Kamu İdaresi
Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
Yılı
2018
Daire
8
Dosya No
53837
Tutanak No
58663
Tutanak Tarihi
26.11.2025
Konu
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

Konu: Kurul başkan ve üyelerine, Kurul kararına dayanarak maaşın bir unsuru halinde ve nakden konut yardımı ödenmesi



08.10.2020 Karar tarihli, 141 İlam sayılı Daire Kararının 3’üncü maddesiyle, “kamu zararına yol açan bir hususa ilişkin tüm sorumluların savunmalarının alınarak sorumluluklarının değerlendirilmesi amacıyla ödeme emri belgelerinde imzası bulunan sorumluların tamamının savunmalarının alınması ve savunmalar sonucunda düzenlenecek yargılamaya esas ek raporun yargılanmasına değin konunun, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’nci maddesi uyarınca HÜKÜM DIŞI bırakılmasına” karar verilmiştir.

28.09.2021 Karar tarihli, 195 (Ek) İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Kurul başkan ve üyelerine, 375 sayılı KHK’nın Ek 11’nci maddesinin (b) fıkrası hükümlerine aykırı olarak ve Kurul kararı gereğince, hukuki bir dayanağı olmaksızın konut tahsis yardımı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının Kurum Başkanı, harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve diğer sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir.

08.06.2022 tarih ve 52027 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, “Asıl İlam ile işbu temyiz talebine konu Ek İlamda aynı yıla ilişkin inceleme yapıldığı ve karar tarihleri arasındaki dönemde de inceleme konusuna ilişkin herhangi bir mevzuat değişikliği yapılmadığı da dikkate alındığında hukuki güvenlik ilkesi gereğince tazmin hükmü verilmesinde mevzuata uyarlık bulunma[dığı]” gerekçesiyle 195 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin BOZULMASINA karar verilmiştir.

20.06.2023 Karar tarihli, 277 (Ek) İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Kurul Başkan ve üyelerine, 375 sayılı KHK’nın Ek 11’inci maddesinin (b) fıkrası hükümlerine aykırı olarak ve Kurul kararı gereğince, hukuki bir dayanağı olmaksızın konut tahsis yardımı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Kararda sorumlu tutulanlar: Harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve diğer sorumlular (Başkan ve 4 üye)’dır. (Israr kararı)

13.11.2024 tarih ve 57487 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, Daire Kararının Tasdikine karar verilmiştir.

Karar Düzeltilmesi Dilekçesi

Kamu İdaresi adına Başkan ... tarafından karar düzeltilmesi talebinde bulunulmuştur. Dilekçe özetle aşağıdadır:

Kurumun 2018 yılı sorgusuna ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde Sayıştay 8. Dairesinin 02.12.2020 ilam tarihli ve 141 No’lu İlamında (Asıl İlam);

• Daire Başkanı kadrosuna vekil olarak görev yapan personele,

• Kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı ve Müdür kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan kadro karşılığı sözleşmeli personele,

• Kurumda 15.01.2012 tarihinden önce Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı, Müşavir ve Müdür kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kadro karşılığı sözleşmeli personele,

“konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verildiği, Buna karşılık,

•Kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra ... (Kurul) Başkanı ve Kurul üyeliği kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atananlara “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan aynı mahiyetteki ödemelere ilişkin olarak ise, ödeme emri belgelerinde imzası bulunan kişilerin tamamının savunmalarının alınmamış olması şeklindeki bir usul eksikliği sebebiyle, bu kişilere yapılan ödemelerin 6085 sayılı Kanunun 50’nci maddesi uyarınca “Hüküm dışı bırakılmasına” karar verildiği,

195 No’lu Ek İlam, 08.06.2022 tarih ve 52027 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı, 277 No’lu Ek İlam, 13.11.2024 tarih ve 57487 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararında yer alan hükümlere yer verildikten sonra,

277 Ek İlam sayılı Daire Kararının Kaldırılması gerektiği,

Sayıştay 8. Dairesi tarafından tesis edilen Asıl İlamda;

• Daire Başkanı kadrosuna vekâlet eden personele “konut tahsis katkısı” ödenmesine ilişkin İlam Sıra No:2 sayılı ilamda: “...Yapılan incelemede, yukarıda yer verilen Kurul Kararına istinaden daire başkanlığı kadrosuna vekalet etmekte olan personele yapılan ödemenin, kendi kadrosundan kaynaklanan ödemeler ile vekalet ettiği kadroya ait ödemeler arasındaki olumlu farkın ödenmesi suretiyle gerçekleştirildiği, yapılan ödeme, her ne kadar bordro üzerinde “konut tahsis katkısı ” sütunu altında gösterilmiş olsa da, bu durumun vekalet edilen kadro ile kendi kadrosu arasındaki ödeme farkının konut tahsis katkısı tutarı kadar olmasından kaynaklandığı, fiilen yerine getirilen vekalet görevi karşılığında aradaki ücret farkından kaynaklanan tutarın ilgili kişiye ödenmesi sonucu herhangi bir kamu zararına sebebiyet verilmediği... ”

• 15.01.2012 tarihinden sonra Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı ve Müdür kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan kadro karşılığı sözleşmeli personele “konut tahsis katkısı” ödenmesine ilişkin İlam Sıra No:4 sayılı ilamda: “...Söz konusu 375 sayılı KHK’nın Ek 11’inci maddesi, tek tek belirtilmek suretiyle ücret kalemlerini ortaya koymamakta, ücret tavanını belirleme yoluna gitmektedir. / Ayrıca maddede, Kurul başkan ve üyeleri ile Kurum personeline yapılacak ödemelerin ayni ve nakdi ödemeler şeklinde tasnif edildiği; dolayısıyla ödemeler kavramından ayni ve nakdi olmak üzere iki ayrı unsurun, Kurum kadrolarının emsali olarak belirlenen kadrolar için yapılması öngörülen ödemeler ibaresinden de ayni ve nakdi ödemelerin anlaşılması gerektiği açıktır. / Dolayısıyla, emsali Devlet memuru kadrolarına yasal düzenlemeler çerçevesinde ayni olarak verilmekte olan bir sosyal hakkın, uyuşmazlık konusu edilen Kurum kadrolarına “nakdi olarak” konut tahsis katkısı adı altında veriliyor olmasının 375 sayılı KHK’nın Ek 11’inci maddesine aykırılık teşkil etmediği...”

• 15.01.2012 tarihinden önce Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı, Müşavir ve Müdür kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kadro karşılığı sözleşmeli personele “konut tahsis katkısı” ödenmesine ilişkin ilam Sıra No:5 sayılı ilamda: “...Dairemizce düzenlenen 12.12.2013 tarihli ve 69 sayılı ilamın 4’üncü maddesinde; ... karar verilmiştir. / Dairemizce düzenlenen söz konusu ilam hükmünden de anlaşılacağı üzere, 5411 sayılı Kanun’un 102’nci maddesinde iki tane ücret tavanına yer verilmiştir ve üst sınır hesabı yapılırken, en yüksek devlet memuruna yapılan sosyal hak ödemelerinin de dahil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca Kurumun 2006 yılı hesabına ilişkin Dairemizce düzenlenen 06.03.2009 tarihli ve 486 sayılı ilamda da konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmiştir. / Bu itibarla, 15.01.2012 tarihinden önce Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı, Müşavir, Müdür kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kadro karşılığı sözleşmeli personele kurul kararı ile nakdi olarak yapılan konut tahsis katkısı ödemesinin...mevzuata uygun olduğu ...”

sonucuna ulaşıldığı, Bu bağlamda Asıl İlamda Kurum tarafından bahsi geçen kadro ve pozisyonlara yapılan “konut tahsis katkısı” ödemelerinin mevzuata uygun olduğu açıkça ortaya konulduğu,

Aynı şekilde Temyiz İlamında: “...Görüldüğü üzere, temyize konu olay hakkında, asıl ilamın diğer maddelerinde, aynı konuda, ilişilecek husus bulunmadığına, Kurumun 2011 yılına ilişkin aynı konudaki Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine de, Dairesince ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmiştir. Sayıştay'ın aynı konuyla ilgili olarak önceki içtihadından dönebilmesi için, ortada bu değişikliği haklı kılacak, mevzuat değişikliği ya da önceden öngörülmeyen ve verilen karara tesir edebilecek önemli bir farklılığın bulunması gerekmektedir. / Bu bağlamda yukarıda yer verilen Sayıştay Temyiz Kurulu kararı da göz önünde bulundurulduğunda, Asil İlam ile işbu temyiz talebine konu Ek İlamda aynı yıla ilişkin inceleme yapıldığı ve karar tarihleri arasındaki dönemde de inceleme konusuna ilişkin herhangi bir mevzuat değişikliği yapılmadığı da dikkate alındığında hukuki güvenlik ilkesi gereğince tazmin hükmü verilmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır. / Bu itibarla, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin yedinci fıkrası uyanınca, yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen 195 sayılı Ek İlam ile verilen tazmin hükmünün BOZULMASINA ve yeni hüküm tesisi dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE,” hükmedildiği,

Öte yandan, yine konut tahsis katkısı ödemelerine ilişkin olarak tesis edilen konu 277 No’lu Ek ilamda ise: … [277 Ek İlam sayılı Daire Kararının gerekçesi ve hükmüne yer verilerek], Asıl ilam ile çelişecek şekilde, emsal kadrolar için belirlenen “özel tahsisli konut” gibi ayni nitelikteki sosyal hakkın karşılığının, “tutar” olarak belirtilerek Kurul Başkan ve üyelerine ödenmesinin mevzuata aykırı olduğu sonucuna varıldığı,

Hukuk kurallarının uygulanma şeklinin kadro unvan ve pozisyonlarının farklılaşması ile değişmediği, Bu bağlamda, aynı yıl hesaplarına ilişkin olarak tesis edilen ve ödemelerin hukuki dayanağı aynı olan Asıl ilam ile 277 No’lu Ek ilamda aynı konu hakkındaki değerlendirmelerin tamamen farklılık arz ettiği ve çeliştiği dikkate alındığında, 277 No’lu Ek ilamın kaldırılması gerekirken tasdikine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu,

Nitekim Sayıştay Temyiz Kurulunun belediye hakkındaki 24.05.2017 tarihli ve 41482/43095 sayılı kararında aynı işle ilgili olarak daha önceki içtihattan dönülebilmesi için ortada bu değişikliği haklı kılacak mevzuat değişikliği ya da karara tesir edebilecek önemli bir farklılığın bulunması gerektiği vurgulanarak aksi halde hukuka olan güvenin ve eşitlik ilkesinin zedeleneceği açıklandığı,

Bu bağlamda yukarıda yer verilen Sayıştay Temyiz Kurulu kararları da göz önünde bulundurulduğunda, Asıl ilam ile 277 No Ek İlamda aynı yıla ilişkin inceleme yapıldığı ve karar tarihleri arasındaki dönemde de inceleme konusuna ilişkin herhangi bir mevzuat değişikliği yapılmadığı dikkate alındığında; yalnızca ödeme yapılan kadro unvan ve pozisyonlarının farklı olduğu ileri sürülerek ve bu gerekçeye dayanılarak Ek ilamda ulaşılan çelişkili sonucun hukuki güvenlik ve eşitlik ilkesini zedelediği, Dolayısıyla Asıl ilam ile Ek ilam arasındaki hüküm farklılığının ve çelişkinin sebebi; Sayıştay 8. Dairesinin bir ödeme kaleminin dayanağı olan mevzuat aynı olsa da ödemeyi alan kişilerin unvanlarının farklı olmasının olayı farklı yorumlamak için yeterli olacağı yönündeki görüşü oluşturduğu,

Sonuç olarak;

• Asıl ilam ile 277 No’lu Ek İlamda yargılama konusunu oluşturan hususların aynı olduğu,

• Asıl İlam ile 277 No’lu Ek İlamın tesis edildikleri tarihlerde yürürlükte olan mevzuatın aynı olduğu (bu dönemde inceleme konusuna ilişkin herhangi bir mevzuat değişikliğinin söz konusu olmadığı),

• “Konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelerin hukuka uygunluğuna ilişkin Asıl ilamın kesinleştiği,

• Asıl ilam ile 277 No’lu Ek ilam arasındaki sonuç farklılığı ve çelişkinin sebebinin Sayıştay 8. Dairesinin yorum farklılığından kaynaklandığı,

hususları bir arada değerlendirildiğinde, 277 No’lu Ek İlamda Kurul Başkan ve üyelerine “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılmış olmasının hukuki güvenlik ve eşitlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, Bu sebeplerle 277 No’lu Ek ilamın tasdikine hükmeden Sayıştay Temyiz İlamının kaldırılması, bu yöndeki talebin kabul edilmemesi halinde ise hükmün karar düzeltme talebinde bulunan lehine Asıl İlama uygun şekilde bozulmasına karar verilmesi gerektiği,

B- Sayıştay Temyiz İlamında yer alan; “...Buna göre, Kurum personeline yapılacak ödemelere ilişkin esaslar 5411 sayılı Kanun’un 102'nci maddesinde düzenlenmesine rağmen, bu ödemelere 375 sayılı KHK’nın Ek 11'inci maddesinin (b) fıkrası ile bir tavan getirilmiş, bu suretle önceki düzenlemeler bu tavan tutarla sınırlandırılmıştır. Bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde; 15.01.2012 tarihinden sonra başkan ve üye kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan personele uygulanacak ücret tavanının tespitinde emsal alınacak devlet memuru kadroları belirlenmiş olup bunlar sırasıyla; Kurul başkanı için Bakanlık müsteşarı, Kurul üyeleri için Bakanlık müsteşar yardımcısıdır. Dolayısıyla 375 sayılı KHK’de Kurumun söz konusu personelinden emsali burada sayılmış olanlara, emsalleri için yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık net tutarı sınırına uyularak ödeme yapılabileceği kuralı yer almaktadır. / Diğer bir ifadeyle, 375 sayılı KHK’nin Ek 11'inci maddesinin (b) fıkrası hükmüne göre 15.01.2012 tarihinden sonra Kurum kadro ve pozisyonlarına atanan Kurul başkan ve üyelerine yapılan ödemelerin bu maddede yapılan belirlemelere uygun olarak tespit edilmesi gerekmektedir.” değerlendirmesine ilişkin olarak;

Sayıştay Temyiz İlamında yer alan bu değerlendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu,

a) 15.01.2012 tarihinden sonra Kurum kadro ve pozisyonlarına atanan Kurul başkan ve üyelerine yapılan ödemelere ilişkin olarak 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin uygulanmasının gerektiği,

5411 sayılı Bankacılık Kanununun 102’nci maddesi ile ... (Kurul) Başkanının ücret ve diğer mali ve sosyal hakları için öngörülmüş üst sınır “en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar tutarında aylık tutar” olarak, Kurul üyeleri için Kurul Başkanına yapılan ödemelerin yüzde 95 oranında aynı usul ve esaslarla belirleneceği düzenlendiği, Bunu takiben 09.07.2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı KHK’nın 166’ncı maddesiyle mezkur maddede yer alan “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresi “en yüksek devlet memuru” şeklinde değiştirilmiş olup Kurul Başkanı için emsal olarak “en yüksek devlet memuru” unvanlı personel belirlendiği, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek Madde 34 üncü maddesinde ilgili mevzuatta mali ve sosyal hak ve yardımlar ile emeklilik hakları bakımından Başbakanlık Müsteşarına ve en yüksek Devlet memuruna yapılan atıfların Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanına yapılmış sayılacağı hükme bağlandığı, 174 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle de 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde yer alan İdari İşler Başkanı ibareleri ‘Genel Sekreter’ ibaresi ile değiştirilerek mevzuatta Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanına yapılan atıfların Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterine yapılmış sayılacağı hüküm altına alındığı, Bu çerçevede, Kurul başkanına ödenecek ücret miktarının bakanlık müsteşarı kadrosuna göre değil Başbakanlık Müsteşarına mülga mevzuat hükümlerinde kadrolarına bağlı olarak öngörülmüş mali ve sosyal hak ve yardımlar ile Cumhurbaşkanı Genel Sekreterine yapılan ayni ve nakdi tüm ödemeler dikkate alınarak hesaplanması gerektiği, Nitekim Sayıştay Temyiz Kurulu kararında da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 102 inci maddesinde Ek 11 inci maddenin yürürlüğe girmesinden sonra yapılan değişikliklere değinilerek bu maddenin hukuken yürürlükte ve uygulanabilir olduğu kabul edildiği, Dolayısıyla 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kurul üyelerine de Kurul Başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksan beşi oranında aynı usul ve esaslara göre ödeme yapılması gerekeceği,

Buna ek olarak, 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı idari işler Başkanlığına ilişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personele ilişkin hükümler” başlıklı 4 üncü maddesinde 703 sayılı KHK’nın 46’ncı maddesiyle yapılan değişiklik ile anılan kanunun 4 üncü maddesinin 6’ncı fıkrası dikkate alındığında Kamu Konutları Kanunu’ndan muaf olan Cumhurbaşkanlığı idari işler başkanı yani Cumhurbaşkanlığı genel sekreteri kadrosunun barınma ihtiyacının ne şekilde giderildiği hususunun tespiti tavan ücretin hesaplanması noktasında önem arz ettiği, İşbu karar düzeltme talebine konu Sayıştay Temyiz İlamının bu tespite ilişkin bir değerlendirme içermemesi nedeniyle bozulması gerektiği,

375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine yer verilerek,

Anılan hüküm uyarınca, Kuruma 15.01.2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden atanan Kurul Başkanı, Kurul Üyesi ve Başkan Yardımcısına, murakıp ve uzman unvanlı meslek personeline yapılacak her türlü ödemelerin tavan miktarı açısından emsal alınacak Devlet memuru kadroları sırasıyla; Bakanlık Müsteşarı, Bakanlık Müsteşar Yardımcısı, Bakanlık Genel Müdürü ve Başbakanlık Uzmanı kadroları olup, anılan maddede emsali belirlenmeyen diğer personel için öngörülen emsal kadrolar 2012/3739 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki I sayılı cetvel ile Daire Başkanı için Bakanlık Müstakil Daire Başkanı, Başkanlık Müşaviri için Bakanlık Müşaviri, Müdür için ise Müdür olarak tespit edildiği ve ücret tavanı üzerinden bir tespit yapıldığı, Söz konusu 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesinde tek tek belirtilmek suretiyle ücret kalemleri ortaya koyulmayıp ücret tavanını belirleme yoluna gidildiği,

Diğer taraftan 5411 sayılı Kanunun 93’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında “Kurum, bu kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde kendisine verilen yetkilerini, Kurulca tesis edilecek düzenleyici işlemler veya alınacak özel nitelikli kararlar ile kullanır. Kurum, Kurul kararıyla bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik ve tebliğler çıkarmaya yetkilidir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, anılan düzenleme ile Kanun hükümlerinin uygulamada ne şekilde anlaşılması gerektiği, soyut olan kanuni düzenlemenin nasıl somutlaşacağı hususlarında Kurumun düzenleme yetkisiyle donatıldığı,

Dolayısıyla kanun koyucu, gelecekte ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlarda çözüm sağlanarak hizmet gereklerinin gözetilmesi, yorum gerektiren Kanun hükümlerinin açıklığa kavuşturulması noktasında yetkiyi Kurula verdiği, Kurul Başkanı ve üyeleri dahil olmak üzere Kurum personeline yapılacak ödemeleri belirleyen Kurul Kararları Kanunun 102’nci maddesinin uygulamasına yönelik olup, Kanunun 93’üncü maddesiyle tanınan yetkinin kullanılmasını da içerdiği, Kurulun Kanunun verdiği yetki çerçevesinde Kurum personeline yapılacak ödemeleri belirlediği,

5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile değiştirilmesinden önceki yürürlükte olan halinde, anılan maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına yer verilerek,

Anılan madde 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi, 375 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 15.01.2012 tarihinden sonra 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile değişikliğe uğramış; 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin ilk halinde yer alan “Başbakanlık Müsteşarı” ibaresi “en yüksek Devlet memuru” ve “Başbakanlık Müsteşarına” ibaresi “En yüksek Devlet memuruna ” şeklinde değiştirilmiş olup, sonraki KHK ile yapılan yeni değişiklik uyarınca 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesi kapsamından çıkıldığı, Bu değişikliğe rağmen, Kurul Başkan ve üyeleri 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesine tabi oldukları kabulü üzerinden bir değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğu,

Aynı olayı düzenleyen iki ayrı kanunun ikisi de özel nitelikte ise bu durumda sonraki kanunun önceki kanunla düzenlenen hususlarda meydana getirdiği değişiklikler çerçevesinde sonraki kanun uygulanması gerektiği, Bu kapsamda, 5411 sayılı Kanun, 375 sayılı KHK’ya göre özel kanun niteliğinde olduğundan 02.07.2018 tarihli değişiklik sonraki özel kanunda yapılan değişiklik anlamına geldiği, Bu nedenle 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin 02.07.2018 tarihinde değişen hali, 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesine göre öncelikle uygulanması gerektiği, Dolayısıyla Ek 11 inci maddesinde geçen “Diğer Kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” ibaresinin de 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin 02.07.2018 tarihinde değişen haline uygulanabilmesi hukuken mümkün olmadığı,

Öte yandan, 04.07.2001 tarih ve 631 sayılı KHK’nın 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 138 inci maddesiyle değiştirilmeden önceki 14 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına yer verilerek, Bu hüküm ile Cumhurbaşkanına (Eski haliyle Bakanlar Kuruluna) sadece “ödeme unsurlarına ilişkin esas, usul ve diğer hususları belirleme” yetkisi verilmiş, “kapsam” konusunda verilen yetki de ödeme unsurlarıyla sınırlandırıldığı,

5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin birinci fıkrasında da “...En yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil mali ve sosyal haklar tutarında... ” hükmü yer aldığı,

Bu bağlamda, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinde ücret tavanı olarak, 631 sayılı KHK’nın 14’üncü maddesinden farklı olarak Başbakanlık Müsteşarına “fiilen yapılan ödemelerin” değil, Başbakanlık Müsteşarı için “belirlenen her türlü ödemelerin” esas alınması hükme bağlandığı, 375 sayılı KHK’nın 15.01.2012 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra ise 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile ise en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler tutarında ücret tavanı belirlendiği,

Ayrıca Sayıştay Temyiz Kurulunun 2011 yılı hesaplarına ilişkin verdiği 31.03.2015 tarihli bozma kararında Bankacılık Kanunu’nun 102’nci maddesi bakımından benimsediği tutumun Ek 11 inci madde bakımından da aynen geçerli olması hukuki güvenlik ve eşitlik ilkesinin bir gereği olduğu,

5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi uyarınca yapılacak ödemeler bakımından kanun koyucunun iki farklı tavan belirlediği, Kurumun 2012 yılı hesabına ilişkin gerçekleştirilen denetimler kapsamında Kurum Başkan Yardımcılarına, Daire Başkanlarına ve Başkanlık Müşavirlerine yapılan aylık ücret ödemelerinde 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi ile belirlenen sınırın aşılması sonucu kamu zararının oluştuğu iddialarına ilişkin olarak; 2012 yılına ilişkin Kurum hesap denetimi sonucunda tesis edilen, Sayıştay 8. Dairesi’nin Karar Tarihi: 12.12.2013, ilam No: 69, Karar No: 16 sayılı İlamında;

“...ikinci fıkrada personelin ücret ve diğer mali ve sosyal hakları için öngörülmüş bir üst sınırın bulunduğu ve üçüncü fıkrada fazla mesai ücreti ve performansa dayalı ödüle ilişkin olarak da ikinci bir üst sınırın öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Zira üçüncü fıkrada yer alan ikinci sınır Kanun Koyucu tarafından bu fıkrada aynı paragraf içinde düzenlenmiş, ayrı bir fıkra olarak düzenlenmemiştir. Aksi halde tüm ödemeler için tek bir sınır olması murad edilmiş olsaydı, Kanun Koyucu tarafından ilk fıkrada yer alan sınıra rağmen ikinci bir sınırın getirilmemiş olması veya madde metninde tüm ödemeler için geçerli tek bir sınır olmasına yönelik ayrı bir fıkranın düzenlenmesi gerekirdi.

Diğer taraftan 102’nci maddenin ilk fıkrasında yer alan “Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dâhil mali ve sosyal haklar tutarı” ifadesinden, yapılacak ödemelerde esas alınacak üst sınır hesabında Başbakanlık Müsteşarına yapılan sosyal hak ödemelerinin de dâhil edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede kapsama dâhil kuruluşlar tarafından tüm personel için her ne ad altında olursa olsun yapılan mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamının (ortalama ücret toplamı), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun “fiilen ” yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dâhil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (ortalama kanuni ücret tavanı) geçemeyeceği belirtilmiş ise de 5411 sayılı Kanunda 631 sayılı KHK’dan farklı olarak fiilen yapılan ödemelerin haricinde “belirlenen her türlü ödemelerin esas alınacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla Başbakanlık Müsteşarına ayni veya nakdi olarak sağlanan örneğin konut tahsisi ile bu konuta ilişkin olarak Devletçe karşılanan yakıt, telefon, su, elektrik gibi sosyal hakların da üst sınır hesabında dikkate alınması gerekmektedir. Sorgu üzerinde yapılan incelemede ise 5411 sayılı Kanun’un 102’nci, maddesinde bahsi geçen üst sınırın hesabında Başkanlık Müsteşarına sağlanan sosyal hakların da hesaba katılmadığı ve ... [İdare] Başkan Yardımcılarına, Daire Başkanlarına ve Başkanlık Müşavirlerine 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi uyarınca yapılan aylık ücret ve diğer performans veya fazla mesai ödemelerinin ayrı ayrı olarak Kanun maddesinde belirlenen iki ayrı üst sınırı aştığına dair bir tespitin bulunmadığı anlaşılmıştır...”

Denildiği, ilaveten Kurul Başkan ve üyelerine ilişkin olarak da,

“...5411 sayılı Bankacılık Kanunundan önce yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu döneminde Kurul tarafından alınan 29.08.2000 tarih ve 41 sayılı Karar’ın 6’ncı maddesinde kurum personeline aile, ulaşım, kira, yiyecek, sağlık ve giyecek yardımlarının verileceği hüküm altına alınmış, 28.09.2000 tarih ve 2000/1399 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de 4389 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi ikinci fıkrası hükmünden hareketle ... [İdare] Başkan ve üyelerine sosyal hak kapsamında kira yardımı yapılması öngörülmüştür. Kurul da 23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı kararı ile 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi birinci fıkrası hükmü uyarınca Başbakanlık Müsteşarına sosyal hak kapsamında yapılan konut yardımının da dâhil edilmesi gerektiğinden hareketle, söz konusu BKK’yı da dikkate alarak, Kurul Başkan ve üyelerine kira yardımı yapılmasının devamına karar verilmiştir.

...5411 Sayılı Kanunun 102’nci maddesinde bahsi geçen üst sınırın hesabında Başkanlık Müsteşarına sağlanan sosyal hakların da hesaba katılmadığı ve ... [İdare] Başkan ve üyelerine 102’nci madde uyarınca yapılan aylık ücret, mali- sosyal hakların ve diğer performans veya fazla mesai ödemelerinin ayrı ayrı olarak kanun maddesinde belirlenen iki ayrı üst sınırı aştığına dair bir tespit bulunmadığı anlaşılmış olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle konu hakkında kamu zararı oluşmadığından yapılacak işlem bulunmadığına ...”

kanaatine yer verilerek; yapılan aylık ödemelerde kamu zararı oluşmadığının hükme bağlandığı,

Söz konusu İlamdan da anlaşılacağı üzere 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinde iki tane ücret tavanına yer verilmiş iken, işbu Temyiz İlamında söz konusu husus dikkate alınmadan değerlendirmede bulunulması ve kamu zararının oluştuğuna hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu,

Diğer taraftan, 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile değiştirilmesinden önce 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin birinci fıkrasında Kurul Başkan ve üyeleri için belirlenen tavan “Başbakanlık müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dâhil mali ve sosyal haklar tutarı” olarak belirlendiği, Bu çerçevede, 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi uyarınca yapılacak ödemelerde uygulanması gereken tavan tutar; Tavan tutar = Başbakanlık müsteşarı için belirlenen mali hak kapsamındaki ödemeler + Başbakanlık müsteşarı için belirlenen sosyal hak kapsamındaki ayni ve nakdi ödemeler şeklinde olacağı,

Hükmün lafzındaki "sosyal haklar tutarında” ibaresi, Kurul başkan ve üyeleri için aylık ücretin belirlenmesinde Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen sosyal hakların da bir “tutar” olarak dikkate alınacağını emrettiği, Bu durum hükmün açık lafzının gerektirdiği bir sonuç olup, esasen yoruma da açık olmadığı, Zira kanun koyucu düzenlemenin lafzında “sosyal haklar tutarında” diyerek, sosyal hakların bir “tutar” olarak aylık ücret tavanında gözetileceğini gösterdiği,

Kanunun 102’nci maddesinin birinci fıkrası, “Başbakanlık Müsteşarı” için belirlenen haklardan sadece mali hakların değil, sosyal hakların da “tutar” olarak dikkate alınmasını öngördüğü, Dolayısıyla işbu Sayıştay Temyiz İlamında Kurul Başkan ve üyelerine ilişkin ücret tavanı, Kanunun 102’nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen tavan kapsamına aykırı şekilde tespit edildiği,

703 sayılı KHK’nın 178’inci maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek 34 üncü maddesine yer verilerek, En yüksek devlet memuruna ödenecek ücretler toplamı Başbakanlık Müsteşarına mülga mevzuat hükümlerinde kadrolarına bağlı olarak öngörüldüğü, mali ve sosyal hak ve yardımlarının toplamı olarak öngörüldüğü, Bu bağlamda, gerek 703 sayılı KHK’nın 178 inci maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Ek 34’üncü maddenin birinci fıkrasında gerekse 1 sayılı Kararnamenin “İdari İşler Başkanı” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında en yüksek devlet memurunun “Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı” olduğu ifade edildiğinden ücret tavanının belirlenmesinde Cumhurbaşkanı İdari İşler Başkanı kadrosu için belirlenen her türlü ödemenin esas alınması gerektiği,

5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin 375 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 15.01.2012 tarihinden sonra 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile değişikliğe uğradığı ve 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesinin kapsamından çıkarıldığı, 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinde iki tane ücret tavanına yer verilmiş iken Sayıştay Temyiz İlamında söz konusu husus dikkate alınmadan değerlendirmede bulunulduğu, tavan ücretin aşılıp aşılmadığının emsal kadroya yapılan ödemeler esas alınarak belirlenmesi gerektiği dikkate alındığında “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğu,

b) 15.01.2012 tarihinden sonra Kurum kadro ve pozisyonlarına atanan Kurul başkan ve üyelerine yapılan ödemelerin 375 sayılı KHK’nın Ek 11'inci maddesinin (b) fıkrasına aykırı olmadığı,

375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde 15.01.2012 tarihinden sonra Kurum kadro ve pozisyonlarına atanan Kurul başkan ve üyelerine ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarının; kurul başkam için bakanlık müsteşarı, kurul üyesi için bakanlık müsteşar yardımcısı mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemeyeceği hükme bağlanmış olup, anılan madde ile bu kadrolara yapılacak ödemeler bakımından emsal kadrolar tespit edilerek, ücret tavanı belirleme yoluna gidildiği,

15.01.2012 tarihinden sonra Kurum kadro ve pozisyonlarına atanan Kurul başkan ve üyelerine yapılacak ödemeler bakımından 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi uygulanacak olmakla beraber; 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesi uyarınca Kurul Başkan ve üyelerine ödenecek olan mali ve sosyal hakların üst sınırının tespitinde emsal kadroları için üst sınırının tespitinde emsal kadrolar için öngörülen ayni ve nakdi hakların toplamının esas alınması gerektiği,

375 sayılı KHK’nın söz konusu maddesi uyarınca Kurul başkan ve üyelerine yapılacak ödemelerin tavan hesabı yapılırken emsali olarak belirlenen kadrolar için öngörülen mali haklar ile sosyal hak ve yardımların esas alınması gerekmekte olup, esas alınacak emsal kadroya ait sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılacak ödemelerin ise ayni ve nakdi olmak üzere iki unsuru içerdiği, Bu itibarla ücret tavanının belirlenmesinde emsal kadrolar için öngörülen sadece nakdi sosyal hak ve yardım ödemelerinin değil aynı zamanda ayni sosyal hak ve yardımların da esas alınması gerektiği,

İşbu dilekçeye konu Sayıştay Temyiz ilamında kamu zararı tespit edilirken, Bakanlık müsteşarına ve müsteşar yardımcısına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutar belirlenmediği ve bu tutarın aşıldığı yönünde bir tespitte de bulunulmadığı, Mevcut hususun sorgu konusu edilebilmesi için dahi, ilgili mevzuatta müsteşarlık kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında ödenen “her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile ayni ve nakdi sosyal hak ve yardımlar”ın ayrı ayrı tespit edilerek, bir tavan kalemi belirlenmesi gerektiği, Aksi takdirde, bilinmeyen bir tavan hesabı üzerinden Kurul Başkanı ve üyelerinin kamu zararı gibi ağır bir isnad ile karşı karşıya kaldığı, Zira Sayıştay tarafından sorumlular hakkında verilen “kamu zararından sorumluluğunun bulunduğu” kararının, kamu görevlileri üzerinde doğurduğu sonucun ağır bir nitelik taşıdığı,

Son olarak, 375 sayılı KHK’nin Ek 11 inci maddesinde “Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz” düzenlemesi bulunduğu, Buradaki “aykırı hükümler” ile kastedilenin, diğer mevzuatın 375 sayılı KHK ile getirmiş olduğu tavana aykırı nitelik taşıyan hükümleri olduğu, Bu bağlamda bir düzenlemenin KHK’nın Ek 11. maddesine “aykırı” olarak nitelendirilebilmesi için bu düzenlemenin Ek 11. Madde metninin içeriğine aykırı olması gerektiği, Zira önceki düzenlemeler ancak ve ancak getirilmiş olan tavanın aşılmasına sonuç veriyorlarsa yürürlükten kaldırılmış kabul edilebileceği, Dolayısıyla BKK kararlarının ve 2008 tarihli Kurul kararının Ek 11 inci madde ile getirilen tavanların aşılmasına neden oldukları yönünde bir tespit olmaksızın, Ek 11’nci madde ile getirilen tavan ile doğrudan yürürlükten kaldırıldıklarını ileri sürmek hukuka aykırı olduğu,

Sayıştay Temyiz İlamında yer alan karşı oy gerekçesine yer verilerek,

c) Kurumun Hazine ve Maliye Bakanlığını muhatap 18.03.2025 tarihli ve E- 148831 sayılı yazısı ile emsali devlet memuru kadroları için belirlenmiş olan kiralama bedellerinin bildirilmesinin istenildiği,

Kurul başkan ve üyelerine yapılacak ödemelerin tavan hesabı yapılırken emsal kadro için belirlenen sosyal hakların da bir “tutar” olarak dikkate alınması gerektiği,

Bu çerçevede Kurumun Hazine ve Maliye Bakanlığını muhatap 18.03.2025 tarihli ve E-148831 sayılı yazısı (Ek:1) ile Kurul Başkan ve üyelerinin mali ve sosyal haklarının üst sınırının tespitinde emsal kadroları için öngörülen ayni ve nakdi hakların toplamının baz alınması gerektiğinden bahisle emsali devlet memuru kadrolarına yasal düzenlemeler doğrultusunda 2016 yılından başlayarak her yıl için ayrı ayrı olarak 2025 yılına kadar belirlenmiş olan kiralama bedellerinin bildirilmesi istenildiği,

Emsali kadrolar için belirlenmiş kiralama bedelleri sosyal hak ve yardım kapsamında yer aldığından, söz konusu tavan hesabı bakımından emsali devlet memuru kadrosu için belirlenmiş olan kiralama bedellerinin de tespit edilmesi gerektiği, kiralama bedelleri tespit edilmeden ve tavan hesabının aşılıp aşılmadığı belirlenmeden kamu zararına hükmedilmesi mümkün olmadığı,

Bu nedenle Hazine ve Maliye Bakanlığının bildireceği kiralama bedelleri doğrultusunda hüküm tesis edilmesi gerektiği,

C- Sayıştay Temyiz İlamında yer alan, “...ayni bir hak olan konut yardımının, ... [İdare] Kurul Başkanı ve Üyelerine maaşın bir unsuru olarak "konut tahsis katkısı" adı altında nakden ödenmesi 5411 sayılı Kanun (m. 102), ... 375 sayılı KHK (ek m. 11 /b) ... aykırıdır. Anılan mevzuat hükümlerine göre Kurul başkan ve üyelerine sosyal haklar çerçevesinde "konut tahsis katkısı" adı altında Kurul kararıyla nakit ödeme yapılmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır." değerlendirmelerine ilişkin olarak:

5411 sayılı Kanunun 93’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Kurum, bu kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde kendisine verilen yetkilerini, Kurulca tesis edilecek düzenleyici işlemler veya alınacak özel nitelikli kararlar ile kullanır. Kurum, Kurul kararıyla bu Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik ve tebliğler çıkarmaya yetkilidir.” düzenlemesi ile Kanun hükümlerinin uygulamada ne şekilde anlaşılması gerektiği, soyut olan kanuni düzenlemenin nasıl somutlaşacağı hususlarında Kurumun düzenleme yetkisiyle (Kurul Kararlarına münhasır) istisnasız olarak donatıldığı,

Dolayısıyla kanun koyucu gelecekte ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlarda çözüm sağlanarak hizmet gereklerinin gözetilmesi, yorum gerektiren Kanun hükümlerinin açıklığa kavuşturulması noktasında yetkiyi Kurula verdiği, Kurul Başkanı ve üyeleri dâhil olmak üzere Kurum personeline yapılacak ödemeleri belirleyen Kurul Kararları Kanunun 102’nci maddesinin uygulamasına yönelik olup, Kanunun 93’üncü maddesiyle tanınan yetkinin kullanılmasını da içerdiği, Kurulun Kanunun verdiği yetki çerçevesinde Kurum personeline yapılacak ödemeleri aldığı kararla belirlemiş olduğu,

5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile değiştirilmesinden önce yürürlükte olan halinde, anılan maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına yer verilerek, Kurulun 14.12.2005 tarihinde aldığı 1757 sayılı Karar ile Kurumda kadro karşılığı çalışan personelin ücretleri ile diğer mali ve sosyal haklarını 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi çerçevesinde belirlediği, Söz konusu Kurul Kararının kadro karşılığı sözleşmeli statüde istihdam edilen personele ilişkin “A” bölümünün 3 numaralı maddesinde “Sosyal haklar” kapsamında Başbakanlık Müsteşarına yapılan konut tahsisi dikkate alınarak konut tahsis katkısı adı altında Başkan Yardımcılarına, Başkanlık Müşavirlerine ve Daire Başkanlarına Kararda belirtilen tutarda ödeme yapılmasına karar verildiği,

Kurulun 23.09.2008 tarihli ve 2830 sayılı Kararı ile Kurum başkan ve üyelerinin ücretleri ile diğer mali ve sosyal haklarını 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi çerçevesinde belirlemek amacıyla Kurul Başkanı ve üyelerine, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununa dayanılarak çıkarılan 28.09.2000 tarih ve 2000/1399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden sosyal hak ve yardımlar kapsamında kira yardımı ödemesi öngörüldüğünden söz konusu Bakanlar Kurulu Kararına istinaden Başbakanlık Müsteşarına yapılan konut tahsisi dikkate alınarak konut tahsis katkısı adı altında ödeme yapılmasına karar verildiği,

Kurulun 14.12.2005 tarihli ve 1757 sayılı Kararıyla, “Sosyal haklar” kapsamında Başbakanlık Müsteşarına yapılan konut tahsisi dikkate alınarak konut tahsis katkısı adı altında kadro karşılığı sözleşmeli statüde istihdam edilen Başkan Yardımcılarına, Başkanlık Müşavirlerine ve Daire Başkanlarına; Kurulun 23,09.2008 tarihli ve 2830 sayılı Kararıyla, Kurul Başkan ve Üyelerine; Kurulun 25.02.2010 tarihli ve 3555 sayılı Kararıyla da kadro karşılığı sözleşmeli statüde istihdam edilen müdürlere konut tahsis katkısı ödenmesine karar verildiği,

Kurul Başkan ve üyelerine sosyal hak kapsamında yapılan konut tahsis katkısı adı altındaki ödemenin 5411 sayılı Kanun ile getirilmiş bir uygulama olduğu,

Bakanlar Kurulunun 17/8/2000 tarihli ve 2000/1118 Sayılı … … ve …Kurumu Personelinin Ücret ve Diğer Mali Haklarına İlişkin Esasların Tespit Edilmesi Hakkında Kararının 4 üncü maddesi ile “Kurum personeline verilecek aile, doğum, evlenme, sağlık, ölüm, cenaze, yiyecek, ulaşım, giyecek ve kira yardımları şeklindeki sosyal hak ve yardımlar Kurul tarafından ayrıca belirlenir.” şeklinde; 28.09.2000 tarihli ve 2000/1399 sayılı Kararının 1 inci maddesi ile “17/8/2000 tarihli ve 2000/1118 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki Kararla … … ve… Kurumu personeline öngörülen sosyal hak ve yardımlar aynı usul ve esaslar çerçevesinde … … ve … Kurulu Başkanı, İkinci Başkan ve üyelerine de ödenir.” şeklinde Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurum personeline belirlenen sosyal hak veya yardımların ödenmesine karar verildiği,

Dolayısıyla, söz konusu hükümlere istinaden çıkarılan 28.09.2000 tarihli ve 2000/1399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, Kurul Başkan ve üyelerine sosyal hak kapsamında kira yardımı yapılması öngörüldüğü, Kurul 23.09.2008 tarihli ve 2830 sayılı kararında 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca da Başbakanlık Müsteşarına yapılan konut tahsisinin yanı sıra, Bakanlar Kurulu kararına istinaden Kurul Başkan ve üyelerine kira yardımı yapılmış olmasını da dikkate alarak, söz konusu ödemenin devamlılığının sağlanmasını hükme bağladığı, Bu nedenle Kurul kararı ile Kurul Başkan ve üyelerine konut tahsis katkısı adı altında ödemeler yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı,

Diğer taraftan, Kurul başkan ve üyelerine konut tahsis katkısı adı altında yapılan ödemeler anılan Kurul kararı ile belirlenen esaslar çerçevesinde 17/8/2000 tarihli ve 2000/1118 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararından beri süregelmekte olup, Sorguya konu işlemlerin gerçekleştiği tarihlerde ve sonraki dönemlerde konuya ilişkin Sayıştay 8. Dairesinin ve Sayıştay Temyiz Kurulunun Kurum lehine birçok kararı bulunduğu,

2008, 2009, 2010 yıllarında söz konusu ödemelerle ilgili olarak herhangi bir hukuka aykırılık tespiti yapılmadığı, hatta 2006 yılı denetiminde söz konusu ödemelerle ilgili olarak beraat kararı (Sayıştay 8. Dairesinin 06.03.2009 tarih ve 486 sayılı ilamı) verildiği,

Sayıştay 8. Dairesinin Kurumun 2012 yılı hesap denetimine ilişkin 12.12.2013 tarihli ve 69 sayılı İlamında “kamu zararı oluşmadığından yapılacak işlem bulunmadığına” karar verilerek yapılan ödemenin hukuka uygun olduğu açıkça ortaya konulduğu,

Ç- İşbu dilekçeye konu Sayıştay Temyiz İlamında yer alan; “...Ayrıca kapsamındaki kamu görevlilerine sağlanan sosyal hak ve yardımların neler olduğu 657 sayılı Kanun'da sayılmıştır. 657 sayılı Kanun'da "konut tahsis yardımı" veya benzeri adla veya amaçla nakden yapılabilecek herhangi bir ödemeye yer verilmemiştir. Müsteşar ve müsteşar yardımcısı için sosyal haklar kapsamında lojman tahsisi öngörülmüş ise de bu ayni bir haktır. Kurumun lojmanı varsa tahsis edilebilir ya da Kamu Konutları Yönetmeliği kapsamında kiralama suretiyle tahsisi yapılabilir. Nitekim, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'nun 2’nci maddesi ve Kamu Konutları Yönetmeliği'nin 2'nci maddesi gereğince Kurumun ilgili Kanun ve Yönetmelik kapsamında olduğu dikkate alındığında, Yönetmelik'in 4/h bendinde yer alan; "Bütçelerinde yeterli ödeneğin bulunması kaydıyla, bağlı ve ilgili bulunulan Bakanlığın teklifi, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Başbakanlıktan izin alınması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının diğer personeli için konut kiralanabilir" düzenlemesine dayanılarak Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü ve Cumhurbaşkanlığının izni ile kurum personeline konut tahsisi yapılabilmektedir. Dolayısıyla, bu kapsamda Kurul başkan ve üyelerine ancak konut kiralanabilmesi mümkün olup, lojman tahsis katkısı adı altında nakit ödeme yapılmasının mevzuatta dayanağı bulunmamaktadır. İlaveten belirtilmelidir ki, Kurum tarafından, kuruluşundan itibaren konut kiralanması konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş ve Cumhurbaşkanlığından izin talep edilmemiştir." değerlendirmesine ilişkin:

Bu değerlendirmelerin yerinde olmadığı,

657 sayılı Kanunda en yüksek Devlet memurunun da faydalanabileceği sosyal haklar olarak emeklilik hakkı, hastalık ve analık sigortası, yeniden işe alıştırma, sosyal tesis, konut kredisi, konut, aile yardımı ödeneği, doğum yardımı ödeneği, ölüm yardımı ödeneği, cenaze giderleri, giyecek yardımı, yiyecek yardımı, yakacak yardımı, öğrenim bursu ve yurt gibi ayni ve nakdi ödemelere yer verildiği, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’na dayanılarak çıkarılan Kamu Konutları Yönetmeliği’nin Görev Tahsisli Konutlar başlıklı Ek-2 Sayılı Cetvelinde 375 Sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesi kapsamında belirlenen emsali Devlet memuru kadrolarına (Bakanlık Müsteşarı, Bakanlık Müsteşar Yardımcısı, Bakanlık Genel Müdürü, Bakanlık Müşaviri, Bakanlık Müstakil Daire Başkanı, Müdür) görevde bulundukları süre boyunca lojman tahsis edilmesi düzenlendiği,

Bu noktada özellikle 2946 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılmış olan Kamu Konutları Yönetmeliğinin 7’nci maddesi ile, Müsteşarlara özel tahsisli konut tahsis edileceği yönündeki düzenlemelerin sosyal hak kapsamında olan ve emsali kadrolara yapılan ayni nitelikteki bir ödemeyi belirlediği, Nitekim Yönetmelikte, özel tahsisli konutların; ısınma giderleri, demirbaş eşya ve mefruşat giderleri, aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri ile her türlü işletme, bakım ve onarım giderlerinin ilgili kurum ve kuruluşlarca karşılanacağı; bu konutların tahsisinde ayrıca tahsis kararı alınmayacağı, göreve atanmanın yeterli bulunduğu yönünde düzenlemelere yer verildiği,

Dolayısıyla 02.07.2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile değiştirilmesinden önceki 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi uyarınca Kurul Başkan ve üyelerinin ücret tavanının tespitinde, Başbakanlık Müsteşarı için 657 sayılı Kanun ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu uyarınca “belirlenen” bir sosyal hak unsuru olan “özel tahsisli konut” hakkının da dikkate alınması zarureti bulunduğu, Özel tahsisli konutun emsali kadro için mevzuatın belirlediği bir sosyal hak olduğu tartışmasız olduğuna göre 5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi uyarınca bu sosyal hakkın “bir tutar” olarak Kurul başkan ve üyelerinin ücret tavanında dikkate alınması gerektiği,

5411 sayılı Kanunun 102’nci maddesi uyarınca bu sosyal hakkın “bir tutar” olarak Kurul Başkan ve üyelerinin ücret tavanında dikkate alınarak ödenmesi hukuka uygun olduğu,

657 sayılı Kanun ile diğer mevzuat hükümlerinde sosyal hak ve yardım olarak belirlenen ayni bir hakkın nakden ödenemeyeceğine ilişkin açık bir yasal bir düzenleme bulunmadığı, Zira nakden ödemenin mevzuata açıkça aykırı olduğunun ileri sürülebilmesi için mevzuatta böyle bir nakdi ödemenin yapılamayacağına ilişkin lafzen açık bir yasaklamanın yer alması gerektiği,

Ayrıca Sayıştay Temyiz İlamında “...Maliye Bakanlığı tarafından Sayıştay Başkanlığına verilen 12.05.2017 tarihli görüşten de anlaşıldığı üzere, ayni bir hak olan konut yardımının …nakden ödenmesi...aykırıdır...” ifadelerine yer verilmişse de bahse konu Maliye Bakanlığı görüşünde ayni bir hak olan konut yardımının nakden ödenemeyeceğine ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı,

Sonuç olarak, Sayıştay Temyiz Kurulu Kararında yer verilen yukarıda sayılan tüm mevzuat kapsamında konut tahsis katkısı olarak nakden ödenme yapılmasını yasaklayan bir hüküm bulunmadığından, Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından açık yasal bir dayanağı bulunmaksızın lojman/konut tahsis katkısı adı altında nakit ödeme yapılmasının mevzuatta dayanağının olmadığı ileri sürülmesinin hukuki bir dayanağı bulunmadığı,

Kuruma ait lojman bulunmadığı dikkate alındığında, emsali Devlet memuru kadrolarına yasal düzenlemeler çerçevesinde ayni olarak verilmekte olan bir sosyal hakkın, Kurul Başkan ve üyelerine nakdi olarak “konut tahsis katkısı” adı altında veriliyor olması 375 sayılı KHK’nın Ek 11 inci maddesine aykırılık teşkil etmediği,

631 ve 666 sayılı KHK hükümleri ile 161 Seri Nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği’nin (E) maddesi çerçevesinde Kurul Başkan ve üyelerine sosyal hak kapsamında konut tahsis katkısı ödemesi yapılabilmesi hukuken mümkün olduğu,

161 Seri Nolu Devlet Memurları Genel Tebliğinin (E) bölümüne yer verilerek, Mali ve sosyal hakların, yılın belirli dönemlerinde kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarında yapılan artışlar çerçevesinde artırılabileceği düzenlendiği, Bu düzenleme yapılırken 375 sayılı KHK’nın Geçici 10 uncu maddesinin göz önünde bulundurulduğu,

Sosyal hak niteliğini haiz ve nakdi olarak verilmesinin önünde hiçbir hukuki engel bulunmayan konut tahsis katkısının; her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı Genelgesi ile açıklanan mali ve sosyal haklara yapılan artışlar esas alınarak güncellenmesinin önünde hukuki bir engel bulunmadığı, Dolayısıyla daha önce belirlenmiş bulunan konut tahsis katkısının “kamu görevlileri maaş ve enflasyon farkı zamları” dikkate alınarak güncellenmiş olmasının herhangi bir değişiklik yahut yeni unsur eklenmesi anlamına gelmediği,

Kaldı ki; 2016 yılında yapılan konut tahsis katkısı adı altındaki ödemeler açısından 23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı Kurul kararı esas alınmış olup, 08.09.2017 tarihli ve 7486 sayılı Kurul kararı alınana kadar, konut tahsis katkısı adı altındaki ödemeler herhangi bir değişikliğe uğramadan yapıldığı,

Ayrıca işbu dilekçeye konu Sayıştay Temyiz İlamında Kurul Başkan ve üyelerine yapılacak ödemelerin, emsal kadrolar için belirlenen ‘özel tahsisli konut’ gibi ayni nitelikteki sosyal hakkın karşılığının ‘nakden’ ödenmesinin mevzuata aykırı olacağı sonucuna varılmış ise de, söz konusu husus daha önce müteaddit defalar inceleme konusu yapıldığı ve gerek Sayıştay 8. Dairesi gerekse Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından “konut tahsis katkısı adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğu” sonucuna varılmış olduğu,

Kurumun 2011 yılı hesaplarına ilişkin olarak Sayıştay Temyiz Kurulunun 31.03.2015 tarihli ve 40203 sayılı bozma ilamında: “...Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal hakları tutarı’ kapsamında, Başbakanlık Müsteşarının yararlandığı ‘özel tahsisli konut’ sosyal hakkının bir tutar olarak rakamlaştırılarak ... ödemede bulunulması mümkündür...” şeklinde değerlendirmelere yer verilerek, Kurul Başkan ve üyelerine yapılan “konut tahsis katkısı” ödemelerine ilişkin olarak; ‘özel tahsisli konut’ sosyal hakkının bir tutar olarak rakamlaştırılarak ödemede bulunulmasının mümkün olduğu kanaatine ulaşıldığı,

Bunun üzerine, temyiz incelemesine konu Sayıştay kararının bozulmasına karar verilmiş olup, söz konusu bozma kararı üzerine Sayıştay 8. Dairesi tarafından tesis edilen İlam Tarihi: 10.02.2021, İlam No: 262-69, Karar Tarihi: 22.12.2020, Karar No: 190 sayılı Ek İlamda : “...Kuruma ait lojman bulunmadığı da dikkate alındığında yukarıda yer verilen mevzuat çerçevesinde, Başbakanlık Müsteşarının yararlandığı ‘özel tahsisli konut’ gibi ayni olarak belirlenen sosyal hak ödemesinden, Kurul Başkan ve üyelerinin de yararlandırılması öngörüldüğünden, söz konusu ödeme unsuruna ilişkin belirlemenin de ‘tutar’ olarak rakamlaştırılmak suretiyle tespitinde Kanuna aykırılık bulunmamaktadır...” denildiği,

Keza 2012 yılı hesabı ile ilgili Sayıştay 8. Dairesinin Karar Tarihi: 12.12.2013, İlam No: 69, Karar No: 16 sayılı İlamında: “Ayni olarak yapılması gereken bir sosyal yardımın ... farklı şekilde, nakdi olarak yapılmasında da mevzuata aykırı bir taraf bulunmamaktadır.” denildiği,

Ayrıca Sayıştay 8. Dairesinin 2018 yılı hesap denetimine ilişkin 141 sayılı İlamın Kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı ve Müdür kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan kadro karşılığı sözleşmeli personele konut tahsis katkısı ödenmesine ilişkin 4 numaralı maddesinde: “...Söz konusu 375 sayılı KHK’nın Ek 11’inci maddesi, tek tek belirtilmek suretiyle ücret kalemlerini ortaya koymamakta, ücret tavanını belirleme yoluna gitmektedir. / Ayrıca maddede, Kurul başkan ve üyeleri ile Kurum personeline yapılacak ödemelerin ayni ve nakdi ödemeler şeklinde tasnif edildiği; dolayısıyla ödemeler kavramından ayni ve nakdi olmak üzere iki ayrı unsurun, Kurum kadrolarının emsali olarak belirlenen kadrolar için yapılması öngörülen ödemeler ibaresinden de ayni ve nakdi ödemelerin anlaşılması gerektiği açıktır. / Dolayısıyla, emsali Devlet memuru kadrolarına yasal düzenlemeler çerçevesinde ayni olarak verilmekte olan bir sosyal hakkın, uyuşmazlık konusu edilen Kurum kadrolarına “nakdi olarak” konut tahsis katkısı adı altında veriliyor olmasının 375 sayılı KHK’nın Ek 11’inci maddesine aykırılık teşkil etmediği...” değerlendirmelerine yer verildiği; Aynı Daire Kararının Kurumda 15.01.2012 tarihinden önce Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı, Müşavir ve Müdür kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kadro karşılığı sözleşmeli personele konut tahsis katkısı ödenmesine ilişkin 5 numaralı maddesinde de: “...Dairemizce düzenlenen 12.12.2013 tarihli ve 69 sayılı ilamın 4’üncü maddesinde de ... karar verilmiştir. / Dairemizce düzenlenen söz konusu ilam hükmünden de anlaşılacağı üzere, 5411 sayılı Kanun’un 102’nci maddesinde iki tane ücret tavanına yer verilmiştir ve üst sınır hesabı yapılırken, en yüksek devlet memuruna yapılan sosyal hak ödemelerinin de dahil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca Kurumun 2006 yılı hesabına ilişkin Dairemizce düzenlenen 06.03.2009 tarihli ve 486 sayılı ilamında da konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmiştir. / Bu itibarla, 15.01.2012 tarihinden önce Başkan Yardımcısı, Daire Başkanı, Müşavir, Müdür kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kadro karşılığı sözleşmeli personele kurul kararı ile nakdi olarak yapılan konut tahsis katkısı ödemesinin...mevzuata uygun olduğu...” sonucuna ulaşıldığı,

Bu bağlamda, emsal kadrolar için belirlenen “özel tahsisli konut” gibi ayni nitelikteki sosyal hakların karşılığının, “tutar” olarak rakamlaştırılmak suretiyle Kurul Başkan ve üyelerine ödenmesinde ilgili mevzuata aykırılık bulunmadığının daha önce gerek Sayıştay 8. Dairesi gerekse Sayıştay Temyiz Kurulu kararlarında ayrıca ve açıkça ifade edildiği,

Kurumun hesap denetimlerine ilişkin tesis edilen çok sayıda Sayıştay kararında yer alan" emsal kadrolar için belirlenen ‘özel tahsisli konut’ gibi ayni nitelikteki sosyal hakların karşılığının, ‘tutar’ olarak rakamlaştırılmak suretiyle Kurul Başkan ve üyelerine ödenmesinin mevzuata uygun olduğu” şeklindeki yorum istikrar kazandığı ve “yerleşik Sayıştay içtihadı” niteliğini almış olduğundan, Kurumun uygulaması bu yönde şekillendiği,

Ayrıca Sayıştay Temyiz Kurulunun, ayni olarak yapılması gereken sosyal yardımların farklı şekillerde gerçekleştirildiği hallerde bütçeye konan ödeneğin aşılmaması kaydıyla konuya ilişkin düzenlemedeki maksadın gerçekleşmiş olup olmadığını dikkate alarak tazmin hükmünü kaldırdığı içtihatları da bulunduğu, Mesela Sayıştay Temyiz Kurulu 23.05,2000 tarihli ve 24760 sayılı Karar. Bu çerçevede yararlandığı mali hakların yanı sıra sosyal haklardan da yararlanmasına imkân verdiğine göre, sağlanan konut tahsisi hakkının, nakdi olarak ödenmesi halinde de 102’nci maddenin birinci fıkrasındaki amaç gerçekleşmiş olduğu, Bu hususta Kurum bütçesine konan ödeneğin aşılmadığı dikkate alındığında Temyiz İlamında yer verilen gerekçelerin hukuka uygun olmadığı,

Netice itibarıyla, emsali Devlet memuru kadrolarına yasal düzenlemeler çerçevesinde ayni olarak verilmekte olan bir sosyal hakkın, Kurul Başkan ve üyelerine nakdi olarak ‘konut tahsis katkısı’ adı altında ödenmesinin hukuka uygun olduğu açık olduğundan ve mevzuatta sosyal hak niteliğindeki bu ödemeyi lafzen yasaklayan hiçbir hüküm bulunmadığından, Sayıştay Temyiz ilamının kaldırılması gerektiği,

D- Sayıştay Temyiz İlamında 703 sayılı KHK’nın 179’uncu maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 32 inci maddesi ile Bakanlık ve bağlı kuruluşlardaki müsteşar, müsteşar yardımcısı kadrolarının iptal edildiği hususunun dikkate alınmamasına ilişkin:

375 sayılı KHK’nın Geçici 32 inci maddesinde; “Bakanlık ve başlı kuruluşlardaki müsteşar, müsteşar yardımcısı ve merkez valisi kadroları iptal edilmiştir. İptal edilen bu kadrolar kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerinden çıkarılmıştır.” denilerek Bakanlık ve bağlı kuruluşlardaki müsteşar, müsteşar yardımcısı kadroları iptal edildiği ve kadro cetvellerinin ilgili bölümlerinden çıkarıldığı, Dolayısıyla yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında “bakanlık müsteşarı” unvanında bir kadro bulunmadığı, Hukuken geçerli olmayan bir kadronun ise halihazırda görev yapmakta olan kamu personeline ödenecek mali ve sosyal hakların tespitinde emsal kadro kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığı,

Bu çerçevede, 703 sayılı KHK hükümleri sonrasında Başbakanlık merkez teşkilatı ve kadroları ile Bakanlıklarının müsteşarlık teşkilat ve kadrolarında meydana gelen değişiklikler uyarınca Kuruma 15/01/2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden atanan kurul başkanı ve kurul üyelerine ödenecek mali haklar ile sosyal hak ve yardımların 375 sayılı KHK çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği, Düzenleyici ve denetleyici bir kurum olan … Kurulu’nun 2019 yılı hesabına ilişkin gerçekleştirilen denetim neticesinde; Sayıştay 8. Dairesi 24.03.2021 ilam tarihli ve 34 sayılı İlamında … Kurulu için 375 sayılı KHK’nın ek 11 inci maddesinin uygulama alanı kalmadığını, emsal kadro olan bakanlık müsteşarı kadrosunun iptal edildiğini kabul ederken herhangi bir mevzuat değişikliği olmadığı halde Kurum açısından emsal kadronun “bakanlık müsteşarı” kadrosu olduğunu ifade ettiği, Bu bakımdan Sayıştay Temyiz ilamında söz konusu mevzuat değişikliği ile Sayıştay 8. Dairesinin yukarıda yer verilen içtihadı dikkate alınmadan karar verildiğinden bu gerekçeyle Sayıştay Temyiz ilamının kaldırılması gerektiği,

E- Sayıştay Temyiz İlamında yer alan; “... 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71’inci … maddenin ikinci fıkrasında “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak haller arasında sayılmıştır. Ayni bir hak/yardım olan konut yardımının ... [İdare] Kurul Başkanı ve Üyelerine maaşın bir unsuru olarak nakden ödenmesinin, 5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesinde belirtilen “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kapsamında kamu zararına neden olduğu anlaşılmıştır.” değerlendirmesine ilişkin:

İşbu dilekçeye konu Sayıştay Temyiz İlamında kamu zararı nedeniyle sorumluluğuna hükmedilen kişilerin kusuru bulunmadığından sorumlu olarak kabul edilmeleri hukuken mümkün olmadığı, Zira Kurumun 2011 yılı hesap denetimine ilişkin yargılamada tesis edilen 31.03.2015 tarihli ve 40203 sayılı temyizen bozma ilamında “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemeler tartışma konusu edilmiş ve netice itibarıyla Kurul Başkan ve üyelerine “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelere ilişkin olarak “...Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal hakları tutarı’ kapsamında, Başbakanlık Müsteşarının yararlandığı ‘özel tahsisli konut’ sosyal hakkının bir tutar olarak rakamlaştırılarak ... ödemede bulunulması mümkündür...” şeklinde değerlendirmelere yer verilerek hüküm tesis edildiği, “Konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelerin hukuka uygun olduğuna Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından hükmedildiği için, söz konusu ödemeler 2012,2013,2014,2015 yıllarında sorgu konusu dahi edilmediği,

Dolayısıyla “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğuna dair Kurum lehine kesinleşmiş karar bulunduğundan, Kurum personelinin kesinleşmiş bir Sayıştay ilamına uygun olarak yapmış olduğu ödemelere ilişkin sorumluluğunun doğduğundan söz edilemeyeceği,

5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesinin birinci fıkrasında kamu zararı “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlandığı,

Buna göre sadece karar, işlem veya eylemin mevzuata aykırı olması kamu zararı tanımlaması için yeterli olmadığı, Aynı zamanda kamu kaynağındaki artışa engel veya eksilmeye neden olunması kamu görevlisinin kasıt, kusur veya ihmalinden kaynaklanması gerektiği,

5018 sayılı Kanundaki “kusur”, mali bir sorumluluğa yönelik olması dolayısıyla, ceza hukukundan ziyade TBK’daki kusur anlamında olduğu, Bu yönüyle 5018 sayılı Kanundaki anlamıyla da kusurun hukuka aykırı bir fiil işleyen kamu görevlisinin iradesine ait bir kavram olduğu,

Danıştay İkinci Dairesinin 27.10.2010 tarihinde verdiği E:2010/6876, K: 2010/5111 sayılı Kararında kamu zararı sayılan halleri belirlemek için 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin ikinci fıkrasına ilişkin değerlendirmelere yer verilerek, Danıştay 2. Dairesinin bu kararı somut uyuşmazlık bakımından iki hususu bir arada ortaya koyduğu, Bunlardan ilkinin esasen Sayıştay Temyiz İlamına konu edilen Kurul Başkan ve Üyeleri ile diğer personele konut tahsis katkısının 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde tanımlanan kamu zararı hallerinden birine vücut vermediği olduğu, Diğer sonuç ise, kamu görevlisine mevzuatında yer alan bir ödemenin yapılması sırasında hataya düşülmesinin 5018 sayılı Kanun kapsamına girmediği olduğu,

Bu bağlamda Sayıştay Temyiz İlamında yer verilen, 15.01.2012 tarihinden sonra Kurumda Başkan ve üye kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atanan kadro karşılığı sözleşmeli personele konut tahsis katkısı adı altına yapılan ödemeler mevzuata aykırı olmadığı gibi, söz konusu ödemelere ilişkin olarak Kurum personelinin bir kusuru da bulunmadığı, Şöyle ki;

İşbu dilekçeye konu Sayıştay Temyiz İlamında 23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı Kurul Kararı ile Kurul başkan ve üyelerine konut tahsis katkısı ödenmesine karar verildiği ve bu karara istinaden de 2018 yılı için de ödeme yapılmaya devam edildiği, 23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı Kurul kararının geçerli olduğu, yine Sayıştay Temyiz İlamında ayrıca 23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı Kurul Kararı mevzuata aykırı olmadığından söz konusu Kurul Kararını alan ‘Diğer Sorumluların oluşan zarardan sorumluluğunun bulunmadığına hükmedildiği, Bu durumda, Sayıştay Temyiz İlamı ile de 2018 yılı için yapılan ödemelere dayanak teşkil eden 23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı Kurul Kararının hukuka uygun olduğu belirtildiğinden, Kurum personelinin söz konusu ödemeler bakımından sorumlu tutulması mümkün olmadığı, 08.09.2017 tarihli ve 7486 sayılı Kurul Kararı Sayıştay Temyiz İlamı ile de hukuka uygun bulunan 23.09.2008 tarihli ve 2830 sayılı Kurul Kararı ile ödenmeye başlanılan konut tahsis katkısı tutarlarının güncellenmesine ilişkin olup anılan Kurul Kararının dayanağı 23.09.2008 tarihli ve 2830 sayılı Kurul Kararı olduğu, Bu durumda, 23.09.2008 tarihli ve 2830 sayılı Kurul Kararının mevzuata uygun olması nedeniyle 2008 tarihli Kurul Kararında imzaları bulunanların sorumluluğu bulunmadığı sonucuna varılırken, anılan Karara dayanılarak alınan ve 2008 tarihli Kurul Kararı ile ödenmeye başlanılan konut tahsis katkısı tutarlarının güncellenmesine ilişkin olan 08.09.2017 tarihli ve 7486 sayılı Kurul Kararının mevzuata aykırı bulunması hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, Zira, sosyal hak niteliğini haiz ve nakdi olarak verilmesinin önünde hiçbir hukuki engel bulunmayan konut tahsis katkısının; her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı Genelgesi ile açıklanan mali ve sosyal haklara yapılan artışlar esas alınarak güncellenmesinin önünde de hukuki bir engel bulunmadığı gibi, konut tahsis tutarında güncelleme yapılmış olması ödemelerde herhangi bir değişiklik yapılması yahut yeni unsur eklenmesi anlamına gelmediği,

Ayrıca Sayıştay Temyiz İlamında Kurul Başkan ve üyelerine yapılan ödemeler bakımında Kurum personelinin kusurunun bulunduğu belirtilirken kuruluştan itibaren konut kiralanması konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş ve Cumhurbaşkanlığından izin alınmadığını ifade edilmiş ise de, Kurul başkan ve üyelerine konut tahsis katkısı adı altında yapılan ödemelerin 5411 sayılı Kanun öncesinde başladığı, 17/8/2000 tarihli ve 2000/1118 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararından beri süregeldiği, dayanağının 5411 sayılı Kanunun ilgili maddeleri olduğu, Sayıştayın muhtelif hesap denetimlerinde bu ödemelerin mevzuata uygun bulunduğu göz önüne alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş ve Cumhurbaşkanlığından izin alınmadan gerçekleştirildiği gerekçesiyle Kurum personelinin kusurlu olduğundan bahsedilmesi hukuken mümkün olmadığı,

Konut tahsis katkısı ödenmesi 2008'de alınan Kurul Kararına dayanılarak başlatılan ve izleyen yıllarda da Kurul kararı ile güncelleme yapılarak ödenmesine devam eden bir uygulama olduğu göz önüne alındığında, lojman satın alımı veya Kurul adına herhangi bir kiralama yapılması söz konusu olmadığı,

Bu doğrultuda Sayıştay tarafından Kurum nezdinde gerçekleştirilen hesap denetimlerine, Kurul Başkan ve üyelerine “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan ödemelere ilişkin olarak;

• 2011 yılına ilişkin hesap denetiminde; Sayıştay 8. Dairesi ve Sayıştay Temyiz Kurulu tarafından söz konusu ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verilmiş olması,

• 2012 yılına ilişkin hesap denetiminde; Sayıştay 8. Dairesi tarafından söz konusu ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verilmiş olması,

• 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin hesap denetimlerinde; söz konusu ödemeler sorgu konusu dahi yapılmamış olması,

• 2018 yılına ilişkin hesap denetiminde; Sayıştay 8. Dairesinin 141 sayılı Asıl İlamında Kurul Başkan ve üyeleri ile aynı hukuki durumda bulunan Kurum personeline ‘konut tahsisi katkısı’ adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verilmiş olması,

• 2018 yılına ilişkin hesap denetiminde, Kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra Kurul Başkanı ve Kurul üyeliği kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atananlara “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan aynı mahiyetteki ödemelere ilişkin tesis edilen 141 sayılı Asıl ilam ile çelişen 195-141 sayılı Ek İlamın da Sayıştay Temyiz Kurulu Kararı ile hukuki güvenlik ilkesi gereğince tazmin hükmü verilmesinde mevzuata uyarlılık bulunmadığı gerekçesi ile bozulmuş olması,

• 2018 yılına ilişkin yapılan ödemeye dayanak teşkil eden 23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı Kurul Kararının mevzuata uygun olduğu ve geçerli olduğunun belirtilmesi,

hususları bir arada değerlendirildiğinde, Sayıştay’ın yaklaşık 10 yıl devam eden ve artık yerleşik içtihat niteliğini alan karar ve uygulamasının “Kurul Başkan ve üyelerine ‘konut tahsis katkısı ’ adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğu” ve “bu kapsamda ödeme yapan Kurum personelinin herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceği” yönünde olduğu,

Kurum personelinin hukuk devleti ilkesinin gereği olarak yukarıda yer verilen yerleşik Sayıştay kararlarına uygun olarak işlem tesis etmesi bekleneceğinden söz konusu personelin Sayıştayın anılan yerleşik içtihatları ile işbu dilekçeye konu Sayıştay Temyiz İlamında arasındaki ihtilafı önceden bilmesi beklenemeyeceğinden, Kurum personeline herhangi bir kusur yüklenemeyeceği,

F- Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.06.1974 tarihli ve 14915 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan, 22.12.1973 tarihli ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararı Çerçevesinde Kamu Zararının Varlığı Halinde Dahi, Sayıştay Temyiz İlamına Konu Edilebilecek Ödemelerin Geri Alabilme Süresinin, Hukuka Aykırılığı Tespit Edilen Ödemenin Yapıldığı Tarihten İtibaren İdari Dava Açma Süresi Kadar Olduğu,

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarihli ve E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararında kamu zararına konu edilmesi hukuken mümkün olmayan hatalı ödemelerin dahi ancak dava açma süresi içerisinde istenebileceği hüküm altına alındığı,

İfade edilerek Daire Kararının Kaldırılması talep edilmektedir.

Başsavcılık Mütalaası

Kamu İdaresi adına Başkan ... tarafından karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulması üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasında:

“Kararının düzeltilmesini ... [İdare] adına talep eden ...'nun … ... [İdare]'nın 5018 sayılı Kanunun Zamanaşımı başlıklı 74 üncü maddesine tabi olmadığı bundan dolayı da, 2016 yılında yapılan ödemeler nedeniyle kamu zararının oluştuğu şeklinde karar verilmesinin doğru olmayacağı, kamu zararlarının haksız fiili teşkil ettiği cihetle, konuya ilişkin genel hüküm niteliğindeki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere yönelik zamanaşımı müessesesini düzenleyen hükümlerinin dikkate alınması yönündeki itirazının, ilamda karşılanmış olması nedeniyle yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun "Sosyal Haklar ve Yardımlar'' başlıklı bölümünde sosyal yardımlar içerisinde konut yardımı da öngörülmüş ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu'na dayanılarak çıkarılan Kamu Konutları Yönetmeliği'nin "Özel Tahsisli Konutlar'' başlıklı Ek 1 sayılı cetvelde Bakanlık Müsteşarı için, "Görev Tahsisli Konutlar'' başlıklı Ek-2 sayılı Cetvelinde ise Bakanlık Müsteşar Yardımcısı için, yani 375 sayılı KHK'nın Ek 11'inci maddesi kapsamında belirlenen emsali Devlet Memuru kadrolarına, görevde bulundukları süre boyunca lojman tahsis edilmesi düzenlenmiştir.

Diğer taraftan, ... [İdarenin] 2011 yılı hesap denetimiyle ilgili olarak Temyiz Kurulunun 31.03.2015 tarih ve 40203 Tutanak sayılı Kararında belirtilen tereddütlerle ilgili olarak Maliye Bakanlığından konuya ilişkin alınan 12.05.2017 tarih, 27998389-110.05-4363 sayılı ve ... [İdare] Kurul Başkanına Yapılacak Ödemeler konulu yazıda; Kamu Konutları Yönetmeliğinin 4'üncü maddesinin (h) bendi uyarınca Başbakanlık Müsteşarına yapılan konut tahsisinin (kiralamasının), 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 102'nci maddesinde belirtilen ... [İdare] başkan ve personeline yapılacak aylık ücret ödemesinde ücret tavanı olarak esas alınacak, ''Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar'' içerisinde yer aldığı değerlendirildiğinden, emsali Devlet memuru kadrolarına yasal düzenlemeler çerçevesinde ayni olarak verilmekte olan bir sosyal hakkın, ilama konu edilen kadrolara ''nakdi olarak'' konut tahsis katkısı adı altında veriliyor olmasının, 375 sayılı KHK'nın Ek 11 inci maddesine aykırılık oluşturmadığı düşünülmektedir.

Ayrıca, Sayıştay tarafından ... [İdare] nezdinde gerçekleştirilen hesap denetimlerinde, Kurul Başkan ve üyelerine ''konut tahsis katkısı'' adı altında yapılan ödemelere ilişkin olarak;

- 2011 ve 2012 yıllarında söz konusu ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verilmiş olması,

- 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin hesap denetimlerinde, anılan ödemelerin sorgu konusu yapılmaması,

- 2018 yılına ilişkin hesap denetiminde, Kurul Başkan ve üyeleri ile aynı hukuki durumda bulunan Kurum personeline 'konut tahsis katkısı' adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verilmesi; Kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra Kurul Başkanı ve Kurul üyeliği kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atananlara 'konut tahsis katkısı' adı altında yapılan aynı mahiyetteki ödemelere ilişkin 27.10.2022 tarih ve sayılı ek ilamdaki tazmin hükmünün ise Temyiz Kurulunun 08.06.2022 tarih ve 52027 tutanak sayılı kararıyla, hukuki güvenlik ilkesi gereğince tazmin hükmü verilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile bozulmuş olması hususları göz önüne alındığında,

Yaklaşık 10 yıla yaklaşan bir süreç içerisinde oluşan içtihat niteliğindeki karar ve uygulama karşısında, ödemeyi yapan Kurum personeline herhangi bir kusur yüklenemeyeceği değerlendirilmektedir.

Bu nedenle talebin kabul edilerek, karar düzeltilmesine mahal bulunduğu yönünde karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.”

denilmektedir.



Duruşmaya Kamu İdaresini temsilen Daire Başkanı Av...., Grup Başkanı Av...., ilgililer Daire Başkanı ..., Mali İşler Müdür Vekili ... katılmıştır. Adı geçen kişiler tarafından karar düzeltilmesi dilekçesinde yer alan hususlar yeniden ifade edilmiş, Kurum tarafından konut tahsis katkısı ödenmesinin mevzuata aykırı olmadığı, Yapılan ödemenin mevzuata aykırı olduğuna kanaat getirilmesi halinde ise sorumlu kamu görevlilerinin bu mevzuata aykırılıktan sorumlu tutulamayacağı, Mali denetim raporlarında konut tahsis katkısı ödemelerinin mevzuata aykırılığı konusunda Kamu İdaresinin bu hususa iştirak ettiğinin ifade edildiği, Ancak mali denetim raporlarında belirtilen iştirakın muhasebe kayıtları bağlamında bir iştirak olduğu vurgulanarak Daire Kararının Kaldırılması talep edilmiştir.

Duruşma sırasında Sayıştay Savcısı tarafından, yazılı mütalaada belirtilen gerekçeyle Karar Düzeltilmesine Mahal Bulunduğu, Daire Kararının Kaldırılması gerektiği ifade edilmiştir.

Kamu İdaresini temsilen Daire Başkanı Av...., Grup Başkanı Av...., ilgililer Daire Başkanı ..., Mali İşler Müdür Vekili ... ve Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

08.10.2020 Karar tarihli, 141 İlam sayılı Daire Kararının 3’üncü maddesiyle, “kamu zararına yol açan bir hususa ilişkin tüm sorumluların savunmalarının alınarak sorumluluklarının değerlendirilmesi amacıyla ödeme emri belgelerinde imzası bulunan sorumluların tamamının savunmalarının alınması ve savunmalar sonucunda düzenlenecek yargılamaya esas ek raporun yargılanmasına değin konunun, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’nci maddesi uyarınca HÜKÜM DIŞI bırakılmasına” karar verilmiştir.

28.09.2021 Karar tarihli, 195 (Ek) İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Kurul başkan ve üyelerine, 375 sayılı KHK’nın Ek 11’nci maddesinin (b) fıkrası hükümlerine aykırı olarak ve Kurul karan gereğince, hukuki bir dayanağı olmaksızın konut tahsis yardımı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının Kurum Başkanı, harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve diğer sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir.

08.06.2022 tarih ve 52027 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, “Asıl İlam ile işbu temyiz talebine konu Ek İlamda aynı yıla ilişkin inceleme yapıldığı ve karar tarihleri arasındaki dönemde de inceleme konusuna ilişkin herhangi bir mevzuat değişikliği yapılmadığı da dikkate alındığında hukuki güvenlik ilkesi gereğince tazmin hükmü verilmesinde mevzuata uyarlık bulunma[dığı]” gerekçesiyle 195 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin BOZULMASINA karar verilmiştir.

20.06.2023 Karar tarihli, 277 (Ek) İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Kurul Başkan ve üyelerine, 375 sayılı KHK’nın Ek 11’inci maddesinin (b) fıkrası hükümlerine aykırı olarak ve Kurul kararı gereğince, hukuki bir dayanağı olmaksızın konut tahsis yardımı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Kararda sorumlu tutulanlar: Harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi ve diğer sorumlular (Başkan ve 4 üye)’dır. (Israr kararı)

13.11.2024 tarih ve 57487 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, 277 Ek İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdikine karar verilmiştir.

Esas yönünden inceleme

Somut uygulama

23.09.2008 tarih ve 2830 sayılı Kurul Kararı ile Kurul başkan ve üyelerine konut tahsis katkısı ödenmesine karar verilmiş ve bu karara istinaden ödeme yapılmaya başlanmıştır.

08.09.2017 tarih ve 7486 sayılı Kurul Kararı ile ödenmekte olan net konut tahsis katkısı tutarlarının, söz konusu tutarların belirlendiği tarihten o güne kadar yapılan kamu görevlileri maaş ve enflasyon farkı zamları dikkate alınarak 01.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere kurul başkanı ve üyeler için … TL, başkan yardımcıları için … TL, daire başkanları ve başkanlık müşavirleri için … TL, müdürler için ise … TL olarak ödenmesine ve bu tutarların işbu karar tarihinden sonra yapılacak kamu görevlileri maaş ve enflasyon farkı zamlarının uygulanması suretiyle güncellenmesine karar verilmiştir.

20.06.2023 Karar tarihli, 289 Karar-277 Ek İlam sayılı 8.Daire Kararının 1’inci maddesine konu somut uygulamada 2018 yılı boyunca, ... [İdare] Başkan ve Kurul Üyelerine konut tahsis yardımı adı altında toplam ... TL nakit ödenmiştir. Daire Kararında konut tahsis katkısı adı altında nakit ödeme yapılmasının yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle bu ödemelerin kamu zararını sonuç verdiğine hükmedilmiştir.

Mevzuat ve Değerlendirme

… Kurumu 23 Haziran 1999 tarih ve 23734 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ihdas edilmiş, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kurumdur.

4389 sayılı Kanun’un “Kurum çalışanlarının özlük ve mali hakları, Kurum bütçesi” başlıklı 6’ncı maddesinin ikinci fıkrasında;

“a) Kurul üyelerinin aylık ücretleri Bakanlar Kurulunca belirlenir.

b) Kurum personelinin ücret ve diğer malî hakları, Bakanlar Kurulunca belirlenecek esaslar çerçevesinde Kurulca tespit olunur.”

düzenlemesi yer almaktaydı.

Aynı Kanun’un 2’nci maddesinde bu Kanun’un uygulanmasında Kurulun, ...nu ifade ettiği; 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında da Kurulun biri başkan, biri ikinci başkan olmak üzere yedi üyeden oluştuğu, Kurumun karar organı olduğu ve Kurul başkanının Kurumun da başkanı olduğu belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen düzenlemelere göre, Kurul üyelerinin aylık ücretleri Bakanlar Kurulunca, Kurum personelinin ücret ve diğer malî hakları ise, Bakanlar Kurulunca belirlenecek esaslar çerçevesinde Kurulca tespit olunacaktı.

Bu yetkiye istinaden, 4389 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu dönemde (01.11.2005 tarihine kadar) Bakanlar Kurulunca, farklı tarihlerde yürürlüğe giren (2000/1005, 2000/1007, 2000/1118) Bakanlar Kurulu Kararlarıyla Kurul üyelerinin aylık ücretleri belirlenmiştir.

27.10.2000 tarih ve 24213 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01.04.2000 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren 28.09.2000 tarihli ve 2000/1399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla, 21/7/2000 tarihli ve 2000/1007 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki Karar’a ek madde eklenmek suretiyle “17/8/2000 tarihli ve 2000/1118 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın eki Kararla … .. ve … Kurumu personeline öngörülen sosyal hak ve yardımların aynı usul ve esaslar çerçevesinde ... Başkanı, İkinci Başkan ve üyelerine de öden[mesi]” kararlaştırılmıştır. Bu Kararla, … [Kurul] üyelerine, Kurum personeline ödenmesi öngörülen sosyal hak ve yardımlardan aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlanma imkânı getirilmiş, bir anlamda Kurul başkan ve üyelerinin sosyal hak ve yardımlarının belirlenmesi hususunda Kurula yetki verilmiştir.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 01.11.2005 tarih ve 25983 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun’un, “Kaldırılan ve değiştirilen hükümler” başlıklı 168’inci maddesiyle, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Kurul başkanı ve üyelerinin aylık ücretleriyle ilgili olarak, 5411 sayılı Kanun’un “Ücretler, malî ve diğer sosyal haklar” başlıklı 102’nci maddesinin birinci fıkrasında:

“Kurul Başkanına en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödenir. En yüksek Devlet memuruna ödenenlerden, vergi ve diğer yasal kesintilere tâbi olmayanlar bu Kanuna göre de vergi ve diğer kesintilere tâbi olmaz. Kurul üyelerine ise Kurul Başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksanbeşi oranında aynı usûl ve esaslara göre ödeme yapılır.”

Son fıkrasında:

“Kurul başkan ve üyelerine, birinci fıkraya göre belirlenen ücretlerinin tutarında, damga vergisi hariç herhangi bir kesintiye tâbi tutulmaksızın, her ay tazminat verilir.”

düzenlemeleri yapılmıştır.

5411 sayılı Kanun’un 102’nci maddesiyle, 4389 sayılı Kanun’da düzenlenmiş olan Kurul üyelerinin aylık ücretlerinin Bakanlar Kurulu tarafından belirlenmesi uygulamasından vazgeçilmiş, Kurul başkanına en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar tutarında aylık ücret, Kurul üyelerine ise Kurul başkanına yapılan ödemelerin yüzde doksanbeşi oranında aynı usûl ve esaslara göre ödeme yapılması, ilave olarak, birinci fıkraya göre belirlenen ücretleri tutarında, her ay tazminat verilmesi esası getirilmiştir. Dolayısıyla 01.11.2005 tarihinden itibaren Bakanlar Kurulunun, … Kurul üyelerinin aylık ücretleri, mali ve sosyal haklarıyla ilgili düzenleme yetkisi kaldırılmıştır.

Buna rağmen ...nun 23.09.2008 karar tarihli ve 2830 karar sayılı Kararıyla:

“Kurul Başkanlığının 22.09.2008 tarihli yazısı ekinde gönderilen 22.09.2008 tarih ve ...DHD.İMİM/1799 sayılı yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;

A) 19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 102 nci maddesinin birinci ve son fıkraları uyarınca;

… / 3) Kurul Başkanı ve üyelerine, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununa dayanılarak çıkarılan 28.09.2000 tarih ve 2000/1399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına İstinaden sosyal hak ve yardımlar kapsamında kira yardımı ödemesi öngörüldüğünden ve bu ödemeler yapıldığından, yine 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sosyal haklar kapsamında, Başbakanlık Müsteşarına yapılan konut tahsisi dikkate alınarak; esas itibariyle 5411 sayılı Bankacılık Kanununun yürürlük tarihi İtibariyle geçerli olan bu uygulamanın, 2006 yılına ilişkin Sayıştay raporunun henüz Kuruma intikal etmemiş olması sebebiyle bu aşamada, 15.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere konut tahsis katkısı adi altında Kurul Başkanı ve üyelerine 1.500 YTL’nin her ayın onbeşinde net olarak ödenmesine, ilk defa göreve başlayacakların göreve başladıkları tarihi takip eden ayın onbeşinden itibaren konut tahsis katkısına hak kazanmasına, Kuruldaki görevlerinin sona ermesi halinde ise ödenmiş bulunan konut tahsis katkısının geri alınmamasına”

karar verilmiştir.

Oysa yukarıda açıklandığı üzere, 5411 sayılı Kanun’un 102’inci maddesinin ilk ve son fıkrasında Kurul başkanı ve üyelerine en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar esas alınarak aylık ücret ve ilave olarak bu ücret tutarında her ay tazminat ödeneceği öngörüldüğünden, 5411 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu hususlarda Bakanlar Kurulu ve ...nun yetkisi kalmamıştır.

5411 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, Kurul başkanı ve üyelerine, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na dayanılarak çıkarılan 28.09.2000 tarih ve 2000/1399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na istinaden ... tarafından belirlenen sosyal hak ve yardımlar kapsamında ödenen kira yardımı konusunda Kurulun yetkisinin devam edip etmediği hususu:

Yukarıda açıklandığı üzere; 4689 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu dönemde, Kurul başkanı ve üyelerinin aylık ücretleri Bakanlar Kurulu Kararıyla belirlenirken, 28.09.2000 tarihli ve 2000/1399 sayılı Kararnameyle, 21/7/2000 tarihli ve 2000/1007 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na madde eklenmek suretiyle “17/8/2000 tarihli ve 2000/1118 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın Eki Kararla … Kurumu personeline öngörülen sosyal hak ve yardımların aynı usul ve esaslar çerçevesinde ... Başkanı, İkinci Başkan ve üyelerine de öden[mesi]” kararlaştırılmıştı.

Oysa yukarıda açıklandığı üzere, 5411 sayılı Kanun’un 102’inci maddesinin ilk ve son fıkrasında, Kurul başkanı ve üyelerine, en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar esas alınarak aylık ücret ve birinci fıkra kapsamında yapılan ücret tutarında ilave olarak her ay tazminat ödeneceği öngörüldüğünden, bu hususlarda artık Kurulun yetkisi kalmamıştır.

Ayrıca 5411 sayılı Kanun’un “Kaldırılan ve değiştirilen hükümler” başlıklı 168’inci maddesiyle 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırıldığından, bu konuda Kurulun herhangi bir yetkisi kalmamıştır. Dolayısıyla Kurul Başkanı ve üyelerinin 5411 sayılı Kanun’a göre aylık ücret aldıkları dönemde, söz konusu kira yardımı ödemesi hakkında Bakanlar Kurulunun karar verme yetkisi bulunmadığından, 5411 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.11.2005 tarihinden itibaren ...nun, Kurul başkan ve üyelerine Başbakanlık Müsteşarına yapılabilecek konut tahsisini esas alarak konut tahsis katkısı adı altında nakit bir ödeme belirlemesi ve bu tutarın yıllar itibariyle güncellenmesi mevzuata aykırıdır.

02.11.2011 tarih ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’de (Karar Sayısı: KHK/666) Kurul Başkanı ve üyelerinin ücretleriyle ilgili olarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 11’inci (Ek:11/10/2011-KHK-666/1 md) maddesinin ilk fıkrasının b-bendi ve ikinci fıkrasında:

“b) (Değişik: 14/4/2016-6704/30 md.) 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kadro ve pozisyonlarına 15/1/2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden atanan kurul başkanı, kurul üyesi ve başkan yardımcısı ile murakıp ve uzman unvanlı meslek personeline, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; kurul başkanı için bakanlık müsteşarı, kurul üyesi için bakanlık müsteşar yardımcısı, başkan yardımcısı için bakanlık genel müdürü, murakıp ve uzman unvanlı meslek personeli için Başbakanlık uzmanlarına mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçemez ve bunlar, emeklilik hakları bakımından da emsali olarak belirlenen personel ile denk kabul edilir.

…

(Değişik ikinci fıkra: 12/7/2013-6495/73 md.) Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.”

düzenlemesi yer almaktadır.

Bu düzenlemeyle, 15.01.2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden atanan Kurul başkanı ve Kurul üyelerine, ilgili mevzuatı uyarınca ödenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdî ödemelerin bir aylık toplam net tutarı; Kurul başkanı için “bakanlık müsteşarı”, Kurul üyeleri için “bakanlık müsteşar yardımcısı”na, mevzuatında kadrosuna bağlı olarak mali haklar ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılması öngörülen ödemelerin bir aylık toplam net tutarını geçmeyecek kadar aylık ödeme öngörülmüş, diğer mevzuattaki bu düzenlemeye aykırı hükümlerin uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır.

Esasen 375 sayılı KHK’nin Ek 11’inci maddesinde emsal olarak, Kurul başkanı için “bakanlık müsteşarı”, Kurul üyesi için “bakanlık müsteşar yardımcısı”na yapılan bütün ayni ve nakdi ödemeler alınmıştır. Somut uygulamada “ayni ödeme” ifadesinden kamu konutu tahsisi anlaşıldığı düşünüldüğünde ise kamu görevlilerine yapılan kamu konutu tahsisinin mahiyetine bakılması gerekir:

11/11/1983 tarih ve 18218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu ile 23.09.1984 tarih ve 18524 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Kamu Konutları Yönetmeliği’ne göre kamu konutları a) Özel tahsisli konutlar, b) Görev tahsisli konutlar, c) Sıra tahsisli konutlar, d) Hizmet tahsisli konutlar olmak üzere dört gruba ayrılmış; özel tahsisli, görev ve hizmet tahsisli konutlarda tahsise esas olan görev veya hizmetin devamı süresince oturulabileceği, sıra tahsisli konutlarda ise oturma süresi beş yıl olduğu belirtilmiştir. Yönetmelik’in 14 ve diğer maddelerinde, konut tahsisinin talebe bağlı olduğu, hak sahibi kamu görevlilerine, kamu konutu tahsisi karşılığı nakdi bir ödeme yapılmasının öngörülmediği görülmektedir. Kanun’un “Yasak hükümler” başlıklı 10’uncu maddesinde “Toplu iş sözleşmelerine ve özel sözleşmelere bu Kanuna aykırı hükümler konulamaz, idari yetki kullanımı yoluyla bu Kanuna aykırı işlem yapılamaz.” denilmektedir.

Bu düzenlemeler karşısında, Kurul başkanı ve üyelerine, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na dayanılarak çıkarılan, 28.09.2000 tarih ve 2000/1399 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden, Kurul kararlarıyla, sosyal hak ve yardımlar kapsamında nakdi kira yardımı yapılması mevzuata aykırıdır. Buna ilave olarak, 375 sayılı KHK’nin ek 11’inci maddesinin birinci fıkrası (d) bendinin ikinci cümlesinde diğer mevzuattaki bu düzenlemeye aykırı hükümlerin uygulanmayacağı kurala bağlandığından, -yasal dayanağı olmamakla birlikte bir an için 5411 sayılı Kanun’un 102’nci maddesine göre bu ödemenin yapılabileceği düşünülse bile- ek 11’inci maddenin yürürlüğe girdiği 15.01.2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden atanan Kurul başkanı ve Kurul üyelerine, kamu konutu tahsis hakkına istinaden nakit bir ödeme yapılması mevzuata uygun değildir.

Ayrıca Maliye Bakanlığının (Bütçe ve Mali kontrol Genel Müdürlüğü) 12.05.2017 tarihli, 27998389-110.05-4363 sayılı, “... [İdare] Kurul Başkanına Yapılacak Ödemeler” konulu ve Sayıştay Başkanlığı muhataplı görüş yazısı bulunmaktadır. Bu yazı, Sayıştay Başkanlığı tarafından Maliye Bakanlığından “… 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 102 nci maddesinde belirtilen ... [İdare] Başkanı ve personeline yapılacak aylık ücret ödemesinde ücret tavanı olarak esas alınacak Başbakanlık Müsteşarına verilen mali ve sosyal hakların neler olduğu ve bu kapsamda Başbakanlık Müsteşarına tahsis edilen konut için belirlenecek olan bir tutarın Kurul Başkanına ödenmesinin mümkün olup olmadığı hususlarında bilgi talep edilme[si]” üzerine verilmiştir. Bu yazıda Bakanlık tarafından ‘ “Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar” ifadesinin ise, yukarıda belirtilen ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde oluşturulan ve ekte yer alan 1 nolu Tabloda belirtilen maaş unsurlarını kapsaması gerektiği değerlendirilmektedir. …’ denilmektedir. Yazı ekinde yer alan 1 no.lu tabloda belirtilen maaş unsurları şunlardır: sözleşme ücreti, ikramiye, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, fazla çalışma ücreti. Yazıda ayrıca: “Diğer taraftan, Kamu Konutları Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin (h) bendinde yer alan hüküm uyarınca bütçelerinde yeterli ödeneğin bulunması kaydıyla, bağlı ve ilgili bulunulan Bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüsü üzerine Başbakanlıktan izin alınması suretiyle kamu kurum ve kuruluşlarının diğer personeli için konut kiralanabilmektedir. Bu kapsamda … kamu kurumuna tefrik edilen ödeneğin aşılmaması ve Başbakanlıktan izin alınması kaydıyla, Müsteşar kadrosuna tahsis edilmek üzere ve aylık kira tutarı … geçmemek üzere, Müşteşar Yardımcısı kadrosuna tahsis edilmek ve aylık kira tutarı … geçmemek üzere lojman kiralanmasına Bakanlığımızca izin verilmiş bulunmaktadır.’ denilmektedir. Maliye Bakanlığı tarafından Sayıştay Başkanlığına verilen 12.05.2017 tarihli bu görüşten de anlaşıldığı üzere, ilgili kamu görevlilerine lojman yardımı ayni olarak yapılabilen bir yardımdır; nakdi olarak bu sosyal hakkın sağlanması mevzuata aykırıdır.

Sonuç olarak, ayni bir hak olan konut yardımının ... [İdare] Kurul başkanı ve üyelerine maaşın bir unsuru olarak “konut tahsis katkısı” adı altında nakden ödenmesi 5411 sayılı Kanun (m.102), 657 sayılı Kanun, 375 sayılı KHK (ek m.11/b), 2946 sayılı Kanun ve Kamu Konutları Yönetmeliği’ne aykırıdır.

Kamu İdaresi ve sorumlular tarafından yapılan savunmada, somut uygulamanın 71’inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden birini oluşturduğuna hükmedilmesi halinde dahi kamu zararı oluşmadığı, zira somut uygulamada kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinin (5018 sy Kanun, m.71/1) bulunmadığı ifade edilmiştir. Sorumlular tarafından yapılan savunmada:

Sayıştay yargısında Kurul Başkan ve Üyelerine 2011 ve 2012 yıllarında ödenen “konut tahsis katkısı” ödemelerinin mevzuata uygun olduğuna hükmedildiği,

2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin hesap denetimlerinde “konut tahsis katkısı” ödemelerinin sorgu konusu dahi yapılmadığı,

2018 yılına ilişkin hesap denetiminde, Sayıştay 8. Dairesinin 141 sayılı Asıl İlamında Kurul Başkan ve üyeleri ile aynı hukuki durumda bulunan Kurum personeline “konut tahsisi katkısı” adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verildiği,

2018 yılına ilişkin hesap denetiminde, Kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra Kurul Başkanı ve Kurul üyeliği kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atananlara “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan aynı mahiyetteki ödemelere ilişkin tesis edilen 141 sayılı Asıl İlam ile çelişen 195-141 sayılı Ek İlamın 08.06.2022 tarih ve 52027 tutanak sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararıyla hukuki güvenlik ilkesi gereğince tazmin hükmü verilmesinde mevzuata uyarlılık bulunmadığı gerekçesi ile Bozulduğu,

Sayıştayın yaklaşık 10 yıl devam eden karar ve uygulamasının “Kurul Başkan ve üyelerine ‘konut tahsis katkısı’ adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğu” ve “bu kapsamda ödeme yapan Kurum personelinin herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceği” yönünde olduğu,

ifade edilerek Kurul başkan ve üyelerine “konut tahsis katkısı” ödenmesinde -bu ödemenin mevzuata aykırı olduğuna kanaat getirilmesi halinde- kamu personelinin kusuru bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu savunmanın reddi gerekir. Zira kuruluşundan itibaren konut kiralanması konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş ve Cumhurbaşkanlığından izin alınmadan, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre ayni sağlanan bir sosyal hakkın/yardımın maaş unsuru gibi nakden sağlanması mevzuata açıkça aykırıdır. Somut uygulamadaki mevzuata açık aykırılık hali dolayısıyla sorumluların görev ve yetkileri kapsamında kusurları bulunmaktadır.

Kamu İdaresi tarafından 2879 sayılı Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına ilişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Personele ilişkin hükümler” başlıklı 4 üncü maddesinde 703 sayılı KHK’nın 46’ncı maddesiyle yapılan değişiklik ile anılan kanunun 4 üncü maddesinin 6’ncı fıkrasında yer alan düzenlemeye göre Kamu Konutları Kanunu’ndan muaf olan Cumhurbaşkanlığı idari işler Başkanının barınma ihtiyacının ne şekilde giderildiği hususunun tespiti tavan ücretin hesaplanması noktasında önem arz ettiği ifade edilerek Sayıştay Dairesi tarafından bu konuda yapılacak incelemenin kamu zararı konusunda sorumlular lehine sonuç vereceği savunulmaktadır. Ancak bu savunmanın da reddi gerekir. Belirtilen mevzuatta: “Cumhurbaşkanlığı hizmetlerinin özelliği ve güvenlik şartına uygun şekilde yerine getirilmesini sağlamak amacıyla; 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanunu, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu Cumhurbaşkanlığı Makamı ve İdari İşler Başkanlığı hakkında uygulanmaz. Söz konusu kanunlarda düzenlenen hususlar ile mali iş ve işlemlere ilişkin usul ve esaslar Cumhurbaşkanlığınca belirlenir.” denilmektedir. Bu mevzuat, sunulan hizmetin özelliği dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Makamı ve İdari İşler Başkanlığı hakkında istisnai bazı düzenlemeleri sınırlı-sayma suretiyle belirtmektedir. İstisnaların açıkça düzenlenmesi yani örtülü veya dolaylı istisna düzenlemesi yapılmaması ve istisnaların dar yorumlanması ilkeleri gereği, söz konusu istisna düzenlemesinin ... [İdare]’da yapılan konut tahsis katkısının yorumlanmasında etkisi bulunmamaktadır.

Ayrıca Kamu İdaresi tarafından 5411 sayılı Kanun’un 93’üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile Kanun hükümlerinin uygulamada ne şekilde anlaşılması gerektiği, soyut olan kanuni düzenlemenin nasıl somutlaşacağı hususlarında Kurumun düzenleme yetkisiyle donatıldığı belirtilerek Kurul kararlarıyla konut tahsis katkısı ödenmesinin mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır. Kurul tarafından Kamu İdaresinin işleyişiyle ilgili düzenleyici işlemler yapılması Kurulun görev ve yetkileri dahilindedir. Ancak bu görev ve yetkinin -idarenin tüm görev ve yetkileri gibi- kanunlar ve diğer üst normlara uygun kullanılması gerekmektedir. Somut uygulamada Kanun ve Yönetmelik’e aykırı olan Kurul Kararları konut tahsis katkısı ödemelerine dayanak olamayacaktır.

Karar düzeltilmesi dilekçesinde yer alan diğer itirazlar 13.11.2024 tarih ve 57487 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararında karşılanmıştır.

5018 sayılı Kanun’un “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” denilmektedir. 71’inci maddenin ikinci fıkrasında “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak haller arasında sayılmıştır. Ayni bir hak olan konut yardımının ... [İdare] Kurul Başkanı ve Üyelerine maaşın bir unsuru olarak nakden ödenmesinin, 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde belirtilen “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kapsamında kamu zararına neden olduğu anlaşılmıştır. Daire Kararı mevzuata ve hukuka uygundur.



BU İTİBARLA, yukarıda açıklanan gerekçeyle, Kamu İdaresinin karar düzeltilmesi talebi reddedilerek, 13.11.2024 tarih ve 57487 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA (Temyiz Kurulu ve … .Daire Başkanı …, … .Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, …, …’in karşı oyuyla), oy çokluğuyla,

Karar verildiği 26.11.2025 tarih ve 58663 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.



(Karşı oy gerekçesi

Temyiz Kurulu ve … .Daire Başkanı …, … .Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, …, …’in karşı oy gerekçesi

Düzenleyici ve denetleyici kurumların kadro ve pozisyonlarına 15.01.2012 tarihinden sonra ilk defa veya yeniden atanan Kurul başkanı ve Kurul üyelerinin de dahil olduğu personele ödenen maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla çalışma ücreti, kâr payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer ödemeler ile sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan tüm ayni ve nakdî ödemelere, emsali kadrolar gösterilmek suretiyle sınırlama getirilerek ücret tavanı belirlenmektedir. 375 sayılı KHK’nin Ek 11’inci maddesinin (b) fıkrasında yapılan bu düzenlemeyle sosyal hak ve yardımlar kapsamında yapılan ödemelerin ayni ve nakdi ödemeler şeklinde belirtilmek suretiyle iki ayrı unsuru içerdiği, dolayısıyla Kurum kadrolarının emsali olarak belirlenen kadrolar için öngörülen ödemeler arasında maaş, aylık, ücret gibi ödemeler dışında ayni ve nakdi sosyal hak ve yardım ödemelerinin de yer aldığı görülmektedir.

Diğer yandan 5411 sayılı Kanun’un 102’nci maddesiyle “Kurul başkanına en yüksek Devlet memuru için belirlenen her türlü ödemeler dâhil malî ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödenir” denilerek, en yüksek Devlet memuru için belirlenen haklardan sadece mali hakların değil, sosyal hakların da bir tutar olarak aylık ücret tavanının hesabında dikkate alınması düzenlenmiştir. 375 sayılı KHK’nin Ek 11’inci maddesinde yer alan ”Diğer mevzuatın bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” düzenlemesiyle ise Kurul başkanı ve Kurul üyelerinin mali haklarının belirlenmesinde esas alınan bahsi geçen 5411 sayılı Kanun’un 102’nci maddesinin birinci fıkrasının, 375 sayılı KHK’nin Ek 11’inci maddesi (b) bendi ile belirlenen sınırlamalara aykırı olması durumunda uygulanamayacağı anlaşılmaktadır.

657 sayılı Kanun’un “Sosyal Haklar ve Yardımlar” başlıklı bölümünde Devlet memurlarının faydalanabileceği ayni ve nakdi ödemeleri içeren sosyal hak ve yardımlar arasında “Devlet memurları için konut” başlığı altında konut yardımına yer verilmektedir. Bu kapsamda, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’na dayanılarak çıkarılan Kamu Konutları Yönetmeliği’ne ekli “Özel Tahsisli Konutlar” başlıklı Ek-I sayılı cetvelde Müsteşarlar, “Görev Tahsisli Konutlar” başlıklı Ek-II sayılı cetvelde ise Bakanlık Müsteşar Yardımcısına; yani 375 sayılı KHK’nin Ek 11’inci maddesi doğrultusunda Kurul Başkanı ve Kurul üyesi için emsali olarak gösterilen (Bakanlık Müsteşarı ve Bakanlık Müsteşar Yardımcısı) kadrolara, görevde bulundukları süre boyunca lojman tahsis edileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu düzenleme de dikkate alındığında, emsali Devlet memuru kadrolarına yasal düzenlemeler çerçevesinde ayni olarak verilmekte olan sosyal bir hakkın, Kurul başkan ve üyelerine nakdi olarak “konut tahsis katkısı” adı altında ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Ayrıca Maliye Bakanlığı tarafından Sayıştay Başkanlığına verilen 12.05.2017 tarihli, 27998389-110.05-4363 sayılı, “... [İdare] Kurul Başkanına Yapılacak Ödemeler” konulu görüşte, lojman tahsis edilmeyip kendilerine konut kiralanacak müsteşar yardımcıları için ödenecek aylık kira tutarı da bildirilmiştir. Kurum Başkanı ve Kurul Üyelerine yapılacak ödeme nakdi ve ayni tüm tutarları içerdiğinden, belirtilen personele memur maaş katsayısıyla güncellenen kira bedellerinin nakden ödenmesinde kamu zararını sonuç veren bir mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Mevcut uygulama 5411 sayılı Kanun’dan önce başlayan ve aynı Kanun’un 102’nci maddesi bağlamında devam ettirilen ve ödemelere esas alınması gereken bir sosyal hakkın parasal karşılığının yani tutarının belirlenmesiyle ilgili olduğundan; yani kiralama, satın alma, yapım işiyle ilgili olmadığından Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ne aykırılık bulunmamaktadır. Somut uygulamanın mevzuata uygun olup olmadığının değerlendirilmesinde Kurum tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığından görüş ile Cumhurbaşkanlığından izin alınmadığından bahsedilmesi de somut uygulamaya uygun değildir.

Mevzuata Sayıştay tarafından verilen anlam ile ilgili olarak: Sorumlular ve Kamu İdaresi tarafından yapılan savunmada, somut uygulamanın 71’inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden birini oluşturduğuna hükmedilmesi halinde dahi kamu zararı oluşmadığı, zira somut uygulamada kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinin (5018 sy Kanun, m.71/1) bulunmadığı ifade edilmiştir. Sorumlular tarafından yapılan savunmada:

Sayıştay yargısında Kurul Başkan ve Üyelerine 2011 ve 2012 yıllarında ödenen “konut tahsis katkısı” ödemelerinin mevzuata uygun olduğuna hükmedildiği,

2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin hesap denetimlerinde “konut tahsis katkısı” ödemelerinin sorgu konusu dahi yapılmadığı,

2018 yılına ilişkin hesap denetiminde, Sayıştay 8. Dairesinin 141 sayılı Asıl İlamında Kurul Başkan ve üyeleri ile aynı hukuki durumda bulunan Kurum personeline “konut tahsisi katkısı” adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğuna karar verildiği,

2018 yılına ilişkin hesap denetiminde, Kurumda 15.01.2012 tarihinden sonra Kurul Başkanı ve Kurul üyeliği kadro ve pozisyonlarına ilk defa veya yeniden atananlara “konut tahsis katkısı” adı altında yapılan aynı mahiyetteki ödemelere ilişkin tesis edilen 141 sayılı Asıl İlam ile çelişen 195-141 sayılı Ek İlamın 08.06.2022 tarih ve 52027 tutanak sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu Kararıyla hukuki güvenlik ilkesi gereğince tazmin hükmü verilmesinde mevzuata uyarlılık bulunmadığı gerekçesi ile Bozulduğu,

Sayıştayın yaklaşık 10 yıl devam eden karar ve uygulamasının “Kurul Başkan ve üyelerine ‘konut tahsis katkısı’ adı altında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğu” ve “bu kapsamda ödeme yapan Kurum personelinin herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceği” yönünde olduğu,

ifade edilerek Kurul Başkan ve Üyelerine “konut tahsis katkısı” ödenmesinde -bu durum mevzuatında öngörülmeyen bir ödeme ise eğer- kamu personelinin kusuru bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu savunmanın kabulü gerekir. Bir hesap mahkemesi olan Sayıştay Daireleri tarafından söz konusu “konut tahsis katkısı” ödemeleri yapılması mevzuata uygun bulunmuştur. Kamu İdaresi Sayıştayın bu yargı kararları doğrultusunda uygulama yapmıştır. Ancak on yıl kadar sonra Sayıştay Dairesi ilgili mevzuatın somut uygulamaya dayanak teşkil etmediği gerekçesiyle kamu zararı oluştuğuna hükmetmiştir. Bu durumda, Sayıştayın yargı kararları doğrultusunda işlem yapan Kurum personelinin -oluşmuşsa eğer- kamu zararına sebep olan mevzuata aykırılıkta görevleriyle ilgili kusuru bulunmamaktadır.

Bu İtibarla, yukarıda belirtilen gerekçeyle Kamu İdaresinin talebi kabul edilerek Daire Kararının Kaldırılması gerekir.)