterebilmektedir. Bireysel
üretişim genel olarak vatandaşların kendi tükettiği mal ve hizmetler için gönüllü
olarak üretim sürecine dâhil olmasıdır. Bu duruma örnek olarak, yangın
alarmlarının gerektiğinde en yakın kişi tarafından aktif hale getirilmesi, sokaktaki
çöpü gören vatandaşın kaldırması ve yurttaşların arızalı trak donanımlarını
yetkililere bildirmesi sayılabilir. Bu tür faaliyetler, herhangi bir örgütlenme ve
işbirliği gerektirmeden yapılan aktif vatandaş katılımlarıdır. İkinci türü oluşturan
grup üretişimde ise gönüllülük, birden fazla sayıda vatandaşın gruplara aktif
katılımını içerir ve hizmet kuruluşları ile vatandaşlar arasında biçimsel bir
koordinasyon mekanizmasına gerek duyulur. Belki de grup üretişimin en iyi
örneği, komşu kollama grupları veya fertlerin tükettikleri hizmetlerin nitelik ve
niceliğini geliştirme amacı taşıyan mahalle dernekleridir. Üçüncü türü oluşturan
kolektif üretişim, birçok kentte yaşanan mali sıkıntılar karşısında kent yönetimleri
tarafından benimsenen “kolektif” üretişim programları ile ortaya çıkmıştır.
Kolektif üretişim içinde de birden fazla katılımcı olmakla birlikte, bu faaliyetlere
yönelik ihtiyaç kamu kurumları tarafından görülmekte ve vatandaş desteği talep
edilmektedir. Burada üretişim faaliyetine katılan vatandaşlarca yaratılan fayda,
kentin tümüne kolektif yarar sağlamaktadır (Brudney ve England, 1983: 63-64).
Üretişim fikri, hizmetlerin temel özellikleriyle de yakından ilişkilidir ve birçok
hizmetin üretim ve tüketimi birbirinden ayrılamaz (Zeithaml, Parasuraman ve Berry,
1990’dan aktaran Löfer vd., 2008: 10-12). Hizmetlerde kalite, sadece sürecin
sonunda değil genellikle hizmet sunum sürecinde ve tüketici ile hizmet sağlayıcı
arasındaki etkileşim çerçevesinde ortaya çıkmaktadır. Bu durum, tüketicilerin hizmet
kalitesini sadece çıktılara dayalı olarak değerlendirmediği (hastanedeki tıbbi bir
tedavinin başarısı gibi) aynı zamanda hizmet sunum sürecinin de dikkate alındığı
anlamına gelmektedir (hastane tıbbi ekibinin ne kadar ilgili ve duyarlı oldukları
ve hastane odasının konforu gibi). Üretişim, hizmet sunum süreci içinde hizmetten
faydalananların yaptığı katkıyı ön plana çıkarmaktadır. Örneğin eğitimdeki
çıktılar, sadece okul öğretmenleri ya da öğretim elemanları tarafından sunulan
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
111
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
eğitim kalitesine değil, öğrencilerin tavır ve davranışlarına da bağlıdır. Eğer
öğrenci dersi dinlemez veya tekrar etmezse, öğrenimin başarısı kısıtlı olacaktır. Bu
“işbirliği davranışı”, kısıtların ve müeyyidelerin vatandaşlar tarafından kabulüne
kadar genişletilebilir. Örneğin: trak güvenliğinin geliştirilmesi, vatandaşların hız
ve park sınırlarını kabul etmeleri ve bu sınırlara aykırı davrandıklarında ceza
ödemeye razı olmalarıyla da ilgilidir. Vatandaşlar, gönüllülük kapsamında başka
insanlar için de üretişim davranışı sergileyebilirler. Örneğin: bireyler gençler
için futbol kulüplerinde gönüllü eğiticilik yapabilir veya hasta olan bir aile
ferdi ya da arkadaşına yardım edebilirler. Ancak bu durumun üretişim olarak
değerlendirilebilmesi için faaliyetin hizmet profesyonelleri ile işbirliği içinde
yapılması gereklidir (hasta yakınına verilen bakımın bir doktorun teşhis ve tedavisi
kapsamında yapılması gibi) (Löfer vd., 2008: 10-12).
Üretişim, Birleşik Krallıktaki kamu hizmetlerinde önemli bir gerçeklik
haline gelmiş olup, vatandaşların ve toplumun kamu hizmeti zincirine daha fazla
iştirak etmesi olarak görülmektedir. Avrupa’da vatandaşların çevre, sağlık, kamu
güvenliği alanlarında üretişim düzeyine ilişkin bir gerçekleştirilen araştırmada,
kamu hizmetlerine vatandaş katılımının oldukça yaygın olduğu (İngiltere’de %56,
Almanya’da %53, Çekya’da %52, Fransa’da %51 ve Danimarka’da %48) tespit
edilmiştir (Löfer, 2018). Oldukça yaygın bir kullanım alanına sahip olan üretişim
konusuna, 2016 yılında Ekvador’da gerçekleştirilen Habitat III Zirvesi’nde de özel
bir önem verilmiştir.
İngiltere’de bireysel üretişimin ne kadar önemli hale geldiğine örnek
olarak, 1.8 milyon düzenli kan donörü bulunması, 8 milyon kişinin potansiyel
organ donörü olması ve 10 milyon kişinin komşu kollama sisteminin bir parçası
olması gösterilebilir. Kolektif üretişime ise yaklaşık 5.6 milyon kişinin spor
kulüplerinde gönüllü eğiticilik yapması, 750.000 kişinin okulda öğretmenlere
gönüllü yardımcılık yapması ve 170.000 gönüllünün ulusal sağlık hizmetlerinde
çalışması örnek verilebilir. Ayrıca, İngiltere’de sosyal bakım ihtiyacı olan kişilerin
yüzde doksanının bakımının ücretsiz olarak aileler, arkadaşlar, komşular ve
örgütlü gönüllüler tarafından karşılanması bir diğer örnektir. Bu durum ekonomiye
ve topluma önemli katkılar sağlamaktadır. Ücretsiz sosyal bakım hizmetinin
yıllık yaklaşık 89 milyar pound, devletin sosyal bakım harcamalarının ise 19
milyar pound seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir (Bovaird vd., 2014:110).
Dolayısıyla üretişim yoluyla sağlanan kamusal hizmetlerin kamu maliyesi
üzerindeki yükü ne kadar azalttığı ortadadır.
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
112
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Hangi faaliyetlerin üretişim kapsamında değerlendirileceği konusu tartışmalı
olmakla birlikte, Löfer tarafından bazı ayırt edici ilkeler geliştirilmiştir. Bunlar: (1)
hizmetten faydalananlar pasif değil aktif birer unsur olmalıdır, (2) üretişim, hizmet
veren ve alanlar arasındaki paternalistik (ataerkil) ilişkilerden ziyade işbirliğini
teşvik etmelidir, (3) üretişim, sadece sunulan hizmetlere değil onların sonuçlarına
da odaklanır, (4) Üretişim ikame edici ya da katkı sağlayıcı bir özelliğe sahiptir
(Löfer, 2018: 2-9).
Üretişimin ekonomik, siyasal, toplumsal ve davranışsal birçok etkisinden söz
edilebilir. Bu konuda yapılan bir çalışmada, üretişimin “daha iyi hizmet”, vatandaş
ile kurumlar arasında “daha iyi ilişkiler” ve “daha iyi bir demokrasiye” hizmet ettiği
ifade edilmektedir. Üretişim sayesinde gerçekleşen daha iyi hizmetin dayanakları:
(1) maliyet etkinliği, (2) kalite, (3) memnuniyet ve (4) performanstır. Vatandaş ve
kurumlar arasında daha iyi ilişkiler geliştirilmesine yönelik dayanaklar: (1) hesap
verebilirlik, (2) öğrenme, (3) cevap verebilirlik (4) şeffaık ve (5) güvendir. Daha
kaliteli demokrasinin dayanakları ise (1) yetkilendirme, (2) adalet ve (3) eşitliktir.
Üretişim, faydalarının yanı sıra uygulamadan ve insan unsurundan kaynaklanan
bazı riskleri de barındırmaktadır. Bu risklerden biri “kendine hizmet eden önyargı”
riskidir. Vanleene vd.’nin (2015: 9-18) aktardığına göre Bendapudi ve Leone’un
(2003) çalışmaları bu riski açıklamaya yöneliktir. Vanleene vd. bu çalışmada,
vatandaşların sunumuna destek verdikleri hizmetlerin değerlendirilmesinde, kendi
çabalarına yüksek derecede olumlu baktıklarından ancak, başarısızlık durumunda
ise sorumluluğu karşı tarafa yükleme eğilimi gösterdiklerinden söz etmektedir.
Yine Vanleene vd. tarafından aktarılan (2015: 9) Troye ve Supphellen’in
(2012) çalışmalarında ise “pozitif önyargının” ele alındığı belirtmektedir. Pozitif
önyargıdan kastedilen şeyin, müşterilerin üretişim yoluyla sunulan hizmetlerin
çıktılarını diğer hizmetlere nazaran daha olumlu değerlendirdikleri dolayısıyla,
üretişim faaliyetleriyle elde edilen çıktıların, olduğundan daha yüksekmiş gibi
gösterilmesidir.
Üretişimin bir diğer riski, üretişime katkı sağlayan ortaklar arasında,
farklı bakış açılarından kaynaklı olarak sonuçlardan memnuniyetsizlik duyulması
durumunda diğer katılımcıları suçlama riskidir. Bunun yanı sıra, sürece
katılamayan vatandaşların sonucu etkilemesi mümkün olamayacağından üretişim
uygulamasından ve sonucundan memnun olmama ihtimali söz konusudur. Ayrıca,
üretişim sürecine katılım talep edilecek vatandaşların adil ve geniş kapsamlı
olarak seçilmesi mümkün olamayacağından bir kısım vatandaşların katılımını
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
113
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
sınırlandırma riski ortaya çıkacaktır. Fiili katkı gerektiren üretişim süreçlerine bir
kısım engelli vatandaşların katılamayacak olması da dikkat edilmesi gereken
noktalardan biridir (Vanleene, Verschuere ve Voets, 2015: 9).
Üretişim kavramı ve uygulamalarının, akademisyenler, profesyoneller,
politika yapıcılar ve toplumun önemli oranda dikkatini çekmesine rağmen, teorik ve
analitik açıdan tam olarak netlik kazanmadığına yönelik eleştiriler de bulunmaktadır
(Sancino ve Jacklin-Jarvis, 2016: 13). Kavramın uygulamaya yönelik ciddi
zorluklar barındırdığı ifade edilmektedir. Önemli fırsatlar bulunmasına rağmen,
koşulların oluşturulması açısından önemli engeller bulunduğuna işaret edilmektedir.
Her şeyden önce üretişim, kamu hizmeti sunanlarla vatandaşlar arasındaki bir
konsültasyondan ibaret olmayıp, kamu hizmeti sunan profesyoneller ve vatandaşlar
arasındaki güç dengesinde ciddi bir kayma gerektirmektedir. Mevcut kurumlarla
sağlanması çok güç olan, yeni esnek, yerel nitelikli bir yapılanmaya ihtiyaç
vardır. Üretişim, sadece bir grup gönüllünün değil herkesin karşılıklı alışverişini
sağlayan yeni bir algı gerektirmektedir. Üretişim, kamu hizmetlerinin dönüşümüne
yönelik önemli bir kapasite barındırmaktadır. Sadece vatandaşlar açısından değil,
kamu çalışanları açısından da bir dönüşüm gerektirmektedir. Kamu hizmetlerinin
sürdürülebilirliğine de önemli katkı sunan üretişim, doğru şekilde uygulamaya
konulduğunda, hizmetleri doğru şekilde sunabilmek açısından hizmet sunumunda
inovasyona yol açma potansiyeli taşımaktadır (Boyle ve Harris, 2009: 17, 18,
23).
Önemli riskler taşımakla birlikte, devletlere ve toplumlara birçok katkısı
olan üretişim kavramının dünyada hem ulusal hem de yerel düzeyde farklı
uygulamalarına rastlanılmaktadır. Yerel ölçek, vatandaş katılımı bakımından
daha uygun bir ortam sunmaktadır. Yerel kamu hizmetlerinin kalitesi ise ancak
kullanıcıların ihtiyaç ve beklentileri ile daha uyumlu hale getirilmesiyle geliştirilebilir.
Yerel halkın doğrudan katılımına imkân sağlama yöntemleri arasında üretişimin
önemi gün geçtikçe artmaktadır. Üretişim, yerel yönetişimin bir tezahürü olduğu
gibi sosyal katılımın da ileri bir biçimi olarak kabul edilmektedir (Podgórniak-
Krzykacz, 2015: 165-166). Bu durum aynı zamanda kendi kendine organize
olan toplumun da bir sonucudur (Barnes vd., 1999: 112).
Üretişimin daha iyi anlaşılabilmesi için bazı uygulama örneklerinin
incelenmesi yararlı olacaktır. Bu örneklerden biri, “Cape Town Bilgi Aktarım
Programı”dır. Bu program, Cape Town’da yaşayan uygulamacılar ile Cape
Town üniversitesindeki akademik personel arasında kentsel sorunlara yönelik
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
114
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
bilgi paylaşımı ve çözüm önerileri geliştirmeyi amaçlamaktadır (Patel vd., 2015).
Hollanda’daki bir uygulamada ise üretişim, kentsel kalkınma planlamasında bir
strateji olarak kullanılmaktadır. Kamu görevlileri ve mahalle sakinleri, sorunları
tanımlamak, planlar geliştirmek ve inovatif faaliyetler yürütmek için işbirliği
yapmaktadırlar. Buradaki amaç, vatandaşların yerel ihtiyaçlarını kendilerinin
katkısıyla belirlemek ve kentsel planlamada sonradan ortaya çıkabilecek
anlaşmazlıkları daha başta ortadan kaldırmak ve süreci hızlandırmaktır (Susskind
ve Elliot, 1983: 13-15). Hollanda’da rastlanan başka bir uygulama örneği ise
“3C” (Collaborative, Communities, Coproduction) metodudur. Bu metot, vatandaş
ve kamu otoritelerinin planları birlikte yapması, uygulaması ve değerlendirmesi
faaliyetlerini içermektedir. İlk olarak Groningen kentinde uygulanmaya başlanan
3C metoduyla, sadece hazırlık sürecinde değil tüm süreçlerde etkin bir vatandaş
katılımı hedeenmektedir. Bu metotla (i) grup kimliği, paylaşılan vizyon ve
sağlam kolektif hedeer teşkil etmek suretiyle vatandaşların toplu yöneliminin
güçlendirilmesi, (ii) yerel halk ve kamu otoritelerince elde edilen kazanımların
aynı yöne sevk edilmesi amaçlanmaktadır (Frieling vd., 2014).
Almanya’nın Altena kentinde, Belediye Başkanı uzun süredir yayalaştırılması
hedeenen ancak çeşitli nedenlerle gecikmiş olan şehir merkezindeki bir cadde için
yöre sakinlerini destek vermeye davet etmiştir. Vatandaşlar, belediye çalışanları,
esnaf ve belediye meclis üyeleri projeye destek vermiş ve belediye tarafından
sağlanan araç, gereç ve yapı malzemelerini kullanarak yolu sadece yayalar için
kullanılabilir hale getirmişlerdir. Bugün Altena, 100.000’in üzerinde ziyaretçi
almakta ve kent merkezi ile Altena Kalesi arasında yayalaştırılan bu yol bir cazibe
merkezi haline gelmiştir (Schlappa, 2017).
ABD’de, Rochester (New York), Tampa (Florida), St. Luis (Missouri) yerleşim
yerlerindeki kamu güvenliğinin sağlanmasında polis teşkilatı ile bireyler ve
hane halkları arasındaki işbirliği bir başka üretişim örneğidir. Kamu güvenliği
kapsamında yapılan, vatandaşların konut güvenliği için aldıkları ilave kapı
kilitleme sistemleri, alarm takılması, pencerelerin daha emniyetli hale getirilmesi,
kişisel koruyucu silahlar, bekçi köpeği edinilmesi ve suç önleme gruplarına katılım
sağlanması çalışmaları üretişim olarak değerlendirilmektedir (Kiser ve Percy,
1980).
Georgia Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, kampüs güvenliğinin
yaşadığı zorluklara işaret ederek, büyük çoğunluğu daha önce aile gözetiminde
yaşamaya alışkın gençlerin üniversite kampüslerinde yaşamaya başladığında,
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
115
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
bağımsızlıklarının kısıtlandığı gerekçesiyle polis gözetimine karşı olumsuz bir algıya
kapıldıklarına işaret etmektedir. Her yıl öğrencilerin yaklaşık yüzde yirmi beşinin
mezun olması ve yeni öğrencilerin gelmesi, üniversitedeki güvenlik sorunlarının
devam etmesine yol açmaktadır. Bu durum, kampüs güvenlik teşkilatının güvenlik
sağlamak için yeni bir felsefe arayışına neden olmuştur (Toplum Destekli Güvenlik
Felsefesi - Community-Oriented Policing Philosophy). Proje kapsamında üniversite
güvenlik teşkilatı, web sitesinde, üniversitedeki topluluğun kendisine destek vermesi
ve kendi emniyetleri açısından daha uygun seçimler yapması için bilgilendirme
ve uyarılarda bulunmaktadır. Bu yöntem çerçevesinde yeni öğrencilere, güvenlik
hizmetine verecekleri desteğin suçun önlenmesi açısından önemini açıklayan
videolar gösterilmekte ve gönüllü öğrencilere eğitim verilmektedir. Georgia
Üniversitesi, 2013 yılının ilk çeyreğinde, 355 öğrenciye güvenlik eğitimi vermiştir.
Üniversite güvenlik teşkilatı aynı zamanda çevrimiçi olarak ve sosyal medya
vasıtasıyla, suçun önlenmesine yönelik ihbarları da kabul etmektedir. Georgia
Üniversitesi, suçun önlenmesine yönelik olarak “UGA Alert System” adlı bir
sistem kurmuş olup, öğrenciler ve üniversite çalışanlarına yönelik çeşitli ikazlarda
bulunmaktadır (Williams vd., 2016).
Hollanda Komşu Kollama (Dutch Neighbor Watches) uygulaması,
mahallede komşuların birbirlerinin güvenliğini sağlamaya yönelik ortaya
çıkan başka bir üretişim örneğidir. Vatandaşlar bu maksatla, yerel düzeyde
belediye ve polis teşkilatı ile işbirliği içinde güvenlik hizmeti sunumuna destek
vermektedirler. Vatandaşlar kendi inisiyatieri dâhilinde, çevrelerine karşı daha
duyarlı olmak suretiyle elde ettikleri gözlemlerini ilgili birimlere aktararak güvenlik
teşkilatına ve komşularına destek olmaktadırlar. Belediyeler ve güvenlik birimleri
de vatandaşlara bilgilendirme eğitimleri sağlamaktadır (Eijk ve Steen, 2015).
Belçika’da uygulanmakta olan komşu kollama sisteminde bazı küçük farklar
bulunmasına rağmen, genel olarak komşuların birbirlerini kollayıp gözetmesi
hedeenmektedir. İzleme ve sinyalizasyon yoluyla ve sokaklardaki vatandaşların
dikkatiyle güvenlik tehditlerine ilişkin bilgiler elde edilmektedir. Şüpheli bir durum
tespit edildiğinde, komşu kollama sistemine dâhil olan vatandaşlar (coproducers)
polis teşkilatı ile iletişime geçmektedirler. Sonuç olarak belediyeler, polis ve
vatandaşlar, güvenliği arttırmak, sosyal kontrolü geliştirmek ve suçu önlemek
amacıyla işbirliği yapmaktadırlar (Eijk vd., 2017: 328).
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
116
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
2. ÜRETİŞİM ÖRNEĞİ OLARAK TOPLUM DESTEKLİ POLİSLİK
Türkiye’de üretişim kapsamında değerlendirilebilecek örneklere rastlamak
mümkündür. Bu örneklerden birisi, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli
Polislik Şube Müdürlüğü tarafından uygulanan “Komşu Kollama” ve “Keşke
Demeden” adlı projelerdir.
2.1. Kamu Hizmeti Olarak Güvenlik
Kolluk, kamu düzeninin sağlanması amacıyla yürütülen bir kamu hizmeti
faaliyetidir. Kamu düzeni ise kamu güvenliği, kamu huzuru ve kamu sağlığı
unsurlarından oluşmaktadır. Kamu güvenliği en temel kamu hizmetlerinden olup,
kişilere ya da mallara zarar verecek tehlikelerin yokluğu anlamına gelmektedir
(Gözler ve Kaplan, 2014: 244-245). Güvenlik, toplumsal yaşamın huzur içinde
devamı ve kamu düzeninin sağlanmasında devlet-toplum ilişkileri bakımından
ayrı bir yere sahiptir.
Klasik güvenlik yaklaşımında, toplumsal hayatın belirli bir düzen içinde
sürdürülmesi ve bireysel özgürlüklerin korunabilmesi amacıyla güvenlik
hizmetlerinin yürütülmesi sorumluluğu devlete verilmiş ve bu görevin başka
kişilere ya da kuruluşlara devredilemeyeceği (Ekinci, 2011: 61-62; Özgür ve
Erciyes, 2017: 82-83) düşünülmüştür. Dolayısıyla böyle bir anlayış sonucunda iç
güvenliğe ilişkin hizmetlerin sadece devletin güvenlik güçleri tarafından sunulması
gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Klasik güvenlik yaklaşımının bir diğer özelliği, güvenlik hizmetlerinin suçun
işlenmesi sonrasında müdahale edilerek, suçun aydınlatılması ve failler hakkında
gerekli hukuki işlemlerin yapılmasına odaklanan reaktif polislik çerçevesinde
sunulmasıdır. Ancak toplumsal yaşamın hemen her alanında meydana gelen
hızlı değişimler, güvenlik alanında farklı bakış açılarını gündeme getirmiştir. Bu
değişimler polislik yaklaşımının, suçun işlenmesinden sonra değil, suç ortaya
çıkmadan önce önlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla suç öncesi
polisin yaptığı suçun oluşmasına yol açacak nedenlerin ortadan kaldırılmasına
yönelik bu tür faaliyetler suç önleme faaliyetleri olarak kabul edilmektedir. Diğer
polislik yaklaşımlarında olduğu gibi önleyici polislik yaklaşımında da halkın
desteğinin ve yardımının önemli bir rolü bulunmaktadır. Önleyici polislik yaklaşımı
çerçevesinde değerlendirilen Toplum Destekli Polislik (TDP) ise polislik hizmetlerinin
halkın desteğiyle yürütülmesini ifade etmektedir (Aydın, 2014: 82-83).
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
117
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
2.2. Toplum Destekli Polislik
Amerikan polis teşkilatının önemli bir reformu olarak görülen toplum
polisliği, polis teşkilatının halka bakışında bir felsefe değişikliği olarak
değerlendirilmektedir. Toplum polisliği, polis teşkilatının sadece suç odaklı değil,
vatandaşın güvenlik talepleri ve desteklerine karşı da duyarlı olmasını sağlayan bir
uygulamadır (Kappaler ve Gaines, 2011: 3). Toplum polisliği idealinde, topluma
hükmeden geleneksel polislik tarzı terk edilmektedir. Bu anlamda, polis teşkilatı,
toplumdaki güç dengelerini değiştiren bir sürecin aktif katılımcısı olmaktadır. Bu
uygulama, polis teşkilatının sadece suça müdahaleye karşı değil, toplumun kendi
güvenlik endişelerine yönelik olarak da hizmet vermesini sağlar (Kappaler ve
Gaines, 2011: 4; Grabosky, 2009: 1-2).
Yaygın olarak önemi kabul edilmesine rağmen, toplum polisliği birçok insan
için, halkla ilişkiler kampanyası, yeniden programlanan yaya devriyeleri, etnik
gruplarla iyi ilişkiler, basınla ilişkilerin düzenlenmesi, komşu kollama, dedektif
devriyeleri ve polis memurlarının hane ziyaretleri gibi çok sayıda uygulamayı
içermektedir (Bayley, 1988: 225).
Toplum polisliği, birçok ülkede farklı kavramlar altında yaklaşık 40 yıldır
uygulanmaktadır. Toplum polisliği uygulamasında polis teşkilatı ve toplumun
dönüşüm kapasitesi önemli rol oynamaktadır. Bu açıdan polis memurlarının
kendisini vatandaş yerine, vatandaşın da kendisini polis memurunun yerine
koyabilmesine ihtiyaç vardır (Innes vd., 2009: 13)
İngiltere’de toplum polisliğine ilişkin olarak Mahalle Polisliği (Neighbourhood
Policing) ve Polis-Toplum Birlikteliği (Police and Communities Together) şeklinde
uygulamalar görülmektedir. Polis ve toplum birlikteliği kapsamında başarılması
gerekenler üçe ayrılmaktadır; (i) vatandaşların suç ve kargaşaları polis teşkilatına
bildirmeye teşvik edilmesi, (ii) vatandaşların yerel öncelikleri tanımlamakta polis
teşkilatına yardımcı olması, (iii) polis teşkilatının kendi faaliyetlerini “müşterilerine”
(vatandaşlar) aktaracağı forumlar tesis etmesi (Innes vd., 2009: 15). İngiltere’deki
mahalle polisliğinin uygulamaya konulması, 2003’te polis teşkilatının 16 biriminde
uygulanan bir ampirik araştırmanın (National Reassurance Policing Programme-
NRPP) sonuçlarına dayanmaktadır (Innes vd., 2009: 13). Vatandaşların polis
teşkilatına desteğini sunmasının bazı faydaları vardır. Bunlar arasında belki en
önemlisi; demokratik polislik uygulamalarının vatandaş nazarında, polis teşkilatına
üst makamlardan sağlananın ötesinde bir meşruiyet kazandırabilmesidir (Herbert,
2009: 84).
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
118
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Toplum polisliği uygulamalarının başarılı örneklerinden birisi de
Avustralya’da karşımıza çıkmaktadır. Avustralya’da polis teşkilatı ile vatandaş
arasında işbirliğine önem verilmektedir. Bu işbirliği, suçun önlenmesi ve
azaltılmasına yönelik başarılı sonuçlar üretmektedir. Toplum destekli suç önleme
stratejileri arasında Komşu Kollama, Hane Emniyeti ve Hane Destek Hizmetleri
sayılmaktadır (Fleming ve O’Reilly, 2009: 71-73).
Toplum polisliği, 1990’ların sonlarından itibaren Çin’de de birkaç kentte
uygulanmaya başlamıştır. Elde edilen başarılı sonuçlar doğrultusunda 2002 yılında
Kamu Güvenliği Bakanlığı, toplum polisliğinin 2004 yılına kadar tüm büyük ve
orta büyüklükteki kentlerde uygulamaya geçeceğini ilan etmiştir. Ardından Kamu
Güvenliği Bakanlığı ve Vatandaşlık İşleri Bakanlığı, toplum polisliği uygulamasının
ulusal düzeyde güçlendirilmesine yönelik bir yönetmelik yayınlamıştır (Zhong,
2009: 176, 177).
Türkiye’de Toplum Destekli Polislik (TDP), 2003 yılında AB–Türkiye Mali
İşbirliği kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından İspanya ile işbirliği
yapılarak yürütülen “Türk Polis Teşkilatının Sorumluluğunun, Verimliliğinin ve
Etkinliğinin Güçlendirilmesi Twinning (Eşleştirme) Projesi”nin alt bileşenlerinden
birisi olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu uygulamanın amaçlarından bazıları şu
şekilde sıralanmıştır;“Toplumun öncelikli güvenlik beklentileri ve önerilerini tespit
etmek; toplumsal kesimlerle güvenlik sorunlarına yönelik toplantılar yapmak;
suçtan mağdur vatandaşlara moral desteği sağlamak; eğitim çağındaki çocukların
ve gençlerin suçlardan ve kötü alışkanlıklardan korunmasına yönelik çalışmalar
yapmak; suç oluşumunda etkili olan unsurları belirlenmesi ve giderilmesine yönelik
ilgili kişi ve kurumlarla işbirliği yapmak; halkı suçlara karşı bilinçlendirmek ve
polis ile vatandaşların ilişkisini güçlendirmek; toplumdaki güvenlik kaygısının ve
suç korkusunun azaltılması için çalışmalar yapmak; çeşitli etkinlikler ve projelerle
TDP yaklaşımının yaygınlaştırılmasına katkı sağlamaktır” (Toplum Destekli Polislik
Şube Müdürlüğü, 2018). 
TDP faaliyetleri kapsamında; vatandaşlarla güvenlik hizmetlerine ilişkin
sorun çözme toplantıları gerçekleştirilmekte; vatandaşların genel ve bireysel
güvenliklerine ilişkin bilgilendirilmeleri amacıyla toplantılar yapılmakta; değişik
materyaller kullanılarak genel güvenlik hizmetleri, suç önleme, suçtan korunma ve
bireysel güvenlik önlemleri, hırsızlık, kapkaç, yankesicilik gibi suçlardan korunma
yöntemleri hakkında vatandaşların farkındalıkları arttırılmaya çalışılmakta; bireysel
irtibat çalışmaları gerçekleştirilmekte; eğitim kurumları ile iletişim ve koordinasyon
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
119
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
toplantıları yapılarak öğrenci, öğretmen ve ailelerle iletişim güçlendirilmekte;
polisin insani yönünü ön plana çıkarmak ve toplumla kaynaşmasını sağlamak için
sosyal etkinlikler ve sosyal yardım faaliyetleri düzenlenmekte ve suç mağdurlarına
destek çalışmaları yürütülmektedir (Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü,
2018).
TDP kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından iki önemli proje
hayata geçirilmiştir. Bunlar; “Komşu Kollama” ve “Keşke Demeden” projeleridir.
2.3. Bir Üretişim Örneği Olarak Komşu Kollama ve Keşke
Demeden Projeleri
Komşu kollama uygulaması, toplumsal güvenlik alanındaki bir üretişim
örneğidir. Bu uygulama polis teşkilatı, vatandaşlar ve belediyelerin yaşanabilir,
güvenli bir çevre oluşturma amacıyla bir araya gelmesiyle gerçekleştirilebilir.
Burada odak noktası, suçun önlenmesi ve gönüllülüğün teşvik edilmesidir. Komşu
kollama uygulaması, üretişimin temel nitelikteki kamu hizmetlerinin sunumunda
önemli bir örnek olarak görülmektedir (Eijk, 2018: 223). Başarılı bir komşu
kollama programının temel unsuru, üyelerin gönüllü olarak aktif katılımının
sağlanabilmesidir (Huck ve Kosfeld, 2007: 271).
Kappaler ve Gaines’e göre (1988: 527) komşu kollama (neighborhood
watches) sistemi, site gözetimi ve vatandaşların çevrelerini kollaması şeklinde
gerçekleşen ve toplumsal alanda suçun önlenmesine yönelik olarak polis teşkilatı
tarafından kullanılan bir yöntemdir. 1970’li yıllarda ABD’de ilk örnekleri görülen
komşu kollama sistemi 1983 yılında İngiltere’de de uygulanmaya başlamıştır.
Komşu kollama sistemi içinde yer alan faaliyetler toplum gözetimi, hane gözetimi,
apartman gözetimi ve site gözetimi gibi değişik uygulamaları kapsamaktadır
(Bennett, 1988: 241-242).
Hollanda’da 1980’lerde uygulamaya konulan komşu kollama sistemi,
hükümetin ve polis teşkilatının, güvenlik meseleleri ve yaşam kalitesinin
yükseltilmesine vatandaşların katılmasını teşvik etmesiyle ortaya çıkmış ve yoğun
ilgi görmüştür (Lub, 2018: 4). 1970’lerden sonra Anglo-Sakson ülkelerinde yapılan
araştırmalar, özellikle ABD ve İngiltere’deki komşu kollama uygulamalarının suç
oranlarını önemli oranda azalttığını göstermiştir (Lub, 2018: 16).
Türkiye’de Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube
Müdürlüğü tarafından 2006 yılında başlatılan Komşu Kollama Projesi, 2018
yılına kadar sürdürülmüştür. Proje hakkındaki veriler Antalya Emniyet Müdürlüğü
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
120
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
ile yapılan yazışma sonucunda elde edilmiştir. Bu bilgilere göre Komşu Kollama
Projesi’nin yaklaşık maliyeti 150.000 TL olarak belirtilmiştir. Projenin amaçları;
“polisin yanı sıra vatandaşın da çevresinde olup bitenlere karşı daha duyarlı
olmasını sağlamak; toplumda bireyler üzerindeki güvenlik duygusunun
geliştirilmesi ve olası riskler hakkında toplumun bilgilendirilerek algılanan suç
korkusunun azaltılmasını sağlamak; il genelinde daha huzurlu ve güvenli bir
yaşam ortamı temin edilmesine katkı sağlama” şeklinde sıralanmıştır (Antalya
Emniyet Müdürlüğü, 2018).
Proje kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler: “Merkez ilçelerde görevli
mahalle polisleri tarafından vatandaşları/hane/ikamet sahiplerini bilgilendirmek
amacıyla ‘hırsızlık’ suçlarına karşı duyarlı olunması, güvenlik tedbirlerinin alınması
gibi konularda bilinçlendirmek için sitelerde, apartmanlarda, mahallelerde
toplantılar düzenlenmesi; alanda/mahallerde/toplantılarda broşür, aş, şaka
makbuzu, sticker dağıtılarak bilgilendirmeler yapılması; yapılan bilinçlendirmeler
ile topluca yaşanılan alanlarda komşuların birbirlerine sahip çıkarak, duyarlı
olmalarının sağlanması; mahalle, alan, site gibi vatandaşların toplu bulunduğu
yerlerde bilgilendirme toplantıları (bilgilendirme sunumları) yapılması; broşür, aş,
sticker, reklam panosu (billboard) çalışmaları yapılması; basının ve vatandaşların
bilgilendirilmesi (TV programları, röportaj, yapılan çalışmaların anlatılması);
suçlara yönelik tedbir alınmasının sağlanması ve toplumsal duyarlılığın arttırılması;
site güvenlik tedbirlerinin (site kapılarının kilitli tutulması, kamera, tel örgü,
ışıklandırma vb.) alınmasıdır” (Antalya Emniyet Müdürlüğü, 2018).
Proje kapsamında 206.966 haneye ve 916.626 vatandaşa ulaşılarak
projenin tanıtımı ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda bilgilendirme
yapılmıştır. Proje kapsamında, mahalle toplantıları, site ve apartman toplantıları,
STK ve tüm kamu kurum ve kuruluşları ile toplantılar, ayak izi uygulaması, zil
uygulaması, görünmez kalem uygulaması, site-apartman risk analizleri ile aş,
sticker ve broşür çalışmaları yapılmıştır. Projeye, Akdeniz Üniversitesi, Belediyeler,
Muhtarlar, STK’lar ve tüm kamu kurum kuruluşların destek verdiği (Antalya Emniyet
Müdürlüğü, 2018) ifade edilmiştir.
Projede geri dönüşlerle ilgili net bir istatistik tutulmamakla birlikte, il
merkezinde suç oranlarındaki değişimler, yazılı/sözlü yüz yüze yapılan bildirimler,
yapılan eleştiri, yorum, öneri ve iyileştirmeler ile vatandaşın projeye destek verdiği,
sorunların çözümüne katkı sağlamaya çalıştıkları belirtilmiştir. Proje süresince
uygulamaya dâhil olan sitelerde ve apartmanlarda yaşayan vatandaşların
duyarlılığının arttığı, apartman giriş kapılarının kapalı tutulmaya başlandığından
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
121
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
(Antalya Emniyet Müdürlüğü, 2018) söz edilmiştir. Alınan tedbirler sonucunda suç
oranlarında da düşüş gözlenmiştir (Komşu Kollama Projesi, 2018).
Proje 2007 yılında Aspendos Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü ile 2008
yılında ANSİAD tarafından verilen Kamuda İnovatif Hizmet Ödülünü almıştır.
2009 yılında İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Bakanlığı’nca Mülki ve Yerel
Yönetimlerde yeni Fikirler ve Örnek Uygulamalarda kamu hizmetlerini Geliştirme
ve İyileştirme alanında Örnek Proje seçilmiştir. Ayrıca proje Türkiye geneline
yayılarak birçok ilde örnek olarak uygulanmaya başlamıştır. Bu kapsamda
2018 yılında yine Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube
Müdürlüğünün koordine ettiği Asayiş Şube Müdürlüğünün desteklediği, hırsızlık
suçları ile etkin mücadele kapsamında 11 Nisan 2018 tarihinde “Keşke Demeden”
adlı yeni bir proje başlatılmıştır (Antalya Emniyet Müdürlüğü, 2018).
Projeye ilişkin olarak Antalya Emniyet Müdürlüğünden elde edilen bilgiler
doğrultusunda, “Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin
alanda, mahallelerde, iş yerlerinde, pazar yerlerinde, alışveriş merkezlerinde,
belediye otobüsleri, tramvay, toplu taşıma araçlarında vatandaşları, yöneticileri,
çalışanları bilgilendirme çalışmaları yürüttükleri ifade edilmiştir. Ağustos 2018
itibariyle iş yerlerine, kamu binalarına ve toplu taşıma araçlarına 700 aş asılmış,
2000 anket broşür dağıtılmış, 1000 adet sticker kapı/bina/bankamatiklere
yapıştırılmış, 7200 vatandaşla yüz yüze bilgilendirme görüşmeleri yapılmıştır.
Belediye Başkanlarına ve kamu/özel kurum kuruluşlara destek ziyaretleri
yapılmış, merkez ilçe muhtarlarına özel kamera sistemleri, çelik kapı ve PVC
kapı/kilit sistemleri ile ilgili bilgilendirme sunumları düzenlenmiş, mahallelerde
vatandaşlarla bilgilendirme toplantıları yapılmıştır. Yaklaşık 80 iş yeri ve siteye
kamera takılması için önerilerde bulunulm, gerekli güvenlik tedbirlerini alan
vatandaş/iş yerlerine plaket verilmesi ve topluca yemek verilmesi planlanmıştır.
Proje kapsamında 400 iş yeri/bina/sitenin kamera takılması hedeenmiştir”
(Antalya Emniyet Müdürlüğü, 2018).
Vatandaşları görsel açıdan bilgilendirmek ve hırsızlık suçları ile etkin
bir şekilde mücadele edebilmek için Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile işbirliği
içerisinde çeşitli noktalarda bulunan 17 adet reklam panosuna “Keşke Demeden
projesi aşleri asılmıştır. TDP Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler aşlerin önünde
bilgilendirmeler yapmış, broşürler dağıtmış ve vatandaşlarla görüşmeler
gerçekleştirmiştir. Ayrıca, Muratpaşa, Konyaaltı ve Kepez ilçelerindeki muhtarlara
özel bir kamera şirketi tarafından, kamera sistemleri, çelik kapı ve PVC kapı/kilit
sistemleri ile ilgili bilgilendirmeler yapılmıştır (Antalya Emniyet Müdürlüğü, 2018).
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
122
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
“Keşke Demeden” Proje grubu tarafından gerçekleştirilen diğer faaliyetler
ise şunlardır (Keşke Demeden Projesi, 2018):
• 45.000 adet broşür, 6.000 adet aş, 5.000 adet sticker hazırlanarak
yerel imkânlarla bastırılmış ve büyük kısmı dağıtılmış,
• 2.426 iş yeri, AVM, taksi durağı ve diğer ticari işletme sahipleri,
çalışanları ve müşterileri ile görüşülmüş, proje ve güvenlik tedbirleri
konusunda bilgilendirme yapılmış,
• 451 apartman, site, hane ve ikametgâh ziyaret edilerek hane sakinleri
proje ve güvenlik tedbirleri konusunda bilgilendirme yapılmış,
• 180 kamu kurum ve kuruluşu ziyaret edilerek çalışanlar proje ve
güvenlik tedbirleri konusunda bilgilendirilmiş,
• 50 okul/eğitim kurumu/sosyal hizmet alanı ziyaret edilerek çalışanlar,
öğrenciler ve eğitmenler proje ve güvenlik tedbirleri konusunda
bilgilendirilmiş,
• 45 adet işletme, kurum, kuruluş ve haneye güvenlik kamera sistemi,
• 1 adet işletmeye alarm sistemi kurulması sağlanmış,
• 16 adet işletme, kurum, kuruluş ve hane güvenlik kamera sistemlerini
güncellemiş ve ilave kamera kurulumu sağlanmış,
• 145 adet iş yeri ve hane kamera sistemi kurma sözü vererek kurulum
çalışmaları başlatılmış,
• Proje kapsamında kamu/özel kurum/kuruluş/belediye vd. üst düzey
10 ziyaret yapılmış, ilçe muhtarlıkları dâhil 15 toplantı düzenlenmiş,
toplumsal duyarlılığı arttırmak amacıyla biri işitme engelliler diğeri
vatandaşların katılımıyla 2 adet video klip hazırlanmış,
• Büyükşehir Belediyesine ait 17 reklam panosu 1 hafta süre ile görsel
bilgilendirme afişi olarak kullanılmış,
• Yaklaşık 40.000 kişi ile mahalle, park, fuar, stant, etkinlik, toplantı gibi
alanlarda yüz yüze görüşmeler yapılmış,
• Esnaf ve Sanatkârlar Odasına bağlı oda başkanlıklarının sosyal medya
hesapları/internet sitelerinde proje bilgilendirmelerinin yayınlanması
amacıyla görüşmeler yapılmış,
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
123
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
• Kapalı/açık semt pazarlarına kamera sistemi kurulması, hırsızlık
suçlarına karşı bilinçlendirme panolarının oluşturulması için destek
sağlanmıştır.
Her iki projenin de üretişim açısından güvenlik alanındaki uygulama
örnekleri olduğu görülmektedir. Özellikle güvenlik gibi toplumun genelini
ilgilendiren önemli bir kamu hizmetinin sunumuna vatandaşın gönüllü katılımı ve
desteği ile toplumsal huzurun geliştirilmesi yönündeki çabalar, Türkiye’de her ne
kadar adı yeni konulmuş olsa da çok sayıda üretişim faaliyetinin varlığına işaret
etmektedir.
SONUÇ
Kamu harcamalarını azaltmak, vatandaşları bilinçlendirmek ve sosyal
kaynaşmayı güçlendirmek gibi faydaları bulunan üretişim, vatandaşlar, işletmeler,
sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşlarının birlikte çalışabilecekleri bir
model ortaya koymaktadır. Üretişim ile sorunun paydaşları kamu hizmetlerinin
planlanması, sunulması veya değerlendirilmesi süreçlerine katılabilmektedirler.
Avrupa’da oldukça yaygın olarak kullanılan üretişim uygulamalarının önemi
dünyanın diğer ülkelerinde de gün geçtikçe artmaktadır.
Çalışma kapsamında incelenen Komşu Kollama ve Keşke Demeden projeleri,
güvenlik hizmetlerinden beklenen başarının sağlanması amacıyla vatandaşların
hizmet sunum sürecine dâhil olmasını sağlayan iki önemli üretişim uygulamasıdır.
Her iki projede de vatandaşların, çevrelerinde güvenliği tehdit eden durumları
gönüllük esasına dayalı olarak polis merkezlerine bildirmeleri, kendi yaşam
alanlarında bireysel güvenlik tedbirlerini almaları, bilgilendirme toplantılarına
katılarak ihtiyaç halinde polislere nasıl destek sağlayacaklarını öğrenmeleri
güvenlik hizmetlerinin üretişim yoluyla sunulmasına örnek teşkil etmektedir.
Proje kapsamında yer alan sitelerde ve apartmanlarda yaşayan vatandaşların
duyarlılığının artması ve apartman giriş kapılarının kapalı tutulmaya başlanması
gelecekte yaşanabilecek suç olayları üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilecektir.
Üretişime ilişkin bu tür örneklerin çoğalması ve kamu hizmetleri içindeki
payının yükselmesi ile birlikte halkın farkındalık ve kamusal hizmetlere ilişkin
duyarlılık düzeyleri yükselecektir. Bu sayede devlet ve toplum arasındaki bağlar
güçlenecek, vatandaşların devlete olan güveni artacak, kamu hizmetlerinin etkinlik
ve verimliliği yükselirken devletin hizmet maliyetlerinde azalmalar görülebilecektir.
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
124
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
KAYNAKÇA
Aydın, A. H. (2014), “Suç Önlemenin Önemi ve Etkisi”, KMÜ Sosyal ve Ekonomıχk
Araştırmalar Dergıχsi,16 (Özel Sayı I), 82-84.
Alford, J. (2009), Engaging Public Sector Clients, Palgrave McMillan, New York.
Alford, J. (2014), “The Multiple Facets of Co-Production: Building on the Work of
Elinor Ostrom”, Public Management Review, 16(3), 299-316.
Barnes, M., Harrison, S., Mort, M., Shardlow, P. ve Wistow, G. (1999), “The New
Management of Community Care: User Groups, Citizenship and Co-
Production”, The New Management of British Local Governance, (ss. 112-
127), Gerry Stoker (Der.), Macmillan Press Ltd., Hampshire/ London.
Bayley, D. H. (1988), Community Policing: A Report from the Devil’s Advocate. J.
Greene, ve S. Mastrofski içinde, Community Policing: Rhetoric or Reality (s.
225-238). New York: Praeger.
Bendapudi, N. ve Leone, R. P. (2003), Psychological Implications of Customer
Participation in Coproduction, Journal of Marketing, 67(1), 14-28.
Bovaird, T., Loefer, E., Ryzin, G. G. ve Parrado, S. (2014), “User and Community
Coproduction of Public Services: What Inuences Citizens to Coproduce?”,
Public Administration and the Modern State (pp. 109-124), J. D. Eberhard
Bohne (Der), Palgrave Macmillan, New York.
Boyle, D., ve Harris, M. (2009), The Challenge of Co-production. London, United
Kingdom: NESTA.Brudney, J. L. ve England, R. E. (1983), “Toward a
Denition of the Coproduction Concept”, Public Administration Review,
43(1), 59-65.
Eijk, C. V. ve Steen, T. (2015), “Why Engage in Co-Production of Public
Services? Mixing Theory and Empirical Evidence”, International Review of
Administrative Sciences, 82(1), 28-46.
Eijk, C., Steen, T. ve Verschuere, B. (2017), “Co-Producing Safety in the Local
Community: A Q Methodology Study on the Incentives of Belgian and
Dutch Members of Neighborhood Watch Schemes”, Local Government
Studies, 43(3), 323-343.
Ekinci, S. (2011), Devletin Dönüşümünün Güvenlik Alanına Yansıması: Türkiye’de
Güvenlik Yönetişimi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Yönetim Bilimleri
Anabilim Dalı, Ankara.
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
125
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Frieling, M. A., Lindenberg, S. M. ve Stokman, F. N. (2014), “Collaborative
Communities Through Coproduction: Two Case Studies”, American Review
of Public Administration, 44(1), 35-58.
Gözler, K. ve Kaplan, G. (2014), İdare Hukukuna Giriş, Ekin Basın Yayın, Bursa.
Grabosky, P. (2009), Community Policing, East and West, North and South. P.
Grabosky içinde, Community Policing and Peacekeeping (s. 1-12). Boca
Raton, Florida: CRC Press (Taylor ve Francis Group).
Herbert, S. (2009), Community Policing and Accountability. P. Grabosky içinde,
Community Policing and Peacekeeping (s. 81-94). Boca Raton, Florida:
CRC Press (Taylor & Francis Group).
Hunter, S. ve Ritchie, P. (2007), Co-Production and Personalization in Social Care.
Jessica Kingsley Publishers, London.
Innes, M., Abbott, L., Lowe, T. ve Roberts, C. (2009), Seing Like a Citizen: Field
Experiments in Community Intelligence-Led Policing. P. Grabosky içinde,
Community Policing and Peacekeeping (s. 13-32). Boca Raton, Florida:
CRC Press (Taylor & Francis Group).
Kappaler, V. E. ve Gaines, L. K. (2011), Community Policing: A Contemporary
Perspective, 6th Edition. Waltham, MA: Anderson Publishing (Elsevier).
Keşke Demeden Projesi (2018), Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli
Polislik Şube Müdürlüğü, http://www.antalya.pol.tr/Haberler/Sayfalar/
Keske-Demeden-Projesi-Faaliyetlerimiz-Devam-Ediyor.aspx, (Erişim Tarihi:
19.08.2018).
Kiser, L. L. ve Percy, S. L. (1980), “The Concept of Coproduction and Its Implications
for Public Service Delivery”. Paper Presented in the Workshop in Political
Theory and Policy Analysis, Annual Meetings of the American Society for
Public Administration, San Francisco.
Komşu Kollama Projesi (2018), Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli
Polislik Şube Müdürlüğü, http://www.antalya.pol.tr/tdp/sayfalar/komsu-
kollama-projesi.aspx, (Erişim Tarihi: (09.06.2018).
Levine, C. H. (1984), “Citizenship and Service Delivery: The Promise of
Coproduction”, Public Administration Review, 44(Special Issue), 178-189.
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
126
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Löfer, E., Parrado, S., Bovaird, T., ve Ryzin, G. V. (2008),” If You Want to go Fast,
Walk Alone. If You Want To Go Far, Walk Together: Citizens and the Co-Production
of Public Services”, http://www.govint.org/leadmin/user_upload/publications/
Coproduction_Citizen_Survey_2008.pdf (Erişim Tarihi:14.08.2018).
Löfer, E. (2018), “Why Co-Production is an Important Topic for Local Government”,
http://www.govint.org/leadmin/user_upload/publications/coproduction_
why_it_is_important.pdf , (Erişim Tarihi: 08.07.2018).
Lub, V. (2018), Neighborhood Watch in A Digital Age. Rotterdam: Palgrave
Macmillan.
Ostrom, E., Parks, R. B., Whitaker, G. P. ve Percy, S. L. (1978), “The Public Service
Production Process: A Framework for Analyzing Police Services”, Policy
Studies Journal, 7(1), 381-389.
Ostrom, E. (1996), “Crossing The Great Divide: Coproduction, Synergy, and
Development”, World Development, 24(6), 1073-1087.
Özgür, E., ve Erciyes, E. (2017), “Kamu Yönetiminde Yaşanan Dönüşümlerin İç
Güvenlik Sektörüne Yansimaları”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Mayıs 2017,
6 (1), 79 – 109.
Patel, Z., Greyling, S., Parnell, S., ve Pirie, G. (2015), Coproduction Urban
Knowledge: Experimenting with Alternative to Best Practice for Cape Town,
South Africa, International Development Planning Review, 37(2), 187-203.
Pestoff, V. (2006), “Citizens and Coproduction of Welfare Services: Childcare in
Eight European Countries”, Public Management Review, 8(4), 503-519.
Podgórniak-Krzykacz, A. (2015), “Co-Production for Local Public Services – A
Case Study of the Cooperative Hallenbad Nörten-Hardenberg Eg”, Zarz
dzanie Publiczne, 2(30), 165–176.
Ryan, B. (2012). “Co-Production: Option or Obligation?”, Australian Journal of
Public Administration, 71 (3), 314-324.
Sancino A., ve Jacklin-Jarvis C. (2016) Co-production and Inter-Organisational
Collaboration in the Provision of Public Services: A Critical Discussion,
İçinde: Fugini M., Bracci E., Sicilia M. (Edt.) Co-production in the Public
Sector, Springer Briefs in Applied Sciences and Technology, Springer,
Cham, (13-26).
Kamu Hizmeti Sunumuna Vatandaş Katılımı (Üretişim):
Antalya Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Örneği
127
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Schlappa, H. (2017), “Coproducing the Cities of Tomorrow: Fostering Collaborative
Action to Tackle Decline in Europe’s Shrinking Cities”, European Urban
and Regional Studies, 24(2), 162-174.
Shahana, R. (2018), “Practical Approaches to Co-Production”, http://www.
communitylivingbc.ca/wp-content/uploads/Practical-approaches-to-co-
production.pdf, (Erişim Tarihi: 24.07.2018).
Susskind, L. ve Elliot, M. (1983), Paternalism, Conict and Coproduction, Springer
Science+ Business Media LLC, New York.
TDK (2011), Türkçe Sözlük (11. Baskı), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara.
Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü. (2018), T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet
Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi Başkanlığı: http://www.asayis.pol.tr/
sayfalar/tdp.aspx, (Erişim Tarihi:16.08.2018).
Tu, X. (2015), “Empowering Citizens in Public Services: A Systematic Review of
Co-Production Cases”, 2015 IRSPM Conference, University of Birmingham,
March 30th – April 1st, (pp. 1-18). Birmingham, UK.
Vanleene, D., Verschuere, B. ve Voets, J. (2015), “Benets and Risks of Co-Production:
A Preliminary Literature Review. Paper Presented at the IIAS Workshop
on Coproduction, Nijmegen/Netherlands, Retrieved from https://biblio.
ugent.be/publication/6909634, (Erişim Tarihi: 20.06.2018).
Whitaker, G. P. (1980), “Coproduction: Citizen Participation in Service Delivery”,
Public Administration Review, 40, 240-246.
Williams, B. N., LePere-Schloop, M., Silk, P. D. ve Hebdon, A. (2016), “The
Coproduction of Campus Safety and Security: A Case Study at the
University of Georgia”, International Review of Administrative Sciences,
82(1), 110-130.
Zhong, L. Y. (2009), Community Policing in China: A New Era of Mass Line
Policing. P. Grabosky içinde, Community Policing and Peacekeeping (s.
169-186). Boca Raton, Florida: CRC Press (Taylor & Francis Group).