Kamu İdaresi
Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı
2021
Daire
8
Dosya No
55252
Tutanak No
58183
Tutanak Tarihi
09.07.2025
Konu
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
KARAR

Konu: Kira sözleşmesi ile … Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden kiralanan taşınmazın, Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmaksızın alt yükleniciye kiraya verilmesi ve söz konusu taşınmaz alt yüklenicinin kullanımında iken meydana gelen yangın nedeniyle taşınmazda oluşan zararın belediye bütçesinden karşılanması.

48 sayılı Asıl İlamın 7’nci maddesi ile; 01.08.2010 tarihli kira sözleşmesi ile ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden kiralanan ... adlı taşınmazın, 10.05.2012 tarihinde Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmaksızın alt yükleniciye kiraya verilmesi ve söz konusu taşınmaz alt yüklenicinin kullanımında iken meydana gelen yangın nedeniyle taşınmazda oluşan zararın belediye bütçesinden karşılanmasından kaynaklanan ... TL kamu zararının tazminine hükmedilmişti.

Konunun Temyiz Kurulu’nda görüşülmesi sonucunda düzenlenen 20.12.2023 tarih ve 56235 tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararı ile; ... ... Belediyesi tarafından kiralanan söz konusu taşınmazın sigortalatılması için gecikmeksizin sigorta şirketlerine teklif götürüldüğü, ancak sigorta şirketlerinin tamamının yapının tarihi eser niteliğinde olması ve yüksek risk taşımasını gerekçe göstererek sigorta yapmaktan kaçındıkları, Mahkemece yangın nedeniyle ortaya çıkan zararın Belediye tarafından karşılanmasına karar verilmesi üzerine alt kiracıya karşı rücu davasının açıldığı ve dava sürecinin devam etmekte olduğu göz önüne alındığında Belediye Başkanının üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirdiği, somut olaya konu olan yangın nedeniyle ortaya çıkan zarar ve ziyanın Belediye Başkanının kasıt, kusur veya ihmaline (5018 sy Kn.m.71/1) dayanmadığı, oluşan zarar ile Belediye başkanının görev ve yetkisi dahilindeki işlem, eylem veya kararı arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı gerekçeleriyle 48 sayılı İlamın 7’nci maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, yukarıdaki hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE karar verilmiştir.

Bu defa ilgili Dairenin ilk kararında ısrar ederek düzenlediği 184 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile; kira sözleşmesi ve eki mahiyetindeki Genel Şartname hükümlerine aykırı olarak ... adlı taşınmazın Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızası alınmaksızın özel bir şahsa alt kiraya verilmesi ve söz konusu taşınmaz alt kiracının kullanımında iken meydana gelen yangın nedeniyle taşınmazda oluşan zararın belediye bütçesinden karşılanmasından kaynaklanan ... TL kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.

184 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen hükme karşı Sorumlu Üst Yönetici ... (Eski Belediye Başkanı) adına Avukat ... tarafından 55252 sayılı dosya kapsamında gönderilen temyiz dilekçesinde özetle;

Temyiz Kurulunda oy kullanan on altı üyenin on üçü ile Dairenin iki üyesinin oylarının ve Savcı görüşünün müvekkili lehine olduğu yargılamanın sonucunda, Dairenin 3/5 oy çokluğuyla müvekkili aleyhine tesis ettiği kararın hukuka aykırı olduğu, söz konusu kararın gerekçeleri teker teker irdelediğinde, bu gerçeğin net bir şekilde görüleceği, Şöyle ki;

1- DAİRENİN EK KARARINDA YAPILAN İZAHLARIN, TAŞINMAZ ALT KİRAYA VERİLİRKEN ... VAKIFLAR BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNDEN YAZILI RIZA ALINMAMASI İLE YANGIN OLAYI ARASINDA İLLİYET BAĞININ BULUNMADIĞI GERÇEĞİNİ GÖZ ARDI ETMEYİ GEREKTİRECEK NİTELİKTE OLMADIĞI,

Dosyada mevcut bulunan 12.05.2023 tarihli temyiz dilekçesinde etraflıca izah edildiği üzere “alt kira” ile “sözleşmenin devri” kavramlarının birbirinden farklı olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, Nitekim Sayıştay Temyiz Kurulunun bozma kararında ve Sayıştay 8. Dairenin işbu temyiz başvurusuna konu ek kararında da “alt kira” ile “sözleşmenin devrinin birbirinden farklı olduğu ve somut olayda Belediye ile ... arasında yapılan sözleşmenin “alt kira” niteliğinde bulunduğu gerçeğinin oy birliğiyle kabul edildiği, Belirtilen kararlarda sadece, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasında imzalanan kira sözleşmesinin 6’ncı maddesindeki “Protokol (Sözleşme) hükümleri doğrultusunda Belediyesince alt yükleniciye kiraya verilebilir. ” hükmünün, Belediye tarafından taşınmazın “alt kira” sözleşmesiyle kiraya verilebilmesi için de sözleşmenin eki Genel Şartnamenin 16’ncı maddesindeki kiralayanın izninin alınması şartının karşılanmasının gerektiğinin savunulduğu, bu konudaki izahlarının mezkûr kararlarda kabul görmeyen kısmının sadece bu husus olduğu,

Alt kira ilişkisi kurulurken de ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızasının alınması gerektiği kabul edilse bile, bu rızanın alınmamış olması ile yangın hadisesi arasında hiçbir illiyet bağının bulunmadığının sarih olduğu,

Nitekim Temyiz Kurulunun kararında da “Belediye tarafından söz konusu taşınmaz alt yükleniciye kiraya verilmeden önce ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmış olması durumunda, ilgili taşınmazda yangın çıkmayacaktı” denilemeyeceğinden, söz konusu yangın olayı ile kiralayanın izni olmada taşınmazın alt kiraya verilmesi durumu arasında herhangi bir illiyet bağı da (sebep-sonuç ilişkisi) bulunmamaktadır.” denilerek, bu gerçeğe vurgu yapıldığı,

Bozma kararı sonrası Sayıştay 8. Dairesi tarafından tesis edilen ek kararda müvekkilinin aleyhindeki çoğunluk görüşüne katılmayan iki üyenin karşı oy yazılarında da kabul ettikleri bu gerçeğin, çoğunluk kararında yapılan bir izahla reddedilmeye çalışılsa da söz konusu izahın illiyet bağının yokluğu gerçeğini bertaraf etmeye yetecek nitelikte olmadığı gibi hem hukukla hem de bizzat çoğunluk kararının gerekçesindeki diğer bir tespitle çelişmekte olduğu, Şöyle ki;

Taşınmazın kiralayandan yazılı izin alınmadan alt kiraya verilmesiyle yangın olayı arasında illiyet bağının bulunmadığı gerçeğine karşın Sayıştay 8. Dairesinin çoğunluk kararında, “... belediyenin sorumlu tutulmasının sebebi ... adlı taşınmazın belediye başkanı tarafından Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmadan kiralanmasıdır. Zira, izin alınmış olsa idi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323’üncü maddesi gereği kiraya veren Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen ..., kira sözleşmesinde kiracının yerine geçeceğinden devreden kiracı olan Belediye, kiraya verene karşı borçlu olmayacaktı.” şeklinde bir izah yapıldığı,

Daire çoğunluğunun bu izahının, neresinden bakılırsa bakılsın tutarsızlıklarla ve çelişkilerle dolu olduğu,

Her şeyden önce, Belediyenin ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yaptığı kira sözleşmesini ...’e devretmediği; ... ile sadece “alt kira” ilişkisinin kurulduğu, Bu yüzden, somut olayda 6098 sayılı Kanun’un 323’üncü maddesinin değil, 322’nci maddesinin uygulanması gerektiği, Dolayısıyla kiraya verenden yazılı rıza alınmış olsa da olmasa da asıl kiracı olan Belediyenin kiraya verene karşı borçlu olmaktan çıkması ve onun yerine alt kiracı ...’in geçmesinin asla söz konusu olmadığı, Zira 6098 sayılı Kanun’un 322’nci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde, “Alt kiracı, kiralananı kiracıya tanınandan başka biçimde kullandığı takdirde kiracı, kiraya verene karşı sorumlu olur.” hükmünün açıkça belirtildiği, Yine, kiraya verenden yazılı rıza alınmış olsa da olmasa da kiraya verenin tazmin talebini asıl kiracıya karşı ileri sürebileceği gibi, isterse alt kiracıya karşı da ileri sürebileceği, Zira aynı fıkranın ikinci cümlesinde “Bu durumda kiraya veren, kiracısına karşı sahip olduğu hakları alt kiracıya ... karşı da kullanabilir.” hükmünün yer aldığı, Yazılı rızanın alınmamış olmasının kiraya verenin talebini doğrudan ...’e yöneltmesine engel oluşturmadığı gibi, yazılı rıza alınsaydı dahi kiraya verenin talebini sadece Belediyeye yöneltmesi imkânının da ortadan kalkmayacağı, Bu gerçeğin, yazılı rızanın varlığı veya yokluğu ile sadece yangın olayı arasında değil, aynı zamanda kiraya verenin talebini kime ya da kimlere karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu hususu arasında da hiçbir illiyet bağının bulunmadığını açıkça ortaya koyduğu,

Üstelik çoğunluk kararında (kararın 24’üncü sayfasında) da; “... alt kira sözleşmesinin yapılması, asıl kira sözleşmesinin kiracısını taraf olmaktan çıkarmadığı gibi alt kiracıyı da asıl kira sözleşmesinin tarafı haline sokmadığından, kiracı ... ... Belediyesi’nin kiralayan ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne karşı sözleşmeden kaynaklı asli sorumluluğu ortadan kalkmamıştır.” denilerek bu gerçeğin açıkça ikrar edildiği, Daire çoğunluğunun bu ikrarı ile “... izin alınmış olsa idi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323’üncü maddesi gereği kiraya veren Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen ..., kira sözleşmesinde kiracının yerine geçeceğinden devreden kiracı olan Belediye, kiraya verene karşı borçlu olmayacaktı.” şeklindeki izahı arasında tam bir çelişki bulunduğu,

2- DAİRE ÇOĞUNLUĞUNUN BU ÇELİŞKİLİ VE TUTARSIZ TESPİTTEN HAREKETLE 5018 SAYILI KANUN’UN 71’İNCİ MADDESİNDEKİ ŞARTLARIN GERÇEKLEŞTİĞİ SONUCUNA VARMASININ DA HATALI OLDUĞU,

Dairenin çoğunluk kararında “... izin alınmış olsa idi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323’üncü maddesi gereği kiraya veren Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızasıyla kira ilişkisi, kendisine devredilen ..., kira sözleşmesinde kiracının yerine geçeceğinden devreden kiracı olan Belediye, kiraya verene karşı borçlu olmayacaktı.” denildikten hemen sonra, bu yanlış yoruma dayanılarak yapılan nihai değerlendirmede, “Temyiz dilekçesinde ayrıca, somut olaya konu yangından kaynaklı zarar ve ziyanın, 5018 sayılı Kanun’un 71 ’inci, maddesinde belirtildiği şekilde Belediye Başkanının kasıt, kusur veya ihmaline dayanmadığı gerekçesiyle oluşan zarar ile belediye başkanının herhangi bir işlemi, eylemi veya karcın arasında bir illiyet bağının bulunmadığı belirtilmişse de, Belediye Başkanı’in, bir kamu görevlisi olarak, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızasını almaksızın izinsiz olarak Belediye adına özel bir şahsa kiraya vermesi maddede sayılan kasıt, kusur veya ihmal unsurlarından en azından birinin oluştuğunu, dolayısıyla da kamu zararının tanımında yer alan tüm unsurların mevcut olayda olduğunu göstermektedir.” denildiği,

Daire çoğunluğunun bu nihai değerlendirmesinde 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemenin zorunlu gereği olan “illiyet bağı” unsuruna doğrudan değinilmemiş ise de illiyet bağının varlığına ilişkin olarak bir üstteki paragrafta yapılan izahın çelişkili ve tutarsız olduğu gerçeğinin yukarıda 1 numaralı başlıkta taraflarınca etraflıca ortaya konulduğundan, Daire çoğunluğunca illiyet bağının bulunmadığı gerçeği çürütülemeden yapılan bu nihai değerlendirmenin de hatalı olduğunun tartışmasız olduğu, Zira 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesindeki şartların gerçekleşmediğinin açık olduğu,

3- DAHA ÖNCEKİ SAVUNMALARINDA DA BELGELERİYLE BİRLİKTE ORTAYA KOYULDUĞU ÜZERE, BELEDİYENİN SÖZ KONUSU TAŞINMAZI SİGORTALATMAK İÇİN ÜZERİNE DÜŞEN HER TÜRLÜ GAYRETİ SERGİLEDİĞİ; ANCAK SİGORTA ŞİRKETLERİNİN TARİHÎ ESER NİTELİĞİNDEKİ BU BİNANIN GERÇEK DEĞERİNİN ÖNGÖRÜLEMEYECEĞİNDEN SİGORTA YAPMAYI REDDETTİKLERİ İÇİN SİGORTA YAPTIRILAMADIĞI, YANİ BURADA DA BELEDİYE BAŞKANINA İZAFE EDİLEBİLECEK BİR KUSUR OLMADIĞI,

Her ne kadar Daire çoğunluğunun kararında ‘'Belediye adına Belediye Başkanı tarafından taşınmazın sigortalatılması konusunda gerekli özen gösterilmediğinden, meydana gelen yangından kaynaklanan zararın tamamı, Şartname gereği Belediye bütçesinden karşılanmak durumunda kalınmıştır. Şayet, taşınmaza sigorta yaptırılmış olsaydı, sigortadan tahsil edilecek bedelin oluşan zararı karşılamaya yetmeyen kısmı, Şartnamenin aynı maddesi gereği Belediyece karşılanacak idi. Ancak, taşınmaza sigorta hiç yaptırılmadığından, zararın tamamı Belediyece karşılanmak durumunda kalınmış olup, bu sorumluluk Belediye başkanına ait bulunmaktadır.” denilmiş ise de kira konusu ...’ın sigortalatılamamasında Belediyeye ve müvekkiline izafe edilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığı; zira Belediyenin bu taşınmazı sigortalatmak için üzerine düşen bütün gayret ve özeni gösterdiği hâlde sigorta şirketlerinin tarihî eser niteliğindeki bu taşınmazın gerçek değerinin öngörülemeyeceği gerekçesiyle sigorta yapmayı reddettikleri gerçeğinin, daha önceki savunmalarında belgeleriyle ortaya konulduğu,

Nitekim Sayıştay Temyiz Kurulunun bozma kararında da,

“Ayrıca, anılan Şartnamenin 15’inci maddesinin sekizinci fıkrasında, kiracının kirasındaki taşınmazların yangın, hırsızlık ve doğal afetlere karşı Genel Müdürlük adına sigortalatmak zorunda olduğu ve kiracının ihmal ve kusurundan dolayı idare bir zarara uğrarsa kiracının bu zararı ödemekle yükümlü olduğu; dokuzuncu fıkrasında ise herhangi bir kaza, yangın ve doğal afetlerin vukuunda, sigortadan tahsil edilecek bedelin tesisin yenilenmesi ve eski haline getirilmesi için harcanacağı, sigortadan alınan meblağın tesisin yenilenmesi veya eski haline getirilmesine yetmemesi halinde ise eksik kalan kısmın Kiracı tarafından karşılanacağı ifade edilmiştir.

Temyiz dilekçesi ve dosyada mevcut bulunan belgeler incelendiğinde, ... ... Belediyesi ile ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasında kira sözleşmesi yapıldıktan sonra, Belediye tarafından ilçe sınırlarında iştigal eden 3 sigorta şirketinden teklif alınmaya çalışıldığı, ancak taşınmazın tarihi eser vasfında olması nedeniyle hiçbirisinin teminat vermeye yanaşmaması sonucu taşınmazın sigortasının yaptırılamadığı görülmüştür.

... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile ... ... Belediyesi arasında yangın hadisesi vuku bulduktan sonra yapılan yazışmalardan; tarihî eser niteliğindeki yapıların mevcut şartlarda gerçek değerleri sigorta şirketlerince ön görülemediği için sigortalama hizmetinin sunulamaması problemine çözüm olarak yangın olayından sonra ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünce ... Belediyesine yazı yazılarak, kendileri tarafından belirlenen sabit değerler üzerinden poliçe düzenlemeyi kabul eden şirketlere yönlendirme yaptığı anlaşılmaktadır.

Nitekim ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasında imzalanan Kira Sözleşmesinin tarihi 01.08.2010 olup, bu tarihten hemen sonra 03.08.2010 tarihinde Belediye ile sigorta acenteleri arasından ilk yazışmalar gerçekleştirilmiş, ancak taşınmazın tarihi eser vasfında olması nedeniyle hiçbirisinin teminat vermeye yanaşmaması sonucu taşınmazın sigortası yaptırılamamıştır.

Yine Belediye tarafından, kiralanan söz konusu taşınmaz devralındığında, gecikmeksizin bu taşınmazın yangın, hırsızlık ve doğal afetlere karşı sigortalanması için sigorta şirketlerinden teklif alındığı; ancak teklif götürülen bütün sigorta şirketlerinin, yapının tarihî eser niteliğinde olması ve yüksek risk taşıması nedeniyle teminat veremeyeceklerini bildirdiği görülmüştür.”

denilerek, bu konuda Belediyenin ve müvekkilinin üzerine düşen bütün özen yükümlülüğünü harfiyen yerine getirdiğinin vurgulandığı,

Daire çoğunluğunun kararında yapılan bazı izahlarla bu konuda müvekkiline sorumluluk yüklenmesi gerektiği savunulmuş ise de bu izahların yersiz olduğu, Şöyle ki;

a) Dairenin çoğunluk kararında, “Belediye Başkanı ... ile 3 sigorta şirketi arasında gerek 2013 yılında (sorgu üzerine gönderilen) gerekse 2010 yılında (temyiz dilekçesi kapsamında sonradan gönderilen) yapıldığı belirtilen yazışmaların hiçbirisinde, Belediye kayıtlarına resmi olarak girdiklerini tevsik edecek şekilde, evrak kayıt numarasının yer almadığı görüldüğünden, yapılan yazışmaların doğruluğu konusunda tereddüt hasıl olmuştur.” denildiği,

Bahsi geçen sigorta şirketleriyle gerek 2010 yılında gerekse 2013 yılında yapılan ve örnekleri daha önce sunulmuş bulunan bu yazışmaların tamamının asıllarının, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasında ilgili taşınmaza ait ihale ve kira sözleşmesi belgelerinin Belediye nezdinde arşivlendiği dosyada mevcut olduğu, Nitekim Dairenin çoğunluk kararındaki söz konusu yorumundan soma Belediye nezdindeki dosyada mevcut belge asıllarından fotokopi yoluyla tekrar çıkarılan örneklerinin, Belediye Yazı İşleri Müdürü tarafından “aslı gibidir” onayı yapılarak müvekkiline teslim edilmiş bulunduğu,

b) Yine Dairenin çoğunluk kararında, "Yapılan incelemede, tarihî eser niteliğindeki yapıların gerçek değerlerinin sigorta şirketlerince öngörülememesi nedeniyle bu gibi taşınmazlara sigortalama hizmetinin sunulamaması problemine çözüm olarak, yangın hadisesinden sonra ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünce ... Belediyesine hitaben yazılan 06.11.2014 tarihli yazı ile Belediyenin bizzat Bölge Müdürlüğünce belirlenen sabit değerler üzerinden poliçe düzenlemeyi kabul eden şirketlere yönlendirildiği, bunun neticesinde tarihî eser vasfındaki taşınmazlara sigorta yaptırılabildiğinin anlaşıldığı, Bu durum, yangından önce de sürecin doğru yönetilmiş olması halinde sigorta sorununa bir çözüm bulunabileceğini ve böylelikle kamu zararının en azından teminat miktarı kadar kısmının sigorta şirketi tarafından karşılanabileceğini göstermektedir.” denilmiş ise de bunun eksik tespite dayanan ve haksız bir eleştiri olduğu,

Zira ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 06.11.2014 tarihli yazısı (Ek-2) dikkatle incelenirse, yazının ilgi kısmında “a) 04.11.2013 tarih ve 50.845.849-750,99-4263 sayılı yazınız” şeklinde Belediyenin 04.11.2013 yılında (yani 29.09.2014 tarihindeki yangın olayından yaklaşık bir yıl önce) ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne gönderdiği bir yazıya ilgi tutulduğu; yazı içeriğinde de “İlgi, (a) da kayıtlı yazınız ekindeki ... Sigorta Aracılık Hizmetleri, ... Sigorta Aracılık Hizmetleri ve ... acentesinden alınan taşınmazların tarihi eser olmasından dolayı sigorta teklifi veremediklerine dair yazı suretleri sunulmuştur.” denilerek söz konusu ilgi (a) yazının içeriğinden bahsedildiğinin görüleceği,

Bu gerçeğin, Belediyenin “sürecin doğru yönetilmiş olması” adına yapması gerekeni yangın olayından çok önce yaptığının; ama ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün “sigorta sorununa bir çözüm” bulunabilmesi için gerekli adımları yangın olayı yaşanana kadar atmadığını gösterdiği,

Sorun Belediye tarafından kendilerine daha önceden bildirildiği hâlde ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün çözüm üretmek için gerekli çalışmaları yangın olayı yaşanana kadar başlatmamış olmasının sorumluluğunu Belediyeye ve müvekkiline yüklemenin hakkaniyetle bağdaşmayacağı,

Kaldı ki, farzımuhal, Belediye tarafından bu durum yangından önce ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne hiç bildirilmemiş olsaydı dahi, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği, Zira Genel Şartnamenin 15’inci maddesinin sekizinci fıkrasında da görüldüğü üzere, yapılması öngörülen sigortanın lehtarının Vakıflar Genel Müdürlüğü olduğu, Farzımuhal, herhangi bir kiracı tarafından sigorta yaptırılamadığının bildirilmemesi hâlinde dahi, bu kurumun, kendi lehine yapılmasını istediği sigortanın yapılmadığından haberdar olmamasının düşünülemeyeceği,

c) Diğer yandan, yukarıda (b) başlığında belirtildiği üzere ilgili sigorta şirketleri ile Belediye arasındaki yazışmaların ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yangın olayından yaklaşık bir yıl önce gönderilmiş olmasının, Dairenin çoğunluk kararında yer alan ve yukarıda (a) başlığında değinilen “Belediye Başkanı ... ile 3 sigorta şirketi arasında gerek 2013 yılında (sorgu üzerine gönderilen) gerekse 2010 yılında (temyiz dilekçesi kapsamında sonradan gönderilen) yapıldığı belirtilen yazışmaların hiçbirisinde, Belediye kayıtlarına resmi olarak girdiklerini tevsik edecek şekilde, evrak kayıt numarasının yer almadığı görüldüğünden, yapılan yazışmaların doğruluğu konusunda tereddüt hasıl olmuştur.” şeklindeki iddiasını da tek başına çürütmeye yetecek durumda olduğu, Zira bu yazışmalar Belediye kayıtlarına resmî olarak girmemiş olsaydı, Belediye tarafından ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yangından bir yıl önce gönderilen bir yazının ekine konulamayacağı,

4- BELEDİYENİN ...’E KARŞI BAŞLATTIĞI RÜCU SÜRECİNİN HENÜZ DEVAM EDİYOR OLMASININ MÜVEKKİLİNE KUSUR OLARAK YÜKLETİLEBİLECEK BİR HUSUS OLMADIĞI,

Dairenin çoğunluk kararında yer alan, “Dilekçi, Belediyece alt kiracı ...’e karşı rücu sürecinin başlatıldığını belirtmişse de mahkemece henüz nihai karar verilmemiştir.” şeklindeki değerlendirmenin de müvekkilinin sorumlu tutulmasının gerekçesi olamayacağı,

Zira müvekkilinin, Belediye tarafından bu zararın ödenmek zorunda kalınması üzerine alt kiracı ...’e karşı rücu sürecini derhâl başlatmış olduğu, Belediye Başkanlığı süresince de Belediye Avukatı eliyle yürütülen yargısal işlemlerin özenle takip edilmesini sağlayacak tedbirlerin alınmış olduğu,

Yargı süreçlerinin ne kadar sürede sona ereceğinin ve verilecek kararların ne zaman kesinleşeceğinin sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğine göre, nihai kararın henüz verilmemiş olmasının da bir sorumluluk sebebi olarak görülemeyeceği,

5- KİRALANANIN AMACI DIŞINDA KULLANILDIĞI İDDİASININ DA YANLIŞ OLDUĞU,

Daire kararının 21’inci sayfasının sonunda başlayıp 22’nci sayfasının başında devam eden paragrafta çoğunluk görüşü olarak, ... adlı taşınmazın ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Belediyeye “eğitim, sosyal ve kültürel amaçlı” olarak kiraya verildiği hâlde Belediye tarafından Şartnamenin 15’inci maddesi hükmüne aykırı şekilde kiralama amacının dışına çıkılarak ticari amaçla kullanılmak üzere ...’e alt kiraya verildiği yönünde bir değerlendirmenin yer aldığı,

Dairenin bozmadan önceki kararında da çoğunluk görüşü olarak aynı şekilde yer alan bu iddiaya karşı ilk temyiz dilekçesinde yaptıkları savunmada; Anadolu’nun birçok yerinde örnekleri görülen kervansaray mimarisinde yapılmış bulunan bu taşınmazın günümüzde üst katı otel (misafirhane) alt katı farklı işlevlere sahip dükkânlar şeklinde kullanılmasının öngörülerek dizayn edildiği, bu dizaynı yapanın Belediye değil mülk sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü olduğu, taşınmazın restorasyonunun Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından buna göre yaptırıldığı ve söz konusu bölümün de restoran olarak dizayn edildiği, bu haliyle ...’ın bir bütün olarak ... halkının ve ziyaretçilerin konaklama, alışveriş, yeme-içme, vakit geçirme, sanatsal ve kültürel etkinliklere katılma gibi sosyal ve kültürel bir yaşam alanı şeklinde hizmet vermesi için tasarlandığı, bu bütünlük içerisinde, belirtilen bölümün de restoran olduğu, bütün bu gerçeklerin dosyada mevcut belgelerden açıkça anlaşıldığı, nitekim ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasındaki kira sözleşmesinin eki olan ve dosyadaki belgeler arasında yer alan “...da Bulunan Demirbaş ve Diğer Malzeme Listesinin 4 numaralı maddesinde de buranın kiraya veren ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından kiracı Belediyeye restoran olarak içindeki malzemelerle birlikte teslim edildiğinin görüldüğü, Belediyenin de burayı restoran olarak kullanılmak üzere alt kiraya verdiği, bu nedenle kendisine tanınandan başka biçimde kullanım durumunun söz konusu olmadığı, hâliyle kiracının, kiralananı kiralama maksadı dışında kullanamayacağı hükmüne aykırı davrandığı iddiasının da yanlış olduğunun belirtilmiş olduğu,

Nitekim Sayıştay Temyiz Kurulunun bozma kararında da “Belediyenin ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünden kiraladığı ...’ın bir bölümünün ...’e alt kiraya verilmesine ilişkin düzenlenen alt kira sözleşmesinin konusu ...’ın restoran bölümüdür. ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasında yapılan Kira Sözleşmesi nin eki olan ‘...da Bulunan Demirbaş ve Diğer Malzeme Listesi’nin 4 numaralı maddesinden, restoran kısmının içindeki malzemelerle birlikte ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünce Belediyeye teslim edildiği, Belediyenin de kullanım amacına uygun olarak ...’ın sadece bir bölümünü restoran olarak kullanılmak üzere alt kiraya verdiği anlaşılmıştır.” denilerek Daire çoğunluğunun görüşünün reddedildiği,

BÜTÜN BU HUSUSLAR GÖZETİLDİĞİNDE,

> Sayıştay Temyiz Kurulunun bozma kararındaki “Sonuç olarak, ... ... Belediyesi tarafından kiralanan söz konusu taşınmazın sigortalatılması için gecikmeksizin sigorta şirketlerine teklif götürüldüğü, ancak sigorta şirketlerinin tamamının yapının tarihi eser niteliğinde olması ve yüksek risk taşımasını gerekçe göstererek sigorta yapmaktan kaçındıkları, Mahkemece yangın nedeniyle ortaya çıkan zararın Belediye tarafından karşılanmasına karar verilmesi üzerine alt kiracıya karşı rücu davasının açıldığı ve dava sürecinin devam etmekte olduğu göz önüne alındığında, Belediye Başkanının üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirdiği anlaşılmıştır. Somut olaya konu olan yangın nedeniyle ortaya çıkan zarar ve ziyan, Belediye Başkanının kasıt, kusur veya ihmaline (5018 sy Kn.m.71/1) dayanmadığından, oluşan zarar ile Belediye başkanının görev ve yetkisi dahilindeki işlem, eylem veya kararı arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmamaktadır.” şeklindeki nihai değerlendirmenin ve

> Dairenin ek ilamına muhalif kalan iki üyenin “... adlı taşınmazda çıkan yangın dolayısıyla ortaya çıkan ve Belediye tarafından ödenen zarar nedeniyle Belediye Başkanının sorumlu tutulabilmesi için, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ‘Kamu Zararı’ başlıklı 71’inci maddesinde belirtildiği üzere, oluşan kamu zararı ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının kurulması gerektiği,

Oysaki, somut olaya konu edilen yangın nedeniyle ortaya çıkan zarar ve ziyanın, Belediye Başkanının herhangi bir kasıt, kusur veya ihmaline dayanmadığı, dolayısıyla da tazmin hükmü verilebilmesi için zarar ile işlem, eylem veya karar arasında kurulması gereken illiyet bağının kurulamayacağı değerlendirildiğinden, konu hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına karar verilmesi gerekir.” şeklindeki karşı oy yazısının doğru ve yerinde olduğu; Dairenin işbu temyiz başvurusuna konu çoğunluk kararındaki gerekçelerin bu gerçeği değiştirecek nitelikte olmadığının görüldüğü,

İfade edilerek, yukarıda açıklanan ve Sayıştay Temyiz Kurulunca da re’sen gözetilecek nedenlerle, Temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, Sayıştay 8. Dairenin 17.10.2024 Karar Tarihli ve 324 Karar Numaralı (06.12.2024 İlam Tarihli ve 184 İlam Numaralı) ek ilamının kaldırılmasına ve müvekkilinin tazmin sorumluluğunun bulunmadığına, belirtilen ilamın kaldırılması mümkün olmaz ise bozulmasına, karar verilmesi talep edilmiştir.

Başsavcılık Mütalaasında;

“Dilekçede özetle, müvekkili aleyhine tesis edilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve Temyiz Kurulunun 20.12.2023 tarih ve 56235 tutanak sayılı bozma kararında belirtilen gerekçelerle ilamın kaldırılması, mümkün olmaz ise bozulması talep edilmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71’inci maddesine göre kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasından kamu görevlilerinin sorumlu tutulabilmesinin temel şartı, söz konusu artışa engel veya eksilmeye neden olunmasının kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda gerçekleşmesidir. Bunun için de her şeyden önce oluşan zarar ile kamu görevlilerinin karar, işlem veya eylemleri arasında bir illiyet bağının kurulması gerekir.

İlama konu olan olayda Belediye Başkanı ...'in gerek ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüyle Belediye arasındaki kira sözleşmesiyle ve gerekse Belediye ile ... arasındaki alt kira sözleşmesiyle kurulan ve sürdürülen sözleşme ilişkileri sürecinde mevzuata aykırı karar, işlem veya eyleminin olmadığı, almış olduğu hiçbir karar, işlem veya eylemi ile meydana gelen yangın hadisesi arasında sebep-sonuç ilişkisi de bulunmadığı değerlendirildiğinden, talebin kabul edilerek tazmin hükmünün sorumlu üzerinden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmaktadır.” denilmiştir.

Yapılan duruşmada, Üst Yönetici ... (Eski Belediye Başkanı) ve ilgili adına Avukat ... duruşmaya katılarak temyiz dilekçesindeki hususları tekrarlamış ve tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Duruşmaya katılan Sayıştay Savcısı, önceki mütalaalarında belirtiği hususları ifade ederek tazmin hükmünün kaldırılması yönünde görüş belirtmiştir.

Üst Yönetici ... (Eski Belediye Başkanı) ve ilgili adına Avukat ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

48 sayılı Asıl İlamın 7’nci maddesi ile; 01.08.2010 tarihli kira sözleşmesi ile ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden kiralanan ... adlı taşınmazın, 10.05.2012 tarihinde Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmaksızın alt yükleniciye kiraya verilmesi ve söz konusu taşınmaz alt yüklenicinin kullanımında iken meydana gelen yangın nedeniyle taşınmazda oluşan zararın belediye bütçesinden karşılanmasından kaynaklanan ... TL kamu zararının tazminine hükmedilmişti.

Konunun Temyiz Kurulu’nda görüşülmesi sonucunda düzenlenen 20.12.2023 tarih ve 56235 tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararı ile; ... ... Belediyesi tarafından kiralanan söz konusu taşınmazın sigortalatılması için gecikmeksizin sigorta şirketlerine teklif götürüldüğü, ancak sigorta şirketlerinin tamamının yapının tarihi eser niteliğinde olması ve yüksek risk taşımasını gerekçe göstererek sigorta yapmaktan kaçındıkları, Mahkemece yangın nedeniyle ortaya çıkan zararın Belediye tarafından karşılanmasına karar verilmesi üzerine alt kiracıya karşı rücu davasının açıldığı ve dava sürecinin devam etmekte olduğu göz önüne alındığında Belediye Başkanının üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirdiği, somut olaya konu olan yangın nedeniyle ortaya çıkan zarar ve ziyanın Belediye Başkanının kasıt, kusur veya ihmaline (5018 sy Kn.m.71/1) dayanmadığı, oluşan zarar ile Belediye başkanının görev ve yetkisi dahilindeki işlem, eylem veya kararı arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı gerekçeleriyle 48 sayılı İlamın 7’nci maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmünün 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, yukarıdaki hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE karar verilmiştir.

Bu defa ilgili Dairenin ilk kararında ısrar ederek düzenlediği 184 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile; kira sözleşmesi ve eki mahiyetindeki Genel Şartname hükümlerine aykırı olarak ... adlı taşınmazın Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızası alınmaksızın özel bir şahsa alt kiraya verilmesi ve söz konusu taşınmaz alt kiracının kullanımında iken meydana gelen yangın nedeniyle taşınmazda oluşan zararın belediye bütçesinden karşılanmasından kaynaklanan ... TL kamu zararının tazminine hükmedilmiştir.

Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile ... ... Belediyesi arasında düzenlenen 01.08.2010 tarihli Kira Sözleşmesi’nin eki “Vakıf Taşınmazların (Musakkafların) Kiraya Verilme Genel Şartnamesi”nin,

“Kiracının Yükümlülükleri” başlıklı 15’inci maddesinde;

“…

Kiracı kiraladığı taşınmazı ne şekilde teslim almışsa sözleşmenin bitiminde yine aynı şekilde teslim etmekle yükümlüdür.

Kiracı, kirasındaki taşınmazda bulunan müştemilat ve dikili şeylerden sorumlu olup, kendisi veya başkasının zarar ziyan vermesi durumunda, ortaya çıkan zarar ziyan bedeli o yerin icracısından tahsil edilir. Bu durum akde aykırılık sebebidir.

Kiracı, kirasındaki taşınmazların, yangın hırsızlık ve doğal afetlere karşı, Genel Müdürlük adına sigortasını yaptırmak zorundadır. Kiracının ihmal ve kusurundan dolayı idare bir zarara uğrarsa kiracı bu zararı ödemekle yükümlüdür.

Herhangi bir kaza, yangın veya doğal afetlerin vukuunda, sigortadan tahsil edilecek bedel tesisin yenilenmesi ve eski haline getirilmesi için harcanacak, sigortadan alınan meblağ, tesisin yenilenmesi ve eski haline getirilmesine yetmediği taktirde eksik kalan kısım Kiracı tarafından karşılanacaktır. Bunun için İdareden hiçbir talepte bulunmayacaktır.

Su, doğalgaz, elektrik giderleri, çevre temizlik vergisi, ayrıca yakıt, yönetim, kaloriferci, kapıcı, bekçi gibi tüm işletme giderleri ile kullanımdan doğacak koruma, bakım ve onarımlara ait giderlerin tamamı kiracıya aittir.

Kiracı kiralananın ticari cazibe ve önemini azaltıcı, görünümünü bozucu, idarenin itibarını zedeleyici şekilde ve kiralama maksadı dışında kullanamaz ...”

“Sözleşmenin Devri” başlıklı 16’ncı maddesinde;

‘‘Kiracı, kiralanan yeri idareden izin almadan kullandıramaz veya yerin bir kısmını veya tamamını başkasına devredemez, hiçbir nedenle kiralananı kısmen veya tamamen başkasına işgal ettiremez, iş ortağı veya kâr ortağı alamaz, kiraya verilen yeri genişletemez, değiştiremez ve amacı dışında kullanamaz. Kiralanan yerler kısmen veya tamamen rehin, ipotek veya ayni hak tesisine konu edilemez. Taşınmaz ancak idarenin uygun gördüğü şartlar altında; devre, iş değişikliğine, iş ve kâr ortağı almaya konu olabilir.

…”

Hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan Sözleşmenin “Hususi Şartlar” başlıklı bölümünün 6’ncı maddesinde ise; “Protokol (Sözleşme) hükümleri doğrultusunda Belediyesince alt yükleniciye kiraya verilebilir.” denilmiştir.

Benzer şekilde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 316’ncı maddesinde kiracının kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmakla; 317’nci maddesinde kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle; 319’uncu maddesinde kiralananın ayıplarının giderilmesine yada zararların önlenmesine yönelik çalışmalara katlanmakla yükümlü olduğu; 322’nci maddesinde konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça kiralananı başkasına kiralayamayacağı; 323’üncü maddesinde kiracının, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça kira ilişkisini başkasına devredemeyeceği ve 334’üncü maddesinde ise kiracının kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde aynı şekilde geri vermekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

Yapılan incelemede;

- ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile ... ... Belediyesi arasında düzenlenen 01.08.2010 tarihli kira sözleşmesine istinaden, ... adlı taşınmazın ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından ... Belediyesine kiraya verildiği; daha sonra adı geçen taşınmazın restoran kısmının 10.05.2012 tarihinde “işyeri” olarak kullanılmak üzere ... adlı kişiye alt kiraya verildiği ve alt kiracı tarafından “restoran” olarak kullanıldığı dönemde, 29.09.2014 tarihinde çıkan yangın neticesinde kullanılamaz hale geldiği,

- Söz konusu yangına ilişkin olarak İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 29.09.2014 tarihli Yangın Raporunda, mutfak bölümünün elektrik tesisatındaki herhangi bir arıza nedeniyle yangının başladığı, buradan da mutfak dahiline ve çatı kısmına sirayet ederek binanın tamamına yayıldığının tespit edildiği,

- ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından, söz konusu yangın sebebiyle maruz kaldığı zarar ve ziyanın tespit edilmesi amacıyla ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nde bir tespit davası açtığı, bunun üzerine görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından 30.09.2014 tarihinde taşınmazın bulunduğu yere gidilerek keşif yapıldığı ve bu keşif neticesinde düzenlenen 20.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, yangının mutfak bacasından çıktığının tespit edildiği ve hasar miktarının da ... TL olarak hesap edildiği, bu tespit üzerine ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından, ... Belediyesi Başkanlığından söz konusu zarar/ziyanın karşılanmasının istenildiği, ancak ... Belediye Başkanlığının oluşan zarar ile ilgili olarak kusur tespitinin yapılmadığı gerekçesiyle ödemeyi reddetmesi üzerine Bölge Müdürlüğü tarafından alacak davası açıldığı,

- 3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolu ile Halli Hakkında Kanun’un 1’inci maddesi gereği tahkim usulü ile görüşülmesi gereken davanın, bulunduğu yerdeki en kıdemli hakim tarafından görüşülmesi gerektiğinden süreç içerisinde farklı mahkemelerde görüşülmek durumunda kalındığı, nihai olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesinde (hakem sıfatıyla) görüşüldüğü ve bu süreçte ... Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile keşif yaptırıldığı ve bunun neticesinde 07.02.2020 tarihli ve 16.10.2020 tarihli olmak üzere 2 adet bilirkişi raporunun düzenlendiği,

- Aynı heyet tarafından düzenlenen her iki bilirkişi raporunda; İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen yangın raporu ile alanında uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyeti (2 inşaat mühendisi, 2 elektrik mühendisi ve 1 makine mühendisi) tarafından yangından 1 gün sonra mahallinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen 20.10.2014 tarihli Bilirkişi Raporu’nda, yangının çıkma sebebine ilişkin farklı gerekçelere yer verilmişse de, ilgili mahalde bütün onarımların yapılmış olması nedeniyle yangınla ilgili herhangi bir iz kalmadığı göz önüne alındığında, alanında uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinin mahallinde yaptığı incelemeler sonucunda düzenlenen 20.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda yer alan (yangının mutfakta bulunan galvanizli bacanın çıkışının çatıya yakın olması nedeni ile çıktığına ilişkin) gerekçeye katıldıkları ve oluşan zarar nedeniyle Vakıf Taşınmazlarının Kiraya Verilme Genel Şartnamesi’nin 15’inci maddesinin 6, 7, 8, 9 ve 10’uncu maddeleri ile Türk Borçlar Kanunu’nun 317, 319, 322, 323 ve 334’üncü maddeleri gereğince Kiracı ... Belediye Başkanlığının yaşanan yangın olayında asli kusurlu olduğu kanaatine vardıkları,

- ... Asliye Ticaret Mahkemesinin, söz konusu bilirkişi raporlarını dikkate almak suretiyle vermiş olduğu, 2020/5 Hakem Esas No, 2020/4 Hakem Karar no.lu kararı ile de Sözleşmenin eki Genel Şartnamenin 16’ncı maddesinde kiralayanın izni olmadan taşınmazın kiracı tarafından alt kiraya verilemeyeceği, aynı Şartnamenin 15’inci maddesinde kiracının taşınmazı ne şekilde teslim almışsa aynı şekilde teslim etmekle yükümlü olduğu ve kiracının veya başkasının taşınmaza zarar vermesi halinde ortaya çıkan zarar/ziyan bedelinin kiracıdan tahsil edileceği belirtilmesine rağmen, bu hükümlere aykırı davranan Belediyenin yangının meydana gelmesinde ve (aslı ve fer’ileri dahil toplam ... TL) hasarın oluşmasında tamamen kusurlu olduğuna hükmedildiği,

- Bahse konu kararın, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6’ncı Hukuk Dairesinin 25.03.2021 tarih ve 2021/716 Karar sayılı Kararı ile davalı idarenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ile 25.03.2021 tarihi itibarıyla kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

Söz konusu kira sözleşmesinin “Hususi Şartlar” başlıklı bölümünün 6’ncı maddesinde; “Protokol (Sözleşme) hükümleri doğrultusunda Belediyesince alt yükleniciye kiraya verilir.” denildiğinden, Belediyece söz konusu taşınmazın alt yükleniciye kiraya verilebilmesi için sözleşmenin eki Vakıf Taşınmazların (Musakkafların) Kiraya Verilme Genel Şartnamesi’nin 16’ncı maddesindeki kiralayanın izninin alınması şartının karşılanması gerektiği açıktır.

Diğer taraftan, Belediye tarafından söz konusu taşınmaz alt yükleniciye kiraya verilmeden önce ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmış olsa dahi ilgili taşınmazda yangın çıkması muhtemel olduğundan, söz konusu yangın olayı ile kiralayanın izni olmadan taşınmazın alt kiraya verilmesi durumu arasında herhangi bir illiyet bağı da (sebep-sonuç ilişkisi) bulunmamaktadır.

Ayrıca, anılan Şartnamenin 15’inci maddesinin sekizinci fıkrasında, kiracının kirasındaki taşınmazların yangın, hırsızlık ve doğal afetlere karşı Genel Müdürlük adına sigortalatmak zorunda olduğu ve kiracının ihmal ve kusurundan dolayı idare bir zarara uğrarsa kiracının bu zararı ödemekle yükümlü olduğu; dokuzuncu fıkrasında ise herhangi bir kaza, yangın veya doğal afetlerin vukuunda, sigortadan tahsil edilecek bedelin tesisin yenilenmesi ve eski haline getirilmesi için harcanacağı, sigortadan alınan meblağın tesisin yenilenmesi veya eski haline getirilmesine yetmemesi halinde ise eksik kalan kısmın Kiracı tarafından karşılanacağı ifade edilmiştir.

Sorumlu tarafından sunulan ilk temyiz dilekçesi ekindeki belgelerden, ... ... Belediyesi ile ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasında 01.08.2010 tarihinde kira sözleşmesi yapıldıktan sonra, 03.08.2010 tarihinde Belediye tarafından ilçe sınırlarında iştigal eden 3 sigorta şirketinden teklif almak için yazışma yapıldığı, ancak taşınmazın tarihi eser vasfında olması nedeniyle hiçbirisinin teminat vermeye yanaşmaması sonucu taşınmazın sigortasının yaptırılamadığı anlaşılmıştır.

Bununla birlikte söz konusu Ek İlamda; “Belediye Başkanı ... ile 3 sigorta şirketi arasında gerek 2013 yılında (sorgu üzerine gönderilen) gerekse 2010 yılında (temyiz dilekçesi kapsamında sonradan gönderilen) yapıldığı belirtilen yazışmaların hiçbirisinde, Belediye kayıtlarına resmi olarak girdiklerini tevsik edecek şekilde, evrak kayıt numarasının yer almadığı görüldüğünden, yapılan yazışmaların doğruluğu konusunda tereddüt hasıl olmuştur.” denilmiştir.

Ancak sorumlu tarafından söz konusu Ek İlam hükmü üzerine bu aşamada gönderilen temyiz dilekçesi ve ekindeki belgelerin incelenmesi neticesinde; bahsi geçen sigorta şirketleriyle gerek 2010 yılında gerekse 2013 yılında yapılan ve örnekleri daha önceki temyiz dilekçe ekinde sunulmuş olan söz konusu yazışmaların tamamının asıllarının, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasında imzalanan ilgili taşınmaza ait ihale ve kira sözleşmesi belgelerinin Belediye nezdinde arşivlendiği dosyada mevcut olduğunun kabulünün gerektiği, çünkü söz konusu Ek İlamda yer alan değerlendirmeden sonra Belediye nezdindeki dosyada mevcut belge asıllarından fotokopi yoluyla tekrar çıkarılan örneklerin, Belediye Yazı İşleri Müdürü tarafından “aslı gibidir” onayı yapılarak temyiz dilekçe ekinde gönderildiği anlaşılmıştır.

Yine Dairenin kararında; "Yapılan incelemede, tarihi eser niteliğindeki yapıların gerçek değerlerinin sigorta şirketlerince öngörülememesi nedeniyle bu gibi taşınmazlara sigortalama hizmetinin sunulamaması problemine çözüm olarak, yangın hadisesinden sonra ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünce ... Belediyesine hitaben yazılan 06.11.2014 tarihli yazı ile Belediyenin bizzat Bölge Müdürlüğünce belirlenen sabit değerler üzerinden poliçe düzenlemeyi kabul eden şirketlere yönlendirildiği, bunun neticesinde tarihi eser vasfındaki taşınmazlara sigorta yaptırılabildiği anlaşılmıştır. Bu durum, yangından önce de sürecin doğru yönetilmiş olması halinde sigorta sorununa bir çözüm bulunabileceğini ve böylelikle kamu zararının en azından teminat miktarı kadar kısmının sigorta şirketi tarafından karşılanabileceğini göstermektedir.” denilmiştir.

Fakat, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 06.11.2014 tarihli yazısı incelendiğinde, yazının ilgi kısmında “a) 04.11.2013 tarih ve 50.845.849-750,99-4263 sayılı yazınız” şeklinde Belediyenin 04.11.2013 tarihinde (yani 29.09.2014 tarihindeki yangın hadisesinden yaklaşık bir yıl önce) ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne gönderdiği bir yazıya ilgi tutulduğu; yazı içeriğinde de “İlgi, (a) da kayıtlı yazınız ekindeki ... Sigorta Aracılık Hizmetleri, ... Sigorta Aracılık Hizmetleri ve ... acentesinden alınan taşınmazların tarihi eser olmasından dolayı sigorta teklifi veremediklerine dair yazı suretleri sunulmuştur.” denilerek söz konusu ilgi (a) yazının içeriğinden bahsedildiği görülmüştür. Bahsi geçen sigorta şirketleriyle gerek 2010 yılında gerekse 2013 yılında yapılan söz konusu yazışmaların, Belediye tarafından ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yangından bir yıl önce gönderilen yazının ekinde sunulduğu anlaşılmaktadır.

Bu durum, Belediyenin “sürecin doğru yönetilmiş olması” adına yangın olayından önce ilgili yerlerle gerekli yazışmaları yaparak sorumluluğunun gereğini yerine getirdiğini, ancak ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünün “sigorta sorununa bir çözüm” bulunabilmesi için gerekli adımları yangın olayı yaşanana kadar atmadığını göstermektedir. Kaldı ki, Belediye tarafından bu durum yangından önce ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne hiç bildirilmemiş olsaydı dahi, “tarihi eser niteliğindeki yapıların gerçek değerlerinin sigorta şirketlerince öngörülememesi nedeniyle bu gibi taşınmazlara sigortalama hizmetinin sunulamaması” probleminin ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından bilinmediğini ileri sürmek mümkün değildir. Çünkü Genel Şartnamenin 15’inci maddesinin sekizinci fıkrasında da görüldüğü üzere, yapılması öngörülen sigortanın lehtarı Vakıflar Genel Müdürlüğüdür. Belediye tarafından tarihi eser niteliğindeki bahse konu taşınmaza sigorta yaptırılamadığının bildirilmemesi hâlinde dahi, Vakıflar Bölge Müdürlüğünün kendi lehine yapılmasını istediği sigortanın yapılmadığından haberdar olmaması düşünülemez.

Diğer yandan Ek İlamda; “... belediyenin sorumlu tutulmasının sebebi ... adlı taşınmazın belediye başkanı tarafından Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmadan kiralanmasıdır. Zira, izin alınmış olsa idi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323’üncü maddesi gereği kiraya veren Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen ..., kira sözleşmesinde kiracının yerine geçeceğinden devreden kiracı olan Belediye, kiraya verene karşı borçlu olmayacaktı.” denilmiştir.

Halbuki, ... Belediyesi ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yaptığı kira sözleşmesini ...’e devretmemiş; ... ile sadece “alt kira” ilişkisi kurmuştur. Bu yüzden, somut olayda 6098 sayılı Kanun’un 323’üncü maddesi değil, 322’nci maddesi uygulanması gerekir. Dolayısıyla, kiraya verenden yazılı rıza alınmış olsa da olmasa da asıl kiracı olan Belediyenin kiraya verene karşı borçlu olmaktan çıkması ve onun yerine alt kiracı ...’in geçmesi asla söz konusu olamaz. Zira 6098 sayılı Kanun’un 322’nci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde, “Alt kiracı, kiralananı kiracıya tanınandan başka biçimde kullandığı takdirde kiracı, kiraya verene karşı sorumlu olur.” hükmü açıkça belirtilmiştir. Yine, kiraya verenden yazılı rıza alınmış olsa da olmasa da kiraya veren, tazmin talebini asıl kiracıya karşı ileri sürebileceği gibi, isterse alt kiracıya karşı da ileri sürebilir. Zira aynı fıkranın ikinci cümlesinde “Bu durumda kiraya veren, kiracısına karşı sahip olduğu hakları alt kiracıya ... karşı da kullanabilir.” hükmü yer almaktadır. Yani, yazılı rızanın alınmamış olması, kiraya verenin talebini doğrudan ...’e yöneltmesine engel oluşturmadığı gibi, yazılı rıza alınsaydı dahi kiraya verenin talebini sadece Belediyeye yöneltmesi imkânı da ortadan kalkmayacaktı. Bu gerçek, yazılı rızanın varlığı veya yokluğu ile sadece yangın olayı arasında değil, aynı zamanda kiraya verenin talebini kime ya da kimlere karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu hususu arasında da hiçbir illiyet bağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte, yine Ek İlamda; “... alt kira sözleşmesinin yapılması, asıl kira sözleşmesinin kiracısını taraf olmaktan çıkarmadığı gibi alt kiracıyı da asıl kira sözleşmesinin tarafı haline sokmadığından, kiracı ... ... Belediyesi’nin kiralayan ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne karşı sözleşmeden kaynaklı asli sorumluluğu ortadan kalkmamıştır.” denilerek söz konusu durum Daire kararında açıkça kabul edilmiştir. Daire kararının bu kabulü ile “... izin alınmış olsa idi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 323’üncü maddesi gereği kiraya veren Vakıflar Bölge Müdürlüğünün yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen ..., kira sözleşmesinde kiracının yerine geçeceğinden devreden kiracı olan Belediye, kiraya verene karşı borçlu olmayacaktı.” şeklindeki yapılan izah arasında çelişki oluşmuştur.

Daire Kararında, ... adlı taşınmazın ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Belediyeye “eğitim, sosyal ve kültürel amaçlı” olarak kiraya verildiği hâlde Belediye tarafından Şartnamenin 15’inci maddesi hükmüne aykırı şekilde kiralama amacının dışına çıkılarak ticari amaçla kullanılmak üzere ...’e alt kiraya verildiği yönünde bir değerlendirmede bulunulmuştur.

Oysa sorumlunun ilk temyiz dilekçesinde yaptığı savunmada da ifade edildiği üzere, Kervansaray mimarisinde yapılmış bulunan söz konusu taşınmazın üst katı otel (misafirhane) alt katı farklı işlevlere sahip dükkânlar şeklinde kullanılmasının öngörülerek dizayn edildiği, bu dizaynı yapanın Belediye değil mülk sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü olduğu, taşınmazın restorasyonunun Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından buna göre yaptırıldığı ve söz konusu bölümün de restoran olarak dizayn edildiği, bu dizaynıyla ...’ın bir bütün olarak ... halkının ve ziyaretçilerin konaklama, alışveriş, yeme-içme, vakit geçirme, sanatsal ve kültürel etkinliklere katılma gibi sosyal ve kültürel bir yaşam alanı şeklinde hizmet vermesi için tasarlandığı, bu bütünlük içerisinde, belirtilen bölümün de restoran olduğu, bütün bu gerçeklerin dosyada mevcut belgelerden açıkça anlaşıldığı, nitekim ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasındaki kira sözleşmesinin eki olan ve dosyadaki belgeler arasında yer alan “...da Bulunan Demirbaş ve Diğer Malzeme Listesi”nin 4 numaralı maddesinde de buranın kiraya veren ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından kiracı Belediyeye restoran olarak içindeki malzemelerle birlikte teslim edildiğinin görüldüğü, Belediyenin de burayı restoran olarak kullanılmak üzere alt kiraya verdiği, bu nedenle kendisine tanınandan başka biçimde kullanım durumunun söz konusu olmadığı, anlaşıldığından “kiracının kiralananı kiralama maksadı dışında kullanamayacağı hükmüne aykırı davrandığı” iddiasını kabul etmek mümkün değildir.

5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin birinci fıkrasına göre, kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasından kamu görevlilerini sorumlu tutabilmenin temel şartı, söz konusu artışa engel veya eksilmeye neden olunmasının “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda” gerçekleşmesidir. Bunun için de her şeyden önce, oluşan zarar ile kamu görevlilerinin “karar, işlem veya eylemleri” arasında bir illiyet bağının kurulması şarttır.

... Asliye Ticaret Mahkemesinin hakem sıfatıyla verdiği kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından onanarak söz konusu zararın Belediyece karşılanmasına karar verilmesi üzerine kiracı ...’e karşı ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/179 E. sayılı dosyası üzerinden rücu davası açıldığı ve dava sürecinin devam etmekte olduğu görülmüştür.

Sonuç olarak, ... ... Belediyesi tarafından kiralanan söz konusu taşınmazın sigortalatılması için gecikmeksizin sigorta şirketlerine teklif götürüldüğü, ancak sigorta şirketlerinin tamamının yapının tarihi eser niteliğinde olması ve yüksek risk taşımasını gerekçe göstererek sigorta yapmaktan kaçındıkları, Mahkemece yangın nedeniyle ortaya çıkan zararın Belediye tarafından karşılanmasına karar verilmesi üzerine alt kiracıya karşı rücu davasının açıldığı ve dava sürecinin devam etmekte olduğu göz önüne alındığında, Belediye Başkanının üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirdiği anlaşılmıştır.

... adlı taşınmazda çıkan yangın dolayısıyla ortaya çıkan ve Belediye tarafından ödenen zarar nedeniyle Belediye Başkanının sorumlu tutulabilmesi için, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ‘Kamu Zararı’ başlıklı 71’inci maddesinde belirtildiği üzere, oluşan kamu zararı ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem arasında bir illiyet bağının kurulması gerekmektedir.

Ancak, somut olaya konu edilen yangın nedeniyle ortaya çıkan zarar ve ziyanın, Belediye Başkanının herhangi bir kasıt, kusur veya ihmaline dayanmadığı anlaşıldığından, oluşan zarar ile Belediye başkanının görev ve yetkisi dahilindeki işlem, eylem veya kararları arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sorumlunun konunun esasına ilişkin iddia ve itirazları kabul edilerek, 184 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen ... TL tutarındaki tazmin hükmü yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca (Aynı zamanda Temyiz Kurulunun 20.12.2023 tarih ve 56235 tutanak sayılı Bozma Kararında da belirtildiği gibi) BOZULARAK, yeni hüküm tesisi için dosyanın DAİREYE GÖNDERİLMESİNE,

(Üye ..., Üye ..., Üye ... ve Üye ...’in karşı oyu ile) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 09.07.2025 tarih 58183 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

Üye ..., Üye ..., Üye ... ve Üye ...’in karşı oy gerekçesi:

... ... Belediyesi ile ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasında düzenlenen 01.08.2010 tarihli Kira Sözleşmesinin eki Vakıf Taşınmazların (Musakkafların) Kiraya Verilme Genel Şartnamesi’nin 16’ncı maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 322’nci maddesi hükmü göz önüne alındığında, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça kiralananın bir başkasına kısmen veya tamamen kiralanması mümkün değildir.

Temyiz dilekçesinde, Sözleşmenin “Hususi Şartlar” başlıklı bölümünün 6’ncı maddesi gereğince, taşınmazın alt kiraya verilebileceği ve alt kira sözleşmelerinde kiralayanın yazılı rızasının alınmasına gerek bulunmadığı, zira yazılı iznin sadece sözleşmenin devri için arandığı, oysaki alt kiralamalarda böyle bir izne gerek bulunmadığı iddia edilmişse de; Sözleşmenin “Hususi Şartlar” başlıklı bölümünün 6’ncı maddesinde; “Protokol (Sözleşme) hükümleri doğrultusunda Belediyesince alt yükleniciye kiraya verilir.” denildiğinden, Belediyece söz konusu taşınmazın alt yükleniciye kiraya verilebilmesi için de sözleşmenin eki Vakıf Taşınmazların (Musakkafların) Kiraya Verilme Genel Şartnamesi’nin 16’ncı maddesindeki kiralayanın izninin alınması şartının karşılanması gerektiği açıktır.

Zira, alt kira sözleşmesinin yapılması, asıl kira sözleşmesinin kiracısını taraf olmaktan çıkarmadığı gibi alt kiracıyı da asıl kira sözleşmesinin tarafı haline sokmadığından, kiracı ... ... Belediyesi’nin kiralayan ... Vakıflar Bölge Müdürlüğüne karşı sözleşmeden kaynaklı asli sorumluluğu ortadan kalkmamıştır.

Ayrıca, anılan Şartnamenin 15’inci maddesinin sekizinci fıkrasında, kiracının kirasındaki taşınmazların yangın, hırsızlık ve doğal afetlere karşı Genel Müdürlük adına sigortalatmak zorunda olduğu ve kiracının ihmal ve kusurundan dolayı idare bir zarara uğrarsa kiracının bu zararı ödemekle yükümlü olduğu; dokuzuncu fıkrasında ise herhangi bir kaza, yangın veya doğal afetlerin vukuunda, sigortadan tahsil edilecek bedelin tesisin yenilenmesi ve eski haline getirilmesi için harcanacağı, sigortadan alınan meblağın tesisin yenilenmesi veya eski haline getirilmesine yetmemesi halinde ise eksik kalan kısmın Kiracı tarafından karşılanacağı belirtilmesine rağmen, Belediye tarafından bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle oluşan zararın tamamı Belediyece tazmin edilmek durumunda kalınmıştır.

Temyiz dilekçesinde, ilçe sınırlarında iştigal eden 3 sigorta şirketinden teklif alınmaya çalışıldığı ancak taşınmazın tarihi eser vasfında olması nedeniyle hiçbirisinin teminat vermeye yanaşmaması sonucu taşınmazın sigortasının yaptırılamadığının belirtilmiş olması, oluşan zarar nedeniyle Belediyenin tazmin yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Zira, taşınmaza sigorta yaptırılmış olsaydı dahi, sigortadan tahsil edilecek bedelin zararı karşılamaya yetmemesi halinde eksik kalan kısmın, Şartname’nin 15’inci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği Belediyece karşılanacağı tabiidir.

Tüm bunlara ilave olarak, 6098 sayılı Kanun’un 334’üncü maddesi ile Genel Şartnamenin 15’inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü gereğince ... Belediyesi, kiraladığı taşınmazı ne şekilde teslim almışsa, aynı şekilde teslim etmekle mükellef olduğundan, yangın nedeniyle oluşan zarar nedeniyle asli kusurludur.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye başkanının görev ve yetkileri” başlıklı 38’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; belediye başkanının, belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilatını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak ile görevli ve yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu itibarla, Vakıflar Bölge Müdürlüğünün ...’da çıkan yangın nedeniyle uğradığı zararı tazmin etme mükellefiyeti bu taşınmazı Bölge Müdürlüğünün yazılı rızası olmaksızın belediye adına alt kiracıya kiraya veren Belediye başkanına ait bulunmaktadır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesinde, kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmıştır.

Buna göre, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasında yapılan Kira Sözleşmesi’nin eki mahiyetindeki Genel Şartname’nin 15’inci maddesinde; kiracının kiraladığı taşınmazı ne şekilde teslim almışsa aynı şekilde teslim etmekle mükellef olduğu; kirasındaki taşınmazda bulunan müştemilat veya dikili şeylere kendisinin veya başkasının zarar vermesi halinde ortaya çıkan zarar ziyan bedelinin kiracısından tahsil edileceği, kiracının kirasındaki taşınmazı yangın, hırsızlık ve doğal afetlere karşı Genel Müdürlük adına sigorta yaptırmak zorunda olduğu, kiracının ihmal ve kusurundan dolayı idare bir zarara uğrarsa kiracının bu zararı ödemekle mükellef olduğu ve kiralananı kiralama maksadı dışında kullanamayacağı; 16’ncı maddesinde ise kiraladığı şeyi İdareden izin almadan bir başkasına kısmen veya tamamen devredemeyeceği veya alt kiraya veremeyeceği belirtilmesine rağmen, bu hükümlere aykırı olarak, ... adlı taşınmazı Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin almaksızın kiralama amacına aykırı bir şekilde restoran olarak işletilmek üzere ... adlı kişiye alt kiraya veren ve taşınmazın bu kişinin kullanımında iken çıkan yangın neticesinde kullanılamaz hale gelmesinden kaynaklanan zarar nedeniyle,

Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Belediye arasında ve Belediye ile alt kiracı ... arasında düzenlenen kira sözleşmelerini bizzat imzalayan ve taşınmazı sigortalatma mükellefiyetini yerine getirmeyen Belediye Başkanı ...’in tek başına sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, ... ... Belediyesince 01.08.2010 tarihli kira sözleşmesi ile ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünden kiralanan ... adlı taşınmazın, 10.05.2012 tarihinde Vakıflar Bölge Müdürlüğünden izin alınmaksızın alt yükleniciye kiraya verilmesi ve söz konusu taşınmaz alt kiracının kullanımında iken meydana gelen yangın nedeniyle taşınmazda oluşan zararın belediye bütçesinden karşılanması suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiğinden, sorumlu talebinin reddi ile 184 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİ, gerekir.