Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2023
Daire
2
Dosya No
55276
Tutanak No
58681
Tutanak Tarihi
10.12.2025
Konu
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR

Konu: Belediye başkanı ile meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarına mevzuata aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödenmesi



17 sayılı İlamın 1’inci maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında 20.12.2021 tarihinde imzalanan ve 2023 yılında da geçerli olan sosyal denge sözleşmesine hüküm konulmak suretiyle belediye başkanı ile belediye meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenerek kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle 324.445,22 TL’nin tazminine hükmedilmiştir.

TEMYİZ DİLEKÇESİ

Daire Kararıyla verilen tazmin hükmünden tek başına sorumlu tutulan Üst Yönetici … temyiz dilekçesinde özetle;

4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinde; “375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz…”

375 sayılı KHK Ek Madde 15; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” düzenlemeleri ile sosyal denge sözleşmesi yapılabileceğinin düzenlendiğini,

… Belediye Başkanlığı ile yetkili sendika arasında 20.12.2021 tarihinde imzalanan ve inceleme yılı olan 2023 yılında yürürlükte bulunan Sosyal Denge Sözleşmesi incelendiğinde;

Sosyal Denge Sözleşmenin 2’nci maddesinde; “Bu sosyal denge sözleşmesinden … Belediyesine ait tüm iş yerlerinde çalışan işçiler hariç olmak üzere … Belediye Başkanı, seçilmiş Belediye Başkan Yardımcıları, 657 sayılı Kanuna tabi memurlar ve 5393 sayılı Kanunun 49.maddesine göre Tam Zamanlı Sözleşmeli Personel olarak çalışanları kapsar’’

Sosyal Denge Sözleşmenin 6’ncı maddesinde; “d) 4688 sayılı Sendika Kanunun Sendika Üyesi Olamayacaklar başlıklı 15’inci maddesine dahil olan işyerindeki personel ve yöneticiler bu sosyal denge sözleşmesinden yararlanır” düzenlemeleri bulunduğunu,

5393 sayılı Kanun’da belediye başkanının özlük haklarını düzenleyen 39’uncu maddesinde; “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca Devlet memurları ile bakmakla yükümlü bulundukları için uygulanan sosyal hak ve yardımlar, aynı esas ve usullere göre belediye başkanları ile bakmakla yükümlü bulundukları için de uygulanır.” düzenlemesi bulunduğunu,

4688 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde; “a) (Değişik: 4/4/2012-6289/3 md.) Kamu görevlisi: Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerini,” Kamu görevlisi tanımı yapılırken, kadro veya pozisyonlarda istihdam edilen şeklinde geniş olarak tanımlandığını,

Kadronun, klasik anlamda memuru anlatırken, pozisyonların başkan ve başkan yardımcılarına karşılık geldiğini, bu düzenlemeden hareketle; belediye başkanı ve yardımcılarının kamu görevlisi olduğu noktasında herhangi bir duraksama bulunmadığını, böylelikle, sosyal denge sözleşmesinden faydalandırılmasının mevzuata uygun olduğunu,

Tüm bu anlatımlar ışığında,

1- Sosyal denge sözleşmesinin kanunda öngörülen şartları taşıdığı ve usulce düzenlendiği,

2- Belediye başkanı ve yetkili sendika temsilcisi arasında yine kanunda öngörülen haliyle imzalandığı,

3- Sorguya dayanak harcamaların dayanağının kanunun cevaz verdiği geçerli ve yürürlükte bulunan sosyal denge sözleşmesi olduğu,

4- Belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarının 4688 sayılı Kanun’un m.3/a’da tanımlandığı üzere kamu görevlisi olduğu,

5- Ödemelerin sözleşmede düzenlendiği haliyle; belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarına yapıldığı,

6- Belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarının özlük haklarının memurlar gibi düzenlendiği,

7- Yürürlükte bulunan ve bağlayıcı olan sosyal denge sözleşmenin uygulayıcılar bakımından parça parça değil bir bütün halde uygulanmasının gerekeceği, aksi davranışların keyfiyete dönüşeceği,

8- Sözleşmenin içeriğinin belirlenmesinde ve/veya ödeme kalemlerinin belirlenmesinde herhangi bir dâhil ve kusurun bulunmadığı, birlikte değerlendirildiğinde ödemelerin mer’i usul ve kanuna uygun yapıldığından, kamu zararına sebebiyet verilmediğini,

İfade ederek hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

BAŞSAVCILIK MÜTALAASI

Başsavcılık mütalaasında özetle;

Temyiz dilekçesi özetlendikten sonra,

Daire Kararında yasal dayanakları ile açıklandığı üzere kamu personel hukukunda, kadro ve pozisyon ifadesinin, kanunla ve kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuatla gösterilen kadro ve pozisyonları ifade ettiği, belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarının ise kamu görevlisi olmakla birlikte, bu görevler açısından tanımlanmış bir kadro veya pozisyon bulunmadığı, nitekim, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik'in "Kadroların tespiti" başlıklı 9'uncu maddesinin birinci fıkrasında; "Bu Yönetmeliğe ekli cetvellerde alt gruplar için unvan ve sayı itibarıyla tespit edilenler dışında kadro kullanılamaz" ifadesine yer verilmekte olup bahse konu Yönetmelik ve eki cetvellerinde "belediye başkanı" ve "meclis üyeleri arasından seçilen belediye başkan yardımcısı" için bir kadro veya pozisyona yer verilmediği, ayrıca Genel Kadro ve Usulü Hakkında 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde de kadro teriminin memurları, pozisyon teriminin ise sözleşmeli personeli ifade ettiği, bu nedenle sosyal denge sözleşmesine hüküm konulmak suretiyle belediye başkanına ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenmesi mevzuata aykırı olduğundan kamu zararı oluştuğu, söz konusu olayda kamu zararının üst yöneticinin ödemeye dayanak oluşturan mevzuata aykırı sözleşmeyi imzalamış olmasından doğması nedeniyle kamu zararıyla illiyet bağının münferiden bulunduğu,

Bu nedenle sorumlunun temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Temyize konu Daire Kararında; belediye ile yetkili sendika arasında 20.12.2021 tarihinde imzalanan ve 2023 yılında da geçerli olan sosyal denge sözleşmesine hüküm konulmak suretiyle belediye başkanı ile belediye meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenerek kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle 324.445,22 TL’nin tazminine hükmedilmiş, söz konusu tazmin hükmünden sözleşmeyi imzalayan belediye başkanı tek başına sorumlu tutulmuştur.

Esas yönünden inceleme:

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’inci maddesinde;

“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde;

“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında görev yapan kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenmesi mümkündür. Ancak mevzuat hükmünden de anlaşılacağı üzere, sosyal denge tazminatı ödenen kamu görevlilerinin bir kadro ya da pozisyonda istihdam ediliyor olması gerekmektedir.

Kamu personel hukukunda kadro ve pozisyon ifadesi, kanunla ve kanuna dayanılarak çıkartılan mevzuatla gösterilen kadro ve pozisyonları ifade etmektedir. Belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcıları ise kamu görevlisi olmakla birlikte, bu görevler açısından tanımlanmış bir kadro veya pozisyon bulunmamaktadır.

Nitekim, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik’in “Kadroların tespiti” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“Bu Yönetmeliğe ekli cetvellerde alt gruplar için unvan ve sayı itibarıyla tespit edilenler dışında kadro kullanılamaz.” ifadesine yer verilmekte olup bahse konu Yönetmelik ve eki cetvellerinde “belediye başkanı” ve “meclis üyeleri arasından seçilen belediye başkan yardımcısı” için bir kadro veya pozisyona yer verilmemiştir.

Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun "Belediye başkanının özlük hakları" başlıklı 39’uncu maddesinde; belediye başkanına belde nüfuslarına göre belirlenmiş gösterge rakamının devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık brüt ödenek ödeneceği ifade edilmiştir. Yine aynı maddede belediye başkanlığı yapmış olanların, personel kanunlarına tâbi bir kadroya atanmaları hâlinde belediye başkanlığında geçen sürelerinin memuriyette geçmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere belediye başkanlığı personel kanunlarına tabi bir kadro veya pozisyon değildir.

Meclis üyeleri arasından seçilen başkan yardımcısı ise 5393 sayılı Kanun’un “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49’uncu maddesinde yer alan;

“...Norm kadrosunda belediye başkan yardımcısı bulunan belediyelerde norm kadro sayısına bağlı kalınmaksızın; belediye başkanı, zorunlu gördüğü takdirde, nüfusu 50.000'e kadar olan belediyelerde bir, nüfusu 50.001-200.000 arasında olan belediyelerde iki, nüfusu 200.001-500.000 arasında olan belediyelerde üç, nüfusu 500.000 ve fazla olan belediyelerde dört belediye meclis üyesini belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirilen meclis üyelerine belediye başkanına verilen ödeneğin 2/3'ünü aşmamak üzere belediye meclisi tarafından belirlenecek aylık ödenek verilir ve taleplerine göre bir sosyal güvenlik kurumu ile ilişkilendirilir. Bu şekilde görevlendirme, memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma dâhil ilgililer açısından herhangi bir hak teşkil etmez ve belediye meclisinin görev süresini aşamaz. Sosyal güvenlik prim ve benzeri giderlerden kurum karşılıkları belediye bütçesinden karşılanır.” hükmü uyarınca atanmaktadır. Atanan bu başkan yardımcıları herhangi bir kadro veya pozisyon karşılığında görev yapmamakta, görev süreleri belediye başkanının süresiyle sınırlı tutulmaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar uyarınca, belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından görevlendirilecek başkan yardımcıları bir kadro veya pozisyonda istihdam edilmediğinden bu kişilere sosyal denge tazminatı ödenmesi hukuken mümkün değildir.

Somut olay incelendiğinde; … Belediye Başkanlığı ile yetkili sendika arasında 20.12.2021 tarihinde imzalanan ve 2023 yılında da geçerli olan Sosyal Denge Sözleşmesi’nin “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde;

“Bu sosyal denge sözleşmesinden … Belediyesine ait tüm işyerlerinde çalışan işçiler hariç olmak üzere … Belediye Başkanı, seçilmiş Belediye Başkan Yardımcıları, 657 sayılı Kanuna tabi memurlar ve 5393 sayılı Kanunun 49. maddesine göre Tam Zamanlı Sözleşmeli Personel olarak çalışanları kapsar.”

“Yararlanma Koşulları” başlıklı 6’ncı maddesinde;

“d) 4688 sayılı Sendika Kanunun Sendika Üyesi Olamayacaklar başlıklı 15’inci maddesine dahil olan işyerindeki personel ve yöneticiler bu sosyal denge sözleşmesinden yararlanır. ” hükümlerine yer verildiği ve bu hükümlere dayanarak belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından seçilen başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödendiği görülmektedir.

Açıklanan nedenlerle, belediye başkanı ve meclis üyeleri arasından görevlendirilecek başkan yardımcılarına mevzuata aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verildiğinden konunun esası yönünden tazmin hükmünde hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Sorumluluk yönünden inceleme:

Temyize konu Daire Kararıyla verilen tazmin hükmünden sosyal denge sözleşmesini imzalayan belediye başkanı tek başına sorumlu tutulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde;

“…. belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden …; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmektedir.

Bu hükümlere göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve 5018 sayılı Kanun’da belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır. Dolayısıyla verdiği karar ve talimatlar doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak burada kamu zararı, mevzuata aykırı olarak imzalanan sözleşmeden kaynaklandığı için bu sözleşmeyi imzalayan belediye başkanının verilen tazmin hükmünden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, belediye ile yetkili sendika arasında 20.12.2021 tarihinde imzalanan ve 2023 yılında da geçerli olan sosyal denge sözleşmesine hüküm konulmak suretiyle belediye başkanı ile belediye meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu kamu zararına sebebiyet verildiğinden sorumlu talebinin reddi ile 17 sayılı İlamın 1’inci maddesiyle verilen 324.445,22 TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, (... Daire Başkanı …, ... Daire Başkanı …, ... Daire Başkanı …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ün aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 10.12.2025 tarih ve 58681 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

... Daire Başkanı ..., ... Daire Başkanı …, ... Daire Başkanı …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ün karşı oy gerekçesi

Temyiz Kurulu Kararına esas yönünden katılmakla birlikte sorumluluk yönünden;

Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Adı geçen Kanun’un “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;

“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü ile,

“Giderlerin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.

Yine aynı Kanun’un 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmıştır. Harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, mali hizmetler birimi tarafından ön mali kontrole tabi tutulacak mali karar ve işlemlerin usul ve esasları ile ön mali kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’ın 10’uncu maddesinde; ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği belirtilmiş, aynı Usul ve Esaslar’ın 12’nci maddesinde ise süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıklarının ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Buna göre, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.

Açıklanan nedenlerle, mevzuata aykırı olarak yapılan ödemeler ile ilgili gerekli incelemeyi yapmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin de sorumluluğa dahil edilmesini teminen tazmin hükmünün bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren Daireye gönderilmesine, karar verilmesi gerekir.