Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2010
Daire
6
Dosya No
39381
Tutanak No
40439
Tutanak Tarihi
28.04.2015
Konu
KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

1) 153 sayılı İlam’ın 19. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait gelirlerden takipli alacakların izlendiği 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan Elektrik Tüketim Bedeline ilişkin 2005 yılında ve öncesinde tahakkuk etmiş alacakların 2010 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle 17.407,64 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Belediyenin gelir kalemleri arasında yer alan elektrik tüketim bedelinin mülkiyeti belediyeye ait gayrimenkullerin sözleşme karşılığı kiraya verilmesi karşılığında tahakkuk ettirilen bir gelir kalemi olduğunu, akitten doğan ve İlama konu edilen alacakların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre değerlendirilip zamanaşımının 5 yıl olarak hesaplandığını, ancak, söz konusu alacakların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabi olmayıp akitten doğan bir alacak olduğundan ilgili alacağın takip ve icra işlemlerinin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa tabi olduğunu bu nedenle zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu,

818 sayılı Borçlar Kanununun 133 maddesinin (2) fıkrasında ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154. maddesinin (2) fıkrasında zamanaşımını kesen sebepler arasında icra takibinde bulunulmanın sayıldığını, bu nedenle borçla ilgili Hukuk Müşavirliğince icra takibine başvurulduğundan, zamanaşımı süresi kesilmiş olup tazmin hükmünün kaldırılması gerektiği kanaatinde olduğunu,

Ahiz Menekşe Çay Bahçesi/Nurettin YALÇUK’a ilişkin yapılan inceleme sonucu; 1.268,69-TL elektrik tüketim bedeli borcunun 2005 yılı Ocak dönemine ait olduğu tespit edildiğini, 26.12.2013 tarih ve 14683 sayılı yazılarıyla icra marifetiyle tahsili için Hukuk Müşavirliğine bildirildiğinin tespit edildiğini, Hukuk Müşavirliklerince İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2014/1362 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını,

Ahiz Çınar Restoran’a ilişkin olarak yapılan inceleme sonucu; toplam 16.138,95 TL elektrik tüketim bedeli borcunun 2005 yılı Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran dönemlerine ait olduğunun tespit edildiğini, 04.12.2012 tarih ve 7325 sayılı yazılarıyla icra marifetiyle tahsili için Hukuk Müşavirliğine bildirildiğinin tespit edildiğini, Hukuk Müşavirliklerince İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2014/1367 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “İlam'ın 19. Maddeye İlişkin Olarak: Belediyeye ait gelirlerden takipli alacaklıların izlendiği 2005 yılı ve öncesine ait elektrik tüketim bedelleri zamanaşımına uğratıldığı gerekçesi ile Daire kararında kamu zararının doğduğuna hükmedilmiştir.

Sorumlu; savunmasında, akitten doğan bir alacağın varlığı nedeniyle 818 ve 6098 sayılı Borçlar Kanununa tabi konunun icra takibatına başlandığını, 6098/154-(2) hükmünün yerine getirilmesi nedeniyle tazmin kararının kaldırılmasını talep etmektedir.

Verilen bilgiler yeterli bulunduğundan tazmin hükmünün sorumlu uhdesinden kaldırılması uygun görülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;

İlamda 6183 sayılı Kanunun 1 ve 2. maddesi gereği amme alacağı kapsamında bulunduğu iddia edilen elektrik tüketim bedelinin vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmemesi nedeniyle aynı Kanunun 102. maddesine göre zamanaşımına uğradığı belirtilerek zamanaşımının kesildiğine ilişkin herhangi bir belge de gönderilmediğinden tazmin hükmolunduğu,

Dilekçede 6183 sayılı Kanunun 1. maddesinde idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğan alacakları dışında bu Kanunun tatbik olunacağının hükmolunduğu, ancak anılan gelirin mülkiyeti belediyelerine ait gayrimenkullerin sözleşme karşılığı kiraya verilmesi karşılığında tahakkuk ettirilen bir gelir kalemi olduğu ve akitten doğan söz konusu alacağın takip ve icra işlemlerinin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu’na tabi olduğundan zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu ve bu borçlar için İzmir 25. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi yapıldığı belirtildiği,

Dilekçe eklerinde icra takibi işlemlerin devam ettiğine dair İzmir Büyükşehir Belediyesinin ilgili müdürlük ve müşavirliklerince düzenlenen yazılar yer aldığı, buna karşın İzmir 25. İcra Müdürlüğünce icra talebinin kabul edilip icra takibine başlandığına ve takibe itiraz edilip edilmediğine dair başka bir kanıtlayıcı bilgi ve belgeye yer verilmediği anlaşılmıştır.

Söz konusu tazmin hükmü ile ilgili olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmasını teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE, Oybirliğiyle,

2) 153 sayılı İlam’ın 20. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait gelirlerden takipli alacakların izlendiği 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan idari para cezalarına ilişkin 2007 yılında ve öncesinde tahakkuk etmiş alacakların 2010 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle 19.500,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Ahizlerden Gizmen Kon. İle. San. Tic. Ltd. Sti.’den hüküm tarihi olan 05.11.2013’den önce (31.10.2013’de), Şükrü Acar ve Murat Altun/Elek. Sat. Yeri işlet.’den hüküm tarihinden sonra her birinden 1.500,00 TL olmak üzere toplam 4.500,00 TL’nin tahsil edildiğini,

Abone Pub-Mehmet AYDIN’a ilişkin olarak; 15/02/2007 tarihli Encümen Kararının 03.04.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliği için adrese gidildiğinde adreste bu isimli kişinin olmadığının yoklama fişleri ile tespit edildiğini, vergi numarası bilgisi mevcut olmadığından adres bilgisi ve şirket ortaklarının tespiti için İzmir Ticaret Sicil Memurluğuna yazı yazıldığını, İzmir Ticaret Sicil Memurluğu’ndan gelen yazıdaki adrese gidildiğini, imzadan imtina edilmesi üzerine iki memur personel imzası ile masasına bırakıldığını, ancak anılan mükellefin kendisi olmadığının idareye 20.05.2008’de dilekçeyle bildirildiğini, bu kez adres tespiti için İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğine yazı yazılarak gelen bilgi doğrultusunda ödeme emrinin postaya verildiğini, ancak, mükellefin adresten ayrıldığı, açık adresinin ise bilinmediği gerekçesi ile iade edildiğini, yapılan araştırma sonucu Mehmet Aydın'ın kendisine ödeme emrinin tebliğ edilerek 04/03/2013 tarihinde de haciz işlemlerine başlanılacağı son kez tebliğ edilmiş olup Bankalar, Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne haciz konulması için haciz şerhi işlendiğini ve tahsil için takibin devam ettiğini,

Levent Algan Teks. Ürün. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ilişkin olarak; 15/11/2007 tarihli Encümen Kararının 14.12.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, Kentsel Tasarım ve Kent Estetiği Şube Müdürlüğünün 02.07.2008 tarihli yazısında para cezasının iptali için dava açıldığı ve mahkeme sonuçlanıncaya kadar tahsilat yapılmaması bildirildiğini, buna rağmen 04.03.2008 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiğini, aynı Müdürlüğün 10.02.2009 tarihli yazısında İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/181 kararı ile davanın reddine karar verildiğinin bildirildiğini, haciz için gidildiğinde adreste başka iş yerlerinin olduğunun yoklama fişleri ile tespit edildiğini, adres bilgisi ve şirket ortaklarının tespiti için İzmir Ticaret Sicil Memurluğu ve Konak Vergi Dairesine yazı yazılıp gelen bilgiler doğrultusunda gidilen adreslerde de olmadıklarının tespit edildiğini, Bankalar ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsil için takibin devam ettiğini,

MC Caro Konf. Teks. Ürün. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ilişkin olarak; 08/02/2007 tarihli Encümen Kararının 15.03.2007 tarihinde tebliğ edildiğini ödeme emrinin tebliğ edilemediğinden iade edildiğini, Vergi Dairesi ve İzmir Ticaret Sicil Memurluğu’ndan gelen bilgiler sonucu ödeme emrinin tebliğ edildiğini, 03/06/2013 tarihinde de haciz işlemlerine başlanılacağı son kez tebliğ edildiğini, Bankalar ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsili için takibin devam ettiğini,

Fakülte Özel Eğit. Kurs. Bas. Yay. Dan. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ilişkin olarak; 31.05.2007 tarihli Encümen Kararı ile para cezası tarh edildiğini, Kentsel Tasarım ve Kent Estetiği Şube Müdürlüğü tarafından 17.08.2007 tarihinde Encümen Kararı tebliğ edilmediği bildirildiğini, adres bilgisi ve şirket ortaklarının tespiti için Konak Vergi Dairesi ile İzmir Ticaret Memurluğu'na yazılan yazılara gelen cevabi yazıdaki adres bilgilerine tebliğ için gidildiğinde, söz konusu adreslerde bulunmadıkları yoklama fişleri ve muhtar kaydı ile tespit edilmiş olup; Encümen Kararı da bu nedenlerden dolayı tebliğ edilemediğini,

Her ne kadar İBB Uygulamaları Gelir Modülünde tahakkuk etmiş gözükse de Encümen Kararı tebliğ edilemediği için tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş bir alacak söz konusu olmadığını, şayet ilgilerin adresinde bulunup ilgili yaptırım kararı olan Encümen Kararının tebliği yapılmış ve yasal süresi içinde itiraz etmediği anlaşılmış olsaydı, bu tarihten itibaren zamanaşımı süresinin başlamış olacağını,

Ayrıca 02/04/2013 tarih ve 36884 tutanak sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında; "Maliye Bakanlığının 437 ve 442 sayılı Genel Tebliğlerinde Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesi gerektiği belirtilmektedir. İdari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk etmektedir." denildiğini,

Tahsil edildikten sonra Belediye Bütçesine gelir kaydedildiğinden tahsil edilmeden önce belediye geliri niteliğinde olmadığı için gelir kaybı ve kamu zararından söz edilemeyeceğinin açık olduğunu,

Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı tarh işlemi yapılmış, tahakkuk etmemiş bir cezai işlemin, tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılmasının söz konusu olmayacağını,

Toygun Motorlu Araç. Oto. İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ilişkin olarak 15/11/2007 tarihli Encümen Kararının 12.12.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme emri tebliği için gidildiğinde imzadan imtina edilerek tebliğin alınmadığını, tekrar ödeme emrinin tebliğine gidildiğinde iş yerinin kapalı olduğunun yoklama fişi ile tespit edildiğini, adres bilgisi ve şirket ortaklarının tespiti için İzmir Ticaret Sicil Memurluğu ve Yamanlar Vergi Dairesine yazı yazıldığını, gelen bilgi doğrultusunda borç tebliğinin yapıldığını, Bankalar, Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsil için takibin devam ettiğini,

Hanedan Tabldot Bil. İl. Res. Tur. San. Ltd. Şti.’ye ilişkin olarak; 15/11/2007 tarihli Encümen Kararının 29.03.2007 tarihinde tahakkuk fişi ile tebliğ edildiğini, ödeme emri de tebliğ edildikten sonra haciz işlemlerine başlanılacağı son kez tebliğ edilmiş olup; Bankalar ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsil için takibin devam ettiğini,

Bimse İnş. Tur. Telek. Ltd. Şti.’ye ilişkin olarak; postaya verilen adresten taşınması nedeniyle tebliğ edilemeyen 01/03/2007 tarihli Encümen Kararının yapılan araştırmalar sonucunda ilgiliye 12.09.2012 tarihinde tahakkuk fişi ile tebliğ edildiğini, ödeme emri tebliğ edildikten sonra 04/03/2013 tarihinde de haciz işlemlerine başlanılacağı son kez tebliğ edildiğini, Bankalar Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne haciz konulması için haciz şerhi işlendiği, 14.11.2013 tarihinde tutarın 172.00 TL’sinin tahsil edilmiş olup takibin devam ettiğini,

Beyaz Kuğu Züc. Ev Teks. Pay. Tük. Mal. Ltd. Sti.’ye ilişkin olarak 15/11/2007 tarihli Encümen Kararının 25.01.2008 tarihinde tahakkuk fişi ile tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliğine gidildiğinde adreste başka bir firmanın faaliyet gösterdiğinin yoklama fişi ile tespit edildiğini, adres bilgisi ve şirket ortaklarının tespiti için İzmir Ticaret Sicil Memurluğuna yazı yazıldığını, gelen bilgiler doğrultusunda ödeme emri tebliğ edildiğini, 26/04/2014 tarihinde de haciz işlemlerine başlanılacağı son kez tebliğ edildiğini, Bankalar Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsil için takibin devam ettiğini,

5216 sayılı ve 5018 sayılı Kanunların getirdiği sorumluluklarla iş yükünün artmasından dolayı yeni bir oluşum içerisine girildiğini, yeni bağlanan belediyelere hizmet götürebilmek için mevcut personellerin dış birimlerde görevlendirildiğini, merkezde kalan personel sayısının azalmasının iş yükünü artırdığını, belediye gelirlerinin tebliğ, tahakkuk, takip ve tahsilat işlemlerini mevzuat ve usulüne uygun bir şekilde yapabilecek yeterli uzman personel istihdamı adına son yıllarda yeni personellerin Gelir Müdürlüğü kadrosuna katılmasına karşın 2010-2012 yıllarında gerekli niteliği haiz yeterli uzman personel ve altyapıya sahip olunmaması nedeniyle Gelir Müdürlüğü personelinin Yerel Yönetim Gelirleri, Gelirlerin Tahsilinde Takip ve Tahsil Yöntemleri ile Uyuşmazlık Usul ve Esaslarını içeren eğitimlere gönderildiğini, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile ilgili kurum içi eğitim hizmetlerinin alındığını,

Alınan eğitimler sonucunda 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan ve mevzuat bilgi eksikliği nedeni ile daha önceki yıllarda hiç uygulanmayan ilanen tebligat uygulaması ile birçok kamu alacağının zamanaşımının önlendiğini, yasal süreler içerisinde ödenmemiş olan idare alacaklarının tahsil ve takibini sağlamak için 11/02/2013 tarihli meclis kararı ile İcra ve Takip Şube Müdürlüğünün kurulduğunu,

Personel ve mevzuat bilgisi eksikliği nedeniyle sorguya konu olan kamu alacakları ile ilgili daha sonraki yıllarda tüm eksiklerin çalışılarak ve eksiklikler hızla giderilerek tahsili imkansız hale gelen kamu alacakları da dahil tahsil edilmeye başlandığını,

5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde belirtilen kasıt, kusur veya ihmal, zarar, illiyet bağı gibi unsurların bir arada bulunmaması nedeniyle bu hükümler ve açıklamalar uyarınca bir kamu zararının bulunmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “İlam'ın 20. ve 21. Maddelerine İlişkin Olarak: (maddelerde konu birliği olup savunmada ortaktır.) idari para cezalarının zamanaşımına uğratıldığı gerekçesi ile oluşan kamu zararı tutarı için Dairesi tazmin hükmetmiş bulunmaktadır.

Sorumlu; savunmasında, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde takibat işlemlerine, icrai işlemlere başlanıldığını ve tahsilat işlemlerinin yapıldığını beyan ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Bu aşamada verilen bilgiler yeterli bulunduğundan tazmin hükmünün sorumlu uhdesinden kaldırılması uygun görülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Zamanaşımına ilişkin yer alan düzenlemelerden tarh zamanaşımı, düzeltme zamanaşımı ve ceza kesme zamanaşımı süreleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, tahsil zamanaşımı ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir.

Tahsil zamanaşımı 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde 5 yıl olarak düzenlenmişse de anılan maddede "Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.” denilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20 ve 21. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, idari para cezalarının yerine getirme zamanaşımı süreleri için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri esas alınması gerekmektedir.

Kabahatler Kanununun 21. maddesinde;

“(1) Yerine getirme zamanaşımının dolması halinde idarî para cezasına veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar artık yerine getirilemez.

(2) Yerine getirme zamanaşımı süresi;

(…)

d) Onbin Türk Lirasından az idarî para cezasına karar verilmesi halinde üç,

Yıldır.

(…)

(4) (Değişik: 23/7/2010-6009/37 md.) Zamanaşımı süresi, kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlar.

(5) Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez.” hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 17. maddesine göre mahalli idareler tarafından verilen idari para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur.

5326 sayılı Kanunda idari para cezalarının ödeme süresine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir. 6183 sayılı Kanunun 37. maddesinin iki ve üçüncü fıkrasında "Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.”, “Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür." denilmesi nedeniyle 5326 sayılı Kanuna göre verilen para cezasının ödeme süresi bir ay olduğundan, bu bir ayın son günü idari cezanın vade günüdür. Bu süre içerisinde cezanın yatırılmaması halinde 6183 sayılı Kanunun 55. maddesine göre belediyece bu kişiye ödeme emri gönderilecek; emsal mahkeme kararında da belirtildiği üzere (Danıştay 4. Daire Esas 1978/2737, Karar 1978/2674) bu emir gönderilmeden belediye tarafından cebri icra işlemlerine başlanamayacaktır.

Anılan vade tarihinin rastladığı takvim yılını takip edecek olan takvim yılının başı zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak esas alınacaktır. (5326 s. K. Md. 21/4) Buna göre verilen para cezası miktarına göre 21. maddede belirtilen süreler işletilecektir. İlam hükmüne konu para cezalarının tümü 10.000 TL’den az olduğundan tahsil zamanaşımı 3 yıldır.

Buna karşın 12.05.2007 tarihli ve 26520 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 442 seri no.lu Tahsilat Genel Tebliği'nin “İdari para cezalarının tahsil zamanaşımı” başlıklı V. bölümünde;

“Kabahatler Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının tahsil zamanaşımı süresi, Kanunun 21 inci maddesine göre tespit edilecektir.

Ancak, 6183 sayılı Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen haller ile tahsil zamanaşımının işlememesi halleri ayrıca dikkate alınacaktır.

5326 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan ‘Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez.’ hükmü, idari para cezalarının kesinleşme sürecinde geçen sürenin zamanaşımını durduran bir neden olarak düzenlendiğinden, bu hükmün de tahsil zamanaşımının işlemeyeceği haller olarak dikkate alınması gerektiği tabiidir.” denildiğinden anılan Tebliğ ve 5326 sayılı Kanunun 17 ve 21. maddesinin yukarıda yer verilen hükümleri gereği;

İdari para cezalarının kesinleşme sürecinde geçen süre zamanaşımını durduran bir neden olarak düzenlendiğinden, bu hükmün tahsil zamanaşımının işlemeyeceği haller olarak dikkate alınması, 6183 sayılı Kanunun 103. maddesinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen haller 5326 sayılı Kanuna göre verilen idari para cezalarının zamanaşımını kesen haller olarak dikkate alınması gerekmektedir.

6183 sayılı Kanunun 103. maddesinde tahsil zamanaşımının kesilmesi;

“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:

1. Ödeme,

2. Haciz tatbikı,

3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,

4. Ödeme emri tebliği,

5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,

6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,

7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,

8. Amme alacağının teminata bağlanması,

9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,

10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.

11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

Kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma karariyle kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rasladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” şeklinde düzenlenmiştir.

Anılan hüküm gereği zamanaşımının kesilmesi halinde daha önce işlemiş olan süre ortadan kalkacağından, kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından üç yıl sonra idarî para cezasına ilişkin karar yerine getirilemeyecektir.

Yine 6183 sayılı Kanunun “Ödeme emrine itiraz” başlıklı 58. maddesinde; “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir.” hükmü yer aldığından 7 gün içinde anılan itirazı yapmaması, yani 2576 sayılı Kanunun 13. maddesine göre yetkili vergi mahkemesine dava açmaması halinde zamanaşımına uğramış borcunu ödemek zorunda kalacaktır.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;

Tazmin hükmolunan 19.500,00 TL’nin 16.500,00 TL’lik kısmına ilişkin olarak itiraz edilip bu tutara ilişkin olarak açıklamalarda bulunulduğu,

Kesilen cezaların her birinin 1.500,00 TL olduğu,

Ödeme emri tebliğinin zamanaşımını kesen bir hal olarak düzenlendiği; Abone Pub-Mehmet AYDIN’a ait idari cezaya ilişkin olarak 12.10.2012 tarihinde, Beyaz Kuğu Züc. Ev Teks. Pay. Tük. Mal. Ltd. Sti.’ye ait idari cezaya ilişkin olarak 11.12.2013 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğinden anılan tarihte zamanaşımının kesildiği ve bu nedenle alacakların halen zamanaşımına uğramadığı,

Bimse İnş. Tur. Telek. Ltd. Şti.’ye ait idari cezaya ilişkin olarak 14.11.2013 tarihinde (hüküm tarihinden sonra) (172,00 TL) kısmi tahsilat yapıldığından, zamanaşımının kesildiği ve bu nedenle bu alacağın halen zamanaşımına uğramadığı,

Fakülte Özel Eğit. Kurs. Bas. Yay. Dan. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait idari cezaya ilişkin olarak Encümen kararı tebliğ edilemediğinden kesinleşmediği, kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi ve kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının işlemediği,

Levent Algan Teks. Ürün. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait idari cezaya ilişkin olarak 04.03.2008 tarihinde, Toygun Motorlu Araç. Oto. İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait idari cezaya ilişkin olarak 26.03.2008 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiğinden 2010 yılı içerisinde zamanaşımına uğramamakla beraber sonrasında zamanaşımına uğrayıp uğramadığının eldeki verilerden tespit edilemediği, iptal davası açılmasının zamanaşımını kesmediği,

Gizmen Kon. İle. San. Tic. Ltd. Sti.’den hüküm tarihi olan 05.11.2013’den önce (31.10.2013’de), Şükrü Acar ve Murat Altun/Elek. Sat. Yeri işlet.’den hüküm tarihinden sonra her birinden 1.500,00 TL olmak üzere toplam 4.500,00 TL’nin tahsil edildiği,

MC Caro Konf. Teks. Ürün. San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait idari cezanın ödeme emri 24.09.2007 tarihinde, Hanedan Tabldot Bil. İl. Res. Tur. San. Ltd. Şti.’ye ait idari cezanın ödeme emri 01.06.2007 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu bildirilmiş olup İlam’da belirtilen tarihte zamanaşımına uğramadığına dair bir bilgiye ulaşılamadığı,

Sonuç olarak, Tazmin hükmolunan 19.500,00 TL’nin;

3.000,00 TL’sine ilişkin herhangi bir açıklama, bilgi ve belgeye yer verilmediği,

5.828,00 TL’sinin zamanaşımının kesilmesi, işlememesi veya kısmi tahsilat yapılması nedeniyle zamanaşımına uğramadığı,

3.000,00 TL’sinin zamanaşımının kesilmesi nedeniyle 2010 yılı içerisinde zamanaşımına uğramadığı,

1.500,00 TL’sinin hüküm tarihinden önce tahsil edildiği,

3.172,00 TL’sinin hüküm tarihinden sonra tahsil edildiği,

3.000,00 TL’sine ilişkin yapılan açıklama ve ibraz edilen belgelerde zamanaşımını etkileyen bir hususun yer almadığı görülmüştür.

Bu itibarla, Dilekçi, 153 sayılı ilamın 20. maddesi ile tazmin hükmolunan 19.500,00 TL’nin 3.172,00 TL’sinin tahsil edildiğini bildirmekte ise de, hüküm tarihinden sonra yapılan bu tahsilat İlam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına,

Ayrıca, dilekçi tarafından bildirilen hüküm tarihinden önce yapılan 1.500,00 TL’lik tahsilat ile zamanaşımına uğramayan tutarlara ilişkin belgelerin ibrazı nedeniyle 153 sayılı ilamın 20. maddesi ile 19.500,00 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Bozularak, anılan hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE, Oybirliğiyle,

3) 153 sayılı İlam’ın 21. maddesine itiraz olunmakta ise de; Raporun 20. maddesinde kamu zararı olarak ilişik tutulan idari para cezalarının Raporun 21. maddesinde mükerrer olarak ilişik tutulması nedeniyle Raporun 20. maddesinde incelenerek hükme bağlanan aynı hususlar için yeniden hüküm tesis edilmesine mahal olmadığına karar verildiğinden Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına, Oybirliğiyle,

4) 153 sayılı İlam’ın 22. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullerin kira bedellerinin tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle 759,85 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi, 153 sayılı İlam’ın 22. maddesiyle tazminine hükmolunan 759,85 TL’nin 24.07.2013 ve 01.08.2013 tarihli makbuzlarla tahsil edildiğini bildirilmekte ise de, hüküm tarihinden (05.11.2013) önce yapılmış olan söz konusu tahsilat temyiz konusu olmayıp Yargılamanın İadesi ile ilgili bulunduğundan bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE, Oybirliğiyle,

5) 153 sayılı İlam’ın 24. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait gelirlerden takipli alacakların izlendiği 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan vergi ziyaı cezalarına ilişkin 2005 yılında tahakkuk etmiş alacakların 2010 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle 5.397,84 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

153 sayılı İlam’ın 24. maddesi ile tazmin hükmolunan 5.397,84 TL’nin 396,81 TL’sinin (09.07.2014 tarihli muhasebe işlem fişi ve 22.05.2014 tarihli makbuzla) tahsil edildiğini bildirmekte ise de, hüküm tarihinden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına, Oybirliğiyle,

6) 153 sayılı İlam’ın 25. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait gelirlerden takipli alacakların izlendiği 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan yangın sigorta vergisine ilişkin 2005 yılında tahakkuk etmiş alacakların 2010 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle 4.088,26 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; tazmin hükmolunan 4.088,26 TL’nin;

Özkesen Sigorta Ara. Hiz. Ltd. Şti.’ye ait 819,15 TL ve 500,46 TL’sine ilişkin olarak; ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, haciz işlemleri için gidildiğinde mükellefin adreste bulunamadığının yoklama fişleri ile tespit edildiğini, adres ve şirket ortaklarının tespiti için İzmir Ticaret Sicil Memurluğuna yazı yazıldığını, gelen bilgiler doğrultusunda 06.08.2012 tarihinde haciz işlemlerine başlanacağı son kez tebliğ edildiğini, Bankalar, Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsili için takibin devam ettiğini,

Muhammet Yüzak-Yapı Kredi Sigarta Acen.’e ait 160,66 TL ve 110,88 TL’sine ilişkin olarak; ödeme emrinin tebliğ edildiğini, diğer borçların tebliği için ödeme emri postaya verilmesine karşın muhatabın adreste tanınmadığı için iade edildiğini, adres tespiti için Bornova Vergi Dairesine yazıldığını, gelen bilgiler doğrultusunda adrese gidildiğinde adresten ayrıldığının belge ve yoklama fişi ile tespit edildiğini Bankalar, Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsili için takibin devam ettiğini,

Tamer Erdem’e ait vergi tutarlarına ilişkin olarak; ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, diğer borçların tebliği için ödeme emrinin postaya verilmesine karşın muhatabın adres bırakmadan taşınması nedeni ile iade edildiğini, memur eli ile tebligata gidildiğinde de adreste olmadığının muhtar kayıtları ve yoklama fişi ile tespit edildiğini, adres tespiti için Konak İlçe Nüfus Müdürlüğü'ne yazı yazıldığını, Bankalar, Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'ne haciz konulması için haciz şerhi işlenmiş olup tahsili için takibin devam ettiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “İlamın 25. Maddesine İlişkin Olarak: Belediyenin takipli alacaklılarından yangın sigorta vergisine ilişkin tahakkukların 2010 sonu itibari ile tahsil olunulmadığı gerekçesi ile Dairesince tazmin hükmolunmuştur.

Sorumlu; savunmasında, haciz şerhi konulmak suretiyle her bir alacağın takibatına başlanılıp tahsiline geçileceği ifade edilmektedir.

Savunmanın kabulü uygun görülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun Yangın Sigorta Vergisine ilişkin "Beyan ve ödeme" başlıklı 44. maddesinde;

"Mükellefler bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini ertesi ayın 20 nci günü akşamına kadar bağlı bulundukları belediyeye bir beyanname ile bildirmeye ve hesaplanan vergiyi aynı sürede ödemeye mecburdurlar. Beyannamelerin şekil ve muhtevası Maliye ve Ticaret bakanlıklarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca tayin ve tespit olunur.",

"Usul hükümleri" başlıklı 98. maddesinde;

"Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanır.",

6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanunun;

"Ödeme zamanı ve önce ödeme" başlıklı 37. maddesinde;

"Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir.

Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir.

Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür.

Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödiyebilir.”,

"Tahsil zamanaşımı" başlıklı 102. maddesinde;

"Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.”,

“Zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103. maddesinde;

“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:

1. Ödeme,

2. Haciz tatbikı,

3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,

4. Ödeme emri tebliği,

5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,

6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,

7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,

8. Amme alacağının teminata bağlanması,

9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,

10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,

11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması,

Kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma karariyle kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rasladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükümleri yer almaktadır.

Anılan hükümlere göre; Yangın Sigorta Vergisinde mükellefler vergiye tabi işlemlerini ertesi ayın 20. günü akşamına kadar bağlı bulundukları belediyeye bir beyanname ile bildirmek ve belediyece hesaplanacak tutarda vergiyi aynı süre içerisinde ödemekle yükümlü tutulmuşlardır. Ancak söz konusu vergi, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmediği takdirde zamanaşımına uğrayacak ve mükellefin rızaen ödemesi dışında tahsil edilemeyecektir. Ancak, zamanaşımı; süresi içerisinde belediye tarafından mükellefe usulüne uygun şekilde yapılan ödeme emri tebligatı zamanaşımı süresini keserek yeniden başlatacaktır.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;

Dilekçede, tazmin hükmolunan 4.088,26 TL’nin bir kısmına ilişkin olarak ödeme emri tebligatı yapılmasına karşın, diğer kısmının veya haciz işlemlerinin tatbiki için gelindiğinde ilgilinin anılan adreste bulunmadığı, adres tespiti işlemlerinin devam ettiği ve haciz şerhi işlenerek haciz tatbikine yönelik işlemlerin sürdüğü belirtilmiş,

Tazmin hükmolunan tutarlarla tebliğ edilen ödeme emirlerinin tutarları arasında verginin döneminden de kaynaklanabilecek farklılıklar bulunduğu görülmüştür.

Söz konusu tazmin hükmü ile ilgili olarak ibraz edilen belgelerin incelenmesi temyiz konusu olmadığından bu hususta kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ve sözü edilen belgeler yargılamanın iadesini gerektirir nitelikte görüldüğü takdirde bu yolda işlem yapılmasını teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE, Oybirliğiyle,

7) 153 sayılı ilamın 47. maddesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesinde şube müdürlüğü görevini vekaleten yürüten ancak müdür kadrosuna atanabilmeleri için aranan şartları taşımayan bazı personele şube müdürleri için öngörülen zam ve tazminatların ödenmesi nedeniyle 45.188,26 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçinin dilekçesinde özetle; yürütme fonksiyonunun kamu düzeninin temel unsurlarından birini teşkil ettiği ve sürekliliğinin esas olduğu, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi çerçevesinde herhangi bir şekilde boş durumda bulunan kadrolar için vekâleten görevlendirmenin benimsendiği, vekil olarak atanacak kişilerin görevin gerektirdiği nitelik ve sorumluluğu haiz olmalarının şart olduğu, bununla birlikte, 657 sayılı Kanun'un ilk düzenlendiği haliyle vekillerde aranacak nitelik ve sorumlulukların neler olabileceğine herhangi bir şekilde ışık tutmadığı, bu durumun vekâlet kurumuna ilişkin tereddütlerin oluşmasına neden olduğu, kamusal hizmetlerin sürekliliği ilkesi çerçevesinde, bazı hallerde sürekli veya geçici olarak boşalan bir kadroya ait görevlerin asilde aranan şartları taşımayan kişilerce yürütülmesi zorunluluğunun ortaya çıkabildiği, buna göre, vekâlet şartlarının oluşmaması halinde hizmetin aksamadan yürütülebilmesi bakımından herhangi bir şekilde boşalmış veya boş bulunan bir görevin öncelikle varsa yardımcıları yoksa asilde aranan şartlara en yakın personel tarafından gördürülmesinin mümkün bulunduğu, 657 sayılı Kanun'a göre memurun, amir tarafından verilen bir görevi yerine getirmekle yükümlü olduğu, İzmir Büyükşehir Belediyesinde münhal bulunan 1. dereceli Şube Müdürlüğü görevlerini vekaleten yürütmekte olan sorguya konu personelin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68/B maddesinde belirtilen 1-4 dereceli kadrolara asaleten atanabilme şartlarını taşıdıklarından aynı kanunun 86. maddesine göre görevlendirildikleri, bu kişilerin Devlet Memurlarına ödenecek zam ve tazminatlara ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının 9. maddesinin (cc) bendinde belirtilen (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) hükmünün dışında tüm şartları taşıdıkları, diğer bir anlatımla, Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme Yönetmeliğinin 7. maddesinin (a) bendinin 4. fıkrasında belirtilen şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrolarında bulunma dışında diğer bütün şartları taşıdıkları, vekillerin bu kadrolarda üniversite mezunu ve ilgili müdürlükleri yürütmede yeterli bilgi ve deneyime sahip çalışan bulunmaması nedeniyle ihtiyaca binaen görevlendirildiği, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrolarına atanılabilmeleri için girmeleri gereken görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavların idarenin inisiyatifi dışındaki nedenlerle iptal edildiği, hükümler tüm kamu kurumları için aynı olmasına karşın çeşitli hülle yöntemleriyle yönetici kadrolarına atamaların yapıldığının kamuoyunca bilindiği, vekaleten görevlendirilen şube müdürlerinin üstlendiği görevin makul olmayan, orantısız bir külfet getirdiği açık olup, Anayasanın angarya yasağını düzenleyen 18. maddesi hükmü ortadayken yalnızca Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak kamu zararı çıkartılmasının doğru olmadığı,

Yönetim biliminde vekaletin bir zorunluluk olarak doğduğu, vekalet görevi ile ilgili şartlar, süre ve oranlar ve vekalet aylığı gibi kavramların 657 sayılı Kanunun 11, 86, 91, 174 ve 175. maddelerinde, mahalli idareler için ayrıca Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair 4 Temmuz 2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikte düzenlendiği, yan ödeme ve tazminatlar ise 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 99 seri no.lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği başta olmak üzere çeşitli tebliğler, Danıştay ve Sayıştay kararlarıyla düzenlendiği, vekalete ilişkin hususların farklı yerlerde düzenlenmesinin mevzuatın anlaşılmasını zorlaştırdığı, 5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde belirtilen kasıt, kusur veya ihmal, zarar, illiyet bağı gibi unsurların bir arada bulunmaması nedeniyle bu hükümler ve açıklamalar uyarınca bir kamu zararının bulunmadığı,

Anayasa'nın 55. maddesinde yer alan "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." hükmü, 18. maddesinde yer alan; "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Angarya yasağı çalışma veya sağlanan hizmetin karşılığının mutlak surette ödenmesini gerektirir." ilkesi, buna ilişkin Anayasa Mahkemesi Kararları (AYM, E.2011/150, K.2013/30 K.T.14/2/2013, E.2011/150, K:2013/30, K.T. 14/2013, E.2006/21, K.2006/38, K.T. 13/3/2006) ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 22.12.2003 tarihli 2001/481 Esas, 2003/5610 Karar No.lu; "asilde aranan şartları taşımayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekâlet aylığı ödenemeyeceği hususları açık olmakla birlikte; anayasanın angaryayı yasaklayan hükmü uyarınca, fiilen yürütülen vekâlet görevinden dolayı vekâlet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği" şeklindeki hükmü ve yine Danıştay'ın benzer kararları uyarınca hukuki olduğu, Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarih ve E:2012/11 ve K: 2012/14 sayılı iptal kararında; "(...) Kanun koyucunun, istisnaî bir nitelik taşıyan vekâleten atama yoluna, boş kadrolar yönünden gereksiz olarak başvurulmasını engellemek ve idareyi boşalan kadrolara asaleten atama yapmaya zorlamak amacıyla boş kadro ile dolu kadro arasında ayrım yaptığı anlaşılmaktadır. Ancak boş ya da dolu kadroya vekâlet eden memurların yaptıkları işin niteliği aynı olduğu halde bunlar arasında vekâlet aylığı yönünden kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılması eşitlik ilkesine aykırıdır.” denilerek 657 sayılı Kanun'un 86. maddesiyle sadece dolu kadrolara yapılan vekaleten görevlendirilenler için öngörülen vekalet aylığının boş kadrolar için de ödenmesine karar verildiği, Anayasa'da zorla çalıştırma sayılmayan hallerin sınırlı olarak sayıldığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı” başlıklı 4. maddesi, bu maddeye ilişkin ILO sözleşmesindeki düzenleme ile AİHM kararları üzerinden zorla çalıştırmaya ilişkin dilekçede yapılan tanımlama ve çıkarsamalarla (Van. der. Mussele/Belçika, B.No:8919/80, 23/11/1983, 32-41; Karlheinz Schmidt/Almanya, B.No:13580/88, 18/7/1994, Zarb Adami/Malta, B. No:17209/02, 20/6/2006). (AYM. B.No:2013/1613, 2/10/2013 28, Van Der Mus sele/Belçika B. No:8919/80, 23/11/1983 36-37) açıklanan mevzuat hükümleri ve kararlar birlikte değerlendirildiğinde, idarenin boş bulunan kadrolara kamu yararı ve hizmetinin gerekleri çerçevesinde en uygun kişileri atamak üzere asilde aranan şartlara (sınava girme hakkı hariç) en yakın kişileri atamasında kamu zararı bulunmadığı ve bahse konu ödemelerin 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “Sorumlu savunmasında öne sürülen hususlar uygun görülmemiş olup, gerekçeli Daire kararı yerindedir. Kaldı ki. Anayasa Mahkemesi 29.01.2014 tarihli Resmi Gazetede yer alan 2013/5062 Başvuru No. 14.01.2014 Karar tarihli kararı ile; üstlendiği yeni görev nedeniyle başvurucuya ayrıca ödeme yapılmamasına yönelik olarak, Anayasanın 18 ve 55. maddeleri uyarınca inceleyip değerlendirmede bulunarak "vekaleten çalışmaya makul olmayan orantısız bir külfetin yüklendiğinin söylenemeyeceğine, daha fazla yetki sorumluluğu bulunan yeni görevin yürütülmesi nedeniyle ayrıca ücret ödenmemesinin Anayasa bağlamında zorla çalıştırma ve dolayısıyla angarya olarak nitelendirilemeyeceğine" hükmetmiş bulunmaktadır.

Öte yandan; savunmacının, konunun 6009 sayılı Kanun'un Geçici Madde: 8 hükmü çerçevesinde değerlendirme talebi, söz konusu kanun hükmünün içeriği ile aynı mahiyette olmadığından yerinde görülmemiştir.

Dolayısıyla, Daire kararının korunmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

657 sayılı Yasanın değişik 86. maddesinin ikinci fıkrasında, bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekaletin asıl olduğu belirtilmek suretiyle, bir göreve vekalet ettirilmeleri halinde memurlara vekalet aylığı ödenmemesi ilke olarak kabul edilmiştir.

Aynı maddenin altıncı fıkrasında, boş kadrolara ilişkin görevlerin gerek görüldüğünde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebileceği belirtilmek suretiyle de yukarıda belirtilen ilke, bu kez boş kadrolar için yinelenmiştir. Bu kuralın istisnalarına anılan maddenin beşinci ve yedinci fıkralarında yer verilmiş olup ilgililer bu istisnaların kapsamında da bulunmamaktadır. Aynı Kanunun değişik 175. maddesinin 04.07.2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun mülga 213. maddesinden sonra gelen ek maddesi, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 152. madde olarak “zam ve tazminatlar” başlığıyla Kanuna eklenmiş olup, anılan kanun maddesine istinaden hazırlanan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve aynı Kanunun ek geçici 9. maddesi kapsamına giren kurumlardan aylık alanlara ne miktarda zam ve tazminat verileceğine ilişkin 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam Ve Tazminatlara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı”nın 9. maddesinin a/1/c alt bendinde;

"Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir." denilmektedir.

04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik”in 6 ve 7. maddesinde;

“Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar

MADDE 6 – (1) Görevde yükselme suretiyle atanacaklarda aşağıdaki genel şartlar aranır.

a) Son yılın sicil notu olumlu olmak ve son üç yıllık sicil notu ortalaması 76 puandan aşağı olmamak.

b) Görevde yükselme eğitimini tamamlayarak, sınavında başarılı olmak.

c) Bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara atanabilmek için son müracaat tarihi itibariyle en az bir yıl süreyle atamanın yapılacağı mahalli idarede çalışmış olmak. Ancak, yeni kurulan mahalli idarelerde görevde yükselme ile ilgili ilanlara başvuru olmaması halinde atamanın yapılacağı mahalli idarede bu süre şartı aranmaz.

Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar

MADDE 7 – (1) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.

a) Müdür kadrosuna atanabilmek için;

1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (b) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

2) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

3) Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,

4) Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere yapılacak atamalar dışında, diğer müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle üç yılı uzman, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrosunda olmak kaydıyla en az on yıl hizmeti bulunmak,

(…)” hükümleri yer almaktadır.

Anılan hükümlere göre; kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet ettikleri kadrolara ilişkin zam ve tazminat farklarının ödenebilmesi için, vekillerin, genel ve özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları gerekmektedir. Bu çerçevede, teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere yapılacak atamalar dışında diğer müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle üç yılı uzman, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrosunda olmak kaydıyla en az on yıl hizmeti bulunma şartı aranmaktadır.

11.04.2007 tarih ve 26490 sayılı Resmi gazetede yayımlanan “Belediye Zabıta Yönetmeliği”nin 17. maddesinin 1/a bendinde zabıta şube müdürlüğüne atanabilmek için;

“1) Meslekle ilgili yüksek öğrenimi bitirmesi veya en az 4 yıllık yüksek öğrenim mezunu olmak,

2) En az iki yıl zabıta amiri olarak çalışmış olmak,

3) 1-4 dereceli kadrolara atanmak için 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen süre kadar hizmeti bulunmak,

4) Son üç yıllık sicil notu ortalaması en az iyi derecede olmak,

5) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak,

6) Kadro durumu elverişli olmak,”, 1/b bendinde zabıta amirliğine atanabilmek için 4 yıl zabıta komiseri olarak çalışmış olma, 1/c bendinde zabıta komiserliğine atanabilmek için 4 yıl zabıta memuru olarak çalışmış olma şartları aranmaktadır.

Bahse konu olayda ise, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde şube müdürü görevini vekaleten yürüten bazı personele, teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere yapılacak atamalar dışında diğer müdürlükler için aranan; son müracaat tarihi itibariyle üç yılı uzman, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrosunda olmak kaydıyla en az on yıl hizmeti bulunma veya en az iki yıl zabıta amiri olarak çalışmış olma şartını haiz olmadıkları halde, vekalet ettikleri kadrolara (V.H.K.İ kadro görevinde bulunan Ayşe KUTLUK’a Maaş Tahakkuk Şube Müdürlüğü, Lale GEBOLOĞLU’na Banka ve Krediler Şube Müdürlüğü, Ahsen YOLKESEN’e İnsan Kaynakları Eğitimi Şube Müdürlüğü, Pınar MERİÇ’e AB ve Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü, Hülya SERT’e Gelirler Şube Müdürlüğü, Fuat YILMAZ’a Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimliği Şube Müdürlüğü, Serpil ÖTÜCÜ’ye Bütçe ve Performans Şube Müdürlüğü, Semih GÜLER’e Mal Alımları Şube Müdürlüğü, M. Bedrettin YÜCEL’e Hal Şube Müdürlüğü, zabıta memuru kadro görevinde bulunan Fuat DÖNMEZ’e Zabıta Trafik Şube Müdürlüğü, zabıta memuru kadro görevinde bulunan Yakup ERGANİ’ye Zabıta Çevre Sağlık ve İmar Şube Müdürlüğü, zabıta komiser yardımcısı kadro görevinde bulunan Yakup YILDIZ’a Zabıta Şube Müdürlüğü kadrosuna) ilişkin zam ve tazminat farkının ödendiği görülmüştür.

İdarenin inisiyatifi dışında görevde yükselmeye ilişkin sınavın iptal edildiği belirtilmişse de; sınava katılmaya hak kazananlar 2010 yılında belirlenmiştir. Bu nedenle, sınav iptal edilmemiş, uzman, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru ve muhasebeci kadrosuna atama yapılmış olsa dahi hizmet süresinin üç yılını bu kadrolarda geçirmesi şartını taşımayan vekillere zam ve tazminat farkının ödenmesi mümkün olmayacaktır.

Anılan vekalet görevlerinin zam ve tazminat farkı ödenmeksizin gerçekleştirilmesinin zorla çalıştırma kapsamına gireceğine dair sunulan mevzuat hükümleri, mahkeme kararları ve açıklamalara karşın dilekçede emsal olarak gösterilen ve alıntılar yapılan Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2014 tarih ve 2013/5062 sayılı kararında; anılan görevin kendisine mesleki anlamda katkı ve deneyim sağlayacağının kuşkusuz olduğu belirtilerek vekaleten çalışmaya makul olmayan orantısız bir külfetin yüklendiğinin söylenemeyeceğine, daha fazla yetki sorumluluğu bulunan yeni görevin yürütülmesi nedeniyle ayrıca ücret ödenmemesinin Anayasa bağlamında zorla çalıştırma ve dolayısıyla angarya olarak nitelendirilemeyeceğine karar verilmiştir.

Her ne kadar bahse konu ödemelerin 6009 sayılı "Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, anılan hüküm belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idarelerince memur temsilcileriyle toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunmak suretiyle memur personeline yapılan ek ödemelerle ilgilidir. Dolayısıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na istinaden yapılan bahse konu zam ve tazminat ödemelerinin 6009 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 153 sayılı İlam’ın 47. maddesi ile 45.188,26 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (Üye A. KARAKAYA’nın; “Zorunlu hallerde fiilen çalışma karşılığı yürütülen görevler nedeni ile bazı maddi hak kayıpları konusundaki mağduriyetlerin önlenmesi açısından konu ile ilgili olarak bazı yargı (Danıştay) kararlarının incelenmesi sonucunda; benzer konumlarda çalışan personellerin atamaya yetkili amirleri tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86. maddesi kapsamında, herhangi bir sebeple boşalan kadrolara, 04/02/1998 gün ve 23248 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/10548 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının atıfta bulunduğu 99 Seri No.lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği hükümleri doğrultusunda asilde aranan şartlara sahip vekil memur bulunmadığı hallerde, idarelerce hizmetin aksatılmadan yürütülmesini teminen herhangi bir şekilde boşalmış veya boş olan bir göreve asilde aranan şartlara en yakın personel arasından yasal bir uygulama olarak, kadroların bütün sorumlulukları da yüklenerek yapılan tedviren görevlendirmelerde vekil olarak görevlendirilen personelin, görevini vekaleten yürütmek zorunda olduğu kadronun sorumluluklarını da üstlenerek görevini fiilen ifa etmesi halinde vekalet aylıklarına eş değer bir tazminat hakkının doğduğuna karar verildiği görülmüş olup konunun hukuki boyutları hakkında da kararlar alındığı tespit edilmiştir. Vekaleten yürütülen görevler fiilen yerine getirildiğinden yapılan ödemelerde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, tazmin hükmünün kaldırılması gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) Oyçokluğuyla,

Karar verildiği 28.04.2015 tarih ve 40439 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.