207
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
SAYIŞTAY
KARARLARI
Temyiz Kurulu Kararları
209
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
TEMYİZ KURULU KARARI
Tarih
:
09.01.2019
No
:
45512
Konu: Belediye Bağlı Kuruluş Müfettişlerine Yapılan Ödemeler
133 sayılı İlamın 1’inci maddesinde, … Su ve Atık Su İdaresi Genel
Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı biriminde çalışan müfettişlere, mevzuatında
belirlenen tutarın üzerinde özel hizmet tazminatı, yan ödeme zammı, makam
tazminatı ve görev tazminatı ödenmesi neticesinde kamu zararına sebebiyet
verilmesi nedeniyle ....-TL’ye tazmin hükmolunmuştur.
İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan …. ile Gerçekleştirme
Görevlisi olarak sorumlu tutulan ... aynı mahiyetteki dilekçelerinde aynen;
a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek 26 ncı maddesinde: “Bu
Kanuna ……………. ekli IV sayılı cetvelin 8 inci sırasının (a) bendinde;
En az dört yıl süreli yükseköğrenim veren fakülte veya yüksekokulları
bitirmiş, birinci dereceli kadroya atanmış ve Türkiye düzeyinde teftiş, denetim veya
inceleme yetkisine sahip merkez denetim elemanlarından;
……….Genel Müdürlük Müfettişleri,……….2000 gösterge rakamı
üzerinden, Makam tazminatı ödeneceği öngörülmüştür.
b) 12/05/2008 tarihli ve 2008/13694 sayılı, “Görev Tazminatı Ödenmesi”
hakkında Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinde; Devlet memurlarına
ödenecek zam ve tazminatların belirlendiği 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344
sayılı Bakanlar Kurulu Karına ekli İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali
Sorumluluk Zammı ile ilgili I sayılı cetvel (A) Genel İdare Hizmetleri bölümünün
devamında yer alan not kısmında;
……………….Bağımsız Genel Müdürlük Müfettiş ve Müfettiş ve
Yardımcıları;
……………..Temininde Güçlük Zammı puanının %50’si oranında İş
Güçlüğü Zammı ayrıca ödenir. ”
c) 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na
ekli cetvelin “Denetim Hizmetleri” başlıklı (B) fıkrasının 3 üncü sırasında yer alan:
Temyiz Kurulu Kararı
210
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
“3 a) ……………….... bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı
genel müdürlükler hariç) Müfettişleri....... -1-2 derecelerden aylık alanlar: 195”
hükümleri çerçevesinde ödemeler yapılmıştır.
III- HUKUKİ GEREKÇELER:
A) Danıştay 5. D.nin …. Müfettişleri hakkında verdiği 16.05.1990 tarih
ve 1989/2622 E. 1990/1034 K. sayılı kararında; ...“sözü geçen kanunun
(2560 sayılı Yasanın) 1.maddesinde yazılı belediyeye bağlılık deyiminin Genel
Müdürlüğün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıcı nitelikte değil, idarenin iç bünyesini
ve kuruluşunu ilgilendiren bir bağlılık olarak nitelendirilmesi gerekir.
Bu durumda … Genel Müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel
kişiliği olduğundan, bu bağımsız tüzel kişiliğine bağlı olarak çalışan müfettişlerin
de belediye müfettişi değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak kabulü
gerekir...”,
B) ….. Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğünde görevli Daire Başkanları ile 1. Hukuk Müşavirlerine 657 sayılı
Kanuna ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinde, müstakil genel müdürlük birinci
hukuk müşavirleri ile daire başkanları için öngörülen makam tazminatının ve buna
bağlı olarak görev tazminatının, ödemesi hakkındaki 31.5.2011 tarih ve 34814
tutanak numaralı Sayıştay 2.Daire Kararında; … Genel Müdürlüğü Birinci Hukuk
Müşaviri ile daire başkanlarına makam ve görev tazminatı ödenemeyeceğine dair
bu görüş, esas itibariyle bu kuruluşun belediyeye bağlı bir kuruluş olduğu, bu
nedenle de “müstakil genel müdürlük” sayılamayacağı tezine dayandırılmaktadır.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş
ve Görevleri Hakkında Kanunun 1 ve ek 5 inci maddeleri uyarınca …. Genel
Müdürlüğü, … Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz bir kuruluştur.
Bütçesi müstakil olan ve belediyeden ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunan bu
kuruluşu, müstakil bir Genel Müdürlük olarak kabul etmemek mümkün değildir.
Bir kamu idaresine bağlı olan, ancak müstakil bütçesi ve ayrı
bir kamu tüzel kişiliği bulunan bir kuruluşun, hukukî statü bakımından
müstakil olup olmadığını belirleyebilmek, “bağlı” sıfatının yorumuyla
değil, ancak bu konudaki mevzuata müracaatla mümkündür.
Bu açıdan mevzuatımıza bakıldığında, bir genel müdürlüğün herhangi bir kamu
Temyiz Kurulu Kararı
211
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
idaresinin bağlı kuruluşu olmasıyla, o genel müdürlüğün müstakil olup olmadığı
arasında bağlantı kuran ve bağlı kuruluşun müstakil sayılamayacağını ifade eden
bir hükme rastlanılmamaktadır.
Dolayısıyla, … Genel Müdürlüğünün Büyükşehir Belediyesine bağlı olması
da, onun müstakil genel müdürlük niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
….
Bu durumda, 657 sayılı Kanuna ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinde,
müstakil genel müdürlük birinci hukuk müşavirleri ile daire başkanları için
Öngörülen makam tazminatının ve buna bağlı olarak görev tazminatının, … Genel
Müdürlüğünde aynı görev unvanlarını taşıyan kişilere ödenmesi gerekmektedir.
Bahse konu Cetvelin 7 nci sırasında bazı görev unvanları bakımından belediyelerin
ayrık tutulması ise, sadece belediyelerle ilgilidir ve müstakil genel müdürlükler
bakımından bir hüküm ifade etmez.
Yukarıda açıklanan hususlara ilaveten, savunmada yer verilen diğer ilgili
mevzuat hükümleri, bazı mahkeme kararları, Maliye Bakanlığı muktezaları ve
Devlet Personel Başkanlığı görüşleri de, …Genel Müdürlüğü Birinci Hukuk Müşaviri
İle daire başkanlarına yapılan söz konusu ödemelerin mevzuata uygun olduğunu
destekler niteliktedir.
Bu itibarla, 657 sayılı Kanuna ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinde,
müstakil genel müdürlük birinci hukuk müşavirleri ile daire başkanları için
öngörülen makam tazminatının ve buna bağlı olarak görev tazminatının, ….
Genel Müdürlüğünde aynı görev unvanlarım taşıyan kişilere ödenmesinde
mevzuata aykırılık bulunmamaktadır”,
C) Büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idarelerinde
görevli daire başkanları ve 1. Hukuk Müşavirlerine, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu’na ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 7’nci sırasına göre makam
tazminatı ödenip ödenmeyeceğine ilişkin Sayıştay Genel Kurulunun 15.12.2011
tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan E.2011/1, K.5333/1 sayılı İçtihadı Birleştirme
Kararında;
Temyiz Kurulu Kararı
212
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
“…. Bahse konu idareler, kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir
anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi
için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi
bulunmamaktadır. Bu idareler tarifeleri belirlemekte, kamulaştırma kararlarını
kendileri almakta, bu kararların iptali ve kamulaştırma bedelinin artırılması için
açılan davalarda hasım gösterilmekte, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan
davaları yine doğrudan bunlar tarafından açılmakta, idarelerin yapmış olduğu
herhangi bir faaliyeti nedeniyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaların,
su ve kanalizasyon idarelerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle
mahkemece reddedildiği durumlar bulunmaktadır.
….
2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan
“İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı
müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü ile su ve kanalizasyon
idarelerinin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir.
Kanundaki bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan
bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi
ile birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstâkilse ve bu
genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün, başka
bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama
yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim, söz konusu cetvellerde müstakil genel
müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel
kişiliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su
İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere
örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip
olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi su ve
kanalizasyon idareleri için de geçerlidir.
….
Su ve kanalizasyon idareleri genel müdürlüklerinin 1. hukuk müşavirlerinin
1994 yılından, daire başkanlarının ise 15 Nisan 1997 tarihinden itibaren,
makam ve görev tazminatından faydalandırdıkları, Maliye Bakanlığı ve Devlet
Personel Başkanlığı görüşleriyle, idari yargıya konu olan davalar sonucu su ve
kanalizasyon idarelerindeki 1. hukuk müşaviri ve daire başkanlarının makam ve
görev tazminatı alabilecekleri hususunda kararların verildiği görülmektedir.
Temyiz Kurulu Kararı
213
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Bu itibarla, …Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğü ile … Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel
Müdürlüğü gibi kurulan ve 2560 sayılı Kanuna tabi olan su ve kanalizasyon
idaresi genel müdürlüklerinde görevli daire başkanları ve 1. hukuk müşavirlerine
makam ve buna bağlı olarak Ödenen görev tazminatının ödenmesi gerektiğinden,
içtihadın 2. Dairenin 31.5.2011 tarih ve 34814 tutanak numaralı kararına
istinaden düzenlenen 19.9.2011 tarih ve 370 sayılı ilamına göre birleştirilmesi
gerekir”,
D) 11.10.2016 tarih ve 42262 tutanak numaralı Sayıştay 6. Daire
Kararında;
“... 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete yayımlanan 01.12.2011 tarih ve
2011/E-5333- 1/K sayılı Sayıştay Genel Kurulu İçtihadı Birleştirme Kararında da,
2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde yer alan “Büyükşehir belediyesine bağlı”
ibaresinin geniş olarak tartışıldığı ve Kamu Tüzel Kişiliği bulunan ...’nin, müstakil
genel müdürlük statüsünde bulunduğu, müstakil genel müdürlük personeline
uygulanan her türlü hak ve ödemelerin, .... Genel Müdürlüğü personeline de
uygulanması gerektiğinin hüküm altına alındığı ve bu suretle ...’nin, mahalli idare
olan belediyenin bir birimi olmadığı anlayışının benimsendiği,...
Ancak, söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı büyükşehir belediyelerine
bağlı su ve kanalizasyon idarelerinde görevli daire başkanları ve 1. Hukuk
Müşavirlerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ekli IV sayılı Makam
Tazminatı Cetvelinin 7’nci sırasına göre makam tazminatı ödenip ödenmeyeceğine
ilişkin olup..
E) Yargıtay H.G. nin 20.02.1963 gün ve 4/71-21 sayılı kararında; “bir
konunun içtihadı birleştirme kararıyla aydınlanması, ameli sonuç bakımından, o
konuda yeni bir yasa çıkarılması anlamına gelmektedir.”
F) Sayıştay Genel Kurulunun 02.10.1972 gün ve 3606/1 sayılı kararında;
“Kanun yoluna gidilmesi sonucunda yerilen kararlar sadece taraarı bağladığı
halde içtihadı birleştirme kararları bir hukuk kuralı niteliğinde olduğu için yasalar
gibi etki yaratır, “denilmektedir.
G) 6085 sayılı Kanunun 58/c maddesine göre; Sayıştay İçtihadı Birleştirme
Kararlarına Sayıştay daire ve kurulları ile kamu idareleri ve sorumluların uymak
zorundadırlar.
Temyiz Kurulu Kararı
214
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Ğ) Konuya ilişkin;
1) Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, … Su
ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderdiği 19.08.1997 tarihli ve
B.07.0.BK.0.15.115 509-1965 sayılı,
2) Devlet Personel Başkanlığının İçişleri Bakanlığına gönderdiği 22.09.1997
tarih ve B.02,1.DPB.0.12.01/09081 sayılı,
3) Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, ..
Büyükşehir Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne
gönderdiği 13.02.2008 tarihli ve B.07.0.BMK.0.21.115521-245 Sayılı, görüş
yazılarında da;...müstakil bir Genel Müdürlük niteliğinde olan kurumunuzda...
denilmek suretiyle Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinin müstakil
birer genel müdürlük oldukları ve bu kuramlarda 1. derecelik Daire Başkanı,
Hukuk Müşaviri ve İç Denetçileri kadrolarında görev yapan personele “Müstakil
Genel Müdürlük” faslından tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiş ve açıklanan
bu kurum görüşlerine gerek İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararında, gerekse bu
kararda irdelenen … Genel Müdürlüğüne ait Sayıştay 2.Dairesinin 31.5.2011
tarihli ve 34814 tutanak numaralı Kararında da değinilip dayanak alınmıştır.
Özetle; yukarıda açıkladığı üzere 2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde
yer alan “Büyükşehir belediyesine bağlı” ibaresinin geniş olarak tartışılıp
büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idarelerinde görevli daire
başkanları ve 1. Hukuk Müşavirlerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na
ekli IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 7’nci sırasına göre makam tazminatı
ödeneceği. Kamu Tüzel Kişiliği bulunan su ve kanalizasyon idarelerinin, müstakil
genel müdürlük statüsünde bulunduğu, müstakil genel müdürlük personeline
uygulanan her türlü hak ve ödemelerin bu genel müdürlük personeline de
uygulanması gerektiği ve bu suretle su ve kanalizasyon idarelerinin mahalli
idare olan belediyenin bir birimi olmadığı anlayışının benimsendiği, 657 sayılı
Yasa eki cetveldeki “bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel
müdürlükler hariç)” ifadesinde su ve kanalizasyon idarelerinin parantez içi tanım
değil, parantez dışı tanım “bağımsız/müstakil genel müdürlük” kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği, su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüğünde
görevli Daire Başkanları ve 1. Hukuk Müşavirlerine makam ve buna bağlı olarak
ödenen görev tazminatının ödenmesi gerektiğine dair mezkûr İçtihadı Birleştirme
Kurulu kararındaki gerekçelerin bu idarelerinin müfettişleri için de geçerli olduğu,
Temyiz Kurulu Kararı
215
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Resmi Gazetede yayımlanan içtihatları birleştirme kararları benzer konularda
bağlayıcılığı bulunan bir hukuk kuralı niteliğinde olduğu için yasalar gibi etki
yarattığı, hususları ayrı ayrı açıklığa kavuşturulmuş ve hüküm altına alınmış iken,
daha önce tahlil edilip farklı yorumlara meydan bırakılmayacak şekilde açıklığa
kavuşturulan mevzuat hükümleri karardan farklı bir şekilde yeniden yorumlanarak
İçtihadı Birleştirme ve Daire Kararlarıyla hüküm kurulan hususlar tekrar tartışmaya
açılmış ve bağımsız idarenin bağımlı genel müdürlük müfettişleri şeklinde kamu
hukukunda yeri olmayan statü yaratılmaya çalışılmıştır.
Aksi halde, bir kurumun statüsü bakımından hem bağlı hem de bağımsız
olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı gibi, aynı kurumun, kurumda görev
yapan bazı unvanlar (Daire Başkanları ve 1. Hukuk Müşavirleri) için bağımsız
genel müdürlük, bazı unvanlar (Müfettişler) için ise bağlı genel müdürlük olarak
değerlendirilmesi de hukuken mümkün değildir.
Dolayısıyla, … bağımsız genel müdürlük statüsünde olduğundan …
Müfettişlerinin “Bağımsız Genel Müdürlük Müfettişi” olarak değerlendirilmesi
hukuki zorunluluktur.
Bu durumda, aynı kurumdaki Daire Başkanı ve 1.Hukuk Müşavirleri
için uygulanan İçtihadı Birleştirme Kararı aynı kurumdaki Müfettişler için de
uygulanacağından, ..Müfettişlerinin bağımsız genel müdürlük müfettişlerinin
faydalandığı tazminatlardan faydalanması da mevzuata uygun bulunmaktadır.
Sonuç olarak, temyize konu ilamda aynı ve benzer konuda daha evvel
verilmiş kesin hüküm niteliğindeki Danıştay, Sayıştay Daire ve (6085 sayılı
Kanunun 58/c maddesi uyarınca Sayıştay daire ve kurulları ile kamu idareleri ve
sorumluların uymak zorunda oldukları) Sayıştay İçtihadı Birleştirme Kararları ile
yıllardır uygulana gelen ve Sayıştay Kararında da dayanak alınan yetkili kurum
görüşleri hiçbir şekilde dikkate alınmadığı gibi, mezkûr kararlarda irdelenerek
tereddüde meydan verilmeyecek şekilde açıklığa kavuşturulan ve hüküm kurulan
Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Müstakil bir genel müdürlük olduğu, 657 sayılı
Yasadaki Cetvellerde yer alan “bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere
bağlı genel müdürlükler hariç)’ ifadesinde parantez dışındaki “bağımsız/
müstakil genel müdürlük” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, su idareleri
genel müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, bu
bağımsız tüzel kişiliğine bağlı olarak çalışan müfettişlerin de belediye müfettişi
değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak kabulü gerektiği hususu tekrar
Temyiz Kurulu Kararı
216
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
tartışmaya açılıp, Anayasanın temel ilkeleri ve ameli sonuç bakımından, o konuda
yeni bir yasa çıkarılması anlamına gelen, bir hukuk kuralı niteliğinde olduğu için
yasalar gibi etki yaratan İçtihadı Birleştirme Kararlarının (mahkeme kararlarının)
bu bağlayıcılık hükmü yok sayılarak hukuka aykırı biçimde verilen tazmin
hükmünün bozularak kaldırılmasına karar verilmesini, saygılarımla arz ve talep
ederim.” denilmiştir.
Başsavcılık mütalaasında;
“…
Dilekçede, .. Su ve Atık Su İdaresi Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu
Başkanlığında çalışan müfettişlere, mevzuatında belirlenen tutarın üzerinde özel
hizmet tazminatı, yan ödeme ve makam tazminatının fazla ödenmesi suretiyle
oluşan kamu zararı için verilen tazmin hükmüne itiraz edilerek, tazmin kararının
kaldırılması talep edilmektedir.
Sorumlu tarafından, ileri sürülen gerekçeler ve itiraz konusu hususların,
Daire Kararında etraıca değerlendirilerek karşılandığı görülmüştür.
Nitekim, aynı birimin aynı konudaki 2012 yılı hesabına ilişkin düzenlenen
111 sıra nolu ilamında verilen tazmin kararı için temyize gidilmiş, Temyiz
Kurulunca, 18.01.2017 tarih ve 62630 tutanak numaralı kararıyla, tazmin
hükmünün tasdiki yönünde karar verilmiştir.
İlamın 1. maddesi için ileri sürülen itiraz gerekçelerinin, ilam hükmünün
bozulmasını ya da hükmün kaldırılmasını gerektirecek mahiyette olmadığı
görüldüğünden, Temyiz Kurulunun 18.01.2017 tarih ve 62630 tutanak numaralı
kararındaki gerekçeler doğrultusunda, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve
yönteme uygun düzenlenmiş Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun
olacağı değerlendirilmektedir.” Denilmiştir.
İlamda Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan … ile Gerçekleştirme
Görevlisi olarak sorumlu tutulan … aynı mahiyetteki ikinci dilekçelerinde aynen;
“Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Müfettişlerine ne şekilde
tazminat ödeneceği daha evvel yaptığım savunma, itiraz ve karar düzeltme
talebime dayanak aynı konu ve mahiyetteki Danıştay ve Sayıştay Daire Kararları
ile Sayıştay Genel Kurulu Kararında (Danıştay 5. Dairesinin … Müfettişleri
hakkındaki 25.12.1990 tarih ve 1032 Esas numaralı kararı, bu kararı da esas
alan Sayıştay 2.D. nin … Genel Müdürlüğü Daire Başkanları ve Hukuk Müşaviri
Temyiz Kurulu Kararı
217
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
hakkındaki 31.5.2011 tarih ve 34814 sayılı kararı, yine bu kararlar ile aynı
husustaki yetkili kurum görüşlerini de esas alan Sayıştay Genel Kurulunun Su
Kanalizasyon İdareleri Daire Başkanları ve 1. Hukuk Müşavirleri hakkındaki
15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan E.2011/1, K.5333/1 sayılı
İçtihadı Birleştirme Kararında) farklı yorumlara meydan verilmeyecek biçimde
tüm yönleriyle hükme bağlanmış iken, Savcılık Makamınca karar düzeltme
talebi nedenlerimi çürüten her hangi bir delil ve yasal dayanak gösterilmemiş,
sadece “karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen itirazların Temyiz Kurulunun
ilgili kararlarında karşılandığı” belirtilmiş, diğer bir söylemle denetçi raporu ve
daire kararına dayanak teşkil eden mevzuat hükümlerinden kanun koyucunun
Su ve Kanalizasyon İdarelerini kastetmediği açık ve net ifade olunan ve hükme
bağlanan yukarıda değindiğim İçtihadı Birleştirme Kararından hiç bahsedilmemiş
ve yargı kararlarına aykırı gerekçeyle klasik iddiada bulunulup karar düzeltme
talebimin reddi yönünde görüş bildirilmiştir.
Öte yandan, Yargıtay H.G. nin 20.02.1963 gün ve 4/71-21 sayılı
kararıyla;
“bir konunun içtihadı birleştirme kararıyla aydınlanması, ameli sonuç
bakımından, o konuda yeni bir yasa çıkarılması anlamına geldiği”, Sayıştay Genel
Kurulunun 02.10.1972 gün ve 3606/1 sayılı kararıyla; “Kanun yoluna gidilmesi
sonucunda verilen kararlar sadece taraarı bağladığı halde içtihadı birleştirme
kararları bir hukuk kuralı niteliğinde olduğu için yasalar gibi etki yarattığı” kesin
hükme bağlanmış, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 58/c maddesinde de; Sayıştay
İçtihadı Birleştirme Kararına Sayıştay daîre ve kurulları ile kamu idareleri ve
sorumlular uymak zorundadırlar denilmiştir. Dolayısıyla, aynı konu ve mahiyetteki
halen geçerli Danıştay ve Sayıştay Daire, Sayıştay İçtihadı Birleştirme Kararı,
ayrıca İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığı ve uyulma zorunluluğunu
hükme bağlayan yüksek yargı kararları ile yasa hükmü doğrultusunda karar
düzeltme talebimin kabulüyle tazmin hükmünün kaldırılmasını, arz ve talep
ederim.” Denilmiştir.
II. Başsavcılık mütalaasında;
“…ikinci temyiz dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerin, ilk yazımızda
belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı
anlaşıldığından, yargılamanın önceki mütalaamıza göre karara bağlanmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.” Denilmiştir.
Temyiz Kurulu Kararı
218
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
05.05.2006 tarih ve 26159 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet
memurlarına ödenecek olan zam ve tazminatlara ilişkin 2006/10344 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararına ekli; “İş Güçlüğü, İş Riski, Temininde Güçlük ve Mali
Sorumluluk Zammı” başlıklı I sayılı cetvelin “(A) Genel İdare Hizmetleri” bölümünün
sonunda yer alan “NOT” kısmında;
“…
b) Bölge ve İl düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine sahip olup,
- Kadro derecesi (1-4) olanlara 1350
- Kadro derecesi (5) ve daha aşağı olanlara 1050
- Yardımcı, Stajyer veya aday durumunda olanlara 600 puan Temininde
Güçlük Zammı verilir.
Bunlara (a) ve (b) fıkralarına göre verilen Temininde Güçlük Zammı
puanının %50’si oranında İş Güçlüğü Zammı ayrıca ödenir. …”
“Özel Hizmet Tazminatı” başlıklı II sayılı cetvelin “(B) Denetim Hizmetleri”
başlıklı bölümünün 4’üncü sırasında;
“…
Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük Müfettişleri,
- 1-2 derecelerden aylık alanlar ................................... :130
…”
“Diğer tazminatlar” başlıklı III sayılı cetvelin “(E) Denetim Hizmetleri”
başlıklı bölümünde;
“II Sayılı Cetvelin (B) Denetim Hizmetleri Bölümünün;
b) 4,5,6 ve 7 nci sıralarında sayılanlar................................. :20”
Memurlara ödenecek makam tazminatı katsayılarının belirlendiği 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ekli IV sayılı cetvelin 8/d bölümünde;
Temyiz Kurulu Kararı
219
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
“…
d) (Ek: 21/3/2006 – 5473/3 md.) En az dört yıl süreli yükseköğrenim
veren fakülte veya yüksekokulları bitirmiş, mesleğe özel yarışma sınavıyla girerek
belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavında başarılı olmuş,
birinci dereceli kadroya atanmış ve doğrudan belediye başkanı veya genel
müdür adına teftiş, denetim ve inceleme yetkisine sahip büyükşehir belediyeleri ile
bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri ve büyükşehir belediye sınırları içindeki
ilçe belediye müfettişleri………………………………..1.000
…”
11.06.2008 tarih ve 26903 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan görev
tazminatı ödenmesine ilişkin hususları düzenleyen 2008/13694 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı’nın “Görev Tazminatı Göstergeleri” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, … göre almakta olan
personelden; bu kanunlarda makam tazminatı öngörülmüş olan kadrolara
atanmış olanlardan, almakta oldukları makam tazminatı gösterge rakamı; 6.000
olanlara 9.000, 5.500 - 4.500 olanlara 7.000, 4.000 ve daha az olanlara 6.000
gösterge rakamının, almakta oldukları makam tazminatı gösterge rakamına ilave
edilmesi suretiyle bulunan görev tazminatı gösterge rakamının memur aylıklarına
uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı
ödenir.”
“Asgari Görev Tazminatı” başlıklı 4’üncü maddesinde;
“Bu Kararın 1’inci maddesi gereğince ödenecek görev tazminatı tutarından
mahsup edilecek tutarın, görev tazminatının %20’sini geçmesi halinde, görev
tazminatının % 80’i asgari görev tazminatı olarak ödenir” denilmektedir.
Anılan hükümler uyarınca, …. kadrosunda bulunan müfettişlere; %150
oranı üzerinden özel hizmet tazminatı, 2025 puan üzerinden yan ödeme, 1000
gösterge rakamı üzerinden makam tazminatı ve 5600 gösterge rakamı üzerinden
görev tazminatı ödenmesi gerekmektedir.
.. Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünde görevli müfettişlere; özel
hizmet tazminatlarının %225 üzerinden, yan ödeme tazminatlarının 2700 puan
üzerinden, makam tazminatlarının 2000 gösterge rakamı üzerinden ve görev
tazminatlarının da 6400 gösterge rakamı üzerinden hesap edilip ödenmesi
suretiyle kamu zararına neden olunduğu anlaşılmaktadır.
Temyiz Kurulu Kararı
220
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Sorumlular tarafından, … Su ve Atık Su Genel Müdürlüğünün müstakil
bütçeli bir kuruluş olduğu, buna ilişkin olarak Sayıştay ve Danıştay tarafından
verilmiş kararlar bulunduğu belirtilmekte ise de;
Sayıştay Genel Kurulunca alınan 5333/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı,
büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idarelerinde görevli daire
başkanları ve 1. Hukuk Müşavirlerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ekli
IV sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 7’nci sırasına göre makam tazminatı ödenip
ödenmeyeceğine ilişkin olup, söz konusu Karar’da ; “İSKİ’nin personel rejimi
ile alakalı düzenlemeye 2560 sayılı Kanunda yer verilerek bu Kanunun 1’inci
maddesine göre; su ve kanalizasyon idaresinde görevli personelin 657 sayılı
Kanuna tabi olduğu, personele özlük ve maaş yönünden bunların uygulanması
gerektiği aşikardır.” denilerek, İSKİ ve benzeri su ve kanalizasyon idarelerinde
görevli personelin 657 sayılı Kanuna tabi olduğu ve bu personele özlük ve maaş
yönünden 657 sayılı Kanun’un uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.
Özel hizmet tazminatı ile ilgili olarak, açık bir şekilde büyükşehir belediyeleri
bağlı kuruluşlarında görev yapan müfettişlerin alacağı oran belirlenmiştir. Söz
konusu hükümde;
“Bakanlık, Denizcilik Müsteşarlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağımsız
genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) Müfettişleri,…”
denilmek suretiyle, … Su ve Atık Su Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan
müfettişlerin bu kapsamda özel hizmet tazminatı alamayacaklarını açıkça ifade
edilmiştir.
Yan ödemeler ile ilgili olarak, 2006/10344 sayılı karara ekli iş güçlüğü, iş
riski, temininde güçlük ve mali sorumluluk zammı ile ilgili I sayılı cetvelin (A) Genel
İdare Hizmetleri bölümünün devamında yer alan not kısmının 2 nci bendinde,
bölge ve il düzeyinde teftiş, denetim veya inceleme yetkisine sahip olanlara ne
kadar ödemede bulunulacağı hüküm altına alınmıştır. …bünyesinde çalışan
müfettişlerin denetim ve inceleme yetkisi ülke genelinde olmadığından, bu yetkiye
sahip olan denetim elemanları gibi yan ödemeye hak kazanabilmeleri olanağı
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, sorumluların iddialarının reddi ile 133 sayılı İlamın
1’inci maddesiyle … TL’ye verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliğiyle
karar verildiği 09.01.2019 tarih ve 45512 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu
ilam tanzim kılındı.
221
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
TEMYİZ KURULU KARARI
Tarih
:
19.12.2018
No
:
45437
Konu: Huzur Hakkı
29 sayılı ilamın 1’inci maddesiyle… İl Özel İdaresi İl Genel Meclisi üyelerine
mevzuata aykırı olarak resmi tatil günleri ve hafta sonlarındaki toplantılar için
huzur hakkı ödenmesi sonucu oluşan … TL kamu zararının tazminine karar
verilmiştir.
Sorumlulardan Harcama Yetkilisi … ile Gerçekleştirme Görevlisi ….’in
gönderdikleri temyiz dilekçesinde özetle;
5302 sayılı İl Özel İdare Kanunu’nun 16. maddesinde ihtisas komisyonlarının
çalışmaları için İşgünü ifadesine yer verilmiş olmasına rağmen kanunun toplantı
süresi ve huzur hakkı ile ilgili 12,16 ve 17 nci maddelerindeki düzenlemelere
bakıldığında, kanunun meclis ihtisas ve denetim komisyonlarının çalışma süresi ile
ilgili toplantı günü olarak bir üst sınır belirlenmiş, bu sürelerin toplantı günü olarak
azami süreler olduğunun anlaşıldığını,
İl Genel Meclisi ihtisas komisyon çalışmalarını yaparken, komisyonlara
gelen konular ile İlgili mutat yerinde ilk incelemeler için hafta sonları ve tatil günleri
için personel ve araç ihtiyacı ile ilgili kamudan herhangi bir yardım talebinde
bulunmadan kendi imkânları ile çalışmalarını gerçekleştirdiklerini, komisyon
raporları tanzim edilmeden önce kamudan herhangi bir teknik destek alınması
gerekli ise normal mesai günlerinde bu destekleri alarak komisyon çalışmalarını
neticelendirdiklerini,
İhtisas komisyonlarına havale edilen konuların çoğunluğu yerinde görülmek
ve incelenmek istendiğinden, komisyon üyeleri bu çalışmalarını ilçeler bazında
alanda yaparak raporlarını hazırladıklarını,
Yapılan bu çalışmalar 5302 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde belirtildiği
gibi İmar ve Bayındırlık Komisyonu için 10, diğer komisyonlar için 5 günü
geçmediğini, dolayısıyla komisyon üyelerine kanunda belirtilen süreleri dışında
fazla bir ödeme yapılmadığını,
Bunun yanı sıra; İçişleri Bakanlığı Kontrolörler Başkanlığı (Kamu Yönetimi
uzmanı) ….’ ün 2008 yılında yayımladığı açıklamalı, yorumlu ve içtihatlı, İl
Temyiz Kurulu Kararı
222
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Özel İdaresi mevzuatı 5302 sayılı Kanun ve Diğer Mevzuat adlı kitabının 118.
sayfasında; İhtisas Komisyonları madde 16 nın açıklama 5. Komisyonların çalışma
zamanı ve süresi karşılıklı maddesinde; (diğer taraftan yasanın 16. Maddesindeki
“ iş günü” ifadesinden ihtisas komisyonunun hafta sonu tatil günlerinde toplantı
yapamayacağını veya toplantıların aralıksız yapması gerektiğini söylemek
zordur. İhtisas komisyonu gerekli görmesi halinde toplantılarına ara verebileceği
gibi, hafta sonu tatil günlerinde de toplantılarının devam ettirilmesinde yasal bir
engel bulunmamaktadır. Yeterli iş günü olarak “ 5 ve 10 gün” toplantı sürelerini
aşmasın) denildiğini,
Bu yüzden İhtisas Komisyonları olarak “ 5 ve 10 gün” lük toplantı sürelerini
geçirip “5 gün toplanabilen bir komisyon çalışmasının 7-9 gün gibi” çalışmalara
devam etmediğini,
10 günlük çalışma süresi olan İmar ve Bayındırlık Komisyonu olarak toplantı
süresini 12-14 gibi fazla ödemeye meydan verilmediğini,
5393 sayılı kanunun 24, 25 ve 32 nci maddelerindeki toplantı süresi
ve huzur hakkıyla ilgili düzenlemelere bakıldığında; Kanunun meclis ihtisas ve
denetim komisyonunun çalışma süresiyle ilgili toplantı günü olarak bir üst sınır
belirlediği, bu sürelerin toplantı günü olarak azami süreler olduğu, iş günü ifadesi
kullanılmak suretiyle komisyonun hafta sonu ve resmi tatillerde toplantı yapmasını
zorunlu kılmadığının anlaşıldığını, ancak komisyonun isteği halinde hafta sonu
ve resmi tatil günlerinde toplantısını yasaklamadığı, komisyonun iş günü veya
tatil günlerinde toplantı yapmasının toplantı günlerinden sayılacağı ve komisyon
toplantılarının gün olarak azami süresini değiştirmediği, aynı gün meclis ihtisas
komisyonuna ve denetim komisyonuna katılan meclis üyelerine sadece bir günlük
huzur hakkı verileceği, toplantı günlerinin çakışmaması şartıyla meclis, ihtisas
komisyonu ve denetim komisyonu toplantısına katılan meclis üyesine her gün için
ayrı ayrı huzur hakkı ödenebileceğinin anlaşıldığını,
…ili coğra şartlarının çok engebeli, dağlık ve dağınık yerleşim alanlarından
oluştuğu, bu nedenle de sık sık heyelan olayları ile karşı karşıya kaldığı göz
önünde bulundurulduğunda, ayrıca; 5302 sayılı İl Özel İdare Kanunu’nun 5 inci
maddesinde; “İl özel idaresinin görev alanı il sınırlarını kapsar.” ifadesinden de
anlaşılacağı üzere, İl Genel Meclisinin ve ihtisas komisyonlarının görev alanı İl
Özel İdaresinin görev alanı olan İl sınırlarını kapsadığını, yapılan hizmetlerin
yerinde denetlemesi, işin kalitesinin, verimliliğin arttırılması, kamu kaynaklarının
Temyiz Kurulu Kararı
223
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
etkin ve yerinde kullanılması, yapılan hizmetlerin yerinde denetlenmesi amacıyla
komisyon üyeleri kendilerine gelen konuları yerinde denetlemek için haftanın yedi
günü çalıştıklarını ve ücretlerini kanunen ödenmesi gereken gün sayısı üzerinden
aldıklarını,
Yukarda açıklanan bu nedenlerle Sayıştay 1. Daire Başkanlığının
17.01.2018 tarih ve 271 sayılı İlamının bozulması ve tazmin hükmünün
kaldırılmasını talep etmişlerdir.
Başsavcılık Mütalaasında;
“Dilekçesinde özetle; daha önceki savunmalarını tekrarlamış ve 5302 sayılı
İl Özel İdaresi Kanununun 16. maddesinde ihtisas komisyonlarının çalışmaları
için iş günü ifadesine yer verilmiş olmasına rağmen kanunun toplantı süresi ve
huzur hakkı ile ilgili 12. 16. ve 17. maddelerindeki düzenlemelere bakıldığında,
kanunun meclis ihtisas ve denetim komisyonlarının çalışma süresi ile ilgili toplantı
günü olarak bir üst sınır belirlediğini, bu sürelerin toplantı günü olarak azami
süreler olduğunun anlaşıldığını,
İl Genel Meclisi ihtisas komisyon çalışmalarını yaparken, komisyonlara
gelen konular ile ilgili mutat yerinde ilk incelemeler için hafta sonlan ve tatil günleri
için personel ve araç ihtiyacı ile ilgili kamudan herhangi bir yardım talebinde
bulunmadan kendi imkânları ile çalışmaların gerçekleştirildiğini,
Komisyon raporları tanzim edilmeden önce kamudan herhangi bir teknik
destek alınması gerekli ise normal mesai günlerinde bu destekleri alarak komisyon
çalışmalarının neticelendirildiğini,
İhtisas komisyonlarına havale edilen konuların çoğunluğunun saha
çalışmasını gerektirdiğini, komisyon üyelerinin bu çalışmaları ilçeler bazında
alanda yapmak zorunda olduklarını,
Yapılan bu çalışmaların kanunun 16. maddesinde belirtildiği gibi İmar ve
Bayındırlık Komisyonu için 10 günü, diğer komisyonlar için 5 günü geçmediğini,
Konu ile ilgili yayınlanan makalelere göre de bu uygulamanın doğru
olduğunu,
5393 sayılı kanunun 24. 25. ve 32. maddelerindeki toplantı süresi ve
huzur hakkıyla ilgili düzenlemelere bakıldığında; Kanunun meclis ihtisas ve
denetim komisyonunun çalışma süresiyle ilgili toplantı günü olarak bir üst sınır
Temyiz Kurulu Kararı
224
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
belirlediğini, bu sürelerin toplantı günü olarak azami süreler olduğunu, iş günü
ifadesi kullanılmak suretiyle komisyonun hafta sonu ve resmi tatillerde toplantı
yapmasını zorunlu kılmadığını,
Ancak komisyonun isteği halinde hafta sonu ve resmi tatil günlerindeki
toplantısını yasaklamadığını,
Komisyonun iş günü veya tatil günlerinde toplantı yapmasının toplantı
gününden sayılacağı ve komisyon toplantılarına gün olarak azami süresini
değiştirmeyeceğini, aynı gün meclis ihtisas komisyonuna ve denetim komisyonuna
katılan meclis üyelerine sadece bir günlük huzur hakkı verileceğini, toplantı
günlerinin çakışmaması şartıyla meclis, ihtisas komisyonu ve denetim komisyonu
toplantısına katılan meclis üyesine her gün için ayrı ayrı huzur hakkı ödenebileceğini,
İfade ederek 17.01.2018 tarihli 29 numaralı ilamın 1. maddesi ile verilen
kamu zararının tazminine ilişkin hükmün kaldırılması talebinde bulunmuştur.
5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Meclis Toplantısı ” başlıklı 12.
maddesinde:
“İl genel meclisi, il genel meclisince belirlenecek bir aylık tatil hariç her
ayın ilk haftası meclis tarafından önceden belirlenen günde mutat toplantı yerinde
toplanır.
Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi en çok yirmi gün, diğer
toplantıların süresi en çok beş gündür. ”
“Denetim Komisyonu” başlıklı 17. maddesinde:
“İl genel meclisi, her yılın ocak ayında yapılacak toplantısında il özel
idaresinin bir önceki yıl gelir ve giderleri ile hesap ve işlemlerinin denetimi için
kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye sayısı üçten az, beşten çok olmamak
üzere bir denetim komisyonu oluşturur.
Komisyon, çalışmasını şubat ayı sonuna kadar tamamlar ve buna ilişkin
raporunu, izleyen ayın on beşine kadar meclis başkanlığına sunar. ” denilmektedir.
İlgili Kanunun “İhtisas Komisyonları ” başlıklı 16. maddesinde ise:
“İl genel meclisi, bir yıl görev yapmak üzere üyeleri arasından en az üç,
en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir. Plân ve Bütçe ile İmar ve
Bayındırlık komisyonları en çok yedi kişiden meydana gelir.
Temyiz Kurulu Kararı
225
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
İhtisas komisyonları, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin il genel
meclisindeki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulur.
Eğitim, kültür ve sosyal hizmetler komisyonu, imar ve bayındırlık komisyonu, çevre
ve sağlık komisyonu ile plân ve bütçe komisyonu kurulması zorunludur.
İmar ve bayındırlık komisyonu dışındaki komisyonların çalışma süreleri
meclisin toplantı süresiyle sınırlıdır. Meclis toplantısını müteakip imar ve bayındırlık
komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü toplanarak
kendisine havale edilen işleri sonuçlandırır.” ifadesine yer verilmiştir.
Kanun koyucu 12. ve 17. maddelerde İl Genel Meclisi toplantısı için gün
ifadesi kullanmış, denetim komisyonu toplantısı için de şubat ayı sonuna kadar
çalışmanın tamamlanacağını hüküm altına almıştır. 16. maddede ise “iş günü”
ifadesine yer verilmiştir.
İş günü Ulusal bayram ile genel ve hafta sonu tatil günleri hariç, diğer
günleri ifade etmektedir. Türk Dil Kurumu iş gününü “tatil günleri dışında kalan,
çalışılmak üzere yasayla belirlenmiş gün, çalışma günü’’ olarak tarif etmektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun “Çalışma Saatleri” başlıklı 99 uncu
maddesinde:
“Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir.
Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir.
Ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak
çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate
alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir.
Bakanlar Kurulu, yurt dışı kuruluşlarda hizmetin gerektirdiği hallerde, hafta
tatilini Cumartesi ve Pazardan başka günler olarak tespit edebilir. ” denilmektedir.
İl genel meclisinin aylık mutat beş günlük toplantısı ve denetim komisyonunun
her yıl şubat ayı sonuna dek tamamlaması gereken çalışmaları için gün kavramı
kullanılmış ve bu konuda hafta içi veya sonu ayrımı olmadan toplantılar yapılmış
hatta denetim komisyonları oluşturulduğu andan itibaren kesintisiz (hafta sonları
dâhil) toplanmış ve huzur haklarını almışlardır.
İhtisas Komisyonları için ise işgünü ifadesi getirilerek sınırlama yapılmıştır.
Kanun koyucu işgünü ifadesini özellikle getirmiştir diye değerlendirmek gerekir.
Aksi takdirde diğer iki kanun maddesindeki gibi gün ifadesini kullanır veya
sınırlama yapmazdı.
Temyiz Kurulu Kararı
226
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Bu nedenlerle temyiz talebinin reddi ile 2016 yılı …. İl Özel İdaresi
hesabının Sayıştay 1. Dairesi tarafından yargılanması sonucunda çıkarılan
17.01.2018 tarih ve 29 numaralı ilamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün
tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa edilmektedir.” şeklinde görüş
bildirmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
29 sayılı İlamın 1. maddesiyle, … İl Özel İdaresi İl Genel Meclisi üyelerinin
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun İhtisas Komisyonları başlıklı 16 ncı
maddesinde geçen iş günü ifadesine aykırı olarak resmi tatil günleri ve hafta
sonlarındaki toplantıları için de huzur hakkı ödenmesi neticesinde …. TL’ye tazmin
hükmü verildiği görülmüştür.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanun’unun “Meclis Toplantısı” başlıklı 12 nci
maddesinde;
“İl genel meclisi, il genel meclisince belirlenecek bir aylık tatil hariç her
ayın ilk haftası meclis tarafından önceden belirlenen günde mutat toplantı yerinde
toplanır.
Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi en çok yirmi gün, diğer
toplantıların süresi en çok beş gündür.”
“Denetim Komisyonu” başlıklı 17 nci maddesinde;
“İl genel meclisi, her yılın ocak ayında yapılacak toplantısında il özel
idaresinin bir önceki yıl gelir ve giderleri ile hesap ve işlemlerinin denetimi için
kendi üyeleri arasından gizli oyla ve üye sayısı üçten az, beşten çok olmamak
üzere bir denetim komisyonu oluşturur.
Komisyon, çalışmasını şubat ayı sonuna kadar tamamlar ve buna ilişkin
raporunu, izleyen ayın on beşine kadar meclis başkanlığına sunar.” denilmektedir.
İlgili Kanunun “İhtisas Komisyonları” başlıklı 16 ncı maddesinde ise;
“İl genel meclisi, bir yıl görev yapmak üzere üyeleri arasından en az üç,
en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir. Plân ve Bütçe ile İmar ve
Bayındırlık komisyonları en çok yedi kişiden meydana gelir.
Temyiz Kurulu Kararı
227
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
İhtisas komisyonları, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin il genel
meclisindeki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulur.
Eğitim, kültür ve sosyal hizmetler komisyonu, imar ve bayındırlık komisyonu, çevre
ve sağlık komisyonu ile plân ve bütçe komisyonu kurulması zorunludur.
İmar ve bayındırlık komisyonu dışındaki komisyonların çalışma süreleri
meclisin toplantı süresiyle sınırlıdır. Meclis toplantısını müteakip imar ve bayındırlık
komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü toplanarak
kendisine havale edilen işleri sonuçlandırır.” ifadesine yer verilmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde; … İl Özel İdaresi
İl Genel Meclisi tarafından oluşturulan ihtisas komisyonlarına iş günleri dışında
yapılan toplantılar için de huzur hakkı ödendiği anlaşılmıştır.
Dilekçiler temyiz dilekçesinde; İl Özel idaresi Kanunu’nun 16. maddesinde
ihtisas komisyonlarının çalışmaları için iş günü ifadesine yer verilmiş olmasına
rağmen Kanunun toplantı süresi ve huzur hakkı ile ilgili 12. 16. ve 17.
maddelerindeki düzenlemelere bakıldığında, kanunun meclis ihtisas ve denetim
komisyonlarının çalışma süresi ile ilgili toplantı günü olarak bir üst sınır belirlediğini,
bu sürelerin toplantı günü olarak azami süreler olduğunun anlaşıldığını, İl Genel
Meclisi ihtisas komisyon çalışmalarını yaparken, komisyonlara gelen konular ile
ilgili mutat yerinde ilk incelemeler için hafta sonları ve tatil günleri için personel ve
araç ihtiyacı ile ilgili kamudan herhangi bir yardım talebinde bulunmadan kendi
imkânları ile çalışmaların gerçekleştirildiğini, ihtisas komisyonlarına havale edilen
konuların çoğunluğunun saha çalışmasını gerektirdiğini, komisyon üyelerinin
bu çalışmaları ilçeler bazında alanda yapmak zorunda olduklarını, yapılan
bu çalışmaların Kanunun 16. maddesinde belirtildiği gibi İmar ve Bayındırlık
Komisyonu için 10 günü, diğer komisyonlar için 5 günü geçmediğini, 5393 sayılı
Kanunun 24. 25. ve 32. maddelerindeki toplantı süresi ve huzur hakkıyla ilgili
düzenlemelere bakıldığında; Kanunun meclis ihtisas ve denetim komisyonunun
çalışma süresiyle ilgili toplantı günü olarak bir üst sınır belirlediğini, bu sürelerin
toplantı günü olarak azami süreler olduğunu, iş günü ifadesi kullanılmak suretiyle
komisyonun hafta sonu ve resmi tatillerde toplantı yapmasını zorunlu kılmadığını,
ancak komisyonun isteği halinde hafta sonu ve resmi tatil günlerindeki toplantısını
yasaklamadığını ifade etmişlerse de;
Temyiz Kurulu Kararı
228
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Kanun Koyucu 12 ve 17 nci maddelerde İl Genel Meclisi toplantısı için
gün ifadesini kullanmış, denetim komisyonu toplantısı için de şubat ayı sonuna
kadar çalışmanın tamamlanacağını hüküm altına almıştır. İhtisas komisyonlarının
düzenlendiği 16 ncı maddede ise “iş günü” ifadesine yer verilmiştir.
İş günü Ulusal bayram ile genel ve hafta sonu tatil günleri hariç, diğer
günleri ifade etmektedir. Türk Dil Kurumu iş gününü “tatil günleri dışında kalan,
çalışılmak üzere yasayla belirlenmiş gün, çalışma günü” olarak tarif etmektedir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Çalışma Saatleri” başlıklı 99
uncu maddesinde;
“Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir.
Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir.
Ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak
çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate
alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir.
Bakanlar Kurulu, yurt dışı kuruluşlarda hizmetin gerektirdiği hallerde, hafta
tatilini Cumartesi ve Pazardan başka günler olarak tespit edebilir.” denilmektedir.
İl genel meclisinin aylık mutat beş günlük toplantısı ve denetim komisyonunun
her yıl şubat ayı sonuna dek tamamlaması gereken çalışmaları için gün kavramı
kullanılmış ve bu konuda hafta içi veya sonu ayrımı olmadan toplantılar yapılmış
hatta denetim komisyonları oluşturulduğu andan itibaren kesintisiz (hafta sonları
dâhil) toplanmış ve huzur haklarını almışlardır.
İhtisas Komisyonları için ise Kanunda “Meclis toplantısını müteakip imar
ve bayındırlık komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü
toplanarak kendisine havale edilen işleri sonuçlandırır” denilmek suretiyle,
toplantı yapılacak gün sayısı için işgünü ifadesi getirilerek sınırlama yapılmıştır.
Kanun Koyucu işgünü ifadesini özellikle getirmiş olup, toplantıların işgünlerinde
yapılmasını öngörmüş bulunmaktadır.
Bu itibarla; 29 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen tazmin hükmünün
TASDİKİNE, oybirliğiyle
Karar verildiği 19.12.2018 tarih ve 45437 sayılı tutanakta yazılı olmakla
işbu ilam tanzim kılındı.
229
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
TEMYİZ KURULU KARARI
Tarih
:
07.11.2018
No
:
45303
Konu: Avukatlık Vekalet Ücreti
138 sayılı İlamın 2’nci maddesiyle; … Belediyesi Hukuk Müşavirliğinde,
adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarenin vekili sıfatıyla dava takip ve
duruşmalara katılmakla görevli personele, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki
Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin
Kanun Hükmünde Kararname’de belirlenen gösterge rakamına göre hesaplanan
avukatlık vekâlet ücretine yeniden değerleme oranı uygulayarak üst sınırdan fazla
vekâlet ücreti ödenmesi sonucu …. TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … ve Gerçekleştirme
Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan …..’ın aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde
özetle;
Daire kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini,
Sayıştay Dairesi kararında, parasal sınır olmayan ve sabit bir değer olan
gösterge rakamına göre hesaplanan vekâlet ücretine yeniden değerleme oranı
uygulanarak belirlenen üst limitten fazla vekâlet ücreti alınması nedeniyle kamu
zararı doğduğuna karar verildiğini, Sayıştay Dairesinin söz konusu kararının
yerinde olmadığını, bu sebeple de temyizen incelenerek bozulmasına karar
verilmesini istemek gereğinin hâsıl olduğunu,
…Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğünce gerçekleştirilen ödemelerin usul
ve yasaya uygun olduğunu, kamu zararı niteliğinde değerlendirilmesinin mümkün
olmadığını,
02 Kasım 2011 tarih ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu
İdareleri ve Özel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri, Özel Bütçeli İdarelerde
Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Kamu
avukatlarının Vekâlet Ücreti Dağılımını Gösteren “Davalardaki temsilin niteliği
ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağılımı” başlıklı 14. maddesinde; kamu
kurumlarında çalışan kamu avukatlarının yıllık vekâlet ücretlerinin parasal olarak
üst sınırı düzenlendiğini; aynı kanun hükmünde kararnamenin “parasal sınırlar”
başlıklı 15. maddesinde; “Bu Kanunu Hükmünde Kararnamede yer alan parasal
Temyiz Kurulu Kararı
230
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
sınırlar, her takvim yılı basından geçerli olmak üzere. Bakanlar Kurulunca daha
yüksek tutarlar belirlenmedikçe, o yıl için 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi
Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen
yeniden değerlendirme oranında arttırılarak uygulanır. Uygulanacak tutarlar
her yıl Ocak ayı içerisinde Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanır.” hükmünün
düzenlendiğini,
Söz konusu yasal düzenleme kapsamında, taraarınca talep edilen ve
Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğünce gerçekleştirilen ödemelerin kamu zararı
olarak nitelenmesinin mümkün olmadığını, aksi yöndeki kararın taraarınca
kabulünün mümkün olmadığını, temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi
gerektiğini,
Konuya ilişkin savunma ekinde sundukları … Su ve Kanalizasyon
İdaresi Genel Müdürlüğü avukatlarının 2011 yılında avukatlık vekâlet ücretini
659 sayılı K.H.K. 15. maddesine istinaden yeniden değerlendirme oranında
arttırılmış olarak almasının kamu zararı oluşturmadığını, kanun gereği olduğuna
ilişkin Sayıştay Dairesinin 04/02/2014 tarih ve 2014/163 sayılı ilamının da
savunmalarını destekler nitelikte olduğunu, ancak Sayıştay Kararında söz konusu
kararın yargılaması yapılan konuya özgü olduğu belirtilerek dikkate alınmadığını,
bu şekilde hakkaniyete açıkça aykırı şekilde inceleme ve değerlendirme yapılarak
karar verilmiş olduğunun açık olduğunu, öyle ki aynı nitelikteki konuda bir kurum
için kamu zararı oluşmadığı belirtilmişken, tarafına yapılan ödemenin kamu
zararı olarak nitelendirilmesinin çelişki yarattığını,
Belirtilen sebeplerle, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde
verilmiş kararın temyiz itirazları doğrultusunda bozulmasına karar verilmesini
istemek gereğinin hasıl olduğunu belirterek ilamın temyizen incelenerek
bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Başsavcılık mütalaasında;
“Dairesince, .. Belediyesi Hukuk Müşavirliğinde idarenin vekili sıfatıyla
takip ve duruşmalara katılan personele KHK’de belirtilen üst sınırdan fazla vekâlet
ücreti ödenmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesine dayalı
tazmin hükmünün verildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz Kurulu Kararı
231
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
Sorumlu savunmasında;
Gerçekleştirilen ödemelerin usul ve yasaya uygun olduğunu, kamu zararı
niteliğinde değerlendirilmemesi gerektiğini, bu nedenle kamu zararı çıkarılmasına
ilişkin ilamın temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sorumluların ileri sürdükleri hususlar karar aşamasında değerlendirilmiş
olup kararın gerekçelerini karşılamaktan uzaktır.
Bu nedenle Dairece verilen tazmin hükmünün tasdikinin uygun olacağı
mütalaa edilmektedir.
Arz olunur.”
denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde; … Belediyesi
Hukuk Müşavirliğinde, adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarenin vekili
sıfatıyla dava takip ve duruşmalara katılmakla görevli personelin, 659 sayılı
Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’de belirlenen
gösterge rakamına göre hesaplanan avukatlık vekâlet ücretine yeniden değerleme
oranı uygulayarak üst sınırdan fazla vekâlet ücreti aldığı görülmüştür.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Avukatlık ücretinin dağıtımı” başlıklı
82. maddesinde; “Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle
hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49
uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan
memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarım İntaç Eden Avukat
ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile
uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
02.11.2011 tarihli ve 28103 numaralı Resmi Gazete’de yayımlanan
659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 18. maddesi, 02/02/1929 tarihli
ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti
Vekâlet Hakkında Kanunu yürürlükten kaldırılmış ve diğer mevzuatta 1389 sayılı
Kanuna yapılan atıarın bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılacağını
ifade etmiştir.
Temyiz Kurulu Kararı
232
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
659 sayılı KHK’nın 14. maddesi ile avukatlık vekâlet ücretlerinin dağıtım
usulü; hangi personelin, hangi şartlar altında ve hangi limite kadar vekâlet ücreti
hak edebileceği düzenlenmiş ve ödenecek vekâlet ücretinin yıllık tutarının; hukuk
birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlar için (10.000)
gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu
bulunacak aylık brüt tutarının on iki katını geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
2014-2015 yıllarını kapsayan 2. dönem Kamu Görevlilerinin Geneline ve
Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin toplu sözleşmede, 659
sayılı KHK’ da vekâlet ücreti için belirlenen 10.000 gösterge rakamının 13.000
gösterge rakamı, 2016-2017 yıllarını kapsayan 3. dönem toplu sözleşmede ise
15.000 gösterge rakamı olarak uygulanacağı belirlenmiştir.
659 sayılı KHK’nın 15. maddesinde ise “Parasal sınırlar” başlığı altında,
Kanun Hükmünde Kararname’de yer alan parasal sınırların, her takvim yılı
başından geçerli olmak üzere, Bakanlar Kurulunca daha yüksek tutarlar
belirlenmedikçe, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi
hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak
uygulanacağı düzenlenmiştir.
… Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğünde görevli avukat personel, 2014-
2015 yıllarını kapsayan 2. dönem toplu sözleşmede avukatlık vekâlet ücreti için
belirlenen 13.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu
bulanan tutara yeniden değerleme oranı uygulanarak, 659 sayılı KHK’nın 14.
maddesinde belirlenen üst limitin üzerinde vekâlet ücreti almışlardır.
Anılan KHK’nın 14. maddesinde ifade edilen gösterge rakamı sabit değer
olup, parasal bir sınır olarak kabul edilemez. Uygulanacak gösterge rakamı,
vekâlet ücreti hak eden avukatların alabilecekleri ücretin hesaplanmasına olanak
sağlayan unsurlardan sadece biridir. Gösterge rakamının parasal bir değer
ifade edebilmesi için memur aylık katsayısı ile çarpılması gerekmektedir. Memur
aylık katsayısı da yine toplu sözleşme ile belirlenmekte ve memur maaşlarında
öngörülen yüzdelik artış kadar 6 aylık dilimler halinde 2015 yılında artırılmıştır.
Dolayısıyla 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinde belirlenen üst limit, katsayının
artması ve 2. dönem toplu sözleşmede vekâlet ücreti gösterge rakamının 13.000
olarak belirlenmesi sebebiyle değişmekte ve yükselmektedir. Bu nedenle sabit
olmayan, üst limiti memur aylık katsayısındaki değişiklikler ile sürekli artarak
güncellenen ve KHK’da parasal bir tutar yerine gösterge rakamı ile ifade edilen
vekâlet ücreti sabit bir parasal değer olarak kabul edilmez ve üst limitine yeniden
değerleme oranı uygulanamaz.
Temyiz Kurulu Kararı
233
Sayıştay Dergisi • Sayı:113
Nisan - Haziran 2019
659 sayılı KHK’nın 15. maddesinde ifade edilen parasal sınırlar
ile Kararnamenin 11. maddesindeki parasal değerlere atıf yapılmaktadır.
Kararnamede yasal bir değişiklik yapılmadıkça veya 15. madde ile yetkilendirilen
Bakanlar Kurulunca yeni bir parasal değer belirlenmedikçe değişme ihtimali
olmayan Kararnamenin 11. maddesindeki parasal tutarlar için yeniden değerleme
oranı uygulanacaktır.
Ayrıca sorumlular daha önceki savunmalarında ve temyiz dilekçelerinde;
…Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılı hesabı ile ilgili
olarak düzenlenen Yargılamaya Esas Raporun yargılanması sonucu düzenlenen
163 sayılı İlamda, görevli personelin avukatlık vekâlet ücretini 659 sayılı K.H.K.
15. maddesine istinaden yeniden değerlendirme oranında arttırılmış olarak
almasına ilişkin olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verildiğini ifade
etmişler ve … Belediyesi için de aynı hususa ilişkin olarak beraat kararı çıkması
gerektiğini iddia etmişlerdir.
Ancak, .. Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılı
hesabına ilişkin düzenlenen 163 sayılı İlamın söz konusu maddesi ile verilen
“ilişilecek bir husus bulunmadığına” kararı Sayıştay Başsavcılığı tarafından
Kararnamede belirtilen 10.000 rakamının sabit bir rakam olup gösterge rakamını
ifade etmesi, parasal bir sınırı ifade etmemesi, bu rakamı değiştirme yetkisinin
Bakanlar Kuruluna ait olması, 2013 yılı için bu rakamın 13.000’e çıkarılması,
bu gösterge rakamına yeniden değerleme oranı uygulanarak bulunacak rakamın
esas alınarak vekâlet ücretinin hesaplanması durumunda mükerrerlik olması
sebepleriyle temyiz edilmiş ve 12.04.2016 tarih ve 41788 sayılı Temyiz Kurulu
Kararı ile “kamu zararının bulunmadığı ve yapılan işlemlerin mevzuata uygun
olduğu” yönündeki kararın Bozularak, yargı raporunda kamu zararı olarak tespit
edilen tutarın sorumlular adına tazmini yönünde hüküm kurulmasını teminen
dosyanın Dairesine Gönderilmesine karar verilmiş ve Dairenin 477 sayılı Ek İlamı
ile de kamu zararının sorumlular adına tazminine karar verilmiştir. Dolayısıyla,
sorumluların iddiaları yerinde değildir.
Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 138 sayılı İlamın 2.
Maddesiyle….TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oybirliğiyle
Karar verildiği 07.11.2018 tarih ve 45303 sayılı tutanakta yazılı olmakla
işbu ilam tanzim kılındı.