Daire Karar Detayı

Daire
8
Karar Tarihi
15.05.2025
Karar No
345
İlam No
249
Madde No
1
Kamu İdaresi Türü
Yüksek Öğretim Kurumları
Hesap Yılı
2019
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KARAR

Dekanlığa vekâlet nedeniyle yapılan fark ödemeler



… Üniversitesi … yılı hesabının Dairemizde yargılanması sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı Asıl İlama ek olarak düzenlenen … tarih ve … sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle tazminine hükmolunan konuyla ilgili olarak, Temyiz Kurulunun … tarih ve … tutanak numaralı ikinci bozma Kararı üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.

… tarih ve … sayılı Asıl İlamın …’üncü maddesinde; … Fakültesi Dekanlığı görevini vekâleten yürüten …’a, bu görevden kaynaklı olarak yapılan fark ödemelerin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle … TL tutarındaki ödeme hakkında tazmin hükmü verilmiş, ancak Sorumlu …’ı temsilen Av. … tarafından temyiz başvurusunda bulunulması sonucunda verilen … tarih ve … tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararı ile; ilama konu ödemenin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle söz konusu tazmin hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Temyiz Kurulunun bu bozma Kararı üzerine, Denetçi tarafından düzenlenen ek raporun Dairemizde yargılanması sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı Ek İlamla da tazmin kararı verilmek suretiyle ilk kararda ısrar edilmiştir.

Bu defa, sorumlulardan …’ı temsilen Av. …’in bahse konu Ek İlam hükmüne karşı temyiz başvurusunda bulunması üzerine Temyiz Kurulu tekrar bozma kararı vermiştir. (… tarih ve … tutanak no.lu Temyiz Kurulu Kararı)

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin sekizinci fıkrasında;

“Daire ilk kararında ısrar eder ve bu ısrar üzerine temyiz olunarak tekrar Temyiz Kurulunca bozma kararı verilirse daire bu karara uymak zorundadır.” Hükmü yer almaktadır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Dekan” başlıklı 16’ncı maddesinin (a) fıkrasında;

“Atanması: Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi biten dekan yeniden atanabilir.

Dekan kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki kişiyi dekan yardımcısı olarak seçer. Ancak merkezi açıköğretim yapmakla görevli üniversitelerde, gerekli hallerde açıköğretim yapmakla görevli fakültenin dekanı tarafından dört dekan yardımcısı seçilebilir.

Dekan yardımcıları, dekanca en çok üç yıl için atanır.

Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.” hükmüne yer verilmiştir.

Temyiz Kurulunun söz konusu kararında da ifade edildiği üzere,

2547 saylı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 16’ncı maddesinin lafzından dekanlığa vekâletin altı aylık süreyle sınırlı olduğu ve söz konusu vekâlet görevinin dekan yardımcısı tarafından ifa edileceği yorumu çıkarılabilirse de; mevzuatında boş olan dekanlık kadrosuna/görevine asaleten veya vekâleten atanma ayrımı ve düzenlenmesi yapılmamış olduğundan; bahsi geçen atamaları/görevlendirmeleri mezkûr 16’ncı madde bağlamında değerlendirmek isabetli olmayacaktır. Zira, vekâleten de olsa “uygun görüş ve onay” usulüne göre atanmış ve ilgili mevzuata göre yetki kullanıp görev ve sorumluluklarını yerine getiren bir kamu görevlisinden söz edilmektedir.

Bunun yanı sıra, ilgili öğretim üyesi, var olan bir dekanın geçici olarak ayrılması dolayısıyla vekâleten atanmış olmadığından kendisine yapılmış mükerrer bir ödeme söz konusu olmadığı gibi; dekanlık görevine sadece profesör olan öğretim üyeleri arasından atama yapılabileceğine ilişkin 2547 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca, profesör kadrosunda olduğundan, dekanlık görevine asaleten atanmak için aranan akademik koşulları da taşımaktadır.

Her ne kadar Rektör tarafından dekanlık için YÖK’e üç aday önerilmesi gerekirken, sadece bir kişi olarak adı geçen kişi önerilmiş ise de; 2547 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesinde yer alan; “Üniversite rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile bunların yardımcıları ve bölüm başkanları, gerektiğinde bu Kanunda belirtilen süreleri dolmadan tayinlerindeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler.” hükmü uyarınca Kanun’da belirtilen süre dolmadan atamadaki usule uygun olarak görevden alma yetkisine sahip olan atamaya yetkili amirin, asaleten atamadaki usule uygun olarak vekâleten dekan atama yetkisine de sahip olduğu konusunda kuşku bulunmadığından; söz konusu işlemdeki usul eksikliği ilgilinin Dekan Vekili olarak atanmasına engel teşkil etmemektedir. Dekan atamasında asil olarak atanma ile vekâleten atanma arasında 3 yıllık atamanın getirdiği güvence dışında fark bulunmamaktadır. Her iki halde de aynı görev aynı sorumluluk ve yetki çerçevesinde yapılmaktadır. Dolayısıyla, yukarıdaki maddeye göre ilgili süre dolmadan da yetkili makamca görevden alınabileceğinden; asil olarak atanma ile vekil olarak atanma arasında bu açıdan da fark bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Tüm bu açıklamalar bağlamında, asaleten atanma şartlarını haiz olan ve dekanlık görevini Kanunda belirtilen usuller dâhilinde vekâleten yürüten öğretim üyesine vekâlet görevi süresince, asaleten atanacak dekana yapılması mümkün olan mali hakların ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gibi; dekanlık görevini vekâleten yürüten akademik personele, asaleten atanan dekana yapılan ödemelerin yapılmış olmasının, ilgili personelin asaleten atanması da mümkün iken idari tercih olarak vekâleten atanması nedeniyle, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri açısından kasıt, kusur ve ihmal kriterleri ile değerlendirilmesi ve kamu zararı olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, bu sebeple bahse konu öğretim üyesine yürüttüğü dekan vekilliği nedeniyle dekana yapılan ödemelerin yapılmış olmasının, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesi kapsamında kamu zararına yol açmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç itibarıyla, … Fakültesi dekanlığı görevini vekâleten yürüten …’a bu görev nedeniyle yapılan toplam … TL tutarındaki ödemenin mevzuatına uygun olduğu anlaşıldığından, konu hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına, oy birliğiyle, karar verildi.