Kamu İdaresi
Yüksek Öğretim Kurumları
Yılı
2016
Daire
2
Dosya No
47221
Tutanak No
50170
Tutanak Tarihi
22.09.2021
Konu
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR

Özel yetenek sınavından toplanan ücretlerin özel bütçeye gelir kaydedilmemesi;

207 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle; Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Müdürlüğüne ait bazı programlara yönelik özel yetenek sınavlarında;

1- Öğrenci adaylarından … Üniversitesi Vakfına bağış adı altında ücret alındığı (bu ücretlerin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde idare olunan özel bütçesine “gelir” olarak kaydedilmesi gerekirken, bu ücretlerin Vakfa “bağış” adı altında yatırıldığı) gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

2- Alınan bu ücretlerden özel yetenek sınavlarında görevli akademik ve idari personele … Üniversitesi Vakfı tarafından ödeme yapılması ve bu ödemelerden vergi kesintisi yapılmaması hususları sorgunun 2. ve 3. maddelerinde konu edilmişse de, yukarıda yer alan 1. maddede Vakfa yapılan bağışların tamamına tazmin hükmü verildiğinden sorgunun bu maddeleri ile ilgili olarak ayrıca hüküm kurulmasına mahal bulunmadığına karar verilmiştir.

{***67 sayılı (Asıl) İlamın 2. maddesiyle de aynı konu hakkında (alınan bu paralardan Vakıfça sınavlarda görevli personele ödeme yapıldığı da belirtilerek) tazmin hükmü verilmiş, bu hükme karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Sayıştay Temyiz Kurulunun 15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak sayılı Kararı ile “özel yetenek sınavları için öğrenciler tarafından Üniversite Vakfına bağış adı altında para yatırılmasında ve bu paralardan sınavlarda görevli personele sınav ücreti ödenmesinde kamu kaynağında artışa engel ya da eksilmeye neden olacak ve dolayısıyla kamu zararına sebebiyet verecek bir husus bulunmadığı” gerekçesiyle bu hususun tekrar değerlendirilmesini teminen hükmün BOZULARAK dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE oy çokluğuyla karar verilmiş, ancak Sayıştay 2. Dairesi kararında direnerek (ısrar ederek) 207 sayılı Ek İlamın 1. maddesiyle yeniden işbu tazmin hükmünü vermiştir.***}

Sorumlu [(Özel Yetenek Sınavını Düzenleyen) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü sıfatıyla temyiz talep eden …], temyiz dilekçesinde özetle; bugüne kadar Sayıştay Başkanlığının gerek 2. Dairesine gerekse Temyiz Kuruluna sunduğu bütün savunmalarını tekrar ettiğini ve arkasında olduğunu, üniversitelerin her fakülte ve yüksekokulunun ayrı ayrı birimler olduğunu öncelikle bildirmek istediğini, her fakültenin/yüksekokulun 2547 sayılı YÖK kanunuyla belirlenmiş ayrı ayrı dekanlık/müdürlük ve yönetim kurullarının mevcut olduğunu, bu birimlerden bazılarının özel yetenek sınavıyla öğrenci aldıklarını, burada Sayıştay sorgusuna muhatap olan diğer birimler gibi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) da her yıl kendi bölümlerine öğrencilerini özel yetenek sınavıyla almakta olduğunu, bu sınavların planlanması, yürütülmesi ve sonlandırılmasının da ilgili birimin kendi kurulları tarafından Rektörlük makamına bilgi verilerek yapılmakta olduğunu, yani BESYO’nun yaptığı özel yetenek sınavını kendi akademik ve idari organları eliyle yürüttüğünü, diğer özel yetenek sınavlarıyla herhangi bir organik bir bağı bulunmadığını, kaldı ki bu birimlerin hitap ettiği öğrenci adayı kitlesinin de birbirinden çok farklı olduğunu, dolayısıyla BESYO özel yetenek sınavının kayıtlanmasından sonuçlanmasına kadarki bütün aşamalarının diğer özel yetenek sınavı yapan birimlerden farklı olduğunu, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinin Yönetim Kurulunun aldığı kararlar idare hukuku açısından sadece ilgili birimleri bağladığını, ilgili birimin aldığı herhangi bir kararla BESYO veya diğer bir birimi ilişkilendirmenin idare ve mali hukuk açısından mümkün olmadığını, BESYO Yönetim Kurulunun ne döner sermaye hesaplarına ne de … Üniversitesi Vakıf hesaplarına para toplanması ile ilgili herhangi bir işlemi ve kararı bulunmadığını, önceki savunmalarında da belirttiği gibi sadece 2016 BESYO Özel Yetenek Sınav Kılavuzunda sınav kayıtlanma, yönlendirme ve itiraz gibi konular için öğrencilerin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesindeki hesaplara para yatırmalarıyla ilgili bir bilgilendirme bulunduğunu, zaten Sayıştay Başkanlığının Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesindeki bu hesaplarla ilgili bir sorgusu bulunmadığını, Vakfa BESYO Özel Yetenek Sınavı nedeniyle öğrenci adaylarının bağış yapmaları durumunun ise tamamen öğrenci adaylarının kendi inisiyatifleriyle ve gönüllü olarak gerçekleştiğini, gerek BESYO Müdürü olarak şahsının, gerekse BESYO Yönetim Kurulunun hiçbir öğrenciye Vakfa para yatırılmasıyla ilgili ne bir tavsiye ne de bir zorlamada bulunmadıklarını, kaldı ki, bu konuda öğrenci adaylarından herhangi bir talep, şikayet veya bir itiraz gelmediğini, Vakfa bağış yapmak istemeyerek sınava girmek isteyen herhangi bir öğrenci adayı da olmadığını, bu bağış sürecinde hiçbir öğrenciyle yakın veya uzak herhangi bir temasının olmadığını, dolayısıyla öğrencilerin kendi irade ve istekleriyle Vakfa bağışta bulunmalarında “kamu gücü kullanılarak zorla bağış toplama” işleminden bahsetmenin mümkün olmadığını, nitekim Vakfa kimin ne zaman ve ne kadar bağış yaptığını ne BESYO Müdürü, ne BESYO Yönetim Kurulu ne de Vakıf Organlarının üyelerinin bilemeyeceklerini, ancak Vakfın ilgili muhasebe birimlerinin hesapları incelemeleri ile bunun mümkün olacağını, dolayısıyla hem Sayıştay Temyiz Kurulunun hem de Sayıştay 2. Dairesinin İlamlarında bahsi geçen kamu gücü kullanılarak zorla bağış toplanma işleminin gerçekleşmesinin mümkün görülmediğini, öğrenci adayları tarafından Vakfa yapılan bağışlarla BESYO Müdür ve Yönetim Kurulunun herhangi bir ilişkisi olmadığı gibi bu konuda alınmış herhangi bir Yönetim Kurulu kararı da bulunmadığını, böyle bir bağlantı yokken öğrenci adaylarının kendi özgür iradeleriyle Vakfa yaptıkları gönüllü bağışın bir kamu geliri olduğunu söylemenin mümkün görülmediğini, bu sebeple BESYO öğrenci adayları tarafından Vakfa yapılan bağış bir kamu geliri olmadığı için bir kamu zararından bahsetmenin de mümkün olmayacağını, zaten Sayıştay Temyiz Kurulunun 15.05.2019 tarihli ve 46220 sayılı Kararıyla kamu zararı olmadığını teyit ettiğini, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin birinci fıkrasında “Sayıştay dairelerince verilen ilamlar Sayıştay Temyiz Kurulunda temyiz olunur. Bu kurulca verilen kararlar kesindir” denilmekte olduğunu, bu sebeple Sayıştay 2. Dairesinin haklarında tekrar tazmin hükmü kurmasının 6085 sayılı Sayıştay Kanunun 55 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık teşkil ettiğini, Sayıştay 2. Dairesinin konuyla ilgili YÖK’ün özel yetenek sınavlarında öğrenci adaylarından herhangi bir ücret alınmaması, eğer bir ücret alınacaksa da bunun Üniversitelerin Strateji Geliştirme Daire Başkanlıkları bünyesindeki özel hesaplara gelir kaydedilmesi yönünde ifadelerinin bulunduğunu, kendilerinin de 2016 BESYO Özel Yetenek Sınav Kılavuzunda belirtilen Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı Bünyesindeki hesaplara gelir kaydedilmek üzere öğrencilerden kayıtlanma, yönlendirme ve sınavlara itiraz konularında ücret alınacağını bildirdiklerini ve bu hesaplara para yatırmalarını sağlandıklarını, BESYO Özel Yetenek Sınavının her yönüyle özel ve yapılması çok meşakkatli bir sınav olduğunu, bu sınavın ÖSYM’nin yaptığı öğrenci seçme yerleştirme sınavlarının muadili fakat daha zor bir sınav olduğunu, ÖSYM ve açık öğretim fakültesi olan üniversitelerin öğrencileri ya da öğrenci adayları için yaptıkları her sınav ve işlem için ücret aldığını ve bu sınavda görev alan bütün görevlilere ücret ödemesi yaptığını, ÖSYM’nin yapması gereken bir işi kendilerinin Üniversitede yapmak durumunda kaldıklarını, bu kadar riski yüksek bir sınav sürecinin başından sonuna kadar YÖK yada kanun yapıcı irade tarafından herhangi bir düzenleme yapılmayarak sürüncemede bırakılmasının özel yetenek sınavıyla öğrenci alan bütün birimleri sıkıntıya soktuğunu, yüksek standartlarda bir sınav yapmaları sebebiyle çok fazla maliyet gerektiren böyle bir sınavın külfeti Üniversitenin Strateji Daire Başkanlığı bünyesindeki hesaplara aday öğrencilerin ücret yatırmaları sağlanarak karşılanmaya çalışıldığını, ayrıca 2547 ve 657 sayılı Kanunlarda akademik ve idari personelin özel yetenek sınavı yapmakla ilgili bir görev tanımı bulunmadığını, bu sınavın rutin eğitim öğretim işlerinin dışında bir işlem olduğunu, bu sınavların akademik ve idari personelin asli işlerinden olduğunu söylemenin ilgili kanunlardan zorlama yorum çıkarmak anlamına geldiğini, öğrenci adaylarının Vakfa kendi iradeleriyle ve gönüllü olarak bağışta bulunmalarının, BESYO Müdürü olarak Vakıf Başkanlığını da yürüten Rektörlük Makamından Vakıf yardımının istenmesinin, toplanan paralardan Vakıf organlarınca sınavda görev alan akademik ve İdari personele karşılıksız yardımda bulunulması faaliyetlerinin hepsinin Vakıf bünyesinde gerçekleştiğini, sorguya konu olan evrakların Vakıftan temin edilmesinin de bunu teyit etmekte olduğunu, bu yönüyle Vakfın işlemlerinin denetlenmesinin Sayıştay sorgusunun dışında bir olay olduğunu ki Sayıştay Temyiz Kurulunun 15.05.2019 tarihli ve 46220 nolu verdiği Kararda bu sorgunun Sayıştay denetimi dışında bir olay olduğunu doğruladığını, Vakıflar Genel Müdürlüğünün ihtiyaç halinde bu denetlemeleri zaten yaptığını, BESYO Müdürlüğü ile birlikte diğer özel yetenek sınavı yapan birimlerin, Vakıf Başkanı olması sebebiyle Rektörlük Makamından Vakıf yardımı istedikleri yazının sadece arz kısmının alınarak aynı ağızla ve organize bir şekilde YÖK’ün öğrencilerden özel yetenek sınavı ücreti alınmaması kuralının Vakıf kullanılarak aşıldığının iddia edilmesinin tamamen hayal ürünü olduğunu, bu birimlerin Üniversitenin ayrı ayrı birimleri olup her birimin sınav süreçleri ve takvimlerinin birbirinden farklı olduğunu, her birimin talep yazılarının üst tarafları birbirinden tamamen farklı iken sadece yardım isteme kısmının benzer ifadelerle yazılmasının akademik ve idari birçok birimde rutin yazılan yazılarda görülen sıradan bir durum olduğunu, yazılara bu tür anlamlar yüklemenin sorgu kastının ötesine geçmek anlamına geleceğini, Ek İlamda ayrıca Rektörün Vakıf Başkanı, Rektör Yardımcısı olan şahsının ise Vakıf Başkan Yardımcısı olarak olaydan haberdar olduklarının söylendiğini, Rektörün aşırı iş yükü yoğunluğu sebebiyle özel yetenek sınav süreçlerini sıkı sıkıya takip edememesi buna bağlı olarak da öğrenci adaylarının Vakfa bağışta bulunup bulunmama süreçlerini günübirlik bilememesinin çok makul kabul edilmesi gerektiğini, fakat şahsının BESYO özel yetenek sınav süreçlerini bilmesinin de çok doğal kabul edilmesi gerektiğini fakat öğrenci adaylarının Vakfa gönüllü olarak bağışta bulunma süreçlerinin Vakfın muhasebe birimlerince takip edildiğini ve süreç sonrası ihtiyaç halinde Vakıf Yöneticileri olarak kendilerinin de bilgilendirildiğini, dolayısıyla 2016 Özel Yetenek Sınavlarının ne sınav öncesi, ne sınav esnası ne de sınav sonrası süreçlerinde diğer özel yetenek sınavı yapan birim yöneticileriyle YÖK’ün özel yetenek sınavlarından ücret alınmaması kuralının Vakfa bağış toplanarak aşılmasına yönelik herhangi bir temaslarının olmadığını, bu bağlamda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinin Yönetim Kurulu kararı alarak öğrenci adaylarından ücret alınacağı ve bunun döner sermaye ve Vakıf hesaplarına yatırılacağı bilgisini Rektörlüğe yazdığı ve … Bankası Üniversite Şubesine de ilettiği yazıların sadece ilgili birim yönetici ve yönetim kurulu üyelerini bağlayacağını, kaldı ki, bu yazıların idare hukuku açısından da sıkıntılı yazılar olduğunu, Vakıf ve Ziraat Bankasının ayrı ayrı tüzel kişilikler olduğunu, Dekanlığın bu birimlere direk yazı yazamayacağını, ancak Rektörlük ve Rektörlüğe bağlı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı gibi ilgili birimleri aracılığı ile iletişim kurabileceğini, dolayısıyla BESYO’nun Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinin yaptığı işlemlerle bir bağlantısı olmadığı gibi bu tür bir işlemlerinin de bulunmadığını, ayrıca öğrencilerin Vakfa yaptıkları gönüllü bağışların Vakıf hesaplarında toplandığını, Vakıf karar organlarının onayıyla özel yetenek sınavında görev alan akademik ve idari personele sınavların yürütülmesindeki üstün gayretlerine istinaden ilgili birim yöneticilerinin tahmini takdir ettikleri ödül miktarlarının Vakfın karar organlarının yazılı talimatlarıyla ilgililerin hesaplarına transfer edildiğini, Vakfın herhangi bir hizmet sunmadığını ve sunmadığı bir hizmet için de herhangi bir ücret talep etmediğini, öğrenci adaylarının sadece gönüllü olarak Vakfa bağışta bulunduklarını, yani Vakıf bünyesinde öğrenci adaylarının bağışları nedeniyle toplanan paranın, eğer öğrenciler bağış yapmasaydı olmayacak bir para olduğunu, yani bu paranın bir kamu kaynağı ya da bütçesi olmadığını, dolayısıyla Vakfın kendi organları eliyle vakfın amaçları doğrultusunda kendi akademik ve idari personeline yapılan bağışlar nedeniyle yardımda bulunmasının, kamu kaynağında herhangi bir zarara, kayba veya artışta azalmaya yol açmadığını, hatta yapılan bağışların önemli bir kısmının Vakfın öğrenci burs hesaplarına aktarılmasıyla da kamu yararı sağlandığını, öğrenci adaylarının kendi özgür iradeleriyle ve gönüllü olarak Vakfa yapmış oldukları bağışların özel yetenek sınav süreçlerini yürüten birim yöneticileri olarak kendileri tarafından adaylardan yetkisiz tahsil edildiği iddiasının tamamıyla zorlama bir yorum olduğunu, BESYO yönetimi olarak sadece 2016 Yılı BESYO Özel Yetenek Sınav Kılavuzunda öğrencilerden kayıtlanma, yönlendirme ve itirazlar gibi konularda Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesindeki hesaba adayların para yatırmaları hususunda bir yönlendirmelerinin mevcut olup, bunun dışında herhangi bir ad ile başka bir banka hesabına ya da Vakıf hesaplarına para yatırılması ve bağış yapılması taleplerinin olmadığını, sonuç itibarîyle 2016 yılı Özel Yetenek Sınavları sebebiyle aday öğrencilerin Vakıf hesabına kendi özgür iradeleriyle gönüllü olarak bağışta bulunduklarını, Vakıf yönetiminin kendi organları aracılığıyla Vakfın amaçları doğrultusunda Özel Yetenek Sınavında görev alan akademik ve idari personele gösterdikleri özverili ve başarılı çalışmaları sebebiyle destekte bulunduğunu, Vakfa yapılan bu bağışlar ve Vakfın yaptığı yardımların kamu kaynaklarında bir zarara, azalmaya yada artışta eksilmeye sebep olmadığını, dolayısıyla yukardaki işlemler nedeniyle herhangi bir kamu zararına yol açmadığını, hiçbir kimseden zorla bağış toplamadığını, yetkisiz tahsil yapmadığını ve kanunsuz herhangi bir işlemin içinde bulunmadığını ifade etmek suretiyle tazmin hükmünün tamamen kaldırılması istemini Kurulumuza iletmiştir.

Aynı ilam maddesinde sorumluluğu bulunan ve (Özel Yetenek Sınavını Düzenleyen) Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Yardımcısı sıfatıyla temyiz talep eden …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyadaki temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle yapılan denetim sonucu Sayıştay tarafından belirtilen hususların mevzuatla ilgili kısımlarına itiraz etmediğini belirtmek istediğini, ancak şahsının bu denetim sonucu oluşan kamu zararından sorumlu tutulmasının haksız ve yasalara aykırı bir durum olduğunu, çünkü aşağıda açıklandığı üzere kendisinin tazmin hükmüne konu edilen işlem ve uygulamalarda yetki ve sorumluluğu olan, işlem ve uygulamaları yönlendiren, yöneten, buna ilişkin karar alan ve/veya uygulayan ya da bu işlemlerin gerçekleşmesine yönelik olarak talimat verme konumunda bulunan birisi olmadığını, anladığı kadarıyla Ek İlamın, daha önceki temyiz başvurusunda da belirttiği üzere şahsının bu somut durumunu gözden kaçırdığı için şahsıyla ilgili tazmin hükmü içerdiğini, aşağıda açıklandığı üzere kanaatince adının sorumlular arasında ısrarla yer almasının, konuyla ilgili inceleme ve araştırma yapılırken yeterli titizlik ve özenin gösterilmemesinden kaynaklandığını, şöyle ki;

1. Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi özel yetenek sınavlarına ilişkin 2016 yılı denetimi sonucu mevzuata uygun görülmeyen işlerin, 2010 yılından beri aynı şekilde uygulanmakta olduğunu, önceki yıllarda olduğu gibi 2016 yılı için de Fakülte Yönetim Kurulunda özel yetenek sınav tarihleri, koşulları, uygulanması ve sınav komisyonlarının oluşturulması ile danışmanlık ve yönlendirme ücreti olarak … TL ücret alınması ve bu ücretin Fakülte Döner Sermaye Hesabına yatırılması yönünde kararlar alındığını (Dilekçe Eki: 1,2), Fakülte Yönetim Kurulunun … tarihli ve … sayılı Kararda (aynı tarihli ve … sayılı Kararı), kendisinin de imzasının bulunduğunu ve bu Kararda öğrenci adaylarından yapılan tahsilatların … Üniversitesi Vakfı’na yatırılması ve/veya aktarılması yönünde bir irade bulunmadığını, dolayısıyla kendisinin sorumlu konumuna alınarak aleyhinde tazmin hükmü verilmesinin fiili ve hukuki dayanağının bulunmadığını, öncelikle bu nedenle şahsıyla ilgili tazmin hükmünün kaldırılarak beraatına karar verilmesini gerektiğini,

2. Fakülte Yönetim Kurulu bu Kararı verdikten sonra (tazmin hükmü tarafına tebliğ edildikten sonra erişme imkanı bulduğu) Fakülte Dekanlığınca … tarihli ve … sayılı yazı (Dilekçe Eki: 3) … Bankası … Üniversitesi Kampüs Şube Müdürlüğüne; aynı tarih ve … sayılı yazı (Dilekçe Eki: 4) da Rektörlük Makamına gönderildiğini, Bbu yazılarda başvuruda bulunan her öğrencinin yatırması gereken başvuru ücretinin yarısının hesap numarası verilerek Döner Sermaye hesabına, diğer yarısının ise yine hesap numarası verilerek Vakıf hesabına yatırılmasının istendiğini, bu yazılarda kendisinin imzasının bulunmadığını, yazılardaki imzaların o dönemdeki Dekan …’a ait olduğunu, temyize konu Ek İlamda bu hususun da gözden kaçtığını, izah edilen durum dikkate alındığında kendisinin işlem ve uygulamalardan sorumlu olmayacağının açık olduğunu,

3. Rektörlüğe ve … Bankasına yazılan 20.05.2016 tarihli yazılar (Dilekçe Eki: 3, 4) doğrultusunda Vakıf hesabına yatırılan paraların dağıtım nin de o dönemin Dekanı tarafından imzalandığını, (Dilekçe Eki: 5), sorgu aşamasında yaptığı savunmada da açıkladığı üzere, 15.07.2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü ertesinde Dekanlık görevini vekaleten üstlenen Rektöre kendisinin yaklaşık bir hafta boyunca tesadüfen yardım ettiğini, bu dönemde önüne rutin evrak olarak gelen … tarihli ve … sayılı yazının (Dilekçe Eki: 6) tarafından (Dekan Yardımcısı sıfatıyla) imzalandığını, tazmin hükmüne esas alınan bu yazının bir talimat yazısı değil, bir talep yazısı olduğunu, dolayısıyla sanki kendi imzaladığı yazı talimat yazısı imiş gibi bir kabulle tazmin hükmü kurulmasının doğru olmadığını, kendisinin imzaladığı talimat gereğince ödemeler yapılmış gibi bir durumun asla söz konusu olmadığını,

4. Öte yandan, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi personeline ödeme yapılması yönündeki … tarihli ve … sayılı yazının (Dilekçe Eki: 7) da Vakıf hesabının bulunduğu … Bankası Kampus Şubesi Müdürlüğüne Vakıf Başkan Yardımcısı … tarafından yazılarak imzalanmış olup, tarafınca imzalanmadığını, o halde ödemeden kendisinin sorumlu tutulmasının hukukla, hakkaniyetle ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığını, sonuç olarak, aday öğrencilerden alınan ve Üniversite hesaplarına yatırılması gereken paraların Vakıf hesaplarına yatırılması ve/veya Vakıf hesabına aktarılması yönünde hiçbir karar ve/veya talimatta iradesinin ve imzasının bulunmadığını, keza Vakıf hesabından kişilere ödeme yapılması yönünde bir karar almadığını, alınmış bir karara ortak olmadığını, bu yönde bir talimat da vermediğini, aday öğrencilerden alınacak paraların Döner Sermaye hesabına yatırılmasına ilişkin … tarihli ve … sayılı Fakülte Yönetim Kurulu Kararındaki imzasının hukuka uygun olduğunu (Dilekçe Eki: 2), ödeme listeleri (Dilekçe Eki: 5) altındaki imza tarafına ait olmadığı gibi, Fakülte Yönetim Kurulu Kararında Döner Sermaye hesabına yatırılması kararlaştırılan paraların bir bölümünün Vakıf hesaplarına yatırılmasının (Dilekçe Eki: 3, 4) ve Vakıf hesaplarına yatırılan paraların ilgililere ödenmesi (Dilekçe Eki: 6) yönündeki talimat yazılarını da kendisinin imzalamadığını, kendisinin sadece tesadüfen Dekan yardımcısı görevini üstlendiği olağanüstü darbe döneminde bir talimat değil, talep yazısını (Dilekçe Eki: 5) imzaladığını, olaya hangi yönden bakılırsa bakılsın, kamu zararına sebebiyet verecek hiçbir işlemin altında imzasının bulunmadığını, bu nedenle en başından beri sorguya muhatap olmasının da yanlış olduğunu, aleyhine tazmin hükmü verilmesinin de yanlış olduğunu, kendi imzaladığı yazının şahsına sorumluluk yüklenmesini gerektiren bir içerikte olmadığını, çünkü bir talimat yazısı değil, talep yazısı olduğunu, ilgililerin sorumlu tutulmasını gerektiren bir durum varsa, paraların Vakfa yatırılmasını sağlamaya yönelik talimat ve karar verenler ile personele ödeme yapılması yönünde talimat veren kişilerin sorumlu konumuna alınması, sorguların o kişilere yöneltilmesi ve gerektiğinde tazmin hükmünün onlar hakkında verilmesi gerektiğini,

5. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere ödeme talimatını veren, ödemeyi yapan kişi kendisi olmadığımdan, kişilere yapılan ödemelerden kesilmesi gereken gelir vergisi ve/veya damga vergisi nedeniyle de kendisinin sorumlu tutulmaması gerektiğini

İfade etmek suretiyle bir kez daha tazmin hükmünün kendi uhdesinden kaldırılması gerektiğini dile getirmiştir.

Aynı ilam maddesinde sorumluluğu bulunan ve (Özel Yetenek Sınavını Düzenleyen) Eğitim Fakültesi Dekanı sıfatıyla temyiz talep …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyadaki temyiz dilekçesinde özetle; sorguda yine aynı iddialar ifade edilerek savunma istendiğini ve dosyada mevcut olan savunmanın yapıldığını, son olarak Ek İlamda 2. Dairenin, savunmalarını dikkate almadan; suçun kişiselliği ilkesine uymadan; Fakültelerin münferit olarak hareket ettiklerini, aralarında bir uygulama birliği olmadığını göz ardı ederek, Güzel Sanatlar Fakültesi Yönetim Kurulu Kararını Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu Kararı ve yazıları gibi göstererek ve genelleme yaparak, bütün taraflar için üç iddiasında da direndiğini, oysa Eğitim Fakültesinin ne Döner Sermaye hesabına, ne Strateji hesabına ne de Vakıf hesabına yatırılmak üzere öğrenci adaylarından herhangi bir ücret talep etmediğini, hiç bir şekilde para toplamadığını, bir başka hesaba da aktarmadığını, bu durumun Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak sayılı İlamında da açıkça ifade edildiğini, ayrıca, 2. Dairenin diğer iddialarında da ısrarcı olmasını anlamanın mümkün olmadığını, 2. iddianın (personele ödeme yapılması) Vakıf Yönetiminin özgür iradesi ile aldığı bir karar olduğunu, kendisi Vakıf Yönetiminde olmadığı için konunun kendisiyle ilgili olmadığını, 3. iddianın (ödemelerden vergi kesilmemesi) tamamen Vakıf ile ilgili bir konu olduğunu, savunmalarında daha önce de ifade ettiği gibi Vergi Usul Kanununun 8 inci maddesinde, vergi sorumlusunun; “verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi” şeklinde tanımlandığını, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortakları, dernekler, vakıflar, … aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmüne yer verildiğini, bu yasal açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Vakıftan personele yapılan ödemelerle ilgili vergi kesintisinin yapılıp yapılmamasından sorumlu tutulması gereken kişinin (vergi sorumlusunun) kendisi olmadığının açıkça anlaşıldığını, bir başka açıdan bakıldığında, tazmin hükmü verilmesi ya da verilmemesi halinde; her iki durumda da bu iddiaların anlamsız olacağını, nitekim 2, Dairenin tazmin hükmü verilen, öğrenci adaylarından para toplandığı ve Vakıf hesabına aktarıldığını öne süren 1. iddiası ile ilgili olarak, daha önce Temyiz Kurulunca verilen 15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak nolu Kararda özetle; “... öğrenci adayları Vakıf hesabına kendi iradeleri ile para yatırarak bağışta bulundukları görüldüğünden Üniversitenin geliri olan bir paranın bir hesaba aktarılmasından söz etmenin mümkün olmadığı; böyle bir durumda 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamında bir kamu zararı oluşmadığından; Sayıştay hesap yargılaması sonucunda tazmin hükmü verecek bir husus bulunmamakta ...” denilmek suretiyle bu iddianı da kabul edilmediğini, yine aynı Kararda özetle; “kamu gücü kullanılarak (zorla) bağış toplama işleminin gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmakta olup, bu işlemin karşılığının idari soruşturma açılması ve gerekirse sonucuna göre cezai müeyyide verilmesi olabileceği; Dairece konunun bu ait boyutu (zorla bağış toplanması) açısından sadece Yükseköğretim Kuruluna yazılması yönünde karar alabileceği”nin ifade edildiğini, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 72 nci maddesinde ise bu duruma açıklık getirilerek; kamu hizmetleri ile ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanması hallerinde söz konusu tutarların, yetkisiz tahsil veya ödeme yapanlardan alınarak ilgisine göre gelir kaydedileceğinden veya ilgililerine iade edilmek üzere emanet hesaplarına kaydedileceğinden söz edildiğini, bu durumda bağış toplayanın Vakıf olduğu ve toplanan meblağın tutarı dahi bilindiğine göre bu meblağın Vakıftan tahsil edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, nitekim Üye …’ın azınlık görüşünün de bu yönde olduğunu, bu durumda, 2. Daire tarafından öne sürülen iddiaların hiçbirinin Eğitim Fakültesi Dekanı ve Harcama Yetkilisi olarak kendisiyle ilgili olmadığını; hiç bir ad ve nam altında öğrenci adaylarından para toplayıp herhangi bir hesaba aktarmadığını; parayı kimin topladığı ve nerede olduğu bilindiği ve kamu zararına sebep olmadığı anlaşıldığına göre uhdesindeki tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini Kurulumuza bildirmiştir.

Aynı ilam maddesinde sorumluluğu bulunan ve (Özel Yetenek Sınavlarının Düzenlenmesini Onaylayan) Üst Yönetici sıfatıyla temyiz talep eden …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyadaki temyiz dilekçesinde özetle; Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından verilen 15.05.2019 tarihli Kararda dosyanın tekrar incelenmek üzere Dairesine gönderilmesine karar verildiğini, ayrıca Sayıştay Başsavcılığının Temyiz Kuruluna sunduğu görüşünde de Üniversite Rektörü olarak idari sorumluluk yönünden olan itirazının yerinde görüldüğünün belirtildiğini, 2. Dairenin, Temyiz Kurulunun kararı üzerine ikinci kez yeniden yaptığı yargılamada, o dönemin Üniversite Rektörü olarak kendisinden bir savunma da istenmediğini, özet olarak; 2. Dairenin, Sayıştay Üst Kurulunun şahsıyla ilgili görüşlerini dikkate almadan, tekrar eski kararında ısrarcı olduğunu, anılan tarihte Rektör ve aynı zamanda Vakıf Başkanı olması sıfatıyla, Sayıştay 2. Dairesinin vermiş olduğu karara sorumluluk ve hem de esas yönünden itiraz ettiğini, 5018 sayılı Kanunun üst yöneticilerin sorumluluğunun idari yönden olduğunu, mali konularda sorumluluğun ise alt yöneticilere (harcama yetkililerine) bırakıldığını, ayrıca da burada sözü edilen harcamanın Üniversitenin bütçesiyle ilgili değil Üniversite Vakfı ile ilgili bir harcama olduğunu, 15.05.2019 tarihinde Sayıştay Temyiz Kuruluna yaptığı savunmada, özel yetenek sınavı ile ilgili Üniversite özel yetenek sınavına girecek olan aday öğrencilerden bir kayıt ücreti alınmaması konusundaki YÖK kararını, bu sınavı yapacak olan Fakülte ve Yüksek okul yöneticilerine sözlü olarak tebliğ ettiğini belirttiğini ve Kurulumuzun ilgili sınavı yapan birimlerinin yöneticilerine bu hususu sorduğunda da ilgili yöneticilerin bu durumu doğruladıklarını ve “evet Rektör bize bu durumu bildirdi” dediklerini, yapılan sınavların sağlıklı yürütülmesi konusunda idari sorumluluğunun olduğunun dışında özel sınavlara girecek öğrencilerin Üniversite Vakfına bir ücret ödemesi ile ilgili bir bilgisi bulunmadığı gibi Vakıf Başkanı olarak yazılı ve sözlü bir beyanının da olmadığını, Vakfın bu konuda aldığı bir kararın da mevcut olmadığını, kısacası öğrencilerin Vakıf hesabına yatırdıkları sınav ücretinin Rektör ve Vakıf Başkanı olarak kendi bilgisi dışında olduğunu, Üniversite Üst Yönetimi ile sınavları yapan birimlerin yöneticilerinin, öğrencilerden alınan sınav ücretlerini birlikte kararlaştırdıkları, bu işi bir plan dâhilinde yaptıkları yönündeki 2. Dairenin yorumunun doğru olmadığını, şayet böyle bir ortak karar olsaydı, bu sınavın yürütülmesini sağlayan alt birimlere müracaat eden öğrencilerin tamamının kayıt ücretlerini aynı hesaba yatırmaları gerekmez miydi? sorusunun akla geldiğini, Eğitim Fakültesi ve Beden Eğitimi Yüksek Okuluna müracaat eden aday öğrencilerin Üniversite Strateji Daire Başkanlığı ve Üniversite Vakfına, Güzel Sanatlara başvuranların ise bu Fakültenin Döner Sermaye hesabına kayıt ücretlerini yatırdıklarını, özet olarak öğrencilerden kayıt ücreti alınması ve bu kayıt paralarının Üniversite Vakfına yatırılması ile ilgili bir dahlinin, yazılı veya sözlü bir talebinin olmadığını, Üniversite Yönetim Kurulunun ve Üniversite Vakfı Yönetiminin de bir kararının mevcut olmadığını, Üniversite Vakfının en önemli işlevinin, şayet Üniversitenin herhangi bir biriminin ihtiyacını karşılayacak bir kaynağı yoksa o konuda ilgili olan Üniversite birimlerine destek vermek olduğunu, Vakıf bütçesinden özel yetenek sınavında görev alan öğretim üyesinden, hizmetlisine kadar fazla mesai yapan elemanlara, ilgili birimlerin yöneticilerinin talepleri doğrultusunda katkı sağlandığını, durumun bundan ibaret olduğunu; bu nedenle, Sayıştay 2. Dairesinin Ek İlamında tazmine hükmolunan ödeme yükümlülüğünün ortadan kaldırılması gerektiğini Kurulumuza arz etmiştir.

Aynı ilam maddesinde sorumluluğu bulunan ve (Özel Yetenek Sınavını Düzenleyen) Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı sıfatıyla temyiz talep eden …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyadaki temyiz dilekçesinde özetle; üniversitelerin her fakülte ve yüksekokulunun ayrı ayrı birimler olduğunu öncelikle bildirmek istediğini, her fakültenin/yüksekokulun 2547 sayılı YÖK kanunuyla belirlenmiş ayrı ayrı dekanlık/müdürlük ve yönetim kurullarının mevcut olduğunu, bu birimlerden bazılarının özel yetenek sınavıyla öğrenci aldıklarını, burada Sayıştay sorgusuna muhatap olan diğer birimler gibi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinin de her yıl kendi bölümlerine öğrencilerini özel yetenek sınavıyla almakta olduğunu, bu sınavların planlanması, yürütülmesi ve sonlandırılmasının da ilgili birimin kendi kurulları tarafından Rektörlük makamına bilgi verilerek yapılmakta olduğunu, bu nedenledir ki dekanlık ya da müdürlüklerin kendi istekleri doğrultusunda bir uygulamalarının söz konusu olamayacağını, kamu zararına sebebiyet verdiği görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmadığını belirtmek istediğini;

1. Bilindiği üzere Üniversitenin 2016 yılı hesaplarının Sayıştay Denetçileri tarafından incelendikten sonra Sayıştay 2. Dairesi’nce verilen ve tazmin hükmünü içeren 14.03.2017 tarihli ve 67 sayılı İlamın, ilgililerce temyiz edildiğini ve temyiz incelemesi sonunda verilen 15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararıyla bozulduğunu, Sayıştay Temyiz Kurulunun bozma kararının, “kamu zararının oluşmadığı” gerekçesiyle verildiğini, bu durumda sözü edilen Sayıştay Temyiz Kurulu Kararının gerekçeleri şahsına tazmin konusu yapılan hususlar için de geçerli olduğundan ve bu Karar bağlayıcı olduğundan; şahsına tazmin konusu yapılan uygulama ve işlemlerle kamu zararına yol açtığı iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, öncelikle bu nedenle söz konusu uygulama ve işlemlerle ilgili olarak hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılması gerektiğini,

2. Tazmin hükmüne konu tahsilatların 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 55 inci maddesinin (c) fıkrasında yer alan “Alınacak harç ve ücretler” kapsamında olmadığını, Ek İlamın bu nedenle doğru olmadığını, Yasada yükseköğretim kurumlarının gelirleri arasında “özel yetenek sınav gelirleri” diye tanımlanan bir gelir türü bulunmadığını, ayrıca 2016 yılında dekanlığını yürüttüğüm … Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesince öğrencilerden harç alınması yönünde bir karar alınmadığını, bu durumda mevzuat gereği alınması mümkün olmayan ya da fiili olarak alınmayan bir harcın alınarak özel bütçeye gelir kaydedilmesinin de mümkün olamayacağını, 2016 yılı harcama belgeleri arasında sorguya konu başvuru harçlarının tahsil edildiğine ve/veya akademik ve idari personele ödeme yapıldığına ilişkin bir belge yer almadığını, öte yandan sorgu ve sonrasında verilen temyize konu Ek İlamın, Sayıştay denetimine tabi olmayan Vakfın uygulamalarına dayandığını, bu yönüyle sorgunun mevzuatla uyarlı olmadığını, bu nedenle de hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılması gerektiği kanısında olduğunu,

3. Bilindiği üzere 5018 sayılı Yasaya göre kamu zararının, “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlandığını, temyiz edilen tazmin hükmüne konu uygulama ve işlemler nedeniyle kamu kaynağında artışa engel olunması ve/veya kamu kaynağında eksilmeye neden olunmasının söz konusu olmadığını, çünkü bu şekilde artışa engel olmaktan bahsedilebilmesi için, kamu kaynağına dâhil edilmesi gereken bir varlığın olması ve bu varlığın kamu kaynağına dâhil edilmemesi gerektiğini, yukarıda da açıklandığı üzere öğrenci adaylarından alınan ücretler 2547 sayılı Yasanın 55/c maddesi kapsamında olmadığından, kamu kaynağına dahil edilmesi gereken bir varlığın söz konusu olmadığını, dolayısıyla olayda “kamu kaynağında artışa engel olma”dan da söz edilemeyeceğini, öte yandan Dekanı bulunduğu Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi bütçesinden akademik ve idari personele yapılan ve tarafınca Harcama Yetkilisi sıfatıyla imzalı sorguda bahsedilen türden bir harcama ve harcama belgesi de bulunmadığını, o halde “kamu kaynağında eksilmeye neden olma”nın da söz konusu olmadığını, bu nedenle de hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılmasının uygun olacağını düşündüğünü,

4. Özel yetenek sınavlarında görevli akademik ve idari personele Üniversite Vakfı tarafından katkıları nedeni ile ödeme yapılmasının tamamen Vakıf Yönetim Kurulu’nun kararına ve takdirine bağlı olduğunu, kendisinin o dönemin Dekanı olarak ne Rektörlük Makamına ne de Vakfa emir ya da talimat (ödeme emri) verebilecek konumda olmadığı gibi, doğrudan Üniversite Vakfı ile yazışma yapma yetkisinin de bulunmadığını, sonuç olarak bu sınavların bir maliyeti bulunduğunu ve bu maliyetin Vakıf tarafından karşılandığını, Vakıf organlarının özgür iradeleri ile yaptıkları bir işlem nedeni ile kendisinin sorumlu tutulmasının yanlış olduğu gibi, bu madde açısından kendisiyle ilişkilendirilebilecek bir kamu zararından söz etmenin de mümkün olmadığını, Vakıf tarafından akademik ve idari personele yapılan ödemelerden Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı olarak kendisinin de şahsi sorumluluğunun söz konusu olmaması gerektiğini, çünkü Vakıf tarafından akademik ve idari personele yapılan ödemelerin, tamamen Vakfın kendi tüzüğüne göre ve yetkili organlarının aldığı kararlar çerçevesinde gerçekleştiğini, Vakfın, Fakülteden ve Üniversite tüzel kişiliğinden ayrı bir “özel hukuk tüzel kişisi” olduğunu, kendisinin bu özel hukuk tüzel kişisi Vakıf yetkilisi olmadığını, bu ödemelerin yapılması için talepte bulunulması ile ödemelerin yapılması için talimat verilmesinin başka hususlar olduğunu, kendisinin personele ödeme yapılması yönünde verilmiş bir karar ya da talimatının bulunmadığını, o halde özel hukuk tüzel kişisi statüsünde olan Vakfın kendi yetkili organlarının kararları doğrultusunda yapılan ödemelerden kendisinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını,

5. Vakıf tarafından yapılan ödemelerden gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmaması konusu ile de şahsı arasında bir bağ olamayacağını, çünkü kendisinin Vakıfta karar alma görev ve yetkisi olmadığı gibi Vakıfta vergi sorumlusu da olmadığını, bu hususta bir kamu zararı iddiası varsa bunun Vakıf yetkililerinden sorulması gerektiğini, kendisinin Vergi Usul Kanununun 8 inci maddesindeki “verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi (vergi sorumlusu)” konumunda olmadığını, keza Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesindeki “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortakları, dernekler, vakıflar ... ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergisine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” hükmü kapsamında bir görevi ve yetkisinin de bulunmadığını, bu yasal açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Vakıftan personele yapılan ödemelerle ilgili vergi kesintisinin yapılıp yapılmamasından sorumlu tutulması gereken kişinin (vergi sorumlusunun) kendisi olmadığının açıkça anlaşıldığını, o halde Vakıf tarafından personele yapılan ödemelerden vergi kesilmemesi konusunda kendisine bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, bu nedenle de hakkında tazmin kararının kaldırılmasını talep ettiğini

Kurulumuza bildirmiştir.

(İlamda sorumluluğuna hükmedilen tüm sorumlular temyiz talebinde bulunmakla beraber; her bir sorumlunun dilekçesi için de geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle;

Adı geçenin (…) dilekçesinde özetle; 2016 yılı Özel yetenek sınavları sebebiyle aday öğrencilerin Üniversite Vakfı hesabına kendi özgür iradeleriyle gönüllü olarak bağışta bulunduğu, Vakıf yönetiminin ise kendi organları aracılığıyla Vakfın amaçları doğrultusunda Özel Yetenek Sınavında görev alan akademik ve idari personele gösterdikleri özverili ve başarılı çalışmaları sebebiyle destekte bulunduğu; bu nedenlerle kamu kaynaklarında bir zarara, azalmaya ya da artışta eksilmeye sebep olunmadığı ve kanunsuz herhangi bir işlemin içinde bulunulmadığı,

Adı geçenin (…) dilekçesinde özetle; konuyla ilgili inceleme ve araştırma yapılırken yeterli titizlik ve özenin gösterilmediği, mevzuata ilişkin itirazının olmadığı, ancak şahsının yaptığı fiiller nedeniyle kamu zararına neden olmadığı, 2010 yılından bu yana aynı şekilde uygulama yapıldığı, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi özel yetenek sınavlarında öğrenci adaylarından 2016 yılında 25.04.2016 tarihli ve … sayılı kendisinin de imzasının bulunduğu karar alındığı ancak Vakfa paranın yatırılmasına ilişkin herhangi bir dahlinin olmadığı ile aynı tarih ve … sayılı Fakülte Yönetim Kurulunda özel yetenek sınav tarihleri, koşulları, uygulanması ve sınav komisyonlarının oluşturulması ile danışmanlık ve yönlendirme ücreti olarak … TL ücret alınması ve bu ücretin Fakülte Döner Sermaye hesabına yatırılması yönünde kararlar alındığı; bu nedenle herhangi bir sorumluluğunun olamayacağı, ayrıca, Fakülte Yönetim Kurulu bu kararı verdikten sonra Fakülte Dekanlığınca … tarihli ve … sayılı yazı ile aynı tarih ve … sayılı … Bankası Şubesine ve Rektörlük Makamına gönderdikleri yazıda başvuruda bulunan her öğrencinin yatırması gereken başvuru ücretinin yarısının hesap numarası verilerek Döner Sermaye hesabına, diğer yarısının ise yine hesap numarası verilerek Vakıf hesabına yatırılmasının istendiği ve yazıyla ilgili herhangi bir dahli ve sorumluluğunun bulunmadığı, sadece görev yapan öğretim üyelerine Vakıftan ödeme yapılmasına dair vekalet görevini üstlendiği olağanüstü darbe döneminde bir talimat değil, talep yazısını imzaladığı,

Adı geçenin (…) dilekçesinde özetle; Sayıştay Ek İlamında 2. Dairenin, savunmaları dikkate almadan; suçun kişiselliği ilkesine uymadan; fakültelerin münferit olarak hareket ettiklerini, aralarında bir uygulama birliği olmadığını göz ardı ederek, Güzel Sanatlar Fakültesi Yönetim Kurulu kararını Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu kararı ve yazıları gibi göstererek ve genelleme yaparak, bütün taraflar için üç iddiasında da direndiği, oysa Eğitim Fakültesinin ne Döner Sermaye hesabına, ne Strateji hesabına ne de Vakıf hesabına yatırılmak üzere öğrenci adaylarından herhangi bir ücret talep etmediği, hiç bir şekilde para toplamadığı, bir başka hesaba da aktarmadığı, bu durumun Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak sayılı Kararında da açıkça ifade edildiği, alınan paradan personele ödeme yapılmasının Vakıf Yönetiminin özgür iradesi ile aldığı bir karar olduğu, ödemelerden vergi kesilmemesinin de tamamen Vakıf ile ilgili bir konu olduğu ve kendisinin Vergi Usul Kanunu bağlamında vergi sorumlusu da olmadığı, daha önce Temyiz Kurulunca verilen 15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak nolu Kararda da 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamında bir kamu zararı oluşmadığına karar verildiği, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 72 nci maddesi bağlamında da bağış toplayanın Vakıf olduğu ve toplanan meblağın tutarı dahi bilindiğine göre bu meblağın Vakıftan tahsil edilmesi gerektiğinin açıkt olduğu,

Adı geçenin (…) dilekçesinde özetle; Anılan tarihte Üniversite Rektörü ve aynı zamanda Vakıf Başkanı olması nedeniyle tazmin kararına hem usul hem de esas yönüyle itiraz ettiği, 5018 sayılı Kanunun üst yöneticilerin sorumluluğunun idari yönden olduğu, öğrencilerden bir kayıt ücreti alınmaması konusundaki YÖK kararını, bu sınavı yapacak olan Fakülte ve Yüksekokul yöneticilerine sözlü olarak tebliğ ettiği, öğrencilerin Vakıf hesabına yatırdıkları sınav ücreti hakkında Rektör ve Üniversite Vakıf Başkanı olarak bilgisinin bulunmadığı, Üniversite Üst Yönetimi ile sınavları yapan birimlerin yöneticilerinin bunu belirlediği; o nedenle Eğitim Fakültesi ve Beden Eğitimi Yüksek Okuluna müracaat eden aday öğrencilerin Üniversite Strateji Daire Başkanlığı ve Üniversite Vakfına, Güzel Sanatlara başvuranlar ise bu Fakültenin Döner Sermaye hesabına kayıt ücretlerini yatırdıkları; dolayısıyla yapılan işlemlere ilişkin herhangi bir talimatının olmadığı; bu nedenle sorumlu tutulamayacağı,

Adı geçenin (…) dilekçesinde özetle; Sayıştay Temyiz Kurulunun bozma kararının, “kamu zararının oluşmadığı” gerekçesiyle verildiği, dolayısıyla bu kararın bağlayıcı olması nedeniyle geçerli olan kararın bu olduğu, 2547 sayılı Yasada yükseköğretim kurumlarının gelirleri arasında “özel yetenek sınav gelirleri” diye tanımlanan bir gelir türü bulunmadığını dolayısıyla kamu gelirlerinde artışa engel olunmadığı, Vakıf tarafından katkıları nedeni ile görevli personele ödeme yapılmasının tamamen Vakıf Yönetim Kurulu'nun kararına ve takdirine bağlı olduğu ve kendisinin bu işlemlere dâhil olacak görevde bulunmadığı; bu nedenle sorumlu tutulamayacağı,

Hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılması talebinde bulunulduğu ifade edildikten sonra; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; özel yetenek sınavları için alınan başvuru ücretlerinin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde idare olunan özel bütçeye “gelir” olarak kaydedilmesi gerekirken Vakfa aktarılması hususuyla ilgili olarak; Yükseköğretim Yürütme Kurulunun … tarihli toplantısında aldığı Kararda mevzuatta bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle özel yetenek sınavlarından ücret alınmaması gerektiği ve … tarihli ve … sayılı yazı ile yükseköğretim kurumlarına bildirildiğinin anlaşıldığı, yani yapılan özel yetenek sınavı, özel bir hizmet sunumu olmayıp, bir kamu hizmeti olduğundan ve katılımcılardan herhangi bir bedelin de ücret ya da katkı payı gibi adlarla tahsilinin yukarıda zikredilen Yükseköğretim Yürütme Kurulunun kararı çerçevesinde mümkün olmadığının hukuken ortada olduğu, ancak, Üniversitenin düzenlemiş olduğu yetenek sınavlarına katılan adaylardan kamu gücü kullanılarak (zorla) bağış toplama işleminin gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmakta olup, bu tutarın da Üniversite Vakfına, aday öğrenciler tarafından yatırıldığının görüleceği, bu çerçevede, 5018 sayılı Kanunun 72 nci maddesi hukuken herhangi bir tahsilatın mümkün olamayacağı kamu hizmeti karşılığı zorla bağış yaptırılması halinde yetkisiz tahsil ve tediyeler için sorumlular hakkında ne işlem yapılması gerektiğini hükme bağladığı, maddede; “Yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılması, kamu hizmeti karşılığında veya kamu hizmetiyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanması veya başka adlarla tahsilat veya ödeme yapılması hallerinde; söz konusu tutarlar, yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılanlardan alınarak, ilgisine göre bütçeye gelir kaydedilir veya ilgililerin iade edilmek üzere emanet hesaplarına kaydedilir. Ayrıca, bunlar hakkında ilgili kanunları uyarınca adli veya idari yönden gerekli işlemler yapılır.” denildiği, yukarıda belirtilen madde hükmü gereğince Vakıfça yapılan yetkisiz tahsilat tutarı olan …TL'nin ilgili Vakıftan alınarak zorla bağış yaptırılanlara iade edilmek üzere emanet hesaplarına kaydedilmesi ilgisine ödenmeyen tutarların ise bütçeye gelir kaydedilmesi için Yükseköğrenim Kurumu Başkanlığına yazılmasının uygun olacağının değerlendirildiği, 5018 sayılı Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen yetkisiz tahsil ve tediye yapılması durumunda kamu zararının oluşmadığını; hukuken tahsil edilmemesi gereken bir paranın kamu gücü kullanılarak Vakıf hesabına yatırılmasına ilişkin mezkûr maddenin açıkça adli ve idari işlem yapılması gerektiğini hükme bağladığının görüleceği; açıklanan nedenle kamu zararının oluşmadığı değerlendirildiğinden Daire Kararının kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.

İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu … ve aynı ilam maddesi ile ilgili olarak kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalar ile duruşma talebinde bulunan sorumlular … ve … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Öncelikle, (Asıl) İlamda konunun esası yönünden; özel yetenek sınavı için alınan başvuru ücretlerinin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde idare olunan özel bütçesine “gelir” olarak kaydedilmesi gerekirken … Üniversitesi Vakfına aktarılması ve özel yetenek sınavlarında görevli akademik ve idari personele Vakıf tarafından ödeme yapılması olmak üzere iki husus konu edilirken (her ne kadar sorgu aşamasında özel yetenek sınavlarında görevlendirilen personele yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılması konu edilmişse de İlamın karar kısmında bu konudan bahsedilmemiş olmakla birlikte), (bu defa temyize yeniden konu olan) Ek İlamda ise; Vakfa yapılan bağışların tamamına tazmin hükmü verilmesinin özel yetenek sınavlarında görevli akademik ve idari personele Vakıf tarafından ödeme yapılması ve bu ödemelerden vergi kesintisi yapılmaması hususlarını kapsadığı gerekçesiyle bu hususlar hakkında ayrıca bir hüküm kurulmamıştır.

Bu bağlamda (sadece Vakfa yapılan ödemeler özelinde), konunun esası yönünden değerlendirme yapılacak olursa;

Önceki (15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak sayılı) Temyiz Kurulu Kararımızda da ifade edildiği üzere; tazmin hükmü her ne kadar “özel yetenek sınavları için başvuru ücreti alındığı ve ücretlerin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde idare olunan özel bütçe yerine … Üniversitesi Vakfına aktarıldığı” düşüncesi üzerine kurgulanmışsa da; sorumluların temyiz dilekçelerindeki iddialarından, dilekçelerin eklerindeki bilgi ve belgelerden ve yargılamaya esas rapor eki belgelerden açıkça görüleceği üzere; öğrenci adayları Vakıf hesabına kendi iradeleri ile para yatırarak bağışta bulunmuşlardır. Bu anlamda, İlamda sorumluluk yüklenen birim yöneticilerinin aday öğrencilerden ücret toplayarak Vakıf hesabına aktarmaları söz konusu olmayıp; öğrenciler bizzat kendileri bağışta bulunarak Vakfın hesabına yatırmışlardır. Dolayısıyla, ortada sadece para yatırılması söz konusu olup, Üniversitenin geliri olan bir paranın başka bir hesaba aktarılmasından söz etmek mümkün değildir.

Netice itibariyle, kamu gücü kullanılarak (zorla) bağış toplama işleminin gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmakta olup, bu işlemin karşılığı da ancak idari soruşturma açılması ve gerekirse sonucuna göre cezai müeyyide verilmesi olabilir. Diğer bir ifadeyle, böyle bir durumda 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi kapsamında bir kamu zararı oluşmadığından; Sayıştay hesap yargılaması sonucunda tazmin hükmü verilebilecek bir husus bulunmamakla beraber, Dairece zorla bağış toplanması açısından sadece Yükseköğretim Kuruluna yazılması yönünde karar alınabilecektir.

Öte yandan, Vakıf yönetimi birim yöneticilerinin sınavda görev alan personele ödeme yapılması talebine kendi yönetim organlarının inisiyatifi ile olumlu cevap vermiş ve görevlilere ödemeleri yapmıştır. Bu noktada, görevlilerin hesabına yatırılan paraların yasal dayanağı olup olmadığı konusu, tamamen Vakfın kendi sorumluluğunda olan bir konu olup; Vakfın kendi amaçları doğrultusunda sınavda görev alan personele hizmetleri karşılığında yardımda bulunması da Sayıştay (hesap) yargılamasına konu edilebilecek bir husus da değildir.

Sonuç itibariyle, önceki (15.05.2019 tarihli ve 46220 tutanak sayılı) Temyiz Kurulu Kararımızda yer alan açıklamalar doğrultusunda; özel yetenek sınavları için öğrenciler tarafından Üniversite Vakfına bağış adı altında para yatırılmasında ve bu paralardan sınavlarda görevli personele sınav ücreti ödenmesinde kamu kaynağında artışa engel ya da eksilmeye neden olacak ve dolayısıyla kamu zararına sebebiyet verecek bir husus bulunmadığına kanaat getirildiğinden; 207 sayılı Ek İlamın 1. maddesinin 1. bendiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ın aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 22.09.2021 tarihli ve 50170 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye …:

Öncelikle, (Asıl) İlamda konunun esası yönünden; özel yetenek sınavı için alınan başvuru ücretlerinin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde idare olunan özel bütçesine “gelir” olarak kaydedilmesi gerekirken … Üniversitesi Vakfına aktarılması ve özel yetenek sınavlarında görevli akademik ve idari personele Vakıf tarafından ödeme yapılması olmak üzere iki husus konu edilirken (her ne kadar sorgu aşamasında özel yetenek sınavlarında görevlendirilen personele yapılan ödemelerden vergi kesintisi yapılması konu edilmişse de İlamın karar kısmında bu konudan bahsedilmemiş olmakla birlikte), (bu defa temyize yeniden konu olan) Ek İlamda ise; Vakfa yapılan bağışların tamamına tazmin hükmü verilmesinin özel yetenek sınavlarında görevli akademik ve idari personele Vakıf tarafından ödeme yapılması ve bu ödemelerden vergi kesintisi yapılmaması hususlarını kapsadığı gerekçesiyle bu hususlar hakkında ayrıca bir hüküm kurulmamıştır.

Bu bağlamda (sadece Vakfa yapılan ödemeler özelinde), konunun esası yönünden değerlendirme yapılacak olursa;

5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde:

“Münhasıran bu Kanunun uygulanmasında;

(…)

i) Kamu geliri; Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirleri,

(…) ifade eder.”

Şeklinde tanımlanmıştır.

5018 sayılı Kanunun bu maddesinde, hizmet karşılığı elde edilen gelirlerin kamu geliri olduğu ve Kanuna ekli II sayılı cetvelde yer alan kurum ve kuruluşların özel bütçeli kurumlar olduğu ifade edilmiş ve aynı Kanunun 60/e maddesinde de idare gelirlerini tahakkuk ettirerek tahsil işlemlerini yürütme görevinin mali hizmetler biriminin görevi olduğu belirtilmiştir.

Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda (BESYO) eğitim görmek isteyen öğrencilerin belirlenmesi için söz konusu fakülte/yüksekokul tarafından yapılan “özel yetenek sınavı”nın kamu hizmeti dışında düşünülmesi mümkün olmadığı gibi, şayet bu hizmetler karşılığında adaylardan herhangi bir karşılık alınacaksa da; çeşitli adlarla alınacak bu paraların kamu geliri olarak değerlendirilmemesi de mümkün değildir.

Dolayısıyla, söz konusu paraların Kanunun 12 nci maddesi doğrultusunda 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde gösterilen … Üniversitesinin Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde idare olunan özel bütçesine “gelir” olarak kaydedilmesi gerekmektedir.

Aynı şekilde, 5018 sayılı Kanunun “Bağış ve yardımlar” başlıklı 40 ıncı maddesinde de:

“Herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından, kamu hizmetinin karşılığı olarak veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanamaz, benzeri adlar altında tahsilat yapılamaz.”,

“Yetkisiz tahsil ve ödeme” başlıklı 72 nci maddesinde ise:

“Kanunların öngördüğü şekilde yetkili kılınmamış hiçbir gerçek veya tüzel kişi, kamu adına tahsilat veya ödeme yapamaz.

Yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılması, kamu hizmeti karşılığında veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanması veya başka adlarla tahsilat veya ödeme yapılması hallerinde; söz konusu tutarlar, yetkisiz tahsilat veya ödeme yapılanlardan alınarak, ilgisine göre bütçeye gelir kaydedilir veya ilgililerine iade edilmek üzere emanet hesaplarına kaydedilir. Ayrıca, bunlar hakkında ilgili kanunları uyarınca adli ve idari yönden gerekli işlemler yapılır.”

Hükümlerine yer verilerek kamu hizmeti karşılığında veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanması veya başka adlarla tahsilat yapılması hallerinde ne tür bir işlem yapılması gerektiği kanunlarda açıkça düzenlenmiştir. Bu bağlamda da Üniversite tarafından gerçekleştirilen kamu hizmeti ile ilişkilendirilmek suretiyle Vakfın ücret veya bağış toplaması mümkün değildir. Yetkisiz olarak para toplanması durumunda ise; bu para da ilgisine göre bütçeye gelir olarak veya öğrencilere iade edilmek üzere emanet hesaplarına kaydedilmelidir.

Diğer taraftan, 2547 sayılı Yüksek Öğrenim Kanununun “Gelir Kaynakları” başlıklı 55 inci maddesinde:

“Yükseköğretim üst kuruluşları, yükseköğretim kurumları ve bunlara bağlı birimlerin gelir kaynakları:

“a-Her yıl bütçeye konulacak ödenekler,

b-Kurumlarca yapılacak yardımlar,

c-Alınacak harç ve ücretler,

d-Yayın ve satış gelirleri,

e-Taşınır ve taşınmaz malların gelirleri,

f-Döner sermaye işletmelerinden elde edilecek kârlar,

g-Bağışlar, vasiyetler ve diğer gelirlerdir.”

denilmektedir.

Madde hükmü incelendiğinde, yukarıda adı geçen Fakültenin/Yüksekokulun ilgili bölümlerinde eğitim görmek isteyen öğrencilerin belirlenmesi için söz konusu birimler tarafından yapılan “özel yetenek sınavına” başvuran adaylardan “sınav giderlerini karşılamak amacıyla” toplanan paraların, yükseköğretim kurumlarının gelir kaynaklarının sıralandığı söz konusu maddenin (c) bendinde belirtilen “alınacak harç ve ücretler” içinde olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır.

Özel yetenek sınavının yapılması hususunda piyasadan üniversite yönetimine “sınav açılması” yönünde bir talep gelmemiş; aksine Fakülte/Yüksekokul Yönetim Kurulu bu sınavın belirlenen şartlar altında belirlenen tarihte yapılması için karar almıştır. Dolayısıyla piyasadan/dışarıdan herhangi bir talep gelmeden, söz konusu Fakültenin/Yüksekokulun rutin eğitim-öğretim hayatına devam edebilmesi için gerekli olan öğrencilerin seçilmesi amacıyla yapılan özel yetenek sınavını, üniversite tarafından üretilen özel bir hizmet olarak nitelendirmek olanaksızdır. Bu sebeple, yapılan özel yetenek sınavı, özel bir hizmet sunumu olmadığından (bir kamu hizmeti olduğundan) katılımcılardan elde edilen gelirin üniversitenin özel bütçesine aktarılması gerekmektedir.

Kaldı ki, 2547 sayılı Kanununun “Cari hizmet maliyetinin hesaplanması, öğrenci katkı payları ve öğrenim ücretleri” başlıklı 46 ncı maddesinde ise, cari hizmet maliyetlerine karşılık olarak öğrencilerden alınacak katkı payları ve öğrenim ücretleri ayrıntılı olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Öğrencilerden bu katkı payı ve öğrenim ücretleri haricinde herhangi bir ad altında ücret talep edilebileceğine dair mevzuatta başkaca bir hüküm bulunmamaktadır. Yükseköğretim Yürütme Kurulu 24.09.2014 tarihli toplantısında aldığı Kararda da mevzuatta bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle özel yetenek sınavlarından ücret alınmaması gerektiği belirtilmiş ve bu husus 12.11.2014 tarihli ve 66263 sayılı yazı ile yükseköğretim kurumlarına bildirilmiştir. Daha sonra, yükseköğretim kurumlarından gelen ısrarlı talepler üzerine, konuyu yeniden değerlendirmek üzere, YÖK Mevzuat Komisyonu 28.04.2015 tarihinde toplanmış ve Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 24.09.2014 tarihli kararının yerinde olduğuna hükmetmiştir.

Özetle, üniversitelerce düzenlenen özel yetenek sınavları için ücret alınması mümkün olmamakla birlikte; alınmış olsa dahi bu paranın özel bütçeye gelir kaydedilmesi gerekir. Sorumlular savunmalarında her ne kadar ilgili Fakültelerin Yönetim Kurulu Kararlarında öğrencilerden ücret alınmasına dair herhangi bir ibare olmadığını; bu yönde bir karar alınmadığını; kayıtların online olarak öğrenciler tarafından yapıldığını ve toplanan paraların öğrencilerin kendi iradeleri ile Vakfa yaptıkları bağışlar olduğunu ifade etmişler ise de yapılan incelemede; Yükseköğretim Yürütme Kurulunun kararı uyarınca özel yetenek sınavlarına katılan öğrencilerden herhangi bir ücret alınmaması kuralının Üniversite ile aynı adı taşıyan Vakfa “bağış” adı altında para toplanmak suretiyle aşıldığı, sınavlarda katkıları bulunan personele de Vakıfça ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

Özel yetenek sınavı için ücret alınmadığı ve öğrencilerin kendi istekleri ile Vakfa bağış yaptıkları kabul edilse bile, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanunun “Temel İlkeler” başlıklı 2 nci maddesinde aynen:

“a) Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz, bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremez ve bu kuruluşlara ait araç ve gereci kullanamaz.

b) Dernek ve vakıflar kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamaz.

c) Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin, bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan temin edilmesi istenemez.

d) Kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak dernek ve vakıf organlarında görev alamaz.

e) Dernek ve vakıf organlarında görev alan kamu görevlileri, bu görevleri nedeniyle ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık alamaz.

f) Dernek ve vakıfların yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlileri çalıştırılamaz.

g) Kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara ödenek, yardım veya herhangi bir kaynak aktarılamaz.

h) Kamu kurum ve kuruluşları, personel maaş ve ücretlerinden, kaynağında kesinti yaparak bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara aktarma yapamaz.

ı) İhaleyi yapan kurum ve kuruluş bünyesinde bulunan veya bu kurum ve kuruluşlarla ilgili her ne amaçla kurulmuş olursa olsun vakıf ve dernekler ile bunların sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketler, bu kurum ve kuruluşların 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre yapacakları ihalelere katılamazlar.”

Hükmü bulunmaktadır.

Söz konusu maddenin (b) bendine göre vakıflar kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamayacağından Üniversite tarafından düzenlenen özel yetenek sınavları ile ilgili olarak öğrencilerden bağış toplanması mümkün değildir. Ayrıca (d) bendi gereğince de Üniversite özel bütçesine girmesi gereken gelir dolaylı yollardan Vakfa aktarılmış olmaktadır. Temyiz dilekçelerinde kayıtların online olarak öğrenciler tarafından yapıldığı belirtilmişse de; bu durumun varlığının kabul edilmesi halinde kayıtların yapıldığı sistemde, öğrencileri söz konusu Vakıftan haberdar eden ve bu Vakfa bağış yapılmasıyla ilgili duyuruların bulunduğu sonucu ortaya çıkmaktadır ki söz konusu husus ise yine 5072 sayılı Kanununun yukarıda yer verilen maddesi hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

Buraya kadar yapılan açıklamalar karşısında konunun esası yönünden Ek İlamda yapılan değerlendirmeler yerinde olup, süreçte yer alan tüm sorumlulara sorumluluk yükleyen tazmin hükmünde herhangi bir hukuki isabetsizlik görülmemektedir.

Bu itibarla, sorumluların temyiz dilekçelerindeki iddialarının reddiyle tazmin hükmünün tasdiki gerekir.

Konunun esası ve sorumluluk yönünden böyle düşünülmesinin yanı sıra, usul yönünden;

Sayıştay yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak Dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular olağan kanun yolu olarak temyiz ve karar düzeltme, olağanüstü kanun yolu olarak ise yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 sayılı Kanun’un, “Temyiz” başlıklı 55’inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek ilgili Daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile Daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay Dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da Dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde temyiz incelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumlular haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol Dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (bahse konu olayda 12 oya) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılamaz. Açıklanan nedenlerle müzakerelere devam edilerek İlam hükmüne ilişkin kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşme yapılmalı, tasdik veya bozma kararları oylanmalıdır.

Öte yandan, konuya ilişkin olarak Dairesince öncesinde verilmiş tazmin hükmü, Temyiz Kurulunun 15.05.2019 tarihli ve 46220 sayılı Kararı ile ref (kaldırma) gerekçesi ile bozulmuş ve evrak yeni hüküm tesisi için Dairesine gönderilmiştir. Dairesi ise Temyiz Kurulunun bozma gerekçelerine uymamış ve konu hakkında tekrar tazmin hükmü vermiştir. İş bu Kurul görüşmelerinde konu hakkında çoğunluk görüşünde olduğu gibi tekrar ref gerekçesi ile bozma kararı verilirse, Daire bu kez 6085 sayılı Kanunun “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesinde yer alan; “(8) Daire ilk kararında ısrar eder ve bu ısrar üzerine temyiz olunarak tekrar Temyiz Kurulunca bozma kararı verilirse daire bu karara uymak zorundadır.” hükmü gereği, bozma gerekçelerine uyarak bu hususta ilişilecek husus bulunmadığına karar verecek ve konu kaldırılmış olacaktır. Ancak 6085 sayılı Kanunun 55’inci maddesinde; “(7) Temyiz Kurulu temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik eder, bozar ya da Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırır...” denilerek Temyiz Kurulunca verilecek kaldırma kararları, Kurul üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun (14 kişi) oyuna bağlanmıştır. Somut olayda; söz konusu çoğunluğun kaldırma yönünde verilmiş oyu olmaksızın, ikinci kez ref gerekçesi ile bozma kararı verildiğinde, Kanunun kaldırma kararlarında aradığı nitelikli çoğunluk şartı sağlanmadan konu kaldırılmış olacak ki, bu da Kanuna aykırılık teşkil edecektir. Bu nedenle daha önce ref gerekçesi ile bozulmuş ilamın, ikinci kez ref gerekçesi ile bozulması mümkün değildir.

Bu itibarla, gerek kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı için -kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle- ref gerekçeli bozma kararının çıktığı şeklinde sonuca ulaşılmasının mümkün olmaması, gerekse de aynı konuda ikinci kez verilecek ref gerekçeli bozma kararı neticesinde Kanunun aradığı nitelikli çoğunluk şartı sağlanmaksızın konunun kaldırılacak olması göz önüne alındığında, müzakerelere devam edilerek ilam hükmüne ilişkin kaldırma kararı dışındaki seçenekler üzerinde görüşmelerin yapılması, tasdik veya bozma kararlarının oylanması gerekmektedir.

Üye … ve Üye …:

Daire kararı usul ve yasaya uygun olduğundan tazmin hükmünün tasdiki gerekir.

Üye …:

Önceki [ref (kaldırma) gerekçeli bozma] Kararımızda detaylı olarak açıklandığı üzere karşılığı olmayan bir gelir söz konusu olup, bu gelirin Üniversite geliri olduğundan söz edilemez. Bu nedenle bu gelirin Üniversite bütçesine alınmamış olması da 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi karşısında kamu zararı olarak nitelendirilemez. Ancak, Yükseköğretim Kurulunun özel yetenek sınavlarından ücret alınmaması gerektiğine yönelik (Ek İlamda bahsi geçen) kararları bulunmasına rağmen, Üniversite yönetimince kamu gücü kullanılarak (zorla) bağış toplama işleminin gerçekleştirilmiş olduğundan ve bu işlem Üniversite Vakfı vasıtasıyla yerine getirildiğinden; konunun 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Yetkisiz tahsil ve ödeme” başlıklı 72 nci maddesi yönüyle YÖK’e yazılmasını teminen tazmin hükmünün bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.