Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2022
Daire
5
Dosya No
54348
Tutanak No
57642
Tutanak Tarihi
15.01.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Dolu kadroya vekil olarak atanan kişiye zam ve tazminat farkı ile ek ödeme farkı ödenmesi;

54 sayılı İlamın 8’inci maddesiyle; Belediyede, dolu olan Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü kadrosuna vekaleten atanan …'ye zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenmesi sonucu oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi kararı verilmiştir.

TEMYİZ DİLEKÇESİ

Daire İlam hükmünde “Gerçekleştirme Görevlisi” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan … (Dosya No: 54348) gönderdiği temyiz dilekçesinde;

Tarımsal hizmetler müdür vekili …'ye zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenmesine ilişkin hususun yanlış değerlendirildiğini;

Öncelikle asil Tarımsal Hizmetler müdürü … olmasına rağmen müdür vekilliği görevinin, fiilen … tarafından yerine getirildiğini, asil müdür olan kişinin mehil müddetinde, yıllık izinde, mazeret izninde veya geçici görevde olmadığını, Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü görevinin, Başkanlık takdiriyle asil müdür yerine vekaleten …'ye yaptırıldığını, Müdürlüğün gerektirdiği bütün iş ve işlemleri …’nin yapmakta olduğunu ve harcama yetkisinin hala kendisinde olduğunu, bütün iş ve işlemlerin …'nin onayından geçtiğini ve bütün sorumluluğun kendisinde olduğunu, yani 375 Sayılı KHK'nın ek 9. Maddesinde belirtildiği üzere, asil müdürün geçici olarak görevinden ayrılmadığını,

İş bu müdürlük (görevinin) asli ve sürekli biçimde … tarafından yerine getirildiğini,  

Anayasa'nın 128’inci maddesinde;

"Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmünün yer aldığını,

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86’ncı maddesinde, vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartlarının düzenlendiğini, maddenin ilk paragrafında memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedeniyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabileceği, hükmüne yer verildikten sonra Kanun’un 174’üncü maddesinde, vekâlet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılmasının şart olduğu, 175’inci maddesine 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile eklenen paragrafa göre, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekâlet edenlere vekâlet aylığı ödenebilmesi için, vekilinin, asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu hükümlerinin yer aldığını,

(Yukarıda bahsettiği üzere) …’nin, … Belediyesi bünyesinde 2020 yılından bu yana ŞEF kadrosunda görev yaptığını, asilde aranan şartları taşıdığını ve fiilen müdürlük görevini yerine getirdiğini, (kendisine) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86’ncı maddesi uyarınca vekâlet görevi verildiğini, asil Tarımsal Hizmetler Müdürünün, bu görevi hiç yapmadığını, hal böyleyken kendisine vekalet ücreti aylığı ödenmesinde hukuka uygun olmayan bir durumun söz konusu olmadığını, nitekim müdürlük görevini fiilen hiç yapmadığı halde asil müdüre zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenmesine rağmen, fiilen bu görevi ifa eden ve tüm sorumluluğu üzerine alan kişiye ödeme yapılmamasının, eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi hakkaniyetli de olmadığını,

Danıştay 11.Daire'nin 2008/ 13936 E- 2011 / 4407 K Sayı ve 08.07.2011 tarihli kararında; "Bu itibarla, asilde aranan şartları taşıyan ve 19.4.2007 tarihinden itibaren de asaleten şube müdürlüğü görevine atanan davacının, vekil olarak görev yaptığı süre boyunca asilin yetki ve sorumluluğunu taşıdığı anlaşıldığından, yürütmüş olduğu şube müdürlüğü görevi nedeniyle vekalet aylığından yararlandırılması gerektiğinden, davacının bu istemle yaptığı başvurunun reddi yolunda tesis edilen işlemde ve bu işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir." Denildiğini,

Anayasanın "Zorla Çalıştırma Yasağı" başlıklı 18’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." hükmünün; "Ücrette Adaletin sırasıyla; "Ücret emeğin karşılığıdır." ve "Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." hükümlerinin yer aldığını, maddenin gerekçesinde angaryanın, -kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması- olarak tanımlandığını, angaryada da zorla çalıştırmada olduğu gibi, kişinin ceza tehdidi altında ve iradesi dışında çalıştırılmasının söz konusu olduğu,

Ancak angaryada zorla çalıştırmadan farklı olarak, çalıştırılana ücret de ödenmemekte veya bariz bir şekilde düşük ücret ödenmekte olduğunu, buna göre zorla çalıştırma ile angarya arasındaki farkın, yaptırım tehdidiyle desteklenen irade dışı çalıştırma karşılığında ücret ödenip ödenmeyeceği hususunda olduğunu, irade dışı çalıştırmada ücret ödeniyorsa zorla çalıştırmadan, ücret ödenmiyor veya ödenen ücret bariz bir şekilde düşük ise angaryadan söz edilebileceğini,

… Belediyesi'nin, …'nin bilgi ve birikimi iş gücünden yararlandığını ve kendisine yetki vererek sorumluluk yüklediği göz önünde bulundurulduğunda, Anayasanın 18’inci maddesinde düzenlenen ve angaryayı yasaklayan hükmü ile 55’inci maddesinde düzenlenen ve devlete çalışanlarının yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için pozitif yükümlülük yükleyen hükmü uyarınca, vekalet aylığı ödenmesi gerekliliğinin açık olduğunu,

Nitekim aşağıda sunulu Danıştay kararında da benzer şekilde yorum yapıldığını:

Danıştay 8.Daire 2012/ 9336 E- 2015 / 7813 K Sayı ve 29.09.2015 tarihli kararında;

"...davacının haftalık çalışma saatleri dışında uzman hekim olarak nöbet tuttuğu, davalı idarenin davacının iş gücünden yararlandığı göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarece 2547 sayılı Yasanın 50/d maddesine göre görev süresi dolan ve hizmetine gerek görülerek aynı Yasanın 33 üncü maddesine çekilmek suretiyle görev süresi uzatılan davacıya yukarıda anılan 657 sayılı Yasanın 33 üncü maddesi uyarınca izin suretiyle kullanılmayan her bir nöbet saati için uzman tabipler için belirlenen orandaki gösterge rakamının aylık katsayısıyla çarpılması suretiyle hesaplanacak nöbet ücretinin Anayasanın 18 inci maddesinde düzenlenen ve angaryayı yasaklayan hükmü ile 55 inci maddesinde düzenlenen ve devlete çalışanlarının yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için pozitif yükümlülük yükleyen hükmü uyarınca ödenmesi gerektiğinden dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır." Denildiğini,

Danıştay 12. Dairesinin, 2018/7116 E-2020, 1374 K. sayı ve 18.02.2020 tarihli kararında;

"Bu durumda, .... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Görevde Yükselme Yönetmeliği uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda davacının şeflik görevine/ atanmak için yaptığı başvurusunun kabul edilerek 26/06/2009 tarihinde yapılacak görevde yükselme sınavına girmeye hak kazanması, dolasıyla davacının asilde aranan şartları taşıması nedeniyle, vekalet görevinden kaynaklanan mali haklardan yararlandırılması gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemde ve davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır." Denildiğini,

Keza Danıştay’ın, iş bu sorgu kâğıdında mevcut yorumun aksine, boş kadroya tedviren yapılan görevlendirmelerde değil, dolu kadroya yapılan vekalete görevlendirmelerde ücret ödeneceği yönünde kararlar verdiğini,

Danıştay 11. Dairesinin, 2015/1759 E., 2018/1704 K. sayı ve 22.03.2018 tarihli kararında;

"Dosyanın incelenmesinden, davacının, … Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünde bilgisayar işletmeni olarak görev yapmakta iken boş bulunan saymanlık kadrosuna muhasebe yetkilisi vekili olarak 06.10.2008 tarihinden itibaren görevlendirildiği, bu görevlendirme nedeniyle vekalet aylığına eş değer bir tazminatın ödenmesi için yapmış olduğu başvurusunun reddi üzerine bakılmakta olan davayı açtığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan hükümler uyarınca, bir göreve vekaleten atanan kişiye vekalet ettiği göreve ilişkin vekalet aylığı, yan ödeme ve tazminatın ödenebilmesi için usulüne uygun olarak atanması ve vekilin asilde aranan şartları taşıması gerekmektedir. Olayda, davacının Muhasebe Yetkilisi görevini vekaleten atama şeklinde değil, saymanlık kadrosunun boş bulunması nedeniyle tedviren yürüttüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, 657 sayılı Yasa'nın 86. maddesine istinaden vekaleten atanma suretiyle değil, yetki verilmesi suretiyle Muhasebe Yetkilisi vekilliği görevini yürüten davacıya, söz konusu göreve ait vekalet aylığının veya buna eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi mümkün olmadığından, davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin iptali ile tazminat isteminin kabulü yolunda verilen idare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır." Denildiğini,

Bu itibarla yapılan ödemelerin hukuka uygun olduğunu,

Kamu zararından bahsedilmekte ise de, ortada kamu zararı bulunmadığını;

5018 sayılı Kanun’un "Kamu zararı" başlıklı 71’inci maddesinde,

"Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır." Denildiğini,

Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapıldığını, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı hallerin belirlendiğini, bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceğini, ikinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise;

5018 sayılı Kanun’un kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğu, anlaşıldığını, nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığını,

İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine -mal ve hizmet atımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı- şeklinde anlaşılması gerektiğini,

Yukarıda açıklamaya çalıştığı nedenlerle; sorguda belirtilen hususlarda, 5018 Sayılı yasanın "71. maddesi tanımına giren" bir kamu zararı söz konusu olmadığını, kamu zararının belirlenmesinde, kıstaslarına uygun olmayan bir "hukuki tavsif" ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığını,

Yukarıda yapmış olduğu savunmasının, Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde tekrardan değerlendirilmesini, sorgu konusuna ilişkin savunmalarının kabulüne karar verilmesini ve duruşma istemediğini arz ve talep ettiğini, ifade etmiştir.

BAŞSAVCILIK MÜTALAASI

Başsavcılığın, Daire İlam hükmünde “Gerçekleştirme Görevlisi” sıfatıyla sorumlu tutulmuş olan …’in (Dosya No: 54348) gönderdiği temyiz dilekçesine ilişkin mütalaasında;

“…

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152’nci maddesi uyarınca 17.4.2006 tarihli ve 2006 /10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 28.12.2022 tarihli ve 6617 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca uygulanmasına 2023 yılında da devam olunan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında;

"(1) 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;

2) aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara,

bb) Mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmet içi eğitim, kurs veya seminer nedeniyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere,

cc) Vekaletleri esnasında yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, vekalet görevine ilişkin olmayan geçici görev, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmetiçi eğitim, kurs, seminer ve benzeri nedenlerle vekalet görevine ara verenlere (ara verdikleri günler için), vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez. "

Diğer taraftan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9’uncu maddesinin beşinci fıkrasında da;

“... mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.” denilmek suretiyle,

Mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, geçici görev gibi durumlar nedeniyle dolu kadroya vekalet edenlere vekalet nedeniyle zam ve tazminatlar ile ek ödemenin ödenmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bu nedenle, dolu olan Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü kadrosuna vekaleten atanan …'ye vekalet görevinden dolayı yapılan zam ve tazminat farkı ile ek ödeme farkı ödemelerinin, yukarıda ifade edilen ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğundan, temyiz talebinin reddedilerek tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Arz olunur.” Denilmektedir.

Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin okunup incelenmesinden sonra;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

54 sayılı İlamın 8’inci maddesiyle; Belediyede, dolu olan Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü kadrosuna vekaleten atanan …'ye zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenmesi sonucu oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi kararı verilmiştir.

Esasa ilişkin mevzuat

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86’ncı maddesinde;

“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır. Aynı kurumdan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, … vekalet aylığı ödenir… Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir. …” ve

Aynı Kanun’un 175’inci maddesinde; “Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, … verilir. … Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur. …” hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesine istinaden 05/05/2006 tarihli ve 26159 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 17/04/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın 9’uncu maddesinde;

“(1) 657 sayılı Kanunun 86’ncı maddesi uyarınca;

a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere;

aa) Vekâletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,

bb) Vekâletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,

cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları, kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.



2) aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara,

bb) Mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmetiçi eğitim, kurs veya seminer nedeniyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere,

cc) Vekaletleri esnasında yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, vekalet görevine ilişkin olmayan geçici görev, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmetiçi eğitim, kurs, seminer ve benzeri nedenlerle vekalet görevine ara verenlere (ara verdikleri günler için), …

Vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez.” Hükümleri yer almaktadır.

Buna göre anılan şartları taşıyan ilgililerin vekalet ettikleri kadro veya görevler için öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki farkın vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödeneceği, ancak mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni gibi mezkur hükümde sayılan durumlarda vekalet edenlere vekalet nedeniyle zam ve tazminat ödenemeyeceği ifade edilmiştir.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9’uncu maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında da;

“Birinci fıkra kapsamına giren personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir.

Ancak, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.

Ücret ve tazminatları ek 10 uncu maddeye göre ödenenlere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlarda görev yapan personele ve bir kadroya açıktan vekil olarak atananlara bu madde uyarınca ek ödeme yapılmaz.” Hükümlerine yer verilmiştir.

Esasa ilişkin değerlendirme

Bu hükümlere göre:

Bir kadroya vekalet edenlere, vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde aradaki farkın ödeneceği ancak mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni gibi mezkûr hükümde yer verilen durumlarda vekalet edenlere ödeme yapılamayacağı belirtilmiştir.

Buna göre de, herhangi bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekâleten bir görevlendirilme yapılabilmesi için, söz konusu kadronun herhangi bir nedenle sürekli olarak boşalması veya vekâlet edilecek kadroda görevli memurun kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması, görevden uzaklaştırma gibi nedenlerle, işinden geçici olarak ayrılmasının gerekmektedir.

Bununla birlikte, vekâlet edilecek kadroda görevli memurun mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekâlet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevinden ayrılması halinde söz konusu göreve vekâlet edenlere vekâlet ücreti ödenemez.

Bu durumda, kadrosu dolu olan ve bu kadroya asaleten atanmış olan görevlinin herhangi bir şekilde geçici veya sürekli olarak başka bir görevde bulunmadığı; yani asaleten atanmış olduğu görev başında bulunduğu ve bu kadro üzerinden ücret almaya devam ettiği bir görev için başka bir memurun vekâleten atanmak suretiyle vekâlet ücreti alması, hukuken mümkün değildir.

Konu ile ilgili Danıştay kararları

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 160’ıncı maddesi birinci ve ikinci fıkralarında yer alan;

“... Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.” hükmü gereği,

Anayasal bir kuruluş olan Sayıştay’ın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay İlamlarına, (Danıştay’ca vergi konusunda verilen kararlar hariç) idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekte; aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayın somut özelliklerine ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla;

54 sayılı İlamın 8’inci maddesiyle ilgili olarak Sorumlu tarafından yapılan temyiz başvurusuna ilişkin dilekçede ileri sürülen karşı görüş ve itirazların REDDİ ile; Belediyede, dolu olan Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü kadrosuna vekaleten atanan …'ye zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenmesi sonucu oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi, yönündeki Daire İlam hükmünün TASDİKİNE, oy birliğiyle,

6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 15.01.2025 tarih ve 57642 sayılı tutanakta yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.