Kamu İdaresi
Yüksek Öğretim Kurumları
Yılı
2018
Daire
8
Dosya No
53935
Tutanak No
57807
Tutanak Tarihi
05.03.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Konu: Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan önce göreve başlatılan akademik personele maaş, ek ders ve BAP ödemeleri yapılması;

285 sayılı İlamın 1’inci maddesiyle; Üniversitede, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan 701 sayılı KHK hükümleri uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...’e maaş, ek ders ve BAP ödemelerinin yapılması neticesinde oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.

TEMYİZ DİLEKÇELERİ

Daire İlam hükmünde “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ... ve ayrıca vekili Av. ... (Dosya No: 53935) tarafından gönderilen dilekçelerde özet olarak;

İlamlarda özetle; ... Üniversitesi (...) Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümünde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan ve bilahare 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alınarak kamu görevinden yasaklanmasına rağmen Üniversitede görevine devam ettirilen ...'e maaş, ek ders, DSS, vs ödemelerinin yapılması neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiğinin iddia edildiğini,

2011’den beri önce kurucu Dekan ve Rektör Yardımcısı olarak ... … Üniversitesi İşletme Fakültesine tamamını … … yargı kumpası öncesi yaklaşık 50 akademisyeni işe aldığını, daha sonra Rektörlük makamında bulunduğu ...’de de yaklaşık 130 akademik ve çok sayıda idari personel atamalarında onayının bulunduğunu,

On yıllık aktif yöneticilik sürecindeki tüm atamaların göz önüne alındığında hiçbir usulsüz işlem, hatalı bir atama veya herhangi bir terör örgütü ile ilgili, irtibatlı veya iltisaklı tek kişinin dahi atanmadığını, hatta binlerce kişinin kamu kurumlarından uzaklaştırıldığı veya ihraç edildiği olağanüstü dönemlerde yöneticilik yaptığı her iki üniversitede, atamasına onay verdiği hiçbir kişinin, ilamlarda adı geçen şahıs hariç, uzaklaştırılmadığının veya ihraç edilmediğinin devlet kayıtlarında sabit olduğunu,

... de Rektörlük görevini ifa ettiği süreçteki güvenlik soruşturma komisyonlarında görev yaparken, bırakın soruşturulan şahsın kendisini, birinci, ikinci veya gerekirse üçüncü derece akrabasının bile hain ... ve bunun gibi devleti bölmeye yönelik örgüt mensupları ile ilgili, iltisaklı, irtibatlı veya bağlantılıysa hiçbirine olumlu görüş vermediğini ve işe de almadığını, özlük, idari ve işbu yargılamaya ait dosyalarda bununla ilgili birden çok kararlarda imzasının bulunduğunu,

Bu durumun, yöneticilik yaptığı 10 yıllık süreçte (ve öncesinde) adı geçen terör örgütü ve benzeriyle özenli bir şekilde mücadele ettiğinin ve hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadığının en önemli göstergelerinden biri olduğunu, buradan hareketle idari kararlarda ne kadar özenli davrandığının ve işbu yargılamalara konu iş, işlemler ile özellikle işbu şikâyete konu olayların şahsının hatalı veya kasıtlı bir kararından kaynaklanmadığını açık ve net bir şekilde ispat edildiğinin, örneği ekte sunulan ceza yargılamasına dair Danıştay …. Dairesinin … günlü ve …-… sayılı men-i muhakeme kararı (ek-8) ile daha önce dosyaya sunulan ... …. İdare Mahkemesi iptal kararı ile yine bir örneği ekte sunulan SGK'nın … günlü ve … sayılı yazısında (ek-11) da görüleceği üzere, resmi yazı ve kararlarla ispat edildiğini,

İlamlar konusu olayların daha iyi anlaşılabilmesi için gelişen olayların özet olarak ve kronolojik şekilde sunulmasına ihtiyaç bulunmakta olup, ayrıntılı değerlendirmelerin ayrıca yapılacağı ve bu bağlamda:

A- Kronolojik Sırayla Olayların Kısa Açıklaması

Süreç içerisinde meydana gelen gelişmelerin aşağıda “tarih sırasına” göre sıralanmış olmasına karşılık, bu gelişmelerden bazılarının, ortaya çıktıkları tarihte değil, bir şekilde daha sonraki tarihlerde öğrendiğini (Örneğin: İlamlarda adı geçen ...’ün isminin 08.07.2018 tarihli Resmî Gazete ‘de yayımlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli ihraç listesinde yer aldığını, 08.07.2018 tarihinde değil, gayrı Resmî yollardan Haziran-2019'da öğrendiğini), konuya ilişkin gerekçelerin ileride açıklanacağını,

1) 15.04.2015: ...’ün ...’ye geçmek istediğine ilişkin CV’sini, kendisinin henüz göreve gelmeden önce, Üniversite’nin geliştirdiği ‘CV Bank’a göndermiş olduğunu, söz konusu tarihte … Üniversitesi (…)’nde çalışmakta olan şahsın ...’ye geçmek istediğine ilişkin CV’sini değerlendirmek üzere halen mevcut olan ... CV Banka gönderdiğini (... CV Bank kayıtlarına bakılabileceğini), ...’ün …’den ...’ye geçme teşebbüsünün, o zaman ki ... Rektör Vekili Prof. Dr. … zamanında gerçekleştiğini (Cumhurbaşkanı kararnamesi ile 21.09.2015 tarihli Resmî Gazete ile ...’ye rektör olarak atandığını), şahsın CV’sini değerlendirmek üzere ...’ye sunduğu zaman, Üniversite’nin rektörü olmadığını ve dolayısıyla Üniversite’ye geçişi için hiçbir bilgisinin, girişiminin, tavsiyesinin ve dahlinin olmadığını,

2) 01.09.2016’da, ... öğretim üyesi alımı birinci ilanının, Resmî Gazete‘de yayımlanması hususunda da, olayların geliştiği süreç içinde ... tarafından iki kez öğretim üyesi (profesör, doçent, yardımcı doçent) alımı ilanı yayımlandığını, bunlardan ilkinin 01.09.2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlandığını,

3) 05.09.2016’da, sorgu konusu ... isimli şahsın, birinci ilandaki doçent kadrosu için ...’ye başvuruda bulunması konusunda, o tarihlerde … Üniversitesinde doçent kadrosunda çalışmakta olan ... isimli şahsın, birinci ilandaki doçent kadrosu için ...’ye başvuruda bulunduğunu, anılan şahıs o tarihlerde … (… Üniversitesi) personeli olduğu için, ...’ye yaptığı başvurunun, "açıktan” değil kurumlar arası “naklen” atama başvurusu olduğunu,

4) 27.09.2016’da, birinci başvurunun jüri heyetine havalesi hususunda, ilgilinin doçentlik kadrosuna yaptığı başvurunun değerlendirilmesi için, 2547 sayılı Kanun gereğince oluşturulan jüri heyetine … sayılı yazılarına gönderildiğini, bilahare ilgili jürinin olumlu değerlendirmeleri sonucunda adı geçen şahsın, doçentlik kadrosuna yaptığı başvurusunun olumlu bulunduğunu,

5) 21.02.2017’de, ... hakkında ... Valiliğinden güvenlik soruşturması istenmesi konusunda; ilgili şahıs hakkında ... tarafından … sayılı yazı ile ... Valiliğinden güvenlik soruşturması istendiğini, esasen, Sorguda yer alan ilgili mevzuata göre sadece “ilk defa” (açıktan) memuriyete atanacaklar için güvenlik soruşturması yapılması zorunlu ise de, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ...’ye yapılan bütün "naklen” atamalar için de bu soruşturmaların istendiğini,

6) 01.04.2017’de, ... öğretim üyesi alımı ikinci ilanının Resmî Gazete‘de yayımlanması konusunda, bu arada ihtiyaca binaen, süreç içerisinde ...’nün ikinci öğretim üyesi (profesör, doçent, yardımcı doçent) alımı ilanı Resmî Gazete‘de yayımlandığını,

7) 10.04.2017’de, ... isimli şahsın, birinci ilandaki doçent kadrosu için yaptığı başvuruyu geri çekmesi hususunda; yayımlanan ikinci ilan üzerine, sorguda adı geçen şahsın, o tarih itibariyle profesörlüğe başvuru şartlarını artık sağladığı gerekçesiyle (doçentlik unvanını almasından sonra 5 yıllık zorunlu bekleme süresinin dolması nedeniyle), doçentlik kadrosuna yapmış olduğu 05.09.2016 tarihli ilk başvurusundan feragat dilekçesi verdiğini,

8) 10.04.2017’de, ... isimli şahsın, ikinci ilandaki profesör kadrosu için ...’ye başvuruda bulunması konusunda; feragat dilekçesiyle birlikte adı geçen şahsın bu sefer ikinci ilandaki profesörlük kadrosu için başvuru yaptığını,

9) 20.04.2017’de, ikinci başvurunun jüri heyetine havalesi; 2547 sayılı Kanun gereğince ilgilinin profesörlük kadrosuna yaptığı başvurunun değerlendirilmesi için, Jüri heyetine … sayılı yazıların gönderildiğini, bilahare ilgili jürinin olumlu değerlendirmeleri sonucunda adı geçen şahsın, ...’nün profesörlük kadrosuna atanmasının uygun olduğu kararı verildiğini,

10) 12.05.2017’de, Jürinin olumlu görüşü ardından kişinin profesörlük kadrosuna atanması konusunda ... Yönetim Kurulunun Karar vermesi; 2547 sayılı Kanun hükümleri gereğince olumlu jüri raporları doğrultusunda, Üniversite Yönetim Kurulu, 159 sayılı kararı ile adı geçen şahsın profesör kadrosuna atanmasına karar verdiğini,

11) 08.07.2017’de söz konusu şahsın önceki kurumu olan …nden istifa etmesi; söz konusu şahıs, o sırada kadrolu olarak çalışmakta olduğu … Üniversitesinden, kendisince bilinmeyen nedenlerle istifa ettiğini,

12) 12.07.2017’de, adı geçen şahsın ... tarafından profesörlük kadrosuna atanması, yetkili kurullar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda adı geçen şahsın “profesör” kadrosuna yaptığı başvurunun yasal bütün şartları taşıdığının tespit edildiğini ve ... tarafından profesörlük kadrosuna atamasının yapıldığını,

13) 13.07.2017’de, adı geçen şahsın ...’deki görevine başlaması; atama kararının tebliğ edilmesinden sonra söz konusu şahıs ...’deki görevine başladığını,

14) 18.08.2017’de, adı geçen şahıs hakkında ... Valiliğinden istenen 21.02.2017 tarihli Güvenlik soruşturması talebine ilişkin cevabın ... evrak personeline teslimi; 2019 yılının Haziran ayında; adı geçen şahsın doçentlik kadrosu için yaptığı ilk başvuru üzerine ... tarafından ... Valiliğinden istenen 21.02.2017 tarihli Güvenlik soruşturması talebine cevaben Valilikten gelen 10.08.2017 tarihli ve 11268 sayılı soruşturma evrakının, kendisine değil, ... Genel Sekreterliğe bağlı bulunan Genel Evrak birimi personeli …’a 18.08.2017 tarihinde teslim edildiğinin, kayıtlardan anlaşıldığını, kayıtlardan da anlaşılacağı üzere söz konusu evrakın, gelen evrak arşiv kayıtlarında kaldığını, kendisi dahil hiçbir kişiye veya birime teslim/tebellüğ edilmediğini, detaylı açıklamalar ileride yapılacağını,

15) 08.07.2018’de, 701 sayılı KHK ile Ordudan istifa ederek ayrılan adı geçen şahsın tekrar kamu görevine kabul edilmesi veya doğrudan yahut dolaylı görevlendirilmesinin KHK ile yasaklanması; Sorguda adı geçen ..., 30472 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3’üncü maddesi uyarınca rütbelerinin söküldüğünü, emekli kimliklerinin iptal edildiğini ve tekrar kamu görevine kabul edilmesinin, doğrudan veya dolaylı görevlendirilmesinin yasaklandığını, (kronolojik olarak bu tarih sırasında gerçekleşen bu olayı, Haziran 2019 ayında haricen öğrenebildiğini)

16) 27.06.2019’da, adı geçen şahsın ...’ye emekli dilekçesini vermesi; ... tarafından emeklilik işlemlerinin başlatılması için ...’ye başvuruda bulunulduğunu,

17) 28.06.2019’da, emeklilik başvurusunun reddedilmesi; emeklilik şartlarının oluşmadığı hakkında kendisine 4363 sayılı cevabi yazı yazıldığını,

18) 28.06.2019’da, adı geçen şahsın ...’den istifa dilekçesini vererek ayrılması; emeklilik başvurusu işleme konulmayan şahsın, bu sefer İstifa ederek memuriyetten ayrıldığını,

19) 28.06.2019’da İstifa dilekçesinin onaylanması; İstifa dilekçesine 199 sayılı Rektörlük Makamının istifa oluru verildiğini,

20) 01.08.2019’da, İsmi 701 sayılı KHK’ya ekli listede geçtiği tespit edilen şahıs hakkında neler yapılması gerektiği konusunda Rektör tarafından Hukuk Müşavirliğine yazı yazılması; ... Rektörü ... tarafından … sayılı yazı ile ...'ün, 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de rütbesi alınan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli listesinde olduğu bilgisinin haricen kendisine ulaştığının, Üniversite Hukuk Müşavirliğine bildirildiğini ve yürütülecek işlemler hakkında görüşü talep edildiğini,

21) 02.08.2019’da, Hukuk Müşavirliğinin, şahsa yapılan bütün ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsili hakkındaki yazısı; Hukuk Müşavirliğinden, şahsa yapılan bütün ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsili hakkında yazı alındığını,

22) 05.08.2019 ve 20.08.2019’da, kişiye yapılan ödemelerin geri alınması konusunda ilgili birimlere yazı yazılması; … sayılı ve … sayılı yazılar ile Döner Sermaye Müdürlüğü ve Bilimsel Araştırma Projeleri ofisine yapılan ödemelerin geri alınması hakkında yazı yazıldığını,

23) 19.09.2019’da, kişi borcunun geri ödenmesi konusunda ...’e yazı yazılması; ...’e, kişi borcunun geri ödenmesi hakkındaki … sayılı yazı yazıldığını,

24) 15.11.2019’da, kişi hakkında kişi borcu takibi yapılması hakkında yazı yazılması; … sayılı yazı ile Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’na, toplam … TL’nin kişi borcu açılarak, tahsil edilmesi hakkında yazı gönderildiğini,

25) Kişi hakkında yürütülen icra işlemi ve akabinde açılan alacak davası;

Bu hususta yürütülen hukuki işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler ...’den temin edilebileceğini, ancak haricen temin edilen ve bir örneği EK-11’de ekte sunulan SGK'nın … günlü ve … sayılı yazısında (ek-11) da görüleceği üzere …-TL idare alacağının asıl sorumlu kişi olan ...’ün emekli ikramiyesinden icra yoluyla kesilerek tahsil edildiğini,

Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 166/1'inci maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine göre borcun sona erdiğini, “Alacaklı, alacağının tamamını, müteselsil borçluların herhangi birinden isteyebilir. Bu durumda müteselsil borçlu, sadece kendi payına düşeni ödeyeceğini ileri süremez, borcun tamamı ödemekten kaçınamaz. Alacağın müteselsil borçluların birinden istenmesi, alacak fiilen elde edilmedikçe diğer borçluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Buna karşılık müteselsil borçlulardan birisi borcun tamamı veya bir bölümünü sona erdirmişse sona eren borç oranında öteki müteselsil borçlularda kendiliğinden borçtan kurtulur." (818 s.BK.145/1; 6098 s.TBK.166/1, Y. 21. HD. 06.02.2017, 18583/588).

… ve SGK idaresine müzekkere yazılarak elde edilecek bilgilerden de görüleceği üzere, ilamlara konu idare alacaklarının asliye hukuk mahkemesince verilen karar göre hesaplanan tutarların, tam ve eksiksiz tahsil edildiğini ve ...’ün göreve başladığı tarihle anılan KHK ile ihraç edildiği tarihler arası için de dava açılıp asliye hukuk mahkemesince reddine karar verilen tutarlara dair kararın, halen devam eden istinaf incelemesi de ret kararı gibi çıktığı takdirde, İdarenin temyiz ilamlarına konu alacağının kalmadığı keyfiyetinin kesinleşmiş ve Anayasanın 138. maddesi gereğince yasama, yürütme ve yargının tüm organlarını bağlayan asliye hukuk mahkemesi kararıyla ispat edilmiş olan sorumluluk konularındaki İdare alacağının kalmadığını ve böylece işbu temyiz ilamlarına konu parasal tutarlarının kalmadığı gerekçesiyle bozulmasını arz ve talep ettiğini,

A- Konu Hakkında Uygulanacak Temel Mevzuat

Adı geçen şahsın ... tarafından profesörlük kadrosuna atandığı 12.07.2017 tarihinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat, ki bu mevzuattan en önemli olan ilk 3 sırada sayılanlar mülga olduğunu,

1) 657 s. Kanun

Sorgu ve ilamda, kamu zararının temel dayanağı olarak “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesindeki hüküm gösterildiğini,

"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

1. Türk Vatandaşı olmak,

2. Bu Kanunun 40’ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak,

3. Bu Kanunun 41’nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak,

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

(Değişik: 23/1/2008- 5728/317 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

6. Askerlik durumu itibariyle;

a) Askerlikle ilgisi bulunmamak,

b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak,

c) Askerlik çağma gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,

7. 53’üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak,

8. (Ek: 3/10/2016- KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak. (Mülga)

Maddenin birinci fıkrasının (a) bendine ekli (8) numaralı alt bendindeki “Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak” hükmü İlamın ana dayanağı olarak gösterilmektedir. (Bu hüküm 2019 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olup, ileride ayrıntılı olarak açıklanacaktır)

Buna karşılık yukarıda bahsedilen, "8. Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” hükmünde zikredilen güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin bir düzenlemenin, 657 sayılı Kanunda mevcut olmadığını, bu konudaki yasal düzenlemenin, olayın vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan (mülga) 4045 sayılı Kanun’da yapıldığını,

2) 4045 s. Kanun (Mülga)

657 Sayılı Kanun’da bir cümle ile atıf yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemleri esas olarak 4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’da düzenlendiğini, (R. Gazete Tarihi: 3/11/1994).

(Bu Kanunun bazı hükümlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini ve bilahare 17/04/2021 tarihli Resmî Gazete Yayımlanan 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ile yürürlükten kaldırıldığını, ileride ayrıntılı olarak açıklanacağını) (NOT: Sorgu ve ilamda bu Kanuna atıf yapılmadığını)

3) Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği (Mülga)

Yine aynı tarihlerde (Mülga) 4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine dayanılarak çıkarılmış olan "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği” (12.04.2000 tarihli Resmî Gazete) de zikretmek gerekeceği, (Bu Yönetmelik, 3/6/2022 tarihli Resmî Gazete Yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığını) (NOT: Sorgu ve ilamda bu Yönetmeliğe atıf yapılmadığını)

4) 701 s. KHK

08.07.2018 tarihli ve 30472 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ nin 3’üncü maddesi uyarınca, 4 sayılı cetvelde yer alan ...’ün rütbelerinin alındığı ve kamu görevine kabul edilemeyeceği hüküm altına alındığını,

5) 5018 s. Kanun

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerinin, ilamdaki kamu zararından doğan sorumlulukların dayanağı olarak gösterildiğini,

B- İlamdaki İddiaların Değerlendirilmesi

Kendisine gönderilen İlam incelendiğinde, kamu zararı iddiasının şu iki temel gerekçeye dayandırıldığının anlaşıldığını;

1) ... isimli şahsın, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmadan ... Üniversitesi (...) Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümünde profesörlük kadrosuna atanması;

2) ...'ün 08.07.2018 tarih ve 701 sayılı KHK Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesinin alınmasına ve tekrar kamu görevine alınması yasaklanmasına rağmen ...’den ihraç edilmemesi,

İlamda, yukarıdaki iki olumsuz duruma rağmen kişinin ... tarafından profesörlük kadrosuna atandığı süreç içerisinde görevinden alınmadığı ve kendisine maaş, ek ders ve BAP ödemelerinin yapıldığı, bu şekilde kamu zararına neden olunduğu iddia edildiği,

I) Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Tamamlanmadan Kendisi Tarafından İlgili Şahsın Kadroya Atanmasının Gerekçeleri ve Sonuçları

İlamın temel gerekçelerinden birisinin, açıktan atanan ... isimli şahsa ilişkin olarak atama işlemi onaylanmadan önce yürütülmesi gereken güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemleri tamamlanmadan, adı geçen şahsın ...’de profesör olarak atanmış olması ve atama sonucunda kendisine ödenen maaş, ek ders, DSS, vb. ödemeler nedeniyle kamu zararına yol açıldığı iddiası olduğu,

1) Sorguda ve Sayıştay Dairesi aşamasında, güvenlik soruşturması dosyası hakkında kendisine detaylı bilgi verilmeden, hakkında yargılama yapıldığını ve hüküm verildiğini,

Sayıştay Denetim Yönetmeliği uyarınca Sorguda kamu zararına neden olan iş ve işlemlerin neler olduğunun açıkça ortaya konulmuş olması gerektiğini,

Ancak Sorguda ve İlamda, sadece adı geçen şahıs ile ilgili yapılan güvenlik soruşturması yazısında yer alan "... ... hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesi ilişik kaydına rastlanılmış olup temin edilen karar ile PVSK Ek madde kapsamında elde edilerek kapalı zarf içerisine konulan istihbari bilgiler yazımız ekinde gönderilmiştir." şeklindeki özet soruşturma neticesi belirtilmekle yetinildiğini, "gizli ve kişiye özel" kapalı zarf içinde yer alan bilgiler konusunda ayrıntılı açıklama yapılmadan sonuca gidildiğini, savunma hakkını adil, eksiksiz ve usulünce kullanabilmesi için hakkında ileri sürülen bütün belge, bilgi ve iddialara erişebilmesine imkân tanınması; veyahut bunlar hakkında açıklayıcı bilgi sunulması gerektiğini,

Söz konusu dosyanın meri mevzuat gereğince, ...’deki bir komisyon marifetiyle imha edildiği keyfiyetinin, YÖK aleyhine açtığı ve bir örneği ekte sunulan ... …. İdare Mahkemesinin E: … sayılı dosyasına (Ek-1) sunulan disiplin soruşturması eklerinden anlaşıldığını,

Ancak “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’’ hükümleri uyarınca bu belgelerin birer nüshasının, ilgili istihbarat/güvenlik birimi/birimleri arşivlerinde saklanıyor olmasının icap ettiğini, halihazırda 28.02.2020 tarihinden itibaren görev süresinin dolmuş olması nedeniyle, Rektörlük görevinden ayrılmış olduğundan, Sorguda ve İlamda dayanak olarak gösterilen gizli nitelikli soruşturma dosyasına erişmesinin artık mümkün olmadığını,

Sayın Denetçinin, imha edildiği kesin olan bir belge üzerinden nasıl sorgu yazdığının da kendisince anlaşılamadığını, aradan geçen zaman içerisinde 2019 yılında bir kez baktığı dosya içeriğinin detayları konusunda da hafızasında sağlıklı ve yeterli bir bilgi kalmadığını, Dolayısıyla eksik bilgi ile yeterli bir savunma yapmasının mümkün bulunmadığını,

Her şeye rağmen, kesin ve net bilgiye dayalı olmamakla birlikte hafızasında kalan bazı bilgi kırıntılarına güvenerek, müteakip maddelerde yazılı değerlendirmeleri yapması icap ettiğini,

Dolayısıyla; Sorguya verilen yazılı savunmasında, dosya içeriği ve ekleri hakkında bilahare kendisine daha açık bilgi verilmesi halinde, kendisi tarafından konu hakkında savunma hakkını daha sağlıklı yapabileceği, ifade etmesine rağmen ne Sorgu aşamasında ne de yazılı savunmamasını tekrar ettiği Dairedeki yargılamada, bu talebi konusunda hiçbir işlem yapılmadığını, usule aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle Daire nezdindeki savunma hakkının kısıtlandığını,

Oysa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan ve Sayıştay mahkemelerinde de emsalen uygulanması zorunlu olan;

“Tarafların belgeleri ibrazı zorunluluğu

MADDE 219- (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.

(2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.”

Tarafın belgeyi ibraz etmemesi

MADDE 220- (1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.

(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.

(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.”

Hükümleri uyarınca, Sorgu ve İlama dayanak olarak gösterilen ve ancak, artık kendisi tarafından doğrudan erişimi mümkün olmayan GİZLİ SORUŞTURMA DOSYASI kopyalarının, Dairedeki yargılama sürecinde uygun bir yöntemle kendisine gösterilmesi lazım iken, bu imkânın tanınmadığını,

Bu gerekçelerle usule uyulmadan yapılan yargılamanın bozulmasını/kaldırılmasını arz ve talep ettiğini,

Usule ilişkin bu hatalı İşlemlere rağmen, esasa ilişkin Savunmalar;

2) ... hakkındaki güvenlik soruşturması hakkında Üniversite (... tarafından) gerekli Resmî başvurunun yapıldığını, ancak Valilik tarafından ilgili Yönetmelikte yazılı süre içinde sonuçlandırılmadığını,

Sorgu ve İlamda, kamu zararının temel dayanağı olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesinde yer alan;

“Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

8. Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak. (Ek: 3/10/2016- KHK-676/74 md.: Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.)

(A) bendine ekli (8) numaralı alt bendindeki “Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak” hükmün, İlamın ana dayanağı olarak gösterildiğini,

Yani açıktan atamalarda yapılması gereken güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması işleminin, ... hakkında yapılmadan atama işleminin gerçekleştirildiğinin vurgulandığını,

Aslında, anılan madde uyarınca Üniversite (...) tarafından İlamda adı geçen şahıs hakkında güvenlik soruşturması yapılması hakkındaki talebin, ... Valiliğine iletildiğini, bu konudaki yükümlülüğün İdare (...) tarafından yerine getirildiğini,

Şöyle ki; ..., Üniversite (... tarafından) 01.09.2016 tarih ve 29818 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanan birinci öğretim üyesi alımı ilanı çerçevesinde doçent kadrosuna atanmak için ilk defa 05.09.2016 tarihli dilekçe ile başvurduğunu, söz konusu başvurunun değerlendirilmesi için 27.09.2016 tarihinde, 2547 sayılı Kanun gereğince oluşturulan jüri heyetine gönderildiğini, bilahare ilgili mevzuat uyarınca jürinin olumlu değerlendirmeleri sonucunda kendisi tarafından, adı geçen hakkında … tarihli ve … sayılı yazı ile ... Valiliğinden “arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması” yapılması istendiğini,

Gerek 657 sayılı Kanun gerekse 4045 sayılı Kanundaki düzenlemelerde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının ne kadar sürede sonuçlandırılacağı konusunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte, “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin (12.04.2000 tarihli Resmî Gazete) Yöntem başlıklı 12 nci maddesinde;

“c) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması isteminin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 gün, güvenlik soruşturması sonuçlan en geç 60 gün içinde cevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgeler ilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında asgari "gizli" gizlilik derecesinde saklanır.” denilmek suretiyle 60 günlük bir sınırlı süre belirlendiğini,

Yönetmeliğin bu düzenlemesinin amir bir hüküm olduğunu (NOT: Yönetmelikteki bu düzenleme, kendisince Daire yargılamasından sonra öğrenildiğini, bu savunma sorgu ve daire aşamasında ileri sürülemediğini)

Ancak güvenlik soruşturması ile ilgili talep hakkında Valilikten 60 günlük süre içinde bir cevap gelmediğini, geçmişte yapılan onlarca atamada istenilen güvenlik soruşturmaları en geç iki ay içinde tamamlanarak Üniversiteye bildirilmesine rağmen, bu olayda 21.02.2017 tarihinde yapılan güvenlik soruşturması başvurusunun cevabının, 60 günlük takvim süresi olan 21.04.2017 tarihinde değil, 4 aylık uzun bir gecikmeyle 18.08.2017’de geldiğini, şahsın atamasının ise, güvenlik soruşturması talebinden yaklaşık 5 ay sonra 12.07.2017 tarihinde yapıldığını, şayet kasıtlı ve kötü niyetli davranılmış olsaydı, güvenlik soruşturmasının, yaklaşık 5 ay beklenmeden 60 günün dolmasından hemen sonra söz konusu atama işlemi yapılabileceğini, beklenen süreler bile acele ve usule uygun olmayan bir şekilde karar alma çabası içinde olmadığının açık işaretleri olduğunu,

3) Güvenlik soruşturmasının sonucu beklenmeden yapılan atama işleminde kasıt veya ihmal aranmasının yersiz olduğunu; ...’ün 05.09.2016 tarihli dilekçe ile doçentlik kadrosuna başvurduğunu, ancak değerlendirme süreci henüz tamamlanmadan 01.04.2017 tarih ve 30025 sayılı Resmî Gazete‘de, Üniversitenin ikinci öğretim üyesi alımı ilanı yayımlandığını, bunun üzerine adı geçen şahsın, o tarih itibariyle profesör olarak atanabilme şartlarına da haiz olma durumu gerçekleşmesi nedeniyle, 10.04.2017 tarihli yeni bir dilekçe sunarak, 05.09.2016 tarihli (önceki) Doçentlik kadrosuna yapmış olduğu başvurusundan feragat dilekçesi verdiğini ve aynı gün verdiği farklı bir dilekçeyle de ikinci ilandaki profesör kadrosuna başvurduğunu, atamasının ise 12.07.2017’de yapıldığını, dolayısıyla 05.09.2016 tarihli ilk (doçentlik) başvurusu ile atanması arasında 11 ay geçtiğini, bu sürenin, hem başvurunun akademik şartlar açısından değerlendirilmesi hem de güvenlik soruşturmasının neticelendirilmesi için söz konusu olduğunu,

Adı geçen şahsın, Üniversiteye (...’ye) yaptığı her iki başvuru tarihlerinde ve son başvurusunun Üniversite (... tarafından) değerlendirilmesi aşamasında, henüz kadrolu devlet memuru olduğunu (kendisi kadrosunun bulunduğu … Üniversitesinden istifa ettiği 08.07.2017 tarihine kadar), ancak sadece bu tarih İle ...’ye atamasının yapıldığı 12.07.2017 tarihi arasındaki toplam 5 (beş) günlük bir süre vardır ki, sadece bu süre içerisinde devlet memuru olmadığını ve sadece bu süre için 657 sayılı Kanun uyarınca güvenlik soruşturması yapılması gerektiğini kabul etmenin mümkün olacağını, ancak adı geçenin başvuru tarihlerinde esasen TSK kökenli (yarbay) bir doçent olarak, … Üniversitesinin kadrolu öğretim üyesi olmasının, kendisi hakkındaki muhtemel kuşkuları ve güvenlik soruşturması yapılması ihtiyacını da azalttığını,

Valilik yazısının zamanında gelmemesi nedeniyle, söz konusu açıkta geçen sadece 5 günlük süre için Valilikten güvenlik soruşturması beklenmeden atamasının yapıldığını ama aşağıdaki nedenlerden olayı bu işlem mahzurlu görülmeyeceğini,

1- Soruşturma yapılması için yapılan başvuruya Valilik tarafından verilmesi gereken 60 günlük yasal süre içinde cevap verilmemiş olması,

2- Soruşturma yapılmasını gerektiren boşta geçen sürenin sadece 5 gün olması ve önceki çalıştığı kurumun niteliği nedeniyle, bu süre içerisinde devlet memuru olmasına engel bir suç işlemiş olması ihtimalinin düşük olması, şayet olsaydı o günün koşulları altında önceki kurumu tarafından derhal ihraç edileceğinden kuşku duyulmaması,

3- (İleride detaylı olarak açıklanacağı üzere) Güvenlik soruşturması ve arşiv incelemesi raporunda şahısla ilgili paylaşılan bilgilerin atamayı mutlak surette engelleyici nitelikte olmaması,

4- (İleride detaylı olarak açıklanacağı üzere) Güvenlik soruşturmasının Üniversiteye ulaştığı ve olumlu olduğu varsayımıyla imzaya sunulan atama kararını (Rektör’ün) imzalamış olması.

5) 657 sayılı Kanunun 48. maddesinde ve 4045 sayılı Kanundaki düzenlemelerde kesin ve bağlayıcı bir hüküm bulunmaması.

Dairenin vermiş olduğu tazmin kararının gerekçesinin, ilgili hakkında güvenlik soruşturması yapamaması olduğunu, Daire’nin bu kararıyla 657 sayılı Kanundaki hükmün sonuçlarının mutlak ve kesin olduğu yönünde bir kabul yaptığını, ancak durumun öyle olmadığını, çünkü idari işlemlerde bir eksiklik olsa bile bu eksikliklerin, kamu zararı doğuracak nitelikte olmadığını,

Konu hakkında kendisi aleyhine YÖK tarafından yürütülen bir disiplin soruşturmasının sonucuna itiraz etmek amacıyla dava açmış olduğu ... … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E…., K…. sayılı karar dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden hatırlayabildiği kadarıyla;

... ile ilgili olarak ... Valiliğinden gelen yazıda ilgili şahıs hakkında “ilişik kaydı bulunmaktadır” denildikten sonra yazı ekinde; kamuoyunda Kara Harp Okulu davası olarak bilinen ve birçok sanığın yargılandığı davanın iddianamesinin sadece ... ile ilgili kısmının fotokopisinin yer aldığını (bilahare adı geçen şahsın 28.06.2019 tarihinde istifasından sonra kamuya açık bilgi kaynaklarından yapılan araştırmalarda ilgili şahıs hakkında söz konusu dava neticesinde ... 24. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “.../… Terör Örgütü üyeliğinden’’ beraatine ve “... üyesi olmaksızın darbe teşebbüsüne yardım suçundan” cezalandırılmasına karar verildiğini, öğrenildiğini),

Ancak güvenlik soruşturma yazısının tarihi itibariyle henüz şahıs hakkında bir mahkûmiyet kararı bulunmadığını, davanın devam ettiğini ve halen de kesinleşmediğini,

657 sayılı Yasanın 48. maddesinin 8 numaralı alt bendinde sadece; "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak” zorunlu kılındığını, bu kadarla yetinildiğini, ancak hiçbir kanun veya yönetmelikte “soruşturmanın olumsuz sonuçlanması veya soruşturma yazısında memur adayı hakkında açılmış bir davanın bulunması halinde adayın atanamayacağı” şeklinde açık ve bağlayıcı bir hüküm konulmadığını,

Aksine o tarihte meri olan 2000 tarihli Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin (12.04.2000 tarihli Resmî Gazete) “Değerlendirme” başlıklı 15’inci maddesinde aynen;

"Madde 15- Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen bilgilerin olumsuz olması halinde, kişinin gizlilik dereceli birim, kısım ve gizlilik dereceli yerler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatları, ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde çalıştırılıp çalıştırılmamaları, yer değiştirerek bu görevlere devam edip etmemeleri gibi hususları incelemek ve sonucunu sorumlu amirin takdirine sunmak üzere; (...) "Değerlendirme Komisyonu" kurulur. Türk Silahlı Kuvvetlerinde bu Komisyonun oluşumu kendi yönergeleri ile belirlenir. Değerlendirme Komisyonunun çalışma tutanakları ve kararları gizlidir.” Hükmü;

Yöntem başlıklı 12’nci maddesinde ise;

"d) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgiler aktarılır."

Denilmek suretiyle güvenlik ve istihbarat birimlerinin düzenleyeceği raporun/raporların, atamaya yetkili makamın karar vermesini sağlayacak nitelikte olacağının belirtildiğini, bahsettiği “takdir yetkisi”nin atamaya yetkili amirde olduğunun anlaşıldığını, üstelik, anılan hükümde; hakkındaki soruşturma sonucu “olumsuz” çıkan kişinin istihdam edilmesinin yasaklanmadığını, sadece bazı birimlerde istihdam edilmesinin mahzurlu olabileceği uyarısı yapıldığını,

Hatta bu konuda nihai düzenleme haline gelen meri 7315 sayılı Kanunda ve bu Kanunun uygulanması hakkında yürürlüğe konulan “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik’te de (R.G: 3/6/2022), güvenlik soruşturması sonucunda olumsuz rapor çıkması halinde ilgili şahıs hakkında nasıl bir işlem yapılacağı hususu, dosyayı incelemeye yetkili Değerlendirme Komisyonu tarafından “atamaya yetkili amir” in takdirine sunulacağı şeklinde benzer düzenleme yapıldığını,

Yönetmeliğin ilgili hükmünün;

“Değerlendirme Komisyonu

MADDE 12- (1) ...

(2) Memuriyet veya kamu görevlerine uygunluğunun değerlendirilmesini sağlayacak yorum içermeyen olgusal veriler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerce ilgili kamu kurum ve kuruluşunun bünyesinde kurulan Değerlendirme Komisyonuna iletilir.

(4) Değerlendirme Komisyonu, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verileri analiz ederek ilgili kişinin memuriyete ya da kamu görevine atanıp atanmaması veya gizlilik dereceli birim ve kısımlarda yahut milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde çalışıp çalışmaması gibi hususlarda nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. Mahkemeler tarafından istenildiğinde bu bilgiler sunulur.”

Kanunda veya ikincil mevzuatta bu konuda başkaca bir hüküm bulunmadığını,

Öte yandan 657 sayılı Kanunda takdir yetkisi tanınmayan bir husus ise yine 48. maddenin Genel şartlar bölümünde 5 numaralı bentte zikredilen;

“5. Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (...) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak” şartıdır.

Bir başka ifadeyle, şahıs hakkında gelen soruşturma dosyasında şayet 5.bentte yer alan hususlar (mahkûmiyet) bulunsaydı, bu durumda atamaya yetkili amirin takdir yetkisini kullanamayacağını ve atama işlemini yapamayacağının, kesin olarak ileri sürülebileceğini, oysa o tarihte şahsın davası henüz sonuçlanmadığı için mahkûmiyet kararı almadığını,

Ancak, 5. bentteki mahkûmiyet halleri dışında, yetkili amirin soruşturma dosyasının içeriğine göre nasıl hareket edeceğinin, hiçbir mevzuatta zikredilmediğini, bu konunun boşlukta kaldığını,

Bir başka ifadeyle şahıs hakkında Sorguda ve İlamda ifade edilen "... ... hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesi ilişik kaydına rastlanılmış olup temin edilen karar ile PVSK Ek madde kapsamında elde edilerek kapalı mazruf içerisine konulan istihbari bilgiler yazımız ekinde gönderilmiştir." şeklindeki soruşturma neticesi veya ekinde yer alan derdest bir ceza davasında sanık olduğu bilgisinin, tek başına şahsın atanmasına engel bir durum olmadığını,

İlgili kişi hakkında “olumsuz” rapor düzenlenmiş olsa dahi, gerek 657 sayılı Kanunda, gerekse olayın vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 4045 sayılı Kanun da, güvenlik soruşturması sonucunda nasıl hareket edileceği hususunun, tamamıyla atamaya yetkili amirin takdirine bırakıldığını,

Durum böyle olunca, sırf olumsuz olduğu belirtilen ancak bağlayıcılığı bulunmayan ve atamaya kesinlikle engel teşkil etmeyen bir rapor nedeniyle kamu zararının nasıl doğduğunun anlaşılamadığını, ayrıca Sorguda veya ilamda böyle bir sonuca nasıl ulaşıldığı konusunda bir değerlendirme de yapılmadığını,

5) Bu konuda yapılan denetimin, “yerindelik denetimi” niteliğinde olduğunu,

Öte yandan ilamın muhtelif yerlerinde;

“(...) Bu sebeple profesör kadrosuna atanmak isteyen ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulması ve bu süreç tamamlanmadan atamasının gerçekleştirilmemesi gerekmektedir.”

“(...) Kaldı ki Üniversite yönetimi güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu ile ilgili olarak ... Valiliğinden bilgi isteyebilecek durumdadır. Bu yapılmadan dosyanın tekemmül ettiği düşünülerek atamanın gerçekleştirilmesi Kanun'un emredici hükmüne aykırılık teşkil etmektedir. Yapılan atama hukuka uygun olmadığından sorumlular tarafından dile getirilen savunmaya itibar edilmemiştir.”

Denilmek suretiyle, kamu zararı iddiası güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreci tamamlanmadan atamanın yapılmasına dayandırılmakta olduğunu, yani eksik/hatalı bir idari işleme atıf yapıldığını,

Ancak yukarıdaki bölümlerde açıklandığı üzere hakkındaki soruşturma sonucu “olumsuz” çıkan kişinin istihdam edilmesi mevzuatımızda yasaklanmadığı halde; atamaya yetkili amirin takdir yetkisine bırakılan ve açık bir mevzuat hükmüne tabi olmayan bu hususun sorgulanmasının, yerindelik denetimi niteliğinde olduğunu, malumları olduğu üzere Sayıştay’ın yerindelik denetimi yapamayacağını ve idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alamayacağı hususunun, 6085 sayılı Kanun’un 35’inci maddesinde yer alan;

“Denetimin genel esasları

MADDE 35- (1) Denetimin genel esasları şunlardır:

a) Denetim; kamu idarelerinin hesap, mali işlem ve faaliyetleri ile iç kontrol sistemlerinin incelenmesi ve kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak kullanılmasının değerlendirilmesidir. Sayıştay tarafından yerindelik denetimi yapılamaz, idarenin takdir yetkisini sınırlayacak ve ortadan kaldıracak karar alınamaz.

b) Kamu idarelerinin gelir, gider ve malları ile bunlara ilişkin mali nitelikteki tüm hesap ve işlemlerinin denetiminde; yetkili merci ve organlar tarafından usulüne uygun olarak alınan karar veya yapılan iş ve işlemlerin mevzuata ve idarelerce belirlenen hedef ve göstergelere uygun olmasına rağmen, yönetsel bakımdan gerekliliği, ölçülülüğü, (...) uygun bulunmadığı yönünde görüş ve Öneri içeren yerindelik denetimi sayılabilecek denetim raporu düzenlenemez. Denetim raporlarında, kamu idaresinin yerine geçerek belirli bir iş ve işlemin yapılmasını veya belirli bir politikanın uygulanmasını zorunlu kılacak, kamu idaresinin takdir yetkisini sınırlayacak veya ortadan kaldıracak görüş ve talep içeren rapor düzenlenemez.”

Hükmünde açıkça belirtildiğini,

Yani Sayıştay Denetçisi ve Sayıştay Dairesinin; atamaya yetkili amirin yerine geçerek, “güvenlik soruşturması yapılsaydı/beklenseydi, ... atanamayacaktı” gibi kesin (ama ilamda açıkça yazılı olmayan) bir yargı ileri sürdüğünü, oysa yukarıda açıkça vurgulandığı üzere, bu konudaki takdir yetkisinin atamaya yetkili amire ait olduğunu, ayrıca tekrarlamak gerekir ki güvenlik soruşturması istendiğini ve bunun için beş buçuk ay beklendiğini, güvenlik soruşturmasını zamanında (iki ay içinde) yapılması gerekirken (yapması gerekeni yapmaması nedeniyle devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirmemesi) yapılmamış olması ve sonucu doğru makama (adına gizli ibaresiyle düzenlenen zarfın rektöre teslim edilmesi gerekirken yetkisiz ve ilgisiz bir memura imza karşılığı verilmesi) teslim edilmesi gerekirken (yapmaması gerekeni yapması nedeniyle devletin negatif yükümlülüğünü yerine getirmemesi) edilmemiş olmasının, İdarenin değil, devletin ilgili Kurumu ihmali ve kusuru olduğunu,

Adı geçen soruşturmanın sonucu beklenseydi ve malum soruşturma dosyası zamanında Üniversiteye ulaşsaydı ve malum dosya içeriğine (olumsuz) rağmen, şahsın atama işlemi yine de onaylansaydı (yani usuli hiçbir eksiklik olmasaydı);

1) Daire tarafından aynı karar verilebilecek miydi?

2) Usulen hiçbir eksiklik olmaksızın gerçekleştirilen bir atama işlemini sorgulamak yerindelik olmayacak mıdır?

Söz konusu “idari işlem” hakkında idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından bite “yerindelik denetimi” yapılamaz iken, kamu zararı denetimine odaklanması gereken Sayıştay Mahkemesinin, sırf idari işlemdeki hatayı/eksikliği gerekçe göstererek kamu zararı doğduğu iddiasında bulunmuş olmasının kabul edilemez olduğunu,

İdari işlemlerde her zaman hata olabileceği, önemli olanın bu hatalı/eksik işlemin kamu zararına yol açıp açmadığı olduğu, idari işlemde bir hata olmazsa da bu idari işlemin kamu zararına yol açabileceğini,

Sayıştay’ın odaklanması gereken hususun, yapılan idari işlemde hata olsun veya olmasın, bu işlemden dolayı kamu zararı doğup doğmadığı olduğunu, yoksa tek başına idari işlemde hata olup olmadığını sorgulamanın Sayıştay’ın görev alanına girmediğini,

Kısaca, “soruşturmanın sonucu beklenseydi, ... isimli şahsın ataması yapılmayacaktı” gibi mevzuatta yeri olmayan ve atamaya yetkili amirin yetkisine müdahale eden varsayımsal bir gerekçeye dayanarak verilen kamu zararı kararının, yerindelik denetimi niteliğinde olup kaldırılmasının gerektiğini,

6) İlgili şahsın yalnızca yargılanıyor olmasının tek başına atamaya engel olmadığını,

Yukarıdaki açıklamalarda da yer aldığı üzere;

Bir şekilde sonradan öğrendiğimize göre ... ile ilgili olarak ... Valiliğinden ... ye gelen yazıda ilgili şahıs hakkında “ilişik kaydı bulunmaktadır” denildikten sonra yazı ekinde; kamuoyunda Kara Harp Okulu davası olarak bilinen ve birçok sanığın yargılandığı davanın iddianamesinin sadece ... ile ilgili kısmının fotokopisinin yer aldığını, yani ilişik kaydının gerekçesi, şahsın bir davada sanık olması olduğunu,

Tazmin kararının açıklanan gerekçesi “soruşturma işlemi beklenmeden atama yapılması (ve bilahare 701 sayılı KHK uyarınca ihraç işlemi yapılmaması)” olup, söz konusu davadan hiç bahsedilmediğini, ancak Daire ilamı gerekçesinde açıkça belirtilmemiş olsa da; “soruşturma işleminin beklenmemesi tek başına kamu zararı doğurmayacağından, Sayıştay Dairesi muhtemelen dosyada yer alan ve adı geçen şahsın bir ... davasında sanık olduğu bilgisine dayanarak tazmin kararı vermiş olabileceğini,

İlgili şahsın yalnızca yargılanıyor olması tek başına atamaya engel olmadığı gibi hukuk sistemimizin en temel ilkesi olan beratı zimmetin asıl olduğunu, dolayısıyla sırf hakkında derdest olan bir davanın mevcudiyeti gerekçe gösterilerek atama işleminin yapılamayacağını, dolayısıyla şahsa yapılan ödemelerin “kamu zararı” olduğu şeklinde bir kanaate varılmaması gerektiğini,

Belirtmek gerekir ki, aynı davada yargılanan diğer sanıkların söz konusu tarihlerde Silahlı Kuvvetler içindeki görevlerine devam ettiğini, örneğin, aynı dava listesinde adı geçen şahıs Genel Kurmay Başkanlığındaki görevine söz konusu zaman diliminde devam ettiğini,

...’ün olayına benzer bir olayda; Adalet Bakanlığında yaşanan olayda, sınavı kazanan bir zabıt kâtibi ataması, yapılan arşiv araştırması sonrasında, hakkında devam eden bir cezası olduğu gerekçesiyle, yapılmadığını, açılan davada, Danıştay uluslararası sözleşmelere atıfla, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verdiğini, söz konusu Danıştay’ın …. Dairesi’nin E:…, K:… s. kararının ilgili bölümlerinin;

…

…,

…,

Dolayısıyla 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yer alan 5 numaralı bentte zikredilen “mahkûm olmak” durumu da gerçekleşmediği halde, sorgudaki ve ilamdaki, “soruşturma dosyası beklenmeden adı geçen şahsın kadroya atanmasının mümkün olmadığı” iddiasının gerekçesi ve yasal dayanağının anlaşılamadığını,

Bu nedenle yeterince açık olmayan, yasal dayanakları açıkça gösterilmeyen İlamın bozulmasını/kaldırılmasını arz ve talep ettiğini,

7) Derdest olan bir davanın dayanağı olan kanun hükmü dava sırasında veya öncesinde AYM tarafından iptal edildiği taktirde mahkeme tarafından bu hususun resen dikkate alınmasının ve mülga bir Kanun maddesine dayanarak hüküm verilmemesinin gerektiğini,

657 sayılı DMK’nın 48. maddesinde yer alan ve Sayıştay İlamına dayanak teşkil eden “8. Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak” hükmünün, AYM tarafından 24/07/2019 günlü, E:2018/73, K;2019/65 sayılı karar ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiğini,

Sorguya verdiği savunmada da açıklandığı üzere; Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde bir mahkemede eldeki dosyanın Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemeyeceğini,

Dolayısıyla Sayıştay dahil, mahkemelerde derdest olan bir davanın dayanağı olan kanun hükmü dava sırasında veya öncesinde AYM tarafından iptal edildiği taktirde mahkeme tarafından bu hususun derdest olan davada resen dikkate alınması, Anayasaya aykırılığı AYM kararı ile tescillenmiş olan mülga bir Kanun maddesine dayanarak hüküm verilmemesi gerektiğini, ancak Sayıştay Dairesinin ilamında bu hususa karşılık yapılan açıklamaların kendisi tarafından yeterli görülemediğini,

Bu konuda Danıştay ….Dairesi tarafından alınan … tarihli, Esas No: …, Karar No: … sayılı Kararda konu hakkında yapılan değerlendirmeler, tüm yargı için emsal alınacak nitelikte olduğunu;

…

Danıştay kararlarında, Sayıştay Temyiz başvurusuna konu olan dosyadaki gibi, hakkında arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yapılan ve güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesi feshedilen bir kamu görevlisi hakkında idare mahkemesince şahıs aleyhine verilmiş olan karar, davacı kamu görevlisi tarafından Danıştay’da temyiz konusu yapıldığını, bu arada dava tarihinde davaya konu olan 4045 sayılı Kanunun ilgili hükmünün, dava süreci devam ederken Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, her ne kadar dava sürecinin hiçbir aşamasında söz konusu iptal işlemi davacı tarafından dermeyan edilmemekle birlikte, Danıştay iptal durumunu resen dikkate alarak, AYM‘nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi mevcut olsa da, dava konusu idari işlemden ve dava tarihinden soma söz konusu kanun hükmünün iptal edilmesinden doğacak sonuçların geriye yürüyeceğini açıkça vurguladığını, üstelik bu görüşlerini müstakar hale gelmiş AYM kararları ile de desteklediğini,

Danıştay kararında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemeyeceğini, aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu, yönündeki hükme aykırılık oluşturacağını

Açıklanan nedenlerle Türk hukuk düzeninde bir hesap mahkemesi olduğunda kuşku bulunmayan yüce Sayıştay Yargısında da bu hususun dikkate alınacağına dolayısıyla,

‘"Bu itibarla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan, 701 sayılı Kanım Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...’e maaş, ek ders ödemelerinin yapılmasından kaynaklanan ve ayrıntıları aşağıda gösterilen toplam ... TL kamu zararının,”

Şeklinde hüküm kurulan Sayıştay İlamlarımın yeniden gözden geçirilmesi suretiyle bozulmasına karar verileceğine dair inancının tam olduğunu,

8) Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğindeki kısıtlayıcı hükümlerin, sadece bazı kamu birimleri için geçerli olduğunu,

Sorguya verdiği cevapta da yer alan ancak İlamda karşılanmamış olan aşağıdaki değerlendirmeler;

(Mülga) 4045 sayılı Kanunun 1 inci maddesine dayanılarak çıkarılmış olan “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin, atama tarihinde yürürlükte bulunan “Değerlendirme” başlıklı 15 inci maddesinde aynen;

“Madde 15- Yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen bilgilerin olumsuz olması halinde, kişinin gizlilik dereceli birim, kısım ve gizlilik dereceli yerler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlan, ceza infaz kurumlan ve tutukevlerinde çalıştırılıp çalıştırılmamaları, yer değiştirerek bu görevlere devam edip etmemeleri gibi hususları incelemek ve sonucunu sorumlu amirin takdirine sunmak üzere; ... "Değerlendirme Komisyonu" kurulur. Türk Silahlı Kuvvetlerinde bu Komisyonun oluşumu kendi yönergeleri ile belirlenir. Değerlendirme Komisyonunun çalışma tutanakları ve kararları gizlidir.” hükmünün yer aldığını,

Anılan hükme göre; hakkındaki soruşturma sonucu “olumsuz” çıkan kişinin istihdam edilmesi yasaklanmamış, sadece bazı birimlerde istihdam edilmesinin mahzurlu olabileceği uyarısı yapılmıştır. Öte yandan bu birimler ise sınırlı olarak; “gizlilik dereceli birim, kısım ve gizlilik dereceli yerler ile askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatları, ceza infaz kurumlan ve tutukevleri” şeklinde sayılmış olup, şahsın görevlendirildiği Üniversitenin SBF İşletme Bölümünün, burada sayılanlardan olmadığının da açık olduğunu, yani Yönetmelikte, üniversitelerin eğitim birimleri için bir uyarı yapılmadığını, bu nedenle anılan şahsın Üniversitenin SBF İşletme Bölümüne atanması işleminde mevzuata aykırılık bulunmadığını,

Bir başka deyişle ilama konu şahıs hakkındaki soruşturma dosyası atama işleminden önce zamanında ...’ye gönderilmiş olsaydı dahi, atama işlemini mutlak engelleyen bir durum bulunmadığını,

Açıklanan nedenlerle atama işleminde mevzuata açıkça bir aykırılık bulunmadığına göre, kamu zararı iddiasında bulunmanın da imkânı olamayacağını, zira kamu zararının ancak mevzuata aykırı iş ve işlemler için ileri sürülebilecek bir iddia olduğunu, kaldı ki Sayıştay’ın yerindelik denetimi yapmasının da mümkün olmadığını,

Sorguya verdiği cevapta da yer alan yukarıdaki değerlendirmelerin, İlamda karşılanmadığını,

9) 657 sayılı Yasanın 48 inci maddesindeki soruşturma yapılmasını zorunlu kılan söz konusu hükmüne uyulmamasının, kamu zararına değil, ancak idari sorunlara yol açabileceğini,

Söz konusu olayın, rektörlük süresinin dolduğu ve yeniden atamamın gündeme geldiği ayda (Ekim 2019) CİMER’e yapılan bir şikâyet (... iltisaklı adı geçen şahsı koruma) ile gündeme geldiğini, şikâyetin iletildiği YÖK’ün, şikâyete binaen rektörlüğünün devam ettiği süreçte (21 Ekim 2019’da görev sürem dolmasına rağmen yeni bir atama olmadığı için 28 Şubat 2020 tarihine kadar yaklaşık dört buçuk ay rektör olarak görevine devam ettiği) hiçbir işlem yapmadığını, yeniden rektörlük atamamın yapılmadığı ve başkasının rektör olarak atandığı 28 Şubat 2020’den yaklaşık 3 ay sonra YÖK’ün söz konusu CÎMER’e yapılan şikâyeti esas alarak hakkımda inceleme başlattığını ve yaklaşık bir yıl sonra (2021) oy çokluğuyla hakkında “kınama’ cezası verdiğini, ayrıca Danıştay’dan lüzumu muhakeme talebinde bulunduğunu, bunun üzerine, İdare Mahkemesine başvurarak söz konusu disiplin cezasının İptalini istediğini,

YÖK’ün söz konusu disiplin cezası kararını ... …. İdare Mahkemesinin … günlü ve E:… -K:… sayılı kararıyla (ek-1) iptal ettiğini ve YÖK’ün Mahkeme masraflarını ödemesine hükmettiğini,

Söz konusu mahkeme kararını gerekçe göstererek YÖK aleyhine Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuru hakkı çerçevesinde açtığı yeniden yargılanma, maddi ve manevi tazminat davası devam ettiğini, YÖK’ün kınama cezasının yanı sıra aldığı lüzum-ü muhakeme kararı da YÖK Yönetim Kurulu tarafından re’sen (şahsının herhangi bir başvurusu ve talebi olmamasına rağmen) oluşturulan bir komisyon tarafından iptal edilerek men-i muhakemeye çevrildiğini ve Danıştay’a iletildiğini,

Danıştay …. Dairesince resen verilen ve EK-8 ’de örneği sunulan … tarih ve E:… — K: … sayılı kararı ile men-i muhakeme talebini onayladığını, (YÖK, İdare Mahkemesi ve Danıştay nezdinde görülen dava ve kararlar ile ilamların konusu alacakların, İdarece aldığı hukuk mahkemesi kararı ve icra takibi sonucunda alacağının tam ve eksiksiz tahsil edildiğine dair (ek-2) ilgili belgelerin ekte sunulduğunu),

Söz konusu Danıştay kararı ile … ile SGK tarafından dava konusu olan alacaklarının tazmin ve tahsilatlara dair yazıları, Sayıştay Dairelerindeki yargılama tarihlerinden sonra kendisine tebliğ edildiğini, ilk kez Temyiz Heyetine sunulduğunu,

Bu durumda, Sayıştay sorgusuna da konu olan idari dava, disiplin ve cezai işlem ile ... tarafından asıl sorumlu kişi olan … hakkında ... Asliye Hukuk mahkemelerinde açılan davalar ve bu hukuk mahkemesi kararları gereğince ... icra dairelerinden açılan İcra takiplerinden sonra haciz yoluyla yapılan tahsilat bakımlarından tamamen kapandığını, bu durumda sorulması gereken, sorguya konu hususta tarafıma isnad edilen bir suç ya da kasıt, kusur veya ihmal bulunmamasına rağmen isnad edilen ancak iptal ve müşterek ve müteselsil sıfatıyla dahi olsa sorumlu olmadığım zarardan dolayı isnat edilen suç gerekçe gösterilerek şahsa yapılan ödemelerden sorumlu tutulmasının, ne ölçüde kanuni dayanağa sahip görülebileceği,

5018 sayılı Kanunun 71. Maddesi uyarınca kamu zararının asli unsurlarından olan kasıt, kusur veya ihmal şeklinde bir fiil tespit edilemediğine göre, kamu zararının doğduğunun nasıl iddia edilebileceği,

Bu durumda 6098 sayılı TBK'nın 166/1. maddesi uyarınca dahi olsa müşterek ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olmadığı ortada iken, olmayan bir “kamu zararından veya ...'e fiilen ifa ettiği iş ve hizmetlerinin karşılığı ödenen hak edişlerden dolayı bir fazla ödemeden veya kamu alacağından bahsetmenin mümkün olmayacağını,

Sorguya konu birinci husus olan güvenlik soruşturması tamamlanmadan adı geçen şahsın atamasının yapılması ile ilgili olarak, konunun devletin pozitif ve negatif yükümlülüğünü yerine getirmemesiyle ilgili olduğunu, yukarıda belirtildiği üzere, güvenlik soruşturması zamanında talep edildiğini ve beklendiğini, ancak güvenlik soruşturmasını iki (2) ay içinde tamamlayarak Üniversiteye bildirmesi gereken ... Valiliği’nin, mevzuatla tanımlanan süre içinde görevini yerine getirmemekle üzerine düşen pozitif yükümlülüğü yerine getirmediğini, Devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirmemesinden doğan gecikme ve buna bağlı müteselsil durumların sorumlusunun, zamanında talebini ileten Üniversite’nin değil, bu gecikmeye sebebiyet veren ilgili kuruluşlar olduğunu, eğer idari bir eksiklik veya usul hatası aranacaksa, bu olaya sebebiyet veren sorunun kaynağına gidilmesi gerektiğini, olayda sorumluluğu yerine getirmeyenin Üniversite değil, süresi içinde sorumluluğunu yerine getirmeyen ilgili kamu kurumu olduğunu, olayın oluşumundan esası itibariyle Üniversite yönetimi sorumlu olmamasına rağmen kendisinin suçlanmasının, devletin pozitif yükümlülüğü açısından değerlendirildiğinde hukuka, hakkaniyete ve adalete uygun olmayacağını, ilaveten, gecikmeli de olsa, güvenlik soruşturması zarfının gizli ibaresiyle adına düzenlenen Rektöre imza karşılığında teslim edilmesi gerekirken, ... Valiliği görevlilerinin yetkisiz bir Üniversite memuruna imza karşılığında teslim etmesinin, devletin pozitif yükümlülüğünün (mevzuatça tanımlanmış süresi içinde yapması gerekeni yapmamasının) yanı sıra negatif yükümlülüğünü (mevzuatın tanımladığı çerçevede, adına zarfın gizli ibareyle düzenlendiği yetkiliye vermesi gerekirken, yetkisiz birine vermekle yapmaması gerekeni yapması) de yerine getirmediğini, (Üniversite kayıtlarında kimin, ne zaman zarfı teslim aldığına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır ve kayıtlardan anlaşılacağı üzere zarf teslim alındıktan sonra orada kaldığı, kendisine iletilmediğini), Devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerini yerine getirmemesinin doğurduğu sonuçlardan, buna sebebiyet verenlerin sorumlu tutulması gerektiğinin açık olduğunu, gecikmeli de olsa kendisine teslim edilmeyen ve içeriği hakkında bilgisi olmayan güvenlik soruşturmasından dolayı sorumlu görülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını,

II) TSK’DAN İstifaen Ayrılan ...’ün 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Uyarınca Tekrar Kamu Görevine Alınmasının Yasaklanmasına Rağmen İhraç Edilmemesi

Sorgu ve ilamın dayandığı ikinci temel hususun, ...’de profesör kadrosuna atanan ...’ün isminin, 08.07.2018 tarih ve 30472 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye ekli 4 sayılı Cetvelin " Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden oluşan listede" yer aldığı, dolayısıyla Kamuda istihdam imkânı kalmadığı halde, ... deki görevine devam etmesi ve kendisine maaş, ek ders, DSS vs. ödenmiş olduğu,

10) ...’ün isminin, 701 sayılı KHK’ya ekli 4 sayılı TSK personeli listesinde yer almış olup, isminin kendisince tespitinin haklı gerekçelerle mümkün olmadığını,

İlamda adı geçen ...’ün, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra tam bir yıl boyunca Millî Savunma Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya devam etmiş olmasına dair hiçbir sorgulama ve incelemeye tabi tutulmamasının da manidar olduğunu, ardından 12.07.2017 tarihinde ise ...’ye atandığını,

Önceki bölümlerde izah ettiği üzere, ...’ün ...’ye atanmasından tam 1 yıl sonra, yani 08.07.2018 tarih ve 30472 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli 4 sayılı Cetvelin "Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden oluşan listede" isminin yer aldığını, bu durumu Haziran 2019 ayında haricen öğrenebildiğini,

Şahsın ismi Resmî Gazete ‘de yer almasına ve bizzat şahıs tarafından da kendisine de haber vermemiş olmasına rağmen, bu durumun fark edilmemesinin nedenlerinin:

Şahsın isminin, ...’ye atandıktan tam 1 yıl sonra yayımlanan 701 sayılı KHK ekindeki “yükseköğretim kurumlarına” ilişkin listelerde değil, 4 sayılı Ekler arasında yer alan ve tamamı Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden oluşan listede yer aldığını,

Hatırlanacağı üzere, o tarihlerde yayımlanan çok sayıda KHK eklerinde, onlarca farklı kuruma ait binlerce/on binlerce kamu personelinin ihraç listeleri yayımlandığı için, 1 yıldır üniversitemizde çalışan adı geçen şahsın isminin tek tek bütün listelerde olup olmadığının tarafımızca araştırılmasının beklenmesinin mümkün olmadığı gibi, Üniversiteye (...’ye) ait olmayan listeye bakmanın da fiilen imkânının bulunmadığını,

Çünkü 701 sayılı KHK incelendiğinde; bu KHK ekleriyle birlikte toplam 461 sayfadan müteşekkil olduğunun ve 457 sayfasının ekli isim listesi olduğunun görüleceğini, üstelik listelerin, PDF/fotoğraf formatında yayımlandığı için, dijital yöntemlerle tarama (ara-bul) yapma imkânının da olmadığını,

KHK’lar yayımlandığında yapılan yegâne incelemenin, sadece varsa “kendi Kurum listelerini ya da en fazla Yükseköğretim kuruluşları listelerini kontrol etmek” şeklinde olabildiğini, o dönemde bütün kurumların, ancak kendileri ile doğrudan ilgili listelere bakmakla yetindiğini,

Üstelik bu şahsın, 08.07.2017 tarihinde resmen TSK’dan istifa ederek 1 yıldır ...’de kadrolu olarak çalışıyor iken, isminin Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden oluşan 08.07.2018 tarihli ihraç listesinde yer aldığının anlaşılamadığını, halen de bu sorunun cevabının bilinemediğini,

Açıklanan nedenlerle adı geçen şahsın ismi KHK’da yer almasına rağmen Üniversite tarafından bu hususun tespit edilemediğini ve Üniversite bütçelerinden kendisine çeşitli ödemeler yapılmaya devam edildiğini,

11) Şahıs hakkında yürütülen soruşturma/kovuşturma işlemleri hakkında ilgili merciler tarafından ...’ye herhangi bir bilgi verilmediğini,

Öte yandan (bildiği kadarıyla) ...’ün isminin, 701 sayılı KHK’nın 4 sayılı listesinde yayımlanmış olmasının nedeninin, ... …. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen ve Kara Harp Okulu davası olarak da bilinen soruşturma/kovuşturmada sanıklar arasında yer alması olduğunu, yargılandığı ve Üniversitede görev yaptığı süre boyunca durumuna ilişkin olarak bizzat ... tarafından veyahut ... Cumhuriyet Başsavcılığı, ... …. Ağır Ceza Mahkemesi, Genelkurmay Başkanlığı, … Üniversitesi Rektörlüğü, SGK Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı, OHAL İnceleme Komisyonu dâhil hiçbir kamu kurumu tarafından Üniversite (...) ile bir bilgi paylaşılmadığını ve bu konuda Üniversiteye (...’ye) herhangi bir uyarı da yapılmadığını,

Oysa bilindiği üzere; hem Cumhurbaşkanlığı hem de SGK bünyesinde oluşturulan birimler aracılığıyla, KHK yoluyla hakkında işlem yapılan kamu personeli konusunda, çalıştığı kurumların bilgilendirildiğini ve SGK tarafından ilişiğinin kesildiğini, ancak, Üniversitenin (...’nün) hem bilgilendirilmediğini hem de SGK’nın, Üniversiteden (...’den) ... ile ilgili sosyal güvenlik kesintilerini düzenli olarak şahsın istifa ederek ...’den ayrıldığı 28.06.2019 tarihine kadar yapmaya devam ettiğini,

Bu durumun açık bir şekilde, güvenlik soruşturması bahsinde olduğu gibi, burada da devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerini yerine getirmediğinin kanıtı olduğunu,

Şöyle ki, devletin kamuda istihdam edilen şahsın çalıştığı kurum (Üniversite veya Yükseköğretim Kurumlan) listesinde hakkımdaki karar ilan edilmesi gerekirken, çalışmadığı kurum listesinde yayınlanması nedeniyle, yani, devletin yapmaması gerekeni yapması nedeniyle negatif yükümlülüğünü yerine getirmediğini, diğer yandan, KHK’nın yayınlanmasından sonra, şahsın çalıştığı kamu kurumunun (Üniversite’nin) bir şekilde bilgilendirilmesi gerekirken, bilgilendirilmemesi, yani yapması gerekeni yapmaması nedeniyle pozitif yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, KHK’yı yayınlayan Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere, adı listesinde geçen Türk Silahlı Kuvvetleri, eski çalışanı olarak … Üniversitesi, şahsın çalıştığı sektörün en üst kurumu olarak YÖK (ki şüpheli şahıslar hakkında bile resmi/gayri resmi bilgi paylaşımında bulunan YÖK adı geçen şahıs hakkında KHK öncesi ve sonrasında Üniversite (...) ile hiçbir surette bilgi paylaşmadığını), Olağanüstü Hal Komisyonu ve en önemlisi de primlerini ödemeye devam ettikleri SGK’nın, ilgili birimleri hiçbir surette Üniversite (...) yönetimine bilgi vermediğini, hem ilgili şahsın çalışmadığı kurum listesinde ismini yayınlayarak hem de çalıştığı kuru ile bilgi paylaşmayarak, Devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği bu olayda, sorumluluğun Üniversite yönetimine yüklenmesinin hukuka, hakkaniyete ve adalete uygun olmayacağını,

Ayrıca, şahsın Üniversiteye (...’ye) atanmasından sonra Üniversite tarafından … Üniversitesinden resmî yazı ile özlük dosyası istenmesine rağmen bu talebe … tarafından olumlu veya olumsuz hiçbir şekilde cevap verilmediğini,

…, Genel Kurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı’nın, şahsın rütbeleri geri alındıktan sonra da durumu ...’ye bildirmediğini ve şahsın göreve devamının engellenmesi hususunda kendisini ve Üniversiteyi (...’yü) uyarmadığını,

Kamu bürokrasisinin bir bütün olarak koordineli bir şekilde gereği gibi işlemeyişinden kaynaklı olarak ortaya çıkan neticeden, kendisinin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini,

III- Yapılan İşlemlerin Kamu Zararı İddiası ile İlişkisi

12) Yapılan atama işlemi sonucunda “kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye” neden olunmadığını,

Kabul anlamına gelmemekle birlikte, adı geçen şahsın atama işlemlerinde usuli bir eksiklik olsa bile, bu eksikliğin tek başına kamu zararına neden olacak nitelikte olmadığını,

Çünkü adı geçen şahsın yapmış olduğu profesörlük başvurusunun, 2547 sayılı Kanun çerçevesinde Üniversite (...) yetkili kurulları tarafından yapılan akademik inceleme ve değerlendirilmesi sonucunda, şahsın profesör olabileceği, ifa edeceği işin ehli ve uzmanı olduğu, herhangi bir akademik engelin de olmadığının kesin olarak ortaya çıktığını, dolayısıyla burada, şahsın gerçekte profesörlük iş ve hizmetini ifa edemeyeceğini, yani ehil olup olmadığında (işin uzmanı olduğunda) tartışma olmadığını,

Şayet şahıs, gerçekte profesörlüğe atanmanın yasal ve akademik şartlarını taşımıyor olsaydı, o zaman yapılan atamanın kamu zararı doğurduğunu söylemek mümkün olabileceğini,

Çünkü bu durumda şahıs, profesör niteliklerini taşımadığı için kendisine profesörlük-doçentlik arasındaki maaş farkının yersiz ödendiği savının ileri sürülebileceğini, oysa adı geçen şahsın, her şeye rağmen “profesör” niteliklerini taşıdığı için bu kadroya atandığını ve kendisinden bu unvanın gerektirdiği her türlü akademik kamu iş ve hizmetleri eksiksiz alındığını, bir bakıma kendisinden alınan iş ve hizmetler karşılığı yasal ücretler ödendiğini,

Sorguda ve ilamda, şahsın akademik profesörlük hizmetlerini eksik sunduğu, görevlerini aksattığı, vs. yönünde hiçbir açıklama ileri sürülmediğini veya ödenen ücretleri hak etmediği veya hak ettiğinden fazla olduğunun da belirtilmediğini, dolayısıyla kamu zararının ilk ve en önemli ayağı olan “zarar” unsurunun tahakkuk etmediğini,

Malum olduğu üzere, 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde kamu zararı müessesesinin;

“Kamu zararı

Madde 71- Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, 

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga: 22/12/2005-5436/10 mad.)

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, esas alınır.

Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.”

İlk olarak, maddeye göre kamu zararından bahsedebilmek için; öncelikle “kamu kaynağında artışa engel veya eksilme” meydana gelmesi gerektiğini, oysa ilamda, ne şekilde kamu kaynağında bir artışa engel olunduğu veya kamu kaynağında azalmaya sebep olunduğu hususunun ortaya konulamadığını, sadece (g) bendindeki hususa işaret edildiğini,

6098 sayılı TBK'nın 166/1 maddesi uyarınca dahi olsa, müşterek ve müteselsil sıfatıyla sorumlu olmadığı ortada iken, olmayan bir “kamu zararı”ndan veya Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 14.06.1974 tarihli ve 14915 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 22.12.1973 günlü ve E: 1968/8-K: 1973/14 sayılı kararı ve bu kararda sözü edilen 04.07.1939 tarih ve E: 1939/155-K: 1939/203 sayılı kararı çerçevesinde …'ce fiilen ifa ettiği resmi iş ve hizmetlerinin karşılığı ödenen hak edişlerden dolayı bir fazla ödemeden veya kamu alacağından bahsetmenin mümkün olmadığını,

Ancak haricen temin edilen ve bir örneği EK-1 l'de ekte sunulan SGK'nın … günlü ve … sayılı yazısında (Ek-11-) da görüleceği üzere …-TL idare alacağının asıl sorumlu kişi olan ...'ün emekli ikramiyesinden icra yoluyla kesilerek tahsil edildiğini, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 166/1 inci maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine göre borcunun sona erdiğini,

Zira emsal kararda “Alacaklı, alacağının tamamını, müteselsil borçluların herhangi birinden isteyebilir. Bu durumda müteselsil borçlu, sadece kendi payına düşeni ödeyeceğini ileri süremez, borcun tamamı ödemekten kaçınamaz. Alacağın müteselsil borçluların birinden istenmesi, alacak fiilen elde edilmedikçe diğer borçluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, Buna karşılık müteselsil borçlulardan birisi borcun tamamı veya bir bölümünü sona erdirmişse sona eren borç oranında öteki müteselsil borçlularda kendiliğinden borçtan kurtulur." (818 s.BK.145/1; 6098 s.TBK.166/1, Y. 21. HD. 06.02.2017, 18583/588) denildiğini,

Buna göre … ve SGK idaresine müzekkere yazılarak elde edilecek bilgilerden de görüleceği üzere, İlamlara konu idare alacaklarının asliye hukuk mahkemesince verilen karar göre hesaplanan tutarların, tam ve eksiksiz tahsil edildiğini ve ...'ün göreve başladığı tarihle anılan KHK ile ihraç edildiği tarihler arası için de daha açılıp asliye hukuk mahkemesince reddine karar verilen tutarlara dair kararın, halen devam eden istinaf incelemesi de ret kararı gibi çıktığı takdirde, İdarenin temyiz ilamlarına konu alacağının kalmadığı keyfiyetinin kesinleşmiş ve Anayasanın 138. maddesi gereğince yasama, yürütme ve yargının tüm organlarını bağlayan asliye hukuk mahkemesi kararıyla ispat edilmiş olan sorumluluk konularındaki idare alacağının kalmadığını ve böylece işbu temyiz ilamlarına konu parasal tutarlarının kalmadığı gerekçesiyle bozulmasını arz ve talep ettiklerini,

13) ... hakkındaki durum netleştikten hemen sonra, kendisine yapılan tüm ödemelerle ilgili icra/tahsil işlemlerine başlandığını,

2019-Haziran ayında ... hakkında öğrenilen bilgiler (hakkında Valilikten gelen soruşturma yazısı ve isminin 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de rütbesi alman Türk Silahlı Kuvvetleri personeli listesinde yer almış olması) üzerine yapılan ön değerlendirmeler neticesinde, adı geçen şahıs hakkında neler yapılması gerektiği konusunda kendisince Üniversite (...) Hukuk Müşavirliğine 01.08.2019 tarih ve 57560275/663/07-305 sayılı yazı yazılarak bilgi istenildiğini,

Bunun üzerine Hukuk Müşavirliğinden, şahsa yapılan bütün ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği hakkında 02.08.2019 sayılı cevabi yazı alındığını,

Döner Sermaye Müdürlüğü ve Bilimsel Araştırma Projeleri ofisine ...'e yapılan ödemelerin geri alınması hakkında 05.08.2019 ve 20.08.2019 tarihlerinde, … sayılı ve … sayılı yazılar yazıldığını,

...'e, kişi borcunun geri ödenmesi hakkındaki 19.09.2019 tarih ve … sayılı yazı yazıldığını,

15.11.2019 … sayılı yazı ile Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına toplam 114.883,99 TL’nin kişi borcu açılarak tahsil edilmesi konusunda talimat verildiğini,

İlgili kişi hakkında yürütülen icra işlemi ve akabinde açılan alacak davası hususunda yürütülen hukuki işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler ...’de mevcut olduğunu, Üniversiteden temin edilebileceğini,

Üniversite’nin açmış olduğu davalar sonucunda tahsilatların faiziyle sağlandığını ve kamu zararının ortadan kaldırıldığını,

Bu çerçevede;

… Temyiz dilekçesinin önceki sayfalarında yer verilen adli dava ve icra takibi süreçlerinden aynı ayrıntı düzeyi ile tekrar bahsedilmiş olup

Sorumluluk konularındaki idare alacağının kalmadığı ve böylece işbu temyiz ilamlarına konu parasal tutarlarının kalmadığı gerekçesiyle bozulmasını arz ve talep ettiğini,

Kısaca kamu zararına sebep olan kişiden faiziyle tahsilatların sağlandığını, EK- 11'de sunulan SGK yazısı belgede de görüleceği üzere SGK tarafından ...’e ödenecek tutarların, Üniversitenin (...) öncelikli alacaklı olduğu icra dairesi dosyalarına, icra dairesinden de Üniversiteye tahsilatının sağlandığını,

IV- Sonuç ve Talepler

1-) Arz ve izah edilen nedenler ve ilgili yerlerden müzekkere ile alınacak idare, ceza, hukuk ve icra dosyalarında da görüleceği üzere; bir örneği EK-11'de ekte sunulan SGK'nın … günlü ve … sayılı yazısında (ek-11-) da görüleceği üzere …-TL idare alacağının asıl sorumlu kişi olan ...'ün emekli ikramiyesinden icra yoluyla kesilerek tahsil edildiğini, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 166/1 'inci maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk hükümlerine göre borcunun sona erdiğini,

Zira emsal kararda; “Alacaklı, alacağının tamamını, müteselsil borçluların herhangi birinden isteyebilir. Bu durumda müteselsil borçlu, sadece kendi payına düşeni ödeyeceğini ileri süremez, borcun tamamı ödemekten kaçınamaz. Alacağın müteselsil borçluların birinden istenmesi, alacak fiilen elde edilmedikçe diğer borçluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, Buna karşılık müteselsil borçlulardan birisi borcun tamamı veya bir bölümünü sona erdirmişse sona eren borç oranında öteki müteselsil borçlularda kendiliğinden borçtan kurtulur." (818 s.BK.145/1; 6098 s.TBK.166/1, Y. 21. HD. 06.02.2017, 18583/588) denildiğini,

… Temyiz dilekçesinin önceki sayfalarında yer verilen aynı idari süreçlerden ve değerlendirmelerden aynı ayrıntı düzeyi ile tekrar bahsedilmiş olup;

6-) Ayrıca;

6-1-) Kurucu dekan olarak ... … Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne tamamını 17/25 terör kalkışması öncesi aldığım yaklaşık 50, ...’ye ise yaklaşık 130 akademisyenden hiçbirinin ... veya başka bir terör örgütünden dolayı görevine son verilmediği ve görevine son verilen hiç kimsenin olmadığı Ülkemizde tek üniversite rektörü olmama rağmen ...’cü koruduğum algısını oluşturmaya yönelik haberlerin çıkması (… Gazetesi),

6-2-) Alanında en fazla uluslararası yayın yapan akademisyenler arasında yer almasına rağmen … gazetesinde uluslararası yayını olmayan rektörler arasında ismimin zikredilerek yalan haber yapılması, gibi olayların zincirleme bir seyir izlediği ve bütün bu olayların tesadüf olmadığı, sadece Üniversite içindeki eksik bir işlemden kaynaklanmadığı, bunun organize bir çalışma olduğu ve bu konuda vaki soruşturma talepleri ile ilgili olarak sayın Denetçi tarafından bile hiçbir sorgulama yapılmadan doğrudan kendisini sorumlu tutmasının mümkün olmadığı cihetle, yargılamanın bu yönden de yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmesini gerektiğinin açık olduğunu,

7-) Sorguya konu olaydaki suçlama rektörlük süremin dolduğu ve yeniden atamamın gündeme geldiği ayda (15 Ekim 2019) CİMER’e yapılan bir şikâyet (... iltisaklı adı geçen şahsı koruduğum yönündeki iddiayı içeren bir yazı) ile gündeme geldiğini,

… Temyiz dilekçesinin önceki sayfalarında yer verilen ve kendisi ile ilgili aynı disiplin süreçlerden ve değerlendirmelerden aynı ayrıntı düzeyi ile tekrar bahsedilmiş olup;

8-) Bu hukuksuz tasarruflarından dolayı YÖK aleyhine Anayasa Mahkemesi’nde açtığım bireysel başvuru davam (manevi tazminat) devam ettiğini,

Zira yeni sonuçlanan Danıştay’ın men-i muhakeme kararının onayını esas tutarak, …’da mukim, Üniversitenin eski bir çalışanın kız kardeşi olmaktan öte Üniversiteyle hiçbir ilgisi olmayan şahısın bütün bu olaylara sebebiyet veren CİMER şikayetinden dolayı kendisine iftirada bulunması (...’cü korumak) nedeniyle dava açma hazırlığında olduğunu,

Üstlendiği kamu görevini layıkıyla yerine getiren bir yönetici olarak kendisine yönelik bu iftira ve kınama kararının temelsiz olduğunun yetkili mahkemelerce onaylandığını ve buna sebebiyet verenlere yönelik haklarında dava açma sürecinde olduğunu,

Ülkenin olağanüstü zamanlardan geçtiği ve binlerce öğretim elemanı ve çalışanın kamu görevinden uzaklaştırıldığı dönemde (2011-2020) yöneticilik yapmama ve çok sayıda akademisyen ve memur atamama rağmen yöneticiliğini yaptığı … Üniversitesi İşletme Fakültesi (Dekan) ve ... Üniversitesinden (Rektör) toplam olarak sadece bir (1) kişinin atılmış olması (ki yukarıda ifade ettiğim üzere Üniversite’den değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinden atıldığını ve bu durum esas alındığında atamasına imza attığı hiçbir kimsenin yöneticiliğini yaptığı akademik birim ve kurumdan atılmamış olarak değerlendirilebileceğini) ne kadar özenli davrandığının en önemli kanıtı olduğunu,

Eğer özenli davranmamış olsaydı, diğer birçok kurumda olduğu üzere, terör örgütleriyle iltisaklı onlarca kişinin yöneticiliğini yaptığım birim ve kurumdan da atılması gerekeceğini, ... ve Vakıf üniversiteleri de dahil olmak üzere, en az kişinin (sadece bir kişi ki o da yöneticiliğini yaptığı Üniversite’den değil, daha öce mensubu olduğu Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atıldığı için yok hükmünde de kabul edilebilir) atıldığı tek Üniversite ve belki de tek kamu kurumu durumunda olduğunu,

15 Temmuz hain darbe girişimini izleyen hafta, hamisi olmadığı halde (… Üniversitesi resmi hami statüsündeydi) kapatılan … Üniversitesi’nin de süreçlerini yönetmek üzere KHK ile ...’nün rektörlüğü ile eş anlı ikinci bir rektörlük yetki ve sorumluluğu da kendisine verildiğini, yaklaşık iki yıl sürdürdüğü ve yarım kalan bütün işlerini hallettikten sonra fiilen bu görevi de tamamladığını, dahası, 2011’den bu yana kesintisiz bir şekilde Üniversitelerarası Kurul (UAK)’da en kritik görevlerde bulunduğunu ve bulunmaya devam ettiğini, önce Doçentlik Atama Komisyonu, sonra da Etik Komisyonu üyesi olarak atandığını ve halen Sosyal Bilimler Etik Komisyonu üyesi olarak çalışmaya devam ettiğini, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası, kendisi hariç, Etik Komisyon üyelerinin tamamının görevine son verildiğini, 15 Temmuz 2016 sonrası başlayan süreçten bu yana Sosyal Bilimler Etik Komisyonu Üyeliğinin yanı sıra Başkanlığını da yürüttüğünü,

Bu komisyonda ... iltisakı şikâyeti ile gelen dosyalar da dahil olmak üzere, binlerce dosyanın görüşülmesinde ve karara bağlanmasında üye ve başkan sıfatıyla aktif katkı sunduğunu, eğer ima edildiği üzere, ... ve benzeri terör örgütü iltisaklılarının devlete sızma veya eylemlerine göz yummasının söz konusu olsaydı, hiç olmazsa 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası ... Rektörlüğü, … Üniversitesi Rektörlüğü gibi kritik görevlerde olmayacağını ve halen ... öğretim üyeliğinin yanı sıra UAK Sosyal Bilimler Etik Kurul Üyeliği ve Başkanlığı gibi kritik bir pozisyonda olmaya devam edemeyeceğini, YÖK ile aynı kampüs içerisinde olan ve Üniversitelerarası Kurul (UAK) Başkanı tarafından atanan doçentlik atama ve etik komisyon üyeliklerinin o zamanki YÖK yönetiminin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ve buna engel olmadıklarını,

9-) Yukarıda ayrıntılarını verdiği üzere, adı geçen şahsın atama sürecinin kendisinin ...’ye geçişimden önce başladığını, yaklaşık iki (2) yıl sürdüğünü, bu süre zarfında güvenlik soruşturması istendiğini ve altı (6) aya yakın cevabın gelmesinin beklendiğini, şahıs zaten 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası bile bir (1) yıl kadar çalışmaya devam ettiği kamu (Türk Silahlı Kuvvetleri … Üniversitesi) da çalışıyorken oradan istifa ettikten sadece beş (5) gün sonra ... Üniversitesi’ne (...) başladığını ve şahsın KHK ile Silahlı Kuvvetleri’nden atılması hiçbir şekilde ...’ye bildirilmediğini, bu bilgilerin bile tek başına, diğer atamalarda ve işlemlerde olduğu gibi, bu atama ve işlemde de ne kadar özenli davrandığını gösterdiğini, sorguya konu bu atamada, başvurusu ile ataması arasında iki yıl geçen, başvuru sürecinde kamuda çalıştığı için güvenlik soruşturması bile gerekli olmadığı halde güvenlik soruşturması istenen ve güvenlik soruşturması için yaklaşık 6 ay gibi uzun bir süre beklenen bu olayda, hiçbir aceleye mahal vermeden özenle hareket ettiğinin açık olduğunu,

10-) Yukarıda ayrıntılarını sunduğu üzere, altı ay sonra Üniversiteye geldiği iddia edilen güvenlik soruşturması zarfının, ilgisiz ve yetkisiz bir ... çalışanına teslim edildiğini, (Genel Sekreterlikte memur olarak çalışan kişi merkezden Üniversite kadrosuna yerleştirilen bir kişi olup adi suçtan dolayı uzun süredir hapiste yatmaktadır), tarafına hiçbir şekilde iletilmediği gibi bilgi olarak da verilmediğini, güvenlik soruşturması gelmemesine rağmen atama dosyasının, Personel Dairesi ve Genel Sekreterlik tarafından imzalandıktan sonra kendisinin imzasına sunulduğunu, dosyanın her yönüyle tekemmül ettiğini varsayarak imzaladığını,

Olayın oluş sürecinde yaşan dört nokta önem taşımakta ve dikkat çekmektedir.

… Temyiz dilekçesinin önceki sayfalarında yer verilen devletin pozitif/negatif yükümlülükleri ile alakalı aynı görüşlerden ve değerlendirmelerden aynı ayrıntı düzeyi ile tekrar bahsedilmiş olup;

Bütün hayatı boyunca (aktif yöneticilik yaptığım zamanlar dahil olmak üzere 30 yılı aşkın akademik ve öncesi öğrencilik süresince) idari, cezai ve mali yönleri olan ve hakkımda açılan “tek” davanın bu olduğunu,

Eğer gerçekten terör örgütü iltisaklı bir kişiyi korumasının söz konusu olsaydı, bunun bir öncesi veya sonrasının da olmasının beklenmesi gerektiğini, eğer böylesi bir durum olsaydı, bu konuda hassasiyetin en yüksek düzeyde seyrettiği zamanlarda, en üst düzey yönetici olarak çalışmamasının ve muhakkak ceza almasının gerektiğini, kendisine yöneltilen suçlamanın YÖK, İdare Mahkemesi ve Danıştay’ın gündemine girdiğini ve bu hassas dönemde bile hepsinden aklanmış olduğunun unutulması gerektiğini, gündeme gelen söz konusu tamamen aynı suçlamalara dayanan olayın arka planı göz önüne alındığında bunun anormalliklerle dolu, şüpheli ve muhtemelen tarafına kurulan bir komplo olduğu ihtimalinin değerlendirme dışı tutulmaması gerektiğini, kontrol sınırlarımın dışında gelişen bu tesadüf (?) ve anormallikler (?) ağı içerisinde asıl “mağdurun” kendisinin olduğunun unutulmaması gerektiğini,

Bu konuda basın (… Gazetesi, … Gazetesi) dahil olmak üzere farklı yollarla (CİMER, YÖK Denetleme Kurulu vs.) hakkımda çeşitli iftira kampanyaları yürütüldüğünü,

Devlet bursuyla yurtdışında lisansüstü çalışmalar yaparken (1993 ’de YLS programıyla) 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleşen postmodern darbe sonrası hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bursunun kesildiğini, ancak 2001’de tekrar mensubu olduğum üniversiteye (… Üniversitesi) dönebildiğini ve bursunun verilmediği dönemlere ilişkin geriye dönük ödemeleri geri aldığını, 28 Şubat darbesiyle ilişkili bu durum üzerime atılı, terör örgütleriyle iltisaklı birini koruma iftirasının geçmişte de benzer şekillerde başına geldiğini, olayın bu arka planı dikkate alınmadan yapılacak değerlendirmelerin nedenselliği yanlış kurulmuş, şekli ve teferruat düzeyinde kalma riski doğuracağını, Rektörlük süresinin son aylarında başlayan ve bugüne kadar süren bu süreçte, üzerine atılan iftiraların hiçbirinde suçlu bulunmadığını,

11-) Belirtmeyi yararlı gördüğü son bir nokta olarak, adı geçen şahsa yapılan ödemeler tamamen fiili çalışmasının karşılığında olduğunu, hak etmediği hiçbir fazla ödeme yapılmadığını ve Sorguya da konu edilmediğini, hizmeti karşılığında ödeme yapılmasına rağmen yapılan ödemeleri istemenin angarya olacağını, daha da önemlisi, bu ödemeleri yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı mazur görülebilecek kendisine yüklemenin hukuki olmayacağını,

12-) Özetle, hakkında YÖK tarafından verilen disiplin cezasının İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini ve cezai yönden meni muhakeme kararı Danıştay tarafından onandığını,

Disiplin ve cezai yönden herhangi bir sorumluluk tarafına yüklememiş olmasına rağmen Sayıştay Dairesi ilamları neticesinde tazmin hükümlerinin tarafına yükletilmesinin, hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu,

Yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, bir kamu zararının söz konusu olmadığını, bir kamu zararı varsa bile yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, bunun kendisiyle bir ilgisi bulunmadığını, bu olayda asıl mağdur olanın kendisi olduğunu,

Hakkında “... üyesi olmaksızın darbe teşebbüsüne yardım suçundan” cezalandırılmasına şeklinde mahkeme kararı verilmiş ve kamu görevinden ihraç edilmiş ... isimli şahsa yapılan ödemelerden dolayı sorumlu tutulmanın, yıllarca bu ülkeye bir akademisyen ve üniversite yöneticisi olarak şerefle ve büyük bir bağlılıkla hizmet etmiş birisi olarak şahsını incittiğini, Kurul tarafından kamu zararı yönündeki ilamın tasdiki şeklinde karar verilmesi halinde, kendisi aleyhine hiç hak etmediği olumsuz bir algı oluşacağını,

Bu nedenle yapılan tahsilatlardan bağımsız olarak, konunun bütün boyutlarıyla objektif olarak inceleneceği ve karar verileceği konusunda kuşkusu bulunmadığını,

Dolayısıyla, Yüksek Heyetin, olayın vuku bulduğu bu arka plan ve atmosferi de göz önüne alarak, kendisinin dahi anlamakta ve açıklamakta zorlandığı, yargılama süreç ve işbu durumu hakkaniyetle değerlendirmesini, duruşma açılarak vekili ile birlikte kendisine de söz hakkı verilmesini ve sonucunda tarafına verilen tazmin kararının temyizen incelenerek bozulması, kararı verilmesini arz ve talep ettiğini, ifade etmiştir.

BAŞSAVCILIK 1. MÜTALAASI

Başsavcılığın, Daire İlam hükmünde “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ... adına vekili Av. ...tarafından gönderilen dilekçeler ile ilgili Mütalaasında;

“... Üniversitesi 2018 yılı hesabının 8 inci Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen, 05.12.2023 tarih ve 285 no.lu İlamın 1 ve 2’nci maddelerinde yer alan tazmin hükmünü temyiz eden ... vekili Av. …'ın, ilgi yazı ekinde gönderilen 12.02.2024 tarihli dilekçesi ile ekleri incelendi.

Dilekçede özetle; ... Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan, sonrasında da 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...'e maaş, ek ders, döner sermaye vs. ödemelerinin yapılması neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiğinden bahisle ilamın 1 ve 2’nci maddeleri ile toplam … TL’nin tazminine hükmedilmiş ise de;

... hakkındaki güvenlik soruşturması ile ilgili olarak gerekli resmi başvurunun yapıldığı, ancak Valilikçe ilgili yönetmelikte yazılı süre içerisinde sonuçlandırılmadığı, güvenlik soruşturmasının sonucu beklenmeden yapılan atama işleminde kasıt veya ihmal aranılmasının yersiz olduğu, 657 sayılı Yasanın 48 inci maddesindeki soruşturma yapılmasını zorunlu kılan hükmüne uyulmamasının kamu zararına değil, ancak idari soruna yol açabileceği,

701 sayılı KHK'ya ekli 4 sayılı TSK personeli listesinde yer alan ...'ün isminin tespitinin haklı gerekçelerle mümkün olmadığı,

Yapılan atama işlemi sonucunda, kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmadığı ileri sürülmekte ve ilamın bozulması talep edilmekte,

Ayrıca Kurumca, ...'e açılan alacak davaları sonucunda, kamu zararı olarak belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edildiği belirtilerek, dilekçe ekinde … TL tutarındaki tahsilata ilişkin bir kısım belgelere yer verilmektedir.

Dilekçede konunun esası ile sorumluluğa ilişkin olarak ileri sürülen hususların, Daire ilamında karşılandığı değerlendirilmekte olup, diğer taraftan hüküm tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan tahsilatında ilamın infazı mahiyetinde olması nedeniyle, talep hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığı mütalaa olunmaktadır. Arz ederim.” Denilmektedir.

Daire İlam hükmünde “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ... ve ayrıca adına vekili Av. ...tarafından Başsavcılık Mütalaasına gönderilen cevap yazısında;

“Başkanlığınıza yaptığımız temyiz başvurusunun incelemesini yapan iki savcının ilgi (a) ve (b) görüş yazıları tarafımıza 16.04.2024 tarihinde teslim edildi.

Ancak. 2018 yılı hesabına bakan 8 inci Dairenin 08.12.2023 tarihli ve 285 sayılı ilamın I ve 2'inci maddelerde yer alan tazmin hükmüne dair 12.02.2024 günlü temyiz dilekçemize karşı mütalaa veren "birinci savcısı" savcı … ve 2017 yılına bakan 2 inci Dairenin 24.11.2023 tarihli ve 381 sayılı ilamının 1 inci maddesine yer alan tazmin hükmüne dair 12.02.2024 günlü temyiz dilekçemize karşı mütalaa veren "ikinci savcısı" savcı … tarafından Daire yargılanmaları sonucunda verilen kararların temyiz edilmesi için verdiğimiz dilekçeye yönelik iki savcının mütalaası aynı hususlarda çelişkili mütalaalara konu edilmiştir.

Birinci savcı, açılan alacak davaları sonucunda, kamu zararı olarak belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi nedeniyle talep hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığı mütalaasında bulunurken, diğer ikinci savcı ilgilinin emekli ikramiyesinden ihtiyati haciz suretiyle yapılan tahsilatın ilamın infazı mahiyetinde olduğundan, sorumlunun temyiz talebinin reddedilerek Daire kararının tasdik edilmesini uygun olacağı yönünde mütalaada bulunmaktadır.

Talebin ret edilmesi mütalaasında bulunan 2'inci Dairenin ikinci savcısı aynı zamanda sorumluların konuya ilişkin beyanlarının uyumsuz olması, birbirlerini ve diğer kamu idarelerini suçlamaları hesap yargısına konu olmayıp niteliği itibariyle Cumhuriyet Savcılığınca soruşturulması gerekli suç mahiyetinde olduğundan Temyiz Kurulunca suç duyurusunda bulunulmak üzere Dairesine bildirilmesini önerilmektedir.

Birinci Savcının mütalaasından anlaşıldığı üzere, YÖK, İlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay nezdinde disiplin ve cezai açıdan yapılan yargılamalar lehimize sonuçlanmış olduğundan dolayı kamu zararı telafi edilse de edilmese de bunda bir kusurumuzun ve sorumluluğumuzun olmayan kamu zararı olarak belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi nedeniyle yapılacak bir işlem kalmadığına karar verilmesi gerektiği önerilmektedir. Söz konusu mütalaa ödeme yapılması göz önüne alındığında sadece yapılacak bir işlem kalmadığına karar verilmesi gerektiği yönünden hukuka uygun görünmektedir. İkinci Savcının tahsilatın ilamın infazı mahiyetinde olduğundan, sorumlunun temyiz talebinin reddedilerek Daire kararının tasdik edilmesini uygun olacağı yönündeki mütalaası ise tamamen hukuka aykırı görünmektedir

Arz ve izah edilen nedenlerle her iki savcı mütalaasına karşı, temyiz dilekçemiz ve eklerinde ayrıntılı yazılanlara ilave olarak itirazlarımız ise şunlardır:

1-) Baştan beri yaptığımız savunmada kamu zararının doğmadığı (ilgili şahıs maaşı karşılığında çalışmıştır ve bu durum Anayasa’da ifade edilen angarya yasağı ile hüküm altına alınmıştır) ve bir an için kamu zararının doğduğu varsayılsa bile bundan REKTÖR olarak bir sorumluluğumun olmadığını belirtmiştim. Sunduğum bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere usule uygun bir şekilde güvenlik soruşturması için zamanında talepte bulunulmuş, yasal süresi içinde (2 aylık süre) cevap verilmemiş, yaklaşık beş buçuk ay sonra gelen cevap tarafıma iletilmemiş (Bana ve diğer resmi üst düzey üniversite yetkililerine hiçbir şekilde teslim edilmeyen ve üstelik soruşturma aşamasında özlük dosyasına ne zaman ve kimin tarafından havale ve talimat alınmadan konulduğuna dair hiçbir inceleme ve araştırma yapılmayan adi suçlardan mahkum olup cezaevinde olan o zamanki memura teslim edilmiş) ve benden önceki tüm hiyerarşik görevli ve sorumlu olup imza ve parafları olanlarca atama dosyasının tekemmül ettiği ifade edilerek imzama sunulmuştur. REKTÖR olarak ben de benden önceki tüm hiyerarşik görevli ve sorumlu olan Personel Dairesi ve Genel Sekreterlik makamları tarafından gerekli çalışma ve kontroller tamamlandıktan sonra imzama sunulduğu kabul, beyan ve imza ve parafları olduğundan dolayı atanma evrakını imzaladım. Bu süreçte çok büyük bir üniversitenin en üst düzey yöneticisi olan Rektör'ün yapması gereken bütün özeni gösterdim. Yasal çerçevede hangi kanunun hangi maddesine göre hangi görevi eksik veya hatalı yaparak hangi suçu işlediğim yönünde açık bir tespit ve kanıt sunmadan sorumlu görülmem ve ona göre kamu zararının sorumlusu olarak değerlendirilmem yasalara, hakkaniyete ve adalete uygun olmayacaktır. Aynı şekilde, ilgili şahıs Mili Savunma Bakanlığına bağlı Genel Kurmay Başkanlığı listesinden KHK ile rütbeleri geri alındığında hiçbir kamu kurumu hiçbir şekilde Üniversiteyi bilgilendirmemiştir. Devletin pozitif yükümlülüklerinin (Üniversitenin bilgilendirilmemesi, yanlış listede KHK kararının yayınlanmış olması, bu işi KHK ile kurulan resmi komisyon ile KHK ile ihraç edilenleri sürekli kontrol ve denetimle görevli SGK kaydının devam etmiş olması, vs.) yerine getirilmemesi ve bu hususları yerine getirmeyen esas sorumlulara hiçbir sorumluluk atfedilmeden tek sorumlu olarak Üniversitenin görülmesi hiçbir hukuk düzeninde kabul edilemez. Hiçbir şekilde bilgilendirilmediğimiz bir hususta sorumlu tutulmamız "uygun illiyet bağı"nın arandığı sorumluluk hukukuna dayandırılamaz. Bu hususta hiçbir kusurlu davranışımız olmamıştır. Buna rağmen söz konusu her iki 2 Savcının mütalaasında sanki yasal bakımdan kamu zararının sorumlusu bizmişiz gibi bir varsayımdan hareket edilmektedir. Tekraren ifade etmek gerekir ki, bir kamu zararı oluşmamıştır ve eğer oluştuğu yönünde bir değerlendirme yapılıyorsa da bunda hiçbir surette tarafımızın bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle, her iki Savcının mütalaasının da yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Temyiz Kuruluna sunduğumuz bilgi, belge ve savunmalar ışığında 2'inci ve 8 inci Dairelerce verilen sorumluluk ilam kararlarının bozulmasını talep etmekteyiz.

2-) Birinci Savcı kamu zararı olarak belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi nedeniyle yapılacak bir işlem kalmadığına karar verilmesi gerektiği önerilmektedir. Ancak, Temyiz Savunmamızda, kamu zararı telafi edilse de edilmese de bunda bir kusurumuzun ve sorumluluğumuzun olmadığını ifade etmiştik. Belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi ve davanın konusuz kalması nedeniyle yapılacak bir işlemin kalmadığına karar verilmesi mütalaası zımnen de olsa kamu zararının oluştuğu ve söz konusu kamu zararının oluşmasına bizim neden olduğumuz varsayımını kabul etmektedir.

İkinci Savcı ise, kamu zararının oluştuğu ve buna bizim neden olduğumuzu açık bir şekilde ifade etmektedir.

Yukarıda belirttiğimiz ve Daireler ve Temyiz Dilekçelerindeki savunmalarımızda ayrıntılı bir şekilde ifade ettiğimiz, bilgi ve belgelerle ortaya koyduğumuz üzere, bir kamu zararı oluşmamıştır ve eğer oluşmuşa da bunda tarafımıza yüklenecek hiçbir kusur bulunmamaktadır. Daire İlamların her ikisinde de tarafımıza yapılan suçlamalar yasal dayanaktan yoksundur. Sayıştay Kanunu'nun hangi maddesinin, hangi bendine dayanarak ve hangi kanıtları esas alarak Daire ilam kararlarını verdikleri açık değildir. Şüphe duyulmayacak şekilde kanıta ve cari mevzuata dayanmayan her iki Daire’nin ilamların kanun gereği esastan bozulmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.

3-) Diğer yandan ikinci savcının “sorumluların konuya ilişkin beyanlarının uyumsuz olması, birbirlerini ve diğer kamu idarelerini suçlamaları hesap yargısına konu olmayıp niteliği itibariyle Cumhuriyet Savcılığınca soruşturulması gerekli suç mahiyetinde olduğundan Temyiz Kurulunca suç duyurusunda bulunulmak üzere Dairesine bildirilmesini” önerilmektedir.

Savcının, dosyada bulunan ve lehimize olan YÖK, İlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay'ın men-i muhakeme kararlarına rağmen bu öneriyi neden yaptığı anlaşılmamıştır.

Şöyle ki;

a. Disiplin ve ceza bakımından zaten yargılama yapılmış ve lehimize karar verilmiştir. Dosyada belgeleriyle sunulduğu üzere, ilgili şahsın güvenlik soruşturması tamamlanmadan atanması ve KHK ile askeri rütbelerinin sökülmesinden dolayı YÖK Yönetim Kurulu'nca verilen kınama cezası ilk derece mahkemesi tarafından ret edilmiş. YÖK Hukuk Müşavirliği’nin istinafa taşıması sonrasın da İlk Derece Mahkemesinin lehimize olan kararı onanmıştır. Ayrıca. YÖK Yönetim Kurulu kınama cezasının yanı sıra “lüzumu muhakeme” kararı alarak ceza yargılaması için izin alınması hususunda karar almıştı ancak aleyhime verilen kınama cezasının yargı yoluyla kaldırılması sonrasında YÖK tarafından ikinci bir karar alınarak lüzumu muhakeme kararı “meni muhakemeye” çevrilmişti. Nitekim Danıştay İkinci Dairesi konuyu değerlendirmiş ceza muhakemesi bakımında yargılamaya gerek olmadığına karar vermiştir. Bu sürece ilişkin belgeler dava dosyamızda bulunmaktadır.

b. Tamamen aynı hususlarda YÖK, İlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay lehimize karar vermişken aynı hususlarda tekrar suç duyurusunda bulunabilmek için Sayıştay Savcısı hiçbir gerekçe sunmamaktadır. Bu bakımdan, zaten tamamlanan ve karara bağlanan soruşturma ve yargılamaları gözden geçirmeyi gerektirecek mahiyette suç duyurusunda bulunmanın ve yeniden yargılama istemenin amacı anlaşılamamaktadır. Bu durumda ilgili Savcının dosyayı kapsamlı olarak incelemediği düşünülmektedir. Zira yukarıda beyan edildiği üzere, tamamen aynı hususlarda YÖK, İlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay nezdinde disiplin ve cezai açıdan yapılan yargılamalar lehimize sonuçlanmıştır. Bunlara ilişkin bilgi ve belgeler dosyada mevcuttur. Savcının ya bu bilgi ve belgeleri görmediği ya da dikkate almadığı düşünülmektedir. Aksi taktide lüzumu muhakeme hususunda Danıştay’ın gerekli görmeyerek izin vermediğine ilişkin bilgi ve belgeleri dikkate almış olsa aynı hususta tekrar suç duyurusu yapılması konusunda bir öneride bulunmaması gerekirdi. Dolayısıyla, suç duyurusunda bulunması önerisinin reddine ve tamamen gündem dışı tutulmasına karar verilmesini arz ve talep ederim.

Sonuç olarak özetle ve kısaca, dosyada bulunan ve lehimize olan YÖK, îlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay'ın men-i muhakeme kararları da dikkate alındığında sorumlu olmadığımıza dair talebimiz varsayılan kamu zararının fiilen giderilmiş olup olmamasıyla ilgili değildir. Tekrar açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, talebimiz kamu zararının oluşmadığı (ilgili şahsa çalışmasının karşılığında maaş ödendiği) ve eğer kamu zararı olmuşsa bile bunda şahsımın bir sorumluğumun olmadığının (zamanında ve usulüne uygun bir şekilde güvenlik soruşturması talebinde bulunulmuş ve şahsın KHK ile rütbelerinin sökülmesi hususunda Üniversiteye bilgi verilmemiş) dikkate alınarak ilgi yazılarda verilen savcılık mütalaalarına vaki itirazlarımızın kabulüne ve 6085 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin 7'inci fıkrası uyarınca her iki Daire kararlarının KALDIRILMASINA karar verilmesini arz ve talep ederim.

AVUKAT DİLEKÇESİ

TALEP KONUSU:

Başkanlığınıza yaptığımız temyiz başvurusunun incelemesini yapan iki savcının ilgi (a) ve (b) görüş yazıları tarafımıza 16.04.2024 tarihinde teslim edilmiş olup, 2018 yılı hesabına bakan 8 inci Dairenin 08.12.2023 tarihli ve 285 sayılı ilamın 1 ve 2'nci maddelerde yer alan tazmin hükmüne dair 12.02.2024 günlü temyiz dilekçemize karşı mütalaa veren "birinci savcısı" savcı … ve 2017 yılına bakan 2’nci Dairenin 24.11.2023 tarihli ve 381 sayılı İlamının 1'inci maddesine yer alan tazmin hükmüne dair 12.02.2024 günlü temyiz dilekçemize karşı mütalaa veren "ikinci savcısı" savcı … tarafından Daire yargılanmaları sonucunda verilen kararlanır temyiz edilmesi için verdiğimiz dilekçeye yönelik iki savcının mütalaasına karşı vaki itirazlarımızın kabulüne ve anılan daire kararlarının esastan bozulmasına karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz.

İTİRAZLARIMIZ:

Başkanlığınıza yaptığımız temyiz başvurusunun incelemesini yapan iki savcının ilgi (a) ve (b) görüş yazıları tarafımıza 16.04.2024 tarihinde teslim edildi.

Ancak, 2018 yılı hesabına bakan 8 inci Dairenin 08.12.2023 tarihli ve 285 sayılı ilamın 1 ve 2'inci maddelerde yer alan tazmin hükmüne dair 12.02.2024 günlü temyiz dilekçemize karşı mütalaa veren "birinci savcısı" savcı … ve 2017 yılına bakan 2 inci Dairenin 24.11.2023 tarihli ve 381 sayılı ilamının 1'inci maddesine yer alan tazmin hükmüne dair 12.02.2024 günlü temyiz dilekçemize karşı mütalaa veren "ikinci savcısı" savcı … tarafından Daire yargılanmaları sonucunda verilen kararların temyiz edilmesi için verdiğimiz dilekçeye yönelik iki savcının mütalaası aynı hususlarda çelişkili mütalaalara konu edilmiştir.

Birinci savcı, açılan alacak davaları sonucunda, kamu zararı olarak belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi nedeniyle talep hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığı mütalaasında bulunurken, diğer ikinci savcı ilgilinin emekli ikramiyesinden ihtiyati haciz suretiyle yapılan tahsilatın ilamın infazı mahiyetinde olduğundan, sorumlunun temyiz talebinin reddedilerek Daire kararının tasdik edilmesini uygun olacağı yönünde mütalaada bulunmaktadır.

Talebin ret edilmesi mütalaasında bulunan 2'inci Dairenin ikinci savcısı aynı zamanda sorumluların konuya ilişkin beyanlarının uyumsuz olması, birbirlerini ve diğer kamu idarelerini suçlamaları hesap yargısına konu olmayıp niteliği itibariyle Cumhuriyet Savcılığınca soruşturulması gerekli suç mahiyetinde olduğundan Temyiz Kurulunca suç duyurusunda bulunulmak üzere Dairesine bildirilmesini önerilmektedir.

Birinci Savcının mütalaasından anlaşıldığı üzere, YÖK, İlk Derece Mahkemesi. Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay nezdinde disiplin ve cezai açıdan yapılan yargılamalar lehimize sonuçlanmış olduğundan dolayı kamu zararı telafi edilse de edilmese de bunda bir kusurumuzun ve sorumluluğumuzun olmayan kamu zararı olarak belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi nedeniyle yapılacak bir işlem kalmadığına karar verilmesi gerektiği önerilmektedir. Söz Konusu mütalaa ödeme yapılması göz önüne alındığında sadece yapılacak bir işlem kalmadığına karar verilmesi gerektiği yönünden hukuka uygun görünmektedir. İkinci Savcının tahsilatın ilamın infazı mahiyetinde olduğundan, sorumlunun temyiz talebinin reddedilerek Daire kararının tasdik edilmesini uygun olacağı yönündeki mütalaası ise tamamen hukuka aykırı görünmektedir

Arz ve izah edilen nedenlerle her iki savcı mütalaasına karşı, temyiz dilekçemiz ve eklerinde ayrıntılı yazılanlara ilave olarak itirazlarımız ise şunlardır:

1-) Baştan beri yaptığımız savunmada kamu zararının doğmadığı (ilgili şahıs maaşı karşılığında çalışmıştır ve bu durum Anayasa’da ifade edilen angarya yasağı ile hüküm altına alınmıştır) ve bir an için kamu zararının doğduğu varsayılsa bile bundan REKTÖR olarak bir sorumluluğunun olmadığını belirtmiştir.

Zira dosyaya sunduğumuz bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere usule uygun bir şekilde güvenlik soruşturması için zamanında talepte bulunulmuş, yasal süresi içinde (2 aylık süre) cevap verilmemiş, yaklaşık beş buçuk ay sonra gelen cevap tarafıma iletilmemiş (Müvekkil Rektör ... ve diğer resmi üst düzey üniversite yetkililerine hiçbir şekilde teslim edilmeyen ve üstelik soruşturma aşamasında özlük dosyasına ne zaman ve kimin tarafından havale ve talimat alınmadan konulduğuna dair hiçbir inceleme ve araştırma yapılmayan adi suçlardan mahkum olup cezaevinde olan o zamanki memura teslim edilmiş) ve Müvekkil Rektör ...'dan önceki tüm hiyerarşik görevli ve sorumlu olup imza ve parafları olanlarca atama dosyasının tekemmül ettiği ifade edilerek imzama sunulmuştur.

REKTÖR olarak müvekkil Rektör ... da kendisinden önceki tüm hiyerarşik görevli ve sorumlu olan Personel Dairesi ve Genel Sekreterlik makamları tarafından gerekli çalışma ve kontroller tamamlandıktan sonra imzasına sunulduğu kabul, beyan ve imza ve paraflan olduğundan dolayı atanma evrakını imzalamıştır.

Bu süreçte çok büyük bir üniversitenin en üst düzey yöneticisi olan REKTÖR'ün yapması gereken bütün özeni gösterdi.

Yasal çerçevede hangi kanunun hangi maddesine göre hangi görevi eksik veya hatalı yaparak hangi suçu işlediği yönünde açık bir tespit ve kanıt sunmadan sorumlu görülmesi ve ona göre kamu zararının sorumlusu olarak değerlendirilmesi yasalara, hakkaniyete ve adalete uygun olmayacaktır.

Aynı şekilde, ilgili şahıs Millî Savunma Bakanlığına bağlı Genel Kurmay Başkanlığı listesinden KHK ile rütbeleri geri alındığında hiçbir kamu kurumu hiçbir şekilde Üniversiteyi bilgilendirmemiştir.

Devletin pozitif yükümlülüklerinin (Üniversitenin bilgilendirilmemesi, yanlış listede KHK kararının yayınlanmış olması, bu işi KHK ile kurulan resmi komisyon ile KHK ile ihraç edilenleri sürekli kontrol ve denetimle görevli SGK kaydının devam etmiş olması, vs.) yerine getirilmemesi ve bu hususları yerine getirmeyen esas sorumlulara hiçbir sorumluluk atfedilmeden tek sorumlu olarak Üniversitenin görülmesi hiçbir hukuk düzeninde kabul edilemez. Hiçbir şekilde bilgilendirilmediğimiz bir hususta sorumlu tutulmamız’ ’uygun illiyet bağının arandığı sorumluluk hukukuna dayandırılamaz.

Bu hususta hiçbir kusurlu davranışımız olmamıştır. Buna rağmen söz konusu her iki Savcının mütalaasında sanki yasal bakımdan kamu zararının sorumlusu bizmişiz gibi bir varsayımdan hareket edilmektedir.

Tekraren ifade etmek gerekir ki, bir kamu zararı oluşmamıştır ve eğer oluştuğu yönünde bir değerlendirme yapılıyorsa da bunda hiçbir surette tarafımızın bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bu nedenle, her iki Savcının mütalaasının da yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Temyiz Kuruluna sunduğumuz bilgi, belge ve savunmalar ışığında 2’inci ve 8'inci Dairelerce verilen sorumluluk ilam kararlarının bozulmasını talep etmekteyiz.

2-) Birinci Savcı kamu zararı olarak belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi nedeniyle yapılacak bir işlem kalmadığına karar verilmesi gerektiği önerilmektedir.

Ancak, Daireler ve Temyiz Savunmamızda, kamu zararı telafi edilse de edilmese de bunda bir kusurumuzun ve sorumluluğumuzun olmadığını ifade etmiştik.

Belirlenen tutarın faiziyle birlikte tahsil edilmesi ve davanın konusuz kalması nedeniyle yapılacak bir işlemin kalmadığına karar verilmesi mütalaası zımnen de olsa kamu zararının oluştuğu ve söz konusu kamu zararının oluşmasına bizim neden olduğumuz varsayımını kabul etmektedir.

İkinci Savcı ise kamu zararının oluştuğu ve buna bizim neden olduğumuzu açık bir şekilde ifade etmektedir.

Yukarıda belirttiğimiz ve Daireler ve Temyiz Dilekçelerindeki savunmalarımızda ayrıntılı bir şekilde ifade ettiğimiz, bilgi ve belgelerle ortaya koyduğumuz üzere, bir kamu zararı oluşmamıştır ve eğer oluşmuşa da bunda tarafımıza yüklenecek hiçbir kusur bulunmamaktadır.

Daire İlamların her ikisinde de tarafımıza yapılan suçlamalar yasal dayanaktan yoksundur.

Sayıştay Kanunu’nun hangi maddesinin, hangi bendine dayanarak ve hangi kanıtları esas alarak Daire ilam kararlarını verdikleri açık değildir. Şüphe duyulmayacak şekilde kanıta ve cari mevzuata dayanmayan her iki Daire'nin ilamların kanun gereği esastan bozulmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.

3-) Diğer yandan ikinci savcının “sorumluların konuya ilişkin beyanlarının uyumsuz olması, birbirlerini ve diğer kamu idarelerini suçlamaları hesap yargısına konu olmayıp niteliği itibariyle Cumhuriyet Savcılığınca soruşturulması gerekli suç mahiyetinde olduğundan Temyiz Kurulunca suç duyurusunda bulunulmak üzere Dairesine bildirilmesini” önerilmektedir.

Savcının, dosyada bulunan ve lehimize olan YÖK, İlk Derece Mahkemesi. Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay'ın men-i muhakeme kararlarına rağmen bu öneriyi neden yaptığı 4 anlaşılmamıştır.

Şöyle ki;

a. Disiplin ve ceza bakımından zaten yargılama yapılmış ve lehimize karar verilmiştir. Dosyada belgeleriyle sunulduğu üzere, ilgili şahsın güvenlik soruşturması tamamlanmadan atanması ve KHK ile askeri rütbelerinin sökülmesinden dolayı YÖK Yönetim Kurulu’nca verilen kınama cezası ilk derece mahkemesi tarafından ret edilmiş. YÖK Hukuk Müşavirliği'nin istinafa taşıması sonrasın da İlk Derece Mahkemesinin lehimize olan kararı onanmıştır.

Ayrıca, YÖK Yönetim Kurulu kınama cezasının yanı sıra “lüzumu muhakeme” kararı alarak ceza yargılaması için izin alınması hususunda karar almıştı ancak aleyhime verilen kınama cezasının yargı yoluyla kaldırılması sonrasında YÖK tarafından ikinci bir karar alınarak lüzumu muhakeme kararı “meni muhakemeye” çevrilmişti.

Nitekim Danıştay İkinci Dairesi konuyu değerlendirmiş ceza muhakemesi bakımında yargılamaya gerek olmadığına karar vermiştir. Bu sürece ilişkin belgeler dava dosyamızda bulunmaktadır.

b. Tamamen aynı hususlarda YÖK, İlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay lehimize karar vermişken aynı hususlarda tekrar suç duyurusunda bulunabilmek için Sayıştay Savcısı hiçbir gerekçe sunmamaktadır.

Bu bakımdan, zaten tamamlanan ve karara bağlanan soruşturma ve yargılamaları gözden geçirmeyi gerektirecek mahiyette suç duyurusunda bulunmanın ve yeniden yargılama istemenin amacı anlaşılamamaktadır. Bu durumda ilgili Savcının dosyayı kapsamlı olarak incelemediği düşünülmektedir. Zira yukarıda beyan edildiği üzere, tamamen aynı hususlarda YOK, İlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay nezdinde disiplin ve cezai açıdan yapılan yargılamalar lehimize sonuçlanmıştır.

Bunlara ilişkin bilgi ve belgeler dosyada mevcuttur. Savcının ya bu bilgi ve belgeleri görmediği ya da dikkate almadığı düşünülmektedir. Aksi taktide lüzumu muhakeme hususunda Danıştay'ın gerekli görmeyerek izin vermediğine ilişkin bilgi ve belgeleri dikkate almış olsa aynı hususta tekrar suç duyurusu yapılması konusunda bir öneride bulunmaması gerekirdi. Dolayısıyla, suç duyurusunda bulunması önerisinin reddine ve tamamen gündem dışı tutulmasına karar verilmesini arz ve talep ederim.

SONUÇ VE TALEPLER: Arz ve izah edilen nedenlerle sonuç olarak özetle ve kısaca, dosyada bulunan ve lehimize olan YÖK, İlk Derece Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay'ın men-i muhakeme kararları da dikkate alındığında sorumlu olmadığımıza dair talebimiz varsayılan kamu zararının fiilen giderilmiş olup olmamasıyla ilgili değildir. Tekrar açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, talebimiz kamu zararının oluşmadığı (ilgili şahsa çalışmasının karşılığında maaş ödendiği) ve eğer kamu zararı olmuşsa bile bunda şahsımın bir sorumluğumun olmadığının (zamanında ve usulüne uygun bir şekilde güvenlik soruşturması talebinde bulunulmuş ve şahsın KHK ile rütbelerinin sökülmesi hususunda Üniversiteye bilgi verilmemiş) dikkate alınarak ilgi yazılarda verilen savcılık mütalaalarına vaki itirazlarımızın kabulüne ve her iki Daire kararının esastan bozulmasına — karar verilmesini arz ve talep ederiz.”

BAŞSAVCILIK 2. MÜTALAASI

Başsavcılığın, Daire İlam hükmünde “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ... adına vekili Av. … tarafından Başsavcılık Mütalaasına gönderilen cevap yazısı ile ilgili 2. Mütalaasında;

“İlgi yazınız ekinde gönderilen 2’nci temyiz dilekçeleri incelenmiş olup;

Üst Yönetici ... ile vekili Av. ...tarafından ileri sürülen hususların … tarih ve … sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalâamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Arz ederim.” Denilmektedir.

Daire İlam hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ... (Dosya No: 53914) gönderdiği dilekçede;

Temyiz konusu olayın özetle;

... Üniversitesi (...) Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü Profesör kadrosuna atanan ...'ün güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması neticelenmeden işleminin yapıldığı, ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü’nün … tarihli yazısıyla ilişik kaydının olduğu, ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik araştırmasının sonucuna göre işlem yapılmamış olması ve 08.07.2018 tarihli 701 Sayılı KHK ile ...'ün rütbelerinin alındığı, buna rağmen gerek ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik araştırmasının sonucuna göre işlem yapılmamış olması, gerekse 701 Sayılı KHK'ya göre işlem tesis edilmemiş olması nedeniyle kamu zararı oluştuğundan bahisle gerçekleştirme görevlisi olarak kamu zararına sebebiyet verdiğinden,

İlamın 1’inci maddesiyle; 2018 yılı maaş, ek ders ve BAP ödemelerinin yapılması sonucunda …- TL’nin tazminine kararının verildiğini,

İlamın 2’nci maddesiyle de (aynı kişiye) döner sermaye ödemelerinin yapılması sonucunda da … TL tazminine kararı verildiğini,

Söz konusu kararın hatalı olup, Temyiz Kurulunuzca kararın kaldırılmasını arz ettiğini,

Şöyle ki;

1- ...’ün atanma kararının verilmesi ve devamında mevzuata aykırı olarak görevine devam etmesinde bir ilgisinin bulunmadığını,

Personel Dairesi Başkanlığına vekalet ettiği tarihlerin 04.10.2016-27.07.2017 olduğunu, ... Üniversiteye atanma tarihinin 13/07/2017 olduğunu,

…’nun personel dairesi başkanlığına atanmasının (tarihinin) 27.07.2017 olduğunu,

... hakkında güvenlik soruşturması cevabının Emniyet Müdürlüğü tarafından üniversiteye yazıldığı tarihin 10.08.2017 olduğunu,

08/07/2018 tarihinde Resmî Gazete’de 701 sayılı KHK yayımlandığını ve ... isminin Askeri Personeller kategorisinde sayıldığını,

...’ün 28/06/2019 tarihinde istifa ederek kurumdan ayrıldığını,

a) ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonuçlanmadan 657 sayılı kanunun 48. maddesine aykırı olarak eksik evrak ile profesörlük kadrosuna atanması (hususunda);

Üniversitede akademik personel alımında sürecin, adayların çalışmalarının üniversite yönetim kurulu tarafından belirlenen jüri üyelerine gönderilmesi, jüri üyelerinden gelen raporlar sonrasında üniversite yönetim kurulu kararı üzerine rektör tarafından atama yapılmasıyla tamamlandığını,

Prof. Dr. ...’ün, ... rektörü olan Prof. Dr. ...’nın da jüri üyesi olduğu ve tüm jürilerin uygun görüşü sonrasında 12/05/2017 tarih ve 2017/159 sayılı Üniversite yönetim kurulu kararı (EK-1) ve devamında … tarih ve … sayılı rektörlük oluru (EK-2) ile Siyasal Bilgiler Fakültesinde profesörlük kadrosuna atandığını,

... ile ilgili güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının … tarih ve … sayılı belge (EK-3) ile ... Valiliğinden talep edildiğini, Rektör ... adına gizli ve kişiye özel (EK-4) olarak geldiğini, daha sonra yapılan incelemede bu evrakın kurum kayıtlarına girmediğinin görüldüğünü,

...’ün güvenlik soruşturması gelmeden yapılan atama sürecinin;

Üniversitede akademik personel ve idari yönetici kadrosunda olan personel atamalarının güvenlik soruşturmalarını bizzat Üniversite (...) Rektörü ...’nın takip ettiğini ve buna göre atamaya karar verdiğini, birçok defa güvenlik soruşturmalarını kendisinden aldıklarını,

...’ün üniversiteye atanma tarihinden bir gün önce (akşam üzeri mesai sonrasında) o dönem Üniversite (...) Rektörü olan ...’nın kendisini cep telefonundan arayarak ...’ün atama evraklarını ertesi güne hazırlamalarını söylediğini, kendisine dosyanın hangi aşamada olduğunu bilmediğini, bildiği kadarıyla güvenlik soruşturmasının beklendiğini söylediğini, Üniversite (...) Rektörü ...’nın tekrar sert bir şekilde "ben size atama evraklarını hazırlayın diyorum, güvenlik soruşturması ile ilgili sorun yok’’ dediğini, ertesi gün ...’ya telefon açarak ısrarla güvenlik soruşturmasının bizde olmadığını ilettiğini (cep telefonundan) yine ısrarla atama evraklarını getirin dediğini ve soruşturma sonucuyla ilgili olumsuz bir durum olmadığını tekrar belirttiğini, ayrıca Üniversitede (...) akademik personel yetersizliği nedeniyle ...’e acil ihtiyaç olduğunu, işlemleri hızlandırmalarını söylediğini, kendisinin, güvenlik soruşturmasını görmediğinden içerik hakkında da bilgi sahibi olmadığını,

...’nın emri üzerine atama işlemine ilişkin belgeleri düzenleyerek ve atama onayına şerh düşerek (şerhli atama onayı belgesinin kişinin özlük dosyasından çıkarılmış olduğunu daha sonra yapılan incelemede gördüğünü, bu belgenin fotoğrafını çektiğini, fakat cep telefonumdan yanlışlıkla silindiğinden bulamadığını, bu belgenin savcılığın talebi üzerine teknik incelemeler sonucu bulunabileceğini, Iphone yetkili servisi ve veri kurtarma merkezleri tarafından ifade edildiğini, Savcılık tarafından teknik inceleme için gerekti talebin yapılmasını talep ettiğini) Genel Sekreter …’a götürdüğünü ve kendisine güvenlik soruşturmasının kendilerinde olmadığını, fakat Rektör ...’nın “atama evraklarını hazırlayın, sorun yok” diye emrettiğini ifade ettiğini ve atama belgesini teslim ettiğini, atama yetkisi rektöre ait olduğundan, iradesini kullanarak kişinin (...’ün) atamasının yapıldığını, kendisinin atama kararının verilmesinde ve atamanın yapılmasında bir dahlinin bulunmadığını,

Rektör ...’nın, … Gazetesine noter onaylı gönderilmek üzere Genel Sekreter Yardımcısı …’a verilen tekzip metninde (EK-5) de atama yapma gerekçesini ayrıntılı olarak açıkladığını, Genel Sekreter Yardımcısı …’ın, bu tekzip metnini noter onaylı olarak … Gazetesine gönderdiğini ifade ettiğini,

... hakkında güvenlik soruşturması yazılı olarak istendiğini, kendisinin bunun sonucunun olumsuz gelmesi durumunda, kişi hakkında gerekli işlem yapılacağını düşündüğünü,

Ayrıca ...’ün, ilan ve atama süreci öncesinde üniversiteye geldiğini ve Rektör ile görüştüğünü, ... ve ...’ün … üniversite dergisinde ortak makalesi yayınladığını (EK-6), ayrıca ... ve ...’ün, stratejik plan ve insan kaynakları yönetim sistemi konularında, kamu ve özel kurumlara danışmanlık yaptıkları, yönünde duyumlar olduğunu,

...’ün Üniversitede (...’de) göreve başlaması sonrasında ... tarafından Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Sürekli Eğitim Merkez Müdürü görevine atandığını, yine ... tarafından Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan adayı olarak YÖK'e yazılı teklif edildiğini duyduğunu,

…

Rektör ...’ya karşı oluşan güven, atama dosyasını hazırlamasında etkili olduğunu, hiç şüphesiz ki kamu hizmetlerinde etkinlik adına çalışanların yöneticilere güven duyulmasının, hizmetin bir gereği olarak ortaya çıktığını,

...'ün üniversiteye (...’ye) atanma ve devamındaki süreçlerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde belge ve bilgilerin bilinçli olarak kendisinde gizlendiğini ve mağduriyetine neden olacak şekilde hata yapmaya sevk edildiğini,

O dönem Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı, Personel Daire Başkanı … ve akademik personel şube müdürü …'ın, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kendisinin mağduriyet yaşamasına ve kamu zararına sebebiyet verdiklerini,

b) ... hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda ... Valiliğince arşiv kaydına rastlanıldığı bildirildiği halde ilgili atamaya yönelik herhangi bir işlem yapılmaması hususunda:

Personel Dairesi Başkanlığına vekalet ettiği tarihlerin 04.10.2016-27.07.2017 olduğunu,

….’nun personel dairesi başkanlığına atanma tarihinin 27.07.2017 olduğunu,

... hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda ... Valiliğince arşiv kaydına rastlanıldığının bildirildiği tarihin 10.08.2017 olduğunu,

Vekaleten görevlendirildiği Personel Dairesi Başkanlığı görevinden, …’nun 27/07/2017 tarihinde personel dairesi başkanı olarak görevlendirilmesi (EK- 7) üzerine ayrıldığını,

Dolayısıyla kendisinin bu tarihte yasal bir sorumluluğu bulunmadığını,

Bu sırada Personel Dairesi Başkanı olarak görev yapmadığından, Personel Dairesi Başkanı …’nun görev yapması nedeniyle sorumluluğun, kendisine ve akademik personel şube müdürü …’a ait olduğunu,

... ile ilgili güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun Rektör ... adına gizli ve kişiye özel (EK-4) olarak geldiğini,

Üniversite (...) Belge Yönetim Yönergesinde;

Madde 24/d:

“Kapalı zarf ile gelen “GİZLİ”, “ÇOK GİZLİ”, “KİŞİYE ÖZEL” ve “HİZMETE ÖZEL” evrak Genel Evrak Birimi tarafından teslim alınır ve sadece zarfları taranmak suretiyle EBYS’ ye kayıt edilir. “GİZLİ”, “ÇOK GİZLİ” ve “HİZMETE ÖZEL” evrak Genel Sekretere arz edilerek havalesini takiben kayda ilgili birime sevk edilir. “KİŞİYE ÖZEL” evrak açılmadan ilgiliye teslim edilmek üzere alınır, belge üzerinde yalnızca ilgili kişi tasarruf hakkına sahiptir, ilgilinin talebi olmadan kayda alınmaz.” Denildiğini,

Güvenlik soruşturmasının takibinden ... Güvenlik Soruşturması Yönergesi, Madde 3:

“Bu Yönerge kapsamındaki personel hakkında, Personel Dairesi Başkanlığı bu Yönerge hükümlerine göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasından ve takibinden sorumludur.” hükmüne istinaden, Personel Daire Başkanı ve Akademik Personel Şube Müdürü ve diğer ilgililerin sorumluğunun bulunduğunu,

...’le ilgili olarak basında çıkan haberler sonrasında ...’e ait güvenlik soruşturmasının gizli ve kişiye özel olarak Rektör Prof. Dr. ... adına geldiğini, evrak birimine gelmediğini ve resmi olarak kayda alınmadığını, Güvenlik Soruşturma sonucunda ... hakkında ilişik kaydına rastlanıldığı bildirildiği halde kişi hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını; bu belgenin Güvenlik soruşturması değerlendirme komisyonu tarafından değerlendirilerek imha edildiğini (EK-8) ... ‘ün tutuklama kararı sonrasında yapılan toplantıda öğrendiğini,

...’e ait olan ve Rektör ... adına kişiye özel ve gizli olarak gelen soruşturma evrakının kendisinden de kasıtlı olarak gizlendiğini bu süreçte öğrendiğini, Rektör ... tarafından bu evrakın neden kayda alınmadığı ve özlük dosyasına kim tarafından konulduğunu, personel özlük dosyalarının muhafazası yasal olarak Personel Daire Başkanlığının görevi olmasına rağmen, neden görevin yapılmadığı hususlarına ilişkin bir soruşturma açılmadığını,

Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kuramlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin;

“Madde 29 – Personel Daire Başkanlığının görevleri şunlardır:

…

b) Üniversite personelinin atama, özlük ve emeklilik işleriyle ilgili işlemleri yapmak. Kamu Personeli Genel Tebliği (SERİ NO: 2) D) Özlük Dosyası Tutulmasına İlişkin Usul ve Esaslar:3- Her memur için bir özlük dosyası tutulur. Özlük dosyalarının itina ile doğru ve tarafsız bir şekilde tutulmasından personel birimleri sorumludur." hükümlerinin ilgililer tarafından uygulanmadığı ve sorumlulara bir yaptırım uygulanmadığı görülmektedir.

Üniversite Genel Sekreteri … konuyla ilgili olarak YÖK Disiplin Kurulunda geçen ifadesinde;

“... ...'ün profesörlük kadrosuna atandıktan sonra gelen arşiv kaydının Üniversite kayıtlarına gelmediği direkt Rektörümüz Prof. Dr. ... adına "kişiye özel" ibareli geldiğini ve şalısın özlük dosyasına konulduğunu daha sonra öğrendim. Bununla ilgili olarak Rektörümüz Prof. Dr. ..., Hukuk Müşaviri … ve Personel Daire Başkanı …’ndan oluşan Güvenlik Soruşturmalarını değerlendirme Komisyonu "kişi hakkında devam eden bir mahkeme var mahkeme sonuçlanıncaya kadar görevinde kalmasında bir sakınca görmediklerine (benzer durumda olup başka kuramlarda görevine devanı eden örnekler olmasından dolayı) dair" şifahi bir değerlendirme yapıldığı için görevine devanı etmiştir. ... "dediğini,

c) ... hakkında 08/07/2018 tarihli 30472 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 701 sayılı KHK eki 4 sayılı listede ismi olduğu ve bu listede isimleri bulunanların kesin olarak yeniden kamu görevinde bulunamayacakları kesin olarak hüküm altına alınmasına rağmen, ...'ün profesör kadrosuna atama işleminin iptal edilmeyerek üniversitede çalıştırılmasına devam edilmesi hususunda;

Personel Dairesi Başkanlığına vekalet ettiği tarihlerin 04.10.2016-27.07.2017 olduğunu,

…’nun Personel Dairesi Başkanlığına atanmasının tarihinin 27.07.2017 olduğunu,

08/07/2018 tarihinde Resmî Gazete’de 701 Sayılı KHK yayımlanmış ve ... isminin, Askeri Personeller kategorisinde sayıldığını,

Vekaleten görevlendirildiği Personel Dairesi Başkanlığı görevinden …’nun 27/07/2017 tarihinde Personel Dairesi Başkanı olarak görevlendirilmesi (EK-7) üzerine ayrıldığını, dolayısıyla benim bu tarihte yasal bir sorumluluğu bulunmadığını,

Ben bu sırada Personel Dairesi Başkanı olarak görev yapmadığından, Personel Dairesi Başkanı …’nun görev yapması nedeniyle sorumluluğun, kendisine ve akademik personel şube müdürü …’a ait olduğunu,

KHK da yer alan ihraç kararlarının takibinden dolaylı olarak rektör, rektör yardımcıları, asli olarak ilgili fakülte dekanı ve personel daire başkanlığı yetkilileri (Daire Başkanı, Şube Müdürü) görevli olduğunu, fakat ... tarafından bu takibin neden yapılmadığına ilişkin sorumlu kişilere bir soruşturma açılmadığını yaptırım uygulanmadığını,

... hakkında bu süreçte de ilgililer tarafından işlem yapılmayarak Üniversitede çalıştırılmasına devam ettirildiğini, sürecin takibinden yasal olarak sorumlu olanların, burada hiçbir şey yapmadan görevi kötüye kullandıklarını, uzun vadede bundan zarar görecek olanların kendileri olmayıp, “atama kararnamesinde imzası olanlar” diye düşündüklerinin ortada olduğunu, KHK’lerin takibinden sorumlu olan Personel Daire Başkanlığı yetkililerinin, ilgili fakülte dekanı ve diğer ilgililerin görevin gereklerini yapmakta ihmal göstererek kendisinin mağduriyetine ve kamu zararına neden olduklarını,

Diğer söyleyeceklerinin:

Basında çıkan haberlerden sonra o dönem üniversite rektörü olan Prof. Dr. ...’nın, 26 Kasım 2019 tarihinde Genel Sekreter …, Hukuk Müşaviri …, Av. … (Hukuk Müşaviri … beyin arkadaşı) Av. … (ilk kez gördüğünü kim olduğunu bilmediğini) odasında oldukları halde kendisini çağırdığını,

Burada;

Rektör ...’nın ...’ü hiç tanımadığını, kuruma alınma sürecini bilmediğini, ...'le ilgili haberlerin çıktığını ve üniversiteyi suçlayıcı haberlerin çıktığını … Gazetesine bir tekzip metninin gönderilmesini, tekzip metninde bu kişinin üniversiteye alınma süreciyle ilgili rektörün hiçbir bilgisinin bulunmadığını ve konuyla ilgili olarak gerekli kişiler hakkında bir soruşturmanın derhal açıldığı ifadelerinin yer almasını belirttiğini,

Burada, kendisine ısrarla; “ben size yazılı bir emir verdim mi? Bu evrakın bana teslimine ilişkin bir kanıt var mı?” diye sorular yönelttiğini ve kendisini baskı altına almaya çalıştığını, kendisinin atama sürecinden habersiz olduğunu kabullenmelerini istediğini,

Hukuk Müşaviri Av. …’in; ...’e ilişkin güvenlik soruşturmasının yok sayılmasının veya görülmediği, ifadesinin daha sonra görüldüğünün anlaşılması durumunda daha ciddi sorunlara neden olacağını ifade ettiğini,

Genel sekreter …’un, ...’e ilişkin güvenlik soruşturmasının şu an kişinin dosyasında takılı olduğunu, ... adına kişiye özel ve gizli olarak geldiğini ve genel evrak biriminde kayda girmediğini, kişiye özel belgelerin açılmadan kişiye teslim edilebileceğini belirttiğini,

Bu uyarılar sonrasında Rektör ...’nın … Gazetesine gönderilecek tekzip metnini ekteki (temyiz dilekçesindeki ek) gibi hazırlattığını,

…

Burada O dönem Hukuk Müşaviri olan Üniversite (...) Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi …’in;

Rektör Prof Dr. ... nın yaklaşık 1-1,5 yıl önce kendisini odasına çağırarak Prof. Dr. ...’e ait güvenlik soruşturmasını gösterdiğini ... ün ... soruşturmasından yargılandığını ve bu güvenlik soruşturmasına göre ne yapacaklarını sorduğunu söylediğini, kendisinin bu belgenin hukuk müşavirliğine gelmesi durumunda bu kişinin çalıştırılabileceği yönünde görüş vermeyeceğini, soruşturma açılmasını isteyeceğini, ifade ettiğini söylediğini,

Daha sonra Prof. Dr. ... ve kendisinin bu belgeyi alarak Prof. Dr. ...’ün yargılandığı mahkeme başkanı ve üyelerle görüşme yaptıklarını burada Rektör Prof. Dr. ... 'nın başkan ve üyelere;

Prof. Dr. ...’ü tanıdığını ve kendisine güvendiğini bu kişinin ... ile bir bağlantısının olmadığını ifade ettiğini söylediğini, bu görüşmede mahkeme başkanının ...’ün büyük ihtimalle ceza alacağını söylediğini ifade ettiğini, Rektör ...’nın hiç görmediğini belirttiği güvenlik soruşturması belgesinde parmak izinin bulunduğunu, görüşmeye gittiklerine ilişkin kamera kayıtlarının olacağını, ya da üyelere sorulması halinde kendileriyle görüşmeye gittiklerini söyleyeceklerini belirttiğini,

Rektör …'nın konudan çok önceleri bilgi sahibi olduğunu ve bunları benden kasıtlı olarak gizlediğini öğrendiğini,

Akademik Personel Şube Müdürü …, Rektör ...’nın ...ün tutuklanma kararından önce yaklaşık 7-8 ay önce ...’ün özlük dosyasını istediğini, dosyada …’e ait güvenlik soruşturma belgesinin olduğunu ve kendisinin bunu ilk kez burada gördüğünü, belgenin kayıt altına alınmadığını ve tutanak tutulmadığını, ... hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığını söylediğini, bu konudaki bilgilerden Personel Daire Başkanı …’nun da bilgisinin olduğunu belirttiğini,

Yüksek Öğretim Kurulu Tarafından Yapılan soruşturma ile ilgili olarak;

Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu Başkanlığı tarafından yukarıda geçen hususlarla ilgili soruşturma açıldığını, Üniversite (...) tarafından sürece ilişkin Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu Başkanlığına bilgilendirme yazısı gönderildiğini (EK-9), soruşturma sürecinde ifadeye davet (EK-10), ifadesinin (EK-l 1), Savunmasının (EK-12) ve YÖK Yüksek Disiplin Kurulu Kararı (EK-13)’nı ve tarafıma verilen disiplin cezasının iptaline ilişkin mahkeme kararını (EK- 14) ekte Temyiz Kurulunun bilgisine sunduğunu,

2- Kurum (...) tarafından yapılan ödemelerin haksız olduğu durumunun anlaşılması üzerine Kurum tarafından ...'e alacak davaları açıldığını ve bu davalar sonucunda tahsilatların faiziyle sağlandığını kamu zararının ortadan kaldırıldığını,

Sırasıyla;

a) İlk olarak … tarihinde ... tarafından ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde yalnızca KHK tarihinden sonra maaş ödemeleri için dava açıldığını, ... … Asliye Hukuk Mahkemesi … E. … K. Ve …. Tarihli kararıyla da davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf yargılaması da ... Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi Dosya No: … Karar No: … Karar Tarihi: … Tarihiyle tamamlandığını ve dosyanın kesinleştiğini (EK-15), Mahkeme kararına yönelik alacak için Üniversitenin (...’nün) ... …. Genel İcra Dairesi … icra takibi başlatıldığını ve kamu zararının kişiden tahsil edildiğini (EK-16),

b) İkinci olarak Sayıştay sorgusu üzerine 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...’e yapılan tüm ödemeler hakkında sorgulama başlatılınca, 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...’e yapılan tüm ödemeler hakkında ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E…. K…. T. … tarihli kararıyla kısmen kabul kısmen red kararı verilerek tüm ödemelerin değil yalnızca KHK 08/07/2018 tarihinden istifa tarihine itibaren yapılan ödemelerin istenebileceği hükmünü verdiğini (EK-17), Dosyanın istinaf aşamasında devam ettiğini ve henüz kesinleşmediğini, ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesince haksız olduğu kabul edilen tutarın 08/07/2018 tarihinden itibaren ödemelere yönelik ... …. Genel İcra Dairesi E. … dosyasıyla takip başlatıldığını ve kamu zararının kişiden tahsil edildiğini (EK-18),

c) Üçüncü olarak Sayıştay 2. Dairesi 07/12/2023 Tarihli 381 No.lu ilamı uyarınca davacının ilk göreve başlama tarihinden itibaren kamu zararına sebep olunduğu kararı verildiğinden dolayı ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi E…. K.2024/14 T…. Tarihli kararıyla İHTİYATI HACİZ kararı alındığını (EK-19), İhtiyati Haciz kararıyla istinaf yargılaması devam ederken göreve başladığı tarih olan 13/07/2017 tarihinden KHK yayım tarihi olan 08/07/2018 yılı ödemeleri için ihtiyaten haciz kararının Üniversite tarafından alındığını, ... …. Genel İcra Dairesi … dosyasıyla ihtiyati haciz takibi başlatıldığını ve …-TL’lik tutarın tahsili İcra Dairesine yatırıldığını, İhtiyati haciz kararı diğer istinaf dosyası sonuçlanıncaya kadar İcra dairesinde paranın blokeli halde bekletileceğini, İstinaf dosyası sonuçlanıp kesin hacze dönüşünce icra dairesine yatırılan tutar Üniversite (...) hesaplarına yatırılacağını, ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı kesinleşmediğinden, şu an ... 1. Genel İcra Dairesi hesabında bloke olarak beklediğini,

3- Kurum (...) tarafından gerekli tüm yasal yollara gidildiğini ve zarara sebep olan ...’den tahsilatlar sağlandığını, ortada bir kamu zararı kalmadığını,

4- Sayıştay 2. Dairesinin 2017 yılına ilişkin denetimiyle ilgili olarak verdiği 381 No.lu ilamın hukuk mahkemesi kararıyla çeliştiğini, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama olduğunu ve ilk derece mahkemesince 13/07/2017 ila 08/07/2018 tarihleri arası ödemelerin hukuka uygun bulduğunu (EK-17), bu duruma Üniversitenin, İstinaf yargı yoluna başvurulduğunu, ancak henüz sonuçlanmadığını,

Bu haliyle ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının hukuk düzeninde geçerli olduğunu, Mahkemenin ödemeler için “hukuka uygun” dediğini, ancak Sayıştay 2, Dairesinin “hukuka aykırı kamu zararı var” dediği bir durumun söz konusu olduğunu,

5- Buna rağmen ... tarafından, Sayıştay İlamına dayanarak ihtiyati haciz davası açılarak, diğer yargılama kesinleşmeden ihtiyati haciz kararı alındığını ve ...’ün mal kaçırmasının önüne geçildiğini ve icra dairesinde blokeli olarak paranın kalmasının sağlandığını, ... …. Genel İcra Dairesine Tahsilat işlemlerinin de kısmen sağlandığını,

Şu aşamada mahkemece “kamu zararı yoktur” denilen kısım için tazmin hükümlerinin kendisine yükletilmesinin, hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, tarafına verilen tazmin kararın kaldırılması gerektiğini,

6- Konuyla ilgili olarak soruşturmaların akıbetleri;

a) Disiplin soruşturması yönünden; YÖK tarafından yapılan soruşturmada kınama cezası verildiğini, daha sonra idari yargıda iptal davasının açılmasıyla disiplin cezasının “hukuka aykırı” olduğu belirtilerek kaldırıldığını (EK-14),

b) Ceza soruşturması yönünden; Danıştay …. Dairesi …, K…. T. … tarihli kararıyla kamu davasının açılmasını gerektirmediğinden, YÖK Tarafından verilen … Tarihli … Sayılı Men-i Muhakeme Kararının onandığını (EK-20),

7- Özetle, Kamu zararına sebep olan kişiden faiziyle tahsilatları sağlandığını, SGK tarafından ...’e ödenecek tutarların, öncelikle alacaklısı oldukları icra dairesi dosyalarına icra dairesinden de Üniversite için tahsilatının sağlandığını, Mahkeme kararı uyarınca “kamu zararı yoktur” kararı verildiğini, kendisine disiplin ve cezai yönden herhangi bir sorumluluk yüklenmediğini, buna rağmen Sayıştay Dairesi ilamları neticesinde tazmin hükümlerinin kendisine yükletilmesinin, hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, kendisine verilen tazmin kararının kaldırılması gerektiğini,

…

Yukarıda açıklanan nedenlerle ve Temyiz Kurulunun incelemeleri sırasında re’sen tespit edeceği sair nedenlerle, Sayıştay 8. Dairesinin, 2018 yılına ilişkin 05.12.2023 tarih ve 285 no.lu İlam ile verdiği kararların kaldırılması ve tazmin sorumluluğunun bulunmadığı, kararı verilmesi, bunun mümkün olmaması halinde belirtilen ilamın bozulması, kararı verilmesini arz ettiğini, ifade etmiştir.

Daire İlam hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan … (Dosya No: 53915), gönderdiği dilekçede;

Temyiz konusu olay özetle,

... Üniversitesi (...) Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü Profesör kadrosuna atanan ...'ün güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması neticelenmeden işleminin yapıldığını, ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü’nün … tarihli yazısıyla ilişik kaydının olduğu ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik araştırmasının sonucuna göre işlem yapılmamış olması ve 08.07.2018 tarihli 701 Sayılı KHK ile ...'ün rütbelerinin alındığı, buna rağmen gerek ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan güvenlik araştırmasının sonucuna göre işlem yapılmamış olması, gerekse 701 Sayılı KHK'ya göre işlem tesis edilmemiş olması nedeniyle kamu zararı oluştuğundan bahisle, “Gerçekleştirme Görevlisi” olarak kamu zararına sebebiyet verdiğinden,

İlamın 1’inci maddesiyle; adı geçen şahsa 2018 yılı maaş ve ek ders ödemelerinin yapılması sonucunda …TL kamu zararının,

İlamın 2’nci maddesiyle de; adı geçen şahsa döner sermaye ödemelerinin yapılması sonucunda da … TL kamu zararının ödettirilmesi kararı verildiğini,

Söz konusu kararın hatalı olduğunu, Temyiz Kurulunca kararın kaldırılmasını arz ettiğini,

Şöyle ki;

1- ...’ün Üniversitede (...’de) 13/07/2017 tarihinde göreve başladığını, 08/07/2018 tarihinde Resmî Gazete’de 701 Sayılı KHK yayımlandığını ve isminin Askeri Personeller kategorisinde sayıldığını ve 28/06/2019 tarihinde istifa ederek Kurumdan (...’den) ayrıldığını,

2- ...'ün üniversitede göreve başlamasıyla ve görevini sürdürmesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, Kurum (...) tarafından yapılan ödemelerin haksız olduğu durumunun anlaşılması üzerine, Kurumun (...’nün) ...’e alacak davaları açtığını ve bu davalar sonucunda tahsilatların faiziyle sağlandığını, kamu zararının ortadan kaldırıldığını,

Sırasıyla;

a) 10/03/2020 tarihinde ... tarafından ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde yalnızca KHK tarihinden sonra maaş ödemeleri için dava açıldığını, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (… E. … K.) … Tarihli kararıyla da davanın kabulüne karar verildiğini, İstinaf yargılamasının da ... Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinde (Dosya No: … Karar No:… Karar Tarihi: … Tarihiyle) tamamlandığını ve dosyanın kesinleştiğini (EK-l), Mahkeme kararına yönelik alacak için Üniversite (...) tarafından ... ... Genel İcra Dairesi … icra takibi başlatıldığını ve kamu zararının kişiden tahsil edildiğini (EK-2),

b) Sayıştay sorgusu üzerine 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...’e yapılan tüm ödemeler hakkında sorgulama başlatılınca, 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...’e yapılan tüm ödemeler hakkında ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi E…. K…. T. … tarihli kararıyla kısmen kabul kısmen red kararı verilerek tüm ödemelerin değil, yalnızca KHK 08/07/2018 tarihinden istifa tarihine itibaren yapılan ödemelerin istenebileceği yönde hüküm verildiğini (EK-3), dosyanın İstinaf aşamasında devam ettiğini ve henüz kesinleşmediğini, ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesince haksız olduğu kabul edilen tutarın 08/07/2018 tarihinden itibaren ödemelere yönelik ... ... Genel İcra Dairesi … dosyasıyla takip başlatıldığını, kamu zararının kişiden tahsil edildiğini (EK-4),

c) Sayıştay 2. Dairesi 07/12/2023 Tarihli 381 No.lu İlamı uyarınca davacının ilk göreve başlama tarihinden itibaren kamu zararına sebep olunduğu kararı verildiğinden, dolayı ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi E…. K…. T. … Tarihli kararıyla İHTİYATİ HACİZ kararı alındığını (EK-5), İhtiyati Haciz kararıyla istinaf yargılaması devam ederken göreve başladığı tarih olan 13/07/2017 tarihinden KHK yayım tarihi olan 08/07/2018 yılı ödemeleri için ihtiyaten haciz kararı Üniversite (...) tarafından alındığını, ... …. Genel İcra Dairesi … dosyasıyla ihtiyati haciz takibi başlatıldığını ve …-TL’lik tutarın İcra Dairesine yatırıldığını, İhtiyati haciz kararı diğer istinaf dosyası sonuçlanıncaya kadar icra dairesinde, paranın blokeli halde bekletileceği, İstinaf dosyası sonuçlanıp kesin hacze dönüşünce, icra dairesine yatırılan tutarın Üniversiteye yatırılacağını, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı kesinleşmediğinden, şu an ... …. Genel İcra Dairesi hesabında bloke olarak beklemekte olduğunu,

3- Kurumca (... tarafından) gerekli tüm yasal yollara gidildiğini ve zarara sebep olan ...'den tahsilatlar yapıldığını, ortada bir kamu zararı kalmadığını,

4- Sayıştay 2. Dairesinin 2018 yılına ilişkin denetimiyle ilgili olarak verdiği İlamın, hukuk mahkemesi kararıyla çeliştiğini, ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama yapılıp, ilk derece mahkemesince 13/07/2017 ila 08/07/2018 tarihleri arasında yapılan ödemelerin, hukuka uygun bulunduğunu (EK-3), bu duruma Üniversite (... tarafından) İstinaf yargı yoluna başvurulduğunu, ancak henüz sonuçlanmadığını, bu haliyle ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının hukuk düzeninde geçerli olduğunu, Mahkemenin ödemelere hukuka uygun dediği ancak Sayıştay 8. Dairesinin “hukuka aykırı kamu zararı var” dediği bir durumun söz konusu olduğunu,

5- Buna rağmen Kurum (... tarafından) Sayıştay İlamına dayanarak ihtiyati haciz davası açıldığını, diğer yargılama kesinleşmeden ihtiyati haciz kararı alındığını ve ...’ ün mal kaçırmasının önüne geçildiğini, icra dairesinde blokeli olarak paranın kalmasının sağlandığını, ... …. Genel İcra Dairesine Tahsilat işlemleri de kısmen sağlandığını, şu aşamada mahkemece “kamu zararı yoktur” denilen kısım için, tazmin hükümlerinin kendisine yükletilmesinin, hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, kendisine verilen tazmin kararın kaldırılması gerektiğini,  

6- Konuyla ilgili olarak soruşturmaların akıbetleri:

a) Disiplin soruşturması yönünden; YÖK tarafından yapılan soruşturmada kınama cezası verildiğini, daha sonra idari yargıda iptal davasının açılmasıyla disiplin cezasının, hukuka aykırı olduğunun belirtilerek, kaldırıldığını (EK-6),

b) Ceza soruşturması yönünden; Danıştay …. Dairesi E…., K.2023/1937 T. … tarihli kararıyla kamu davasının açılmasını gerektirmediğinden, YÖK tarafından verilen … Tarihli …sayılı Men-i Muhakeme Kararı’nın onandığını (EK-7),

7- Kamu zararına sebep olan kişiden faiziyle tahsilatları sağlandığını, SGK tarafından ...’e ödenecek tutarların, ...’nün öncelikli alacaklısı olduğu icra dairesi dosyalarına icra dairesinden de Üniversiteye tahsilatının sağlandığını (EK-8), Mahkeme kararı uyarınca “kamu zararı yoktur” kararı verildiğini, kendisine disiplin ve cezai yönden herhangi bir sorumluluk yüklenmediğini, buna rağmen Sayıştay Dairesi ilamları neticesinde tazmin hükümlerinin kendisine yükletilmesinin hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, kendisine verilen tazimin kararının kaldırılması gerektiğini,

Yukarıda açıklanan nedenlerle ve Temyiz Kurulunun incelemeleri sırasında re'sen tespit edeceği sair nedenlerle, Sayıştay 8. Dairesinin, 2018 Yılı Denetimine İlişkin 10/10/2023 Karar tarihli ve 295 Karar numaralı (05/12/2023 İlam Tarihli ve 285 İlam Numaralı ilam Sıra No 1 ve 2) verdiği kararın kaldırılması, tazmin sorumluluğunun bulunmadığı karar verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde belirtilen ilamın bozulması karar verilmesini arz ettiğini, ifade etmiştir.

DİĞER DİLEKÇELERLE İLGİLİ BAŞSAVCILIK MÜTALAALARI

Başsavcılığın, Daire İlam hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan ...’in (Dosya No: 53914) gönderdiği dilekçe ile ilgili Mütalaasında;

“... Üniversitesi 2018 yılı hesabının 8’inci Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen, 05.12.2023 tarih ve 285 no.lu İlamın 1 ve 2’nci maddelerinde yer alan tazmin hükmünü temyiz eden ...'in, ilgi yazı ekinde gönderilen 01.02.2024 tarihli dilekçesi ile ekleri incelendi.

Dilekçede özetle, ... Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan, sonrasında da 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...'e maaş, ek ders, BAP ve döner sermaye ödemeleri yapılması nedeniyle kamu zararı oluştuğundan bahisle ilamın 1 ve 2’nci maddeleri ile toplam … TL’nin tazminine hükmedilmiş ise de;

...'ün atanma kararının verilmesi ve devamında mevzuata aykırı olarak görevine devam etmesinde bir ilgisinin bulunmadığı ileri sürülmekte ve tazmin hükmünün kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde ilamın bozulması talep edilmekte,

Ayrıca Kurumca, ...'e açılan alacak davaları sonucunda kamu zararının faiziyle birlikte tahsil edildiği belirtilerek, dilekçe ekinde … TL tutarındaki tahsilata ilişkin bir kısım belgelere yer verilmektedir.

Dilekçede konunun esası ile sorumluluğa ilişkin olarak ileri sürülen hususların, Daire ilamında ayrıntılı olarak ele alınıp gerekçeleriyle birlikte karşılandığı değerlendirilmekte olup, diğer taraftan hüküm tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan tahsilatında ilamın infazı mahiyetinde olması nedeniyle, talep hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığı mütalaa olunmaktadır. Arz ederim.” Denilmektedir.

Başsavcılığın, Daire İlam hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan …’un (Dosya No: 53915) gönderdiği dilekçe ile ilgili Mütalaasında;

“... Üniversitesi 2018 yılı hesabının 8’inci Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen, 05.12.2023 tarih ve 285 no.lu ilamın 1 ve 2’nci maddelerinde yer alan tazmin hükmünü temyiz eden …'un, ilgi yazı ekinde gönderilen 01.02.2024 tarihli dilekçesi ile ekleri incelendi.

Dilekçede özetle, ... Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan, sonrasında da 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...'e maaş, ek ders, BAP ve döner sermaye ödemeleri yapılması nedeniyle kamu zararı oluştuğundan bahisle ilamın 1 ve 2’nci maddeleri ile toplam … TL’nin tazminine hükmedilmiş ise de;

...'ün Üniversitede göreve başlatılması ve görevini sürdürmesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı ileri sürülerek tazmin hükmünün kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde ise ilamın bozulması talep edilmekte,

Ayrıca Kurumca, ...'e açılan alacak davaları sonucunda kamu zararının faiziyle birlikte tahsil edildiği belirtilerek, dilekçe ekinde … TL tutarındaki tahsilata ilişkin bir kısım belgelere yer verilmektedir.

Dilekçede konunun esası ile sorumluluğa ilişkin olarak ileri sürülen hususların, Daire ilamında ayrıntılı olarak ele alınıp gerekçeleriyle birlikte karşılandığı değerlendirilmekte olup, diğer taraftan hüküm tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan tahsilatında ilamın infazı mahiyetinde olması nedeniyle, talep hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığı mütalaa olunmaktadır. Arz ederim.” Denilmektedir.

YAPILAN DURUŞMADA

Daire İlam hükmünde “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan (Eski Rektör) ...;

Temyiz dilekçesi metninde bahsettiği üzere, kamu zararı oluşmadığını, Rektör olarak bir sorumluluğunun bulunmadığını, Sayıştay Savcısı’nın konuyu Cumhuriyet Savcılığı’na taşıma düşüncesinin (bu yöndeki yazılı Mütalaasının) yersiz olduğunu, Denetçi sorgusu ve Daire İlamında “kamu zararı” iddiasının 5018 s. Kanun’un 71’inci maddesi (g) bendine dayandırıldığını, bu bentte -kamu zararı- kavramının “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kuralına bağlı olduğunu, oysa Denetçi tarafından ödemelerin hangi mevzuat hükümlerinde öngörülmediğini açık ve net bir biçimde ortaya konulamadığını, (kendisine göre) yasal dayanakların 2547, 657 ve 4045 sayılı Kanunların ilgili hükümleri olabileceğini;

2547 sayılı Kanun’un öğretim üyelerinin atanmasını düzenlediğini, adı geçen kişinin güvenlik soruşturması tamamlanmadan atandığını, ama usuli bir hatadan kaynaklı bir problem olduğunu, adı geçen kişinin (...’de) öğretim üyeliğine atanmasının 2547 sayılı Kanun’da belirtilen Komisyon ve Kurul’lar tarafından hukuki bir engel görülmediğinden gerçekleşebildiğini, bu kişinin Üniversitenin (...’nün) akademik personeli olarak görev yaptığı zaman boyunca verilen görevleri yerine getirdiğini/işini yaptığını, ayrıca, her usul eksikliğinin “kamu zararı” şeklinde nitelendirilemeyeceğini, kişinin yaptığı çalışmaların karşılığı olan ödemelerin “kamu zararı” sayılamayacağını,

657 sayılı Kanuna (ilgili hükümlerine) göre, güvenlik soruşturmasının yapılmasının bir zorunluluk olduğunu, ama soruşturma sürecinin olumsuz sonuçlanması halinde kurum ve kuruluşların yetkililerinin ne yapacaklarının çok net olmasa da, pek çok durumda yapılması düşünülen/planlanan atamaların (yetkili) Amirler’in inisiyatifine bırakılmış olduğunu, (Emniyet Müdürlüğü’nden gönderilmiş olan) evrakta “ilişik bulunmuştur” ifadesinin dikkate alınmış olması halinde dahi, toplamda 1 yılı geçmeyen bir ceza aldığından, atama inisiyatifinin yine (yetkili) Amir’de olduğunu, Danıştay’ın benzer pek çok dosyada kişiler lehine kararlar verdiğini, Kara Harp Okulu ile Milli Savunma Bakanlığı’nın bu konuda (adı geçen kişinin durumu hakkında) ...’yü hiç bilgilendirmediğini,

4045 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılmış olan Yönetmelik hükümlerine göre; atanacak olan kişinin (hassas birimler hariç) inisiyatifi yine (yetkili) Amirler’e bıraktığını, bu durumda da hangi mevzuatta yer almayan hükme/hükümlere göre “kamu zararı” nitelemesi yapılabileceğini,

Fiilen çalışmış olan bir kişiye emeklerinin karşılığı olan ödemelerin yapılmamasının düşünülemeyeceğini, ayrıca bütün tahsilatın sağlandığını, söz konusu ödemelerin “kamu zararı” olduğunu kabul etmemekle birlikte, üst yönetici sıfatıyla ve Rektör olarak imzaladığı/onayladığı bu belgeler dolayısıyla ve fakat açıkladığı gerekçelerle, sorumluluk kabul etmediğini,

Adı geçen kişinin CV’sini 2015 yılında ...’ye ilettiğini ve başvurduğunu, kendisinin o tarihlerde ... … Üniversitesi’nde görevli olduğunu, (söz konusu) işlemin açıktan atama olmadığını, adı geçen kişinin … Üniversitesi’nden naklen ...’ye geçtiğini, temyiz dilekçesinde de bahsettiği üzere; ... Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’ne (adı geçen kişi ile ilgili olarak) bilgi isteme yazısı gönderildiğini, cevabın çok geç (5,5 ay sonra) geldiğini, kendisinin, dosyaları alt kademelerde tekemmül etmiş olan yazılara imza attığını/onay verdiğini, 15 Temmuz sonrasında (el konulan) … Üniversitesi rektörlüğü görevini de icra etmek zorunda kaldığını, bu yoğunlukta bazı detayları kaçırmış olabileceğini, kasıtlı ve bilinçli bir gayrihukuki davranışının olmadığını, ... Valiliği’nden (kendi adına) gelmiş olan yazının kendisine teslim edilmediğini, o tarihlerde muhtelif başka kamu görevlerini de yürütmek zorunda olduğunu ve bu nedenle de çok yoğun bir iş temposuyla çalıştığını, bu bağlamda Denetçinin, evrakın ... Valiliği’nden ...’ye geç gönderilme sebeplerini de araştırması/sorgulaması gerektiğini, adı geçen kişinin Genel Kurmay Başkanlığı’nda görev yapan personellerden ihraç edilenler listesinde yer aldığını ve bu konuda ...’nün bilgilendirilmediğini,

Sayıştay Savcılarının konu ile ilgili bakış açılarının farklı olduğunu, birinin “kamu zararı olduğuna hükmedilen tutarın tahsil edildiği görüldüğünden, denecek kalmadığı …” şeklinde Mütalaa verdiğini, diğerinin ise; “konunun her yönüyle araştırılması ve soruşturulması amacıyla, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulması gerektiğini …” belirttiğini, ancak bu Savcı’nın konuyu iyi incelemediğini,

YÖK’ün kendileri için vermiş olduğu disiplin cezasının idari yargıdan döndüğünü (cezai işlemin iptal edildiğini) ve lehlerine men’i muhakeme karar süreci yaşandığını,

Sayıştay denetiminin 2022 yılı sonu ile 2023 yılı ilk aylarında başladığını, ihraç KHK’sı sonrasında kişi borcu kaydı yapıldığını, adli yargıda verilen kararlar sonrasında icra süreçlerinin hızla başlatıldığını, bu süreçlerden farklı olarak Sayıştay denetimi ve hesap yargılamasında atama işlemi ve işlem tarihlerinin de kapsama alındığını, adı geçen kişinin emekli olduğunda aldığı ikramiyeden de kesinti yapıldığını,

... Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün gönderdiği evrakın teslim alınması, muhafazası ve işleme konulması ile alakalı tüm süreçlerle ilgili olarak o tarihlerde ... Rektör Yardımcılığı görevini yürüten … ile de görüşülmesi gerektiğini,

İfade etmiştir.

Daire İlam hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan (... Genel Sekreter Yardımcısı) ...;

Personel Dairesi Başkanlığı’na kendisinin vekalet ettiği dönemden önce adı geçen kişinin atamasının gerçekleştiğini, güvenlik soruşturması sonucunun (Üniversite’ye) geldiği tarihi tam olarak hatırlamadığını/bilmediğini, sonucun “Kişiye Özel” ve “GİZLİ” mühürlü muhafaza zarfları içinde gelmiş olması gerektiğini, kendisinin 27.07.2017 tarihinde görevden ayrıldığını, 701 sayılı KHK’nın takip eden yıl yayınlandığını, söz konusu olayla/işlemle ilgili her hangi bir sorumluluk üstlenmeyeceğini, akademik personeli ilgilendiren mevzuat hükümlerine göre atama yapılması için (eski) Rektör’ün (...’nın) sözlü talimat verdiğini, Rektör’ün her sözlü talimatı için yazılı emir/onay isteyemeyeceklerini,

Bu olayla/işlemle ilgili olarak lehine verilmiş Danıştay kararı olduğunu (men’i muhakeme karar süreci),

İfade etmiştir.

Daire İlam hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan (... Genel Sekreteri) …;

...’nın açıklamalarına (atama işlemleri kısmı hariç) katıldığını, adı geçen kişi ile ilgili olarak, kendisine Personel Dairesi Başkanı’nın, atama işleminin gerçekleşeceğini söylediğini, güvenlik soruşturması sonucunun (eski) Rektör ...’nın ismine gönderildiğini, Üniversite’nin ilgili birimlerine ulaşmadığını, evrak kayıtlarında da bulunamadığını, Denetçi tarafından yapılan tespit sonrasında kişi borcu kaydı açıldığını ve adli süreçlerin de sonuçlanması akabinde, icra takiplerine başlanarak “kamu zararı” olarak nitelenen meblağın büyük ölçüde tahsil edildiğini,

... Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün gönderdiği evrakın (... birimleri tarafından) teslim alındığına dair bir kayıt bulunamadığını, teslimatın yapıldığının İl Emniyet Müdürlüğü kayıtlarından anlaşıldığını,

İhraç KHK’sı sonrasında ... Hukuk Müşavirliği’nin 2019 yılındaki yazısı üzerine adli dava süreçleri ve de icra takiplerinin başlatıldığını,

İfade etmiş ve duruşma sırasında temyiz dilekçesi metni dahilinde veya ekleri arasında bulunmayan tahsilat belgelerini (banka dekontları, muhasebe kayıtları vb) Temyiz Kurulu’na ibraz etmiştir.

Sayıştay Savcısı …;

Daire İlam hükmü ile kamu zararı olduğuna hükmedilen tutarın tahsil edildiği anlaşıldığından, Daire İlam hükmü ile verilen tazmin kararı ve/veya adli yargı süreçleri sonucunda gerçekleşen tahsilatlar ile ilgili olarak Temyiz Kurulu tarafından yapılacak bir işlem olmadığını, ifade etmiştir.

Daire İlam hükmünde “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan (Eski Rektör) ... ile Daire İlam hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olanlar; ... ile … ve de Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenilmesinden ve dosyada mevcut bilgilerin/belgelerin okunup incelenmesinden sonra;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1 – 285 sayılı İlamın 1’inci maddesiyle; Üniversitede, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan 701 sayılı KHK hükümleri uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...’e maaş, ek ders ve BAP ödemelerinin yapılması neticesinde oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.

Esasa ilişkin birincil mevzuat ve değerlendirme

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Genel ve özel şartlar” başlıklı 48’inci maddesinde;

"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

1. Türk Vatandaşı olmak,

2. Bu Kanunun 40’ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak,

3. Bu Kanunun 41’inci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak,

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

5. Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.

6. Askerlik durumu itibariyle;

a) Askerlikle ilgisi bulunmamak,

b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak,

c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,

7. 53’üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek (…) akıl hastalığı (…) bulunmamak.

8.(Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.

B) Özel şartlar:

1. Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41’inci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak,

2. Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak."

Denilmektedir.

676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendi “Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, atamanın yapıldığı yıl itibariyle (2017) devlet memurluğu kadrolarına atanabilmek için kişiler hakkında güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmasının gereklidir.

08.07.2018 tarihli ve 30472 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin “Rütbesi alınan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli” başlıklı 3’üncü maddesinde ise;

“Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, istifa eden veya başka bir sebeple ayrılanlardan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve ekli (4) sayılı listede yer alanların rütbelerinin alınır ve emekli kimliklerinin iptal edilir. Bu kişilerin kamu görevine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya dolaylı görevlendirilmezler. …” hükmü yer almaktadır.

Adı geçen akademik personelle ilgili atama ve idari işlem sürecine ilişkin değerlendirme

... Üniversitesi (...) öğretim üyesi alımı birinci ilanının Resmi Gazete’de yayımlanması üzerine ...’ün 05.09.2016 tarihinde Üniversitenin doçentlik kadrosuna başvurduğu, Üniversitenin … tarih ve … sayılı yazısı ile ... Valiliğinden güvenlik soruşturması yapılması talebinde bulunduğu, Üniversitenin öğretim üyesi alımı ikinci ilanının Resmi Gazete’de yayımlanması üzerine anılan kişinin bu sefer 14.04.2017 tarihinde profesörlük kadrosuna başvurduğu, ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticelenmeden 12.07.2017 tarihinde ... Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümünde profesör kadrosuna açıktan atamasının gerçekleştirildiği, anılan kişi hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından “Gizli ve Kişiye Özel” kapalı zarfıyla Rektör ...’ya gönderildiği, …. tarih ve … sayılı yazıda; “… ... hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesi ilişik kaydına rastlanılmış olup temin edilen karar ile PVSK Ek madde kapsamında elde edilerek kapalı mazruf içerisine konulan istihbari bilgiler yazımız ekinde gönderilmiştir.” denildiği, ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu olumlu sonuçlanmamasına rağmen Üniversite tarafından göreve devam ettirildiği, 701 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesine göre kamu görevi alamayacak olmasına rağmen Üniversitedeki görevine 28.06.2019 tarihine kadar devam ettiği, bu tarihte Üniversitedeki görevinden istifa ettiği, 01.08.2019 tarihinde Üniversite tarafından ... hakkında işlem başlatıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda;

...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının tamamlandığı tarih olan 10.08.2017 tarihinden önce (12.07.2017 tarihinde) ... Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümünde göreve başlatılması, 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendine, 03.10.2016 tarih ve 676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle eklenen "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak." kuralına aykırılık teşkil etmektedir.

657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartları düzenlerken, bu maddeye 676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle eklenen kurala göre devlet memurluğu kadrolarına atanabilmek için güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması şartı getirilmiş olup, bu nedenle profesör kadrosuna atanmak isteyen ...’ün güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına tabi tutulması ve bu süreç tamamlanmadan atamasının gerçekleştirilmemesi gerekmektedir.

Diğer taraftan 08.07.2018 tarihli ve 30472 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 701 sayılı KHK ile doğrudan ya da dolaylı kamu görevi alamayacak olan ...’e, bu tarihten anılan kişinin istifa ettiği 28.06.2019 tarihine kadar personel ödemesinde bulunulmasının yasal dayanağı bulunmamaktadır.

657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde yer verilen kurala aykırı biçimde ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması süreci tamamlanmadan profesörlük kadrosuna atanması ve 701 sayılı KHK ile kamu görevi alamayacak olmasına rağmen göreve devam ettirilerek personel ödemelerinin gerçekleştirilmesi, hukuka uygun değildir.

Sorumlular tarafından gönderilen temyiz dilekçelerinde de;

676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendin Anayasa Mahkemesi'nin 24.07.2019 tarih ve E:2018/73, K:2019/65 sayılı kararı ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki dosyanın Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği öne sürülmüştür.

Anayasa’nın 153’üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmü, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte, Anayasa Mahkemesince daha ileri bir tarih belirlenmiş ise o tarihte yürürlükten kalkacaktır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereği ise Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümeyecektir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükten kalkacak ve iptal kararları geriye yürümeyeceği için de, idari işlemlerin, AYM tarafından iptal edilinceye kadar yürürlükte olan kanun/KHK hükmüne göre tesis edilmiş olması gerekecektir.

Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin iptal kararında özel hayata saygı hakkıyla sınırlı bir inceleme yapıldığı dikkatten kaçırılmamalıdır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu bireylerin kişisel verilerinin toplanmasının, işlenmesinin ve kullanılmasının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilerek bu müdahaleye dayanak oluşturan kanunun hukuk devleti ilkesinin gerektirdiği kriterleri karşılayıp karşılamadığı irdelenmiştir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesinin Anayasa’nın 13’üncü, 20’nci ve 128’inci maddeleriyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Kaldı ki Anayasa Mahkemesi dahi güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanmasına ilişkin önüne gelen bireysel başvuruya konu pek çok uyuşmazlıkta derece mahkemelerinin 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendine ilişkin yorumlarının Anayasal bir hakkın ihlaline yol açıp açmadığını incelerken anılan kuralın iptal edilmiş olmasının da bu neticeyi değiştirmeyeceğini vurgulamıştır. (…, Başvuru Numarası: …). Diğer bir deyişle Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından anılan kuralın yürürlükte olduğu döneme ilişkin yapılan yorumların anayasal bir hak ihlaline yol açıp açmadığını bizzat kendisi incelemiş, kuralın daha sonra iptal edilmiş olmasını ise, dikkate almamıştır.

Hem Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin Anayasa hükmü hem de Anayasa Mahkemesi tarafından konuya ilişkin olarak verilen kararlar dikkate alındığında sorumlular tarafından ileri sürülen itirazlar yerinde değildir.

Ayrıca sorumlularca, 657 sayılı Kanun’a eklenen bendin, sadece soruşturma yapılmasını zorunlu kıldığı, soruşturma sonucunun durumuna göre hangi işlemlerin yapılacağı konusunda ilgili bentte amir bir hükmün yer almadığı, soruşturma sonucu olumsuz çıkan memur adayının memur olarak atanamayacağı, şeklinde bir düzenlemenin kesinlikle olmadığı, atayıp atamama konusundaki takdir hakkının, atamaya yetkili makama bırakıldığı öne sürülmüştür.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının “olumsuz sonuçlandığı” gerekçesiyle kamu görevine geçme talebinin reddine dair işleme karşı açılan iptal davalarına ilişkin idari yargı kararları incelendiğinde, ilk derece mahkemelerinin 657 sayılı Kanun'un 48’inci maddesine eklenen alt bentteki şartının, “güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması” biçiminde yorumladığı anlaşılmaktadır (... …. İdare Mahkemesi E:…, K:…).

İlk derece mahkemelerinin söz konusu fıkranın güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanmasını gerektirdiği biçimindeki yorumunun veri olarak kabul edildiği hususu, Anayasa Mahkemesinin bu konu hakkında önüne gelen bireysel başvurularda ifade edilmektedir (…, Başvuru Numarası: …).

Diğer bir deyişle Anayasa Mahkemesi söz konusu yorumu hukuka uygun kabul etmektedir. Hal böyle iken sorumlular tarafından dile getirilen; “soruşturma sonucu olumsuz çıkan memur adayının memur olarak atanamayacağı” şeklinde bir düzenlemenin kesinlikle olmadığı ve atama konusunda yetkili makamın takdir hakkı bulunduğu iddiasının, bahsi geçen yargı kararları dikkate alındığında, yerinde olmadığı görülmektedir.

Sorumlular buna ek olarak ...’ün “her şeye rağmen”, “profesör” niteliklerini taşıdığı için bu kadroya atandığını ve kendisinden bu unvanın gerektirdiği her türlü akademik hizmetin eksiksiz olarak alındığını, bir bakıma kendisinden alınan iş ve hizmetlerin karşılığı olarak ücret ödemesinde bulunulduğunu, adı geçene ifa ettiği hizmet karşılığı ödenen maaşın geri alınmasının angarya yasağının ihlali anlamına geleceğini ve bu durumun da Anayasaya aykırı olduğunu öne sürmüşlerdir.

Anayasa'nın 18’inci maddesinde zorla çalıştırma yasağıyla birlikte angaryanın da yasak olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 18’inci maddesinin gerekçesinde "kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması"; Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da "bir maldan ya da bir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma" şeklinde tanımlanmıştır (AYM, E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013; E.2006/21, K.2006/38, 13/3/2006).

Buna göre angarya, zorla çalıştırmanın bedel ödenmeksizin yaptırılan şekli olarak kabul edilebilir. Anayasa Mahkemesi zorla çalıştırmayı üstün bir iradenin buyurmasıyla kişinin serbest iradesine aykırı olarak ve yaptırım tehdidi altında yapmış olduğu çalışma olarak tanımlamaktadır (… [GK], B. No: …, …). Somut olayda sorumlular tarafından Profesör kadrosuna ataması yapılan ...’e ifa ettiği hizmet karşılığı ödenen maaşın geri alınmasının angarya yasağının ihlali anlamına geleceği iddia edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi içtihadında benimsenen ilkeler çerçevesinde sorumluların iddiası değerlendirildiğinde;

...’ün akademisyenlik görevini yapmasının iradesi dışında, bir tehdit veya baskı sonucu gerçekleştiği söylenemez. Kaldı ki savunmalarda kamuoyunda “Kara Harp Okulu davası” olarak bilinen davada yargılandığı ifade edilen ...’ün Üniversitenin Profesörlük kadrosuna başvurduktan sonra güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanabileceğini ve bunun neticesinde göreve başlatılamayabileceğini öngörmesi gerekeceği,

Bunun yanı sıra 701 sayılı KHK ile kamu görevi alamayacağı ifade edilen ...’ün bu durumu bilmemesi hayatın olağan akışına aykırı olup buna rağmen kamu görevi alamayacağı 08.07.2018 tarihinden istifa ettiği 28.06.2019 tarihine kadar Üniversiteden maaş almaya devam ettiğinden,

Üniversitenin ...’ü iradesi dışında ve yaptırım tehdidi altında çalıştırdığı da söylenemeyeceğinden, sorumluların bu husustaki itirazlarının da yerinde olmadığı görülmektedir.

Temyiz başvurusunda bulunan sorumlular tarafından gönderilen dilekçede de; ...’ün isminin 701 sayılı KHK’ya ekli 4 sayılı TSK personeli listesinde yer aldığı, isminin taraflarca tespitinin mümkün olmadığı, ... hakkında yürütülen soruşturma/kovuşturma işlemleri hakkında ilgili merciler tarafından ...’ye herhangi bir bilgi verilmediği, ifade edilmiştir.

...’ün 701 sayılı KHK ile kamu görevi alamayacağı ifade edilmiş olup, söz konusu KHK, 08.07.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. Adı geçen kişinin isminin TSK personeli listesinde geçmesi ve ilgili merciler tarafından kişinin durumu hakkında bilgi verilmemesi, Üniversite yönetiminin kamu görevine son verilmesi gereken personeli tespit etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte, gerek Üniversitenin teşkilat yapısı içerisinde personel yönetimi konusunda uzmanlaşmış birimlerin bulunması, gerekse bu birimlerin aday veya çalışan personelin yasal mevzuat çerçevesinde çalıştırılmasından sorumlu oldukları hususunun önemli olduğu,

Diğer taraftan sivil bir Üniversite bünyesinde asker kökenli çalışan personel sayısının fazla olması beklenemeyeceğinden, bu şekilde çalışan personelin takibinden Üniversite idaresinin sorumlu olduğun ve bu gerekçelerle sorumluların temyiz dilekçesinde de ileri sürdükleri itirazlar yerinde ve kabul edilebilir nitelikte değildir.

Temyiz başvurusunda bulunan sorumlular tarafından gönderilen dilekçede de; ...’ün kadrolu memur olduğu için naklen atanması nedeniyle, 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde yer alan "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak." kuralına tabi olmadığı ileri sürülmüş olsa da,

Sorumluluğuna hükmedilenler; rektör, genel sekreter ve personel daire başkan vekili tarafından imzalanan 12.07.2017 tarihli atama evrakında atamanın “Profesör kadrosuna açıktan atama” şeklinde ifade edildiği dikkate alındığında, bu iddianın geçerli olmadığı açıktır.

Temyiz başvurusunda bulunan sorumlular tarafından gönderilen dilekçede de; Son Soruşturma Yetkili Kurulunun … tarih ve …. no.lu kararıyla haklarında “Görevi kötüye kullanma” suçuna sebebiyet verildiği iddiasıyla ilgili olarak Men-i Muhakeme kararı verildiği ifade edilmişse de;

Anılan kararda ceza muhakemesi yönünden sadece kasıt unsurunun varlığı tartışılmıştır. Oysa, mali sorumluluk yüklenmesinde sadece kasıt unsurunun varlığı aranmamakta olup, kusur veya ihmalin olup olmaması da önemlidir. Bu nedenle söz konusu itiraz, geçerli ve kabul edilebilir mahiyette değildir.

Temyiz başvurusunda bulunan sorumlular tarafından gönderilen dilekçede de; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun kurum kayıtlarına girmediği, gizli ve kişiye özel olarak gelen evrakın Rektör ...’ya teslim edilmediği, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumlu geldiği, varsayımıyla atama evrakının imzalandığı, evrakın Yönetmelikte belirlenen süre içerisinde gelmediği öne sürülmüştür.

657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesine 676 sayılı KHK'nın 74’üncü maddesiyle eklenen kural çok açık bir biçimde devlet memurluğu kadrolarına atanabilmek için güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması şartı getirmiştir. Emredici nitelikteki bu kural, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun olumlu ya da olumsuz gelmesinden bağımsız olup, değerlendirmelerin bu kapsamda yapılması gerekmektedir. Diğer taraftan söz konusu şart getirilirken, Kanun maddesinde herhangi bir süre zikredilmemiştir. Dolayısıyla, Kanundan daha alt bir düzenleme ile bir süre öngörülmüş olsa dahi bu sürenin geçmesi atamanın yapılabileceği anlamına gelmemektedir. Kaldı ki Üniversite (...) yönetimi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu ile ilgili olarak ... Valiliğinden yeniden bilgi isteyebilir.

Tekrar bilgi/belge talebinde bulunulmadan (örneğin tekit yazısı dahi gönderilmeden), dosyanın tekemmül ettiği düşünülerek/varsayılarak atamanın gerçekleştirilmesi, Kanun’un emredici hükmüne aykırılık teşkil etmektedir. Kısacası, yapılan atama hukuka uygun olmadığından, sorumlular tarafından temyiz dilekçesinde de ileri sürülen itiraz kabul edilmemiştir.

Konunun sorumluluk yönünden değerlendirilmesi

...’ün atandığı tarih ile 701 sayılı KHK ile kamu görevi almasının yasaklandığı tarihe kadar yapılan personel ödemelerine ilişkin sorumluluk:

Daire İlam hükmüne konu edilen olayda;

... tarafından ilan edilen profesörlük kadrosuna başvuran ... hakkında … tarih ve … sayılı yazı ile ... Valiliğinden güvenlik soruşturması yapılması talebinde bulunulduğu, ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticelenmeden 12.07.2017 tarihinde ... Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümünde profesör kadrosuna açıktan atamasının gerçekleştirildiği, anılan kişi hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun ... Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından “Gizli ve Kişiye Özel” kapalı zarfıyla Rektör ...’ya gönderildiği, … tarih ve … sayılı yazıda kişi hakkında ilişik kaydına rastlandığı bilgisinin verildiği, ...’ün güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu olumlu sonuçlanmamasına rağmen Üniversite tarafından göreve devam ettirildiği anlaşılmakta olup,

Atama evrakının ise Rektör ..., Genel Sekreter … ve Personel Daire Başkan Vekili ... tarafından imzalandığı, görülmektedir.

2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 23, 24 ve 26’ncı maddelerine göre öğretim üyelerinin atama yetkisi rektöre verilmiştir. Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Personel Daire Başkanlığı” başlıklı 29’uncu maddesinde üniversite personelinin atama, özlük ve emeklilik işleriyle ilgili işlemlerini yapma görevi Personel Daire Başkanlığı’ndadır. Aynı Kararnamenin 27’nci maddesi ise Genel Sekreterin görev ve sorumluluklarını düzenlemektedir.

Somut olayda, atama onayında imzası bulunan Rektör ... güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun kendisine teslim edilmediğini, Genel Sekreter … evrakın kurum kaydına girmediğini ve kendisine teslim edilmediğini, Personel Daire Başkan Vekili ... ise güvenlik soruşturması sonuçlarının bizzat Rektör tarafından takip edildiğini, güvenlik soruşturması sonucunda olumsuz bir durum olmadığının rektör tarafından ifade edildiğini, kendisinin evrakı görmediğini ifade etmişlerdir.

Dolayısıyla somut olayda soruşturma evrakının teslim edilip edilmediği net olmamakla birlikte, atama evrakında imzası bulunan kişilerin ifadelerinden, evrakı görmeden imzaladıkları konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunun teslim edilip edilmediği hususunun net olmadığı somut olayda, dosya tekemmül etmeden atamanın gerçekleştirilmesinde yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre sorumluların kusurlu hareket ettikleri anlaşıldığından, haklarında mali sorumluluk oluşmuştur.

Kaldı ki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucu olumsuz gelmiş olmasına rağmen ... görevine devam etmiştir. Bahsi geçen evrak, adı geçen sorumlulara teslim edilmemiş olsa dahi, bu kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının akıbeti ile ilgili olarak ... Valiliğinden bilgi istemesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.

701 sayılı KHK ile kamu görevine son verilmesi gereken ...’e bu tarihten sonra yapılan personel ödemelerine ilişkin sorumluluk

08.07.2018 tarihli ve 701 sayılı KHK ile kamu görevine son verilmesi gereken ..., 701 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesine göre kamu görevi alamayacak olmasına rağmen Üniversitedeki görevine 28.06.2019 tarihine kadar devam etmiş, bu tarihte Üniversitedeki görevinden istifa suretiyle ayrılmış, kamu görevine son verilmesi gereken 08.07.2018 tarihinden istifa ettiği 28.06.2019 tarihine kadar Üniversiteden personel ödemesi almaya devam etmiştir.

Daire İlamına konu olayda; 701 sayılı KHK ile kamu görevine son verilmesi gereken ...’e bu tarihten sonra yapılan personel ödemelerine ilişkin olarak atama evrakında imzası bulunan ilgililerin illiyet bağının kesilmemesi nedeniyle mali sorumlulukları devam etmektedir.

Olayda illiyet bağının devam etmesinin sebebi ise, hatalı atama işlemi tesis edilmesinin ...’ün 701 sayılı KHK ile kamu görevine son verilmesi gereken bir işlem tesis edilmesine yol açmasıdır.

701 sayılı KHK’nın “Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı 1’inci maddesinde “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz.” denilmek suretiyle (1) sayılı listede yer alan kişilerin kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarıldığı ifade edilmiştir. ...’ün ismi bu listede yer almadığından kamu görevi ile bağı doğrudan kesilmemiştir.

Kendisinin ismi 701 sayılı KHK’nın ekli (4) sayılı listesinde yer almakta olup rütbesi alınan TSK personeli içerisindedir. ..., Milli Savuma Üniversitesinden istifa etmek suretiyle 12.07.2017 tarihinde ...’ye geçerek kamu görevine devam etmiştir. 701 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesi ise ekli (4) sayılı listede yer alanların kamu görevine yeniden kabul edilmeyeceklerini ve doğrudan veya dolaylı görevlendirilemeyeceklerini düzenlemiştir. Dolayısıyla Üniversitenin 701 sayılı KHK’nın yayımlandığı tarihte ... hakkında işlem tesis ederek kamu görevine son vermesi gerekmektedir.

Diğer bir deyişle ... “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticelenmediği” gerekçesiyle Üniversitedeki kadroya atanmasaydı, 701 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesi ile kamu görevine son verilmesini gerektirecek işlem tesis edilmesine gerek kalmayacaktı.

Bu nedenle atama evrakında imzası bulunan Rektör ..., Genel Sekreter …. ve Personel Daire Başkan Vekili ...’in 701 sayılı KHK’nın yayımlandığı 08.07.2018 tarihinden itibaren kamu görevine son verilmesi gereken ...’e yapılan personel ödemelerine ilişkin mali sorumlulukları söz konusudur.

Personel Daire Başkanı’nın sorumluluğu

Ayrıca, 701 sayılı KHK’nın yayınlandığı 08.07.2018 tarihinden itibaren kamu görevine son verilmesi gereken ...’e yapılan personel ödemelerinden, o dönemde görevde olan Personel Daire Başkanı …’nun da mali sorumluluğu bulunmaktadır. Zira Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumlarının İdari Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Personel Daire Başkanlığı” başlıklı 29’uncu maddesi ile anılan birimin görev ve sorumlulukları belirlenmiştir. Buna göre, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında yayımlanan ve kamu görevinden ihraç edilen/kamu görevi alması yasaklanan personelin yer aldığı KHK’ları takip ve ihraç edilen/kamu görevi alması yasaklanan personeli tespit etme görevi öncelikle bu birimdedir. Çalışan personelin yasal mevzuat çerçevesinde çalıştırılmasından bu birimin ve dolayısıyla birim yöneticisinin sorumluluğu bulunmaktadır.

Diğer taraftan sivil bir Üniversite bünyesinde asker kökenli çalışan personel sayısının fazla olması beklenemeyeceğinden bu şekilde çalışan personelin takibinden başta bu birim olmak üzere Üniversite yönetimi sorumludur.

Bu gerekçelerle 08.07.2018 tarihinden itibaren kamu görevine son verilmesi gereken ...’e yapılan personel ödemelerine ilişkin …’nun da mali sorumluluğu söz konusudur.

...’ün atandığı tarih ile istifa ettiği tarih arasında yapılan personel ödemelerine ilişkin harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin mali sorumluluğu

Öncelikle harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin ...’ün atandığı tarih ile 701 sayılı KHK ile kamu görevi almasının yasaklandığı tarihe kadar almış olduğu personel ödemelerine ilişkin mali sorumlulukları bulunmamaktadır.

Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde harcamanın çeşidine göre aranacak belgeler belirlenmiş olup, "Aylıklar" başlıklı 9’uncu maddesinde; aylık ve aylıkla birlikte ödenen hak edişler için Aylık Bordrosu (Örnek: 8) ve Personel Bildirimi (Örnek: 9) ile duruma göre ödemenin yapıldığı ilk aya ait ödeme belgesine eklenecek belgeler sayılarak; bunlardan birisinin de "İlk atamalarda, atama onayı ve işe başlama yazısı" olduğu, ifade edilmiştir.

12.07.2017 tarihinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonuçlanmadan profesör kadrosuna atanan ...’ün bu durumunun, 2018 yılına ilişkin maaş bordrolarının tetkiki sonucu anlaşılması mümkün değildir. Çünkü adı geçen kişi 2017 yılında profesör kadrosunda bulunmakta olup, aylık ve özlük hakları bu kadro üzerinden ödenmiştir.

5018 sayılı Kanun’un 32’nci maddesi uyarınca harcama talimatından sorumlu olan harcama yetkilileri ile aynı Kanun’un 33’üncü maddesi uyarınca gerçekleştirme belgelerini düzenleyen gerçekleştirme görevlileri süreç kontrolünü yapsalar bile ilgilinin gerekli şartları taşıyıp taşımadığını anlamaları mümkün değildir. Çünkü kontrol edilecek evrak içerisinde, yukarıda değinilen mevzuat hükmü uyarınca atama onayının mevcut değildir.

Bu nedenle harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, ...’ün atandığı tarih ile 701 sayılı KHK ile kamu görevi almasının yasaklandığı tarihe kadar almış olduğu personel ödemelerine ilişkin mali sorumlulukları bulunmamaktadır (Atamanın yapıldığı tarihte görevli olmaları durumu hariç).

Kaldı ki 12.07.2017 tarihinde profesörlük kadrosuna ataması yapılan ...’e Üniversite tarafından ilk personel ödemesi 24.07.2017 tarih ve 3663 no.lu ödeme emri ile gerçekleştirilmiş olup anılan ödeme emrini “harcama yetkilisi” sıfatıyla imzalayan … (Dekan) ve “gerçekleştirme görevlisi” sıfatıyla imzalayan …’ın (Fakülte Sekreteri) 2018 yılı ödeme evraklarında imzası bulunmamaktadır.

Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin 701 sayılı KHK ile kamu görevine son verilmesi gereken ...’e bu tarihten sonra yapılan personel ödemelerine ilişkin mali sorumlulukları da bulunmamaktadır. Zira kamu zararına neden olan husus, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticelenmeden yapılan atama işleminden ve 701 sayılı KHK ile kamu görevine son verilmesi gereken ilgilinin göreve devam ettirilmesi sürecindeki kamu görevlilerinin kusurundan doğmuştur.

Bu nedenle anılan sürecin içerisinde yer almayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, ...’e atandığı tarih ile istifa ettiği tarih arasında yapılan personel ödemelerine ilişkin oluşan kamu zararından dolayı mali sorumlulukları söz konusu değildir.

Konu ile ilgili tahsilat işlemlerine dair adli yargı süreci

Temyiz başvurusunda bulunan sorumlularca gönderilen dilekçelerde;

Daire İlam hükmünde “Üst Yönetici” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan (eski) Rektör tarafından Üniversite (...) Hukuk Müşavirliğine … tarih ve … sayılı yazı yazılarak bilgi istenilmiş olup,

Bunun üzerine Hukuk Müşavirliği’nden, şahsa yapılan bütün ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği hakkında 02.08.2019 sayılı cevabi yazı alındığı,

Döner Sermaye Müdürlüğü ve Bilimsel Araştırma Projeleri ofisine ...'e yapılan ödemelerin geri alınması hakkında … ve … tarihlerinde, … sayılı ve … sayılı yazılar yazıldığı,

...'e, kişi borcunun geri ödenmesi hakkındaki … tarih ve … sayılı yazı yazıldığı,

… … sayılı yazı ile Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı’na toplam … TL’nin kişi borcu kaydı açılarak tahsil edilmesi konusunda talimat verildiği,

İlgili kişi hakkında yürütülen icra işlemi ve akabinde açılan alacak davası hususunda yürütülen hukuki işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler ...’de mevcut olduğu, Üniversiteden temin edilebileceği,

Üniversite’nin açmış olduğu davalar sonucunda tahsilatların faiziyle sağlandığı ve kamu zararının ortadan kaldırıldığı,

10/03/2020 tarihinde ... tarafından ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde yalnızca KHK tarihinden sonra maaş ödemeleri için dava açıldığı, ... … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … E. … K. ve … tarihli kararıyla da davanın kabulüne karar verildiği, istinaf yargılamasının da ... Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi’nde (Dosya No: … Karar No: … Karar Tarihi: …) tamamlandığı ve dosyanın kesinleştiği (EK-15), Mahkeme kararına yönelik alacak için Üniversitenin (...’nün) ... …. Genel İcra Dairesi … icra takibi başlatıldığı ve kamu zararının kişiden tahsil edildiği (EK-16),

Sayıştay sorgusu üzerine 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...’e yapılan tüm ödemeler hakkında sorgulama başlatılınca, 22/07/2022 tarihinde ... tarafından ...’e yapılan tüm ödemeler hakkında ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (E…. K…. T. … tarihli) kararıyla kısmen kabul kısmen red kararı verilerek tüm ödemelerin değil yalnızca KHK 08/07/2018 tarihinden istifa tarihine itibaren yapılan ödemelerin istenebileceği hükmünü verdiği (EK-17), Dosyanın istinaf aşamasında devam ettiği ve henüz kesinleşmediği, ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesince haksız olduğu kabul edilen tutarın 08/07/2018 tarihinden itibaren ödemelere yönelik ... …. Genel İcra Dairesi … dosyasıyla takip başlatıldığı ve kamu zararının kişiden tahsil edildiği (EK-18),

Sayıştay 2. Dairesi’nin 07/12/2023 tarihli 381 No.lu İlamı uyarınca, -davacının ilk göreve başlama tarihinden itibaren kamu zararına sebep olunduğu- kararı verildiğinden dolayı ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (E…. K…. T…. tarihli) kararıyla İHTİYATI HACİZ kararı alındığı (EK-19), İhtiyati Haciz kararıyla istinaf yargılaması devam ederken göreve başladığı tarih olan 13/07/2017 tarihinden KHK yayın tarihi olan 08/07/2018 yılı ödemeleri için, ihtiyaten haciz kararının Üniversite tarafından alındığı, ... …. Genel İcra Dairesi … dosyasıyla ihtiyati haciz takibi başlatıldığı ve …-TL’lik tutarın tahsili İcra Dairesine yatırıldığı, ihtiyati haciz kararı diğer istinaf dosyası sonuçlanıncaya kadar İcra dairesinde paranın blokeli halde bekletileceği, istinaf dosyası sonuçlanıp kesin hacze dönüşünce icra dairesine yatırılan tutarın Üniversite (...) hesaplarına yatırılacağı, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı kesinleşmediğinden, ... …. Genel İcra Dairesi hesabında bloke olarak beklediği,

Kurum (...) tarafından gerekli tüm yasal yollara gidildiği ve zarara sebep olan ...’den tahsilatlar sağlandığı, ortada bir kamu zararı kalmadığı,

Sayıştay 2. Dairesinin 2017 yılına ilişkin hükmüyle ilgili olarak verdiği 381 No.lu İlamın hukuk mahkemesi kararıyla çeliştiği, ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılama olduğu ve ilk derece mahkemesince 13/07/2017 ila 08/07/2018 tarihleri arası ödemelerin hukuka uygun bulduğu (EK-17), bu durumda Üniversitenin, istinafa başvurduğu, ancak henüz sonuçlanmadığı,

İfade edilmiştir.

Bu itibarla;

Sorumlu ve Avukatı tarafından gönderilen temyiz dilekçelerindeki itirazların REDDİ ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan, 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...’e maaş, ek ders ve BAP ödemelerinin yapılmasından kaynaklanan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi, yönündeki Daire İlam hükmünün esas ve sorumluluk yönünden TASDİKİNE,

Temyiz dilekçesi ekinde ve duruşma sırasında ibraz edilen tahsilat belgelerinin incelenmesi için dosyanın ilgili DAİREYE GÖNDERİLMESİNE (…. Daire Başkanı …, …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı karşı oyları/azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

05.03.2025 tarihinde karar verilmiştir.



KARŞI OYLAR/AZINLIK GÖRÜŞLERİ

…. Daire Başkanı …, …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …

... Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme bölümünde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması tamamlanmadan göreve başlatılan ve yaklaşık 1 yıl sonra 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca rütbesi alınan ve kamu görevinden yasaklanmasına rağmen göreve devam ettirilen ...’e maaş, ek ders ve BAP ödemelerinin yapılması neticesinde kamu zararına sebebiyet verildiği ve zararın sorumlularına ödettirilmesi, yönündeki Daire İlam hükmü ile ilgili olarak;

Yarbay (Doçent) ...;

15.04.2015 tarihinde ... Üniversitesi (...) ne ilk dilekçesi ile geçiş talebinde bulunmuş, ancak ... tarafından bu talebine olumlu olumsuz bir cevap verilmemiştir. İlana çıkılan Doçent kadrosu için ...’ün 05.09.2016 tarihinde ikinci dilekçesi ile yaptığı müracaat jüri tarafından da uygun bulunarak atamasının yapılabilmesi için 21.02.2017 tarihinde ... Valiliğinden güvenlik soruşturması talep edilmiştir. Bu aşamada Üniversite yönetimi boş bulunan profesör kadrosu için tekrar ilana çıkmış ve 10.04.2017 tarihinde adı geçen kişi üçüncü dilekçesini kuruma vermiş, 20.04.2017 tarihinde jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda talep uygun bulunarak 12.05.2017 tarih ve 159 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla Profesör kadrosuna atanmasına karar verilmiştir. Doçent kadrosuna yapılacak atama öncesi 21.02.2017 tarihinde ... Valiliğinden güvenlik soruşturması talep edildiğinden ve cevap halen gelmediğinden güvenlik soruşturması için ikinci bir talepte bulunulmadığı savunmalarda ifade edilmiştir.

..., 28.06.2017 tarihinde … Üniversitesinden istifa ederek 12.07.2017 tarihinde Personel Dairesi Başkan Vekili ...’in teklifi, Genel Sekreter …’un onaya sunması ve Rektör ...’nın Olur’u ile Profesör kadrosuna güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kuruma gelmeden açıktan ataması yapılmış ve 13.07.2017 tarihinde göreve başlamıştır.

... tarafından ... Valiliğinden ... ile ilgili istenen 21.02.2017 tarihli Güvenlik soruşturması talebine cevaben Valilikten gelen … tarihli ve … sayılı soruşturma evrakı, Genel Sekreterliğe bağlı bulunan Genel Evrak birimi personeli …’a 18.08.2017 tarihinde teslim edilmiştir. Ancak söz konusu evrakın Rektöre verildiği/teslim edildiği ile ilgili bir kayda rastlanmamıştır.

...’ün göreve başlamasından yaklaşık bir yıl sonra 08.07.2018 tarihinde 701 sayılı KHK ile 15 Temmuz darbe girişiminde irtibatlı olduğu gerekçesi ile görevine son verilerek rütbelerinin alınmasına ve kimliklerinin iptaline karar verilmiştir.

Rektör ... savunmasında; ...’ün 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3'üncü maddesi uyarınca rütbeleri sökülmüş, emekli kimlikleri iptal edilmiş ve tekrar kamu görevine kabul edilmesi, doğrudan veya dolaylı görevlendirilmesi yasaklanmış olduğunu Haziran 2019 tarihinde öğrendiğini ifade etmiştir. Yaklaşık 7000 kişinin atıldığı söz konusu kararnamede ... ismi bir yıldır ...’de çalışmasına rağmen ve bir yıldır SGK kesintileri bu üniversiteden yapılmasına rağmen MSB listelerinde çıkmıştır. Bu bir yıllık süreçte SGK, … Üniversitesi ve adı geçenin yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesinden veya başka bir kurumdan bu kişinin atıldığına dair bir bilginin üniversite yetkililerine iletildiğine dair bir kayıt raporda ve dosyasında yer almamaktadır.

..., 27.06.2019 tarihinde emeklilik işlemlerinin başlatılması için ...’ye başvuruda bulunmuş, 28.06.2019 tarihinde … sayılı cevabi yazı ile emeklilik şartlarının oluşmadığı kendisine bildirilmiştir.

..., 28.06.2019 tarihinde ...’ye istifa dilekçesini vererek memuriyetten ayrılmıştır. Rektörlük tarafından da istifası 28.06.2019 tarihinde onaylanmıştır.

01.08.2019 tarihinde, ... Rektörü ... tarafından … sayılı yazı ile 701 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de rütbesi alınan ...'ün, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli listesinde olduğu bilgisinin haricen tarafına ulaştığını Üniversitenin Hukuk Müşavirliğine bildirmiş ve yürütülecek işlemler hakkında müşavirliğin görüşü talep edilmiş, Hukuk Müşavirliği 02.08.2019 tarihinde şahsa yapılan bütün ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsili hakkında görüş bildirmiştir.

Bu görüşe istinaden Rektör ... tarafından … ve … tarihlerinde … sayılı ve … sayılı yazılar ile Döner Sermaye Müdürlüğü ve Bilimsel Araştırma Projeleri ofisine adı geçen şahsa yapılan ödemelerin geri alınması hakkında yazı yazılmıştır.

Ayrıca, 19.09.2019 tarihinde ...'e, kişi borcunun geri ödenmesi hakkındaki … sayılı yazı yazılmış bu şahsın çalışmadığı günlerin parasını ödediği geri kalan kısmı ödemediği bu sebeple 15.11.2019 tarihinde Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına toplam … TL’nin kişi borcu açılarak tahsil edilmesi hakkında … sayılı yazı yazılmıştır.

Kişi borcunun ödenmemesi üzerine ... tarafından ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış ve … Tarihli … E. … Karar Sayısı ile Üniversite lehine karar verilmiştir. Bu doğrultuda ... …. İcra Dairesi … Dosyalarından icra takibi başlatılmış olup söz konusu icrai süreç devam etmektedir. Ayrıca ... tarafından açılan ... ….Asliye Hukuk Mahkemesi … E. Sayısı ile de yargılaması devam eden alacak dosyası bulunmaktadır.

Yukarıda kronolojik olarak sıralanan olay akışından da anlaşılacağı üzere; ...’ün Profesör kadrosuna yapılan atamada kendisinin … Üniversitesi ile ilişiğinin kesildiği, herhangi bir yerde çalışmadığı, Profesör kadrosuna naklen değil açıktan atandığı ve bu sebeple 657 sayılı Kanun’un 48’nci maddesinin A) Genel Şartların 8’nci fıkrasındaki “(Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” Hükmüne aykırı hareket edilmiş, talep edilen güvenlik soruşturması gelmeden (Güvenlik soruşturmasının gelmemesi üzerine ... Valiliğine bir yazı da yazılmamıştır.) adı geçen şahıs 12.07.2017 tarihinde Profesör kadrosuna mevzuata aykırı bir şekilde atanmış ve kendisine ödeme yapılmıştır.

Bu süreçte YÖK tarafından sorumlular hakkında disiplin ve ceza soruşturması açılmış, disiplin yönünden kınama cezası verilmiş, sorumluların idari yargıda itirazları üzerine ceza mahkemece iptal edilmiş, cezai yönden verilen soruşturma iznine yapılan itiraz sonucunda verilen soruşturma izni de ayrıca iptal edilmiş olup kendilerine bir ceza verilmemiştir.

Ancak, ... yönetimi Sayıştay denetimi öncesi kendi yönetim birimi tarafından konunun farkına varılması üzerine Rektör ... tarafından … tarih ve … sayılı yazı ile Döner Sermaye Müdürlüğü ve … tarihlerinde … sayılı yazı ile Bilimsel Araştırma Projeleri ofisine yapılan ödemelerin geri alınması hakkında yazı yazılmıştır.

Ayrıca, 19.09.2019 tarihinde ...'e, kişi borcunun geri ödenmesi hakkındaki … sayılı yazı yazılmış, 15.11.2019 tarihinde ise Strateji Geliştirme Daire Başkanlığına toplam … TL’nin yasal faizi ile birlikte kişi borcuna alınarak tahsil edilmesi hakkında … sayılı yazı yazılmış ve muhasebe kayıtlarına alınmıştır.

... yönetimi, konuyu öğrendiği süreç sonrasında Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, Yönetmeliğin 6/ğ maddesindeki “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,” hükmü uyarınca ...’e kendisine haksız yapılan ödemeleri üniversiteye iade etmesi konusunda yazı yazmış ve yatırmaması üzerine tahsili için süreç başlatmıştır.

Yönetmeliğin “Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zararın değerlendirilmesi” başlıklı 7/A maddesinin 6’ncı bendindeki “Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zararın, yapılan değerlendirme sonucunda kamu zararı niteliği taşımamakla birlikte, tahsili gereken bir alacak olduğuna karar verilmesi halinde bu alacak genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.” hükmü uyarınca ... tarafından ... …. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış ve … Tarihli … E. … Karar Sayısı ile Üniversite lehine karar verilmiştir. Bu doğrultuda ... …. İcra Dairesi … Dosyalarından icra takibi başlatılmış olup söz konusu icrai süreç devam etmektedir. Dolayısı ile idare hatalı ve mevzuata aykırı bir ödemeyi yine kendi tespit ederek ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde Yönetmeliğin 12’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine ve “İcra yoluyla tahsilat” başlıklı 15’nci maddesine göre tahsil yoluna gitmiş olup alacağın tahsili imkânsız hale henüz gelmemiş ve zaman aşımı doğmamıştır. Bu aşamaya kadar denetimlerde Sayıştay Başkanlığınca kamu zararı ile ilgili bir tespit yapılmamıştır.

Sorumlular, kamu zararının takip ve tahsili için gerekli girişimlerde bulunmuş ve alacağının takibi için yasal yollara başvurmuşlardır. Kurum tarafından alacak ile ilgili mahkeme aşamaları tamamlanıp icraya gidildikten sonra Sayıştay Denetçisi konuyu incelemeye alıp sorumlulardan savunma talep etmiştir.

Sonuç olarak, 5018 sayılı Kanun’un 71’nci maddesi uyarınca bir kamu zararı doğmadığından, “kamu zararı” tutarının sorumlularına ödettirilmesi, yönündeki Daire İlam hükmünün kaldırılması, kararı verilmesi uygun olur.