Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2014
Daire
7
Dosya No
41284
Tutanak No
44179
Tutanak Tarihi
07.03.2018
Konu
Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR
KONU: Kira alacaklarının zamanaşımına uğratılması.
148 sayılı İlamın 2. maddesiyle; Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Üst Yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan ... ve ... ile Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ın birinci ortak temyiz dilekçesinde özetle;
Belediye gelirlerinin takip ve tahsil edilmesinin belediye başkanı ve mali hizmetler müdürünün görevleri arasında olduğunu, Belediye gelirlerinden zamanında tahsil edilemeyenler için süreç ve hukuki yolların yine mevzuatla belirlendiğini, sorguda adı geçen borçlulardan alacakların tahsili için kanuni yollara başvurulduğunu, bir kısım borçluların taksitlendirme talebinde bulunduğunu, diğer bir kısım hakkında da icrai takibat yapılarak alacakların zamanaşımına uğramasının engellendiğini, İlamda adı geçen mükelleflerle ilgili sorgu sonrası yapılan işlemler ise;
...’ın 01.02.2011 tarihinde borcu ile 05.12.2011 tarihinde ihalelerin feshi ile ilgili tebligat yapıldığını, adı geçene ait borçların takibi için icra müdürlüğüne müracaat edildiğini, ancak tevzii bürosunda kişinin ölü olduğunun anlaşıldığını, mirasçılara yasal takip yapılmak istenmişse de mirasçıların reddi miras kararı aldırmaları ve bunu tescil ettirmiş olmaları nedeniyle bunun mümkün olmadığını, bu borçlunun borca batık ve mirasçıların ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.10.2011 tarih ve 2011/1715 E., 2011/1329 K. sayılı kararı ile reddi miras kararı aldırmaları nedeniyle Medeni Kanunun 612. maddesi hükmüne istinaden işlem yapılması gerektiğinden, Belediye tarafından 24.06.2016 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulduğunu, terekenin iflas yoluyla tasfiyesi istenildiğini, bu talebe karşı yetkili mahkemece verilecek karar muvacehesince işlem yapılacağını (EK-1, 6 adet), terekenin tasfiyesi halinde, haczedilecek bir mal bulunduğu takdirde belediye alacağının tahsilinin mümkün olduğunu, adı geçen şahıs ve mirasçıları ile ilgili icrai işlemin hukuken halen geçerli olduğunu, izahattan anlaşılacağı üzere, bu borçluya ilişkin belediye alacağı herhangi bir şekilde zamanaşımına uğramadığını,
...’a da 1589 sayı ve 10.12.2010 tarihli yazı ile borçlarını ödemesi ve kiralanan yeri boşaltması ile ilgili yazı yazıldığını ve alacağın tahsili için adli mercilerde dava açıldığını, adı geçen şahıs borçlarını ödeme adına kira başlangıç tarihinden itibaren cerayan eden ve kendisine devredilen ilk kademe belediyesince vadedilen işlerin yapılmamasından dolayı zarar gördüğünü, buna rağmen sulh yoluyla borçlarını ödemek istediğini belirten bir dilekçe ile belediyeye başvuruda bulunduğunu, konu Belediye Başkanlığı, encümen ve belediye meclisi tarafından değerlendirilerek 02.11.2015 gün ve 318 sayılı kararıyla borçları karşılığında belediyeye teklif ettiği şahsına ait arsa belirlenen değer üzerinden alınarak 5393 Belediye Kanununun 18/h maddesi hükmüne, ... Belediye Meclisinin 02.11.2015 tarih ve 218 sayılı kararı uyarınca, belediye alacağının sulh yoluyla tahsil edildiğini (EK-2, 19 adet), dolayısıyla bu borçlu acısından herhangi bir zamanaşımına uğrama durumu olmayıp Belediye alacağının yasal hükümler çerçevesinde sulh yoluyla tahsil edildiğini,
...’a ait olan kira borcu için icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini ve işlemlerin devam ettiğini, adı geçen şahsın ücretli çalışması nedeniyle maaşına ve üzerinde 03.06.2016 tarihinde trafiğe kayıtlı araçlarına haciz yapılması için ilgili makamlarla gerekli yazışmalar yapıldığını takibatın devam ettirildiğini (EK-3, 4 adet), İcra takibi halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
...’a ait olan kira borcunun icra takibinin yapıldığını ve takibin kesinleştiğini ve işlemlerin devam ettiğini, adı geçen şahsın maaşına ve üzerinde trafiğe kayıtlı aracına haciz yapılması için gerekli yazışmaların yapıldığını, ... 7. İcra Dairesinin 2015/15270 sayılı icra dosyası ile takibatın devam ettirildiğini (EK-4, 4 adet), İcra takibinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
...’a ait olan kira borcu için icra takibinin yapıldığını ve takibin kesinleştiğini ve işlemlerin devam ettiğini, adı geçen şahsın ücretli çalışması nedeniyle maaşına haciz yapılması için gerekli yazışmalar yapıldığını, ... 6. İcra Dairesinin 2015/13599 sayılı icra dosyası ile takibatın devam ettirildiğini (EK-5, 4 adet), İcra takibinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
...’a ait olan kira borcu için icra takibi yapıldığını, mal varlığına haciz konulabilmesi için ilgili mercilere yazı yazıldığını, sonucun beklendiğini, belirlenen adreslerinde bulunamadığından haciz işlemlerinin tamamlanamadığını, Resmi ve tebligata elverişli adresinin bulunmasıyla birlikte yasal haciz işlemlerinin devam ettirileceğini, ancak adı geçen borçluya ilişkin icra takibinin ... 6. İcra Dairesinin 2015/13597 sayılı icra dosyası ile halen devam ettiğini, yani takip dosyasının düşmediğini (EK-6, 2 adet), İcra takibinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
Dolayısıyla ilamda ismi geçen şahısların belediyeye olan borçları açısından herhangi bir zamanaşımına uğratılma ve buna bağlı olarak kamu zararının oluşması durumu söz konusu olmadığını,
Ayrıca, zamanaşımı hususunun hukuken borçlunun talebi üzerine uygulanacak bir konu olduğunu, yukarıda bahsi geçen alacak dosyalarının tamamı ile ilgili borçluların herhangi bir talebi veya iddiası bulunmadığını, Belediye tarafından işlem yapılması ve tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki ...’a ait borcun sulh yolu ile tahsil edildiğini, iddia edildiği gibi zamanaşımı vaki olsa idi alacağın tahsilinin mümkün olmayacağını, keza alacak dosyalarının hiç birinde belediye tarafından zamanaşımına uğramasından dolayı icra takibinden vazgeçilmesinin söz konusu olmadığını,
Son olarak, bir takibin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunun ya İcra ve İflas Dairelerince resen dikkate alınacağını ya da borçlunun itirazı ve bu itiraza karşılık yargı makamlarının verecekleri kararla ortaya çıkabilecek bir husus olduğunu, yukarıdaki tüm icra takiplerinde zamanaşımına uğradığına ilişkin bir icra dairesi işlemi veya mahkeme kararı bulunmadığını, takiplerin halen canlı olduğunu ve alacakların tahsilinin hukuken mümkün olduğunu, Belediye de bu cihette çalışmalarına devam ettiğini belirtmiştir.
Başsavcılığın birinci mütalaasında;
“Dilekçede, Belediye mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrı menkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 20011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle İlamın 2. maddesiyle verilen tazmin hükmüne itiraz edilmektedir.
Sorumlular tarafından, sorgu aşamasında ileri sürülen gerekçeler tekrar edilerek, kamu alacağına ilişkin yasal işlemlerin yapıldığı ve sürecin devam ettiği bu nedenle de zamanaşımına uğratılmadığı ileri sürülerek, dilekçe ekinde itiraz gerekçelerine ilişkin bir takım belgeler gönderilerek, haklarında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep edilmektedir.
Sorumluların ileri sürdüğü itiraz gerekçelerinin, ilamda değerlendirilerek karşılandığı anlaşıldığından, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenen ilam hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.”
denilmiştir.
İlamda Üst Yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan ... ve ... ile Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ın ikinci ortak temyiz dilekçesinde özetle;
Savcılık görüşüne katılmadıklarını, daha önce göndermiş oldukları savunmayı tekrar ettiklerini belirtmiş ve savunma ekinde sunulan bilgi ve belgeler ışığında beraatlerini arz ve talep etmişlerdir.
Başsavcılığın ikinci mütalaasında;
“İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen gerekçeler, 17.08.2016 tarih ye 17642-30246 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”
denilmiştir.
Duruşma talep eden ..., ... ve ...duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 430. maddesi uyarınca gıyabında,
Duruşmada hazır bulunan ...adına Hukuk İşleri Müdürü Avukat ...’ın sorumluların temyiz dilekçesinde yer alan hususları tekrar mahiyetindeki sözlü açıklamaları ve Sayıştay Başsavcılığının duruşma sırasında yazılı görüşünü savunma doğrultusunda dosyanın ilgili Dairesine Tevdiine şeklinde değiştirmiş olduğuna dair sözlü açıklamaları dinlenildikten ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle, Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...sorumlu tutulmuştur.
Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in sorumlu tutulması ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kanunun 1. maddesinde ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda “Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümün 11. maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Kanunda sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil; oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira, 5018 sayılı Kanunun 11. maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve “Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.
Mülga 1050 sayılı Kanun, üst yöneticilere ilişkin bir hüküm içermemekte, “ita amiri” konumundaki yöneticilerin “Onaylayan” sıfatını haiz oldukları durumlarda sayman ve tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu tutulabilecekleri bazı durumları düzenlemekteydi. 5018 sayılı Kanun ise mülga 1050 sayılı Kanundan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama sürecinin dışında tutmakta; bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmemektedir.
5393 sayılı Kanunun 38. maddesinin (f) bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Belediye Başkanları ... ve ...’in sorumluluklarının kaldırılması gerekmektedir.
Muhasebe Yetkilisi ...’ın sorumlu tutulması ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinin birinci fıkrasında; “Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.” şeklinde tanımlanmış, aynı maddenin 2. fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanunun “Malî hizmetler birimi” başlıklı 60. maddesinin (e) bendinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilmiş ve “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.” hükmü yer almıştır.
Bu itibarla, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılıp 5018 sayılı Kanunun 71/e maddesi hükmü dolayısıyla kamu zararına sebebiyet verilmiş olduğundan Muhasebe Yetkilisi ...’ın sorumluluğu bulunmaktadır.
İlam hükmünün esası ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 71. maddesi uyarınca, kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesine göre, kira bedelleri beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; tazmin hükmünün ilamda adı geçen sorumlulardan Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in uhdesinden kaldırılmasını teminen yeniden hüküm tesisi için dosyanın ilgili DAİRESİNE TEVDİİNE, (Temyiz Kurulu Başkanı ve 8. Daire Başkanı ..., Üyeler ..., ..., ..., ...’ın aşağıda yazılı farklı gerekçeleri ve 3. Daire Başkanı ..., Üyeler ..., ..., ...’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğuyla 07.03.2018 tarihinde karar verildi.
(Farklı gerekçe
Temyiz Kurulu Başkanı ve 8. Daire Başkanı ..., Üyeler ..., ..., ...’ın farklı gerekçesi;
Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle, Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...sorumlu tutulmuştur.
Çoğunluk kararındaki gibi sorumluluğa ilişkin olarak; verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmadığından tazmin hükmünün ilamda adı geçen sorumlulardan Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in uhdesinden kaldırılması gerekmektedir.
İlam hükmünün esası ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 71. maddesi uyarınca, kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesine göre, kira bedelleri beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bahse konu İlam maddesinde her ne kadar, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş ise de;
Sorumlulardan Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...göndermiş oldukları ortak temyiz dilekçesinde; İlama konu edilen kira alacakları için icra takiplerinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini, haciz işlemleri için ilgili makamlarla gerekli yazışmaların yapıldığını, belediye alacaklarının tahsilatının halen mümkün olduğunu, kira alacaklarından bir kısmının ise sulh yoluyla tahsil edildiğini belirterek bunlarla ilgili belgeleri temyiz dilekçesi ekinde sunmuştur.
Bu itibarla, tazmin hükmünün hem sorumluluk hem de esas yönünden Bozulmasına ve yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; tazmin hükmünün ilamda adı geçen sorumlulardan Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in uhdesinden kaldırılmasını ve Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarıyla ilgili zamanaşımını kesen evrakların, devam eden tahsilat ve haciz işlemlerine ait belgelerin incelenerek yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın ilgili Dairesine Tevdiine bu sebeple karar verilmesi gerekir.
Üye ...’ın farklı gerekçesi;
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri” başlıklı 38. maddesinde aynen, “Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:…f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek…” denilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun;
“Üst yöneticiler” başlıklı 11. maddesinde,
“…belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir…
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”,
"Gelirlerin toplanması sorumluluğu" başlıklı 38. maddesinde aynen;
“Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.",
"Malî hizmetler birimi” başlıklı 60. maddesinde,
“Kamu idarelerinde aşağıda sayılan görevler, malî hizmetler birimi tarafından yürütülür:
…e) İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek…”,
“Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinde,
“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir…
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur…”,
“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde,
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.”
Hükümleri yer almaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesinde;
“Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:
1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler…”
Hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri doğrultusunda, belediyelerin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek Belediye Başkanı ve Malî Hizmetler Biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. Kira alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bahse konu İlam maddesinde her ne kadar, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş ise de;
Sorumlulardan Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...göndermiş oldukları ortak temyiz dilekçesinde; İlama konu edilen kira alacakları için icra takiplerinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini, haciz işlemleri için ilgili makamlarla gerekli yazışmaların yapıldığını, belediye alacaklarının tahsilatının halen mümkün olduğunu, kira alacaklarından bir kısmının ise sulh yoluyla tahsil edildiğini belirterek bunlarla ilgili belgeleri temyiz dilekçesi ekinde sunmuştur.
Bu itibarla, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarıyla ilgili zamanaşımını kesen evrakların, devam eden tahsilat ve haciz işlemlerine ait belgelerin incelenerek yeniden hüküm tesisini teminen 148 sayılı İlamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün Bozularak dosyanın ilgili dairesine Tevdiine bu sebeple karar verilmesi gerekir.
Karşı oy gerekçesi
3. Daire Başkanı ..., Üye ...’nun karşı oy gerekçesi;
148 sayılı İlamın 2. maddesinde her ne kadar, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş ise de;
Sorumlulardan Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...göndermiş oldukları ortak temyiz dilekçesinde; İlama konu edilen kira alacakları için icra takiplerinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini, haciz işlemleri için ilgili makamlarla gerekli yazışmaların yapıldığını, belediye alacaklarının tahsilatının halen mümkün olduğunu, kira alacaklarından bir kısmının ise sulh yoluyla tahsil edildiğini belirterek bunlarla ilgili belgeleri temyiz dilekçesi ekinde sunmuştur.
Temyiz dilekçesi ekinde yer alan belgelerden anlaşıldığı üzere, ilamda ismi geçen ahizlerin belediyeye olan borçları açısından herhangi bir zamanaşımına uğratılma ve buna bağlı olarak kamu zararının oluşması durumu söz konusu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sorumlu iddialarının kabulü ile 148 sayılı İlamın 2. maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
Üyeler ..., ...’ın karşı oy gerekçesi;
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri” başlıklı 38. maddesinde aynen, “Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:…f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek…” denilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun;
“Üst yöneticiler” başlıklı 11. maddesinde,
“…belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir…
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”,
"Gelirlerin toplanması sorumluluğu" başlıklı 38. maddesinde aynen;
“Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.",
"Malî hizmetler birimi” başlıklı 60. maddesinde,
“Kamu idarelerinde aşağıda sayılan görevler, malî hizmetler birimi tarafından yürütülür:
…e) İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek…”,
“Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinde,
“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir…
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur…”,
“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde,
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.”
Hükümleri yer almaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesinde;
“Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:
1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler…”
Hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri doğrultusunda, belediyelerin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek Belediye Başkanı ve Malî Hizmetler Biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. Kira alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 148 sayılı İlamın 2. maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.)
Karar verildiği 07.03.2018 tarih ve 44179 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
148 sayılı İlamın 2. maddesiyle; Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlamda Üst Yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan ... ve ... ile Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ın birinci ortak temyiz dilekçesinde özetle;
Belediye gelirlerinin takip ve tahsil edilmesinin belediye başkanı ve mali hizmetler müdürünün görevleri arasında olduğunu, Belediye gelirlerinden zamanında tahsil edilemeyenler için süreç ve hukuki yolların yine mevzuatla belirlendiğini, sorguda adı geçen borçlulardan alacakların tahsili için kanuni yollara başvurulduğunu, bir kısım borçluların taksitlendirme talebinde bulunduğunu, diğer bir kısım hakkında da icrai takibat yapılarak alacakların zamanaşımına uğramasının engellendiğini, İlamda adı geçen mükelleflerle ilgili sorgu sonrası yapılan işlemler ise;
...’ın 01.02.2011 tarihinde borcu ile 05.12.2011 tarihinde ihalelerin feshi ile ilgili tebligat yapıldığını, adı geçene ait borçların takibi için icra müdürlüğüne müracaat edildiğini, ancak tevzii bürosunda kişinin ölü olduğunun anlaşıldığını, mirasçılara yasal takip yapılmak istenmişse de mirasçıların reddi miras kararı aldırmaları ve bunu tescil ettirmiş olmaları nedeniyle bunun mümkün olmadığını, bu borçlunun borca batık ve mirasçıların ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.10.2011 tarih ve 2011/1715 E., 2011/1329 K. sayılı kararı ile reddi miras kararı aldırmaları nedeniyle Medeni Kanunun 612. maddesi hükmüne istinaden işlem yapılması gerektiğinden, Belediye tarafından 24.06.2016 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulduğunu, terekenin iflas yoluyla tasfiyesi istenildiğini, bu talebe karşı yetkili mahkemece verilecek karar muvacehesince işlem yapılacağını (EK-1, 6 adet), terekenin tasfiyesi halinde, haczedilecek bir mal bulunduğu takdirde belediye alacağının tahsilinin mümkün olduğunu, adı geçen şahıs ve mirasçıları ile ilgili icrai işlemin hukuken halen geçerli olduğunu, izahattan anlaşılacağı üzere, bu borçluya ilişkin belediye alacağı herhangi bir şekilde zamanaşımına uğramadığını,
...’a da 1589 sayı ve 10.12.2010 tarihli yazı ile borçlarını ödemesi ve kiralanan yeri boşaltması ile ilgili yazı yazıldığını ve alacağın tahsili için adli mercilerde dava açıldığını, adı geçen şahıs borçlarını ödeme adına kira başlangıç tarihinden itibaren cerayan eden ve kendisine devredilen ilk kademe belediyesince vadedilen işlerin yapılmamasından dolayı zarar gördüğünü, buna rağmen sulh yoluyla borçlarını ödemek istediğini belirten bir dilekçe ile belediyeye başvuruda bulunduğunu, konu Belediye Başkanlığı, encümen ve belediye meclisi tarafından değerlendirilerek 02.11.2015 gün ve 318 sayılı kararıyla borçları karşılığında belediyeye teklif ettiği şahsına ait arsa belirlenen değer üzerinden alınarak 5393 Belediye Kanununun 18/h maddesi hükmüne, ... Belediye Meclisinin 02.11.2015 tarih ve 218 sayılı kararı uyarınca, belediye alacağının sulh yoluyla tahsil edildiğini (EK-2, 19 adet), dolayısıyla bu borçlu acısından herhangi bir zamanaşımına uğrama durumu olmayıp Belediye alacağının yasal hükümler çerçevesinde sulh yoluyla tahsil edildiğini,
...’a ait olan kira borcu için icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini ve işlemlerin devam ettiğini, adı geçen şahsın ücretli çalışması nedeniyle maaşına ve üzerinde 03.06.2016 tarihinde trafiğe kayıtlı araçlarına haciz yapılması için ilgili makamlarla gerekli yazışmalar yapıldığını takibatın devam ettirildiğini (EK-3, 4 adet), İcra takibi halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
...’a ait olan kira borcunun icra takibinin yapıldığını ve takibin kesinleştiğini ve işlemlerin devam ettiğini, adı geçen şahsın maaşına ve üzerinde trafiğe kayıtlı aracına haciz yapılması için gerekli yazışmaların yapıldığını, ... 7. İcra Dairesinin 2015/15270 sayılı icra dosyası ile takibatın devam ettirildiğini (EK-4, 4 adet), İcra takibinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
...’a ait olan kira borcu için icra takibinin yapıldığını ve takibin kesinleştiğini ve işlemlerin devam ettiğini, adı geçen şahsın ücretli çalışması nedeniyle maaşına haciz yapılması için gerekli yazışmalar yapıldığını, ... 6. İcra Dairesinin 2015/13599 sayılı icra dosyası ile takibatın devam ettirildiğini (EK-5, 4 adet), İcra takibinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
...’a ait olan kira borcu için icra takibi yapıldığını, mal varlığına haciz konulabilmesi için ilgili mercilere yazı yazıldığını, sonucun beklendiğini, belirlenen adreslerinde bulunamadığından haciz işlemlerinin tamamlanamadığını, Resmi ve tebligata elverişli adresinin bulunmasıyla birlikte yasal haciz işlemlerinin devam ettirileceğini, ancak adı geçen borçluya ilişkin icra takibinin ... 6. İcra Dairesinin 2015/13597 sayılı icra dosyası ile halen devam ettiğini, yani takip dosyasının düşmediğini (EK-6, 2 adet), İcra takibinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini,
Dolayısıyla ilamda ismi geçen şahısların belediyeye olan borçları açısından herhangi bir zamanaşımına uğratılma ve buna bağlı olarak kamu zararının oluşması durumu söz konusu olmadığını,
Ayrıca, zamanaşımı hususunun hukuken borçlunun talebi üzerine uygulanacak bir konu olduğunu, yukarıda bahsi geçen alacak dosyalarının tamamı ile ilgili borçluların herhangi bir talebi veya iddiası bulunmadığını, Belediye tarafından işlem yapılması ve tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki ...’a ait borcun sulh yolu ile tahsil edildiğini, iddia edildiği gibi zamanaşımı vaki olsa idi alacağın tahsilinin mümkün olmayacağını, keza alacak dosyalarının hiç birinde belediye tarafından zamanaşımına uğramasından dolayı icra takibinden vazgeçilmesinin söz konusu olmadığını,
Son olarak, bir takibin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunun ya İcra ve İflas Dairelerince resen dikkate alınacağını ya da borçlunun itirazı ve bu itiraza karşılık yargı makamlarının verecekleri kararla ortaya çıkabilecek bir husus olduğunu, yukarıdaki tüm icra takiplerinde zamanaşımına uğradığına ilişkin bir icra dairesi işlemi veya mahkeme kararı bulunmadığını, takiplerin halen canlı olduğunu ve alacakların tahsilinin hukuken mümkün olduğunu, Belediye de bu cihette çalışmalarına devam ettiğini belirtmiştir.
Başsavcılığın birinci mütalaasında;
“Dilekçede, Belediye mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrı menkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 20011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle İlamın 2. maddesiyle verilen tazmin hükmüne itiraz edilmektedir.
Sorumlular tarafından, sorgu aşamasında ileri sürülen gerekçeler tekrar edilerek, kamu alacağına ilişkin yasal işlemlerin yapıldığı ve sürecin devam ettiği bu nedenle de zamanaşımına uğratılmadığı ileri sürülerek, dilekçe ekinde itiraz gerekçelerine ilişkin bir takım belgeler gönderilerek, haklarında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep edilmektedir.
Sorumluların ileri sürdüğü itiraz gerekçelerinin, ilamda değerlendirilerek karşılandığı anlaşıldığından, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenen ilam hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.”
denilmiştir.
İlamda Üst Yönetici sıfatıyla sorumlu tutulan ... ve ... ile Muhasebe Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ın ikinci ortak temyiz dilekçesinde özetle;
Savcılık görüşüne katılmadıklarını, daha önce göndermiş oldukları savunmayı tekrar ettiklerini belirtmiş ve savunma ekinde sunulan bilgi ve belgeler ışığında beraatlerini arz ve talep etmişlerdir.
Başsavcılığın ikinci mütalaasında;
“İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen gerekçeler, 17.08.2016 tarih ye 17642-30246 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”
denilmiştir.
Duruşma talep eden ..., ... ve ...duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 430. maddesi uyarınca gıyabında,
Duruşmada hazır bulunan ...adına Hukuk İşleri Müdürü Avukat ...’ın sorumluların temyiz dilekçesinde yer alan hususları tekrar mahiyetindeki sözlü açıklamaları ve Sayıştay Başsavcılığının duruşma sırasında yazılı görüşünü savunma doğrultusunda dosyanın ilgili Dairesine Tevdiine şeklinde değiştirmiş olduğuna dair sözlü açıklamaları dinlenildikten ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle, Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...sorumlu tutulmuştur.
Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in sorumlu tutulması ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kanunun 1. maddesinde ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda “Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümün 11. maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Kanunda sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil; oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira, 5018 sayılı Kanunun 11. maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve “Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.
Mülga 1050 sayılı Kanun, üst yöneticilere ilişkin bir hüküm içermemekte, “ita amiri” konumundaki yöneticilerin “Onaylayan” sıfatını haiz oldukları durumlarda sayman ve tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu tutulabilecekleri bazı durumları düzenlemekteydi. 5018 sayılı Kanun ise mülga 1050 sayılı Kanundan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama sürecinin dışında tutmakta; bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmemektedir.
5393 sayılı Kanunun 38. maddesinin (f) bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Belediye Başkanları ... ve ...’in sorumluluklarının kaldırılması gerekmektedir.
Muhasebe Yetkilisi ...’ın sorumlu tutulması ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinin birinci fıkrasında; “Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir.” şeklinde tanımlanmış, aynı maddenin 2. fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanunun “Malî hizmetler birimi” başlıklı 60. maddesinin (e) bendinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38. maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilmiş ve “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.” hükmü yer almıştır.
Bu itibarla, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılıp 5018 sayılı Kanunun 71/e maddesi hükmü dolayısıyla kamu zararına sebebiyet verilmiş olduğundan Muhasebe Yetkilisi ...’ın sorumluluğu bulunmaktadır.
İlam hükmünün esası ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 71. maddesi uyarınca, kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesine göre, kira bedelleri beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, tazmin hükmünün sorumluluk yönünden BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; tazmin hükmünün ilamda adı geçen sorumlulardan Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in uhdesinden kaldırılmasını teminen yeniden hüküm tesisi için dosyanın ilgili DAİRESİNE TEVDİİNE, (Temyiz Kurulu Başkanı ve 8. Daire Başkanı ..., Üyeler ..., ..., ..., ...’ın aşağıda yazılı farklı gerekçeleri ve 3. Daire Başkanı ..., Üyeler ..., ..., ...’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğuyla 07.03.2018 tarihinde karar verildi.
(Farklı gerekçe
Temyiz Kurulu Başkanı ve 8. Daire Başkanı ..., Üyeler ..., ..., ...’ın farklı gerekçesi;
Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle, Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...sorumlu tutulmuştur.
Çoğunluk kararındaki gibi sorumluluğa ilişkin olarak; verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmadığından tazmin hükmünün ilamda adı geçen sorumlulardan Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in uhdesinden kaldırılması gerekmektedir.
İlam hükmünün esası ile ilgili olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 71. maddesi uyarınca, kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesine göre, kira bedelleri beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bahse konu İlam maddesinde her ne kadar, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş ise de;
Sorumlulardan Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...göndermiş oldukları ortak temyiz dilekçesinde; İlama konu edilen kira alacakları için icra takiplerinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini, haciz işlemleri için ilgili makamlarla gerekli yazışmaların yapıldığını, belediye alacaklarının tahsilatının halen mümkün olduğunu, kira alacaklarından bir kısmının ise sulh yoluyla tahsil edildiğini belirterek bunlarla ilgili belgeleri temyiz dilekçesi ekinde sunmuştur.
Bu itibarla, tazmin hükmünün hem sorumluluk hem de esas yönünden Bozulmasına ve yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; tazmin hükmünün ilamda adı geçen sorumlulardan Üst Yönetici ... ve Üst Yönetici ...’in uhdesinden kaldırılmasını ve Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarıyla ilgili zamanaşımını kesen evrakların, devam eden tahsilat ve haciz işlemlerine ait belgelerin incelenerek yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın ilgili Dairesine Tevdiine bu sebeple karar verilmesi gerekir.
Üye ...’ın farklı gerekçesi;
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri” başlıklı 38. maddesinde aynen, “Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:…f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek…” denilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun;
“Üst yöneticiler” başlıklı 11. maddesinde,
“…belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir…
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”,
"Gelirlerin toplanması sorumluluğu" başlıklı 38. maddesinde aynen;
“Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.",
"Malî hizmetler birimi” başlıklı 60. maddesinde,
“Kamu idarelerinde aşağıda sayılan görevler, malî hizmetler birimi tarafından yürütülür:
…e) İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek…”,
“Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinde,
“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir…
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur…”,
“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde,
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.”
Hükümleri yer almaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesinde;
“Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:
1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler…”
Hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri doğrultusunda, belediyelerin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek Belediye Başkanı ve Malî Hizmetler Biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. Kira alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bahse konu İlam maddesinde her ne kadar, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş ise de;
Sorumlulardan Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...göndermiş oldukları ortak temyiz dilekçesinde; İlama konu edilen kira alacakları için icra takiplerinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini, haciz işlemleri için ilgili makamlarla gerekli yazışmaların yapıldığını, belediye alacaklarının tahsilatının halen mümkün olduğunu, kira alacaklarından bir kısmının ise sulh yoluyla tahsil edildiğini belirterek bunlarla ilgili belgeleri temyiz dilekçesi ekinde sunmuştur.
Bu itibarla, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarıyla ilgili zamanaşımını kesen evrakların, devam eden tahsilat ve haciz işlemlerine ait belgelerin incelenerek yeniden hüküm tesisini teminen 148 sayılı İlamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün Bozularak dosyanın ilgili dairesine Tevdiine bu sebeple karar verilmesi gerekir.
Karşı oy gerekçesi
3. Daire Başkanı ..., Üye ...’nun karşı oy gerekçesi;
148 sayılı İlamın 2. maddesinde her ne kadar, Belediyenin mülkiyetinde bulunan ve kiraya verilen gayrimenkullere ilişkin 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında tahakkuk etmiş olan kira alacaklarının, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş ise de;
Sorumlulardan Üst Yönetici ..., Üst Yönetici ... ve Muhasebe Yetkilisi ...göndermiş oldukları ortak temyiz dilekçesinde; İlama konu edilen kira alacakları için icra takiplerinin halen devam ettiğini ve zamanaşımının kesildiğini, haciz işlemleri için ilgili makamlarla gerekli yazışmaların yapıldığını, belediye alacaklarının tahsilatının halen mümkün olduğunu, kira alacaklarından bir kısmının ise sulh yoluyla tahsil edildiğini belirterek bunlarla ilgili belgeleri temyiz dilekçesi ekinde sunmuştur.
Temyiz dilekçesi ekinde yer alan belgelerden anlaşıldığı üzere, ilamda ismi geçen ahizlerin belediyeye olan borçları açısından herhangi bir zamanaşımına uğratılma ve buna bağlı olarak kamu zararının oluşması durumu söz konusu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sorumlu iddialarının kabulü ile 148 sayılı İlamın 2. maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
Üyeler ..., ...’ın karşı oy gerekçesi;
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri” başlıklı 38. maddesinde aynen, “Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır:…f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek…” denilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun;
“Üst yöneticiler” başlıklı 11. maddesinde,
“…belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir…
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”,
"Gelirlerin toplanması sorumluluğu" başlıklı 38. maddesinde aynen;
“Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.",
"Malî hizmetler birimi” başlıklı 60. maddesinde,
“Kamu idarelerinde aşağıda sayılan görevler, malî hizmetler birimi tarafından yürütülür:
…e) İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek…”,
“Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinde,
“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir…
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur…”,
“Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde,
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
Esas alınır.”
Hükümleri yer almaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “II. Beş yıllık zamanaşımı” başlıklı 147. maddesinde;
“Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:
1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler…”
Hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri doğrultusunda, belediyelerin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek Belediye Başkanı ve Malî Hizmetler Biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmış, İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması da kamu zararının belirlenmesinde esas alınan kriterler arasında sayılmıştır. Kira alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi olup zamanaşımına uğrayan kira alacakları da anılan mevzuat hükümleri uyarınca kamu zararı olarak değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 148 sayılı İlamın 2. maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün Tasdikine karar verilmesi gerekir.)
Karar verildiği 07.03.2018 tarih ve 44179 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.