Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2006
Daire
3
Dosya No
32457
Tutanak No
34810
Tutanak Tarihi
17.04.2012
Konu
KARAR

Duruşma talebinde bulunan dilekçi Salim GÜNGÖR ile Sayıştay Savcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

1-) 974 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile, Milli Savunma Bakanlığı Eskişehir İnşaat Emlak ve Nato Enfrastrüktür Bölge Başkanlığı emrinde görev yapan askeri personelden görev tazminatı alanların almış oldukları bu tazminatlardan tayın bedeli olarak aldıkları ödemenin mahsup edilmemesi nedeniyle 438,39 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, bu konuda Milli Savunma Bakanlığınca Maliye Bakanlığından görüş talebinde bulunulduğu ve Maliye Bakanlığınca verilen cevap yazısında; Tayın bedelinin, ilgili mevzuatları uyarınca kazandan beslenemeyen personele ödendiği ve tayın bedeli verilen personelin yiyecek yardımından faydalandırmadığı, dolayısıyla yiyecek yardımı karşılığı yapılan bir ödeme olduğu, bu ödemenin temsil ve görev tazminatından mahsup edilmesi durumunda tayın bedeli ödenen personel ile yiyecek yardımından yararlanan personel arasında bir eşitsizlik yaratılacağı dikkate alındığında; tayın bedelinin, 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 4. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sayılan ödemelerle bir benzerliğinin bulunmadığı, bu nedenle temsil ve görev tazminatından mahsup edilmemesi gerektiğinin belirtildiği ifade edilerek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Savcılık, Daire kararının onanması yönünde görüş bildirmiştir.

2155 sayılı Bazı Kamu Personeline Tayın Bedeli Verilmesi Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; “Barışta ve savaşta Milli Savunma Bakanlığı bütçesine bağlı fiili kadrolarda bulunan subay, askeri memur, astsubay, uzman çavuş, sivil memur ve yardımcı hizmetler personeline, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kıt’a ve kurumlarında görevli Maliye Bakanlığına bağlı muhasebeler teşkilatındaki memur ve yardımcı hizmetler personeline; Jandarma Genel Komutanlığı fiili kadrolarında görevli subay, askeri memur, astsubay, uzman jandarma çavuş, sivil memur ve yardımcı hizmetler personeli ile Jandarma Genel Komutanlığı kuruluşlarında görevli Maliye Bakanlığına bağlı muhasebeler teşkilatındaki memur ve yardımcı hizmetler Personeline; Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarında görevli her sınıf personele; Milli İstihbarat Teşkilatında görevli sivil memurlara; Gümrük Muhafaza merkez ve iller kuruluşundaki muhafaza ve muamele sınıfı kadrolarına dahil memurlara ve muhafaza teşkilatında görevli gemi adamlarına, Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü hizmetlerinde çalışan orman muhafaza memurlarıyla bunlara refakat eden şoförlerine ayda günlük er tayın istihkakının bir aylık tutarı tayın bedeli olarak verilir.

Nakit olarak ödenen tayın bedeli istihkakı yukarıda sayılanlara tamamen veya kısmen er istihkaklarındaki ölçüler içerisinde tayın halinde verilebilir.

Tayın bedelinin aylık tutarı o yılın Bütçe Kanununda gösterilen miktarı aşmamak üzere, Ankara mahalli rayici üzerinden Milli Savunma, İçişleri ve Maliye ve Orman Bakanlıklarınca müştereken saptanır.”denilmektedir.

4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkındaki Kanunun 5 inci maddesinin (c) bendinde;

“Teşkilat veya özel kanunlarında yer alan hükümlere göre kadro karşılığı sözleşmeli, sözleşmeli veya kapsam dışı statüde çalışanlara temsil tazminatı ödenmez. Bu tazminata hak kazananlara personel veya teşkilat kanunları veya diğer kanuni düzenlemeler ile kaynağı ne olursa olsun ödenmekte olan döner sermaye katkı payları, fiilen yapılmayan ders karşılığı ek ders ücreti ödemeleri, fon, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri ödemelerin aylık net tutarları, temsil tazminatının net tutarından mahsup edilir. (Ek cümle: 29.06.2006- 5536/9 md.) Ancak mahsup işlemleri, görev tazminatına uygulanan mahsupla ilgili hükümler esas alınarak yürütülür. Benzeri ödemelerin kapsamı ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenir. Bu tazminat her ne şekilde olursa olsun ikramiyelerin veya başka bir ödemenin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” denilmektedir.

Buna istinaden çıkarılan 10.03.2000 tarih ve 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4 üncü maddesinde;

“Bu tazminatın ödenmesinde; aylık (ek gösterge dahil), taban aylığı, kıdem aylığı, makam ve yüksek hakimlik tazminatları, aile yardımı ödeneği, lojman ve yabancı dil tazminatları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 213 üncü maddesinden sonra gelen “Zam ve Tazminatlar” başlıklı Ek Maddesi kapsamındaki zam ve tazminatlar ile aynı Kanunun Ek 33 üncü maddesindeki nöbet ücreti, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Ek 3 ve Ek 17 nci maddeleri kapsamındaki zam ve tazminatlar, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu kapsamındaki üniversite ödeneği, idari görev ödeneği, eğitim öğretim ödeneği ve geliştirme ödeneği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 106’ncı maddesi kapsamındaki ödenek ve tazminatlar, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve diğer yargı kuruluşlarında ödenen ek ödenek ve ek tazminatlar, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesi kapsamındaki tazminatlar, 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemeler, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan ek ücret ödemeleri, doğal afetler nedeniyle yapılan ödemeler, Personel ve Teşkilat Kanunları gereği verilen ve aylık veya ücret mahiyeti taşımayan mükafat ve ödüller, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun kapsamında yapılan ödemeler, 28/2/1985 tarihli ve 3160 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemeler, huzur hakkı, toplantı ödeneği ile yönetim ve denetim görevi karşılığında yapılan ödemeler mahsup işlemine tabi tutulmaz.

Yukarıdaki fıkra kapsamı dışında kalan personel veya teşkilat kanunları veya diğer düzenlemeler ile kaynağı ne olursa olsun ödenmekte olan; ilgili mevzuatları uyarınca kurulmuş fon ve hesaplardan yapılan her türlü ödemeler, 24/6/1994 tarihli ve 4009 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca yapılan ödemeler, İl Özel İdaresi Kanununun 100 ve 140 ıncı maddeleri uyarınca yapılan ödemeler, fiilen yapılmayan ders karşılığı ödenen ek ders ücretleri, maktu ve nisbi olarak ödenen her türlü fazla çalışma ücretleri (asayiş tazminatı dahil, doğal afetler nedeniyle yapılan ödemeler hariç), ek tazminat ve kurumsal bazda yapılan tazminat ödemeleri, 8/5/1991 tarihli ve 3717 sayılı Kanunun değişik 2 nci maddesi uyarınca yol tazminatının 1/2 si olarak kamu bankasına yatırılan paralardan her ay itibarıyla yapılan ödemeler, döner sermaye kaynaklarından yapılan her türlü ödemeler, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılan ek tazminat ödemeleri, muhtelif mevzuat çerçevesinde yapılan; ödeme, ücret ödemesi, ek ücret ödemesi, teşvik ödemesi ve ikramiye ile benzeri adlar altında yapılan bütün ödemelerin aylık net tutarları, temsil tazminatının net tutarından mahsup edilir.” hükmü yer almaktadır.

Tayin bedelinin, kazandan beslenemeyen askeri personele ödenen yemek parası olduğu ve tayın bedeli verilen personelin yiyecek yardımından faydalandırmadığı, dolayısıyla yiyecek yardımı karşılığı yapılan bir ödeme olduğu, bu ödemenin temsil veya görev tazminatından mahsup edilmesi durumunda tayın bedeli ödenen personel ile yiyecek yardımından yararlanan personel arasında bir eşitsizlik yaratılacağı dikkate alındığında, 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 4. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sayılan ödemelerle tayın bedelinin bir benzerliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun “Sosyal Haklar ve Yardımlar” başlıklı on üçüncü kısmının “Yardımlar” başlıklı ikinci bölümünde yer alan 180’inci maddesinde; “Yiyecek yardımı özel kanun ve yönetmeliklerde gösterildiği şekilde verilir.” denilmektedir. Dolayısıyla tayın bedeli bir ücret veya ödenek niteliğinde olmayıp, bir sosyal yardım niteliğindedir. Nitekim, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 27’nci maddesinde de tayın bedelinin bir ücret veya kazanç sayılmayarak gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu çerçevede tayın bedeli bir ücret ödemesi değil sosyal yardım olduğu için, temsil tazminatı ödenmesine ilişkin 4505 sayılı yasa veya bu ödemenin koşullarına ilişkin çıkarılan 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında değildir. Bu mevzuatta hiçbir şekilde sosyal yardımlara ilişkin bir konu yer almamış olup tayın bedellerinin ödenen temsil veya görev tazminatlarından düşülmesi düşünülemez.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının kabul edilerek 974 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

2-) 974 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile, Yüklenici Denge Mobilya Dek.İnş.Tic. Ltd.Şti ile idare İnşaat Emlak ve Nato Enfrastrüktür Bölge Başkanlığı arasında 24.10.2005 tarihinde imzalanan 738.000,00 TL bedelli Afyon Askerlik Dairesi Ek Binası İnşaatı İşine ait sözleşmenin 6 nüsha olarak düzenlenmiş olmasına rağmen 5 nüshası için Damga Vergisi kesilmemesi nedeniyle 27.675,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, idare ile yüklenici firma arasında imzalanan sözleşmenin çoğaltılması neticesinde ortaya çıkan evrakların teknik anlamıyla nüsha olmayıp, suret mahiyetinde olduğunu; İdareler ile yükleniciler arasında imzalanan sözleşmelerin kural olarak 1 asıl, 1 suret olarak düzenlenip bir suretinin yükleniciye, aslının da ilgili nakit saymanlığına gönderildiğini; Bunun haricinde çoğaltılan suretlerden ikisinin idarede, birinin MSB Esk. İnş. Emi. Ve Güv.Yat.D.Bşk.lığında saklanmak üzere Damga Vergisi Kanunu’nun damga vergisinden istisna edilen kağıtlar başlığı altında zikredilen A bendinin 1 ve 2. maddelerine binaen tamamen bilgi amaçlı olarak tevdi edildiğini;

Nitekim Damga Vergisi Kanunu’nun Damga Vergisinden İstisna edilen kağıtlar başlıklı A bendinde “Resmi Daireler arasındaki işlemleri kapsayan her türlü kağıtlarla bu dairelerin soruları üzerine kişiler tarafından yazılan cevaplar ve ekleri ile Kişilerin işlemleri ile ilgili olarak resmi dairelerce görülecek lüzum üzerine yazılacak şerhler veya çıkarılacak suretlerin” damga vergisine tabi olmayacağının açıkça ifade edildiğini;

Ayrıca konu ile ilgili olarak Maliye Bakanlığının 07.07.2006 gün ve Sayı:B.07.0.MGM.0.45 / 540 sayılı yazısında da (EK-C) “Sözleşmenin ödemeden önce veya ilk hak edişle birlikte biri asıl, diğeri onaylı suret olmak üzere iki nüsha olarak muhasebe yetkilisine verilmesi, ihale sözleşmelerinin tek nüsha düzenlenerek imzalanmasından sonra idare tarafından aslına uygunluğu onaylanarak çoğaltılması durumunda onaylı suretlerin Damga Vergisine tabi tutulmaması” gerektiğinin vurgulandığını;

Bu sebeple İdarece düzenlenen suretlerin de bu kapsamda düzenlendiğini, düzenleme amacının sözleşmelere bağımsız olarak ibraz edilebilme kabiliyeti kazandırma olmadığını; Nitekim düzenlenen suretlerin de yine bağlı kamu kurum kuruluşlarına sadece bilgi amaçlı olarak tevdi edildiğini ve başkaca hiçbir resmi veya özel kurum ve kuruluşa aslı yerine geçmek üzere ibraz edilmediğini;

Sözleşmenin 6 nüsha olarak düzenlendiğinin yazılmasının sehven yapılmış bir yazım hatasından ibaret olduğunu; idare ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin tasarı halindeki (ihale dokümanında) metninde de sözleşmenin 1 nüsha olarak düzenleneceğinin açıkça ifade edildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Savcılık, Daire kararının kaldırılması yönünde görüş bildirmiştir.

488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde; “Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir. Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan (Değişik: 5228/59-4/a md.) (Yürürlük: 31.7.2004) belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder.”

Kanun’un 3. maddesinde; “Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder.”

Aynı kanunun 5. maddesinde ise; “Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur.”

26. maddesinde de, “Resmi dairelerin ilgili memurları kendilerine ibraz edilen kağıtların Damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere, vergi dairesine göndermeye mecburdurlar.” denilmektedir.

Belirtilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; her hangi bir kağıdın damga vergisine tabi olması için söz konusu belgenin resmi daireye ibraz edilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, Damga Vergisi Kanunu’nun resmi dairelerin mecburiyeti başlığını taşıyan 26. maddesinde de, resmi dairelerin ilgili memurlarının kendilerine ibraz edilen kağıtların damga vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere, vergi dairesine göndermeye mecbur oldukları ifade edilmiştir. Söz konusu 26. maddeye göre, sözleşmenin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi durumunda, şayet bu nüshalar resmi daireye ibraz edilmemişse sadece birden fazla nüsha düzenlemek damga vergisini doğurmaz. Dolayısıyla, anılan işte her ne kadar sözleşme altı nüsha düzenlenmişse de, resmi daireye bir nüshası ibraz edildiğinden ve ibraz edilen belgeye ait Damga Vergisinin de tahsil edildiği anlaşıldığından, ibraz edilmeyen nüshalar Damga Vergisi kesilmemesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi iddialarının kabul edilerek 974 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 17.04.2012 tarih ve 34810 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.