Daire Karar Detayı

Daire
8
Karar Tarihi
18.02.2025
Karar No
340
İlam No
41
Madde No
1
Kamu İdaresi Türü
Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
Hesap Yılı
2023
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Üst Kurul üyesine, görevinden ayrıldığı tarihten sonra değişen mevzuat hükümleri uyarınca tazminat ödenmesi



… Kurulu üyesine, görevinden ayrıldığı tarihten sonra değişen mevzuat hükümleri uyarınca tazminat ödenmesi neticesinde … TL kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasına ilişkin olarak,

10.08.2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 3 sayılı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Görev süresi” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerine atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler, yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir.” hükmü ile,

“Görevleri sona erenler ve görevden alınanlar” başlıklı 6’ncı maddesinin mülga ilk fıkrasında; “Kamu görevlisi olmayanlar arasından üst kademe kamu yöneticisi kadro, pozisyon ve görevlerine atananlardan görevleri sona eren veya görevden alınanlara tazminat ödenip ödenmemesi ve tazminat miktarı ile buna ilişkin diğer hususlar Cumhurbaşkanınca belirlenir.

…” hükmü yer almaktadır.

18.10.2019 tarih ve 30922 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu” başlıklı 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasının ilk hali aynen;

“(4) Başkan ve üyelerin Kurumda görev yaptıkları sürece önceki görevleri ile ilişikleri kesilir. Kamu görevlisi iken Başkan veya üyeliğe atananlar, memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla, görevin herhangi bir sebeple sona ermesi ve otuz gün içinde eski kurumlarına başvurmaları durumunda atamaya yetkili makam tarafından bir ay içinde mükteseplerine uygun bir kadroya atanır. Atama gerçekleşinceye kadar, bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin Kurum tarafından ödenmesine devam olunur. Bir kamu kurumunda çalışmayanlardan üyeliğe atanıp görevi sona erenlere başka bir görev veya işe başlayıncaya kadar, almakta oldukları her türlü ödemeler Kurum tarafından verilmeye devam edilir ve bu şekilde yapılacak ödeme üç ayı geçemez. Kamu görevlisi iken Başkan veya üyeliğe atananların Kurumda geçirdiği süreler önceki kurum veya kuruluşlarında geçirilmiş sayılır.” şeklindedir.

12.05.2023 tarihli ve 32188 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 147 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 1’inci maddesi ile değiştirilen, 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasının yeni hâlinde söz konusu hüküm aynen;

“(4) Başkan ve üyelerin Kurumda görev yaptıkları sürece önceki görevleri ile ilişikleri kesilir. Kamu görevlisi iken Başkan veya üyeliğe atananlar, memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla, görevin herhangi bir sebeple sona ermesi ve otuz gün içinde eski kurumlarına başvurmaları durumunda atamaya yetkili makam tarafından bir ay içinde mükteseplerine uygun bir kadroya atanır. Atama gerçekleşinceye kadar, bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin Kurum tarafından ödenmesine devam olunur. (Değişik cümle:RG-12/5/2023-32188-CK-147/1 md.) Bir kamu kurumunda çalışmayanlardan üyeliğe atanıp görevi herhangi bir sebeple sona erenlere başka bir görev veya işe başlayıncaya kadar, almakta oldukları her türlü ödemeler Kurum tarafından verilmeye devam edilir ve bu şekilde yapılacak ödeme iki yılı geçemez. Kamu görevlisi iken Başkan veya üyeliğe atananların Kurumda geçirdiği süreler önceki kurum veya kuruluşlarında geçirilmiş sayılır.” şeklindedir.

Bu hüküm Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve E.:2019/111; K.:2023/63 sayılı Kararı ile iptal edilmiş olup kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Karar Resmî Gazete’de 10.10.2023 tarihinde yayımlanmıştır.

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun “Adaylık için görevden çekilmesi gerekenler” başlıklı 18’inci maddesinde, “Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, aday olmak isteyen belediye başkanları ve subaylar ile astsubaylar, aday olmak isteyen siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler.” hükmü bulunmaktadır.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un ek 7’nci maddesinde “Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere; milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.” düzenlemesi bulunmaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 41’inci maddesinin “ı” bendi uyarınca “Seçim kanunları gereğince görevlerinden istifa edenlerin, istifa ettikleri tarih ile seçimin yapıldığı tarihi takip eden ay başına kadar açıkta geçirdikleri süreleri” borçlanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Dolayısı ile bu süre içinde adı geçen şahsa kurumca herhangi bir ödeme yapılmayacaktır.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu EK MADDE 5’in onuncu fıkrası;

“Başkan ve üyeler, görevlerinden ayrılmalarını izleyen iki yıl içinde Kurumun denetlemekle ve düzenlemekle yetkili olduğu sektör ve alandaki özel kuruluşlarda görev alamaz. Bu fıkra hükmüne uymayanlar hakkında 2/10/1981 tarihli ve 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanunun 4 üncü maddesi hükmü uygulanır."

şeklinde düzenlenmiştir.

2/10/1981 tarihli ve 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun’un “Ceza” başlıklı 4’üncü maddesinde;

“Bu Kanuna aykırı harekette bulunanlar altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.”

hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde;

3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Kararname eki (I) sayılı cetvelde yer alan üst kademe kamu yöneticilerinin görev sürelerinin belirlendiği, Cumhurbaşkanının görev süresinin bu kişilerin de görev süresi olduğu, bu kişilerin görev süreleri sona ermeden Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınabileceği, Kamu görevlisi olmayanlardan üst kademe kamu yöneticisi kadro, pozisyon ve görevlerine atananların görevlerinin sona ermesi veya görevden alınmaları durumunda ise bu kişilere tazminat ödenip ödenmeyeceğinin yine Cumhurbaşkanınca belirleneceği,

Belirleme yetkisine istinaden, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi eki (I) sayılı cetvelde yer alan …. Kurul başkan ve üyeleri için söz konusu tazminatın 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlendiği;

Söz konusu düzenlemenin ilk halinde Kurul başkan ve üyelerine ödenecek tazminatın, başkan ve üyeliğe kamu kurumlarından atananlar ile açıktan atananlar bakımından ayrı ayrı düzenlendiği,

Kamu görevlisi iken başkan veya üyeliğe atananların görevlerinin herhangi bir sebeple sona ermesi durumunda eski kurumlarına atanacağı ve atama gerçekleşinceye kadar bunların almakta oldukları her türlü ödemelerin Kurum tarafından ödenmesine devam olunacağı, bilakis açıktan atananlardan ise yalnızca görevi sona erenlere tazminat ödeneceği,

Anılan tazminat hükmünün sonradan değiştirildiği ve fıkrada yer alan “görevi sona erenlere” ifadesinin yerini “herhangi bir sebeple görevi sona erenlere” ifadesinin aldığı, bu suretle kamu görevlisi olmayan başkan ve üyelerin tazminatı hak etme şartlarının kamu görevlilerine benzer şekilde genişletildiği, söz konusu tazminatın süresinin ise iki yıla uzatıldığı anlaşılmaktadır.

Bu hususlara ek olarak, memurların ve diğer kamu görevlilerinin, bir seçimde aday olmak istediklerinde tarafsızlıklarının temini amacıyla görevlerinden çekilmek zorunda olduğu, bu kişilerin, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde ise, ilgili mevzuat ile belirlenen sürelerde eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebileceğine ilişkin hükümlere yer verildiği görülmektedir.

Son olarak, başkan ve üyelerin, görevlerinden ayrılmalarını izleyen iki yıl içinde Kurumun denetlemekle ve düzenlemekle yetkili olduğu sektör ve alandaki özel kuruluşlarda görev alamayacakları düzenlemesine yer verildiği ve bu düzenlemeye uymayanlar hakkında yaptırım hükmü uygulanacağı anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede;

Kurul üyesi …’ün, 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine aday adayı olmak üzere 16.03.2023 tarihinde kurul üyeliği görevinden ayrıldığı,

Ayrılma tarihi itibarıyla geçerli olan 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili hükmünde yer alan “görevi sona erenlere” ifadesine uygun olarak, süresi tamamlanarak görevi sona ermeyen eski üyeye Kurum tarafından ödeme yapılmadığı,

Bilahare, seçim sonuçlarına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu Kararı’nın 30.05.2023 tarih ve 32206 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasının akabinde ilgili üye tarafından başkanlık makamına 23.06.2023 tarihli bir dilekçe sunulduğu,

Dilekçe ile kurumdaki görevine dönmeyeceğini belirten üye tarafından, görevden ayrılma tarihi olan 16.03.2023’ten itibaren geçerli olmak üzere 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 12.05.2023 tarihinde yürürlüğe giren 5’inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kendisine tazminat ödenmesinin talep edildiği,

Talebe ilişkin olarak başkanlık makamına sunulan … tarihli ve … sayılı yazı ile başkan olurunun alındığı,

Olura istinaden ise üye iken verilen her türlü ödemelerin geriye dönük mayıs ve haziran ayları dahil edilerek temmuz ayından itibaren 2023 yılı boyunca ödendiği tespit edilmiştir.

Yargılamaya esas rapor konusu olayda uyuşmazlık iki noktada toplanmaktadır. Bunlardan birincisi seçimlere katılmak amacıyla görevlerinden ayrılma isteğinde bulunan kamu görevlilerinin adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde söz konusu görevlerinden ayrılma halinin geçici bir ayrılma mı kesin bir ayrılma mı olarak değerlendirileceği noktasındadır.

298 sayılı Kanun’un ek 7’nci maddesinde yer alan hükme göre seçim nedeniyle istifanın normal bir istifa olmadığının, istifa edenin aday gösterilmeme ya da seçilememe durumunda göreve geri dönme iradesinin bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Dolayısıyla adaylık için istifa eden kamu görevlilerinin, kamu görevlisi statülerinin bir nevi askıda olduğunun kabulü gerekmektedir.

Yargılamaya esas rapor konusu olaydaki ikinci uyuşmazlık ise seçim nedeniyle görevinden ayrılan kamu görevlisinin görevde olmadığı dönemde değişen mevzuat hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağına ilişkindir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde; Kurul üyelerinin görevlerinden ayrılmalarını izleyen iki yıl içinde Kurumun denetlemekle ve düzenlemekle yetkili olduğu sektör ve alandaki özel kuruluşlarda görev alamayacakları, uyuşmazlık konusu düzenlemenin ise bu yasaklılık süresince bir kamu kurumunda çalışmayanlardan üyeliğe atanıp görevden ayrılan Kurul üyelerine ödenmesi gereken tazminat ödemelerini üç aydan iki yıla çıkardığı ve fıkrada yer alan “görevi sona erenlere” ifadesinin “herhangi bir sebeple görevi sona erenlere” şeklinde değiştirildiği görülmektedir.

Buna göre söz konusu düzenlemenin ilgilinin yasaklılık süresi içerisinde yürürlüğe girmesi durumunda uygulanabileceği değerlendirilmektedir. Aksi bir yorum kişinin sırf anayasal bir hakkını kullanması nedeniyle hak kaybına uğraması sonucunu doğuracak olup hakkaniyet ilkesine ve Anayasanın 67’nci maddesindeki seçilme hakkına müdahale niteliği taşıyabilecektir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında somut olay irdelendiğinde, Kurul üyesi …’ün 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine aday adayı olmak üzere kurul üyeliği görevinden ayrıldığı … tarihinden … tarihli dilekçesinin başkan oluruyla kabul edildiği … tarihine kadar 147 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 5’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında tanımlanan “görevi herhangi bir sebeple sona erenler” statüsünü taşımadığı ve belirtilen tarihler arasında 5510 sayılı Kanun’un 41’inci maddesinin “ı” bendi uyarınca kurumundan kendisine herhangi bir ödeme yapılamayacağı açıktır. Hal böyle iken, … tarihli başkan oluru ile Kurul üyesi …’e Mayıs ve Haziran ayları için ödenen tazminat tutarının anılan kişinin kamu görevlisi sıfatına haiz olmadığı dikkate alındığında yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Kurul üyesi …’e … tarihli başkan oluru kapsamında … tarihinden itibaren yapılan tazminat ödemeleri ise, ilgilinin yasaklılık süresi içerisinde yürürlüğe giren 147 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünden yararlanması gerektiği değerlendirildiğinden (147 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve E.:2023/120; K.:2023/128 sayılı Kararı ile iptal edildiği, iptal kararının 19.10.2023 tarih ve 32344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine hükmedildiği, buna göre anılan düzenlemenin 19.07.2024 tarihine kadar yürürlükte olduğu, dolayısıyla 04.07.2023-19.07.2024 tarihleri arasında tazminat alabileceği anlaşılmaktadır.) mevzuata uygundur. Zira yukarıda da ifade edildiği gibi anılan kişi seçilme hakkını kullanmamış olsa idi 147 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin sağladığı imkânlardan faydalanabilecekken sırf anayasal bir hakkını kullanması bu düzenlemeden faydalanamaması sonucunu doğuracak bu da Anayasa ile kişiye verilen hakka müdahale oluşturacaktı.

Diğer taraftan ortak nitelikteki savunmalarında sorumlular tarafından, ahize ödenen tazminat tutarından kesilerek hazineye yatırılan gelir vergisi ve damga vergisi tutarlarının brüt olarak hesaplanan kamu zararı tutarından düşülerek kamu zararının vergi harici net tutar üzerinden hesaplanması gerektiği ifade edilmiştir. Konuya ilişkin olarak;

Sayıştay Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı Kararı’nda, “Sayıştay denetimine giren idare ve kurumların saymanlık hesaplarının incelenmesi sonunda saptanan mevzuata aykırı ödemelerden genel bütçeli dairelere ilişkin bulunanların, vergi kesintileri düşüldükten sonra kalan tutarlar üzerinden; katma bütçeli dairelerle diğer kuruluşlara ilişkin olanların ise, bütçelere gider olarak kaydedilen kesintisiz tutaralar üzerinden hesaplanması gerektiğine...” şeklinde karar verilmiştir. Anılan Genel Kurul kararı doğrultusunda sorumluların iddiası yerinde görülmemiştir.

Hal böyle iken; Kurul üyesi …’ün, Milletvekili Genel Seçimlerinde aday adayı olmak üzere kurul üyeliği görevinden ayrıldığı … tarihinden … tarihli dilekçenin başkan oluru ile kabul edildiği … tarihine kadar 5510 sayılı Kanun’un 41’inci maddesinin “ı” bendi dikkate alındığında Mayıs ve Haziran ayları için kendisine yapılan tazminat ödemelerinin yasal dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından bu aylar için yapılan ödeme tutarı için kamu zararı oluştuğu, ilgilinin dilekçesinin başkan oluru ile kabul edildiği … tarihinden sonrası için yapılan tazminat ödemelerinin ise mevzuata uygun olduğu değerlendirilmiştir.

Konunun sorumluluk yönünden değerlendirilmesine gelince;

Yargılamaya esas rapor konusu olayda tespit edilen kamu zararından ödeme emri belgelerini imzalayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ile söz konusu ödemeye olur vererek mali işlem sürecinde doğrudan rol alan üst yönetici sorumlu tutulmuştur.

Yapılan yargılama neticesinde; Kurul üyesi …’e kamu görevlisi statüsünde bulunmadığı dönem olan Mayıs ve Haziran ayları için yapılan tazminat ödemelerinin yasal dayanağının bulunmadığına ve bu ödemeler yönünden kamu zararı oluştuğuna kanaat getirilmiştir. İlişikli ödeme emri belgeleri incelendiğinde ahize Mayıs ve Haziran ayları için tazminat ödemelerinin … tarih ve …-… no’lu ödeme emri belgeleriyle gerçekleştirildiği, bu aylara ait aile-çocuk yardımı ödemelerinin ise … tarih ve … no’lu ödeme emri belgesiyle yapıldığı anlaşıldığından her üç ödeme emrinde de Harcama Yetkilisi olan … (…) ile Gerçekleştirme Görevlisi olan …’nun (…) 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddeleri uyarınca oluşan kamu zararından sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

… Kurumunda mevzuata aykırı başkanlık oluru ile bu olura istinaden yapılan ödemeler neticesinde kamu zararına sebebiyet verilmiştir. Başkanlık olurunu imzalayan Üst Yönetici (…) açısından fiil ve netice arasında 5018 sayılı Kanun’un 71’nci madde hükmü ile 6085 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinin 3’üncü bendinde kamu zararı neticesinde sorumluluk tesisi için aranan uygun illiyet bağı mevcuttur.

Netice itibariyle, ilgili Başkanlık oluruna istinaden yapılan ödemeler suretiyle sebep olunan kamu zararından Üst Yönetici …’nun (…) sorumlu tutulması gerektiği değerlendirilmiştir.

Her ne kadar yargılamaya esas raporda … tarih ve … no’lu ödeme emri belgesini imzalayan Harcama Yetkilisi … (…) ve … tarih ve … no’lu ödeme emri belgesini imzalayan Gerçekleştirme Görevlisi … (…) sorumlu tutulmuş ise de anılan ödeme emri belgeleri neticesinde ödenen tazminat tutarının mevzuata uygun olduğu ve kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından bu kişiler yönünden mali sorumluluk tesis edilmemiştir.

Sonuç olarak; Kurul üyesi …’ün Milletvekili Genel Seçimlerinde aday adayı olmak üzere kurul üyeliği görevinden ayrıldığı … tarihinden … tarihli dilekçenin başkan oluru kabul edildiği … tarihine kadar hem 5510 sayılı Kanun’un 41’inci maddesinin “ı” bendi hem de 147 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 5’inci maddesinin 4’üncü fıkrası dikkate alındığında, Mayıs ve Haziran ayları için kendisine yapılan tazminat ödemelerinin yasal dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, bu aylar için yapılan …TL’lik tazminat ödemesi tutarı için kamu zararı oluştuğu, ilgilinin dilekçesinin başkan oluru ile kabul edildiği … tarihinden sonrası ise 147 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 5’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında tanımlanan “görevi herhangi bir sebeble sona erenler” statüsünde olduğundan bu tarihten sonra yapılan tazminat ödemelerinin (Temmuz-Aralık) ise mevzuata uygun olduğu anlaşıldığından … TL hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Bu itibarla, sorgu konusu edilen toplam … TL’nin;

Mevzuatına uygun olduğu anlaşılan … TL’si hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına,

Geriye kalan … TL’sinin ise Üst Yönetici (…) …, Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …’na müştereken ve müteselsilen,

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,

Üyeler … ile …’in karşı oyu ile ve oy çokluğuyla karar verildi.

Azınlık Görüşü:

Üyeler … ile …’in karşı oy gerekçesi;

“Somut olayda, Milletvekili Genel Seçimlerinde aday adayı olmak üzere kurul üyesi … tarihinde görevinden ayrılmış, kurumla ilişiği kesilmiş ve bir daha idari işlem tesis edilmemiştir. İşgal ettiği görev yeri ve kadrosu boşalmıştır. Artık idare, bu kadro üzerinde tasarruf yetkisine sahip bulunmaktadır. Yani idarenin, kamu görevlisinin adaylığı veya seçimi kaybetmesi durumunda eski görevine atanmasına olanak sağlamak amacıyla bu kadroyu boş tutma gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır.

298 sayılı Kanun’un ek 7’nci maddesi, devlet memurları ile diğer kamu görevlilerine yalnızca aynı görevlerine veya kazanılmış hak ve derecelerindeki başka bir göreve dönmelerine cevaz vermektedir. Burada mezkûr Kanun ve Anayasa’nın sağladığı güvence, kuruma dönmek istemesi hâlinde kişinin hak kaybı yaşamadan aynı veya eşdeğer bir görevde tekrar çalışabilecek olmasıdır. Kurul üyesi … tarihli dilekçesinde görevine geri dönmeyeceğini belirterek değişen mali hükümlerin kendisi hakkında uygulanmasını talep etmiş olup, mevzuatın kendisine tanıdığı imkânı kullanmayıp kamu görevine tekrar başlamamış olduğundan hakkında kurumu ile hukuki bağını canlandıracak bir idari işlem de tesis (atama vb.) edilmemiştir.

Kurumuyla ilişiği kesilen, kamu görevine dönme talebinde bulunmayan ve dolayısıyla görevine tekrar atanmayan kurul üyesi hakkında üyelik sıfatının sona erdiği tarih olan …’te yürürlükte olan mevzuatın uygulanması gerekmekte olup bu tarihten sonra değişen mali haklardan yararlanması mümkün değildir. Zira, geriye yürümezlik ilkesi çerçevesince idari işlemler, kural olarak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren hüküm ve sonuç doğurur. Kurul üyesinin görevinden ayrıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri, bilhassa görevinden çekilme suretiyle ayrılanlara değil, süresi tamamlanarak görevi sona erenlere bu ödemenin yapılacağına hükmetmiştir. Dolayısıyla, söz konusu tazminatın kazanılmış hak gibi kabul edilerek ödeme yapılması mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi de kazanılmış hak kavramını, “…kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş hak” olarak tanımlamıştır. (E. …., K. …. sayılı … tarihli Karar) Bu tanımlamadan bahisle, üst kurul üyeliği statüsüne bağlı olan ve kişi görevi başındayken kesinleşmemiş tazminat hakkının geleceğe etkili olarak kazanılmış hak kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.

Danıştay .. Dairesi’nin … tarihli ve E. …, K. … sayılı kararında yer alan;

“Seçimlere katılmak amacıyla görevinden istifa eden kamu personelinin, görevden istifa tarihinden 298 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen Ek 7. maddesi kapsamında göreve döneceği tarihe kadar kamu görevlisi statüsünde olmadığı ve belirtilen tarihler arasında ilgili mevzuatında kamu görevlisine sağlanan özlük haklarına sahip bulunmadığı açıktır.” hukuki değerlendirmesi ile söz konusu kişinin göreve döneceği tarihe kadar kamu görevlisi olmadığı belirtilmiştir.

Yine, Danıştay ... Dairesi’nin E…., K….. sayılı Kararı’nda “Sonuç olarak; seçimlere katılmak üzere görevlerinden ayrılan ve adaylığı veya seçimi kazanamayan kamu görevlilerinin, seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca ilanını takip eden bir ay içinde başvurmaları kaydıyla eski görevlerine veya durumlarına uygun bir göreve dönebilmeleri için idarelerce gerekli atama işleminin tesisinin zorunlu olduğu görüşüne varılarak dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına …. gününde oybirliğiyle karar verildi.” denilerek adaylığı veya seçimi kaybeden kamu görevlisinin kamu görevine dönüşü için hakkında atama işleminin bulunması gerektiği ifade edilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince; kurulu üyesine, görevinden ayrıldığı tarihten sonra değişen mevzuat hükümleri uyarınca tazminat ödenmesi sonucu oluşan kamu zararının raporda belirtilen sorumlular adına tazmin hükmedilmesi gerekir.”