Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2008
Daire
6
Dosya No
40116
Tutanak No
40936
Tutanak Tarihi
20.10.2015
Konu
Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
Belediyenin birtakım kira alacaklarının tahsilinden, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili hükümlerine aykırı olarak vazgeçilmesi
40172 numaralı dosya ile duruşma talebinde bulunan ………’ün vekili Avukat ……… ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra, 40116 numaralı dosya ile duruşma talep eden ……… ve 22 sorumlu adına Avukat ………’ya duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 430. maddesi uyarınca gıyabında, gereği görüşüldü;
1040 sayılı asıl ilamın 39. maddesi ile Belediyenin birtakım kira alacaklarının tahsilinden, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili hükümlerine aykırı olarak vazgeçilmesi neticesinde kamu zararına sebep olunması nedeniyle ……… TL’ye verilen tazmin hükmünün, Temyiz Kurulunun 31.12.2013 tarih ve 38119 tutanak numaralı kararı ile bozulması üzerine, 1853 sayılı ek ilamın 1. maddesi ile yeniden ……… TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlular temyiz dilekçesinde özetle; tazmin hükmüne konu olan ……… Belediye Meclisinin 09.07.2008 tarih ve 258 no.lu kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, yetki, usul ve esas yönünden hukuka aykırı tazmin hükmünün kaldırılmasına veya bozulmasına karar verilmesi gerektiğini,
……… Belediye Meclisinin 09.07.2008 tarih ve 258 no.lu kararına bakıldığında söz konusu kararın ……… Belediye Başkanlığının gerekçeli talep yazısının havalesiyle gündeme alındığını,
Öncelikle bir meclis üyesi olarak karar alırken idareden gelen ve hukuki alt yapısı idare tarafından oluşturulan talep yazılarına göre karar verildiğini, İdarenin hukuki alt yapısını tam anlamı ile oluşturduktan ve teknik alt yapısının mümkün olup olmadığı hususlarını inceledikten sonra ilgili konuları meclisin önüne getirdiğini, bu şekilde meclis gündemine alınan konuların belediye meclisince görüşülerek karara bağlandığını,
Bahse konu kararın da açıklanan usulle meclis gündemine alındığını, Belediye Meclisi'nin 09.07.2008 tarihli toplantısında bahse konu kamu alacağından belediye meclisinin vazgeçmesinin mümkün olup olmadığı hususunun meclis üyesi ……… tarafından belediye meclisi başkanına (Belediye Başkanına) sorulduğunu, Belediye Başkanının, soruya vermiş olduğu cevapta; bahse konu alacak konusunda müfettişlerin bilgisine başvurduklarını, müfettişlerin belediye meclisinin kamu alacağından vazgeçmesinin mümkün olduğu ve bu konuda herhangi bir yasal engel bulunmadığı şeklinde kendilerine cevap verdiğini, bu nedenle de belediye meclisinin söz konusu kararı alabileceğini beyan ettiğini,
Söz konusu karar altında imzaları bulunuyor olsa da, kamunun zarara uğramasında hiçbir kastı ve kusurlarının bulunmadığını, meclis üyelerine hukuki bakımdan yanlış ve eksik bilgi verildiğinden söz konusu kararın alındığını,
……… Belediye Başkanlığı yetkililerinin meclis üyelerine söz konusu kira alacaklarının dava konusu olduğunu yazılı ve sözlü olarak belirttiklerini, ……… Belediye Meclisi Temmuz 2008 Toplantı Tutanağı'nın 26. sayfasında Belediye Meclisi Katibi ……… tarafından konu ile ilgili ……… Belediye Başkanlığı'nın talep yazısının okunduğunu, talep yazısında;
"...şehir görüntüsünü bozan ve görüntü kirliliğine sebebiyet veren, trafik akışını engelleyen büfelerin kaldırılması... bu esnafın mağdur edilmeden belediyemiz öncülüğünde çözümler üretilmesine ilgili kanunun 14 ve 15. Maddeleri ile 34. Maddesinin İ bendi gereğince söz konusu büfelerin kaldırılması, 02.04.2006 tarih ve 952 Sayılı Encümen kararı ile uygun görülmüştür. Ancak, kaldırılan büfelerden kira borcu olanlardan bazılarının dilekçe vererek, mağduriyetlerini beyan ederek, kalan borçlarının alınmaması talep edilmiştir. 5393 Sayılı Kanun 'un 15. Maddesinin K bendi gereğince, vergi ve rüsum ve harçlar haricinde kalan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşma ile tasfiyesine karar vermek ve aynı kanunun 18. Maddesinin H bendi gereğince 5.000.00 TL 'den fazla olan dava konusu uyuşmazlıklarına sulh ile tasfiye, kabul ve feragate, kabul vermeye, karar verme yetkisi belediye meclisinde olduğundan, ilgililerin dilekçesine istinaden, dilekçe sahipleri veya tüm büfeleri kaldırılan büfe sahiplerinin büfelerinin kaldırılış tarihine kadar tahakkuk edip, ödenmeyen ve kiraların tahakkuktan sonra kaldırılıp kaldırılmayacağı hususunda ..." denildiğini, talep yazısından söz konusu kamu alacağının dava konusu olduğunun anlaşıldığını,
Meclis üyelerinin bahse konu kamu alacağının dava konusu olduğu bilgisiyle söz konusu karara imza attıklarını, şayet idare tarafından kamu alacağının dava konusu olmadığı kendilerine bildirilmiş olsaydı, bahse konu kararın alınmayacağını,
……… Belediye Meclisi Üyesi ………’nun, Temmuz 2008 toplantısında bahse konu kamu alacağı konusunda yeterli incelemenin yapılmadığını, bu konunun tarife komisyonunda değerlendirilmesi gerektiğini belirterek konunun komisyona sevkini talep ettiğini, yine ……… Belediye Meclisi Üyesi ve Katibi ………’ın da bahse konu toplantıda kamu alacaklarının tümüyle silinmesinin usulüne uygun olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini vurguladığını, ancak Belediye Meclis Üyelerinin toplantı tutanağına yansıyan bu beyanlarının belediye meclisi başkanlığınca, gerekli tüm incelemelerin yapıldığından bahisle reddedildiğini, söz konusu kararın alınmasında meclis üyelerinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını,
Tutanaklara bakıldığında o tarihte meclis üyelerinin üzerlerine düşen bütün görevleri yaparak söz konusu konunun idarenin talep yazısındaki şekliyle kabul edilmesinin kanuna ve mevzuata uygun olup olmadığının araştırılmasını istediğini, konunun ilgili komisyona havalesini istediğini, ilgili komisyonun araştırma yapmasını talep ettiğini, bu konunun kanuna aykırı olabileceğini vurguladığını,
Bütün bu taleplere rağmen idare yetkilileri tarafından konunun incelendiğini, teknik alt yapısının oluşturulduğunu, ilgili müfettişlere konunun sorularak talep yazısındaki gibi uygun olduğunu, talebin kanuna ve mevzuata uygun olduğunu, alacakların dava konusu olduğunu belirterek meclis üyelerinin taleplerinin karşılandığını, başkaca araştırma yapılmasına gerek olmadığının belirtildiğini, bu nedenle meclis üyelerine izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını,
Konunun kanuna ve mevzuata uygunluğunun saptanmasından sonra meclis üyelerinin ikinci husus olarak kamu yararını ve kendi görev alanı içerisinde bulunan şehrin düzenliğini ve şehrin çarpık kentleşmesinin önlenmesi konularını dikkate alarak karar verdiğini, şehrin her tarafına yayılmış, bütün kaldırımları ve yolları işgal etmiş olan büfelerin kaldırılmasının, kentin bu çarpıklıktan ve düzensizlikten kurtarılmasının belediye meclisinin birinci görevi olduğunu,
Belediye meclisi tarafından, idari yetkililerce dava konusu olduğu bildirilen ve mevzuata uygun olduğu söylenen talebin, kamu yararı ve şehrin gelişimi de dikkate alınarak kabul edilmesinin hukuka uygun olduğunu,
Meclis kararlarının hem idari hem de yargı denetimine tabi olduğunu, öncelikle bir meclis kararının kesinleşmeden önce yasa gereği Belediye Başkanının ve mülkü amirin denetiminden geçtiğini, bu yetkililerin kararları meclise geri gönderebileceği gibi kararın iptali için dava da açabileceklerini, bahse konu kararın da hem belediye başkanının hem de mülki amirin denetiminden geçtiğini, bu kararların hukuka aykırılığının bu amirler tarafından saptanmadığını, ayrıca daha evvel birçok denetimden geçen kararla ilgili olarak herhangi bir işlem yapılmadığını, yine karara katılmayan meclis üyeleri veya diğer vatandaşların dava açma hakları oldukları halde bu karara ilişkin olarak herhangi bir dava da açılmadığını,
5393 Sayılı Belediye Kanununun öngördüğü şekillere uygun olarak belediye başkanı, vali ve diğer denetçilerin denetiminden geçen ve bu şekilde yürürlüğe giren kararın hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini,
Ayrıca sayın daire kararında, sorumlu olarak kabul edilen meclis üyelerinin savunmalarında bahse konu karara esas teşkil eden kira alacaklarının dava konusu olduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilmediği şeklinde kayıt düşüldüğünü, öncelikle sayın dairenin karar vermeden önce meclis üyelerinden savunma talep etmediğini, Belediye başkanlığının meclis üyelerinin gıyabında savunma verdiğini, Bu nedenle kendileri tarafından sayın daireye sunulmuş olan bir savunma bulunmadığından belge ibraz edilmesi de söz konusu olamayacağını,
6085 Sayılı Sayıştay Kanunu'nun 48. Maddesi'nin 1. Fıkrasında belirtildiği üzere sayın dairece hesap yargılamasına başlanmadan önce tarafına ve diğer bir kısım meclis üyelerince savunma sunulabilmesi için süre verilmesi gerektiğini,
Savunmaları alınmadan bahse konu meclis kararından sorumlu tutuluyor olmalarının hukuka aykırılık teşkil ettiğini,
6085 Sayılı Sayıştay Kanunu'nun 6. Maddesinin 2. Fıkrasında, Sayıştay'ın her türlü bilgi ve belgeyi, kamu idareleri ile bankalar dahil diğer gerçek ve tüzel kişilerden isteyebileceğinin belirtildiğini, bu yasal düzenlemenin de dairelerce yapılacak hesap yargılamasında ve diğer işlemlerde re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu gösterdiğini, bu nedenle sayın dairenin şahsından ve diğer meclis üyelerinden belge sunmalarını beklemesi ve belgelerin sunulmaması durumunda da mevcut bilgilerle karar vermiş olmasının yerinde olmadığını, Sayın dairece hesap yargılamasına ilişkin karar verilmeden önce, ilamda yer alan kira alacaklarının dava konusu olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, Sayın dairenin eksik inceleme (savunmaları alınmadan ve kira alacağının dava konusu edilip edilmediği araştırılmadan) ile meclis üyelerini gerçekleştiği kabul edilen zarardan sorumlu tutmuş olmasının bozmayı gerektirdiğini,
……… Belediye Meclisi'nin 09.07.2008 tarih ve 258 no.lu kararının hukuka aykırı olduğu kabul edilse bile, bu hukuka aykırılığın başlı başına kamunun zarara uğradığı anlamına gelmediğini; idare hukuku ilkeleri ve Danıştay'ın istikrar kazanmış içtihatları incelendiğinde idarenin hukuka aykırı olan işlemini her zaman geri alabilme kudretine sahip olduğunu, bu nedenle sayın dairece kendisinin ve diğer meclis üyelerinin tazmin sorumluluğuna gidilmesinin yerinde olmadığını, çünkü belediye meclisi söz konusu kararı geri aldığında kamunun zararının doğmamış olacağını,
Kira alacaklarının Belediye meclis üyelerine tahmil edilmesi ve meclis üyelerinden tahsil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi, 6111 Sayılı Yasa dikkate alındığında alacağın bu yasa çerçevesinde hesaplanması gerektiğini, bu durumda tespit edilen miktarın indirilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
39929 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ……… adına Avukatlar ……… ve ……… ise temyiz dilekçesinde özetle yukarıda belirtilenlerle benzer iddialarda bulunmuş, bunun dışında; evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, evrakların dayanağı olan işlemlerle ilgili olarak ne ilgili birim amirleri ne de evrakın tanzimine sebebiyet veren kişilerin dinlenmediğini, hesaplar üzerinde yerindelik denetimi yapılmadığını, teknik inceleme ile yetinildiğini, oysa her bir durum ile ilgili olarak gerek ilgili şahısların ifadelerine gerekse bilirkişi incelemesine ihtiyaç bulunduğunu,
Yapılan yargılama ile ilgili olarak müvekkillerinin ifadesinin alınmadığını, konularla ilgili olarak ayrıntılı savunma yapma hakkının elinden alındığını, kendisini bir avukatla temsil etme hakkının olduğunun ifade edilmediğini, hukuki yardım almasının engellendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
40098 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ……… adına Avukat ……… ise temyiz dilekçesinde özetle yukarıda belirtilenlerle benzer iddialarda bulunmuş, bunun dışında; müvekkilinin tazmin hükmedilen tutarı ödeyebilecek maddi güçte olmayıp emekli maaşından başka da bir geliri ve mal varlığı bulunmadığını, müvekkilinin kamuyu zarara uğratma kasıt ve bilinci ile hareket etmediğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
40172 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Belediye Başkanı (Meclis Üyesi) ……… ise temyiz dilekçesinde özetle; 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 18/h maddesine göre Belediye Meclisinin Görev ve Yetkileri arasında bulunan "...Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek...." hükmü çerçevesinde Belediye Meclisi tarafından 09/07/2008 tarih ve 258 nolu kararının aynı yasaya aykırı olduğundan bahisle karara imza atan Belediye Encümenin iddia olunan ……… TL miktarlı kamu zararının tahsili talep edilmiş ise de encümen kararından önce anılan tutarların ödenmesine dair ilgililere ihtarlar gönderildiğini ve tahsilat servisine de ilgili tutarların tahsil edilmesine dair talimat verildiğini,
Ancak 2009 yılından sonra Belediye Başkanlık görevinin bitmesinden sonra yeni gelen Belediye Başkanı ve Belediye yetkililerince denetime gelen kamu görevlilerinin tehdit ve korkutulmak suretiyle siyası mülahazalarla eski yönetim aleyhine raporlar düzenlemek zorunda bırakıldığını,
Ek ilamın 1 nolu maddesinde bildirilen kamu zararının kendisi tarafından verilen talimat gereği ilgililerden tahsil edilmesi gerekirken tahsil edilmemesinin sorumlusunun kendisi olmadığını, 2009 yılından sonra şahsının hiçbir şekilde Belediye binasına bile yaklaştırılmazken 2008 yılına ait olayların belge ve bilgisinin talep edilmesinin haksız ve adaletsiz olduğunu ……… Belediye Başkanlığını denetlemeye giden ilgili uzmanların ……… Belediyesine ait tüm kayıt ve defterleri inceleyemediğini ve yapılan denetimin tümüyle eski başkan olarak kendisinin ve partisinin yıpratılmasına yönelik bir denetim olarak kaldığını,
……… Belediyesinin eski kayıtları saklayıp ve yok etmediğinin garantisini kimsenin veremeyeceği gibi denetim görevlisi uzman denetçinin de baskı ve tehditlerle karara konu denetim raporunu düzenlediğini,
……… Belediyesine ait karara konu bilgi ve belgeler gerçekten de incelenebilseydi herhangi bir kamu zararının oluşmadığı tespit edilebilecekken eksik bilgi ve belgelere göre hüküm verilmesi yoluna gidilmesinin haksız ve adaletsiz bir yaklaşım olup adaletin tecellisine de uygun düşmediğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
………’ün vekili Avukat ……… sözlü savunmasında; ………’ün dilekçesinde yer alan iddiaları tekrarlayarak ellerinde Belediyeden temin edilmesi gereken belgelerin bulunmadığını ve savunma haklarını sağlıklı bir şekilde kullanamadıklarını belirtmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı; “Dairesince, belediye meclisince, belediyeye ait olup daha önce faaliyeti sonlandırılan büfeler ile Fen İşleri Müdürlüğünün eski binasını işleten kiracıların tahakkuk eden ancak ödenmeyen kira borçlarının 5393/18-h bendi hükmü gerekçe gösterilerek kaldırılmasına karar verildiği, ancak anılan Kanun hükmünde; belediye meclisinin miktarı beşbin TL’den fazla olup dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate yetkili kılındığından hareketle, dava konusu olmayan söz konusu alacaklardan feragat edilmesi sonucu, sebep olunan ……… TL kamu zararı olarak görüp tazminine ikinci defa hükmettiği anlaşılmaktadır.
Dairesinin; Kurul kararı bozulma gerekçesini, ‘2008 Yılı Merkezi Bütçe Kanununun 27. maddesi ile belirlenen üst sınırın üzerindeki alacak tutarlarının kamu zararı hesaplamasına dahil edilmesi gerektiği’ şeklinde karşılayarak; Kanun kapsamında yapılması gereken tahsilattan vazgeçilemeyeceği nedenine dayanıp, ilk kararını koruduğu görülmektedir.
Daire kararı yerindedir.
Kaldı ki; savunma, yeni bir bilgi ve bulgu öne sürmemekte; Temyiz Kurulu’na sunulan savunmadaki iddialarını tekrarlamaktadır. Oysa, Kurul kararında her bir husus gerekçeli olarak karşılanmış durumdadır.
Bu nedenle, savunmaların reddolunarak Daire kararının korunmasının uygun olacağı düşüncesi ile arz olunur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı 39929 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ………’nın iddialarına ilişkin olarak; “Savunma; hesap incelemelerinin usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, birim amirleri ile evrakı tanzim edenlerin dinlenmediğini; müvekkilinin savunmasının alınılmadığını; 258 sayılı kararın alınılmasında müvekkiline tahmil edilebilecek bir kusur, ihmal bulunmadığını: haksızlık yanılgısı durumunun hukuken mevcut olduğunu; Belediye Başkanının kararın alınılmasında yasal engel bulunmadığı yolundaki ifadesi sonrası havale edilmiş bulunan dosyanın Belediye Meclisince karara bağlandığını; söz konusu alacağın dava konusu olduğu bilgisine dayalı olarak imzaların atıldığını; Meclisin konuda kaygı çekmesi üzerine bir komisyona havale edilmesi şeklindeki talebinin reddedildiğini; şehrin her tarafına yayılmış kaldırım ve yolları işgal eden büfelerin ve imara aykırı yapıların kaldırılması düşüncesinin şehircilik ilkesi bakımından ağırlık kazandığını ifade etmekte; ayrıca, kararın mülki amir tarafından yasa gereği onay aldığını; kaldı ki belediye meclisine 258 sayılı karar kaldırılarak yeni bir karar alındığını belirtip daire kararının bozulması talebinde bulunmaktadır.
Ancak Sayıştay yargısı ile onun yapısal ve işlevsel anlamdaki iç ve dış nitelikli her türlü mevzuatı; ayrıca kamu gücünden alınan ve 1050 sayılı Kanun'dan bu yan vücut bulan yasal uygulamanın varlığı karşısında; savunmanın ileri sürdüğü hususlar kabul görülemez olarak bulunmaktadır.
Ayrıca; meclis üyelerinin söz konusu fiili işlerken, bunun haksızlık teşkil ettiği bilincinde olmadıkları, dolayısıyla "haksızlık yanılgısı" durumunun mevcut olduğu iddiası da kabul edilemez. Çünkü üstlendiği sıfat yargılamanın varlık nedenidir.
Öte yandan, 258 sayılı kararın kaldırılıp yerine yeni bir karar alındığı savunma tarafından öne sürülmüşse de buna ilişkin herhangi bir bilgi ve bulgu sunulmuş değildir.
Bu nedenlerle, gerekçeli Daire kararı yerindedir. Talebin reddolunarak kararın korunması uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı 40098 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ………’ın iddialarına ilişkin olarak; “5393 sayılı Belediye Kanununun 18/h bendi hükmü uyarınca "vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı liradan fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarının sulh ve tasfiye, kabul ve feragate karar vermek" görev ve yetkisi Belediye Meclisine aittir. Kanun metninden anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın "dava konusu" olması şarttır. Burada vatandaşların başvurusu üzerine alacaktan vazgeçilmiştir. Bu durum mevzuata uygun değildir.
Dolayısıyla Daire kararının korunması uygun görülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı 40172 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Belediye Başkanı (Meclis Üyesi) ………’ün iddialarına ilişkin olarak; “Daire kararına dayanak teşkil eden gerekçelerin dışında iddiadan ibaret savunma nedeniyle denecek yoktur.
Gerekçeli kararın korunması uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Daire tarafından, Temyiz Kurulunun 31.12.2013 tarih ve 38119 tutanak numaralı kararında belirtilen bozma gerekçeleri karşılanmadan hüküm tesis edildiği görülmüştür.
Temyiz Kurulunun 31.12.2013 tarih ve 38119 tutanak numaralı kararında da belirtildiği üzere, tazmin hükmüne konu alacakların sözleşmeye dâhil olup olmadığı, alacakların hangi yıllardan geldiği, borç aslının ne olduğu, ne kadarının önceden tahsil edildiği gibi tespitler ortaya konulmadan, karara dayanak alınan 5393 sayılı Kanun’un sözü edilen maddelerine istinaden Meclisin yetkisi dâhilinde olan miktarı dikkate almaksızın tüm vazgeçilen alacaklar kamu zararı olarak değerlendirilmiştir.
Konu meclis gündemine 5393 sayılı Kanun’un 18. maddesinin ( h ) bendi dayanak gösterilerek ve maddedeki gerekçe ile getirilmiştir. Karara imza atan üyeler bu çerçevede karar almışlardır. Dolayısıyla Meclis Üyelerinin sorumluluklarına gidilecekse ve haklarında tazmin kararı verilecek ise yetkileri dâhilinde olan tutardan sorumlu tutulmaları gerekir. Meclisin, alacakların tamamı için karar aldığı kabul edilse bile, Kanun’un verdiği yetki dışındaki alacaklar için alınan ve bu nedenle açıkça Kanun’a aykırı olan kararın bu kısmı “yok hükmünde” ve geçersiz sayılacağından, alacakların tamamı için karar alınmış gibi tüm alacaklar için işlem gerçekleştirdiği iddia olunan mali hizmetler müdürlüğü yetkililerinin her durumda sorumluluğa dâhil edilmeleri gerekmektedir.
Bu meyanda; Daire ilamı, Temyiz Kurulu Kararı ile bozulmak suretiyle ortadan kalktıktan sonra, Temyiz gerekçesinde yer alan hususlarla ilgili olarak yeniden sorgu düzenlenmesi ve sorumlu addedilenlerin savunmalarının alınması gerekmekte iken, bazı Meclis üyelerinin savunmalarından bunun yapılmadığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan; bu alacaklardan bir kısmının dava konusu edilmiş olduğu, tazmin hükmüne konu alacakların tahsili için talimat verildiği ileri sürülmektedir. Bu iddiaların da araştırılması, zamanaşımı hususu da göz önüne alınarak, tazmin hükmüne konu alacakların takip ve tahsil edilip edilmediğinin, kamu zararı niteliği kazanıp kazanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan; 5393 sayılı Belediye kanunun 15. maddesinin (k) bendine göre “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek” Belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında yer almaktadır. Yine aynı yasanın 18. maddesinin (h) bendine göre “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den (2008 yılı için yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutardan) fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek” Belediye meclisinin görev ve yetkileri arasındadır. Beşbin YTL’den (2008 yılı için yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutardan) az olanlar için ise, 34. maddesinin (f) bendine göre Belediye encümeni aynı şekilde görevli ve yetkilidir.
5393 sayılı Belediye Kanundaki bu düzenlemeler ile uyuşmazlıklar için mahkeme dışı alternatif bir çözüm yolu ortaya konulmuştur. Bunun amacı, tarafları müzakereye yöneltmek, anlaşmaya varmasını sağlamaktır. Bu, uyuşmazlıkların kısa zamanda ve masrafsız halli için getirilmiş bir çözüm yoludur.
Öncelikle Belediye Kanununda geçen sulh, kabul ve feragat kavramlarına açıklık getirmek gerekmektedir. Sulh, görülmekte olan bir davada taraflarının, karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Feragat ile davacı dava dilekçesinde belirttiği taleplerden tamamen veya kısmen vazgeçmiş olur. Kabul ise, iki taraftan birinin diğerinin talebine muvafakat etmesidir.
Uyuşmazlık; yargı yerine taşınmış ya da taşınmamış bir konuda, konunun tarafları arasında anlaşmazlık ve görüş ayrılığı bulunması halini ifade ederken, Belediye Kanununda geçen “dava konusu uyuşmazlık” ibaresi, söz konusu anlaşmazlıklardan, çözüme kavuşturulması için ilgili yargı yerine taşınmış olanlarını anlatmaktadır.
İlam hükmüne konu alacakların büyük kısmının, büfeleri kaldırılan kiracıların ödenememiş kira alacakları ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Belediye Meclisi tarafından; şehrin düzenliği ve çarpık kentleşmenin önlenmesi konuları dikkate alınarak, şehrin her tarafına yayılmış, kaldırımları ve yolları işgal etmiş olan büfelerin kaldırılmasına karar verilmiş ve kaldırılmıştır. Bu durumda, eski büfe kiracıları başka herhangi bir iş yapamadıklarından, borçlarını ödeyememe durumuna düştüklerini belirterek Belediyeye müracaat etmişlerdir. Belediyenin eylemi nedeniyle, kiracılar açısından Borçlar Hukukuna göre “ifanın imkânsızlığı” durumunun ortaya çıkması üzerine, Meclis tarafından böyle bir kararın alındığı anlaşılmaktadır.
Savunmalarda, alacakların bir kısmının dava konusu edildiği belirtilmektedir. Dava konusu edilmiş olsa bile hiçbir şekilde tahsil imkanı bulunmayan bu alacaklar için, Belediye Meclisinin sonucu öngörerek takdir yetkisini kullanıp, bu alacaklarından tek taraflı olarak feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Belediye Meclisinin takdir yetkisi “mutlak “olmayıp, “kamu yararı” ve “hizmetin gerekleri“ ile sınırlıdır. Burada, İdarenin, “ortaya çıkan “ifanın imkânsızlığı” hususunu da göz önüne alarak, takdir yetkisini “kamu yararı” ve “hizmet gerekleri” doğrultusunda kullandığı anlaşılmaktadır.
İlamda yer alan kamu zararı hesabı incelendiğinde; borç tutarlarının “kira borcu” ile “gecikme zammı”nın toplamından oluştuğu; gecikme zammı tutarlarının, kira borcu tutarlarının çok üzerinde olduğu görülmektedir.
Bu itibarla yukarıda bahsedilen hususlar dikkate alınarak yeniden hüküm tesisini teminen 1853 sayılı ek ilamın 1. ile verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın Dairesine TEVDİİNE,
Karar verildiği 20.10.2015 tarih ve 40936 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
40172 numaralı dosya ile duruşma talebinde bulunan ………’ün vekili Avukat ……… ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra, 40116 numaralı dosya ile duruşma talep eden ……… ve 22 sorumlu adına Avukat ………’ya duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 430. maddesi uyarınca gıyabında, gereği görüşüldü;
1040 sayılı asıl ilamın 39. maddesi ile Belediyenin birtakım kira alacaklarının tahsilinden, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili hükümlerine aykırı olarak vazgeçilmesi neticesinde kamu zararına sebep olunması nedeniyle ……… TL’ye verilen tazmin hükmünün, Temyiz Kurulunun 31.12.2013 tarih ve 38119 tutanak numaralı kararı ile bozulması üzerine, 1853 sayılı ek ilamın 1. maddesi ile yeniden ……… TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Sorumlular temyiz dilekçesinde özetle; tazmin hükmüne konu olan ……… Belediye Meclisinin 09.07.2008 tarih ve 258 no.lu kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, yetki, usul ve esas yönünden hukuka aykırı tazmin hükmünün kaldırılmasına veya bozulmasına karar verilmesi gerektiğini,
……… Belediye Meclisinin 09.07.2008 tarih ve 258 no.lu kararına bakıldığında söz konusu kararın ……… Belediye Başkanlığının gerekçeli talep yazısının havalesiyle gündeme alındığını,
Öncelikle bir meclis üyesi olarak karar alırken idareden gelen ve hukuki alt yapısı idare tarafından oluşturulan talep yazılarına göre karar verildiğini, İdarenin hukuki alt yapısını tam anlamı ile oluşturduktan ve teknik alt yapısının mümkün olup olmadığı hususlarını inceledikten sonra ilgili konuları meclisin önüne getirdiğini, bu şekilde meclis gündemine alınan konuların belediye meclisince görüşülerek karara bağlandığını,
Bahse konu kararın da açıklanan usulle meclis gündemine alındığını, Belediye Meclisi'nin 09.07.2008 tarihli toplantısında bahse konu kamu alacağından belediye meclisinin vazgeçmesinin mümkün olup olmadığı hususunun meclis üyesi ……… tarafından belediye meclisi başkanına (Belediye Başkanına) sorulduğunu, Belediye Başkanının, soruya vermiş olduğu cevapta; bahse konu alacak konusunda müfettişlerin bilgisine başvurduklarını, müfettişlerin belediye meclisinin kamu alacağından vazgeçmesinin mümkün olduğu ve bu konuda herhangi bir yasal engel bulunmadığı şeklinde kendilerine cevap verdiğini, bu nedenle de belediye meclisinin söz konusu kararı alabileceğini beyan ettiğini,
Söz konusu karar altında imzaları bulunuyor olsa da, kamunun zarara uğramasında hiçbir kastı ve kusurlarının bulunmadığını, meclis üyelerine hukuki bakımdan yanlış ve eksik bilgi verildiğinden söz konusu kararın alındığını,
……… Belediye Başkanlığı yetkililerinin meclis üyelerine söz konusu kira alacaklarının dava konusu olduğunu yazılı ve sözlü olarak belirttiklerini, ……… Belediye Meclisi Temmuz 2008 Toplantı Tutanağı'nın 26. sayfasında Belediye Meclisi Katibi ……… tarafından konu ile ilgili ……… Belediye Başkanlığı'nın talep yazısının okunduğunu, talep yazısında;
"...şehir görüntüsünü bozan ve görüntü kirliliğine sebebiyet veren, trafik akışını engelleyen büfelerin kaldırılması... bu esnafın mağdur edilmeden belediyemiz öncülüğünde çözümler üretilmesine ilgili kanunun 14 ve 15. Maddeleri ile 34. Maddesinin İ bendi gereğince söz konusu büfelerin kaldırılması, 02.04.2006 tarih ve 952 Sayılı Encümen kararı ile uygun görülmüştür. Ancak, kaldırılan büfelerden kira borcu olanlardan bazılarının dilekçe vererek, mağduriyetlerini beyan ederek, kalan borçlarının alınmaması talep edilmiştir. 5393 Sayılı Kanun 'un 15. Maddesinin K bendi gereğince, vergi ve rüsum ve harçlar haricinde kalan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşma ile tasfiyesine karar vermek ve aynı kanunun 18. Maddesinin H bendi gereğince 5.000.00 TL 'den fazla olan dava konusu uyuşmazlıklarına sulh ile tasfiye, kabul ve feragate, kabul vermeye, karar verme yetkisi belediye meclisinde olduğundan, ilgililerin dilekçesine istinaden, dilekçe sahipleri veya tüm büfeleri kaldırılan büfe sahiplerinin büfelerinin kaldırılış tarihine kadar tahakkuk edip, ödenmeyen ve kiraların tahakkuktan sonra kaldırılıp kaldırılmayacağı hususunda ..." denildiğini, talep yazısından söz konusu kamu alacağının dava konusu olduğunun anlaşıldığını,
Meclis üyelerinin bahse konu kamu alacağının dava konusu olduğu bilgisiyle söz konusu karara imza attıklarını, şayet idare tarafından kamu alacağının dava konusu olmadığı kendilerine bildirilmiş olsaydı, bahse konu kararın alınmayacağını,
……… Belediye Meclisi Üyesi ………’nun, Temmuz 2008 toplantısında bahse konu kamu alacağı konusunda yeterli incelemenin yapılmadığını, bu konunun tarife komisyonunda değerlendirilmesi gerektiğini belirterek konunun komisyona sevkini talep ettiğini, yine ……… Belediye Meclisi Üyesi ve Katibi ………’ın da bahse konu toplantıda kamu alacaklarının tümüyle silinmesinin usulüne uygun olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini vurguladığını, ancak Belediye Meclis Üyelerinin toplantı tutanağına yansıyan bu beyanlarının belediye meclisi başkanlığınca, gerekli tüm incelemelerin yapıldığından bahisle reddedildiğini, söz konusu kararın alınmasında meclis üyelerinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını,
Tutanaklara bakıldığında o tarihte meclis üyelerinin üzerlerine düşen bütün görevleri yaparak söz konusu konunun idarenin talep yazısındaki şekliyle kabul edilmesinin kanuna ve mevzuata uygun olup olmadığının araştırılmasını istediğini, konunun ilgili komisyona havalesini istediğini, ilgili komisyonun araştırma yapmasını talep ettiğini, bu konunun kanuna aykırı olabileceğini vurguladığını,
Bütün bu taleplere rağmen idare yetkilileri tarafından konunun incelendiğini, teknik alt yapısının oluşturulduğunu, ilgili müfettişlere konunun sorularak talep yazısındaki gibi uygun olduğunu, talebin kanuna ve mevzuata uygun olduğunu, alacakların dava konusu olduğunu belirterek meclis üyelerinin taleplerinin karşılandığını, başkaca araştırma yapılmasına gerek olmadığının belirtildiğini, bu nedenle meclis üyelerine izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını,
Konunun kanuna ve mevzuata uygunluğunun saptanmasından sonra meclis üyelerinin ikinci husus olarak kamu yararını ve kendi görev alanı içerisinde bulunan şehrin düzenliğini ve şehrin çarpık kentleşmesinin önlenmesi konularını dikkate alarak karar verdiğini, şehrin her tarafına yayılmış, bütün kaldırımları ve yolları işgal etmiş olan büfelerin kaldırılmasının, kentin bu çarpıklıktan ve düzensizlikten kurtarılmasının belediye meclisinin birinci görevi olduğunu,
Belediye meclisi tarafından, idari yetkililerce dava konusu olduğu bildirilen ve mevzuata uygun olduğu söylenen talebin, kamu yararı ve şehrin gelişimi de dikkate alınarak kabul edilmesinin hukuka uygun olduğunu,
Meclis kararlarının hem idari hem de yargı denetimine tabi olduğunu, öncelikle bir meclis kararının kesinleşmeden önce yasa gereği Belediye Başkanının ve mülkü amirin denetiminden geçtiğini, bu yetkililerin kararları meclise geri gönderebileceği gibi kararın iptali için dava da açabileceklerini, bahse konu kararın da hem belediye başkanının hem de mülki amirin denetiminden geçtiğini, bu kararların hukuka aykırılığının bu amirler tarafından saptanmadığını, ayrıca daha evvel birçok denetimden geçen kararla ilgili olarak herhangi bir işlem yapılmadığını, yine karara katılmayan meclis üyeleri veya diğer vatandaşların dava açma hakları oldukları halde bu karara ilişkin olarak herhangi bir dava da açılmadığını,
5393 Sayılı Belediye Kanununun öngördüğü şekillere uygun olarak belediye başkanı, vali ve diğer denetçilerin denetiminden geçen ve bu şekilde yürürlüğe giren kararın hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini,
Ayrıca sayın daire kararında, sorumlu olarak kabul edilen meclis üyelerinin savunmalarında bahse konu karara esas teşkil eden kira alacaklarının dava konusu olduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilmediği şeklinde kayıt düşüldüğünü, öncelikle sayın dairenin karar vermeden önce meclis üyelerinden savunma talep etmediğini, Belediye başkanlığının meclis üyelerinin gıyabında savunma verdiğini, Bu nedenle kendileri tarafından sayın daireye sunulmuş olan bir savunma bulunmadığından belge ibraz edilmesi de söz konusu olamayacağını,
6085 Sayılı Sayıştay Kanunu'nun 48. Maddesi'nin 1. Fıkrasında belirtildiği üzere sayın dairece hesap yargılamasına başlanmadan önce tarafına ve diğer bir kısım meclis üyelerince savunma sunulabilmesi için süre verilmesi gerektiğini,
Savunmaları alınmadan bahse konu meclis kararından sorumlu tutuluyor olmalarının hukuka aykırılık teşkil ettiğini,
6085 Sayılı Sayıştay Kanunu'nun 6. Maddesinin 2. Fıkrasında, Sayıştay'ın her türlü bilgi ve belgeyi, kamu idareleri ile bankalar dahil diğer gerçek ve tüzel kişilerden isteyebileceğinin belirtildiğini, bu yasal düzenlemenin de dairelerce yapılacak hesap yargılamasında ve diğer işlemlerde re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu gösterdiğini, bu nedenle sayın dairenin şahsından ve diğer meclis üyelerinden belge sunmalarını beklemesi ve belgelerin sunulmaması durumunda da mevcut bilgilerle karar vermiş olmasının yerinde olmadığını, Sayın dairece hesap yargılamasına ilişkin karar verilmeden önce, ilamda yer alan kira alacaklarının dava konusu olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, Sayın dairenin eksik inceleme (savunmaları alınmadan ve kira alacağının dava konusu edilip edilmediği araştırılmadan) ile meclis üyelerini gerçekleştiği kabul edilen zarardan sorumlu tutmuş olmasının bozmayı gerektirdiğini,
……… Belediye Meclisi'nin 09.07.2008 tarih ve 258 no.lu kararının hukuka aykırı olduğu kabul edilse bile, bu hukuka aykırılığın başlı başına kamunun zarara uğradığı anlamına gelmediğini; idare hukuku ilkeleri ve Danıştay'ın istikrar kazanmış içtihatları incelendiğinde idarenin hukuka aykırı olan işlemini her zaman geri alabilme kudretine sahip olduğunu, bu nedenle sayın dairece kendisinin ve diğer meclis üyelerinin tazmin sorumluluğuna gidilmesinin yerinde olmadığını, çünkü belediye meclisi söz konusu kararı geri aldığında kamunun zararının doğmamış olacağını,
Kira alacaklarının Belediye meclis üyelerine tahmil edilmesi ve meclis üyelerinden tahsil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi, 6111 Sayılı Yasa dikkate alındığında alacağın bu yasa çerçevesinde hesaplanması gerektiğini, bu durumda tespit edilen miktarın indirilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
39929 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ……… adına Avukatlar ……… ve ……… ise temyiz dilekçesinde özetle yukarıda belirtilenlerle benzer iddialarda bulunmuş, bunun dışında; evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, evrakların dayanağı olan işlemlerle ilgili olarak ne ilgili birim amirleri ne de evrakın tanzimine sebebiyet veren kişilerin dinlenmediğini, hesaplar üzerinde yerindelik denetimi yapılmadığını, teknik inceleme ile yetinildiğini, oysa her bir durum ile ilgili olarak gerek ilgili şahısların ifadelerine gerekse bilirkişi incelemesine ihtiyaç bulunduğunu,
Yapılan yargılama ile ilgili olarak müvekkillerinin ifadesinin alınmadığını, konularla ilgili olarak ayrıntılı savunma yapma hakkının elinden alındığını, kendisini bir avukatla temsil etme hakkının olduğunun ifade edilmediğini, hukuki yardım almasının engellendiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
40098 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ……… adına Avukat ……… ise temyiz dilekçesinde özetle yukarıda belirtilenlerle benzer iddialarda bulunmuş, bunun dışında; müvekkilinin tazmin hükmedilen tutarı ödeyebilecek maddi güçte olmayıp emekli maaşından başka da bir geliri ve mal varlığı bulunmadığını, müvekkilinin kamuyu zarara uğratma kasıt ve bilinci ile hareket etmediğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
40172 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Belediye Başkanı (Meclis Üyesi) ……… ise temyiz dilekçesinde özetle; 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 18/h maddesine göre Belediye Meclisinin Görev ve Yetkileri arasında bulunan "...Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek...." hükmü çerçevesinde Belediye Meclisi tarafından 09/07/2008 tarih ve 258 nolu kararının aynı yasaya aykırı olduğundan bahisle karara imza atan Belediye Encümenin iddia olunan ……… TL miktarlı kamu zararının tahsili talep edilmiş ise de encümen kararından önce anılan tutarların ödenmesine dair ilgililere ihtarlar gönderildiğini ve tahsilat servisine de ilgili tutarların tahsil edilmesine dair talimat verildiğini,
Ancak 2009 yılından sonra Belediye Başkanlık görevinin bitmesinden sonra yeni gelen Belediye Başkanı ve Belediye yetkililerince denetime gelen kamu görevlilerinin tehdit ve korkutulmak suretiyle siyası mülahazalarla eski yönetim aleyhine raporlar düzenlemek zorunda bırakıldığını,
Ek ilamın 1 nolu maddesinde bildirilen kamu zararının kendisi tarafından verilen talimat gereği ilgililerden tahsil edilmesi gerekirken tahsil edilmemesinin sorumlusunun kendisi olmadığını, 2009 yılından sonra şahsının hiçbir şekilde Belediye binasına bile yaklaştırılmazken 2008 yılına ait olayların belge ve bilgisinin talep edilmesinin haksız ve adaletsiz olduğunu ……… Belediye Başkanlığını denetlemeye giden ilgili uzmanların ……… Belediyesine ait tüm kayıt ve defterleri inceleyemediğini ve yapılan denetimin tümüyle eski başkan olarak kendisinin ve partisinin yıpratılmasına yönelik bir denetim olarak kaldığını,
……… Belediyesinin eski kayıtları saklayıp ve yok etmediğinin garantisini kimsenin veremeyeceği gibi denetim görevlisi uzman denetçinin de baskı ve tehditlerle karara konu denetim raporunu düzenlediğini,
……… Belediyesine ait karara konu bilgi ve belgeler gerçekten de incelenebilseydi herhangi bir kamu zararının oluşmadığı tespit edilebilecekken eksik bilgi ve belgelere göre hüküm verilmesi yoluna gidilmesinin haksız ve adaletsiz bir yaklaşım olup adaletin tecellisine de uygun düşmediğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
………’ün vekili Avukat ……… sözlü savunmasında; ………’ün dilekçesinde yer alan iddiaları tekrarlayarak ellerinde Belediyeden temin edilmesi gereken belgelerin bulunmadığını ve savunma haklarını sağlıklı bir şekilde kullanamadıklarını belirtmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı; “Dairesince, belediye meclisince, belediyeye ait olup daha önce faaliyeti sonlandırılan büfeler ile Fen İşleri Müdürlüğünün eski binasını işleten kiracıların tahakkuk eden ancak ödenmeyen kira borçlarının 5393/18-h bendi hükmü gerekçe gösterilerek kaldırılmasına karar verildiği, ancak anılan Kanun hükmünde; belediye meclisinin miktarı beşbin TL’den fazla olup dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate yetkili kılındığından hareketle, dava konusu olmayan söz konusu alacaklardan feragat edilmesi sonucu, sebep olunan ……… TL kamu zararı olarak görüp tazminine ikinci defa hükmettiği anlaşılmaktadır.
Dairesinin; Kurul kararı bozulma gerekçesini, ‘2008 Yılı Merkezi Bütçe Kanununun 27. maddesi ile belirlenen üst sınırın üzerindeki alacak tutarlarının kamu zararı hesaplamasına dahil edilmesi gerektiği’ şeklinde karşılayarak; Kanun kapsamında yapılması gereken tahsilattan vazgeçilemeyeceği nedenine dayanıp, ilk kararını koruduğu görülmektedir.
Daire kararı yerindedir.
Kaldı ki; savunma, yeni bir bilgi ve bulgu öne sürmemekte; Temyiz Kurulu’na sunulan savunmadaki iddialarını tekrarlamaktadır. Oysa, Kurul kararında her bir husus gerekçeli olarak karşılanmış durumdadır.
Bu nedenle, savunmaların reddolunarak Daire kararının korunmasının uygun olacağı düşüncesi ile arz olunur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı 39929 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ………’nın iddialarına ilişkin olarak; “Savunma; hesap incelemelerinin usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, birim amirleri ile evrakı tanzim edenlerin dinlenmediğini; müvekkilinin savunmasının alınılmadığını; 258 sayılı kararın alınılmasında müvekkiline tahmil edilebilecek bir kusur, ihmal bulunmadığını: haksızlık yanılgısı durumunun hukuken mevcut olduğunu; Belediye Başkanının kararın alınılmasında yasal engel bulunmadığı yolundaki ifadesi sonrası havale edilmiş bulunan dosyanın Belediye Meclisince karara bağlandığını; söz konusu alacağın dava konusu olduğu bilgisine dayalı olarak imzaların atıldığını; Meclisin konuda kaygı çekmesi üzerine bir komisyona havale edilmesi şeklindeki talebinin reddedildiğini; şehrin her tarafına yayılmış kaldırım ve yolları işgal eden büfelerin ve imara aykırı yapıların kaldırılması düşüncesinin şehircilik ilkesi bakımından ağırlık kazandığını ifade etmekte; ayrıca, kararın mülki amir tarafından yasa gereği onay aldığını; kaldı ki belediye meclisine 258 sayılı karar kaldırılarak yeni bir karar alındığını belirtip daire kararının bozulması talebinde bulunmaktadır.
Ancak Sayıştay yargısı ile onun yapısal ve işlevsel anlamdaki iç ve dış nitelikli her türlü mevzuatı; ayrıca kamu gücünden alınan ve 1050 sayılı Kanun'dan bu yan vücut bulan yasal uygulamanın varlığı karşısında; savunmanın ileri sürdüğü hususlar kabul görülemez olarak bulunmaktadır.
Ayrıca; meclis üyelerinin söz konusu fiili işlerken, bunun haksızlık teşkil ettiği bilincinde olmadıkları, dolayısıyla "haksızlık yanılgısı" durumunun mevcut olduğu iddiası da kabul edilemez. Çünkü üstlendiği sıfat yargılamanın varlık nedenidir.
Öte yandan, 258 sayılı kararın kaldırılıp yerine yeni bir karar alındığı savunma tarafından öne sürülmüşse de buna ilişkin herhangi bir bilgi ve bulgu sunulmuş değildir.
Bu nedenlerle, gerekçeli Daire kararı yerindedir. Talebin reddolunarak kararın korunması uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı 40098 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Meclis Üyesi ………’ın iddialarına ilişkin olarak; “5393 sayılı Belediye Kanununun 18/h bendi hükmü uyarınca "vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı liradan fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarının sulh ve tasfiye, kabul ve feragate karar vermek" görev ve yetkisi Belediye Meclisine aittir. Kanun metninden anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın "dava konusu" olması şarttır. Burada vatandaşların başvurusu üzerine alacaktan vazgeçilmiştir. Bu durum mevzuata uygun değildir.
Dolayısıyla Daire kararının korunması uygun görülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı 40172 numaralı dosya ile temyiz başvurusunda bulunan Belediye Başkanı (Meclis Üyesi) ………’ün iddialarına ilişkin olarak; “Daire kararına dayanak teşkil eden gerekçelerin dışında iddiadan ibaret savunma nedeniyle denecek yoktur.
Gerekçeli kararın korunması uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; Daire tarafından, Temyiz Kurulunun 31.12.2013 tarih ve 38119 tutanak numaralı kararında belirtilen bozma gerekçeleri karşılanmadan hüküm tesis edildiği görülmüştür.
Temyiz Kurulunun 31.12.2013 tarih ve 38119 tutanak numaralı kararında da belirtildiği üzere, tazmin hükmüne konu alacakların sözleşmeye dâhil olup olmadığı, alacakların hangi yıllardan geldiği, borç aslının ne olduğu, ne kadarının önceden tahsil edildiği gibi tespitler ortaya konulmadan, karara dayanak alınan 5393 sayılı Kanun’un sözü edilen maddelerine istinaden Meclisin yetkisi dâhilinde olan miktarı dikkate almaksızın tüm vazgeçilen alacaklar kamu zararı olarak değerlendirilmiştir.
Konu meclis gündemine 5393 sayılı Kanun’un 18. maddesinin ( h ) bendi dayanak gösterilerek ve maddedeki gerekçe ile getirilmiştir. Karara imza atan üyeler bu çerçevede karar almışlardır. Dolayısıyla Meclis Üyelerinin sorumluluklarına gidilecekse ve haklarında tazmin kararı verilecek ise yetkileri dâhilinde olan tutardan sorumlu tutulmaları gerekir. Meclisin, alacakların tamamı için karar aldığı kabul edilse bile, Kanun’un verdiği yetki dışındaki alacaklar için alınan ve bu nedenle açıkça Kanun’a aykırı olan kararın bu kısmı “yok hükmünde” ve geçersiz sayılacağından, alacakların tamamı için karar alınmış gibi tüm alacaklar için işlem gerçekleştirdiği iddia olunan mali hizmetler müdürlüğü yetkililerinin her durumda sorumluluğa dâhil edilmeleri gerekmektedir.
Bu meyanda; Daire ilamı, Temyiz Kurulu Kararı ile bozulmak suretiyle ortadan kalktıktan sonra, Temyiz gerekçesinde yer alan hususlarla ilgili olarak yeniden sorgu düzenlenmesi ve sorumlu addedilenlerin savunmalarının alınması gerekmekte iken, bazı Meclis üyelerinin savunmalarından bunun yapılmadığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan; bu alacaklardan bir kısmının dava konusu edilmiş olduğu, tazmin hükmüne konu alacakların tahsili için talimat verildiği ileri sürülmektedir. Bu iddiaların da araştırılması, zamanaşımı hususu da göz önüne alınarak, tazmin hükmüne konu alacakların takip ve tahsil edilip edilmediğinin, kamu zararı niteliği kazanıp kazanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan; 5393 sayılı Belediye kanunun 15. maddesinin (k) bendine göre “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasfiyesine karar vermek” Belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında yer almaktadır. Yine aynı yasanın 18. maddesinin (h) bendine göre “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den (2008 yılı için yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutardan) fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek” Belediye meclisinin görev ve yetkileri arasındadır. Beşbin YTL’den (2008 yılı için yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutardan) az olanlar için ise, 34. maddesinin (f) bendine göre Belediye encümeni aynı şekilde görevli ve yetkilidir.
5393 sayılı Belediye Kanundaki bu düzenlemeler ile uyuşmazlıklar için mahkeme dışı alternatif bir çözüm yolu ortaya konulmuştur. Bunun amacı, tarafları müzakereye yöneltmek, anlaşmaya varmasını sağlamaktır. Bu, uyuşmazlıkların kısa zamanda ve masrafsız halli için getirilmiş bir çözüm yoludur.
Öncelikle Belediye Kanununda geçen sulh, kabul ve feragat kavramlarına açıklık getirmek gerekmektedir. Sulh, görülmekte olan bir davada taraflarının, karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Feragat ile davacı dava dilekçesinde belirttiği taleplerden tamamen veya kısmen vazgeçmiş olur. Kabul ise, iki taraftan birinin diğerinin talebine muvafakat etmesidir.
Uyuşmazlık; yargı yerine taşınmış ya da taşınmamış bir konuda, konunun tarafları arasında anlaşmazlık ve görüş ayrılığı bulunması halini ifade ederken, Belediye Kanununda geçen “dava konusu uyuşmazlık” ibaresi, söz konusu anlaşmazlıklardan, çözüme kavuşturulması için ilgili yargı yerine taşınmış olanlarını anlatmaktadır.
İlam hükmüne konu alacakların büyük kısmının, büfeleri kaldırılan kiracıların ödenememiş kira alacakları ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Belediye Meclisi tarafından; şehrin düzenliği ve çarpık kentleşmenin önlenmesi konuları dikkate alınarak, şehrin her tarafına yayılmış, kaldırımları ve yolları işgal etmiş olan büfelerin kaldırılmasına karar verilmiş ve kaldırılmıştır. Bu durumda, eski büfe kiracıları başka herhangi bir iş yapamadıklarından, borçlarını ödeyememe durumuna düştüklerini belirterek Belediyeye müracaat etmişlerdir. Belediyenin eylemi nedeniyle, kiracılar açısından Borçlar Hukukuna göre “ifanın imkânsızlığı” durumunun ortaya çıkması üzerine, Meclis tarafından böyle bir kararın alındığı anlaşılmaktadır.
Savunmalarda, alacakların bir kısmının dava konusu edildiği belirtilmektedir. Dava konusu edilmiş olsa bile hiçbir şekilde tahsil imkanı bulunmayan bu alacaklar için, Belediye Meclisinin sonucu öngörerek takdir yetkisini kullanıp, bu alacaklarından tek taraflı olarak feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Belediye Meclisinin takdir yetkisi “mutlak “olmayıp, “kamu yararı” ve “hizmetin gerekleri“ ile sınırlıdır. Burada, İdarenin, “ortaya çıkan “ifanın imkânsızlığı” hususunu da göz önüne alarak, takdir yetkisini “kamu yararı” ve “hizmet gerekleri” doğrultusunda kullandığı anlaşılmaktadır.
İlamda yer alan kamu zararı hesabı incelendiğinde; borç tutarlarının “kira borcu” ile “gecikme zammı”nın toplamından oluştuğu; gecikme zammı tutarlarının, kira borcu tutarlarının çok üzerinde olduğu görülmektedir.
Bu itibarla yukarıda bahsedilen hususlar dikkate alınarak yeniden hüküm tesisini teminen 1853 sayılı ek ilamın 1. ile verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın Dairesine TEVDİİNE,
Karar verildiği 20.10.2015 tarih ve 40936 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.