Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2007
Daire
8
Dosya No
33586
Tutanak No
35111
Tutanak Tarihi
05.06.2012
Konu
KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:

1168 sayılı ilamın 1.maddesi ile; İl özel idaresi Genel Sekreterine makam ve görev tazminatı ödenmesine rağmen ek ödemede bulunulması nedeniyle 1.142,80 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Genel Sekreter özlük haklarıyla ilgili düzenlemenin 5302 sayılı kanunun 36. maddesinin 4. fıkrası hükmünde yer aldığını,

Yasanın 36. maddesinin, Genel Sekreterin mali ve sosyal haklarını tek tek saymadığını,

"Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyük şehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dâhil Bakanlık Genel Müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetler sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanır" hükmünde olduğunu,

İlgili mevzuatında ön görülen, tüm haklardan aynen yararlanılacağı belirtilmesine rağmen, hak kullanılırken baz alınacak müstakil daire başkanı özlük haklarının, ne 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ne de diğer kanuni düzenlemelerde belirtilen hak kısıtlayıcı ifadelere atıfta bulunmadığını,

"İlgili mevzuat" ifadesi genel bir ifade olduğunu,

Bu ifadeden İçişleri Bakanlığı Müstakil Daire Başkanı kastediliyor şeklinde anlaşılması gerekiyor olsa da İçişleri Bakanlığında müstakil daire başkanlığı kadrosu bulunmadığını,

Üstelik İl Özel İdarelerin, İçişleri Bakanlığı ve diğer bakanlıkların taşra teşkilatı konumunda olmadığını,

Yerel yönetimler ve dolayısıyla İl Özel İdaresinin merkezi idare ile bağının, Anayasa'nın 127. maddesinde düzenlenen idari vesayete dair hükmü ile sınırlı olduğunu,

dolayısıyla, "müstakil daire başkanı" ve ilgili mevzuat" terimlerinden hareketle hangi bakanlığın kastedildiğinin muğlak kaldığını,

Yerel yönetimlerin, yeniden yapılanma çerçevesinde büyük değişimlere uğradığını, hem faaliyet alanın genişletildiğini hem de sorumluluklarının artırıldığını,

Kendisinden yapı olarak daha büyük ve karmaşık mevzuat yapısı içinde faaliyet göstermekte olan Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün lav edilerek İl Özel İdaresinin bünyesi içerisine alındığını,

5302 sayılı kanunun içeriği incelendiğinde, yakın bir zamanda Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve SHÇEK Genel Müdürlüğü teşkilatlarının yürüttükleri faaliyetlerin de İl Özel İdarelerine devredileceğinin açıkça görülmekte olduğunu,

Yasanın bu kadar ağır sorumluluk yüklediği İl Özel İdaresinin daha işin başında "Müdürlük" sıfatından arındırılarak "Müstakil Daire Başkanı" seviyesinde "Genel Sekreter" marifetiyle idare edilmesini gerektirdiğini,

İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin özlük haklarının ödenmesinde aranan kriterlerin 5302 sayılı kanunun 36. maddesi ile üç temel unsura bağlandığını,

a)Genel idare hizmetleri sınıfına dahil olma.

b)Müstakil Daire Başkanı olma.

c)İlgili mevzuatında sağlanan tük haklardan aynen yararlanma, ifadelerini kullandığını,

Yasanın "İlgili Mevzuat" ibaresinin herhangi bir mevzuatı işaret etmediğini,

Dolayısıyla müstakil daire başkanının, mevzuatımızda çok değişik kurumlarda ve bakanlıklarda farklılıklar gösteren özlük haklarından faydalanmakta olduklarını,

Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müstakil Daire Başkanlarının, burada sayılmayan diğer müstakil daire başkanlarına göre 657 sayılı kanunda belirtilen zam ve tazminatların dışında çeşitli yasal düzenlemelerle "ek tazminat" aldığını,

5302 sayılı kanunun genel sekreter için kullanılmış olduğu "aynen yararlanma" ifadesinin "ek tazminat" uygulamasının yasal dayanağı olarak görüldüğünü,

Bu ödemenin, bütün hakların, diğer bir ifade ile ücretin bir parçası ve her ay mutat olarak ücretin parçası olarak ödendiğini,

Eğer, sadece görevin özel önemi veya işin riski nedeniyle ödenmiş olsaydı, izinli, ya da raporlu olduğu zaman ödenmemesi gerekeceğini,

Diğer taraftan ek ödeme olan bakanlıkların genel müdür ve müstakil daire başkanlarının, ek ödeme almayan bakanlıkların aynı personeline göre farklı bir çalışma saatine de tabi olmadığını,

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 102. maddesindeki "her türlü ödeme" ibaresine dayanılarak hakim ve savcılara en yüksek devlet memuru aylığı ödendiğini,

"Her türlü ödeme" kavramına dayanılarak müsteşarın maaşı ödenebiliyorsa, "aynen yararlanma" ifadesiyle de Maliye Bakanlığı Müstakil Daire Başkanına sağlanan ek tazminat uygulamasından yararlanılabileceğini düşündüklerini,

Yasalarda açıkça belirtilmediği, işaret edilmediği takdirde emsal aylık ve tazminat uygulamalarının kişinin lehinde olan oranları kullanması yönünde olacağından, hukuka aykırılık teşkil etmeyeceği ve kamu zararı oluşturmayacağını,

Ayrıca, 23.07.2010 tarih ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 8. maddesine göre; konusu suç teşkil etmek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu kanunun yayımı tarihine kadar memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdedilerek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyük şehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun, ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır, hükmüne istinaden, verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Savcılık; İl Özel İdaresi Genel Sekreterine, Maliye Bakanlıklardaki müstakil daire başkanlığına ait ek ödemeden yararlandırılarak yapılan ödeme, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesi, 2007/11930 sayılı B.K.Kararı ile 2007 yılında uygulanmasına devam edileceği belirtilen 2006/10344 sayılı B.K.K. kararı ve Maliye Bakanlığı (BÜMKO Genel Müdürlüğü) nın 31.08.2007 tarihli ve 115920 sayılı yazısına aykırı bulunmaktadır.

Diğer taraftan yapılan ödeme 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi kapsamında yapılan ödeme değildir.Bu durum karşısında tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi uygun olur, şeklinde görüş bildirmiştir.

21.03.2006 tarih ve 5473 sayılı Kanunun 1.maddesi ile 375 sayılı KHK’ye eklenen Ek Ödemeye ilişkin ek 3.maddenin 1.fıkrasında ek ödeme yapılacak kurumlar belirtildikten sonra 2.fıkrasında aynen;

“Birinci fıkra kapsamına giren personelden; her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenler ile sosyal hizmet kuruluşlarında görev yapan öğretmenler hariç olmak üzere fiilen yapılmayan ders karşılığı ek ders ücretinden yararlananlara, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 2 nci maddesi, 19/6/1979 tarihli ve 2252 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi, 16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 1/5/2003 tarihli ve 4856 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi, 10/11/2005 tarihli ve 5431 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin son fıkrasında öngörülen ödemelerden yararlananlar ile makam, yüksek hakimlik, temsil veya görev tazminatından yararlananlara, kadro karşılığı sözleşmeli olarak istihdam edilenlere, bir kadroya açıktan, kurum içinden veya kurum dışından vekâlet ettirilenlere vekâlet edilen görev nedeniyle birinci fıkraya göre ödeme yapılmaz. Söz konusu ödemelerin ilgili mevzuatında yer alan hükümlere göre idarî veya başka nedenlerle aylık veya dönemsel olarak ödenmemesi bu sürelerde birinci fıkraya göre ödeme yapılması sonucunu doğurmaz.” denilmektedir.

Madde hükmüne göre makam ve görev tazminatı alan il özel idaresi genel sekreterine ek ödeme yapılması mümkün değildir.

5473 sayılı Kanunda kimlerin denge tazminatı alıp kimlerin istisna olacağı belirtilmiş olup, 375 sayılı KHK nin ek ödemeye ilişkin ek 3.maddesinin 1.fıkrasında ek ödeme yapılacak kurumlar sayılmış ve bu fıkrada sayılan bakanlıklar da dahil olmak üzere tüm kurumlardaki makam, görev veya temsil tazminatından yararlananların denge tazminatını alamayacakları belirtilmiştir.

Dilekçi, ilamın 1. maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı Kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine, 5302 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen ek ödemeyi, bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Yapılan açıklamalar çerçevesinde 1168 sayılı ilamın 1.maddesi ile 1.142,80 YTL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 05.06.2012 tarih ve 35111 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.