Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2010
Daire
6
Dosya No
39869
Tutanak No
41357
Tutanak Tarihi
26.01.2016
Konu
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR
Sözleşme uyarınca transit geçiş hasılatı üzerinden hesaplanması gereken işletme bedeli kar payı tutarının belediyeye ödenmemesi
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
177 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesi ile ………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2009 – 14.12.2010 dönemine ilişkin olarak KDV dahil ………… TL transit geçiş hasılatı üzerinden hesaplanması gereken işletme bedeli kar payı tutarının belediyeye ödenmemesi nedeniyle ………… TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam’da ………… Şube Müdürü olarak sorumlu tutulan …………, 39881 sayılı dosyada yer alan birinci dilekçesinde özetle; İlama konu 15.12.2009 – 14.12.2010 dönemine ilişkin, otogara transit giriş - çıkış yapan araçlardan alınan hasılattan belediye payına düşen bedelin ödenmesi hususu ilgili Şirket’ten talep edildiğini, gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ise Hukuk Müşavirliği’nce ………… Asliye Ticaret Mahkemesinin ………… Esası ile (15.12.2008 – 14.12.2009 dönemi için …………TL ve 15.12.2009 – 14.12.2010 dönemi için ………… TL olmak üzere toplam ………… TL için fazlaya ilişkin haklar saklı bırakılarak ………… TL üzerinden) alacak davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, İlam üzerine, alacağın ………… İcra Müdürlüğünün ………… E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, 14.02.2014 tarihinde ………… TL asıl alacak olmak üzere toplam ………… TL’nin belediyelerine ödendiğini, borçlu tarafından geriye kalan tutarın takibine itiraz edildiğini, ………… Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ………… Esas sayılı dosyası ile itirazın iptalinin dava edildiğini, buna karşın ………… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39881 sayılı dosyada yer alan birinci karşılamasında; “Dairesince, belediyeye ait olan otogarın işletilmesi amacıyla; Belediye ile ………… arasında yapılan sözleşmeye göre alınması gereken transit hasılat payının, yargı kararı sonrası belediyeye ödenmesi gerekirken ………… tarafından ödenmediği, icra takibinin yapıldığı ifade edilmesine rağmen; tahsilata ilişkin bilgi verilmeyip belge ibraz edilmemesi sonucu, kamu zararı olarak belirtilen ………… TL'nın tazmine hükmolunduğu görülmektedir.
Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
…………, 39881 sayılı dosyada yer alan ikinci dilekçesinde birinci dilekçeye ek olarak özetle; ………… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilen itirazın iptali davası hakkında anılan Mahkemenin 03.02.2015 tarihinde yapılan duruşmasında görevsizlik kararı verilerek gerekçeli kararda dosyanın "………… Nöbetçi Tüketici Mahkemesine" tevziine hükmedildiğini, bunun üzerine idarelerince bu kararın emsal Yargıtay Kararı da gösterilerek bozulması için temyiz talebinde bulunulduğunu;
818 sayılı Borçlar Kanununun 133’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında zamanaşımını kesen sebepler arasında icra takibinde bulunulmak sayıldığını, yasal süreleri içinde zamanaşımına uğratılmadan alacağın tahsili için hukuki işlemlere başlanılmış olup yasal süreç devam ettiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39881 sayılı dosyada yer alan ikinci karşılamasında; “Sorumlu; ilk savunmasına göre gelişme gösteren yargı aşamasının varlığından örneğini de eklemek suretiyle bilgi sunmaktadır.
Yeni bilgi temyiz konusu olarak görülmediğinden, değerlendirilmesini temin amacıyla dosyasının Dairesine tevdii uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da (………… Yönetiminden Sorumlu) ………… olarak sorumlu tutulan …………, 39869 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde özetle; asıl rapora esas savunmasında ………… Belediyesi ………… Yönetimi Dairesi Başkanlığının bağlı olduğu ………… görevini 19.07.2011 tarihinden itibaren vekaleten, 04.11.2011 tarihinden itibaren asaleten yürüttüğünü belirtmesine rağmen bu hususun asıl İlam ve Ek İlam'ın düzenlemesinde dikkate alınılmayarak, tarafına tazmin hükmü çıkarıldığını, ancak o dönemde ………… Belediyesi'nde ………… Dairesi Başkanlığı görevini yürütüyor olması nedeniyle 2010 yılında yapılan işlemlerden dolayı sorumlu tutulamayacağını belirterek uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39869 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu; ………… görevini 19.07.2011 tarihinden itibaren vekaleten, 04.11.2011 tarihinden itibaren asaleten yürüttüğünü; bu hususun asıl rapora verilen savunmasında ve 177 sayılı Ek İlam'ın düzenlemesinde dikkate alınılmayarak, tarafına tazmin hükmü çıkarıldığını belirtip, uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmektedir.
Adı geçen, 2010 yılında ………… Belediyesinde ………… Dairesi Başkanlığı görevini yürütüyor olduğuna ilişkin belge sunduğundan, sorumluluğu yönünden, Daire kararının bozulmasının yerinde olacağı düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Üst Yönetici olarak sorumlu tutulan …………, 39879 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146’ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü yer aldığını belirtmiş ve üst yönetici olduğu hususu göz önünde bulundurularak 5018 sayılı Kanunun 11’inci maddesi doğrultusunda uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39869 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Gelir Müdürü olarak sorumlu tutulan …………, 39868 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; Gelir Müdürlüğü görevi ile birlikte Muhasebe Yetkilisi Yardımcısı olarak görevlendirilmiş bulunduğunu, belediyeye bağlı birimlerce tahakkuku yapılmış ve tahsil edilebilir hale gelmiş tahakkukların tahsilatını yapmakla sorumlu olduğunu, Sayıştay Genel Kurulu'nun 14.06.2007 tarihli 5189/1 sayılı Kararı, Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesi gereği idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğunu;
Genel Bütçe gelirlerinin tarh ve tahakkuk işlemleri Maliye Bakanlığı ile diğer bazı ilgili kurumlar tarafından yerine getirilirken tahsili ise sadece Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını, belediyelerinde belediye bütçesini oluşturan 135'e yakın değişik alanlarda faaliyet gösteren şube müdürlüğünün bulunduğunu, tahakkuku yapılmayan bir hizmetin bedelinin Gelirler Şube Müdürlüğü'nce tahsil edilmesinin hem yasal olarak, hem de, tahakkuk işlemleri idaresince ilgili müdürlükler tarafından bilgisayar ortamında tahakkuk ettirildiğinden, teknik olarak mümkün olmadığını, analitik bütçe sistemine göre belediyelerinde çeşitli sektörlerde hizmet veren birimin bulunduğunu, bu birimlerin gelir bütçesinde gösterilen ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nda belirtilen gelirlerini tahsil etmek için tahakkuk müzekkeresi hazırlayarak tahsil edilmek üzere muhasebe birimine gönderdiğini tahakkuk esaslı muhasebe sistemine göre de tahakkuk etmemiş bir alacağın tahsilatının mümkün olmadığını;
Muhasebe yetkilisinin görevi gelirin tarh ve tahakkuk aşamasıyla ilgili olmayıp, tahakkuk ettirilip tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelirinin tahsil edilmesinden ibaret olduğunun ve bu nedenle muhasebe yetkilisinin gelir konusunda tarh ve tahakkuk aşamalarına ilişkin olarak sorumluluğu bulunmadığının belirtildiği emsal Sayıştay Temyiz Kurulu kararının bulunduğunu;
İlam konusu gelirin tarh ve tahakkuk işlemlerinden ………… Dairesi Başkanlığı sorumlu olduğunu, muhasebe yetkilisi yardımcısı olarak gelir konusunda tarh ve tahakkuk aşamasına (sürecine) ilişkin olarak görev almadığını, bu nedenle sorumluluğunun da bulunmaması gerektiğini, ayrıca sorgu maddesinde muhasebe yetkilileri de sorumlu tutulmadığından Muhasebe Yetkilisi Yardımcısı olarak kendisinin de sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39868 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlunun üstlendiği ekli belgelerle sunmuş bulunduğu bilgiler sonrası üstlendiği Muhasebe Yetkilisi Yardımcılığı görevi nedeniyle savunmasının kabulünün uygun olacağı düşüncesi ile arz olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da ………… Daire Başkanı olarak sorumlu tutulan …………, 39870 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; söz konusu alacak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a tabi olmayıp akitten doğan bir alacak olduğundan ilgili alacağın takip ve icra işlemleri 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi bulunduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanununun 133’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında zamanaşımını kesen sebepler arasında icra takibinde bulunulmak sayıldığını, bu kapsamda, ………… Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararına istinaden alacağa ilişkin olarak ilamsız takip başlatıldığından zamanaşımı süresi kesilerek kamu zararına sebebiyet verilmediğini söz konusu alacağa ilişkin yasal sürecin devam ettiğini, İlam’da belirtilen tahsilat makbuzlarının gönderildiğini, kamu zararının söz konusu olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39870 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da ………… olarak sorumlu tutulan …………, 39885 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146’ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü yer aldığını, tahsilata ilişkin hukuki işlemlere başlanılmış olup kamu zararının söz konusu olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39885 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
………… Belediyesi ile ………… arasında düzenlenen 09.10.1997 tarihli sözleşmeyle ………… Otogarı’nın Yap-işlet-devret finans modeli çerçevesinde tamamlanması, (işletme süresinin başlangıç tarihi 16.07.1998 olmak üzere) inşa bedeli karşılığı olarak 25 yıl süre ile yatırımcı tarafından işletilmesi/işlettirilmesi akdedilmiştir.
Anılan sözleşmenin “İşletme ile ilgili hükümler” başlıklı 8’inci maddesinin (ı) bendinde; “Yatırımcı tarafından, Otogar’da şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerden kapı giriş ve çıkış karşılığı tahsil edilecek brüt gelirin %20 sini (Yıllık 20 milyardan az olmamak kaydıyla) Belediye’ye işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde ödenecektir.” hükmü yer almaktadır.
15.12.2009–14.12.2010 döneminde şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapıp otogara transit giriş ve çıkış yapan otobüslerden tahsil edilen otobüs çıkış ücretlerinin talep edilmesi üzerine ilgili şirketçe verilen cevabi yazıda anılan tutarın ………… TL olduğu bildirilmiştir. Ancak, transit geçenlerden tahsil edilen bu tutar işletme bedeli kar payı hesabında dikkate alınmamıştır.
Rapor dosyası ve eki belgeler ile dilekçe ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde;
………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2009–14.12.2010 dönemine ilişkin olarak tahakkuk eden KDV dahil ………… TL transit geçiş ücreti üzerinden hesaplanarak …………'tan tahsil edilmesi gereken ………… TL işletme bedeli kar payı tutarının tahsil edilmemesi sorgu konusu edildiği;
Savunmada bedelin ödenmesi hususu ilgili Şirket’ten talep edildiğinin ve gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ………… Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi’ne alacak davası açıldığının belirtildiği;
Anılan husus dava konusu edildiğinden 153 sayılı İlam’ın 12’nci maddesi ile ………… Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen dava sonucuna göre düzenlenecek ek raporun Daireye intikaline değin hüküm dışı bırakıldığı, söz konusu davanın temyizi kabil olmak üzere ………… aleyhine sonuçlanmasına karşın bedelin belediyeye ödenmemesi, icra takibinin yapıldığı ifade edilmesine rağmen; tahsilata ilişkin belge ibraz edilmemesi üzerine 177 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesi ile anılan tutar için tazmin hükmü verildiği;
Alacak davasına ilişkin İlam üzerine, alacak ………… İcra Müdürlüğünün ………… E. numarası ile takibe konularak …………’a ilamsız takipte ödeme emri gönderildiği, anılan şirket tarafından takibe itiraz edilmekle beraber aynı kararda Mahkemece verilen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere ………… TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu tutara ilişkin ………… İcra Mahkemesinin ………… esas sayılı dosyası ile takibe başlandığı ve borçluya 17.12.2013 tarihinde icra emri gönderildiği, 14.02.2014’de “14/01/2014 tr. yazi ger. transit çıkış bedeli taks” açıklamasıyla borçlu tarafından idareye ………… TL ödemede bulunulduğu;
İtirazın iptali için ………… Asliye Ticaret Mahkemesinin ………… Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış ise de ………… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiği, ancak anılan Mahkemenin de, 03.02.2015 tarihinde yapılan duruşmada, görevsizlik kararı vererek gerekçeli kararda dosyanın "………… Nöbetçi Tüketici Mahkemesine" tevziine hükmettiği, bunun üzerine, idarece bu kararın bozulması için (İdarelerince açılan benzer bir davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine yapılan temyiz başvurusu üzerine hükmolunan) Yargıtay Kararı da emsal gösterilerek temyiz talebinde bulunulduğunun belirtildiği görülmüştür.
Mezkur Şirketin transit geçiş tahsilat bedeli ve bu bedel üzerinden hesap edilmesi gereken kar payı Sayıştay incelemeleri neticesinde tespit edilmiş olup sonrasında söz konusu kar payının Şirketten talep edildiği, ödenmemesi üzerine ilamsız icra yolu ile takibine başlandığı; böylelikle alacağın tarh ve tahakkukunun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Amme alacağının tahsil zamanaşımı 6183 sayılı Kanunun 102’nci maddesinde, para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuz tutularak, 5 yıl olarak düzenlenmiş, aynı Kanun’un “Zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesine göre ödeme, ödeme emri tebliği, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi zamanaşımını kesmekte olup kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlamaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanununda 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüş olup 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 146’ncı maddesiyle genel olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmesine karşın aynı Kanun’un 147’nci maddesinde kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler, vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar gibi alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’unun 39’uncu maddesinde; “İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almaktadır.
818 sayılı Kanun’un 133, 135 ve 136’ncı maddeleri ile 6098 sayılı Kanun’un 154, 156 ve 157’nci maddeleri gereği borçlu faiz veya mahsuben bir miktar para verdiği takdirde, alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye müracaatla veya icrai takibat ile hakkını talep ettiği durumda zamanaşımı kesilmekte, bir dava veya defi ile kesilen zamanaşımı, dava devam ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlamakta; bu kesilme, icrai takibattan kaynaklanmışsa zamanaşımı takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden işlemeye başlamakta olup borç bir hüküm ile sabit olmuş ise yeni müddet on sene olmaktadır.
İlam’a konu alacak ise 15.12.2009–14.12.2010 dönemine ilişkin otogara transit giriş ve çıkış yapan otobüslerden tahsil edilen ücretlerin % 20’sinin işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde Belediyeye ödenmemesinden doğmuştur. Anılan kar payı ilgiliden talep edilmiş, ödemeden imtina edilmesi üzerine 15.09.2011’de ………… Asliye Ticaret Mahkemesi’ne alacak davası açılmış, 19.11.2013’de söz konusu pay yönüyle temyizi kabil olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiş olup dosya temyiz aşamasında bulunmaktadır. Borçluya 17.12.2013’de icra emri, 20.12.2013’de ilamsız takipte ödeme emri gönderilmiş olup borçlunun itirazı üzerine takip durmuştur. Buna karşın Mahkemece fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere ………… TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup bu tutara ilişkin ………… İcra Mahkemesinin ………… esas sayılı dosyası ile takibe başlanmış ve borçluya 17.12.2013 tarihinde icra emri gönderilmiştir. 14.02.2014’de “14/01/2014 tr. yazi ger. transit çıkış bedeli taks” açıklamasıyla borçlu tarafından idareye ………… TL ödemede bulunulmuştur. İdare 04.07.2014’de, icra inkar tazminatıyla birlikte, 2004 sayılı Kanun’un 67’nci maddesinde belirtilen süre içerisinde itirazın iptalini dava etmiştir. ………… Asliye Ticaret Mahkemesi 07.07.2014’de görevsizlik kararı vererek dosyayı ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi etmiş, anılan Mahkeme, 03.02.2015 tarihinde yapılan duruşmada, görevsizlik kararı vererek gerekçeli kararda dosyanın "………… Nöbetçi Tüketici Mahkemesine" tevziine hükmetmiştir. Bunun üzerine, idarece bu kararın bozulması için (İdarelerince açılan benzer bir davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine yapılan temyiz başvurusu üzerine hükmolunan) Yargıtay Kararı da emsal gösterilerek 13.03.2015’de temyiz talebinde bulunulduğu belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanun’un Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, kamu zararının belirlenmesinde idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmamasının esas alınacağı düzenlenmekte ise de;
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği Belediyenin kar payı alacağına ilişkin zamanaşımı alacak davası açılması, dava sonucu borç bir hüküm ile sabit olması ve bu dava dosyasına ilişkin temyiz sürecinin devam etmesi, idarece icra takibinde bulunulması, icra müdürlüğünce ilamsız takipte ödeme emri tebligatı yapılması, itirazın iptalinin dava edilmesi ve borçlu tarafından kısmi ödemede bulunulması nedeniyle kesilerek alacağın zamanaşımına uğratılmaması ve böylelikle tahsilata ilişkin takibatın mevzuata uygun bir şekilde yapılması nedeniyle kamu zararının oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 177 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine, Oyçokluğuyla,
(Üye ………… İlam sonucuna katılmış olmakla birlikte, İlam gerekçesinin, “5018 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda aynı Kanun’un ‘Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu’ başlıklı dördüncü bölümün 11’inci maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Kanunda sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil; oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira 5018 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve ‘Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.’ denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.
Mülga 1050 sayılı Kanun, üst yöneticilere ilişkin bir hüküm içermemekte, ‘ita amiri’ konumundaki yöneticilerin ‘Onaylayan’ sıfatını haiz oldukları durumlarda sayman ve tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu tutulabilecekleri bazı durumları düzenlemekteydi. 5018 sayılı Kanun ise mülga 1050 sayılı Kanun’dan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama surecinin dışında tutmakta; bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmemektedir.
5393 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinin (f) bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh, tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Büyükşehir Belediye Başkanı …………’nun sorumluluğunun kaldırılması için tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine” olması gerekir, şeklindeki görüşleri ve
………… Daire Başkanı …………’in; “………… Belediyesi ile ………… arasında düzenlenen 09.10.1997 tarihli sözleşmenin “İşletme ile ilgili hükümler” başlıklı 8’inci maddesinin (ı) bendinde; “Yatırımcı tarafından, Otogar’da şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerden kapı giriş ve çıkış karşılığı tahsil edilecek brüt gelirin %20 sini (Yıllık 20 milyardan az olmamak kaydıyla) Belediye’ye işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde ödenecektir.” hükmü yer almaktadır.
Buna karşın ………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2009 -14.12.2010 dönemine ilişkin olarak tahakkuk eden KDV dahil ………… TL transit geçiş ücreti üzerinden hesaplanarak …………'tan alınması gereken ………… TL işletme bedeli kar payı tutarı tahsil edilmemiştir. Sorgu üzerine bu tutar ilgili Şirket’ten talep edilmiş, gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ………… Asliye Ticaret Mahkemesine alacak davası açılmıştır.
Dilekçede ………… Ticaret Mahkemesi’nin ………… aleyhine sonuçlanan (………… Esas, ………… Karar sayılı) kararına istinaden 15.12.2009-14.12.2010 dönemi transit geçiş hasılatından doğan alacak için icra takibi yapıldığı bildirilmiş ise de yapılan tahsilatın Belediye muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğine dair bir bilgi verilmemiş, buna ilişkin bir belge ibraz edilmemiştir. Bu itibarla, tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı,)
Karar verildiği 26.01.2016 tarih ve 41357 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
177 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesi ile ………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2009 – 14.12.2010 dönemine ilişkin olarak KDV dahil ………… TL transit geçiş hasılatı üzerinden hesaplanması gereken işletme bedeli kar payı tutarının belediyeye ödenmemesi nedeniyle ………… TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam’da ………… Şube Müdürü olarak sorumlu tutulan …………, 39881 sayılı dosyada yer alan birinci dilekçesinde özetle; İlama konu 15.12.2009 – 14.12.2010 dönemine ilişkin, otogara transit giriş - çıkış yapan araçlardan alınan hasılattan belediye payına düşen bedelin ödenmesi hususu ilgili Şirket’ten talep edildiğini, gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ise Hukuk Müşavirliği’nce ………… Asliye Ticaret Mahkemesinin ………… Esası ile (15.12.2008 – 14.12.2009 dönemi için …………TL ve 15.12.2009 – 14.12.2010 dönemi için ………… TL olmak üzere toplam ………… TL için fazlaya ilişkin haklar saklı bırakılarak ………… TL üzerinden) alacak davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, İlam üzerine, alacağın ………… İcra Müdürlüğünün ………… E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, 14.02.2014 tarihinde ………… TL asıl alacak olmak üzere toplam ………… TL’nin belediyelerine ödendiğini, borçlu tarafından geriye kalan tutarın takibine itiraz edildiğini, ………… Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ………… Esas sayılı dosyası ile itirazın iptalinin dava edildiğini, buna karşın ………… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39881 sayılı dosyada yer alan birinci karşılamasında; “Dairesince, belediyeye ait olan otogarın işletilmesi amacıyla; Belediye ile ………… arasında yapılan sözleşmeye göre alınması gereken transit hasılat payının, yargı kararı sonrası belediyeye ödenmesi gerekirken ………… tarafından ödenmediği, icra takibinin yapıldığı ifade edilmesine rağmen; tahsilata ilişkin bilgi verilmeyip belge ibraz edilmemesi sonucu, kamu zararı olarak belirtilen ………… TL'nın tazmine hükmolunduğu görülmektedir.
Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
…………, 39881 sayılı dosyada yer alan ikinci dilekçesinde birinci dilekçeye ek olarak özetle; ………… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilen itirazın iptali davası hakkında anılan Mahkemenin 03.02.2015 tarihinde yapılan duruşmasında görevsizlik kararı verilerek gerekçeli kararda dosyanın "………… Nöbetçi Tüketici Mahkemesine" tevziine hükmedildiğini, bunun üzerine idarelerince bu kararın emsal Yargıtay Kararı da gösterilerek bozulması için temyiz talebinde bulunulduğunu;
818 sayılı Borçlar Kanununun 133’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında zamanaşımını kesen sebepler arasında icra takibinde bulunulmak sayıldığını, yasal süreleri içinde zamanaşımına uğratılmadan alacağın tahsili için hukuki işlemlere başlanılmış olup yasal süreç devam ettiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39881 sayılı dosyada yer alan ikinci karşılamasında; “Sorumlu; ilk savunmasına göre gelişme gösteren yargı aşamasının varlığından örneğini de eklemek suretiyle bilgi sunmaktadır.
Yeni bilgi temyiz konusu olarak görülmediğinden, değerlendirilmesini temin amacıyla dosyasının Dairesine tevdii uygun olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da (………… Yönetiminden Sorumlu) ………… olarak sorumlu tutulan …………, 39869 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde özetle; asıl rapora esas savunmasında ………… Belediyesi ………… Yönetimi Dairesi Başkanlığının bağlı olduğu ………… görevini 19.07.2011 tarihinden itibaren vekaleten, 04.11.2011 tarihinden itibaren asaleten yürüttüğünü belirtmesine rağmen bu hususun asıl İlam ve Ek İlam'ın düzenlemesinde dikkate alınılmayarak, tarafına tazmin hükmü çıkarıldığını, ancak o dönemde ………… Belediyesi'nde ………… Dairesi Başkanlığı görevini yürütüyor olması nedeniyle 2010 yılında yapılan işlemlerden dolayı sorumlu tutulamayacağını belirterek uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39869 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu; ………… görevini 19.07.2011 tarihinden itibaren vekaleten, 04.11.2011 tarihinden itibaren asaleten yürüttüğünü; bu hususun asıl rapora verilen savunmasında ve 177 sayılı Ek İlam'ın düzenlemesinde dikkate alınılmayarak, tarafına tazmin hükmü çıkarıldığını belirtip, uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmektedir.
Adı geçen, 2010 yılında ………… Belediyesinde ………… Dairesi Başkanlığı görevini yürütüyor olduğuna ilişkin belge sunduğundan, sorumluluğu yönünden, Daire kararının bozulmasının yerinde olacağı düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Üst Yönetici olarak sorumlu tutulan …………, 39879 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146’ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü yer aldığını belirtmiş ve üst yönetici olduğu hususu göz önünde bulundurularak 5018 sayılı Kanunun 11’inci maddesi doğrultusunda uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39869 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Gelir Müdürü olarak sorumlu tutulan …………, 39868 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; Gelir Müdürlüğü görevi ile birlikte Muhasebe Yetkilisi Yardımcısı olarak görevlendirilmiş bulunduğunu, belediyeye bağlı birimlerce tahakkuku yapılmış ve tahsil edilebilir hale gelmiş tahakkukların tahsilatını yapmakla sorumlu olduğunu, Sayıştay Genel Kurulu'nun 14.06.2007 tarihli 5189/1 sayılı Kararı, Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesi gereği idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğunu;
Genel Bütçe gelirlerinin tarh ve tahakkuk işlemleri Maliye Bakanlığı ile diğer bazı ilgili kurumlar tarafından yerine getirilirken tahsili ise sadece Maliye Bakanlığı tarafından yapıldığını, belediyelerinde belediye bütçesini oluşturan 135'e yakın değişik alanlarda faaliyet gösteren şube müdürlüğünün bulunduğunu, tahakkuku yapılmayan bir hizmetin bedelinin Gelirler Şube Müdürlüğü'nce tahsil edilmesinin hem yasal olarak, hem de, tahakkuk işlemleri idaresince ilgili müdürlükler tarafından bilgisayar ortamında tahakkuk ettirildiğinden, teknik olarak mümkün olmadığını, analitik bütçe sistemine göre belediyelerinde çeşitli sektörlerde hizmet veren birimin bulunduğunu, bu birimlerin gelir bütçesinde gösterilen ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nda belirtilen gelirlerini tahsil etmek için tahakkuk müzekkeresi hazırlayarak tahsil edilmek üzere muhasebe birimine gönderdiğini tahakkuk esaslı muhasebe sistemine göre de tahakkuk etmemiş bir alacağın tahsilatının mümkün olmadığını;
Muhasebe yetkilisinin görevi gelirin tarh ve tahakkuk aşamasıyla ilgili olmayıp, tahakkuk ettirilip tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelirinin tahsil edilmesinden ibaret olduğunun ve bu nedenle muhasebe yetkilisinin gelir konusunda tarh ve tahakkuk aşamalarına ilişkin olarak sorumluluğu bulunmadığının belirtildiği emsal Sayıştay Temyiz Kurulu kararının bulunduğunu;
İlam konusu gelirin tarh ve tahakkuk işlemlerinden ………… Dairesi Başkanlığı sorumlu olduğunu, muhasebe yetkilisi yardımcısı olarak gelir konusunda tarh ve tahakkuk aşamasına (sürecine) ilişkin olarak görev almadığını, bu nedenle sorumluluğunun da bulunmaması gerektiğini, ayrıca sorgu maddesinde muhasebe yetkilileri de sorumlu tutulmadığından Muhasebe Yetkilisi Yardımcısı olarak kendisinin de sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek uhdesinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39868 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlunun üstlendiği ekli belgelerle sunmuş bulunduğu bilgiler sonrası üstlendiği Muhasebe Yetkilisi Yardımcılığı görevi nedeniyle savunmasının kabulünün uygun olacağı düşüncesi ile arz olur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da ………… Daire Başkanı olarak sorumlu tutulan …………, 39870 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; söz konusu alacak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a tabi olmayıp akitten doğan bir alacak olduğundan ilgili alacağın takip ve icra işlemleri 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi bulunduğunu, 818 sayılı Borçlar Kanununun 133’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında zamanaşımını kesen sebepler arasında icra takibinde bulunulmak sayıldığını, bu kapsamda, ………… Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararına istinaden alacağa ilişkin olarak ilamsız takip başlatıldığından zamanaşımı süresi kesilerek kamu zararına sebebiyet verilmediğini söz konusu alacağa ilişkin yasal sürecin devam ettiğini, İlam’da belirtilen tahsilat makbuzlarının gönderildiğini, kamu zararının söz konusu olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39870 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da ………… olarak sorumlu tutulan …………, 39885 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde, ilk dilekçelere ek olarak, özetle; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146’ncı maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir." hükmü yer aldığını, tahsilata ilişkin hukuki işlemlere başlanılmış olup kamu zararının söz konusu olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 39885 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Sorumlu, yargı kararının belediye lehine sonuçlanması sonrası icra müdürlüğü marifetiyle toplam ………… TL'nin tahsil edildiğini belge sunmak suretiyle ifade ederek; borçlu …………'ın icra takibine itiraz etmesi sonrası itirazın iptali için mahkeme nezdinde açılan davanın 03.02.2015 tarihinde karar bağlandığını, görevsizlik nitelikli gerekçeli kararın beklendiğini belirtip, sorumluluğunun kaldırılması talebinde bulunmaktadır.
Talep yerinde görülmemiştir. Daire kararının korunması uygundur düşüncesi ile arz olunur.” şeklinde görüş bildirmiştir.
………… Belediyesi ile ………… arasında düzenlenen 09.10.1997 tarihli sözleşmeyle ………… Otogarı’nın Yap-işlet-devret finans modeli çerçevesinde tamamlanması, (işletme süresinin başlangıç tarihi 16.07.1998 olmak üzere) inşa bedeli karşılığı olarak 25 yıl süre ile yatırımcı tarafından işletilmesi/işlettirilmesi akdedilmiştir.
Anılan sözleşmenin “İşletme ile ilgili hükümler” başlıklı 8’inci maddesinin (ı) bendinde; “Yatırımcı tarafından, Otogar’da şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerden kapı giriş ve çıkış karşılığı tahsil edilecek brüt gelirin %20 sini (Yıllık 20 milyardan az olmamak kaydıyla) Belediye’ye işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde ödenecektir.” hükmü yer almaktadır.
15.12.2009–14.12.2010 döneminde şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapıp otogara transit giriş ve çıkış yapan otobüslerden tahsil edilen otobüs çıkış ücretlerinin talep edilmesi üzerine ilgili şirketçe verilen cevabi yazıda anılan tutarın ………… TL olduğu bildirilmiştir. Ancak, transit geçenlerden tahsil edilen bu tutar işletme bedeli kar payı hesabında dikkate alınmamıştır.
Rapor dosyası ve eki belgeler ile dilekçe ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde;
………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2009–14.12.2010 dönemine ilişkin olarak tahakkuk eden KDV dahil ………… TL transit geçiş ücreti üzerinden hesaplanarak …………'tan tahsil edilmesi gereken ………… TL işletme bedeli kar payı tutarının tahsil edilmemesi sorgu konusu edildiği;
Savunmada bedelin ödenmesi hususu ilgili Şirket’ten talep edildiğinin ve gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ………… Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi’ne alacak davası açıldığının belirtildiği;
Anılan husus dava konusu edildiğinden 153 sayılı İlam’ın 12’nci maddesi ile ………… Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen dava sonucuna göre düzenlenecek ek raporun Daireye intikaline değin hüküm dışı bırakıldığı, söz konusu davanın temyizi kabil olmak üzere ………… aleyhine sonuçlanmasına karşın bedelin belediyeye ödenmemesi, icra takibinin yapıldığı ifade edilmesine rağmen; tahsilata ilişkin belge ibraz edilmemesi üzerine 177 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesi ile anılan tutar için tazmin hükmü verildiği;
Alacak davasına ilişkin İlam üzerine, alacak ………… İcra Müdürlüğünün ………… E. numarası ile takibe konularak …………’a ilamsız takipte ödeme emri gönderildiği, anılan şirket tarafından takibe itiraz edilmekle beraber aynı kararda Mahkemece verilen fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere ………… TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu tutara ilişkin ………… İcra Mahkemesinin ………… esas sayılı dosyası ile takibe başlandığı ve borçluya 17.12.2013 tarihinde icra emri gönderildiği, 14.02.2014’de “14/01/2014 tr. yazi ger. transit çıkış bedeli taks” açıklamasıyla borçlu tarafından idareye ………… TL ödemede bulunulduğu;
İtirazın iptali için ………… Asliye Ticaret Mahkemesinin ………… Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış ise de ………… K. sayılı İlam ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edildiği, ancak anılan Mahkemenin de, 03.02.2015 tarihinde yapılan duruşmada, görevsizlik kararı vererek gerekçeli kararda dosyanın "………… Nöbetçi Tüketici Mahkemesine" tevziine hükmettiği, bunun üzerine, idarece bu kararın bozulması için (İdarelerince açılan benzer bir davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine yapılan temyiz başvurusu üzerine hükmolunan) Yargıtay Kararı da emsal gösterilerek temyiz talebinde bulunulduğunun belirtildiği görülmüştür.
Mezkur Şirketin transit geçiş tahsilat bedeli ve bu bedel üzerinden hesap edilmesi gereken kar payı Sayıştay incelemeleri neticesinde tespit edilmiş olup sonrasında söz konusu kar payının Şirketten talep edildiği, ödenmemesi üzerine ilamsız icra yolu ile takibine başlandığı; böylelikle alacağın tarh ve tahakkukunun gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Amme alacağının tahsil zamanaşımı 6183 sayılı Kanunun 102’nci maddesinde, para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuz tutularak, 5 yıl olarak düzenlenmiş, aynı Kanun’un “Zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103’üncü maddesine göre ödeme, ödeme emri tebliği, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi zamanaşımını kesmekte olup kesilmenin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlamaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanununda 5 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüş olup 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 146’ncı maddesiyle genel olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmesine karşın aynı Kanun’un 147’nci maddesinde kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler, vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar gibi alacaklar için 5 yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun’unun 39’uncu maddesinde; “İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almaktadır.
818 sayılı Kanun’un 133, 135 ve 136’ncı maddeleri ile 6098 sayılı Kanun’un 154, 156 ve 157’nci maddeleri gereği borçlu faiz veya mahsuben bir miktar para verdiği takdirde, alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye müracaatla veya icrai takibat ile hakkını talep ettiği durumda zamanaşımı kesilmekte, bir dava veya defi ile kesilen zamanaşımı, dava devam ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlamakta; bu kesilme, icrai takibattan kaynaklanmışsa zamanaşımı takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden işlemeye başlamakta olup borç bir hüküm ile sabit olmuş ise yeni müddet on sene olmaktadır.
İlam’a konu alacak ise 15.12.2009–14.12.2010 dönemine ilişkin otogara transit giriş ve çıkış yapan otobüslerden tahsil edilen ücretlerin % 20’sinin işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde Belediyeye ödenmemesinden doğmuştur. Anılan kar payı ilgiliden talep edilmiş, ödemeden imtina edilmesi üzerine 15.09.2011’de ………… Asliye Ticaret Mahkemesi’ne alacak davası açılmış, 19.11.2013’de söz konusu pay yönüyle temyizi kabil olmak üzere davanın kabulüne karar verilmiş olup dosya temyiz aşamasında bulunmaktadır. Borçluya 17.12.2013’de icra emri, 20.12.2013’de ilamsız takipte ödeme emri gönderilmiş olup borçlunun itirazı üzerine takip durmuştur. Buna karşın Mahkemece fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere ………… TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup bu tutara ilişkin ………… İcra Mahkemesinin ………… esas sayılı dosyası ile takibe başlanmış ve borçluya 17.12.2013 tarihinde icra emri gönderilmiştir. 14.02.2014’de “14/01/2014 tr. yazi ger. transit çıkış bedeli taks” açıklamasıyla borçlu tarafından idareye ………… TL ödemede bulunulmuştur. İdare 04.07.2014’de, icra inkar tazminatıyla birlikte, 2004 sayılı Kanun’un 67’nci maddesinde belirtilen süre içerisinde itirazın iptalini dava etmiştir. ………… Asliye Ticaret Mahkemesi 07.07.2014’de görevsizlik kararı vererek dosyayı ………… Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi etmiş, anılan Mahkeme, 03.02.2015 tarihinde yapılan duruşmada, görevsizlik kararı vererek gerekçeli kararda dosyanın "………… Nöbetçi Tüketici Mahkemesine" tevziine hükmetmiştir. Bunun üzerine, idarece bu kararın bozulması için (İdarelerince açılan benzer bir davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine yapılan temyiz başvurusu üzerine hükmolunan) Yargıtay Kararı da emsal gösterilerek 13.03.2015’de temyiz talebinde bulunulduğu belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanun’un Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, kamu zararının belirlenmesinde idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmamasının esas alınacağı düzenlenmekte ise de;
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği Belediyenin kar payı alacağına ilişkin zamanaşımı alacak davası açılması, dava sonucu borç bir hüküm ile sabit olması ve bu dava dosyasına ilişkin temyiz sürecinin devam etmesi, idarece icra takibinde bulunulması, icra müdürlüğünce ilamsız takipte ödeme emri tebligatı yapılması, itirazın iptalinin dava edilmesi ve borçlu tarafından kısmi ödemede bulunulması nedeniyle kesilerek alacağın zamanaşımına uğratılmaması ve böylelikle tahsilata ilişkin takibatın mevzuata uygun bir şekilde yapılması nedeniyle kamu zararının oluştuğundan bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 177 sayılı Ek İlam’ın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine, Oyçokluğuyla,
(Üye ………… İlam sonucuna katılmış olmakla birlikte, İlam gerekçesinin, “5018 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda aynı Kanun’un ‘Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu’ başlıklı dördüncü bölümün 11’inci maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Kanunda sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil; oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira 5018 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve ‘Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.’ denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.
Mülga 1050 sayılı Kanun, üst yöneticilere ilişkin bir hüküm içermemekte, ‘ita amiri’ konumundaki yöneticilerin ‘Onaylayan’ sıfatını haiz oldukları durumlarda sayman ve tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu tutulabilecekleri bazı durumları düzenlemekteydi. 5018 sayılı Kanun ise mülga 1050 sayılı Kanun’dan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama surecinin dışında tutmakta; bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmemektedir.
5393 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinin (f) bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh, tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Büyükşehir Belediye Başkanı …………’nun sorumluluğunun kaldırılması için tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine” olması gerekir, şeklindeki görüşleri ve
………… Daire Başkanı …………’in; “………… Belediyesi ile ………… arasında düzenlenen 09.10.1997 tarihli sözleşmenin “İşletme ile ilgili hükümler” başlıklı 8’inci maddesinin (ı) bendinde; “Yatırımcı tarafından, Otogar’da şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerden kapı giriş ve çıkış karşılığı tahsil edilecek brüt gelirin %20 sini (Yıllık 20 milyardan az olmamak kaydıyla) Belediye’ye işletme bedeli kar payı olarak işletme yılı sonundan itibaren 15 gün içinde ödenecektir.” hükmü yer almaktadır.
Buna karşın ………… Belediyesi ile ………… arasında yapılan sözleşme uyarınca 15.12.2009 -14.12.2010 dönemine ilişkin olarak tahakkuk eden KDV dahil ………… TL transit geçiş ücreti üzerinden hesaplanarak …………'tan alınması gereken ………… TL işletme bedeli kar payı tutarı tahsil edilmemiştir. Sorgu üzerine bu tutar ilgili Şirket’ten talep edilmiş, gerekli ödemenin yapılmaması üzerine ………… Asliye Ticaret Mahkemesine alacak davası açılmıştır.
Dilekçede ………… Ticaret Mahkemesi’nin ………… aleyhine sonuçlanan (………… Esas, ………… Karar sayılı) kararına istinaden 15.12.2009-14.12.2010 dönemi transit geçiş hasılatından doğan alacak için icra takibi yapıldığı bildirilmiş ise de yapılan tahsilatın Belediye muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiğine dair bir bilgi verilmemiş, buna ilişkin bir belge ibraz edilmemiştir. Bu itibarla, tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı,)
Karar verildiği 26.01.2016 tarih ve 41357 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.