Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2021
Daire
6
Dosya No
54045
Tutanak No
57661
Tutanak Tarihi
22.01.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün memur personeline mevzuatta öngörülmediği halde ikramiye adı altında yılda iki defa ödeme yapılması.
167 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile; ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün memur personeline mevzuatta öngörülmediği halde ikramiye adı altında yılda iki defa ödeme yapılması sonucu sebep olunan ... TL kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.
Söz konusu hükme karşı sorumlular temyize başvurmuşlardır.
Esas yönünden değerlendirme
... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSU), 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un diğer büyükşehir belediyelerine de uygulanacağına dair hükmü içeren Ek 5’inci maddesi uyarınca 2560 sayılı Kanun’a tabidir.
2560 sayılı İSKİ Kanunu’nun “Genel Kurulun Görevleri” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendinde 2012 yılı öncesi var olan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek” ibaresi, 11.10.2011 tarihli ve 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek Madde 12’nin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi ile 14.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla bu tarihten sonra Büyükşehir Belediyelerine bağlı Su ve Kanalizasyon İdareleri Genel Müdürlüklerinde çalışan memurlara ikramiye ödenmesi uygulamasına son verilmiştir.
Daha sonra söz konusu düzenleme (666 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek Madde 12’nin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi), Anayasa Mahkemesi nezdinde iptal davası konusu olmuş ve Mahkeme oybirliği ile işi esastan görüşüp 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2012 tarih ve E.: 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı ile; 666 sayılı KHK’nın Ek 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (ğ) bendini, “mali haklara ilişkin hükmün, mevcut ve yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla Anayasanın 91’inci maddesine aykırı olduğu” gerekçesi ile iptal etmiştir. Mahkemece iptal hükmü nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanunun 66’ıncı maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Temyiz dilekçelerinden; iptal kararına müteakiben Kurumda görevli bir personel tarafından ödeme işleminin devam etmesi yönünde talepte bulunulduğu ve personelin bu talebinin Kurum tarafından reddedilmesi üzerine bu defa personelin konuyu ... 2. İdare Mahkemesine taşıdığı ve İdare Mahkemesinden aldığı ret cevabına karşı da ... Bölge İdare Mahkemesine müracaat etmesi sonucunda ... Bölge İdare Mahkemesinin müracaat tarihi itibari ile davacının maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verdiği, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görev yapan diğer 323 memurun da söz konusu Kararı emsal göstererek Kurumdan ikramiye ödenmesi talebinde bulunduğu, İdare tarafından 323 personelin dava açma yolunu seçtiği takdirde davayı kazanma ihtimalinin yüksek olduğu değerlendirilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ödememek amacıyla 01.06.2015 tarihli ve 152 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile ikramiye ödenmeye başlandığı, anlaşılmıştır.
Bir kuralı yürürlükten kaldıran düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153’üncü maddesinde yer verilen, “Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ile,
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Mahkeme Kararları” başlıklı 66’ncı maddesinde belirtilen, “(1) Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.
(2) İptal kararları geriye yürümez.
(3) Mahkemece iptaline karar verilen kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü hallerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir.
(4) Mahkeme, bir kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
(5) Mahkeme kararları gerekçeli olarak yazılır. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
(6) Karar taslaklarının hazırlanması ve görüşülmesine ilişkin esaslar İçtüzükte gösterilir.
(7) Kararlar, inceleme veya yargılamaya katılan başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Muhalif kalanlar, kararda muhalefet nedenlerini İçtüzükte belirtilecek süre içinde yazılı olarak teslim ederler. Kararlar ilgililere bu şekliyle tebliğ olunur.
(8) İptal ve itiraz başvuruları sonucu verilen gerekçeli kararlar Resmî Gazetede hemen yayımlanır.”,
hükümleri gereğince, kaldırılan düzenlemenin yeniden yürürlük kazanmasına imkan bulunmamaktadır.
Mevzuat hükümlerine göre; herhangi bir kanun hükmüne ilişkin yeni bir düzenleme içeren bir kanun hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı ile ortadan kaldırıldığında; iptal edilen kanun hükmü, ilgili Anayasa Mahkemesi Kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren yürürlükten kalkar. Bu durumda iptal kararı sonrası eski Kanun maddesinin daha önce yürürlükten kalkmış olması sebebiyle oluşan hukuki boşluğun, kanun koyucunun iradesini ortaya koyacak ve uygulamaya yol gösterecek biçimde yeni bir düzenleme yapması ile doldurulması gerekmektedir. Bu boşluğun uygulamada eski düzenlemenin kendiliğinden yeniden yürürlüğe girmesi şeklinde doldurulması ise mümkün değildir. Yani Anayasa Mahkemesinin 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesinde yer alan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek” hükmünü ilga eden 666 sayılı KHK düzenlemesini iptal etmiş olması, 2560 sayılı Kanunun söz konusu hükmüne tekrar yürürlük kazandırmayacağından, kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün, 657 sayılı Kanuna tabi memur personeline yürürlükte bulunmayan 2560 sayılı Kanunun ilgili hükmüne dayanarak (kişi lehine verilmiş mahkeme kararları bulunsa da) ikramiye ödemesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, İdare mahkemeleri ve Bölge idare mahkemelerinin münferit olaylarda verdikleri kararlar uyuşmazlıklara münhasır olup, bu kararların Sayıştay Yargısı açısından bağlayıcılığı yoktur.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün memur personeline yürürlükte bulunmayan mevzuat hükmü uyarınca ikramiye adı altında yılda iki defa ödeme yapılması sonucu 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71’inci maddesinde; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanan kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Sorumluluk yönünden değerlendirme;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun;
“Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31’inci maddesinin üçüncü fıkrasının; “Kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.”,
“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinin; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinin; “… Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar…”,
hükümleri uyarınca, söz konusu kamu zararından ödeme emri belgelerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri ile ikramiye ödemesi kararını alan Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile ödemeyi teklif edenler sorumludur.
07.01.2021 tarihli ve 154 sayılı ödeme emri belgesine bağlı olarak Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan (1.Hukuk Müşaviri) ...’ın, ikramiye ödenmesine ilişkin teklif formunda imzası bulunması nedeniyle Diğer Sorumlu sıfatıyla da sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklanan gerekçelerle, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün memur personeline yürürlükte bulunmayan mevzuat hükmü uyarınca ikramiye adı altında yılda iki defa ödeme yapılması sonucu 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi uyarınca kamu zararına sebebiyet verildiğinden, sorumluların iddia ve itirazlarının REDDİ ile 167 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, (7. Daire Başkanı ... ve Üye ...’ün aşağıda yazılı azınlık görüşleri karşısında) oy çokluğuyla,
6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 22.01.2025 tarih 57661 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
7. Daire Başkanı ... ve Üye ...’ün karşı oy gerekçesi
2560 sayılı İSKİ Kanunu’nun “Genel Kurulun Görevleri” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendinde, genel kurulun görevleri arasında yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek hükmü düzenlenmiş, ancak söz konusu hüküm 2.11.2011 tarih ve 28103 (mükerrer) sayılı RG’de yayımlanan 666 sayılı KHK’nın Ek 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi ile 31.12.2011 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.
Bilahare, 10.12.2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2012 tarih ve E:2011/139, K:2012/205 sayılı Kararıyla, 666 sayılı KHK’nın Ek 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi, “mali haklara ilişkin hükmün, mevcut veya yeni ihdas edilen ya da başka bir bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa’nın 91’inci maddesine aykırı olduğu” gerekçesi ile iptal edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra ikramiye ödenmesini engelleyici hukuksal bir dayanak kalmamıştır.
Bu noktada; Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği KHK maddesinin yürürlükten kaldırdığı hükmün kendiliğinden yürürlüğe giremeyeceği ve iptal kararından sonra oluşan hukuki boşluğun yasa koyucunun yapacağı yeni bir düzenleme ile doldurulacağı ileri sürülse de; somut olayda Anayasa Mahkemesinin Anayasaya aykırı bularak iptal ettiği hüküm, ikramiye ödemesinin dayanağını oluşturan 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesi değildir. Eğer söz konusu madde iptal edilseydi, iptal Kararı bir hukuksal boşluk yaratacaktı ve bu boşluğun yeni bir kanuni düzenleme ile doldurulması gerekecekti. Ama burada yetkisiz olarak çıkarılan 666 sayılı KHK’nın hükmü iptal edilmiştir. Bu nedenle eski düzenleme kendiliğinden yürürlüğe girer. Yani 666 sayılı KHK’nın ilgili hükmünün iptal edilmesi ile 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesindeki ikramiye ödenmesine devam olunması yasa koyucunun iradesine uygun düşmektedir. Aksi durum, yetki kanunu kapsamı dışındaki KHK’nın uygulanmasına devam edildiği sonucunu doğurur.
Bu itibarla; Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2012 tarih ve E:2011/139, K:2012/205 sayılı Kararı ile; ikramiye ödemesini engelleyici yasal düzenleme iptal edildiğinden, yapılan ödemelerin iptalden önceki mevzuata uygun olduğu gerekçesi ile, sorumluların temyiz itirazlarının haklı görülerek temyize konu İlam hükmünün KALDIRILMASI gerekir.
167 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile; ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün memur personeline mevzuatta öngörülmediği halde ikramiye adı altında yılda iki defa ödeme yapılması sonucu sebep olunan ... TL kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.
Söz konusu hükme karşı sorumlular temyize başvurmuşlardır.
Esas yönünden değerlendirme
... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSU), 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un diğer büyükşehir belediyelerine de uygulanacağına dair hükmü içeren Ek 5’inci maddesi uyarınca 2560 sayılı Kanun’a tabidir.
2560 sayılı İSKİ Kanunu’nun “Genel Kurulun Görevleri” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendinde 2012 yılı öncesi var olan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek” ibaresi, 11.10.2011 tarihli ve 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek Madde 12’nin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi ile 14.01.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla bu tarihten sonra Büyükşehir Belediyelerine bağlı Su ve Kanalizasyon İdareleri Genel Müdürlüklerinde çalışan memurlara ikramiye ödenmesi uygulamasına son verilmiştir.
Daha sonra söz konusu düzenleme (666 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek Madde 12’nin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi), Anayasa Mahkemesi nezdinde iptal davası konusu olmuş ve Mahkeme oybirliği ile işi esastan görüşüp 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2012 tarih ve E.: 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı ile; 666 sayılı KHK’nın Ek 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (ğ) bendini, “mali haklara ilişkin hükmün, mevcut ve yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla Anayasanın 91’inci maddesine aykırı olduğu” gerekçesi ile iptal etmiştir. Mahkemece iptal hükmü nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanunun 66’ıncı maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Temyiz dilekçelerinden; iptal kararına müteakiben Kurumda görevli bir personel tarafından ödeme işleminin devam etmesi yönünde talepte bulunulduğu ve personelin bu talebinin Kurum tarafından reddedilmesi üzerine bu defa personelin konuyu ... 2. İdare Mahkemesine taşıdığı ve İdare Mahkemesinden aldığı ret cevabına karşı da ... Bölge İdare Mahkemesine müracaat etmesi sonucunda ... Bölge İdare Mahkemesinin müracaat tarihi itibari ile davacının maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verdiği, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünde görev yapan diğer 323 memurun da söz konusu Kararı emsal göstererek Kurumdan ikramiye ödenmesi talebinde bulunduğu, İdare tarafından 323 personelin dava açma yolunu seçtiği takdirde davayı kazanma ihtimalinin yüksek olduğu değerlendirilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ödememek amacıyla 01.06.2015 tarihli ve 152 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile ikramiye ödenmeye başlandığı, anlaşılmıştır.
Bir kuralı yürürlükten kaldıran düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153’üncü maddesinde yer verilen, “Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ile,
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Mahkeme Kararları” başlıklı 66’ncı maddesinde belirtilen, “(1) Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.
(2) İptal kararları geriye yürümez.
(3) Mahkemece iptaline karar verilen kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü hallerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir.
(4) Mahkeme, bir kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
(5) Mahkeme kararları gerekçeli olarak yazılır. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
(6) Karar taslaklarının hazırlanması ve görüşülmesine ilişkin esaslar İçtüzükte gösterilir.
(7) Kararlar, inceleme veya yargılamaya katılan başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Muhalif kalanlar, kararda muhalefet nedenlerini İçtüzükte belirtilecek süre içinde yazılı olarak teslim ederler. Kararlar ilgililere bu şekliyle tebliğ olunur.
(8) İptal ve itiraz başvuruları sonucu verilen gerekçeli kararlar Resmî Gazetede hemen yayımlanır.”,
hükümleri gereğince, kaldırılan düzenlemenin yeniden yürürlük kazanmasına imkan bulunmamaktadır.
Mevzuat hükümlerine göre; herhangi bir kanun hükmüne ilişkin yeni bir düzenleme içeren bir kanun hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı ile ortadan kaldırıldığında; iptal edilen kanun hükmü, ilgili Anayasa Mahkemesi Kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren yürürlükten kalkar. Bu durumda iptal kararı sonrası eski Kanun maddesinin daha önce yürürlükten kalkmış olması sebebiyle oluşan hukuki boşluğun, kanun koyucunun iradesini ortaya koyacak ve uygulamaya yol gösterecek biçimde yeni bir düzenleme yapması ile doldurulması gerekmektedir. Bu boşluğun uygulamada eski düzenlemenin kendiliğinden yeniden yürürlüğe girmesi şeklinde doldurulması ise mümkün değildir. Yani Anayasa Mahkemesinin 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesinde yer alan “yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek” hükmünü ilga eden 666 sayılı KHK düzenlemesini iptal etmiş olması, 2560 sayılı Kanunun söz konusu hükmüne tekrar yürürlük kazandırmayacağından, kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün, 657 sayılı Kanuna tabi memur personeline yürürlükte bulunmayan 2560 sayılı Kanunun ilgili hükmüne dayanarak (kişi lehine verilmiş mahkeme kararları bulunsa da) ikramiye ödemesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, İdare mahkemeleri ve Bölge idare mahkemelerinin münferit olaylarda verdikleri kararlar uyuşmazlıklara münhasır olup, bu kararların Sayıştay Yargısı açısından bağlayıcılığı yoktur.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün memur personeline yürürlükte bulunmayan mevzuat hükmü uyarınca ikramiye adı altında yılda iki defa ödeme yapılması sonucu 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71’inci maddesinde; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanan kamu zararına sebebiyet verilmiştir.
Sorumluluk yönünden değerlendirme;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun;
“Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31’inci maddesinin üçüncü fıkrasının; “Kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.”,
“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinin; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinin; “… Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar…”,
hükümleri uyarınca, söz konusu kamu zararından ödeme emri belgelerinde imzası bulunan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri ile ikramiye ödemesi kararını alan Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile ödemeyi teklif edenler sorumludur.
07.01.2021 tarihli ve 154 sayılı ödeme emri belgesine bağlı olarak Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumluluğu bulunan (1.Hukuk Müşaviri) ...’ın, ikramiye ödenmesine ilişkin teklif formunda imzası bulunması nedeniyle Diğer Sorumlu sıfatıyla da sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklanan gerekçelerle, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün memur personeline yürürlükte bulunmayan mevzuat hükmü uyarınca ikramiye adı altında yılda iki defa ödeme yapılması sonucu 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi uyarınca kamu zararına sebebiyet verildiğinden, sorumluların iddia ve itirazlarının REDDİ ile 167 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, (7. Daire Başkanı ... ve Üye ...’ün aşağıda yazılı azınlık görüşleri karşısında) oy çokluğuyla,
6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 22.01.2025 tarih 57661 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
7. Daire Başkanı ... ve Üye ...’ün karşı oy gerekçesi
2560 sayılı İSKİ Kanunu’nun “Genel Kurulun Görevleri” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendinde, genel kurulun görevleri arasında yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek hükmü düzenlenmiş, ancak söz konusu hüküm 2.11.2011 tarih ve 28103 (mükerrer) sayılı RG’de yayımlanan 666 sayılı KHK’nın Ek 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi ile 31.12.2011 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.
Bilahare, 10.12.2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2012 tarih ve E:2011/139, K:2012/205 sayılı Kararıyla, 666 sayılı KHK’nın Ek 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (ğ) bendi, “mali haklara ilişkin hükmün, mevcut veya yeni ihdas edilen ya da başka bir bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa’nın 91’inci maddesine aykırı olduğu” gerekçesi ile iptal edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra ikramiye ödenmesini engelleyici hukuksal bir dayanak kalmamıştır.
Bu noktada; Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği KHK maddesinin yürürlükten kaldırdığı hükmün kendiliğinden yürürlüğe giremeyeceği ve iptal kararından sonra oluşan hukuki boşluğun yasa koyucunun yapacağı yeni bir düzenleme ile doldurulacağı ileri sürülse de; somut olayda Anayasa Mahkemesinin Anayasaya aykırı bularak iptal ettiği hüküm, ikramiye ödemesinin dayanağını oluşturan 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesi değildir. Eğer söz konusu madde iptal edilseydi, iptal Kararı bir hukuksal boşluk yaratacaktı ve bu boşluğun yeni bir kanuni düzenleme ile doldurulması gerekecekti. Ama burada yetkisiz olarak çıkarılan 666 sayılı KHK’nın hükmü iptal edilmiştir. Bu nedenle eski düzenleme kendiliğinden yürürlüğe girer. Yani 666 sayılı KHK’nın ilgili hükmünün iptal edilmesi ile 2560 sayılı Kanunun 6/d maddesindeki ikramiye ödenmesine devam olunması yasa koyucunun iradesine uygun düşmektedir. Aksi durum, yetki kanunu kapsamı dışındaki KHK’nın uygulanmasına devam edildiği sonucunu doğurur.
Bu itibarla; Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2012 tarih ve E:2011/139, K:2012/205 sayılı Kararı ile; ikramiye ödemesini engelleyici yasal düzenleme iptal edildiğinden, yapılan ödemelerin iptalden önceki mevzuata uygun olduğu gerekçesi ile, sorumluların temyiz itirazlarının haklı görülerek temyize konu İlam hükmünün KALDIRILMASI gerekir.