Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2018
Daire
8
Dosya No
46942
Tutanak No
48749
Tutanak Tarihi
27.01.2021
Konu
İş Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Konu: Üst limit üzerinden sosyal denge tazminatı ödenmesine rağmen ayrıca yeni mali ve sosyal haklar ödenmesi

1-36 sayılı İlamın 1. Maddesiyle; Özel Kalem Müdürlüğünde görevli memurlara toplu iş sözleşmesi ile belirlenen üst limit üzerinden sosyal denge tazminatı ödenmesine rağmen ayrıca yeni mali ve sosyal haklar ödenmesi nedeniyle tavan tutarın aşılması sonucunda ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Üst yönetici ... temyiz dilekçesinde özetle;

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun "Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması" başlıklı 32. Maddesinde; "27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı ve ya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilci ile belediyede belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz." şeklinde düzenlendiğini, Kanunun bu maddesi gereği ... Belediye Meclisinin 05/05/2014 tarih 108 sayılı kararı (EK1) ile belediyede çalışan 657 sayılı Kanuna tabi memurlara sosyal denge tazminatı verilebilmesi amacıyla Belediye Başkanı olarak şahsına sözleşme imzalama yetkisi verilmesine karar verildiğini, bu karar üzerine 5393 sayılı Belediye Kanunun 37. maddesi gereği ita amiri olarak Belediye adına ... sendikası arasında 01.01.2018-31.12.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere toplu sözleşme imzalandığını,

Kamu çalışanlarının sendikal hakları Anayasa ile güvence altına alınmış olup; bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile de ilgili belgelerle de bu konuda düzenlemeler yapıldığını, temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal haklar; Uluslararası Çalışma Örgütünün 98 sayılı sözleşmesinde ve Anayasamızın 52. Maddesi ve devamında düzenlendiğini, toplu sözleşme yapma hakkının da bu kapsamda düzenlendiğini, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 6. Maddesinde " Yerel Yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları, liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek nitelikte olmalıdır. Bu amaçla eğitim olanakları ile ücret ve mesleki ilerleme olanakları sağlanmalıdır” düzenlemesi gereği Belediyelere personeline yüksek nitelikli eleman istihdamına imkan verecek ücret olanakları sağlamanın bir görev olarak verildiğini, bu düzenlemeye hayat vermek adına 25.06.2001 tarih ve 24460 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1. Maddesinde; "Bu kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. " şeklinde düzenlendiğini,

İş bu mevzuat hükümleri incelendiğinde kabul edilerek yürürlüğe giren, Uluslararası Anlaşma olması ve iç hukuk düzenlemeleriyle çelişmesi halinde uluslararası anlaşmaların dikkate alınacağına dair yasal düzenleme karşısında toplu sözleşme ile yapılan ödemelere dair Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile 87 nolu ILO sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği ve dolayısıyla kamu çalışanlarına iyileştirme yardımlarının yapılabileceğini, dolayısıyla kanunda belirtilen üst sınırın üzerinde sözleşmeyle daha yukarıda bir tavan tutarın belirlenmesinde bir engel bulunmadığı, bu bağlamda sendika ile belediye arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına ilişkin düzenlenen hususun 4688 sayılı Kanunun 28. Maddesinde düzenlenen ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı da yine Sayıştay 5. Dairesinin 02.02.2016 tarih ve 148 sayılı kararı ile hüküm altına alındığını, aynı hususta yapılan denetim neticesinde hazırlanan bu ilam gereğince kamu zararı niteliğinde olmayan bu ödemelerin iş bu ilamda belirtildiği gibi kamu zararı olarak sayılmasına imkan bulunmadığını,

4688 sayılı Kanunun 28. Maddesinde; '' Toplu Sözleşme kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar" denildiğini, ilama dayanak yapılan toplu sözleşmede öngörülen ve kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali sosyal haklar ile ilgili olarak kanunda belirtilen üst sınırın üzerinde bir tavan tutarın belirlenmiş olmasına da hukuki bir engel bulunmadığını, aynı şekilde 4688 sayılı Kanunun 32. Maddesine istinaden Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesinde konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesinin 5018 sayılı Kanun kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, aksine Belediye Meclis kararı gereği sözleşme ile belirtilen tutarın bütçede karşılığı bulunduğu sürece ödenmemesinin görevin ihmali anlamına geldiğini,

Dolayısıyla iş bu temyize konu ilama ilişkin olarak yer verilen ve yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri ile 5. Dairenin 02.02.2016 tarih ve 148 sayılı kararı çerçevesinde imzalanan toplu sözleşmenin iyileştirme zammına ilişkin hususun 4688 sayılı Kanunun 28. Maddesinde düzenlenen ödenekler kapsamında olduğundan bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmasının mümkün olmadığını

İzah edilen nedenlerle ilama dayanak yapılan toplu sözleşme ile ödenen sosyal denge tazminatları hakkında Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Çalışma Şartı ve Uluslararası Çalışma örgütünün 98 sayılı Sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınması;

Sosyal denge tazminatının tavan tutarının belirlenmesine esas teşkil eden 'aylık' kavramının dar anlamda ( gösterge ek gösterge aylıklarının toplamı şeklinde) değil; buna taban aylık ve kıdem aylık tutarlarının da dahil edilmek suretiyle sosyal denge tazminatına esas alınan tavan tutarın tespit edilmesi gerektiğini,

Belediye Meclisinin belde halkı tarafından demokratik yöntemlerle seçilerek oluşan bir karar organı olduğunu, Belediye meclislerinin parlamenter sistemin il ve beldelerdeki daha küçük ölçekli bir modeli olduğunu, dolayısıyla kanunda belirtilen konularda karar alırken parlamento gibi karar aldığını, belediye meclisince düzenleyici, mali ve hukuki sonuçlar doğuran yeni işlemler tesis edilebildiğini,

Kanunlar uyarınca tesis edilen Belediye Meclis kararları 2577 sayılı İdari Yargılama Kanunu uyarınca hukuken 60 günlük idari dava açma süresi içerisinde idari işlem tesis eden tarafından geri alınana veya dava edilip mahkeme kararı ile ortadan kalkana kadar ve ya 5393 sayılı Belediye Kanunun 23. Maddesi uyarınca Belediye Başkanı tarafından geri gönderilmediği ve ya dava edilmediği sürece idari işlem niteliğinde olan hukuki ve mali sonuçlar doğuran işlemler olduğunu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 1972/6 E. 1973/2 K. Sayılı kararında bu husus " bir idari tasarruf iradi veya gayri iradi sebeplerle sona erebilir. İradi olarak sona erme halleri kazai yoldan iptal, tasarrufun idare tarafından geri alınması, tasarrufun kaldırılması ve ya düzeltilmesi şeklinde özetlenebilir." şeklinde hükme bağlandığını, bu bakımdan Belediyenin karar alma organı olan Belediye Meclisince hükme bağlanan ve kanunen geçerliliğini koruyan bir düzenleyici işleme dayanarak imzalanan protokol gereğince çalışan memura ödenen tazminatlara ilişkin iş bu ilamın tanzim edildiğini,

Belediye meclis kararı uyarınca imzalanan protokol gereğince ödenmesine karar verilen sosyal denge tazminatlarına ilişkin hiçbir ödeme evrakında imzasının bulunmadığını, yapılan tek işlemin, hukuken geçerli, bağlayıcı olan Belediye Meclis kararı doğrultusunda sözleşme imzalamak olduğunu; söz konusu ödemelere imzası olmadığı ve belediye meclisince alınan karara uyma zorunluluğu bulunmasına rağmen sorumlu tutulduğunu, hukuki tüm düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu,

İlamda verilen zimmet kararının, devlet memurunun kasıt, kusur veya ihmali dolayısıyla idarenin zarara uğratılmasının söz konusu olması halinde memurun sorumlu olacağına ilişkin 657 sayılı Kanun dayanak alınarak hazırlandığını, ancak Belediye Başkanı olarak kurumu zarara uğratma amacının söz konusu olmadığını,

5018 sayılı Kanunun 71. Maddesinde kamu zararı kavramı; " Kamu Zararı kamu görevlilerinin kasıt kusur ve ya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem ve ya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır" şeklinde tanımlandığını, buna göre ortada bir kamu zararından söz edebilmek için mevzuata aykırı karar, işlem, eylem ve ihmalin olması gerektiğini, ayrıca ilamda yer alan zararın ortaya çıkmasında herhangi bir eylemin olmadığını, bu eylemin harcama yetkililerinin hazırladığı harcama belgesi ile ortaya çıktığını, dolayısıyla ortaya çıkan zararda bir eylemi olmadığından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını,

Türk hukukunda hâkim düzenlemeler gereğince bir zararın tazmini için bir kişinin kusurlu veya hukuka aykırı bir fiille bir zarar meydana getirmesi gerektiğini, ancak ilama konuk olayda kanun gereğince alınan belediye meclis kararına dayanılarak ödenen iyileştirme yardımının bulunduğunu, dolayısıyla is bu olayda tazmine dair kanuni unsurların bulunmadığı, zararın ortaya çıkmasında belge olan ödeme emirlerinde imzası olmadığından, zarar ile ödeme emrini imzalayan sahsı arasında illiyet bağı bulunmadığını, Belediye Başkanı olarak harcama belgesi düzenlemesi ve bunlara imza atmasının mümkün olmadığını,

İzah edilen nedenle iş bu ödemelerden kanuna aykırı olduğu iddia edilen bu ödemeye dair kararı alan belediye meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerektiğini, buna rağmen hukuki düzenlemelere zorunlu olarak uyan ve sendika ile sözleşme akdeden belediye başkanı olarak sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu,

İş bu sosyal denge tazminatını tahsil ederek maddi menfaat elde eden personelden tazmin edilmesi gerektiğini, zira Kurulunuzca bu ödemelerin haksız, kanuna aykırı olduğuna dair isnatların kabul edilmesi halinde ödemeyi alan kişilerin sebepsiz zenginleştiğinin kabulü anlamına geldiğini, dolayısıyla da bu bedelin ödemeyi alan kişilere rücu edilmesi gerektiğini, belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

“Dilekçede özetle;

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 32 nci maddesi uyarınca ... Belediye Meclisinin 05/05/2014 tarih ve 108 sayılı Kararı ile Belediyede çalışan 657 sayılı Kanuna tabi memurlara sosyal denge tazminatı verilebilmesi amacıyla Belediye Başkanı olarak şahsına sözleşme imzalama yetkisi verilmesine karar verildiği ve bu karar üzerine de 5393 sayılı Belediye Kanununun 37 nci maddesi gereği ita amiri olarak Belediye adına, ... Sendikası ile 01.01.2018 - 31.12.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere toplu sözleşme imzalandığı,

Kanunda belirtilen üst sınırın üzerinde, sözleşmeyle daha yukarıda bir tavan tutarın belirlenmesinde bir engel bulunmadığı, bu bağlamda sendika ile belediye arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına ilişkin düzenlenen hususun 4688 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde düzenlenen ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı,

4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesine istinaden Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesinde konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesinin 5018 sayılı Kanun kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, tam aksine Belediye Meclis kararı gereği sözleşme ile belirtilen tutarın bütçede karşılığı bulunduğu sürece ödenmemesinin görevin ihmali anlamına geleceği,

Sosyal denge tazminatının tavan tutarının belirlenmesine esas teşkil eden "aylık" kavramının dar anlamda (gösterge, ek gösterge toplamı) değil; taban ve kıdem aylık tutarlarının da dahil edilmek suretiyle tespit edilmesi gerektiği,

Sosyal denge tazminatı ödemelerine ilişkin hiçbir ödeme evrakında imzasının bulunmadığı, yaptığı tek işlemin hukuken geçerli ve bağlayıcılığı olan Belediye Meclis Kararı doğrultusunda sözleşme imzalamak olduğu; Belediye Meclisince alınan karara uyma zorunluluğunun bulunması ve aksine işlem tesis etme yetkisi olmadığı halde sosyal denge tazminatına ilişkin ödemelerden sorumlu tutulmasının tazmine dair hukuki tüm düzenlemelere aykırı olduğu,

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde tanımlanan kamu zararından söz edebilmek için mevzuata aykırı karar, işlem, eylem ve ihmalin olması gerektiği; ilamda yer alan zararın ortaya çıkmasında herhangi bir eyleminin olmadığı, Kanuna aykırı olduğu iddia edilen ödemeye dair kararı alan belediye meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerektiği, buna rağmen yalnızca hukuki düzenlemelere zorunlu olarak uyan ve sendika ile sözleşme akdeden belediye başkanı olarak sorumlu tutulmasının tazmin hususunun hukuki unsurlarına açıkça aykırı olduğu; 

Yapılan ödemelerin haksız, kanuna aykırı olduğuna dair isnatların kabul edilmesi halinde ödemeyi alan kişilerin sebepsiz zenginleştiğinin kabulü gerekeceği, dolayısıyla da bu tutar için kişilere rücu edilmesi gerektiği,

İleri sürülmekte ve tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.

İlamda da belirtildiği üzere, ... Belediyesinin kadro ve pozisyonlarında görevli memurlara Belediye ile ... Sendikası arasında 04.01.2018 tarihinde imzalanan ve 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenen Toplu İş Sözleşmesinin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği, her ay sosyal denge tazminatının yasal üst sınırından (en yüksek devlet memuru aylığının ek gösterge dahil %100'ü tutarında) ödeme yapılmıştır.

Anılan sözleşmenin 23 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında yapılan sosyal denge tazminatı, bu tazminat için öngörülen tavan tutar üzerinden ödenmesi nedeniyle artık 4688 sayılı Kanunun 32 ve 375 sayılı KHK'nın Ek 15 inci maddeleri gereğince düzenlenen bir sözleşme gereğince belediye personeline her ne ad altında olursa olsun yapılan ödemelerin bu tavan tutarı aşmaması gerekmektedir. Söz konusu sözleşmenin 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile Kurban ve Ramazan Bayramı ikramiyeleri, (c) bendi ile 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ikramiyesi ve (d) bendi ile de toplu taşıma yardımı adları altında ödemeler yapılmıştır. Her ne kadar adı geçen Sözleşmenin 23/1'inci maddesinin (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan ödemeler sosyal denge tazminatı olarak isimlendirilmemiş olsalar bile esas itibariyle bu ödemeler, 4688 sayılı Kanunun 32 ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddeleri gereğince belediyelere sadece sosyal denge tazminatı ödenmesine yetki ve izin veren yasal düzenlemeler kapsamında yapılan ödeme mahiyetinde olup, ödemenin adının farklılaştırılması ödemenin mahiyetini değiştirmemektedir. Bir başka anlatımla 4688 sayılı Kanunun 32 ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddeleri, memurlara sadece sosyal denge tazminatı ödenmesine izin veren sözleşme düzenlenmesine münhasır olup başkaca mali hak sağlanmasına imkân tanımamaktadır.

Dilekçede, sosyal denge tazminatının tavan tutarının belirlenmesinde taban ve kıdem aylığının da dikkate alınması gerektiği ileri sürülmektedir.

657 sayılı Kanunun "Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları" başlıklı 155 inci maddesinde, "Bu Kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.",

"Göstergeler" başlıklı 43 üncü maddesinin B bendinde; "Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır"

Hükümlerine yer verilmek suretiyle "Aylık" kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.

Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında da,

657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği,

Aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği,

Böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı,

Yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı, görüşüne varılmıştır.

Aylık kavramı, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiğinden, aylık kavramı genişletilerek sosyal denge tazminatının ödenmesinde esas alınmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.

Öte yandan, 4688 sayılı Kanunun "Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması" başlıklı 32 nci maddesinde; " 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir..." hükmü yer almaktadır.

Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere, sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, bu tazminatın ödenip ödenmeyeceğine karar verilmektedir. Sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek ve belirlenen tutarları içeren sözleşmenin imzalanması Belediye Meclisinin görevleri arasında değildir. Sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere, ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı tarafından, toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılmaktadır. Belediye başkanı ve yetkili sendika temsilcisi tarafından imzalanan bu sözleşmenin yeniden Belediye Meclisi tarafından kabul edilerek onaylanacağına ilişkin Kanunda bir hükme yer verilmemiştir. Belediye meclis üyelerinin, böyle bir görevi de bulunmamaktadır.

5393 sayılı Belediye Kanunun "Belediye Başkanı" başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanı veya onun yetkili kıldığı kişilerin imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla harcama talimatını veren Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.

Dilekçede ayrıca, kamu zararının ahizlerden tahsil edilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, Sayıştay'ın tazmin kararı vermesi, hukuka aykırılığın müeyyidesi mahiyetinde olduğu için kamu zararına yol açan sorumlular hakkında verilmektedir. Bu nedenle tazmine konu olan tutarın ahize rücu edilerek tahsil edilip, edilememesi sonuca etkili olmamaktadır.

Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde 2018 yılı içerisinde mevzuata aykırı bir şekilde yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinden doğan kamu zararından üst yönetici sıfatıyla Belediye Başkanı ...' ın da sorumlu olması nedeniyle, talebin reddedilerek Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.” Denilmiştir.

Harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulan ... temyiz dilekçesinde özetle;

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunun “Toplu sözleşmenin kapsamı” başlıklı 28. Maddesinde; “Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarım düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.

Toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yapılamaz.

Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerlidir.

8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre aylık ödenmekte olanların aylıklarının hesabında da toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayıları esas alınır. 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılık hali esas alınarak bağlanan yaşlılık, malullük veya ölüm aylıklarında yapılacak artışlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz ve bu aylıklar toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayılarındaki artış dikkate alınarak artırılır. ” Şeklinde düzenlendiğini, buna göre belediyenin toplu sözleşme yapmasında hiçbir yasal engel bulunmadığını, dolayısıyla yapılan ödemelerin tamamen yasal ve memurun lehine olduğunu, bu hususun kamu zararı oluşturmadığını, bu madde uyarınca aynı kanunun “Mahalli idarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32. Maddesinde; “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı ve ya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilci ile belediyede belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” şeklinde düzenlenen bu maddesi gereği ... Belediye Meclisinin 05/05/2014 tarih 108 sayılı kararı (EK1) ile belediyede çalışan 657 sayılı Kanuna tabi memurlara sosyal denge tazminatı verilebilmesi amacıyla Belediye Başkanına sözleşme imzalama yetkisi verilmesine karar verildiğini, bunun üzerine 5393 sayılı Belediye Kanunun 37. maddesi gereği ita amiri olan Belediye Başkanı ile yetkili sendika olan ... sendikası arasında 01.01.2018-31.12-2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere toplu sözleşme imzalandığını,

5393 sayılı Belediye Kanunu gereği karar organı olan Belediye Meclisi tarafından belediyenin memur personeline sosyal denge tazminatı verildiğini, 8. Direye ibraz edilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 1972/6 E. 1973/2 K. Sayılı kararında bu hususun “ bir idari tasarruf iradi veya gayri iradi sebeplerle sona erebilir. İradi olarak sona erme halleri kazai yoldan iptal, tasarrufun idare tarafından seri alınması, tasarrufun kaldırılması ve ya düzeltilmesi şeklinde özetlenebilir.” şeklinde hükme bağlanan kararında da belirtildiği üzere hukuk aleminde var olan bir karar uyarınca ita amiri tarafından imzalanan sözleşme gereği ödendiğini, dolayısıyla kanunen geçerliliğini koruyan bir düzenleyici işlem uyarınca ödenmek zorunda olan bir tazminata vekaleten icra ettiği harcama yetkilisi görevi süresince imza atma zorunluluğu bulunduğunu, söz konusu ödemelere dair karar verme yetkisinin olmadığını; belediye meclisince alınan ve belediye başkanınca akdedilen sözleşmeye uyma zorunluluğunun bulunması ve aksine işlem tesis etme yetkisi olmadığı halde vekaleten ettiği müdürlüğe ilişkin iş bu ödemeleri imzalaması dolayısıyla sorumlu tutulduğunu, bu hususun tazmine dair hukuki tüm düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu,

5018 Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri gereğince harcama yetkilisi bağlı olduğu kurumun bütçesinde yer alan kalemlerde ve öngörülen miktarda harcamayı mevzuata, meclis kararına ve protokol gibi düzenleyici işlemlerin doğrultusunda ita amiri adına harcama yapan kişi olduğunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu gereğince Belediyelerde bütçe ita amiri tarafından Belediye Meclisine sunulduğunu ve Belediye Meclisi tarafından da karar bağlandığını, dolayısıyla Belediye meclis kararı ile (EK 1) verilmesi planlanan, belediye bütçesine konulan ve de belediye başkanı tarafından protokole bağlanan sosyal denge tazminatına ilişkin tasarrufu bulunmadığı halde yapılan yasal düzenlemelerin gereğini yerine getirmesi sebebiyle sorumlu tutulduğunu, bu hususun hukukun tüm temel ilkelerine aykırı olduğunu,

Zimmet kararının, devlet memurunun kasıt, kusur veya ihmali dolayısıyla idarenin zarara uğratılmasının söz konusu olması halinde memurun sorumlu olacağına ilişkin 657 sayılı Kanun’un dayanak alınarak hazırlandığını, ancak yalnızca bağlı bulunduğu birimin müdürünün izinli-raporlu olması hallerinde yaptığı harcama yetkilisi görevine ilişkin bağlı bulunduğu kurumu zarara uğratma kastı ve kusuru içerisinde bulunmadığı gibi bu hususta bir ihmalinin de söz konusu olmadığını, bu bakımdan iş bu ilamda tarafına isnat edilen fiilin unsurlarının bulunmadığını, Sözleşmenin içeriğinin yasal çerçeve içerisinde kalıp kalmadığının gözetilmesi de bu bağlamda sözleşmeyi belediye adına imzalayan Belediye Başkanının yetkisi ve sorumluluğunda olduğunu, şahsına isnat edilen tavan tutarın aşılması ile bir kamu zararının ortaya çıkarılmasına dair işlemin harcama yetkilisi olarak harcama yapması ile değil; Belediye Başkanının sözleşme imzalaması ile gerçekleştiğini, dolayısıyla şahsına isnat edilen kamu zararı oluşmasına neden olduğu iddiası ile harcama yetkilisi olması arasındaki eylemi arasında illiyet bağı olmadığını, bu bakımdan ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulmasının, Ceza Hukukunun temel ilkesi olan eylem-sonuç-illiyet bağı unsurlarının bir arada bulunması ilkesine aykırı olduğunu, bu hususun Temyize konu bu ilamda imzası olan Üye ...’ın karşı oy gerekçesinde de açıkça belirtildiğini,

Harcama yetkilisi olarak sorumlu olduğuna dair kabul etmemekle birlikte; sözü edilen sosyal denge tazminatının, görev yaptığı müdürlük kapsamında alan kişilerin kişilerden tazmin edilmesi gerektiğini, zira Kurulunuzca bu ödemelerin haksız, kanuna aykırı olduğuna dair isnatların kabul edilmesi halinde ödemeyi alan kişilerin sebepsiz zenginleştiğinin kabulü anlamına geldiğini, dolayısıyla da bu bedelin ödemeyi alan kişilere rücu edilmesi gerektiğini,

5018 sayılı Kanun gereğince yalnızca ödemelere dair belgeleri tanzim eden harcama yetkilisinin uymak zorunda olduğu idari işlemler ve alamadığı ücretler dolayısıyla tazmine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık mütalaasında;

“... Belediye Başkanlığı Hukuk İşleri Müdürlüğü bünyesinde harcama yetkilisi olarak evraklara imza attığı dönemde, memur personele ödenen sosyal denge tazminatı ödemelerinde tavan tutarın aşıldığı iddiası ile şahsına zimmet çıkarıldığı,

- 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 28 inci maddesine göre belediyenin toplu sözleşme yapmasında hiçbir yasal engelin bulunmadığından, yapılan ödemelerin tamamen yasal olması nedeniyle, bu hususun kamu zararı oluşturmayacağı,

- Belediye Meclisince alınan karara istinaden, Belediye Başkanınca akdedilen sözleşmeye uyma zorunluluğunun bulunması ve aksine işlem tesis etme yetkisi olmadığı halde ödeme emri belgesini imzalaması dolayısıyla sorumlu tutulmasının, tazmine dair hukuki tüm düzenlemelere açıkça aykırı olduğu,

- 5018 Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümleri gereğince harcama yetkilisinin, bağlı olduğu kurumun bütçesinde yer alan kalemlerde ve öngörülen miktarda harcamayı mevzuatın ve meclis kararı, protokol gibi düzenleyici işlemlerin doğrultusunda ita amiri adına yapan kişi olduğu; Dolayısıyla Belediye Meclis Kararı ile verilmesi planlanan, belediye bütçesine konulan ve de Belediye Başkanı tarafından protokole bağlanan sosyal denge tazminatına ilişkin hiçbir takdir ve tasarrufu bulunmadığı halde, yasal düzenlemelerin gereğini yerine getirmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının hukuka ve hukukun tüm temel ilkelerine aykırı olduğu,

- Sözleşmenin içeriğinin yasal çerçeve içerisinde kalıp kalmadığının gözetilmesinin, sözleşmeyi belediye adına imzalayan Belediye başkanının yetki ve sorumluluğunda olduğu; şahsına isnat edilen tavan tutarın aşılarak kamu zararına neden olunmasına dair işlemin, harcama yetkilisi sıfatıyla yapmış olduğu işlemden değil Belediye Başkanının sözleşme imzalaması ile gerçekleştiği,

- Yukarıda yapmış olduğu savunmalar çerçevesinde sorguya konu edilen iddiaları kabul etmemekle beraber; iş bu sosyal denge tazminatını görev yaptığı müdürlük kapsamında alan kişilerin tazmin etmesi gerektiği,

- 5018 sayılı Kanun gereğince yalnızca ödemelere dair belgeleri tanzim eden harcama yetkilisinin, uymak zorunda olduğu idari işlemler ve almadığı ücretler dolayısıyla tazmine mahkum edilmesinin hem usul ve yasaya, hem de hakkaniyete açıkça aykırı olduğu,

İleri sürülmekte ve tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.

Harcama sürecinde yer alan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanununun 32 ve 33 üncü maddelerinde ve ayrıca Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararında açıklanmıştır. 

Ayrıca, 5018 sayılı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın 10 uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği; Ayrıca gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği belirtilmektedir.

Bu hükümlere göre, harcama yetkilileri harcama yapılması sürecinde mevzuata uygunluk açısından gerekli kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler ve yapılacak harcama nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.

İlama konu edilen olayda Belediye Meclisi kararına dayanılarak belediye başkanı tarafından imzalanan toplu iş sözleşmesi gereği sosyal denge tazminatı ve başka adlar altında ödeme yapılmıştır. Bu sözleşme ödemelere dayanak teşkil ettiği için sözleşmenin mevzuata aykırı bir yönünün bulunup bulunmadığı hususunda harcama birimi ve mali hizmetler birimi tarafından ön mali kontrole tabi tutulması gerekmektedir. Kontrol sonucunda mevzuata aykırı bir durumla karşılaşılması halinde 657 sayılı Kanunun "Devlet Memurunun Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 11 inci maddesinin "Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde israr eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir." hükmünün gereği harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan kamu zararının ahizlerden tahsil edilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, Sayıştay'ın tazmin kararı vermesi, hukuka aykırılığın müeyyidesi mahiyetinde olduğu için kamu zararın yol açan sorumlular hakkında verilmektedir. Bu nedenle tazmine konu olan tutarın ahize rücu edilerek tahsil edilip, edilememesi sonuca etkili olmamaktadır.

Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde 2018 yılı içerisinde mevzuata aykırı bir şekilde yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerinden doğan kamu zararından harcama yetkilisi sıfatıyla …’ın da sorumlu olması nedeniyle, talebin reddedilerek Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Arz ederim. “Denilmiştir.

Dosyadaki mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

Esas yönünden inceleme

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde, belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince sosyal denge tazminatının ödenmesine karar verilmesi halinde, toplu sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın temsilcisi ile belediye başkanı arasında sözleşme yapılabileceği belirtilmiştir.

Aynı Kanunun Geçici 14’üncü maddesinde;

“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” denilmektedir.

Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” başlıklı 4’üncü bölümünün, Sosyal denge tazminatı süre uzatımına ilişkin 7’nci maddesinde; “4688 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2019” şeklinde uygulanır.” hükmüne yer verilmektedir.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’inci maddesinde ise;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” başlıklı 4’üncü bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde; Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine 4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü olarak belirlenmiştir.

4688 sayılı Kanun’un Geçici 14’üncü maddesi ile Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşmenin “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 7’nci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Geçici 14’üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 11.04.2012 tarihinde geçerli olan sözleşmede ödenen tutar, 2018 yılında yapılan sözleşmede tavan tutar olarak esas alınabilecektir. Ancak ... Belediyesi 6360 sayılı Kanun ile 2014 yılında kurulmuş bir belediye olduğu için 11.04.2012 tarihinde sosyal denge sözleşmesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla ... Belediyesinin 2018 yılı sosyal denge sözleşmesinde, 4. Dönem Toplu Sözleşme ile belirlenen tavan tutarın (en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ü) esas alınması gerekmektedir.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesinde düzenlenen sosyal denge tazminatı ödenmesini sağlamak üzere adı geçen Belediye ile ... Sendikası arasında 04.01.2018 tarihinde imzalanan ve 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Toplu İş Sözleşmesi düzenlenmiştir.

Söz konusu sözleşmenin “İyileştirme Yardımı” başlıklı 23’üncü maddesinde;

“1-İşbu Toplu sözleşmenin birinci bölümünde belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde; tüm memurlara ve sözleşmeli memurlara, halen almakta oldukları aylıklara ilaveten her ayın maaş günü;

a) 4688 Sayılı Yasanın 32’nci maddesi gereği tavan tutarın %100’ü oranında Sosyal Denge Tazminatı verilir.

b) Ramazan ve Kurban Bayramlarında tavan tutar (%100’ü) kadar bayram ikramiyesi verilir.

c) “1 Mayıs Emek ve Dayanışma” gününde tavan tutar (%100’ü) kadar ikramiye ödenir.

d)2018-2019 yıllarını kapsayan Yerel Yönetimler Hizmet Kolundaki Toplu Sözleşmesinin “Toplu Taşıma Kartı” başlığında yer alan “Büyükşehir kapsamına giren illerdeki belediyelerde veya büyükşehir belediyelerine bağlı kamu tüzel kişiliğine haiz kuruluşlarda çalışmakta olan kamu görevlilerine toplu taşıma araçlarından yaralanacak şekilde mesaiye geliş ve gidişlerinde kullanılmak üzere toplu taşıma kartı verilebilir” maddesi gereğince aylık kart bedeli brüt ... TL her ay nakden ödenir, personelin izinli ya da raporlu olduğu günler için ödeme yapılamaz.

e) Çalışanların birinci derece yakınlarının (Anne, baba, kardeş, eş ve çocukları) ölümü halinde çalışanın kendisine ... TL ölüm yardımı yapılır.

f) Çalışanın vefatı halinde yasal mirasçılarına ... TL ölüm yardımı çalışanın eşine ödenir.”

Hükmüne yer verilmiştir.

Yapılan incelemede; ... Belediyesinin kadro ve pozisyonlarında görevli memurlara, bahsi geçen sözleşmenin 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği her ay, sosyal denge tazminatının yasal üst sınırından (en yüksek devlet memuru aylığının ek gösterge dahil %100’ü tutarında) ödeme yapıldığı, bunun yanında 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile Kurban ve Ramazan Bayramı ikramiyeleri, (c) bendi ile 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ikramiyesi ve (d) bendi ile de toplu taşıma yardımı adları altında tavan tutarı aşan ödemeler yapıldığı görülmüştür.

Bahsi geçen sözleşmenin 23 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında yapılan sosyal denge tazminatı, bu tazminat için öngörülen tavan tutar üzerinden ödenmesi nedeniyle artık 4688 sayılı Kanunun 32 ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddeleri gereğince düzenlenen bir sözleşme gereğince belediye personeline her ne ad altında olursa olsun yapılan ödemelerin bu tavan tutarı aşmaması gerekmektedir. Her ne kadar adı geçen Sözleşmenin 23/1’inci maddesinin (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan ödemeler sosyal denge tazminatı olarak isimlendirilmemiş olsalar bile esas itibariyle bu ödemeler, 4688 sayılı Kanunun 32 ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddeleri gereğince belediyelere sadece sosyal denge tazminatı ödenmesine yetki ve izin veren yasal düzenlemeler kapsamında yapılan ödeme mahiyetinde olup, ödemenin adının farklılaştırılması ödemenin mahiyetini değiştirmemektedir.

Bu itibarla, verilen tazmin hükmünün esas yönünden mevzuata uygun olduğuna,

Sorumluluk yönünden inceleme

İlamda, üst yönetici (Belediye Başkanı) ile harcama yetkilisi oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuş, ödeme emri belgesinde imzası bulunan gerçekleştirme görevlileri ise sorumlu tutulmamıştır.

Üst yöneticinin sorumluluğu değerlendirildiğinde;

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32. maddesinde;

“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir...” denilmektedir.

Yukarıdaki mevzuat hükmüne göre, belediyelerde toplu sözleşme yapma yetkisi belediye başkanına aittir.

5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanının, imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan Üst Yönetici Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.

Belediye başkanı, ... Belediye Meclisinin 05/05/2014 tarih 108 sayılı kararı ile belediyede çalışan 657 sayılı Kanuna tabi memurlara sosyal denge tazminatı verilebilmesi amacıyla Belediye Başkanı olarak şahsına sözleşme imzalama yetkisi verilmesine karar verildiğini, bu karara istinaden sosyal denge sözleşmesi imzaladığını dolayısıyla kanuna aykırı olduğu iddia edilen bu ödemeye dair kararı alan belediye meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerektiğini iddia etmişse de; Meclis kararında 4688 sayılı Kanun’un 32. Maddesi gereğince kamu görevlilerinin sosyal denge tazminatı alabilmeleri için Belediye Başkanına sözleşme imzalama ve sosyal denge tazminatı ödenmesine karar verilmiş olup, söz konusu kararda tavan tutarın üzerinde ödeme yapılmasına dair bir ibareye yer verilmediğinden meclis üyelerinin oluşan kamu zararında sorumlulukları bulunmamaktadır.

Harcama yetkililerinin sorumlulukları değerlendirildiğinde;

5018 sayılı Kanunun;

“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür.

Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” Hükmüne yer verilmiştir.

Bu kapsamda 5018 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, harcama yetkilileri sorumlu tutulmuştur. Bu bağlamda mevzuata aykırı yapılan harcamalardan belediye başkanı ile birlikte harcama yetkilisinin/yetkililerin de sorumluluğu bulunmaktadır.

Gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Anılan Kanunun “Giderin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 ncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” denilmektedir.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın 12’nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir. Dolayısıyla her bir harcamanın gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığının ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “Sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde, gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili gerçekleştirme görevlilerinin de üst yönetici ve harcama yetkilisiyle birlikte sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, 36 sayılı İlamın 1. Maddesiyle verilen tazmin hükmünün, sorumluluk yönünden BOZULARAK, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE,( ... Daire Başkanı …, Üyeler … ile …’in farklı gerekçesi ile ... Daire Başkanı …, Üyeler …, … ile …’nin karşı oy gerekçelerine karşı) oyçokluğu ile,

Karar verildiği 27.01.2021 tarih ve 48749 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.



Farklı gerekçe

... Daire Başkanı …, Üyeler … ile …’in farklı gerekçesi

Esas yönünden verilen Kurul kararına katılmakla birlikte, sorumluluk yönünden;

İlamda, üst yönetici olarak sosyal denge sözleşmesini imzalayan Belediye Başkanı ile harcama yetkilileri oluşan kamu zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32. maddesinde;

“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir...” denilmektedir.

Yukarıdaki mevzuat hükmüne göre, belediyelerde toplu sözleşme yapma yetkisi belediye başkanına aittir. İlama konu olayda, Belediye Başkanınca mevzuata aykırı hükmüler içeren bir sözleşme akdedilme işlemi ile bu sözleşme hükümlerine istinaden yapılan ödeme neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiğinden Belediye Başkanının sorumluluğu bulunmaktadır.

Harcama yetkilileri sorumluluğu değerlendirildiğinde;

Harcama yetkilisinin yasal sorumluluk ve yükümlülükleri 5018 sayılı Kanunu’nun 32. maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

Bu hükümler bağlamında, somut olayda harcama yetkililerinin sorumluluğu, ödeme emrine konu ödemeye dayanak olan yürürlükteki Sosyal Denge Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde harcama yapmaktır. 4688 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri mucibince akdedilecek sosyal denge sözleşmesinin içeriğinin düzenlenmesine ilişkin kendilerine sorumluluk yüklenebilecek bir yasal yetki ve görevleri bulunmamaktadır.

Netice itibariyle, sosyal denge sözleşmesinin akdedilme aşamasında herhangi bir yetki ve sorumluluğu bulunmayan harcama yetkililerinin, sadece ilişikli ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunması hasebiyle sorumluluğuna hükmedilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla, 36 sayılı İlamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün, bozularak, sorumlulukların yeniden belirlenmesini teminen daireye gönderilmesine, karar verilmesi gerekir.

Karşı oy gerekçesi

... Daire Başkanı …, Üyeler … ile …’nin karşı oy gerekçesi

Esas yönünden verilen Kurul kararına katılmakla birlikte, sorumluluk yönünden;

İlamda, üst yönetici olarak sosyal denge sözleşmesini imzalayan Belediye Başkanı ile harcama yetkilileri oluşan kamu zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.

5018 sayılı Kanun’un “Üst Yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde;

“Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. (Mülga ikinci cümle: 3/10/2016-KHK-676/69 md.)

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye Başkanı” başlıklı 37’nci maddesinde belediye başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu,

38’inci maddesinde, belediyenin hak ve menfaatlerini korumanın belediye başkanının görev ve yetkisinde olduğu,

61’inci maddesinde, Belediye başkanı ve harcama yetkisi verilen diğer görevlilerin, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Bu hükümlerden hareketle Belediye Başkanının imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan Üst Yönetici Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.

5018 sayılı Kanunun Harcama yetkililerinin harcama sürecindeki görev ve sorumluluklarını düzenleyen “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmüne yer verilmiştir.

Yine, aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapması gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10’uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği belirtilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre harcama yetkilileri harcama yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından gereken kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler ve yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkililerinin sorumluluğu bulunmaktadır.

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinin ikinci fıkrasında gerçekleştirme görevlilerinin, iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alınması veya gerçekleştirilmesi hususlarında sorumluluklarının bulunduğu hüküm altına alınmıştır. Ancak Üst yönetici Belediye Başkanı tarafından imzalanmış bir sözleşme ve kanuna aykırılığı araştırmakla sorumlu harcama yetkilisince verilmiş harcama talimatı varken, söz konusu sözleşme ve harcama talimatına uygun işlem yapan gerçekleştirme görevlilerinin sözleşme gereği yapılan harcamalarla ilgili olarak sorumlulukları bulunmamaktadır. Bu itibarla 33 sayılı İlamın 1. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.







Üye …’ün karşı oy gerekçesi

İlamda, üst yönetici (Belediye Başkanı) ile harcama yetkilisi oluşan kamu zararından sorumlu tutulmuş, ödeme emri belgesinde imzası bulunan gerçekleştirme görevlileri ise sorumlu tutulmamıştır.

Üst yöneticinin sorumluluk itirazı değerlendirildiğinde;

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32. maddesinde;

“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir...” denilmektedir.

Yukarıdaki mevzuat hükmüne göre, belediyelerde toplu sözleşme yapma yetkisi belediye başkanına aittir.

5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanının, imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan Üst Yönetici Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.

Belediye başkanı, ... Belediye Meclisinin 05/05/2014 tarih 108 sayılı kararı ile belediyede çalışan 657 sayılı Kanuna tabi memurlara sosyal denge tazminatı verilebilmesi amacıyla Belediye Başkanı olarak şahsına sözleşme imzalama yetkisi verilmesine karar verildiğini, bu karara istinaden sosyal denge sözleşmesi imzaladığını dolayısıyla kanuna aykırı olduğu iddia edilen bu ödemeye dair kararı alan belediye meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerektiğini iddia etmişse de; Meclis kararında 4688 sayılı Kanun’un 32. Maddesi gereğince kamu görevlilerinin sosyal denge tazminatı alabilmeleri için Belediye Başkanına sözleşme imzalama ve sosyal denge tazminatı ödenmesine karar verilmiş olup, söz konusu kararda tavan tutarın üzerinde ödeme yapılmasına dair bir ibareye yer verilmediğinden meclis üyelerinin oluşan kamu zararında sorumlulukları bulunmamaktadır.

Harcama yetkililerinin sorumluluk itirazı değerlendirildiğinde;

5018 sayılı Kanunun;

“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür.

Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” Hükmüne yer verilmiştir.

Bu kapsamda 5018 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, harcama yetkilileri sorumlu tutulmuştur. Bu bağlamda mevzuata aykırı yapılan harcamalardan belediye başkanı ile birlikte harcama yetkilisinin/yetkililerin de sorumluluğu bulunmaktadır.

Gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Anılan Kanunun “Giderin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 ncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” denilmektedir.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın 12’nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir. Dolayısıyla her bir harcamanın gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığının ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerekmektedir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007/5189-1 sayılı Kararının “Sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde, gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.

5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili gerçekleştirme görevlilerinin de üst yönetici ve harcama yetkilisiyle birlikte sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, İlam aşamasında savunması alınan gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğa dahil edilerek, 33 sayılı İlamın 1. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün düzeltilerek tasdikine karar verilmesi gerekir.