Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
2
Dosya No
37348
Tutanak No
37249
Tutanak Tarihi
28.05.2013
Konu
KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden ve sorumlular adına duruşma talebinde bulunan Avukat İsmail ÖZOĞLU ile Sayıştay Savcılığının sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:

1) 1129 sayılı ilamın 1’inci maddesinde, denetçilere ödenen aylıklara taban aylık ve yan ödeme tutarının eklenerek hesaplandığı gerekçesiyle toplam 17.630,76 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, Aynı şekilde; 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde bu ücrete taban aylığın dâhil edilmeyeceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediğini, Denetçi ücretinde kısıtlamaya tabi tutulan öğenin yalnızca "ek gösterge” olduğunu, Taban aylığın 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin birinci maddesinin birinci fıkrası ile getirilen bir ödeme öğesi olup, Maddenin üçüncü fıkrasında bu aylık göstergesinin hangi ödemelerin hesabında dikkate alınmayacağının sayıldığını, Sayılan öğeler içinde ücretin de yer aldığını, Ancak 375 sayılı KHK' de öngörülen taban aylığının, aylıklarını 657, 926, 3466, 2914 ve 2802 sayılı kanunlara göre almakta olanlara verileceği düzenlendiğini, dolayısıyla taban aylıkla ilgili bu kısıtlamanın, ücretini sayılan bu kanunlara göre almakta olanlar için ancak uygulanabileceğini; buna karşılık ücretlerini özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanuna göre almakta olan ASKİ denetçilerine uygulanamayacağını, Kaldı ki 2560 sayılı Kanunun 10.maddesi hükmünde denetçi ücretlerini belirleme yetkisinin Genel Kurula ait olduğunun açık bir biçimde ifade edildiğini, Bu hüküm uyarınca ek gösterge hariç olmak üzere Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarının altında kalan her miktarda ücret kararlaştırılıp ödenebileceğini, ayrıca aylık hesabına taban aylığının da dâhil bulunduğunun her şeyden önce Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı kararında çok açık olarak ifade edildiğini, Keza 08.11.1995 tarih ve 22457 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın l/b maddesinin ikinci fıkrasında "Devlet memurunun kadro aylığının (aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı hariç, diğer her türlü ödemeler dâhil) net tutarının altında kalması halinde" ifadesine yer verildiğini, Bakanlar Kurulu Kararındaki bu düzenlemenin aylık tanımının, aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı haricindeki kadro karşılığı memurlara ödenen her türlü ödemeyi kapsadığını ortaya koyduğunu, Maliye Bakanlığınca 12.11.2004 tarih ve 25641 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 158 seri no lu Tebliğde "Örnek Aylık Hesabı" cetvelinde "Aylık Unsurlar" içinde taban aylığı ve kıdem aylığının açıkça sayıldığını, Gerek aylık tanımının açıklanan bu özelliği dolayısıyla gerekse denetçi ücretlerini ele alan özel kanun niteliğindeki 2560 sayılı Kanunun 10. maddesinde taban aylığının dâhil edilmesini engelleyen ya da ortadan kaldıran ve yahut kısıtlayan bir hüküm bulunmaması nedeniyle mevzuata aykırı bir ödeme işlemi bulunmadığını, Ayrıca Denetçi ücretlerinin, 2560 sayılı kanunun 10. maddesi gereğince Genel kurulun yetkisinde olup, bu ücretlerin Belediye Genel Kurulunca belirlendiğini, kanunun 8. maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kuruluna sorgu yöneltilmesi gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedir.

Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un

6’ncı maddesinde;

“……

c) Bütçeyi inceleyerek karara bağlamak,

d) Personel kadrolarının ihdas, değiştirilme ve kaldırılmasına karar vermek, yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek, ….” Genel Kurulun görevleri arasında,

9’uncu maddesinde;

“….b) Genel Müdürlükçe hazırlanacak yönetmelik, bütçe, bilanço ve kadro taslakları ile personele verilecek ikramiye miktar ve zamanlarına ilişkin önerilerin ön incelemelerini yaparak Genel Kurula sunmak……” Yönetim Kurulunun görevi olarak sayılmıştır.

10. maddesinde;

“DENETÇİLER

MADDE 10 - (Değişik: 3009 - 23.5.1984 / m.8) İSKİ'nin işlemleri, hizmet süreleri içinde sürekli olarak çalışacak olan iki denetçi tarafından denetlenir.

Denetçi seçilebilmek için mühendislik, hukuk, ekonomi ve işletme konularından en az birinde yüksek öğrenim görmüş ve uzmanlaşmış bulunmak ve aynı konuda en az 10 yıl görev yapmış olmak gerekir.

Denetçilerin hizmet süreleri iki yıl olup, hizmet süreleri sonunda yeniden seçilmeleri mümkündür.

Denetçiler İSKİ'nin çalışmalarına ilişkin olarak tespit ettikleri eksiklikler, aksaklıklar ve yasa dışı işlemler hakkındaki raporlarını Genel Kurula verirler. Raporun bir örneği de bilgi için İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanına sunulur. Ayrıca Genel Kurulun Mayıs ayı toplantısında Yönetim Kurulunun bir yıllık faaliyeti hakkında rapor verirler.

Denetçilerin istedikleri bilgi ve belgelerin Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe verilmesi zorunludur.

Denetçilerin ücretleri, Devlet memurlarına verilen birinci derecenin son kademesi aylık tutarını (Ek Gösterge hariç) aşmamak üzere Genel Kurulca kararlaştırılır.” Denilmektedir.

Konunun esası ile ilgili olarak;

Denetçilere ödenecek ücret, 657 sayılı Kanun’da yer alan I sayılı Gösterge Tablosu’nda yer alan göstergelerin katsayı ile çarpılması sonucu bulunacak tutar kadardır. Ancak temyize konu ödemede aylık hesabına taban ve kıdem aylıklarının da eklendiği görülmektedir.

657 sayılı DMK'nın 155. maddesinde; "Bu Kanun’un 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, Genel Bütçe Kanunu’nda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarlar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir." Denilmektedir.

27.06.1989 tarih ve 375 sayılı; “Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 1. maddesinde ise;

“Bu göstergeler [1000 gösterge rakamı üzerinden ödenecek memuriyet taban aylığı ve her bir hizmet yılı için 15 (20) gösterge rakamı karşılığı ödenecek kıdem aylığı”] 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir.

Dilekçiler tarafından örnek gösterilen 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ise emekli keseneğine esas aylığın tespitine ve de bundan kaynaklanmış olup eksik kesilen gelir vergisine ilişkindir. Yine dilekçilerin 6009 sayılı kanuna göre sözkonusu ödemeler hakkında mali yargılama, takibat yapılamayacağı ileri sürülmekte ise de, 6009 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin denetçilere mevzuatına uygun olmayan ücret ödemelerini kapsamadığı açıktır.

Taban ve kıdem aylıkları 375 sayılı KHK ile aylıklara ilişkin hükümler çerçevesinde ödenecek bir aylık unsuru olarak öngörülmüştür. Taban ve Kıdem aylıklarının, KHK’nin 1. maddesinin son fıkrasında yer alan; “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Hükmü gereğince, “denetçi ücretlerinin” ödenmesi sırasında hesaplamalara dâhil edilmemesi gerekmektedir.

Dilekçiler tarafından, harcamanın Aski Genel Kurul Kararı uyarınca yapıldığından 5018 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca kamu kaynağının kullanılmasında yetkili olan ve hesap verme sorumluğunu üstlenen ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği hususu ile ilgili olarak ise;

Mahalli İdareler Bütçe Ve Muhasebe Yönetmeliğinin 5’inci maddesinde de belirtildiği üzere bütçe, mali yıl içindeki gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına izin veren bir meclis kararıdır ve Meclis bütçeyi onaylamakla, idareye ödenek bölüm ve maddelerinde belirtilen hizmetler için karşılarında yazılı miktarlar kadar harcama yapmaya yetki vermektedir. Meclisçe idareye verilen bütçeye konulan ödeneklerle sınırlı harcama yetkisi ise idare tarafından kullanılmaktadır. Zaten bütçe tasarısı da idare tarafından hazırlanarak, Yönetim Kurulu Kararı ile kabul edildikten sonra Genel Kurulun görüş ve onayına sunulmaktadır. İdarenin bütçeyle verilen ödeneği kullanma konusunda ise ödeneği aşmamak koşulu ile takdir yetkisi sözkonusudur. Yapılan harcamaların ise bütçe ile verilen yetkiye ve kamu harcamalarının yapılmasını düzenleyen kanunlara uygun olması gerekir.

5018 sayılı kanunun 32’nci maddesine göre Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur. Anılan kanunun 33’üncü maddesinde de, Gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürüttükleri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu nedenle dilekçilerin harcamadan ASKİ Genel Kurulunun sorumlu tutulması gerektiği ile ilgili iddialarının REDDİNE,

Konunun esası ile ilgili olarak, yukarıda yapılan açıklamalara göre dilekçilerin iddialarının reddi ile 1129 sayılı ilamın 1’inci maddesinde toplam 17.630,76 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,

2) 1129 sayılı ilamın 2’nci maddesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapmakta olan kurum personeline ödenen ikramiyenin hesabına taban ve kıdem aylıklarının dahil edilmesi nedeniyle toplam 1.473.622,78 TL.’ye tazmin hükmolunmuştur.

Dilekçiler dilekçelerinde, Sayıştay ilamına konu yapılan ek ödemelerin tarihinin 6009 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 23.07.2010'dan önce olması nedeniyle ilamında adı geçenler hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayıp başlatılan işlemlerin ise kaldırılması gerektiğini, ilamın 1’inci maddesinde aylık kavramının taban ve kıdem aylığını içerdiği şeklindeki açıklamalarına ilaveten 375 sayılı KHK' nin 1. maddesinin son fıkrasında "Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" hükmüne yer verildiğini, Bahse konu düzenleme içinde yalnızca zam, tazminat, ödenek ve ücret sayılıp, ikramiye ifadesine ise yer verilmediğini, bunun yerine "ve benzeri" ibaresi yazıldığını, ASKİ Genel Müdürlüğü' nün kuruluş kanunu olan 2560 sayılı Kanunun 6. maddesinin (d) bendinde "...yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek" hükmü yer aldığını, Bu hüküm uyarınca ASKİ personeline ödenen ikramiyenin esas unsurunun aylık değil maaş olduğunu, Ayrıca 2560 sayılı Kanun personel kanunu olmayıp su ve kanalizasyon idarelerinin kuruluş ve görevleri hakkında yayımlanmış özel bir kanun olduğunu, anılan mevzuat hükümlerine göre maaş kavramı, aylık kavramı, ikramiye kavramı "ve benzeri" ibaresi yönünden ayrı açıklamayı gerektirdiğini,

Buna göre;

a) "ve benzeri" ibaresi yönüyle:

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili fıkrasında ikramiye ifade sine/öğe sine yer verilmediği, bunun yerine "Her ne ad altında olursa olsun... ve benzeri ödemelerin..." açıklamasının ikramiye ödemesini kapsamadığını, Eğer 375 sayılı K.H.K' de ki "Her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" metnindeki bu ibare ikramiyeyi de kapsıyor olsa idi, bu kararnameden çok daha sonra yürürlüğe giren temsil ve görev tazminatlarının ödenmesini düzenleyen 13.07.2001 tarih ve 24461 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. madde sinin (a) bendinde "ilgili mevzuatına göre ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye payı, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun benzeri ödemelerin hesabında... dikkate alınamaz." hükmüne yer verilmeyeceğini, Her iki kararname karşılaştırıldığında dikkati çeken hususun, sonradan yürürlüğe giren 631 sayılı KHK benzeri ödeme ibaresinden önce iki öğenin daha yazılmış bulunduğu ve bunların da döner sermaye payı ile ikramiye öğeleri olduğunu, Bunun 375 sayılı KHK' nin anılan maddesinin hem döner sermaye payını hem de ikramiyeyi içermediğini ve düzenlemediğini tartışmasız olarak ortaya koyduğunu, Görüldüğü üzere, öznesi bir hakkın kullanılması olduğu için aylığa ya da maaşa esas oluşturan öğelerden hangilerinin kısıtlamaya tabi tutulacağının açık bir şekilde yazılmak zorunda olduğunu,

b) Maaş ve Aylık Kavramları Yönüyle:

Aylık ile maaş ayrı ayrı kavramlar olduğunu, Esasında maaşın, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutara karşılık gelen aylık ile eşdeğer olmayıp, maaşın dar anlamda tanımlanan aylık ile zam ve tazminatların toplamından meydana geldiğini, Bundan başka, aylığın yalnızca 657 sayılı D.M.K.'nın 155.maddesinden hareketle dar anlamda yorumlanamayacağına ilişkin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 2, 3, 94 ve 61.maddelerinde de açıklamalar yer aldığını, yasa maddelerinden ve açıklamalardan görüleceği üzere, aylık kavramından bahsedildiğinde, memurun her ay düzenli ve sürekli olarak aldığı tüm meblağı ifade ettiğini,

Ayrıca aylık hesabına taban aylığının da dâhil bulunduğunun her şeyden önce Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı kararında çok açık olarak ifade edildiğini,

Dilekçiler dosyanın duruşmalı olarak görüşülmesinde ise; bunlara ilave olarak ASKİ’de çalışan memur personele Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 22.10.2008 tarih ve 16352 sayılı Genelgesinin 10. Maddesine göre 2009 yılı ocak ve temmuz ayında ödenen ikramiyelerin aya düşen net miktarının, takip eden aylardaki maaşlarında ödenen ek ödeme tutarından mahsup edildiğini, ek ödemenin eksik ödendiğini, tazmin hükmünün borçlandırılması durumunda, eksik ödenen ek ödeme kalemi için geriye dönük ay bazında fark ödemesi yapılması gerekeceğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmektedirler.

Sayıştay Başsavcılığı; “ortaya konulanlar ve konuya yönelik kararlar karşısında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi uygun olur” şeklinde görüş bildirmiştir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 5. Maddesine göre bu kanun diğer büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanmaktadır. Kanunun 1. Maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tutulmuştur. Kanunun 6.maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün 2009 Yılı Bütçe Kararnamesinin 9 uncu maddesinde;

“İdaremizin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur personeline, yılda toplam iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyeler, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere iki dilimde ödenecektir.” Denilmektedir.

657 sayılı Kanunun “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155. maddesinde, “Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,

“Göstergeler” başlıklı 43. maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” ,

Hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.

Dilekçiler çeşitli mevzuat düzenlemelerini göstererek “maaş” kavramının “aylık” kavramından daha geniş bir anlamı olduğunu ve aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığını iddia etmişlerse de, 2560 sayılı Kanunda “maaş” kavramının aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığına dair bir ifade olmadığı gibi, Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında, 657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği, aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği, böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı görüşüne varılmıştır.

Diğer taraftan, 375 sayılı Devlet Memurları Ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” Denilmektedir. Düzenlemede her ne kadar “ikramiye” ifadesine yer verilmese de, “her ne ad altında olursa olsun” ile “ve benzeri ödemeler” ibarelerinden, kapsamın sadece sayılan ödeme türleriyle sınırlı olmadığı, “ikramiye” hesabına da taban ve kıdem aylığının dahil edilmeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.

Dilekçiler, ilamın 2. maddesinde yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunla getirilen af kapsamında değerlendirilerek, tazmin hükmünün kaldırılmasını istemekte ise de; 6009 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin memurlara mevzuatına uygun olmayan ikramiye ödemelerini kapsamadığı açıktır.

Dilekçiler tarafından örnek gösterilen 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ise emekli keseneğine esas aylığın tespitine ve de bundan kaynaklanmış olup eksik kesilen gelir vergisine ilişkindir.

Bütün bu nedenlerle dilekçilerin iddialarının reddi ile 1129 sayılı ilamın 2’nci maddesinde toplam 1.473.622,78 TL.’ye tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 28.05.2013 tarihli ve 37249 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.