Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
3
Dosya No
37777
Tutanak No
38747
Tutanak Tarihi
01.04.2014
Konu
KARAR

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

1105 sayılı ilamın 2. maddesiyle; İlçe Özel İdarelerinde Kaymakamlık görevlerine vekalet eden diğer ilçe Kaymakamlarına vekalet görevi nedeniyle il özel idaresi ödeneğinin mükerrer olarak ödendiği gerekçesi ile 8.156,95 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; başka bir ilçeye vekaleten görevlendirilen kaymakamlara verilen kamu zararı iddiasına konu olan özel idare ödeneği 5302 sayılı kanuna göre verildiğini ve yasal olduğunu, 5302 sayılı kanunun uygulanması hususunda oluşan tereddütleri gidermek için bizzat Bakan imzasıyla 02.07.2007 tarihinde 2007/70 sayılı genelgenin çıkartılarak Kanunun nasıl uygulanacağının gösterildiğini, vekaleten yürütülen ilçelerdeki o ilçeye ait özel idare işleri, vekalet eden mülki idare amirlerinin sorumluluğunda bizzat yapılmakta ve takip edilmekte olduğunu, bir görevin vekaleten yürütülmesinde bütün görev, yetki ve sorumluluklar vekalet eden kişi tarafından yerine getirildiğini, bu itibarla mülki idare amirleri, asıl görevlerinin dışında vekaleten yürüttüğü bu görevler için de hukuken sorumlu tutulduklarını, vekaleten başka bir ilçenin kaymakamlık görev ve yetkilerini uhdesinde bulunduran kaymakam veya diğer bir mülki idare amiri de aynı şekilde vekaleten baktığı görevin bütün yetkilerini kullandığı gibi sorumluluklarını da taşıdığını, bu yetki ve sorumluluk vekaleten bakılan ilçede yürütülen özel idare hizmetleri için de geçerli olduğunu, dolayısıyla İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesinde öngörülen ödeneğin, İl Özel İdare görevlerinin bizzat yapılması karşılığında ödendiği dikkate alındığında, asaleten veya vekaleten bu görevi ifa eden mülki idare amirlerine ödeneceğinin aşikar olduğunu,

Bahse konu genelgede; ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacı ile İl Özel İdare ödeneğinin ödenmesinde 3152 sayılı İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 17 inci maddesi gereğince Bakanlıkları Hukuk Müşavirliğinin konuya ilişkin görüşleri doğrultusunda aşağıda belirtilen esas ve usullere göre hareket edilmesinin uygun bulunduğu ve "Kaymakamlar bir başka ilçeye veya ilçelere vekalet etmesi durumunda hem kendi ilçesinden hem de vekalet ettiği ilçelerin her birinden ayrı ayrı bu ödeneği alacaktır." Denildiğini,

Mülki İdare Amiri Hizmetleri sınıfında bulunan İçişleri Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasların 4. maddesine göre dikkat edilmesi gereken hususun şu olduğunu, taşrada görev yapan mülki idare amirlerine verilen özel idare ödenekleri, merkezde görev yapan mülki idare amirlerine, özel idare görevi yapmadıkları halde maaşlarına eklenerek ödendiğini, taşra görevi yapan mülki idare amirleri de bu ödeneği, görevde olmadıkları süreler içerisinde özel idare ödeneği olarak özel idareden değil, ek ödeme olarak genel bütçeden aldıklarını, başka bir ilçeye vekaleten bakılması durumunda özel idareden iki kişiye aynı anda ödeme yapılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, özel İdare ödeneğinin sadece bir kişiye ve özel idare adına işi fiilen yapana ödendiğini,

Harcama yetkilisi olarak ödemiş oldukları söz konusu ödeneği Bakanlık genelgesine istinaden gerçekleştirdikleri ortada olduğu gibi Vali ve Kaymakamların Bakanlık genelgesini uygulamaması gibi bir durumunsa söz konusu olmadığını, icra edilen idari işlem bir takdir yetkisi olmayıp düzenleyici bir işlem olan genelgeye istinaden gerçekleştirilen bir zorunluluktur ki aksi davranış hukuki ve idari anlamda cezai sorumluluk gerektirdiğini, tarafına tebliğ edilen kamu zararının Bakanlık genelgesine uymak nedeniyle çıkartılması yine görevi ve mecburiyeti olan genelgeyi uygulaması nedeniyle bir nevi cezalandırılmış olmanın hakkaniyet ölçüsü ile ne derece bağdaşacağı da ayrıca tartışılması gerektiğini,

Şöyle ki muhtemelen benzer konulara ilişkin tereddütlerin giderilmesi için Kanun koyucu tarafından 6085 sayılı Sayıştay Kanununda yukarıda belirttiği iddiaları haklı çıkartacak bir değişiklik yapılmış olup, söz konusu değişiklik, kamu zararına konu olan uygulamanın haklılığını teyit eden ve üzerime atılı olan kamu zararı iddiasını açık bir şekilde ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu,

04.07.2012 tarihinde yürürlüğü giren değişiklikle Sayıştay Kanununun 35. Maddesinin 2. Fıkrasının (c) bendinde "Yapılan denetimler sonucunda ilgili kurumlarda uygulamayı yönlendirmek üzere yetkilendirilmiş olan kamu idareleri tarafından yapılan düzenleme ve verilen görüşlere aykırı denetim raporu düzenlenmez" denildiğini,

Yukarıda bahsi geçen tüm nedenlerle en son yapılan Kanun değişikliğinin de lehine yorumlanması talebi ile birlikte kanunun 35. Maddesinde de belirtildiği üzere kamu idaresi olan İçişleri Bakanlığının düzenleyici işlemi olan Genelgeye dayalı bir işlem neticesinde ortaya çıkan üzerine atılı 2009/1105 sayılı ilamın 2.maddesiyle (2 sıra numarasıyla) tarafına tebliğ edilmiş kamu zararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Sayıştay Başsavcılığı karşılama yazısında;” 10.7.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25/6/2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile 5302 sayılı Kanuna eklenen geçici 4 üncü maddede “Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir.” Hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, yapılan ödemeler mevzuatına aykırı olmakla birlikte, kanun koyucu tarafından yürürlük tarihine kadar yapılan ödemeler affedilmiştir. Affa ilişkin tarihten sonra yapılan ödemelerin, affa ilişkin düzenleme tarihinden önceye ilişkin 2007/70 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesine ve yine 4.7.2012 tarihinde 6085/35 maddede yapılan değişikliğe dayandırılması yersizdir.

İlama konu ödemelerin 5302 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin yürürlük tarihinden sonraya ilişkin olması karşısında, ileri sürülen hususlar yerinde olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” Demiştir.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki Devri” başlıklı 32.maddesinde;

“Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.” denilmekte,

“Görev ve ek ödenek” başlıklı 63. maddesinde de;

“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.

Bu madde ile 28 inci maddede belirtilen ödeneklerin ödenmesinde, 4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin (c) fıkrası ile 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.

Anayasa’nın 128 inci maddesinin 2 inci fıkrasında;

“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükümlere göre, söz konusu ödenek, kaymakamlara bir hizmet karşılığı olarak aynı bütçeden (Özel İdare Bütçesi) ödendiğinden; vekalet halinde hem görev yapılan ilçede, hem de vekalet edilen ilçeden ayrı ayrı ödenmemesi, sadece aslen görevli olunan ilçeden ödenmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan 5302 sayılı kanunda bu ek ödemenin vekillere ödeneceğine dair bir hükme de yer verilmemiştir.

Dilekçi tarafından uygulamanın İçişleri Bakanlığı’nın 2007/70 sayılı genelgesi doğrultusunda yapıldığını belirtilmekte ise de, söz konusu genelge kural koyucu, emredici nitelikte hukuki bir işlem değildir. Anayasanın 128. maddesine göre memurların hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenecektir. Söz konusu hüküm dikkate alındığında bu konuda açık bir yasal düzenleme olmadığı müddetçe il özel idare bütçesinden iki ayrı ödenek ödenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla her mülki idare amirinin vekâleten baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerekmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın 2005/99 sayılı genelgesinde ise aynı konu ile ilgili olarak, her mülki idare amirinin vekalete baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerektiği, vekaletten dolayı mükerrer ödeme yapılamayacağı ifade edilmektedir.

10 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerdi Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 36. md. ile 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4. Madde gereğince, bu maddenin yürürlük tarihinden (10.07.2009) sonraki ödemeler hakkında tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçinin 6085 Sayılı Sayıştay Kanunun 35. Maddesinin 2. Fıkrası ile ilgili talebine ilişkin olarak, 6085 sayılı Kanunun Geçici 3. Maddesinin 2. Fıkrasında; ”bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanmış seçim, denetim ve hükme bağlama işlemleri 832 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılır.” Hükmü yer almaktadır. Bu nedenle 832 sayılı Kanunda yer almayan bu hükme göre karar verilmesi mümkün değildirdir. Kaldı ki. Söz konusu hüküm 02.04.2013 tarihli ve 28606 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin (Esas Sayısı: 2012/102 Karar Sayısı: 2012/207) kararıyla iptal edilmiştir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1105 sayılı ilamın 2. maddesiyle 8.156,95 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 01.04.2014 tarih ve 38747 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.