Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2014
Daire
6
Dosya No
45180
Tutanak No
47129
Tutanak Tarihi
08.01.2020
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Konu. Yemek yardımı.

365 sayılı Ek İlamın 1. Maddesi ile; Bahse konu işte yemek maliyeti ... (öğün başına firmaya ödenen) olup, bu bedelin yarısının yemek yiyenlerden alınması gerekirken memurlardan ve sözleşmeli personelden herhangi bir kesinti yapılmaması suretiyle ayrıntısı kamu zararı tablosunda gösterilen ...-TL kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.

Temyiz Dilekçesi

Harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulan ..., Gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulan ..., ..., ... ile ... tarafından sunulan aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;

Tahsil edilen ... TL.’nin tahsil edildiği kabul edilen ... TL haricinde kalan ... TL’sinin de tahsil edilmiş kabul edilerek Kalan tutar olarak belirtilen ... TL’den ... TL’nin tahsil edilmiş kabul edilerek düşülerek söz konusu Kalan tutarın ... olarak belirlenmesinin talep edildiği,

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212’inci maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinde,

“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yansını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.

Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır. Yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmı yemek yiyenlerden alınır...” hükmü yemek yardımının gerektirdiği giderlerin yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere kurum bütçelerinden karşılanacağı yönünde olduğu,

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19. Maddesi hükmüne göre açık ihale ile ilgili yemek maliyetleri hususunda sadece kurum tarafından karşılanan tutarın ihale edilemeyeceği yönünde bir hüküm bulunmadığı, ayrıca bu yönetmelik hükmünde yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmının yüklenicinin yükümlülüğüne bırakılamayacağına dair de hüküm bulunmadığı, dolayısıyla yemek bedelinin Belediye tarafından ödenmesi gereken 1/2’lik kısmı için ihalede fiyatlandırma yapılması istenildiği ve hususun gerek ihale ilanında, gerek şartnamelerde, gerekse de hakediş ödemelerinde açıkça belirtildiği, bu sebeple ihalede oluşan bedel yemek maliyetinin tamamı değil yarısı olduğu, bu bedelde yemek maliyetine dahil edilmeyecek olan elektrik, su, havagazı, personel, kira, amortisman gibi tüm giderler de dahil olduğu, söz konusu yemek servis hizmetinin belediyenin kadrolu personeli marifeti ile yerine getirildiğinde maliyetlerinin kat be kat fazla olacağı da hesaba katılarak bu iş için idare bütçesinden daha fazla harcama yapılması durumunun önüne geçilmeye çalışıldığı,

Yemeğin idare tarafından, idare personeline, idarenin şirketi tarafından ve idarenin taşınmazında verildiği, Sayıştay’ın ilgili ilamı gereği idarenin personelinin mağduriyet yaşadığı ve idarenin kanuni imkanlar kullanılarak bu zararın telafisi yoluna tevessül etmediği,

Tüm bu sebeplerle kamu zararına hükmedilmemesi talebi ifade edilmiştir.

Başsavcılık Mütalaası

Harcama yetkilisi olarak sorumlu tutulan ..., Gerçekleştirme görevlisi olarak sorumlu tutulan ..., ..., ... ile ... tarafından sunulan aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerine istinaden verilen Başsavcılık Mütalaasında aynen;

“657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 212. maddesine istinaden çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinde,

"Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır. Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.

Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır."?.

Hükmü bulunmaktadır.

Anılan Yönetmeliğe göre Belediye bütçesinden, yemek maliyet bedelinin yarısını aşmayan kısmı karşılanabilir. Yemek bedelinin bütçeden karşılanmayacak diğer yarısı, memurlarca Bütçe Uygulama Talimatı ile belirlenen asgari rakamdan az olmaması şartıyla, yemek yiyen memurlardan alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Ancak sorumlular tarafından kamu zararı olarak hükmedilen miktarın bir kısmının tahsil edildiği belirtilmektedir.

Buna göre, tahsil edildiği belirtilen kısmın konusu değerlendirdikten sonra karar verilmek üzere, dosyanın Dairesin tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” Denilmektedir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

İlam hükmü ve dosyalar üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

365 sayılı Ek İlamın 1. Maddesi ile bahse konu işte yemek maliyeti ... (öğün başına firmaya ödenen) olup, bu bedelin yarısının yemek yiyenlerden alınması gerekirken memurlardan ve sözleşmeli personelden herhangi bir kesinti yapılmaması suretiyle sebep olunan ...-TL’nin sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212’nci maddesine dayanılarak çıkarılan Devlet Memurları Yiyecek Yardımları Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinde,

“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.

Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.

Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır.2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun'a göre tayın bedeli verilen personel ile sözleşmeli olarak çalıştırılanların, bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemek yemeleri halinde, yemek bedelinin tamamı kendilerinden alınır.” hükmü yer almaktadır.

Yönetmeliği’nin “Yemek Maliyetinin Hesabı” başlıklı 9. maddesinde “Bu Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin uygulanmasında, kurum kadrolarında olup, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri, kira, amortisman, su, elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilmez.” denilmektedir.

Dilekçi tarafından her ne kadar yemek bedelinin Belediye tarafından ödenmesi gereken 1/2’lik kısmı için ihalede fiyatlandırma yapılması istenildiği ve hususun gerek ihale ilanında, gerek şartnamelerde, gerekse de hakediş ödemelerinde açıkça belirtildiği, bu sebeple ihalede oluşan bedel yemek maliyetinin tamamı değil yarısı olduğu, bu bedelde yemek maliyetine dahil edilmeyecek olan elektrik, su, havagazı, personel, kira, amortisman gibi tüm giderler de dahil olduğu belirtilmişse de, ihale dokümanları üzerinde yapılan inceleme neticesinde ‘Memur Yemeği Malzeme Dahil Pişirme ve Dağıtım Şartnamesi’nin ‘Tarafların Yükümlülükleri’ başlıklı 6’ncı maddesinin 10’ncu alt maddesinde; “Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin 4. Maddesinde “ yemek bedelinin bütçeden karşılanmayan kısmı yemek yiyenlerden alınır.” Şeklinde belirtilmiş olup, böyle bir durumun meydana gelmesi halinde memurdan alınacak tutar yükleniciye aittir ve yüklenicinin sorumluluğu altındadır.” hükmü yer almakta olduğu görülmektedir. Ancak yukarıda yer verilen yönetmelik hükümleri gereğince, bahse konu işte yemek maliyeti ... (öğün başına firmaya ödenen) olup bu bedelin yarısının yemek yiyenlerden alınması gerekmektedir. Ancak idare tarafından memurlardan ve sözleşmeli personelden herhangi bir kesinti yapılmaması suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca yemek hizmeti kurum tarafından veriliyor olması halinde, yemek maliyet bedeline anılan Yönetmeliğin 9’uncu maddesine göre, yemek servisinde görevlendirilen personel giderleri kira, amortisman, su, elektrik ve havagazı giderleri yemek maliyetine dahil edilemeyeceği belirtilmekte ise de söz konusu yemek hizmeti, ihale yoluyla satın alındığından, ihale şartnamesinde idarenin ve yüklenicinin sorumlulukları önceden belirlenerek, yükleniciler teklifini ona göre verdiğinden, konu edilen giderlerin kamu zararı miktarından indirilmesi mümkün değildir.

İlamda 2014 yılı içerisinde ödeme emrine bağlanan hakediş tutarları üzerinden kamu zararı tespitinin yapıldığı en son 10.12.2014 tarih ve 17282 numaralı ödeme emrinin sorumluluğa dahil edildiği görülmekte olup kamu zararı hesabında 2015 yılı ocak ayı ödemesine ilişkin yapılan tahsilatın kamu zararı tutarının hesaplamasına dahil edilmediği anlaşılmıştır.

Bu itibarla; Sayıştay 6. Dairesince 365 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, (...’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 08.01.2020 tarih ve 47129 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

...’nün karşı oy gerekçesi;

İlgili ilam hükmü ile yiyecek yardımından yararlanan memur ve sözleşmeli personellerden yiyecek yardımı maliyetinin yarısının kesilmesi gerekirken Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliğinde belirtilen oranda ilgili personelden kesinti yapıldığı kalan tutar için tazmin hükmü verildiği anlaşılmaktadır.

Esasen Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinde yer alan hükümler göz önünde bulundurulduğunda, yapılacak yiyecek yardımının, memurlara nakit para ve para temsili araçlar sağlanarak gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle Dairenin tazmin kararı yerindedir. Ancak 5018 ve 6085 sayılı Kanunlardaki düzenlemeler karşısında, yapılan bir harcamaya kamu zararı diyebilmek için onun mevzuata aykırı olması yetmemektedir. Bir kamu zararından bahsedebilmek için, kamu görevlisinin kasıt, kusur veya ihmalinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemi sonucunda kamu kaynağında bir eksilmenin olması gerekir. Mevcut olayda kasıt kusur veya ihmalden söz edilemeyeceği gibi açık bir mevzuata aykırılık da söz konusu değildir. Zira Sayıştay Temyiz Kurulu da bu konuda her defasında farklı kararlar vermiştir. Örneğin;

30.06.2015 tarih ve 40734 sayılı, 14.3.2018 tarih ve 44216 sayılı kararlarında yiyecek yardımının, para temsili araçlar sağlanarak veya bedeli ödenerek kurum dışında yemek yeme şeklinde yapılması mümkün görülmediğinden ihale bedelinin tamamına tazmin hükmü verilmesi gerektiği gerekçesiyle daire kararını onamış,

08.05.2012 tarih ve 34915 sayılı kararında Maliye Bakanlığınca memurlardan alınacak katkı paylarına ilişkin yayımlanan tutarların, Yönetmeliğe göre alınması gereken tutarlar olduğunun kabulü ile tazmin miktarının bu tutara göre hesap edilmesi için, verilen tazmin hükmüne ilişkin kararı bozmuş,

30.06.2015 tarih ve 40728 sayılı, 27.12.2017 tarih ve 43916 sayılı kararlarında da Personelden yapılacak yemek yardımı kesintisinin maliyetin yarısı tutarında olması gerektiği gerekçesiyle Daire kararlarını bozmuştur.

Temyiz Kurulunun bu şekilde farklı kararlarını çoğaltmak mümkündür. Hatta Temyiz Kurulu 1.12.2015 tarih ve 41149 sayılı kararında “Buna karşın benzeri olaylarla ilgili tazmin hükmünü kaldıran kararların bulunduğu belirtilmişse de; bu kararların yanında tazmin hükmünü bozan ve tasdik eden kararlar da mevcut olup aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır” diyerek bu durumu doğrulamıştır.

Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM. Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

AİHM, içtihat farklılıklarının yargı sistemlerinin doğal bir sonucu olduğunu kabul etmekle birlikte yüksek mahkemelerin görevinin bu çelişkileri düzeltmek olduğunu ve şayet çelişkili uygulama yüksek mahkemenin bünyesinde gelişiyorsa bu durumun toplumun adli sisteme olan güvenini azaltarak hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceğini belirtmiştir ( AİHM: Çelebi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 582/05, 9/2/2016, § 55) Yine AİHM, mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımı sürdürülememesinin reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişimin, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmeyeceğini kabul etmektedir. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).

Sayıştay yargısı açısından ilk derece mahkeme niteliğindeki dairelerce yiyecek yardımları hakkında verilen farklı kararlar yargı sisteminin doğal bir sonucudur. Zira hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Ancak Temyiz Kurulu Sayıştay dairelerince verilen ilamların son hüküm merciidir. Bu niteliği nedeniyle Temyiz Kurulunca aynı konuda uzun süredir farklı kararlar veriliyor olması, sorumluların Sayıştay yargısına olan güvenini azaltarak hukuki güvenlik ilkesini zedeleyecek bir nitelik almıştır. Yargıya olan güveni muhafaza etme bakımından kararlarda belli bir istikrar sağlaması beklenir. Bu itibarla içtihat değişikliği tek başına adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaz ise de bu değişiklik ile benimsenen yeni yaklaşımın benzer uyuşmazlıklarda tutarlı olarak uygulanması gereklidir.

Hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).

Temyiz Kurulunca farklı kararlar verilmesine sebep olacak derecede yoruma açık söz konusu mevzuat karşısında henüz kamu idarelerini ve sorumluları bağlayıcı bir içtihadı birleştirme kararı da verilmediği göz önünde bulundurulduğunda, bu yorumlardan birini tercih ederek ödeme yapan sorumlular hakkında tazmin hükmü vermek hakkaniyet ve hukuk kuralları ile bağdaşmaz. Kaldı ki mevzuattaki bu müphemlik 20/11/2017-2017/11180 tarih ve sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile giderilmiş, ilgili yönetmeliğin 3. Maddesi “Yiyecek yardımı sadece yemek verme şeklinde yapılır. Bu yardım, nakten veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamaz” şeklinde değiştirilmiştir. Bu düzenleme ile ihtilaf giderildiğinden, değişiklik öncesi yoruma müsait mevzuat göz önünde bulundurularak değişiklik tarihine kadar yapılan ödemelerin kamu zararı olarak kabul edilmemesi gerekir.

Bu itibarla, sorumlu iddialarının kabul edilerek Sayıştay 6. dairesince 365 sayılı Ek ilamın 1. maddesi ile verilen ...-TL’nin tazminine ilişkin hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.



...’in karşı oy gerekçesi;

İlam hükmü ve dosyalar üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

İlgili ilam hükmü ile yiyecek yardımından yararlanan memur ve sözleşmeli personellerden yiyecek yardımı maliyetinin yarısının kesilmesi gerekirken Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliğinde belirtilen oranda ilgili personelden kesinti yapıldığı kalan tutar için tazmin hükmü verildiği anlaşılmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212’nci maddesinde: “Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.” hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Kanuna tabi memurlar hakkında uygulanacağı; “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı; “Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.

Söz konusu Yönetmelikte yer alan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, 657 sayılı Kanuna tabi personele yiyecek yardımı, belli şartların gerçekleşmesi durumunda kurulacak yemek servisi aracılığıyla “yemek verme” şeklinde yapılabilecek bir yardım olup, kupon, kart, fiş, ticket gibi para temsili araçlar sağlanarak dışarıdan temin edilerek yapılması mümkün değildir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde de, “Bu Kanunun uygulanmasında Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, (...) ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. İhale dokümanında yer alan bilgilere göre, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanmasının, Kamu İhale Kanununun yukarıya alınan hizmet tanımında yer alan “yemek hazırlama ve dağıtım” hizmeti olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki 4734 sayılı Kanun, kamu idarelerinin hangi tür harcamaları yapabileceklerini düzenleyen ve bunlara izin veren bir kanun değildir. “Mal” ve “hizmet” alımları ile “yapım” işlerinin ihalelerini kapsayan Kanunun 4 üncü maddesinde tanımlanan hizmet kavramı kapsamında “yemek hazırlama ve dağıtım” hizmetinin sayılmış olması, idarelere sınırsız bir şekilde bu hizmeti diledikleri gibi (yiyecek yardımının, restoran, cafe, market vb. yerlerde para yerine geçen bir ödeme aracı olan kart ile yapılması şeklinde) ihale ile tedarik edebilecekleri anlamına gelmemektedir. Kanunun 4 üncü maddesindeki tanımlamalarda, idarelerce alım yapılması planlanan ihtiyaçların, hangi alım türünün (mal, hizmet veya yapım) kapsamına girdiği ortaya konulmakta olup, ihtiyaca uygun alım türüne göre ihaleye hazırlık yapılması ve ihalenin gerçekleştirilmesi gerektiğine işaret edilmektedir. Yani idarelerce örneğin “yemek hazırlama ve dağıtım” ihtiyacının, bu Kanun kapsamında ancak “hizmet” olarak ihaleye çıkarılabileceği; aksine idarelerin bu ihtiyaç için örneğin “mal” veya “yapım” ihalesi yapamayacakları vurgulanmaktadır. İlama konu olayda ihalesi yapılan “yemek” yardımının tedarik yöntemi, kapsamı ve içeriği, 657 sayılı Kanun ve Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinde belirlenmiştir. İdareler bu iki mevzuatta belirlenen içerik ve tedarik yöntemlerine uyulmak kaydıyla, yemek hizmetini 4734 sayılı Kanun çerçevesinde ihale yaparak veya kendi kurumsal imkânlarıyla yemek hazırlayarak karşılayabilecektir.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri doğrultusunda, yiyecek yardımının, restoran, cafe, market vb. yerlerde para yerine geçen bir ödeme aracı olan kart ile yapılması mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi 1 inci fıkrasında kamu zararı tanımlanmış, 2 nci fıkrasında da bu zararın belirlenmesinde esas alınacak kriterler düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanunda, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi olarak sayılmıştır. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili idare işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve Kamu İhale Kanununa aykırı olduğundan, bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir.

Bu itibarla, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili idare işlem çerçevesinde yapılan ödemenin tamamının kamu zararı olması sebebiyle, Sayıştay 6. dairesince 365 sayılı Ek ilamın 1. maddesi ile ...-TL’lik kısım için verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın hükmü veren daireye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.