Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2006
Daire
1
Dosya No
30694
Tutanak No
32361
Tutanak Tarihi
30.11.2010
Konu
KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

1-) 334 sayılı ilamın 2. maddesi ile, Vali Yardımcılarına 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28. ve 63. maddelerine istinaden Kasım ve Aralık ayları için yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmaması nedeniyle 1.257,50.-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununca "Encümen Üyelerine verilecek Ödenek" başlıklı 28. maddesinde "Encümen Başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümen memur üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir"

"Görev ve Ek Ödenek" başlıklı 63. maddesinin 1. fıkrasında; "Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, Valinin verdiği İl Özel İdaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasında Valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görev karşılığında 12000 gösterge rakamının devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir." denildiğini;

01.07.2006 tarih ve 5540 sayılı Dahiliye Memurları, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun ve devlet memurları kanunlarında değişiklik yapılmasına dair kanunun 1. maddesi ile 1700 sayılı Dahiliye Memurları kanununa eklenen ek ödeme başlıklı ek 5. maddesinde hangi yasaların uygulamada istisna tutulacağının açık ve net bir şekilde belirtilmiş olduğunu ve 5302 sayılı yasanın 28. ve 63. maddelerinde ek ödeme yapılanlara damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılamaz denilmekte olduğunu;

Aynı statüde ve emsal görevleri yapan Mülki İdare Amirlerinin değişik illerde değişik maaş almak zorunda bırakıldıklarını; bu nedenle, bu haksızlığı önlemek için Kırıkkale Vergi Mahkemesine dava açıldığını; Mahkemece verilen kısmi kararına karşı Danıştay'a temyiz başvurusu yapıldığını; Danıştay 4. Dairesinin itirazlarını kabul ederek idare lehine karar verdiğini öğrendiklerini, ancak kararın henüz kendilerine tebliğ edilmediğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun; Encümen üyelerine verilecek ödenek başlıklı 28. maddesinde;

“Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir.” denilmektedir.

Görev ve Ek Ödenek başlıklı 63. maddesinde de;

Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği, düzenlenmiştir.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde (Değişik: 24.12.1980-2361/43 md.);

Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği,

"Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinde; (3946 sayılı Kanunun 22'nci Maddesiyle değişen madde. Yürürlük;1.1.1994)

Kamu idare ve müesseselerinin, aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları,

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104' üncü maddelere göre,

Esas Tarife başlıklı 103 üncü maddesinde de:

(5479 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle 1.1.2006 tarihinden itibaren elde edilen gelirlere uygulanmak üzere değişen madde. Yürürlük;08.04.2006)

Gelir vergisine tabi gelirlerin;

7.000 YTL'ye kadarının % 15

18.000 YTL'nin 7.000 YTL'si için 1.050 YTL, fazlasının % 20

40.000 YTL'nin 18.000 YTL'si için 3.250 YTL, fazlasının % 27

40.000 YTL'den fazlasının 40.000 YTL'si için 9.190 YTL, fazlasının da % 35

Oranında vergilendirileceği, hükme bağlanmıştır.

Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 28 ve 63 üncü maddelerine göre, Encümen Başkanı, Encümen üyeleri, Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü; Gelir Vergisi Kanunu'nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında encümen başkanı(Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan, ayrıca 5302 sayılı İl özel İdaresi Kanunu'nun 28. maddesinde de, brüt ödenek verileceği şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle kendi özel Kanunu’nda da, yapılan bu ödemeden vergi kesintisi yapılayacağına dair bir düzenleme bulunduğundan, yukarıda sayılan personele yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.

Her ne kadar dilekçi, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre yapılan ödemelerin, 1700 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesi kapsamında bir ek ödeme olduğunu ve damga vergisi dışında bir kesintiye tabi tutulmaması gerektiğini iddia etmişse de,

5540 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5.maddesinde;

İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usûlleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmayacağı, hükme bağlanmıştır.

Söz konusu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, encümen başkanı(Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre yapılan ek ödeme, diğeri ise 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmü, hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.

Ayrıca dilekçi bu ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılmayacağına ilişkin Danıştay 4. Dairesi Kararının göz önünde bulundurularak tazmin hükmünün kaldırılmasının gerektiğini iddia etmişse de, yukarıda açıkladığımız üzere, mülki idare amirlerine yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olması ve bu ödemelerden vergi kesintisi yapılmayacağına dair bir yasal hükmün bulunmaması, özel kanunda brüt ödeneceğine dair hüküm bulunması karşısında, bu savunmanın kabulü mümkün değildir. Ayrıca, bu konuyla ilgili kesinleşmiş bir Danıştay kararı da bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle dilekçi iddialarının reddiyle, 334 sayılı ilamın 2. maddesiyle 1.357,50.-TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

2-) 334 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen 4.000,00.-TL’nin tazminine dair hükmün, aynı tazmin hükmünde gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla iştiraki bulunan Hasan AKDOĞAN’ın başvurusu üzerine düzenlenen 30.11.2010 tarih ve 32360 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu ilamı ile Kaldırılmış bulunduğundan dilekçinin bu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

3-) 334 sayılı ilamın 5. maddesiyle, Köye Yönelik Hizmetler Biriminde çalışan işçilere 15.12.2006-31.12.2006 dönemi için ödenen ücretlerden süregelen gelir vergisi matrahına uyulmaması sonucu eksik gelir vergisi kesilmesi nedeniyle 28.987,72.-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 30.12.1998 tarih ve 27976 sayılı TEL Emrinin 5. maddesinin (b) bendinde, “15 Aralık-14 Ocak dönemi için çalıştıktan sonra 14 Ocak tarihinde ödenen işçi ücretlerinin Ocak ayı geliri sayılarak 01 Ocak tarihinden geçerli olan vergi tarifesi uygulanarak vergilendirilmesi gerekmektedir” denildiğinden, ilgi tel emri doğrultusunda hareket edildiğini;

Köye Yönelik Hizmetler biriminde çalışan işçilere 15 Aralık 2006-14 Ocak 2007 dönemine ait maaşın 15 Aralık-31 Aralık 2006 tarihleri arasındaki 17 günlük kısmının Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 22.12.2006 tarih ve 28693 sayılı Genelgesi doğrultusunda avans olarak ödendiğini;

15 Aralık-31 Aralık 2006 tarihleri arasındaki 17 günlük yarım maaş ödemesinin 2007 yılında ödenmesi gereken maaşın avansı niteliğinde olduğunu ve ödemenin 2007 yılı geliri sayıldığını; bu nedenle % 15 oranında gelir vergisi kesintisi yapılması nedeniyle herhangi bir kamu zararının olmadığını ve eksik gelir vergisi kesintisi yapılmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Savcılık Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde ücretin tanımı yapılmış olup; “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükümlerine yer verilmiştir.

Aynı Kanun’un “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94. maddesinde “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” denilmektedir.

Yine aynı Kanun’un 103. maddesinde, gelir vergisine tabi gelirlerin;

7.000 TL’ye kadar %15

18.000 TL’nin 7.000 TL’si inin 1.050 TL, fazlası %20

40.000 TL’nin 18.000 TL’si için 3.250 TL, fazlası %27

40.000 TL’den fazlasının 40.000 TL’si için 9.190 TL, fazlası %35

oranında vergilendirilmesi hükme bağlanmıştır.

Dilekçede bahsedilen, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 30.12.1998 tarih ve 27976 sayılı TEL Emrinin 5. maddesinin (b) bendinde; “15 Aralık-14 Ocak dönemi için çalıştıktan sonra 14 Ocak tarihinde ödenen işçi ücretlerinin Ocak ayı geliri sayılarak 01 Ocak tarihinden geçerli olan vergi tarifesi uygulanarak vergilendirilmesi gerekmektedir” denilmekte olup söz konusu uygulama ödemenin Ocak ayında yapılması durumunda geçerlidir.

166 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “Memur ve İşçi Olarak Çalışan Ücretlilere 15 Aralık - 14 Ocak Dönemi İtibariyle Yapılan Ödemelere Uygulanan Özel İndirim ve Vergi Tarifesi” başlıklı 5. bölümünde ise “15 Aralık-14 Ocak dönemi için 15 Aralık 1990 tarihinde peşin olarak ödenen kamu personeli memur aylıklarının 1990 yılı geliri sayılması ve 1990 yılındaki esaslara göre, 15 Aralık-14 Ocak dönemi için işlenmiş olarak 14 Ocak 1991 tarihinde ödenen işçi ücretlerinin ise 1991 yılı geliri sayılarak, 1.1.1991 tarihinden geçerli olan vergi tarifesinin ve özel indirim tutarlarının uygulanarak vergilendirilmesi gerekmektedir.” denilmektedir. Buna göre, 15 Aralık-31 Aralık 2006 dönemine ait işçi ücretleri Aralık 2006 döneminde ödendiğinden 2006 yılı geliri sayılmalı ve 2006 yılındaki esaslara göre vergilendirilmelidir. Şayet 15.12.2006-31.12.2006 dönemine ilişkin çalışma ücretleri 2006 yılı aralık ayında değil 2007 Ocak ayında ödenmiş olsaydı 2007 yılı geliri sayılarak 2007 yılı esaslarına göre vergilendirilmesi gerekirdi.

Zira, 213 sayılı Vergi usul Kanunu’nun “Vergiyi Doğuran Olay” başlıklı 19. maddesinde; “Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.” denilmektedir.

Bu itibarla, Köye Yönelik Hizmetler Biriminde çalışan işçilere 15.12.2006-31.12.2006 dönemi için 29.12.2006 tarihinde verilen ücretlerin 2006 yılı geliri sayılmaları ve ödendikleri sıradaki süregelen vergi matrahına göre tevkifata tabi tutulmaları gerektiğinden dilekçi iddialarının reddedilerek 334 sayılı ilamın 5. maddesiyle 28.987,72.-TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 30.11.2010 tarih ve 32361 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tazmin kılındı.