Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Yılı
2008
Daire
6
Dosya No
37189
Tutanak No
36247
Tutanak Tarihi
05.02.2013
Konu
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden ve sorumlular adına duruşma talebinde bulunan Avukat İsmail ÖZOĞUL ile Sayıştay Savcılığının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:
1) 1628 sayılı ilamın 1’inci maddesinde, denetçilere ödenen aylıklara taban aylık ve yan ödeme tutarının eklenerek hesaplandığı gerekçesiyle toplam 16.200,48 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, Aynı şekilde; 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde bu ücrete taban aylığın dâhil edilmeyeceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediğini, Denetçi ücretinde kısıtlamaya tabi tutulan öğenin yalnızca "ek gösterge” olduğunu, Taban aylığın 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin birinci maddesinin birinci fıkrası ile getirilen bir ödeme öğesi olup, Maddenin üçüncü fıkrasında bu aylık göstergesinin hangi ödemelerin hesabında dikkate alınmayacağının sayıldığını, Sayılan öğeler içinde ücretin de yer aldığını, Ancak 375 sayılı KHK' de öngörülen taban aylığının, aylıklarını 657, 926, 3466, 2914 ve 2802 sayılı kanunlara göre almakta olanlara verileceği düzenlendiğini, dolayısıyla taban aylıkla ilgili bu kısıtlamanın, ücretini sayılan bu kanunlara göre almakta olanlar için ancak uygulanabileceğini; buna karşılık ücretlerini özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanuna göre almakta olan ASKİ denetçilerine uygulanamayacağını, Kaldı ki 2560 sayılı Kanunun 10.maddesi hükmünde denetçi ücretlerini belirleme yetkisinin Genel Kurula ait olduğunun açık bir biçimde ifade edildiğini, Bu hüküm uyarınca ek gösterge hariç olmak üzere Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarının altında kalan her miktarda ücret kararlaştırılıp ödenebileceğini, ayrıca aylık hesabına taban aylığının da dâhil bulunduğunun her şeyden önce Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı kararında çok açık olarak ifade edildiğini,
Keza 08.11.1995 tarih ve 22457 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın l/b maddesinin ikinci fıkrasında "Devlet memurunun kadro aylığının (aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı hariç, diğer her türlü ödemeler dâhil) net tutarının altında kalması halinde" ifadesine yer verildiğini, Bakanlar Kurulu Kararındaki bu düzenlemenin aylık tanımının, aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı haricindeki kadro karşılığı memurlara ödenen her türlü ödemeyi kapsadığını ortaya koyduğunu, Maliye Bakanlığınca 12.11.2004 tarih ve 25641 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 158 seri no lu Tebliğde "Örnek Aylık Hesabı" cetvelinde "Aylık Unsurlar" içinde taban aylığı ve kıdem aylığının açıkça sayıldığını, Gerek aylık tanımının açıklanan bu özelliği dolayısıyla gerekse denetçi ücretlerini ele alan özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde taban aylığının dâhil edilmesini engelleyen ya da ortadan kaldıran ve yahut kısıtlayan bir hüküm bulunmaması nedeniyle mevzuata aykırı bir ödeme işlemi bulunmadığını, Ayrıca Denetçi ücretlerinin, 2560 sayılı kanunun 10. maddesi gereğince Genel kurulun yetkisinde olup, bu ücretlerin Belediye Genel Kurulunca belirlendiğini, kanunun 8. maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un
6’ncı maddesinde;
“……
c) Bütçeyi inceleyerek karara bağlamak,
d) Personel kadrolarının ihdas, değiştirilme ve kaldırılmasına karar vermek, yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek, ….” Genel Kurulun görevleri arasında,
9’uncu maddesinde;
“….b) Genel Müdürlükçe hazırlanacak yönetmelik, bütçe, bilanço ve kadro taslakları ile personele verilecek ikramiye miktar ve zamanlarına ilişkin önerilerin ön incelemelerini yaparak Genel Kurula sunmak……” Yönetim Kurulunun görevi olarak sayılmıştır.
10. maddesinde;
“DENETÇİLER
MADDE 10 - (Değişik: 3009 - 23.5.1984 / m.8) İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.
Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.
Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür.
Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.
Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.
Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” Denilmektedir.
Konunun esası ile ilgili olarak;
Denetçilere ödenecek ücret, 657 sayılı Kanun’da yer alan I sayılı Gösterge Tablosu’nda yer alan göstergelerin katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutar kadardır. Ancak temyize konu ödemede aylık hesabına taban ve kıdem aylıklarının da eklendiği görülmektedir.
657 sayılı DMK'nın 155. maddesinde; "Bu Kanun’un 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, Genel Bütçe Kanunu’nda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarlar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir." Denilmektedir.
27.06.1989 tarih ve 375 sayılı; “Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 1. maddesinde ise;
“Bu göstergeler [1000 gösterge rakamı üzerinden ödenecek memuriyet taban aylığı ve her bir hizmet yılı için 15 (20) gösterge rakamı karşılığı ödenecek kıdem aylığı”] 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir.
Dilekçiler tarafından örnek gösterilen 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ise emekli keseneğine esas aylığın tespitine ve de bundan kaynaklanmış olup eksik kesilen gelir vergisine ilişkindir. Yine dilekçilerin 6009 sayılı kanuna göre sözkonusu ödemeler hakkında mali yargılama, takibat yapılamayacağı ileri sürülmekte ise de, 6009 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin denetçilere mevzuatına uygun olmayan ücret ödemelerini kapsamadığı açıktır.
Taban ve kıdem aylıkları 375 sayılı KHK ile aylıklara ilişkin hükümler çerçevesinde ödenecek bir aylık unsuru olarak öngörülmüştür. Taban ve Kıdem aylıklarının, KHK’nin 1. maddesinin son fıkrasında yer alan; “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Hükmü gereğince, “denetçi ücretlerinin” ödenmesi sırasında hesaplamalara dâhil edilmemesi gerekmektedir.
Dilekçiler tarafından, harcamanın Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği hususu ile ilgili olarak ise;
Mahalli İdareler Bütçe Ve Muhasebe Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde de belirtildiği üzere bütçe, mali yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin veren bir meclis kararıdır ve Meclis bütçeyi onaylamakla, idareye ödenek bölüm ve maddelerinde belirtilen hizmetler için karşılarında yazılı miktarlar kadar harcama yapmaya yetki vermektedir. Meclisçe idareye verilen bütçeye konulan ödeneklerle sınırlı harcama yetkisi ise idare tarafından kullanılmaktadır. Zaten bütçe tasarısı da idare tarafından hazırlanarak, Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edildikten sonra Genel Kurulun görüş ve onayına sunulmaktadır. İdarenin bütçeyle verilen ödeneği kullanma konusunda ise ödeneği aşmamak koşulu ile takdir yetkisi sözkonusudur. Yapılan harcamaların ise bütçe ile verilen yetkiye ve kamu harcamalarının yapılmasını düzenleyen kanunlara uygun olması gerekir.
5018 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. Anılan kanunun 33’üncü maddesinde de, Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttükleri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçilerin harcamadan ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği ile ilgili iddialarının REDDİNE,
Konunun esası ile ilgili olarak, yukarıda yapılan açıklamalara göre dilekçilerin iddialarının reddi ile 1628 sayılı ilamın 1’inci maddesinde toplam 16.200,48 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,
2) 1628 sayılı ilamın 2’nci maddesinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapmakta olan kurum personeline ödenen ikramiyenin hesabına taban ve kıdem aylıklarının dahil edildiği gerekçesiyle toplam 1.358.205,82 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, ilamın 3’üncü maddesinde aylık kavramının taban ve kıdem aylığını içerdiği şeklindeki açıklamalarına ilaveten 375 sayılı KHK' nin 1. maddesinin son fıkrasında "Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" hükmüne yer verildiğini, Bahse konu düzenleme içinde yalnızca zam, tazminat, ödenek ve ücret sayılıp, ikramiye ifadesine ise yer verilmediğini, bunun yerine "ve benzeri" ibaresi yazıldığını, ASKİ Genel Müdürlüğü' nün kuruluş kanunu olan 2560 sayılı Kanunun 6. maddesinin (d) bendinde "...yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek" hükmü yer aldığını, Bu hüküm uyarınca ASKİ personeline ödenen ikramiyenin esas unsurunun aylık değil maaş olduğunu, Ayrıca 2560 sayılı Kanun personel kanunu olmayıp su ve kanalizasyon idarelerinin kuruluş ve görevleri hakkında yayımlanmış özel bir kanun olduğunu, anılan mevzuat hükümlerine göre maaş kavramı, aylık kavramı, ikramiye kavramı "ve benzeri" ibaresi yönünden ayrı açıklamayı gerektirdiğini,
Buna göre;
a) "ve benzeri" ibaresi yönüyle:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili fıkrasında ikramiye ifade sine/öğesine yer verilmediği, bunun yerine "Her ne ad altında olursa olsun... ve benzeri ödemelerin..." açıklamasının ikramiye ödemesini kapsamadığını, Eğer 375 sayılı K.H.K' de ki "Her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" metnindeki bu ibare ikramiyeyi de kapsıyor olsa idi, bu kararnameden çok daha sonra yürürlüğe giren temsil ve görev tazminatlarının ödenmesini düzenleyen 13.07.2001 tarih ve 24461 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. madde sinin (a) bendinde "ilgili mevzuatına göre ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun benzeri ödemelerin hesabında... dikkate alınamaz." hükmüne yer verilmeyeceğini, Her iki kararname karşılaştırıldığında dikkati çeken hususun, sonradan yürürlüğe giren 631 sayılı KHK benzeri ödeme ibaresinden önce iki öğenin daha yazılmış bulunduğu ve bunların da döner sermaye payı ile ikramiye öğeleri olduğunu, Bunun 375 sayılı KHK' nin anılan maddesinin hem döner sermaye payını hem de ikramiyeyi içermediğini ve düzenlemediğini tartışmasız olarak ortaya koyduğunu, Görüldüğü üzere, öznesi bir hakkın kullanılması olduğu için aylığa ya da maaşa esas oluşturan öğelerden hangilerinin kısıtlamaya tabi tutulacağının açık bir şekilde yazılmak zorunda olduğunu,
b) Maaş ve Aylık Kavramları Yönüyle:
Aylık ile maaş ayrı ayrı kavramlar olduğunu, Esasında maaşın, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutara karşılık gelen aylık ile eşdeğer olmayıp, maaşın dar anlamda tanımlanan aylık ile zam ve tazminatların toplamından meydana geldiğini, Bundan başka, aylığın yalnızca 657 sayılı D.M.K.'nın 155.maddesinden hareketle dar anlamda yorumlanamayacağına ilişkin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 2, 3, 94 ve 61.maddelerinde de açıklamalar yer aldığını, yasa maddelerinden ve açıklamalardan görüleceği üzere, aylık kavramından bahsedildiğinde, memurun her ay düzenli ve sürekli olarak aldığı tüm meblağı ifade ettiğini, belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. Maddesine göre bu kanun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanmaktadır. Kanunun 1. Maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tutulmuştur. Kanunun 6.maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 2008 Yılı Bütçe Kararnamesinin 9 uncu maddesinde;
“İdaremizin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur personeline, yılda toplam iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyeler, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki dilimde ödenecektir.”
Denilmektedir. Bütçeye ekli 2008 Yılı Kadro Gerekçesinin 8’ inci maddesinde ise; ikramiyelerin ödenmesinde personelin özlük haklarının dikkate alınacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Kanunun “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155. maddesinde, “Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,
“Göstergeler” başlıklı 43. maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” ,
Hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.
Dilekçiler çeşitli mevzuat düzenlemelerini göstererek “maaş” kavramının “aylık” kavramından daha geniş bir anlamı olduğunu ve aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığını iddia etmişlerse de, 2560 sayılı Kanunda “maaş” kavramının aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığına dair bir ifade olmadığı gibi, Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında, 657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği, aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği, böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı görüşüne varılmıştır.
Diğer taraftan, 375 sayılı Devlet Memurları Ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir. Düzenlemede her ne kadar “ikramiye” ifadesine yer verilmese de, “her ne ad altında olursa olsun” ile “ve benzeri ödemeler” ibarelerinden, kapsamın sadece sayılan ödeme türleriyle sınırlı olmadığı, “ikramiye” hesabına da taban ve kıdem aylığının dahil edilmeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.
Dilekçiler, ilamın 4. maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin memurlara mevzuatına uygun olmayan ikramiye ödemelerini kapsamadığı açıktır.
Dilekçiler tarafından, harcamanın Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği hususu ile ilgili olarak ise;
Mahalli İdareler Bütçe Ve Muhasebe Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde de belirtildiği üzere bütçe, mali yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin veren bir meclis kararıdır ve Meclis bütçeyi onaylamakla, idareye ödenek bölüm ve maddelerinde belirtilen hizmetler için karşılarında yazılı miktarlar kadar harcama yapmaya yetki vermektedir. Meclisce idareye verilen bütçeye konulan ödeneklerle sınırlı harcama yetkisi ise idare tarafından kullanılmaktadır. Zaten bütçe tasarısı da idare tarafından hazırlanarak, Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edildikten sonra Genel Kurulun görüş ve onayına sunulmaktadır. İdarenin bütçeyle verilen ödeneği kullanma konusunda ise ödeneği aşmamak koşulu ile takdir yetkisi sözkonusudur. Yapılan harcamaların ise bütçe ile verilen yetkiye ve kamu harcamalarının yapılmasını düzenleyen kanunlara uygun olması gerekir.
5018 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. Anılan kanunun 33’üncü maddesinde de, Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttükleri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçilerin harcamadan ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği ile ilgili iddialarının REDDİNE,
Konunun esası ile ilgili olarak, yukarıda yapılan açıklamalara göre dilekçilerin iddialarının reddi ile 1628 sayılı ilamın 2’nci maddesinde toplam 1.358.205,82 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,
3)1628 sayılı ilamın 3’üncü maddesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapmakta olan kurum personeline Ocak ayında ödenen 1 inci ikramiye tutarları için, Temmuz ayına ilişkin katsayı artışından doğan ikramiye farklarının da ayrıca hesaplanarak ödenmesi nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 57.746,31 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçesinde, Öncelikle 6009 sayılı kanuna göre ilamın hükmünün işlemden kaldırılması gerektiğini, Ocak ayında yapılan ikramiye ödemesi sırasında tespit edilen katsayının Temmuz ayında yeniden belirlenmiş olmasından dolayı memur maaşının 2008 yılı için tutarının tam olarak belirlenmesinden ibaret olduğunu, Verilecek ikramiyelerin miktarının yanında zamanının belirlenmesi yetkisi ASKİ Genel Müdürlüğü Genel Kuruluna ait olup, ASKİ Genel Kurulunun Bütçe Denge Kararnamesi 2008 yılı kadro gerekçesinin 8. maddesi ile yıl içinde meydana gelecek olan katsayı artışlarından kaynaklanan ikramiye farklarının geçmişe yönelik olarak ASKİ Yönetim kurulunca belirlenecek bir tarihte ödeneceği kararlaştırıldığını ve uygulamanın buna göre yapıldığını, Ayrıca, konu harcama Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2 maaş tutarını geçmemek üzere memurlara ödenecek ikramiyenin miktar ve zamanını belirleme yetkisi Genel Kurula verilmiştir. Genel Kurul ise Bütçe Kararnamesinin 9 uncu maddesi ile memurlara, ikramiyenin Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki dilim halinde ödeneceğini belirtmiştir. Ancak, Bütçeye ekli 2008 Yılı Kadro Gerekçesinin 8 inci maddesinde ise yıl içerisinde meydana gelecek katsayı artışlarından doğacak ikramiye farklarının da Yönetim Kurulunca belirlenecek bir tarihte ödeneceği ifade edilmiştir.
2560 sayılı Kanun, idarelere, ikramiye ödemelerinin miktar ve zamanını belirleyebilmeleri hususunda bir serbesti tanımıştır. ASKİ Genel Müdürlüğü Genel Kurulu, ikramiyelerin, Aralık ayı içinde tek seferde, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki seferde ya da yılın ilk yarısında herhangi bir ayda tek seferde ödeneceğini kararlaştırabilecektir. Kanun koyucu aylık katsayılar hususunda bir kısıtlamaya gitmediğinden, söz konusu ödemenin, ocak ayı içinde yapılmasında ve temmuz ayı katsayısının esas alınmasında mevzuata aykırılık olmayacağından, aylık katsayı artış farkının ödenmesinde de bir aykırılık yoktur.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda; 1628 sayılı ilamın 3. maddesi ile toplam 57.746,31 TL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
4) 1628 sayılı ilamın 4’üncü maddesinde, ASKİ Spor Kulübü Derneğine, spor faaliyetlerinde kullanılmak üzere ASKİ Genel Müdürlüğü bütçesinden nakdi yardımda bulunulması nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 1.752.000,00 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, ASKİ Spor Kulübünün 5072 sayılı Kanun kapsamında olmayıp, 5018 sayılı kanunun 29’uncu maddesine göre genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere vardım yapabilecekleri gibi verdikleri bağış ve yardımları da kamu gideri olarak gösterebileceklerini,
29 Ocak 2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22.01.2004 tarih ve 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun'un
"Amaç ve Kapsam" başlıklı 1 inci maddesinde:
"Bu Kanun; kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kurulan dernekler ve Türk Medenî Kanununa göre kurulan vakıflar ile bunların kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerini düzenler ve kapsar.
Kanunla kurulan dernek ve vakıflar, bu Kanun kapsamı dışındadır. Ancak, bu vakıfların hangi esas ve usullere göre faaliyette bulunacakları Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir."
"Temel İlkeler" başlıklı 2'inci maddesinde:
a. Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz, bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremez ve bu kuruluşlara ait araç ve gereci kullanamaz.
b. Dernek ve vakıflar kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamaz.
c. Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin, bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan temin edilmesi istenemez.
d. Kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak dernek ve vakıf organlarında görev alamaz.
e. Dernek ve vakıf organlarında görev alan kamu görevlileri, bu görevleri nedeniyle ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık alamaz.
f. Dernek ve vakıfların yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlileri çalıştırılamaz.
g. Kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara ödenek, yardım veya herhangi bir kaynak aktarılamaz.
h. Kamu kurum ve kuruluşları, personel maaş ve ücretlerinden, kaynağında kesinti yaparak bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara aktarma yapamaz.
i. İhaleyi yapan kurum ve kuruluş bünyesinde bulunan veya bu kurum ve kuruluşlarla ilgili her ne amaçla kurulmuş olursa olsun vakıf ve dernekler ile bunların sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketler, bu kurum ve kuruluşların 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre yapacakları ihalelere katılamazlar." denildiğini,
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkileri düzenlenen ve müteakip maddelerdeki ilkelere ve cezalara tabi olan dernek ve vakıfların;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarını desteklemek üzere,
b) Kamu hizmetlerini desteklemek üzere,
c) Kamu kurum ve kuruluşlarının personelini desteklemek üzere, kurulan dernek ve vakıflar olduklarını, Bu hususların 5072 sayılı Kanunun Genel Gerekçesi ile Madde Gerekçeleri ve T.B.M.M. Komisyon Raporları incelendiğinde anlaşıldığını, Zira Genel Gerekçe ve Komisyon Raporlarında düzenleme ile kamu görevlilerinin kurmuş oldukları vakıfların kamu hizmetlerinin sunumunda devreye girmesinin ve kamu hizmetinden yararlanan vatandaşlardan bağış adı altında zorla yardım alınmasının, kamu dernek ve vakıflarına mevcut uygulamada bu yolla kamu mali disiplinine uymayan kaynak aktarımının ve bu gelirlerin denetimsiz kullanılmasının, kamu hizmetinin bir gereği olan bedelsizlik ilkesine hizmetten yararlananlardan bağış v.b adlar altında alınan ödenekler nedeniyle oluşan tepkilerin önüne geçilmesinin amaçlandığının açıklandığını, Komisyon raporlarında yukarıda belirtilenlerin yanı sıra; özellikle vakıfların sağladıkları gelirlerin önemli bir büyüklüğe ulaştığı, kamu finansman dengeleri açısından sorunlara yol açmaması için vakıf gelirlerinin ilgili gelir kanunlarının içinde düzenlenmesi gerektiği, vakıfların bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşları personeline ek sosyal güvenlik hizmeti sağlanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, vakıfların belli alanlarda tekel oluşturmalarının ve kamu hizmetlerini ikame etmelerinin de rekabet ilkesini zedelediği ve bu olumsuzlukların önlenmesi için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyduğu hususlarına da yer verildiğini, Dernekler kanununa göre teşekkül eden ve Gençlik Spor Genel Müdürlüğü tarafından tescili ile spor kulübü adını alan derneklerin ise; bir kamu kurum ve kuruluşunun bünyesinde kurulmuş da olsa Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Gençlik ve Spor Kulüpleri Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi uyarınca bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunu desteklemek, bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun yürüttüğü kamu hizmetini desteklemek veya bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun personelini desteklemek üzere değil, Anayasanın 58. ve 59. maddelerinde ifadesini bulan gençliğin korunmasını ve sporun kitlelere yayılmasını sağlamak üzere, spor faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kurulduğunu, Kaldı ki spor faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kuruluşları bünyesinde Dernekler Kanununa göre teşekkül eden ve tescille ASKİ Spor Kulübü adını alan derneğin, 5072 sayılı Kanunun gerekçesinde ve komisyon raporlarında belirtildiği gibi; bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun yürüttüğü kamu hizmetlerinin sunumunda devreye girmesi, bu hizmetlerden yararlanan vatandaşlardan bağış vb. adlar altında zorla yardım alınması, bu yolla aldığı ödenekler sebebiyle kamu mali disiplinine uymayan kaynak aktarımı ve bu gelirlerin denetimsiz kullanılması, bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun personeline ek sosyal güvenlik vb. hizmetler sağlanması veya belli bir alanda tekel oluşturup kamu hizmetini ikame ederek rekabet ilkesini zedelemesi, kamu hizmetinin bedelsizlik ilkesine aykırılık teşkil etmesi ve toplumda tepkilere sebep olmasının da söz konusu olmadığını, Ayrıca İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığının 19.02.2004 tarih ve 96 sayılı 2004/02 "Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Destekleyen Dernekler" konulu genelgesinin 2 inci maddesinde; "Bu Kanun kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek amacıyla kurulmuş derneklerin faaliyetlerine devam etmesine engel değildir. Ancak bu derneklerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini kullanmaları ve aşağıda belirtilen diğer hususlarda faaliyette bulunmalarına yasaklamalar getirilmiştir. Spor amaçlı veya öğrenci dernekleri gibi dernekler bu Kanunun kapsamına girmediğinden, ilgili bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının ismini kullanabileceklerdir." denilerek spor amaçlı derneklerin bu Kanunun kapsamına girmediğini açıkladıklarını, Yukarıda açıklanan sebeplerle ASKİ Spor Kulübü 5072 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve dolayısıyla Kanunun kapsamında olan vakıf ve derneklerin uyacakları temel ilkeleri belirleyen ikinci ve cezaları düzenleyen üçüncü maddenin ASKİ Spor Kulübüne uygulanamayacağını,
2. 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun; "Gençlik ve Spor Kulüpleri" başlıklı 14 üncü maddesinde;
"Derneklerden başvurmaları halinde; spor faaliyetine yönelik olanlar spor kulübü, boş zamanları değerlendirme faaliyetine yönelik olanlar gençlik kulübü ve her iki faaliyeti birlikte amaçlayanlar gençlik ve spor kulübü adını alır. Bu kulüpler, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce tutulacak kütüğe kayıt ve tescil edilir. Kulüplerin organları, bu organların görev ve yetkileri, kulüplerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce de denetlenmesi ve bunlara yapılacak yardımların şekil ve şartları, üst kuruluş oluşturmada uyulacak esas ve usuller, gençlik ve spor faaliyetlerini yürüteceklerin nitelikleri ve bunlara uygulanacak disiplin işlemleri, kulüplerin kayıt ve tesciline ilişkin esaslar İçişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikte düzenlenir.
Dernekler Kanununun gençlik ve spor kulüplerini düzenleyen 14 üncü maddesinde spor kulüplerinin adı ile ilgili bir düzenleme yer almamış ve mezkur Kanunun 28 inci maddesinde de dernekler açısından izne tabi adlar ve 29 inci maddesinde derneklere yasaklanmış olan adlar sayılmış olup, bu hükümlerde derneğin bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun adını alamayacağına dair bir yasaklama yer almadığını,
3. ASKİ Spor Kulübüne yapılan nakdi yardımlar ile "Kamu Yararı” ilkesi, gözetilerek, toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmaya çalışıldığını, ASKİ Spor Kulübünün Güreş ve Halter branşlarında faaliyetini sürdürmekte olup gerek halter ve gerekse güreş branşlarında milli takıma birçok sporcu kazandırmış olup, Türk sporunun lokomotifi olarak çalışmalarına devam ettiğini,
4. ASKİ Spor Kulübüne İdarece yapılan nakdi yardımların; kamu kaynaklarının açıkça ve denetimsiz bir şekilde başka bir teşekküle transfer edilmesi anlamına gelmesi de söz konusu olmayıp, İdare bütçesinden nakdi yardım yapılan ASKİ Spor Kulübünün üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kar dağıtımı amacı bulunan veya bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunan bir kulüp olmadığı gibi idarenin kendi iç denetimi ve dış denetiminin yanı sıra, ASKİ Spor Kulübü dernek statüsünde olması dolayısıyla 5253 sayılı Dernekler Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca dernek denetleme kurulunca da hesap ve işlemlerinin denetlendiğini, gerekli görülen hallerde, derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçlar doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediklerini, defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıklarını İçişleri Bakanı veya mülki idare amirince denetlenebileceğini,
5. ASKİ Spor Kulübü faaliyetlerini profesyonel olarak değil, amatör olarak sürdürdüğünü, Kulüp bünyesinde faaliyet gösteren "Halter" ve "Güreş" branşları ilgili federasyonlara üye olup, faaliyetlerini amatör olarak sürdürdüğünü,
6. Sayıştay Temyiz Kurulu'nun muhtelif kararlarında belediyelerin amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım yapabileceğine karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçiler tarafından sözkonusu nakdi yardımın 5018 sayılı kanunun 29’uncu maddesine göre yapıldığı ifade edilmektedir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun “Bütçelerden Yardım Yapılması” başlıklı 29 uncu maddesine istinaden çıkarılan ve 2006/10656 sayılı Bakanlar kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde;
“Yardım yapılabilme şartları
MADDE 5 – (1) İdarelerce teşekküllere yardım yapılabilmesi için;
a) İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,
b) Yardımlarda kamu yararı gözetilmesi, yardımların öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması ile toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasına yönelik olması,
c) Teşekkülün, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi,
ç) Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,
d) Teşekkülün, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan olmaması,
e) Teşekkülün, Anayasa ve kanunlarla yasaklanmış faaliyetlerde bulunmamış olması,
f) Teşekkülün, üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kâr dağıtımı amacının bulunmaması, gerekir.” denilmektedir.
Yönetmeliğe göre idarelerce yardım yapılabilmesi için belli bir prosedüre tabi tutulmuş, anılan yönetmeliğe göre bu yardımın yapılabilmesi için, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi, Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması gerektiği belirtilmiştir. İlamda da belirtildiği üzere 2560 sayılı kanunun 2. madde hükmüne göre ASKİ, içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacını sağlamak amacıyla gerekli tesisleri kurmak ve işletmek, kullanılmış sular ile yağmur sularının zararsız ve güvenli bir şekilde tahliye edilmesi ve su kaynaklarının korunması ve kirletilmesini önlemek amacıyla tesis kurmak ve faaliyetlerde bulunmakla görevli olup, ASKİ Genel Müdürlüğü’nün gerek ASKİ Spor Kulübü Derneğine gerekse diğer spor kulüplerine nakdi veya ayni herhangi bir yardımda bulunmasına imkan yoktur.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddi ile 1628 sayılı ilamın 4’üncü maddesiyle toplam 1.752.000,00 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,
5) 1628 sayılı ilamın 5’inci maddesinde, ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından yüklenici Genç İnşaat Limited Şirketine ihale edilen “Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi” yapım işi kapsamında, arıtma tesislerinde kullanılacak muhtelif pompaların fabrikadaki deney ve testlerinin yapılması amacıyla yol dahil 4 gün Finlandiya’da görevlendirilen personele 5 gün üzerinden harcırah ödendiği gerekçesiyle toplam 1.024,64 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle, ilamda belirtilen bir gün fazla ödemeyle ilgili durum incelendiğinde görevli personelin uçak bulamadıkları için yurda bir gün geç giriş yaptıkları için sehven ödeme yapıldığı anlaşılmış olup fazla ödenen birer günlük harcırah yevmiyelerinin ilgililerden tahsil edileceğini belirtmektedirler.
Sayıştay Başsavcılığı “Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla, verilen tazmin hükmünün onaylanmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş belirtmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesinde, “Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi” yapım işinde kontrol mühendisi olarak görev yapmakta olan İnş.Müh. Abdülkadir Karadağ, Mak.Müh. Yüksel Akkaya, Elk.Yük.Tek.Öğrt. Bahattin Şimşek ile Mak.Müh. Hüsnü Görgen’in; ASKİ Yönetim Kurulunun 30.04.2008 tarih ve 116 sayılı kararı ile Arıtma Tesislerinde kullanılacak muhtelif pompaların fabrikadaki deney ve testlerinin yapılması amacıyla, 03.05.2008 – 06.05.2008 tarihleri arasında Finlandiya’da görevlendirildikleri anlaşılmaktadır. Adı geçen personele ait harcırah bildirimlerinin incelenmesinde söz konusu kişilerin 07.05.2008 tarihinde uçağa bindikleri ve bu gün için de harcırah aldıkları görülmüştür. Görevlendirmeye ilişkin Seyahat Emri Belgesinde de görev süresi 06.05.2008 tarihinde sona erecek şekilde 4 gün olarak belirlenmişse de, görevli personelin uçak bulamadıkları için zorunlu olarak 07.05.2008 tarihinde uçağa bindikleri anlaşıldığından, bugün için de harcırah almaları gerekir.
Bu nedenle dilekçi iddialarının kabulü ile 1628 sayılı ilamın 5’inci maddesiyle toplam 1.024,64 TL.’ye ilişkin tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
6) 1628 sayılı ilamın 6’ncı maddesinde, 03.08.2006 tarihinde 21.681.802,11 TL bedel ile yüklenici Genç İnşaat Limited Şirketine ihale edilen “Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi” yapım işinde mevzuata aykırı bir şekilde süre uzatımları verildiği gerekçesiyle toplam 1.365.953,53 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle,
A- Bahse konu yapım işine ait sözleşmenin, İdare ile yüklenici firma Genç İnşaat Limited Şirketi arasında 31.08.2006 tarihinde imzalandığını, İşin Kapsamında 2 adet Atıksu Arıtma Tesisinin Yapımı İşi olup 1. Si Çubuk Yolu Yazırköyü Mekiinde bulunan Çubuk Atıksu Arıtma Tesisi, İkincisinin ise Karaköy Mevkii Çubuk Barajı Memba Alanı içinde bulunan Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi olduğunu, Sözleşme hükmü uyarınca yükleniciye 11.09.2006 tarihinde işyeri teslimi yapılması için inşaat mahalline gidildiğinde ilk tespitte, Çubuk Arıtma Tesisinin yapılacağı alanda İller Bankası tarafından daha önce yaptırılan ve atıl durumda bulunan mevcut arıtma tesisinin olduğu ancak işe mani bir durum olmadığı için Çubuk Arıtma Tesisinin yer teslimi yapıldığını, Sözleşme kapsamında bulunan ve ihale bedelinin yaklaşık 2/3 oranına sahip Karaköy Arıtma Tesisi inşaatının yapılacağı arazide ise, yaklaşık 3000 adet çeşitli cins ve büyüklükte ağaç bulunması nedeniyle yükleniciye yer teslimi yapılamadığını ve bu durumun Yer Teslim Tutanağında belirtildiğini, Yüklenicinin sadece Çubuk Arıtma Tesisinde işe başlaya bildiğini, Ayrıca, işe ait proje gereği, İller Bankası tarafından yaptırılan ve atıl durumda bulunan Mevcut Arıtma Tesisinin Giriş Yapısı Ünitelerinin kaldırılarak, yerine yeni yapılacak Giriş Ünitelerinin Kapasitelerini Mevcut Tesisin yükünü de taşıyacak şekilde projelendirilerek Ortak Giriş Yapısı Olarak kullanılması ön görüldüğünü, , ancak inşaat aşamasında mevcut arıtma tesisinin mahkemelik olduğu ve uyuşmazlığa ilişkin davanın halen sürdüğünün anlaşılması üzerine konu hakkında Çubuk Belediyesi Başkanlığına ve İller Bankası Genel Müdürlüğüne resmi yazı yazıldığını, Bu resmi yazıda Çubuk Belediyesi ve İller Bankasından tesis hakkında bilgi istendiğini, Adı geçen kurumlardan gelen cevabi yazılarda, mahkemenin halen devam etmesi nedeniyle mevcut arıtma tesisine ait herhangi bir el atmanın delillerin karartılması anlamı taşıyacağı gerekçesi ile tesisle ilgili çalışmaya izin verilmediğini, Başlangıçta öngörülmeyen ve İşin devamı sırasında meydana gelen bu durum karşısında, İdarenin sorunun çözümü amacıyla proje değişikliğine gitmek zorunda kaldığını ve proje değişikliği ile birlikte yeni yapılması planlanan giriş yapısı ünitesinin yerinin (Yani Proje Güzergahının) ötelenmesi sonucunda inşaat alanı için arazi etüdü ve kamulaştırma çalışmaları yapıldığını, Bu nedenle firmanın bu kısımlarda sorun çözülene kadar çalışamadığını,
Ayrıca, söz konusu yapım işine ait ihalede; Yüklenici tarafından İdareye sunulan ve Irak Su Kaynakları Başkanlığından alman İş Bitirme Belgesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 35. maddesine uygun olmadığı ve belgenin geçerliliği konusunda İdarede bazı tereddütlerin hasıl olması nedeniyle İdarece 24.01.2007 tarih ve 343 sayılı yazıyla sözleşme konusu işin İdarece tamamen durdurulduğunu, Yapılan inceleme ve araştırmalar sonucu iş bitirme belgesi ile ilgili olarak tereddütler giderildiğinden İdare tarafından Yükleniciye yazılan 20.06.2007 tarih ve 3174 sayılı yazı ile işin tekrar başlatıldığını, İş bitirmesine ilişkin tereddütler ilgi yazıda iddia edildiği gibi "İhale sürecinin tekamül ettirilmesi aşamasında tereddütler giderilmeden ihalenin sonuçlandırıldığı ve işin başlatıldığı şeklinde değerlendirilmemesi" gerektiğini, İş bitirme belgesine ilişkin tereddütler ihalenin sonuçlanması, İşe ilişkin sözleşmenin imzalanarak işin kısmen yapımına başlanmasından sonra bu süreç içerisinde ilgili Makamlar tarafından fark edilerek ilerde Kuruluşun veya Kamu menfaati açısından daha ciddi sonuçlar doğurabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi maksadıyla iş tamamen durdurularak İlgili Mercilerden gerekli teyit işlemlerine müteakip işin tekrar başlatıldığını, Adı geçen firma ile yapılan sözleşmenin "süre uzatımı verilebilecek, haller ve şartlan" başlıklı 19. maddesinin 19.4. bendi: "İdarenin bu sözleşmede ve yapım işleri genel şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerin öngörülen sürede yerine getirilmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmını veya tamamına ait sûre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.”hükmünü içerdiğini,
Yukarıda açıklanan hususlar ile sözleşmenin 19.4 madde hükmü dikkate alındığında, süre uzatımının işe ait sözleşmenin 19.4 maddesinde belirtilen hal ve gerekçelere uyması ve işin yapımını geciktiren olayların yükleniciden kaynaklanmaması nedenleriyle işe, sözleşme hükümlerine uygun olarak ASKİ Yönetim Kurulunun 22.10.2007 tarih ve 298 sayılı Kararı ile 274 T. Günü süre uzatımı verildiğini,
Yine, Kanal Yatırım Dairesi Başkanlığının 11.07.2008 tarih ve 3331 sayılı yazısıyla:
1- İşin durdurulup tekrar başlatılması nedeniyle tebligat süresi ve şantiye mobilizasyonu için 5 T. gün,
2- 1 ve 2 nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi nedeniyle 45 T. günü,
3- Çalışılmayan dönem için 60 T.Günü,
4- İlave zemin iyileştirmesi Kararı belirleme süreci için 10 T. günü,
5- Şantiye alanı içinde bulunan ve İller Bankası ile Çubuk Belediyesi arasında davaya sebep olan mevcut arıtma tesisi için 17 T.Günü,
6- Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi Son Çökeltme Havuzlarına başlanmadığı için 14 T. Günü ve
7- İnşaat sonrası ekip ve ekipman montaj ve testleri için 23 T. Günü olmak üzere toplam 174 takvim günü daha süre uzatımı verilmesi talep edilmiş ise de Yönetim Kurulunca 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Karar ile adı geçen firmaya 4735 sayılı yasa ve sözleşme hükümleri dikkate alınmak suretiyle 135 T. günü süre uzatımı olarak verildiğini,
Yine Kanal Yatırım Dairesi Başkanlığının 09.09.2008 tarih ve 4419 sayılı yazısına istinaden Yönetim Kurulunun daha önce 10.09.2008 tarih ve 231 sayılı kararıyla vermiş olduğu 135 T. günü süre uzatımı revize edilmek suretiyle 174 T. günü olarak yeniden belirlendiğini,
Yukarıda verilen sürelere ilişkin olarak;
- 3. madde de belirtilen Çalışılmayan dönem için yüklenici firmaya 60 günlük süre uzatımı verilmiş olmasının, söz konusu işe ait sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, Zira Sözleşmenin 10.1.2. maddesinde; "Bu işyerinde havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı günler yoktur." hükmü ile 10.1.3. maddesinde; "Belirlenen süreler takvim günü esasına göredir. Bu sürenin hesaplanmasında; havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri dikkate alındığından, bu nedenlere istinaden ayrıca süre uzatımı verilmez. Zorunlu nedenlerle ertesi seneye sari hale gelen işlerde, çalışmaya uygun olmayan devre, ödenek durumuna ve imalat cinsine göre dikkate alınır.** hükmü yer aldığını, Buradan da anlaşılacağı üzere, işe Yönetim Kurulu kararı ile verilen süre uzatımı neticesinde işin zorunlu olarak ertesi senelere sari hale gelmesi ve yapılan imalatın ağırlıklı olarak hava şartlarıyla ilgili olan beton, demir ve kalıp işleri olması nedeniyle işe, çalışmaya uygun olmayan devredeki gecikmeler dikkate alınarak mevzuata uygun olarak süre uzatımı verildiğini,
- 2. madde de belirtilen ve Sözleşmenin 19.4. maddesinde "İdarenin, bu Sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.** hükmü yer aldığını, Firmanın, işe ait (1) nolu hakediş dilekçesini ve eklerini 06.12.2006 tarihinde idareye vermesine rağmen, hakediş 16.08.2007 tarihinde onaylandığını ve 07.09.2007 tarihinde ödendiğini, Yine, (2) nolu hak edişin, 14.03.2007 tarihinde idareye dilekçe ile sunulduğunu, 02.10.2007 tarihinde onaylanıp ve 10.10.2007 tarihinde ödendiğini, (1) ve (2) nolu hak ediş bedellerinin idarece sözleşme ve 4735 sayılı kanunda belirtilen sürede ödenmemesi sonucu yüklenici iş programına uygun ve randımanlı çalışamadığını ve işte gecikmeler meydana geldiğini,
Madde de belirtilen süre; İşin idarece durdurulması ve sonra tekrar başlatılması nedeniyle, firmanın işe başlaması için gerekli olan her türlü; malzeme, işçi, teknik personel, iş makinesi gibi araç ve gereçlerin temin edilmesi ve organizasyonu ile işin durdurulması sonrası Çubuk arıtma tesislerinde açıkta kalan demir imalatlarının zamanla paslanarak korozyona uğrayan kısımlarının temizlenerek imalata hazır hale getirilmesi amacıyla, sözleşmenin 10. maddesi 1. bendinde belirtildiği şekilde, firmaya tebligat yapıldığını ve işe başlaması için tebliğ tarihinden itibaren 5 gün süre verildiğini, Bu sürenin, sözleşmenin işe başlama hükmünde belirtilen tebliğ tarihinden itibaren 5 gün sonra işe başlanması esasına uygun olarak verildiğini, 4, 5, 6 ve 7. maddelerde belirtilen süre uzatımlarının ise, sözleşme hükümlerine uygun, proje ve imalat değişiklikleri ile ilgili gerekçelere dayanmakta olup, ekte sunulan Yönetim Kurulu Kararları ve eki belge ve bilgileriyle detaylı olarak izah edildiğini, Bu sürenin de, sözleşmenin 19. maddesi 4. bendin de belirtilen esaslara uygun olarak verildiğini,
Netice itibariyle, İdarenin sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirememesi nedeniyle işe, sözleşme hükümlerine ve ilgili 4735 sayılı kanun hükümlerine uygun olarak süre uzatımı verildiğini, Yukarıda açıklanan süre uzatım gerekçeleri incelendiğinde, işteki gecikmelerin Yüklenici kusurlarından kaynaklanan hususlar olmadığı, genelde İdaremizin bilgisi ve tasarrufunda oluşan ve 4735 Sayılı Kanunun 10' uncu maddesinin (e) bendinde öngörülen mücbir sebep haline bakıldığında; durumun hem öngörülmezlik hem de önlenemezlik kriterlerini birlikte taşıdığı, anılan sözleşmeye ilişkin mücbir sebep olarak gösterilen gerekçelerin objektif ve somut bir nitelikte olduğunun açıkça görüldüğünü, Ayrıca, Yüklenici firmanın süre uzatım talepleri ve inşaatın devamı sırasında sorunlarla ilgili idareye vermiş olduğu dilekçelerin ekte sunulduğunu,
Yukarıda izah edilen gerekçelerle, yüklenici Genç İnşaat Limitet Şirketine ihale edilen "Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi İnşaatı" yapım işinde; süre uzatımları; 4735 sayılı yasaya ve işe ait sözleşmenin 19. maddesi hükümlerine uygun olarak verilmiş olup herhangi bir Kamu zararı söz konusu olmadığını, Diğer taraftan ihale konusu işe ait sözleşmenin "gecikme halinde alınacak cezalar" başlıklı 10.2. maddesinin 10.2.1. bendi açıkça: "İDARECE VERİLEN SÛRE UZATIMI HARİÇ, iş zamanında bitirilemediği takdirde geçen her takvim günü için yüklenicinin hak edişinden sözleşme bedelinin % 0.06 (onbinde altı) sı oranında gecikme cezası kesilir." hükmünü içerdiğini, Bu hüküm uyarınca idarece firmaya süre uzatımı verilmiş olması halinde herhangi bir gecikme cezası kesilemeyeceğini,
(1) ve (2) Nolu Hakedişlerin Zamanında Ödenmemesi Nedeniyle 45 T. Günü Süre Uzatımı Verilmesi :
Anılan işin sözleşmesi gereği ve hazırlanan ilk iş programına göre, işin 300 T.Günü süresinin, yer teslim tarihi olan 11-09-2006 tarihinde, Çubuk ve Karaköy Arıtma Tesislerine aynı anda başlanılarak 07-07-2007 tarihinde bitirilmesi öngörüldüğünü, Ancak, iş programında öngörülen işe başlama tarihinde, keşfin 2/3 bölümünü kapsayan Karaköy Arıtma Tesisine, inşaat alanında bulunan çok miktardaki ağaçlar nedeniyle hiç bunların kaldırılmasına yönelik izin zorunlu prosedürlerinin tamamlanması için bu tesiste yapım çalışmalarına hiçbir şekilde başlanılamamış olup, Çubuk Arıtma Tesisi İnşaatında ise yer teslimi yapılmasına rağmen daha sonraki süreçte tesis inşaat alanında bulunan ve daha önce İller Bankası tarafından yapılmış mevcut Tesise ilişkin hukuki durum sonucu ortaya çıkan kamulaştırma sorunu nedeniyle projenin yapılabilecek durumdaki bölümlerine kısmi olarak imalatlara başlanabildiğini,
Yüklenici firma bu şartlar altında normal sözleşme süresinde 11.09.2006- 09.11.2006 tarihleri arasında yapabildiği 799.841,94 TLlik imalatlara ait (1) nolu hakediş dilekçesini 06.12.2006 tarihinde idareye vermesine rağmen ancak bu aşamada yüklenici firmanın ihale dosyasında İdarece sunduğu Yurtdışı Kaynaklı iş bitirme belgesinin geçerliliği konusunda bazı tereddütler hasıl olduğundan, Kuruluşun ilerde daha büyük hukuki problemlerle karşılaşmaması açısından ve munzam külfetlere maruz kalmaması için tedbiren hak edişin sonuçlandırılamadığını, İdarece 24.01.2007 tarihinde iş süresiz durdurularak, İhale dosyasında kullanılan iş bitirme belgesinin Dış İşleri Bakanlığı'na teyit amacıyla gönderildiğini, Bu arada Yüklenici firmanın 14.03.2007 tarihinde 09.11.2006 - 23.01.2007 (İşin Durdurulduğu Tarih) arasında yapılan imalatlarını kapsayan 1.135.702,47 TL' lik (2) iki nolu hakediş dilekçesini de İdareye sunduğunu, (1) nolu hakedişin 16.08.2007 tarihinde onaylandığını ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (289 - 45)= 244 gün sonra, 07.09.2007 tarihinde ödendiğini, Yine, işe ait (2) nolu hakedişin, 14.03.2007 tarihinde idareye dilekçe ile sunulduğunu, 02.10.2007 tarihinde onaylandığını ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (205 - 45)=160 gün sonra, 10.10.2007 tarihinde ödendiğini, Başka bir ifadeyle, firmanın İhale dosyasında İdareye sunduğu iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususunda idarede oluşan tereddütler nedeniyle işin, idarece 24.01.2007 tarihinde süresiz durdurulması sonucu işe ait (1) ve (2) nolu hakedişlere ait işlemlerin, iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususundaki araştırma sonuçlanana kadar durdurularak bedelleri firmaya ödenmeyip, daha sonra İş bitirme belgesinin uygun olduğu firma tarafından ispat edilmesine müteakip, (1) ve (2) nolu hakediş bedelleri sözleşmede belirtilen normal süresinden yaklaşık 8 ay sonra firmaya ödendiğini,
Sonuç olarak; İşin durdurulmasına müteakip yüklenicinin işe İdarenin talimatıyla 28.06.2007 tarihinde tekrar başlatıldığı dikkate alınırsa, (1) nolu hakedişin ödeme tarihi ile işin yeniden başlama tarihi arasında (28.06.2007- 05.09.2007)= 72 gün, (2) nolu hakediş ödeme tarihi ile işe Yeniden başlama tarihi arasında (28.06.2007 - 10.10.2007)= 107 gün süre olduğu, (1) ve (2) nolu hakedişler yasal son ödeme tarihlerinden 244 Gün ve 160 Gün sonra ve, İdarenin işe tekrar başlanması yönünde 28.06.2007 tarihli yazılı talimat tarihinden 1 nolu hak ediş için 72 gün 2 nolu hak ediş için ise 107 gün süre olduğu ve bu sürenin toplamda 179 Gün yaptığını,
Ayrıca, işin, sözleşme şartları doğrultusunda hazırlanan ilk iş programına göre işin bitim tarihinin 07.07.2007 olduğu, İşin İdare tarafından 24.01.2007 tarihinde durdurulmasına müteakip, idare tarafından 28.06.2007 tarihli yazıyla işe başlanılması yönünde talimatına istinaden işin yeniden başlama tarihinin, ASKÎ Yön. Kur. Kar. İle yine 07.07.2007 tarihi olmasına rağmen ancak bu tarihin onayı mahiyetindeki, ASKİ Yönetim Kurulu (274 gün olan 1. süre uzatımı) Kararını 22.10.2007 tarihinde aldığını, Yüklenici, işin bitim tarihi ile Yönetim Kurulunun süre uzatım Karar tarihi arasında (07.07.2007 - 22.10.2007), mevcut onaylı 1. İş Programı süresinin de bitmesi ve yeni sürenin daha belli olmaması nedeniyle, (3) nolu hakedişi de normal süresinde tanzim ederek idareye sunamadığını, Netice itibariyle, yüklenicinin, (1) ve (2) nolu hakedişlerin parasını yasal süresinde alamadığı gibi, aynı zamanda Kanal Yatırım Daire Başkanlığı işin (3) nolu hakedişini de, Yönetim Kurulu Karar tarihine bağlı olarak zamanında tahakkuka bağlayamadığını, Bu durumun finansman yönüyle işin yapımını ve süresini etkilediğini,
Sonuçta; 28-06-2007 tarihinde idarenin işe başlama talimatı sonrası; (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi, işin durdurulması sonucu ekip ve ekipmanının dağıtılması, İdare ve firma arasında oluşan güvensizlik ortamı, Aski Yönetim Kurulundan süre uzatımı Kararının geç çıkması sonucu (3) nolu hakedişin süresinde yapılamaması, ve projenin yapılmasını engelleyen ve devam eden diğer kamulaştırma sorunu Karaköy Arıtma Tesisi alanında bulunan yaklaşık 3000-4000 ağacın kaldırılması, korozyona uğrayan montaj edilmiş donatıların temizlenmesi gibi firma kusurundan kaynaklanmayan ve işin program dahilinde imalat ve süresini etkileyen çeşitli sorunlara rağmen, firmanın işe iyi niyetli olarak mali ve teknik imkanlar elverdiği şartlar içerisinde var olan iş gücü ve ekipman kapasitesini mevcut sorunlar nedeniyle tam kullanamayarak kısıtlı kapasite ile çalışmalara başladığını ve 07.07.2007 tarihi ile 01.12.2007 tarihleri arasını kapsayan (3) nolu hakediş itibari ile, 13-12-2007/5406 tarih ve sayılı (EK-13) onaylı iş programına göre 47 günde 1.962.772,56 TL olmak üzere bu hakkediş dönemi içinde günde 13.352,19 TL harcaması öngörülmüş olmasına rağmen, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı firma ancak 1.008.734,54 TL ödenek harcayabildiğini, İdareden kaynaklanan sorunlar nedeniyle yüklenici firmanın zorunlu olarak kısıtlı ve peyder pey çalışmaları sonucu yapmış olduğu işlere ait 1.008.734,54 TL tutarındaki imalat bedelinin, Onaylı iş programına göre harcaması gereken ödenekten düşülerek, harcanamayan (1.962.772,56-1.008.734,54 ) = 954.038,02 TL ödeneğe, iş programına göre aynı dönem içinde tekabül eden süre; ( 954.038,02 TL/13.352,19)= 72 gün olduğunu, Buradan da anlaşılacağı üzere İdare 07.07.2007 tarihinde firmayı işe resen başlatmasına rağmen (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi sonucu nakit akışındaki sıkıntılar ve, projenin uygulanmasını finans ve fiziki olarak engelleyen yukarıda açıklanan diğer sorunlar nedeniyle, firma iş programına uygun ve istikrarlı çalışa yapamamış, İş gücü kapasitesini tam kullanamadığını ve dolayısıyla bu dönemde harcaması gereken ödeneği de harcayamadığını, Sonuçta bu durumun işin süresine yansıyarak işte gecikmeler meydana geldiğini,
Ayrıca; hakedişlerin geç ödenmesiyle ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün 29 Haziran 2012 tarih ve 3901 sayılı genelgesinin (B) maddesinde;
"Yapım İşleri Genel Şartnamesinde Geçici Hakediş Raporlarının yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere otuz gün içinde tahakkuka bağlanacağı, bu tarihten başlamak üzere on beş gün içinde de ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Yükleniciye ödemenin şartnamede belirtildiği şekilde toplam 45 gün içinde yapılamaması durumunda bu durumun işe etki edebileceği ortadadır.....Yüklenicinin herhangi bir kusuru veya eksikliği bulunmamakla birlikte, ödemenin idare kaynaklı sebeplerle gecikmesi dolayısıyla süre uzatımı verilmesinde sakınca bulunmamaktadır. Ancak, süre uzatımı verilirken sözü edilen bu mücbir sebep yeterli olmayıp, kırkbeş günü aşan günlerin işte bir gecikmeye neden olması ve işte bunun dışında yüklenicinin kusurundan kaynaklanan başka bir gecikmenin olup olmadığı hususunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Hakediş ödemelerindeki gecikmelerden dolayı işte bir gecikme olması durumunda, hakediş ödemelerindeki gecikmenin işe etki derecesi göz önünde bulundurularak gecikmeye tekabül eden ilave süre; hakedişin ödemesinin gecikmeye başladığı tarihte (kırkbeşinci günden bir sonraki gün) idare ve yüklenicinin hazır olduğu halde şantiye mahallinde yapılacak durum tespit tutanağı ile hakedişin tahakkuka bağlandığı gün yapılacak durum tespiti arasında sözleşme fiyatları ile yapılan imalatlar tutarının günlük harcama tutarına bölünmesi ile ortaya çıkan gün sayısının toplam gecikmiş gün (kırkbeşinci günden sonra hakedişin ödendiği güne kadar geçen süre) sayısından çıkarılması ile elde edilir. Bulunan süre uzatımı bir üst tamsayıya yuvarlanacaktır." ifadeleri yer aldığını,
Yine, konuyla ilgili olarak, Yüksek Fen Kurulunun 23 Temmuz 2003 tarih ve 2-921 sayılı görüşünde; " Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 39 uncu maddesinin, "Hakediş raporu, müteahhit veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere en geç sözleşmesinde yazılı sürenin sonunda, eğer sözleşmede bu hususta bir kayıt yoksa otuz gün içinde tahakkuka bağlanır. Bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde de ödeme yapılır." hükmü göz önünde bulundurulmak suretiyle, hakedişlerin müteahhit veya vekili tarafından imzalandığı tarihi müteakip 60 gün içinde ödenmesi gerekeceği, ödemelerde bu süre aşıldığı takdirde, aşan süre ve hakedişlerdeki ödeme miktarları da göz önünde bulundurulmak suretiyle süre uzatımı hesaplanabileceği," belirtildiğini,
Bu gecikmelere ait sürenin belirlenmesi amacıyla yapılan hesaplama sonucu;-(1) ve (2) nolu hakedişlerin geç ödenmesinin, 3. nolu hakediş çalışmalarına süresel etkisi 179 Gün olduğunu, -(1) ve (2) nolu hakedişlerin geç ödenmesi ile birlikte ve diğer sorunlar nedeniyle iş programına göre harcanamayan ödeneğe tekabül eden sürenin ise 72 gün olarak hesap edildiğini, İdarece, kamu yararı açısından işin biran önce bitirilmesini sağlamak amacıyla, 3 nolu hakediş döneminde, harcanamayan ödeneğe tekabül eden süre hesabı dikkate alınarak hesap edilen gerçekte 72 günlük süre uzatımını İdare inisiyatif kullanarak 50 gün olarak verildiğini,
İşe ait sözleşmenin 19.4 Maddesinde "... İdarenin, bu sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması halinde; bu durum idarece incelenerek, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, gecikilen işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır" hükmü ile,
Yine, Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 30. Maddesinde de "Sözleşmesinde belirtilen mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır." hükümleri bulunduğunu,
Konuyla ilgili olarak daha önce Sayıştay sorgusuna verdikleri savunma ifadelerinde her ne kadar (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesini, sözleşmenin 19.4 maddesine atıfta bulunarak sehven "ödenek yetersizliği" başlığı altında açıklanmaya çalışılmışsa da, yukarıda açıklanan bilgi ve belgeler ile sorunların oluşumunun sebep sonuç ilişkilerinin kronolojik süreci dikkate alındığında, 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Yönetim Kurulu Kararının 2. maddesinde ifade edilmek istenilenin aslında ödenek yetersizliği olmadığı, (1) ve (2) nolu hakedişlerin, iş bitirme belgesindeki sorunlar nedeniyle, yasal süresinde ve zamanında yükleniciye ödenememesi hususu olduğu yani her ne kadar "ödenek yetersizliği olarak" ifade edilmişse de açıklanan gerekçelerden "Nakit Yetersizliği" olarak değerlendirilmesi gerektiği "Kast Edilen İfadenin" de bu olduğunun açıkça görüldüğünü, Hakedişlerin zamanında ödenmemesi, sözleşmenin 19.4 maddesinin özünde ve YİGŞ nin 30. maddesinde belirtilen idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi hükmü çerçevesinde mücbir sebep olarak değerlendirilerek süre uzatımı verildiğini,
B-) Çalışılmayan Dönem İçin 60 Gün Süre Uzatımı Verilmesi:
Söz konusu iş Yön. Kur.Kar. ile 07.07.2007 tarihinde başlaması ve (3) nolu hakediş sürecinde yukarıda (A) bendinde açıklanan sebepler nedeniyle iş programına uygun çalışma yapılamaması sonucu imalat programlarının aksadığını ve imalatların yapım tarihlerinin iş programında planlanan tarihlerinden farklı ve daha önceden öngörülmeyen tarihlere ötelendiğini, Özellikle ilk süre uzatımına neden olan Çubuk Arıtma Tesisi inşaat kısmında, atıl ve mahkemelik mevcut tesis nedeniyle ortaya çıkan kamulaştırma sorununa bağlı, giriş yapısı, kaba ızgara ,giriş pompa istasyonu,ince ızgara, kum ve yağ tutucu ünitelerin yeniden projelendirilmesi ve yapımı iş programına göre geciktiğini, ayrıca Karaköy Arıtma Tesisinde inşaat mahallinde bulunan ve inşaatın yapımını engelleyen ağaçların sökümü ve kaldırılması, havalandırma havuzlarının zemin iyileştirme kararlarının uzaması, son çökeltme havuzunun projesinin değişmesi, mekanik aksama ait imalat föylerinin geç onaylanması, belt-pres-dekonter seçimi, pompaların yeniden belirlenmesi vb. diğer yüklenici firma kusurundan kaynaklanmayan, idarenin zorunlu olarak çözmesi gereken proje sorunlarının devam etmesi sonucu mevcut iş programını uygulama imkanı kalmadığından, firmaya iş programı doğrultusunda yeterince iş verilemediğini, Firmanın kısıtlı çalışma imkanları dahilinde inşaata yapabildiği kadar devam ettiğini,
13-12-2007/5406 tarih ve sayılı onaylı iş programına göre 1 Aralık ve 1 Nisan arası Ankara için çalışılmayan dönem olarak belirlendiği halde işin sözleşmesi doğrultusunda iş programına göre bu tarihler arasında... kadar ödenek harcanması ön görüldüğünü, Ancak özellikle 21-01-2008 tarihi ile 04-04-2008 tarihleri arasına rastlayan (5) ve (6) nolu hakediş çalışma dönemleri, işin başından itibaren onaylı iş programının, proje sorunları nedeniyle uygulanamaması sonucu, Çubuk ve Karaköy Atıksu Arıtma tesislerinin Beton imalatlarının, işin başında öngörülmeyen zorunlu iş akışı içinde kış mevsimine denk geldiğini İşin doğası gereği (Atıksu hatlarının cazibeli olarak çalışma prensibi) Atıksu arıtma tesislerinin yapıldığı su havzalarının en düşük kotlarında olması nedeniyle zaten yer altı su seviyesi çok yüksek olduğu özellikle Karaköy atıksu arıtma tesisi inşaat alanı Çubuk-1 Barajının memba sahasında olup Şubat ve Mart aylarında baraj maksimum seviye ulaştığından zaten yüksek olan su seviyesi pik noktasına ulaşması nedeniyle bütün teknolojik imkanlar kullanılmasına rağmen kısıtlı olarak çalışma imkanı olduğunu, beton imalatlarında priz alma süresinin uzaması nedeniyle kalıpların alınma süresinin uzaması, alt kademedeki kalıpların alınmadan bu üst kademeye geçme imkanının olmaması, yapılan tesisin pissu arıtma tesisi olması nedeniyle sızdırmazlığın sağlanması zorunluluğundan beton imalatlarında boşlukların homejen dağılmasını sağlamak ve minimize edilmesi için hava sürükleyici kullanma zorunluluğu doğduğunu, Bu malzemede betonun mukavemet alma süresini uzattığını, teknik zorunluluktan belli bir imalat hızının üstüne çıkılamadığını, Bu durumda iş programına paralel imalat yapma imkanını ortadan kaldırdığını, Söz konusu 2007-2008 kış dönemi , ekte Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan ve firmanın 11-03-2008 /M051 tarih ve sayılı dilekçe ekinde sunduğu rasat kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, bu dönemlerde ekte sunulan ve aşağıda tabloda da belirtildiği şekilde, Ankara iline ait ortalama sıcaklık istatistikleri ile karşılaştırıldığı zaman, normal değerlerin çok altında aşırı sıcaklık değişimi olduğunu, Söz konusu dönemde daha önceden öngörülmeyen ve normal mevsim şartlarına göre aşırı soğuk bir iklim geçirildiğini ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2009 yılında hazırladığı 2008 Yılı iklim verilerinin değerlendirilmesi Raporu" da, 2007-2008 kış döneminin ölçülebilen tüm zamanların en soğuk 3. kışı olarak literatüre geçtiğini, TS 1248 de Ortalama hava sıcaklığı ard arda üç gün süre ile +5 C ' nin altında bulunduğu süredeki hava durumunu " soğuk hava" olarak tanımladığını, -5 C de beton karışım suyunun % 92' sinin donduğu, -12 C den düşük sıcaklıkta ise betonun dayanım kazanmadığının kabul edildiğini, İdareden Kaynaklanan sorunlar nedeniyle iş programının aksaması sonucu, normal iş programına göre normal mevsim şartlarında yapılması planlanan beton gibi imalatların, firmanın inisiyatifi dışında kış mevsimine denk geldiğini , ve aynı zamanda olumsuz soğuk hava koşullarının mevsim normallerinin çok altında sürekli seyretmesi sonucu, daha önce öngörülmeyen ve önlenemeyen normal dışı, beklenmeyen, önlenmesi mümkün olmayan, müessir (etkili sonuç doğuran) durum olduğunu, bu aşırı soğuklar nedeniyle oluşan mücbir sebepten dolayı firmanın zorunlu olarak iş programına uygun çalışamadığını ve harcaması gereken ödenekleri harcayamadığını, Bu durumda, iş programında öngörülen imalatların yapım tarihleri dikkate alındığında, işe ait sözleşmenin ilk ihale şartlarının değiştiğini, Çünkü, 1. süre uzatımına neden olan mücbir sebepler olmasaydı, firmanın iş programı gereği her iki arıtma tesisine normal süresi içinde aynı anda başlayacak ve normal iklim şartlarında ve ilk önce yapılması gereken kazı, dolgu ve demir, kalıp, beton gibi imalatları büyük ölçüde tamamlanacak ve geriye kapalı alanda yapılacak inşaat işleri (idari yönetim binaları iç işleri ve belt-press ve jeneratör odası vb. binaların iç işleri) ile mekanik , elektrik ve otomasyon atölye imalatları ile bunlara ait ünitelerin montajı gibi hava şartlarından çok etkilenmeyen işlerin yapımı söz konusu olacağını,
Mevsimsel olarak normal değerlerin çok altında meydana gelen aşırı soğuk ve don etkisi nedeniyle, teknik açıdan zorunlu olarak işte meydana gelen iş ve süre kayıpları , iş programına göre harcanabilen ödenek, harcanması gereken ödenekten düşülerek kalan ödenek iş programına göre aynı dönemde harcanması gereken günlük ödenek miktarı dikkate alınarak yüklenici firmaya 60 günlük süre uzatımının, Sözleşmenin 19. maddesi çerçevesinde, ASKİ Yönetim Kurulu Kararıyla verildiğini, iş programının zorunlu olarak aksaması sonucu, Beton İmalatlarının yapım tarihleri, mevsimsel olarak daha önceden öngörülmeyen aşırı soğuk ve don tehdidinin sürekli seyrettiği döneme denk gelmesi ve bu durumun işe olumsuz etkisi nedeniyle verilen sürenin, çalışılmayan döneme ait süre olarak değil, firmanın mücbir sebeplerden dolayı zorunlu olarak çalışamadığından dolayı verilen süre olduğunu, Aksi takdirde, gerekçe olarak salt (1 Aralık-1 Nisan) çalışılmayan dönem olarak düşünülseydi, yukarıda açıklamaya çalıştıkları mücbir süre uzatımı gerekçelerini öne sürmeden, 60 gün yerine direkt 120 gün olarak süre uzatımı verilmesi gerekeceğini, Zaten iş programında da görüleceği üzere bu tarihler arasında ……… kadar 2007 ödeneği, .... TL kadar 2008 ödeneği olarak harcama ön görüldüğü halde bütün teknolojik imkanlar kullanıldığı halde harcanamadığını, Sonuç olarak, işin ilk sözleşme şartlarının değişmesi sonucu, proje ve iş programı gereği yapılması öncelik arz eden ve ağırlıklı olarak normal hava şartlarında yapılması gereken; kazı, demir, kalıp ve beton işlerinin yapımında, aşırı soğuk iklim koşullarından kaynaklanan teknik açıdan zorunlu gecikmeler, meteoroloji raporları ve firmanın talepleri ile sözleşme koşulları ve ayrıca, daha önce İller Bankası tarafından ihale edilmiş Çubuk Atıksu Arıtma Tesisinin Yüklenici ile Çubuk Belediyesi ve İller Bankasının Mahkemelik olması nedeniyle 17 senedir hiç kullanılmadan atıl kalması ve çürümeye terk edilmesi göz önüne alınarak, yapılmakta olan yeni tesislerin bir an evvel bitirilerek Ankara çayının temizlenmesi açısından hizmete sokulması yönünde Kamu Yararı da düşünülerek, Başkanlıkça Yönetim Kuruluna süre uzatımına ilişkin teklif yazısı sunulmuş olup, Yönetim Kuruluda yaptığı inceleme ve konuyla ilgili olarak Hukuk Müşavirliğinden almış olduğu uygun hukuki görüş doğrultusunda işe 60 Gün süre uzatımı verdiğini, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun –Mücbir Sebepler- başlıklı 10 uncu maddesinde; -Mücbir sebep olarak kabul edilebilecek hallerden birisi de ; " Gerektiğinde Kurum tarafından belirlenecek benzeri diğer haller" Süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin feshi gibi durumlar da dahil olmak üzere, idare tarafından yukarıda belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için; yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi zorunludur." hükmü yer aldığını, ASKİ Yönetim Kuruluna süre uzatımına ilişkin teklif yazısı sunulmuş olup, Yönetim Kuruluda yaptığı inceleme ve konuyla ilgili olarak Hukuk Müşavirliğinden almış olduğu uygun hukuki görüş doğrultusunda gerekli değerlendirmeyi yaparak işe 60 Gün süre uzatımı verilmesini uygun gördüğünü,
Netice itibariyle; yukarıda anlatılan hususlar bir tarafa firmanın (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi nedeniyle gerçekte 179 gün süre hakkı varken Verilen toplam 105 gün süre uzatımı dahi dikkate alınsa firmanın 74 gün süre alacaklı olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesinde, Yüklenici ile idare arasında imzalanan sözleşmenin 10.1.2. maddesinde;
“Bu işyerinde havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı günler yoktur.” 10.1.3. maddesinde; “Belirlenen süreler takvim günü esasına göredir. Bu sürenin hesaplanmasında; havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri dikkate alındığından, bu nedenlere istinaden ayrıca süre uzatımı verilmez. Zorunlu nedenlerle ertesi seneye sari hale gelen işlerde, çalışmaya uygun olmayan devre ödenek durumuna ve imalat cinsine göre dikkate alınır.”
19.4. maddesinde;
“İdarenin, bu Sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.”Hükümleri yer almaktadır.
Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 30. Maddesinde "Sözleşmesinde belirtilen mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır." hükümleri bulunmaktadır.
"Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi" yapım işine ait sözleşme, İdare ile yüklenici Genç İnşaat Limitet Şirketi arasında 31.08.2006 tarihinde imzalanmıştır. Anılan işte yer teslimi 11-09-2006 tarihinde yapılarak işe başlanmış ve işin süresi olan 300 takvim günü bitimine denk gelen 07-07-2007 tarihi sözleşme iş bitim tarihi olarak belirlenmiştir. Anılan işte, 22.10.2007 tarih ve 298 sayılı Yön. Kur. Kararı ile 274 Takvim Günü 1. süre uzatımı verilerek 07-07-2007 tarihinde işin başlatılması ve 05-04-2008 tarihinde işin bitirilmesi öngörülmüştür.
ASKİ Yönetim Kurulunun 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Kararı ile verilen, 135 gün 2. süre uzatımı , daha sonra 10-09-2008 tarih ve 231 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile 174 gün olarak revize edilerek yeni iş bitim tarihi 26-09-2008 olarak yeniden belirlenmiştir. ASKİ Yönetim Kurulunun 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Kararı incelendiğinde 1 ve 2 nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi nedeniyle 45 gün, çalışılmayan dönem için 60 gün olmak üzere toplam 105 gün süre uzatımı verildiği anlaşılmıştır.
A-) (1) ve (2) Nolu Hakedişlerin Zamanında Ödenmemesi Nedeniyle 45 T. Günü Sûre Uzatımı Verilmesi:
Firmanın (1) nolu hakediş dilekçesini 06.12.2006 tarihinde idareye vermesine rağmen , hakedişin 16.08.2007 tarihinde onaylandığı ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (289 - 45)= 244 gün sonra, 07.09.2007 tarihinde ödendiği, (2) nolu hakedişin, 14.03.2007 tarihinde idareye sunulduğu, 02.10.2007 tarihinde onaylandığı ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (205-45)=160 gün sonra, 10.10.2007 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Dilekçiler tarafından Firmanın İhale dosyasında İdareye sunduğu iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususunda idarede oluşan tereddütler nedeniyle işin, idarece 24.01.2007 tarihinde süresiz durdurulması sonucu İşe ait (1) ve (2) nolu hakedişlere ait işlemlerin, iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususundaki araştırma sonuçlanana kadar durdurularak bedelleri firmaya ödenmediği, daha sonra İş bitirme belgesinin uygun olduğu firma tararından ispat edilmesine müteakip, (1) ve (2) nolu hakediş bedelleri sözleşmede belirtilen normal süresinden yaklaşık 8 ay sonra firmaya ödendiği belirtilmektedir. İşin durdurulmasına müteakip yüklenici işe İdarenin talimatıyla 28.06.2007 tarihinde tekrar başlatıldığı dikkate alınırsa, (1) nolu hakedişin ödeme tarihi ile başlama tarihi arasında (28.06.2007-05.09.2007)= 72 gün, (2) nolu hakediş ödeme tarihi ile işe başlama tarihi arasında (28.06.2007 -10.10.2007)= 107 gün süre vardır. Toplam:72+107=179 Gün olmak üzere, (1) ve (2) nolu hakedişler yasal son ödeme tarihlerinden 244 Gün ve 160 Gün sonra ve, İdarenin işe tekrar başlanması yönünde 28.06.2007 tarihli yazılı talimat tarihinden 179 Gün sonra ödenmiştir. Ayrıca, işin, sözleşme şatları doğrultusunda hazırlanan ilk iş programına göre bitim tarihi 07.07.2007 olduğu; İşin İdare tarafından 24.01.2007 tarihinde durdurulmasına müteakip, idare tarafından 28.06.2007 tarihli yazıyla işe başlanılması yönünde talimatına istinaden işin başlama tarihinin, 07.07.2007 tarihi olduğu görülmektedir.
Dilekçiler tarafından, Yüklenicinin, (1) ve (2) nolu hakedişlerin parasını yasal süresinde alamadığı, aynı zamanda işin (3) nolu hakedişinin de, Yönetim Kurulu Karar tarihine bağlı olarak zamanında tahakkuka bağlanamadığı, Bunun yanı sıra, projenin yapılmasını engelleyen ve devam eden diğer kamulaştırma sorunu, Karaköy Arıtma Tesisi alanında bulunan yaklaşık 3000-4000 ağacın kaldırılması, korozyona uğrayan montaj edilmiş donatıların temizlenmesi gibi firma kusurundan kaynaklanmayan ve işin program dahilinde imalat ve süresini etkileyen çeşitli sorunlar nedeniyle kısıtlı kapasite ile çalışmalara başladığı, 07.07.2007 tarihi ile 01.12.2007 tarihleri arasını kapsayan (3) nolu hakediş itibari ile, 13-12-2007/5406 tarih ve sayılı onaylı iş programına göre 147 günde 1.962.772,56 TL olmak üzere bu hakediş dönemi içinde günde 13.352,19 TL harcaması öngörülmüş olmasına rağmen, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı firmanın ancak 1.008.734,54 TL ödenek harcayabildiğini, İdareden kaynaklanan sorunlar nedeniyle Yüklenici firmanın zorunlu olarak kısıtlı çalışmaları sonucu yapmış olduğu işlere ait 1.008.734,54 TL tutarındaki imalat bedelinin, Onaylı iş programına göre harcaması gereken ödenekten düşülerek, harcanamayan (1.962.772,56-1.008.734,54 ) = 954.038,02 TL ödeneğe, iş programına göre aynı dönem içinde tekabül eden sürenin; ( 954.038,02 TL/13.352,19)= 72 gün olduğu, İdarece, kamu yararı açısından işin biran önce bitirilmesini sağlamak amacıyla, 3 nolu hakediş döneminde, harcanamayan ödeneğe tekabül eden süre hesabı dikkate alınarak hesap edilen gerçekte 72 günlük süre uzatımını İdarece inisiyatif kullanılarak 50 gün olarak verildiği belirtilmektedir.
B) Çalışılmayan Dönem İçin 60 Gün Süre Uzatımı Verilmesi İle İlgili olarak;
Dilekçiler tarafından yukarıda açıklanan sebepler nedeniyle iş programına uygun çalışma yapılamaması sonucu imalat programlarının aksadığı ve imalatların yapım tarihlerinin iş programında planlanan tarihlerinden farklı ve daha önceden öngörülmeyen tarihlere ötelendiği idarenin çözmesi gereken proje sorunlarının devam etmesi sonucu mevcut iş programını uygulama imkanı kalmadığından, firmaya iş programı doğrultusunda yeterince iş verilemediği, özellikle 21-01-2008 tarihi ile 04-04-2008 tarihleri arasına rastlayan (5) ve (6) nolu hakediş çalışma dönemlerinin, işin başından itibaren onaylı iş programının, proje sorunları nedeniyle uygulanamaması sonucu, Çubuk ve Karaköy Atıksu Arıtma tesislerinin Beton imalatlarının, işin başında öngörülmeyen zorunlu iş akışı içinde kış mevsimine denk geldiği, Söz konusu 2007-2008 kış döneminin, normal mevsim şartlarına göre aşırı soğuk geçtiği, bu aşırı soğuklar nedeniyle oluşan mücbir sebepten dolayı firmanın zorunlu olarak iş programına uygun çalışamadığı belirtilmektedir. Bu durum, iş programında öngörülen imalatların yapım tarihleri dikkate alındığında, işe ait sözleşmenin ilk ihale şartlarının değiştiği, 1. süre uzatımına neden olan mücbir sebepler olmasaydı, firmanın iş programı gereği her iki arıtma tesisine normal süresi içinde aynı anda başlayarak normal iklim şartlarında ve ilk önce yapılması gereken kazı, dolgu ve demir, kalıp, beton gibi imalatları büyük ölçüde tamamlayarak ve geriye kapalı alanda yapılacak inşaat işleri (idari yönetim binaları iç işleri ve belt-press ve jeneratör odası vb. binaların iç işleri) ile mekanik , elektrik ve otomasyon atölye imalatları ile bunlara ait ünitelerin montajı gibi hava şartlarından çok etkilenmeyen işlerin yapımı söz konusu olacağını, ancak, daha önce öngörülmeyen ve İdareden kaynaklanan sebepler nedeniyle firmanın ilk sözleşme şartlarıyla çalışamadığı, teknik açıdan zorunlu olarak işte meydana gelen iş ve süre kayıpları, iş programına göre harcanabilen ödenek, harcanması gereken ödenekten düşülerek kalan ödenek iş programına göre aynı dönemde harcanması gereken günlük ödenek miktarı dikkate alınarak yüklenici firmaya 60 günlük süre uzatımının, Sözleşmenin 19. maddesi çerçevesinde, ASKİ Yönetim Kurulu Kararıyla verildiği belirtilmektedir. İş programının zorunlu olarak aksaması sonucu, Beton İmalatlarının yapım tarihleri, mevsimsel olarak daha önceden öngörülmeyen aşırı soğuk ve don tehdidinin sürekli seyrettiği döneme denk gelmesi, ve bu durumun işe olumsuz etkisi nedeniyle verilen sürenin, çalışılmayan döneme ait süre olarak değil, firmanın mücbir sebeplerden dolayı zorunlu olarak çalışamadığından dolayı verilen süre olduğu belirtilmektedir.
Yüklenici ile idare arasında imzalanan sözleşmede, yapım işinin sözleşmesi ve idari şartnamesi ile sabit bitirilmesi gereken normal süresinden bahsetmektedir. Yapım işi devam ederken sair nedenlerle verilebilecek süre uzatımları sonucunda, ihale aşamasında planlanandan daha fazla çalışılmayacak günleri kapsayacak işlerden bahsetmemektedir. Bunun yanı sıra verilen süre uzatımının da çalışılmayan döneme ait olarak değil, firmanın mücbir sebeplerden(idareden kaynaklanan) dolayı zorunlu olarak çalışamadığından dolayı 60 günlük süre verildiği belirtilmektedir.
Verilen süre uzatımlarının, sözleşmenin 19.4. maddesinde;“İdarenin, bu Sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.”hükmüne uygun olarak verildiği anlaşıldığından, dilekçi iddialarının kabulü ile 1628 sayılı ilamın 6’ncı maddesiyle toplam 1.365.953,53 TL.’ye tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
7) 1628 sayılı ilamın 10’uncu maddesinde, 30.06.2005 tarihinde bağıtlanan sözleşme kapsamında 10.257.431,20 TL bedel ile yüklenici Sancar İnşaat Doğalgaz Sistemleri Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.―Serhend Güv.Elk.Elkt.Turz.İnş.San.Tic.Ltd.Şti. ortaklığına ihale edilen “Su ve Atıksu Sayaçlarının Sökülmesi Yerine Takılması Sayaç Rekorlarının Mühürlenmesi ve Nakliyesi İşine Ait Hizmet Alımı” işinde; sözleşme ve şartnamesinde herhangi bir bedel ödenmesi öngörülmeyen bir iş kalemi için, yüklenici firmaya ödeme yapılması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 44.863,13 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, 06.05.2005 tarih ve 1819-21 sayılı Zeyilnamede özetle; "...Su kapama işleminin yapılmasında sökme-takma işlemleri yapılmadıkça yüklenici bedel talep edemeyecektir. Ancak sayaçları sökülen abonelerin üç ay içerisinde işlemlerini tamamlayarak sayaçlarını taktırmaları halinde sökülen sayaçlar 3 (üç) ayın bitiminde Sayaç Sökme Takma Müdürlüğü'ne teslim edilecek ve teslim edilen sayaçlar için sökme-takma bedelinin yarısı ödenecektir." Denildiğini, Ayrıca; yüklenicinin yaptığı işin kontrolü ve kamu zararının önlenmesi adına, sözleşmede yazılı olmamasına karşın, yüklenicinin her yaptığı kapama işlemi sonrasında ücret ödenmesi yerine, borcunu ve açma kapama ücretini yatıran aboneler sistem üzerinden tespit edilerek yüklenicinin fiili olarak yaptığı ve ispat edilebilir işler karşılığında hakediş ödenmesi yolu seçildiğini, Çünkü gerçek anlamda kapaması yapılan abone su kullanamayacağı için borcunu ve açma-kapama ücretini ödemek zorunda olduğunu, Zeyilnamede belirtilen ve sayaç sökme takma müdürlüğüne 3 ay sonrasında teslim edilen sayaçlar karşılığında yüklenicinin işi yaptığının somut göstergesinin ise sayacın sökülmüş olması olduğunu, Burada yüklenici tarafından yalnızca kapama işlemi yapıldığı için hakediş hesaplamasına kapama-açma ücretinin yarısı ödendiğini, Teklif Cetveli iş kalemleri 2. maddede belirtilen "kapama" ifadesinin, aparat takma veya sayaç sökme suretiyle suyu kesmenin sözleşme kapsamında yapılacak kapama genel adı olduğunu, İddia edildiği gibi yüklenici firmaya sayaçları idareye teslim etmesi karşılığı değil, yapmış olduğu kapama (sayaç sökülerek) karşılığı yapılan ödeme olup, bu ödemenin yapılacağının sözleşmenin 9.3. maddesinde belirtilen zeyilname de açık olarak belirtildiğini, Yapılan iş adetlerinin bilinmesi ve ayrıca şartnamenin 2.50 maddesinde 3.ayın sonunda sökülen sayaçlar raporları ile birlikte zimmetli olarak Sayaç Sökme ve Takma Müdürlüğüne teslim edilecektir. Denildiği için yüklenici tarafından faturalarda "idari şartnamenin 2.50. maddesi gereğince iade edilen ya da teslim edilen sayaç" ifadesi kullanıldığını, Zira hakediş olur yazılarının ilgili paragrafında "Hizmet alımı idari şartnamesinin Bu ödeme şekli de zeyilnamede sökme-takma diğer adıyla açma- kapamanın yarısı olarak belirtildiğini, (Su kapama İşlemi birim fiyat 5.90 + Açma birim fiyat 5.90 = 11,80/2=5.90 TL) Hakedişlerin eklerinde mevcut olan listelerde geçen toplam abone sayısı 5.90 katsayısı yani sökme-takmanın yarısı olan birim fiyatla çarpılması sonucu su kapama işi karşılığı ödeme miktarı tespit edildiğini, Müvekkil idare adına yukarıda belirtilen iş kalemlerini yerine getiren yüklenici firma borcundan veya isimsiz abonelikten dolayı söktüğü sayaçları belirtilen süre içinde muhafaza etmekte, borçlarını ödeyen veya taksitlendirerek açma-kapama ücretini ödeyen, abonelik sözleşmesi yenileyen ve sökme-takma ücretini ödeyen aboneliklerin sayaçlarını yerine taktığını ve sökme takma işleminden doğan hak edişi abonenin ödediği sökme takma ücretinden değil, Birim Fiyat Cetvelindeki 2 ve 3. maddelerinde belirtilen birim fiyat katsayısı üzerinden ödendiğini,
Şartnamenin 2.48 maddesinde belirtilen sökme takma raporu, başvuru ve rapor dağıtma işlemi ile ilgili herhangi bir ücret yükleniciye ödenmediğini, E- 11.09.2005-30.06.2008 tarihleri arasında 5280 adet kapama işi ise, belirtilen süre içerisinde sehven hakedişi yapılmayıp Sayıştay Daireler Kurulu'nun 05.03.2008 tarih ve 2008/47 sayılı kararı doğrultusunda Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.03.2008 tarih ve 778 sayılı kararı ile kabul edilen ve halen yürürlükte olan Tarifeler Yönetmeliği'nin 54. maddesine istinaden anılan hizmet alımı sözleşmenin yeniden tetkik edilmesi sonucu fark edilen bir noksanlığın giderilmesinden ibaret olduğunu, Söz konusu işe ait ihalenin 02.06.2005 tarihinde, sözleşmenin 30.06.2005 tarihinde imzalandığını, zeyilnamenin ise, ihaleden çok önce 06.05.2005 tarihinde yapıldığını ve söz konusu ihaleye teklif vermek üzere ihale dosyası satın alan tüm firmalara iadeli ve taahhütlü olarak gönderildiğini, Bu sayaçların kayıtlı olduğu aboneliklerin bilgisayar kayıtları ve yüklenici firmaya ödenen hak ediş listeleri incelendiğinde atölyeye teslim edilen bu sayaçlar için söküm tarihinden atölyeye teslim tarihine kadar hiçbir şekilde sökme (kapama) bedeli ödenmediği görüleceğini, Öte yandan adı geçen firmaya borçtan ya da isimsiz abonelikten dolayı sökülen sayaçlarla ilgili olarak sözleşmenin imzalanmasından itibaren 3 yıl boyunca sökme ücretinin ödenmemesinin sebebinin ise; firmanın bu hizmetiyle ilgili olarak İdareye o tarihe kadar herhangi bir fatura kesip göndermemiş dolayısıyla herhangi bir bedel talep etmemiş olmasından kaynaklandığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.
Sayıştay Başsavcılığı “İlamın 10’uncu maddesine ilişkin olarak da sayaçların söküp takılması için sözleşmede bir ücret belirlenmemesine karşılık, 6.5.2005 tarih ve 1819-21 sayılı zeyilnamede bahse konu işlemler için ücret ödenmesinin şartlarının tespit edildiği, ücret ödemesinin de buna uygun olarak yapıldığı belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına hükmedilmesi talep edilmektedir.
Ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” Şeklinde görüş belirtmiştir.
Kamu İhale Kanunu’nun 29 uncu maddesinde ilan yapıldıktan sonra, tekliflerin hazırlanmasını veya işin gerçekleştirilmesini etkileyebilecek maddi veya teknik hatalar veya eksikliklerin idarece tespit edilmesi veya isteklilerce yazılı olarak bildirilmesi halinde, ihale dokümanında değişiklikler yapılabileceği, yapılan bu değişikliklere ilişkin ihale dokümanının bağlayıcı bir parçası olan zeyilnamenin, son teklif verme gününden en az on gün öncesinde bilgi sahibi olmalarını temin edecek şekilde ihale dokümanı alanların tamamına gönderileceği belirtilmektedir.
Dilekçe ekinde yer alan 06.05.2005 tarihli zeyilname ile 02.06.2005 tarihinde ihale edileceği duyurulan ihalenin; Hizmet Alımları Tip Sözleşmesindeki Madde:13 Ödeme Yeri ve Şartları aşağıdaki gibi düzeltilmiştir.
13.1.Sözleşme Bedeli(ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlara ilişkin bedel dahil) ASKİ Genel Müdürlüğü Bütçe ve Mali İşler Dairesine bağlı Muhasebe Müdürlüğünce yapılacaktır. Genel Şartnamenin hatalı, kusurlu ve eksik işlere ilişkin 32. Maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla aşağıda öngörülen plan ve şartlar çerçevesinde ödenecektir. “Su kapama işleminin yapılmasında sökme-takma işlemleri yapılmadıkça yüklenici bedel talep edemeyecektir. Ancak sayaçları sökülen abonelerin üç ay içerisinde işlemlerini tamamlayarak sayaçlarını taktırmaları halinde sökülen sayaçlar 3 (üç) ayın bitiminde Sayaç Sökme Takma Müdürlüğüne teslim edilecek ve teslim edilen sayaçlar için sökme-takma bedelinin yarısı ödenecektir” Şeklinde değiştirildiği,
Diğer zeyilname ile de idari şartnamenin 2.50. maddesinin ”Yüklenici firma kapama işlemini öncelikle aparatla yapacak, aparat suyu kesmediği takdirde kapama işlemini sayaç sökme suretiyle yapacaktır. Sayaçları sökülen aboneler 3(üç) ay içinde borçlarını ödemez ya da abonelik sözleşmelerini yaptırmazlarsa 3. Ayın sonunda sökülen sayaçlar raporları ile birlikte zimmetli olarak Sayaç Takma Müdürlüğüne teslim edilecektir. Hükmü eklendiği anlaşılmaktadır.
Zeyilnamenin ihale yapılmasından önce yapıldığı, sözkonusu ihaleye teklif vermek üzere ihale dosyası satın alan tüm firmalara gönderildiği, Zeyilname ile yapılan değişikliğin sözleşmede de aynen yer aldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 13.1.maddesi uyarınca ödemede bulunulması mevzuata uygun olduğundan dilekçi iddialarının kabulü ile 1628 sayılı ilamın 10’uncu maddesiyle toplam 44.863,13 TL.’ye tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 05.02.2013 tarihli ve 36247 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
1) 1628 sayılı ilamın 1’inci maddesinde, denetçilere ödenen aylıklara taban aylık ve yan ödeme tutarının eklenerek hesaplandığı gerekçesiyle toplam 16.200,48 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, Aynı şekilde; 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde bu ücrete taban aylığın dâhil edilmeyeceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediğini, Denetçi ücretinde kısıtlamaya tabi tutulan öğenin yalnızca "ek gösterge” olduğunu, Taban aylığın 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin birinci maddesinin birinci fıkrası ile getirilen bir ödeme öğesi olup, Maddenin üçüncü fıkrasında bu aylık göstergesinin hangi ödemelerin hesabında dikkate alınmayacağının sayıldığını, Sayılan öğeler içinde ücretin de yer aldığını, Ancak 375 sayılı KHK' de öngörülen taban aylığının, aylıklarını 657, 926, 3466, 2914 ve 2802 sayılı kanunlara göre almakta olanlara verileceği düzenlendiğini, dolayısıyla taban aylıkla ilgili bu kısıtlamanın, ücretini sayılan bu kanunlara göre almakta olanlar için ancak uygulanabileceğini; buna karşılık ücretlerini özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanuna göre almakta olan ASKİ denetçilerine uygulanamayacağını, Kaldı ki 2560 sayılı Kanunun 10.maddesi hükmünde denetçi ücretlerini belirleme yetkisinin Genel Kurula ait olduğunun açık bir biçimde ifade edildiğini, Bu hüküm uyarınca ek gösterge hariç olmak üzere Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarının altında kalan her miktarda ücret kararlaştırılıp ödenebileceğini, ayrıca aylık hesabına taban aylığının da dâhil bulunduğunun her şeyden önce Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı kararında çok açık olarak ifade edildiğini,
Keza 08.11.1995 tarih ve 22457 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın l/b maddesinin ikinci fıkrasında "Devlet memurunun kadro aylığının (aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı hariç, diğer her türlü ödemeler dâhil) net tutarının altında kalması halinde" ifadesine yer verildiğini, Bakanlar Kurulu Kararındaki bu düzenlemenin aylık tanımının, aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı haricindeki kadro karşılığı memurlara ödenen her türlü ödemeyi kapsadığını ortaya koyduğunu, Maliye Bakanlığınca 12.11.2004 tarih ve 25641 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 158 seri no lu Tebliğde "Örnek Aylık Hesabı" cetvelinde "Aylık Unsurlar" içinde taban aylığı ve kıdem aylığının açıkça sayıldığını, Gerek aylık tanımının açıklanan bu özelliği dolayısıyla gerekse denetçi ücretlerini ele alan özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde taban aylığının dâhil edilmesini engelleyen ya da ortadan kaldıran ve yahut kısıtlayan bir hüküm bulunmaması nedeniyle mevzuata aykırı bir ödeme işlemi bulunmadığını, Ayrıca Denetçi ücretlerinin, 2560 sayılı kanunun 10. maddesi gereğince Genel kurulun yetkisinde olup, bu ücretlerin Belediye Genel Kurulunca belirlendiğini, kanunun 8. maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un
6’ncı maddesinde;
“……
c) Bütçeyi inceleyerek karara bağlamak,
d) Personel kadrolarının ihdas, değiştirilme ve kaldırılmasına karar vermek, yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek, ….” Genel Kurulun görevleri arasında,
9’uncu maddesinde;
“….b) Genel Müdürlükçe hazırlanacak yönetmelik, bütçe, bilanço ve kadro taslakları ile personele verilecek ikramiye miktar ve zamanlarına ilişkin önerilerin ön incelemelerini yaparak Genel Kurula sunmak……” Yönetim Kurulunun görevi olarak sayılmıştır.
10. maddesinde;
“DENETÇİLER
MADDE 10 - (Değişik: 3009 - 23.5.1984 / m.8) İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.
Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.
Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür.
Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.
Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.
Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” Denilmektedir.
Konunun esası ile ilgili olarak;
Denetçilere ödenecek ücret, 657 sayılı Kanun’da yer alan I sayılı Gösterge Tablosu’nda yer alan göstergelerin katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutar kadardır. Ancak temyize konu ödemede aylık hesabına taban ve kıdem aylıklarının da eklendiği görülmektedir.
657 sayılı DMK'nın 155. maddesinde; "Bu Kanun’un 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, Genel Bütçe Kanunu’nda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarlar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir." Denilmektedir.
27.06.1989 tarih ve 375 sayılı; “Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 1. maddesinde ise;
“Bu göstergeler [1000 gösterge rakamı üzerinden ödenecek memuriyet taban aylığı ve her bir hizmet yılı için 15 (20) gösterge rakamı karşılığı ödenecek kıdem aylığı”] 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir.
Dilekçiler tarafından örnek gösterilen 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ise emekli keseneğine esas aylığın tespitine ve de bundan kaynaklanmış olup eksik kesilen gelir vergisine ilişkindir. Yine dilekçilerin 6009 sayılı kanuna göre sözkonusu ödemeler hakkında mali yargılama, takibat yapılamayacağı ileri sürülmekte ise de, 6009 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin denetçilere mevzuatına uygun olmayan ücret ödemelerini kapsamadığı açıktır.
Taban ve kıdem aylıkları 375 sayılı KHK ile aylıklara ilişkin hükümler çerçevesinde ödenecek bir aylık unsuru olarak öngörülmüştür. Taban ve Kıdem aylıklarının, KHK’nin 1. maddesinin son fıkrasında yer alan; “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Hükmü gereğince, “denetçi ücretlerinin” ödenmesi sırasında hesaplamalara dâhil edilmemesi gerekmektedir.
Dilekçiler tarafından, harcamanın Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği hususu ile ilgili olarak ise;
Mahalli İdareler Bütçe Ve Muhasebe Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde de belirtildiği üzere bütçe, mali yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin veren bir meclis kararıdır ve Meclis bütçeyi onaylamakla, idareye ödenek bölüm ve maddelerinde belirtilen hizmetler için karşılarında yazılı miktarlar kadar harcama yapmaya yetki vermektedir. Meclisçe idareye verilen bütçeye konulan ödeneklerle sınırlı harcama yetkisi ise idare tarafından kullanılmaktadır. Zaten bütçe tasarısı da idare tarafından hazırlanarak, Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edildikten sonra Genel Kurulun görüş ve onayına sunulmaktadır. İdarenin bütçeyle verilen ödeneği kullanma konusunda ise ödeneği aşmamak koşulu ile takdir yetkisi sözkonusudur. Yapılan harcamaların ise bütçe ile verilen yetkiye ve kamu harcamalarının yapılmasını düzenleyen kanunlara uygun olması gerekir.
5018 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. Anılan kanunun 33’üncü maddesinde de, Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttükleri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçilerin harcamadan ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği ile ilgili iddialarının REDDİNE,
Konunun esası ile ilgili olarak, yukarıda yapılan açıklamalara göre dilekçilerin iddialarının reddi ile 1628 sayılı ilamın 1’inci maddesinde toplam 16.200,48 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,
2) 1628 sayılı ilamın 2’nci maddesinde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapmakta olan kurum personeline ödenen ikramiyenin hesabına taban ve kıdem aylıklarının dahil edildiği gerekçesiyle toplam 1.358.205,82 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, ilamın 3’üncü maddesinde aylık kavramının taban ve kıdem aylığını içerdiği şeklindeki açıklamalarına ilaveten 375 sayılı KHK' nin 1. maddesinin son fıkrasında "Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" hükmüne yer verildiğini, Bahse konu düzenleme içinde yalnızca zam, tazminat, ödenek ve ücret sayılıp, ikramiye ifadesine ise yer verilmediğini, bunun yerine "ve benzeri" ibaresi yazıldığını, ASKİ Genel Müdürlüğü' nün kuruluş kanunu olan 2560 sayılı Kanunun 6. maddesinin (d) bendinde "...yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek" hükmü yer aldığını, Bu hüküm uyarınca ASKİ personeline ödenen ikramiyenin esas unsurunun aylık değil maaş olduğunu, Ayrıca 2560 sayılı Kanun personel kanunu olmayıp su ve kanalizasyon idarelerinin kuruluş ve görevleri hakkında yayımlanmış özel bir kanun olduğunu, anılan mevzuat hükümlerine göre maaş kavramı, aylık kavramı, ikramiye kavramı "ve benzeri" ibaresi yönünden ayrı açıklamayı gerektirdiğini,
Buna göre;
a) "ve benzeri" ibaresi yönüyle:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili fıkrasında ikramiye ifade sine/öğesine yer verilmediği, bunun yerine "Her ne ad altında olursa olsun... ve benzeri ödemelerin..." açıklamasının ikramiye ödemesini kapsamadığını, Eğer 375 sayılı K.H.K' de ki "Her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" metnindeki bu ibare ikramiyeyi de kapsıyor olsa idi, bu kararnameden çok daha sonra yürürlüğe giren temsil ve görev tazminatlarının ödenmesini düzenleyen 13.07.2001 tarih ve 24461 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. madde sinin (a) bendinde "ilgili mevzuatına göre ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun benzeri ödemelerin hesabında... dikkate alınamaz." hükmüne yer verilmeyeceğini, Her iki kararname karşılaştırıldığında dikkati çeken hususun, sonradan yürürlüğe giren 631 sayılı KHK benzeri ödeme ibaresinden önce iki öğenin daha yazılmış bulunduğu ve bunların da döner sermaye payı ile ikramiye öğeleri olduğunu, Bunun 375 sayılı KHK' nin anılan maddesinin hem döner sermaye payını hem de ikramiyeyi içermediğini ve düzenlemediğini tartışmasız olarak ortaya koyduğunu, Görüldüğü üzere, öznesi bir hakkın kullanılması olduğu için aylığa ya da maaşa esas oluşturan öğelerden hangilerinin kısıtlamaya tabi tutulacağının açık bir şekilde yazılmak zorunda olduğunu,
b) Maaş ve Aylık Kavramları Yönüyle:
Aylık ile maaş ayrı ayrı kavramlar olduğunu, Esasında maaşın, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutara karşılık gelen aylık ile eşdeğer olmayıp, maaşın dar anlamda tanımlanan aylık ile zam ve tazminatların toplamından meydana geldiğini, Bundan başka, aylığın yalnızca 657 sayılı D.M.K.'nın 155.maddesinden hareketle dar anlamda yorumlanamayacağına ilişkin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 2, 3, 94 ve 61.maddelerinde de açıklamalar yer aldığını, yasa maddelerinden ve açıklamalardan görüleceği üzere, aylık kavramından bahsedildiğinde, memurun her ay düzenli ve sürekli olarak aldığı tüm meblağı ifade ettiğini, belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. Maddesine göre bu kanun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanmaktadır. Kanunun 1. Maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tutulmuştur. Kanunun 6.maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 2008 Yılı Bütçe Kararnamesinin 9 uncu maddesinde;
“İdaremizin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur personeline, yılda toplam iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyeler, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki dilimde ödenecektir.”
Denilmektedir. Bütçeye ekli 2008 Yılı Kadro Gerekçesinin 8’ inci maddesinde ise; ikramiyelerin ödenmesinde personelin özlük haklarının dikkate alınacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Kanunun “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155. maddesinde, “Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,
“Göstergeler” başlıklı 43. maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” ,
Hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.
Dilekçiler çeşitli mevzuat düzenlemelerini göstererek “maaş” kavramının “aylık” kavramından daha geniş bir anlamı olduğunu ve aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığını iddia etmişlerse de, 2560 sayılı Kanunda “maaş” kavramının aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığına dair bir ifade olmadığı gibi, Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında, 657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği, aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği, böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı görüşüne varılmıştır.
Diğer taraftan, 375 sayılı Devlet Memurları Ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir. Düzenlemede her ne kadar “ikramiye” ifadesine yer verilmese de, “her ne ad altında olursa olsun” ile “ve benzeri ödemeler” ibarelerinden, kapsamın sadece sayılan ödeme türleriyle sınırlı olmadığı, “ikramiye” hesabına da taban ve kıdem aylığının dahil edilmeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.
Dilekçiler, ilamın 4. maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin memurlara mevzuatına uygun olmayan ikramiye ödemelerini kapsamadığı açıktır.
Dilekçiler tarafından, harcamanın Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği hususu ile ilgili olarak ise;
Mahalli İdareler Bütçe Ve Muhasebe Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde de belirtildiği üzere bütçe, mali yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin veren bir meclis kararıdır ve Meclis bütçeyi onaylamakla, idareye ödenek bölüm ve maddelerinde belirtilen hizmetler için karşılarında yazılı miktarlar kadar harcama yapmaya yetki vermektedir. Meclisce idareye verilen bütçeye konulan ödeneklerle sınırlı harcama yetkisi ise idare tarafından kullanılmaktadır. Zaten bütçe tasarısı da idare tarafından hazırlanarak, Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edildikten sonra Genel Kurulun görüş ve onayına sunulmaktadır. İdarenin bütçeyle verilen ödeneği kullanma konusunda ise ödeneği aşmamak koşulu ile takdir yetkisi sözkonusudur. Yapılan harcamaların ise bütçe ile verilen yetkiye ve kamu harcamalarının yapılmasını düzenleyen kanunlara uygun olması gerekir.
5018 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. Anılan kanunun 33’üncü maddesinde de, Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttükleri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçilerin harcamadan ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği ile ilgili iddialarının REDDİNE,
Konunun esası ile ilgili olarak, yukarıda yapılan açıklamalara göre dilekçilerin iddialarının reddi ile 1628 sayılı ilamın 2’nci maddesinde toplam 1.358.205,82 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,
3)1628 sayılı ilamın 3’üncü maddesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapmakta olan kurum personeline Ocak ayında ödenen 1 inci ikramiye tutarları için, Temmuz ayına ilişkin katsayı artışından doğan ikramiye farklarının da ayrıca hesaplanarak ödenmesi nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 57.746,31 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçesinde, Öncelikle 6009 sayılı kanuna göre ilamın hükmünün işlemden kaldırılması gerektiğini, Ocak ayında yapılan ikramiye ödemesi sırasında tespit edilen katsayının Temmuz ayında yeniden belirlenmiş olmasından dolayı memur maaşının 2008 yılı için tutarının tam olarak belirlenmesinden ibaret olduğunu, Verilecek ikramiyelerin miktarının yanında zamanının belirlenmesi yetkisi ASKİ Genel Müdürlüğü Genel Kuruluna ait olup, ASKİ Genel Kurulunun Bütçe Denge Kararnamesi 2008 yılı kadro gerekçesinin 8. maddesi ile yıl içinde meydana gelecek olan katsayı artışlarından kaynaklanan ikramiye farklarının geçmişe yönelik olarak ASKİ Yönetim kurulunca belirlenecek bir tarihte ödeneceği kararlaştırıldığını ve uygulamanın buna göre yapıldığını, Ayrıca, konu harcama Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
2560 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2 maaş tutarını geçmemek üzere memurlara ödenecek ikramiyenin miktar ve zamanını belirleme yetkisi Genel Kurula verilmiştir. Genel Kurul ise Bütçe Kararnamesinin 9 uncu maddesi ile memurlara, ikramiyenin Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki dilim halinde ödeneceğini belirtmiştir. Ancak, Bütçeye ekli 2008 Yılı Kadro Gerekçesinin 8 inci maddesinde ise yıl içerisinde meydana gelecek katsayı artışlarından doğacak ikramiye farklarının da Yönetim Kurulunca belirlenecek bir tarihte ödeneceği ifade edilmiştir.
2560 sayılı Kanun, idarelere, ikramiye ödemelerinin miktar ve zamanını belirleyebilmeleri hususunda bir serbesti tanımıştır. ASKİ Genel Müdürlüğü Genel Kurulu, ikramiyelerin, Aralık ayı içinde tek seferde, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki seferde ya da yılın ilk yarısında herhangi bir ayda tek seferde ödeneceğini kararlaştırabilecektir. Kanun koyucu aylık katsayılar hususunda bir kısıtlamaya gitmediğinden, söz konusu ödemenin, ocak ayı içinde yapılmasında ve temmuz ayı katsayısının esas alınmasında mevzuata aykırılık olmayacağından, aylık katsayı artış farkının ödenmesinde de bir aykırılık yoktur.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda; 1628 sayılı ilamın 3. maddesi ile toplam 57.746,31 TL.’ye verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
4) 1628 sayılı ilamın 4’üncü maddesinde, ASKİ Spor Kulübü Derneğine, spor faaliyetlerinde kullanılmak üzere ASKİ Genel Müdürlüğü bütçesinden nakdi yardımda bulunulması nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 1.752.000,00 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, ASKİ Spor Kulübünün 5072 sayılı Kanun kapsamında olmayıp, 5018 sayılı kanunun 29’uncu maddesine göre genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere vardım yapabilecekleri gibi verdikleri bağış ve yardımları da kamu gideri olarak gösterebileceklerini,
29 Ocak 2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22.01.2004 tarih ve 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun'un
"Amaç ve Kapsam" başlıklı 1 inci maddesinde:
"Bu Kanun; kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek üzere kurulan dernekler ve Türk Medenî Kanununa göre kurulan vakıflar ile bunların kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerini düzenler ve kapsar.
Kanunla kurulan dernek ve vakıflar, bu Kanun kapsamı dışındadır. Ancak, bu vakıfların hangi esas ve usullere göre faaliyette bulunacakları Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir."
"Temel İlkeler" başlıklı 2'inci maddesinde:
a. Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz, bu kurum ve kuruluşların hizmet binaları ve müştemilatı içinde faaliyet gösteremez ve bu kuruluşlara ait araç ve gereci kullanamaz.
b. Dernek ve vakıflar kamu kurum ve kuruluşlarının sundukları hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzel kişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamaz.
c. Kamu hizmetlerinde kullanılan araç, gereç, evrak, form ve benzeri malzemenin, bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan temin edilmesi istenemez.
d. Kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak dernek ve vakıf organlarında görev alamaz.
e. Dernek ve vakıf organlarında görev alan kamu görevlileri, bu görevleri nedeniyle ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık alamaz.
f. Dernek ve vakıfların yardım toplama ve bağış kabul hizmetlerinde kamu görevlileri çalıştırılamaz.
g. Kamu kurum ve kuruluşlarının bütçelerinden bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara ödenek, yardım veya herhangi bir kaynak aktarılamaz.
h. Kamu kurum ve kuruluşları, personel maaş ve ücretlerinden, kaynağında kesinti yaparak bu Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflara aktarma yapamaz.
i. İhaleyi yapan kurum ve kuruluş bünyesinde bulunan veya bu kurum ve kuruluşlarla ilgili her ne amaçla kurulmuş olursa olsun vakıf ve dernekler ile bunların sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketler, bu kurum ve kuruluşların 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre yapacakları ihalelere katılamazlar." denildiğini,
5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkileri düzenlenen ve müteakip maddelerdeki ilkelere ve cezalara tabi olan dernek ve vakıfların;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarını desteklemek üzere,
b) Kamu hizmetlerini desteklemek üzere,
c) Kamu kurum ve kuruluşlarının personelini desteklemek üzere, kurulan dernek ve vakıflar olduklarını, Bu hususların 5072 sayılı Kanunun Genel Gerekçesi ile Madde Gerekçeleri ve T.B.M.M. Komisyon Raporları incelendiğinde anlaşıldığını, Zira Genel Gerekçe ve Komisyon Raporlarında düzenleme ile kamu görevlilerinin kurmuş oldukları vakıfların kamu hizmetlerinin sunumunda devreye girmesinin ve kamu hizmetinden yararlanan vatandaşlardan bağış adı altında zorla yardım alınmasının, kamu dernek ve vakıflarına mevcut uygulamada bu yolla kamu mali disiplinine uymayan kaynak aktarımının ve bu gelirlerin denetimsiz kullanılmasının, kamu hizmetinin bir gereği olan bedelsizlik ilkesine hizmetten yararlananlardan bağış v.b adlar altında alınan ödenekler nedeniyle oluşan tepkilerin önüne geçilmesinin amaçlandığının açıklandığını, Komisyon raporlarında yukarıda belirtilenlerin yanı sıra; özellikle vakıfların sağladıkları gelirlerin önemli bir büyüklüğe ulaştığı, kamu finansman dengeleri açısından sorunlara yol açmaması için vakıf gelirlerinin ilgili gelir kanunlarının içinde düzenlenmesi gerektiği, vakıfların bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşları personeline ek sosyal güvenlik hizmeti sağlanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, vakıfların belli alanlarda tekel oluşturmalarının ve kamu hizmetlerini ikame etmelerinin de rekabet ilkesini zedelediği ve bu olumsuzlukların önlenmesi için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyduğu hususlarına da yer verildiğini, Dernekler kanununa göre teşekkül eden ve Gençlik Spor Genel Müdürlüğü tarafından tescili ile spor kulübü adını alan derneklerin ise; bir kamu kurum ve kuruluşunun bünyesinde kurulmuş da olsa Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Gençlik ve Spor Kulüpleri Yönetmeliği'nin 5 inci maddesi uyarınca bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunu desteklemek, bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun yürüttüğü kamu hizmetini desteklemek veya bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun personelini desteklemek üzere değil, Anayasanın 58. ve 59. maddelerinde ifadesini bulan gençliğin korunmasını ve sporun kitlelere yayılmasını sağlamak üzere, spor faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kurulduğunu, Kaldı ki spor faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kuruluşları bünyesinde Dernekler Kanununa göre teşekkül eden ve tescille ASKİ Spor Kulübü adını alan derneğin, 5072 sayılı Kanunun gerekçesinde ve komisyon raporlarında belirtildiği gibi; bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun yürüttüğü kamu hizmetlerinin sunumunda devreye girmesi, bu hizmetlerden yararlanan vatandaşlardan bağış vb. adlar altında zorla yardım alınması, bu yolla aldığı ödenekler sebebiyle kamu mali disiplinine uymayan kaynak aktarımı ve bu gelirlerin denetimsiz kullanılması, bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun personeline ek sosyal güvenlik vb. hizmetler sağlanması veya belli bir alanda tekel oluşturup kamu hizmetini ikame ederek rekabet ilkesini zedelemesi, kamu hizmetinin bedelsizlik ilkesine aykırılık teşkil etmesi ve toplumda tepkilere sebep olmasının da söz konusu olmadığını, Ayrıca İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığının 19.02.2004 tarih ve 96 sayılı 2004/02 "Kamu Kurum ve Kuruluşlarını Destekleyen Dernekler" konulu genelgesinin 2 inci maddesinde; "Bu Kanun kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu hizmetlerini veya personelini desteklemek amacıyla kurulmuş derneklerin faaliyetlerine devam etmesine engel değildir. Ancak bu derneklerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini kullanmaları ve aşağıda belirtilen diğer hususlarda faaliyette bulunmalarına yasaklamalar getirilmiştir. Spor amaçlı veya öğrenci dernekleri gibi dernekler bu Kanunun kapsamına girmediğinden, ilgili bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarının ismini kullanabileceklerdir." denilerek spor amaçlı derneklerin bu Kanunun kapsamına girmediğini açıkladıklarını, Yukarıda açıklanan sebeplerle ASKİ Spor Kulübü 5072 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve dolayısıyla Kanunun kapsamında olan vakıf ve derneklerin uyacakları temel ilkeleri belirleyen ikinci ve cezaları düzenleyen üçüncü maddenin ASKİ Spor Kulübüne uygulanamayacağını,
2. 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun; "Gençlik ve Spor Kulüpleri" başlıklı 14 üncü maddesinde;
"Derneklerden başvurmaları halinde; spor faaliyetine yönelik olanlar spor kulübü, boş zamanları değerlendirme faaliyetine yönelik olanlar gençlik kulübü ve her iki faaliyeti birlikte amaçlayanlar gençlik ve spor kulübü adını alır. Bu kulüpler, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce tutulacak kütüğe kayıt ve tescil edilir. Kulüplerin organları, bu organların görev ve yetkileri, kulüplerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce de denetlenmesi ve bunlara yapılacak yardımların şekil ve şartları, üst kuruluş oluşturmada uyulacak esas ve usuller, gençlik ve spor faaliyetlerini yürüteceklerin nitelikleri ve bunlara uygulanacak disiplin işlemleri, kulüplerin kayıt ve tesciline ilişkin esaslar İçişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikte düzenlenir.
Dernekler Kanununun gençlik ve spor kulüplerini düzenleyen 14 üncü maddesinde spor kulüplerinin adı ile ilgili bir düzenleme yer almamış ve mezkur Kanunun 28 inci maddesinde de dernekler açısından izne tabi adlar ve 29 inci maddesinde derneklere yasaklanmış olan adlar sayılmış olup, bu hükümlerde derneğin bünyesinde kurulduğu kamu kurum ve kuruluşunun adını alamayacağına dair bir yasaklama yer almadığını,
3. ASKİ Spor Kulübüne yapılan nakdi yardımlar ile "Kamu Yararı” ilkesi, gözetilerek, toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmaya çalışıldığını, ASKİ Spor Kulübünün Güreş ve Halter branşlarında faaliyetini sürdürmekte olup gerek halter ve gerekse güreş branşlarında milli takıma birçok sporcu kazandırmış olup, Türk sporunun lokomotifi olarak çalışmalarına devam ettiğini,
4. ASKİ Spor Kulübüne İdarece yapılan nakdi yardımların; kamu kaynaklarının açıkça ve denetimsiz bir şekilde başka bir teşekküle transfer edilmesi anlamına gelmesi de söz konusu olmayıp, İdare bütçesinden nakdi yardım yapılan ASKİ Spor Kulübünün üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kar dağıtımı amacı bulunan veya bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunan bir kulüp olmadığı gibi idarenin kendi iç denetimi ve dış denetiminin yanı sıra, ASKİ Spor Kulübü dernek statüsünde olması dolayısıyla 5253 sayılı Dernekler Kanununun 9 uncu maddesi uyarınca dernek denetleme kurulunca da hesap ve işlemlerinin denetlendiğini, gerekli görülen hallerde, derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçlar doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediklerini, defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıklarını İçişleri Bakanı veya mülki idare amirince denetlenebileceğini,
5. ASKİ Spor Kulübü faaliyetlerini profesyonel olarak değil, amatör olarak sürdürdüğünü, Kulüp bünyesinde faaliyet gösteren "Halter" ve "Güreş" branşları ilgili federasyonlara üye olup, faaliyetlerini amatör olarak sürdürdüğünü,
6. Sayıştay Temyiz Kurulu'nun muhtelif kararlarında belediyelerin amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardım yapabileceğine karar verildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçiler tarafından sözkonusu nakdi yardımın 5018 sayılı kanunun 29’uncu maddesine göre yapıldığı ifade edilmektedir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun “Bütçelerden Yardım Yapılması” başlıklı 29 uncu maddesine istinaden çıkarılan ve 2006/10656 sayılı Bakanlar kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde;
“Yardım yapılabilme şartları
MADDE 5 – (1) İdarelerce teşekküllere yardım yapılabilmesi için;
a) İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,
b) Yardımlarda kamu yararı gözetilmesi, yardımların öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması ile toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasına yönelik olması,
c) Teşekkülün, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi,
ç) Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,
d) Teşekkülün, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan olmaması,
e) Teşekkülün, Anayasa ve kanunlarla yasaklanmış faaliyetlerde bulunmamış olması,
f) Teşekkülün, üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kâr dağıtımı amacının bulunmaması, gerekir.” denilmektedir.
Yönetmeliğe göre idarelerce yardım yapılabilmesi için belli bir prosedüre tabi tutulmuş, anılan yönetmeliğe göre bu yardımın yapılabilmesi için, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi, Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması gerektiği belirtilmiştir. İlamda da belirtildiği üzere 2560 sayılı kanunun 2. madde hükmüne göre ASKİ, içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacını sağlamak amacıyla gerekli tesisleri kurmak ve işletmek, kullanılmış sular ile yağmur sularının zararsız ve güvenli bir şekilde tahliye edilmesi ve su kaynaklarının korunması ve kirletilmesini önlemek amacıyla tesis kurmak ve faaliyetlerde bulunmakla görevli olup, ASKİ Genel Müdürlüğü’nün gerek ASKİ Spor Kulübü Derneğine gerekse diğer spor kulüplerine nakdi veya ayni herhangi bir yardımda bulunmasına imkan yoktur.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddi ile 1628 sayılı ilamın 4’üncü maddesiyle toplam 1.752.000,00 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,
5) 1628 sayılı ilamın 5’inci maddesinde, ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından yüklenici Genç İnşaat Limited Şirketine ihale edilen “Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi” yapım işi kapsamında, arıtma tesislerinde kullanılacak muhtelif pompaların fabrikadaki deney ve testlerinin yapılması amacıyla yol dahil 4 gün Finlandiya’da görevlendirilen personele 5 gün üzerinden harcırah ödendiği gerekçesiyle toplam 1.024,64 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle, ilamda belirtilen bir gün fazla ödemeyle ilgili durum incelendiğinde görevli personelin uçak bulamadıkları için yurda bir gün geç giriş yaptıkları için sehven ödeme yapıldığı anlaşılmış olup fazla ödenen birer günlük harcırah yevmiyelerinin ilgililerden tahsil edileceğini belirtmektedirler.
Sayıştay Başsavcılığı “Ortaya konulanlar Daire kararının gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla, verilen tazmin hükmünün onaylanmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş belirtmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesinde, “Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi” yapım işinde kontrol mühendisi olarak görev yapmakta olan İnş.Müh. Abdülkadir Karadağ, Mak.Müh. Yüksel Akkaya, Elk.Yük.Tek.Öğrt. Bahattin Şimşek ile Mak.Müh. Hüsnü Görgen’in; ASKİ Yönetim Kurulunun 30.04.2008 tarih ve 116 sayılı kararı ile Arıtma Tesislerinde kullanılacak muhtelif pompaların fabrikadaki deney ve testlerinin yapılması amacıyla, 03.05.2008 – 06.05.2008 tarihleri arasında Finlandiya’da görevlendirildikleri anlaşılmaktadır. Adı geçen personele ait harcırah bildirimlerinin incelenmesinde söz konusu kişilerin 07.05.2008 tarihinde uçağa bindikleri ve bu gün için de harcırah aldıkları görülmüştür. Görevlendirmeye ilişkin Seyahat Emri Belgesinde de görev süresi 06.05.2008 tarihinde sona erecek şekilde 4 gün olarak belirlenmişse de, görevli personelin uçak bulamadıkları için zorunlu olarak 07.05.2008 tarihinde uçağa bindikleri anlaşıldığından, bugün için de harcırah almaları gerekir.
Bu nedenle dilekçi iddialarının kabulü ile 1628 sayılı ilamın 5’inci maddesiyle toplam 1.024,64 TL.’ye ilişkin tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
6) 1628 sayılı ilamın 6’ncı maddesinde, 03.08.2006 tarihinde 21.681.802,11 TL bedel ile yüklenici Genç İnşaat Limited Şirketine ihale edilen “Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi” yapım işinde mevzuata aykırı bir şekilde süre uzatımları verildiği gerekçesiyle toplam 1.365.953,53 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde özetle,
A- Bahse konu yapım işine ait sözleşmenin, İdare ile yüklenici firma Genç İnşaat Limited Şirketi arasında 31.08.2006 tarihinde imzalandığını, İşin Kapsamında 2 adet Atıksu Arıtma Tesisinin Yapımı İşi olup 1. Si Çubuk Yolu Yazırköyü Mekiinde bulunan Çubuk Atıksu Arıtma Tesisi, İkincisinin ise Karaköy Mevkii Çubuk Barajı Memba Alanı içinde bulunan Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi olduğunu, Sözleşme hükmü uyarınca yükleniciye 11.09.2006 tarihinde işyeri teslimi yapılması için inşaat mahalline gidildiğinde ilk tespitte, Çubuk Arıtma Tesisinin yapılacağı alanda İller Bankası tarafından daha önce yaptırılan ve atıl durumda bulunan mevcut arıtma tesisinin olduğu ancak işe mani bir durum olmadığı için Çubuk Arıtma Tesisinin yer teslimi yapıldığını, Sözleşme kapsamında bulunan ve ihale bedelinin yaklaşık 2/3 oranına sahip Karaköy Arıtma Tesisi inşaatının yapılacağı arazide ise, yaklaşık 3000 adet çeşitli cins ve büyüklükte ağaç bulunması nedeniyle yükleniciye yer teslimi yapılamadığını ve bu durumun Yer Teslim Tutanağında belirtildiğini, Yüklenicinin sadece Çubuk Arıtma Tesisinde işe başlaya bildiğini, Ayrıca, işe ait proje gereği, İller Bankası tarafından yaptırılan ve atıl durumda bulunan Mevcut Arıtma Tesisinin Giriş Yapısı Ünitelerinin kaldırılarak, yerine yeni yapılacak Giriş Ünitelerinin Kapasitelerini Mevcut Tesisin yükünü de taşıyacak şekilde projelendirilerek Ortak Giriş Yapısı Olarak kullanılması ön görüldüğünü, , ancak inşaat aşamasında mevcut arıtma tesisinin mahkemelik olduğu ve uyuşmazlığa ilişkin davanın halen sürdüğünün anlaşılması üzerine konu hakkında Çubuk Belediyesi Başkanlığına ve İller Bankası Genel Müdürlüğüne resmi yazı yazıldığını, Bu resmi yazıda Çubuk Belediyesi ve İller Bankasından tesis hakkında bilgi istendiğini, Adı geçen kurumlardan gelen cevabi yazılarda, mahkemenin halen devam etmesi nedeniyle mevcut arıtma tesisine ait herhangi bir el atmanın delillerin karartılması anlamı taşıyacağı gerekçesi ile tesisle ilgili çalışmaya izin verilmediğini, Başlangıçta öngörülmeyen ve İşin devamı sırasında meydana gelen bu durum karşısında, İdarenin sorunun çözümü amacıyla proje değişikliğine gitmek zorunda kaldığını ve proje değişikliği ile birlikte yeni yapılması planlanan giriş yapısı ünitesinin yerinin (Yani Proje Güzergahının) ötelenmesi sonucunda inşaat alanı için arazi etüdü ve kamulaştırma çalışmaları yapıldığını, Bu nedenle firmanın bu kısımlarda sorun çözülene kadar çalışamadığını,
Ayrıca, söz konusu yapım işine ait ihalede; Yüklenici tarafından İdareye sunulan ve Irak Su Kaynakları Başkanlığından alman İş Bitirme Belgesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 35. maddesine uygun olmadığı ve belgenin geçerliliği konusunda İdarede bazı tereddütlerin hasıl olması nedeniyle İdarece 24.01.2007 tarih ve 343 sayılı yazıyla sözleşme konusu işin İdarece tamamen durdurulduğunu, Yapılan inceleme ve araştırmalar sonucu iş bitirme belgesi ile ilgili olarak tereddütler giderildiğinden İdare tarafından Yükleniciye yazılan 20.06.2007 tarih ve 3174 sayılı yazı ile işin tekrar başlatıldığını, İş bitirmesine ilişkin tereddütler ilgi yazıda iddia edildiği gibi "İhale sürecinin tekamül ettirilmesi aşamasında tereddütler giderilmeden ihalenin sonuçlandırıldığı ve işin başlatıldığı şeklinde değerlendirilmemesi" gerektiğini, İş bitirme belgesine ilişkin tereddütler ihalenin sonuçlanması, İşe ilişkin sözleşmenin imzalanarak işin kısmen yapımına başlanmasından sonra bu süreç içerisinde ilgili Makamlar tarafından fark edilerek ilerde Kuruluşun veya Kamu menfaati açısından daha ciddi sonuçlar doğurabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi maksadıyla iş tamamen durdurularak İlgili Mercilerden gerekli teyit işlemlerine müteakip işin tekrar başlatıldığını, Adı geçen firma ile yapılan sözleşmenin "süre uzatımı verilebilecek, haller ve şartlan" başlıklı 19. maddesinin 19.4. bendi: "İdarenin bu sözleşmede ve yapım işleri genel şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerin öngörülen sürede yerine getirilmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmını veya tamamına ait sûre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.”hükmünü içerdiğini,
Yukarıda açıklanan hususlar ile sözleşmenin 19.4 madde hükmü dikkate alındığında, süre uzatımının işe ait sözleşmenin 19.4 maddesinde belirtilen hal ve gerekçelere uyması ve işin yapımını geciktiren olayların yükleniciden kaynaklanmaması nedenleriyle işe, sözleşme hükümlerine uygun olarak ASKİ Yönetim Kurulunun 22.10.2007 tarih ve 298 sayılı Kararı ile 274 T. Günü süre uzatımı verildiğini,
Yine, Kanal Yatırım Dairesi Başkanlığının 11.07.2008 tarih ve 3331 sayılı yazısıyla:
1- İşin durdurulup tekrar başlatılması nedeniyle tebligat süresi ve şantiye mobilizasyonu için 5 T. gün,
2- 1 ve 2 nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi nedeniyle 45 T. günü,
3- Çalışılmayan dönem için 60 T.Günü,
4- İlave zemin iyileştirmesi Kararı belirleme süreci için 10 T. günü,
5- Şantiye alanı içinde bulunan ve İller Bankası ile Çubuk Belediyesi arasında davaya sebep olan mevcut arıtma tesisi için 17 T.Günü,
6- Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi Son Çökeltme Havuzlarına başlanmadığı için 14 T. Günü ve
7- İnşaat sonrası ekip ve ekipman montaj ve testleri için 23 T. Günü olmak üzere toplam 174 takvim günü daha süre uzatımı verilmesi talep edilmiş ise de Yönetim Kurulunca 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Karar ile adı geçen firmaya 4735 sayılı yasa ve sözleşme hükümleri dikkate alınmak suretiyle 135 T. günü süre uzatımı olarak verildiğini,
Yine Kanal Yatırım Dairesi Başkanlığının 09.09.2008 tarih ve 4419 sayılı yazısına istinaden Yönetim Kurulunun daha önce 10.09.2008 tarih ve 231 sayılı kararıyla vermiş olduğu 135 T. günü süre uzatımı revize edilmek suretiyle 174 T. günü olarak yeniden belirlendiğini,
Yukarıda verilen sürelere ilişkin olarak;
- 3. madde de belirtilen Çalışılmayan dönem için yüklenici firmaya 60 günlük süre uzatımı verilmiş olmasının, söz konusu işe ait sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, Zira Sözleşmenin 10.1.2. maddesinde; "Bu işyerinde havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı günler yoktur." hükmü ile 10.1.3. maddesinde; "Belirlenen süreler takvim günü esasına göredir. Bu sürenin hesaplanmasında; havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri dikkate alındığından, bu nedenlere istinaden ayrıca süre uzatımı verilmez. Zorunlu nedenlerle ertesi seneye sari hale gelen işlerde, çalışmaya uygun olmayan devre, ödenek durumuna ve imalat cinsine göre dikkate alınır.** hükmü yer aldığını, Buradan da anlaşılacağı üzere, işe Yönetim Kurulu kararı ile verilen süre uzatımı neticesinde işin zorunlu olarak ertesi senelere sari hale gelmesi ve yapılan imalatın ağırlıklı olarak hava şartlarıyla ilgili olan beton, demir ve kalıp işleri olması nedeniyle işe, çalışmaya uygun olmayan devredeki gecikmeler dikkate alınarak mevzuata uygun olarak süre uzatımı verildiğini,
- 2. madde de belirtilen ve Sözleşmenin 19.4. maddesinde "İdarenin, bu Sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.** hükmü yer aldığını, Firmanın, işe ait (1) nolu hakediş dilekçesini ve eklerini 06.12.2006 tarihinde idareye vermesine rağmen, hakediş 16.08.2007 tarihinde onaylandığını ve 07.09.2007 tarihinde ödendiğini, Yine, (2) nolu hak edişin, 14.03.2007 tarihinde idareye dilekçe ile sunulduğunu, 02.10.2007 tarihinde onaylanıp ve 10.10.2007 tarihinde ödendiğini, (1) ve (2) nolu hak ediş bedellerinin idarece sözleşme ve 4735 sayılı kanunda belirtilen sürede ödenmemesi sonucu yüklenici iş programına uygun ve randımanlı çalışamadığını ve işte gecikmeler meydana geldiğini,
Madde de belirtilen süre; İşin idarece durdurulması ve sonra tekrar başlatılması nedeniyle, firmanın işe başlaması için gerekli olan her türlü; malzeme, işçi, teknik personel, iş makinesi gibi araç ve gereçlerin temin edilmesi ve organizasyonu ile işin durdurulması sonrası Çubuk arıtma tesislerinde açıkta kalan demir imalatlarının zamanla paslanarak korozyona uğrayan kısımlarının temizlenerek imalata hazır hale getirilmesi amacıyla, sözleşmenin 10. maddesi 1. bendinde belirtildiği şekilde, firmaya tebligat yapıldığını ve işe başlaması için tebliğ tarihinden itibaren 5 gün süre verildiğini, Bu sürenin, sözleşmenin işe başlama hükmünde belirtilen tebliğ tarihinden itibaren 5 gün sonra işe başlanması esasına uygun olarak verildiğini, 4, 5, 6 ve 7. maddelerde belirtilen süre uzatımlarının ise, sözleşme hükümlerine uygun, proje ve imalat değişiklikleri ile ilgili gerekçelere dayanmakta olup, ekte sunulan Yönetim Kurulu Kararları ve eki belge ve bilgileriyle detaylı olarak izah edildiğini, Bu sürenin de, sözleşmenin 19. maddesi 4. bendin de belirtilen esaslara uygun olarak verildiğini,
Netice itibariyle, İdarenin sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirememesi nedeniyle işe, sözleşme hükümlerine ve ilgili 4735 sayılı kanun hükümlerine uygun olarak süre uzatımı verildiğini, Yukarıda açıklanan süre uzatım gerekçeleri incelendiğinde, işteki gecikmelerin Yüklenici kusurlarından kaynaklanan hususlar olmadığı, genelde İdaremizin bilgisi ve tasarrufunda oluşan ve 4735 Sayılı Kanunun 10' uncu maddesinin (e) bendinde öngörülen mücbir sebep haline bakıldığında; durumun hem öngörülmezlik hem de önlenemezlik kriterlerini birlikte taşıdığı, anılan sözleşmeye ilişkin mücbir sebep olarak gösterilen gerekçelerin objektif ve somut bir nitelikte olduğunun açıkça görüldüğünü, Ayrıca, Yüklenici firmanın süre uzatım talepleri ve inşaatın devamı sırasında sorunlarla ilgili idareye vermiş olduğu dilekçelerin ekte sunulduğunu,
Yukarıda izah edilen gerekçelerle, yüklenici Genç İnşaat Limitet Şirketine ihale edilen "Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi İnşaatı" yapım işinde; süre uzatımları; 4735 sayılı yasaya ve işe ait sözleşmenin 19. maddesi hükümlerine uygun olarak verilmiş olup herhangi bir Kamu zararı söz konusu olmadığını, Diğer taraftan ihale konusu işe ait sözleşmenin "gecikme halinde alınacak cezalar" başlıklı 10.2. maddesinin 10.2.1. bendi açıkça: "İDARECE VERİLEN SÛRE UZATIMI HARİÇ, iş zamanında bitirilemediği takdirde geçen her takvim günü için yüklenicinin hak edişinden sözleşme bedelinin % 0.06 (onbinde altı) sı oranında gecikme cezası kesilir." hükmünü içerdiğini, Bu hüküm uyarınca idarece firmaya süre uzatımı verilmiş olması halinde herhangi bir gecikme cezası kesilemeyeceğini,
(1) ve (2) Nolu Hakedişlerin Zamanında Ödenmemesi Nedeniyle 45 T. Günü Süre Uzatımı Verilmesi :
Anılan işin sözleşmesi gereği ve hazırlanan ilk iş programına göre, işin 300 T.Günü süresinin, yer teslim tarihi olan 11-09-2006 tarihinde, Çubuk ve Karaköy Arıtma Tesislerine aynı anda başlanılarak 07-07-2007 tarihinde bitirilmesi öngörüldüğünü, Ancak, iş programında öngörülen işe başlama tarihinde, keşfin 2/3 bölümünü kapsayan Karaköy Arıtma Tesisine, inşaat alanında bulunan çok miktardaki ağaçlar nedeniyle hiç bunların kaldırılmasına yönelik izin zorunlu prosedürlerinin tamamlanması için bu tesiste yapım çalışmalarına hiçbir şekilde başlanılamamış olup, Çubuk Arıtma Tesisi İnşaatında ise yer teslimi yapılmasına rağmen daha sonraki süreçte tesis inşaat alanında bulunan ve daha önce İller Bankası tarafından yapılmış mevcut Tesise ilişkin hukuki durum sonucu ortaya çıkan kamulaştırma sorunu nedeniyle projenin yapılabilecek durumdaki bölümlerine kısmi olarak imalatlara başlanabildiğini,
Yüklenici firma bu şartlar altında normal sözleşme süresinde 11.09.2006- 09.11.2006 tarihleri arasında yapabildiği 799.841,94 TLlik imalatlara ait (1) nolu hakediş dilekçesini 06.12.2006 tarihinde idareye vermesine rağmen ancak bu aşamada yüklenici firmanın ihale dosyasında İdarece sunduğu Yurtdışı Kaynaklı iş bitirme belgesinin geçerliliği konusunda bazı tereddütler hasıl olduğundan, Kuruluşun ilerde daha büyük hukuki problemlerle karşılaşmaması açısından ve munzam külfetlere maruz kalmaması için tedbiren hak edişin sonuçlandırılamadığını, İdarece 24.01.2007 tarihinde iş süresiz durdurularak, İhale dosyasında kullanılan iş bitirme belgesinin Dış İşleri Bakanlığı'na teyit amacıyla gönderildiğini, Bu arada Yüklenici firmanın 14.03.2007 tarihinde 09.11.2006 - 23.01.2007 (İşin Durdurulduğu Tarih) arasında yapılan imalatlarını kapsayan 1.135.702,47 TL' lik (2) iki nolu hakediş dilekçesini de İdareye sunduğunu, (1) nolu hakedişin 16.08.2007 tarihinde onaylandığını ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (289 - 45)= 244 gün sonra, 07.09.2007 tarihinde ödendiğini, Yine, işe ait (2) nolu hakedişin, 14.03.2007 tarihinde idareye dilekçe ile sunulduğunu, 02.10.2007 tarihinde onaylandığını ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (205 - 45)=160 gün sonra, 10.10.2007 tarihinde ödendiğini, Başka bir ifadeyle, firmanın İhale dosyasında İdareye sunduğu iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususunda idarede oluşan tereddütler nedeniyle işin, idarece 24.01.2007 tarihinde süresiz durdurulması sonucu işe ait (1) ve (2) nolu hakedişlere ait işlemlerin, iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususundaki araştırma sonuçlanana kadar durdurularak bedelleri firmaya ödenmeyip, daha sonra İş bitirme belgesinin uygun olduğu firma tarafından ispat edilmesine müteakip, (1) ve (2) nolu hakediş bedelleri sözleşmede belirtilen normal süresinden yaklaşık 8 ay sonra firmaya ödendiğini,
Sonuç olarak; İşin durdurulmasına müteakip yüklenicinin işe İdarenin talimatıyla 28.06.2007 tarihinde tekrar başlatıldığı dikkate alınırsa, (1) nolu hakedişin ödeme tarihi ile işin yeniden başlama tarihi arasında (28.06.2007- 05.09.2007)= 72 gün, (2) nolu hakediş ödeme tarihi ile işe Yeniden başlama tarihi arasında (28.06.2007 - 10.10.2007)= 107 gün süre olduğu, (1) ve (2) nolu hakedişler yasal son ödeme tarihlerinden 244 Gün ve 160 Gün sonra ve, İdarenin işe tekrar başlanması yönünde 28.06.2007 tarihli yazılı talimat tarihinden 1 nolu hak ediş için 72 gün 2 nolu hak ediş için ise 107 gün süre olduğu ve bu sürenin toplamda 179 Gün yaptığını,
Ayrıca, işin, sözleşme şartları doğrultusunda hazırlanan ilk iş programına göre işin bitim tarihinin 07.07.2007 olduğu, İşin İdare tarafından 24.01.2007 tarihinde durdurulmasına müteakip, idare tarafından 28.06.2007 tarihli yazıyla işe başlanılması yönünde talimatına istinaden işin yeniden başlama tarihinin, ASKÎ Yön. Kur. Kar. İle yine 07.07.2007 tarihi olmasına rağmen ancak bu tarihin onayı mahiyetindeki, ASKİ Yönetim Kurulu (274 gün olan 1. süre uzatımı) Kararını 22.10.2007 tarihinde aldığını, Yüklenici, işin bitim tarihi ile Yönetim Kurulunun süre uzatım Karar tarihi arasında (07.07.2007 - 22.10.2007), mevcut onaylı 1. İş Programı süresinin de bitmesi ve yeni sürenin daha belli olmaması nedeniyle, (3) nolu hakedişi de normal süresinde tanzim ederek idareye sunamadığını, Netice itibariyle, yüklenicinin, (1) ve (2) nolu hakedişlerin parasını yasal süresinde alamadığı gibi, aynı zamanda Kanal Yatırım Daire Başkanlığı işin (3) nolu hakedişini de, Yönetim Kurulu Karar tarihine bağlı olarak zamanında tahakkuka bağlayamadığını, Bu durumun finansman yönüyle işin yapımını ve süresini etkilediğini,
Sonuçta; 28-06-2007 tarihinde idarenin işe başlama talimatı sonrası; (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi, işin durdurulması sonucu ekip ve ekipmanının dağıtılması, İdare ve firma arasında oluşan güvensizlik ortamı, Aski Yönetim Kurulundan süre uzatımı Kararının geç çıkması sonucu (3) nolu hakedişin süresinde yapılamaması, ve projenin yapılmasını engelleyen ve devam eden diğer kamulaştırma sorunu Karaköy Arıtma Tesisi alanında bulunan yaklaşık 3000-4000 ağacın kaldırılması, korozyona uğrayan montaj edilmiş donatıların temizlenmesi gibi firma kusurundan kaynaklanmayan ve işin program dahilinde imalat ve süresini etkileyen çeşitli sorunlara rağmen, firmanın işe iyi niyetli olarak mali ve teknik imkanlar elverdiği şartlar içerisinde var olan iş gücü ve ekipman kapasitesini mevcut sorunlar nedeniyle tam kullanamayarak kısıtlı kapasite ile çalışmalara başladığını ve 07.07.2007 tarihi ile 01.12.2007 tarihleri arasını kapsayan (3) nolu hakediş itibari ile, 13-12-2007/5406 tarih ve sayılı (EK-13) onaylı iş programına göre 47 günde 1.962.772,56 TL olmak üzere bu hakkediş dönemi içinde günde 13.352,19 TL harcaması öngörülmüş olmasına rağmen, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı firma ancak 1.008.734,54 TL ödenek harcayabildiğini, İdareden kaynaklanan sorunlar nedeniyle yüklenici firmanın zorunlu olarak kısıtlı ve peyder pey çalışmaları sonucu yapmış olduğu işlere ait 1.008.734,54 TL tutarındaki imalat bedelinin, Onaylı iş programına göre harcaması gereken ödenekten düşülerek, harcanamayan (1.962.772,56-1.008.734,54 ) = 954.038,02 TL ödeneğe, iş programına göre aynı dönem içinde tekabül eden süre; ( 954.038,02 TL/13.352,19)= 72 gün olduğunu, Buradan da anlaşılacağı üzere İdare 07.07.2007 tarihinde firmayı işe resen başlatmasına rağmen (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi sonucu nakit akışındaki sıkıntılar ve, projenin uygulanmasını finans ve fiziki olarak engelleyen yukarıda açıklanan diğer sorunlar nedeniyle, firma iş programına uygun ve istikrarlı çalışa yapamamış, İş gücü kapasitesini tam kullanamadığını ve dolayısıyla bu dönemde harcaması gereken ödeneği de harcayamadığını, Sonuçta bu durumun işin süresine yansıyarak işte gecikmeler meydana geldiğini,
Ayrıca; hakedişlerin geç ödenmesiyle ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün 29 Haziran 2012 tarih ve 3901 sayılı genelgesinin (B) maddesinde;
"Yapım İşleri Genel Şartnamesinde Geçici Hakediş Raporlarının yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere otuz gün içinde tahakkuka bağlanacağı, bu tarihten başlamak üzere on beş gün içinde de ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Yükleniciye ödemenin şartnamede belirtildiği şekilde toplam 45 gün içinde yapılamaması durumunda bu durumun işe etki edebileceği ortadadır.....Yüklenicinin herhangi bir kusuru veya eksikliği bulunmamakla birlikte, ödemenin idare kaynaklı sebeplerle gecikmesi dolayısıyla süre uzatımı verilmesinde sakınca bulunmamaktadır. Ancak, süre uzatımı verilirken sözü edilen bu mücbir sebep yeterli olmayıp, kırkbeş günü aşan günlerin işte bir gecikmeye neden olması ve işte bunun dışında yüklenicinin kusurundan kaynaklanan başka bir gecikmenin olup olmadığı hususunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Hakediş ödemelerindeki gecikmelerden dolayı işte bir gecikme olması durumunda, hakediş ödemelerindeki gecikmenin işe etki derecesi göz önünde bulundurularak gecikmeye tekabül eden ilave süre; hakedişin ödemesinin gecikmeye başladığı tarihte (kırkbeşinci günden bir sonraki gün) idare ve yüklenicinin hazır olduğu halde şantiye mahallinde yapılacak durum tespit tutanağı ile hakedişin tahakkuka bağlandığı gün yapılacak durum tespiti arasında sözleşme fiyatları ile yapılan imalatlar tutarının günlük harcama tutarına bölünmesi ile ortaya çıkan gün sayısının toplam gecikmiş gün (kırkbeşinci günden sonra hakedişin ödendiği güne kadar geçen süre) sayısından çıkarılması ile elde edilir. Bulunan süre uzatımı bir üst tamsayıya yuvarlanacaktır." ifadeleri yer aldığını,
Yine, konuyla ilgili olarak, Yüksek Fen Kurulunun 23 Temmuz 2003 tarih ve 2-921 sayılı görüşünde; " Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 39 uncu maddesinin, "Hakediş raporu, müteahhit veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere en geç sözleşmesinde yazılı sürenin sonunda, eğer sözleşmede bu hususta bir kayıt yoksa otuz gün içinde tahakkuka bağlanır. Bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde de ödeme yapılır." hükmü göz önünde bulundurulmak suretiyle, hakedişlerin müteahhit veya vekili tarafından imzalandığı tarihi müteakip 60 gün içinde ödenmesi gerekeceği, ödemelerde bu süre aşıldığı takdirde, aşan süre ve hakedişlerdeki ödeme miktarları da göz önünde bulundurulmak suretiyle süre uzatımı hesaplanabileceği," belirtildiğini,
Bu gecikmelere ait sürenin belirlenmesi amacıyla yapılan hesaplama sonucu;-(1) ve (2) nolu hakedişlerin geç ödenmesinin, 3. nolu hakediş çalışmalarına süresel etkisi 179 Gün olduğunu, -(1) ve (2) nolu hakedişlerin geç ödenmesi ile birlikte ve diğer sorunlar nedeniyle iş programına göre harcanamayan ödeneğe tekabül eden sürenin ise 72 gün olarak hesap edildiğini, İdarece, kamu yararı açısından işin biran önce bitirilmesini sağlamak amacıyla, 3 nolu hakediş döneminde, harcanamayan ödeneğe tekabül eden süre hesabı dikkate alınarak hesap edilen gerçekte 72 günlük süre uzatımını İdare inisiyatif kullanarak 50 gün olarak verildiğini,
İşe ait sözleşmenin 19.4 Maddesinde "... İdarenin, bu sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması halinde; bu durum idarece incelenerek, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, gecikilen işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır" hükmü ile,
Yine, Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 30. Maddesinde de "Sözleşmesinde belirtilen mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır." hükümleri bulunduğunu,
Konuyla ilgili olarak daha önce Sayıştay sorgusuna verdikleri savunma ifadelerinde her ne kadar (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesini, sözleşmenin 19.4 maddesine atıfta bulunarak sehven "ödenek yetersizliği" başlığı altında açıklanmaya çalışılmışsa da, yukarıda açıklanan bilgi ve belgeler ile sorunların oluşumunun sebep sonuç ilişkilerinin kronolojik süreci dikkate alındığında, 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Yönetim Kurulu Kararının 2. maddesinde ifade edilmek istenilenin aslında ödenek yetersizliği olmadığı, (1) ve (2) nolu hakedişlerin, iş bitirme belgesindeki sorunlar nedeniyle, yasal süresinde ve zamanında yükleniciye ödenememesi hususu olduğu yani her ne kadar "ödenek yetersizliği olarak" ifade edilmişse de açıklanan gerekçelerden "Nakit Yetersizliği" olarak değerlendirilmesi gerektiği "Kast Edilen İfadenin" de bu olduğunun açıkça görüldüğünü, Hakedişlerin zamanında ödenmemesi, sözleşmenin 19.4 maddesinin özünde ve YİGŞ nin 30. maddesinde belirtilen idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi hükmü çerçevesinde mücbir sebep olarak değerlendirilerek süre uzatımı verildiğini,
B-) Çalışılmayan Dönem İçin 60 Gün Süre Uzatımı Verilmesi:
Söz konusu iş Yön. Kur.Kar. ile 07.07.2007 tarihinde başlaması ve (3) nolu hakediş sürecinde yukarıda (A) bendinde açıklanan sebepler nedeniyle iş programına uygun çalışma yapılamaması sonucu imalat programlarının aksadığını ve imalatların yapım tarihlerinin iş programında planlanan tarihlerinden farklı ve daha önceden öngörülmeyen tarihlere ötelendiğini, Özellikle ilk süre uzatımına neden olan Çubuk Arıtma Tesisi inşaat kısmında, atıl ve mahkemelik mevcut tesis nedeniyle ortaya çıkan kamulaştırma sorununa bağlı, giriş yapısı, kaba ızgara ,giriş pompa istasyonu,ince ızgara, kum ve yağ tutucu ünitelerin yeniden projelendirilmesi ve yapımı iş programına göre geciktiğini, ayrıca Karaköy Arıtma Tesisinde inşaat mahallinde bulunan ve inşaatın yapımını engelleyen ağaçların sökümü ve kaldırılması, havalandırma havuzlarının zemin iyileştirme kararlarının uzaması, son çökeltme havuzunun projesinin değişmesi, mekanik aksama ait imalat föylerinin geç onaylanması, belt-pres-dekonter seçimi, pompaların yeniden belirlenmesi vb. diğer yüklenici firma kusurundan kaynaklanmayan, idarenin zorunlu olarak çözmesi gereken proje sorunlarının devam etmesi sonucu mevcut iş programını uygulama imkanı kalmadığından, firmaya iş programı doğrultusunda yeterince iş verilemediğini, Firmanın kısıtlı çalışma imkanları dahilinde inşaata yapabildiği kadar devam ettiğini,
13-12-2007/5406 tarih ve sayılı onaylı iş programına göre 1 Aralık ve 1 Nisan arası Ankara için çalışılmayan dönem olarak belirlendiği halde işin sözleşmesi doğrultusunda iş programına göre bu tarihler arasında... kadar ödenek harcanması ön görüldüğünü, Ancak özellikle 21-01-2008 tarihi ile 04-04-2008 tarihleri arasına rastlayan (5) ve (6) nolu hakediş çalışma dönemleri, işin başından itibaren onaylı iş programının, proje sorunları nedeniyle uygulanamaması sonucu, Çubuk ve Karaköy Atıksu Arıtma tesislerinin Beton imalatlarının, işin başında öngörülmeyen zorunlu iş akışı içinde kış mevsimine denk geldiğini İşin doğası gereği (Atıksu hatlarının cazibeli olarak çalışma prensibi) Atıksu arıtma tesislerinin yapıldığı su havzalarının en düşük kotlarında olması nedeniyle zaten yer altı su seviyesi çok yüksek olduğu özellikle Karaköy atıksu arıtma tesisi inşaat alanı Çubuk-1 Barajının memba sahasında olup Şubat ve Mart aylarında baraj maksimum seviye ulaştığından zaten yüksek olan su seviyesi pik noktasına ulaşması nedeniyle bütün teknolojik imkanlar kullanılmasına rağmen kısıtlı olarak çalışma imkanı olduğunu, beton imalatlarında priz alma süresinin uzaması nedeniyle kalıpların alınma süresinin uzaması, alt kademedeki kalıpların alınmadan bu üst kademeye geçme imkanının olmaması, yapılan tesisin pissu arıtma tesisi olması nedeniyle sızdırmazlığın sağlanması zorunluluğundan beton imalatlarında boşlukların homejen dağılmasını sağlamak ve minimize edilmesi için hava sürükleyici kullanma zorunluluğu doğduğunu, Bu malzemede betonun mukavemet alma süresini uzattığını, teknik zorunluluktan belli bir imalat hızının üstüne çıkılamadığını, Bu durumda iş programına paralel imalat yapma imkanını ortadan kaldırdığını, Söz konusu 2007-2008 kış dönemi , ekte Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan ve firmanın 11-03-2008 /M051 tarih ve sayılı dilekçe ekinde sunduğu rasat kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, bu dönemlerde ekte sunulan ve aşağıda tabloda da belirtildiği şekilde, Ankara iline ait ortalama sıcaklık istatistikleri ile karşılaştırıldığı zaman, normal değerlerin çok altında aşırı sıcaklık değişimi olduğunu, Söz konusu dönemde daha önceden öngörülmeyen ve normal mevsim şartlarına göre aşırı soğuk bir iklim geçirildiğini ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2009 yılında hazırladığı 2008 Yılı iklim verilerinin değerlendirilmesi Raporu" da, 2007-2008 kış döneminin ölçülebilen tüm zamanların en soğuk 3. kışı olarak literatüre geçtiğini, TS 1248 de Ortalama hava sıcaklığı ard arda üç gün süre ile +5 C ' nin altında bulunduğu süredeki hava durumunu " soğuk hava" olarak tanımladığını, -5 C de beton karışım suyunun % 92' sinin donduğu, -12 C den düşük sıcaklıkta ise betonun dayanım kazanmadığının kabul edildiğini, İdareden Kaynaklanan sorunlar nedeniyle iş programının aksaması sonucu, normal iş programına göre normal mevsim şartlarında yapılması planlanan beton gibi imalatların, firmanın inisiyatifi dışında kış mevsimine denk geldiğini , ve aynı zamanda olumsuz soğuk hava koşullarının mevsim normallerinin çok altında sürekli seyretmesi sonucu, daha önce öngörülmeyen ve önlenemeyen normal dışı, beklenmeyen, önlenmesi mümkün olmayan, müessir (etkili sonuç doğuran) durum olduğunu, bu aşırı soğuklar nedeniyle oluşan mücbir sebepten dolayı firmanın zorunlu olarak iş programına uygun çalışamadığını ve harcaması gereken ödenekleri harcayamadığını, Bu durumda, iş programında öngörülen imalatların yapım tarihleri dikkate alındığında, işe ait sözleşmenin ilk ihale şartlarının değiştiğini, Çünkü, 1. süre uzatımına neden olan mücbir sebepler olmasaydı, firmanın iş programı gereği her iki arıtma tesisine normal süresi içinde aynı anda başlayacak ve normal iklim şartlarında ve ilk önce yapılması gereken kazı, dolgu ve demir, kalıp, beton gibi imalatları büyük ölçüde tamamlanacak ve geriye kapalı alanda yapılacak inşaat işleri (idari yönetim binaları iç işleri ve belt-press ve jeneratör odası vb. binaların iç işleri) ile mekanik , elektrik ve otomasyon atölye imalatları ile bunlara ait ünitelerin montajı gibi hava şartlarından çok etkilenmeyen işlerin yapımı söz konusu olacağını,
Mevsimsel olarak normal değerlerin çok altında meydana gelen aşırı soğuk ve don etkisi nedeniyle, teknik açıdan zorunlu olarak işte meydana gelen iş ve süre kayıpları , iş programına göre harcanabilen ödenek, harcanması gereken ödenekten düşülerek kalan ödenek iş programına göre aynı dönemde harcanması gereken günlük ödenek miktarı dikkate alınarak yüklenici firmaya 60 günlük süre uzatımının, Sözleşmenin 19. maddesi çerçevesinde, ASKİ Yönetim Kurulu Kararıyla verildiğini, iş programının zorunlu olarak aksaması sonucu, Beton İmalatlarının yapım tarihleri, mevsimsel olarak daha önceden öngörülmeyen aşırı soğuk ve don tehdidinin sürekli seyrettiği döneme denk gelmesi ve bu durumun işe olumsuz etkisi nedeniyle verilen sürenin, çalışılmayan döneme ait süre olarak değil, firmanın mücbir sebeplerden dolayı zorunlu olarak çalışamadığından dolayı verilen süre olduğunu, Aksi takdirde, gerekçe olarak salt (1 Aralık-1 Nisan) çalışılmayan dönem olarak düşünülseydi, yukarıda açıklamaya çalıştıkları mücbir süre uzatımı gerekçelerini öne sürmeden, 60 gün yerine direkt 120 gün olarak süre uzatımı verilmesi gerekeceğini, Zaten iş programında da görüleceği üzere bu tarihler arasında ……… kadar 2007 ödeneği, .... TL kadar 2008 ödeneği olarak harcama ön görüldüğü halde bütün teknolojik imkanlar kullanıldığı halde harcanamadığını, Sonuç olarak, işin ilk sözleşme şartlarının değişmesi sonucu, proje ve iş programı gereği yapılması öncelik arz eden ve ağırlıklı olarak normal hava şartlarında yapılması gereken; kazı, demir, kalıp ve beton işlerinin yapımında, aşırı soğuk iklim koşullarından kaynaklanan teknik açıdan zorunlu gecikmeler, meteoroloji raporları ve firmanın talepleri ile sözleşme koşulları ve ayrıca, daha önce İller Bankası tarafından ihale edilmiş Çubuk Atıksu Arıtma Tesisinin Yüklenici ile Çubuk Belediyesi ve İller Bankasının Mahkemelik olması nedeniyle 17 senedir hiç kullanılmadan atıl kalması ve çürümeye terk edilmesi göz önüne alınarak, yapılmakta olan yeni tesislerin bir an evvel bitirilerek Ankara çayının temizlenmesi açısından hizmete sokulması yönünde Kamu Yararı da düşünülerek, Başkanlıkça Yönetim Kuruluna süre uzatımına ilişkin teklif yazısı sunulmuş olup, Yönetim Kuruluda yaptığı inceleme ve konuyla ilgili olarak Hukuk Müşavirliğinden almış olduğu uygun hukuki görüş doğrultusunda işe 60 Gün süre uzatımı verdiğini, 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun –Mücbir Sebepler- başlıklı 10 uncu maddesinde; -Mücbir sebep olarak kabul edilebilecek hallerden birisi de ; " Gerektiğinde Kurum tarafından belirlenecek benzeri diğer haller" Süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin feshi gibi durumlar da dahil olmak üzere, idare tarafından yukarıda belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için; yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi zorunludur." hükmü yer aldığını, ASKİ Yönetim Kuruluna süre uzatımına ilişkin teklif yazısı sunulmuş olup, Yönetim Kuruluda yaptığı inceleme ve konuyla ilgili olarak Hukuk Müşavirliğinden almış olduğu uygun hukuki görüş doğrultusunda gerekli değerlendirmeyi yaparak işe 60 Gün süre uzatımı verilmesini uygun gördüğünü,
Netice itibariyle; yukarıda anlatılan hususlar bir tarafa firmanın (1) ve (2) nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi nedeniyle gerçekte 179 gün süre hakkı varken Verilen toplam 105 gün süre uzatımı dahi dikkate alınsa firmanın 74 gün süre alacaklı olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.
Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı” şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesinde, Yüklenici ile idare arasında imzalanan sözleşmenin 10.1.2. maddesinde;
“Bu işyerinde havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı günler yoktur.” 10.1.3. maddesinde; “Belirlenen süreler takvim günü esasına göredir. Bu sürenin hesaplanmasında; havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri dikkate alındığından, bu nedenlere istinaden ayrıca süre uzatımı verilmez. Zorunlu nedenlerle ertesi seneye sari hale gelen işlerde, çalışmaya uygun olmayan devre ödenek durumuna ve imalat cinsine göre dikkate alınır.”
19.4. maddesinde;
“İdarenin, bu Sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.”Hükümleri yer almaktadır.
Sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 30. Maddesinde "Sözleşmesinde belirtilen mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır." hükümleri bulunmaktadır.
"Çubuk Havzası Çubuk-Karaköy Atıksu Arıtma Tesisi" yapım işine ait sözleşme, İdare ile yüklenici Genç İnşaat Limitet Şirketi arasında 31.08.2006 tarihinde imzalanmıştır. Anılan işte yer teslimi 11-09-2006 tarihinde yapılarak işe başlanmış ve işin süresi olan 300 takvim günü bitimine denk gelen 07-07-2007 tarihi sözleşme iş bitim tarihi olarak belirlenmiştir. Anılan işte, 22.10.2007 tarih ve 298 sayılı Yön. Kur. Kararı ile 274 Takvim Günü 1. süre uzatımı verilerek 07-07-2007 tarihinde işin başlatılması ve 05-04-2008 tarihinde işin bitirilmesi öngörülmüştür.
ASKİ Yönetim Kurulunun 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Kararı ile verilen, 135 gün 2. süre uzatımı , daha sonra 10-09-2008 tarih ve 231 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile 174 gün olarak revize edilerek yeni iş bitim tarihi 26-09-2008 olarak yeniden belirlenmiştir. ASKİ Yönetim Kurulunun 14.07.2008 tarih ve 183 sayılı Kararı incelendiğinde 1 ve 2 nolu hakedişlerin zamanında ödenmemesi nedeniyle 45 gün, çalışılmayan dönem için 60 gün olmak üzere toplam 105 gün süre uzatımı verildiği anlaşılmıştır.
A-) (1) ve (2) Nolu Hakedişlerin Zamanında Ödenmemesi Nedeniyle 45 T. Günü Sûre Uzatımı Verilmesi:
Firmanın (1) nolu hakediş dilekçesini 06.12.2006 tarihinde idareye vermesine rağmen , hakedişin 16.08.2007 tarihinde onaylandığı ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (289 - 45)= 244 gün sonra, 07.09.2007 tarihinde ödendiği, (2) nolu hakedişin, 14.03.2007 tarihinde idareye sunulduğu, 02.10.2007 tarihinde onaylandığı ve sözleşmeye göre ödenmesi gereken son tarihten (205-45)=160 gün sonra, 10.10.2007 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Dilekçiler tarafından Firmanın İhale dosyasında İdareye sunduğu iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususunda idarede oluşan tereddütler nedeniyle işin, idarece 24.01.2007 tarihinde süresiz durdurulması sonucu İşe ait (1) ve (2) nolu hakedişlere ait işlemlerin, iş bitirme belgesinin geçerli olup olmadığı hususundaki araştırma sonuçlanana kadar durdurularak bedelleri firmaya ödenmediği, daha sonra İş bitirme belgesinin uygun olduğu firma tararından ispat edilmesine müteakip, (1) ve (2) nolu hakediş bedelleri sözleşmede belirtilen normal süresinden yaklaşık 8 ay sonra firmaya ödendiği belirtilmektedir. İşin durdurulmasına müteakip yüklenici işe İdarenin talimatıyla 28.06.2007 tarihinde tekrar başlatıldığı dikkate alınırsa, (1) nolu hakedişin ödeme tarihi ile başlama tarihi arasında (28.06.2007-05.09.2007)= 72 gün, (2) nolu hakediş ödeme tarihi ile işe başlama tarihi arasında (28.06.2007 -10.10.2007)= 107 gün süre vardır. Toplam:72+107=179 Gün olmak üzere, (1) ve (2) nolu hakedişler yasal son ödeme tarihlerinden 244 Gün ve 160 Gün sonra ve, İdarenin işe tekrar başlanması yönünde 28.06.2007 tarihli yazılı talimat tarihinden 179 Gün sonra ödenmiştir. Ayrıca, işin, sözleşme şatları doğrultusunda hazırlanan ilk iş programına göre bitim tarihi 07.07.2007 olduğu; İşin İdare tarafından 24.01.2007 tarihinde durdurulmasına müteakip, idare tarafından 28.06.2007 tarihli yazıyla işe başlanılması yönünde talimatına istinaden işin başlama tarihinin, 07.07.2007 tarihi olduğu görülmektedir.
Dilekçiler tarafından, Yüklenicinin, (1) ve (2) nolu hakedişlerin parasını yasal süresinde alamadığı, aynı zamanda işin (3) nolu hakedişinin de, Yönetim Kurulu Karar tarihine bağlı olarak zamanında tahakkuka bağlanamadığı, Bunun yanı sıra, projenin yapılmasını engelleyen ve devam eden diğer kamulaştırma sorunu, Karaköy Arıtma Tesisi alanında bulunan yaklaşık 3000-4000 ağacın kaldırılması, korozyona uğrayan montaj edilmiş donatıların temizlenmesi gibi firma kusurundan kaynaklanmayan ve işin program dahilinde imalat ve süresini etkileyen çeşitli sorunlar nedeniyle kısıtlı kapasite ile çalışmalara başladığı, 07.07.2007 tarihi ile 01.12.2007 tarihleri arasını kapsayan (3) nolu hakediş itibari ile, 13-12-2007/5406 tarih ve sayılı onaylı iş programına göre 147 günde 1.962.772,56 TL olmak üzere bu hakediş dönemi içinde günde 13.352,19 TL harcaması öngörülmüş olmasına rağmen, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı firmanın ancak 1.008.734,54 TL ödenek harcayabildiğini, İdareden kaynaklanan sorunlar nedeniyle Yüklenici firmanın zorunlu olarak kısıtlı çalışmaları sonucu yapmış olduğu işlere ait 1.008.734,54 TL tutarındaki imalat bedelinin, Onaylı iş programına göre harcaması gereken ödenekten düşülerek, harcanamayan (1.962.772,56-1.008.734,54 ) = 954.038,02 TL ödeneğe, iş programına göre aynı dönem içinde tekabül eden sürenin; ( 954.038,02 TL/13.352,19)= 72 gün olduğu, İdarece, kamu yararı açısından işin biran önce bitirilmesini sağlamak amacıyla, 3 nolu hakediş döneminde, harcanamayan ödeneğe tekabül eden süre hesabı dikkate alınarak hesap edilen gerçekte 72 günlük süre uzatımını İdarece inisiyatif kullanılarak 50 gün olarak verildiği belirtilmektedir.
B) Çalışılmayan Dönem İçin 60 Gün Süre Uzatımı Verilmesi İle İlgili olarak;
Dilekçiler tarafından yukarıda açıklanan sebepler nedeniyle iş programına uygun çalışma yapılamaması sonucu imalat programlarının aksadığı ve imalatların yapım tarihlerinin iş programında planlanan tarihlerinden farklı ve daha önceden öngörülmeyen tarihlere ötelendiği idarenin çözmesi gereken proje sorunlarının devam etmesi sonucu mevcut iş programını uygulama imkanı kalmadığından, firmaya iş programı doğrultusunda yeterince iş verilemediği, özellikle 21-01-2008 tarihi ile 04-04-2008 tarihleri arasına rastlayan (5) ve (6) nolu hakediş çalışma dönemlerinin, işin başından itibaren onaylı iş programının, proje sorunları nedeniyle uygulanamaması sonucu, Çubuk ve Karaköy Atıksu Arıtma tesislerinin Beton imalatlarının, işin başında öngörülmeyen zorunlu iş akışı içinde kış mevsimine denk geldiği, Söz konusu 2007-2008 kış döneminin, normal mevsim şartlarına göre aşırı soğuk geçtiği, bu aşırı soğuklar nedeniyle oluşan mücbir sebepten dolayı firmanın zorunlu olarak iş programına uygun çalışamadığı belirtilmektedir. Bu durum, iş programında öngörülen imalatların yapım tarihleri dikkate alındığında, işe ait sözleşmenin ilk ihale şartlarının değiştiği, 1. süre uzatımına neden olan mücbir sebepler olmasaydı, firmanın iş programı gereği her iki arıtma tesisine normal süresi içinde aynı anda başlayarak normal iklim şartlarında ve ilk önce yapılması gereken kazı, dolgu ve demir, kalıp, beton gibi imalatları büyük ölçüde tamamlayarak ve geriye kapalı alanda yapılacak inşaat işleri (idari yönetim binaları iç işleri ve belt-press ve jeneratör odası vb. binaların iç işleri) ile mekanik , elektrik ve otomasyon atölye imalatları ile bunlara ait ünitelerin montajı gibi hava şartlarından çok etkilenmeyen işlerin yapımı söz konusu olacağını, ancak, daha önce öngörülmeyen ve İdareden kaynaklanan sebepler nedeniyle firmanın ilk sözleşme şartlarıyla çalışamadığı, teknik açıdan zorunlu olarak işte meydana gelen iş ve süre kayıpları, iş programına göre harcanabilen ödenek, harcanması gereken ödenekten düşülerek kalan ödenek iş programına göre aynı dönemde harcanması gereken günlük ödenek miktarı dikkate alınarak yüklenici firmaya 60 günlük süre uzatımının, Sözleşmenin 19. maddesi çerçevesinde, ASKİ Yönetim Kurulu Kararıyla verildiği belirtilmektedir. İş programının zorunlu olarak aksaması sonucu, Beton İmalatlarının yapım tarihleri, mevsimsel olarak daha önceden öngörülmeyen aşırı soğuk ve don tehdidinin sürekli seyrettiği döneme denk gelmesi, ve bu durumun işe olumsuz etkisi nedeniyle verilen sürenin, çalışılmayan döneme ait süre olarak değil, firmanın mücbir sebeplerden dolayı zorunlu olarak çalışamadığından dolayı verilen süre olduğu belirtilmektedir.
Yüklenici ile idare arasında imzalanan sözleşmede, yapım işinin sözleşmesi ve idari şartnamesi ile sabit bitirilmesi gereken normal süresinden bahsetmektedir. Yapım işi devam ederken sair nedenlerle verilebilecek süre uzatımları sonucunda, ihale aşamasında planlanandan daha fazla çalışılmayacak günleri kapsayacak işlerden bahsetmemektedir. Bunun yanı sıra verilen süre uzatımının da çalışılmayan döneme ait olarak değil, firmanın mücbir sebeplerden(idareden kaynaklanan) dolayı zorunlu olarak çalışamadığından dolayı 60 günlük süre verildiği belirtilmektedir.
Verilen süre uzatımlarının, sözleşmenin 19.4. maddesinde;“İdarenin, bu Sözleşmede ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini öngörülen sürede yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır, ancak bu durumda yüklenicinin yirmi gün içinde idareye yazılı olarak bildirimde bulunması şartı aranmaz.”hükmüne uygun olarak verildiği anlaşıldığından, dilekçi iddialarının kabulü ile 1628 sayılı ilamın 6’ncı maddesiyle toplam 1.365.953,53 TL.’ye tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
7) 1628 sayılı ilamın 10’uncu maddesinde, 30.06.2005 tarihinde bağıtlanan sözleşme kapsamında 10.257.431,20 TL bedel ile yüklenici Sancar İnşaat Doğalgaz Sistemleri Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.―Serhend Güv.Elk.Elkt.Turz.İnş.San.Tic.Ltd.Şti. ortaklığına ihale edilen “Su ve Atıksu Sayaçlarının Sökülmesi Yerine Takılması Sayaç Rekorlarının Mühürlenmesi ve Nakliyesi İşine Ait Hizmet Alımı” işinde; sözleşme ve şartnamesinde herhangi bir bedel ödenmesi öngörülmeyen bir iş kalemi için, yüklenici firmaya ödeme yapılması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle toplam 44.863,13 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.
Dilekçiler dilekçelerinde, 06.05.2005 tarih ve 1819-21 sayılı Zeyilnamede özetle; "...Su kapama işleminin yapılmasında sökme-takma işlemleri yapılmadıkça yüklenici bedel talep edemeyecektir. Ancak sayaçları sökülen abonelerin üç ay içerisinde işlemlerini tamamlayarak sayaçlarını taktırmaları halinde sökülen sayaçlar 3 (üç) ayın bitiminde Sayaç Sökme Takma Müdürlüğü'ne teslim edilecek ve teslim edilen sayaçlar için sökme-takma bedelinin yarısı ödenecektir." Denildiğini, Ayrıca; yüklenicinin yaptığı işin kontrolü ve kamu zararının önlenmesi adına, sözleşmede yazılı olmamasına karşın, yüklenicinin her yaptığı kapama işlemi sonrasında ücret ödenmesi yerine, borcunu ve açma kapama ücretini yatıran aboneler sistem üzerinden tespit edilerek yüklenicinin fiili olarak yaptığı ve ispat edilebilir işler karşılığında hakediş ödenmesi yolu seçildiğini, Çünkü gerçek anlamda kapaması yapılan abone su kullanamayacağı için borcunu ve açma-kapama ücretini ödemek zorunda olduğunu, Zeyilnamede belirtilen ve sayaç sökme takma müdürlüğüne 3 ay sonrasında teslim edilen sayaçlar karşılığında yüklenicinin işi yaptığının somut göstergesinin ise sayacın sökülmüş olması olduğunu, Burada yüklenici tarafından yalnızca kapama işlemi yapıldığı için hakediş hesaplamasına kapama-açma ücretinin yarısı ödendiğini, Teklif Cetveli iş kalemleri 2. maddede belirtilen "kapama" ifadesinin, aparat takma veya sayaç sökme suretiyle suyu kesmenin sözleşme kapsamında yapılacak kapama genel adı olduğunu, İddia edildiği gibi yüklenici firmaya sayaçları idareye teslim etmesi karşılığı değil, yapmış olduğu kapama (sayaç sökülerek) karşılığı yapılan ödeme olup, bu ödemenin yapılacağının sözleşmenin 9.3. maddesinde belirtilen zeyilname de açık olarak belirtildiğini, Yapılan iş adetlerinin bilinmesi ve ayrıca şartnamenin 2.50 maddesinde 3.ayın sonunda sökülen sayaçlar raporları ile birlikte zimmetli olarak Sayaç Sökme ve Takma Müdürlüğüne teslim edilecektir. Denildiği için yüklenici tarafından faturalarda "idari şartnamenin 2.50. maddesi gereğince iade edilen ya da teslim edilen sayaç" ifadesi kullanıldığını, Zira hakediş olur yazılarının ilgili paragrafında "Hizmet alımı idari şartnamesinin Bu ödeme şekli de zeyilnamede sökme-takma diğer adıyla açma- kapamanın yarısı olarak belirtildiğini, (Su kapama İşlemi birim fiyat 5.90 + Açma birim fiyat 5.90 = 11,80/2=5.90 TL) Hakedişlerin eklerinde mevcut olan listelerde geçen toplam abone sayısı 5.90 katsayısı yani sökme-takmanın yarısı olan birim fiyatla çarpılması sonucu su kapama işi karşılığı ödeme miktarı tespit edildiğini, Müvekkil idare adına yukarıda belirtilen iş kalemlerini yerine getiren yüklenici firma borcundan veya isimsiz abonelikten dolayı söktüğü sayaçları belirtilen süre içinde muhafaza etmekte, borçlarını ödeyen veya taksitlendirerek açma-kapama ücretini ödeyen, abonelik sözleşmesi yenileyen ve sökme-takma ücretini ödeyen aboneliklerin sayaçlarını yerine taktığını ve sökme takma işleminden doğan hak edişi abonenin ödediği sökme takma ücretinden değil, Birim Fiyat Cetvelindeki 2 ve 3. maddelerinde belirtilen birim fiyat katsayısı üzerinden ödendiğini,
Şartnamenin 2.48 maddesinde belirtilen sökme takma raporu, başvuru ve rapor dağıtma işlemi ile ilgili herhangi bir ücret yükleniciye ödenmediğini, E- 11.09.2005-30.06.2008 tarihleri arasında 5280 adet kapama işi ise, belirtilen süre içerisinde sehven hakedişi yapılmayıp Sayıştay Daireler Kurulu'nun 05.03.2008 tarih ve 2008/47 sayılı kararı doğrultusunda Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.03.2008 tarih ve 778 sayılı kararı ile kabul edilen ve halen yürürlükte olan Tarifeler Yönetmeliği'nin 54. maddesine istinaden anılan hizmet alımı sözleşmenin yeniden tetkik edilmesi sonucu fark edilen bir noksanlığın giderilmesinden ibaret olduğunu, Söz konusu işe ait ihalenin 02.06.2005 tarihinde, sözleşmenin 30.06.2005 tarihinde imzalandığını, zeyilnamenin ise, ihaleden çok önce 06.05.2005 tarihinde yapıldığını ve söz konusu ihaleye teklif vermek üzere ihale dosyası satın alan tüm firmalara iadeli ve taahhütlü olarak gönderildiğini, Bu sayaçların kayıtlı olduğu aboneliklerin bilgisayar kayıtları ve yüklenici firmaya ödenen hak ediş listeleri incelendiğinde atölyeye teslim edilen bu sayaçlar için söküm tarihinden atölyeye teslim tarihine kadar hiçbir şekilde sökme (kapama) bedeli ödenmediği görüleceğini, Öte yandan adı geçen firmaya borçtan ya da isimsiz abonelikten dolayı sökülen sayaçlarla ilgili olarak sözleşmenin imzalanmasından itibaren 3 yıl boyunca sökme ücretinin ödenmemesinin sebebinin ise; firmanın bu hizmetiyle ilgili olarak İdareye o tarihe kadar herhangi bir fatura kesip göndermemiş dolayısıyla herhangi bir bedel talep etmemiş olmasından kaynaklandığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.
Sayıştay Başsavcılığı “İlamın 10’uncu maddesine ilişkin olarak da sayaçların söküp takılması için sözleşmede bir ücret belirlenmemesine karşılık, 6.5.2005 tarih ve 1819-21 sayılı zeyilnamede bahse konu işlemler için ücret ödenmesinin şartlarının tespit edildiği, ücret ödemesinin de buna uygun olarak yapıldığı belirtilerek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına hükmedilmesi talep edilmektedir.
Ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” Şeklinde görüş belirtmiştir.
Kamu İhale Kanunu’nun 29 uncu maddesinde ilan yapıldıktan sonra, tekliflerin hazırlanmasını veya işin gerçekleştirilmesini etkileyebilecek maddi veya teknik hatalar veya eksikliklerin idarece tespit edilmesi veya isteklilerce yazılı olarak bildirilmesi halinde, ihale dokümanında değişiklikler yapılabileceği, yapılan bu değişikliklere ilişkin ihale dokümanının bağlayıcı bir parçası olan zeyilnamenin, son teklif verme gününden en az on gün öncesinde bilgi sahibi olmalarını temin edecek şekilde ihale dokümanı alanların tamamına gönderileceği belirtilmektedir.
Dilekçe ekinde yer alan 06.05.2005 tarihli zeyilname ile 02.06.2005 tarihinde ihale edileceği duyurulan ihalenin; Hizmet Alımları Tip Sözleşmesindeki Madde:13 Ödeme Yeri ve Şartları aşağıdaki gibi düzeltilmiştir.
13.1.Sözleşme Bedeli(ilave işler nedeniyle meydana gelebilecek artışlara ilişkin bedel dahil) ASKİ Genel Müdürlüğü Bütçe ve Mali İşler Dairesine bağlı Muhasebe Müdürlüğünce yapılacaktır. Genel Şartnamenin hatalı, kusurlu ve eksik işlere ilişkin 32. Maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla aşağıda öngörülen plan ve şartlar çerçevesinde ödenecektir. “Su kapama işleminin yapılmasında sökme-takma işlemleri yapılmadıkça yüklenici bedel talep edemeyecektir. Ancak sayaçları sökülen abonelerin üç ay içerisinde işlemlerini tamamlayarak sayaçlarını taktırmaları halinde sökülen sayaçlar 3 (üç) ayın bitiminde Sayaç Sökme Takma Müdürlüğüne teslim edilecek ve teslim edilen sayaçlar için sökme-takma bedelinin yarısı ödenecektir” Şeklinde değiştirildiği,
Diğer zeyilname ile de idari şartnamenin 2.50. maddesinin ”Yüklenici firma kapama işlemini öncelikle aparatla yapacak, aparat suyu kesmediği takdirde kapama işlemini sayaç sökme suretiyle yapacaktır. Sayaçları sökülen aboneler 3(üç) ay içinde borçlarını ödemez ya da abonelik sözleşmelerini yaptırmazlarsa 3. Ayın sonunda sökülen sayaçlar raporları ile birlikte zimmetli olarak Sayaç Takma Müdürlüğüne teslim edilecektir. Hükmü eklendiği anlaşılmaktadır.
Zeyilnamenin ihale yapılmasından önce yapıldığı, sözkonusu ihaleye teklif vermek üzere ihale dosyası satın alan tüm firmalara gönderildiği, Zeyilname ile yapılan değişikliğin sözleşmede de aynen yer aldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 13.1.maddesi uyarınca ödemede bulunulması mevzuata uygun olduğundan dilekçi iddialarının kabulü ile 1628 sayılı ilamın 10’uncu maddesiyle toplam 44.863,13 TL.’ye tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 05.02.2013 tarihli ve 36247 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.