Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2022
Daire
7
Dosya No
53990
Tutanak No
57629
Tutanak Tarihi
15.01.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Süre aşımı;
1- 12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen 01.01.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin sosyal denge sözleşmesine istinaden, memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması ve söz konusu ödemeler yönünden kamu zararına sebebiyet verilmesi dolayısıyla, toplam … TL’ nın sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.
Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde sorumlu tutulanlar;
… (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), …(Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Diğer Sorumlu), … (Gerçekleştirme Görevlisi), S… (Gerçekleştirme Görevlisi), …(Diğer Sorumlu), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), Mustafa … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Diğer Sorumlu), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi) ve … (Diğer Sorumlu) tarafından aynı metne dayalı ve ortak imzalı temyiz dilekçesi gönderilmiş ve 12 sayılı İlamın 3’üncü maddesine ilişkin olarak temyiz talebinde bulunulmakta ise de;
İlam, adı geçen sorumlulara 31.01.2024 tarihi ile 10.02.2024 tarihi arasında tebliğ edilmiş olup, bu tarihe nazaran 6085 sayılı Kanunun 55’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında yazılı 60 günlük temyiz süresi 10.04.2024 tarihinde (Çarşamba günü) sona ermiştir. Söz konusu tarih Ramazan Bayramı tatiline denk geldiğinden, temyiz başvurusu süresinin son günü 15.04.2024 Pazartesi günü kabul edildiğinde de, sorumlular tarafından bu tarihten sonra; 18.04.2024 tarihinde Sayıştay kayıtlarına intikal eden dilekçe ile temyiz talebinde bulunulmuştur.
Temyiz başvuru süresinin geçirilmiş olması nedeniyle TALEBİN REDDİNE oy birliğiyle,
Ahizin temyiz başvurusu;
2- Ahiz konumundaki …’in temyiz başvurusu ile ilgili olarak:
Daire Kararında yer alan tazmin hükmü, ilamda isimleri yazılı sorumlulara yöneltilmiş olup, temyiz talebinde bulunan ahiz konumundaki …’in tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.
Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı, Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar; 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin ikinci fıkrasının atıfta bulunduğu 52’nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan sorumlulardan ibaret olup, bunlar arasında yer almayan ahiz konumundaki … ile ilgili temyiz başvurusu üzerine, usul yönünden TALEBİN REDDİNE oy birliğiyle,
Sosyal denge tazminatı ödemelerinde üst limitin aşılması;
3- 12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen 01.01.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin sosyal denge sözleşmesine istinaden, memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması ve söz konusu ödemeler yönünden kamu zararına sebebiyet verilmesi dolayısıyla, toplam … TL’nın sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.
TEMYİZ DİLEKÇESİ
Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulan … (Dosya No: 53990) tarafından gönderilen temyiz dilekçesinde özetle;
Sayıştay 7. Dairesinin 17.01.2024 tarih ve 2024/12 İlam sayılı 09.11.2024 tarihli 589 karar sayılı İlamının 3’üncü maddesinde belirtilen miktarın, faizleri ile tahsiline dair Kararının kaldırılması, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması, temyiz incelemesine müdahil sıfatıyla katılmak isteyenlerinin müdahilliklerinin kabulü isteminin sunuluşu olduğunu,
Temyiz nedeni bağlamında; Sayıştay 7. Dairesinin kararının usul ve yasaya aykırı bulunması, eksik inceleme ile verilmesi, kararda açık maddi hataların bulunması, savunma ve savunma kanıtlarının eksik değerlendirilmesi, Sayıştay Savcısının yargılamanın duruşmasında, önceden Daireye ve duruşmaya katılanlara tebliğ etmediği yazılı mütalaası ile Sayıştay Denetçisinin sorgu gerekçeleri arasında açık hukuki farklılığın bulunması, savunma hakkının duruşma anı ile sınırlandırılmış olması gerekçeli temyizde açıklanan hukuki nedenler, karşı oy yazısının kısmen hukuka uygun olması,
Sayıştay 7. Dairesine yapılan savunmadan bahsedildikten sonra,
Temyiz savunması (dilekçesi) çerçevesinde:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin EK 15’inci maddesinde yer verilen hükme göre; Belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, kanunda öngörülen sınırlara uyulması koşulu ile Sosyal Denge Tazminatı ödenebilmesine olanak tanındığını,
Bu tazminatın hangi şart ve miktarda kime ödenebileceğinin ise, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu “Mahalli İdarelerle Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde ve Geçici 14’üncü maddesinde ayrıntılı olarak düzenlendiğini,
Yasanın, Geçici 14’üncü maddesinde, Toplu Sözleşmeye yapılan atfa istinaden, “sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %120’si olduğu,
7’nci maddesinde, çalışan personele ödenebilecek Sosyal Denge Tazminatına ilişkin düzenlemeler yapıldığını,
İdarelerce, 15.03.2012 tarihinden önce imzalanmış olup da 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanmakta olan Sosyal Denge Sözleşmelerinin uygulanmasına, sözleşmede öngörülen sürenin sonu kadar devam edilebileceğini ve 31.12.2019 tarihine kadar, çeşitli nedenlerle sona ermesi haline yeniden sözleşme yapılabileceğini, bu sözleşme kapsamında ödenecek Sosyal Denge Tazminatı aylık tavan tutarının, en yüksek devlet memuru aylığının %120’si olduğunu,
Ancak Geçici 14’üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen ortalama aylık tutarın, en yüksek devlet memuru aylığının %120’sinin üzerinde ise bu tutarın ödenebilecek aylık Sosyal Denge Tazminatının tavan tutarı olarak belirlenebileceğini,
Yapılan sözleşme ve sözleşme kapsamında ödemelerin, yukarıda yazılı düzenlemelerde belirlenen sınırlar içinde kalmakta olduğunu,
Sözleşme ile hem mevcut ödeme miktarlarında artışa gidildiği hem de yeni ödeme kalemleri getirildiği ve böylelikle eski sözleşmedeki tutarların üzerinde Sosyal Denge Tazminatı ödendiği yönündeki tespit ve değerlendirmelerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu,
4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinin son fıkrasında;
“İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onum aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu il özel idaresinde yüzde yirmi beşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz.
Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır” hükmünden de anlaşılacağı üzere, 4688 sayılı yasanın 32’nci maddesi son fıkrası koşulları gerçekleşmediği sürece, sözleşmenin yasal geçerliliğini koruyacağını,
Denetçi Raporunda ise kamu zararına yönelik saptamada, sözleşmenin 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesine aykırı bir şekilde belirlenmesi sonucunda, 2012 tarihinden sonra yapılan ek sözleşmelerde yeni mali hükümlerin ihdas edilmesinin, yeni ödeme kalemleri getirilmesi geçersiz olduğu, gibi hatalı bir hukuki değerlendirmeye dayandığını,
Oysa ki 32’nci maddede, sözleşmenin hangi koşullarda geçersiz sayılması gerektiğinin tahdidi olarak sayıldığını, bunlar arasında “tavan tutarının üstündeki kısmın geçersizliği” konusunun var olduğunu,
Yasa koyucunun amacının, “tavan tutarının üzerindeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu, 32’nci maddenin son fıkra hükmünde düzenlendiği gibi “geçersizlik şartı” olarak açıkça ifade edeceğini,
Bir sözleşmenin feshinin, ancak taraflar arasında yapılacak bir uzlaşma “fesih uzlaşması” ile veya yargısal denetimle oluşan bir yargı kararı ile olabilecek bir durum olduğunu, ortada Belediye Meclisinin onayı ile sonra da uzatılan bir sözleşme bulunduğunu,
Anayasa Mahkemesi 02.02.2017 tarih ve 2014/2282 E. sayılı kararı metnine yer verilerek;
Anayasa’nın 51’inci maddesinde güvence altına alman örgütlenme hakkına yönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir” şeklinde olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde de, Sosyal Denge Tazminatı kapsamında yapılan ödemelerin yasallığının ve hukukiliğinin açıkça ortaya konulduğunu,
… … İdare Mahkemesi …/… esas …/… karar sayılı ilamından bahsedilerek; gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgilere ödenmesinde “kamu zararı” oluştuğundan söz edilemeyeceğini,
Gerekçeli kararda (Daire İlam hükmünde) sözleşmenin yasaya aykırılığından söz edilmekte ise de;
4688 s. yasanın 32’nci maddesi son fıkrasında;
“İlgili mahalli idarenin, vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik pirimi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçeklesen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçeklesen en son yıl bütçe gelirlerinin -belediyelerde yüzde otuzunu aşması halinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz (buna aykırı bir sözleşmenin yapılamayacağına dair amir hüküm olduğunu). Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” (Sözleşmenin imzalanmasından sonra hangi koşulda hükümsüz kalacağına dair bir devam şartı olduğunu),
Bu madde hükmü ile açıktır ki; 4688 s. yasanın 32’nci maddesi son fıkrası şartlarının, gerçekleşmediği müddetçe sözleşmenin yasal geçerliliğini koruduğunu,
Gerekçeli kararda (Daire İlam hükmünde) ise, kamu zararına yönelik saptama da sözleşmenin 4688 s. Kanun’un Geçici 14’üncü maddesine aykırı bir şekilde belirlenmesi neticesinde imzalanan sözleşme ile yeni mali hükümlerin ihdas edilmesi ile kamu zararının oluştuğunun ileri sürülmesinin, yasal ve hukuki dayanağı bulunmadığını,
4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinde sözleşmenin hangi koşullarda geçersiz sayılması gerektiğini (hükümsüzlüğünü) sınırlı olarak saydığını (32. madde/son fıkra), bunlar arasında “tavan tutarın üstündeki kısmın geçersizliği” nin bulunmadığını,
Yasa koyucunun amacının, “tavan tutarın üstündeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu, 32’nci madde/son fıkra hükmünde düzenlediği gibi “geçersizlik (hükümsüzlük) şartı” olarak da belirteceğini,
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin; inceleme yetkisi dışında kalan ve bir sözleşmeye bağlanarak oluşmuş bir idare borcunun doğması hasebiyle de belediye meclisinden geçen bir bütçe ile karşılığı ayrılmış olarak ödenmesi ön görülen bir kalemin fazla ödenmesinin söz konusu olmadığını, tam olarak belediye bütçesinde karşılığı bulunan bir miktarın sözleşmede belirtilen şahıslara dağıtımının yapılması talimatının verilmesinin de zorunlu olduğunu,
Daha önce de değindiği gibi, bütçede karşılığı olan bu kalemlerin zamanında ve tam olarak ödemesinin yapılmaması halinde doğacak bir kamu zararından söz edilebileceğini, zamanında ve tam olarak ödenmesi durumunun, kamu zararına neden olmayacağını,
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin “sözleşmenin kısmen geçersiz sayılması gerektiğine” ilişkin olarak bir belirleme yapma konusunda yasal bir hakkı ve yetkisi bulunmadığını,
Böyle bir gerçek karşısında harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi için oluştuğu iddia edilen ancak hukuki dayanağı bulunmayan kamu zararı kavramından söz edilemeyeceğini,
Bir sözleşmenin feshinin, ancak taraflar arasında yapılacak bir uzlaşı ile veya yargısal denetim ile oluşan bir yargı kararı ile olabilecek durum olduğunu, ortada Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalan bir sözleşme bulunduğunu,
İlamda kamu zararından bahsedilmekte ise de, ortada kamu zararı bulunmadığını, 5018 sayılı Yasanın "Kamu zararı" başlıklı 71’inci maddesinde;
"Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
“Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması.
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yapılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya
Yaptırılması,
c) İdare gelirlerinin takip, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (5436 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinin a/9 fıkrası ile çıkarılan bend)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış, sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi yanıltıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir. Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenir" hükümlerine yer verildiğini,
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımının yapıldığını, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı hallerin belirlendiğini,
Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceğini,
İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğu anlaşıldığını,
Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığını,
İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerekmekte olduğunu,
Yukarıda açıklamaya çalıştığı nedenlerle; İlamda belirtilen hususlarda, 5018 Sayılı yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararının söz konusu olmadığını,
Kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif’ ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını,
4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesinde;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir.
Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32’nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir.
Ancak 32’nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmayacağı ...” hükmüne yer verildiğini,
Aynı zamanda 26.03.2018 tarihinde imzalanan Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin 2018-2019 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme metninin 8’inci maddesi ile 4688 sayılı Yasanın Geçici 14’üncü maddesindeki “31.12.2015” ifadesinin “31.12.2019” şeklinde değiştirildiğini, bu itibarla 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını,
Ayrıca Sayıştay Denetçilerinin incelemesi sonucunda ortaya çıkan kamu zararları tutarının hesaplanmasında bürüt sosyal denge tazminatları esas alınarak sosyal denge tazminatı ödemesinden vergi mevzuatları gereğince kesintisi yapılarak gelir ve damga vergileri de kamu zararı tutarına dahil edildiğinden, yanlış hesaplanan kamu zararlarının da iptal edilmesinin gerektiğini,
… …. İdare Mahkemesinin …/… esas, …/… karar sayılı … tarihli kararı (Ek. … …. İdare Mahkemesinin …/… esas sayılı kararı) incelendiğinde savunmaya konu ödemelerin daha sonra idare tarafından çalışanın hesabından kesilmesine dair idari işlemin iptal edildiğini,
İlam kapsamında belirlenen kamu zararı tutarının, memurların devam eden maaşlarından kesilmesi durumunda her kesinti bir idari işlem olacak ve yürütülebilir işlem niteliğindeki her kesinti için memur İdare Mahkemesine başvurarak işlemin iptalini isteyeceğini,
Belediye tüzel kişiliği ile belediyede çalışan tüm memurların davalık olduğu bir durumda kamu hizmetinin nasıl yürütüleceği ayrıca düşünülmeden sorgulanmadan tüm … Belediyesi memurları ile belediyenin karşı karşıya getirilmiş olması da kamu zararı iddiası ile kamu düzenini ve kamu barışını bozduğunu,
Sorgu aşamasında, Dairede yapılan duruşmada yapılan tüm yazılı ve sözlü savunmalar ile Temyiz dilekçesinin yukarıdaki sayfalarında ayrıntıları ile tekrarlanan savunmalarda belirtilen hususların tekrarı olmamak üzere aşağıda belirtilen gerekçeleri bir kez daha ifade etme zorunluluğu doğduğunu,
4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinin 1 inci fıkrasında;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmimde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” düzenlemesine yer verildiğini,
Bu düzenleme içerisinde memurlara yapılacak ödemeler bakımından herhangi bir sınırlama; tavan uygulaması getirilmediğini,
Öte yandan 4688 sayılı yasaya 04.4.2012 gün ve 6289 sayılı yasanın 30 uncu maddesiyle eklenen Geçici 14’üncü maddesinde de;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32’nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kamında öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” Denildiğini,
4688 sayılı Yasanın 32’nci maddesinin, toplu sözleşme dönemi içerisinde yapılacak sözleşmelerle ilgili herhangi bir tavan getirmediğini,
Geçici 14’üncü madde ile de 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2015 tarihine kadar yine 32’nci madde çerçevesinde sözleşme yapabilme-yenileyebilme olanağı sağladığını,
İlamda belirtilen tavan uygulamasının, yılları kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmesi ile getirildiğini, bu düzenlemenin, 4688 sayılı yasanın Ek 15’inci maddesi kapsamında 2019 tarihine kadar uzatılan toplu sözleşme üzerinde etkisi bulunmadığını,
Sendika ile belediye arasında yapılan sözleşmelerin, Denetçi Raporunda aktarıldığını,
Yargılamaya konu dönemi kapsayan sözleşme ise ilk sözleşmenin revize edilerek yenilenmesi; dolayısıyla 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesi uyarınca var olan bir sözleşmenin uzatılması niteliğinde olduğunu,
Taraflar arasında yapılan sözleşmenin sona ermesi ile yeni sözleşmede, bir önceki döneme ilişkin belirlenmiş olan mali ve sosyal haklar hususunda yeni düzenleme ve uyarlamalar yapıldığını,
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesi hükmüne göre;
“(...) 15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir.” Yine aynı madde düzenlemesine göre, önceki sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi ve bir ay içerisinde sözleşmenin tekrar imzalanması durumunda, sözleşmede öngörülen tazminatların önceki sözleşmede öngörülen tavan ücretlerinin ödenmesine devam edileceğinin de hüküm altına alındığını,
4688 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde;
“Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.” hükmünün yer aldığını,
Söz konusu madde düzenlemesinde sayılan ve ödemelerle ilgili olarak belirtilen “mevzuat hükümlerinin dikkate alınması” hususunun, bu konuları düzenleyen mevzuata aynıyla uyulması anlamına gelmediğini, tersine bir yorumun kabul edilmesi halinde, çalışma koşullarının tarafların iradeleri çerçevesinde yürütülecek pazarlıklar çerçevesinde ve toplu sözleşme ile belirlemesi yönündeki temel hukuki kural ve bu kuralın iç hukukta yerleşmesine gerekçe teşkil eden ILO sözleşmeleri ve Anayasa hükümleri bir kenara itilmiş olacağını,
Bir başka ifade ile “mevzuata aynıyla uyulması” toplu pazarlık ve toplu sözleşmenin mantığına aykırı olacağını, Kanun koyucunun da bu nedenle “mevzuata uyulması” değil, “dikkate alınması” ifadesini kullandığını,
Bu itibarla, Daire Kararına konu yapılan toplu sözleşmede öngörülen ve kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal haklar ile ilgili olarak, Kanun’da belirtilen üst sınırın üzerinde bir tavan tutarın belirlenmiş olmasına da, hukuki bir engel bulunmamakta olduğu,
Bir an için 4688 sayılı yasanın kendilerinin yanlış yorumlanmakta olduğu kabul edilse dahi, bu tespit veya kabul, Belediye ile Sendika arasında yapılan, kamu görevlileri ile ilgili toplu sözleşmenin hukuka aykırı olduğu ve dolayısıyla kamu zararına yol açılmış olduğu iddiasını haklı kılmayacağını,
Bu tespit veya kabul olsa olsa, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun Avrupa Sosyal Şartı başta olmak üzere, 98 ve 151 sayılı ILO sözleşmelerine ve bu sözleşmelere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hüküm ve yorumlarına aykırı hükümler vazettiği, şeklinde bir hukuki sonuca ulaşılmasına neden olacağını,
Çünkü Anayasanın 90’ncu maddesinin son fıkra düzenlemesine göre;
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.
Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz.
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” Denildiğini,
Avrupa Sosyal Şartı’nın, insan hakları ve temel hak ve özgürlükler alanında gerçekleştirilmiş bir antlaşma olduğunu,
Keza Uluslararası Çalışma Örgütünün 98 sayılı sözleşmesinin, ILO’nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biri olduğunu,
Bir başka ifade ile Anayasanın 90’ncı maddesinin son fıkrasında işaret edilmiş olan “temel hak ve özgürlüklere” ilişkin bir uluslararası antlaşma niteliğinde olduğunu,
Avrupa Sosyal Şartının “toplu pazarlık hakkını tanımlayan 6’ncı maddesinde, bu hakkın kapsamına işaret edildikten sonra 4’üncü bentte;
“Menfaat uyuşmazlığı durumunda çalışanların ve işverenlerin, daha önce yapılan toplu sözleşmelerden doğabilecek yükümlülüklere bağlı olmak koşuluyla grev hakkı dahil, toplu eylem hakkını tanır.” denilmek suretiyle, daha önce yapılmış olan toplu sözleşmelerin, düzenlendikleri tarih dilimi itibariyle sona ermiş veya fesh edilmiş olmaları halinde dahi, tarafları bağlamaya devam eden bir hukuki gücünün bulunduğuna işaret edildiğini,
Bu itibarla, 4688 sayılı yasanın 32’nci maddesi 2’nci fıkrasının son cümlesi olan “Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” ve 3’üncü fıkrasındaki;
“Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” şeklindeki düzenlemelerin, Anayasamızın 90’ıncı maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, iç hukukta bağlayıcılık kazanmış olan Avrupa Sosyal Şartının 6’ncı maddesi 4’üncü bendindeki hükmü karşısında, hukuken uygulanabilirliği bulunmadığını,
Benzer hususların, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 98 sayılı sözleşmesi bakımından da geçerli olduğunu,
Esasen ülkemizde uzun yıllar devlet memurları ile ilgili sayılmayan ve işçi olarak çalışanların sendikaları ile işverenler arasındaki ilişkilere esas alman bu sözleşme, yine ILO’nun 151 sayılı “Kamu Hizmeti” başlıklı sözleşmesi ile devlet memurlarını da içerisine alacak şekilde anlaşılmasının sağlandığını,
Nitekim 151 sayılı sözleşmenin dibacesinde; “(...) Uluslararası bir belgenin uygulama alanının belirlenmesinde ve bu belgeyle ilgili tanımların kabulünde birçok ülkede kamu sektöründeki çalışmayla özel sektördeki çalışma arasında mevcut farklılıklar nedeniyle ortaya çıkan özel sorunları, 1949 tarihli Örgütlenme Hakkı ve Toplu Pazarlık Hakkına İlişkin Sözleşme’nin ilgili hükümlerinin kamu görevlilerine uygulanması konusunda ortaya çıkan yorum güçlüklerini ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kontrol organlarının bazı hükümetlerin bu hükümleri kamu görevlilerinin büyük bir kısmını bu sözleşmenin uygulama alanı dışında bırakacak biçimde uyguladıklarını birçok defa müşahede etmiş olduklarını göz önüne alarak (...)” ifadelerine yer verilmek suretiyle, 151 sayılı sözleşmenin yöneldiği amacın ortaya konulduğunu,
Bu itibarla, 151 sayılı ILO sözleşmesi ile birlikte 98 sayılı sözleşmenin, kamu görevlilerini de kapsadığı hususunun tartışmasız olduğunu ve yine tartışmasız olan bir başka hususun da, 98 sayılı sözleşmenin 4’üncü maddesi ile kamu görevlilerine tanınmış olan toplu pazarlık hakkının, işçi statüsünde çalışanlar için nasıl uygulanmakta ve yorumlanmakta ise, kamu görevlileri içinde benzer ve paralel uygulama müesseselerini geliştirileceğini,
Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasının, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz,” hükmünü içerdiğini,
Ayrıca Anayasanın bazı maddelerini değiştiren 5170 sayılı yasanın, 22.05.2004 tarih ve 25469 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini,
Buna göre Anayasanın 90’ıncı maddesinin son fıkrasına, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü eklendiğini,
Sayıştay 7. Daire kararında yapılan sorguya ilişkin savunmaların, Anayasanın 90’ıncı maddesi düzenlemesi uyarınca kabul edilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu,
7. Daire’nin red gerekçesinde, Anayasanın 90’ıncı maddesinin doğrudan uygulanabilirliği olmadığını, 90’ıncı maddesinin uygulanabilmesi için, uluslararası sözleşme hükümlerinin iç hukukta düzenleme yapılması halinde uygulanabilir olduğu, şeklinde son derece yanlış ve madde düzenlemesini hiçe sayan bir tespitle savunmaların reddedildiğini,
Denetçi Raporunun, bir cümlelik denetçi raporuna katılma yönündeki Savcı görüşü ile, Gerekçeli karar olduğunu,
Oysa Anayasanın 90’ıncı madde değişikliğinin, uluslararası sözleşme hükümleri ile iç hukuktaki hükümler çatışmasının önüne geçmek için yapıldığını,
Anayasadaki yeni düzenleye yönelik olarak, bu kanunun madde gerekçesinde, “Uygulamada usulüne göre yürürlüğe konulmuş insan haklarına ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanun hükümlerinin çelişmesi halinde ortaya çıkacak bir uyuşmazlığın hallinde hangisine öncelik verileceği konusundaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla 90 inci maddenin son fıkrasına hüküm eklenmektedir.” Denildiğini,
Anayasanın 90’ıncı maddesine eklenen fıkranın, yoruma gerek bırakmaksızın, yasa ile uluslararası antlaşmanın çelişmesi durumunda, antlaşmanın esas alınacağını ve öncelikle uygulanacağını, değişikliğin de konuyla ilgili “tereddütlerin giderilmesi amacıyla” yapıldığının belirtildiğini,
Son Anayasa değişikliği ile sendikal hak ve özgürlükler açısından uluslararası belgelerin ve sözleşmelerin, Kanunlar karşısında öncelikle uygulama niteliği kazandığını,
Yukarıda belirtilen ve onaylanan 98 sayılı ILO sözleşmesinin, iç hukukumuzla bütünleşerek bağlayıcılık kazandığını, dolayısıyla kamu emekçilerinin toplu sözleşme yapma haklarına sahip olduklarını, bunda da ücret konusunda herhangi bir sınırlama getirilmediğini,
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde İlamda ileri sürülen kamu zararına ilişkin hükmün, konuya ilişkin uluslararası antlaşmalar, Anayasanın 90’ıncı maddesi hükmü de göz önüne alındığında, mevzuata aykırılığının açık olduğunu, aksi halin kabulünün, Anayasanın 90’ıncı madde düzenlemesini etkisiz hale getirdiğini,
Anayasanın 90’ncı maddesi hükmünün uygulamasının yanlış değerlendirilmesi sonucunda Daire kararının hukuka aykırı olduğunun bir başka göstergesinin de, kamu kuramlarında çalışan kamu işçileri ile ilgili tanınan toplu sözleşme hakkının, hiçbir kısıtlama olmaksızın uygulanması olduğunu,
Aynı kurumda çalışan kamu işçileri herhangi bir kısıtlama olmaksızın toplu sözleşme imzalayabiliyorken, kamu hizmetinin asli unsuru olan memurların toplu sözleşme yapmak ve sosyal denge tazminatına ilişkin haklarını kısıtlamanın, hem eşitlik ilkesiyle hem de uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığını ve bu yönüyle de verilen Daire kararının hatalı olduğunu,
Sayıştay 7. Dairesi’nin 12 ilam numaralı kararı, daha önceki Sayıştay 5. Dairesi’nin 13.4.2016 gün ve 138 sayılı ilamıyla da çeliştiğini,
Sayıştay 5. Dairesi’nin 02.02.2016 gün ve 148 sayılı kararında:
“(…) Söz konusu Geçici 14’üncü maddenin son bölümünde, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu değildir. Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirtilen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelere, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi verilmektedir. Başka bir deyişle, 21.12.2015 tarihine kadar ki dönemde, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altıncı inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verilmiştir.
“Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Belediye ile Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile memur ve sözleşmeli personele ödenen ve mevzuatına uygun olduğu anlaşılan (...) TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına, (…)”
Denilmek suretiyle, yapılan toplu sözleşme ve sözleşme uyarınca yapılan ödemeleri de hukuka uygun bulunmuştur. Söz konusu daire kararı gerekçesi de göz önüne alındığında toplu sözleşme uyarınca memurlara ödenen ücretlerin kamu zararı oluşturmadığının açık olduğunu,
Kamu zararı tespiti yönünden verilen İlam (hükmünün) yazılı hukukla uluslararası sözleşmelerle örtüşmediğini,
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 63’üncü maddesinde, harcama yetkilisinin tanımı yapıldığını, Belediye bütçesi ile ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğunu,
Bu durumda yasa maddesinden çıkan tek sonucun, harcama yetkilisinin yetkisinin “belediye bütçesi ile tahsis edilen ödenek” ile sınırlı olduğunu, bu noktada harcama yetkilisinin bu ödenek ile sınırlı olarak harcama Olur’unu verir iken, kullanabileceği inisiyatifin sınırlarına da bakmak gerekeceğini,
Harcama yetkilisinin, ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını, {İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri Dem. Yayını- Tahir Tekin makalesi]
5018 s. Yasanın 31/5. maddesi hükmü gereği, harcama yetkililerinin bütçede ön görülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesi ile kendisine ödenek verilen harcama yetkililerini ise ancak tahsis edilen ödenek tutarında yapabileceklerini,
Ortada Belediye Meclisinin Bütçe Onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesi şeklinde kullanılan bir yetkinin söz konusu olduğunu,
5018 s. Yasanın 11’inci maddesi ve 5393 s. Belediye Kanunu’nun 38. maddesi birlikte incelendiğinde, Belediye Başkanlarının “Bütçeyi uygulama” görevi bulunduğunu ve 5018 s. Yasada belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduklarını,
Diğer yandan 4688 s. Yasanın 32’nci maddesindeki “Mahalli idarelerde Sözleşme imzalanması” başlıklı düzenlemeye istinaden, Belediye Başkanın teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesinin, 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını,
Temyiz dilekçesinin önceki bölümlerindeki yorumlar aynen tekrar edildikten sonra;
Sorumluluk yoluna gidilecek ise sözleşmeyi imzalama yetkisi veren Belediye Meclisi Üyelerinin de sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, Sözleşmenin, Meclisin verdiği yetki kullanılarak imzalandığını,
Sayıştay Savcısının esas hakkında mütalaasını duruşmada vermiş olması, mütalaadan heyet ve tarafın aynı anda haberdar olması, mütalaanın yeni hukuki sonuçlar doğuracak nitelikte olması nedeniyle savunma için ek süre istenilmiş olmasına rağmen ek sürenin verilmemesi savunma hakkının kısıtlandığını
Yukarıda belirtilen tüm nedenler ve tüm açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere temyize konu edilen Sayıştay 7. Dairesinin 12.03.2021 tarihli 170 sayılı (17.01.2024 tarih ve 12 sayılı) İlamı tamamen yoruma dayalı, Denetçi Raporunun gerekçeli karara dönüştürülmesi ile oluşturulmuş, açıkça hukuka, yasaya ve gerçeklere ve dahi hakkaniyete aykırı olup, “müştereken ve müteselsilen faizleri ile tahsiline” dair tazmin kararının kaldırılmasını istemek zorunluluğu doğduğunu,
Sunulan nedenlerle ve resen göz önüne alınacak nedenlerle;
… Belediyesinde görev yapan kamu görevlileri ile toplu sözleşme yapılmasının önünde herhangi bir yasal engel bulunmadığı gibi, 4688 s. Yasanın veya bu yasa uyarınca yapılmış olan toplu sözleşmelere konulan hükümlerin, uluslararası antlaşmaların ve uluslararası mahkemelerin kararları çerçevesinde değerlendirilerek ve ancak bu sözleşmelere ve uluslararası mahkeme kararlarına uygun düzenlemelere sahip bulundukları sürece hukuki değere sahip olduğu, çelişme halinde ise çelişmelerin Anayasanın 90/5 maddesi uyarınca ve uluslararası sözleşmelerin ve uluslararası mahkeme kararları lehine çözümlenmesi ve uygulamanın da bu çerçeve içerisinde yorumlanması gerektiğini, Sayıştay’ın diğer Dairelerinin bu konuda vermiş olduğu ilamları birlikte değerlendirilerek;
Sayıştay 7. Dairesinin 17.01.2024 ilam tarihli, 12 ilam numaralı 09.11.2023 tarihli 589 karar no.lu İlamının 3’üncü maddesinde belirtilen miktarın faizleri ile birlikte tahsiline dair kararına dair temyiz başvurusunun kabulü ve kararın kaldırılması,
Temyiz incelemesinin DURUŞMALI yapılması,
Temyiz incelemesine ödeme yapılan kamu görevlilerinden müdahil sıfatıyla katılmak isteyenlerinin müdahilliklerinin kabulüne karar verilmesi hususları,
İfade edilmiştir.
BAŞSAVCILIK MÜTALAASI
Başsavcılığın, Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulan … (Dosya No: 53990) tarafından gönderilen temyiz dilekçesi ile ilgili mütalaasında;
“… ... Belediyesinin 2022 yılı hesabının 7. Daire tarafından yargılanması sonucu 17.01.2024 tarihli ve 12 sayılı İlam çıkarılmıştır. İlamın 3'üncü maddesinde yer alan tazmin hükmüne sorumlu sıfatıyla Veysel SIBIÇ ve 61 Arkadaşı tarafından verilen, tazmin hükmünün kaldırılması talebini ihtiva eden ve ilgideki yazı ile Başsavcılığa intikal ettirilen dilekçe ve ekleri incelendi.
Adı geçenlerin dilekçesinde özetle; …
Dosya içeriğinin incelenmesi neticesinde;
Öncelikle sorumlunun ileri sürmüş olduğu Savcılığın yazılı mütalaasının ilk defa duruşma sırasında gündeme getirildiğine dair iddiası ile ilgili olarak, Sayıştay Kanunu hükümleri gereğince aşağıda yer alan görüşümüz 25.12.2023 tarihinde verilmiştir.
İdare personeline mevzuata aykırı olarak tavan tutarların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucunda … TL tutarında kamu zararına sebep olunduğu açık olup, savunmalarda ileri sürülen hususların tamamının Raporda karşılandığı görülmektedir, bu nedenle ilave edilecek bir husus bulunmamaktadır.
Ancak, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 28'nci maddesine göre toplu sözleşmelerle; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları ile ilgili düzenleme yapılmasına izin verilmişken, sosyal denge sözleşmesine ilişkin 32'nci madde düzenlemesi 28'nci madde de sayılan unsurlar da dahil olmak üzere herhangi bir mali ve sosyal hak ile ilgili düzenleme yapılmasına veya tutar belirleme yetkisi vermemekte olup yalnızca; belirlenmiş olan tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarının, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilmesine imkan sağlanmıştır.
Bu çerçevede; sosyal denge sözleşmeleriyle, özellikle usul ve esasları ve miktarı başka bir mevzuatla düzenlenmiş olan; vekalet ücreti, yiyecek yardımı, ulaşım yardımı, çocuk yardımı, doğum ve ölüm yardımı, harcırah ödemesi, emekli ikramiyesi vb. konularda yapılacak ödemelerle ilgili düzenlemelere yer verilemez, buna ilişkin meri mevzuatta belirlenmiş olan usul ve esaslarda değişikliğe gidilemez, ilgili mevzuatında belirlenmiş olan tutardan daha fazla bir ödeme yapılmasına ilişkin düzenleme yapılamaz
Açıklanan nedenlerle, sosyal denge sözleşmesi dayanak gösterilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili diğer mevzuat gereğince yapılması gereken yardımlarından daha yüksek tutarda yardım (vekalet ücreti, yiyecek yardımı, ulaşım yardımı, çocuk yardımı, doğum ve ölüm yardımı, emeklilik gibi) ödenmiş olması nedeniyle oluşan tutarlar ayrıştırılarak hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.
Bu açıdan ilgili mevzuatı çerçevesinde düzenlenmiş ödemelerin üzerinde yapılan ödemelerin sosyal denge sözleşmesi gerekçe gösterilerek ödeme yapılması ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil edeceğinden ilgili mevzuat esas alınarak hüküm tesisinin sağlanmasını teminen hüküm dışı kararı verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Bunun dışında sorumluluk açısından; 5018 sayılı Kanunun 31 inci Maddesinin 3’üncü fıkrasında "Kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur" hükmü yer almaktadır.
Bu çerçevede 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesine göre Belediye Meclisinin verdiği yetkiye dayanarak harcama talimatı niteliği taşıyan sözleşmenin imzalanması yetkisine sahip görevli Belediye Başkanının sorumlu olduğu değerlendirilmektedir.
Özetle Sosyal Denge Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde yapılan ödemede hukuka aykırı bir husus varsa bundan ancak akdedilen sözleşmenin içeriği hakkında tasarrufta bulunmaya görev ve yetkisi olan ve ayrıca taraf olarak imzaya yetkisi bulunan işveren tarafı temsilcisi veya temsilcilerinin sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Sonuç olarak; sorumluluğa ilişkin yukarıda ifade edilen gerekçeler ile sosyal denge sözleşmesinin içeriğini belirleyerek İdarenin mevzuata aykırı fazla ödeme yapmasına neden yetki sahibi Belediye Başkanı ile sözleşmede İdare adına imzası bulunanlar hakkında sorumluluk tesisi edilmesi gerektiği, ayrıca diğer mevzuat düzenlemesi ile belirlenmiş konularda sosyal denge sözleşmesine dahil edilerek ilgili mevzuatın üzerinde yapılan ödemelerin sosyal denge tavan tutarı hesabında dikkate alınmadan ilgili mevzuatın belirlediği tutarın üzerinde yapılan ödemelerin tespit edilerek ayrıştırılması ve buna göre hüküm tesis edilmesini temsilen hüküm dışı kararı verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir." Şeklindedir.
Ancak daha sonra sosyal denge sözleşmesi olarak sunulan sözleşme ve ekleri incelendiğinde, yetkili sendika ile idare arasında yapılan sözleşmenin 4688 sayılı Kanununda belirtilen usul ve esas ile sınırları tespit edilen hiçbir hukuki kural ve kaideye uymadığı, toplu iş sözleşmesi mahiyetinde düzenlendiği ve hatta içerisine mevzuata aykırı hükümler olması halinde sözleşme hükümlerinin uygulanacağına dair maddelerin yer aldığı görülmesi üzerine, duruşma esnasında aşağıda yer alan ve Temyiz başvurusuna mütalaa niteliği de taşıyan görüşümüz sunulmuştur.
Buna göre; … … Belediyesi ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası arasında 21.09.2022 tarihinde imzalanan 01.01.2022/31.12.2023 dönemini kapsayan "Toplu İş Sözleşmesi" imzalanmış ve bu sözleşme üzerine ödemeler gerçekleştirilmiştir.
Sosyal denge sözleşmesi olarak değerlendirilemeyecek nitelikler arz eden sözleşmede yaklaşık 30 civarında İdarenin aleyhine mali külfet getirecek yükümlülüklere girildiği görülmektedir.
Bunun dışında uygulamada ki bazı mevzuatın da bu sözleşmeye aykırı hükümlerinin uygulanmayacağına ilişkin maddelerinde yer aldığı görülmektedir.
Bu konuda verilebilecek örnek ise "Toplu İş Sözleşmesi" nin "Toplu Sözleşmenin Hükmü" Başlıklı 6'ncı maddesinin (a) bendinde "Bu Toplu İş Sözleşmesi'nin "Sözleşmenin Kapsamı ve Yararlanma Koşulları" başlığını taşıyan 5. Maddesi'nde sözleşmeden yararlanacağı belirtilen çalışanlara uygulanan mevzuatın bu sözleşmeye aykırı hükümlerin yerini bu sözleşme hükümleri alır." şeklindedir.
Yani mevzuat hükümleri ile somut olaya konu sözleşme arasında bir çelişki var ise sözleşme hükümlerinin uygulanacağına ilişkin hüküm de yer almaktadır.
İdarenin Sendika ile yapmış olduğu "Toplu İş Sözleşmesi’nin hukukiliği konusunu incelediğimizde;
4857 sayılı İş Kanununa tabi işçilere yönelik işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esaslar 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda,
Kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esaslar ise 25.6.2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda, düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, toplu iş sözleşmesinin ancak iş kanununa tabi işçilere yönelik 6356 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yapılması mümkündür. Belediyelerin işçi statüsü dışında kadro veya pozisyonlarında istihdam edilen personeline yönelik ise 4688 Kanuna göre imzalanan toplu sözleşmeye veya hakem kurulu kararına istinaden ilgili belediye ile sendika arasında sadece sosyal denge tazminatı ödenmesine yönelik (toplu sözleşme olarak sayılmayan (4688/32 Md.) sözleşme yapılması mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Sözleşme özgürlüğü" başlıklı 26’ncı maddesinde;
"Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmü,
"Kesin hükümsüzlük" başlıklı 27’nci maddesinde ise "Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur." hükmü, yer almaktadır.
Buna göre, Belediye ile sendika arasında imzalanan ve içerisinde aylıklı izinli sayılmadan sosyal tesislerden indirimli yararlanmaya kadar, Toplu Sözleşme Ücretinden ikramiye ödemesine, yakacak yardımından öğrenim yardımına ve ikramiye ödemesine ve bu ödemelerin %20 veya TÜFE ortalaması dikkate alınarak artırılmasına kadar mevzuata aykırı hususların yer aldığı toplu iş sözleşmesinin, Anayasamızın 53 ve 128 inci maddeleri, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri karşısında hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde hukuka aykırı olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle yok hükmünde sayılması gerekmektedir. Ayrıca, bu durumun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi kapsamında suç olduğu değerlendirilmektedir.
Bir kez daha özetle ifade edecek olursak, Kanun koyucu kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine yönelik toplu sözleşmenin usul ve esaslarını 4688 sayılı Kanunla düzenlemiş, bu kapsamda belediyelere verilen yetki toplu sözleşme yada toplu iş sözleşme yapma yetkisi değil, sadece 4688 sayılı Kanuna göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen sosyal denge tazminatının tavan tutarını geçmemek üzere bütçe imkanları çerçevesinde personeline ödeyebileceği sosyal denge tazminatı tutarını ilgili sendika ile sözleşme yapmak suretiyle belirleme yetkisidir.
Anayasamızda belirtilen "Hukuk Devleti" ilkesi Devlet ya da millet adına yetki kullanan tüm organ, kuruluş ve birimlerin bu ilke içinde hareket etmelerini zorunlu kıldığından dolayı, yürütme organı ve idarenin tüm işlem ve eylemlerini hukuka uygun olarak yapması gerekmektedir.
Diğer taraftan, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinin birinci fıkrasında;
"... sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, ... karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, ... toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir."
İkinci fıkrasında ise;
"Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir..." denilmek suretiyle,
Belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince karar verilmesi halinde sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatının ilgili sendika temsilcisi ile belediye başkanı arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde (6. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün 4 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarıca 7 ay) sözleşme yapılabileceği, ancak yapılacak sözleşmenin, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacağı ve sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyeceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Bu hüküm uyarınca belediye meclisince karar verilmesi halinde en geç 30/7/2022 tarihine kadar sadece ödenebilecek sosyal denge tazminatına yönelik sözleşme yapılabilmesi mümkünken, hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadan 21.09.2022 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Bu nedenle, kanunda öngörülmüş olan süreler içerisinde imzalanmamış olan sözleşmenin de herhangi bir hüküm ifade etmediği değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla, hukuki dayanağı bulunmayan toplu iş sözleşmesinin kamu harcamasına dayanak olarak esas alınmasının mümkün olmadığı, diğer bir ifadeyle toplu iş sözleşmesinin yok hükmünde olduğu düşünülmekte olup, toplu iş sözleşmesine istinaden yapılan ödemelerinde tamamının kamu zararı olduğu ve buna göre yeniden belirlenecek kamu zararı tutarına göre hüküm tesis edilmesini teminen Daire Kararının BOZULARAK iadesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Arz Olunur.” Denilmektedir.
DURUŞMA TALEBİ
Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde sorumlu tutulmuş olan Veysel SIBIÇ, temyiz dilekçesinde duruşma talebinde bulunmuş olmasına ve kendisine Temyiz Kurulu’nda 15.01.2025 tarihinde duruşma yapılacağına ilişkin tebligat yapılmış olmasına rağmen, duruşmaya gelmemiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin okunup incelenmesinden sonra;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen 01.01.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin sosyal denge sözleşmesine istinaden, memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması ve söz konusu ödemeler yönünden kamu zararına sebebiyet verilmesi dolayısıyla, … TL’ nın sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.
Esas yönünden inceleme ve değerlendirme
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.
Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.
İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmibeşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” hükmü,
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) Ek 15’inci maddesinde;
“(Ek: 4/4/2012-6289/33 md.) Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %120’sidir. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.”,
Aynı Sözleşmenin “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 6’ncı maddesinde;
“(1) 4688 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesinde yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2023” şeklinde uygulanır.
(2) Bu hüküm çerçevesinde yapılacak ödeme tutarı hiçbir şekilde 1 inci maddede yer alan sosyal denge tazminatı oranı ile belirlenecek tutarı aşamaz.”
Düzenlemeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde;
4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesine göre, 375 sayılı KHK’nin Ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine, Belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine Belediye Meclisince, İl Özel İdaresinde ise Vali’nin teklifi üzerine İl Genel Meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile Belediyelerde Belediye Başkanı, İl Özel İdaresinde ise Vali arasında, Toplu Sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sosyal denge sözleşmesi yapılabilecektir.
Belediyelerde, Belediye Başkanının teklifi üzerine belediye meclisince karar verilmesi halinde sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatının ilgili sendika temsilcisi ile belediye başkanı arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde (6. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün 4’üncü maddesinin birinci fıkrası uyarıca 7 ay) sözleşme yapılabileceği, ancak yapılacak sözleşmenin, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacağı ve sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyeceği, hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm uyarınca, Belediye Meclisince karar verilmesi halinde, en geç 30.07.2022 tarihine kadar ödenebilecek sosyal denge tazminatına yönelik sözleşme yapılabilmesi hukuki imkân dahilinde iken, hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın, Belediye ve Sendika arasında 21.09.2022 tarihinde sözleşme imzalanmış ve ödemeler 15.12.2022 ve 30.12.2022 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir.
Bu nedenle, kanunda öngörülmüş/cevaz verilmiş olan süreler içerisinde imzalanmamış olan sözleşme, herhangi bir hüküm ifade etmemekte ve geçerlilik taşımamaktadır.
Öte yandan, 375 sayılı KHK’nin Ek 15’inci maddesinde; sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kanun’a göre yapılan Toplu Sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili Belediye ve İl Özel İdaresi ile ilgili Belediye ve İl Özel İdaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında yapılabilecek sözleşmeyle belirleneceği, hükme bağlanmıştır.
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %120’si olarak belirlenirken; “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 6’ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasında, yapılacak ödeme tutarının, hiçbir şekilde 1’inci maddede yer alan sosyal denge tazminatı oranı ile belirlenecek tutarı aşamayacağı, ifade edilmiştir.
Bir başka ifadeyle, İdareler tarafından personeline ödenebilecek sosyal denge tazminatı, en yüksek Devlet memuru aylığının %120’sini aşamayacaktır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre; sosyal denge sözleşmesinde düzenlenen tazminatın tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre belirlenebilecek, ancak, mevzuatında belirtilen tavan tutarı, yani en yüksek Devlet memuru aylığının %120’sini aşamayacaktır.
Ancak dosya içeriği belgelerde kayıtlı olan (Belediyenin sosyal denge tazminatına dair) ödemelerin incelenmesi neticesinde; Belediye ile yetkili sendika Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM-BEL-SEN) arasında akdedilen ve 01.01.2022 – 31.12.2022 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesiyle 2022 yılında personele ödenen sosyal denge tazminat tutarları, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırı olarak belirlenerek yasal tavan tutarı aşılmıştır.
Sosyal Denge Sözleşmesi’nin konu ile ilgili düzenlemeleri
Söz konusu sosyal denge sözleşmesinin:
“Çalışanın Eğitim ve Kültür Hakkı” başlıklı 21’inci maddesinde;
(…)
c- Sendikamız, hukukun üstün olduğu Laik Demokratik Cumhuriyet ve Uygar bir Toplum içerisinde yer almanın mücadelesi içindedir. Bilgiye ulaşma ve Medeni bir kültürle buluşmaya maddi katkı sağlamak için işveren çalışanlara Eğitim ve Kültür Yardımı olarak, her yıl Şubat ayında net ….TL (İkiBinÜçYüzTürkLirası) öder.
(…)”,
“Çalışanın Çocuk Hakları” başlıklı 22’nci maddesinde;
“a- İşveren çocuk gündüz bakımevi açar. Maliye Bakanlığı'nca yayımlanan bütçe uygulama talimatınca belirlenen en düşük ücret çerçevesinde çalışanın çocuklarına hizmet sunar.
İşverenin açtığı Gündüz Bakım Evleri Dışında, başka bir Gündüz Bakım Evi’ne veya kreşe gittiği belgelenen çalışan çocukları için her ay net … TL(YediYüzElliTürk Lirası) ödenir.
(…)”,
“Çalışanın Engelli Hakları” başlıklı 23’üncü maddesinde;
“a- Ulusal düzeyde kabul edilen 10-16 Mayıs Engelliler Haftasının ilk iş günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ‘nde engelli çalışanlar ücretli izinli sayılır.
b- Engelli çalışana ve yasal olarak bakmakla yükümlü olduğu kişilere belge ibrazı ile işveren aylık net … TL(…) ödenir.”,
“Ücretli İzinler” başlıklı 24’üncü maddesinde;
“a- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, kadın çalışanlar ücretli izinli sayılır ve işveren net … TL (…) öder.
b- İşçi sınıfının Uluslararası Birlik ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs tarihinde tüm çalışanlara işveren net … TL(…) öder.”,
“Ulaşım” başlıklı 26’nci maddesinde;
“(...)
b) İşveren, mesai saatleri dışında göreve çağırdığı personele araç tahsis eder, tahsis edemediği durumlarda ise yol ücretini öder. Dışarıda görev yapan (teknik eleman, tahsildar, yoklama memuru vb.) personel için ücretsiz taşıma kartı temin eder.
c- İşveren; kamu kurum ve kuruluşları personel servis hizmet yönetmeliği kapsamında, uygun olmayan servis hizmetleri için; tüm personele ( zabıta dâhil) bu sözleşme kapsamı dışında herhangi bir ulaşım bedeli ödemiyor ise aylık mavi kart dolum bedeli kadar net ücreti ulaşım yardımı olarak öder.”,
“Gıda Yardımı” başlıklı 27’nci maddesinde;
“a) İşveren, çalışana 2022 yılının ilk üç ayı (ocak, şubat, mart) için net … TL (…) birinci yılın kalan her ayı için net … (…) gıda yardımı öder. Devlet Memurları Yiyecek yardımı Yönetmeliği kapsamında 2022 ve 20223 yıllarında ödenecek nakdi kumanya yardımının herhangi bir sebeple ödenmemesi halinde gıda yardımı … TL olarak ödenir.
b) İşveren, yılda bir kez çalışanlara moral yemeği düzenler. (İçeriği ile ilgili sendikanın görüşü alınır.)”,
“Evlenme Yardımı” başlıklı 28’nci maddesinde;
“İşveren çalışanın evlenmesi halinde (çalışanların ikisinin de aynı işyerinde çalışıyor olması halinde her ikisine de) net … TL (…) öder.”,
“Doğum Yardımı” başlıklı 29’uncu maddesinde;
“a) İşveren çalışanın her bir doğan çocuğu için (çalışanların ikisinin de aynı işyerinde çalışıyor olması halinde yalnız birisine, çoklu doğumlar olması halinde ise doğan çocuk sayısı ile çarpılarak) net … TL (…) öder.
b) Kadın çalışanlarımızın, kullandıkları doğum izni dışında; bu sözleşmeyle ayrıca doğum sonrası 3(üç) hafta, erkek çalışanlarımız için 1 (bir) hafta izin kullanmaları sağlanır.”,
“Ölüm Yardımı” başlıklı 30’uncu maddesinde;
“a) İşveren çalışanın vefatı halinde net … TL(Y…) öder. Vefatın görev esansında (kaza, terör, yangın, doğal afet, fiziksel şiddet) meydana gelmesi halinde net … (…) öder.
b) İşveren, anne, baba, eş ve çocuklarının vefatı halinde net … TL (… ) öder.”,
“Sağlık Desteği” başlıklı 31’inci maddesinde;
“İşveren, çalışanına (eş ve çocukları dahil) onkoloji hastalıkları, hayatı tehlikeye sokan ilerleyici hastalıklar ile genetik hastalıkların teşhisini takip eden tedavi sürecine sözleşme dönemi boyunca bir seferliğe mahsus olmak üzere net … TL(…) öder.
Ayrıca kamu ve özel sigorta ödemesi kapsamında olmayıp bir heyet raporu ile kullanımı zorunlu kabul edilen ilaçlar ve benzeri tedavi unsurlarının … Belediyesi Sağlık işleri Müdürlüğü onayı ile sözleşme dönemi boyunca en fazla net … TL’ye kadar (…) kanıtlayıcı belge (fatura vb.) karşılığı işverence ödenir.”
“İyileştirme Zammı” başlıklı 32’nci maddesinde;
“İş bu Toplu Sözleşme’nin 1. bölümünde belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde işverence çalışanlara, halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ayın maaş günü;
a) İç Denetçiler, Müfettişler, Harcama Yetkilileri ve Müdürlere her ay net … TL (…) iyileştirme zammı ödenir.
b) Tüm çalışanlara ve sözleşmeli çalışanlara her ay net … TL (…) Türk Lirası) ödenir.
c) Belediye Başkan Yardımcısı olarak çalışanların farklı ücret almamasını temin etme adına, memurlar arasından atanan Başkan Yardımcılarına verilecek maaşın, Meclis Üyesi kontenjanından atanan Başkan Yardımcısına verilen maaşa eşitlemek amacıyla her ay hesaplanacak miktar üzerinden iyileştirme zammı ödenir.
d) Kurban Bayramı’nda net … (…) ödenir.
e) Ramazan Bayramı’nda net … TL (…) ödenir.
f) Ekim ayında yakacak yardımı olarak net … TL (…) ödenir.
g) Aralık ayı sonunda yeni yıl yardımı olarak net … TL (…) ödenir.
h) Temmuz ayında yıllık dinlenme hakkı olarak net … TL (…) ödenir.
i) Günün 24 haftanın 48 saat program koşulu ile çalışan zabıtanın, ilgili mevzuat gereği yasa ile belirlenen mesai ücretlerinin%50'si bu sözleşmeyle, ayrıca sözleşmede belirlenen gıda yardımının %30 fazlası zabıta çalışanına ödenir.
j) İhale Komisyonu'na katılan çalışanlara ihale başına, Belediye Encümenin de görev yapan çalışanlara oturum başına, Kıymet Takdir Komisyonun da görev yapan çalışanlara toplantı başına, Arabulucu Komisyonunda görev yapan çalışanlara görüşme başına net … TL (…) ödenir.
k) İşveren tarafından belirlenen iş programının fazla çalışma olmaksızın bitirilmesi esas olmakla birlikte, kamu hizmetlerinin zorunlu kıldığı hallerde çalışanın rızası ile Belediye Başkanı’nın onayı da alındıktan sonra yılda 270 saati geçmemek koşuluyla fazla çalışma yaptırılabilir ve bu şekilde fazla çalışma yaptırılan personele saat başı net … TL (…) ödenir.
1) Her yıl ocak ayının ilk haftasında giyim yardımı olarak net … TL …) ödenir.
m) Tedviren müdürlük görevine atananlara G.İ.H. sınıfı 1. derece müdür kadrosu maaşına uygun olarak denkleştirme yapılır.
n) Toplu İş Sözleşmesi süresi (01/01/2022-31/12/2023) içerisinde …belediye Başkanlığında son 5 (beş) yılını tamamlayarak emekli olan çalışana, memuriyeti boyunca çalıştığı her bir hizmet yılı, 5 yıldan az olanlara ise … Belediyesinde Çalıştığı her bir hizmet yılı için emekli ikramiyesi ödenir.
Emekli ikramiyesi hak edilmiş hizmet yılının … TL (…) ile çarpımı sonucu ortaya çıkan tutardır.
Bu madde emekli olup tekrar açıktan atama yoluyla görece dönen çalışan için … Belediye Başkanlığında çalışmış olduğu son hizmet dönemini kapsar.
Vefat halinde çalışan, emekliliği hak etmiş ise, emekli ikramiyesi yasal varislerine ödenir.”,
Geçici Maddesinde ise;
“Bu sözleşmeyle elde edilen ücretlere ikinci yıldan geçerli olmak üzere %20 oranında zam yapılır. Enflasyon oranının beklenenden yüksek çıkması durumunda sendikanın talebi doğrultusunda ek protokol düzenlenir. Sendikanın ek protokol için yaptığı başvuru işverence kabul edilir.”
Düzenlemeler yer almaktadır.
Söz konusu sözleşmede; aylık net sosyal denge ödemesinin yanında her unvan için geçerli olan Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, yeni yıl ikramiyeleri ile ihale komisyonu, eğitim ve kültür, evlenme, evlilik, ölüm, eğitim yardımı vb. arızi ödeme kalemleri de belirlenmiştir.
Kısacası;
4688 sayılı Kanun uyarınca imzalanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1’inci maddesine göre;
2022 yılında ödenebilecek sosyal denge tazminatı tavan tutarları, 2022 yılının ilk altı ayı için … TL, ikinci altı ayı için … TL’dir (Söz konusu tavan tutarlar en yüksek devlet memuru aylığının, ek gösterge dâhil, %120’sidir).
Dolayısıyla, 2022 yılında Belediye personeline ödenen sosyal denge tazminatları, yasal sınırın üzerindedir ve bu durumda da kamu zararına neden olunmuştur.
Kamuoyunda “sosyal denge affı” olarak bilinen yasal düzenlemenin konuya etkisi
26.11.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan 16.11.2022 tarih ve 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10’uncu maddesi ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri ve Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na eklenen Geçici 16’ıncı maddede;
“Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminat ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.” hükmü getirilmiştir.
Bu hüküm gereği, 26.11.2022 tarihine kadar sosyal denge sözleşmesi hükümlerine göre ile yapılan ödemelerin Denetçi sorgusu aşaması ile Daire İlam hükmünde konu edilmediği ve fakat kamuoyunda “sosyal denge affı” olarak bilinen bu düzenlemenin yürürlük tarihinden sonrasına tekabül eden (15.12.2022 ile 30.12.2022 tarihlerinde) ve yasal sınırı aşan ödemeler Denetçi sorgusuna ve Daire İlam hükmüne dahil edilmiş olup, bu kapsamdaki ödemeler, kamu zararı niteliğindedir.
Ödemelerin kamu zararı kavramı açısından değerlendirilmesi
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde;
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.” denilmektedir.
Bu bağlamda; sosyal denge sözleşmesinin söz konusu ödemeler ile ilgili hükümlerinin, yürürlükteki Kanun ve KHK hükümlerine uygun düzenlenmemesinden dolayı ortaya çıkan fazla ödemelere sebebiyet vermekle mevzuatında öngörülmeyen ödemeler olduğundan, bu ödemeler, kamu zararı oluşturmaktadır.
Sorumluluk Yönünden İnceleme ve Değerlendirme
a) Temyiz dilekçesinde;
“Belediye Meclisi’nin bütçe onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesi” şeklinde kullanılan bir yetkinin söz konusu olduğundan ve sorumluluk yoluna gidilecek ise sözleşmeyi imzalama yetkisi veren Belediye Meclisi Üyelerinin de sorumluluğuna gidilmesi gerektiğinden bahsedilmekte ise de;
Belediye Meclisleri tarafından bütçeye onay verilmesinin anlamı; ödeneklerin idari birimler tarafından birincil ve ikincil mevzuatta yazılı hükümlere uyulması önceliğiyle, örneğin işbu temyiz başvurusuna konu olan personel ödemelerinde, söz konusu mevzuatta belirlenen maktu veya oransal sınırlar dahilinde kalınmasıdır.
Bu konuyla bağlantılı olarak, toplu iş sözleşmesinin imzalanması yetkisini Belediye Başkanı’na veren 05.11.2021 tarih ve 2021/94 sayılı Belediye Meclis Kararı’nın içeriğinin, sadece yetki verilmesi, şeklinde olduğu, açıkça harcama talimatı niteliği taşımadığı ve bu nedenle de, Daire İlamında da görüldüğü üzere, Belediye Meclisi üyeleri ile ilgili bir sorumluluk tesisine, hukuken gerek bulunmamaktadır.
b) Temyiz dilekçesinde;
5018 s. Kanun’un 11’inci ve 5393 s. Kanun’un da 38’inci maddesi hükümleri birlikte incelendiğinde, Belediye Başkanlarının “Bütçeyi uygulama” görevi bulunduğu ve 5018 s. Kanun’da belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduklarından, bahsedilmekte olup:
Sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanı (Üst Yönetici) … ile ilgili olarak,
5018 sayılı Kanun’un “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiş,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de,
“Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak” belediye başkanının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
4688 sayılı Kanun’un “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde yer alan;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.”
Hükmü uyarınca, belediyelerde sosyal denge sözleşmesini imzalamaya münhasıran Belediye Başkanı yetkili kılınmıştır.
Bu minvalde, Daire İlamında, ilgili mevzuat hükümleri ile belirlenen tavan tutarı aşan meblağlarda sosyal denge ödenmesine cevaz veren toplu iş sözleşmesini imzalayan Belediye Başkanı …’in “Üst Yönetici” sıfatıyla kamu zararından sorumluluğu bulunduğuna hükmedilmiştir.
c) Sözleşmeyi imzalayan diğer görevlilerin sorumluluğu
2022 yılında yapılan sosyal denge ödemelerine esas sözleşme, idare adına Belediye Başkanı … ile … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Hukuk İşleri Müd. V.), … (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müd. V.) ve … (Mali Hizmetler Müd. V.) tarafından imzalanmıştır.
Sözleşmeye uygun yapılan sosyal denge tazminatı ödemeleri neticesinde kamu zararının oluşması, sözleşme hükümlerinin mevzuat hükümlerine aykırı olmasının doğrudan sonucudur.
Bu durumda, sosyal denge tazminatı sözleşmesinde Belediye adına imzası bulunan … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Hukuk İşleri Müd. V.), … (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müd. V.) ve … (Mali Hizmetler Müd. V.)’ın da, bu sözleşmenin uygulanması sonucunda oluşan kamu zararından sorumlulukları bulunmaktadır.
d) Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun; “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;
“…
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
Aynı Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde de;
“…
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” Hükümleri yer almaktadır.
Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarihli ve 5189-1 no.lu Kararı’nda da, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, yapılacak olan giderin mevzuat hükümlerine uygun olduğunu kontrol etmekle yükümlü olduğu, ifade edilmiştir.
Bu doğrultuda, mevzuat ile belirlenen tavan tutarı aşan tutarlarda sosyal denge ödenmesinden doğan kamu zararından Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin de sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla;
Temyiz dilekçesinde konunun esasına ve sorumluluk tayinine dair yorum, itiraz ve karşı görüşlerin REDDİ ve Belediye ile yetkili Sendika arasında imzalanmış olan ve 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasını kapsayan sosyal denge sözleşmesi ile 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi uyarınca 26.11.2022 tarihinden sonra mevzuata aykırı olarak tavan tutarın üzerinde ödeme yapılması suretiyle oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine dair Daire İlam hükmünün TASDİKİNE, (Üye …’un aşağıda yazılı karşı oyuna/azınlık görüşüne karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 15.01.2025 tarih ve 57629 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
KARŞI OY/AZINLIK GÖRÜŞÜ
Üye …
12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen ve 01.01.2022-31.12.2022 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesine istinaden memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması nedeniyle oluşan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Kamu zararından, sosyal denge sözleşmesinde imzası olan kamu görevlileri ile söz konusu tazminatın ödenmesi için düzenlenen ödeme emri belgelerini imzalayan bütün harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlileri sorumlu tutulmuştur.
Somut olayda mevzuata aykırı ödeme, mevzuat karşısında kusurlu işlem olan sosyal denge sözleşmesi uyarınca yapılmıştır. Sosyal denge sözleşmesinde; Belediye Başkanı, 2 Belediye Başkan Yardımcısı, Hukuk İşleri Müdür Vekili, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdür Vekili ile Mali Hizmetler Müdür Vekilinin imzaları bulunmaktadır. Dolayısıyla Daire İlamına konu edilen kamu zararından kusurlu işlemin sahibi olan kamu görevlileri sorumlu tutulmalıdır.
Söz konusu tazminatın ödenebilmesi için düzenlenen ödeme emri belgelerini imzalayan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin, sosyal denge sözleşmesinin imzalanmasında görevli olmadıkları için Daire İlamına konu edilen kamu zararında kusurlu olduklarından bahsedilemez. Bu nedenle, harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin sorumluktan çıkarılması gerekmektedir.
Diğer yandan, 4688 sayılı Kanun’un “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesindeki, “… halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.” hükmünden hareketle sözleşmeyi imzalama yetkisinin belediye başkanında olduğu savunulsa bile, sosyal denge sözleşmesine belediye başkanı dışında imza atan kamu görevlileri de imzalarıyla irade beyanında bulundukları için sözleşmenin tarafıdırlar. Bu nedenle, sosyal denge sözleşmesi nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından sorumludurlar.
Bu itibarla, İlam hükmünün Sorumluluktan Bozulmasına ve yeniden hüküm tesis edilmesini teminen Dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesi uygun olacaktır.
1- 12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen 01.01.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin sosyal denge sözleşmesine istinaden, memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması ve söz konusu ödemeler yönünden kamu zararına sebebiyet verilmesi dolayısıyla, toplam … TL’ nın sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.
Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde sorumlu tutulanlar;
… (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), …(Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Diğer Sorumlu), … (Gerçekleştirme Görevlisi), S… (Gerçekleştirme Görevlisi), …(Diğer Sorumlu), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), Mustafa … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Diğer Sorumlu), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi), … (Gerçekleştirme Görevlisi), … (Harcama Yetkilisi) ve … (Diğer Sorumlu) tarafından aynı metne dayalı ve ortak imzalı temyiz dilekçesi gönderilmiş ve 12 sayılı İlamın 3’üncü maddesine ilişkin olarak temyiz talebinde bulunulmakta ise de;
İlam, adı geçen sorumlulara 31.01.2024 tarihi ile 10.02.2024 tarihi arasında tebliğ edilmiş olup, bu tarihe nazaran 6085 sayılı Kanunun 55’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında yazılı 60 günlük temyiz süresi 10.04.2024 tarihinde (Çarşamba günü) sona ermiştir. Söz konusu tarih Ramazan Bayramı tatiline denk geldiğinden, temyiz başvurusu süresinin son günü 15.04.2024 Pazartesi günü kabul edildiğinde de, sorumlular tarafından bu tarihten sonra; 18.04.2024 tarihinde Sayıştay kayıtlarına intikal eden dilekçe ile temyiz talebinde bulunulmuştur.
Temyiz başvuru süresinin geçirilmiş olması nedeniyle TALEBİN REDDİNE oy birliğiyle,
Ahizin temyiz başvurusu;
2- Ahiz konumundaki …’in temyiz başvurusu ile ilgili olarak:
Daire Kararında yer alan tazmin hükmü, ilamda isimleri yazılı sorumlulara yöneltilmiş olup, temyiz talebinde bulunan ahiz konumundaki …’in tazmin hükmünde sorumluluğa iştiraki bulunmamaktadır.
Sayıştay Dairelerince verilen kararlara karşı, Temyiz Kurulu nezdinde temyize yetkili olanlar; 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin ikinci fıkrasının atıfta bulunduğu 52’nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen daire ve makamlar ile kendilerine tazmin hükmedilmiş olan sorumlulardan ibaret olup, bunlar arasında yer almayan ahiz konumundaki … ile ilgili temyiz başvurusu üzerine, usul yönünden TALEBİN REDDİNE oy birliğiyle,
Sosyal denge tazminatı ödemelerinde üst limitin aşılması;
3- 12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen 01.01.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin sosyal denge sözleşmesine istinaden, memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması ve söz konusu ödemeler yönünden kamu zararına sebebiyet verilmesi dolayısıyla, toplam … TL’nın sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.
TEMYİZ DİLEKÇESİ
Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulan … (Dosya No: 53990) tarafından gönderilen temyiz dilekçesinde özetle;
Sayıştay 7. Dairesinin 17.01.2024 tarih ve 2024/12 İlam sayılı 09.11.2024 tarihli 589 karar sayılı İlamının 3’üncü maddesinde belirtilen miktarın, faizleri ile tahsiline dair Kararının kaldırılması, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması, temyiz incelemesine müdahil sıfatıyla katılmak isteyenlerinin müdahilliklerinin kabulü isteminin sunuluşu olduğunu,
Temyiz nedeni bağlamında; Sayıştay 7. Dairesinin kararının usul ve yasaya aykırı bulunması, eksik inceleme ile verilmesi, kararda açık maddi hataların bulunması, savunma ve savunma kanıtlarının eksik değerlendirilmesi, Sayıştay Savcısının yargılamanın duruşmasında, önceden Daireye ve duruşmaya katılanlara tebliğ etmediği yazılı mütalaası ile Sayıştay Denetçisinin sorgu gerekçeleri arasında açık hukuki farklılığın bulunması, savunma hakkının duruşma anı ile sınırlandırılmış olması gerekçeli temyizde açıklanan hukuki nedenler, karşı oy yazısının kısmen hukuka uygun olması,
Sayıştay 7. Dairesine yapılan savunmadan bahsedildikten sonra,
Temyiz savunması (dilekçesi) çerçevesinde:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin EK 15’inci maddesinde yer verilen hükme göre; Belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, kanunda öngörülen sınırlara uyulması koşulu ile Sosyal Denge Tazminatı ödenebilmesine olanak tanındığını,
Bu tazminatın hangi şart ve miktarda kime ödenebileceğinin ise, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu “Mahalli İdarelerle Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde ve Geçici 14’üncü maddesinde ayrıntılı olarak düzenlendiğini,
Yasanın, Geçici 14’üncü maddesinde, Toplu Sözleşmeye yapılan atfa istinaden, “sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %120’si olduğu,
7’nci maddesinde, çalışan personele ödenebilecek Sosyal Denge Tazminatına ilişkin düzenlemeler yapıldığını,
İdarelerce, 15.03.2012 tarihinden önce imzalanmış olup da 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanmakta olan Sosyal Denge Sözleşmelerinin uygulanmasına, sözleşmede öngörülen sürenin sonu kadar devam edilebileceğini ve 31.12.2019 tarihine kadar, çeşitli nedenlerle sona ermesi haline yeniden sözleşme yapılabileceğini, bu sözleşme kapsamında ödenecek Sosyal Denge Tazminatı aylık tavan tutarının, en yüksek devlet memuru aylığının %120’si olduğunu,
Ancak Geçici 14’üncü maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen ortalama aylık tutarın, en yüksek devlet memuru aylığının %120’sinin üzerinde ise bu tutarın ödenebilecek aylık Sosyal Denge Tazminatının tavan tutarı olarak belirlenebileceğini,
Yapılan sözleşme ve sözleşme kapsamında ödemelerin, yukarıda yazılı düzenlemelerde belirlenen sınırlar içinde kalmakta olduğunu,
Sözleşme ile hem mevcut ödeme miktarlarında artışa gidildiği hem de yeni ödeme kalemleri getirildiği ve böylelikle eski sözleşmedeki tutarların üzerinde Sosyal Denge Tazminatı ödendiği yönündeki tespit ve değerlendirmelerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu,
4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinin son fıkrasında;
“İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onum aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu il özel idaresinde yüzde yirmi beşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz.
Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır” hükmünden de anlaşılacağı üzere, 4688 sayılı yasanın 32’nci maddesi son fıkrası koşulları gerçekleşmediği sürece, sözleşmenin yasal geçerliliğini koruyacağını,
Denetçi Raporunda ise kamu zararına yönelik saptamada, sözleşmenin 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesine aykırı bir şekilde belirlenmesi sonucunda, 2012 tarihinden sonra yapılan ek sözleşmelerde yeni mali hükümlerin ihdas edilmesinin, yeni ödeme kalemleri getirilmesi geçersiz olduğu, gibi hatalı bir hukuki değerlendirmeye dayandığını,
Oysa ki 32’nci maddede, sözleşmenin hangi koşullarda geçersiz sayılması gerektiğinin tahdidi olarak sayıldığını, bunlar arasında “tavan tutarının üstündeki kısmın geçersizliği” konusunun var olduğunu,
Yasa koyucunun amacının, “tavan tutarının üzerindeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu, 32’nci maddenin son fıkra hükmünde düzenlendiği gibi “geçersizlik şartı” olarak açıkça ifade edeceğini,
Bir sözleşmenin feshinin, ancak taraflar arasında yapılacak bir uzlaşma “fesih uzlaşması” ile veya yargısal denetimle oluşan bir yargı kararı ile olabilecek bir durum olduğunu, ortada Belediye Meclisinin onayı ile sonra da uzatılan bir sözleşme bulunduğunu,
Anayasa Mahkemesi 02.02.2017 tarih ve 2014/2282 E. sayılı kararı metnine yer verilerek;
Anayasa’nın 51’inci maddesinde güvence altına alman örgütlenme hakkına yönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir” şeklinde olduğunu ve Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde de, Sosyal Denge Tazminatı kapsamında yapılan ödemelerin yasallığının ve hukukiliğinin açıkça ortaya konulduğunu,
… … İdare Mahkemesi …/… esas …/… karar sayılı ilamından bahsedilerek; gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgilere ödenmesinde “kamu zararı” oluştuğundan söz edilemeyeceğini,
Gerekçeli kararda (Daire İlam hükmünde) sözleşmenin yasaya aykırılığından söz edilmekte ise de;
4688 s. yasanın 32’nci maddesi son fıkrasında;
“İlgili mahalli idarenin, vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik pirimi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçeklesen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçeklesen en son yıl bütçe gelirlerinin -belediyelerde yüzde otuzunu aşması halinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz (buna aykırı bir sözleşmenin yapılamayacağına dair amir hüküm olduğunu). Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” (Sözleşmenin imzalanmasından sonra hangi koşulda hükümsüz kalacağına dair bir devam şartı olduğunu),
Bu madde hükmü ile açıktır ki; 4688 s. yasanın 32’nci maddesi son fıkrası şartlarının, gerçekleşmediği müddetçe sözleşmenin yasal geçerliliğini koruduğunu,
Gerekçeli kararda (Daire İlam hükmünde) ise, kamu zararına yönelik saptama da sözleşmenin 4688 s. Kanun’un Geçici 14’üncü maddesine aykırı bir şekilde belirlenmesi neticesinde imzalanan sözleşme ile yeni mali hükümlerin ihdas edilmesi ile kamu zararının oluştuğunun ileri sürülmesinin, yasal ve hukuki dayanağı bulunmadığını,
4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinde sözleşmenin hangi koşullarda geçersiz sayılması gerektiğini (hükümsüzlüğünü) sınırlı olarak saydığını (32. madde/son fıkra), bunlar arasında “tavan tutarın üstündeki kısmın geçersizliği” nin bulunmadığını,
Yasa koyucunun amacının, “tavan tutarın üstündeki kısmın sözleşmenin kısmi olarak geçersizliğine neden olması” olsa idi bunu, 32’nci madde/son fıkra hükmünde düzenlediği gibi “geçersizlik (hükümsüzlük) şartı” olarak da belirteceğini,
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin; inceleme yetkisi dışında kalan ve bir sözleşmeye bağlanarak oluşmuş bir idare borcunun doğması hasebiyle de belediye meclisinden geçen bir bütçe ile karşılığı ayrılmış olarak ödenmesi ön görülen bir kalemin fazla ödenmesinin söz konusu olmadığını, tam olarak belediye bütçesinde karşılığı bulunan bir miktarın sözleşmede belirtilen şahıslara dağıtımının yapılması talimatının verilmesinin de zorunlu olduğunu,
Daha önce de değindiği gibi, bütçede karşılığı olan bu kalemlerin zamanında ve tam olarak ödemesinin yapılmaması halinde doğacak bir kamu zararından söz edilebileceğini, zamanında ve tam olarak ödenmesi durumunun, kamu zararına neden olmayacağını,
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin “sözleşmenin kısmen geçersiz sayılması gerektiğine” ilişkin olarak bir belirleme yapma konusunda yasal bir hakkı ve yetkisi bulunmadığını,
Böyle bir gerçek karşısında harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi için oluştuğu iddia edilen ancak hukuki dayanağı bulunmayan kamu zararı kavramından söz edilemeyeceğini,
Bir sözleşmenin feshinin, ancak taraflar arasında yapılacak bir uzlaşı ile veya yargısal denetim ile oluşan bir yargı kararı ile olabilecek durum olduğunu, ortada Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalan bir sözleşme bulunduğunu,
İlamda kamu zararından bahsedilmekte ise de, ortada kamu zararı bulunmadığını, 5018 sayılı Yasanın "Kamu zararı" başlıklı 71’inci maddesinde;
"Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
“Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması.
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yapılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya
Yaptırılması,
c) İdare gelirlerinin takip, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (5436 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinin a/9 fıkrası ile çıkarılan bend)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararının, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış, sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi yanıltıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.
Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir. Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenir" hükümlerine yer verildiğini,
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımının yapıldığını, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı hallerin belirlendiğini,
Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceğini,
İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğu anlaşıldığını,
Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığını,
İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerekmekte olduğunu,
Yukarıda açıklamaya çalıştığı nedenlerle; İlamda belirtilen hususlarda, 5018 Sayılı yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararının söz konusu olmadığını,
Kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif’ ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını,
4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesinde;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir.
Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32’nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir.
Ancak 32’nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmayacağı ...” hükmüne yer verildiğini,
Aynı zamanda 26.03.2018 tarihinde imzalanan Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin 2018-2019 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme metninin 8’inci maddesi ile 4688 sayılı Yasanın Geçici 14’üncü maddesindeki “31.12.2015” ifadesinin “31.12.2019” şeklinde değiştirildiğini, bu itibarla 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını,
Ayrıca Sayıştay Denetçilerinin incelemesi sonucunda ortaya çıkan kamu zararları tutarının hesaplanmasında bürüt sosyal denge tazminatları esas alınarak sosyal denge tazminatı ödemesinden vergi mevzuatları gereğince kesintisi yapılarak gelir ve damga vergileri de kamu zararı tutarına dahil edildiğinden, yanlış hesaplanan kamu zararlarının da iptal edilmesinin gerektiğini,
… …. İdare Mahkemesinin …/… esas, …/… karar sayılı … tarihli kararı (Ek. … …. İdare Mahkemesinin …/… esas sayılı kararı) incelendiğinde savunmaya konu ödemelerin daha sonra idare tarafından çalışanın hesabından kesilmesine dair idari işlemin iptal edildiğini,
İlam kapsamında belirlenen kamu zararı tutarının, memurların devam eden maaşlarından kesilmesi durumunda her kesinti bir idari işlem olacak ve yürütülebilir işlem niteliğindeki her kesinti için memur İdare Mahkemesine başvurarak işlemin iptalini isteyeceğini,
Belediye tüzel kişiliği ile belediyede çalışan tüm memurların davalık olduğu bir durumda kamu hizmetinin nasıl yürütüleceği ayrıca düşünülmeden sorgulanmadan tüm … Belediyesi memurları ile belediyenin karşı karşıya getirilmiş olması da kamu zararı iddiası ile kamu düzenini ve kamu barışını bozduğunu,
Sorgu aşamasında, Dairede yapılan duruşmada yapılan tüm yazılı ve sözlü savunmalar ile Temyiz dilekçesinin yukarıdaki sayfalarında ayrıntıları ile tekrarlanan savunmalarda belirtilen hususların tekrarı olmamak üzere aşağıda belirtilen gerekçeleri bir kez daha ifade etme zorunluluğu doğduğunu,
4688 sayılı yasanın 32’nci maddesinin 1 inci fıkrasında;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmimde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.” düzenlemesine yer verildiğini,
Bu düzenleme içerisinde memurlara yapılacak ödemeler bakımından herhangi bir sınırlama; tavan uygulaması getirilmediğini,
Öte yandan 4688 sayılı yasaya 04.4.2012 gün ve 6289 sayılı yasanın 30 uncu maddesiyle eklenen Geçici 14’üncü maddesinde de;
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32’nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kamında öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32’nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” Denildiğini,
4688 sayılı Yasanın 32’nci maddesinin, toplu sözleşme dönemi içerisinde yapılacak sözleşmelerle ilgili herhangi bir tavan getirmediğini,
Geçici 14’üncü madde ile de 15.3.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelerin 31.12.2015 tarihine kadar yine 32’nci madde çerçevesinde sözleşme yapabilme-yenileyebilme olanağı sağladığını,
İlamda belirtilen tavan uygulamasının, yılları kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmesi ile getirildiğini, bu düzenlemenin, 4688 sayılı yasanın Ek 15’inci maddesi kapsamında 2019 tarihine kadar uzatılan toplu sözleşme üzerinde etkisi bulunmadığını,
Sendika ile belediye arasında yapılan sözleşmelerin, Denetçi Raporunda aktarıldığını,
Yargılamaya konu dönemi kapsayan sözleşme ise ilk sözleşmenin revize edilerek yenilenmesi; dolayısıyla 4688 sayılı yasanın Geçici 14’üncü maddesi uyarınca var olan bir sözleşmenin uzatılması niteliğinde olduğunu,
Taraflar arasında yapılan sözleşmenin sona ermesi ile yeni sözleşmede, bir önceki döneme ilişkin belirlenmiş olan mali ve sosyal haklar hususunda yeni düzenleme ve uyarlamalar yapıldığını,
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesi hükmüne göre;
“(...) 15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir.” Yine aynı madde düzenlemesine göre, önceki sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi ve bir ay içerisinde sözleşmenin tekrar imzalanması durumunda, sözleşmede öngörülen tazminatların önceki sözleşmede öngörülen tavan ücretlerinin ödenmesine devam edileceğinin de hüküm altına alındığını,
4688 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde;
“Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar.” hükmünün yer aldığını,
Söz konusu madde düzenlemesinde sayılan ve ödemelerle ilgili olarak belirtilen “mevzuat hükümlerinin dikkate alınması” hususunun, bu konuları düzenleyen mevzuata aynıyla uyulması anlamına gelmediğini, tersine bir yorumun kabul edilmesi halinde, çalışma koşullarının tarafların iradeleri çerçevesinde yürütülecek pazarlıklar çerçevesinde ve toplu sözleşme ile belirlemesi yönündeki temel hukuki kural ve bu kuralın iç hukukta yerleşmesine gerekçe teşkil eden ILO sözleşmeleri ve Anayasa hükümleri bir kenara itilmiş olacağını,
Bir başka ifade ile “mevzuata aynıyla uyulması” toplu pazarlık ve toplu sözleşmenin mantığına aykırı olacağını, Kanun koyucunun da bu nedenle “mevzuata uyulması” değil, “dikkate alınması” ifadesini kullandığını,
Bu itibarla, Daire Kararına konu yapılan toplu sözleşmede öngörülen ve kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal haklar ile ilgili olarak, Kanun’da belirtilen üst sınırın üzerinde bir tavan tutarın belirlenmiş olmasına da, hukuki bir engel bulunmamakta olduğu,
Bir an için 4688 sayılı yasanın kendilerinin yanlış yorumlanmakta olduğu kabul edilse dahi, bu tespit veya kabul, Belediye ile Sendika arasında yapılan, kamu görevlileri ile ilgili toplu sözleşmenin hukuka aykırı olduğu ve dolayısıyla kamu zararına yol açılmış olduğu iddiasını haklı kılmayacağını,
Bu tespit veya kabul olsa olsa, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun Avrupa Sosyal Şartı başta olmak üzere, 98 ve 151 sayılı ILO sözleşmelerine ve bu sözleşmelere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin hüküm ve yorumlarına aykırı hükümler vazettiği, şeklinde bir hukuki sonuca ulaşılmasına neden olacağını,
Çünkü Anayasanın 90’ncu maddesinin son fıkra düzenlemesine göre;
“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.
Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz.
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” Denildiğini,
Avrupa Sosyal Şartı’nın, insan hakları ve temel hak ve özgürlükler alanında gerçekleştirilmiş bir antlaşma olduğunu,
Keza Uluslararası Çalışma Örgütünün 98 sayılı sözleşmesinin, ILO’nun temel haklara ilişkin 8 sözleşmesinden biri olduğunu,
Bir başka ifade ile Anayasanın 90’ncı maddesinin son fıkrasında işaret edilmiş olan “temel hak ve özgürlüklere” ilişkin bir uluslararası antlaşma niteliğinde olduğunu,
Avrupa Sosyal Şartının “toplu pazarlık hakkını tanımlayan 6’ncı maddesinde, bu hakkın kapsamına işaret edildikten sonra 4’üncü bentte;
“Menfaat uyuşmazlığı durumunda çalışanların ve işverenlerin, daha önce yapılan toplu sözleşmelerden doğabilecek yükümlülüklere bağlı olmak koşuluyla grev hakkı dahil, toplu eylem hakkını tanır.” denilmek suretiyle, daha önce yapılmış olan toplu sözleşmelerin, düzenlendikleri tarih dilimi itibariyle sona ermiş veya fesh edilmiş olmaları halinde dahi, tarafları bağlamaya devam eden bir hukuki gücünün bulunduğuna işaret edildiğini,
Bu itibarla, 4688 sayılı yasanın 32’nci maddesi 2’nci fıkrasının son cümlesi olan “Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” ve 3’üncü fıkrasındaki;
“Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” şeklindeki düzenlemelerin, Anayasamızın 90’ıncı maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, iç hukukta bağlayıcılık kazanmış olan Avrupa Sosyal Şartının 6’ncı maddesi 4’üncü bendindeki hükmü karşısında, hukuken uygulanabilirliği bulunmadığını,
Benzer hususların, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 98 sayılı sözleşmesi bakımından da geçerli olduğunu,
Esasen ülkemizde uzun yıllar devlet memurları ile ilgili sayılmayan ve işçi olarak çalışanların sendikaları ile işverenler arasındaki ilişkilere esas alman bu sözleşme, yine ILO’nun 151 sayılı “Kamu Hizmeti” başlıklı sözleşmesi ile devlet memurlarını da içerisine alacak şekilde anlaşılmasının sağlandığını,
Nitekim 151 sayılı sözleşmenin dibacesinde; “(...) Uluslararası bir belgenin uygulama alanının belirlenmesinde ve bu belgeyle ilgili tanımların kabulünde birçok ülkede kamu sektöründeki çalışmayla özel sektördeki çalışma arasında mevcut farklılıklar nedeniyle ortaya çıkan özel sorunları, 1949 tarihli Örgütlenme Hakkı ve Toplu Pazarlık Hakkına İlişkin Sözleşme’nin ilgili hükümlerinin kamu görevlilerine uygulanması konusunda ortaya çıkan yorum güçlüklerini ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kontrol organlarının bazı hükümetlerin bu hükümleri kamu görevlilerinin büyük bir kısmını bu sözleşmenin uygulama alanı dışında bırakacak biçimde uyguladıklarını birçok defa müşahede etmiş olduklarını göz önüne alarak (...)” ifadelerine yer verilmek suretiyle, 151 sayılı sözleşmenin yöneldiği amacın ortaya konulduğunu,
Bu itibarla, 151 sayılı ILO sözleşmesi ile birlikte 98 sayılı sözleşmenin, kamu görevlilerini de kapsadığı hususunun tartışmasız olduğunu ve yine tartışmasız olan bir başka hususun da, 98 sayılı sözleşmenin 4’üncü maddesi ile kamu görevlilerine tanınmış olan toplu pazarlık hakkının, işçi statüsünde çalışanlar için nasıl uygulanmakta ve yorumlanmakta ise, kamu görevlileri içinde benzer ve paralel uygulama müesseselerini geliştirileceğini,
Anayasa’nın 90’ıncı maddesinin son fıkrasının, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz,” hükmünü içerdiğini,
Ayrıca Anayasanın bazı maddelerini değiştiren 5170 sayılı yasanın, 22.05.2004 tarih ve 25469 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini,
Buna göre Anayasanın 90’ıncı maddesinin son fıkrasına, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü eklendiğini,
Sayıştay 7. Daire kararında yapılan sorguya ilişkin savunmaların, Anayasanın 90’ıncı maddesi düzenlemesi uyarınca kabul edilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu,
7. Daire’nin red gerekçesinde, Anayasanın 90’ıncı maddesinin doğrudan uygulanabilirliği olmadığını, 90’ıncı maddesinin uygulanabilmesi için, uluslararası sözleşme hükümlerinin iç hukukta düzenleme yapılması halinde uygulanabilir olduğu, şeklinde son derece yanlış ve madde düzenlemesini hiçe sayan bir tespitle savunmaların reddedildiğini,
Denetçi Raporunun, bir cümlelik denetçi raporuna katılma yönündeki Savcı görüşü ile, Gerekçeli karar olduğunu,
Oysa Anayasanın 90’ıncı madde değişikliğinin, uluslararası sözleşme hükümleri ile iç hukuktaki hükümler çatışmasının önüne geçmek için yapıldığını,
Anayasadaki yeni düzenleye yönelik olarak, bu kanunun madde gerekçesinde, “Uygulamada usulüne göre yürürlüğe konulmuş insan haklarına ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanun hükümlerinin çelişmesi halinde ortaya çıkacak bir uyuşmazlığın hallinde hangisine öncelik verileceği konusundaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla 90 inci maddenin son fıkrasına hüküm eklenmektedir.” Denildiğini,
Anayasanın 90’ıncı maddesine eklenen fıkranın, yoruma gerek bırakmaksızın, yasa ile uluslararası antlaşmanın çelişmesi durumunda, antlaşmanın esas alınacağını ve öncelikle uygulanacağını, değişikliğin de konuyla ilgili “tereddütlerin giderilmesi amacıyla” yapıldığının belirtildiğini,
Son Anayasa değişikliği ile sendikal hak ve özgürlükler açısından uluslararası belgelerin ve sözleşmelerin, Kanunlar karşısında öncelikle uygulama niteliği kazandığını,
Yukarıda belirtilen ve onaylanan 98 sayılı ILO sözleşmesinin, iç hukukumuzla bütünleşerek bağlayıcılık kazandığını, dolayısıyla kamu emekçilerinin toplu sözleşme yapma haklarına sahip olduklarını, bunda da ücret konusunda herhangi bir sınırlama getirilmediğini,
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde İlamda ileri sürülen kamu zararına ilişkin hükmün, konuya ilişkin uluslararası antlaşmalar, Anayasanın 90’ıncı maddesi hükmü de göz önüne alındığında, mevzuata aykırılığının açık olduğunu, aksi halin kabulünün, Anayasanın 90’ıncı madde düzenlemesini etkisiz hale getirdiğini,
Anayasanın 90’ncı maddesi hükmünün uygulamasının yanlış değerlendirilmesi sonucunda Daire kararının hukuka aykırı olduğunun bir başka göstergesinin de, kamu kuramlarında çalışan kamu işçileri ile ilgili tanınan toplu sözleşme hakkının, hiçbir kısıtlama olmaksızın uygulanması olduğunu,
Aynı kurumda çalışan kamu işçileri herhangi bir kısıtlama olmaksızın toplu sözleşme imzalayabiliyorken, kamu hizmetinin asli unsuru olan memurların toplu sözleşme yapmak ve sosyal denge tazminatına ilişkin haklarını kısıtlamanın, hem eşitlik ilkesiyle hem de uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığını ve bu yönüyle de verilen Daire kararının hatalı olduğunu,
Sayıştay 7. Dairesi’nin 12 ilam numaralı kararı, daha önceki Sayıştay 5. Dairesi’nin 13.4.2016 gün ve 138 sayılı ilamıyla da çeliştiğini,
Sayıştay 5. Dairesi’nin 02.02.2016 gün ve 148 sayılı kararında:
“(…) Söz konusu Geçici 14’üncü maddenin son bölümünde, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede öngörülen hakların üzerinde bir ödemenin yapılmaması veya yasaklanması söz konusu değildir. Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirtilen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2015 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar; önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelere, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi verilmektedir. Başka bir deyişle, 21.12.2015 tarihine kadar ki dönemde, 11.4.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altıncı inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir yetkisi verilmiştir.
“Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Belediye ile Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile memur ve sözleşmeli personele ödenen ve mevzuatına uygun olduğu anlaşılan (...) TL ile ilgili olarak ilişilecek husus bulunmadığına, (…)”
Denilmek suretiyle, yapılan toplu sözleşme ve sözleşme uyarınca yapılan ödemeleri de hukuka uygun bulunmuştur. Söz konusu daire kararı gerekçesi de göz önüne alındığında toplu sözleşme uyarınca memurlara ödenen ücretlerin kamu zararı oluşturmadığının açık olduğunu,
Kamu zararı tespiti yönünden verilen İlam (hükmünün) yazılı hukukla uluslararası sözleşmelerle örtüşmediğini,
5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 63’üncü maddesinde, harcama yetkilisinin tanımı yapıldığını, Belediye bütçesi ile ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğunu,
Bu durumda yasa maddesinden çıkan tek sonucun, harcama yetkilisinin yetkisinin “belediye bütçesi ile tahsis edilen ödenek” ile sınırlı olduğunu, bu noktada harcama yetkilisinin bu ödenek ile sınırlı olarak harcama Olur’unu verir iken, kullanabileceği inisiyatifin sınırlarına da bakmak gerekeceğini,
Harcama yetkilisinin, ödenek kullanımında keyfi hareket edemeyeceği gibi, üst yöneticinin sevk ve idaresinin de dışına çıkamayacağını, {İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri Dem. Yayını- Tahir Tekin makalesi]
5018 s. Yasanın 31/5. maddesi hükmü gereği, harcama yetkililerinin bütçede ön görülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesi ile kendisine ödenek verilen harcama yetkililerini ise ancak tahsis edilen ödenek tutarında yapabileceklerini,
Ortada Belediye Meclisinin Bütçe Onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesi şeklinde kullanılan bir yetkinin söz konusu olduğunu,
5018 s. Yasanın 11’inci maddesi ve 5393 s. Belediye Kanunu’nun 38. maddesi birlikte incelendiğinde, Belediye Başkanlarının “Bütçeyi uygulama” görevi bulunduğunu ve 5018 s. Yasada belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduklarını,
Diğer yandan 4688 s. Yasanın 32’nci maddesindeki “Mahalli idarelerde Sözleşme imzalanması” başlıklı düzenlemeye istinaden, Belediye Başkanın teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesinin, 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını,
Temyiz dilekçesinin önceki bölümlerindeki yorumlar aynen tekrar edildikten sonra;
Sorumluluk yoluna gidilecek ise sözleşmeyi imzalama yetkisi veren Belediye Meclisi Üyelerinin de sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, Sözleşmenin, Meclisin verdiği yetki kullanılarak imzalandığını,
Sayıştay Savcısının esas hakkında mütalaasını duruşmada vermiş olması, mütalaadan heyet ve tarafın aynı anda haberdar olması, mütalaanın yeni hukuki sonuçlar doğuracak nitelikte olması nedeniyle savunma için ek süre istenilmiş olmasına rağmen ek sürenin verilmemesi savunma hakkının kısıtlandığını
Yukarıda belirtilen tüm nedenler ve tüm açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere temyize konu edilen Sayıştay 7. Dairesinin 12.03.2021 tarihli 170 sayılı (17.01.2024 tarih ve 12 sayılı) İlamı tamamen yoruma dayalı, Denetçi Raporunun gerekçeli karara dönüştürülmesi ile oluşturulmuş, açıkça hukuka, yasaya ve gerçeklere ve dahi hakkaniyete aykırı olup, “müştereken ve müteselsilen faizleri ile tahsiline” dair tazmin kararının kaldırılmasını istemek zorunluluğu doğduğunu,
Sunulan nedenlerle ve resen göz önüne alınacak nedenlerle;
… Belediyesinde görev yapan kamu görevlileri ile toplu sözleşme yapılmasının önünde herhangi bir yasal engel bulunmadığı gibi, 4688 s. Yasanın veya bu yasa uyarınca yapılmış olan toplu sözleşmelere konulan hükümlerin, uluslararası antlaşmaların ve uluslararası mahkemelerin kararları çerçevesinde değerlendirilerek ve ancak bu sözleşmelere ve uluslararası mahkeme kararlarına uygun düzenlemelere sahip bulundukları sürece hukuki değere sahip olduğu, çelişme halinde ise çelişmelerin Anayasanın 90/5 maddesi uyarınca ve uluslararası sözleşmelerin ve uluslararası mahkeme kararları lehine çözümlenmesi ve uygulamanın da bu çerçeve içerisinde yorumlanması gerektiğini, Sayıştay’ın diğer Dairelerinin bu konuda vermiş olduğu ilamları birlikte değerlendirilerek;
Sayıştay 7. Dairesinin 17.01.2024 ilam tarihli, 12 ilam numaralı 09.11.2023 tarihli 589 karar no.lu İlamının 3’üncü maddesinde belirtilen miktarın faizleri ile birlikte tahsiline dair kararına dair temyiz başvurusunun kabulü ve kararın kaldırılması,
Temyiz incelemesinin DURUŞMALI yapılması,
Temyiz incelemesine ödeme yapılan kamu görevlilerinden müdahil sıfatıyla katılmak isteyenlerinin müdahilliklerinin kabulüne karar verilmesi hususları,
İfade edilmiştir.
BAŞSAVCILIK MÜTALAASI
Başsavcılığın, Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde “Diğer Sorumlu” sıfatıyla sorumlu tutulan … (Dosya No: 53990) tarafından gönderilen temyiz dilekçesi ile ilgili mütalaasında;
“… ... Belediyesinin 2022 yılı hesabının 7. Daire tarafından yargılanması sonucu 17.01.2024 tarihli ve 12 sayılı İlam çıkarılmıştır. İlamın 3'üncü maddesinde yer alan tazmin hükmüne sorumlu sıfatıyla Veysel SIBIÇ ve 61 Arkadaşı tarafından verilen, tazmin hükmünün kaldırılması talebini ihtiva eden ve ilgideki yazı ile Başsavcılığa intikal ettirilen dilekçe ve ekleri incelendi.
Adı geçenlerin dilekçesinde özetle; …
Dosya içeriğinin incelenmesi neticesinde;
Öncelikle sorumlunun ileri sürmüş olduğu Savcılığın yazılı mütalaasının ilk defa duruşma sırasında gündeme getirildiğine dair iddiası ile ilgili olarak, Sayıştay Kanunu hükümleri gereğince aşağıda yer alan görüşümüz 25.12.2023 tarihinde verilmiştir.
İdare personeline mevzuata aykırı olarak tavan tutarların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucunda … TL tutarında kamu zararına sebep olunduğu açık olup, savunmalarda ileri sürülen hususların tamamının Raporda karşılandığı görülmektedir, bu nedenle ilave edilecek bir husus bulunmamaktadır.
Ancak, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 28'nci maddesine göre toplu sözleşmelerle; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları ile ilgili düzenleme yapılmasına izin verilmişken, sosyal denge sözleşmesine ilişkin 32'nci madde düzenlemesi 28'nci madde de sayılan unsurlar da dahil olmak üzere herhangi bir mali ve sosyal hak ile ilgili düzenleme yapılmasına veya tutar belirleme yetkisi vermemekte olup yalnızca; belirlenmiş olan tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarının, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilmesine imkan sağlanmıştır.
Bu çerçevede; sosyal denge sözleşmeleriyle, özellikle usul ve esasları ve miktarı başka bir mevzuatla düzenlenmiş olan; vekalet ücreti, yiyecek yardımı, ulaşım yardımı, çocuk yardımı, doğum ve ölüm yardımı, harcırah ödemesi, emekli ikramiyesi vb. konularda yapılacak ödemelerle ilgili düzenlemelere yer verilemez, buna ilişkin meri mevzuatta belirlenmiş olan usul ve esaslarda değişikliğe gidilemez, ilgili mevzuatında belirlenmiş olan tutardan daha fazla bir ödeme yapılmasına ilişkin düzenleme yapılamaz
Açıklanan nedenlerle, sosyal denge sözleşmesi dayanak gösterilerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili diğer mevzuat gereğince yapılması gereken yardımlarından daha yüksek tutarda yardım (vekalet ücreti, yiyecek yardımı, ulaşım yardımı, çocuk yardımı, doğum ve ölüm yardımı, emeklilik gibi) ödenmiş olması nedeniyle oluşan tutarlar ayrıştırılarak hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.
Bu açıdan ilgili mevzuatı çerçevesinde düzenlenmiş ödemelerin üzerinde yapılan ödemelerin sosyal denge sözleşmesi gerekçe gösterilerek ödeme yapılması ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil edeceğinden ilgili mevzuat esas alınarak hüküm tesisinin sağlanmasını teminen hüküm dışı kararı verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Bunun dışında sorumluluk açısından; 5018 sayılı Kanunun 31 inci Maddesinin 3’üncü fıkrasında "Kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur" hükmü yer almaktadır.
Bu çerçevede 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesine göre Belediye Meclisinin verdiği yetkiye dayanarak harcama talimatı niteliği taşıyan sözleşmenin imzalanması yetkisine sahip görevli Belediye Başkanının sorumlu olduğu değerlendirilmektedir.
Özetle Sosyal Denge Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde yapılan ödemede hukuka aykırı bir husus varsa bundan ancak akdedilen sözleşmenin içeriği hakkında tasarrufta bulunmaya görev ve yetkisi olan ve ayrıca taraf olarak imzaya yetkisi bulunan işveren tarafı temsilcisi veya temsilcilerinin sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Sonuç olarak; sorumluluğa ilişkin yukarıda ifade edilen gerekçeler ile sosyal denge sözleşmesinin içeriğini belirleyerek İdarenin mevzuata aykırı fazla ödeme yapmasına neden yetki sahibi Belediye Başkanı ile sözleşmede İdare adına imzası bulunanlar hakkında sorumluluk tesisi edilmesi gerektiği, ayrıca diğer mevzuat düzenlemesi ile belirlenmiş konularda sosyal denge sözleşmesine dahil edilerek ilgili mevzuatın üzerinde yapılan ödemelerin sosyal denge tavan tutarı hesabında dikkate alınmadan ilgili mevzuatın belirlediği tutarın üzerinde yapılan ödemelerin tespit edilerek ayrıştırılması ve buna göre hüküm tesis edilmesini temsilen hüküm dışı kararı verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir." Şeklindedir.
Ancak daha sonra sosyal denge sözleşmesi olarak sunulan sözleşme ve ekleri incelendiğinde, yetkili sendika ile idare arasında yapılan sözleşmenin 4688 sayılı Kanununda belirtilen usul ve esas ile sınırları tespit edilen hiçbir hukuki kural ve kaideye uymadığı, toplu iş sözleşmesi mahiyetinde düzenlendiği ve hatta içerisine mevzuata aykırı hükümler olması halinde sözleşme hükümlerinin uygulanacağına dair maddelerin yer aldığı görülmesi üzerine, duruşma esnasında aşağıda yer alan ve Temyiz başvurusuna mütalaa niteliği de taşıyan görüşümüz sunulmuştur.
Buna göre; … … Belediyesi ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası arasında 21.09.2022 tarihinde imzalanan 01.01.2022/31.12.2023 dönemini kapsayan "Toplu İş Sözleşmesi" imzalanmış ve bu sözleşme üzerine ödemeler gerçekleştirilmiştir.
Sosyal denge sözleşmesi olarak değerlendirilemeyecek nitelikler arz eden sözleşmede yaklaşık 30 civarında İdarenin aleyhine mali külfet getirecek yükümlülüklere girildiği görülmektedir.
Bunun dışında uygulamada ki bazı mevzuatın da bu sözleşmeye aykırı hükümlerinin uygulanmayacağına ilişkin maddelerinde yer aldığı görülmektedir.
Bu konuda verilebilecek örnek ise "Toplu İş Sözleşmesi" nin "Toplu Sözleşmenin Hükmü" Başlıklı 6'ncı maddesinin (a) bendinde "Bu Toplu İş Sözleşmesi'nin "Sözleşmenin Kapsamı ve Yararlanma Koşulları" başlığını taşıyan 5. Maddesi'nde sözleşmeden yararlanacağı belirtilen çalışanlara uygulanan mevzuatın bu sözleşmeye aykırı hükümlerin yerini bu sözleşme hükümleri alır." şeklindedir.
Yani mevzuat hükümleri ile somut olaya konu sözleşme arasında bir çelişki var ise sözleşme hükümlerinin uygulanacağına ilişkin hüküm de yer almaktadır.
İdarenin Sendika ile yapmış olduğu "Toplu İş Sözleşmesi’nin hukukiliği konusunu incelediğimizde;
4857 sayılı İş Kanununa tabi işçilere yönelik işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esaslar 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda,
Kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esaslar ise 25.6.2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununda, düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, toplu iş sözleşmesinin ancak iş kanununa tabi işçilere yönelik 6356 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yapılması mümkündür. Belediyelerin işçi statüsü dışında kadro veya pozisyonlarında istihdam edilen personeline yönelik ise 4688 Kanuna göre imzalanan toplu sözleşmeye veya hakem kurulu kararına istinaden ilgili belediye ile sendika arasında sadece sosyal denge tazminatı ödenmesine yönelik (toplu sözleşme olarak sayılmayan (4688/32 Md.) sözleşme yapılması mümkün bulunmaktadır.
Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Sözleşme özgürlüğü" başlıklı 26’ncı maddesinde;
"Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükmü,
"Kesin hükümsüzlük" başlıklı 27’nci maddesinde ise "Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur." hükmü, yer almaktadır.
Buna göre, Belediye ile sendika arasında imzalanan ve içerisinde aylıklı izinli sayılmadan sosyal tesislerden indirimli yararlanmaya kadar, Toplu Sözleşme Ücretinden ikramiye ödemesine, yakacak yardımından öğrenim yardımına ve ikramiye ödemesine ve bu ödemelerin %20 veya TÜFE ortalaması dikkate alınarak artırılmasına kadar mevzuata aykırı hususların yer aldığı toplu iş sözleşmesinin, Anayasamızın 53 ve 128 inci maddeleri, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri karşısında hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde hukuka aykırı olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle yok hükmünde sayılması gerekmektedir. Ayrıca, bu durumun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi kapsamında suç olduğu değerlendirilmektedir.
Bir kez daha özetle ifade edecek olursak, Kanun koyucu kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine yönelik toplu sözleşmenin usul ve esaslarını 4688 sayılı Kanunla düzenlemiş, bu kapsamda belediyelere verilen yetki toplu sözleşme yada toplu iş sözleşme yapma yetkisi değil, sadece 4688 sayılı Kanuna göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen sosyal denge tazminatının tavan tutarını geçmemek üzere bütçe imkanları çerçevesinde personeline ödeyebileceği sosyal denge tazminatı tutarını ilgili sendika ile sözleşme yapmak suretiyle belirleme yetkisidir.
Anayasamızda belirtilen "Hukuk Devleti" ilkesi Devlet ya da millet adına yetki kullanan tüm organ, kuruluş ve birimlerin bu ilke içinde hareket etmelerini zorunlu kıldığından dolayı, yürütme organı ve idarenin tüm işlem ve eylemlerini hukuka uygun olarak yapması gerekmektedir.
Diğer taraftan, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinin birinci fıkrasında;
"... sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, ... karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, ... toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir."
İkinci fıkrasında ise;
"Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir..." denilmek suretiyle,
Belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince karar verilmesi halinde sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatının ilgili sendika temsilcisi ile belediye başkanı arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde (6. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün 4 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarıca 7 ay) sözleşme yapılabileceği, ancak yapılacak sözleşmenin, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacağı ve sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyeceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Bu hüküm uyarınca belediye meclisince karar verilmesi halinde en geç 30/7/2022 tarihine kadar sadece ödenebilecek sosyal denge tazminatına yönelik sözleşme yapılabilmesi mümkünken, hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadan 21.09.2022 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Bu nedenle, kanunda öngörülmüş olan süreler içerisinde imzalanmamış olan sözleşmenin de herhangi bir hüküm ifade etmediği değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla, hukuki dayanağı bulunmayan toplu iş sözleşmesinin kamu harcamasına dayanak olarak esas alınmasının mümkün olmadığı, diğer bir ifadeyle toplu iş sözleşmesinin yok hükmünde olduğu düşünülmekte olup, toplu iş sözleşmesine istinaden yapılan ödemelerinde tamamının kamu zararı olduğu ve buna göre yeniden belirlenecek kamu zararı tutarına göre hüküm tesis edilmesini teminen Daire Kararının BOZULARAK iadesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Arz Olunur.” Denilmektedir.
DURUŞMA TALEBİ
Daire İlamı 3’üncü maddesi hükmünde sorumlu tutulmuş olan Veysel SIBIÇ, temyiz dilekçesinde duruşma talebinde bulunmuş olmasına ve kendisine Temyiz Kurulu’nda 15.01.2025 tarihinde duruşma yapılacağına ilişkin tebligat yapılmış olmasına rağmen, duruşmaya gelmemiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin okunup incelenmesinden sonra;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen 01.01.2022-31.12.2022 dönemine ilişkin sosyal denge sözleşmesine istinaden, memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması ve söz konusu ödemeler yönünden kamu zararına sebebiyet verilmesi dolayısıyla, … TL’ nın sorumlularına ödettirilmesi, kararı verilmiştir.
Esas yönünden inceleme ve değerlendirme
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanunun uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz.
Yapılacak sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Mahalli idareler genel seçim tarihini izleyen üç ay içerisinde de toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere sözleşme yapılabilir. Bu sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.
İlgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine Müsteşarlığına olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmibeşini aşması hallerinde bu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra bu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” hükmü,
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) Ek 15’inci maddesinde;
“(Ek: 4/4/2012-6289/33 md.) Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %120’sidir. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.”,
Aynı Sözleşmenin “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 6’ncı maddesinde;
“(1) 4688 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesinde yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2023” şeklinde uygulanır.
(2) Bu hüküm çerçevesinde yapılacak ödeme tutarı hiçbir şekilde 1 inci maddede yer alan sosyal denge tazminatı oranı ile belirlenecek tutarı aşamaz.”
Düzenlemeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde;
4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesine göre, 375 sayılı KHK’nin Ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine, Belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine Belediye Meclisince, İl Özel İdaresinde ise Vali’nin teklifi üzerine İl Genel Meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile Belediyelerde Belediye Başkanı, İl Özel İdaresinde ise Vali arasında, Toplu Sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sosyal denge sözleşmesi yapılabilecektir.
Belediyelerde, Belediye Başkanının teklifi üzerine belediye meclisince karar verilmesi halinde sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatının ilgili sendika temsilcisi ile belediye başkanı arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde (6. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün 4’üncü maddesinin birinci fıkrası uyarıca 7 ay) sözleşme yapılabileceği, ancak yapılacak sözleşmenin, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanacağı ve sözleşme süresinin hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemeyeceği, hüküm altına alınmıştır.
Bu hüküm uyarınca, Belediye Meclisince karar verilmesi halinde, en geç 30.07.2022 tarihine kadar ödenebilecek sosyal denge tazminatına yönelik sözleşme yapılabilmesi hukuki imkân dahilinde iken, hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın, Belediye ve Sendika arasında 21.09.2022 tarihinde sözleşme imzalanmış ve ödemeler 15.12.2022 ve 30.12.2022 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir.
Bu nedenle, kanunda öngörülmüş/cevaz verilmiş olan süreler içerisinde imzalanmamış olan sözleşme, herhangi bir hüküm ifade etmemekte ve geçerlilik taşımamaktadır.
Öte yandan, 375 sayılı KHK’nin Ek 15’inci maddesinde; sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kanun’a göre yapılan Toplu Sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili Belediye ve İl Özel İdaresi ile ilgili Belediye ve İl Özel İdaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında yapılabilecek sözleşmeyle belirleneceği, hükme bağlanmıştır.
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin “Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme” bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %120’si olarak belirlenirken; “Sosyal denge tazminatı süre uzatımı” başlıklı 6’ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasında, yapılacak ödeme tutarının, hiçbir şekilde 1’inci maddede yer alan sosyal denge tazminatı oranı ile belirlenecek tutarı aşamayacağı, ifade edilmiştir.
Bir başka ifadeyle, İdareler tarafından personeline ödenebilecek sosyal denge tazminatı, en yüksek Devlet memuru aylığının %120’sini aşamayacaktır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre; sosyal denge sözleşmesinde düzenlenen tazminatın tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre belirlenebilecek, ancak, mevzuatında belirtilen tavan tutarı, yani en yüksek Devlet memuru aylığının %120’sini aşamayacaktır.
Ancak dosya içeriği belgelerde kayıtlı olan (Belediyenin sosyal denge tazminatına dair) ödemelerin incelenmesi neticesinde; Belediye ile yetkili sendika Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM-BEL-SEN) arasında akdedilen ve 01.01.2022 – 31.12.2022 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesiyle 2022 yılında personele ödenen sosyal denge tazminat tutarları, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırı olarak belirlenerek yasal tavan tutarı aşılmıştır.
Sosyal Denge Sözleşmesi’nin konu ile ilgili düzenlemeleri
Söz konusu sosyal denge sözleşmesinin:
“Çalışanın Eğitim ve Kültür Hakkı” başlıklı 21’inci maddesinde;
(…)
c- Sendikamız, hukukun üstün olduğu Laik Demokratik Cumhuriyet ve Uygar bir Toplum içerisinde yer almanın mücadelesi içindedir. Bilgiye ulaşma ve Medeni bir kültürle buluşmaya maddi katkı sağlamak için işveren çalışanlara Eğitim ve Kültür Yardımı olarak, her yıl Şubat ayında net ….TL (İkiBinÜçYüzTürkLirası) öder.
(…)”,
“Çalışanın Çocuk Hakları” başlıklı 22’nci maddesinde;
“a- İşveren çocuk gündüz bakımevi açar. Maliye Bakanlığı'nca yayımlanan bütçe uygulama talimatınca belirlenen en düşük ücret çerçevesinde çalışanın çocuklarına hizmet sunar.
İşverenin açtığı Gündüz Bakım Evleri Dışında, başka bir Gündüz Bakım Evi’ne veya kreşe gittiği belgelenen çalışan çocukları için her ay net … TL(YediYüzElliTürk Lirası) ödenir.
(…)”,
“Çalışanın Engelli Hakları” başlıklı 23’üncü maddesinde;
“a- Ulusal düzeyde kabul edilen 10-16 Mayıs Engelliler Haftasının ilk iş günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ‘nde engelli çalışanlar ücretli izinli sayılır.
b- Engelli çalışana ve yasal olarak bakmakla yükümlü olduğu kişilere belge ibrazı ile işveren aylık net … TL(…) ödenir.”,
“Ücretli İzinler” başlıklı 24’üncü maddesinde;
“a- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, kadın çalışanlar ücretli izinli sayılır ve işveren net … TL (…) öder.
b- İşçi sınıfının Uluslararası Birlik ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs tarihinde tüm çalışanlara işveren net … TL(…) öder.”,
“Ulaşım” başlıklı 26’nci maddesinde;
“(...)
b) İşveren, mesai saatleri dışında göreve çağırdığı personele araç tahsis eder, tahsis edemediği durumlarda ise yol ücretini öder. Dışarıda görev yapan (teknik eleman, tahsildar, yoklama memuru vb.) personel için ücretsiz taşıma kartı temin eder.
c- İşveren; kamu kurum ve kuruluşları personel servis hizmet yönetmeliği kapsamında, uygun olmayan servis hizmetleri için; tüm personele ( zabıta dâhil) bu sözleşme kapsamı dışında herhangi bir ulaşım bedeli ödemiyor ise aylık mavi kart dolum bedeli kadar net ücreti ulaşım yardımı olarak öder.”,
“Gıda Yardımı” başlıklı 27’nci maddesinde;
“a) İşveren, çalışana 2022 yılının ilk üç ayı (ocak, şubat, mart) için net … TL (…) birinci yılın kalan her ayı için net … (…) gıda yardımı öder. Devlet Memurları Yiyecek yardımı Yönetmeliği kapsamında 2022 ve 20223 yıllarında ödenecek nakdi kumanya yardımının herhangi bir sebeple ödenmemesi halinde gıda yardımı … TL olarak ödenir.
b) İşveren, yılda bir kez çalışanlara moral yemeği düzenler. (İçeriği ile ilgili sendikanın görüşü alınır.)”,
“Evlenme Yardımı” başlıklı 28’nci maddesinde;
“İşveren çalışanın evlenmesi halinde (çalışanların ikisinin de aynı işyerinde çalışıyor olması halinde her ikisine de) net … TL (…) öder.”,
“Doğum Yardımı” başlıklı 29’uncu maddesinde;
“a) İşveren çalışanın her bir doğan çocuğu için (çalışanların ikisinin de aynı işyerinde çalışıyor olması halinde yalnız birisine, çoklu doğumlar olması halinde ise doğan çocuk sayısı ile çarpılarak) net … TL (…) öder.
b) Kadın çalışanlarımızın, kullandıkları doğum izni dışında; bu sözleşmeyle ayrıca doğum sonrası 3(üç) hafta, erkek çalışanlarımız için 1 (bir) hafta izin kullanmaları sağlanır.”,
“Ölüm Yardımı” başlıklı 30’uncu maddesinde;
“a) İşveren çalışanın vefatı halinde net … TL(Y…) öder. Vefatın görev esansında (kaza, terör, yangın, doğal afet, fiziksel şiddet) meydana gelmesi halinde net … (…) öder.
b) İşveren, anne, baba, eş ve çocuklarının vefatı halinde net … TL (… ) öder.”,
“Sağlık Desteği” başlıklı 31’inci maddesinde;
“İşveren, çalışanına (eş ve çocukları dahil) onkoloji hastalıkları, hayatı tehlikeye sokan ilerleyici hastalıklar ile genetik hastalıkların teşhisini takip eden tedavi sürecine sözleşme dönemi boyunca bir seferliğe mahsus olmak üzere net … TL(…) öder.
Ayrıca kamu ve özel sigorta ödemesi kapsamında olmayıp bir heyet raporu ile kullanımı zorunlu kabul edilen ilaçlar ve benzeri tedavi unsurlarının … Belediyesi Sağlık işleri Müdürlüğü onayı ile sözleşme dönemi boyunca en fazla net … TL’ye kadar (…) kanıtlayıcı belge (fatura vb.) karşılığı işverence ödenir.”
“İyileştirme Zammı” başlıklı 32’nci maddesinde;
“İş bu Toplu Sözleşme’nin 1. bölümünde belirtilen hukuksal dayanaklar çerçevesinde işverence çalışanlara, halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ayın maaş günü;
a) İç Denetçiler, Müfettişler, Harcama Yetkilileri ve Müdürlere her ay net … TL (…) iyileştirme zammı ödenir.
b) Tüm çalışanlara ve sözleşmeli çalışanlara her ay net … TL (…) Türk Lirası) ödenir.
c) Belediye Başkan Yardımcısı olarak çalışanların farklı ücret almamasını temin etme adına, memurlar arasından atanan Başkan Yardımcılarına verilecek maaşın, Meclis Üyesi kontenjanından atanan Başkan Yardımcısına verilen maaşa eşitlemek amacıyla her ay hesaplanacak miktar üzerinden iyileştirme zammı ödenir.
d) Kurban Bayramı’nda net … (…) ödenir.
e) Ramazan Bayramı’nda net … TL (…) ödenir.
f) Ekim ayında yakacak yardımı olarak net … TL (…) ödenir.
g) Aralık ayı sonunda yeni yıl yardımı olarak net … TL (…) ödenir.
h) Temmuz ayında yıllık dinlenme hakkı olarak net … TL (…) ödenir.
i) Günün 24 haftanın 48 saat program koşulu ile çalışan zabıtanın, ilgili mevzuat gereği yasa ile belirlenen mesai ücretlerinin%50'si bu sözleşmeyle, ayrıca sözleşmede belirlenen gıda yardımının %30 fazlası zabıta çalışanına ödenir.
j) İhale Komisyonu'na katılan çalışanlara ihale başına, Belediye Encümenin de görev yapan çalışanlara oturum başına, Kıymet Takdir Komisyonun da görev yapan çalışanlara toplantı başına, Arabulucu Komisyonunda görev yapan çalışanlara görüşme başına net … TL (…) ödenir.
k) İşveren tarafından belirlenen iş programının fazla çalışma olmaksızın bitirilmesi esas olmakla birlikte, kamu hizmetlerinin zorunlu kıldığı hallerde çalışanın rızası ile Belediye Başkanı’nın onayı da alındıktan sonra yılda 270 saati geçmemek koşuluyla fazla çalışma yaptırılabilir ve bu şekilde fazla çalışma yaptırılan personele saat başı net … TL (…) ödenir.
1) Her yıl ocak ayının ilk haftasında giyim yardımı olarak net … TL …) ödenir.
m) Tedviren müdürlük görevine atananlara G.İ.H. sınıfı 1. derece müdür kadrosu maaşına uygun olarak denkleştirme yapılır.
n) Toplu İş Sözleşmesi süresi (01/01/2022-31/12/2023) içerisinde …belediye Başkanlığında son 5 (beş) yılını tamamlayarak emekli olan çalışana, memuriyeti boyunca çalıştığı her bir hizmet yılı, 5 yıldan az olanlara ise … Belediyesinde Çalıştığı her bir hizmet yılı için emekli ikramiyesi ödenir.
Emekli ikramiyesi hak edilmiş hizmet yılının … TL (…) ile çarpımı sonucu ortaya çıkan tutardır.
Bu madde emekli olup tekrar açıktan atama yoluyla görece dönen çalışan için … Belediye Başkanlığında çalışmış olduğu son hizmet dönemini kapsar.
Vefat halinde çalışan, emekliliği hak etmiş ise, emekli ikramiyesi yasal varislerine ödenir.”,
Geçici Maddesinde ise;
“Bu sözleşmeyle elde edilen ücretlere ikinci yıldan geçerli olmak üzere %20 oranında zam yapılır. Enflasyon oranının beklenenden yüksek çıkması durumunda sendikanın talebi doğrultusunda ek protokol düzenlenir. Sendikanın ek protokol için yaptığı başvuru işverence kabul edilir.”
Düzenlemeler yer almaktadır.
Söz konusu sözleşmede; aylık net sosyal denge ödemesinin yanında her unvan için geçerli olan Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, yeni yıl ikramiyeleri ile ihale komisyonu, eğitim ve kültür, evlenme, evlilik, ölüm, eğitim yardımı vb. arızi ödeme kalemleri de belirlenmiştir.
Kısacası;
4688 sayılı Kanun uyarınca imzalanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün “Sosyal Denge Tazminatı” başlıklı 1’inci maddesine göre;
2022 yılında ödenebilecek sosyal denge tazminatı tavan tutarları, 2022 yılının ilk altı ayı için … TL, ikinci altı ayı için … TL’dir (Söz konusu tavan tutarlar en yüksek devlet memuru aylığının, ek gösterge dâhil, %120’sidir).
Dolayısıyla, 2022 yılında Belediye personeline ödenen sosyal denge tazminatları, yasal sınırın üzerindedir ve bu durumda da kamu zararına neden olunmuştur.
Kamuoyunda “sosyal denge affı” olarak bilinen yasal düzenlemenin konuya etkisi
26.11.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan 16.11.2022 tarih ve 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10’uncu maddesi ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri ve Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na eklenen Geçici 16’ıncı maddede;
“Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminat ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.” hükmü getirilmiştir.
Bu hüküm gereği, 26.11.2022 tarihine kadar sosyal denge sözleşmesi hükümlerine göre ile yapılan ödemelerin Denetçi sorgusu aşaması ile Daire İlam hükmünde konu edilmediği ve fakat kamuoyunda “sosyal denge affı” olarak bilinen bu düzenlemenin yürürlük tarihinden sonrasına tekabül eden (15.12.2022 ile 30.12.2022 tarihlerinde) ve yasal sınırı aşan ödemeler Denetçi sorgusuna ve Daire İlam hükmüne dahil edilmiş olup, bu kapsamdaki ödemeler, kamu zararı niteliğindedir.
Ödemelerin kamu zararı kavramı açısından değerlendirilmesi
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde;
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.” denilmektedir.
Bu bağlamda; sosyal denge sözleşmesinin söz konusu ödemeler ile ilgili hükümlerinin, yürürlükteki Kanun ve KHK hükümlerine uygun düzenlenmemesinden dolayı ortaya çıkan fazla ödemelere sebebiyet vermekle mevzuatında öngörülmeyen ödemeler olduğundan, bu ödemeler, kamu zararı oluşturmaktadır.
Sorumluluk Yönünden İnceleme ve Değerlendirme
a) Temyiz dilekçesinde;
“Belediye Meclisi’nin bütçe onayı ile sisteme girmiş bir ödeneğin ilgililerine ödenmesine ilişkin harcama talimatı verilmesi” şeklinde kullanılan bir yetkinin söz konusu olduğundan ve sorumluluk yoluna gidilecek ise sözleşmeyi imzalama yetkisi veren Belediye Meclisi Üyelerinin de sorumluluğuna gidilmesi gerektiğinden bahsedilmekte ise de;
Belediye Meclisleri tarafından bütçeye onay verilmesinin anlamı; ödeneklerin idari birimler tarafından birincil ve ikincil mevzuatta yazılı hükümlere uyulması önceliğiyle, örneğin işbu temyiz başvurusuna konu olan personel ödemelerinde, söz konusu mevzuatta belirlenen maktu veya oransal sınırlar dahilinde kalınmasıdır.
Bu konuyla bağlantılı olarak, toplu iş sözleşmesinin imzalanması yetkisini Belediye Başkanı’na veren 05.11.2021 tarih ve 2021/94 sayılı Belediye Meclis Kararı’nın içeriğinin, sadece yetki verilmesi, şeklinde olduğu, açıkça harcama talimatı niteliği taşımadığı ve bu nedenle de, Daire İlamında da görüldüğü üzere, Belediye Meclisi üyeleri ile ilgili bir sorumluluk tesisine, hukuken gerek bulunmamaktadır.
b) Temyiz dilekçesinde;
5018 s. Kanun’un 11’inci ve 5393 s. Kanun’un da 38’inci maddesi hükümleri birlikte incelendiğinde, Belediye Başkanlarının “Bütçeyi uygulama” görevi bulunduğu ve 5018 s. Kanun’da belirlenen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden kendi meclislerine karşı sorumlu olduklarından, bahsedilmekte olup:
Sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanı (Üst Yönetici) … ile ilgili olarak,
5018 sayılı Kanun’un “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiş,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de,
“Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak” belediye başkanının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
4688 sayılı Kanun’un “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesinde yer alan;
“27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.”
Hükmü uyarınca, belediyelerde sosyal denge sözleşmesini imzalamaya münhasıran Belediye Başkanı yetkili kılınmıştır.
Bu minvalde, Daire İlamında, ilgili mevzuat hükümleri ile belirlenen tavan tutarı aşan meblağlarda sosyal denge ödenmesine cevaz veren toplu iş sözleşmesini imzalayan Belediye Başkanı …’in “Üst Yönetici” sıfatıyla kamu zararından sorumluluğu bulunduğuna hükmedilmiştir.
c) Sözleşmeyi imzalayan diğer görevlilerin sorumluluğu
2022 yılında yapılan sosyal denge ödemelerine esas sözleşme, idare adına Belediye Başkanı … ile … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Hukuk İşleri Müd. V.), … (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müd. V.) ve … (Mali Hizmetler Müd. V.) tarafından imzalanmıştır.
Sözleşmeye uygun yapılan sosyal denge tazminatı ödemeleri neticesinde kamu zararının oluşması, sözleşme hükümlerinin mevzuat hükümlerine aykırı olmasının doğrudan sonucudur.
Bu durumda, sosyal denge tazminatı sözleşmesinde Belediye adına imzası bulunan … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Belediye Başkan Yardımcısı), … (Hukuk İşleri Müd. V.), … (İnsan Kaynakları ve Eğitim Müd. V.) ve … (Mali Hizmetler Müd. V.)’ın da, bu sözleşmenin uygulanması sonucunda oluşan kamu zararından sorumlulukları bulunmaktadır.
d) Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun; “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;
“…
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
Aynı Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde de;
“…
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” Hükümleri yer almaktadır.
Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarihli ve 5189-1 no.lu Kararı’nda da, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, yapılacak olan giderin mevzuat hükümlerine uygun olduğunu kontrol etmekle yükümlü olduğu, ifade edilmiştir.
Bu doğrultuda, mevzuat ile belirlenen tavan tutarı aşan tutarlarda sosyal denge ödenmesinden doğan kamu zararından Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin de sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla;
Temyiz dilekçesinde konunun esasına ve sorumluluk tayinine dair yorum, itiraz ve karşı görüşlerin REDDİ ve Belediye ile yetkili Sendika arasında imzalanmış olan ve 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasını kapsayan sosyal denge sözleşmesi ile 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi uyarınca 26.11.2022 tarihinden sonra mevzuata aykırı olarak tavan tutarın üzerinde ödeme yapılması suretiyle oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine dair Daire İlam hükmünün TASDİKİNE, (Üye …’un aşağıda yazılı karşı oyuna/azınlık görüşüne karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 15.01.2025 tarih ve 57629 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.
KARŞI OY/AZINLIK GÖRÜŞÜ
Üye …
12 sayılı İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye ile yetkili sendika arasında akdedilen ve 01.01.2022-31.12.2022 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesine istinaden memur ve sözleşmeli personele ödenen sosyal denge tazminatlarının, ilgili mevzuatıyla belirlenen tavan tutarı aşması nedeniyle oluşan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Kamu zararından, sosyal denge sözleşmesinde imzası olan kamu görevlileri ile söz konusu tazminatın ödenmesi için düzenlenen ödeme emri belgelerini imzalayan bütün harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlileri sorumlu tutulmuştur.
Somut olayda mevzuata aykırı ödeme, mevzuat karşısında kusurlu işlem olan sosyal denge sözleşmesi uyarınca yapılmıştır. Sosyal denge sözleşmesinde; Belediye Başkanı, 2 Belediye Başkan Yardımcısı, Hukuk İşleri Müdür Vekili, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdür Vekili ile Mali Hizmetler Müdür Vekilinin imzaları bulunmaktadır. Dolayısıyla Daire İlamına konu edilen kamu zararından kusurlu işlemin sahibi olan kamu görevlileri sorumlu tutulmalıdır.
Söz konusu tazminatın ödenebilmesi için düzenlenen ödeme emri belgelerini imzalayan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin, sosyal denge sözleşmesinin imzalanmasında görevli olmadıkları için Daire İlamına konu edilen kamu zararında kusurlu olduklarından bahsedilemez. Bu nedenle, harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin sorumluktan çıkarılması gerekmektedir.
Diğer yandan, 4688 sayılı Kanun’un “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32’nci maddesindeki, “… halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir.” hükmünden hareketle sözleşmeyi imzalama yetkisinin belediye başkanında olduğu savunulsa bile, sosyal denge sözleşmesine belediye başkanı dışında imza atan kamu görevlileri de imzalarıyla irade beyanında bulundukları için sözleşmenin tarafıdırlar. Bu nedenle, sosyal denge sözleşmesi nedeniyle ortaya çıkan kamu zararından sorumludurlar.
Bu itibarla, İlam hükmünün Sorumluluktan Bozulmasına ve yeniden hüküm tesis edilmesini teminen Dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesi uygun olacaktır.