Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2019
Daire
7
Dosya No
53833
Tutanak No
58816
Tutanak Tarihi
11.02.2026
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR
Konu: Avukatlık Vekalet Ücretinin Fazla Dağıtımı
194 sayılı Ek İlam’ın 2’nci maddesi ile, Belediyede görev yapan avukatlara vekâlet ücretinin fazla ödenmesi sonucu oluşan ... TL’lik kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu tazmin hükmü, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ...’un temyiz başvurusu sonucu 06.03.2024 tarih ve 56545 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ...’ın temyiz başvurusu sonucu aynı tarih ve 56546 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile tasdik edilmiştir.
Karar Düzeltilmesi Dilekçesi
Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... tarafından 53833 sayılı dosya kapsamında, Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ... tarafından 53676 sayılı dosya kapsamında karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur. Aynı içerikli karar düzeltilmesi başvurusuna esas dilekçelerde özetle;
1- 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukat ücretlerinin dağıtımı" başlıklı 82’inci maddesinde; Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının belirtildiği,
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 82’nci maddesi ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri ile Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik kapsamında; vekalet ücretlerinin, Hukuk İşleri Müdürlüğü nezdinde görev yapan memur statüsündeki avukatlara bahse konu mevzuatta belirlenen limit dâhilinde yapıldığı,
Bu kapsamda tüm avukatların; Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Hakkındaki Yönetmeliğin 6. Maddesinin 1. fıkrasında belirlenen limit dâhilinde ücretlerini (belirtilen limit rakamından damga vergisi ve gelir vergisi kalan net ücreti) aldıkları,
Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6. Maddesinin 1. fıkrasında:
“(1) Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, ... dağıtılır” denildiği,
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşmenin “Avukatlık vekalet ücreti” başlıklı 20. maddesinde; “659 sayılı Kamın Hükmündeki Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı “20.000” olarak uygulanır." denildiği, İşbu Toplu Sözleşmenin 20. Madde hükmü ile gösterge rakamı “20.000” olarak belirlenmiş olup gösterge rakamı olarak bu hükmün dikkate alındığı,
Kanun koyucu tarafından yapılan düzenlemede; yılın ilk altı ayı için ocak katsayısı, ikinci altı ayı için temmuz katsayısının dikkate alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığı, Kanun koyucu tarafından üst limit belirlenmiş olup işbu üst limit belirlenirken 2019 yılı son katsayısı alınarak hesaplama yapılması gerektiğinin vurgulandığı, Dolayısıyla mevzuata aykırı bir işlem söz konusu olmadığı,
Nitekim Sayıştay 6. Dairesinin 105 İlam No./736 Karar No.lu ilamında da; “Somut olayda 2018 yılı vekalet ücretinin tamamı yılı içinde vekalet ücreti henüz tahsil edilmeden 2018 yılı Ocak ayında emanetler hesabında kayıtlı geçmiş yıllar vekalet ücretlerinden ödenmiştir. Daha sonra Temmuz 2018 itibariyle memur aylık katsayısında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek 2018 yılının ikinci altı ayı için katsayı fark ödemesi yapılmıştır.
Dolayısıyla vekalet ücretine ilişkin ödemeler 2018 yılında geçerli olan katsayılar üzerinden yapılmış olup kamu zararına neden olunmamıştır.” Denildiği, Yapılan işlemlerin mevzuata uygun tesis edildiğinin ortada olduğu,
2- Kaldı ki; temyize konu ilamda belirtildiği şekilde vekalet ücretinin dağıtımına yönelik idari işlem tesis edilmesinin, uygulamada aynı konumda çalışan avukatlar arasında eşitsizliğe neden olacağı, Örneğin; 30 Haziran’da vekalet ücretini alan bir avukatın, bir gün sonra (01 Temmuz’da) vekalet ücretini alan avukattan daha az bir tutar almış olacağı, Aynı zamanda bu uygulama sebebiyle hukuk birimlerinin vekalet ücreti dağıtım tahakkuklarını 01 Temmuz tarihinde yaparak aleyhe olan bu durumu lehlerine çevirme yolunu tercih edecekleri, Bu durumda tazmin hükmünün ve Savcılık mütalaasının da fiili uygulamada karşılığının olmayacağı,
Keza, vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin yasal düzenlemenin; “...Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (20.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, ... dağıtılır" şeklinde olup, katsayı değişikliğinden önce ödenen vekalet ücretinin olması halinde katsayı değişikliğinden yararlanmayacağına yönelik bir sınırlandırma bulunmadığı,
Kanunda genel olarak, emanet hesabında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı, (20.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katı şeklinde belirli bir oranda ödenmesinin kararlaştırıldığı, Dolayısıyla vekalet ücreti limitinin, yıl içindeki katsayı artışları esas alınarak yükseltmesinin yasal zorunluluk olduğu, Yasanın vermiş olduğu bir hakkın hatalı yorumlarla sınırlandırılmasının hukuken mümkün olmadığı, Tazmin hükmünün, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali durumunu oluşturduğu,
3- Yukarıda açıklamalar doğrultusunda ortada kamu zararı olmadığı gibi tarafından kamu zararına sebebiyet verildiği yönündeki tespitin de yasal mevzuatla örtüşmediği,
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde, "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması.
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yapılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin takip, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga: 22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış, sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi yanıltıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.
Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." hükümlerinin bulunduğu,
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararının tanımının yapıldığı, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağının haller belirlendiği, Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmanın gerekeceği, İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşılacağı, Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığı, İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılmasının gerektiği,
Yukarıda açıklamaya çalışılan nedenlerle; sorgu incelemesinde belirtilen hususlarda, 5018 Sayılı yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararı söz konusu olmadığı, Kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif’ ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığı, Mevzuata uygun olarak işlem tesis edildiği,
4. Hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber; hesaplamaların brüt üzerinden yapılmasının da hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği, Zira brüt tutar üzerinden vergi kesintileri yaparak ilgililere ödeme yapıldığı, Dolayısıyla kişilerin vergi dairesine ödenen vergi tutarından da sorumlu tutulması ve bu açıdan da kamu zararına yol açılmış olduğuna dair tespit ve değerlendirmelerin hatalı olup hakkaniyetle bağdaşmadığı,
5- Kaldı ki; Temyiz Kurulu İlamının ‘Karşı Oy’ kısmında da; '‘‘‘Mevzuata göre avukatlık ücreti ödemeleri, şartları oluştuğunda yılın ilk yarısında ödenebileceği gibi ikinci yarısında da ödenebilecektir. Buna göre, somut uygulamada avukatlık ücreti yılın ilk yarısında ödenmiş olmakla birlikte, yılın ikinci yarısında maaş katsayı artışından kaynaklı farkın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.” Denildiği ve Daire Kararının kaldırılması gerektiğinin belirtildiği,
Yine ‘Karşı Oy’ Gerekçesinde; '‘‘‘Yasal düzenleme, vekalet ücretlerinin ödenmesinde, her iki katsayıdan hangisinin uygulanması gerektiği hususunda bağlayıcı bir yönlendirme yapmamaktadır. Bu bağlamda, mevzuatında iki katsayıdan hangisinin uygulanması gerektiği hususunda herhangi bir tanımlama yapılmadığından, somut olayın yargılamasının hakkaniyet ilkesine uygun olarak yapılması önem arz etmektedir. Mevzuatta vekalet ücretlerinin dağıtımında her iki katsayının nasıl uygulanması gerektiği hususunda açık hüküm olmaması nedeniyle, yargılamanın her iki tarafın yani idare ve personelin yararına olacak şekilde yapılması ve bu şekilde hüküm kurulması gerekmektedir. Dolayısıyla yıl içinde iki katsayının geçerli olması durumda, vekalet ücreti tavanın hesabında iki katsayının da kullanılması yasa! düzenlemenin amacına uyarlı olacaktır. ” denilerek kamu zararından çıkarılması gerektiğinin vurgulandığı,
Görüldüğü üzere; Karşı oy gerekçeleri de iddialarımı ispatlar nitelikte olup Sayıştay Temyiz Kurulu kararının hukuka, yasal mevzuata ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği,
Netice ve Talep:
Yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; söz konusu Sayıştay ilamının bozularak, sorumluluğu olmadığına karar verilmesinin arz ve talep edildiği,
Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ... tarafından yapılan 53676 sayılı dosya kapsamında Karar düzeltilmesi başvurusuna esas dilekçede, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ...’un 53833 sayılı dosya kapsamında sunduğu dilekçeden farklı olarak;
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 11. Maddesine göre; Devlet memurlarının kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumlu oldukları, Amiri tarafından verilen görevi yerine getirmiş olduğu ve mevzuata uygun olarak işlem tesis ettiğinin aşikâr olduğu, Dolayısıyla kamu zararına sebebiyet vermediği gibi hiçbir kabul içermemekle beraber böyle bir zararın varlığı halinde dahi sorumluluğunun olmadığı,
Başsavcılık Görüşü
Karar düzeltilmesine başvuran sorumlular için aynı nitelikte verilen Başsavcılık Görüşünde;
İstanbul ... Belediyesinin 2019 yılı hesabının 7. Daire tarafından yargılanması sonucu 25.05.2023 tarihli ve 194 sayılı İlam çıkarıldığı, İlamın 2'nci maddelerinde yer alan tazmin hükmünün Sayıştay Temyiz Kurulunun 06.03.2024 tarihli 56546 tutanak numaralı Kararı ile tasdik edildiği, bu defa sorumlu ... tarafından tazmin hükmünün kaldırılması talebini ihtiva eden ve ilgideki yazı ile Başsavcılığa intikal ettirilen karar düzeltme talepli dilekçesinin incelendiği,
Adı geçenin dilekçesinde; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Avukat ücretlerinin dağıtımı" başlıklı 82'inci, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri ile Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik kapsamında ödemenin gerçekleştirildiği, mevzuat düzenlemelerin de yılın ilk altı ayı için ocak katsayısı, ikinci altı ayı için temmuz katsayısının dikkate alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle üst limit belirlenirken 2019 yılı son katsayısı alınarak hesaplama yapılması gerektiği, ödemenin mevzuata uygun olduğu ve 5018 sayılı Kanununun 71. Maddesine ilişkin şartların oluşmadığını ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ettiği,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" başlıklı 14 üncü maddesinde; "(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55'i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40'ı (...)(1) eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (20.000) gösterge (?)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir." hükmünün bulunduğu,
Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli başlıklı" 6 ncı maddesinde ise; emanet hesaplarında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretlerinden yararlanacak kişilere, yıllık tutarı; (20.000) gösterge rakamın memur aylıklarına uygulanan katsayı çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, anılan maddenin (a),(b),(c) bentlerinde belirtildiği şekilde, dağıtılacağının belirtildiği,
Aynı Yönetmeliğin Limit Dışı Vekalet Ücretinin Ödenmesi başlıklı 7 nci maddesinde ise; "Bu Yönetmeliğin 5 inci ve 6 ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir." hükmünün yer aldığı,
Bütçeye gelir kaydedilmesi" başlıklı 8 inci maddesinde, "(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir." Hükümlerine yer verildiği,
Görüldüğü üzere anılan KHK'nin 14'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile söz konusu Yönetmelik'in 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükümlerle ödenecek vekâlet ücretine yıllık sınır getirildiği, Anılan KHK'nin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile anılan Yönetmelik'in 7'nci maddesinde ise yıllık üst limiti doldurmayanlara bu sınırı doldurmaları için yapılacak ödemeye ilişkin düzenlenmeye yer verildiği,
Bilindiği üzere yıllık sınırın dolup dolmadığının yılsonunda tespit edilebildiği, Bir önceki yıl vekâlet ücreti limitini dolduramayan ilgili personele, anılan KHK'nin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile Mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri uyarınca mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar emanetler hesabındaki limit dışı vekâlet ücretinden ödeme yapıldığı,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden ve yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, ilk olarak yılı içerisinde tahsil olunan vekâlet ücretinin ilgili personele hak ettikleri oranda dağıtılması gerektiği, Eğer yılı içerisinde tahsil edilen dağıtılabilir vekalet ücreti üst limiti doldurmaya yeterli olmaz ise; emanetler hesabında kayıtlı bulunan geçmiş yıllardan devreden vekalet ücretinin, izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar limitin doldurulamadığı mali yılın katsayıları esas alınarak üst limiti doldurmasına yetecek oranda dağıtılması gerektiği,
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereği ve mezkur KHK nın 14 üncü maddesinde yer alan memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemeyeceğine ilişkin hüküm ödenecek üst sınırı ifade etmekte ve bunu aylıklarına uygulanan katsayı ifadesi ile de vekalet ücretini aldığı zaman uygulanan katsayıyı ifade ettiğinin değerlendirildiği,
Dolayısıyla, ocak ayında yapılan toptan ödemede esas olan katsayıdan başka, yıl içinde memur maaş katsayısında yapılan artışı gerekçe göstererek yılın ilk ayında defaten ödenmiş 12 aylık tutarın, ikinci altı ayında belirlenen aylık katsayı artışı gerekçe gösterilerek tekraren üstelik 12 aylık fark ödenmesinin mezkur Kanunun hem lafzına hem de ruhuna aykırı olduğunun değerlendirildiği,
Bu çerçevede, Ocak ayında tüm yılın vekalet ücretini defaten ödenmesi ve temmuz memur katsayı artışının enflasyon nedeni ile refah payı kaybını telafi etmek amacıyla yapıldığının açık olduğu, bu nedenle Ocak katsayısı hesabı dışında ödenen tüm farkın kamu zararı oluşturduğu, bu nedenle Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığının değerlendirildiği,
Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... tarafından 53833 sayılı dosya kapsamında yapılan karar düzeltilmesi başvurusu ile ilgili olarak gönderilen 2’nci dilekçede, ilk dilekçesine göre farklı olarak;
Savcılık makamının konuya ilişkin mütalaasında; karar düzeltme talebine konu ilamın çoğunluk gerekçelerine atıfta bulunularak Karar Düzeltilmesine Mahal olmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı,
Söz konusu mütalaada, Karar Düzeltme talebini içeren dilekçede belirtilmiş yasal düzenlemeler, vekalet ücreti ödemesinin yapılmaya başladığı tarihten bu döneme kadar idari makamlar nezdinde ki yerleşik uygulamalar ve ilamdaki karşı oy gerekçeleri değerlendirilmeksizin hatalı çıkarımlarla hakkaniyete de aykırı bir şekilde tazmin hükmünün tasdikine ilişkin Sayıştay Temyiz Kurulu Kararının Düzeltilmesine Mahal Olmadığının mütalaa edildiği,
Başsavcılık Görüşü 2
Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... tarafından 53833 sayılı dosya kapsamında yapılan karar düzeltilmesi başvurusu ile ilgili olarak gönderilen ek dilekçe üzerine verilen Başsavcılık Görüşünde, ilk dilekçeye verilen görüşe göre farklı olarak;
Ocak ayında tüm yılın vekalet ücretini emanetler hesabında bulunan tutardan defaten ödenmesinin mümkün olmadığı, yıl içinde elde edilen avukatlık vekalet ücretlerinin ödenmesinin gerektiği, yıl içerisinde kanuni limite ulaşmayan bir kısım tutar varsa bu durumda emanetler hesabından limit dahilinde bir sonraki yıl Ocak ayı içerisinde kalan tutarın ödenmesinin tereddütte meydan vermeyecek şekilde mezkur Yönetmelikte açıklandığı,
Bu nedenle; Ocak ayında emanetler hesabından defaten tüm yıla ilişkin avukatlık vekalet ücreti ödendikten sonra temmuz memur katsayı artışına ait farkın ayrıca ödenmesinin mümkün olmadığı, Açıklanan nedenlerle Ocak ayında geçerli olan katsayısı hesabı dışında ödenen tüm farkın (vergiler ve sair kesintiler dahil) kamu zararı oluşturduğu, bu nedenle Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığının değerlendirildiği,
Belirtilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Somut Olay:
İdarede görev yapan avukatlara, 2019 yılı Ocak ayında, yılın ilk yarısında memur aylıklarına uygulanacak katsayı esas alındığında bulunacak üst sınır tutarında vekalet ücreti ödenmesine rağmen, Ağustos ayında bu sefer yılın ikinci yarısında memur aylıklarına uygulanacak katsayı esas alındığında bulunacak üst sınır ile ilk üst sınır arasındaki fark kadar vekalet ücreti ödemiştir.
194 sayılı Ek İlam’ın 2’nci maddesi ile, Belediyede görev yapan avukatlara vekâlet ücretinin fazla ödenmesi sonucu oluşan ... TL’lik kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu tazmin hükmü, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ...’un temyiz başvurusu sonucu 06.03.2024 tarih ve 56545 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ...’ın temyiz başvurusu sonucu aynı tarih ve 56546 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile tasdik edilmiştir.
Bu defa, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... 53833 sayılı dosya, Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ... 53676 sayılı dosya kapsamında karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurmuştur.
Mevzuat:
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukatlık ücretinin dağıtımı” başlıklı 82’nci maddesinde;
“Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin, avukatlara (49 ’uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını intaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâleti Hakkında Kanun hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.”,
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde;
“(1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”,
Aynı KHK’nın “Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14’üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında;
“İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55 ’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40 ’ı (,..)eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (...)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
...”,
“Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18 inci maddesi birinci fıkrasında;
“2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.” hükmü yer almaktadır.
659 sayılı KHK’nın 16’ncı maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 08.07.2012 tarih ve 28347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6’ncı maddesinde ise; emanet hesabında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, madde hükmünün (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtildiği şekilde dağıtılacağı belirtilmektedir.
Adı geçen Yönetmeliğin “Limit dışı vekalet ücretinin dağıtımı” başlıklı 7’nci maddesinde;
"Bu Yönetmeliğin 5 inci ve 6’ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir.", hükmü ile,
“Bütçeye gelir kaydedilmesi” başlıklı 8 inci maddesinde;
"(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir." hükmüne yer verilmektedir.
Diğer yandan, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin Birinci Kısmının ‘''Avukatlık Vekalet Ücreti” başlıklı 22’nci maddesinde, "659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı, “20.000” olarak uygulanır” denilmektedir. Toplu Sözleşme’nin 5’inci maddesinde ise, aylık gösterge ve ek göstergeye uygulanacak katsayı; 01.01.2019- 30.06.2019 döneminde geçerli olmak üzere (0,114977), 01.07.2019-31.12.2019 döneminde geçerli olmak üzere (0,120726) olarak belirlenmiştir. Söz konusu katsayılar, Toplu Sözleşme’nin 5’inci maddesinin (5) numaralı fıkrasına istinaden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 08.01.2019 tarihli Genelge ile (0,130597) ve 04.07.2019 tarihli Genelge ile (0,138459) şeklinde güncellenmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ise, avukatlık vekâlet ücreti dağıtımında, İdarede görev yapan avukatlara, 2019 yılı Ocak ayında, yılın ilk altı aylık dönemi (01.01.2019-30.06.2019) için geçerli olan katsayı (0,130597) üzerinden üst sınır tutarında dağıtımın yapıldığı; ancak 2019 yılı Ağustos ayında, yılın ikinci altı aylık (01.07.2019-31.12.2019) döneminde geçerli olan katsayı (0,138459) ile üst sınırın güncellediği ve aradaki farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödendiği anlaşılmaktadır.
Değerlendirme:
194 sayılı Ek İlam’ın 2’nci maddesi ile, Belediyede görev yapan avukatlara vekâlet ücretinin fazla ödenmesi sonucu oluşan ... TL’lik kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Karar düzeltilmesine esas dosyalar kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Ocak ayında yapılan toptan ödemede esas alınan katsayıdan başka, yılı içinde memur maaş katsayısında yapılan artış gerekçe gösterilerek yılın ilk ayında defaten ödenmiş on iki aylık tutarın, ikinci altı ayında belirlenen aylık katsayı artışı gerekçe gösterilerek tekraren üstelik on iki aylık fark şeklinde ödenmesi yukarıda yer verilen mevzuatın hem lafzına hem de ruhuna aykırılık teşkil ettiğinden, yılbaşında peşin ödenen 12 aylık avukatlık vekâlet ücretlerinin daha sonra ikinci altı aylık katsayısı ile güncellemesi ve aradaki farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.
Karar Düzeltilmesine esas Dilekçelerde özetle; İlam’da, İdari makamlar nezdindeki yerleşik uygulamaların dikkate alınmadığı, Kanun koyucu tarafından yapılan düzenlemede; yılın ilk altı ayı için ocak katsayısı, ikinci altı ayı için temmuz katsayısının dikkate alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığı, ilamda belirtildiği şekilde vekalet ücretinin dağıtımına yönelik idari işlem tesis edilmesinin, uygulamada aynı konumda çalışan avukatlar arasında eşitsizliğe neden olacağı, kurumların yılın ikinci yarısında dağıtım yapmasını teşvik edeceği, bu nedenle üst limit belirlenirken 2019 yılı son katsayısı alınarak hesaplama yapılması gerektiği, Ayrıca damga vergisi ve gelir vergilerinin de kamu zararına dâhil edilip tazmin hükmü verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği, ödemenin mevzuata uygun olduğu ve 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesine ilişkin şartların oluşmadığını ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmiştir.
Dilekçelerde İdari makamlar nezdindeki yerleşik uygulamaların dikkate alınmadığı belirtilmiş olsa da, ilamlarda karar verilen husus bir işlemin idarelerde ne derece yaygın uygulandığı değil, söz konusu işlemin mevzuatla uyum halinde olup olmadığıdır.
Yine dilekçelerde, ilamda belirtildiği şekilde vekalet ücretinin dağıtımına yönelik idari işlem tesis edilmesinin, uygulamada aynı konumda çalışan avukatlar arasında eşitsizliğe neden olacağı, kurumların yılın ikinci yarısında dağıtım yapmasını teşvik edeceği belirtilmiş olsa da; vekalet ücretinin tamamının yılın ikinci kısmında yine ikinci yarıya ait katsayılarla ödenmesi durumunda bu işlem mevzuata uygundur. Dahası, bu tutarın, yılın birinci yarısında yapılabilecek azami vekalet ücretini aşmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu hususu geçersizdir çünkü özü itibariyle memur aylıklarına uygulanan katsayının dönemden döneme artırılmasının amacı paranın alım gücünün azalmasından kaynaklanan kaybın telafi edilmesidir ve bu yönüyle, iki ödemenin farklı olması eşitliğe aykırı değildir.
Ayrıca, kamu zararı hesabının brüt olarak hesaplanmasının hukuka aykırı olduğu ve hakkaniyetli olmadığı ifade edilmekte ise de Sayıştay Genel Kurulunun 12.02.1981 tarih ve 4107/1 sayılı Kararına istinaden, mevzuata aykırı ödemelerden belediyelerin de içinde bulunduğu kamu idarelerine ilişkin olanlar, bütçelere gider olarak kaydedilen kesintisiz tutarlar üzerinden hesaplanmaktadır.
Ek olarak, İlam’da yersiz ödendiği belirtilen tutarın 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde tanımlanan kamu zararı hallerinden birine girmediği, zira 71’inci maddede kamu zararının belirlenmesinde esas alınacağı belirtilen hususlardan biri olan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” şeklinde oluşan kamu zararı halinin, mal ve hizmet alımları sonucu oluşan kamu zararları ile sınırlı olduğu iddia edilmişse de; 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi incelendiğinde, madde metninde kamu zararının tanımı yapıldıktan sonra kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak hususların sıralandığı ve bu hususlardan biri olarak, (g) bendinde; “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması”nın belirtildiği fakat söz konusu (g) bendinin başında veya sonunda veya madde metninin başka bir yerinde, (g) bendindeki hususun sadece mal ve hizmet alımlarıyla sınırlı olduğu sonucuna yönlendirecek bir ifadeye yer verilmediği görüldüğünden; 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin (g) bendinin sadece mal ve hizmet alımlarına özel bir düzenleme olduğu ve dolayısıyla vekalet ödemelerinin bu bendin kapsamı dışında bulunduğu iddiası kabul görmemiştir.
Bu itibarla; sorumluların karar düzeltilmesi itirazları reddedilerek, (194 sayılı Ek İlamın 2’nci maddesiyle verilen ... TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) 06.03.2024 tarih ve 56545 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile aynı tarih ve 56546 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesinde KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA,
(Temyiz Kurulu Başkanı-3. Daire Başkanı … , 7. Daire Başkanı … , Üye … , Üye … ’ın karşı oyu ile) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 11.02.2026 tarih 58816 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi
Temyiz Kurulu Başkanı-3. Daire Başkanı … , 7. Daire Başkanı … , Üye … , Üye …:
194 sayılı Ek İlamın 2’nci maddesiyle; 2019 yılı memur aylık katsayılarının hatalı uygulanması sonucu, Belediyede görev yapan avukatlara avukatlık vekâlet ücretinin fazla ödenmesi suretiyle oluşan kamu zararının sorumlularından tazminine hükmedilmiş ve bu Karar Temyiz Kurulunun oyçokluğuyla verdiği 06.03.2024 tarih ve 56545 sayılı Kararıyla tasdik edilmiştir.
Somut uygulamayla ilgili düzenleme olan, 659 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesi, Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinin ilk fıkrası ve 4. Dönem Toplu Sözleşmenin 22’nci maddesi hükümlerine yukarıda çoğunluk görüşü içerisinde yer verilmiştir.
Mevzuata göre; avukatlara yapılabilecek avukatlık vekalet ücreti dağıtımının yıllık tutarı 20.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçemeyecektir. Bu ödemenin ne zaman yapılacağı ile ilgili mevzuatta bir düzenleme bulunmamaktadır. Memur aylık katsayıları ise yılın ilk altı aylık döneminde ve ikinci altı aylık döneminde geçerli olmak üzere yılda iki defa belirlenmektedir. Dolayısıyla söz konusu ödemeyle ilgili olarak mevzuatta öngörülen sınırın da vekalet ücretinin ne zaman ödendiğinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekir. Yani ilk altı ay için ödenebilecek tutar hesaplanırken; ilk altı ay geçerli (memur maaş katsayısıyla 0,130597x 20.000 x 6 (ay), ikinci altı aylık tutar hesaplanırken; (ikinci altı ayda geçerli olan memur maaş katsayısıyla 0,138459 x 20.000 x 6 ay) formülüne göre hesaplanıp, her iki dönem için çıkan rakamların toplamını aşmaması gerekir.
Somut uygulamada yılın ilk yarısında, avukatlık vekâlet ücreti yıllık 240.000 gösterge rakamıyla ilk altı aylık dönemde geçerli memur aylık katsayısının çarpımı suretiyle hesaplanıp ilgililerine ödenmiştir. Daha sonra (09.08.2019 tarihli ödeme emriyle) 240.000 gösterge rakamı ve ikinci altı aylık dönemde geçerli memur maaş katsayısıyla vekalet ücreti tekrar hesaplanmış, yılın ilk yarısında ödenen tutar düşüldükten sonra oluşan fark, ilgililerine ayrıca ödenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalara göre, bu uygulamada sınırın aşılmasına sebep olan mevzuata uygun olmayan durum, ikinci altı ayda geçerli memur maaş katsayısının, tüm yıla teşmil edilmiş olmasıdır. Bu uygulama neticesinde, ilk altı ay için, ikinci altı ayda geçerli katsayı uygulanarak hesaplanan ve ödenen tutar kadar mevzuatta öngörülen sınır aşılmış ve kamu zararı oluşmuştur. İlamda ise ikinci altı ayda geçerli katsayı ile hesaplanan ve ödenen tutarın tamamı kamu zararı olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle kamu zararı; ilk altı ay için, ikinci altı ayda geçerli katsayı uygulanarak hesaplanan ve ödenen tutar kadar olduğundan, ikinci altı ay için, ikinci altı ayda geçerli katsayı uygulanarak hesaplanan ve ödenen … TL’nin kamu zararı oluşturmaması nedeniyle, ilgilinin karar düzeltme talebinin kısmen kabul edilerek, bu tutarın tazmin tutarından düşülmesi, kalan ve kamu zararı oluşturan … TL ile ilgili olarak ise düzelterek tasdik kararı verilmesi gerekir.
194 sayılı Ek İlam’ın 2’nci maddesi ile, Belediyede görev yapan avukatlara vekâlet ücretinin fazla ödenmesi sonucu oluşan ... TL’lik kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu tazmin hükmü, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ...’un temyiz başvurusu sonucu 06.03.2024 tarih ve 56545 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ...’ın temyiz başvurusu sonucu aynı tarih ve 56546 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile tasdik edilmiştir.
Karar Düzeltilmesi Dilekçesi
Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... tarafından 53833 sayılı dosya kapsamında, Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ... tarafından 53676 sayılı dosya kapsamında karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur. Aynı içerikli karar düzeltilmesi başvurusuna esas dilekçelerde özetle;
1- 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukat ücretlerinin dağıtımı" başlıklı 82’inci maddesinde; Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının belirtildiği,
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 82’nci maddesi ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri ile Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik kapsamında; vekalet ücretlerinin, Hukuk İşleri Müdürlüğü nezdinde görev yapan memur statüsündeki avukatlara bahse konu mevzuatta belirlenen limit dâhilinde yapıldığı,
Bu kapsamda tüm avukatların; Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Hakkındaki Yönetmeliğin 6. Maddesinin 1. fıkrasında belirlenen limit dâhilinde ücretlerini (belirtilen limit rakamından damga vergisi ve gelir vergisi kalan net ücreti) aldıkları,
Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6. Maddesinin 1. fıkrasında:
“(1) Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, ... dağıtılır” denildiği,
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşmenin “Avukatlık vekalet ücreti” başlıklı 20. maddesinde; “659 sayılı Kamın Hükmündeki Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı “20.000” olarak uygulanır." denildiği, İşbu Toplu Sözleşmenin 20. Madde hükmü ile gösterge rakamı “20.000” olarak belirlenmiş olup gösterge rakamı olarak bu hükmün dikkate alındığı,
Kanun koyucu tarafından yapılan düzenlemede; yılın ilk altı ayı için ocak katsayısı, ikinci altı ayı için temmuz katsayısının dikkate alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığı, Kanun koyucu tarafından üst limit belirlenmiş olup işbu üst limit belirlenirken 2019 yılı son katsayısı alınarak hesaplama yapılması gerektiğinin vurgulandığı, Dolayısıyla mevzuata aykırı bir işlem söz konusu olmadığı,
Nitekim Sayıştay 6. Dairesinin 105 İlam No./736 Karar No.lu ilamında da; “Somut olayda 2018 yılı vekalet ücretinin tamamı yılı içinde vekalet ücreti henüz tahsil edilmeden 2018 yılı Ocak ayında emanetler hesabında kayıtlı geçmiş yıllar vekalet ücretlerinden ödenmiştir. Daha sonra Temmuz 2018 itibariyle memur aylık katsayısında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek 2018 yılının ikinci altı ayı için katsayı fark ödemesi yapılmıştır.
Dolayısıyla vekalet ücretine ilişkin ödemeler 2018 yılında geçerli olan katsayılar üzerinden yapılmış olup kamu zararına neden olunmamıştır.” Denildiği, Yapılan işlemlerin mevzuata uygun tesis edildiğinin ortada olduğu,
2- Kaldı ki; temyize konu ilamda belirtildiği şekilde vekalet ücretinin dağıtımına yönelik idari işlem tesis edilmesinin, uygulamada aynı konumda çalışan avukatlar arasında eşitsizliğe neden olacağı, Örneğin; 30 Haziran’da vekalet ücretini alan bir avukatın, bir gün sonra (01 Temmuz’da) vekalet ücretini alan avukattan daha az bir tutar almış olacağı, Aynı zamanda bu uygulama sebebiyle hukuk birimlerinin vekalet ücreti dağıtım tahakkuklarını 01 Temmuz tarihinde yaparak aleyhe olan bu durumu lehlerine çevirme yolunu tercih edecekleri, Bu durumda tazmin hükmünün ve Savcılık mütalaasının da fiili uygulamada karşılığının olmayacağı,
Keza, vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin yasal düzenlemenin; “...Emanet hesabında toplanan vekalet ücretleri, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (20.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçmemek üzere, ... dağıtılır" şeklinde olup, katsayı değişikliğinden önce ödenen vekalet ücretinin olması halinde katsayı değişikliğinden yararlanmayacağına yönelik bir sınırlandırma bulunmadığı,
Kanunda genel olarak, emanet hesabında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı, (20.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katı şeklinde belirli bir oranda ödenmesinin kararlaştırıldığı, Dolayısıyla vekalet ücreti limitinin, yıl içindeki katsayı artışları esas alınarak yükseltmesinin yasal zorunluluk olduğu, Yasanın vermiş olduğu bir hakkın hatalı yorumlarla sınırlandırılmasının hukuken mümkün olmadığı, Tazmin hükmünün, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali durumunu oluşturduğu,
3- Yukarıda açıklamalar doğrultusunda ortada kamu zararı olmadığı gibi tarafından kamu zararına sebebiyet verildiği yönündeki tespitin de yasal mevzuatla örtüşmediği,
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde, "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması.
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yapılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin takip, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga: 22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış, sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi yanıltıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.
Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." hükümlerinin bulunduğu,
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararının tanımının yapıldığı, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağının haller belirlendiği, Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmanın gerekeceği, İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşılacağı, Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması hallerinin sayılmadığı, İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılmasının gerektiği,
Yukarıda açıklamaya çalışılan nedenlerle; sorgu incelemesinde belirtilen hususlarda, 5018 Sayılı yasanın “71. maddesi tanımına giren” bir kamu zararı söz konusu olmadığı, Kamu zararının belirlenmesi kıstaslarına uygun olmayan bir “hukuki tavsif’ ile sorumluluk atfedilmesinin de mümkün olmadığı, Mevzuata uygun olarak işlem tesis edildiği,
4. Hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber; hesaplamaların brüt üzerinden yapılmasının da hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği, Zira brüt tutar üzerinden vergi kesintileri yaparak ilgililere ödeme yapıldığı, Dolayısıyla kişilerin vergi dairesine ödenen vergi tutarından da sorumlu tutulması ve bu açıdan da kamu zararına yol açılmış olduğuna dair tespit ve değerlendirmelerin hatalı olup hakkaniyetle bağdaşmadığı,
5- Kaldı ki; Temyiz Kurulu İlamının ‘Karşı Oy’ kısmında da; '‘‘‘Mevzuata göre avukatlık ücreti ödemeleri, şartları oluştuğunda yılın ilk yarısında ödenebileceği gibi ikinci yarısında da ödenebilecektir. Buna göre, somut uygulamada avukatlık ücreti yılın ilk yarısında ödenmiş olmakla birlikte, yılın ikinci yarısında maaş katsayı artışından kaynaklı farkın ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.” Denildiği ve Daire Kararının kaldırılması gerektiğinin belirtildiği,
Yine ‘Karşı Oy’ Gerekçesinde; '‘‘‘Yasal düzenleme, vekalet ücretlerinin ödenmesinde, her iki katsayıdan hangisinin uygulanması gerektiği hususunda bağlayıcı bir yönlendirme yapmamaktadır. Bu bağlamda, mevzuatında iki katsayıdan hangisinin uygulanması gerektiği hususunda herhangi bir tanımlama yapılmadığından, somut olayın yargılamasının hakkaniyet ilkesine uygun olarak yapılması önem arz etmektedir. Mevzuatta vekalet ücretlerinin dağıtımında her iki katsayının nasıl uygulanması gerektiği hususunda açık hüküm olmaması nedeniyle, yargılamanın her iki tarafın yani idare ve personelin yararına olacak şekilde yapılması ve bu şekilde hüküm kurulması gerekmektedir. Dolayısıyla yıl içinde iki katsayının geçerli olması durumda, vekalet ücreti tavanın hesabında iki katsayının da kullanılması yasa! düzenlemenin amacına uyarlı olacaktır. ” denilerek kamu zararından çıkarılması gerektiğinin vurgulandığı,
Görüldüğü üzere; Karşı oy gerekçeleri de iddialarımı ispatlar nitelikte olup Sayıştay Temyiz Kurulu kararının hukuka, yasal mevzuata ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği,
Netice ve Talep:
Yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle; söz konusu Sayıştay ilamının bozularak, sorumluluğu olmadığına karar verilmesinin arz ve talep edildiği,
Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ... tarafından yapılan 53676 sayılı dosya kapsamında Karar düzeltilmesi başvurusuna esas dilekçede, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ...’un 53833 sayılı dosya kapsamında sunduğu dilekçeden farklı olarak;
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 11. Maddesine göre; Devlet memurlarının kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumlu oldukları, Amiri tarafından verilen görevi yerine getirmiş olduğu ve mevzuata uygun olarak işlem tesis ettiğinin aşikâr olduğu, Dolayısıyla kamu zararına sebebiyet vermediği gibi hiçbir kabul içermemekle beraber böyle bir zararın varlığı halinde dahi sorumluluğunun olmadığı,
Başsavcılık Görüşü
Karar düzeltilmesine başvuran sorumlular için aynı nitelikte verilen Başsavcılık Görüşünde;
İstanbul ... Belediyesinin 2019 yılı hesabının 7. Daire tarafından yargılanması sonucu 25.05.2023 tarihli ve 194 sayılı İlam çıkarıldığı, İlamın 2'nci maddelerinde yer alan tazmin hükmünün Sayıştay Temyiz Kurulunun 06.03.2024 tarihli 56546 tutanak numaralı Kararı ile tasdik edildiği, bu defa sorumlu ... tarafından tazmin hükmünün kaldırılması talebini ihtiva eden ve ilgideki yazı ile Başsavcılığa intikal ettirilen karar düzeltme talepli dilekçesinin incelendiği,
Adı geçenin dilekçesinde; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Avukat ücretlerinin dağıtımı" başlıklı 82'inci, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri ile Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik kapsamında ödemenin gerçekleştirildiği, mevzuat düzenlemelerin de yılın ilk altı ayı için ocak katsayısı, ikinci altı ayı için temmuz katsayısının dikkate alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle üst limit belirlenirken 2019 yılı son katsayısı alınarak hesaplama yapılması gerektiği, ödemenin mevzuata uygun olduğu ve 5018 sayılı Kanununun 71. Maddesine ilişkin şartların oluşmadığını ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ettiği,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" başlıklı 14 üncü maddesinde; "(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55'i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40'ı (...)(1) eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (20.000) gösterge (?)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir." hükmünün bulunduğu,
Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli başlıklı" 6 ncı maddesinde ise; emanet hesaplarında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretlerinden yararlanacak kişilere, yıllık tutarı; (20.000) gösterge rakamın memur aylıklarına uygulanan katsayı çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, anılan maddenin (a),(b),(c) bentlerinde belirtildiği şekilde, dağıtılacağının belirtildiği,
Aynı Yönetmeliğin Limit Dışı Vekalet Ücretinin Ödenmesi başlıklı 7 nci maddesinde ise; "Bu Yönetmeliğin 5 inci ve 6 ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir." hükmünün yer aldığı,
Bütçeye gelir kaydedilmesi" başlıklı 8 inci maddesinde, "(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir." Hükümlerine yer verildiği,
Görüldüğü üzere anılan KHK'nin 14'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile söz konusu Yönetmelik'in 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükümlerle ödenecek vekâlet ücretine yıllık sınır getirildiği, Anılan KHK'nin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile anılan Yönetmelik'in 7'nci maddesinde ise yıllık üst limiti doldurmayanlara bu sınırı doldurmaları için yapılacak ödemeye ilişkin düzenlenmeye yer verildiği,
Bilindiği üzere yıllık sınırın dolup dolmadığının yılsonunda tespit edilebildiği, Bir önceki yıl vekâlet ücreti limitini dolduramayan ilgili personele, anılan KHK'nin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile Mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri uyarınca mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar emanetler hesabındaki limit dışı vekâlet ücretinden ödeme yapıldığı,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden ve yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, ilk olarak yılı içerisinde tahsil olunan vekâlet ücretinin ilgili personele hak ettikleri oranda dağıtılması gerektiği, Eğer yılı içerisinde tahsil edilen dağıtılabilir vekalet ücreti üst limiti doldurmaya yeterli olmaz ise; emanetler hesabında kayıtlı bulunan geçmiş yıllardan devreden vekalet ücretinin, izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar limitin doldurulamadığı mali yılın katsayıları esas alınarak üst limiti doldurmasına yetecek oranda dağıtılması gerektiği,
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereği ve mezkur KHK nın 14 üncü maddesinde yer alan memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemeyeceğine ilişkin hüküm ödenecek üst sınırı ifade etmekte ve bunu aylıklarına uygulanan katsayı ifadesi ile de vekalet ücretini aldığı zaman uygulanan katsayıyı ifade ettiğinin değerlendirildiği,
Dolayısıyla, ocak ayında yapılan toptan ödemede esas olan katsayıdan başka, yıl içinde memur maaş katsayısında yapılan artışı gerekçe göstererek yılın ilk ayında defaten ödenmiş 12 aylık tutarın, ikinci altı ayında belirlenen aylık katsayı artışı gerekçe gösterilerek tekraren üstelik 12 aylık fark ödenmesinin mezkur Kanunun hem lafzına hem de ruhuna aykırı olduğunun değerlendirildiği,
Bu çerçevede, Ocak ayında tüm yılın vekalet ücretini defaten ödenmesi ve temmuz memur katsayı artışının enflasyon nedeni ile refah payı kaybını telafi etmek amacıyla yapıldığının açık olduğu, bu nedenle Ocak katsayısı hesabı dışında ödenen tüm farkın kamu zararı oluşturduğu, bu nedenle Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığının değerlendirildiği,
Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... tarafından 53833 sayılı dosya kapsamında yapılan karar düzeltilmesi başvurusu ile ilgili olarak gönderilen 2’nci dilekçede, ilk dilekçesine göre farklı olarak;
Savcılık makamının konuya ilişkin mütalaasında; karar düzeltme talebine konu ilamın çoğunluk gerekçelerine atıfta bulunularak Karar Düzeltilmesine Mahal olmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı,
Söz konusu mütalaada, Karar Düzeltme talebini içeren dilekçede belirtilmiş yasal düzenlemeler, vekalet ücreti ödemesinin yapılmaya başladığı tarihten bu döneme kadar idari makamlar nezdinde ki yerleşik uygulamalar ve ilamdaki karşı oy gerekçeleri değerlendirilmeksizin hatalı çıkarımlarla hakkaniyete de aykırı bir şekilde tazmin hükmünün tasdikine ilişkin Sayıştay Temyiz Kurulu Kararının Düzeltilmesine Mahal Olmadığının mütalaa edildiği,
Başsavcılık Görüşü 2
Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... tarafından 53833 sayılı dosya kapsamında yapılan karar düzeltilmesi başvurusu ile ilgili olarak gönderilen ek dilekçe üzerine verilen Başsavcılık Görüşünde, ilk dilekçeye verilen görüşe göre farklı olarak;
Ocak ayında tüm yılın vekalet ücretini emanetler hesabında bulunan tutardan defaten ödenmesinin mümkün olmadığı, yıl içinde elde edilen avukatlık vekalet ücretlerinin ödenmesinin gerektiği, yıl içerisinde kanuni limite ulaşmayan bir kısım tutar varsa bu durumda emanetler hesabından limit dahilinde bir sonraki yıl Ocak ayı içerisinde kalan tutarın ödenmesinin tereddütte meydan vermeyecek şekilde mezkur Yönetmelikte açıklandığı,
Bu nedenle; Ocak ayında emanetler hesabından defaten tüm yıla ilişkin avukatlık vekalet ücreti ödendikten sonra temmuz memur katsayı artışına ait farkın ayrıca ödenmesinin mümkün olmadığı, Açıklanan nedenlerle Ocak ayında geçerli olan katsayısı hesabı dışında ödenen tüm farkın (vergiler ve sair kesintiler dahil) kamu zararı oluşturduğu, bu nedenle Karar Düzeltmesine Mahal Olmadığının değerlendirildiği,
Belirtilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Somut Olay:
İdarede görev yapan avukatlara, 2019 yılı Ocak ayında, yılın ilk yarısında memur aylıklarına uygulanacak katsayı esas alındığında bulunacak üst sınır tutarında vekalet ücreti ödenmesine rağmen, Ağustos ayında bu sefer yılın ikinci yarısında memur aylıklarına uygulanacak katsayı esas alındığında bulunacak üst sınır ile ilk üst sınır arasındaki fark kadar vekalet ücreti ödemiştir.
194 sayılı Ek İlam’ın 2’nci maddesi ile, Belediyede görev yapan avukatlara vekâlet ücretinin fazla ödenmesi sonucu oluşan ... TL’lik kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu tazmin hükmü, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ...’un temyiz başvurusu sonucu 06.03.2024 tarih ve 56545 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ...’ın temyiz başvurusu sonucu aynı tarih ve 56546 Tutanak sayılı Kararın 1’inci maddesi ile tasdik edilmiştir.
Bu defa, Harcama Yetkilisi (Hukuk İşleri Müdürü) ... 53833 sayılı dosya, Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) ... 53676 sayılı dosya kapsamında karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurmuştur.
Mevzuat:
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Avukatlık ücretinin dağıtımı” başlıklı 82’nci maddesinde;
“Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin, avukatlara (49 ’uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını intaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâleti Hakkında Kanun hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.”,
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde;
“(1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri (Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay dâhil) ve özel bütçeli idarelerin hukuk hizmetlerinin etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun şekilde yerine getirilmesine ve bu hizmetlerin yürütülmesinde uygulama birliğinin sağlanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesidir.”,
Aynı KHK’nın “Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14’üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında;
“İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55 ’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40 ’ı (,..)eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (...)(1) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
...”,
“Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18 inci maddesi birinci fıkrasında;
“2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.” hükmü yer almaktadır.
659 sayılı KHK’nın 16’ncı maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 08.07.2012 tarih ve 28347 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Ödenecek vekalet ücretinin limiti ve dağıtım şekli” başlıklı 6’ncı maddesinde ise; emanet hesabında toplanan vekalet ücretlerinin, vekalet ücretinden yararlanacak kişilere yıllık tutarı; (10.000) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçmemek üzere, madde hükmünün (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtildiği şekilde dağıtılacağı belirtilmektedir.
Adı geçen Yönetmeliğin “Limit dışı vekalet ücretinin dağıtımı” başlıklı 7’nci maddesinde;
"Bu Yönetmeliğin 5 inci ve 6’ncı maddelerine göre vekalet ücreti ödenen ve limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekalet ücretinden ödenir.", hükmü ile,
“Bütçeye gelir kaydedilmesi” başlıklı 8 inci maddesinde;
"(1) Emanet hesabında toplanan ve dağıtımı yapılamayan vekalet ücretleri tahsilini takip eden üçüncü bütçe yılının sonunda gelir kaydedilir." hükmüne yer verilmektedir.
Diğer yandan, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme’nin Birinci Kısmının ‘''Avukatlık Vekalet Ücreti” başlıklı 22’nci maddesinde, "659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı, “20.000” olarak uygulanır” denilmektedir. Toplu Sözleşme’nin 5’inci maddesinde ise, aylık gösterge ve ek göstergeye uygulanacak katsayı; 01.01.2019- 30.06.2019 döneminde geçerli olmak üzere (0,114977), 01.07.2019-31.12.2019 döneminde geçerli olmak üzere (0,120726) olarak belirlenmiştir. Söz konusu katsayılar, Toplu Sözleşme’nin 5’inci maddesinin (5) numaralı fıkrasına istinaden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 08.01.2019 tarihli Genelge ile (0,130597) ve 04.07.2019 tarihli Genelge ile (0,138459) şeklinde güncellenmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ise, avukatlık vekâlet ücreti dağıtımında, İdarede görev yapan avukatlara, 2019 yılı Ocak ayında, yılın ilk altı aylık dönemi (01.01.2019-30.06.2019) için geçerli olan katsayı (0,130597) üzerinden üst sınır tutarında dağıtımın yapıldığı; ancak 2019 yılı Ağustos ayında, yılın ikinci altı aylık (01.07.2019-31.12.2019) döneminde geçerli olan katsayı (0,138459) ile üst sınırın güncellediği ve aradaki farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödendiği anlaşılmaktadır.
Değerlendirme:
194 sayılı Ek İlam’ın 2’nci maddesi ile, Belediyede görev yapan avukatlara vekâlet ücretinin fazla ödenmesi sonucu oluşan ... TL’lik kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine karar verilmiştir.
Karar düzeltilmesine esas dosyalar kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; Ocak ayında yapılan toptan ödemede esas alınan katsayıdan başka, yılı içinde memur maaş katsayısında yapılan artış gerekçe gösterilerek yılın ilk ayında defaten ödenmiş on iki aylık tutarın, ikinci altı ayında belirlenen aylık katsayı artışı gerekçe gösterilerek tekraren üstelik on iki aylık fark şeklinde ödenmesi yukarıda yer verilen mevzuatın hem lafzına hem de ruhuna aykırılık teşkil ettiğinden, yılbaşında peşin ödenen 12 aylık avukatlık vekâlet ücretlerinin daha sonra ikinci altı aylık katsayısı ile güncellemesi ve aradaki farkın tamamının avukatlık vekâlet ücreti olarak ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.
Karar Düzeltilmesine esas Dilekçelerde özetle; İlam’da, İdari makamlar nezdindeki yerleşik uygulamaların dikkate alınmadığı, Kanun koyucu tarafından yapılan düzenlemede; yılın ilk altı ayı için ocak katsayısı, ikinci altı ayı için temmuz katsayısının dikkate alınması gerektiğine dair bir hüküm bulunmadığı, ilamda belirtildiği şekilde vekalet ücretinin dağıtımına yönelik idari işlem tesis edilmesinin, uygulamada aynı konumda çalışan avukatlar arasında eşitsizliğe neden olacağı, kurumların yılın ikinci yarısında dağıtım yapmasını teşvik edeceği, bu nedenle üst limit belirlenirken 2019 yılı son katsayısı alınarak hesaplama yapılması gerektiği, Ayrıca damga vergisi ve gelir vergilerinin de kamu zararına dâhil edilip tazmin hükmü verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği, ödemenin mevzuata uygun olduğu ve 5018 sayılı Kanun’un 71. maddesine ilişkin şartların oluşmadığını ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmiştir.
Dilekçelerde İdari makamlar nezdindeki yerleşik uygulamaların dikkate alınmadığı belirtilmiş olsa da, ilamlarda karar verilen husus bir işlemin idarelerde ne derece yaygın uygulandığı değil, söz konusu işlemin mevzuatla uyum halinde olup olmadığıdır.
Yine dilekçelerde, ilamda belirtildiği şekilde vekalet ücretinin dağıtımına yönelik idari işlem tesis edilmesinin, uygulamada aynı konumda çalışan avukatlar arasında eşitsizliğe neden olacağı, kurumların yılın ikinci yarısında dağıtım yapmasını teşvik edeceği belirtilmiş olsa da; vekalet ücretinin tamamının yılın ikinci kısmında yine ikinci yarıya ait katsayılarla ödenmesi durumunda bu işlem mevzuata uygundur. Dahası, bu tutarın, yılın birinci yarısında yapılabilecek azami vekalet ücretini aşmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu hususu geçersizdir çünkü özü itibariyle memur aylıklarına uygulanan katsayının dönemden döneme artırılmasının amacı paranın alım gücünün azalmasından kaynaklanan kaybın telafi edilmesidir ve bu yönüyle, iki ödemenin farklı olması eşitliğe aykırı değildir.
Ayrıca, kamu zararı hesabının brüt olarak hesaplanmasının hukuka aykırı olduğu ve hakkaniyetli olmadığı ifade edilmekte ise de Sayıştay Genel Kurulunun 12.02.1981 tarih ve 4107/1 sayılı Kararına istinaden, mevzuata aykırı ödemelerden belediyelerin de içinde bulunduğu kamu idarelerine ilişkin olanlar, bütçelere gider olarak kaydedilen kesintisiz tutarlar üzerinden hesaplanmaktadır.
Ek olarak, İlam’da yersiz ödendiği belirtilen tutarın 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde tanımlanan kamu zararı hallerinden birine girmediği, zira 71’inci maddede kamu zararının belirlenmesinde esas alınacağı belirtilen hususlardan biri olan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” şeklinde oluşan kamu zararı halinin, mal ve hizmet alımları sonucu oluşan kamu zararları ile sınırlı olduğu iddia edilmişse de; 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi incelendiğinde, madde metninde kamu zararının tanımı yapıldıktan sonra kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak hususların sıralandığı ve bu hususlardan biri olarak, (g) bendinde; “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması”nın belirtildiği fakat söz konusu (g) bendinin başında veya sonunda veya madde metninin başka bir yerinde, (g) bendindeki hususun sadece mal ve hizmet alımlarıyla sınırlı olduğu sonucuna yönlendirecek bir ifadeye yer verilmediği görüldüğünden; 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin (g) bendinin sadece mal ve hizmet alımlarına özel bir düzenleme olduğu ve dolayısıyla vekalet ödemelerinin bu bendin kapsamı dışında bulunduğu iddiası kabul görmemiştir.
Bu itibarla; sorumluların karar düzeltilmesi itirazları reddedilerek, (194 sayılı Ek İlamın 2’nci maddesiyle verilen ... TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) 06.03.2024 tarih ve 56545 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesi ile aynı tarih ve 56546 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının 1’inci maddesinde KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA,
(Temyiz Kurulu Başkanı-3. Daire Başkanı … , 7. Daire Başkanı … , Üye … , Üye … ’ın karşı oyu ile) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 11.02.2026 tarih 58816 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi
Temyiz Kurulu Başkanı-3. Daire Başkanı … , 7. Daire Başkanı … , Üye … , Üye …:
194 sayılı Ek İlamın 2’nci maddesiyle; 2019 yılı memur aylık katsayılarının hatalı uygulanması sonucu, Belediyede görev yapan avukatlara avukatlık vekâlet ücretinin fazla ödenmesi suretiyle oluşan kamu zararının sorumlularından tazminine hükmedilmiş ve bu Karar Temyiz Kurulunun oyçokluğuyla verdiği 06.03.2024 tarih ve 56545 sayılı Kararıyla tasdik edilmiştir.
Somut uygulamayla ilgili düzenleme olan, 659 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesi, Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinin ilk fıkrası ve 4. Dönem Toplu Sözleşmenin 22’nci maddesi hükümlerine yukarıda çoğunluk görüşü içerisinde yer verilmiştir.
Mevzuata göre; avukatlara yapılabilecek avukatlık vekalet ücreti dağıtımının yıllık tutarı 20.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçemeyecektir. Bu ödemenin ne zaman yapılacağı ile ilgili mevzuatta bir düzenleme bulunmamaktadır. Memur aylık katsayıları ise yılın ilk altı aylık döneminde ve ikinci altı aylık döneminde geçerli olmak üzere yılda iki defa belirlenmektedir. Dolayısıyla söz konusu ödemeyle ilgili olarak mevzuatta öngörülen sınırın da vekalet ücretinin ne zaman ödendiğinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekir. Yani ilk altı ay için ödenebilecek tutar hesaplanırken; ilk altı ay geçerli (memur maaş katsayısıyla 0,130597x 20.000 x 6 (ay), ikinci altı aylık tutar hesaplanırken; (ikinci altı ayda geçerli olan memur maaş katsayısıyla 0,138459 x 20.000 x 6 ay) formülüne göre hesaplanıp, her iki dönem için çıkan rakamların toplamını aşmaması gerekir.
Somut uygulamada yılın ilk yarısında, avukatlık vekâlet ücreti yıllık 240.000 gösterge rakamıyla ilk altı aylık dönemde geçerli memur aylık katsayısının çarpımı suretiyle hesaplanıp ilgililerine ödenmiştir. Daha sonra (09.08.2019 tarihli ödeme emriyle) 240.000 gösterge rakamı ve ikinci altı aylık dönemde geçerli memur maaş katsayısıyla vekalet ücreti tekrar hesaplanmış, yılın ilk yarısında ödenen tutar düşüldükten sonra oluşan fark, ilgililerine ayrıca ödenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalara göre, bu uygulamada sınırın aşılmasına sebep olan mevzuata uygun olmayan durum, ikinci altı ayda geçerli memur maaş katsayısının, tüm yıla teşmil edilmiş olmasıdır. Bu uygulama neticesinde, ilk altı ay için, ikinci altı ayda geçerli katsayı uygulanarak hesaplanan ve ödenen tutar kadar mevzuatta öngörülen sınır aşılmış ve kamu zararı oluşmuştur. İlamda ise ikinci altı ayda geçerli katsayı ile hesaplanan ve ödenen tutarın tamamı kamu zararı olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle kamu zararı; ilk altı ay için, ikinci altı ayda geçerli katsayı uygulanarak hesaplanan ve ödenen tutar kadar olduğundan, ikinci altı ay için, ikinci altı ayda geçerli katsayı uygulanarak hesaplanan ve ödenen … TL’nin kamu zararı oluşturmaması nedeniyle, ilgilinin karar düzeltme talebinin kısmen kabul edilerek, bu tutarın tazmin tutarından düşülmesi, kalan ve kamu zararı oluşturan … TL ile ilgili olarak ise düzelterek tasdik kararı verilmesi gerekir.