Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2016
Daire
6
Dosya No
53945
Tutanak No
58643
Tutanak Tarihi
19.11.2025
Konu
İhale Mevzuatı ile İlgili Kararlar
KARAR

İlk işte fen kurallarına uygun yapılmayan ve eksik yapılan imalatların ikinci işte tam ve fen kurallarına uygun olarak tamamlattırılması ve bu kapsamda aynı imalatlar için ikinci işin yüklenicisine tekrar ödeme yapılması; dolayısıyla birinci işin yüklenicisine yapılan ödemenin kamu zararına neden olması;

301 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; … yükleniminde olan “… Yapılması İşi”nde fen kurallarına uygun yapılmayan ve eksik yapılan deniz tahkimatı (anroşman) imalatlarının … yükleniminde olan “… Yapılması İşi”nde tam ve fen kurallarına uygun olarak tamamlattırıldığı ve bu kapsamda aynı imalatlar için ikinci işin yüklenicisine tekrar ödeme yapıldığı; dolayısıyla birinci işin yüklenicisine yapılan ödemenin kamu zararına neden olduğu gerekçesiyle (sorgu aşamasında kamu zararı … TL hesap edilmiş olmakla birlikte, … TL’si için ilişilecek husus bulunmadığına karar verilerek) … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

İşbu (ek) ilam maddesinde sorumlu tutulan bazı kamu görevlileri temyiz talebinde bulunmuş olmakla beraber, tazmin hükmünde adı geçen sorumlulardan (Harcama Onayı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu Genel Sekreter … adına Sorumlu Vekili Av. …, temyiz dilekçesinde özetle; Daire Ek İlamının hatalı gerekçelere dayanmakta olup, öncelikle müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceği yönündeki savunmaları ile işin esası hakkındaki temyiz nedenlerinin aşağıda ayrıntıları ile arz olunacağını;

I- KAMU ZARARI İDDİASINA KONU OLAN İŞLEMLERDE, GENEL SEKRETER VE GENEL SEKRETER YARDIMCISI OLARAK İMZASI BULUNAN MÜVEKKİLİNİN 5018 SAYILI KANUNA GÖRE SORUMLU OLMADIĞINA DAİR BEYANLAR:

Müvekkilinin, kamu zararı bulunduğu iddia edilen işlem ve konulardan bir kısmında Genel Sekreter Yardımcısı; bir kısmında ise, Genel Sekreter olarak "olur” imzası attığını, bilindiği üzere, 5018 Sayılı Kanun’da sorumluluk durumunun, gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkilileri ile sınırlı tutulduğunu, 5018 sayılı Kanun’un 31’inci maddesinde; “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir. Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, diğer idarelerde ise Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir.” denildiğini, 5018 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinde, bütçelerden harcama yapılabilmesinin, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkün olduğu belirlenmiş olup; harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumlu olduğunun belirtildiğini, hal böyle olunca; 5018 sayılı Kanun’da, kamu zararlarından sorumluların kimler olduğunun açıkça belirlendiğini ve sınırlandığını, nitekim, sorumluluğun ve sorumluların kanunla sınırlanmasının mümkün olduğunu, 5018 sayılı Kanun’a göre, harcama yetkilileri dışındaki yöneticilerin sorumluluğuna dair bir hüküm bulunmadığını, 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 4’üncü mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Harcama Yetkilileri Hakkında 1 Seri No’lu Genel Tebliğ’e göre; büyükşehir belediyelerinde harcama yetkilisinin daire başkanı olduğunu, 5018 sayılı Kanun’un yukarıdaki hükmü ve Harcama Yetkilileri Hakkında 1 Seri No'lu Genel Tebliğ hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kamu zararı bulunması halinde, harcama yetkilisi olarak ancak daire başkanının sorumlu olabileceğini, üst yönetici durumundaki genel sekreter ve genel sekreter yardımcısının sorumlu olamayacağını, kaldı ki; 5018 sayılı Kanun’da, bir işleme üst yöneticinin katılmış olması halinde bile, yetki ve sorumluluk harcama yetkilisine ait olup, üst yöneticinin onay veya olur imzası bir genel yönetim yetkisi olduğundan; kamu zararı bulunması halinde, üst yöneticinin değil, harcama yetkilisinin sorumlu olduğunun kabul edildiğini, nitekim, aynı düşüncelerle, belediye başkanlarının üst yönetici olarak kabul edilip, onay veya olur imzaları bulunsa da kamu zararından sorumluluklarının bulunmadığının kabul edildiğini, şüphesiz ki, üst yönetici olarak aynı durumdaki genel sekreter için, 5018 sayılı Kanun’un sorumluluğu sınırlandıran hükmünü, kanuna aykırı şekilde genişleterek, genel sekreterin kamu zararından sorumlu olacağının kabulünün hatalı olduğunu, nitekim; İzmir Büyükşehir Belediyesi 2019 hesaplarıyla ilgili, Sayıştay 5. Dairesinin 105 no.lu İlamında; temyize konu olan Ek İlamdaki gibi, YBF’de imzası bulunan müvekkili ile ilgili olarak; Genel Sekreter sıfatıyla olur imzası sebebiyle sorumluluğu bulunmayacağına hükmedildiğini, gerçekten İlamda; “Sorumlulardan diğer sorumlu (Gen. Sek.) …, ... sorumluluğuna ilişkin itirazları yerinde görüldüğünden, oluşan kamu zararından dolayı kendilerine sorumluluk atfedilmesi mümkün değildir.” denilerek, kamu zararından müvekkilinin sorumlu olmadığına karar verildiğini, şu kadar ki; 5018 sayılı Kanun’un 31’inci maddesinde, harcama yetkisinin genel sekreter veya genel sekreter yardımcısında birleştirilebileceğini, 5018 sayılı Kanun’un 31’inci maddesinde, harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilmesine ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca belirleneceğinin belirtildiğini, Maliye Bakanlığınca 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 4’üncü mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Harcama Yetkilileri Hakkında 1 Seri No’lu Genel Tebliğde; teşkilat yapısında üst yönetici ile harcama birimleri arasında yönetim kademesi yer almak şartıyla, bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama birimlerinin harcama yetkisinin harcama türleri itibarıyla kısmen veya tamamen mahalli idarelerde İçişleri Bakanlığının uygun görüşü ve üst yöneticinin onayı ile bir üst yönetim kademesinde birleştirilebileceği, üst yönetici ve yardımcılarına harcama yetkisinin birleştirilmesi suretiyle harcama yetkisinin verilemeyeceği hususlarının belirtildiğini, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünce yayımlanan … tarihli ve … sayılı Genelgede, mahalli idarelerde harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilmesinin il özel idareleri ve büyükşehir belediyelerinde mümkün olduğu, bütçelerinde birim düzeyinde kurumsal kodlama yapmış olan il özel idareleri ve büyükşehir belediyelerinde birimlerin harcama yetkilerinin, genel sekreter veya yardımcılarında, üst yöneticinin onayı ve Bakanlığın uygun görüşü üzerine birleştirilebileceği hususlarının ifade edildiğini, hal böyle olunca; harcama yetkisi genel sekreter veya yardımcılarında birleştirilmemişse; genel sekreter veya yardımcısının harcama yetkilisi olarak sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, ilgili idare bakımından; 2014 yılına kadar harcama yetkisi, Genel Sekreter ve Yardımcılarında birleştirilmiş iken, 2014 yılından itibaren harcama yetkisinin Daire Başkanlarında olduğu bildirilerek birleştirmenin kaldırıldığını, bu sebeplerle kamu zararının bulunmadığına dair tespitler dışında, harcama yetkilisi olmaması ve 2014 yılından itibaren 5018 sayılı Kanun’a göre birleştirme de bulunmadığından; işlemlerde Genel Sekreter Yardımcısı ve Genel Sekreter olarak, "olur” imzası bulunan müvekkilinin kamu zararından sorumluluğuna gidilmesinin de mümkün olamayacağının anlaşılmakta olduğunu,

II- KAMU ZARARI BULUNMADIĞINA DAİR AÇIKLAMA VE TEMYİZ NEDENLERİ:

İşbu temyiz talebine konu Ek İlamda, “… Yapılması” işi içerisinde yapılması gereken, ancak eksik ve fen kurallarına uygun olarak yapılmayan anroşman imalatlarının “… Yapılması İşi” içerisinde tamamlattırılması suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiği tespitinin mevcut olduğunu, “… Yapılması İşi”nde yapılan deniz dolgusu ve dolgu üzerindeki araç, yaya ve bisiklet yolunun güvenliğini sağlayan taş tahkimat imalatlarının 2016 yılının Şubat avında tamamlandığını ve 2017 yılının Kasım ayında alt geçit trafiğe açılana kadar görevini yerine getirerek 3 şeritli bulvar ile yaya ve bisiklet yolunun sağlıklı bir şekilde kurulup kullanılmasını sağladığını (Dilekçe Eki: 1), … Yapılması İşinin ise tamamen farklı bir proje olduğunu, üzerinde 67.500 m²’lik meydan, tramvay durağı, iskele, havuz, oyun parkları, yürüyüş yolları ve benzeri alanlardan oluşan bir proje olup dilekçe ekinde sunulan proje kesitlerinde de görüleceği üzere bu projenin deniz ile birleştiği yöndeki imalat cins ve yapılarının tamamen farklı olduğunu (Dilekçe Eki: 2), Ek İlamda, … İşi kapsamında gerçekleştirilen 10 adet imalat kalemi sıralanarak bunların esasen “… Yapılması İşi”nde ortaya çıkan eksik ve fen kurallarına aykırı imalatları tamamlamak için yapıldığının iddia edilmekte olduğunu, ancak bu iş kalemlerinden sadece 2 adedinin (Hafriyat Yapılması ve 2-6 ton taşlarla anroşman yapılması pozları) “… Yapılması İşi”nde de mevcut olup, “Hafriyat Yapılması” pozunun sadece fore kazık imalatları için yapılan gidaj hafriyat işinde kullanıldığını, yani anroşman ve deniz dolgusu imalatlarında bu pozun hiç kullanılmadığını, zaten diğer 8 adet iş kaleminin tamamen farklı olduğunu, bu hususun dahi başlı başına, iki projenin farklılığını göstermekte olduğunu (Dilekçe Eki: 3-… Yapılması İşi 9 no.lu Hakediş Raporu), “… Yapılması İşi”nde mevcut trafiği aktarmak üzere yapılan servis yolunun, ihale kapsamında olmadığından ve alt geçidin yapılabilmesi için elzem olduğundan; yeni birim fiyatlar oluşturularak denizin bir kısmının geçici olarak doldurulması ile yapıldığını ve oluşturulan servis yolunun, alt geçit kullanıma açılana kadar sorunsuz bir şekilde yoğun trafik altında kullanıldığını, Etüd ve Projeler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan “… Yapılması İşi” projelerine “… Yapılması İşi” kapsamındaki tahkimat imalatlarının tamamlanmasından sonra başlandığını; kıyı hattı mevcut durumu da değerlendirilerek kalıcı olacak şekilde projelendirildiğini ve uygulandığını, bu çerçevede, Ek İlamda kamu zararı olarak belirtilen imalatların, kıyı çizgisinin “… Yapılması İşi” projesine göre düzenlenmesi neticesinde yapılan imalatlar olduğunu, mevcut anroşmanın yerlerinden alınıp diğer imalatların da yapılması ile yeni projesine göre kalıcı olarak yerleştirilmesinin, “… Yapılması İşi” kapsamında yapılan tahkimat işinin fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı şeklinde yorumlanmasının hatalı bir kabule dayanmakta olduğunu, kıyı hattının meydan yapılması işinin öncesini gösteren görselden de açıkça görülebileceği üzere, söz konusu tahkimatın işlevini yerine getirdiği, hemen yanında bulunan trafik akışının emniyetine katkı sağladığı ve fen-sanat kurallarına uygun olduğu hususlarının anlaşılmakta olduğunu (Dilekçe Eki: 4), Ek İlamda belirtilen “… Yapılması İşi” kapsamında tahkimatta kullanılan taşların en az %30'unun olması gerektiği gibi 2-6 ton kategorisinde değil 0,4-2 ton ağırlığında olduğu yönündeki tespitlere istinaden edinilen, … tarihli … Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi … tarafından hazırlanan Teknik Mütalaada özetle;

“Buna göre öncelikle belirtmek gerekir ki İdare tarafından tahkimat olarak uygulandığı belirtilen kesit ve kullanılan malzeme özellikleri İzmir Körfezi Dalga karakteristikleri ve deniz taban yapısı dikkate alındığında gerek T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM), Kıyı Yapıları Planlama ve Tasarım Teknik Esasları'nda belirtilen kriterlere gerekse Ulusal ve Uluslararası literatürde yer alan benzer kriterlere uygun olduğu anlaşılmaktadır.

…

Bilirkişiler tarafından taş tahkimat yapısının projeye uygun yapılıp yapılmadığını kontrol etmek için sondaja dayalı yaptırdıkları araştırmanın taş boyutlarını belirlemek bakımından taş dolgu ortamlarda çok anlamlı sonuçlar vermeyeceği açıktır. Sondaj işleminin mekanizması göz önüne alındığında kısmen boşluklu bir yapıda yer alan taşlarda doğru karot yüzdelerini elde etmeyi beklemek yanlış olacaktır. Rotary metodu ile alındığı tahmin edilen karotlarm alım işlemleri sırasında dahi parçalanma risklerinin olması muhtemeldir.

Diğer taraftan bilirkişi raporunda fiziksel olarak tek boyutlu bir inceleme yöntemi olan sondaj çalışması ile üç boyutlu bir malzemenin fiziksel özelliklerinin nasıl tahmin edildiği hususu da açık değildir. Dahası sadece sondajlardan elde edilen bilgilerle yola çıkılarak anroşman kesimindeki 2-6 ton kategorisindeki taş tahkimatının %30'unun 0,4-2 ton kategorisinde olduğunu ifade etmek yeterli ve rasyonel bilgilere dayandırılmayan bir iddiadır. Yüzeyden yapılan gözlemlerle bu yargıya ulaşabilmek de anlamlı değildir.”

Şeklinde bariz tespitlerin mevcut olduğunu (Dilekçe Eki: 5), başta da belirtildiği üzere, dolgu önüne yapılan taş tahkimat işlerinin 2016 yılı Şubat ayı içerisinde tamamlandığını, … İşindeki kıyı yapıları işlerinin ise 2017 yılının sonlarında başladığını, aradan geçen 2 yıla yakın zaman içerisinde mevcut dolgu, taş tahkimat, ulaşım yolları, bisiklet ve yaya yollarında bir deformasyon oluşmamasının da Bilirkişi Raporunda ve Denetçi sorgusunda belirtilen iddiaların yerinde olmadığının bir göstergesi olup, Teknik Mütalaada da imalatların fen ve sanat kurallarına uygunluğunun açıklandığını, bütün bunlarında yanında, işbu Ek İlamla bağlantılı olan Sayıştay 6. Dairesi’nin 170 sayılı İlamının 33/A sayılı maddesi karar düzeltme aşamasında Temyiz Kurulunca bozulmuş olmakla, kesinleşmiş bir kamu zararının mevcut olmadığını, ayrıca; hiçbir teknik, bilimsel, fiziki tespite dayanmadan, farklı zamanlarda ve farklı amaçlarla gerçekleştirilen imalatların ne şekilde örtüştürüldüğü, sonradan yapılan imalatların, nasıl ve ne şekilde önceki imalatların eksik ve kusurlarını giderdiği hususlarının Ek İlamda açıklanmış ve gerekçelendirilmiş olmadığını, sonuç itibarıyla, “… Yapılması İşi” kapsamında yapılan imalatlar ile “… Yapılması İşi” kapsamında yapılan imalatların farklı mahiyette olduğunu, “… İşi”nin bir meydan düzenleme işi olup projelendirilmesinin de “… Yapılması İşi”nin sonrasında oluşan mevcut düzene göre yapıldığını ve uygulandığını, bütün bu hususlarında yanında, işbu temyiz itirazına konu olan Ek İlamda iki üye tarafından yazılmış karşı oy yazısında da her iki iş kapsamındaki imalatların farklı imalatlar olduğunun vurgulandığını, arz olunan gerekçelerle, hatalı tespitlere dayanarak verilmiş olan Ek İlam hakkında temyiz başvurusunda bulunulması gerekliliğinin hasıl olduğunu, yukarıdaki açıklamalar karşısında; mevzuata ve hukuka uygun olarak yapıldığı değerlendirilen işlemler ile ilgili kamu zararı oluşmadığı kanaati ve müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceği yönündeki emsal yargı kararları doğrultusunda, Ek İlamda yer alan tazmin hükmünün, duruşmalı temyiz incelemesi neticesinde kaldırılmasını Kurulumuza arz etmiştir.

Aynı (ek) ilam maddesinde sorumlu tutulan kamu görevlilerinden temyiz talebinde bulunan sorumlular [(Ödeme Emri Belgesi ve Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi Fen İşleri Daire Başkanı … ile (Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlileri Yol Üst Yapı Şube Müdürü … ve Harita Teknikeri …], aynı dosya kapsamındaki temyiz dilekçelerinde yukarıda adı geçen sorumlu vekilinin konunun esası yönünden kendi dilekçesinde dile getirdiği iddia ve itirazları aynen tekrar ettikten sonra farklı olarak sorumluluk yönünden özetle; “… Yapılması İşi”nde ne proje aşamasında ne de uygulama aşamasında herhangi bir yorumlarının bulunmadığını, "… Yapılması İşi” kapsamında fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yaptırılan anroşman hattının, … Yapılması İşinin projesine göre tekrardan düzenlenmesi konusunda zaten görev, yetki ve sorumluluğunun da bulunmadığını Kulumuza bildirmişlerdir.

Yine aynı (ek) ilam maddesinde sorumlu tutulan kamu görevlilerinden temyiz talebinde bulunan sorumlular [(Hakediş Kapağı Üzerinde İmzası Bulunan) Gerçekleştirme Görevlileri İnşaat Mühendisi … ve İnşaat Teknikeri …], aynı dosya kapsamındaki temyiz dilekçelerinde yukarıda adı geçen sorumlu vekilinin konunun esası yönünden kendi dilekçesinde dile getirdiği iddia ve itirazlarla genel anlamda benzerlik teşkil eder şekilde özetle; “… Yapılması İşi” kapsamında yapılan deniz dolgusu ve anroşman yapılması işlerinin, alt geçit yapımı sırasında mevcut araç ve yaya trafiğinin aktarılacağı servis yolunu Dilekçe Eki: 1'deki kesite uygun şekilde oluşturmak ve güvenli hâle getirmek için yaptırıldığını, servis yolunun kullanıldığı süre boyunca da tüm yer sarsıntıları ve deniz hareketlerine rağmen yapılan imalatlarda hiçbir sorun gözlemlenmediğini, yani varlığı boyunca amacını yerine getiren bir deniz dolgusu ve tahkimat yapıldığını, konuyla ilgili, Sayıştay Başkanlığınca sorgu ekinde taraflarına iletilen Bilirkişi Raporuna istinaden … tarihinde … Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden, bu raporun ve iş kapsamında yapılan anroşmanın bilimsel yöntemlere göre değerlendirilmesinin istendiğini; Dilekçe Eki:2'deki … tarihli Teknik Mütalaada görüldüğü üzere, yapılan imalatların kaya türü ve fiziksel boyutları açısından uygun olduğunun açıkça belirtildiğini, 2016 yılı denetimi sorgusu ve Bilirkişi Raporunun taraflarına 18.12.2017 tarihinden sonra iletildiğini ve ivedilikle de Üniversite görüşünün istendiğini, Ek İlamda bu teknik mütalaanın 2. İş olarak anılan “… Yapılması İşi” kapsamında, eksik kalan imalatların tamamlanmasından sonra alındığı belirtilerek sorguya esas savunmalarının kabul edilmediğinin belirtildiğini, meydan yapılması işindeki kıyı düzenleme imalatlarının ne zaman tamamlandığı taraflarınca bilinmese bile raporun içeriğine bakılınca Daire Başkanlığınca yapılan imalatlarla ilgili bir değerlendirme olduğunun açıkça anlaşıldığını, dolayısıyla savunmalarını destekleyen bu bilginin dikkate alınması gerektiğini, Ek İlamda tazmin hükmünün, taraflarının kontrollüğünde yapılan deniz tahkimatı işinin eksik ve fen kurallarına aykırı yapılmasından dolayı alındığını; bunun bir yorum olmayıp bilirkişi raporu, şantiye fotoğrafları ve Yapı İşleri Dairesi Başkanlığının imzalı yazı ile belgeli olduğunun ifade edildiğini, iş kapsamında anroşman ile ilgili Bilirkişilerce yapılan tespitlerin yüzeyde bulunan taşlarla ilgili yorum yapmaktan ibaret olduğunu, Bilirkişilerin anroşman imalatı bittikten uzun bir süre sonra tespite geldiklerini, Bilirkişilerce sahada sondajla tespit çalışması yapılmışsa da Dilekçe Eki: 2’de de görüleceği üzere bu sondaj çalışmalarının anroşman yapılan bölgede değil deniz dolgusu yapılan yol gövdesi kısmında yapıldığını, ayrıca Bilirkişilerce taraflarından anroşman imalatlarının nasıl yapıldığı ile ilgili bilgi alınmadığını, yüzeyde görülen ve 2-6 ton kategorisinden daha küçük taşların, büyük kayalar arasındaki boşlukları doldurmak ve güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirildiği; ilgili Yönetmelikte de %20'yi aşmayacak şekilde kategori dışında taşlar kullanılabileceği değerlendirildiğinde gerek Bilirkişi Raporunda (Dilekçe Eki: 3) bahsedilen gerekse şantiye fotoğraflarında görülen anroşman imalatının fen kurallarına uygun olduğunun söylenebileceğini, Yapı İşleri Dairesi Başkanlığının imzalı yazısından yapılan alıntıda ise Yapı İşleri Dairesi Başkanlığınca yaptırılan “… Yapılması İşi”nin tarifinin görüldüğünü, bu işin Dilekçe Eki: 4’teki fotoğraflardan da görüleceği üzere kendi işlerinden tamamen farklı, bir meydan projesi olduğunu, “… Yapılması İşi” kapsamında kullanılan anroşman taşlarının da değerlendirilerek ilave malzemelerle yeni ve daha büyük bir kıyı şeridi oluşturulduğunu, Büyükşehir Belediyesinin farklı bir yatırımı olan, içerisinde meydan, tramvay durağı, iskele, havuz, oyun parkları, yürüyüş yolları ve benzeri alanlar oluşturulan işte yapılan imalatlar ile geçici olarak yaya ve araç geçişlerinin güvenle yapılmasını sağlamak için yapılan imalatlar arasında farklılıklar olmasının, taraflarınca yaptırılan işin yanlış ya da eksik yapıldığını göstermeyeceğini, söz konusu alıntıda da kendi işlerini yanlış ya da eksik yaptırdıklarından değil, kendi projelerine göre eksik kalan kısımların tamamlatıldığından bahsedilmekte olduğunu, sorumluluk yönünden özetle; “… Yapılması İşi”nde ne proje aşamasında ne de uygulama aşamasında herhangi bir yorumlarının bulunmadığını, “… Yapılması İşi” kapsamında fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yaptırılan anroşman hattının, … Yapılması İşinin projesine göre tekrardan düzenlenmesi konusunda zaten görev, yetki ve sorumluluğunun da bulunmadığını Kulumuza bildirmişlerdir.

(Temyiz talebinde bulunan tüm sorumluların ve sorumlu vekilinin dilekçeleri için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; Dairesince, “… Yapılması İşi”nde fen kurallarına uygun yapılmayan deniz tahkimatı (anroşman) imalatlarının “… Yapılması İşi”nde fen kurallarına uygun olarak tamamlatılması sonucunda oluşan kamu zararı tutarının sorumlulardan tazminine hükmedildiğinin görülmekte olduğu, “… Yapılması İşi”nde fen kurallarına uygun yapılmayan ve eksik yapılan deniz tahkimatı (anroşman) imalatlarının “… Yapılması İşi”nde tam ve fen kurallarına uygun olarak tamamlattırıldığı ve bu kapsamda aynı imalatlar için ikinci İşin yüklenicisine tekrar ödeme yapıldığının; dolayısıyla birinci işin yüklenicisine yapılan ödemenin kamu zararına neden olduğunun değerlendirildiği, buna göre, temyiz dilekçesinde dile getirilen hususların, Daire yargılaması aşamasında dile getirilen hususlarla benzer nitelikte olduğu, bu itirazlar Daire Ek İlamında tüm yönleriyle karşılandığı için verilen karar usul ve hukuka uygun olduğundan, adı geçenlerin temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının korunması gerektiği mütalaa olunmuştur.

İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlulardan …, …, … ve … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra [ve yine aynı sorumlulardan …’a 30.10.2025 ve … ve adına (sorumlu vekili olarak) Av. …’a ise 23.10.2025 tarihlerinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadıklarından; 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyaplarında,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Temyize konu (ek) ilam maddesinde tazmin hükmü, “… İşi”nde (Birinci İş) fen kurallarına uygun yapılmayan ve eksik yapılan deniz tahkimatı (anroşman) imalatlarının başka bir yüklenicinin yükleniminde olan “… Yapılması İşi”nde (İkinci İş) tam ve fen kurallarına uygun olarak tamamlattırıldığı ve bu kapsamda aynı imalatlar için İkinci İşin yüklenicisine tekrar ödeme yapıldığı dolayısıyla Birinci İşin yüklenicisine yapılan ödemenin kamu zararına neden olduğu temel gerekçesi üzerine kurulmuştur.

Buna karşılık sorumlular tarafından temyiz dilekçelerinde;

- Ek İlamda; “… Yapılması İşi” (Birinci İş) kapsamında tahkimatta kullanılan taşların en az %30’unun olması gerektiği gibi 2-6 ton kategorisinde değil 0,4-2 ton ağırlığında olduğu, bu hususun sorgu konusu yapıldığı ve 170 sayılı (Asıl) İlamın 33’üncü maddesinin (A) bendiyle tazmin hükmü verildiği, bu kez aynı mahallerde “… Yapılması İşi” (İkinci İş) kapsamında tahkimat işlerinin yaptırıldığı, bunun amacının ise daha önceki eksik ve fen kurallarına aykırı imalatların düzeltilmesi ve tamamlatılması olduğu neticesine ulaşıldığı,

- Birinci İşte yapılan deniz dolgusu ve dolgu üzerindeki araç, yaya ve bisiklet yolunun güvenliğini sağlayan taş tahkimat imalatlarının 2016 yılının Şubat ayında tamamlandığı ve 2017 yılının Kasım ayında alt geçit trafiğe açılana kadar görevini yerine getirerek dilekçe ekindeki imalat kesitinden de görüleceği üzere 3 şeritli bulvar ile yaya ve bisiklet yolunun sağlıklı bir şekilde kurulup kullanılmasını sağladığı, bu iş kapsamında yapılan imalatların asıl amacının bu olduğu ve bu amacını güvenli ve sorunsuz şekilde yerine getirdiği, İkinci İşin ise bütünüyle değişik bir proje olduğu, üzerinde 67.500 m²’lik meydan, tramvay durağı, iskele, havuz, oyun parkları, yürüyüş yolları ve benzeri alanlardan oluşan bir proje olup yine dilekçe ekindeki proje kesitlerinden de görüleceği üzere bu projenin deniz ile birleştiği yöndeki imalat cins ve yapılarının tamamen farklı olduğu,

- Ek İlamda İkinci İş kapsamında gerçekleştirilen 10 adet imalat kalemi sıralanarak bunların esasen Birinci İşte ortaya çıkan eksik ve fen kurallarına aykırı imalatları tamamlamak için yapıldığının iddia edildiği, ancak bu iş kalemlerinden sadece 2 adedinin (Hafriyat Yapılması ve 2-6 ton taşlarla anroşman yapılması pozları) dilekçe eki hakediş raporunda görüleceği üzere Birinci İşte de mevcut olup “Hafriyat Yapılması” pozunun da sadece fore kazık imalatları için yapılan gidaj hafriyat işinde kullanıldığı, yani anroşman ve deniz dolgusu imalatlarında bu pozun da hiç kullanılmadığı, diğer 8 adet iş kaleminin de tamamen farklılık arz ettiği, bu hususun açık biçimde iki projenin farklılığını gösterdiği,

- Birinci İşte mevcut trafiği aktarmak üzere yapılan servis yolu ihale kapsamında olmadığından ve alt geçidin yapılabilmesi için elzem olduğundan yeni birim fiyatlar oluşturularak denizin bir kısmının geçici olarak doldurulması ile yapıldığı ve oluşturulan servis yolunun alt geçit kullanıma açılana kadar sorunsuz bir şekilde yoğun trafik altında kullanıldığı,

- Etüd ve Projeler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan İkinci İşin projelerine Birinci İş kapsamındaki tahkimat imalatlarının tamamlanmasından sonra başlandığı, kıyı hattının mevcut durumu da değerlendirilerek kalıcı olacak şekilde projelendirildiği ve uygulandığı, bu çerçevede, Ek İlamda kamu zararı olarak belirtilen imalatların kıyı çizgisinin “… Yapılması İşi” projesine göre düzenlenmesi neticesinde yapılan imalatlar olduğu, mevcut anroşmanın yerlerinden alınıp diğer imalatların da yapılması ile yeni projesine göre kalıcı olarak yerleştirilmesinin “… Yapılması İşi” kapsamında yapılan tahkimat işinin fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı şeklinde yorumlanamayacağı, kıyı hattının meydan yapılması işi öncesinde de sonrasında da fen ve sanat kurallarına uygun olduğunun dilekçe ekindeki fotoğraflardan da görüldüğü,

- Esasen sorguda dile getirilen Birinci İş kapsamında tahkimatta kullanılan taşların en az %30’unun olması gerektiği gibi 2-6 ton kategorisinde değil 0,4-2 ton ağırlığında olduğu yönündeki tespitlere istinaden edinilen, 2018 yılının Ocak ayında … Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi … tarafından hazırlanan dilekçe ekindeki Teknik Mütalaanın “Açıklamalar ve Değerlendirmeler” başlıklı bölümünde özetle:

“Buna göre öncelikle belirtmek gerekir ki İdare tarafından tahkimat olarak uygulandığı belirtilen kesit ve kullanılan malzeme özellikleri İzmir Körfezi Dalga karakteristikleri ve deniz taban yapısı dikkate alındığında gerek T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM), Kıyı Yapıları Planlama ve Tasarım Teknik Esaslarında belirtilen kriterlere gerekse ulusal ve uluslararası literatürde yer alan benzer kriterlere uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Bilirkişiler tarafından taş tahkimat yapısının projeye uygun yapılıp yapılmadığını kontrol etmek için sondaja dayalı yaptırdıkları araştırmanın taş boyutlarını belirlemek bakımından taş dolgu ortamlarda çok anlamlı sonuçlar vermeyeceği açıktır. Sondaj işleminin mekanizması göz önüne alındığında kısmen boşluklu bir yapıda yer alan taşlarda doğru karot yüzdelerini elde etmeyi beklemek yanlış olacaktır. Rotary metodu ile alındığı tahmin edilen karotların alım işlemleri sırasında dahi parçalanma risklerinin olması muhtemeldir.

Diğer taraftan bilirkişi raporunda fiziksel olarak tek boyutlu bir inceleme yöntemi olan sondaj çalışması ile üç boyutlu bir malzemenin fiziksel özelliklerinin nasıl tahmin edildiği hususu da açık değildir. Dahası sadece sondajlardan elde edilen bilgilerle yola çıkılarak anroşman kesimindeki 2-6 ton kategorisindeki taş tahkimatının %30’unun 0,4-2 ton kategorisinde olduğunu ifade etmek yeterli ve rasyonel bilgilere dayandırılmayan bir iddiadır. Yüzeyden yapılan gözlemlerle bu yargıya ulaşabilmek te anlamlı değildir.”

Denildiği, buna göre Teknik Mütalaada da açıkça imalatların uygunluğunun kabul edildiği,

- Yukarıda bahsedilen 170 sayılı (Asıl) İlamın 33’üncü maddesinin (A) bendindeki tazmin hükmüne Temyiz Kurulunca verilen “tasdik” kararına karşı da karar düzeltilmesi kanun yoluna gidildiği ve dolayısıyla bu seferki tazmin hükmüne dayanak gösterilen söz konusu tazmin hükmünün dahi kesinleşmediği,

Hususları ileri sürülmüştür.

Ek İlamda denetim kanıtı olarak, “… Yapılması İşi”ni (İkinci iş) yürüten Yapı İşleri Dairesi Başkanlığından alınan durum tespitine ilişkin … tarihli yazıdaki:

“… Bulvarında yapılan taşıt alt geçidi üzerindeki ve çevresindeki alanda üst düzenlemenin yapılması amacıyla belediyemizce … İşi … TL bedelle …’ne ihale edilmiş ve 22.09.2017 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başlanmıştır. Yer teslim tarihinden sonra karada ve denizde gerekli kot okumaları, batimetriler alınmış ve sırasıyla; kıyı kesitinde mevcutta bulunan taşlar toplanmış ve daha sonra kullanılmak üzere istiflenmiş (elleçleme), proje kesitinin alt kotuna kadar hafriyat yapılmış, hafriyat yapıldıktan sonra tıkama tabakası öncesinde proje kesitinde belirtilen taşlarla iyileştirme yapılmış, tıkama tabakası yapılmış, projede belirtilen güzergah boyunca bavul betonu (su içi betonu) dökülmüş, mevcutta bulunan ve elleçleme yapılarak ayrıştırılmış taşlar proje kesitine göre yerleştirilmiş, eksik kalan miktarlar iş kapsamında tamamlatılmış ve bavul betonunun kara tarafında projede belirtildiği şekilde dolgu yapılarak deniz tarafında 250 metrelik bölümde anroşman imalatı tamamlanmıştır. Yer teslim tarihindeki fotoğraflar ile iş kapsamında imal edilen anroşman fotoğrafları ile anroşmana ilişkin detay ve ataşmanlar ekte gönderilmiştir.”,

Daha sonra aynı Daire tarafından 29.01.2019 tarihinde yazılı olarak bildirilen:

“... “… İskelesi” (…) projelerine uygun olarak tamamlanarak; 937,23 m’lik sahil şeridinde anroşman, kronman ve karantina iskelesi imalatı yapılmıştır.”

İfadeleri ve (Sayıştay Temyiz Kurulunca 07.04.2021 tarihli ve 49323 tutanak sayılı Kararı ile tasdik edilen) 04.04.2019 tarihli ve 170 sayılı İlamın 33’üncü maddesinin (A) bendindeki:

“Ayrıca yapılan fiili fiziki inceleme sonucunda, tahkimat imalatının en az %30’nun olması gerektiği gibi 2-6 ton kategorideki taşlar ile yapılmadığı, imalatın %30’unun 0,4-2,00 ton aralığında olduğu, yukarıdaki doğru analize 0,4-2,00 ton taş ve ekskavatör maliyeti değiştirilip konularak hesaplama yapıldığı, bu kısım için birim fiyatın 20,25 TL/ton olması gerektiği, ihale dökümanlarına ve fen kurallarına göre olması gerektiği gibi olmayan, eksik ve kusurlu kısım (en az %30) için ödeme yapılması sonucu … TL kamu zararına neden olunmuştur.

Bununla beraber Bilirkişi Raporu’na göre, taş tahkimatı yapım tekniği açısından değerlendirildiğinde; taslak projede belirtilen kategorideki (2-6 ton kategorideki) taşların en fazla %70 seviyelerinde olduğu, yer yer 0,4-2 ton ve altı kategorideki taşların bulunduğu, bu taşların bir kısmının imalatın en üst tabakasında bulunması ve tahkimat yapım tekniğine uygun olmayan istifli taş dolgusu şeklinde yapılmış olan deniz tahkimatının ilerleyen zamanlarda oluşacak fırtına dalgalarına karşı yol platformunu koruyamayacağı, daha da önemlisi trafik, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşüreceği anlaşılmaktadır.”

Hükümleri gösterilmiştir.

Öncelikle, Ek İlamdaki kamu zararı tablosunda;

…

İkinci İş kapsamındaki BFİ.001, BFİ.011, BFİ.013, BFİ.014, BFİ.015 ve BFİ.016 imalatları mükerrer oldukları gerekçesiyle kamu zararına konu edilmiş olmakla birlikte, bu imalatlardan sadece ikisi [BFİ.001 Hafriyat Yapılması ve BFİ.016 (2-6 TON) Taşlarla Anroşman Yapma (Karadan ve Denizden)] Birinci İş kapsamında da yer almaktadır. Sorumlular tarafından “BFİ.001-Hafriyat Yapılması” pozunun da sadece fore kazık imalatları için yapılan gidaj hafriyat işinde kullanıldığı iddia edilmiştir. Öte yandan, “BFİ.016-2-6 Ton Taşlarla Anroşman Yapılması” pozunun fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamasından kaynaklanan (%30 0,4-2 ton/2-6 ton taş farkı) kamu zararı tutarı ise 170 sayılı (Asıl) İlamın 33’üncü maddesinin (A) bendinde … TL olarak hesaplanmış olup, bu tutar da temyize konu işbu Ek İlamda zaten kamu zararı toplamından düşülmüş durumdadır. [170 sayılı (Asıl) İlamın 33’üncü maddesinin (A) bendinde toplam … TL tazmin hükmü verilmiş olup, söz konusu tazmin hükmü de 17.01.2024 tarihli ve 56388 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla karar düzeltilmesi yoluyla bozulmuştur.]

Yukarıda anılan iki imalat dışındaki diğer iş kalemleri için Birinci İş kapsamında herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemiş olduğu sabit olmakla birlikte, Ek İlamda (yapılan işler listesinde yer almayan) bu imalatların Birinci İş kapsamında yapılması gerektiğine dair (bilirkişi ya da uzman incelemesine dayanan) hukuki, teknik, bilimsel ve fiili/fiziki bir tespit de bulunmamaktadır. Yapı İşleri Dairesi Başkanlığından imzalı olarak alınan ve denetim kanıtı olarak sunulan belgelerden de; mevcut deniz dolgusu ve anroşmanın eksik ve fen kurallarına aykırı olduğu, söz konusu imalatların deniz dolgusu ve anroşmanı fen kurallarına uygun hale getirmek için yapılmış olduğu, yani deniz dolgusu ve anroşman tam ve fen kurallarına uygun olsaydı bu imalatların yapılmayacağı şeklinde bir sonuca varmak mümkün görünmemektedir.

Aksine, yargılamaya esas rapor eki belgeler ile sorumluların (ve sorumlu vekilinin) dilekçelerinden; İkinci İşe, Birinci İşteki alt geçit kapsamındaki tahkimat imalatlarının tamamlanmasından sonra 2017 yılının son aylarında başlandığı, İkinci İşin projelerinin de Birinci İş kapsamındaki tahkimat imalatlarının tamamlanmasından sonra hazırlanmaya başlandığı, bir başka deyişle kıyı hattının mevcut durumu da değerlendirilerek kalıcı olacak şekilde projelendirildiği ve uygulandığı; bu çerçevede, mevcut anroşmanın teknik nedenlerle geçici olarak yerlerinden alınıp diğer imalatların yapılmasından sonra yeni projesine göre kalıcı olarak yerleştirilmesinin sağlandığı anlaşılmakta olup, buradan da; her iki iş kapsamındaki imalatların birbirlerinden farklı olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Sonuç itibarıyla, mevcut belge ve bilgiler ışığında herhangi bir nesnel tespite dayanmadan farklı zamanlarda ve farklı amaçlarla gerçekleştirilen imalatlar örtüştürülmek suretiyle sonradan yapılanların önceki imalatların eksik ve kusurlarını gidermek amacıyla yaptırıldığı kanaatiyle hüküm kurulması hukuken isabetli görülmediğinden; temyiz talebinde bulunan sorumluların iddia ve itirazlarının kabul edilerek 301 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle … TL’nin tazminine ilişkin verilen hükmün KALDIRILMASINA, (Üye …’in aşağıda yazılı azınlık görüşüne karşı) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 19.11.2025 tarih ve 58643 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

Üye …:

Konunun esası yönünden;

Yukarıda karar metnimize de alınan denetim kanıtları doğrultusunda; eksik ve fen kurallarına uygun yapılmayan deniz tahkimatı (anroşman) imalatlarının “… Yapılması İşi” içerisinde tam ve fen kurallarına uygun olarak tamamlatıldığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, sorumluların temyiz dilekçelerinde sadece 2 adet pozun iki işte aynı olduğu, hafriyat pozunun da fore kazıklarda kullanıldığı, diğer 8 kalemin farklı olduğunu belirtmekte ise de; Yapı İşleri Dairesi Başkanlığından imzalı olarak alınan ve tazmin hükmüne dayanak yapılan yazıdan da görüleceği üzere, bahsi geçen imalatlar deniz dolgusu ve anroşmanın fen ve sanat kurallarına uygun hale getirmek için yapılmışlardır. Zira deniz dolgusu ve anroşman tam ve fen kurallarına uygun yapılmış olsaydı bu imalatların yapılmasına gerek olmayacaktır.

Dolayısıyla, kamu zararına sebebiyet verildiği sabit olup; konunun esası yönünden tazmin hükmünde herhangi bir isabetsizlik söz konusu değildir.

Sorumluluk yönünden;

Ek İlamda tazmine konu olay hakkında ilgili kamu görevlilerinden; ödeme emri belgesi üzerinde imzası bulunanlara Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi sıfatlarıyla, hakediş üzerinde imzası bulunanlara yine Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla, bu sıfatların tek bir kişide birleşmesi halinde birden fazla sıfatlarıyla ve son olarak ihale süreçlerini yöneten kişi olarak (yeni) Genel Sekretere (Kararları Onaya Sunan ya da Onaylayan) Diğer Sorumlu sıfatıyla sorumluluk yüklenmiştir.

Öncelikle, (yeni) Genel Sekreter olarak …’nin sorumluluğu açısından bir değerlendirme yapılacak olursa;

Ek İlamda;

14.06.2007 tarihli ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararı’nın “Sorumlular” başlıklı III’üncü kısmının “2-Yöneticiler” bölümünde:

“5018 sayılı Kanunun 11’inci maddesinde;

Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir...

…

Üst yöneticiler işlerin gidişatından harcama yetkililerinin ve diğer görevlilerin bilgilendirmeleri ve raporları ile bilgi sahibi olmaktadırlar. Bununla birlikte üst yöneticilerin özel kanunlardan doğan Sayıştaya karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda sorumluluklarına hükmedilmeleri de gerekebilir. Bu husus, meselenin Sayıştay yargısında görüşülmesi sırasında hükme bağlanacak bir konudur.”,

Yine aynı Karar’ın “Sorumlular” başlıklı III’üncü kısmının “4- Gerçekleştirme Görevlileri” Bölümünün (c) bendinde:

“c) Kurul, Komisyon veya Benzeri Bir Organca Düzenlenen Gerçekleştirme Belgelerinde Sorumluluk

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğu, bu işlemleri yetkili ve görevli olarak yapmalarına ve yapılan giderin bu kişilerce düzenlenen belgeye dayanılarak yapılması hususlarına göre belirlenmektedir. Bu nedenle mevzuatına göre oluşturulan kurul, komisyon veya benzeri bir organ tarafından düzenlenen keşif, rapor, tutanak, karar veya ödemeye esas benzeri belgelerden doğacak sorumluluğa, işlemi gerçekleştiren ve bu belgeyi düzenleyip imzalayan kurul üyelerinin de dahil edilmeleri ve bu işlem nedeniyle harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine”

Denilmiş olması karşısında, “…Yapılması İşi”nin İhale Yetkilisinin … olup, … tarihli ve … sayılı, … tarihli ve … sayılı resmi yazılar ile ihale sürecini bizzat yönettiği ve işin mevzuata uygun yapılmamasına neden olduğu, ayrıca “… Yapılması İşi Raporu”nda da imzası bulunduğu ve Büyükşehir Belediye Başkanı ile birlikte “Üst Yönetimi” oluşturan Genel Sekreter ve Genel Sekreter Yardımcılarının, sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi ve Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmeliği hükümlerine göre yapım işlerinin “kontrol teşkilatı” içinde yer almadıkları ve dolayısıyla anılan Şartname ve Yönetmelikle “kontrol teşkilatı”na verilen, görev ve yetkileri kullanmadıkları için kontrol teşkilatının görev ve yetkilerinden kaynaklanan mali sorumlulukların da muhatabı olamayacakları değerlendirmesinin bir geçerliliği bulunmadığı ifade edilmiştir.

Yine Ek İlamda; …’nin, … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihinde hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdiğini, adli süreç ile ilgili olarak; gerek yapılan ön inceleme neticesinde gerekse İdari Mahkeme ve Savcılık aşamalarında şahsının söz konusu süreç ile ilgili olarak herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin tespit edilmediğini dolayısıyla kamu zararından sorumlu tutulmaması gerektiğini ifade etmesinin; 6085 sayılı Kanun’un 78’inci maddesinin ikinci fıkrasındaki, adli ve idari mahkemelerce verilen hükümlerin, Sayıştayın denetim ve hükme bağlama işlemlerine engel olamayacağı hükmüne istinaden bir önemi olmadığı belirtilmiştir.

Diğer taraftan, ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri ile hakediş raporunu ve yeni fiyat tutanağını imzalayanlar açısından bir değerlendirme yapılacak olursa;

Ek İlamda; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun 32’nci maddesinde:

“Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

Aynı Kanun’un 33’üncü maddesinde:

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. …

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar. …”

Hükümlerinin yer aldığı,

Sayıştay Genel Kurulunun, yukarıda da yer verilen Kararı’nda; harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına; asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine karar verildiği,

Yine aynı Karar’ın (yeni) Genel Sekreterin belgelerdeki imzalarından dolayı sorumluluğunda esas alınan “Gerçekleştirme Görevlileri” başlıklı 4’üncü maddesinin “Kurul, Komisyon veya Benzeri Bir Organca Düzenlenen Gerçekleştirme Belgelerinde Sorumluluk” başlıklı (c) fıkrasındaki hükümlerin hakediş raporlarını imzalayanlar açısından da geçerli olduğu ve

Bu hükümler karşısında da; ilk işin fen ve sanat kuralarına uygun olarak yapılmadığını bilerek hakediş raporlarını ve ödeme emri belgelerini imzalayanlara sorumluluk tevcih edilmesinde ise hukuka uygun olmayan bir durumun söz konusu olmadığı değerlendirmesi yapılmıştır.

Sorumluluk tespitinde Ek İlamda da bu yöndeki değerlendirmelerle illiyet bağı kurulduğu görülmekte olup; kurulan illiyet bağı, 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesi ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 7’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne uygundur.

Bu itibarla, temyiz talebinde bulunan sorumluların (ve sorumlu vekilinin) iddia ve itirazlarının gerek konunun esası gerekse sorumluk yönlerinden reddedilerek tazmin hükmünün tasdik edilmesi gerekir.