Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Yılı
2007
Daire
4
Dosya No
33213
Tutanak No
35106
Tutanak Tarihi
05.06.2012
Konu
KARAR
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:
1-999 sayılı ilamın 3.maddesi ile; İl Özel İdare Genel Sekreteri Hasan YILDIZ’a Aralık 2007 maaşının hatalı hesaplanması, Aralık 2007 de Ocak- Aralık 2007 tarihleri için Ek Ödenek farkı bordrosu adı altında hatalı olarak geriye dönük ödeme yapılması nedeniyle 11.172,88 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Genel Sekreterliğin özlük haklarıyla ilgili düzenlemenin 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 36. maddesinin 4. fıkrası hükmünde yer aldığını,
Ancak, yasanın 36. maddesi Genel sekreterlerin mali ve sosyal haklarını tek tek saymadığını,
"Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdür, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" diyerek başka bir kurum personelinin mali ve sosyal haklarına atıfta bulunmak suretiyle düzenlendiğini,
Yasanın 36. maddesi hükmüne bakıldığında,
-Genel İdare hizmetleri sınıfında olma,
-Bakanlık genel müdürü ve ya müstakil daire başkanı olma,
-İlgili mevzuatında öngörülen tüm haklarından aynen yararlanma, şeklinde emsal almada yasanın aradığı temel şartlar olduğunu,
Yasanın 36. maddesinin 4. fıkrasında "bakanlık genel müdürü ve müstakil daire başkanı" ifade edilmesine rağmen hangi bakanlığın emsal alınacağının belirtilmediğini, 5302 sayılı Yasanın "tanımlar" başlığında bakanlık tanımının da yer almadığını,
Yasanın 36. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemede açıklaması gereken ikinci konunun ise "ilgili mevzuatın" kapsamının ne olduğu ile "tüm haklardan yararlanma" kavramı içinde ne tür hakların yer aldığı,
Bakanlık Genel müdür ve Müstakil Daire Başkanlarının 657 sayılı yasadan kaynaklanan mali haklarının,
MAAŞIN UNSURLARI BAKANLIK
Genel Müdür Müstakil Daire Başkanı
Ek Gösterge Aylığı: 6.400 3.600
Taban Aylığı: 1.000 1.000
Yan Ödeme Aylığı: 1.950 1.700
Özel Hiz. Tazminatı: % 330 % 210
Makam Tazminatı: 7.000 3.000
Temsil veya Görev tazminatı: 17.000 9.000
Diğer : Gösterge ve Kıdem Aylığı Gösterge ve Kıdem Aylığı
olduğunu,
Ancak bazı bakanlıklarda görev yapan genel müdür ve müstakil daire başkanlarına 657 sayılı yasa ile sağlanan mali ve sosyal haklar dışında başka yasalarla da ek mali haklar sağlandığını,
Örneğin Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gibi bakanlıklarda ayrıca "ek ödemeler" bulunduğunu,
İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin mali ve sosyal hakları hesaplanırken 5302 sayılı yasanın 36. maddesi hükmünde özellikle de ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır ifadesi kullanıldığına göre bu bakanlıklardan hangisi esas alınacaktır, belli olmadığını,
Genel Sekreterlerin mali ve sosyal haklarının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 31.08.2007 gün ve 16890 sayılı görüşüne konu olduğunu ve Maliye Bakanlığı görüşünde;
5302 sayılı yasanın 36. maddesinin 4. fıkrasındaki "Genel sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdür, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" hükmünü dayanak göstererek genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü ile aynı sınıfa dahil müstakil daire başkanının mali ve sosyal hakları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 375 sayılı kanun hükmünde kararname 27.10.2000 tarih ve 4505 sayılı kanunun 5. maddesi ve bunlara istinaden yürürlüğe konulan diğer ilgili mevzuatta düzenlenmiş bulunduğunu belirterek, bu mevzuattaki mali ve sosyal hakların listelenmiş olduğunu, görüşte, 5302 sayılı yasanın 36. maddesi hükmü kapsamında ilgili mevzuattaki "tüm haklardan aynen yararlanma" nedir? ve Bakanlıktan hangi bakanlığın kastedildiği gibi hususlardan hiç birisinin açıklanmadığını,
Yerel yönetimler üzerinde ağırlıklı olarak idari vesayet yetkisinin İçişleri Bakanlığınca kullanılması ve İl Özel İdaresinin başında vali olması nedeniyle "Bakanlık” ifadesinden İçişleri Bakanlığının anlaşılarak emsal alınması gerektiğini ifade edenler olsa da İçişleri Bakanlığında genel idare hizmetleri sınıfından genel müdür ve müstakil daire başkanı bulunmadığını,
Diğer taraftan İl Özel İdarelerinin, İçişleri Bakanlığı dahil hiçbir bakanlığın taşra teşkilatı olmadığı gibi kamu tüzel kişiliğine sahip merkezi yönetimden ayrı bir yerel yönetim birimi olduğunu,
Mevzuatın; sözlük tanımı itibariyle, yürürlükte olan bütün yasa ve buna bağlı düzenlemeleri ifade ettiğini,
5302 sayılı yasanın 36. maddesi hükmünde geçen, özellikle "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" ifadesi karşısında genel sekreterlerin mali ve sosyal hakları hesaplanırken genel idare hizmetleri sınıfından genel müdür istihdam eden bakanlıklardaki en yüksek mali ve sosyal hakların esas alınması gerektiği sonucunun çıktığını, çünkü personel hukukunun temel ilkelerinden birisinin "lehte olanın uygulanması” kuralı olduğunu,
Mevzuatın tanımına bakıldığında 5302 sayılı yasanın 36. maddesinde yer alan "ilgili mevzuat" kavramı içinde sadece 657 sayılı yasa ile sağlanan mali ve sosyal hakların değil, memurlara mali ve sosyal hak ile sağlanan bütün yasal düzenlemeler yer aldığını,
Nitekim Kocaeli idare mahkemesinin 5302 sayılı yasanın 36. maddesinde yer alan "genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü için ilgili mevzuatta öngörülen tüm haklardan aynen yararlandırılır" hükmünü dayanak göstererek 6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanuna dayanılarak çıkarılan ateşli silah ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında yönetmelik hükmüne göre bakanlık genel müdürleri gibi büyük şehirlerde bulunan genel sekreterlere silah taşıma ruhsatı verilmesi gerektiğine karar verdiğini,
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 102. maddesinde kıstas aylığın, en yüksek devlet memuruna (Başbakanlık Müsteşarına) mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamının brüt tutarı olarak tanımlandığını, 2802 sayılı yasanın 102. maddesindeki "her türlü ödemede" ifadesine dayanılarak başbakanlık müsteşarına 657 sayılı yasa ve diğer yasalarla sağlanan her türlü haklarla esas alınarak belirtilen oranlar nispetinde Hakim ve Savcılar aylık ödenmekte olduğunu,
Bütün bunlara ilave olarak, 01.08.2010 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan 23.07.2010 tarih ve 6009 sayılı "Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına " dair Kanunun Geçici 8.maddesinde;
"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu kanunun yayım tarihine kadar olan, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, Büyükşehir belediyesi ve İl özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında İdari ve mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır."denildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık;
“Sorumlu ilamın 3. maddesiyle, ek ödemesi bulunan Bakanlıklar müstakil daire Başkanlıkları için öngörülen mali haklardan yararlandırıldığı gerekçesiyle verilen tazmin hükmünün, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesinin, hangi Bakanlıkların emsal olarak alınacağını belirtmediğini, ayrıca 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinin bu ödemelerin takip ve tahsilini durdurduğunu ileri sürerek kaldırılmasını talep etmiştir.
Ancak, Maliye Bakanlığı (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) nın 31.08.2007 tarihli ve 16890 sayılı yazısında, açıkça ek ödemesi olmayan Bakanlık ödemesi öngörülmüştür. Diğer taraftan 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi, memur sendikaları ile yapılan toplu sözleşmeleri ve benzeri tasarrufları kapsadığından, bu konuya şümulü bulunmamaktadır.Bu nedenle talebin reddedilmesi,” şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununda;
“Madde 36: Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” hükmü yer almaktadır.
Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar’ın “Özel Hizmet Tazminatı” başlıklı II sayılı cetvelinin “Üst Yönetim ve Genel İdare Hizmetleri” başlıklı bölümünün 5. grubunun 1. sırasında “müstakil daire başkanı”nın ve 17. sırasında ise kadro derecesi 1 olan İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin % 210 oranında özel hizmet tazminatı alacağı belirtilmiştir.
İl Özel İdaresi Genel Sekreterine % 210 özel hizmet tazminatı yanında %190 ek ödeme yapıldığı ve %190 ek ödeme üzerinden geriye dönük olarak da ödeme yapıldığı görülmektedir.
5302 sayılı Kanunun 36. maddesinde belirtilen “ilgili mevzuat” ve “haklar” ibarelerinden; üstlenilen görevin özelliği ve hizmet gereği gibi farklı nedenlerle ödemeler öngören mevzuat hükümleri değil, görev yaptığı kurum ne olursa olsun, “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık genel müdürleri,” ve “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık müstakil daire başkanları” için istisnasız aynı miktar ve oranda mali hakların (aylık, ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı, iş güçlüğü zammı, temininde güçlük zammı, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, görev tazminatı, denge tazminatı) ödenmesini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4505 sayılı Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanun ile 375 ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler olarak anlaşılması gerekmektedir.
Bunun dışında hizmetin gereği ve özelliği gibi nedenlerle, Bakanlıklara göre farklılık arz eden ve bir kısmında hiç ödenmeyen; ek ödeme, fon, ikramiye, teşvik ikramiyesi, döner sermaye ve katkı payı gibi ödemeleri öngören özel nitelikteki mevzuatı, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesindeki “ilgili mevzuat” ve “haklar” kapsamında yorumlayıp, il özel idare genel sekreterlerine de kıyasen uygulamanın yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Bu durum, Sayıştay Dairelerinin ilamları üzerine Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 07.05.2009 tarihli 2009/41 sayılı genelgesi ile teyit edilerek, il özel idarelerince buna göre uygulama yapılması istenilmiştir.
Dilekçi, ilamın 3. maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı Kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine, 5302 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen ek ödemeyi, bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.
Bu nedenle 999 sayılı ilamın 3.maddesi ile 11.172,88 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
2-999 sayılı ilamın 4.maddesi ile; vali ve vali yardımcılarına ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 4.974,95 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
5302 sayılı İl Özel İdaresi kanunun 28. maddesi:
“Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir.” ve
63. maddesi:
“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.
Bu madde ile 28. maddede belirtilen ödeneklerin ödenmesinde, 4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında kanunun 5. maddesinin (c) fıkrası ile 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16. maddesi hükümleri uygulanmaz.” denildiğini,
İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 12.10.2006 gün ve B.50.PGM.0730001/22714 sayılı yazıları ile 5302 Sayılı yasanın 28 ve 63. maddelerine istinaden ödenmekte olan ödeneklerin 5540 sayılı Kanunun ek 5. maddesi kapsamında bir ek ödeme sayılması hususunda görüş bildirmesine istinaden Vali, Vali Yardımcıları, Kaymakam ve Encümen üyelerine yapılan ödemeden gelir vergisi kesintisi yapılmadığını,
Gelir vergisi kesintisinin yapılmamasına dair;
- Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 27.09.2006 gün ve 074602 sayılı yazısı,
- İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 12.10.2006 gün ve B.50.PGM. 0730001/22714 sayılı yazısı,
- Gelir İdaresi Başkanlığının Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Vergi Uygulama Müdürlüğünün 08.09.2006 gün ve B.07.1.GİB.0.4.20. 15.01/30-2044 (18.09.2006 gün ve 105840) sayılı yazısı,
- Danıştay 4.Dairesinin Esas NO:2008/1510, 2009/94 no'lu Kararı
- Türk İdareciler Derneğinin a) 05.12.2006 gün ve 840, 12.12.2006 gün ve 842 sayılı yazılarının bulunduğunu,
Söz konusu yazılardan verilen ödeneklerden Damga vergisi dışında vergi kesilmemesi gerektiği yönündeki bakanlığın görüş ve yazılarına istinaden Gelir vergisi kesintisi yapılmadığını,
Bunun yanında Konu ile ilgili olarak, 10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.06.2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunun 36. maddesinde aynen;
"Madde 36- 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"Geçici Madde 4: Bu Kanunun 28 nci ve 63 ncü maddelerine gereğince, 4/3/2005 tarihinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir" denildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık; ”Sorumlu ilamın 4 ve 5. maddeleriyle 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63. maddelerine istinaden yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle verilen tazmin hükmünün, ekte sunduğu İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün görüş yazısı ve Danıştay 4. Dairesinin 21.01.2009 tarihli ve E:2008/1510, K:209/94 nolu kararı uyarınca kaldırılmasını talep etmiştir.
Savunma yerinde olduğundan talebin kabul edilerek tazmin hükmünün sorumlu üzerinden kaldırılması, uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Görev ve Ek Ödenek başlıklı 63. maddesinde;
“Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.
…”denilmiştir.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde;
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmez.”denilerek ücretin tarifi yapılmıştır.
Aynı Kanunun "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94. maddesinde, Kamu idare ve müesseselerinin, söz konusu maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları,
94.maddenin 1.bendinde de; Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104. maddelere göre vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre, Encümen Başkanı, Encümen üyeleri, Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü Gelir Vergisi Kanununun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61. maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında encümen başkanı (Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan, yukarıda sayılan personele yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.
5540 sayılı Kanunun 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5.maddede;
“İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usûlleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.” denilmektedir.
Söz konusu bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, encümen başkanı(Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ek ödeme, diğeri ise 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmü, hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.
Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2010/290 Esas nolu 2011/240 Karar nolu kararında, 5302 sayılı Kanun gereğince ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin açılan davayı, 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, istisna hükmünün yalnızca 1700 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemeyi kapsadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararını hukuka uygun bulmuştur.
Dilekçede, 5917 sayılı Kanun gereğince, borç takibi işlemlerine son verilmesi gerektiği iddia edilmişse de, 5917 sayılı Kanunun 36.maddesi ile getirilen ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4.madde, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63.maddelerine göre yapılan ödemelerin aslına ilişkin olup yapılan bu ödemelerin vergiye tabi olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 999 sayılı ilamın 4. maddesiyle 4.974,95 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
3-999 sayılı ilamın 5.maddesi (Rapor madde 13) ile; Vali ve vali yardımcılarına ödenen ödeneklerden yapılan gelir vergisi kesintisi tutarının ilgililere iade edilmesi nedeniyle 1.130,22 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması iş bu ilamın 1.maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen madde de yer alan gerekçelerle tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 05.06.2012 tarih ve 35106 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
1-999 sayılı ilamın 3.maddesi ile; İl Özel İdare Genel Sekreteri Hasan YILDIZ’a Aralık 2007 maaşının hatalı hesaplanması, Aralık 2007 de Ocak- Aralık 2007 tarihleri için Ek Ödenek farkı bordrosu adı altında hatalı olarak geriye dönük ödeme yapılması nedeniyle 11.172,88 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; Genel Sekreterliğin özlük haklarıyla ilgili düzenlemenin 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 36. maddesinin 4. fıkrası hükmünde yer aldığını,
Ancak, yasanın 36. maddesi Genel sekreterlerin mali ve sosyal haklarını tek tek saymadığını,
"Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdür, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" diyerek başka bir kurum personelinin mali ve sosyal haklarına atıfta bulunmak suretiyle düzenlendiğini,
Yasanın 36. maddesi hükmüne bakıldığında,
-Genel İdare hizmetleri sınıfında olma,
-Bakanlık genel müdürü ve ya müstakil daire başkanı olma,
-İlgili mevzuatında öngörülen tüm haklarından aynen yararlanma, şeklinde emsal almada yasanın aradığı temel şartlar olduğunu,
Yasanın 36. maddesinin 4. fıkrasında "bakanlık genel müdürü ve müstakil daire başkanı" ifade edilmesine rağmen hangi bakanlığın emsal alınacağının belirtilmediğini, 5302 sayılı Yasanın "tanımlar" başlığında bakanlık tanımının da yer almadığını,
Yasanın 36. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemede açıklaması gereken ikinci konunun ise "ilgili mevzuatın" kapsamının ne olduğu ile "tüm haklardan yararlanma" kavramı içinde ne tür hakların yer aldığı,
Bakanlık Genel müdür ve Müstakil Daire Başkanlarının 657 sayılı yasadan kaynaklanan mali haklarının,
MAAŞIN UNSURLARI BAKANLIK
Genel Müdür Müstakil Daire Başkanı
Ek Gösterge Aylığı: 6.400 3.600
Taban Aylığı: 1.000 1.000
Yan Ödeme Aylığı: 1.950 1.700
Özel Hiz. Tazminatı: % 330 % 210
Makam Tazminatı: 7.000 3.000
Temsil veya Görev tazminatı: 17.000 9.000
Diğer : Gösterge ve Kıdem Aylığı Gösterge ve Kıdem Aylığı
olduğunu,
Ancak bazı bakanlıklarda görev yapan genel müdür ve müstakil daire başkanlarına 657 sayılı yasa ile sağlanan mali ve sosyal haklar dışında başka yasalarla da ek mali haklar sağlandığını,
Örneğin Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı gibi bakanlıklarda ayrıca "ek ödemeler" bulunduğunu,
İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin mali ve sosyal hakları hesaplanırken 5302 sayılı yasanın 36. maddesi hükmünde özellikle de ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır ifadesi kullanıldığına göre bu bakanlıklardan hangisi esas alınacaktır, belli olmadığını,
Genel Sekreterlerin mali ve sosyal haklarının, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 31.08.2007 gün ve 16890 sayılı görüşüne konu olduğunu ve Maliye Bakanlığı görüşünde;
5302 sayılı yasanın 36. maddesinin 4. fıkrasındaki "Genel sekreterlik kadrosuna atananlar, Büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdür, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" hükmünü dayanak göstererek genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü ile aynı sınıfa dahil müstakil daire başkanının mali ve sosyal hakları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 375 sayılı kanun hükmünde kararname 27.10.2000 tarih ve 4505 sayılı kanunun 5. maddesi ve bunlara istinaden yürürlüğe konulan diğer ilgili mevzuatta düzenlenmiş bulunduğunu belirterek, bu mevzuattaki mali ve sosyal hakların listelenmiş olduğunu, görüşte, 5302 sayılı yasanın 36. maddesi hükmü kapsamında ilgili mevzuattaki "tüm haklardan aynen yararlanma" nedir? ve Bakanlıktan hangi bakanlığın kastedildiği gibi hususlardan hiç birisinin açıklanmadığını,
Yerel yönetimler üzerinde ağırlıklı olarak idari vesayet yetkisinin İçişleri Bakanlığınca kullanılması ve İl Özel İdaresinin başında vali olması nedeniyle "Bakanlık” ifadesinden İçişleri Bakanlığının anlaşılarak emsal alınması gerektiğini ifade edenler olsa da İçişleri Bakanlığında genel idare hizmetleri sınıfından genel müdür ve müstakil daire başkanı bulunmadığını,
Diğer taraftan İl Özel İdarelerinin, İçişleri Bakanlığı dahil hiçbir bakanlığın taşra teşkilatı olmadığı gibi kamu tüzel kişiliğine sahip merkezi yönetimden ayrı bir yerel yönetim birimi olduğunu,
Mevzuatın; sözlük tanımı itibariyle, yürürlükte olan bütün yasa ve buna bağlı düzenlemeleri ifade ettiğini,
5302 sayılı yasanın 36. maddesi hükmünde geçen, özellikle "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" ifadesi karşısında genel sekreterlerin mali ve sosyal hakları hesaplanırken genel idare hizmetleri sınıfından genel müdür istihdam eden bakanlıklardaki en yüksek mali ve sosyal hakların esas alınması gerektiği sonucunun çıktığını, çünkü personel hukukunun temel ilkelerinden birisinin "lehte olanın uygulanması” kuralı olduğunu,
Mevzuatın tanımına bakıldığında 5302 sayılı yasanın 36. maddesinde yer alan "ilgili mevzuat" kavramı içinde sadece 657 sayılı yasa ile sağlanan mali ve sosyal hakların değil, memurlara mali ve sosyal hak ile sağlanan bütün yasal düzenlemeler yer aldığını,
Nitekim Kocaeli idare mahkemesinin 5302 sayılı yasanın 36. maddesinde yer alan "genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü için ilgili mevzuatta öngörülen tüm haklardan aynen yararlandırılır" hükmünü dayanak göstererek 6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanuna dayanılarak çıkarılan ateşli silah ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında yönetmelik hükmüne göre bakanlık genel müdürleri gibi büyük şehirlerde bulunan genel sekreterlere silah taşıma ruhsatı verilmesi gerektiğine karar verdiğini,
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 102. maddesinde kıstas aylığın, en yüksek devlet memuruna (Başbakanlık Müsteşarına) mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamının brüt tutarı olarak tanımlandığını, 2802 sayılı yasanın 102. maddesindeki "her türlü ödemede" ifadesine dayanılarak başbakanlık müsteşarına 657 sayılı yasa ve diğer yasalarla sağlanan her türlü haklarla esas alınarak belirtilen oranlar nispetinde Hakim ve Savcılar aylık ödenmekte olduğunu,
Bütün bunlara ilave olarak, 01.08.2010 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan 23.07.2010 tarih ve 6009 sayılı "Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına " dair Kanunun Geçici 8.maddesinde;
"Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu kanunun yayım tarihine kadar olan, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, Büyükşehir belediyesi ve İl özel İdaresinde çalışan kamu personeline her ne ad olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında İdari ve mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır."denildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık;
“Sorumlu ilamın 3. maddesiyle, ek ödemesi bulunan Bakanlıklar müstakil daire Başkanlıkları için öngörülen mali haklardan yararlandırıldığı gerekçesiyle verilen tazmin hükmünün, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesinin, hangi Bakanlıkların emsal olarak alınacağını belirtmediğini, ayrıca 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinin bu ödemelerin takip ve tahsilini durdurduğunu ileri sürerek kaldırılmasını talep etmiştir.
Ancak, Maliye Bakanlığı (Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) nın 31.08.2007 tarihli ve 16890 sayılı yazısında, açıkça ek ödemesi olmayan Bakanlık ödemesi öngörülmüştür. Diğer taraftan 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi, memur sendikaları ile yapılan toplu sözleşmeleri ve benzeri tasarrufları kapsadığından, bu konuya şümulü bulunmamaktadır.Bu nedenle talebin reddedilmesi,” şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununda;
“Madde 36: Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” hükmü yer almaktadır.
Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar’ın “Özel Hizmet Tazminatı” başlıklı II sayılı cetvelinin “Üst Yönetim ve Genel İdare Hizmetleri” başlıklı bölümünün 5. grubunun 1. sırasında “müstakil daire başkanı”nın ve 17. sırasında ise kadro derecesi 1 olan İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin % 210 oranında özel hizmet tazminatı alacağı belirtilmiştir.
İl Özel İdaresi Genel Sekreterine % 210 özel hizmet tazminatı yanında %190 ek ödeme yapıldığı ve %190 ek ödeme üzerinden geriye dönük olarak da ödeme yapıldığı görülmektedir.
5302 sayılı Kanunun 36. maddesinde belirtilen “ilgili mevzuat” ve “haklar” ibarelerinden; üstlenilen görevin özelliği ve hizmet gereği gibi farklı nedenlerle ödemeler öngören mevzuat hükümleri değil, görev yaptığı kurum ne olursa olsun, “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık genel müdürleri,” ve “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık müstakil daire başkanları” için istisnasız aynı miktar ve oranda mali hakların (aylık, ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı, iş güçlüğü zammı, temininde güçlük zammı, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, görev tazminatı, denge tazminatı) ödenmesini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4505 sayılı Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanun ile 375 ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler olarak anlaşılması gerekmektedir.
Bunun dışında hizmetin gereği ve özelliği gibi nedenlerle, Bakanlıklara göre farklılık arz eden ve bir kısmında hiç ödenmeyen; ek ödeme, fon, ikramiye, teşvik ikramiyesi, döner sermaye ve katkı payı gibi ödemeleri öngören özel nitelikteki mevzuatı, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesindeki “ilgili mevzuat” ve “haklar” kapsamında yorumlayıp, il özel idare genel sekreterlerine de kıyasen uygulamanın yasal dayanağı bulunmamaktadır.
Bu durum, Sayıştay Dairelerinin ilamları üzerine Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 07.05.2009 tarihli 2009/41 sayılı genelgesi ile teyit edilerek, il özel idarelerince buna göre uygulama yapılması istenilmiştir.
Dilekçi, ilamın 3. maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı Kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine, 5302 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen ek ödemeyi, bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.
Bu nedenle 999 sayılı ilamın 3.maddesi ile 11.172,88 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
2-999 sayılı ilamın 4.maddesi ile; vali ve vali yardımcılarına ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 4.974,95 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle;
5302 sayılı İl Özel İdaresi kanunun 28. maddesi:
“Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir.” ve
63. maddesi:
“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.
Bu madde ile 28. maddede belirtilen ödeneklerin ödenmesinde, 4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında kanunun 5. maddesinin (c) fıkrası ile 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16. maddesi hükümleri uygulanmaz.” denildiğini,
İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 12.10.2006 gün ve B.50.PGM.0730001/22714 sayılı yazıları ile 5302 Sayılı yasanın 28 ve 63. maddelerine istinaden ödenmekte olan ödeneklerin 5540 sayılı Kanunun ek 5. maddesi kapsamında bir ek ödeme sayılması hususunda görüş bildirmesine istinaden Vali, Vali Yardımcıları, Kaymakam ve Encümen üyelerine yapılan ödemeden gelir vergisi kesintisi yapılmadığını,
Gelir vergisi kesintisinin yapılmamasına dair;
- Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 27.09.2006 gün ve 074602 sayılı yazısı,
- İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 12.10.2006 gün ve B.50.PGM. 0730001/22714 sayılı yazısı,
- Gelir İdaresi Başkanlığının Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Vergi Uygulama Müdürlüğünün 08.09.2006 gün ve B.07.1.GİB.0.4.20. 15.01/30-2044 (18.09.2006 gün ve 105840) sayılı yazısı,
- Danıştay 4.Dairesinin Esas NO:2008/1510, 2009/94 no'lu Kararı
- Türk İdareciler Derneğinin a) 05.12.2006 gün ve 840, 12.12.2006 gün ve 842 sayılı yazılarının bulunduğunu,
Söz konusu yazılardan verilen ödeneklerden Damga vergisi dışında vergi kesilmemesi gerektiği yönündeki bakanlığın görüş ve yazılarına istinaden Gelir vergisi kesintisi yapılmadığını,
Bunun yanında Konu ile ilgili olarak, 10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.06.2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunun 36. maddesinde aynen;
"Madde 36- 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"Geçici Madde 4: Bu Kanunun 28 nci ve 63 ncü maddelerine gereğince, 4/3/2005 tarihinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir" denildiğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Savcılık; ”Sorumlu ilamın 4 ve 5. maddeleriyle 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63. maddelerine istinaden yapılan ödemelerden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle verilen tazmin hükmünün, ekte sunduğu İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün görüş yazısı ve Danıştay 4. Dairesinin 21.01.2009 tarihli ve E:2008/1510, K:209/94 nolu kararı uyarınca kaldırılmasını talep etmiştir.
Savunma yerinde olduğundan talebin kabul edilerek tazmin hükmünün sorumlu üzerinden kaldırılması, uygun mütalaa olunmaktadır.” şeklinde görüş bildirmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Görev ve Ek Ödenek başlıklı 63. maddesinde;
“Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.
…”denilmiştir.
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesinde;
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmez.”denilerek ücretin tarifi yapılmıştır.
Aynı Kanunun "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94. maddesinde, Kamu idare ve müesseselerinin, söz konusu maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları,
94.maddenin 1.bendinde de; Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104. maddelere göre vergi tevkifatı yapılacağı belirtilmiştir.
Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre, Encümen Başkanı, Encümen üyeleri, Vali Yardımcıları ve Kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Çünkü Gelir Vergisi Kanununun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61. maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında encümen başkanı (Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan, yukarıda sayılan personele yapılan ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.
5540 sayılı Kanunun 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5.maddede;
“İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilâtında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usûlleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz.” denilmektedir.
Söz konusu bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, encümen başkanı(Vali), encümen üyeleri, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ek ödeme, diğeri ise 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmü, hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddelerine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.
Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2010/290 Esas nolu 2011/240 Karar nolu kararında, 5302 sayılı Kanun gereğince ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin açılan davayı, 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, istisna hükmünün yalnızca 1700 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemeyi kapsadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararını hukuka uygun bulmuştur.
Dilekçede, 5917 sayılı Kanun gereğince, borç takibi işlemlerine son verilmesi gerektiği iddia edilmişse de, 5917 sayılı Kanunun 36.maddesi ile getirilen ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4.madde, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63.maddelerine göre yapılan ödemelerin aslına ilişkin olup yapılan bu ödemelerin vergiye tabi olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 999 sayılı ilamın 4. maddesiyle 4.974,95 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
3-999 sayılı ilamın 5.maddesi (Rapor madde 13) ile; Vali ve vali yardımcılarına ödenen ödeneklerden yapılan gelir vergisi kesintisi tutarının ilgililere iade edilmesi nedeniyle 1.130,22 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.
İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması iş bu ilamın 1.maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen madde de yer alan gerekçelerle tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 05.06.2012 tarih ve 35106 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.