Kamu İdaresi
Yüksek Öğretim Kurumları
Yılı
2019
Daire
8
Dosya No
53916
Tutanak No
58692
Tutanak Tarihi
17.12.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Konu: Mevzuata Aykırı Atama Yapılması Sonucu Ödemede Bulunulması



210 sayılı İlamın 1’inci maddesi ile, mevzuat hükmüne aykırı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan, daha sonra 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alman ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...’e maaş ve ek ders ödemelerinin yapılması sonucunda oluşan ... TL kamu zararının Üst Yönetici (Rektör) ... ile Diğer Sorumlular (Genel Sekreter) ..., (Personel Daire Başkan V.) ... ve (Personel Daire Başkanı) ...’na ortaklaşa ve zincirleme ödettirilmesine karar verilmiştir.

Söz konusu tazmin hükmü, sorumlu ...’in temyiz başvurusu sonucu 05.03.2025 tarih ve 57811 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile [Sorumlular; ...’un temyiz başvurusu için aynı tarih ve 57812 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile, ... adına Av. ...’ın temyiz başvurusu için aynı tarih ve 57810 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile] tasdik edilmiştir.

Karar Düzeltilmesi Dilekçesi



Sorumlu ... (Per. Dai. Bşk. V.) tarafından 53916 sayılı dosya kapsamında karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur. Karar düzeltilmesi başvurusuna esas dilekçede [Sorumlu ... (Gen. Sek.- Dosya no.: 53917) tarafından gönderilen karar düzeltme dilekçesinde de tamamen aynı olmak üzere] özetle;

Temyiz konusu olay özetle, ... Üniversitesı(...) Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü Profesör kadrosuna atanan ...'ün güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması neticelenmeden işleminin yapıldığı, ... Valiliği Emniyet Müdürlüğünün 10.08.2017 tarihli yazısıyla ilişik kaydının olduğu, ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik araştırmasının sonucuna göre işlem yapılmamış olması ve 08.07.2018 tarihli 701 Sayılı KHK ile ...'ün rütbelerinin alındığı, buna rağmen gerek ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik araştırmasının sonucuna göre işlem yapılmamış olması, gerekse 701 Sayılı KHK'ya göre işlem tesis edilmemiş olması nedeniyle kamu zararı oluştuğundan bahisle gerçekleştirme görevlisi olarak kamu zararına sebebiyet verildiğinden 2017 yılı maaş ve ek ders ödemelerinin yapılması sonucunda … -TL'nin ödettirilmesi kararının verildiği, Söz konusu kararın hatalı olduğu, Temyiz Kurulunca kararın kaldırılmasının arz edildiği, Şöyle ki;

1. ...’ün Üniversitede 13/07/2017 tarihinde göreve başladığı, 08/07/2018 tarihinde Resmi Gazetede 701 Sayılı KHK yayımlandığı ve ismi Askeri Personeller kategorisinde sayıldığı, 28/06/2019 tarihinde istifa ederek kurumdan ayrıldığı,

2. ...'ün üniversitede göreve başlamasıyla ve görevini sürdürmesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, Kurumca yapılan ödemelerin haksız olduğu durumunun anlaşılması üzerine Kurumca ...'e alacak davaları açıldığı, mahkeme kararlarının kesinleştiği ve bu davalar sonucunda tahsilatların faiziyle sağlandığı, Kamu zararının ortadan kalktığı,

a) İlk olarak 10/03/2020 tarihinde ... tarafından ... 41. Asliye Hukuk Mahkemesinde yalnızca KHK tarihinden sonra maaş ödemeleri için dava açıldığı, ... 41. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/228 E. 2021/144 K. ve 08/11/2021 tarihli kararıyla da davanın kabulüne karar verildiği, İstinaf yargılamasının da ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Dosya No: 2022/1756 Karar No:2023/2929 Karar Tarihi: 20/12/2023 Tarihiyle tamamlanmış olup dosya kesinleştiği,.(EK-l) Mahkeme kararına yönelik alacak için Üniversitece ... 7. Genel İcra Dairesi E.2023/206099 icra takibi başlatılmış kamu zararı kişiden tahsil edildiği (EK-2)

b) İkinci olarak Sayıştay sorgusu üzerine 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...'e yapılan tüm ödemeler hakkında sorgulama başlatılınca 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...'e yapılan tüm ödemeler hakkında ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, Görülen yargılamalar sonunda nihai olarak ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi E. 2024/1307. K. 2024/1807, 1. 11/09/2024 tarihli kararıyla açıkça ..."ün başından itibaren devlet memuru olma niteliği taşımadığı, tüm ödemelerin iadesine kesin olarak karar verildiği, (EK-3) Bu kapsamda ... 2. Genel İcra Dairesi E. 2023/223064 dosyasıyla takip başlatılmış kamu zararı kişiden tahsil edildiği, (EK-4)

Yargılamalar sırasında alınan ihtiyati haciz kararı kesin hacze dönüştürülerek ... 1. Genel İcra Dairesi E. 2024/4231 dosyasıyla da kamu zararının kişiden tahsil edildiği, (EK-5)

3. Kurumca gerekli tüm yasal yollara gidilerek mahkeme süreçleri kesinleşerek sona erdiği, ve zarara sebep olan ...'den tahsilatların sağlandığı, Ortada bir kamu zararı kalmadığı, Sayıştay Temyiz Kurulu ise İlam'ında henüz kesinleşmediğinden diyerek kamu zararı kararı verdiği, Söz konusu kararın hatalı olduğu, Kamu zararı tahsil edilmişken yeniden ödenmesinin hukuka aykırı olduğu, Tarafına verilen tazmin kararın kaldırılması gerektiği,

4. Konuyla ilgili olarak YÖK ve Danıştay tarafından da soruşturmalar yapıldığı ve

hepsinde sorumluluklarının olmadığına dair kararlar verildiği,

Soruşturmaların akıbetleri;

a) Disiplin soruşturması yönünden YÖK tarafından yapılan soruşturmada kınama cezası verildiği daha sonra idari yargıda iptal davasının açılmasıyla disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kaldırıldığı (EK-6)

b) Ceza soruşturması yönünden Danıştay 1. Dairesi E.2023/1557. K.2023/1937 T. 12/12/2023 tarihli kararıyla kamu davasının açılmasını gerektirmediğinden YÖK Tarafından verilen 08/09/2022 Tarihli 2022/54 Sayılı Men-i Muhakeme Kararı onandığı. (EK-7)

7. Özetle, Kamu zararına sebep olan kişiden faiziyle tahsilatların sağlandığı, SGK tarafından ...’e ödenecek tutarların öncelikle alacaklısı olunan icra dairesi dosyalarına icra dairesinden de Üniversiteye tahsilatının sağlandığı(EK-8) Danıştay kararı ve ilk derece idari yargı kararı açıkça sorumluluğun bulunmadığına dair karar verdiği, Tarafına disiplin ve cezai yönden herhangi bir sorumluluk yüklenmediği, Buna rağmen Sayıştay Dairesi ilamları neticesinde tazmin hükümlerinin tarafına yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, Mahkeme kararları kesinleşmesine rağmen ilamda kesinleşmediği kabul edilerek maddi hatalı olarak tarafına verilen tazimin kararının kaldırılmasının gerektiği,

HUKUKİ DELİLLER: ... 41. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/228 E. 2021/144 K. Ve 08/11/2021 ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi E.2022/348 K.2023/151 T.13/03/2023 tarihli kararı ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi E. 2024/1307 K 2024/1807, T. 11/09/2024, ... 45. Asliye Hukuk Mahkemesi E.2024/12 K.2024/14 T.l 1/01/2024 Tarihli Kararları ile bu ilamlara bağlı icra dosyaları tahsilat dekontları

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve re’sen tespit edilecek sair nedenlerle, Sayıştay Temyiz Kurulunun 05/03/2025 ve 57805 verdiği karara karşı karar düzeltme yoluna başvurmak mecburiyetinin doğduğu, söz konusu maddi hatalar içeren kararın kaldırılması ve tazmin sorumluluğunun bulunmadığına kararı verilmesinin arz edildiği,

Ekler:

1- ... 41. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/228 E. 2021/144 K. Ve 08/11/2021 karan ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Dosya No: 2022/17s6 Karar No:2023/2929 Karar Tarihi: 20/12/2023

3- ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi E. 2024/1307, K. 2024/1807, T. 11/09/2024 tarihli kararı

4- Dekont

5- Dekont

6- Disiplin Soruşturmasından Ceza Verilmediğine İlişkin Evraklar

7- Ceza Soruşturmasından Ceza Verilmediğine İlişkin Evraklar

8- SGK Tarafından Yazılan Tahsilat Yapıldığına İlişkin Evraklar



Sorumlu ... (Per. Dai. Bşk. V.) tarafından 53916 sayılı dosya kapsamında sunulan ek dilekçede [Sorumlu ... (Gen. Sek.- Dosya no.: 53917) tarafından gönderilen ek karar düzeltme dilekçesinde de tamamen aynı olmak üzere] özetle;

Sayıştay Başkanlığı 2. Dairesinin 2017 Yılı Denetimine İlişkin 31/10/2023 Karar Tarihli ve 35775 Karar Numaralı(24/11/2023 İlam tarihli ve 381 İlam Numaralı)

Sayıştay Başkanlığı 8. Dairesinin 2018 Yılı Denetimine İlişkin 10/10/2023 Karar Tarihli ve 295 Karar Numaralı(05/12/2023 İlam tarihli ve 285 İlam Sıra No 1 ve 2)

Sayıştay Başkanlığı 8. Dairesinin 2019 Yılı Denetimine İlişkin 10/10/2023 Karar Tarihli ve 296 Karar Numaralı(05/12/2023 İlam tarihli ve 210 İlam Sıra No 1 ve 2)

Söz konusu kararlara ilişkin doğan kamu zararlarının giderildiği, ... Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen muhasebe işlem fişlerinin ekte sunulduğu,

01/07/2025 Tarihli karar düzeltme dilekçemde ileri sürülen hususlarla birlikte yeniden ortaya çıkan belgelerin değerlendirilmesi ve haklarında verilen tazmin sorumluluğu kararının kaldırılmasının arz edildiği,



Üst Yönetici ... (Rektör) adına vekili Av. ... tarafından 53936 sayılı dosya kapsamında karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur. Karar düzeltilmesi başvurusuna esas dilekçede özetle;

İlk derece kararı ve hakkında karar düzletme yolu başvurusu yapılan temyiz'den çıkan kararda müvekkil lehine verilen azlık oy / muhalefet şerhleri özellikle dikkate alındığında kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, Aksi halde söz konusu kararda müvekkil aleyhine hükmedilen tazmin kararının müvekkilin Anayasa ile güvence altına alman mülkiyet, adil yargılanma, masumiyet karinesi, mahkemeye erişim ve silahların eşitliği gibi temel haklarının ihlali söz konusu olacağı ve bu durumun Anayasa Mahkemesi (AYM) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına aykırılık teşkil edeceğinin ortada olduğu, bu nedenlerle kanuna ve Anayasaya ve AYM ile AİHM kararlarına aykırı olan bahsi geçen ilk derece ve temyiz kararlarının kaldırılması ve müvekkil aleyhine herhangi bir tazmin kararı verilmemesi yönünde yeniden bir değerlendirme yapılarak hükme bağlanmasının arz ve talep edildiği,

KARAR DÜZELTME NEDENLERİ :

... Üniversitesi 2017 yılı hesabının Sayıştay 2. Dairesince yargılanması sonunda çıkarılan 381 sayılı İlamın l'nci maddesi hükmüne "Üst Yönetici" sıfatıyla itiraz eden ... adına gönderilen 12.02.2024 tarihli dilekçe üzerine 6085 sayılı Kanun hükümlerine göre hazırlanan 53934 numaralı dosyanın Sayıştay Temyiz Kurulu'nca incelenip, 05.03.2025 tarih, 57804 Tutanak Numarası ile verilen karara karşın karar düzeltme dilekçesinin kabulü ile ilk karar ve temyiz talebinin reddine dair kararların; işbu karar düzletme aşamasına kadar mahkemeye sunulmasına rağmen hiç ve gereği gibi dikkate alınmayan temyiz ve diğer dilekçelerin ve eklerinde yazılı olan nedenlerin karar düzletme nedenleri olarak aynen tekrar edildiği,

Ayrıca söz konusu karara muhalif oy kullanan 8. Daire Başkanı ...'ın Karşı Oyu/Azınlık Görüşünde aynen; "...'in 15.04.2015 tarihinde ... Üniversitesi (...) ne ilk dilekçesi ile geçiş talebinde bulunduğu, ancak ... tarafından bu talebine olumlu olumsuz bir cevap verilmemiştir. İlana çıkılan Doçent kadrosu için ...'in 05.09.2016 tarihinde ikinci dilekçesi ile yaptığı müracaat jüri tarafından da uygun bulunarak atamasının yapılabilmesi için 21.02.2017 tarihinde ... Valiliğinden güvenlik soruşturması talep edilmiştir. ı aşamada Üniversite yönetimi boş bulunan profesör kadrosu için tekrar ilana çıkmış ve 10.04.20 tarihinde adı geçen kişi üçüncü dilekçesini kuruma vermiş. 20.04.2017 tarihinde jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda talep uygun bulunarak 12.05.2017 tarih ve 159 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla Profesör kadrosuna atanmasına karar verilmiştir. Doçent kadrosuna yapılacak atama öncesi 21.02.2017 tarihinde ... Valiliğinden güvenlik soruşturması talep edildiğinden ve cevap halen gelmediğinden güvenlik soruşturması için ikinci bir talepte bulunulmadığı savunmalarda ifade edilmiştir. ..., 28.06.2017 tarihinde MSB Üniversitesinden istifa ederek 12.07.2017 tarihinde Personel Dairesi Başkan Vekili ...'in teklifi, Genel Sekreter ...un Onaya sunması ve Rektör ... 'nın oluru ile Profesör kadrosuna güvenlik soruşturması Ve arşiv araştırması kuruma gelmeden açıktan ataması yapılmış ve 13.07.2017 tarihinde göreve başlamıştır.

... tarafından ... Valiliğinden ... ile ilgili istenen 21.02.2017 tarihli Güvenlik soruşturması talebine cevaben Valilikten gelen 10.08.2017 tarihli ve 11268 sayılı soruşturma evrakı, Genel Sekreterliğe bağlı bulunan Genel Evrak birimi personeli ...'a 18.08.2017 tarihinde teslim edilmiştir. Ancak söz konusu evrakın Rektöre verildiği/teslim edildiği ile ilgili bir kayda rastlanmamıştır.

...'ün ...'de göreve başlamasından yaklaşık bir yıl sonra 08.07.2018 tarihinde 701 sayılı KHK ile 15 Temmuz darbe girişiminde irtibatlı olduğu gerekçesi ile görevine son verilerek rütbelerinin alınmasına ve kimliklerinin iptaline karar verilmiştir.

Rektör ... savunmasında; ...'ün 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3'üncü maddesi uyarınca rütbeleri sökülmüş, emekli kimlikleri iptal edilmiş ve tekrar kamu görevine Kabul edilmesi, doğrudan veya dolaylı görevlendirilmesi yasaklanmış olduğunu Haziran 2019 tarihinde öğrendiğini ifade etmiştir. Yaklaşık 7000 kişinin atıldığı söz konusu kararnamede ... bir yıldır ...'de çalışmasına rağmen ve bir yıldır SGK kesintileri bu üniversiteden yapılmasına rağmen MSB listelerinde çıkmıştır. Bu bir yıllık süreçte SGK, MSB Üniversitesi ve adı geçenin yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesinden veya başka bir kurumdan bu kişinin atıldığına dair bir bilginin üniversite yetkililerine iletildiğine dair bir kayıt raporda ve dosyasında yer almamaktadır.

..., 27.06.2019 tarihinde emeklilik işlemlerinin başlatılması için ...'ye başvuruda bulunulmuş, 28.06.2019 tarihinde 4363 Sayılı cevabi yazı ile emeklilik Şartlarının oluşmadığı kendisine bildirilmiştir.

..., 28.06.2019 tarihinde ...’ye istifa dilekçesini vererek memuriyetten ayrılmıştır. Rektörlük tarafından da istifası 28.06.2019 tarihinde onaylanmıştır.

01.08.2019 tarihinde, ... Rektörü ... tarafından 57560275/663/07-305 sayılı yazı ile 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede rütbesi alınan ...'ün, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli listesinde olduğu bilgisinin haricen tarafına ulaştığını Üniversitenin Hukuk Müşavirliğine bildirmiş ve yürütülecek işlemler hakkında müşavirliğin görüşü talep edilmiş, Hukuk Müşavirliği 02.08.2019 tarihinde şahsa yapılan bütün ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsili hakkında görüş bildirmiştir.

Bu görüşe istinaden Rektör ... tarafından 02.08.2019 ve 20.08.2019 tarihlerinde 5136 Sayılı ve 5332 sayılı yazılar ile Döner Sermaye Müdürlüğü ve Bilimsel Araştırma Projeleri ofisine adı geçen şahsa yapılan ödemelerin geri alınması hakkında yazı yazılmıştır.

Ayrıca, 19.09.2019 tarihinde ...'e, kişi borcunun geri ödenmesi hakkındaki 1607 sayılı yazı yazılmış bu Şahsın çalışmadığı günlerin parasını ödediği geri kalan kısmı ödemediği bu sebeple 15.11.2019 tarihinde Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına toplam ... TL nin kişi borcu açılarak tahsil edilmesi hakkında 8051 sayılı yazı yazılmıştır.

Kişi borcunun Ödenmemesi Üzerine ... tarafından ... 47. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış ve 08/11/2021 Tarihli 2021/228 E. 2021/144 Karar Sayısı ile Üniversite lehine karar verilmiştir. Bu doğrultuda ... 7. İcra Dairesi 2022/9968 Dosyalarından İcra takibi başlatılmış Olup söz konusu icrai Süreç devam etmektedir. Ayrıca ... tarafından açılan ... 16.Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/348 E. Sayısı ile de yargılaması devam eden alacak dosyası bulunmaktadır.

Yukarıda kronolojik olarak sıralanan olay akışından da anlaşılacağı üzere, ...’ün Profesör kadrosuna Yapılan atamada kendisinin MSB Üniversitesi, ile ilişiğinin kesildiği, herhangi bir yerde çalışmadığı, Profesör kadrosuna naklen değil açıktan atandığı, bu sebeple 657 sayılı Kanun'un 48'nci Maddesinin A) Genel Şartların 8'nci fıkrasındaki “(Ek: 3/10/2016 - KHK-676/74 Md.; Aynen kabul: 1/2/2018 7070/60 Md.) Güvenlik Soruşturması ve/veya ARŞİV araştırması yapılmış olmak. " Hükmüne aykırı hareket edilmiş, talep edilen güvenlik soruşturması gelmeden (Güvenlik Soruştum gelmemesi üzerine ... Valiliğine bir yazıda yazılmamıştır.) adı geçen şahıs 12.07.2017 tarihinde Profesör Kadrosuna mevzuata aykırı bir şekilde atanmış ve kendisine ödeme yapılmıştır.

Bu süreçte YÖK tarafından Sorumlular hakkında disiplin ve ceza Soruşturması açıldığı, disiplin

Yönünden kınama cezası verildiği, sorumluların idari yargıda itirazları üzerine cezanın mahkemece iptal edildiği, cezai yönden verilen soruşturma izni de ayrıca iptal edilmiş olup kendilerine bir ceza verilmemiştir.

Ancak, ...yönetimi Sayıştay denetimi öncesi kendi yönetim birimi tarafından konunun farkına varılması, üzerine Rektör ... tarafından 05.08.2019 tarih ve 5136 sayılı yazı ile Döner Sermaye Müdürlüğü ve 20.08.2019 tarihlerinde 5332 sayılı yazı ile Bilimsel Araştırma Projeleri ofisine yapılan ödemelerin geri alınması hakkında yazı yazılmıştır.

Ayrıca 19.09.2019 tarihinde ...'e, kişi borcunun geri ödenmesi hakkında 1607 sayılı yazı yazılmış, 15.11.2019 tarihinde ise Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına toplam ... TL nin kişi borcu açılarak tahsil edilmesi hakkında 8051 sayılı yazı yazılmış ve muhasebe kayıtlarına alınmıştır.

... yönetimi, konuyu öğrendiği süreç sonrasında Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, Yönetmeliğin 6/ğ maddesindeki “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, ” hükmü Uyarınca ...'e kendisine haksız yapılan ödemeleri Üniversiteye iade etmesi konusunda yazı yazmış ve yatırmaması üzerine tahsili için süreç başlatmıştır. Yönetmeliğin “Kontrol, denetim veya inceleme Sonucunda tespit edilen zararın değerlendirilmesi ” başlıklı 7/A maddesinin 6'nçı bendindeki “Kontrol, denetim veya inceleme Sonucunda tespit edilen zararın, yapılan değerlendirme Sonucunda kamu zararı niteliği taşımamakla birlikte, tahsili gereken bir alacak olduğuna karar verilmesi halinde bu alacak genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir. ” hüküm Uyarınca ... tarafından ... 41. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış ve 08/11/2021 Tarihli 2021/228 ÇE, 2021/144 Karar Sayısı ile Üniversite lehine karar verilmiştir. Bu doğrultuda ... 7. İcra Dairesi 2022/9968 Dosyalarından icra takibi başlatılmış tahsilatın da yapıldığı temyiz kurulunda ifade edilmiştir. Dolayısı ile idare hatalı ve mevzuata aykırı bir ödemeyi yine kendi tespit ederek ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde Yönetmeliğin 12’nci maddesinin 2'nci fıkrasının b ve c bentlerine ve “İcra yoluyla tahsilat” başlıklı 15'nci maddesine göre tahsil yoluna gitmiş olup alacağın tahsili imkansız hale daha gelmemiş ve Zaman aşımı doğmamıştır. Bu aşamaya kadar denetimlerde Sayıştay Başkanlığınca Kamu zararı ile ilgili bir tespit yapılmamıştır.

Sorumlular kamu zararının takip ve tahsili için gerekli girişimlerde bulunmuş ve alacağının takibi için yasal yolları uyguladıklarından kurum tarafından alacak ile ilgili mahkeme aşamaları tamamlanıp icraya gidildikten sonra Sayıştay Denetçisi konuyu incelemeye alıp sorumlulardan savunma talep etmiştir. Bu aşamada 5018 sayılı Kanun'un 71'nci maddesi uyarınca bir kamu zararı doğmadığından sorumluların beraatine karar verilmesi uygun olur." denildiği,

Bununla birlikte, söz konusu kararda muhalif oy kullanan 3. Daire Başkanı ..., 7. Daire Başkanı ...ile Üye ..., Üye ..., Üye ..., Üye ...ve Üye ...'in azınlık görüşünde, karşı oyunda aynen: "Üniversitelerin Profesör unvanlı kadrolarına yapılacak atamaya ilişkin düzenleme, 2547 sayılı Kanunun 26'ncı maddesi ile Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliğinin 12, 13, 14 ve 15’inci maddelerinde hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, boş kadro için ilana çıkılması, başvuruların alınması, üçü başka üniversite öğretim üyesi olmak üzere beş profesörden oluşan değerlendirme komisyonu kurulması ve başvuruların değerlendirilmesi sonrasında atanmaya ilişkin öncelik sıralaması yapılarak yönetim kuruluna sunulması ve üniversite yönetim kurulu kararı gereği de rektör tarafından, kişi başka bir kurumda olsa bile karşı kurumdan herhangi bir muvafakat alınmasına gerek olmadan atamasının yapılması süreçleri bulunmaktadır.

Devlet memurluğuna atanmanın genel ve özel koşuları 657 sayılı Kanunun, 48'nci maddesinde düzenlenmiş Olup, Akademik olarak yeterli görülen kişinin, bu maddenin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinde “güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" hükmü dışında diğer şartları da taşımakta olduğu görülmektedir.

Ancak güvenlik Soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin olarak, sorumlular ilgili kurumlara yazıldığını, 5 AY geçmesine karşın güvenlik soruşturmasına ilişkin belgenin gelmediğini, kişinin Milli Savunma Üniversitesinde çalışır olduğu düşüncesi ile olumlu gelmiş gibi hareket edilerek atamanın yapıldığını belirtmişlerdir. İlgili Kurum tarafından oluşturulmuş ve oluşturan Kurumdan, atamanın yapıldığı 12.7.2017 tarihinden yaklaşık bir ay Sonra, 10.8.2017 tarihinde elden alındığı belirlenen güvenlik Soruşturması belgesinin, nasıl olduğu sorumlular tarafından anlaşılamayan, kişinin personel dosyasında var olduğu da bilinmektedir.

Somut olayda mevzuatın öngördüğü şartlardan biri olan güvenlik Soruşturması VE arşiv araştırması yapılmış olması, atama esnasında gerekli işlemler başlatıldığı halde, kuralına uyulmaması, akademik yeterliliğe sahip kişinin profesör kadrosunda tam zamanlı olarak çalıştırılması, görevinin gereği hizmetlerin yerine getirildiğine ilişkin bir şüphenin bulunmaması, kendisine bu hizmeti karşılığında maaş VE diğer özlük alacaklarının ödenmiş olması karşısında, hizmetin karşılığı olarak mevzuat gereği yapılan ödemelerin tamamını kamu zararı olarak kabul etmek hukuken mümkün değildir. Bir başka deyişle, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması neticelenmeden profesör kadrosuna atama yapılması mevzuata aykırılık oluştursa da;

5018 Sayılı Kanun'un "Kamu Zararı" başlıklı 71'inci maddesinde açıklandığı üzere kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olan bir husus olmadığı açıktır. Bu durum sorumluları konu alan idari soruşturmayı gerektirmekte olup, bu işlemlerin yapıldığı, halen devam eden idari ve alacak davalarının da bulunduğu görüldüğünden ilişikli bir husus bulunmadığı düşünülmektedir. Ayrıca, "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasının yapılmış olması" kuralına uyulmamasının, yapılan ödemelerden ne kadar bir eksiltmeye tekabül ettiğini hesaplamak da mümkün olamayacağından, kamu zararını kesin olarak belirleme imkanı da bulunmayacaktır. Bu itibarla, belirli veya belirlenebilir bir zarar olmadığı durumlarda, kamu zararı kararı verilmesi de hakkaniyete uygun olmayacaktır.

Bunlara ilaveten, Anayasa Mahkemesi 24/07/2019 tarihli ve E: 2018/73, K: 2019/65 sayılı Kararıyla; Denetçi sorgusuna dayanak teşkil eden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48'inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin 8 numaralı alt bendini, güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin ne şekilde kullanılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, Ayrıca, Anayasa'nın 1528'inci maddesinde memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususların kanunla düzenleneceğinin hüküm altına alındığını belirterek, bu ilke uyarınca kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin kuralların kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerektiğini, İfade ederek iptal edilmiştir.

Burada mahkeme, özel hayata saygı hakkıyla sınırlı bir inceleme yaparak, ilgili alt bendi iptal etmişse de, yürürlükteki süre içerisinde atama işleminin gerçekleştirilmesi için kanunun aradığı şartları taşımak gerektiğinden, kişinin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olmak şartından muaf tutulması mümkün değildir. Ancak Anayasa'nın 153'iincü maddesi hükmüne göre; yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan ve Anayasa'nın üstünlüğü prensibi ile hukuk devleti ilkesi uyarınca uygulanması gereken bir iptal kararının varlığı, ilgili belgelerin geç gelmiş olsa da kişinin dosyasında bulunması karşısında, Anayasaya aykırılığı saptanmış olan bir hükme dayalı olarak tesis edilmiş olan "kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi" yönündeki Daire İlam hükmünün tasdik edilmesi kararı verilmesi yerinde olmayacağından, söz konusu hükmün kaldırılması gereklidir." Denildiği,

Buna göre Temyiz'den çıkan karardaki müvekkil lehine verilen azlık oy / muhalefet şerhleri özellikle dikkate alınarak kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiği, Aksi halde söz konusu kararda müvekkil aleyhine hükmedilen tazmin kararı müvekkilin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet, adil yargılanma, masumiyet karinesi, mahkemeye erişim ve silahların eşitliği gibi temel haklarının ihlali söz konusu olacağı ve bu durumun Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılık teşkil edeceği, Bu nedenlerle kanuna ve Anayasaya ve AYM ile AİHM kararlarına aykırı olan bahsi geçen ilk derece ve temyiz kararlarının kaldırılması ve müvekkil aleyhine herhangi bir tazmin kararı verilmemesi yönünde yeniden bir değerlendirme yapılarak hükme bağlanmasının arz ve talep edildiği,

SONUÇ VE İSTEMLER : Arz ve izah edilen sebepler ile fiziki olarak evrak kaydına I 1.07.2025 günü verilen dilekçe ile KEP yoluyla vekil olarak daha önce ibraz edilenler ile yine daha sonra ibraz edilecek karar düzeltme dilekçesinde yazılacak nedenler ile resen tespit edilecek fiili ve hukuki nedenlerden dolayı,

1) Müzekkere ile alınacak idare, ceza, hukuk ve icra dosyalarında da görüleceği üzere; bir örneği Temyiz Başvuru Dilekçesinin EK-ll'de sunulan SGK'nın 31.01.2023 günlü ve E-89241705 sayılı yazısında da görüleceği üzere ... TL idare alacağının asıl sorumlu kişi olan ...'un emekli ikramiyesinden icra yoluyla kesilerek tahsil edildiği, Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 166/1'inci maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine göre borçlarının sona erdiği, Zira emsal kararda “Alacaklı, alacağının tamamını, müteselsil borçluların herhangi birinden isteyebilir. Bu durumda müteselsil borçlu, sadece kendi payına düşeni ödeyeceğini ileri süremez, borcun tamamı ödemekten kaçınamaz. Alacağın müteselsil borçluların birinden istenmesi, alacak fiilen elde edilmedikçe diğer borçluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, Buna karşılık müteselsil borçlulardan birisi borcun tamamı veya bir bölümünü sona erdirmişse sona eren borç oranında öteki müteselsil borçlularda kendiliğinden borçtan kurtulur." (818 s.BK.145/1; 6098 s.TBK.166/1, Y. 21. HD. 06.02.2017, 18583/588 ) denildiği, Buna göre ...VE SGK idaresine müzekkere yazılarak elde edilecek bilgilerden de görüleceği üzere ilamlara konu idare alacaklarının asliye hukuk mahkemesince verilen karara göre hesaplanan tutarların tam ve eksiksiz tahsil edildiği ve ...'ün göreve başladığı tarihle anılan KHK ile ihraç edildiği tarihler arası için de daha açılıp asliye hukuk mahkemesince reddine karar verilen tutarlara dair kararın halen devam eden istinaf incelemesi de ret kararı gibi çıktığı takdirde idarenin temyiz ilamlarına konu alacağının kalmadığı keyfiyeti kesinleşmiş ve Anayasanın 138. maddesi gereğince yasama, yürütme ve yargının tüm organlarını bağlayan asliye hukuk mahkemesi kararıyla ispat edilmiş olan sorumluluk konularındaki idare alacağının kalmadığı ve böylece temyiz ilamlarına konu parasal tutarlarının kalmadığı gerekçesiyle kararın düzeltilerek verilen kararların bozulması, tüm işbu nedenler ile kararların karşı oyların gerekçelerinde lehe olarak yazılı olan tüm nedenlerden dolayı ilk derece ve temyiz kararlarının kaldırılmasını ve müvekkil aleyhine herhangi bir tazmin kararı verilmemesinin talep edildiği,

2. Zira her ne kadar müvekkile iddia olunan kamu zararları ilgi şahıstan tahsil edilmiş olsa da; yukarıda izah edildiği üzere, ...’ün sadece 5 günlük süre için güvenlik soruşturması gelmeden atanmasında; bilerek, isteyerek yani kasıtlı bir şekilde müvekkilin dahil olmadığı, Kaldı ki güvenlik soruşturmasında Üniversiteye iletilen kaydın şahsın atanmasına engel teşkil etmediği için şahsın atanmasının hukuki bir zorunluluk olduğu, Zira güvenlik soruşturmasının tamamlanarak Üniversiteye iletildiği tarih itibariyle şahıs hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı veya kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilmiş bir işlem bulunmadığından yukarıda belirtildiği üzere ve Danıştay kararları uyarınca beratı zimmet esastır kaidesi gereğince şahsın atanmasının kaçınılmaz olduğu, Diğer bir ifadeyle, şahsın atanması yönünde bir “bağlı yetki” söz konusu olduğu, Aksine davranışın sorumluluğu gerektirebileceği, Zira atama yapmaması durumunda söz konusu şahıs yargı marifetiyle atama hakkı kazanarak atanmadığı süre için mahrum kaldığı özlük haklarını Üniversiteden alabileceği, Kaldı ki Güvenlik Soruşturması ile ilgili mevzuatın Anayasa’ya aykırılık nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği dikkate alındığında Anayasa’ya aykırı bir mevzuatın uygulanmasının beklenmesinin de hukuken mümkün görünmediği, (Hukuk Sistemimizde lehe Kanun’un geriye yürütülmesi geçerli ve ceza alanında ise zorunlu olduğu,). Şahsa yapılan tüm ödemelerin çalışmasının karşılığı olarak ve Üniversite bünyesinde gerçekleştirdiği akademik ve idari yükümlülüklerin bir sonucu olarak gerçekleştirildiği, Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere kamu kaynağının karşılıksız bir sarfı veya kamu kaynağında bir eksilme/zarar söz konu olmadığı,

3. İlgili kişi, Atama ve güvenlik soruşturmasının tamamlandığı tarih itibariyle şahıs atandığı kadronun gerektirdiği tüm şartları taşıdığı, Bir diğer ifade ile, akademik unvan ve yükümlülüklerine uygun faaliyette bulunduğu,

4. Diğer yandan yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı gibi 701 sayılı KHK'nın ekinde ilgili şahsın ismine, ... veya Üniversiteler bölümünde yer verilmemiş olup, Türk Silahlı Kuvvetleri Personeli kısmında yer verildiği, Bununla beraber, 701 sayılı KHK ile şahsın rütbeleri geri alındıktan ve kamu görevini yapma yasağı getirildikten sonra ilgili ve sorumlu kamu kurumlan (Devlet Personel Genel Müdürlüğü, Genel Kurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Savunma Üniversitesi, YÖK, SGK, ... Valiliği vb.) şahsın görevden el çektirilmesi hususunda müvekkile bildirimde bulunmadığı, ...’ün Üniversitede çalıştığı 12.05.2017 tarih ila 28.06.2019 tarihi arasında kamu görevinde bulunamayacaklarının kesin olarak hüküm altına alınmasına rağmen hiçbir şekilde ne kendisi ve ne de hakkında KHK ile ihraç kararı alan makamlarca müvekkile bilgi verilmediği, Dolayısıyla Resmî veya gayri Resmî bir yolla hiçbir surette müvekkilin bilgilendirilmediği bir husustan doğan sonuçlardan sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığı,

5. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, önceki aşamalardan tekemmül ederek imzaya gelen atama evrakı imzalandığı, Atamadan sonra güvenlik soruşturması evrakı gelmiş ancak isme özel gelen evrakı başkasının teslim aldığı, Evrakın daha sonra ismine özel gelen rektöre verildiğine ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığı, Müvekkilin, evrakın varlığından ilgili şahsın KHK ile kamu görevinden uzaklaştırıldığı bilgisi Haziran 2019’da başlayan üniversite içi araştırma sürecinde haberdar olduğu, Bunun üzerine, yapılan incelemede evrakın dosyada olduğu ancak dosyaya ne zaman ve nasıl girdiğinin tespit edilemediği,

6. Söz konusu Sorguya konu olaydaki suçlamanın müvekkilin rektörlük süresinin dolduğu ve yeniden atamamın gündeme geldiği ayda (15 Ekim 2019) CİMER’e yapılan bir şikayet (FETÖ iltisaklı adı geçen şahsı koruduğu yönündeki iddiayı içeren bir yazı) ile gündeme geldiği, Şikayetin, açıktır ki, yeniden rektör atanması yönündeki süreci olumsuz etkilemeye matuf yapıldığı, Şikayetin iletildiği YÖK, şikayete binaen bu süreçte hiçbir işlem yapmamıştır. Yeniden rektörlük atamasının yapılmadığı ve başkasının rektör olarak atandığı 28 Şubat 2020'den yaklaşık 3 ay sonra YÖK tarafından konuya ilişkin inceleme başlatıldığı, ve yaklaşık bir yıl sonra (2021) oy çokluğuyla (oy birliğiyle değil- esasen önce kınama cezasının verilmemesi yönünde karar alınmasına rağmen o zaman ki YÖK Başkanının ısrarı ve müdahalesi üzerine ikinci kere görüşülerek oy çokluğuyla karar alındığı YÖK'ten alman ve Mahkemeye’de sunulan dosyada mevcuttur) müvekkil hakkında kınama cezası verildiği, ve ayrıca lüzumu muhakeme talebinde bulunulduğu, Bunun üzerine, 23. İdare Mahkemesine başvurarak söz konusu disiplin cezasının iptali istemi İdare Mahkemesince iptal edildiği ve YÖK’ün mahkeme masraflarını ödemesine hükmettiği, YÖK’ün kınama cezasının yanı sıra aldığı lüzum-ü muhakeme kararı da YÖK Yönetim Kurulu tarafından re’sen (tarafımızdan herhangi bir talepte bulunulmamasına rağmen) oluşturulan bir komisyon tarafından iptal edilerek men-i muhakemeye çevrilmiş ve Danıştay’a iletildiği (YÖK başkanının değiştiği bir süreçte lüzumu muhakeme kararının meni muhakemeye çevrilmesi dikkat çeken önemli bir noktadır). Danıştay’da men-i muhakeme talebinin 12.12.2023 tarihinde onaylandığı (Danıştay kararı ekte sunulmuştur). Bu durumda, Sayıştay’ın ilgili Sorgusuna da konu olan dava, disiplin ve cezai işlem bakımlarından tamamen müvekkil lehine sonuçlanmış ve her yönüyle kapandığı, O halde sorulması gereken, Sorguya konu hususta müvekkile isnad edilen bir suç (kasıt, kusur veya ihmal) tespit edilmemesine rağmen YÖK tarafından iptal edilen ve ilgili mahkemelerce (İdare Mahkemesi ve Danıştay) ret edilen iddialar esas alınarak müvekkilin şahsa yapılan ödemelerden sorumlu tutulmasının kanuni, hukuki ve adil görülemeyeceği,

7. Bu hukuksuz tasarruflarından dolayı YÖK aleyhine Anayasa Mahkemesi'nde açılan bireysel başvuru davasının (manevi tazminat) devam ettiği, Zira yeni sonuçlanan Danıştay’ın men-i muhakeme kararının onayını esas tutarak, Konya’da mukim bir üniversitenin eski bir çalışanın kız kardeşi olmaktan öte ... ile hiçbir ilgisi olmayan şahsın bütün bu olaylara sebebiyet veren ÇİMER şikayetinden dolayı müvekkile iftirada bulunması (FETÖ’cü korumak) nedeniyle dava açıldığı, Üstlendiği kamu görevini layıkıyla yerine getiren bir yönetici olan müvekkilin şahsına yönelik bu iftira ve kınama kararının temelsiz olduğunun yetkili mahkemelerce onaylandığı ve buna sebebiyet verenlere yönelik haklarında dava açıldığı, Ülkenin olağanüstü zamanlardan geçtiği ve binlerce öğretim elemanı ve çalışanın kamu görevinden uzaklaştırıldığı dönemde (2011-2020) müvekkilin, yöneticilik yapma ve çok sayıda akademisyen ve memur atamasına rağmen, yöneticiliğini yaptığı ... Üniversitesi İşletme Fakültesi (Dekan) ve ... Üniversitesinden (Rektör) toplam olarak sadece bir (1) kişinin atılmış olduğu -ki yukarıda ifade edildiği üzere Üniversite’den değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmıştır- bu durum esas alındığında atamasına imza attığı hiçbir kimse yöneticiliğini yaptığı akademik birim ve kurumdan atılmadığı dikkate alındığında, ne kadar özenli davrandığının en önemli kanıtı olduğu, Eğer özenli davranmamış olsaydı, diğer birçok kurumda olduğu üzere, terör örgütleriyle iltisaklı onlarca kişinin yöneticiliğini yaptığı birim ve kurumdan da atılması gerektiği, ..., Vakıf üniversiteleri de dahil olmak üzere, en az kişinin (sadece bir kişi ki o da yöneticiliğini yaptığı Üniversite’den değil, daha önce mensubu olduğu Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atıldığı için yok hükmünde de kabul edilebilir) atıldığı tek üniversite ve belki de tek kamu kurumu olduğu,

8. 15 Temmuz hain darbe girişimini izleyen hafta, hamisi olmadığı halde (... Üniversitesi resmi hami statüsündeydi) kapatılan İpek Üniversitesi’nin de süreçlerini yönetmek üzere KHK ile ...’nün rektörlüğü ile eş anlı ikinci bir rektörlük yetki ve sorumluluğunun da müvekkil tarafına verildiği, Yaklaşık iki yıl sürdürdüğü ve yarım kalan bütün işlerini hallettikten sonra fiilen bu görevi de tamamladığı, Dahası, 2011’den bu yana kesintisiz bir şekilde Üniversitelerarası Kurul (UAK)’da en kritik görevlerde bulunmuş ve halen bulunmaya devam ettiği, Önce Doçentlik Atama Komisyonu, sonra da Etik Komisyonu üyesi olarak atanmış ve Sosyal Bilimler Etik Komisyonu üyesi olarak çalışmaya devam ettiği, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası, müvekkil dışında bütün Etik Komisyon üyelerinin tamamının görevine son verildiği, 15 Temmuz 2016 sonrası başlayan süreçten bu yana halen Sosyal Bilimler Etik Komisyonu Başkanlığını yürüttüğü, Bu komisyonda FETÖ iltisakı şikayeti ile gelen dosyalar da dahil olmak üzere binlerce dosyanın görüşülmesinde ve karara bağlanmasında üye ve başkan sıfatıyla aktif katkı sunduğu, Eğer ima edildiği üzere, FETÖ ve benzeri terör örgütü iİtisaklılarının devlete sızma veya eylemlerine göz yumma söz konusu olsaydı, hiç olmazsa 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası ... Rektörlüğü, İpek Üniversitesi Rektörlüğü gibi kritik görevlerde görev almaz ve halen de UAK Sosyal Bilimler Etik Kurul Üyeliği ve Başkanlığı gibi kritik bir pozisyonda kalamayacağı, YÖK ile aynı kampüs içerisinde olan ve üniversite rektörleri tarafında seçilen doçentlik atama ve etik komisyon üyeliklerinin o zamanki yönetimin bilgisi dahilinde gerçekleştiği ve buna engel olunmadığı,

9. Adı geçen şahsın atama sürecinin müvekkilin ...’ye geçişinden önce başladığı, yaklaşık iki (2) yıl sürdüğü, bu süre zarfında güvenlik soruşturması istediği ve altı (6) ay boyunca cevabın gelmesi beklendiği, şahıs zaten 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası bile bir (1) yıl kadar çalışmaya devam ettiği kamu (Türk Silahlı Kuvvetleri Milli Savunma Üniversitesi) da çalışıyorken oradan istifa ettikten sadece beş (5) gün sonra ... Üniversitesi’ne (...) başladığı ve şahsın KHK ile Silahlı Kuvvetleri’nden atılmasının hiçbir şekilde ...’ye bildirilmediği, Bu bilgilerin bile tek başına, diğer atamalarda ve işlemlerde olduğu gibi, bu atama ve işlemde de ne kadar özenli davranıldığını gösterdiği, Sorguya konu bu atamada, başvurusu ile ataması arasında iki yıl geçen, başvuru sürecinde kamuda çalıştığı için güvenlik soruşturması bile gerekli olmadığı halde güvenlik soruşturması istenen ve güvenlik soruşturması için yaklaşık 6 ay gibi uzun bir süre beklenen bu olayda hiçbir aceleye mahal vermeden özenle hareket edildiği,

10. Yukarıda ayrıntıları sunulduğu üzere, altı ay sonra Üniversiteye geldiği iddia edilen güvenlik soruşturması zarfının ilgisiz ve yetkisiz bir ... çalışanına teslim edildiği -Genel Sekreterlikte memur olarak çalışan kişi merkezden Üniversite kadrosuna yerleştirilen bir kişi olup adi suçtan dolayı uzun süredir hapiste yatmaktadır- müvekkile hiçbir şekilde iletilmediği gibi bilgi olarak da verilmediği, Güvenlik soruşturması gelmemesine rağmen atama dosyası Personel Dairesi ve Genel Sekreterlik tarafından imzalandıktan sonra müvekkilin imzasına sunulduğu Müvekkilin de dosyanın her yönüyle tekemmül ettiğini varsayarak imzaladığı,

Olayın oluş sürecinde yaşanan dört noktanın önem taşıdığı, Birincisi, şahıs başvuruda bulunduğu ve sürecin devam ettiği zamanda bir kamu kurumu olan Milli Savunma Üniversitesi’nde çalıştığı için naklen geçmesi söz konusu olmasına rağmen 15 Temmuz sonrası yaşanan atmosferden dolayı güvenlik soruşturması istendiği ve cevabının beklendiği, Normalde bütün güvenlik soruşturmalarında iki ayda gelen cevabın bu olayda normalden üç kat daha uzun sürede geldiği, Burada görevini zamanında yapmayanın Üniversite değil, sorumluluğunu normal süresi (mevzuatın tanımladığı 60 günlük zaman) içinde yerine getirmeyen ve soruşturmayı yapan kamu kurumunda aranması gerektiği, Devletin pozitif yükümlülüğü bağlamında, sorumluluğunu mevzuatça tanımlanan süre zarfında yerine getirmeyen ve dolayısıyla Sorguya konu olan bu duruma sebebiyet veren kurumun sorgulanması gerektiği, Daha sonraki süreçte sorun teşkil eden bu gecikmenin, Üniversite tarafından istenen yüzlerce güvenlik soruşturması içinde “tek istisna’’ olarak normal süresinin çok dışında gelmesinin sadece bir “tesadüf’ olarak görülmemesi gerektiği, İkincisi, normalde “gizli” ibaresiyle müvekkil adına gelen güvenlik soruşturmalarının tamamı müvekkile imza karşılığında teslim edilmişken, söz konusu güvenlik soruşturmasının “tek istisna” olarak tarafına teslim edilmemiş olması ve zarfının ilgisiz/yetkisiz ve daha sonra adi suçtan dolayı hapse atılan bir memura imza karşılığında teslim edildiği, teslim edilen şahsın bunu kendinde tutması -bu hususta kayıtlar halen mevcuttur ve incelenebilir- ve müvekkile hiçbir şekilde iletilmemiş olmasının sorgulanması gerekli bir durum olduğu, Üçüncüsü, müvekkilimizin atamasına imza attığı yüzlerce kişinin dosyası tekemmül ettikten sonra imzaya sunulmasına rağmen, “tek istisna” olan bu dosyanın tekemmül etmeden imzaya sunulmasının da normal görünmediği, Dördüncüsü, normalde KHK ile görevine son verilen bir kişinin çalıştığı kamu kurum (Üniversite) listesinden atılması gerekirken, çalışmadığı kurumun (Türk Silahlı Kuvvetleri) listesinden atılması (devletin negatif sorumluluğu) ve hiçbir şekilde çalıştığı kuruma (Üniversiteye) bilgi verilmemesinin (devletin pozitif sorumluluğu) prosedüre uygun görünmediği, Bu kapsamda, bir kişinin yayınlanmaması gereken listede yayınlanması veya yayınlanması gereken listede yayınlanmamasının Devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerini yerine getirmediğinin açık göstergesi olduğu Başta KHK’yı yayınlayan Cumhurbaşkanlığı’nın ilgili birimi olmak üzere atılma bilgisinin kendilerine ulaştığı/iletildiği (Genel Kurmay Başkanlığı; eski çalışanı olarak Milli Savunma Üniversitesi) veya şahısla ilgili kayıtların bulunduğu varsayılabilecek ilgili diğer kamu kurumlarının (Devlet Personel Genel Müdürlüğü, YÖK, Olağanüstü Hal Komisyonu, SGK) kendi yetkileri kapsamında bilgi verme sorumluluklarını yerine getirmemelerine -devletin pozitif yükümlülüğü- rağmen, hiçbir şekilde bilgilendirilmeyen, on binlerce ismin yer aldığı kendisini ilgilendirmeyen diğer kurum listelerini de kontrol etme ve gereğini yapma sorumluluğunun Üniversite yönetiminden beklenmesi ve bu makul olmayan sorumluluğu yerine getirmediği için de sorumlu tutulmasının hukuki ve rasyonel temelde gerekçelendirilemeyeceği, Bu anlamda, Üniversiteye bilgi vermekle sorumlu diğer kamu kuramlarının ihmali, sorumluluğu veya suçu göz ardı edilerek, kendisine yazılı veya sözlü bir talimat veya bilgi verilmediği halde, bir kamu kurumu (Üniversite) yönetiminin hangi gerekçeyle sorumlu tutulduğunun güçlü yasal açıklamalarının ortaya konulması gerektiği, Olağan dışı ve makul olmayan bu beklentileri yerine getirmesinin Üniversite yönetiminden beklenilmesi hayatın olağan akışına, hakkaniyete ve akla aykırı göründüğü, Olayın seyrindeki üst üste gelen tamamı müvekkilden kaynaklanmayan hukuksuzluk ve usulsüzlüklerden oluşan tesadüfler ve anormallikler göz önüne alındığında en azından açıklanması zor ve şüpheli bir durumun olduğu, Bu kadar tesadüf ve anormalliğin olması durumunda bir yöneticinin insanüstü bir çabayla bütün bunların üstesinden gelmesinin kendisinden beklenilmemesi gerektiği, Memleketin bir bütün olarak olağan dışı süreçlerden geçtiği bir zaman diliminde yaşanan sayısız olay içinde, her yönüyle anormal ve şüpheli bir olayın bağlamının dışına çıkarılması ve şekli değerlendirmelere konu edilerek müvekkil aleyhinde bir sorumluluk inşa edilmesinin hukuki, hakkaniyetli ve adil olarak görülmediği,

Müvekkilin bütün hayatı boyunca (aktif yöneticilik yaptığı zamanlar dahil olmak üzere) idari, cezai ve mali yönleri bakımından hakkında açılan “tek” davanın bu olduğu, Şayet müvekkilimizin gerçekten terör örgütü iltisaklı bir kişiyi koruması söz konusu olsaydı, bunun bir öncesi veya sonrasının da olmasının bekleneceği, Daha da önemlisi, eğer böylesi bir durum olsaydı, bu konuda hassasiyetin en yüksek düzeyde seyrettiği zamanlarda, en üst düzey yönetici olarak çalışmaması ve muhakkak ceza alması gerekeceği, Bu anlamda müvekkilin şahsına yöneltilen suçlamaların YÖK, İdare Mahkemesi ve Danıştay’ın gündemine girmiş ve bu hassas dönemde bile hepsinden aklanmış olduğu, Sayıştay’ın da gündemine gelen tamamen aynı suçlamalara dayanan olayın arka planı göz önüne alındığında bunun anormalliklerle dolu, şüpheli ve muhtemelen müvekkile karşı kurulan bir komplo olduğu ihtimali değerlendirme dışı tutulmaması gerektiği, Kontrol sınırları dışında gelişen bu tesadüf ve anormallikler ağı içerisinde asıl “mağdurun” müvekkil olduğu, Bu konuda basın (... Gazetesi, ... Gazetesi) dahil olmak üzere farklı yollarla (ÇİMER, YÖK Denetleme Kurulu vs.) hakkında çeşitli iftira kampanyalarının yürütüldüğü, Müvekkilin rektörlük süresinin son aylarında başlayan ve bugüne kadar süren bu süreçte, üzerine atılan iftiraların hiçbirinde suçlu bulunmadığının Yüce Heyetin bilgisine arz edildiği,

11. Tüm bu açıklamalara ilaveten, adı geçen şahsa yapılan ödemelerin tamamen fiili çalışmasının karşılığında olduğu, Hak etmediği hiçbir fazla ödeme yapılmamış ve Sorguya da konu edilmediği, Hizmeti karşılığında ödeme yapılmasına rağmen yapılan ödemelerin istenilmesinin Anayasa ve uluslararası hukuki mevzuatlarda hüküm altına alınan angarya yasağına aykırılık teşkil ettiği, Bu kapsamda söz konusu ödemelerin yukarıda açıklanan nedenler dikkate alındığında müvekkile yüklenilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiği,

12. Özetle, müvekkil hakkında YÖK tarafından verilen disiplin cezası İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve cezai yönden meni muhakeme kararı Danıştay tarafından onandığı, Disiplin ve cezai yönden herhangi bir sorumluluk tarafına yüklememiş olmasına rağmen Sayıştay Dairesi ilamları neticesinde tazmin hükümlerinin müvekkile yükletilmesinin yasalara, hukukun temel ilkelerine, hakkaniyete ve adalete aykırı olduğu Yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, bir kamu zararı söz konusu olmadığı,

Velev ki bir kamu zararı varsa bile yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere bunun müvekkille bir ilgisinin bulunmadığı, Bu olayda asıl mağdurun müvekkilin tam da kendisi olduğu, hakkında “FETÖ üyesi olmaksızın darbe teşebbüsüne yardım suçundan” cezalandırılmasına şeklinde mahkeme kararı verilmiş ve kamu görevinden ihraç edilmiş ... isimli şahsa yapılan ödemelerden dolayı sorumlu tutulmak, yıllarca bu ülkeye bir akademisyen ve üniversite yöneticisi olarak şerefle ve büyük bir bağlılıkla hizmet etmiş birisi olarak şahsını incittiği, Heyet tarafından kamu zararı yönündeki ilamın tasdiki şeklinde karar verilmesi nedeniyle müvekkilin şahsı aleyhine hiç hak etmediği olumsuz bir algı oluştuğu,



Bu nedenle yapılan tahsilatlardan bağımsız olarak, konunun bütün boyutlarıyla objektif olarak inceleneceği ve karar verileceği konusunda halen bir umutla karar düzeltme yoluna başvurulduğu,

Dolayısıyla, Yüksek Heyetin olayın vuku bulduğu bu arka plan ve atmosferi de göz önüne alarak, müvekkilin dahi anlamakta ve açıklamakta zorlandığı, yargılama süreç ve işbu durumu hakkaniyetle değerlendirmesini, duruşma açılarak müvekkilim ile birlikte bize söz hakkı verilmesini ve sonucunda müvekkilimiz aleyhine verilen tazmin kararının ve Sayıştay Temyiz Kurulu İlamının karar düzeltilerek bozulmasına karar verilmesinin arz ve talep edildiği,

13. Tüm bu nedenlerle ilk derece kararı ve hakkında karar düzletme yoluna başvuru yapılan temyiz'den çıkan kararında müvekkil lehine verilen azlık oy / muhalefet şerhleri özellikle dikkate alınarak kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, Aksi halde söz konusu kararda müvekkil aleyhine hükmedilen tazmin kararı müvekkilin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet, adil yargılanma, masumiyet karinesi, mahkemeye erişim ve silahların eşitliği gibi temel haklarının ihlali söz konusu olacağı ve bu durumun Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılık teşkil edeceği, Bu nedenlerle kanuna ve Anayasaya ve AYM ile AİHM kararlarına aykırı olan bahsi geçen ilk derece ve temyiz kararlarının kaldırılmasının ve müvekkil aleyhine herhangi bir tazmin kararı verilmemesi yönünde yeniden bir değerlendirme yapılarak hükme bağlanmasının arz ve talep edildiği,

Üst Yönetici ... (Rektör) adına vekili Av. ... tarafından yapılan karar düzeltilmesi başvurusuyla ilgili 53936 sayılı dosya kapsamında ek dilekçe sunulmuştur. Karar düzeltilmesi başvurusuna esas ek dilekçede yazılanlar, yukarıda yer verilen ilk dilekçede belirtilen hususlarla aynı mahiyettedir.



Başsavcılık Mütalaası



Sorumlu ... (Per. Dai. Bşk. V.) ve ... (Gen. Sek.) için verilen Başsavcılık mütalaasında özetle;

... Üniversitesi 2018 yılı hesabının 8 inci Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 05.12.2023 tarih ve 285 nolu ilamın 1 ve 2 nci maddelerinde yer alan tazmin hükmünü tasdik eden Sayıştay Temyiz Kurulunun 05.03.2025 tarih ve 57808 tutanak nolu Kararının düzeltilmesini talep eden ...'in ilgi yazı ekinde gönderilen dilekçeleri ve eklerinin incelendiği,

Dilekçede, temyiz dilekçesinde yer alan hususlar benzer ifadelerle tekrar edilerek; ...'ün Üniversitede göreve başlaması ve görevini sürdürmesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, yapılan ödemelerin haksız olduğunun anlaşılması üzerine alacak davası açılarak tahsilattın sağlandığı ve kamu zararının ortadan kalktığı, kamu zararı olarak ortaya konan rakamın tamamı tahsil edilmişken, yeniden ödenmesinin istenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve kararın kaldırılarak, tazmin sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmesinin talep edildiği,

Her ne kadar Temyiz Kurulunca, Daire ilam hükmünün esas ve sorumluluk yönüyle tasdikine karar verilmiş ise de diğer taraftan temyiz dilekçesi ekinde ibraz edilen tahsilata ilişkin belgelerin incelenmesi için dosyanın Dairesine gönderilmesine karar verildiği, Dolayısıyla, bu karara istinaden tahsilat belgeleri incelendikten sonra Dairece yeni bir karar verileceğinden, bu aşamada ilama konu olan tutarın yeniden ödenmesi söz konusu olmayacağı,

Konunun esası ve sorumluluğa ilişkin iddialarında Temyiz Kurulu kararında ayrıntılı olarak ele alınıp gerekçeleriyle birlikte karşılandığı değerlendirildiğinden, talebin reddedilerek karar düzeltilmesine mahal bulunmadığı yönünde karar verilmesinin uygun olacağının mütalaa olunduğu,

Üst Yönetici ... (Rektör) adına vekili Av. ... tarafından yapılan karar düzeltilmesi başvurusu üzerine verilen Başsavcılık mütalaasında özetle;

... Üniversitesi 2018 yılı hesabının 8 inci Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen, 05.12.2023 tarih ve 285 nolu ilamın 1 ve 2 nci maddelerinde yer alan tazmin hükmünü tasdik eden Sayıştay Temyiz Kurulunun 05.03.2025 tarih ve 57807 tutanak nolu Kararının düzeltilmesini talep eden ... vekili Av. ...'ın ilgi yazı ekinde gönderilen 11.08.2025 tarihli dilekçelerin incelendiği,

Her iki dilekçede de, temyiz dilekçesinde yer alan hususlar benzer ifadelerle tekrar edilerek; daire kararı ve temyiz kurulu kararında müvekkili lehine verilen karşı oy gerekçeleri dikkate alınarak, verilmiş olan kararların kaldırılması ve haklarında herhangi bir tazmin hükmü verilmemesinin talep edildiği,

İleri sürülen hususlar, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 57 nci maddesinde sayılan Karar düzeltilmesi sebepleri arasında sayılmadığından, talebin reddedilerek karar düzeltilmesine mahal bulunmadığı yönünde karar verilmesinin uygun olacağının mütalaa olunduğu belirtilmiştir.

Duruşmaya ... (Rektör) ve ... (Per. Dai. Bşk. V.) katılmış ve sözlü ifadelerinde, dilekçelerinde belirtilen hususları tekrar etmişlerdir. Bunun dışında, ... tarafından; Sayıştay ilamında faizin ilam tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplandığı belirtilmiştir.

Sayıştay Savcısı yazılı görüşünü yinelemiştir. İlave olarak; Kamu İdaresinin 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin Sayıştay ilamlarının kamu zararı tablolarında, kamu zararına ilişkin ana paranın hesaplandığı ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faiziyle ödettirilmesine karar verildiği, söz konusu maddede; İlamlarda gösterilen tazmin miktarının hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunacağının ifade edildiği, dolayısıyla ilamlarda ödeme tarihinden itibaren hesaplanan bir kamu zararı olmadığı ve bu yönüyle mevzuata bir aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

Duruşmaya katılan sorumlular ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,



GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

210 sayılı İlamın 1’inci maddesi ile, mevzuat hükmüne aykırı olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan, daha sonra 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alman ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...’e maaş ve ek ders ödemelerinin yapılması sonucunda oluşan ... TL kamu zararının Üst Yönetici (Rektör) ... ile Diğer Sorumlular (Genel Sekreter) ..., (Personel Daire Başkan V.) ... ve (Personel Daire Başkanı) ...’na ortaklaşa ve zincirleme ödettirilmesine karar verilmiştir.

Söz konusu tazmin hükmü, sorumlu ...’in temyiz başvurusu sonucu 05.03.2025 tarih ve 57811 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile [Sorumlular; ...’un temyiz başvurusu için aynı tarih ve 57812 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile, ... adına Av. ...’ın temyiz başvurusu için aynı tarih ve 57810 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile] tasdik edilmiştir.

Bu defa sorumlular ... (Per. Dai. Bşk. V.) 53916 sayılı dosya, ... (Gen. Sek.) 53917 sayılı dosya, Üst Yönetici ... (Rektör) adına vekili Av. ... 53936 sayılı dosya kapsamında karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurmuştur.



Esas yönünden inceleme

Somut Olay:

İlam’ın ekindeki rapor dosyasından; ... Üniversitesi (...) öğretim üyesi alımı birinci ilanının Resmi Gazete’de yayımlanması üzerine ...’ün 05.09.2016 tarihinde Üniversitenin doçentlik kadrosuna başvurduğu, Üniversitenin 21.02.2017 tarih ve 1700003475 sayılı yazısı ile ... Valiliğinden güvenlik soruşturması yapılması talebinde bulunduğu, Üniversitenin öğretim üyesi alımı ikinci ilanının Resmi Gazete’de yayımlanması üzerine anılan kişinin bu sefer 14.04.2017 tarihinde profesörlük kadrosuna başvurduğu, ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticelenmeden 12.07.2017 tarihinde ... Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümünde profesör kadrosuna açıktan atamasının gerçekleştirildiği, anılan kişi hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından “Gizli ve Kişiye Özel” kapalı zarfıyla Rektör ...’ya gönderildiği ve personel dosyasında bulunduğu, 10.08.2017 tarih ve 58604142-6734- 15124-A. 16749-11268 sayılı yazıda; “...... hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesi ilişik kaydına rastlanılmış olup temin edilen karar ile PVSK Ek madde kapsamında elde edilerek kapalı mazruf içerisine konulan istihbari bilgiler yazımız ekinde gönderilmiştir.” denildiği, ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu sonuçlanmamasına rağmen Üniversite tarafından göreve devam ettirildiği, 701 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesine göre kamu görevi alamayacak olmasına rağmen Üniversitedeki görevine 28.06.2019 tarihine kadar devam ettiği, bu tarihte Üniversitedeki görevinden istifa ettiği, 01.08.2019 tarihinde Üniversite tarafından ... hakkında işlem başlatıldığı görülmüştür.



Mevzuat:



657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Genel ve özel şartlar” başlıklı 48’inci maddesinde;

"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

1. Türk Vatandaşı olmak,

2. Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak,

3. Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak,

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

5. Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (...) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

6. Askerlik durumu itibariyle;

a) Askerlikle ilgisi bulunmamak,

b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak,

c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,

7. 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek (...) akıl hastalığı (...) bulunmamak.

8. (Ek: 3/10/2016 - KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.

B) Özel şartlar:

1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen kurulularının birinden diploma almış olmak,

Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak." Denilmektedir.

676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendi “Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak. ” Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre atamanın yapıldığı yıl itibariyle (2017) devlet memurluğu kadrolarına atanabilmek için kişiler hakkında güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması gerekmektedir.

08.07.2018 tarihli ve 30472 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Karamame'nin “Rütbesi alman Türk Silahlı Kuvvetleri personeli” başlıklı 3’üncü maddesinde ise Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, istifa eden veya başka bir sebeple ayrılanlardan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve ekli (4) sayılı listede yer alanların rütbelerinin alınacağı ve emekli kimliklerinin iptal edileceği, bu kişilerin kamu görevine yeniden kabul edilmeyecekleri, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemeyecekleri düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde, ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının tamamlandığı tarih olan 10.08.2017 tarihinden önce (12.07.2017 tarihinde) ... Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümünde göreve başlatılması 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendine, 03.10.2016 tarih ve 676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle eklenen "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak” kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Zira 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlan düzenlerken bu maddeye 676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle eklenen kurala göre devlet memurluğu kadrolarına atanabilmek için güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması şartı getirilmiştir. Bu sebeple profesör kadrosuna atanmak isteyen ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulması ve bu süreç tamamlanmadan atamasının gerçekleştirilmemesi gerekmektedir.

Diğer taraftan 08.07.2018 tarihli ve 30472 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 701 sayılı KHK ile doğrudan ya da dolaylı kamu görevi alamayacak olan ...’e, bu tarihten anılan kişinin istifa ettiği 28.06.2019 tarihine kadar personel ödemesinde bulunulmasının yasal dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle iken 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde yer verilen kurala aykırı biçimde ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreci tamamlanmadan profesörlük kadrosuna atanması ve 701 sayılı KHK ile kamu görevi alamayacak olmasına rağmen göreve devam ettirilerek personel ödemelerinin gerçekleştirilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Bu sebeple, 12.07.2017 tarihinde ataması yapılan ve 28.06.2019 tarihinde görevinden istifa eden ...’e bu tarihler arasında yapılan ödemeler kamu zararı oluşturmuştur.

Üst Yönetici ... adına Av. ... tarafından sunulan dilekçede; 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde güvenlik soruşturmasının şart koşulduğu, sonucuyla ilgili bir düzenleme yapılmadığı, dolayısıyla Üniversiteye iletilen kaydın şahsın atanmasına engel teşkil etmediği belirtilmiştir. 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde; atama şartlarından birisi “Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” şeklinde ifade edilmiş olsa da, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, sadece yerine getirilmesi gereken bir prosedür değil; mevzuatta düzenlenme nedeninin atama işlemine yön vermesi olduğu düşünülmektedir. Bunun yanında güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanabileceği gibi olumsuz da sonuçlanabileceği de göz önünde bulundurulduğunda, olumsuz olsa dahi güvenlik soruşturması yapılmasının atama için yeterli olduğu ve bu durumda olan kişilerin atama yapılmasında bir engel olmadığını kabul etmek mümkün gözükmemektedir.

Dilekçede ayrıca, güvenlik soruşturması ile ilgili mevzuatın Anayasa’ya aykırılık nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği dikkate alındığında Anayasa’ya aykırı bir mevzuatın uygulanmasının beklenmesinin de hukuken mümkün görünmediği ifade edilmiştir. Yürürlükte olan bir mevzuatın anayasaya aykırılığının Anayasa mahkemesi tarafından verilebilecek bir hüküm olduğu, böyle bir hüküm verilene kadar kamu görevlilerince yürürlükteki mevzuata uygun işlem yapılmaması nedeniyle oluşacak kamu zararından sorumlu olacakları açıktır.

Yine dilekçede, şahsa yapılan tüm ödemelerin çalışmasının karşılığı olarak ve Üniversite bünyesinde gerçekleştirdiği akademik ve idari yükümlülüklerin bir sonucu olarak gerçekleştirildiği, dolayısıyla kamu zararı oluşmadığı belirtilmiştir. 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmıştır. Burada alınan hizmetin kamu kaynağında azalışa neden olmayacağını temin eden husus, atama işlemlerinin mevzuata uygun yapılmasıdır ve yapılan ödemelerin de yine mevzuat gereği olmasıdır. Bu sebeple mevzuata aykırı bir atama yapıldığında, mevzuatın öngördüğü nitelik ve koşullarda bir hizmet alınmayacağından, kamu kaynağında bir azalma meydana geleceği değerlendirilmektedir.

İlave olarak, duruşmaya katılan ... (Rektör) tarafından; Sayıştay ilamında faizin ilam tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplandığı belirtilmiştir. Oysa, Kamu İdaresinin 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin Sayıştay ilamları incelendiğinde; kamu zararı tablolarında ana paranın hesaplandığı ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faiziyle ödettirilmesine karar verildiği görülmüştür. Söz konusu maddede; İlamlarda gösterilen tazmin miktarının hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunacağının ifade edilmiştir. Dolayısıyla ilamlarda ödeme tarihinden itibaren hesaplanan bir kamu zararı olmadığı ve bu yönüyle mevzuata bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.



... (Per. Dai. Bşk. V.), ... (Genel Sekreter) ve ... (Rektör) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçelerinde: oluşan kamu zararıyla ilgili adli yargı sürecine gidildiği bunun sonucunda tahsilatın yapıldığı, kamu zararının giderildiği ve tazmin kararının kaldırılmasının gerektiği belirtilmiştir. Dilekçelere ekli belgelerin incelenmesi sonucunda adli yargı sürecinde alınan kararlar gereğince icra takipleri yapıldığı ve bunun neticesinde; 15.02.2024 tarihli EFT ile ... TL, 19.02.2024 tarihli EFT ile … TL ve 29.05.2024 tarihli EFT ile … TL tahsilat yapıldığı, bunun yanında ek dilekçelerden görüldüğü üzere … TL’nin 27.06.2025 tarih ve 3527 numaralı Muhasebe İşlem Fişi ile ...’den; … TL’nin 27.06.2025 tarih ve 3529 numaralı Muhasebe İşlem Fişi ile ...’ndan; … TL’nin 27.06.2025 tarih ve 3533 numaralı Muhasebe İşlem Fişi ile ...’dan; … TL’nin 27.06.2025 tarih ve 3531 numaralı Muhasebe İşlem Fişi ile ...’dan tahsil edildiği görülmüştür. Kamu İdaresinin 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin İlamlarda belirtilen kamu zararlarını ilgilendiren bu tahsilatlar, ilamın infazı mahiyetinde olduğundan, bu hususta Kurulca yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.



Sorumluluk yönünden inceleme



Daire Kararında oluşan kamu zararından, güvenlik soruşturması sonucu görülmemesine rağmen atama evrakını imzalayan Rektör ..., Genel Sekreter ... ve Personel Daire Başkan Vekili ... ile 701 sayılı KHK ile kamu görevine son verilmesi gereken ...’e bu tarihten sonra yapılan ödemelerle sınırlı olmak üzere Personel Daire Başkam ... sorumlu tutulmuştur. Temyiz Kurulu kararında sorumluluk hükmü isabetli görülerek tasdik edilmiştir.

Üst Yönetici ... adına Av. ... tarafından sunulan dilekçede, ...’e ait güvenlik soruşturmasına ilişkin yazının kendisine teslim edilmediği, personel dosyasında ise neden bulunduğunun bilinmediği ifade edilmişse de, bu durum gerekli koşulların tamamlandığı görülmeden atama işlemine onay verilmesinden doğan sorumluluğu kaldırmamaktadır.

İlaveten dilekçede, ...’ün isminin 701 sayılı KHK’ya ekli 4 sayılı TSK personeli listesinde yer aldığı, isminin taraflarca tespitinin mümkün olmadığı, ... hakkında yürütülen soruşturma/kovuşturma işlemleri hakkında ilgili merciler tarafından ...’ye herhangi bir bilgi verilmediği ifade edilmiştir. Bilindiği üzere ...’ün 701 sayılı KHK ile kamu görevi alamayacağı ifade edilmiş olup, söz konusu KHK 08.07.2018 tarihli Resmi Gazete ile ilan edilmiştir. Bahsi geçen kişinin isminin TSK personeli listesinde geçmesi veya ilgili merciler tarafından kişinin durumu hakkında bilgi verilmemesi, Üniversite yönetiminin kamu görevine son verilmesi gereken personeli tespit yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Sonuçta, hem Üniversitenin teşkilat yapısı içerisinde personel yönetimi konusunda uzmanlaşmış birimlerin bulunduğu hem de bu birimlerin aday veya çalışan personelin yasal mevzuat çerçevesinde çalıştırılmasından sorumlu oldukları hususu bilinmektedir.

Bu itibarla, sorumlular tarafından ileri sürülen iddia ve itirazların karar düzeltilmesine esas Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı, bu Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bu aşamada ileri sürülen hususların yukarıda açıklanan gerekçelerle söz konusu Kararın düzeltilmesini icap ettirecek bir mahiyette olmadığı görüldüğünden; sorumluların karar düzeltilmesi itirazları reddedilerek, (210 sayılı İlamın 1’inci maddesiyle verilen ... TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) 05.03.2025 tarih ve 57811 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesinde (karar düzeltilmesine esas aynı tarih ve 57812, 57810 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararlarının 1’inci maddesinde) KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA,

(Temyiz Kurulu Başkanı-3. Daire Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye …, Üye …, Üye … ve Üye ...’in karşı oyu ile) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 17.12.2025 tarih ve 58692 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.





Karşı oy gerekçesi

Temyiz Kurulu Başkanı-3. Daire Başkanı ..., Üye ..., Üye ..., Üye …, Üye … ve Üye ...:

Mesleki yeterlilik koşullarını sağlayan ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan ataması yapılan ilgili şahsın ders verme, danışmanlık yapma, akademik çalışmalara katılma ve benzeri görevlerini yerine getirdiğinden, bu faaliyetlerin yerine getirilmediğine ilişkin veya geçersiz olduğuna dair bir tespit bulunmadığından, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinde tanımlandığı haliyle kamu zararı oluşmamıştır.

Bu sebeple, karar düzeltme talebinin kabulüyle hükmün kaldırılması gerekir.



Üye …:

İlgili şahıs; atandığı tarihten ihraç edildiği tarihe kadar mesleki yeterlilik koşullarını sağladığı ve kadrosunun gerektirdiği hizmetlerde bulunduğu için kamu zararından bahsedilemez. 701 sayılı KHK’nın yayımı tarihinden itibaren ise kişinin bütün mesleki yeterlilikleri geçersiz hale gelmiştir. Dolayısıyla bu tarihten sonra kişiden, kadrosunun gerektirdiği hizmetlerin alındığından bahsedilemeyeceği için yapılan ödemeler yersiz ödemedir. Fakat bu ödemelerin de tahsili için İdare tarafından yapılması gereken bütün işlemler yapıldığından, kamu görevlileri kusurlu görülemez. Kamu zararından bahsedilebilmesi için ise kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmalinin bulunması gerektiği için hükmüm KALDIRILMASI gerekir