Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2008
Daire
7
Dosya No
36781
Tutanak No
36970
Tutanak Tarihi
16.04.2013
Konu
KARAR

Duruşma talep eden dilekçilerden Ünsal Kesik, Remzi Erşen, Metin Yüksel ile Ünsal Kesik ve Avni Aşık adına Avukat İbrahim Uzun ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü:

1- 1502 sayılı ilamın 3. maddesiyle İSKİ Genel Müdürlüğü'nde çalışan memur personele, 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun 6. maddesine göre verilen ikramiyenin hesabında, "aylık" tanımına girmeyen "aile ve çocuk yardımı" da dikkate alınarak ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 261.797,88 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle;

2560 sayılı İSKİ Kuruluş Kanunun 6. maddesinin (d) bendinde Genel Kurulun görevleri arasında "Personel kadrolarının ihdas edilmesi, değiştirilmesi ve kaldırılmasına karar vermek, yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek" denildiğini, bu hükümden açıkça görüldüğü ve anlaşıldığı üzere, İSKİ personeline ödenecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme yetkisinin sadece İSKİ Genel Kuruluna verildiğini,

23.11.2007 tarih ve 2598 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi Meclis Kararı ile kabul edilen İSKİ Genel Müdürlüğünün 2008 Yılı Analitik Bütçe Kararnamesinin 11. maddesinde de "İki maaş tutarındaki memur ikramiyeleri 2008 yılı Ocak ayında tüm ödemeler toplamından ödenir. Yıl içindeki yasal artışların ikramiye farkları da ayrıca ödenir. Yıl içinde emekli olanlarla, vefat edenlere ikramiye için herhangi bir borç çıkarılmaz" şeklinde ifade edildiğini,

Öte yandan "Aylık", 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 147. maddesinin (A) bendinde ve 926 sayılı TSK Personel Kanununun 136. maddesinin 2. fıkralarında tanımlandığını, buna göre "aylık" tabirinin, "kamu görevlilerine, fiili kadro karşılığı, rütbe, kıdem ve kademe yıllarına göre kendilerine her ay itibariyle ödenen parayı" ifade ettiğinin kabul edildiği,

İkramiyenin hesabına aile ve çocuk yardımının dahil edilmesinin mevzuata uygun olduğunu belirtmişler ayrıca 6009 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinin son fıkrasıyla İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi tutulmuştur. Kanunun 6.maddesinin d bendinde yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirleme görevi Genel Kurul’a verilmiştir.

657 sayılı Kanunun “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155. maddesinde “Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,

“Göstergeler” başlıklı 43. maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” Hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.

2560 sayılı Kanunda “maaş” kavramının aylık dışındaki ödemeleri de kapsadığına dair bir ifade olmadığı gibi, Danıştay 1. Dairesinin 06.05.1999 tarih ve 1999/81 Karar No.lu Kararında, 657 sayılı Kanunun 155 ve 43/(B) maddesine atıf yapılarak aylık tanımının, 657 sayılı Kanunda her derece için tespit edilen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının kanunlar gereği saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı ifade ettiği, aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kısmen ya da tamamen kapsayacak şekilde ancak yeni bir yasal düzenlemeyle değiştirilebileceği, böyle bir düzenleme yapılmadıkça 657 sayılı Kanunda yer alan aylık tanımının diğer ödeme unsurlarını da kapsayacak şekilde yorum yoluyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağı, yılda iki maaşı geçmeyen ikramiye uygulamasına ilişkin tutarın hesaplanmasında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda tanımı yapılan aylık tutarın dışında kalan diğer ödeme unsurlarının dikkate alınmasına hukuken olanak bulunmadığı görüşüne varılmıştır.

6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmamaktadır.

Bu itibarla 1502 sayılı ilamın 3. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

2- İlamın 4. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi personele, 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi hükmüne göre ödeme yapıldığı gerekçesiyle 1.366.430,67 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle;

İSKİ’nin müstakil bütçelik bir kurum olduğunu, Sayıştay Genel Kurulunun 5333/1 sayılı kararı ile çeşitli yargı kararlarında da müstakil genel müdürlük olduğu yönünde karar verildiğini,

631 sayılı KHK ya göre ödeme yapılması konusunda Yönetim Kurulu teklif etmiş olmakla birlikte kararın İSKİ Genel Kurulunca verildiğini, dolayısıyla asıl sorumlunun İSKİ Genel Kurulu olduğunu belirtmişler, ayrıca 6009 sayılı Kanunun geçici 8.maddesini gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdi.

Sorumluluk itirazına ilişkin olarak; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 32. maddesindeki “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,

33. maddesindeki; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

…

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.”

Hükümleri uyarınca harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin yapılan ödemelerin mevzuata uygunluğundan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.

631 sayılı KHK’ya göre ödeme yapılması hususu, Yönetim Kurulunun teklifi üzerine gerçekleşmiştir. Dolayısıyla İSKİ Genel Kurulunun kararı Yönetim Kurulunun teklifinin kabulünden ibarettir. Kaldı ki, mevzuata göre söz konusu ödemenin yapılması gerekiyorsa, bu ödemenin yapılması için ayrıca Genel Kurul kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle dilekçilerin sorumluluğa ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.

Konunun esasına gelince; 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun “Kuruluş” başlıklı 1 inci maddesinin son fıkrasında; İSKİ personelinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun kapsamını belirleyen 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun Belediyelerde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı; 2 nci maddesinde de, Devlet memurlarının aylıklarının, ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bu Kanunda düzenlendiği açıkça belirtilmiştir.

Yine, 657 sayılı Kanunun mali hükümlerin kapsamını belirleyen 146 ncı maddesinde; “Bu Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere, aynı maddenin ikinci fıkrası kapsamına giren memurlar özel kanunlardaki hükümlere tabidir.

Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz.

... ” Hükmü bulunmaktadır.

13.07.2001 tarih ve 24461 sayılı Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ilk fıkrasında ise;

“Genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler, meslek kuruluşları, kefalet sandıkları, mahalli idareler ve bunların birlikleri hariç olmak üzere, özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları (bundan sonra "kapsama dahil kuruluş" olarak anılacaktır) tarafından; yönetim ve denetim kurulu ile kurul, üst kurul üyeleri dahil tüm personeli için; ilgili mevzuatları uyarınca belirlenen her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret, prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin tümünün altı aylık net ortalaması toplamı (bundan sonra "ortalama ücret toplamı" olarak anılacaktır), 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık net ortalamasını (bundan sonra "ortalama kanuni ücret tavanı" olarak anılacaktır) geçemez.

Bakanlar Kurulu; kapsama dahil kuruluşlarda uygulanacak ortalama ücret toplamı üst sınırını, ortalama kanuni ücret tavanını geçmemek üzere, anılan her kuruluş için ayrı ayrı veya birlikte tespit etmeye veya değiştirmeye; gerektiğinde ortalama ücret toplamı içinde yer alan ödeme unsurlarını ayrıca belirlemeye veya sınırlandırmaya; uygulamaya ilişkin esas, usul ve diğer hususlar ile ödeme tarihlerini düzenlemeye; ortalama ücret toplamı ve ortalama kanuni ücret tavanı kapsamındaki ödemeleri belirlemeye, kapsama dahil edip etmemeye, bu husustaki tereddütleri gidermeye; Devlet memurlarının mali ve sosyal haklarında yapılacak genel veya kısmi nitelikteki artış oranlarını geçmemek üzere ortalama ücret toplamı üst sınırını daha düşük oranlarda artırmaya yetkilidir.

Kapsama dahil kuruluşlar, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırının altında, ortalama ücret toplamı alan personeli hakkında; Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek ortalama ücret toplamı üst sınırını aşmamak, usul ve esaslar ile diğer belirlemelere uymak kaydıyla, ortalama ücret toplamını oluşturan ödemeleri mevzuatları dahilinde tespit etmeye devam ederler. Ancak, bu tespitlerini yaparken hiçbir surette ortalama ücret toplamı üst sınırını aşacak şekilde ödemeye sebep olacak düzenleme, değişiklik veya artış yapamazlar.

Diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.

Anılan KHK maddesinde, “özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurul, üst kurul, kurum, enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşları”, “kapsama dahil kuruluş” olarak kabul edilmiştir. “Kapsama dahil kuruluş” ibaresinden, asli ve sürekli görevleri ücret, mali ve sosyal haklar dışında 657 sayılı Kanuna tabi personel eliyle yürütülen ve personeli için, ilgili mevzuatları uyarınca, 657 sayılı Kanun hükümleri dışında bir ödeme sistemi getirilen kuruluşların anlaşılması gerekmektedir. Anılan KHK hükmü ile, Bakanlar Kuruluna, bu kuruluşlarda çalışan personele ödenen ücretlerdeki artış oranının üst sınırını belirleme yetkisi verilmiştir. Söz konusu kuruluşlar, personel ücretlerini, Bakanlar Kurulunca belirlenen üst sınır oranı çerçevesinde artırabilmektedirler.

Her ne kadar İSKİ Genel Müdürlüğü, özel bir kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş ise de, personel statüsü bakımından yukarıda sayılan “kapsama dahil kuruluş”lardan farklıdır. Genel Müdürlük personeli, 2560 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin son fıkrası uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olduğundan, 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesi uyarınca, kendilerine bu Kanun ile sağlanan haklar dışında ücret ödenmesi veya başka bir yarar sağlanması mümkün değildir.

6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmamaktadır.

Bu itibarla 1502 sayılı ilamın 4. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

3- 1502 sayılı ilamın 5. maddesiyle İSKİ'de görevli müfettişlere Özel Hizmet Tazminatlarının 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı Cetvelin "Denetim Hizmetleri" (B) fıkrasının (4-a) sırasında yazılı oranlar üzerinden tazminat ödenmesi gerekirken, (3-a) sırasındaki rakamlar esas alınarak ödemede bulunulduğu gerekçesiyle 38.835,72 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle;

İSKİ’nin müstakil bütçelik bir kurum olduğunu, Sayıştay Genel Kurulunun 5333/1 sayılı kararı ile çeşitli yargı kararlarında da müstakil genel müdürlük olduğu yönünde karar verildiğini,

İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 1989/890 sayılı kararında "İSKİ Genel Müdürlüğünün Belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, bu bağımsız tüzel kişiliğe bağlı olarak çalışan müfettişlerinde belediye müfettişi değil Bağımsız Genel Müdürlük müfettişi olarak kabulü gerekir." hükmü ile özel hizmet tazminatlarının bağımsız genel müdürlük müfettişleri gibi ödenmesine karar verildiğini, Danıştay 5. Dairesinin de 1989/2621 Esas ve 1990/1033 sayılı karan ile İstanbul 1. İdare Mahkemesinin kararını onadığını belirtmiş ayrıca 6009 sayılı kanunun geçici 8.maddesini gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

Dilekçinin ileri sürdüğü İstanbul 1. İdare Mahkemesi ve bu kararı onaylayan Danıştay kararı 30.12.1986 tarih ve 19327 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 1987 mali yılına ilişkin çeşitli zam ve tazminatları düzenleyen 86/11337 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli cetvellerdeki düzenlemeler esas alınarak verilmiştir.

86/11337 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelde çeşitli görevler için ödenecek özel hizmet tazminat oranları belirlenmiştir. Cetvelin (B) Denetim Hizmetleri bölümünün 3. sırasında “Bakanlık, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Bağımsız Genel Müdürlük Müfettişleri…” için %30; 5. sırasında “İlköğretim Müfettişleri, Belediye Müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları…” için %20 oranında özel hizmet tazminatı belirlenmiştir.

Bahsedilen İstanbul 1. İdare Mahkemesi kararında İSKİ Genel Müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, müfettişlerinin belediye müfettişi değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

17/4/2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar”ına ekli II sayılı cetvelde çeşitli görevler için ödenecek özel hizmet tazminat oranları belirlenmiştir. Cetvelin (B) Denetim Hizmetleri bölümünün 3. ve 4. sırasında;

3 a) Bakanlık, Denizcilik Müsteşarlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) Müfettişleri, Başkanlık, Müstakil Genel Müdürlük, Büyükşehir Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin İl Özel İdaresi ile Üniversiteler ve Yüksek Teknoloji Enstitüleri İç Denetçileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri, Bakanlıklar merkez teşkilatına dahil kadrolarda görevli Kontrolörler, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlık Müfettişleri, Sigorta Müfettişleri, Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO-POL Tesisleri İşletme Başkanlığı Müfettişlerinden;

-1-2 derecelerden aylık alanlar .................................................:195

-Diğer derecelerden aylık alanlar ..............................................:185

b)Bunların Yardımcıları, Stajyer Kontrolörler ...............................:125

4 a) Başbakanlık Uzmanları, Planlama Uzmanları, Hazine Uzmanları, Dış Ticaret Uzmanları, Türkiye İstatistik Kurumu Uzmanları, Devlet Personel Uzmanları, Devlet Bütçe Uzmanları, Sosyal Güvenlik Uzmanları, Çalışma Uzmanları, Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanları, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları, Maliye Bakanlığı Vergi, Muhasebe ve Milli Emlak Denetmenleri, Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük Müfettişleri, İlköğretim Müfettişleri, Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri, Sosyal Yardım Uzmanları ile (2) ve (3) üncü sırada sayılmayan İç Denetçilerden;

-1-2 derecelerden aylık alanlar ........................................................:130

-Diğer derecelerden aylık alanlar .....................................................: 125

b) Bunların Yardımcıları (meslekte üç yıldan daha az kıdemli İlköğretim

Müfettişleri dahil) ......................................................................... : 92”

Denilmektedir.

Görüldüğü üzere 3. sırada bağımsız genel müdürlükler sayılmış, ancak parantez içinde mahalli idarelere bağlı genel müdürlüklerin hariç olduğu belirtilmiş, 4. sırada ise Büyükşehir Belediyeleri ile bunlara bağlı genel müdürlük müfettişleri sayılmıştır. Dolayısıyla dilekçi tarafından ileri sürülen, İSKİ Genel Müdürlüğünün belediyeden bağımsız bir tüzel kişiliği olduğundan, müfettişlerinin belediye müfettişi değil bağımsız genel müdürlük müfettişi olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki İdare Mahkemesi ve Danıştay kararının, 2008 yılında ödenecek özel hizmet tazminat oranlarını belirleyen 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı için uygulanabilirliği yoktur.

2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli II sayılı cetvelde büyükşehir belediyelerine bağlı genel müdürlük müfettişlerinin % 130 oranında özel hizmet tazminatı alacağı açıkça düzenlenmiştir.

6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme veya tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmamaktadır.

Bu itibarla 1502 sayılı ilamın 5. maddesiyle verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

4- Dilekçiler ilamın 6. maddesiyle verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak tahsilat bildirmekte ise de, hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan ve ilam hükmüne karşı herhangi bir itiraz olmadığından Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

5- İlamın 7. maddesiyle İSKİ Genel Müdürlüğü'nde çalışan Daire Başkanlarına ve 1. Hukuk Müşavirine yersiz olarak Makam Tazminatı ve Görev Tazminatı verildiği gerekçesiyle 111.980,10 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle İSKİ’nin müstakil genel müdürlük olduğundan bahisle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

Anayasanın İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği başlıklı 123’üncü maddesinde; “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre idarenin kuruluş ve görevleri ile bir bütün olduğu, bu bütünün merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanarak kanunla düzenleneceği, kamu tüzel kişiliğinin kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı açıktır. Anayasada yer alan bu hükümler idarenin kuruluşu açısından merkezi ve yerinden yönetim arasında bir farklılık gözetmemektedir. Anayasa yerinden yönetimin de merkezi yönetim gibi kuruluşunun kanunla düzenleneceğini, kamu tüzel kişiliğinin kanunla kurulacağını esas almaktadır. Bu esaslar nedeni ile kanunla düzenlenen kuruluş ile kanun ya da kanunun açıkça verdiği bir yetkiye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliği açısından merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında bir fark bulunmamaktadır. Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki fark ve üstünlük kuruluş ve görevlerde değil, Anayasa ve kanunlarla verilen yetkilerdedir. Bu nedenle merkezi yönetimdeki bağlı idare, müstakil genel müdürlük, müstakil bütçe, kamu tüzel kişiliği gibi idarenin kuruluşunu düzenleyen hukuki ibareler yerel yönetimler için de geçerlidir.

Anayasanın, kamu tüzel kişiliğinin (hükmi şahsiyetin) kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağını açık olarak belirttiği ancak, bu tüzel kişiliğe sahip genel müdürlükler arasında, müstakil genel müdürlük veya bağlı genel müdürlük gibi herhangi bir ayrıma gitmediği, uygulamada da, kamu tüzel kişiliğine sahip genel müdürlükler oluşturulurken, müstakil veya bağlı olmaları gözetilmeden hemen hepsinde, benzer bir teşkilat yapısı oluşturulduğu, buna bağlı olarak başta Anayasa olmak üzere, diğer mevzuatımızda da müstakil genel müdürlük ve bağlı genel müdürlük ayrımına yer verilmediği, bunların ayrı ayrı tanımlandığı bilinmektedir. Bu durum birer yerel yönetim olan büyükşehir belediyeleri sınırları içinde görevli ve 2560 sayılı Kanuna tabi olan Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlükleri için de geçerlidir.

Aynı Kanunun 1’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir.” hükmü uyarınca İSKİ’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlı olduğu, ancak şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetlerin, Büyükşehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütüleceği açıktır.

2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak hizmetlerini yürüten, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olup personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 9 uncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel hukuk hükümlerine tabidir.” denilmekte iken, 23/05/1984 tarihli ve 3009 sayılı Kanunun 1’inci maddesiyle yapılan değişiklik ile bu madde; “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bu nedenle idarenin yapısını belirleyen organlarında ve görevlerinde hiç bir değişikliğe gidilmeksizin, ilk düzenlemede İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak çalışacağı belirtilen İSKİ’nin, yapılan değişiklik ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğu düzenlemesinin getirilmiş olması, müstakil olarak kurulan idarenin yapısı ve işleyişinin değiştirilmediğini göstermektedir. Bu çerçevede; 2560 sayılı Kanunun Genel Kurul başlıklı 4’üncü maddesinde “İstanbul Büyük Şehir Belediye Meclisi, İSKİ Genel Kurulu olarak görevli ve yetkilidir.” hükmü ile Yönetim Kurulu başlıklı 7’inci maddesindeki “Büyük Şehir Belediye Başkanı Yönetim Kurulunun başkanıdır. Belediye Başkanının bulunmaması halinde, Genel Müdür Yönetim Kuruluna başkanlık eder.” hükmü Büyükşehir Belediye organlarına ikinci görevler vermektedir.

İSKİ kamu tüzel kişiliğine sahip olduğundan, başka bir anlatımla müstakil genel müdürlük statüsünde bulunduğundan, görevin yürütülmesi için alınan kararlarda her hangi bir makamın iznine, onayına ve denetimine tabi bulunmamaktadır. Bu idareler tarifeleri belirlemekte, kamulaştırma kararlarını kendileri almakta, bu kararların iptali ve kamulaştırma bedelinin artırılması için açılan davalarda hasım gösterilmekte, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davaları yine doğrudan bunlar tarafından açılmakta, idarelerin yapmış olduğu herhangi bir faaliyeti nedeniyle Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davaların, su ve kanalizasyon idarelerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu gerekçesiyle mahkemece reddedildiği durumlar bulunmaktadır.

Merkezi idare içinde yer alan Bakanlıkların kuruluşunu düzenleyen 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinde bakanlık bağlı kuruluşları, 11’inci maddesinde ise, bakanlık ilgili kuruluşları tanımlanmıştır. Belediyelerin kuruluşunu düzenleyen 5393 sayılı Kanunda, belediyeye bağlı veya ilgili kuruluş düzenlemesine yer verilmediği, Belediye teşkilâtı başlıklı 48 inci maddede belediyenin birimlerinin hangileri olduğu ve nasıl oluşturulacağı belirlenmiştir. Büyükşehir Belediyelerinin kuruluşunu düzenleyen 5216 sayılı Kanununda, bağlı kuruluş, ilgili kuruluş veya bağlı genel müdürlük tanımı veya ifadesi bulunmamaktadır.

2560 sayılı Kanunun 1’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü ile su ve kanalizasyon idarelerinin müstakil bütçeye ve kamu tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Kanundaki bu hüküm ile 657 sayılı Kanunun ekindeki cetvellerde yer alan bağımsız genel müdürlük (mahalli idarelere bağlı genel müdürlükler hariç) ifadesi ile birlikte değerlendirilmelidir. Bir genel müdürlüğün bütçesi müstakilse ve bu genel müdürlük kamu tüzel kişiliğine de sahipse, bu genel müdürlüğün, başka bir otoritenin izin, onay veya denetimine tabi olmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip bulunduğu açıktır. Nitekim, söz konusu cetvellerde müstakil genel müdürlük olarak belirtilen genel müdürlüklerin kuruluş kanunlarında, kamu tüzel kişiliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü gibi bu idarelere örnek olarak gösterilebilecek genel müdürlüklerde, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ibaresi ile bağlı olma ibaresi, aynı şekilde 2560 sayılı Kanuna tabi Su ve kanalizasyon idareleri için de geçerlidir.

İSKİ’nin personel rejimi ile alakalı düzenlemeye 2560 sayılı Kanunda yer verilerek bu Kanunun 1’inci maddesine göre; su ve kanalizasyon idaresinde görevli personelin 657 sayılı Kanuna tabi olduğu, personele özlük ve maaş yönünden bunların uygulanması gerektiği aşikardır.

Su ve kanalizasyon idareleri genel müdürlüklerinin 1. hukuk müşavirlerinin 1994 yılından, daire başkanlarının ise 15 Nisan 1997 tarihinden itibaren, makam ve görev tazminatından faydalandırıldıkları, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı görüşleriyle, idari yargıya konu olan davalar sonucu su ve kanalizasyon idarelerindeki 1. hukuk müşaviri ve daire başkanlarının makam ve görev tazminatı alabilecekleri hususunda kararların verildiği görülmektedir.

Bu itibarla 1502 sayılı ilamın 7. maddesiyle verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

6- İlamın 8. maddesiyle kurum hekimlerine işyeri hekimliği ücreti ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”nun Geçici 6. maddesinde “Kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerde gerçekleştirilmiş olan işyeri hekimliği ücreti ödemeleri nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır, bu ödemeler geriye tahsil ve tazmin konusu edilemez.” Denilmektedir.

Bu hüküm karşısında 6331 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi kapsamında bulunduğu anlaşılan tazmine konu ilam maddesi hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından ilgili maddenin İŞLEMDEN KALDIRILMASINA,

7- İlamın 9. maddesiyle Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğince 06-14 Mayıs 2008 tarihleri arasında Avustralya’da düzenlenen Yurtdışı Temas, Tanıtım, ve Teknik İnceleme Programı ile ilgili olarak seminer bedeline yemek ve konaklama ücreti de dahil olduğu halde programa katılan personele ayrıca gündelik verildiği gerekçesiyle 13.784,00 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçiler dilekçelerinde özetle;

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne Yapılacak Yolculuklarda Verilecek Gündeliklere Dair Karar ile Yurtdışı Gündeliklerine Dair 11.02.2008 tarih ve 2008/13252 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı"na göre belirlenen miktardan daha aşağı gündelik ödenebilmesi iki şartın birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.

1) ... diğer kurum ve kuruluşlar tarafından ödeme yapılması, görev verinde ücretsiz veya düşük ücretli yatacak yer temin edilmesi, yemek ihtiyaçlarının kısmen veya tamamen karşılanması,

2) ...bu şekilde ödenecek gündeliklerin ilgililerce kabul edildiğinin görev mahallinden ayrılmadan önce idarelerine yazılı olarak bildirilmesi.

Bu hususların herhangi birisinin tek başına bulunması yeterli olmayıp her ikisinin birlikte bulunması şarttır. Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı bu iki unsuru birbirine bağlayan cümleleri -Ancak- kelimesi ile bağlamış ve ilgililerce görev mahallinden ayrılmadan önce idarelerine yazılı bildirimde bulunulmaması halinde eksik ödeme yapılamayacağını tereddüde mahal bırakmayacak şekilde ifade etmiştir.

Yurtdışına gönderilenlere yol, konaklama ve iaşe bedeli olarak fatura karşılığı ayrıca herhangi bir bedel ödenmemiştir.

Söz konusu faaliyet, Yönetim Kurulu Karan ve Genel Müdürlük Onayı, Valilik Makamının Onay'ı ile yapılmıştır.

Temyize konu edilen ödemelerin de kapsamında bulunduğu İSKİ'nin 2008 yılı bilanço ve faaliyet raporunun 2009 Mayıs Genel Kurulunda onaylanmış olması sebebiyle, 2008 yılında yapılan işlemler yönünden Yönetim Kurulumuz ve denetçiler ibra edilmiştir.

Sayıştay Genel Kurulunun Sorumluluk ve Yargılama Usulleri ile İlgili 14.6.2007 tarih 5189/1 sayılı kararından; kamu görevlilerinin, sorumluluk hukuku bakımından 5018 sayılı kanundan önce kusursuz sorumluluk (objektif) ilkesinin geçerli olduğu, 5018 sayılı kanunla bu ilkeden vazgeçilip Kusur Sorumluluğu (sübjektif) ilkesinin benimsendiği, kamu görevlilerinin işlemlerinin mevzuata aykırı davranışının tek başına sorumlu olmaları için yeterli olmadığının vurgulandığı anlaşılmaktadır. Temyize konu ihale ile ilgili olarak tarafımıza yöneltilmiş kasıt, kusur, ihmal bulunmamaktadır.

Demek suretiyle tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

Ayrıca dilekçilerden Metin Yüksel duruşma esnasında kendisinin harcırah belgeleri üzerinde imzasının bulunmadığı için sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

Sorumluluk itirazına ilişkin olarak; ilamda diğer gerçekleştirme görevlileri olarak sorumlu tutulan kişilerin görevlendirme sürecine ilişkin belgelerde imzası bulunduğu anlaşılmıştır.

5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usûller Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar” denilmektedir.

Söz konusu hükme göre gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu harcama talimatı üzerine yapılan iş ve işlemlerle ilgili bulunmaktadır. İlamda diğer gerçekleştirme görevlileri olarak sorumlu tutulan kişilerin yaptıkları işlemler harcama talimatı üzerine harcırah ödemelerine ilişkin bulunmadığından bu kişilerin sorumlu tutulması mevzuata aykırıdır.

Konunun esasına gelince; seminerlere katılan personele yolda geçen günler için gündelik ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamakla birlikte, 6245 sayılı Harcırah Kanununun 34.maddesinde “Geçici görev ile yabancı ülkelere gönderilenlere, özel anlaşmaları gereğince yabancı devlet, uluslararası kuruluş veya resmi diğer kuruluşlar tarafından ödeme yapıldığı takdirde bu ödemeler gündeliklerinden indirilir.” Hükmüne yer verilmiştir.

6245 sayılı Kanunun 34.maddesi 11.12.1981 tarih ve 2562 sayılı Kanunla yukarıdaki şekilde değiştirilmiştir. 2562 sayılı Kanunun gerekçesinde “… Ayrıca geçici görevle yurtdışına gönderilenlerden yemeleri ve yatmaları sağlanan ile yabancı devlet veya kuruluşlar tarafından kendilerine herhangi bir ödeme yapılanların gündeliklerin bu ödemelere karşılık yapılacak indirim oranları gösterilmiştir.” Denilmek suretiyle yeme ve yatmanın karşılanması halinde gündeliklerden indirim yapılması öngörülmüştür.

Bu anlamda harcırah, kamu hizmetinin gerektirdiği görev sebebiyle kişilerin katlandıkları zorunlu giderleri karşılamak için yapılan bir ödemedir. Harcıraha hak kazanmada “görevlendirme” tek başına yeterli bir unsur olmayıp, aynı zamanda kamu görevlisinin bu “görevlendirme” nedeniyle maddi açıdan bir külfete katlanması gerekmektedir. Tazmin konusu olayda ise görevlilerin konaklama, sabah-öğle-akşam yemekleri, tur programı, otel transferleri, uçak biletleri, sigorta, harç gibi giderleri gezi katılım ücretine dahildir.

Dolayısıyla yolda geçen günler dışındaki günler için harcırah ödenmesi mevzuata aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere sorumlulukların ve kamu zararının yeniden belirlenmesi için 1502 sayılı ilamın 9.maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın ilgili daireye tevdiine,

8- İlamın 10. maddesiyle Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğince 20-25 Mayıs 2008 tarihleri arasında İspanya’da düzenlenen Yurtdışı Temas, Tanıtım ve Teknik İnceleme Programı ile ilgili olarak seminer bedeline yemek ve konaklama ücreti de dahil olduğu halde programa katılan personele ayrıca gündelik verildiği gerekçesiyle 17.957,78 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Bu tutanağın 7.maddesindeki gerekçelerle 1502 sayılı ilamın 10.maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın ilgili daireye tevdiine,

9- İlamın 11. maddesiyle Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğince 27-30 Mayıs 2008 tarihleri arasında Kıbrıs’da düzenlenen Yurtdışı Temas, Tanıtım ve Teknik İnceleme Programı ile ilgili olarak seminer bedeline yemek ve konaklama ücreti de dahil olduğu halde programa katılan personele ayrıca gündelik verildiği gerekçesiyle 1.936,00 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Bu tutanağın 7.maddesindeki gerekçelerle 1502 sayılı ilamın 11.maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın ilgili daireye tevdiine,

10- İlamın 12. maddesiyle Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğince 23-30 Ocak 2008 tarihleri arasında Mısır’da düzenlenen Yurtdışı Temas, Tanıtım ve Teknik İnceleme Programı ile ilgili olarak seminer bedeline yemek ve konaklama ücreti de dahil olduğu halde programa katılan personele ayrıca gündelik verildiği gerekçesiyle 1.936,00 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Bu tutanağın 7.maddesindeki gerekçelerle 1502 sayılı ilamın 12.maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın ilgili daireye tevdiine,

11- İlamın 13. maddesiyle Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğince 02-05 Temmuz 2008 tarihleri arasında Rusya’da düzenlenen Yurtdışı Temas, Tanıtım ve Teknik İnceleme Programı ile ilgili olarak seminer bedeline yemek ve konaklama ücreti de dahil olduğu halde programa katılan personele ayrıca gündelik verildiği gerekçesiyle 3.527,96 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Bu tutanağın 7.maddesindeki gerekçelerle 1502 sayılı ilamın 13.maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın ilgili daireye tevdiine,

12- İlamın 14. maddesiyle Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliğince 09-13 Haziran 2008 tarihleri arasında Ukrayna’da düzenlenen Yurtdışı Temas, Tanıtım ve Teknik İnceleme Programı ile ilgili olarak seminer bedeline yemek ve konaklama ücreti de dahil olduğu halde programa katılan personele ayrıca gündelik verildiği gerekçesiyle 7.479,00 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir.

Bu tutanağın 7.maddesindeki gerekçelerle 1502 sayılı ilamın 14.maddesiyle verilen tazmin hükmünün bozularak dosyanın ilgili daireye tevdiine,

Karar verildiği 16.04.2013 tarih ve 36970 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.