Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Diğer
Yılı
2012
Daire
1
Dosya No
40307
Tutanak No
41586
Tutanak Tarihi
08.03.2016
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Birlik başkanına huzur hakkının fazla ödenmesi
1) 350 sayılı İlam’ın 1’inci maddesi ile Birlik Başkanı …………'a huzur hakkının fazla ödenmesi nedeniyle ………… tazmin hükmü verilmiştir.
İlam’da Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan (Sulama Birliği Müdürü) ………… 40307 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde özetle;
Birlik Başkanının huzur haklarının belirlenmesi yetkisi Birlik Meclisinin görevleri arasında olduğunu, gerçekleştirme görevlisi olarak Birlik Meclisinde oy kullanma ve imza yetkisinin bulunmadığını, alınan kararların kayıt altına alınarak ………… Kaymakamlık Makamına gönderildiğini, ………… Kaymakamlık Makamı tarafından incelendiğini ve mevzuata aykırılık tespit edilmediğini belirterek bu nedenle ve resen dikkate alınacak sair nedenlerle tazmin hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
İlam’da Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan (Sulama Birliği Başkanı) ………… 40306 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde özetle; Tazmin tutarının hesabında 18.07.2012 tarih ve 317 sayılı ödeme emrinde 01.07.2012 tarihinden sonra uygulanacak olan ………… TL tutarındaki brüt ücret yerine ilk altı aylık döneme ilişkin olarak uygulanan ………… TL tutarındaki brüt ücretin esas alındığını, böylelikle tazmin hükmünün ………… TL […………] fazla hesaplandığını;
Ayrıca, 2012 yılı içerisinde 6172 sayılı Kanun’a göre 12 aylık huzur hakkı alınabilecekken tazmin hükmünün hesabında 11 ay üzerinden hesaplama yapıldığını, böylelikle tazmin hükmünün 1 aylık tutar olan ………… TL (…………) fazla hesaplandığını, tazmin hükmünden bu tutarların düşülmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını veya aynı gerekçelerle bozulmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 40306 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Dilekçesinde: "Yapılan ödemesinin 6172 sayılı Kanuna uygun olduğunu ileri sürerek tazmin hükmünün kaldırılmasını" istemektedir.
Sulama Birliği Meclis toplantısında alınan karar gereği Birlik Başkanına yapılan ödemenin 6172 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen üst sınırı geçtiğinden aşan kısım için verilen tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur görüşündeyim.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Birlik Meclis Üyesi olarak sorumlu tutulan dilekçe sahipleri dilekçelerinde özetle; Sulama Birliğini kamu zararına uğratacak bir eylemleri olmadığını, birlik yönetimi olarak tüm kararlarını usul ve yasalara uygun olarak alıp uyguladıklarını;
Karara esas denetçi görüşünde bir taraftan alınan kararda herhangi bir kastın bulunmadığı belirtilirken diğer taraftan kamu zararının kendilerinden tahsilinin uygun olacağının belirtildiğini, ancak kastları olmadığı halde kendilerine yapılmamış olan bir ödemeden dolayı birlik üyesi olarak sorumlu tutulmamalarının gerektiğini, bu nedenle anılan görüşün çelişkiler içerdiğini;
Denetçi görüşünde de belirtildiği üzere ödenek ayrılmasına karar verilmiş olmasının o ödeneğin kesin kullanılması anlamına gelmediğini, kullanıldığında ise sorumlunun birlik başkanı olması gerektiğini, aksi bir durumun usul ve yasalara aykırı olacağını belirterek uhdelerinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiş;
İlam’da Birlik Meclis Üyesi olarak sorumlu tutulan ………… 40161 sayılı, ………… 40162 sayılı, ………… 40163 sayılı, ………… 40164 sayılı dosyada yer alan aynı mahiyetteki dilekçelerinde bunlara ek olarak özetle; İlam’a esas savunmasında da belirttiği gibi meclis toplantıları yapılacağı zaman toplantılarda bulundukları gerekçesiyle toplantının başında yani toplantı odasına girerken imzalarının alındığını, sorgu konusu 29.11.2011 tarihli toplantının da bu şekilde olduğunu, şahıslarına birlik başkanının maaş yerine huzur hakkı alacağına dair hiçbir bilgi verilmediğini, toplantının başında imzalarının alındığını, kamu zararının oluşmasında ihmal ve kastlarının bulunmadığından sorumluluklarının olmadığını, yapılan işlemlerin bilgilerinin dışında gerçekleştiğini, İlam hükmünün yasaya ve delil durumuna aykırı olduğunu belirterek uhdelerinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
(350 sayılı İlam’ın birinci maddesinin temyizine ilişkin diğer dosyalarda yer alan) Başsavcılık karşılamasında; “SORUMLULUK YÖNÜNDEN:
Davacının birlik Meclisi Kararında imzası bulunması nedeniyle, karar gereği yapılan ödemeden 5018 sayılı Kanunun 33. maddesi gereği sorumlu olduğundan bu yöndeki iddiaların reddine,
ESAS YÖNÜNDEN:
Sulama Birliği Meclis toplantısında alınan karar gereği Birlik Başkanına yapılan ödemenin 6172 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen üst sınırı geçtiğinden aşan kısım için verilen tazmin kararının tasdikine,
Karar verilmesi uygun olur görüşündeyim.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde;
Birliğin 6172 sayılı Kanun’un yürürlülük tarihi olan 22.03.2011’den önce kurulduğu, anılan Kanun’un geçici birinci maddesine göre birliğin durumunu bu Kanuna uygun hale getirmesi gerektiği, Birliğin ana statüsünün Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca 13.04.2012 tarihinde onaylandığı, bu statüye uygun olarak oluşturulmuş meclis tarafından başkanın 28.09.2012 tarihinde seçildiği ve başkanın huzur hakkının brüt asgari ücretin 3 katı olarak 30.11.2012 tarihinde tespit edildiği, buna karşın, 5355 sayılı Kanun’a göre seçilmiş meclisin 29.11.2011 tarihli olağan toplantısının 6’ncı gündem maddesinde; “Gündem madde gereği Birlik Başkanının maaşının aylık katsayısının belirlenmesine geçildi. Aylık memur maaş katsayısı olan 0.06446 ile 70.000' in çarpılarak bulunmasına oy birliği ile” karar verildiği, belirlenen bu tutarın brüt asgari ücretin 3 katını aştığı ve 2012 yılı boyunca huzur hakkının, 2013 yılında ödenen, 2012 yılının son huzur hakkı ödemesi dışında bu kararda belirlenen oranlar üzerinden ödendiği;
………… Sulama Birliğinin 2012 yılı işlemleri, 6172 sayılı Kanun’un anılan 18’inci maddesi hükmü gereği oluşturulan İdari ve Mali Denetim Komisyonunca denetlenerek rapora bağlandığı;
Raporun Sonuç ve Öneriler başlıklı bölümün birliğin tüzüğünde yazan iş ve işlemler haricinde yapılan harcamaların sıralandığı kısımdan sonraki 2’inci maddesinde; “(…) Birlik Başkanı …………’a huzur hakkı ödemesi yapılması gerekirken Birlikten maaş aldığı tespit edilmiş bu maaşı toplamı 2012 yılı için ………… tl ücret aldığı, bu ücretin Birlik Hesabına Faizi ile birlikte iadesi gerekmektedir.” denildiği;
Birlik Başkanı olarak görev yapan …………’ın itirazı üzerine dosyanın Sayıştay Başkanlığına gönderildiği; bu hususa ilişkin olarak sorgu düzenlendiği; Denetçi görüşünde 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Mevcut birlikler” başlıklı geçici birinci maddesi gereği Mahalli İdare Birlikleri Kanununa göre kurulmuş olan sulama birliklerinin onsekiz ay içinde durumlarını bu Kanun’a uygun hale getirmek zorunda oldukları, birliğin durumunu yeni kanuna uygun hale getirmeden, bu Kanundan kaynaklanan hakkı kullanması mümkün olmadığı, 5355 sayılı Kanun’a göre oluşmuş meclisin aldığı karara göre ama 5355 sayılı Kanun sınırları içerisinde birlik başkanlarına ödeme yapılabileceği belirtilerek ………… TL’nin tazminin talep edildiği;
İlam’da 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun 6’ncı maddesi gereği birlik başkanlarına aylık olarak, birlik meclisince tespit edilmek şartıyla en fazla asgari ücretin üç katı kadar huzur hakkı verilebileceği hüküm altına alındığından bu tutarı aşan kısım olan ………… TL’ye tazmin hükmolunduğu görülmüştür.
Sorumluluk yönünden;
Gerçekleştirme Görevlisi (Birlik Müdürü) …………’in sorumluluğuyla ilgili olarak;
6172 sayılı Kanun’un “Amaç ve kapsam” başlıklı birinci maddesinin 2’nci fıkrasında; “Sulama birlikleri kamu tüzel kişiliğine sahip olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabidir.”,
Aynı Kanun’un “Denetim ve birlik mallarının durumu” başlıklı 18’inci maddesinin üçüncü fıkrasında;
“(3) Komisyon tarafından yapılan denetim sonucu tespit edilen kamu zararı tahsil edilmek üzere sorumlulara tebliğ edilir. Tebligattan itibaren otuz gün içinde ödemenin yapılmaması veya tespit edilen kamu zararına sorumlular tarafından itiraz edilmesi durumunda dosya hakkında karar verilmek üzere vali tarafından Sayıştaya gönderilir. (…)” hükümleri yer almaktadır.
Yine Kanun’un 8’inci ve ………… Sulama Birliği Ana Statüsü’nün 51’inci maddesinde; “Birlik bütçesinin harcama yetkilisi birlik başkanıdır. Birlik başkanı bu yetkisini birlik müdürüne devredebilir.” hükmü yer almakta olup İlam’a esas ödeme emri belgelerini harcama yetkilisi olarak Birlik Başkanı imzalamıştır.
Anılan Ana Statü’nün 43’üncü maddesinin ikinci fıkrasında;
“Birlik Müdürü: Birliğin sorumluluğundaki sulama tesislerinin teknik gereklilikler ve çiftçi talepleri göz önüne alınarak rasyonel bir şekilde işletilmesini, İşletme ve Bakım, İdari ve Malî İşler birimlerinin çalışma programlarının hazırlanmasını, birimler arasındaki koordinasyonu, ve birlik başkanın bir yönerge ile devredeceği diğer işlerin yapılmasını sağlar. Birlik müdürünün sulama planlaması, bitki su tüketimi, sulama tesislerinin bakım onarım hizmetleri konusunda temel eğitimin verildiği fakülte veya yüksekokul mezunu olması zorunludur. 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu yürürlüğe girmeden önce kurulmuş olan birliklerde müdür olarak çalışanlar çalışmaya devam edecektir.” denilmekte, aynı maddenin dördüncü fıkrasında idari ve malî işler biriminden birlik saymanı sorumlu olduğu düzenlenerek birliğin gelir ve giderlerine yönelik evrakın düzenlenmesini sağlamak idari ve malî işler biriminin görevleri arasında sayılmaktadır.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7’nci maddesinde sorumlular ve sorumluluk hallerinin uygulamasında 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk hallerinin esas alınacağı; sorumluların mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlü oldukları ifade edilmiştir.
Bir kamu görevlisinin oluşan kamu zararından sorumlu tutulabilmesi için zararın kamu görevlisinin fiilinin sonucunda oluşması gerekir. Kamu görevlisinin fiili ile kamu zararı arasında bir bağ kurulamazsa kamu görevlisinin sorumluluğundan söz edilemeyecektir.
6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Birlik meclisine üyelik şartları, seçilme esasları, görev ve yetkileri” başlıklı 6’ncı maddesinin 15’inci fıkrasının (e) bendiyle; “(…) başkana brüt asgari ücretin üç katını geçmemek üzere aylık olarak ödenecek (…) huzur haklarını tespit etmek” meclisin görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır. Birlik Meclisi tarafından Birlik Başkanına 6172 sayılı Kanun’da belirlenen sınırların üzerinde huzur hakkı ödenmesine karar verilmiştir. Ödeme emri belgelerini düzenleyen sıfatıyla imzalayan Birlik Müdürü’nün işlemleri anılan karara uygun olarak gider evrakını düzenlemekten ibaret olup 6172 sayılı Kanun ve ………… Sulama Birliği Ana Statüsü’nde birlik müdürüne tazmin hükmolunan hususa ilişkin bir görev ve yetki verilmemiştir.
Bu itibarla, Gerçekleştirme Görevlisi (Birlik Müdürü) …………’in sorumluluğunun kaldırılması gerekir.
Birlik meclisi üyelerinin sorumluluğuyla ilgili olarak;
Tazmin hükmolunan hususa ilişkin olarak Birlik Meclisi Üyeleri …………, …………, …………, ………… aynı mahiyetteki savunmalarında, meclis toplantıları yapılacağı zaman toplantılarda bulundukları gerekçesiyle toplantının başında yani toplantı odasına girerken imzalarının alındığını, sorgu konusu 29.11.2011 tarihli toplantının da bu şekilde olduğunu, şahıslarına birlik başkanının maaş yerine huzur hakkı alacağına dair hiçbir bilgi verilmediğini, toplantının başında imzalarının alındığını, kamu zararının oluşmasında ihmal ve kastlarının bulunmadığından sorumluluklarının olmadığını, yapılan işlemlerin bilgilerinin dışında gerçekleştiğini ifade etmiştir.
Denetçi görüşünde bu savunma;
“Sorumluluk Birlik Meclis kararında imzaları olanlara yöneltilmiş olup, birlik başkanına maaş ödenmesi kararının alındığı meclis kararında imzası olduğu halde, bilgisi olmadığını savunanların savunmalarında isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca kamu zararı, söz konusu olaya uyan (…) mevzuat hükümlerine göre, önce toplantı yapılan günler için, sonra da alınan meclis kararına göre belirlenmiş olup, kasta göre hareket edilmemiştir.
Son olarak Birlik Meclisi, kanunlarla verilen yetki ile sınırlıdır. Birlik meclisine kanunlarla verilmediği halde birlik başkanına maaş ödenmesine karar vermesi, bu kararı dayanaksız kılmaktadır ve uygulanması mümkün değildir.” şeklinde karşılanmıştır.
Bunun üzerine İlam’da Birlik Meclis Üyesi olarak sorumlu tutulan dilekçe sahipleri temyiz dilekçelerinde özetle; Sulama Birliğini kamu zararına uğratacak bir eylemleri olmadığını, birlik yönetimi olarak tüm kararlarını usul ve yasalara uygun olarak alıp uyguladıklarını;
Karara esas denetçi görüşünde bir taraftan alınan kararda herhangi bir kastın bulunmadığı belirtilirken diğer taraftan kamu zararının kendilerinden tahsilinin uygun olacağının belirtildiğini, ancak kastları olmadığı halde kendilerine yapılmamış olan bir ödemeden dolayı birlik üyesi olarak sorumlu tutulmamalarının gerektiğini, bu nedenle anılan görüşün çelişkiler içerdiğini;
Denetçi görüşünde de belirtildiği üzere ödenek ayrılmasına karar verilmiş olmasının o ödeneğin kesin kullanılması anlamına gelmediğini, kullanıldığında ise sorumlunun birlik başkanı olması gerektiğini, aksi bir durumun usul ve yasalara aykırı olacağını belirterek uhdelerinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
6172 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinin 15’inci fıkrası ve ………… Sulama Birliği Ana Statüsü’nün 23’üncü maddesinde, başkanı seçmek, yönetim ve denetim kurulunu denetlemek ve ibra etmek, başkana brüt asgari ücretin üç katını geçmemek üzere aylık olarak ödenecek huzur haklarını tespit etmek birlik meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Anılan Ana Satatü’nün “Meclis toplantıları” başlıklı 24’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Birlik Meclisi her yıl Nisan ve Kasım aylarında olmak üzere iki kez olağan olarak toplanır. Kasım ayında yapılan toplantı dönem başı toplantısıdır.”,
“Gündem” başlıklı 25’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Gündem, birlik başkanı tarafından belirlenir ve meclis üyeleri ile gözlemcilere en az üç gün önceden yazılı olarak bildirilir. Ayrıca yazılı, sesli ve görsel araçlardan en az biriyle de birlik üyelerine duyurulur.”,
“Birlik meclisinin toplantı ve karar nisabı” başlıklı 26’ncı maddesinin 4, 5 ve 6’ncı fıkralarında;
“Oylama; gizli, işaretle veya ad okunarak yapılır. Oy verme kabul, ret veya çekimser şeklinde olur.
Üyeler oylarını bizzat kullanır. Fizikî bakımdan engelli olması nedeniyle bizzat gizli oy kullanamayan üyeler, tayin edecekleri kişi eliyle oy kullanabilirler.
Kararlar, meclis başkanı ve kâtip üyeler tarafından imzalanır ve birlik meclisi üyelerine taahhütlü posta ile gönderilir.”,
“Meclis kararlarının kesinleşmesi ve yürürlüğe girmesi” başlıklı 27’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Birlik Başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere meclise iade edebilir. Yeniden görüşülmesi istenmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de birlik meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.” hükümleri yer almaktadır.
Birlik meclisi tarafından 29.11.2011 tarihli kararın 6’ncı gündem maddesinde; “Gündem madde gereği Birlik Başkanının maaşının aylık katsayısının belirlenmesine geçildi. Aylık memur maaş katsayısı olan 0.06446 ile 70.000' in çarpılarak bulunmasına oy birliği ile” karar verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri gereği gündemin meclis üyelerine en az üç gün önceden yazılı olarak bildirilip yazılı, sesli ve görsel araçlardan en az biriyle de birlik üyelerine duyurulması, oylamanın gizli, işaretle veya ad okunarak yapılması, oy vermenin kabul, ret veya çekimser şeklinde olması, üyelerin oylarını bizzat kullanması, kararların meclis başkanı ve kâtip üyeler tarafından imzalanıp birlik meclisi üyelerine taahhütlü posta ile gönderilmesi gerekmektedir. Söz konusu meclis kararı idari bir işlem olup bu kararın mezkur mevzuat hükümlerine aykırılığının yetkili mercilere karşı ileri sürülmesi mümkün olup bu hususta Kurulumuzca yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.
29.11.2011 tarihli Birlik Meclis Kararında maaş adıyla belirlenen huzur hakkı 6172 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinde belirtilen üst sınırı aşmakta olup 350 sayılı İlam’ın birinci maddesiyle bu sınırı aşan kısma tazmin hükmü verilmiştir. Bu nedenle meclis kararı iddia edildiğinin aksine mevzuata aykırıdır. Tazmin hükmünün gerekçesi de oybirliğiyle verilen söz konusu meclis kararı olduğundan kararda imzası bulunan Birlik Meclis Üyelerinin İlam hükmünden sorumlu tutulması mevzuata uygundur.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, 6172 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi olan sulama birliğinde ödeme emri belgelerini düzenleyen sıfatıyla imzalayan Birlik Müdürü’nün işlemleri meclis kararına uygun olarak gider evrakını düzenlemekten ibaret olduğundan tazmin hükmolunan hususa ilişkin bir görev ve yetkisi bulunmayan Gerçekleştirme Görevlisi (Birlik Müdürü) …………’in sorumluluğunun kaldırılması için 350 sayılı İlam’ın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine Oyçokluğuyla,
(Üye ………… İlam sonucuna katılmış olmakla birlikte, İlam gerekçesinin, “6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Denetim ve birlik mallarının durumu” başlıklı 18’inci maddesinin üçüncü fıkrasında;
“(3) Komisyon tarafından yapılan denetim sonucu tespit edilen kamu zararı tahsil edilmek üzere sorumlulara tebliğ edilir. Tebligattan itibaren otuz gün içinde ödemenin yapılmaması veya tespit edilen kamu zararına sorumlular tarafından itiraz edilmesi durumunda dosya hakkında karar verilmek üzere vali tarafından Sayıştaya gönderilir. (…)” hükmü yer almaktadır.
………… Sulama Birliğinin 2012 yılı işlemleri, 6172 sayılı Kanun’un anılan 18’inci maddesi hükmü gereği oluşturulan İdari ve Mali Denetim Komisyonunca hazırlanan Raporun Sonuç ve Öneriler başlıklı bölümün birliğin tüzüğünde yazan iş ve işlemler haricinde yapılan harcamaların sıralandığı kısımdan sonraki 2’inci maddesinde; “(…) Birlik Başkanı …………’a huzur hakkı ödemesi yapılması gerekirken Birlikten maaş aldığı tespit edilmiş bu maaşı toplamı 2012 yılı için ………… tl ücret aldığı, bu ücretin Birlik Hesabına Faizi ile birlikte iadesi gerekmektedir.” denildiği, söz konusu tespite kamu zararından sorumlu tutulan Birlik Başkanı tarafından itiraz edildiği görülmüştür.
6172 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği Sayıştay’ın görevi tespit edilen kamu zararına ilişkin itirazı karara bağlamakla sınırlı olup yeniden sorumluluk tespiti bu kapsam içerisinde sayılamayacağı düşünülmektedir. Komisyon raporunda birlik başkanına fazla ödenen huzur hakkından Birlik Başkanı ………… sorumlu tutulduğundan bunun dışındakilere sorumluluk tevcih edilemeyecektir.
Bu itibarla, anılan mevzuat hükmü ve açıklamalar gereği komisyonca sorumlu tutulan Birlik Başkanı ………… dışında Sayıştay İlamı ile sorumluluk tevcih edilen gerçekleştirme görevlisi ve meclis üyelerinin sorumluluğunun kaldırılması için tazmin hükmünün Bozularak dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine” olması gerekir, şeklindeki ilave görüşleri ve)
(Üye ………… İlam sonucuna katılmış olmakla birlikte, İlam gerekçesinin, “Bilindiği üzere ‘Sulama Birlikleri’ 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa tabi iken, 6172 sayılı Kanunla müstakil bir düzenlemeye sahip olmuşlardır. Sulama birlikleri 5355 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesindeki düzenleme;
‘Sadece sulama amaçlı olarak kurulan mahalli idare birliklerinde birlik meclisi, 8 inci maddede belirtilen doğal üyeler ile birliğin sulama faaliyetinden faydalanan ve belediye meclisi üyeliğine seçilme şartlarına sahip olan çiftçiler arasından birlik tüzüğünde gösterilen sayıda seçilecek üyelerden oluşur. Seçim, üye mahalli idare sınırları içinde oturan ve birliğin sulama faaliyetinden faydalanan çiftçilerin katılımıyla o mahallî idare meclisinin gözetiminde yapılır.’ şeklinde idi.
Düzenleme bu haldeyken sulama birlikleri de diğer mahalli idare birlikleri gibi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na tabi idi. Bu durum, sulama birliklerinin kullandığı kaynakların kamu kaynağı olduğunu, harcama sürecinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceğini, hesap verme ve sorumlulukların bu Kanuna göre belirleneceğini, kamu zararının bu Kanuna göre tespit edileceğini, birlik mallarının kamu malı sayılacağını ve faaliyetlerinde kamu hukukunun uygulanacağını ifade etmekte idi.
Zamanla, sulama birliklerinin kuruluş ve faaliyetlerinin diğer mahalli idare birliklerinden yukarıda belirtilen hususlar açısından farklı olduğu ve uygulamada bir takım sıkıntılar yaşandığı görüldüğünden kanun koyucu sulama birliklerini 5355 sayılı Kanun kapsamından çıkartarak 6172 sayılı Kanunla müstakil bir düzenleme yapma gereği duymuştur.
6172 sayılı Kanun ile sulama birliklerinin statüsünü kamu tüzel kişiliğini haiz özel hukuk hükümlerine tabi oluşumlar olarak belirlemiştir. Bu durum hem 6172 sayılı Kanun gerekçesinde hem de Anayasa Mahkemesinin 2011/53 Esas sayılı Kararında değerlendirilmiştir.
“Kanun’un ‘Amaç ve Kapsam’ başlıklı 1’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, amacın, ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla umumi sulardan faydalanmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak, işletmek, DSİ’nin onayını almak suretiyle işlettirmek, bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek, tesisi geliştirmeye yönelik yeni projeler yapmak, yaptırmak veya tesisi yenilemekle görevli sulama birliklerinin kuruluşu, organları ile görev ve yetkilerini düzenlemek olduğu belirtilmiştir. Dava konusu kuralda ise sulama birliklerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olup, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi oldukları öngörülmüştür.
Madde gerekçesinde, Devletin esas görevinin, ülkenin çeşitli sektörlerine altyapı tesislerini sağlamak olduğu, sosyo-ekonomik bu nev’i tesislerin işletilmesini Devletin yüklenmesi halinde hem pahalı olduğu, hem de hizmette istenen sürat ve verimliliğin yeterince sağlanamadığı, oysa tesislerin, istifade edenler tarafından işletilmesi durumunda daha koruyucu ve özenli kullanıldıklarının gözlendiği, bu nedenle kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bu nitelikteki tesislerin, onlardan istifade eden kişiler tarafından işletilmesi amaçlanarak Anayasa’nın 168’inci maddesi doğrultusunda demokratik katılımcılığı sağlayan yerel sivil toplum örgütü olarak ve mahalli idareler sınırları ile bağlı olmayan sulama birlikleri adı altında kurulacak birliklere devrinin öngörüldüğü, bu birliklerin yaptığı işlerin kamu hizmeti niteliği taşıması nedeniyle birliklerin kamu tüzelkişiliğini haiz olmasının hüküm altına alındığı belirtilmiştir.
Kanun’un 13’üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında, birliklerin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre alacaklarının tahsili yoluna başvuracakları; 14’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında, birliğin amacına uygun idari, teknik ve yardımcı personelin 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre çalıştırılacağı; geçici 1’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kurulmuş olan sulama birliklerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak çalışan personelin, 6172 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Devlet Personel Başkanlığı’nca tespit edilecek ihtiyaca göre kadroları ile mükteseplerine uygun olarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredileceği; 2’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i) bendinde ise su kullanıcısının, görev alanında sulama yapan veya yapacak olan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade ettiği belirtilmiştir.
Yasa koyucunun dava konusu kuralı madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, birliklerin sulama işletmeciliği ve serbest ekonominin gerektirdiği günün ekonomik koşulları içerisinde hızlı, yerinde ve etkili olarak karar alma, bu kararları uygulama, özel hukuk hükümlerine göre personel çalıştırabilme imkanına ya da özel sektörün hareket serbestliğine ya da alternatif çözüm yollarına sahip olmaları gerektiği düşüncesiyle getirdiği anlaşılmaktadır. Birliklerin uyması gereken şartlar, Devletçe yapılacak gözetim ve denetimin usul ve esasları ile müeyyideler Kanun’da gösterildikten sonra boşluk bulunması durumunda, bu boşlukların özel hukuk hükümlerine atıf yapılarak doldurulmasında hukuk devleti ilkesi ve idarenin bütünlüğü ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır.”
Hal böyleyken sulama birliklerini bütün yönleriyle 5018 sayılı Kanun çerçevesinde, bu Kanun’un kavramlarıyla ve mali yönetim süreçleriyle diğer kamu idareleri gibi değerlendirmek, kanun koyucunun amacını görmezden gelmek anlamı taşır.
6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanununun 18 inci maddesinde; “(3) Komisyon tarafından yapılan denetim sonucu tespit edilen kamu zararı tahsil edilmek üzere sorumlulara tebliğ edilir. Tebligattan itibaren otuz gün içinde ödemenin yapılmaması veya tespit edilen kamu zararına sorumlular tarafından itiraz edilmesi durumunda dosya hakkında karar verilmek üzere vali tarafından Sayıştaya gönderilir. Sayıştay kararının kesinleşmesinden sonra kamu zararı sorumlular tarafından otuz gün içinde birlik hesabına yatırılır. Tespit edilen kamu zararı, sorumlular tarafından otuz gün içinde yatırılmaması halinde 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.” hükmü ile Sayıştay'a yapılan işlemin hukuka uygunluğu hakkında bir karar verme görevi verilmiştir.
Bu sınırlar içinde kalınmayarak sulama birliklerini diğer kamu kurumları gibi değerlendirerek, harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi 71’inci madde anlamında ‘kamu zararı’ gibi ifadelerle konuyu tartışmak ve sorumluluk tespiti yönünde hüküm tesis etmek hukuken mümkün değildir. Bu itibarla yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen tazmin hükmünün Bozularak dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine” olması gerekir, şeklindeki ilave görüşleri ile birlikte)
(Üye …………’in; “Gerçekleştirme görevlisinin sorumluluğu bulunmamakla birlikte fazla ödemeye sebep olan Meclis Başkan ve Üyelerinin sorumluluğu açık olduğundan, Daire İlamının gerçekleştirme görevlisinin sorumluluğu kaldırılarak kamu zararının diğer sorumlulara paylaştırılmak suretiyle Tasdiki gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)
(………… ve ………… Başkanı ………… ile Üyeler …………, …………, …………, ………… ve …………’ın; “6172 sayılı Kanunun "Birlik meclisine üyelik şartları, seçilme esasları, görev ve yetkileri" başlıklı 6’ncı maddesinin 15’inci fıkrasında;
"Birlik meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Başkanı seçmek.
b) Yönetim ve denetim kurullarının asıl ve yedek üyelerini seçmek.
c) Yönetim ve denetim kurulunu denetlemek ve ibra etmek.
ç) Bütçe ve çalışma programını tespit, tetkik, kabul ya da reddetmek.
d) Tesislerden birliğin kuruluş gayesine uygun olanların devralınmasına karar vermek.
e)Birliğin işlerinin yürütülmesi için çalıştırılması gereken personelle ilgili politikaları tespit etmek ve çalıştırılacak personelle sözleşme akdi yapmak için başkana yetki vermek, yönetim kurulu üyelerine brüt asgari ücretin yüzde ellisini ve başkana brüt asgari ücretin üç katını geçmemek üzere aylık olarak ödenecek huzur hakları ile denetim kurulu üyelerine brüt asgari ücreti geçmemek üzere yılda bir kez ödenecek huzur haklarını tespit etmek.
(...) ",
Aynı Kanun’un Mevcut birlikler başlıklı geçici 1’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 26/5/2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa göre kurulmuş olan sulama birlikleri onsekiz ay içinde durumlarını bu Kanuna uygun hale getirmek zorundadır. Aksi takdirde bu birliklerin tüzel kişiliği kendiliğinden sona erer (…)” denilmektedir.
Buna karşın Birlik Başkanı’na Birlik Meclisinin 29.11.2011 tarihli Meclis Kararı ile 70.000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı (0,06446) ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ücret ödenmesi öngörülmüş olup belirlenen tutar anılan Kanun’un 6’ncı maddesinde belirtilen üst sınırı aşmaktadır. Birlik başkanına en fazla brüt asgari ücretin üç katı kadar huzur hakkı ödenebilmektedir. Kaldı ki söz konusu karar henüz durumunu 6172 sayılı Kanun’a uygun hale getirmemiş ve 5355 sayılı Kanun’a göre kurulmuş olan Birlik Meclisi tarafından alınmış olup 5355 sayılı Kanun’da öngörülen üst sınır daha düşüktür.
18.07.2012 tarih ve 317 sayılı ödeme emrinde 01.07.2012 tarihinden sonra uygulanacak olan brüt ücret yerine ilk altı aylık döneme ilişkin olarak uygulanan brüt ücretin esas alındığı, 2012 yılı içerisinde 6172 sayılı Kanun’a göre 12 aylık huzur hakkı alınabilecekken tazmin hükmünün hesabında 11 ay üzerinden hesaplama yapıldığı iddia edilmekte ise de;
2012 yılı içerisinde 11 ödeme emri belgesiyle 11 aylık huzur hakkı ödemesi gerçekleştirilmiş, İlam’da bu belgeler esas alınarak 11 aylık huzur hakkına ilişkin olarak kamu zararı hesaplanmıştır. 30.11.2012 tarih ve 4 sayılı Meclis Kararında birlik başkanına asgari ücretin üç katı tutarında huzur hakkı ödeneceği belirlenmiş olup aralık ayına ilişkin huzur hakkı 2013 yılında bu karara uygun olarak ödendiğinden 02.01.2013 tarih ve 4 numaralı ödeme emri belgesi … Sulama Birliği’nin 2012 yılı hesabına ilişkin olarak yapılan yargılama esnasında dikkate alınmamıştır. 18.07.2012 tarih ve 317 sayı ve “2012-06 Başkan maaşı Ahmet Parlak Haziran Maaşı” açıklamalı ödeme emrinde ilk altı aya ilişkin katsayılar kullanılarak altıncı ay olan haziran ayının huzur hakkı ödendiğinden bu ödemeye ilişkin tazmin tutarının hesabında ilk altı aya ilişkin brüt ücret esas alınmıştır. Bu itibarla, tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)
1) 350 sayılı İlam’ın 1’inci maddesi ile Birlik Başkanı …………'a huzur hakkının fazla ödenmesi nedeniyle ………… tazmin hükmü verilmiştir.
İlam’da Gerçekleştirme Görevlisi olarak sorumlu tutulan (Sulama Birliği Müdürü) ………… 40307 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde özetle;
Birlik Başkanının huzur haklarının belirlenmesi yetkisi Birlik Meclisinin görevleri arasında olduğunu, gerçekleştirme görevlisi olarak Birlik Meclisinde oy kullanma ve imza yetkisinin bulunmadığını, alınan kararların kayıt altına alınarak ………… Kaymakamlık Makamına gönderildiğini, ………… Kaymakamlık Makamı tarafından incelendiğini ve mevzuata aykırılık tespit edilmediğini belirterek bu nedenle ve resen dikkate alınacak sair nedenlerle tazmin hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
İlam’da Harcama Yetkilisi olarak sorumlu tutulan (Sulama Birliği Başkanı) ………… 40306 sayılı dosyada yer alan dilekçesinde özetle; Tazmin tutarının hesabında 18.07.2012 tarih ve 317 sayılı ödeme emrinde 01.07.2012 tarihinden sonra uygulanacak olan ………… TL tutarındaki brüt ücret yerine ilk altı aylık döneme ilişkin olarak uygulanan ………… TL tutarındaki brüt ücretin esas alındığını, böylelikle tazmin hükmünün ………… TL […………] fazla hesaplandığını;
Ayrıca, 2012 yılı içerisinde 6172 sayılı Kanun’a göre 12 aylık huzur hakkı alınabilecekken tazmin hükmünün hesabında 11 ay üzerinden hesaplama yapıldığını, böylelikle tazmin hükmünün 1 aylık tutar olan ………… TL (…………) fazla hesaplandığını, tazmin hükmünden bu tutarların düşülmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını veya aynı gerekçelerle bozulmasını talep etmiştir.
Başsavcılık 40306 sayılı dosyada yer alan karşılamasında; “Dilekçesinde: "Yapılan ödemesinin 6172 sayılı Kanuna uygun olduğunu ileri sürerek tazmin hükmünün kaldırılmasını" istemektedir.
Sulama Birliği Meclis toplantısında alınan karar gereği Birlik Başkanına yapılan ödemenin 6172 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen üst sınırı geçtiğinden aşan kısım için verilen tazmin kararının tasdikine karar verilmesi uygun olur görüşündeyim.” şeklinde görüş bildirmiştir.
İlam’da Birlik Meclis Üyesi olarak sorumlu tutulan dilekçe sahipleri dilekçelerinde özetle; Sulama Birliğini kamu zararına uğratacak bir eylemleri olmadığını, birlik yönetimi olarak tüm kararlarını usul ve yasalara uygun olarak alıp uyguladıklarını;
Karara esas denetçi görüşünde bir taraftan alınan kararda herhangi bir kastın bulunmadığı belirtilirken diğer taraftan kamu zararının kendilerinden tahsilinin uygun olacağının belirtildiğini, ancak kastları olmadığı halde kendilerine yapılmamış olan bir ödemeden dolayı birlik üyesi olarak sorumlu tutulmamalarının gerektiğini, bu nedenle anılan görüşün çelişkiler içerdiğini;
Denetçi görüşünde de belirtildiği üzere ödenek ayrılmasına karar verilmiş olmasının o ödeneğin kesin kullanılması anlamına gelmediğini, kullanıldığında ise sorumlunun birlik başkanı olması gerektiğini, aksi bir durumun usul ve yasalara aykırı olacağını belirterek uhdelerinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiş;
İlam’da Birlik Meclis Üyesi olarak sorumlu tutulan ………… 40161 sayılı, ………… 40162 sayılı, ………… 40163 sayılı, ………… 40164 sayılı dosyada yer alan aynı mahiyetteki dilekçelerinde bunlara ek olarak özetle; İlam’a esas savunmasında da belirttiği gibi meclis toplantıları yapılacağı zaman toplantılarda bulundukları gerekçesiyle toplantının başında yani toplantı odasına girerken imzalarının alındığını, sorgu konusu 29.11.2011 tarihli toplantının da bu şekilde olduğunu, şahıslarına birlik başkanının maaş yerine huzur hakkı alacağına dair hiçbir bilgi verilmediğini, toplantının başında imzalarının alındığını, kamu zararının oluşmasında ihmal ve kastlarının bulunmadığından sorumluluklarının olmadığını, yapılan işlemlerin bilgilerinin dışında gerçekleştiğini, İlam hükmünün yasaya ve delil durumuna aykırı olduğunu belirterek uhdelerinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
(350 sayılı İlam’ın birinci maddesinin temyizine ilişkin diğer dosyalarda yer alan) Başsavcılık karşılamasında; “SORUMLULUK YÖNÜNDEN:
Davacının birlik Meclisi Kararında imzası bulunması nedeniyle, karar gereği yapılan ödemeden 5018 sayılı Kanunun 33. maddesi gereği sorumlu olduğundan bu yöndeki iddiaların reddine,
ESAS YÖNÜNDEN:
Sulama Birliği Meclis toplantısında alınan karar gereği Birlik Başkanına yapılan ödemenin 6172 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen üst sınırı geçtiğinden aşan kısım için verilen tazmin kararının tasdikine,
Karar verilmesi uygun olur görüşündeyim.” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde;
Birliğin 6172 sayılı Kanun’un yürürlülük tarihi olan 22.03.2011’den önce kurulduğu, anılan Kanun’un geçici birinci maddesine göre birliğin durumunu bu Kanuna uygun hale getirmesi gerektiği, Birliğin ana statüsünün Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca 13.04.2012 tarihinde onaylandığı, bu statüye uygun olarak oluşturulmuş meclis tarafından başkanın 28.09.2012 tarihinde seçildiği ve başkanın huzur hakkının brüt asgari ücretin 3 katı olarak 30.11.2012 tarihinde tespit edildiği, buna karşın, 5355 sayılı Kanun’a göre seçilmiş meclisin 29.11.2011 tarihli olağan toplantısının 6’ncı gündem maddesinde; “Gündem madde gereği Birlik Başkanının maaşının aylık katsayısının belirlenmesine geçildi. Aylık memur maaş katsayısı olan 0.06446 ile 70.000' in çarpılarak bulunmasına oy birliği ile” karar verildiği, belirlenen bu tutarın brüt asgari ücretin 3 katını aştığı ve 2012 yılı boyunca huzur hakkının, 2013 yılında ödenen, 2012 yılının son huzur hakkı ödemesi dışında bu kararda belirlenen oranlar üzerinden ödendiği;
………… Sulama Birliğinin 2012 yılı işlemleri, 6172 sayılı Kanun’un anılan 18’inci maddesi hükmü gereği oluşturulan İdari ve Mali Denetim Komisyonunca denetlenerek rapora bağlandığı;
Raporun Sonuç ve Öneriler başlıklı bölümün birliğin tüzüğünde yazan iş ve işlemler haricinde yapılan harcamaların sıralandığı kısımdan sonraki 2’inci maddesinde; “(…) Birlik Başkanı …………’a huzur hakkı ödemesi yapılması gerekirken Birlikten maaş aldığı tespit edilmiş bu maaşı toplamı 2012 yılı için ………… tl ücret aldığı, bu ücretin Birlik Hesabına Faizi ile birlikte iadesi gerekmektedir.” denildiği;
Birlik Başkanı olarak görev yapan …………’ın itirazı üzerine dosyanın Sayıştay Başkanlığına gönderildiği; bu hususa ilişkin olarak sorgu düzenlendiği; Denetçi görüşünde 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Mevcut birlikler” başlıklı geçici birinci maddesi gereği Mahalli İdare Birlikleri Kanununa göre kurulmuş olan sulama birliklerinin onsekiz ay içinde durumlarını bu Kanun’a uygun hale getirmek zorunda oldukları, birliğin durumunu yeni kanuna uygun hale getirmeden, bu Kanundan kaynaklanan hakkı kullanması mümkün olmadığı, 5355 sayılı Kanun’a göre oluşmuş meclisin aldığı karara göre ama 5355 sayılı Kanun sınırları içerisinde birlik başkanlarına ödeme yapılabileceği belirtilerek ………… TL’nin tazminin talep edildiği;
İlam’da 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun 6’ncı maddesi gereği birlik başkanlarına aylık olarak, birlik meclisince tespit edilmek şartıyla en fazla asgari ücretin üç katı kadar huzur hakkı verilebileceği hüküm altına alındığından bu tutarı aşan kısım olan ………… TL’ye tazmin hükmolunduğu görülmüştür.
Sorumluluk yönünden;
Gerçekleştirme Görevlisi (Birlik Müdürü) …………’in sorumluluğuyla ilgili olarak;
6172 sayılı Kanun’un “Amaç ve kapsam” başlıklı birinci maddesinin 2’nci fıkrasında; “Sulama birlikleri kamu tüzel kişiliğine sahip olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabidir.”,
Aynı Kanun’un “Denetim ve birlik mallarının durumu” başlıklı 18’inci maddesinin üçüncü fıkrasında;
“(3) Komisyon tarafından yapılan denetim sonucu tespit edilen kamu zararı tahsil edilmek üzere sorumlulara tebliğ edilir. Tebligattan itibaren otuz gün içinde ödemenin yapılmaması veya tespit edilen kamu zararına sorumlular tarafından itiraz edilmesi durumunda dosya hakkında karar verilmek üzere vali tarafından Sayıştaya gönderilir. (…)” hükümleri yer almaktadır.
Yine Kanun’un 8’inci ve ………… Sulama Birliği Ana Statüsü’nün 51’inci maddesinde; “Birlik bütçesinin harcama yetkilisi birlik başkanıdır. Birlik başkanı bu yetkisini birlik müdürüne devredebilir.” hükmü yer almakta olup İlam’a esas ödeme emri belgelerini harcama yetkilisi olarak Birlik Başkanı imzalamıştır.
Anılan Ana Statü’nün 43’üncü maddesinin ikinci fıkrasında;
“Birlik Müdürü: Birliğin sorumluluğundaki sulama tesislerinin teknik gereklilikler ve çiftçi talepleri göz önüne alınarak rasyonel bir şekilde işletilmesini, İşletme ve Bakım, İdari ve Malî İşler birimlerinin çalışma programlarının hazırlanmasını, birimler arasındaki koordinasyonu, ve birlik başkanın bir yönerge ile devredeceği diğer işlerin yapılmasını sağlar. Birlik müdürünün sulama planlaması, bitki su tüketimi, sulama tesislerinin bakım onarım hizmetleri konusunda temel eğitimin verildiği fakülte veya yüksekokul mezunu olması zorunludur. 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu yürürlüğe girmeden önce kurulmuş olan birliklerde müdür olarak çalışanlar çalışmaya devam edecektir.” denilmekte, aynı maddenin dördüncü fıkrasında idari ve malî işler biriminden birlik saymanı sorumlu olduğu düzenlenerek birliğin gelir ve giderlerine yönelik evrakın düzenlenmesini sağlamak idari ve malî işler biriminin görevleri arasında sayılmaktadır.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 7’nci maddesinde sorumlular ve sorumluluk hallerinin uygulamasında 5018 sayılı Kanun ve Sayıştay denetimi ile ilgili diğer kanunlarda belirtilen sorumlular ve sorumluluk hallerinin esas alınacağı; sorumluların mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlü oldukları ifade edilmiştir.
Bir kamu görevlisinin oluşan kamu zararından sorumlu tutulabilmesi için zararın kamu görevlisinin fiilinin sonucunda oluşması gerekir. Kamu görevlisinin fiili ile kamu zararı arasında bir bağ kurulamazsa kamu görevlisinin sorumluluğundan söz edilemeyecektir.
6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Birlik meclisine üyelik şartları, seçilme esasları, görev ve yetkileri” başlıklı 6’ncı maddesinin 15’inci fıkrasının (e) bendiyle; “(…) başkana brüt asgari ücretin üç katını geçmemek üzere aylık olarak ödenecek (…) huzur haklarını tespit etmek” meclisin görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır. Birlik Meclisi tarafından Birlik Başkanına 6172 sayılı Kanun’da belirlenen sınırların üzerinde huzur hakkı ödenmesine karar verilmiştir. Ödeme emri belgelerini düzenleyen sıfatıyla imzalayan Birlik Müdürü’nün işlemleri anılan karara uygun olarak gider evrakını düzenlemekten ibaret olup 6172 sayılı Kanun ve ………… Sulama Birliği Ana Statüsü’nde birlik müdürüne tazmin hükmolunan hususa ilişkin bir görev ve yetki verilmemiştir.
Bu itibarla, Gerçekleştirme Görevlisi (Birlik Müdürü) …………’in sorumluluğunun kaldırılması gerekir.
Birlik meclisi üyelerinin sorumluluğuyla ilgili olarak;
Tazmin hükmolunan hususa ilişkin olarak Birlik Meclisi Üyeleri …………, …………, …………, ………… aynı mahiyetteki savunmalarında, meclis toplantıları yapılacağı zaman toplantılarda bulundukları gerekçesiyle toplantının başında yani toplantı odasına girerken imzalarının alındığını, sorgu konusu 29.11.2011 tarihli toplantının da bu şekilde olduğunu, şahıslarına birlik başkanının maaş yerine huzur hakkı alacağına dair hiçbir bilgi verilmediğini, toplantının başında imzalarının alındığını, kamu zararının oluşmasında ihmal ve kastlarının bulunmadığından sorumluluklarının olmadığını, yapılan işlemlerin bilgilerinin dışında gerçekleştiğini ifade etmiştir.
Denetçi görüşünde bu savunma;
“Sorumluluk Birlik Meclis kararında imzaları olanlara yöneltilmiş olup, birlik başkanına maaş ödenmesi kararının alındığı meclis kararında imzası olduğu halde, bilgisi olmadığını savunanların savunmalarında isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca kamu zararı, söz konusu olaya uyan (…) mevzuat hükümlerine göre, önce toplantı yapılan günler için, sonra da alınan meclis kararına göre belirlenmiş olup, kasta göre hareket edilmemiştir.
Son olarak Birlik Meclisi, kanunlarla verilen yetki ile sınırlıdır. Birlik meclisine kanunlarla verilmediği halde birlik başkanına maaş ödenmesine karar vermesi, bu kararı dayanaksız kılmaktadır ve uygulanması mümkün değildir.” şeklinde karşılanmıştır.
Bunun üzerine İlam’da Birlik Meclis Üyesi olarak sorumlu tutulan dilekçe sahipleri temyiz dilekçelerinde özetle; Sulama Birliğini kamu zararına uğratacak bir eylemleri olmadığını, birlik yönetimi olarak tüm kararlarını usul ve yasalara uygun olarak alıp uyguladıklarını;
Karara esas denetçi görüşünde bir taraftan alınan kararda herhangi bir kastın bulunmadığı belirtilirken diğer taraftan kamu zararının kendilerinden tahsilinin uygun olacağının belirtildiğini, ancak kastları olmadığı halde kendilerine yapılmamış olan bir ödemeden dolayı birlik üyesi olarak sorumlu tutulmamalarının gerektiğini, bu nedenle anılan görüşün çelişkiler içerdiğini;
Denetçi görüşünde de belirtildiği üzere ödenek ayrılmasına karar verilmiş olmasının o ödeneğin kesin kullanılması anlamına gelmediğini, kullanıldığında ise sorumlunun birlik başkanı olması gerektiğini, aksi bir durumun usul ve yasalara aykırı olacağını belirterek uhdelerinden sorumluluğun kaldırılmasını talep etmiştir.
6172 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinin 15’inci fıkrası ve ………… Sulama Birliği Ana Statüsü’nün 23’üncü maddesinde, başkanı seçmek, yönetim ve denetim kurulunu denetlemek ve ibra etmek, başkana brüt asgari ücretin üç katını geçmemek üzere aylık olarak ödenecek huzur haklarını tespit etmek birlik meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Anılan Ana Satatü’nün “Meclis toplantıları” başlıklı 24’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Birlik Meclisi her yıl Nisan ve Kasım aylarında olmak üzere iki kez olağan olarak toplanır. Kasım ayında yapılan toplantı dönem başı toplantısıdır.”,
“Gündem” başlıklı 25’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Gündem, birlik başkanı tarafından belirlenir ve meclis üyeleri ile gözlemcilere en az üç gün önceden yazılı olarak bildirilir. Ayrıca yazılı, sesli ve görsel araçlardan en az biriyle de birlik üyelerine duyurulur.”,
“Birlik meclisinin toplantı ve karar nisabı” başlıklı 26’ncı maddesinin 4, 5 ve 6’ncı fıkralarında;
“Oylama; gizli, işaretle veya ad okunarak yapılır. Oy verme kabul, ret veya çekimser şeklinde olur.
Üyeler oylarını bizzat kullanır. Fizikî bakımdan engelli olması nedeniyle bizzat gizli oy kullanamayan üyeler, tayin edecekleri kişi eliyle oy kullanabilirler.
Kararlar, meclis başkanı ve kâtip üyeler tarafından imzalanır ve birlik meclisi üyelerine taahhütlü posta ile gönderilir.”,
“Meclis kararlarının kesinleşmesi ve yürürlüğe girmesi” başlıklı 27’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Birlik Başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere meclise iade edebilir. Yeniden görüşülmesi istenmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de birlik meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.” hükümleri yer almaktadır.
Birlik meclisi tarafından 29.11.2011 tarihli kararın 6’ncı gündem maddesinde; “Gündem madde gereği Birlik Başkanının maaşının aylık katsayısının belirlenmesine geçildi. Aylık memur maaş katsayısı olan 0.06446 ile 70.000' in çarpılarak bulunmasına oy birliği ile” karar verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri gereği gündemin meclis üyelerine en az üç gün önceden yazılı olarak bildirilip yazılı, sesli ve görsel araçlardan en az biriyle de birlik üyelerine duyurulması, oylamanın gizli, işaretle veya ad okunarak yapılması, oy vermenin kabul, ret veya çekimser şeklinde olması, üyelerin oylarını bizzat kullanması, kararların meclis başkanı ve kâtip üyeler tarafından imzalanıp birlik meclisi üyelerine taahhütlü posta ile gönderilmesi gerekmektedir. Söz konusu meclis kararı idari bir işlem olup bu kararın mezkur mevzuat hükümlerine aykırılığının yetkili mercilere karşı ileri sürülmesi mümkün olup bu hususta Kurulumuzca yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.
29.11.2011 tarihli Birlik Meclis Kararında maaş adıyla belirlenen huzur hakkı 6172 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinde belirtilen üst sınırı aşmakta olup 350 sayılı İlam’ın birinci maddesiyle bu sınırı aşan kısma tazmin hükmü verilmiştir. Bu nedenle meclis kararı iddia edildiğinin aksine mevzuata aykırıdır. Tazmin hükmünün gerekçesi de oybirliğiyle verilen söz konusu meclis kararı olduğundan kararda imzası bulunan Birlik Meclis Üyelerinin İlam hükmünden sorumlu tutulması mevzuata uygundur.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, 6172 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi olan sulama birliğinde ödeme emri belgelerini düzenleyen sıfatıyla imzalayan Birlik Müdürü’nün işlemleri meclis kararına uygun olarak gider evrakını düzenlemekten ibaret olduğundan tazmin hükmolunan hususa ilişkin bir görev ve yetkisi bulunmayan Gerçekleştirme Görevlisi (Birlik Müdürü) …………’in sorumluluğunun kaldırılması için 350 sayılı İlam’ın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine Oyçokluğuyla,
(Üye ………… İlam sonucuna katılmış olmakla birlikte, İlam gerekçesinin, “6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’nun “Denetim ve birlik mallarının durumu” başlıklı 18’inci maddesinin üçüncü fıkrasında;
“(3) Komisyon tarafından yapılan denetim sonucu tespit edilen kamu zararı tahsil edilmek üzere sorumlulara tebliğ edilir. Tebligattan itibaren otuz gün içinde ödemenin yapılmaması veya tespit edilen kamu zararına sorumlular tarafından itiraz edilmesi durumunda dosya hakkında karar verilmek üzere vali tarafından Sayıştaya gönderilir. (…)” hükmü yer almaktadır.
………… Sulama Birliğinin 2012 yılı işlemleri, 6172 sayılı Kanun’un anılan 18’inci maddesi hükmü gereği oluşturulan İdari ve Mali Denetim Komisyonunca hazırlanan Raporun Sonuç ve Öneriler başlıklı bölümün birliğin tüzüğünde yazan iş ve işlemler haricinde yapılan harcamaların sıralandığı kısımdan sonraki 2’inci maddesinde; “(…) Birlik Başkanı …………’a huzur hakkı ödemesi yapılması gerekirken Birlikten maaş aldığı tespit edilmiş bu maaşı toplamı 2012 yılı için ………… tl ücret aldığı, bu ücretin Birlik Hesabına Faizi ile birlikte iadesi gerekmektedir.” denildiği, söz konusu tespite kamu zararından sorumlu tutulan Birlik Başkanı tarafından itiraz edildiği görülmüştür.
6172 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereği Sayıştay’ın görevi tespit edilen kamu zararına ilişkin itirazı karara bağlamakla sınırlı olup yeniden sorumluluk tespiti bu kapsam içerisinde sayılamayacağı düşünülmektedir. Komisyon raporunda birlik başkanına fazla ödenen huzur hakkından Birlik Başkanı ………… sorumlu tutulduğundan bunun dışındakilere sorumluluk tevcih edilemeyecektir.
Bu itibarla, anılan mevzuat hükmü ve açıklamalar gereği komisyonca sorumlu tutulan Birlik Başkanı ………… dışında Sayıştay İlamı ile sorumluluk tevcih edilen gerçekleştirme görevlisi ve meclis üyelerinin sorumluluğunun kaldırılması için tazmin hükmünün Bozularak dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine” olması gerekir, şeklindeki ilave görüşleri ve)
(Üye ………… İlam sonucuna katılmış olmakla birlikte, İlam gerekçesinin, “Bilindiği üzere ‘Sulama Birlikleri’ 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa tabi iken, 6172 sayılı Kanunla müstakil bir düzenlemeye sahip olmuşlardır. Sulama birlikleri 5355 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesindeki düzenleme;
‘Sadece sulama amaçlı olarak kurulan mahalli idare birliklerinde birlik meclisi, 8 inci maddede belirtilen doğal üyeler ile birliğin sulama faaliyetinden faydalanan ve belediye meclisi üyeliğine seçilme şartlarına sahip olan çiftçiler arasından birlik tüzüğünde gösterilen sayıda seçilecek üyelerden oluşur. Seçim, üye mahalli idare sınırları içinde oturan ve birliğin sulama faaliyetinden faydalanan çiftçilerin katılımıyla o mahallî idare meclisinin gözetiminde yapılır.’ şeklinde idi.
Düzenleme bu haldeyken sulama birlikleri de diğer mahalli idare birlikleri gibi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na tabi idi. Bu durum, sulama birliklerinin kullandığı kaynakların kamu kaynağı olduğunu, harcama sürecinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceğini, hesap verme ve sorumlulukların bu Kanuna göre belirleneceğini, kamu zararının bu Kanuna göre tespit edileceğini, birlik mallarının kamu malı sayılacağını ve faaliyetlerinde kamu hukukunun uygulanacağını ifade etmekte idi.
Zamanla, sulama birliklerinin kuruluş ve faaliyetlerinin diğer mahalli idare birliklerinden yukarıda belirtilen hususlar açısından farklı olduğu ve uygulamada bir takım sıkıntılar yaşandığı görüldüğünden kanun koyucu sulama birliklerini 5355 sayılı Kanun kapsamından çıkartarak 6172 sayılı Kanunla müstakil bir düzenleme yapma gereği duymuştur.
6172 sayılı Kanun ile sulama birliklerinin statüsünü kamu tüzel kişiliğini haiz özel hukuk hükümlerine tabi oluşumlar olarak belirlemiştir. Bu durum hem 6172 sayılı Kanun gerekçesinde hem de Anayasa Mahkemesinin 2011/53 Esas sayılı Kararında değerlendirilmiştir.
“Kanun’un ‘Amaç ve Kapsam’ başlıklı 1’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, amacın, ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımı maksadıyla umumi sulardan faydalanmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından inşa edilmiş veya halen inşa edilmekte olan ya da inşa edilmesi planlanan sulama tesislerini gayelerine uygun şekilde kullanmak, işletmek, DSİ’nin onayını almak suretiyle işlettirmek, bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek, tesisi geliştirmeye yönelik yeni projeler yapmak, yaptırmak veya tesisi yenilemekle görevli sulama birliklerinin kuruluşu, organları ile görev ve yetkilerini düzenlemek olduğu belirtilmiştir. Dava konusu kuralda ise sulama birliklerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olup, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi oldukları öngörülmüştür.
Madde gerekçesinde, Devletin esas görevinin, ülkenin çeşitli sektörlerine altyapı tesislerini sağlamak olduğu, sosyo-ekonomik bu nev’i tesislerin işletilmesini Devletin yüklenmesi halinde hem pahalı olduğu, hem de hizmette istenen sürat ve verimliliğin yeterince sağlanamadığı, oysa tesislerin, istifade edenler tarafından işletilmesi durumunda daha koruyucu ve özenli kullanıldıklarının gözlendiği, bu nedenle kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan bu nitelikteki tesislerin, onlardan istifade eden kişiler tarafından işletilmesi amaçlanarak Anayasa’nın 168’inci maddesi doğrultusunda demokratik katılımcılığı sağlayan yerel sivil toplum örgütü olarak ve mahalli idareler sınırları ile bağlı olmayan sulama birlikleri adı altında kurulacak birliklere devrinin öngörüldüğü, bu birliklerin yaptığı işlerin kamu hizmeti niteliği taşıması nedeniyle birliklerin kamu tüzelkişiliğini haiz olmasının hüküm altına alındığı belirtilmiştir.
Kanun’un 13’üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında, birliklerin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre alacaklarının tahsili yoluna başvuracakları; 14’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasında, birliğin amacına uygun idari, teknik ve yardımcı personelin 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre çalıştırılacağı; geçici 1’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kurulmuş olan sulama birliklerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak çalışan personelin, 6172 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Devlet Personel Başkanlığı’nca tespit edilecek ihtiyaca göre kadroları ile mükteseplerine uygun olarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredileceği; 2’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i) bendinde ise su kullanıcısının, görev alanında sulama yapan veya yapacak olan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade ettiği belirtilmiştir.
Yasa koyucunun dava konusu kuralı madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, birliklerin sulama işletmeciliği ve serbest ekonominin gerektirdiği günün ekonomik koşulları içerisinde hızlı, yerinde ve etkili olarak karar alma, bu kararları uygulama, özel hukuk hükümlerine göre personel çalıştırabilme imkanına ya da özel sektörün hareket serbestliğine ya da alternatif çözüm yollarına sahip olmaları gerektiği düşüncesiyle getirdiği anlaşılmaktadır. Birliklerin uyması gereken şartlar, Devletçe yapılacak gözetim ve denetimin usul ve esasları ile müeyyideler Kanun’da gösterildikten sonra boşluk bulunması durumunda, bu boşlukların özel hukuk hükümlerine atıf yapılarak doldurulmasında hukuk devleti ilkesi ve idarenin bütünlüğü ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır.”
Hal böyleyken sulama birliklerini bütün yönleriyle 5018 sayılı Kanun çerçevesinde, bu Kanun’un kavramlarıyla ve mali yönetim süreçleriyle diğer kamu idareleri gibi değerlendirmek, kanun koyucunun amacını görmezden gelmek anlamı taşır.
6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanununun 18 inci maddesinde; “(3) Komisyon tarafından yapılan denetim sonucu tespit edilen kamu zararı tahsil edilmek üzere sorumlulara tebliğ edilir. Tebligattan itibaren otuz gün içinde ödemenin yapılmaması veya tespit edilen kamu zararına sorumlular tarafından itiraz edilmesi durumunda dosya hakkında karar verilmek üzere vali tarafından Sayıştaya gönderilir. Sayıştay kararının kesinleşmesinden sonra kamu zararı sorumlular tarafından otuz gün içinde birlik hesabına yatırılır. Tespit edilen kamu zararı, sorumlular tarafından otuz gün içinde yatırılmaması halinde 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.” hükmü ile Sayıştay'a yapılan işlemin hukuka uygunluğu hakkında bir karar verme görevi verilmiştir.
Bu sınırlar içinde kalınmayarak sulama birliklerini diğer kamu kurumları gibi değerlendirerek, harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi 71’inci madde anlamında ‘kamu zararı’ gibi ifadelerle konuyu tartışmak ve sorumluluk tespiti yönünde hüküm tesis etmek hukuken mümkün değildir. Bu itibarla yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen tazmin hükmünün Bozularak dosyanın kararı veren Daireye Gönderilmesine” olması gerekir, şeklindeki ilave görüşleri ile birlikte)
(Üye …………’in; “Gerçekleştirme görevlisinin sorumluluğu bulunmamakla birlikte fazla ödemeye sebep olan Meclis Başkan ve Üyelerinin sorumluluğu açık olduğundan, Daire İlamının gerçekleştirme görevlisinin sorumluluğu kaldırılarak kamu zararının diğer sorumlulara paylaştırılmak suretiyle Tasdiki gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)
(………… ve ………… Başkanı ………… ile Üyeler …………, …………, …………, ………… ve …………’ın; “6172 sayılı Kanunun "Birlik meclisine üyelik şartları, seçilme esasları, görev ve yetkileri" başlıklı 6’ncı maddesinin 15’inci fıkrasında;
"Birlik meclisinin görev ve yetkileri şunlardır:
a) Başkanı seçmek.
b) Yönetim ve denetim kurullarının asıl ve yedek üyelerini seçmek.
c) Yönetim ve denetim kurulunu denetlemek ve ibra etmek.
ç) Bütçe ve çalışma programını tespit, tetkik, kabul ya da reddetmek.
d) Tesislerden birliğin kuruluş gayesine uygun olanların devralınmasına karar vermek.
e)Birliğin işlerinin yürütülmesi için çalıştırılması gereken personelle ilgili politikaları tespit etmek ve çalıştırılacak personelle sözleşme akdi yapmak için başkana yetki vermek, yönetim kurulu üyelerine brüt asgari ücretin yüzde ellisini ve başkana brüt asgari ücretin üç katını geçmemek üzere aylık olarak ödenecek huzur hakları ile denetim kurulu üyelerine brüt asgari ücreti geçmemek üzere yılda bir kez ödenecek huzur haklarını tespit etmek.
(...) ",
Aynı Kanun’un Mevcut birlikler başlıklı geçici 1’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 26/5/2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanununa göre kurulmuş olan sulama birlikleri onsekiz ay içinde durumlarını bu Kanuna uygun hale getirmek zorundadır. Aksi takdirde bu birliklerin tüzel kişiliği kendiliğinden sona erer (…)” denilmektedir.
Buna karşın Birlik Başkanı’na Birlik Meclisinin 29.11.2011 tarihli Meclis Kararı ile 70.000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı (0,06446) ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ücret ödenmesi öngörülmüş olup belirlenen tutar anılan Kanun’un 6’ncı maddesinde belirtilen üst sınırı aşmaktadır. Birlik başkanına en fazla brüt asgari ücretin üç katı kadar huzur hakkı ödenebilmektedir. Kaldı ki söz konusu karar henüz durumunu 6172 sayılı Kanun’a uygun hale getirmemiş ve 5355 sayılı Kanun’a göre kurulmuş olan Birlik Meclisi tarafından alınmış olup 5355 sayılı Kanun’da öngörülen üst sınır daha düşüktür.
18.07.2012 tarih ve 317 sayılı ödeme emrinde 01.07.2012 tarihinden sonra uygulanacak olan brüt ücret yerine ilk altı aylık döneme ilişkin olarak uygulanan brüt ücretin esas alındığı, 2012 yılı içerisinde 6172 sayılı Kanun’a göre 12 aylık huzur hakkı alınabilecekken tazmin hükmünün hesabında 11 ay üzerinden hesaplama yapıldığı iddia edilmekte ise de;
2012 yılı içerisinde 11 ödeme emri belgesiyle 11 aylık huzur hakkı ödemesi gerçekleştirilmiş, İlam’da bu belgeler esas alınarak 11 aylık huzur hakkına ilişkin olarak kamu zararı hesaplanmıştır. 30.11.2012 tarih ve 4 sayılı Meclis Kararında birlik başkanına asgari ücretin üç katı tutarında huzur hakkı ödeneceği belirlenmiş olup aralık ayına ilişkin huzur hakkı 2013 yılında bu karara uygun olarak ödendiğinden 02.01.2013 tarih ve 4 numaralı ödeme emri belgesi … Sulama Birliği’nin 2012 yılı hesabına ilişkin olarak yapılan yargılama esnasında dikkate alınmamıştır. 18.07.2012 tarih ve 317 sayı ve “2012-06 Başkan maaşı Ahmet Parlak Haziran Maaşı” açıklamalı ödeme emrinde ilk altı aya ilişkin katsayılar kullanılarak altıncı ay olan haziran ayının huzur hakkı ödendiğinden bu ödemeye ilişkin tazmin tutarının hesabında ilk altı aya ilişkin brüt ücret esas alınmıştır. Bu itibarla, tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı)