Daire Karar Detayı

Daire
7
Karar Tarihi
06.05.2025
Karar No
654
İlam No
250
Madde No
1
Kamu İdaresi Türü
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Hesap Yılı
2019
Konu
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

KARAR

Eğitim Yardımı



25 yaş altındaki lisans ve ön lisans düzeyinde eğitim gören üniversite öğrencilerine müracaatları alınarak Eğitim Yardımı adı altında nakdi ödemede bulunulduğu ve söz konusu ödemeler yönünden kamu zararına neden olunduğu iddiası ile ilgili olarak yapılan incelemede;

... Büyükşehir Belediyesi 2019 yılı hesap ve işlemleri ile ilgili Dairemizce düzenlenen … sayılı İlamın 1'inci maddesi ile; 25 yaş altındaki lisans ve ön lisans düzeyinde eğitim gören öğrencilere müracaatları alınarak eğitim yardımı adı altında nakdi ödemede bulunulması, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a, 38/n ve 60/i maddeleri kapsamında maddi durumu iyi olmayan ailelerin yükseköğrenime devam eden çocuklarına yapılan sosyal yardım niteliğinde olduğundan ve 5102 sayılı Yükseköğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanun’un 2’nci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, sorgu konusu edilen ... TL ödeme ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verilmişti.

Söz konusu karara karşı Sayıştay Başsavcılığınca temyize gidilmesi neticesinde Temyiz Kurulu, ... tarih ve ... tutanak sayılı kararı ile Dairece verilen ilişilecek bir husus bulunmadığına ilişkin kararı bozmuştur. Bozma kararında özetle;

5102 sayılı Kanun’da yurt içinde ve dışında yüksek öğrenim gören öğrencilere burs, kredi ve nakdî yardım verilmesiyle ilgili esas ve usullerin düzenlendiği, yüksek öğrenim öğrencilerine verilecek burs, kredi ve nakdi yardımlarla ilgili olan bu Kanun’un, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yayımlandığı 10.03.2009 tarihinden itibaren belediyeler açısından 5393 sayılı Kanuna göre hukuken özel kanun durumuna geldiği; dolayısıyla belediyelerin bu tarihten sonra, yüksek öğrenim öğrencilerine burs, kredi veya yardım-destek adı altında (periyodik ödeme olsun veya olmasın) herhangi bir nakdi ödeme yapamayacağı;

Buradan hareketle, Belediye Meclisince çıkarılan ve halen yürürlükte bulunan “... Büyükşehir Belediyesi Sosyal İşler ve Yardım Esasları Yönetmeliği” nin belediye sınırları içindeki kamuya ait eğitim kurumlarında eğitimini sürdüren muhtaç yüksek öğrenim öğrencilerine nakdi yardım yapılabileceğine dair hükmünün, özel kanuna uygun olmadığından/aykırı hale geldiğinden, artık uygulanması mümkün olmadığı ifade edilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinin (a) bendinde,

“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

…sosyal hizmet ve yardım…. yapar veya yaptırır.” Hükmü,

Anılan Kanun’un “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesinin (n) bendinde,

“Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak.” Hükmü,

Mezkûr Kanun’un “Belediye giderleri” başlıklı 60’ıncı maddesinin (i) bendinde,

“Dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar.” Hükmü mevcuttur.

Aynı Kanunun 15’inci maddesi b bendinde verilen yetki kapsamında Belediye Meclisince çıkarılan ve halen yürürlükte bulunan “... Sosyal İşler ve Yardım Esasları Yönetmeliği”nin tanımlar başlıklı 4’üncü maddesinin (k) bendinde sosyal yardımlar, “Bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşıyan kişilere yapılacak aynî ve nakdî yardımları” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yönetmelik’in ‘Sosyal Yardımlardan Yararlanma Hakkı’ başlıklı 7’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında; belediyece yapılacak sosyal yardımlardan kimlerin yararlanmaya hakkı olduğu; “Belediye sınırları içinde ikamet eden muhtaç, yoksul, kimsesiz, düşkün ve özürlü kişiler”, “Belediye sınırları içindeki kamuya ait eğitim kurumlarında eğitimini sürdürmekte olan muhtaç öğrenciler (ilköğretim, lise ve yükseköğretim)”, şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca Yönetmelik’in 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendinde “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde sosyal yardım ve hizmetlerden yararlanacak kişilerde aranacak şartları tespit etmek” Değerlendirme Kurulunun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden Belediyenin dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesiz kişilerin gıda, giyinme, barınma, ısınma, eğitim, sağlık gibi temel nitelikte sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesine yardımcı olmak amacıyla sosyal yardım ödemeleri yapabileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca Belediyeye sosyal yardımlardan yararlanmak için başvuran veya bizzat Belediyece tespit edilen kişilerin Yönetmelikte belirtilen belgeleri incelenerek bunların muhtaçlık durumlarının tespiti ile sosyal yardımdan faydalanacak kişilerde aranacak -Yönetmelikte bulunmayan- diğer şartların tespiti ve yapılacak yardımların miktarı, süresi ve şeklinin Değerlendirme Kurulu kararı ile belirlendiği görülmektedir.

... Büyükşehir Belediyesince, belli şartları taşımaları halinde üniversitelerde öğrenim gören öğrencilere yılın belli dönemlerinde, bazılarına yılda bir bazılarına ise yılda iki defa eğitim yardımı niteliğinde nakdi ödeme yapılmıştır. Bu ödemeler yapılırken idare tarafından belli koşullar aranmıştır. Bu koşullardan belli başlıları şunlardır: Öğrencinin kendisinin veya ailesinin/anne-baba vefat durumunda yakınının ...’da ikamet etmesi, devlet üniversitesinde okuyor olmak veya vakıf /özel üniversitede yüzde yüz burslu okuyor olmak, gelir durumu açısından maddi desteğe ihtiyacı olmak (Bu durumu gelir belgesi, Maaş bordrosu vb. belgeler ile kanıtlamak). Aranan koşullardan anlaşılacağı üzere verilen eğitim yardımlarında ‘yardıma muhtaçlık’ durumunun özellikle arandığı görülmektedir.

Alınan başvurular ve toplanan belgelerden sonra yardım yapılacak öğrencilerin gereken şartları taşıyıp taşımadığına ... Sosyal İşler ve Yardım Esasları Yönetmeliğinin 11’inci maddesine göre kurulan Değerlendirme Kurulu tarafından karar verilmiş ve neticesinde şartları sağlayan öğrencilere ödemeleri yapılmıştır.

5102 sayılı Yükseköğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanun’un “Burs ve kredilerin verilmesi” başlıklı 2’nci maddesiyle, burs ve kredilerin tek elden yapılması amaçlanmış olup, Anayasa Mahkemesi madde metninde yer alan “… (belediyeler hariç) …” ibaresini 20.11.2008 tarihli ve E:2004/24, K:2008/165 sayılı kararı ile iptal etmiştir. İptal kararının gerekçesinde; mükerrerliğin önlenmesi, adil ve dengeli bir dağılımın sağlanarak, daha çok sayıda öğrenciye ulaşılması amacıyla burs ve kredilerin tek elden verilmesi esasına dayanan bir sistemin oluşturulmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

Anılan Kanun’la yapılan düzenlemenin amacından ve Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, burs veya kredi ödemelerinden belirlenmiş periyotlarla ve miktarlarla yükseköğrenim öğrencilerine sağlanan yardımlar kastedilmektedir.

Rapor dosyası ve eki belgeler incelendiğinde, ... Büyükşehir Belediyesince dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesiz olduğu Yönetmelik hükümleri uyarınca Değerlendirme Kurulu Kararı ile tespit edilen ailelerin çocuklarından ve öğrencilerden kamuya ait eğitim kurumlarında yükseköğrenimini sürdürmekte olanlara yılda birkaç kez eğitim yardımı adı altında ödeme yapıldığı, ödemelerin Belediyenin araştırmaları neticesinde özellikle yardıma muhtaç olduğu tespit edilen yükseköğrenim öğrencilerinin eğitimine katkı sağlamak amacıyla yapıldığı, başvuran herkese ödeme yapılmadığı gibi her seferinde aynı kişilere de ödeme yapılmadığı ve ayrıca yardımların periyodik olarak ödenmediği görülmektedir.

Somut olayda olduğu gibi, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun yukarıda yer verilen 14/a, 38/n ve 60/i maddeleri kapsamında maddi durumu iyi olmayan ailelerin yükseköğrenime devam eden çocuklarına yapılan nakdi sosyal yardım, 5102 sayılı Kanunun 2’nci maddesindeki sınırlamalarla değerlendirilemeyecektir.

Bu itibarla, eğitim yardımı olarak yapılan ödemelerin; 5102 sayılı Kanunun 2’nci maddesinde bahsedilen burs-kredi niteliğinde değerlendirilemeyeceği, 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a, 38/n ve 60/i madde hükümleri ile Kanunun 15/b maddesine dayanılarak yürürlüğe konulan “... Büyükşehir Belediyesi Sosyal İşler ve Yardım Esasları Yönetmeliği” hükümleri kapsamında dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesiz olduğu belirlenen yükseköğrenim öğrencilerine ara ara verilen sosyal yardım niteliğinde olduğu anlaşıldığından, yargı konusu ödemelerin “kamu zararı” olarak nitelendirilmesi mevzuatla uyarlı değildir.

Açıklanan gerekçelerle Temyiz Kurulu’nun … tarih ve … tutanak numaralı bozma kararına karşı Dairemizce … sayılı İlamın 2’nci maddesi ile verilen kararda ısrar edilmesine ve sorgu konusu edilen toplam … TL ile ilgili olarak;

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere ilişilecek husus bulunmadığına, aşağıda belirtilen azınlık görüşlerine karşı oy çokluğuyla,

Üye …’in İlave Görüşü:

Söz konusu Temyiz Kurulu Kararı’nın hüküm bölümünün sondan bir önceki paragrafında aynen;

“Buradan hareketle, Belediye Meclisince çıkarılan ve halen yürürlükte bulunan “... Büyükşehir Belediyesi Sosyal İşler ve Yardım Esasları Yönetmeliği” nin belediye sınırları içindeki kamuya ait eğitim kurumlarında eğitimini sürdüren muhtaç yüksek öğrenim öğrencilerine nakdi yardım yapılabileceğine dair hükmü, özel kanuna uygun olmadığından/aykırı hale geldiğinden, artık uygulanması mümkün değildir.”

Şeklindeki gerekçeyle, bahsedilen Yönetmelik’in uygulama imkanın kalmadığı iddia olunarak Daire İlamının bozulmasına hükmedilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kapsam ve nitelik:” başlıklı 1 inci maddesi “1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabidir.

2. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.” hükmünü,

“İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı:” başlıklı 2’nci maddesi “İdari dava türleri şunlardır:

İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

…” hükmünü,

“İdari davaların açılması:” başlıklı 3’üncü maddesi “İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

…” hükmünü,

“Dilekçelerin verileceği yerler:” başlıklı 4’üncü maddesi “Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.” hükmünü,

“Dava açma süresi:” başlıklı 7’nci maddesi “1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

…” hükmünü,

“İptal ve tam yargı davaları:” başlıklı 12’nci maddesi “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmünü,

“Yürütmenin durdurulması” başlıklı 27’nci maddesi “1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.

2. Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir.

…” hükmünü amirdir.”

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri çerçevesinde; İdari İşlemlerin yetki, sebep, şekil, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olmaları nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalara bakmakla görevli mahkemeler şunlardır:

-İdare Mahkemesi (ilk derece mahkeme),

-Vergi Mahkemesi (ilk derece mahkeme),

-Bölge idare Mahkemesi (İstinaf mahkemesi),

-Danıştay (Temyiz mahkemesi ve bazı davalarda ilk derece mahkemesi).

Bu durumda, belediye meclis kararı ile çıkarılan ve halen yürürlükte olan söz konusu Yönetmelik’in hukuka aykırı olup olmadığının tespit mercii, 2577 Sayılı Kanun hükümlerine göre idare mahkemeleridir.

İdari işlemeler, mahkeme kararıyla iptal edilmedikleri; İdarece geri alınmadıkları sürece hukuk aleminde varlıklarını ve etkilerini sürdürmektedirler.

Bu itibarla; ihtilafa konu olayda, adı geçen Yönetmelik’in iptali istemiyle idare mahkemesi nezdinde dava açılmadığı dosyasından anlaşıldığından hukuka uygunluk karinesi kapsamında ve icrai nitelikte olduğunun kabulü gerekmekte olup, aksi yöndeki idari işlemlerin hukuka aykırılık konusunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile görev verilmeyen Sayıştay Temyiz Kurulu Kararına katılmamaktayım.

Azınlık Görüşleri

Daire Başkanı … ve Üye …’nın Karşı Görüşü:

… tarih ve … nolu İlamın 2’inci maddesinde ilişilecek husus bulunmadığına ilişkin karar gerekçesine esas tutulan;

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14/a maddesinde öğrencilerle ilgili olarak, belediyelerin orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları yapabileceği düzenlendiği;

Aynı Kanun’un 38/n maddesinde belediye başkanlarının görev yetkileri kapsamında bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanılmasına cevaz verildiği;

Yine aynı Kanun’un 60/i maddesinde ise sosyal hizmet ve yardımların belediyenin giderleri arasında sayıldığı görülmektedir.

Buna göre, belediye bütçesinden yapılan harcamanın; öncelikle mahalli müşterek bir ihtiyacın karşılanmasına yönelik olması, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesinde sayılmış olan belediyelerin görev ve sorumlulukları, aynı Kanunun 60’ıncı maddesinde sayılan Belediye giderleri arasında yer alması gerekmektedir. Dolayısıyla anılan maddeler doğrudan öğrencilere verilen burs/kredi veya nakdi yardımları düzenlememiş olup, daha genel nitelikte düzenlemelerdir.

Diğer taraftan; 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanun’un “Burs ve kredilerin verilmesi” başlıklı 2’nci maddesinde; “Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu; yurt içinde yükseköğrenim gören ve bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilen usul ve esaslar dahilinde yeterlikleri ve ihtiyaçları tespit edilen öğrencilere burs-kredi verebilir.

Genel bütçeli daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadî teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları, bütçenin transfer tertibinden yardım alan kuruluşlar, il özel idareleri ve bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, özel bütçeli kuruluşlar, özelleştirme kapsam ve programına alınmış, hisselerinin yarısından fazlası kamuya ait olan özel hukuk hükümlerine tâbi kuruluşlar, fonlar, döner sermayeler, kamu bankaları, kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kurumlar ile kurul/üst kurullar ve diğer tüm kamu kurum ve kuruluşları (…) birinci fıkrada belirtilen yükseköğrenim öğrencilerine burs, kredi ve nakdî yardım adı altında herhangi bir ödeme yapamazlar; ilgili mevzuatları gereği burs, kredi verilmesini öngördükleri yüksek öğrenim öğrencilerini, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bildirirler.

Genel bütçeli daireler ve katma bütçeli idareler ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu dışında kalan kurum ve kuruluşlarca bildirilen öğrencilere ödeme yapılabilmesi için bu kurum ve kuruluşlarca gerekli meblağ, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca belirlenen ödeme tarihinden en geç otuz gün öncesine kadar, Kurum hesabına yatırılır.”

hükmü bulunmaktadır.

Yukarıdaki madde metninin ikinci fıkrasının ilk halinde yer alan “… (belediyeler hariç) …” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 20/11/2008 tarihli ve E.: 2004/24, K.:2008/165 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptale ilişkin gerekçeli kararında; “(…) Öte yandan, dava konusu kurallarla çeşitli kurum ve kuruluşlarca verilen burslarda, mükerrerliğin önlenmesi; adil ve dengeli bir dağılım sağlanarak daha çok sayıda öğrenciye ulaşılması amacıyla, burs ve kredilerin tek elden verilmesi esasına dayanan bir sistem oluşturulduğu, ancak belediyelerin bundan istisna tutulduğu anlaşılmaktadır. Hukukun üstünlüğü esasını benimseyen bir devlette, genel kurala bu tür bir istisna getirilebilmesi için işin doğasından veya ayrıcalık tanınanların özel durumlarından kaynaklanan zorunluluklar bulunması gerekir. Aksi halde, yasama yetkisinin kullanılmasında, hizmetin gereği değil, yasa koyucunun hukuk sınırlarını aşan öznel iradesi belirleyici olur. Böyle bir durumu ise eşitlik temelinde, adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdürmekle yükümlü olan hukuk devleti anlayışı ile bağdaştırma olanağı bulunmadığından belediyelerin, dava konusu düzenleme ile getirilen yeni sistemin dışında tutulması Anayasa'nın hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.” denilmiştir.

Gerekçede özetle yasa ile çeşitli kurum ve kuruluşlarca verilen burslarda, mükerrerliğin önlenmesi ve adil ve dengeli bir dağılım sağlanması amaçlandığı, belediyelerin düzenleme ile getirilen ve burs ve kredilerin tek elden verilmesi esasına dayanan yeni sistemin dışında tutulmasının Anayasa'nın hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturacağı ifade edilmiştir. Görüleceği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararında esas aldığı esas unsur burs ödemelerinde mükerrerliğin önlenerek yeknesaklığın sağlanması ve adil bir dağılımın yapılabilmesidir. Nitekim 5102 sayılı Kanun’a göre, Kanun’da sayılan kamu kurum ve kuruluşlarının yüksek öğrenim öğrencilerine burs vermesi kesin olarak yasaklanmış değildir. Diğer idareler gibi belediyelerde burs veya kredi verilmesini öngördükleri yükseköğrenim öğrencilerini, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bildirip, belirlenen burs miktarını ödeme tarihinden en geç otuz gün öncesine kadar Bakanlık hesabına yatırmak suretiyle öğrencilere burs verebilirler. Buradaki amacın da yeknesaklığın sağlanması olduğu açıktır.

Anayasa Mahkemesinin ilgili kararından sonra, 5102 sayılı Kanun ile tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca yükseköğrenim öğrencilerine, sadece burs ve kredi değil aynı zamanda nakdi yardım adı altında herhangi bir ödeme yapılamayacağı da hükme bağlandığından, yapılan ödemelerin sosyal yardım niteliğinde olduğu ve süreklilik arz etmediği gibi gerekçelerle 5102 sayılı Kanun kapsamına girmediğinin ileri sürülmesi mümkün değildir.

Sonuç olarak yargı konusu ödemelerin, yasal dayanaktan yoksun olduğu değerlendirilmektedir. Bu sebeple Belediye bütçesinden yapılan harcama, 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin (g) bendi hükmü gereğince, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kapsamında olup kamu zararı oluşturacağından, harcamanın sorumlulara tazmin ettirilmesi gerektiği düşünülmektedir.