Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2014
Daire
7
Dosya No
41261
Tutanak No
44183
Tutanak Tarihi
07.03.2018
Konu
Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar
KARAR

KONU: Damga vergisi.

148 sayılı İlamın 6. maddesiyle; Zorunlu mali sorumluluk sigortası için ...’ye yapılan ödemelerden damga vergisi kesilmemesi nedeniyle ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... ve ... ile Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ın birinci ortak temyiz dilekçesinde özetle;

...’nin Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Başkanlığı’na yazmış olduğu yazı ile valilik, belediye, özel idare müdürlüğü, il sağlık müdürlüğü ve halk sağlığı müdürlüklerine ait araçların ve her türlü sigortalanabilir işleri için düzenlenen sigorta sözleşmeleri ile sigorta poliçelerinin, damga vergisine tabi tutulup tutulmayacağı hususunda, görüş talebinde bulunduğunu,

Gelir İdaresi Başkanlığının 27.02.2013 tarihli yazısında;

“Damga Vergisi Kanunu’na ekli (2) sayılı tablonun “IV Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün (5) numaralı fıkrasında, sigorta mukavelenameleri, sigorta ücretlerine ait makbuzlar ve sigortanın tecdit ve temdidi ile temin olunan meblağın tezyidi halinde verilen beyanname ve avönanların “V-Kurumlarla ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (21) numaralı fıkrasında ise, sigorta ve emeklilik şirketleri ile emeklilik yatırım fonlarının kuruluşları dahil her türlü işlemlerinde düzenlenen ve damga vergisi bu şirketler veya fonlar tarafından ödenmesi gereken kağıtların damga vergisinden istisna olduğu hükmü mevcuttur.

Diğer taratan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401. Maddesinin birinci fıkrasında; “sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya bir birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edinimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” hükmünde yer verilmiştir.

Öte yandan, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 2. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (m ) bendinde, “Sigorta acentesi: Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmaları yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişiyi “ ifade ettiği bağlanmıştır.

Bu itibarla sigorta sözleşmesi: bir taraftan sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya yasal olarak yetkili olan “sigortacı”nın bulunduğu, diğer tarafta ise tehlikeyle karşı karşıya olan “sigortalı’’ nın yer aldığı, yine sigortacının alacağı prim karşılığında sigortalının para ile ölçülebilir menfaatini zarara uğratan bir tehlikenin meydana gelmesi veya hayat sigortalarında olduğu gibi bir takım olayların meydana gelmesi sonucu bir para ödemeyi kabul etmesini konu alan bir sözleşme türüdür.

Dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda ifade edilen “sigortacı" kavramı; sigorta nam ve hesabına hareket eden “sigorta acentesini” kapsamamaktadır. Söz konusu tanımdan; sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anlaşılması gerekmektedir.

Bu hükümler uyarınca, şirket ile valilik, belediye, özel idare müdürlüğü, il sağlık müdürlüğü ve halk sağlığı müdürlükleri arasında düzenlenen ve sigorta hizmetinin tedarik edilmesini amaçlayan sigortalama sözleşmelerinin; anılan kurum ve kuruluşların hizmet alımları kapsamındaki sözleşmeler olarak damga vergisine tabi tutulması ve doğacak olan verginin de damga vergisi muafiyeti bulunmayan şirketçe ödenmesi gerekir.

Öte yandan, Damga Vergisi Kanununa ekli (1) ve (2) sayılı tablolarda sayılmayan ve damga vergisinin konusuna girmeyen sigorta poliçeleri ise damga vergisine tabi tutulmayacaktır.”

görüşüne yer verildiğini,

Bunun yanında 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli 2 sayılı cetvelde,

“IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar

1. Makbuzlar:

a) Resmî daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin Ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle kişiler tarafından resmî dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmî daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kâğıtlar”

Hükmünün yer aldığını, buna göre damga vergisinde önemli olan ödeme emrine bağlanması değil bağlanmasına sebep olan ve belgeye eklenen makbuz ve fatura olduğunu, ödeme emri belgesine Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğine göre istenen belgelerin bağlanmasının zorunlu olduğunu, yapılacak tüm ödemeler için ödeme emri belgesi veya muhasebe fişi tanzim edildiğini ve ekleriyle birlikte arşivlendiğini, muhasebe kayıtlarına alındığını, vergiyi doğuran olayın ise ödeme emri belgesi ekinde bulunan ve kesintinin yapılacağı belirtilen makbuz veya yerine geçen belgeler olduğunu, şayet ödeme emrine bağlanan belge vergiden istisna ise bu verginin kesilmesinin mevzuata aykırı olduğunu, nitekim mevcut olayda da kesinti hem bu sebepten hem de damga verginin birinci dereceden muhatabı olan Vergi Dairesi Başkanlığının alınmaması yönündeki görüşü nedeniyle yapılmadığını, herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığını,

Ayrıca konunun doğrudan muhatabı bulunan Maliye Bakanlığı yetkililerince verilen kararın uygulanmasından dolayı tazmin hükmünün belediye çalışanlarına çıkarılmasının, kararı verenlere herhangi bir yükümlülük getirilmemesinin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu belirterek yukarıda yapılan savunmalar ve ekli belgeler ışığında dairece verilen tazmin hükmünün kaldırılması hususunu arz ve talep etmişlerdir.

Başsavcılığın birinci mütalaasında;

“Dilekçede, Zorunlu mali sorumluluk sigortası için ...ne yapılan ödemelerden damga vergisi kesilmemesi nedeniyle, İlamın 6. maddesiyle verilen tazmin hükmüne itiraz edilmektedir.

Sorumlular tarafından, sorgu aşamasında ileri sürülen gerekçeler tekrar edilerek, söz konusu ödeme nedeniyle bir kamu zararının meydana gelmediği ileri sürülerek, dilekçe ekinde ... Vergi Dairesi Başkanlığının Görüş yazısı gönderilerek, haklarında verilen tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.

Sorumluların ileri sürdüğü itiraz gerekçelerinin, ilamda değerlendirilerek karşılandığı anlaşıldığından, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenen ilam hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.”

denilmiştir.

İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... ve ... ile Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ...’ın ikinci ortak temyiz dilekçesinde özetle;

Savcılık görüşüne katılmadıklarını, daha önce göndermiş oldukları savunmayı tekrar ettiklerini belirtmiş ve savunma ekinde sunulan bilgi ve belgeler ışığında beraatlerini arz ve talep etmişlerdir.

Başsavcılığın ikinci mütalaasında;

“İlgi yazınız ekinde gönderilen ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup; adı geçen tarafından ileri sürülen gerekçeler, 17.08.2016 tarih ve 17641-30242 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.”

denilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Zorunlu mali sorumluluk sigortası için ...’ye yapılan ödemelerden damga vergisi kesilmediği görülmüştür.

488 Sayılı Damga Vergisi Kanununun;

1. maddesinde, “Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga vergisine tabidir.

Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder.”,

3. maddesinde, “Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder.”,

8. maddesinde, “Bu kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir.”,

10. maddesinde, “Damga Vergisi nispi veya maktu olarak alınır.

Nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli para, maktu vergide kağıtların mahiyetleri esastır.

Belli para terimi, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade eder.”,

14. maddesinde, “Kağıtların Damga Vergisi bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarlarda alınır.”

Hükümleri yer almaktadır.

Mezkûr Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “IV-Makbuzlar ve diğer kağıtlar” başlıklı bölümünün 1/a fıkrasında, Resmi daireler tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler (avans olarak yapılanlar dahil) nedeniyle, kişiler tarafından resmi dairelere verilen ve belli parayı ihtiva eden makbuz ve ibra senetleri ile bu ödemelerin resmi daireler nam ve hesabına, kişiler adına açılmış veya açılacak hesaplara nakledilmesini veya emir ve havalelerine tediyesini temin eden kağıtların, 2014 yılında binde 9,48 nispetinde damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

Damga vergisi kâğıtlar üzerinden alınan bir vergidir. Bir kâğıdın vergiye tabi olması için; Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tabloda yer alması, yazılıp imzalanmış veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenmiş olması, herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edebilecek mahiyette olması, kendisine bağlanan hukuki işlemin eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması şarttır.

Sorumlularca yapılan savunmada gerekçe olarak ... Vergi Dairesinin yazısı gösterilmekte ise de, damga vergisini doğuran olay; 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun "İstisnalar" başlıklı 9. maddesinde belirtilen istisnalardan olan mali zorunluluk sigorta poliçesine ilişkin olmayıp, ... ... Belediyesinin araçlarının mali zorunluluk sigorta işini yüklenen ...’ye yapılan ödemelerden ödeme belgesi düzenlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu sebeple, sorumluların iddiaları yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 148 sayılı İlamın 6. maddesiyle ... TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (Üyeler ..., ...’ın aşağıda yazılı karşı oy gerekçesine karşı) oyçokluğuyla 07.03.2018 tarihinde karar verildi.



(Karşı oy gerekçesi

Üyeler ..., ...’ın karşı oy gerekçesi;

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Zorunlu mali sorumluluk sigortası için ...’ye yapılan ödemelerle ilgili damga vergisi tahakkuk etmemesi sebebiyle tazmin hükmü verildiği görülmüştür.

...’nin Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesi Başkanlığı’na yazmış olduğu yazı ile valilik, belediye, özel idare müdürlüğü, il sağlık müdürlüğü ve halk sağlığı müdürlüklerine ait araçların ve her türlü sigortalanabilir işleri için düzenlenen sigorta sözleşmeleri ile sigorta poliçelerinin, damga vergisine tabi tutulup tutulmayacağı hususunda, görüş talebinde bulunulmuştur.

Gelir İdaresi Başkanlığının 27.02.2013 tarihli yazısında;

“Damga Vergisi Kanunu’na ekli (2) sayılı tablonun “IV Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün (5) numaralı fıkrasında, sigorta mukavelenameleri, sigorta ücretlerine ait makbuzlar ve sigortanın tecdit ve temdidi ile temin olunan meblağın tezyidi halinde verilen beyanname ve avönanların “V-Kurumlarla ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün (21) numaralı fıkrasında ise, sigorta ve emeklilik şirketleri ile emeklilik yatırım fonlarının kuruluşları dahil her türlü işlemlerinde düzenlenen ve damga vergisi bu şirketler veya fonlar tarafından ödenmesi gereken kağıtların damga vergisinden istisna olduğu hükmü mevcuttur.

Diğer taraftan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401. Maddesinin birinci fıkrasında; “sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya bir birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edinimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” hükmünde yer verilmiştir.

Öte yandan, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 2. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının (m ) bendinde, “Sigorta acentesi: Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmaları yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişiyi “ ifade ettiği bağlanmıştır.

Bu itibarla sigorta sözleşmesi: bir taraftan sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya yasal olarak yetkili olan “sigortacı”nın bulunduğu, diğer tarafta ise tehlikeyle karşı karşıya olan “sigortalı’’ nın yer aldığı, yine sigortacının alacağı prim karşılığında sigortalının para ile ölçülebilir menfaatini zarara uğratan bir tehlikenin meydana gelmesi veya hayat sigortalarında olduğu gibi bir takım olayların meydana gelmesi sonucu bir para ödemeyi kabul etmesini konu alan bir sözleşme türüdür.

Dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda ifade edilen “sigortacı" kavramı; sigorta nam ve hesabına hareket eden “sigorta acentesini” kapsamamaktadır. Söz konusu tanımdan; sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anlaşılması gerekmektedir.

Bu hükümler uyarınca, şirket ile valilik, belediye, özel idare müdürlüğü, il sağlık müdürlüğü ve halk sağlığı müdürlükleri arasında düzenlenen ve sigorta hizmetinin tedarik edilmesini amaçlayan sigortalama sözleşmelerinin; anılan kurum ve kuruluşların hizmet alımları kapsamındaki sözleşmeler olarak damga vergisine tabi tutulması ve doğacak olan verginin de damga vergisi muafiyeti bulunmayan şirketçe ödenmesi gerekir.

Öte yandan, Damga Vergisi Kanununa ekli (1) ve (2) sayılı tablolarda sayılmayan ve damga vergisinin konusuna girmeyen sigorta poliçeleri ise damga vergisine tabi tutulmayacaktır.”

görüşüne yer verildiği görülmektedir.

Yukarıda zikredilen mukteza hükmü çerçevesinde damga vergisinde önemli olan hususun ödemenin, ödeme emrine bağlanması değil bağlanmasına sebep olan ve belgeye eklenen makbuz ve fatura olduğu, ödeme emri belgesine Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğine göre istenen belgelerin bağlanmasının zorunlu olduğu, yapılacak tüm ödemeler için ödeme emri belgesi veya muhasebe fişi tanzim edildiği ve ekleriyle birlikte arşivlendiği, muhasebe kayıtlarına alındığı, vergiyi doğuran olayın ise ödeme emri belgesi ekinde bulunan ve kesintinin yapılacağı belirtilen makbuz veya yerine geçen belgeler olduğu, şayet ödeme emrine bağlanan belge vergiden istisna ise bu verginin kesilmesinin mevzuata aykırı olduğu, nitekim mevcut olayda da kesinti hem bu sebepten hem de damga verginin birinci dereceden muhatabı olan Vergi Dairesi Başkanlığının alınmaması yönündeki görüşü nedeniyle yapılmadığı, aynı konuya ilişkin … Dairenin … dosya numaralı 9/6 sayılı İlamında ilişilecek husus bulunmadığına karar verildiği ve herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan hususlar ve … Dairenin 9/6 sayılı İlamı bağlamında sorumluların beraatine karar verilmesi gerekmektedir.)

Karar verildiği 07.03.2018 tarih ve 44183 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.