Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2018
Daire
3
Dosya No
54571
Tutanak No
57840
Tutanak Tarihi
19.03.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Konu: Belediye tarafından sözleşmeli personel istihdam edebilmesine ilişkin mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen avukata yapılan ödemeler sonucunda kamu zararı oluştuğu hakkında.

108 sayılı ilamın 3. maddesi ile ... Belediyesince, belediyelerin sözleşmeli personel istihdam edebilmesine olanak sağlayan mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen ve yetkilendirilen Avukat ...’e yapılan ödeme sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ...-TL’nin sorumlulara ödettirilmesine karar verilmiştir.

Bu hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca Temyiz Kurulu tarafından verilen 08.12.2021 tarih ve 50573 sayılı Kararla bozulması üzerine bu defa Dairesince kararda ısrar edilerek, 108-312 sayılı ek ilamın 1. Maddesi ile; mevzuata aykırı biçimde çalıştırılan ve yetkilendirilen Av. ...’e yapılan ödemenin brüt tutarı ile 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesine göre ödenebilecek tavan brüt tutar arasındaki fark olan ...-TL kamu zararının sorumlulara (Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi ve Üst Yöneticiye) ödettirilmesine karar verilmiştir.

Harcama Yetkilisi ... ve Gerçekleştirme Görevlisi ...’ın aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle:

“1) 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin Belediyelerde Kadrolu, Tam zamanlı, sözleşmeli ve kısmi zamanlı sözleşmeli Avukat istihdamına ait bulunduğu, Oysa ki kamu zararına neden olduğu iddia edilen Belediye Avukatı Av. ...'e yapılan ödemelerin 5393 sayılı kanunun 49. maddesi hükümlerine göre ödenmediği, Çünkü Avukat ...’in, ... Belediyesinin kadrolu Avukatı olmadığı, Atama ile işe başlamadığı, Kendisine kadro ve gösterge karşılığı düzenlenen bordro ile ücret ödemesi yapılmadığı, Bu nedenle 5393 sayılı yasanın 49. madde hükmüne uygun bir Avukat istihdamı olmadığı,

2) Yine 5393 sayılı kanunun 49. maddesi gereğince Av. ... ile tam zamanlı sözleşmeli personel ücret sözleşmesinin mevcut olmadığı, Bunun yanında adı geçen Avukat ile kısmi zamanlı ücret sözleşmesi ile Avukat istihdamının da yapılmadığı, Adı geçen Avukatın uzmanlık alanı gözetilmek sureti ile Devlet Davalarının takibi için Kadrolu Avukatı olan kurumlarda dahi uzmanlık alanı ihtiyacı halinde serbest piyasadan Avukatlık hizmetleri satın alınması mümkün bulunduğundan, ... Belediye Başkanlığı ile Av. ... arasında 1136 sayılı Avukatlık kanunu hükümlerine göre sözleşme yapılmak sureti ile Asgari ücret üzerinden kendisine kesilen serbest meslek makbuzlarının karşılığında, %20 gelir vergisi stopajı kesilmek ve %18 KDV ilave edilmek sureti ile yürütülen serbest meslek hizmetinin karşılığının ödenmiş olduğu, Bu nedenle, ortada 5393 sayılı kanunun 49. maddesine uygun bir görevlendirme ve ücret ödemesinin olmadığı, Sayıştay ilamında doğrudan temin yolu ile serbest piyasadan hizmet alım sözleşmesini 5393 sayılı yasanın 49. maddesi kapsamında nitelendirmek sureti ile ... Barosu Avukatlık ücreti tarifesine göre yapılan ödemelerin kamu zararı olarak nitelendirmesi isabetsiz olduğu,

3) Bu veçhile, Başkanlık Makamı ile Av. ... arasında 1136 sayılı Avukatlık kanunu hükümlerine göre sözleşme yapılmış ve buna istinaden ... Belediye Encümence 30.04.2014 tarih ve 291 sayılı kararın alınmış olduğu, Yine bunun yanında düzenlenen Ödeme Emirlerini Başkanlık Makamının verdiği yazılı emir (olur) üzerine düzenleyerek işleme koyduğu, Avukat ile Belediye Başkanı sözleşme imzalamış ve kendilerine de bu belgelere göre evrak düzenleyin denilmiş olduğu, Verilen emri uygulamamak gibi bir yetkisinin olmadığı, Kaldı ki; mevzuata aykırılığı iddia edilen işte (sözleşme yapmak, imzalamak, onaylamak vs.) kadrolu işçi olarak ne bir yetki ne de bir sorumluluğu bulunmadığı, Bu nedenle de, hakkındaki kamu zararına sebebiyet verdiği iddiasını kabul etmediği,

4) Sayıştay 3. Dairesi Başkanı Sayın ... ve Sayın üye ...’in azınlık görüşü ile "Temyiz Kurulu Kararı doğrultusunda kamu zararı oluşmadığından ilişecek husus bulunmadığına dair karar verilmesi gerekir" şeklinde şerh etmiş ve bu konuda haklılıklarını ispatlamış olduğu,”

İfade edilmiş olup, Daire kararının kaldırılması talep edilmiştir.

Üst Yönetici ... ve Gerçekleştirme Görevlisi ...’in aynı mahiyetteki temyiz dilekçelerinde özetle:

“Daha önceki itirazlarında belirttiği hususlara ek olarak ilgili daire kararında ... Belediyesinde Av. ...’ in 5393 sayılı Kanunun 49. Maddesi uyarınca istihdam edildiği ve tam zamanlı avukat olarak çalıştırıldığı ısrarla İleri sürülmekte ve bu istihdam şekline göre hesaplamalar yapılarak kamu zararı oluştuğunun iddia edilmekte olduğu, Oysa Temyiz Kurulu’nun bozma gerekçeleri arasında çok isabetle kaydedildiği gibi " Ancak kişi sözleşmeli avukat olarak İstihdam edilmemiştir. Sözleşmeli avukat olarak istihdam edilmiş olsaydı, 5393 S.K.'nun 82' inci maddesine göre kendisine avukatlık ücreti ödenmesi gerekirdi. Ancak Daire Kararında ve temyiz dilekçesinde böyle bir ödemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır." Denilmekte olduğu, O tarihte devralınan belediyenin bir önceki temyiz dilekçesinde belirtildiği gibi gerçekten de olağanüstü bir halde olduğu, Bahse konu belediyelerin birleşmesinden doğan bu denli iş yükünün artması neticesinde hizmet alımı yöntemi ile avukatlık hizmeti alındığı,

Yine Temyiz Kurulu Kararında bu durumun 5018 S.K’ nun 71’nci maddesi uyarınca bir kamu zararının oluşmadığının isabetle belirtildiği,”

İfade edilmiş olup Daire kararının kaldırılması talep edilmiştir.

Başsavcılık Mütalaasında;

“... ... Belediyesinin 2018 yılı hesabının 3’üncü Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 18.7.2024 tarih ve 312 sayılı Ek İlam üst yönetici-Belediye Başkanı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Konuya ilişkin 16.07.2020 tarihli ve 108 sayılı İlamın 3’üncü maddesinde; belediyelerin sözleşmeli personel istihdam edebilmesine olanak sağlayan mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen ve yetkilendirilen Avukat ...'e, sözleşmeli olarak çalıştırılan bir avukata ödenebilecek sözleşme tavan ücretinin üzerinde ödenen tutarlar kamu zararı olarak hesaplanıp tazminine hükmedilmişti. Söz konusu hükmün Temyiz Kurulunca bozulması üzerine, Daire aynı gerekçeyle Kararında direnerek çoğunlukla tazmin hükmünün devamına hükmetmiştir.

Sorumlunun Ek İlama ilişkin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar; Ek İlamda karşılanan ve tazmin hükmünün bozulmasını/kaldırılmasını gerektirecek mahiyette olmadığından, temyiz talebinin reddi ile Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.”

denilmektedir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

16.07.2020 tarihli ve 108 sayılı ilamın 3. maddesi ile ... Belediyesince, belediyelerin sözleşmeli personel istihdam edebilmesine olanak sağlayan mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen ve yetkilendirilen Avukat ...’e yapılan ödeme sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ...-TL’nin sorumlulara ödettirilmesine karar verilmiştir.

Bu hüküm, 08.12.2021 tarih ve 50573 sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile “Temyiz konusu olayda, bir hukuki danışmanlık hizmeti alındığı ve bu hizmet karşılığı ödeme anlaşılarak 5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesine göre kamu zararına neden olunmadığı” gerekçesiyle bozularak Dosyanın Dairesine tevdiine hükmedilmiştir.

Bu defa Daire, kararında ısrar ederek 108-312 sayılı ilamın 1. Maddesi ile sözleşmeli avukat gibi hizmet veren Avukat ...’e sözleşmeli bir avukata ödenebilecek tavan tutarın üzerinde ücret ödemesi yapılması sonucu 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71’inci maddesi çerçevesinde kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle ...-TL’nin sorumlulara ödettirilmesine karar verilmiştir.

03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Norm Kadro ve Personel İstihdamı” başlıklı 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında:

“Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir. Sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılamaz. Bu personelin, yürütecekleri hizmetler için ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları şarttır. Bu fıkra uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edileceklere ödenecek net ücret, söz konusu kadro unvanı için birinci derecenin birinci kademesi esas alınmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre tespit edilecek her türlü ödemeler toplamının net tutarının yüzde 25 fazlasını geçmemek üzere belediye meclisi kararıyla belirlenir. Genel hükümlere göre birinci dereceden kadro ihdas edilemeyen kadro unvanları için ise o kadro unvanından ihdası yapılmış en yüksek kadro derecesinin birinci kademesi esas alınır ve yapılacak ödemenin azami tutarı yukarıda belirtilen usûle göre tespit olunur. Bu fıkra hükümlerine göre çalıştırılacak personel için İçişleri Bakanlığı unvanlar itibarıyla sınırlama getirebilir.”

Dördüncü fıkrasında:

“Avukat, mimar, mühendis (inşaat mühendisi ve harita mühendisi olmak kaydıyla) ve veteriner kadrosu bulunmayan veya işlerin azlığı nedeniyle bu unvanlarda kadrolu personel istihdamına ihtiyaç duyulmayan belediyelerde, bu hizmetlerin yürütülmesi amacıyla, haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde kısmi zamanlı olarak sözleşme ile personel çalıştırılabilir. Kısmi zamanlı olarak çalıştırılacak personel sayısı yukarıda belirtilen her unvan için birden fazla olamaz ve bunlarla yapılacak sözleşme süresi takvim yılını aşamaz. Bunlara ödenecek net ücret, aynı unvanlı kadroların birinci derecesinin birinci kademesi için yapılması gereken bütün ödemeler toplamının net tutarının yarısını geçmemek ve çalıştırılacak süre ile orantılı olmak üzere belediye meclisi kararı ile tespit edilir. ”

Denilmektedir.

İlgili mevzuat hükümlerine göre; belediye ve bağlı kuruluşları, norm kadroya uygun olarak avukatları yıllık sözleşme ile tam zamanlı olarak çalıştırılabilecek, avukat kadrosu bulunmayan veya işlerin azlığı nedeniyle bu unvanda kadrolu personel istihdamına ihtiyaç duyulmayan belediyelerde ise, bu hizmetlerin yürütülmesi amacıyla, haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde sözleşme ile kısmi zamanlı olarak avukat çalıştırılabilecektir.

Somut olayda, 30.04.2014 tarih ve 291 sayılı Belediye Meclisi kararı ile avukat istihdam edilmesi için Belediye Başkanına yetki verilmiştir. Bu yetki neticesinde Belediye Başkanı ile Avukat ... arasında “Avukatlık Sözleşmesi” düzenlenerek avukat istihdam edilmiştir. 12.04.2017 tarihinde düzenlenen Avukatlık Sözleşmesinin “Ücret” başlıklı 4’üncü maddesinde aynen;

“Avukata, aylık net … TL ücret ödenecektir. Sözleşmenin feshedilmemesi ya da hangi nedenle olursa olsun ortadan kaldırılmaması halinde, devam eden yıllarda ücret, yeniden değerlendirilerek karşılıklı anlaşma ile tespit edilir.” denilmiştir. Sözleşme 12.04.2018 tarihinde yenilenerek aylık net ücret … TL’ye çıkarılmıştır.

Anılan Mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; belediyeler 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesine göre tam zamanlı ya da kısmi zamanlı olarak sözleşmeli avukat istihdam edebilirler. Ancak temyize konu istihdamın 5393 sayılı Kanun’un mezkur maddesine göre yapılmadığı anlaşılmıştır.

Öte yandan, 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesine göre çalıştırılmadığı anlaşılan Avukat ... ile Belediye Başkanı arasında imzalanan sözleşmenin eklerinde; bu işin yapılmasına ilişkin Encümene sunulan sözlü teklifin dışında bir belgenin de bulunmadığı görülmüştür. İlgilinin, sözleşme ile Belediyenin sözleşmeli avukatların yaptıkları işleri tevzi etme, koordinasyon sağlama, inceleme yapma, Başkana rapor sunma ve benzeri görevler için yetkili sayılması suretiyle, kamu görevlisi olarak çalışan avukatların üzerinde yönetici sıfatıyla çalıştırıldığı anlaşılmaktadır.

İdarelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 48. Maddesine göre hukuki danışmanlık hizmeti satın almaları da mümkün olmakla birlikte, hizmet alımının mevzuatına uygun olarak yapılması gerekmektedir.

Anılan Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesine göre, ihale; Kanun’da yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri ifade etmektedir.

Aynı Kanun’un 18 inci maddesinde ihale usulleri;

a) Açık ihale usulü,

b) Belli istekliler arasında ihale usulü,

c) Pazarlık usulü, şeklinde sayılmış; 22 nci maddesinde, madde metninde belirtilen hallerde ihtiyaçların ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temin usulüne göre karşılanabileceği hüküm altına alınmıştır.

Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin “Taahhüt dosyası” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“İhale veya doğrudan temin usulüyle yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin ödemelerde; onay belgesi, ihale komisyonu kararı, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesine göre doğrudan temin usulüyle ihale komisyonu kurulmadan yapılan alımlarda piyasa fiyat araştırması tutanağı veya söz konusu maddenin (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında tek kaynaktan yapılan alımlara ilişkin olarak ihale mevzuatında belirlenen standart form, sözleşme yapılması halinde sözleşme ve Maliye Bakanlığınca merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri için belirlenen diğer belgeleri kapsayan taahhüt dosyası, ödemeden önce veya ilk hakedişle birlikte biri asıl diğeri onaylı suret olmak üzere iki nüsha ya da taahhüt olunan işin bedeli bir defada tahakkuk ettirildiği takdirde bir nüsha olarak muhasebe yetkilisine verilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Ancak temyiz konusu ilam ve ekli belgeleri incelendiğinde, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılmış bir ihaleye veya doğrudan temin usulüyle yapılan bir hizmet alımına ilişkin belgelere rastlanmamıştır. Adı geçen avukata, sözleşme ile Belediyenin sözleşmeli avukatlarının yaptığı işleri tevzi etme, koordinasyon sağlama, inceleme, Başkana rapor sunma ve benzeri görevlerle yetki verildiği ve kişinin kamu görevlisi olarak çalışan sözleşmeli avukatların üzerinde yönetici olarak çalıştırıldığı görülmektedir. Bu itibarla, her ne kadar istihdam yöntemi 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesine uymasa da yapılan işin bir danışmanlık hizmeti olmadığı, tam zamanlı bir personel istihdamı olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile Belediyede yapılan mevzuata aykırı istihdam şekli birlikte değerlendirildiğinde; Avukat ... tam zamanlı bir sözleşmeli avukat gibi Belediyede çalışarak hizmet vermiştir. Ancak Belediyede sözleşmeli avukat çalıştırılması halinde, avukata ödenebilecek tavan tutar 5393 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinde belirtilmiştir. Mevzuata aykırı olarak istihdam edilen Av. ...’e yapılan ödemenin brüt tutarı ile 5393 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesine göre ödenebilecek brüt tutar arasında oluşan fark kamu zararı teşkil etmektedir.

5018 sayılı Kanunun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde yer alan “Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. ’’ hükmü gereği ilişikli ödeme emrine ilişkin harcama talimatını veren Harcama Yetkilisinin,

31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. Mükerrer Resmî Gazetede yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13’üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi ön mali kontrol kapsamında ele alındığından, “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi de bu çerçevede değerlendirildiğinden, ilişikli ödeme emri belgesini düzenleyen ve bu belgenin üzerinde “vize/kontrol edilmiştir” şerhi ile imzası bulunan Gerçekleştirme Görevlisinin,

sorumluluğu bulunmakta olup;

İlamda kamu zararı, mevzuat hükümleri uyarınca sözleşmeli avukata verilen brüt ücret üzerinden hesaplandığından; Belediye Başkanı ...’ya Avukatlık sözleşmesi yapılması konusunda yetki veren 30.04.2014 tarihli ve 291 nolu Encümen Kararında parasal ifade bulunmaması ve encümen üyelerinin ücret belirleme sürecinde yer almamaları nedenleriyle bahsi geçen kamu zararına ilişkin Encümen Üyelerinin sorumluğu bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, 108-312 sayılı ek ilamın 1. Maddesi ile; mevzuata aykırı biçimde çalıştırılan ve yetkilendirilen Av. ...’e yapılan ödemenin brüt tutarı ile 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesine göre ödenebilecek tavan brüt tutar arasındaki fark olan ...-TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine ilişkin tazmin hükmünün TASDİKİNE, (…. Daire Başkanı …, …. Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …’un azınlık görüşlerine karşı) oyçokluğu ile,

6085 sayılı Kanunun 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 19.03.2025 tarih ve 57840 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

…. Daire Başkanı …, Üyeler …, …’un karşı oy gerekçesi

İlama konu husus incelendiğinde; Encümen Kararı ile yetki verilen Belediye Başkanı ile Avukat ... arasında avukatlık sözleşmesi düzenlendiği ve bu yolla ...’in Belediyede avukat olarak hizmet verdiği anlaşılmaktadır.

Daire Kararında avukatın 5393 sayılı Kanun’a göre istihdam edilmediği ifade edilmiş, ancak kamu zararı tutarı hesaplanırken 5393 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesine göre ödenebilecek tutar ile kişiye ödenen tutar kıyaslanmıştır. Ancak kişi sözleşmeli avukat olarak istihdam edilmemiştir. Sözleşmeli avukat olarak istihdam edilmiş olsaydı, 5393 sayılı Kanun’un “Avukatlık ücretinin dağıtımı” başlıklı 82 nci maddesine göre, kendisine avukatlık vekalet ücreti ödenmesi gerekirdi. Ancak Daire Kararından ve temyiz dilekçesinden böyle bir ödemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Belediye ile adı geçen avukat arasında yapılan Sözleşme’nin “Sözleşmenin konusu” başlıklı 2 nci maddesinde;

“a) Avukat, ... Belediye Başkanlığının hukuk danışmanlığını üstlenmiştir. Belediye adına zorunlu olmadıkça duruşmalara girmeyecek; Belediye binasında hizmet verecektir. Bizzat ... Belediye Başkanlığı leh ve aleyhine açılmış ve açılacak tüm dava ve icra takiplerini öncelikle inceleyip; Belediye Başkanlığının sözleşmeli avukatlarına tevzi edecektir. Davalar kesin hüküm şeklini alıncaya; icra takipleri infaz edilinceye veya aciz vesikasına bağlanıncaya, icra takiplerinden kaynaklanan itirazın iptali vs. davalarda karar kesinleşinceye kadar dikkat ve özenle dava ve takiplerin, tevzi edilen avukatlardan ilgili aşamalarında bilgi alır, takip eder.

b) Bizzat Edemit Belediye Başkanlığı leh ve aleyhine açılmış ve açılacak tüm dava ve icra takiplerini öncelikle inceleyip; Belediye Başkanlığının sözleşmeli avukatlarına tevzi eder. Sözleşmeli avukatlar arasında koordinasyonu sağlar, sürekli iletişim içinde olur ve sözleşmeli avukatlardan aldığı raporları inceledikten sonra özet raporlar halinde Belediye Başkanının bilgisine sunar. Sözleşmeye konu olan hizmet, sadece ... Belediyesi ile ilgili hukuki ihtilafları, iş ve işlemleri kapsar. Belediye yetkili ve çalışanlarının kişisel olarak karşılaşacakları hukuki sorun, takip ve davalar bu sözleşmenin kapsamı dışındadır.” denilmektedir.

Belirtilen sözleşme hükümleri incelendiğinde, Belediye tarafından Avukat ...’den hukuki konularda danışmanlık hizmeti alındığı görülmektedir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38 inci maddesinde, Belediyeyi davacı veya davalı olarak yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek Belediye Başkanının görevleri arasında sayılmış; aynı Kanun’un “Belediyenin giderleri” başlıklı 60 ıncı maddesinde, avukatlık, danışmanlık ve denetim hizmetleri karşılığı yapılacak ödemeler Belediyenin giderleri arasında sayılmıştır.

Temyiz konusu hususta da, 6360 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ..., …, …, …, … ve … Belediyelerinin ... Belediyesi çatısı altında birleşmesi üzerine hukuki ihtilafların çoğaldığı, belediyedeki avukat sayısının yetersiz olması nedeniyle hukuki danışmanlık hizmeti alınması ihtiyacı doğduğu, bunun üzerine adı geçen avukatla sözleşme imzalanarak, ilgiliden hukuki danışmanlık hizmeti satın alındığı görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu Zararı” başlıklı 71 inci maddesinde kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmıştır. Ancak temyiz konusu olayda, bir hukuki danışmanlık hizmeti alındığı ve bu hizmet karşılığı ödeme yapıldığından, anılan Kanun’un 71 inci maddesine göre kamu zararına neden olunmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, Daire kararının REFİ gerekir.



…. Daire Başkanı … ve Üye …’un karşı oy gerekçesi

Daire İlamında; mevzuata aykırı usulle çalıştırılan ve yetkilendirilen Av. ...’e yapılan ödemenin brüt tutarı ile 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesine göre sözleşmeli avukata ödenebilecek tavan brüt tutar arasındaki farktan oluşan kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine karar verilmiştir. Kamu zararından Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi ve Üst Yönetici (Belediye Başkanı) sorumlu tutulmuştur.

Kamu zararına neden olan ödemeler, avukat ile sözleşme yapılmasına yetki veren 30.04.2014 tarihli ve 291 sayılı Encümen Kararı ve Belediye Başkanı tarafından imzalanan Avukatlık Sözleşmesi uyarınca gerçekleştirilmiştir. Ödeme emri belgelerini düzenleyip imzalayan Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi, Belediye Encümeni içinde yer almamaktadır.

Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi tarafından düzenlenip imzalanan ödeme emri belgeleri, söz konusu Karar ve Sözleşme gereği ödenmesi gereken avukatlık ücreti için zorunlu olarak düzenlenen belgeler olup, bu düzenleme ve imzalama işlemleri Encümen Kararı ve Sözleşmeye bağlı işlemlerdir. Ödeme sürecinde Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisinin ödeme emri belgelerini düzenlememe gibi bir yetkileri yoktur.

Daire İlamında Belediye Encümeninin diğer üyeleri kamu zararından sorumlu tutulmamıştır.

Daire İlamına konu edilen kamu zararından Encümen Başkanı olan ve aynı zamanda sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkanı ile Encümeninin diğer üyeleri sorumlu tutulmalı; Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi sorumluluktan çıkarılmalıdır.

Bu itibarla, kamu zararı sorumluluğunun yeniden tespit edilmesi için İlam hükmünün Sorumluluktan Bozulmasına ve dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesi uygun olacaktır.