Etkinlik ve Duyurular

Ortadoğu Muhasebe Tarihi ve Osmanlı İmparatorluğunda Devlet Muhasebesi adlı kitaplar Sayıştay Başkanlığı tarafından Yayımlandı

Orta Doğu Muhasebe Tarihi

Çalışmalarını 2013 yılında başlatmış olduğumuz ve Prof. Dr. Oktay GÜVEMLİ koordinatörlüğünde İran, Suudi Arabistan, Mısır, İtalya ve Türkiye’den akademisyenler tarafından hazırlanan Orta Doğu Muhasebe Tarihi (MÖ 3000-MS 2000) adlı eser, üç cilt bir arda özel kutusu içinde Sayıştay Başkanlığı tarafından yayımlanmıştır.

Eser, Ortadoğu muhasebe tarihiyle ilgilenen muhasebe tarihçilerinin yoğun çalışmaları sonucunda edindikleri bilgi ve tecrübelerin yazıya dökülmesidir. Muhasebe kültürlerinin her biri; farklı dil, farklı rakam, farklı yazı, farklı para, farklı kayıt malzemesi kullanmış olsalar da her bulgu, tarih zincirinin değerli bir halkasını oluşturmaktadır.

Orta Doğu muhasebe kültürünün, dünya muhasebe tarihinde özel bir yeri vardır ve başlangıcı M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanan, beş bin yıllık süreci kapsayan bir kayıt kültürü, bir hesaplaşma kültürüdür. Eserde Muhasebe tarihinin beş bin yıllık süreci özetlenmeye çalışılmıştır.

Orta Doğu Muhasebe Tarihi (M.Ö. 3000-M.S. 2000)

Ansiklopedik boyda üç cilt halinde, Türk ve Mısır muhasebe tarihçilerince hazırlanan eserde Orta Doğu Muhasebe Tarihi, aşağıda gösterilen yedi bölüm olarak ele alınmıştır.
  1. Eski Mısır Medeniyeti ve Kayıt Kültürünün Gelişimi (MÖ 3000 -MÖ 30)
  2. Anadolu ve Mezopotamya Arasında İlk Uluslararası Ticaretin Hesaplaşma Kayıtları (MÖ 2000 - MÖ 1700)
  3. Batı Anadolu'da Metal Para Bulguları, Persler ve Sonrası (MÖ 650 - MÖ 30)
  4. Doğu Roma İmparatorluğumda Kayıt Kültürü (330 -1453)
  5. Orta Doğu Muhasebe Tarihinde Islami Dönem (750 -1839)
  6. Orta Doğu Muhasebe Tarihinde Batılılaşma Süreci: Osmanlı ve Cumhuriyet uygulamaları (1839-2011)
  7. XXI. Yüzyıl Başlarında Orta Doğu Ülkelerinde Muhasebe Uygulamaları
 
  • Türk muhasebe tarihçileri son yirmi beş yılda Orta Doğu muhasebe tarihi ile yoğun olarak meşgul olmuşlardünya kongresi ve konferanslar düzenlemişler, çok sayıda etkinliğe katılmışlar, yayın yapmışlardır. Orta Doğu muhasebe tarihi projesi bu deneyimlerin ürünüdür.
 
  • Orta Doğu muhasebe tarihi çok derindir. Bu eserde kimi kültürlere değinilme fırsatı bulunamamıştır. Ama önemli sayılabilecek kayıt kültürleri inceleme konusu yapılmıştır. Eksiklerin zaman içinde giderileceği düşünülmektedir.
 
  • Muhasebe tarihi, hesaplaşma ve kayıt kültürü ile ilgilidir. Orta Doğu muhasebe kültürlerinin her biri, farklı dil, farklı rakam, farklı yazı, farklı para, papirüslerden kil tabletlere uzanan farklı kayıt malzemesi kullanmış olsalar da her biri, muhasebe tarihi zincirinin değerli bir halkasını oluşturmaktadır.
 
  • Orta Doğu muhasebe tarihini zenginleştiren, hem üç kıta üzerinde, farklı milletler tarafından geliştirilmesi hem de dünyada ilk uluslararası ticaretin hesaplaşma kültürüne ve ilk metal para bulgularına ev sahipliği yapmasıdır.
 
  • Öte yandan, İslami dönemde 750-1879 yılları arasında devlet muhasebesi kültürünün başarılı uygulamalarını dünyanın bir başka yerinde görmek zordur.
 
  • Bu eseri, XXI. yüzyıl başlarında hazırlayan Türk muhasebe tarihçilerinin, gelecek kuşakların bu kültürün farklı boyutlarını ortaya kayacaklarından kuşkuları yoktur.
 

Osmanlı İmparatorluğunda Devlet Muhasebesi

Üçüncü husus, Osmanlı devlet muhasebesinde tahakkuk muhasebesinin kullanılmış olmasıdır. Vergiler beyan usulüne göre değil, tahakkuk esasına göre alındığı için devlet muhasebesinde tahakkuk muhasebesinin kullanılmıştır. Yıl başında tahakkuk yapılarak yükümlüye o yıl içinde ödeyeceği verginin bildirilmesi ve yıl içinde yapılan tahsilatın yükümlünün hesabından düşülmesi söz konusudur.
 
Osmanlı İmparatorluğu devlet muhasebesinin başlıca özellikleri:
Devlet muhasebe yapısı: Osmanlı devletinin merkez yönetiminin en önemli organı olan Divan-ı Hümayun’un (Bakanlar kurulu) üyesi olan ve maliye bakanı konumunda bulunan başdefterdar, devlet muhasebesinin de başı olup, ona bağlı defterdarlar vardır. Anadolu defterdarına, Anadolu’daki eyaletler ile ilgili gelir ve gider kayıtlarını yürüten muhasebe departmanları; Rumeli defterdarına devletin Avrupa topraklarındaki eyaletlere ait gelir ve giderlerini yürüten muhasebe departmanları bağlıdır. Defterdarlıklar bünyesindeki muhasebe departmanları gelir ve gider türlerine göre ayrılmıştır.
 
Merdiven yönteminin kullanımı: Bu departmanlar, günlük defter kayıtlarını, büyük defter hesabı niteliğindeki yardımcı defter kayıtlarını ve yıllık gelir ve gider hesabını merdiven yöntemini kullanarak ve tahakkuk muhasebesinden yararlanarak yaparlar. Osmanlı muhasebecileri, merdiven yöntemini devlet muhasebesinin değişen koşullarına göre bu yöntemi geliştirerek XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar kullanmışlardır. İşletmecilikte kâr hesaplamaya ve yatırımları yönetmeye dönük ihtiyaçları karşılayamayınca da, yöntem terk edilmiş ve çift yanlı kayıt yöntemine geçilmiştir.
 
Yıllık gelir ve gider hesabı: Osmanlı klasik döneminde (1839’a kadar) yıllık bütçe uygulaması yoktur. Belirli gelir ve giderlerin izlenmesi için tahakkuk muhasebesinden yararlanılması söz konusudur. Ancak yıl sonlarında devletin kesin gelir –gider hesabının düzenlenmekte olup, muhasebenin önemli bir görevi olmuştur. Bu hesabın düzenlenmesi ile hem yılın gerçekleşen gelir ve gider dengesinin ortaya konulması mümkün olmuş ve hem de yıllık gelir ve gider hesabının ayrıntılarından yararlanılarak bir sonraki yılın vergi
tahakkuklarının yapılması olanağı sağlanmıştır.
 
Muhasebe mesleği: Osmanlı İmparatorluğu’nda muhasebe mesleği, devlet muhasebe yapısı içinde gelişme göstermiştir. Devlet muhasebesinde çırak olarak işe alınan kişinin, bu örgüt içinde eğitildiği, zaman içinde terfi ederek yüksek unvanlara sahip duruma geldiği ve sonuçta defterdarlığa kadar yükselebilmektedir. Yani muhasebe mesleğinin örgütü vardır, eğitimi vardır, unvanları vardır, yetkileri vardır. Ve muhasebe mesleği, devlet teşkilatı içinde saygın bir yere sahiptir. İmparatorluğun yükselme döneminde devlet muhasebesinde oluşan bu özellikler, asırlar boyu, Tanzimatın ilanına (1839) kadar varlığını korumuştur. Yine bu özellikler ortaya koymaktadır ki, yükselme döneminde Anadolu muhasebe kayıt kültürü sürekli gelişme göstermiş ve dönemin sonunda önemli bir aşamaya ulaşmıştır. İmparatorluğun duraklama ve gerileme döneminin bir parçasını oluşturan 1579-1839 yılları arası, mali bilgilerin daha kısa sürede ortaya konulabilmesi, devletin gelir ihtiyacı dolayısıyla mevcut gelir toplama yöntemlerinin gözden geçirilerek yeni yöntemlerin bulunması vb. gibi ortaya çıkan ihtiyaçlar çerçevesinde gelişen Anadolu muhasebe kayıt kültürü açısından olgunlaşma dönemi olmuştur. 1839 yılının sınır olarak kabul edilmesi, Anadolu muhasebe kayıt kültürünün Tanzimat Fermanı ile son bulması ve Türk muhasebe kültüründe, Batı Avrupa muhasebe kayıt kültürü ile bütünleşme sürecinin başlamasıdır.
 
Muhasebecilerin tavsiyelerde bulunmaları: Osmanlı’da muhasebecilerin mali konularda rapor hazırlamalarına daha önceleri rastlanmamaktadır. XVII. Yüzyılın ilk yarısının sonlarından XVIII. yüzyılın başlarına kadar ise, birçok üst düzey muhasebecinin mali durumun düzeltilmesi ile ilgili raporlar hazırladıkları gözlenmektedir. Bunlar arasında sırası ile Koçibey’in, Tarhuncu Ahmed Paşa’nın, ünlü Osmanlı tarihçisi Katip
Çelebi’nin ve Defterdar Sarı Mehmed Paşa’nın raporları önemlidir.
 
Anadolu muhasebe kayıt kültürü, bu süre içinde, değişen koşullara göre gelişmesini sürdürmüş ve başarılı bir uygulama dönemi yaşamıştır. Ancak hem çağdaşlaşma arzusu ışığında başlayan Batılılaşma çabaları doğrultusunda, defterdarlık düzeninin maliye bakanlığına yerini bırakması dolayısıyla devlet muhasebe sisteminin yenilenme ihtiyacı ve hem de merdiven yönteminin gelişen ve değişen ihtiyaçlara yanıt verememesi Anadolu muhasebe kayıt kültürünün sonunu getiren gelişmeler olmuştur.
Bu eserde ele alınan Osmanlı devlet muhasebesi, ayni zamanda Türklerin oluşturduğu Anadolu muhasebe kayıt kültürünü ifade etmektedir. Anadolu muhasebe kayıt kültürü, son dört yüz yılı ayrıntılı olarak ortaya konulabilen sekiz yüz yıl boyunca varlığını korumuş, Türk muhasebe tarihinin önemli ve başarılı bir evresini oluşturmuştur.