Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2016
Daire
5
Dosya No
54169
Tutanak No
58174
Tutanak Tarihi
02.07.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Konu: Dolu kadroya vekalet eden vekil memur ile boş kadroya vekalet edip de asilde aranan şartları taşımayan vekil memura vekalet ettiği kadronun zam ve tazminatlarının ödenmesi.

308 sayılı İlamın 4’üncü maddesiyle, Belediye içinden dolu olan müdürlük kadrolarına vekalet edenler ile boş olan müdürlük kadrolarına vekalet edip kadrolara asil olarak atanma şartlarını taşımayanlara mevzuata aykırı olarak vekalet edilen kadronun zam ve tazminatlarının ödenmesi sonucunda oluşan (tazminine hükmedilen toplam … TL’ndan Daire yargılaması aşamasına kadar tahsil edilen tutar haricinde kalan) … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi kararı verilmiştir.

[Evveliyatında;

Belediyenin 2017 yılı hesap ve işlemlerinin denetimi sonrasında, 5. Daire tarafından yapılan yargılama sonucunda düzenlenen 09.04.2019 tarih ve 136 sayılı İlamın 9’uncu maddesinde, Belediye içinden dolu olan müdürlük kadrolarına vekalet edenler ile boş olan müdürlük kadrolarına vekalet edip kadrolara asil olarak atanma şartlarını taşımayanlara, mevzuata aykırı olarak vekalet edilen kadronun zam ve tazminat farklarının ödenmesi suretiyle neden olunan kamu zararının sorumlulardan tazmin edilmesine ve yapılan fazla ödemenin 2016 yılında da gerçekleştirildiği anlaşıldığından 2016 yılına ilişkin ödeme emri belgeleri ilişik tutularak, bu belgelerde imzası bulunan sorumluların savunmalarının alınması ve rapor tanzim edilmesini teminen konunun ilgili Denetim Grubuna yazılmasına karar verilmiş olup,

Söz konusu karar doğrultusunda Denetçisi tarafından düzenlenen 18.08.2023 tarihli Yargılamaya Esas Rapora binaen 5. Daire’de gerçekleşen yargılama sonucunda, Belediye içinde dolu olan müdürlük kadrolarına vekalet edenler ile boş olan müdürlük kadrolarına vekalet edip kadrolara asil olarak atanma şartlarını taşımayanlara mevzuata aykırı olarak vekalet edilen kadronun zam ve tazminat farklarının ödenmesi sonucunda oluşan (tazminine hükmedilen toplam … TL’ndan Daire yargılaması aşamasına kadar tahsil edilen tutar haricinde kalan) … TL kamu zararın sorumlularına ödettirilmesi kararı verilmiştir.]

Gerçekleştirme Görevlisi … (Memur-Dosya no.:54169) gönderdiği temyiz dilekçesinde;

Sayıştay 5. Dairesinin 18.01.2024 Karar tarihli, 24/06/2024 İlam tarihli, 308 no.lu İlamını süresi içerisinde temyiz ettiğini ve Kararın, usul ve hukuka uygun olmayıp, bozulmasının gerektiğini,

Şöyle ki;

İlamda, müdür vekalet ücreti alan bazı personelin, dolu kadrolara vekalet ettikleri, bazılarının asilde aranan şartları taşımadıkları, bazılarının ise lise mezunu olduklarından dolayı müdür vekalet ücreti alamayacakları tespitinin yapıldığının görüldüğünü,

Ancak zikredilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun müdür kadrolarına atananlara ödenmesi gereken vekalet ücretinin amacının, müdür kadrolarının sorumluluk ve iş yükünün fazlalığı nedeniyle bu kadrolarda bulunanların teselli ve tatmin edilmesi olduğunu,

Buna göre bu müdür kadrolarına atananlar ile birlikte, bu göreve tedviren veya vekaleten atananların da bu görevleri aynen atanmış müdürler gibi ifa ettikleri ve sorumlulukları yüklendikleri, bu görevlendirmelerin önünde yasal bir engel olmadığının da bir gerçek olduğunu,

Bu nedenle hakkaniyete uygun olan ve vekaleten ve tedviren müdür kadrolarına görevlendirilen personele ödenen müdür vekalet ücretinin fiili duruma uygun ve hakkaniyete uygun olduğundan denetim sonucu bulunan sorgunun hatalı olduğunun düşünüldüğünü,

Bununla birlikte bu görevlere atamaların ve görevlendirmelerin Belediye Başkanı tarafından yapıldığı da görüldüğünden, bulguya ilişkin kamu zararından ilamda zikredilen müdürlüğe vekalet edenlerin sorumlu olmamasının gerektiğini, Sorgudaki kamu zararını kabul etmemekle birlikte, netice itibariyle, atama yetkilisi olan Belediye Başkanının görevlendirmesiyle vazife yapan personelin, bulunan İlamda zikredilen kamu zararından sorumlu olmaması ve görevlendirmeyi yapan Belediye Başkanının sorumlu olmasının gerektiğini,

Ayrıca temyiz talebine konu İlamın ilgili kısmı içeriğine bakılacak olursa “....’ın vekalet ettiği kadro için öngörülen eğitim şartını taşımadığı ...” gerekçesine dayandığını,

Konuya ilişkin yasal düzenleme getiren 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları” konu başlıklı 86. maddesinin 4. fıkrasında;

“Aynı kurumdan (İptal Edilen İbare Rgt: 13.10.2012 Rg No: 28440 Any. Mah. 05.07.2012 T. 2012/11 E. 2012/104 K.) ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekâlet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı ödenir” hükmünün getirildiğini, Madde metninde görüldüğü üzere, 86. maddenin 4. fıkrasının önceki halinde yer alan “birinci fıkrada sayılan” ifadesinin, Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini,

657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 4. fıkrasında yer alan “birinci fıkrada sayılan” ifadesini iptal eden Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararına konu olayda;

“... boş durumda bulunan Yazı İşleri Müdürlüğü kadrosuna vekâlet görevlendirilen davacının vekâlet aylığı ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve uğranılan parasal kayıpların işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada mahkemesince itiraz konusu kuralların iptali, istemiyle” Anayasa Mahkemesine başvurulduğunu,

Söz konusu başvuruda özetle;

“... 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 86.maddesine göre, memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan yeldi memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için vekalet aylığı ödenmesine karşın herhangi bir sebeple (Atama, emeklilik, istifa vb.) boş alan kadrolara atanan vekil memurlara herhangi bir vekâlet aylığı ödenmemekte, bos kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak gördürülmektedir. Bu durumda aynı görevi vekâleten yürüten memurlardan Kanunun 86. maddesinde belirtilen sebeplerle boşalan kadro görevini vekâleten yürütenler vekâlet aylığı alırken herhangi bir sebeple kadronun boşalması sebebiyle bu kadro görevini yürütenler vekâlet aylığı alamamaktadır. Boşalan bu kadroların bazen uzun süre doldurulamaması nedeniyle bu görevi vekâleten yürüten devlet memurları bu göreve ait her türlü sorumluluğu üstlenmelerine rağmen bu kadroya ait haklardan yararlanamamaktadırlar. Bu durum Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen “Hukuk Devleti” ilkesine 10. maddesinde düzenlenen “Kanun önünde Eşitlik” ilkesine 15. maddesinde düzenlenen “Angarya yasağı” ilkesine ve 55. maddesinde düzenlenen “Ücrette adalet” ilkesine aykırılık teşkil ettiği hususları belirtildiğini ve,

Anayasa Mahkemesince başvuruya dayanak yapılan gerekçelerin değerlendirilmesi sonucu tesis olunan 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararla;

“657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 86. maddenin 4. fıkrasının önceki halinde yer alan “birinci fıkrada sayılan” ifadesinin, Anayasanın 10, maddesinde düzenlenen “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olup Anayasa Mahkemesi’nin karar içeriği incelendiğinde:

“86. maddenin 4. fıkrasında yer alan ve iptale konu birinci fıkrada sayılan aynı kurumdan vekil olarak atanan memurlardan vekalet aylığı hakkı tanınanlar, 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 86.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanuni izin, seçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle meydana gelen ayrılmalar dolayısıyla vekaleten atananlarla yani dolu kadroya vekalet edenlerle sınırlandırılmış, atama, emeklilik, istifa vb, gibi bir nedenle sürekli biçimde boşalan kadrolara vekalet aylığı ödemesinin yolunun kapatıldığını, dolayısıyla kurum içinden dolu kadroya vekâleten atanan memur aylığa hak kazanırken, kurum içinden boş kadroya vekâleten atanan memurun vekâlet aylığı hakkından mahrum kaldığını, Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğunu, bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörüldüğünü, eşitlik ilkesinin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğunu, bu ilke ile aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlalinin yasaklandığını, kanun koyucunun istisnai bir nitelik taşıyan vekâleten atama yoluna boş kadrolar yönünden gereksiz olarak başvurulmasını engellemek ve idareyi boşalan kadrolara asaleten atama yapmaya zorlamak amacıyla boş kadro ile dolu kadro arasında ayrım yaptığının anlaşıldığını, ancak boş ya da dolu kadroya vekâlet eden memurların yaptıkları işin niteliğinin aynı olduğu halde bunlar arasında vekâlet aylığı yönünden kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılması eşitlik ilkesine aykırıdır” hükmünün tesis edildiğini,

Ayrıca görevlendirilen memura vekalet görevinden dolayı vekalet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiğine dair pek çok Danıştay kararı mevcut olduğunu (Danıştay 11.D. 22/12/2003 T. ve 2001/481 E.-2003/5610 K. Sayılı ilamı, Danıştay 11. D. 10/04/2003 T. ve 2000/9798 E.-2003/1654 K. Sayılı ilamı, Danıştay 11. Dairesi’nin 02/11/2007 T. 2005/4434 E, 2007/7694 K sayılı kararı),

Yukarıda arz ve izah edilen Danıştay kararları, Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararı ve kendisinin aleyhine olan sorgu konusu husus birlikte değerlendirildiğinde:

…’ın vekâleten yürüttüğü ve boş olan müdürlük kadrosunun karşılığı olarak vekalet ücretinin ödendiği ve bu hususun kamu zararına neden olduğu yönündeki saptamanın Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen “Hukuk Devleti” ilkesine, 10. maddesinde düzenlenen “Kanun önünde Eşitlik” ilkesine, 15. maddesinde düzenlenen “Angarya yasağı” ilkesine ve 55. maddesinde düzenlenen “Ücrette adalet” ilkesine aykırı olarak, yerindelik arz etmediğinin aşikâr olduğunu,

Dolayısıyla 02/07/2020 tarih 31173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik değişen maddeleri de incelendiğinde ve yukarıda uzunca yapılan izahat çerçevesinde Sayıştay 5. Dairesinin iş bu kararının bozulmasının gerektiğini,

Yukarıda arz ve izah edilen hususlar nedeniyle Sayıştay 5. Dairesinin Sayıştay 5. Dairesinin 18.01.2024 Karar tarihli, 24/06/2024 İlam tarihli, 308 no.lu İlamını temyizen bozulması, kararı verilmesini arz ettiğini, ifade etmiştir.

Gerçekleştirme Görevlileri … (Memur-Dosya no.: 54362), … (Memur-Dosya no.: 54170), … (Memur-Dosya no.: 54363) gönderdikleri aynı nitelikteki temyiz dilekçelerinde;

Sayıştay 5. Dairesinin 18.01.2024 Karar tarihli, 24/06/2024 İlam tarihli, 308 no.lu İlamını süresi içerisinde temyiz ettiğini ve Kararın usul ve hukuka uygun olmayıp, bozulmasının gerektiğini,

Şöyle ki;

İlamda, müdür vekalet ücreti alan bazı personelin, dolu kadrolara vekalet ettikleri, bazılarının asilde aranan şartları taşımadıkları, bazılarının ise lise mezunu olduklarından dolayı müdür vekalet ücreti alamayacakları tespitinin yapıldığının görüldüğünü,

Ancak zikredilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun müdür kadrolarına atananlara ödenmesi gereken vekalet ücretinin amacının, müdür kadrolarının sorumluluk ve iş yükünün fazlalığı nedeniyle bu kadrolarda bulunanların teselli ve tatmin edilmesi olduğunu,

Buna göre bu müdür kadrolarına atananlar ile birlikte, bu göreve tedviren veya vekaleten atananların da bu görevleri aynen atanmış müdürler gibi ifa ettikleri ve sorumlulukları yüklendikleri, bu görevlendirmelerin önünde yasal bir engel olmadığının bir gerçek olduğunu,

Bu nedenle hakkaniyete uygun olan ve vekaleten ve tedviren müdür kadrolarına görevlendirilen personele ödenen müdür vekalet ücretinin fiili duruma uygun ve hakkaniyete uygun olduğundan, denetim sonucu bulunan sorgunun hatalı olduğunun düşünüldüğünü,

Bununla birlikte bu görevlere atamaların ve görevlendirmelerin Belediye Başkanı tarafından yapıldığı görüldüğünden, bulguya ilişkin kamu zararından ilamda zikredilen müdürlüğe vekalet edenlerin sorumlu olmamasının gerektiğini, Sorgudaki kamu zararını kabul etmemekle birlikte, netice itibariyle atama yetkilisi olan Belediye Başkanının görevlendirmesiyle vazife yapan personelin, bulunan İlamda zikredilen kamu zararından sorumlu olmaması ve görevlendirmeyi yapan Belediye Başkanının sorumlu olmasının gerektiğini,

Ayrıca temyiz talebine konu ilamın ilgili kısım içeriğine bakılacak olursa “…’ın vekalet ettiği kadro için dolu kadrolara vekalet ettikleri” gerekçesine dayandığını,

Konuya ilişkin yasal düzenleme getiren 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartlan” konu başlıklı 86. Maddesinin 4.fıkrasında;

“Aynı kurumdan (İptal Edilen İbare RGT: 13.10.2012 Rg No: 28440 Any. Mah. 05.07.2012 T. 2012/11 E, 2012/104 K.) ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekâlet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı ödenir” hükmünün getirildiğini, Madde metninde görüldüğü üzere 86. maddenin 4. fıkrasının önceki halinde yer alan “birinci fıkrada sayılan” ifadesinin Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini,

657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 4. fıkrasında yer alan “birinci fıkrada sayılan” ifadesini iptal eden Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararına konu olayda;

“... boş durumda bulunan Yazı İşleri Müdürlüğü kadrosuna vekâlet görevlendirilen davacının vekâlet aylığı ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve uğranılan parasal kayıpların işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada mahkemesince itiraz konusu kuralların iptali, istemiyle” Anayasa Mahkemesine başvurulduğunu,

Söz konusu başvuruda özetle;

“... 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 86.maddesine göre, memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için vekalet aylığı ödenmesine karşın herhangi bir sebeple (Atama, emeklilik, istifa vb.) boş alan kadrolara atanan vekil memurlara herhangi bir vekâlet aylığı ödenmemekte, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak gördürülmektedir. Bu durumda aynı görevi vekâleten yürüten memurlardan Kanunun 86. maddesinde belirtilen sebeplerle boşalan kadro görevini vekâleten yürütenler vekâlet aylığı alırken herhangi bir sebeple kadronun boşalması sebebiyle bu kadro görevini yürütenler vekâlet aylığı alamamaktadır. Boşalan bu kadroların bazen uzun süre doldurulamaması nedeniyle bu görevi vekâleten yürüten devlet memurları bu göreve ait her türlü sorumluluğu üstlenmelerine rağmen bu kadroya ait haklardan yararlanamamaktadırlar.

Bu durumun, Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen “Hukuk Devleti” ilkesine 10. maddesinde düzenlenen “Kanun önünde Eşitlik” ilkesine 15. maddesinde düzenlenen “Angarya yasağı” ilkesine ve 55. maddesinde düzenlenen “Ücrette adalet” ilkesine aykırılık teşkil ettiği hususlarının belirtildiğini ve,

Anayasa Mahkemesince başvuruya dayanak yapılan gerekçelerin değerlendirilmesi sonucu tesis olunan 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararla;

“657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 86. maddenin 4. fıkrasının önceki halinde yer alan “birinci fıkrada sayılan” ifadesinin, Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olup Anayasa Mahkemesinin karar içeriği incelendiğinde;

“86. maddenin 4. fıkrasında yer alan ve iptale konu “ birinci fıkrada sayılan ...” aynı kurumdan vekil olarak atanan memurlardan vekalet aylığı hakkı tanınanlar, 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 86.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanuni izin, seçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle meydana gelen ayrılmalar dolayısıyla vekaleten atananlarla yani dolu kadroya vekalet edenlerle sınırlandırılmış, atama, emeklilik, istifa vb, gibi bir nedenle sürekli biçimde boşalan kadrolara vekalet aylığı ödemesinin yolunun kapatıldığını, dolayısıyla kurum içinden dolu kadroya vekâleten atanan memur aylığa hak kazanırken, kurum içinden boş kadroya vekâleten atanan memurun vekâlet aylığı hakkından mahrum kaldığını, Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğunu, bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörüldüğünü, eşitlik ilkesinin amacının, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğunu, bu ilke ile aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlalinin yasaklandığını, kanun koyucunun istisnai bir nitelik taşıyan vekâleten atama yoluna boş kadrolar yönünden gereksiz olarak başvurulmasını engellemek ve idareyi boşalan kadrolara asaleten atama yapmaya zorlamak amacıyla boş kadro ile dolu kadro arasında ayrım yaptığının anlaşıldığını, ancak boş ya da dolu kadroya vekâlet eden memurların yaptıkları işin niteliğinin aynı olduğu halde bunlar arasında vekâlet aylığı yönünden kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılması eşitlik ilkesine aykırıdır.” hükmünün tesis edildiğini,

Ayrıca görevlendirilen memura vekalet görevinden dolayı vekalet aylığına eşdeğer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiğine dair pek çok Danıştay kararı mevcut olduğunu (Danıştay 11.D.22/12/2003T. ve 2001/481 E.-2003/5610 K. Sayılı ilamı, Danıştay 11. D. 10/04/2003 T. ve 2000/9798 E.-2003/1654 K. Sayılı ilamı, Danıştay 11. Dairesi’nin 02/11/2007 T, 2005/4434 E, 2007/7694 K sayılı kararı),

Yukarıda arz ve izah edilen Danıştay kararları, Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/11 E. 2012/104 K. sayılı kararı ve kendisinin aleyhine olan sorgu konusu husus birlikte değerlendirildiğinde:

Adı geçen Belediye personelinin vekâleten yürüttüğü ve boş olan müdürlük kadrosunun karşılığı olarak vekalet ücretinin ödendiği ve bu hususun kamu zararına neden olduğu yönündeki saptamanın Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen “Hukuk Devleti” ilkesine, 10. maddesinde düzenlenen “Kanun önünde Eşitlik” ilkesine, 15. maddesinde düzenlenen “Angarya yasağı” ilkesine ve 55. maddesinde düzenlenen “Ücrette adalet” ilkesine aykırı olarak yerindelik arz etmediğinin aşikâr olduğunu,

Dolayısıyla 02/07/2020 tarih 31173 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik değişen maddeleri de incelendiğinde ve yukarıda uzunca yapılan izahat çerçevesinde Sayıştay 5, Dairesinin iş bu kararının bozulması gerektiğini,

Yukarıda arz ve izah edilen hususlar nedeniyle Sayıştay 5. Dairesinin Sayıştay 5. Dairesinin 18.01.2024 Karar tarihli, 24/06/2024 İlam tarihli, 308 no.lu İlamın temyizen bozulması, kararı verilmesini arz ettiğini, ifade etmişlerdir.

Harcama Yetkilisi … (Müdür V.-Dosya no.: 54580) gönderdiği temyiz dilekçesinde;

Sayıştay 5. Dairesinin 18.01.2024 Karar, 24.06.2024 İlam tarihli, 308 no.lu İlamını tebliğ tarihi itibariyle 60 gün süresi içerisinde temyiz ettiğini, Kararın usul ve hukuka uygun olmayıp, bozulması gerektiğini,

İlamda, müdür vekalet ücreti alan bazı personellerin, dolu kadrolara vekalet ettikleri, bazılarının asilde aranan şartlan taşımadıkları, bazılarının ise lise mezunu olduklarından dolayı müdür vekalet ücreti alamayacaklarının tespitinin yapıldığını,

Atanılacak kadro ve pozisyonlara özgü "yükseköğretim kuramlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kuramlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak" kavramının ne anlama geldiğinin ve 7 Mayıs 2014 tarih ve 28993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğe ekli (1) sayılı listede yer alan teknik öğrenim gerektiren müdürlükler için yapılacak görevde yükselme sınavına başvuru yapılabilmesi için yükseköğretim kuramlarının hangi fakülte ve bölümlerinden mezun olmak gerektiğinin açıklayıcı bir şekilde öncelikle Yönetmelikle belirlenmesi gerektiği hususunda, Danıştay 2. Dairesinin 19.02.2018 tarih ve 2017/4096 Esas sayılı Y.D. kararı mevcut olduğunu,

2 Temmuz 2020 tarih ve 31173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte, Müdürlükler arasında Teknik veya İdari ayrımı yapılmamış olup, 7 Mayıs 2014 tarih ve 28993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte ise hangi Yükseköğrenim görenlerin Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne atanacağı yönünde belirsizlik söz konusu olduğunu,

“Kamu Zararı” kavramının, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesinde;

“Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmakta olup, Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, esas alınır.” Denildiğini,

Bu tanıma ve mevzuat maddelerine göre tek tek açıklamak icap ederse;

… olarak memuriyet hayatı boyunca;

Herhangi bir kasıt, kusur ve ihmalden kaynaklı, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olmadığını,

İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını ve yapılan tüm ödemelerin, fiilen yürüttüğü görevlere Devletin belirlemiş olduğu ödeme tutarları olduğunu,

Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması yönünde herhangi bir fiilinin olmadığını,

Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması yönünde herhangi bir fiilinin olmadığını,

İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması yönünde herhangi bir fiilinin olmadığını,

İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması yönünde herhangi bir fiilinin olmadığını,

Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması yönünde herhangi bir fiilinin olmadığını ve mevzuatta yer almayan bir ödeme almadığını,

Müdür kadrolarına atananlar ile birlikte, bu göreve tedviren veya vekaleten atananların da bu görevleri aynen atanmış müdürler gibi ifa ettikleri ve sorumlulukları yüklendikleri, bu görevlendirmelerin önünde yasal bir engel olmadığının bir gerçek olduğunu,

Bu nedenle vekaleten ve tedviren müdür kadrolarına görevlendirilen personele ödenen müdür vekalet ücretinin, fiili duruma ve hakkaniyete uygun olduğundan denetim sonucu bulunan sorgunun hukuka aykırı ve hatalı olduğunu düşündüğünü,

Bununla birlikte bu görevlere atamaların ve görevlendirmelerin Belediye Başkanı tarafından yapıldığı da görüldüğünden, bulguda kamu zararı olarak ifade edilen tutarlardan, ilamda zikredilen Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne vekalet eden kendisinin sorumlu olmaması gerektiğini,

Sorgudaki kamu zararı olarak nitelendirilen tutarları kabul etmemekle birlikte;

Kendisinin, 2016 yılında mevzuatta gerekli olan memuriyet hizmet yılı ve Yükseköğrenim şartlarının tümünü taşıdığını,

2016 yılında Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünü vekaleten ve fiilen yürütmeye muktedir olacak şekilde Belediyelerin çeşitli kademelerinde görevlerinin mevcut olup, 4 yıllık Yükseköğrenim yanında Yerel Yönetimler konulu Yüksek Lisans tahsili, ayrıca Mesleki ve Teknik Lisenin Doğalgaz, Isıtma, Klimacılık ve iklimlendirme bölümünden mezuniyetinin de mevcut olduğunu, nitekim mer'i mevzuatta hangi Yükseköğrenim görenlerin Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne atanacağı, yönünde belirsizlik söz konusu olduğunu,

Bu gibi önemli “kamu zararı kavramının” yapılan iş karşılığı alınan ücret olmasına rağmen, soyut ve yoruma dayalı şekilde karara bağlanarak bir devlet memurunun töhmet altında bırakılmasının da usule ve hukuka uygun olmadığını,

Dönemin Belediye Başkanınca yazılı olarak bu göreve vekaleten getirildiğini ve fiilen eksiksiz şekilde Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü görevini yürüttüğünü, görevinin karşılığı olan maaşın dışında hak etmediği hiçbir ödemenin yapılmadığını, layıkıyla ve emekle mesai mefhumu gözetmeden yaptığı bir işin ve görevin karşılığı aldığı maaşın, “kamu zararına neden olmak” şeklinde nitelendirilmesi manen ve sosyal olarak yıllardır kendisini yıprattığını,

Görevin yetki ve sorumluluğunu taşıyarak ve fiilen yaptığım bir görevin karşılığı olan ödemelerin, “kamu zararı” olarak nitelendirmenin hukuka aykırı olduğu kanaatini taşıdığını,

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri, Mahkeme Kararı ve izahatlar çerçevesinde Sayıştay 5. Dairesinin iş bu kararının bozulması gerektiğini,

Yukarıda arz ve izah edilen hususlar nedeniyle Sayıştay 5. Dairesinin 18.01.2024 Karar, 24.06.2024 İlam tarihli ve 308 no.lu İlamının temyizen bozulması, kararı verilmesini arz ettiğini, ifade etmiştir.

Başsavcılığın …, …, …, …’ın dilekçeleri için verdiği aynı nitelikteki mütalaasında;

Temyiz dilekçesinde, sorumlunun ileri sürdüğü ve açıkladığı hususların 5’inci Dairenin 308 No.lu İlamın 4’üncü maddesinde karşılandığı görülmüş olmakla birlikte, Savcılığımız görüşüne aşağıda yer verilmiştir.

657 sayılı Kanunun 152’nci maddesi uyarınca 17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 2016 yılında da uygulanmasına devam edilmesine Karar verilen Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9 uncu maddesinde;

"(1) 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.

2) ...

bb) Mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmetiçi eğitim, kurs veya seminer nedeniyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere,

vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez."

hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca, dolu olan kadroya vekalet edenlerle, asaleten atanmada aranan şartları taşımadığı anlaşılan personele vekaletlerinden dolayı zam ve tazminat farkının ödenmesine imkân bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, aynı konu hakkında Temyiz Kurulu 12.04.2023 tarihli ve 54739 tutanak No.lu kararı ile tazmin hükmünün tasdikine karar vermiştir.

Bu nedenle, temyiz talebinin reddedilerek Daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Arz olunur.” Denilmektedir.

Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin okunup incelenmesi sonrasında,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

308 sayılı İlamın 4’üncü maddesiyle, Belediye içinden dolu olan müdürlük kadrolarına vekalet edenler ile boş olan müdürlük kadrolarına vekalet edip kadrolara asil olarak atanma şartlarını taşımayanlara mevzuata aykırı olarak vekalet edilen kadronun zam ve tazminatlarının ödenmesi sonucunda oluşan (tazminine hükmedilen toplam … TL’ndan, Daire yargılaması aşamasına kadar tahsil edilen tutar haricinde kalan) … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi kararı verilmiştir.

Mevzuat:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları başlıklı 86’ncı maddesinde;

“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır. ...

Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir. ...” hükmüne,

Aynı Kanunun "Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175’inci maddesinde;

“... Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.”

Hükmüne yer verilmiştir.

657 sayılı Kanun'un “Zam ve tazminatlar” başlıklı 152’nci maddesindeki yetkiye istinaden düzenlenen ve ödemenin yapıldığı tarihte de yürürlükte olan 05.05.2006 tarih ve 26159 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli Kararın 9’uncu maddesinde;

“Mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmet içi eğitim, kurs ve nedeniyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere” diğer bir ifade ile dolu olan kadroya vekalet edenlere, vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatların ödenmeyeceği belirtilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun “Derece yükselmesinin usul ve şartları” başlıklı 68 inci maddesinin (B) fıkrasında;

“Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı ile Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4’üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir.

Ancak, bu şekilde bir atamanın yapılabilmesi için ilgilinin;

a) 1’inci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 ve daha yukarıda olanlar için en az 12 yıl,

b) 1’inci ve 2’nci dereceli kadrolardan ek göstergesi 5300 'den az olanlar için en az 10 yıl,

c) 3’üncü ve 4’üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl, hizmetinin bulunması ve yükseköğrenim görmüş olması şarttır.” hükümlerine yer verilmiştir.

Aynı Kanunun "Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175 inci maddesinin (2)’nci fıkrasında, bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Devlet Memurlarına verilecek zam ve tazminatları düzenleyen 17.04.2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Vekalet” başlıklı 9 uncu maddesinin (1) inci fıkrasının (cc) bendinde;

“Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.” hükmü yer almaktadır.

666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 1’inci maddesiyle 27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 9’uncu maddede;

“Kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir.” hükümlerine yer verilmiştir.

04.07.2009 tarih ve 27278 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in bazı maddelerini değiştiren, 07.05.2014 tarih ve 28993 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 5’inci maddesinde;

“Aynı Yönetmelik’in 7’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 7 — (l) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.

a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;

1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,

2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,

3) Ekli (l) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,

4) Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak” hükümlerine yer verilmiştir.

Değerlendirme:

Devlet Memurları Kanunu'nun yukarıda sözü edilen 175’inci maddesi, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Vekalet” başlıklı 9’uncu maddesi ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1’inci maddesinden, dolu olan kadroya vekalet edenlere, vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatların ödenmeyeceği, boş kadroya kurum içinden vekalet edenlere ise vekilin asilde aranan şartların tamamını taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadronun zam ve tazminat farklarının ödenebileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; müdürlük kadrolarına vekalet eden …, …, …, … ve …'ün vekalet ettikleri kadro için öngörülen eğitim (fakülte veya en az 4 yıllık yüksekokul mezunu olma) şartını taşımadıkları,

…, … ve …'in 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan görev süresi şartını sağlamadıkları,

…, …, …, … ve …'ün dolu kadroya vekalet ettikleri,

… ile …'ün vekalet ettikleri kadro için belirlenen kadrolarda çalışma (Ekli 2 sayılı listede sayılan müdürlükler için, son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak) şartını taşımadıkları,

Yine …'ın (Ekli (l) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden mezun olmak) şartını taşımadığı, anlaşılmaktadır.

Dolu kadrolara vekalet edenler ile Belediyedeki boş müdürlük kadrolarına asilde aranan şartları taşımamakla birlikte vekalet edenlere, vekalet ettikleri müdürlük kadroları için öngörülen zam ve tazminat farklarının ödenmesi sonucu kamu zararına neden olunmuştur.

Sorumluluk yönünden inceleme

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun "Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde;

“Bakanlıklarda ve diğer kamu idarelerinde en üst yönelici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Bakanlıklarda en üst yönetici Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejikplan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler” hükümleri yer almaktadır.

Söz konusu hükümlerde, üst yöneticilerin sorumluğu siyasi olarak tanımlanmakta olup, üst yöneticilerin, harcama sürecinde talimat veren, harcamaya esas sözleşmeyi imzalayan vb. bir konumda olmamaları halinde, mali sorumluluklarına hükmedilebilmesinin mümkün olmadığı ve bu nedenle de Belediye bütçesinden yapılan zam ve tazminat farkı ödemelerinde Üst Yönetici (Belediye Başkanı) …’ın sorumluluğu bulunmamaktadır.

Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluk itirazları ile ilgili olarak, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;

"… Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm doğrultusunda, harcama yetkililerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile, harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Ön mali kontrolün kapsamı” başlıklı 10’uncu maddesinde;

“Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.

Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.

Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır.

Aynı Yönetmelik’in üçüncü fıkrasında yer alan “mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü” hükmünden, yapılan işlemlerin mevzuata uygunluğu kontrolünün harcama birimlerine verilen bir sorumluluk olduğu ve bu sorumluluğun harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin uhdesinde olduğu anlaşılmaktadır.

Aynı Yönetmelik’in "Ön mali kontrolün niteliği” başlıklı 11’inci maddesinde;

"… Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu çerçevede, … ile … ve …'ın ödeme emri ve ekli belgelerinde imzalarının olmadığından harcama sürecinde yer almadıkları anlaşıldığından, zam ve tazminat farkı ödemeleri ile ilgili kamu zararından sorumlulukları bulunmamaktadır.

Aynı konuda alınan Danıştay kararları hakkında:

Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay İlamlarına, vergi konusunda Danıştay’ca verilen kararlar hariç, idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekle birlikte Sayıştay, Anayasanın verdiği yetkiye istinaden sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yoluyla kesin hükme bağlarken kuruluş kanunu ile genel mali yönetim ve kontrol mevzuatını esas almakta ve diğer yargı mercilerinden hesap mahkemesi olarak ayrılmaktadır.

Yargılamada hesap yılını esas alarak, hesap yılında geçerli usul ve hükmünde esas aldığı mevzuata dayalı olarak hüküm vermektedir. Kısaca sorumluluk ve sorumlu tespitinde diğer yargı kurumlarından ayrılmaktadır. Dolayısıyla Danıştay’ın verdiği kararların, Sayıştay yargısını etkileyen bir yönü bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sorumlular tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen tüm itirazlar reddedilerek, 308 sayılı İlamın 4’üncü maddesi ile verilen “… TL kamu zararının … TL’si tahsil edildiğinden bu tutar için ilişilecek bir husus kalmadığına, geriye kalan … TL kamu zararının sorumlularından tazminine” ilişkin hükmün TASDİKİNE, oy birliğiyle,

6085 sayılı Kanunun 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 02.07.2025 tarih ve 58174 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.