Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2020
Daire
2
Dosya No
55291
Tutanak No
58803
Tutanak Tarihi
04.02.2026
Konu
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR

Konu: Belediye tarafından vakfa nakdi yardım yapılması



171 sayılı Ek İlamın 2’nci maddesiyle; Belediye tarafından … Vakfına nakdi yardım yapıldığı gerekçesiyle ... TL’nin tazminine hükmedilmiştir.

TEMYİZ DİLEKÇESİ

Üst Yönetici … (Dosya No: 55291) ile Harcama Yetkilisi … ve Gerçekleştirme Görevlisi … (Dosya No: 55292) aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle;

… Vakfının, Bakanlar Kurulunun … tarihli ve … sayılı Kararı ile kamu yararına çalışan vakıflardan addedildiğini, vergi muafiyeti tanınan vakıflar listesinde yer aldığını, 5393 sayılı Kanun’un 75.1-c maddesi kapsamında Suriye’de yaşayan yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere verilmek üzere un ve gıda malzemesi alınmak üzere ortak hizmet projesi yürütüldüğünü, belediye ile … Vakfı arasında akdedilen 09.01.2020 tarihli Protokol uyarınca;

“...4- Bu protokolün gereği; …’nın 08.01.2020/E.1 sayılı, Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine ayni ve nakdi yardım çalışmaları projesi kapsamında ... TL değerinde ayni yardım (Un ve gıda malzemesi) … Vakfı ile müşterek yapılan yardım kampanyası dahilinde yapılmaktadır...” hükmü bulunduğunu,

Sayıştay 2. Dairesinin 31.03.2022 tarihli ve 35702 Karar sayılı Tutanağa kayıtlı 24.06.2022 tarihli ve 81 sayılı İlam hükmü uyarınca belediye tarafından … Vakfına nakdi yardım yapılması konu başlıklı; 2020 yılında belediye bütçesinden … Vakfına nakdi yardım yapılması sonucu oluşan ... TL kamu zararının üst yönetici, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisine müşterek ve müteselsilen ödettirilmesine karar verildiğini, üst yönetici, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin temyiz başvuruları üzerine Temyiz Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 55541 ve 55543 tutanak no.lu Kararlarında özetle;

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde, sosyal hizmet ve yardım yapmak ve yaptırmanın belediyenin görevleri arasında sayıldığı; “Acil durum planlaması” başlıklı 53’üncü maddesinin son fıkrasında; belediyenin, belediye sınırları dışında yaygın ve doğal afetler meydana gelmesi durumunda, bu bölgelere gerekli yardım ve destek sağlayabileceğinin hüküm altına alındığı, aynı Kanun’un “Belediyenin giderleri” başlıklı 60’ıncı maddesinde; dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımların belediye giderleri arasında sayıldığı;

Yine aynı Kanun’un “Diğer kuruluşlara ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin c fıkrasında; belediyenin, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 07.06.2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceğinin belirtildiği;

Öte yandan, 12.07.2008 tarihli 26934 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Dış Ticaret Müsteşarlığının Bedelsiz İhracata İlişkin Tebliğinin 2’nci maddesinin birinci fıkrasında;

“(1) Bedelsiz olarak ihraç edilebilecek mallar aşağıda belirtilmiştir.

e) Savaş, deprem, sel, salgın hastalık, kıtlık ve benzeri afet durumlarında; kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, üniversiteler, Kızılay ile kamu yararına çalışan dernek ve vakıfların gönderecekleri insani yardım malzemeleri.” denildiği;

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri doğrultusunda, temyiz talebine konu olay incelendiğinde; … Belediyesi ile … Vakfı arasında 09.01.2020 tarihinde bir protokol imzalandığı; protokol kapsamında … Vakfı tarafından Suriye’de yaşayan yoksul, muhtaç ve kimsesiz ile engellilere verilmek üzere un ve gıda malzemesi alındığı; belediye tarafından yapılan bu yardım malzemelerinin bedelinin ödendiği; vakıf tarafından alınan yardım malzemelerinin faturalarının belediyeye ibraz edildiğinin görüldüğü;

… Vakfının … tarihli ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamu yararına çalışan vakıflar statüsünü elde ettiği ve vergi muafiyeti tanınan vakıflar listesinde yer aldığı da göz önünde bulundurulduğunda, yapılan protokolün 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinin (c) fıkrasına uygun olduğunun anlaşıldığı ifade edilerek Daire Kararının bozulduğunu, yeniden hüküm tesisi için Dairesine gönderildiğini,

Dairesince yapılan yeniden yargılamada; bozmaya uğrayan aynı gerekçelerle, yeni bir delil veya net tespit içermeksizin ısrar mahiyetinde tazmin hükmü kurulduğunu,

Temyiz Kurulu Kararında harcamanın gerekçeleri, vasıf ve mahiyetinin isabetli olarak tartışıldığını, Daire Kararında vasıflandırma hatası yapıldığını, Kararın esas itibariyle yerinde olmadığını, kamu zararı oluşmadığı izah edilmesine rağmen dosyanın mevcut haliyle yeniden tazmin hükmüne dayanak edilmesinin isabetsiz olduğunu, usul ve yasaya uygun Temyiz Kurulu Kararı esas alınarak Dairesince verilen ısrar kararının Temyiz Kurulunca kaldırılması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Üst Yönetici … ortak mahiyetteki temyiz dilekçesinde belirtilen hususlara ek olarak;

14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararı’nda üst yöneticilerin sorumluluğu ile ilgili olarak;

“5018 sayılı Kanunun 11’inci maddesinde; “Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır. Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle üst yöneticilerin sorumlulukları düzenlenmiştir.

Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel kanunlardan doğan Sayıştay’a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.

Dolayısıyla bu aşamada bir genelleme yaparak üst yöneticilerin, işlemlerin hukuka uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olacakları ya da olmayacakları yönünde bir görüş belirtilmesi uygun bulunmamaktadır.” tespitinin yapıldığını,

Sayıştay Genel Kurul Kararında belirtildiği üzere genelleme yaparak değil de münferit her bir olayda kamu zararı ile belediye başkanı arasında illiyet bağının kurulması gerektiğini, ancak ilamda “ödeme emri ve eki belgelerde Belediye Başkanının imzası, parafı veya oluru bulunmasa da, Belediye Başkanı olarak kendi isminin geçtiği bu tür ilan ve tanıtım giderlerinden haberinin, onay ve talimatının olmaması düşünülemez. Anılan nedenle, Belediye Başkanı ile ödeme emri evraklarında imzası bulunan Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisinin sorumluluğu bulunmaktadır.” denildiğini,

Sayıştay Genel Kurul Kararında sorumluluk tespiti ile ilgili genel ilkenin aşağıdaki şekilde ifade edildiğini,

“5018 sayılı Kanuna göre mali sorumluluğun şartları şöylece sıralanabilir:

- Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem, eylem bulunmalıdır.

- Ortada bir kamu zararı olmalıdır.

- Mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bir illiyet olmalıdır.

Bu yeni sorumluluk sisteminde objektif (kusursuz) sorumluluk anlayışından vazgeçilmiş bulunulmaktadır.”

Dolayısı ile objektif (kusursuz) sorumluluk yerine münferit her bir olayda kamu zararı ile belediye başkanı arasında illiyet bağı kurulması gerektiğini, belediye başkanının isminin geçtiği her bir ilan ve tanıtım giderlerinden belediye başkanının haberinin, onay ve talimatının olduğu varsayımının belediye başkanının objektif sorumluluğu sonucunu doğuracağını, 5018 sayılı Kanun ile de objektif (kusursuz) sorumluluk anlayışından vazgeçildiğini,

5018 sayılı Kanun’a göre belediye başkanının sorumluluğuna hükmedilebilmesi için kamu zararı ile belediye başkanı arasındaki illiyet bağının objektif ve maddi delillerle tespit edilmesi gerektiğini, İlan veya tanıtımda belediye başkanın isminin geçmesi illiyet bağı tespiti için geçerli ve yeterli hukuki bir delil oluşmayacağını,

İlamda belirtilen yaklaşımın kabulünün objektif sorumlulukla birlikte belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olan belediye başkanının belediyenin bütün işlem, eylem ve harcamalarından mali sorumlu olduğu sonucunu doğuracağını, bunun da idari ve siyasi sorumlulukla mali ve yargısal sorumluluk arasındaki farkı anlamsızlaştırdığını,

Belediye başkanı olarak kamu zararına esas alınan hiçbir belgede imzası, parafı veya oluru bulunmadığını, nüfusu, kapsam alanı, bütçesi ve kurumsal yapısı ile birçok il belediyesinden daha büyük olan belediyelerinin kurumsal kimliği adına yapılan her tanıtımdan haberinin, bilgisinin ve talimatının olmasının fiilen mümkün olmadığını, İlama konu tanıtım faaliyetlerinde adının, belediye tüzel kişiliği temsilcisi olması hasebiyle geçtiğini, 5018 sayılı Kanun’un 11’nci maddesi uyarınca yönetsel sorumluluğu olsa bile aynı Kanun’un 71’inci maddesi uyarınca mali bir sorumluluğu bulunmadığını,

Bütün bu nedenlerle, işin esasıyla ilgili olarak yukarıda yapılan açıklamalar saklı kalmak üzere, uygulamanın kamu zararı olarak nitelendirilmesi halinde bile, sorumlu tutulmaması gerektiğini ifade etmiştir.

BAŞSAVCILIK MÜTALAASI

Temyiz dilekçesi özetlendikten sonra;

Daire Kararında yasal dayanakları ile açıklandığı üzere mahalli müşterek ihtiyaçları karşılamaya yönelik olmaması ve belediye sınırları dışına yönelik olması sebebiyle anılan belediye tarafından vergi muafiyeti tanınan vakfa bağış yapılmasının 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinin birinci fıkrasının c bendinde düzenlenen ortak hizmet projesi niteliğinde olmadığı, yapılan harcamanın anılan Kanun’un 60’ncı maddesinde belirtilen belediye giderleri kapsamına girmeyen mevzuata aykırı harcama olması nedeniyle kamu zararı oluştuğu, sorumluların temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.

Üst Yönetici …’ın sorumluluk itirazına yönelik olarak verilen mütalaada ise;

Daire Kararında belirlenen sorumluların 5018 sayılı Kanun’un 11, 32 ve 33’üncü maddeleri ile 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararına uygun olduğu ifade edilmiştir.

Duruşmaya tazmin hükmünden üst yönetici olarak sorumlu tutulan … ile vekili Av. … katılmışlar, Suriye’de yaşanan olaylar nedeniyle ilçelerine yoğun bir sığınmacı göçü olduğunu, Devletin yanında belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının da bu konuda sorumluluk aldığını ve yardımlarda bulunduğunu, tazmin konusu yardım haricinde belediye tarafından hem ilçe sınırları içerisinde yaşayan sığınmacılara hem de sınır bölgelerinde, konteyner kentlerde yaşayan sığınmacılara çok sayıda yardım yapıldığını, bu yardımların belediyelerin sosyal yardım görevi kapsamında olduğunu, ayrıca yardımlar yapılırken sığınmacıların konteyner kentlerde kalmasının, ilçelerine yapılacak olası göçlerin engellenmesinin ve bu sayede şehrin düzen ve nizamının korunmasının da amaçlandığını, usul hatası yapılmış olabileceğini, ancak harcamaların kamu yararı gözetilerek yapıldığını ifade ederek Daire Kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Sayıştay Savcısı tarafından yazılı mütalaada belirtilen gerekçelerle Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.

Daire Kararında üst yönetici olarak sorumluluğu bulunan … ve vekili Av. … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Temyize konu Daire Kararında, belediye tarafından, … Vakfına nakdi yardım yapıldığı gerekçesiyle ... TL’nin tazminine hükmedilmiş, söz konusu tazmin hükmünden protokolü imzalayan belediye başkanı ile ödeme emri belgesinde imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sorumlu tutulmuştur.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçeden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinde;

“Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.

Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” denilmiş;

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin üçüncü fıkrasında;

“(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla … Belediyesinin 5018 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi uyarınca dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapabilmesi mümkün değildir.

Yine 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde;

“c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.” hükmü yer almaktadır.

Söz konusu hükme göre belediyelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirmeleri mümkündür.

Yukarıdaki düzenlemeler çerçevesinde tazmin hükmüne konu olan ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde;

Belediye ile adı geçen vakıf arasında, 5393 sayılı Kanun’un 75/c bendine dayanılarak, Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine ayni ve nakdi yardım yapılması projesi kapsamında ... TL değerinde ayni (un ve gıda malzemesi) yardım yapılması için protokol düzenlendiği, alınan bu malzemelerin karşılığının belediye tarafından ödendiği ve faturaların belediyeye ibraz edildiği görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 3’üncü maddesinde bu Kanunun uygulanmasında belediye, belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi şeklinde tanımlanmış, aynı Kanunun 14’üncü maddesinde belediyenin görev, yetki ve sorumlulukları belirlenirken öncelikle “mahalli müşterek nitelikte olmak” şartı öngörülmüş, 15’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de “belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.” belediyenin yetkilerinden sayılmıştır. Söz konusu düzenlemelere göre, belediye tarafından yapılan faaliyetlerin, belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olması gerekmektedir. Ayrıca, mahalli müşterek nitelikte olsa bile belediyelerin dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler için yapılacak yardımları bir derneğe nakdi yardımda bulunmak suretiyle gerçekleştirmesi mümkün değildir.

Üst Yönetici …’ın sorumluluk itirazı ile ilgili olarak;

Belediye Başkanı … göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde, 5018 sayılı Kanun’a göre belediye başkanının sorumluluğuna hükmedilebilmesi için kamu zararı ile belediye başkanı arasındaki illiyet bağının objektif ve maddi delillerle tespit edilmesi gerektiğini ifade ederek sorumluluk itirazında bulunmuştur. Ancak söz konusu yardım Belediye Başkanı …’ın imzalamış olduğu mevzuata aykırı protokole dayanılarak yapıldığından oluşan kamu zararından ödeme emri belgesinde imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi ile birlikte sorumlu tutulmasında hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu itibarla, … Belediyesi tarafından … Vakfına nakdi yardım yapılması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiğinden sorumlu talebinin reddi ile 171 sayılı Ek İlamın 2’nci maddesiyle verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, (Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 04.02.2026 tarih ve 58803 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’ın karşı oy gerekçesi

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde sosyal hizmet ve yardım yapmak ve yaptırmak belediyenin görevleri arasında sayılmış, “Acil durum planlaması” başlıklı 53’üncü maddesinin son fıkrasında; belediyenin, belediye sınırları dışında yangın ve doğal afetler meydana gelmesi durumunda, bu bölgelere gerekli yardım ve destek sağlayabileceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un “Belediyenin giderleri” başlıklı 60’ıncı maddesinde; dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar belediye giderleri arasında sayılmıştır.

Yine aynı Kanun’un “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin (c) fıkrasında; belediyenin, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği belirtilmiştir.

Somut olayda, … Belediyesi ile … Vakfı arasında 09.01.2020 tarihinde bir protokol imzalandığı, protokol kapsamında … Vakfı tarafından Suriye'de yaşayan yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere verilmek üzere un ve gıda malzemesi alındığı, belediye tarafından yapılan bu yardım malzemelerinin bedelinin ödendiği, vakıf tarafından alınan yardım malzemelerinin faturalarının belediyeye ibraz edildiği görülmektedir.

… Vakfının … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamu yararına çalışan vakıflar statüsünü elde ettiği ve vergi muafiyeti tanınan vakıflar listesinde yer aldığı da göz önünde bulundurulduğunda yapılan protokolün 5393 sayılı Kanun’un 75 inci maddesinin (c) fıkrasına uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, … Belediyesi tarafından imzalanan protokol kapsamında … Vakfına yardım yapılması sonucu kamu zararı oluşmadığından sorumlu talebinin kabul edilerek Daire Kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

Üye …’in karşı oy gerekçesi

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun;

“Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinin a) fıkrasında; “sosyal hizmet ve yardım hizmetlerini yapmak veya yaptırmak”

“Acil durum plânlaması” başlıklı 53’üncü maddesinin son fıkrasında; “Belediyenin, belediye sınırları dışında yangın ve doğal afetler meydana gelmesi durumunda, bu bölgelere gerekli yardım ve destek sağlamak,”

Belediyenin görev, yetki ve sorumlulukları arasında belirtilmiştir.

“Belediyenin giderleri” başlıklı 60’ıncı maddesinde; “dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile engellilere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar,” belediyenin giderleri arasında sayılmıştır.

Yine 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesinde, belediyelerin dernek ve vakıflarla ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği belirtilmiştir.

… Vakfı … tarihli ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamu yararına çalışan vakıflar statüsünü elde etmiş ve vergi muafiyeti tanınan vakıflar listesinde yer almıştır.

… Vakfının dünyanın dört bir yanına yardım yaptığı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Suriye bölgesinde askeri ve diğer kamu görevlilerimiz bulunmakta, çeşitli kamu hizmetleri buralarda da yapılmaktadır. Bu bağlamda vakfa yapılan ödemenin belediyenin giderleri arasında sayılan, dar gelirli, yoksul muhtaç ve kimsesizler ile engellilere un ve gıda malzemesi verilmek üzere yapıldığı anlaşılmıştır. Siyasal ve toplumsal faydası bilinenden daha yüksek olan bu hizmet nedeniyle kamu zararı değil kamu menfaati oluşmuştur. Daire Kararının “Refi” gerektiği gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.