Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
3
Dosya No
37973
Tutanak No
38748
Tutanak Tarihi
01.04.2014
Konu
KARAR
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
1105 sayılı ilamın 2. maddesiyle; İlçe Özel İdarelerinde Kaymakamlık görevlerine vekalet eden diğer ilçe Kaymakamlarına vekalet görevi nedeniyle il özel idaresi ödeneğinin mükerrer olarak ödendiği gerekçesi ile 8.156,95 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; bir ilçeye vekâleten görevlendirilen Kaymakamlara verilen Özel İdare ödeneğinin 5302 Sayılı Kanuna göre verildiğini ve yasal olduğunu, vekâleten yürütülen ilçelerdeki o ilçeye ait özel idare işleri, vekâlet eden mülki idare amirlerinin sorumluluğunda bizzat yapılmakta ve takip edilmekte olduğunu, bir görevin vekâleten yürütülmesinde bütün görev, yetki ve sorumluluklar vekâlet eden kişi tarafından yerine getirildiğini, bu itibarla mülki idare amirleri, asıl görevlerinin dışında vekâleten yürüttüğü bu özel idare hizmetlerine dair görevler için de hukuken sorumlu tutulduğunu, dolayısıyla İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesinde öngörülen ödeneğin, İl Özel İdare görevlerinin bizzat yapılması karşılığında ödendiği dikkate alındığında, asaleten veya vekâleten bu görevi ifa eden mülki idare amirlerine ödeneceğinin aşikâr olduğunu,
Bir ilçedeki özel idare hizmetlerinin yürütülmesi karşılığında öngörülen ve miktarı sabit olan ödeneğin mükerrer alımı söz konusu olmadığından burada bir kamu zararı iddiasının haksız bir iddia olduğunu, zira bir ilçede yürütülen özel idare hizmetleri için uygun görülen ödenek miktarı o ilçede o ay fiilen görev yapan mülki idare amirleri arasında günlük hesap üzerinden ödendiğini, o ilçedeki asil kaymakam ve vekil kaymakamın aldığı toplam ödeme o ilçe için belirlenen ödenekten daha fazla olmadığını, aksi bir durumun "angarya" sayılması gerektiğini ve bu da anayasaya açıkça aykırı olduğunu,
5302 Sayılı Kanunun uygulanması hususunda oluşan tereddütleri gidermek için bizzat Bakan imzasıyla 02.07.2007 tarihinde 2007/70 sayılı genelge çıkartılmış ve bu genelgeyle Kanunun nasıl uygulanacağı gösterildiğini,
Bahse konu genelgede; "Ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacı ile İl Özel İdare ödeneğinin ödenmesinde 3152 sayılı İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 17 inci maddesi gereğince Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğinin konuya ilişkin görüşleri doğrultusunda aşağıda belirtilen esas ve usullere göre hareket edilmesi uygun bulunmuş ve "Kaymakamlar bir başka ilçeye veya ilçelere vekâlet etmesi durumunda hem kendi ilçesinden hem de vekâlet ettiği ilçelerin her birinden ayrı ayrı bu ödeneği alacaktır." Denildiğini,
İcra edilen idari işlem bir takdir yetkisi olmayıp düzenleyici bir işlem olan genelgeye istinaden gerçekleştirilen bir zorunluluktur ki aksi davranış hukuki ve idari anlamda cezai sorumluluk gerektirdiğini, bu bağlamda, ilgili genelge kapsamında yapılan ve yapılması gereken, harcama yetkililerinin takdir yetkilerinin olmadığı bir işlemin kamu zararı olarak değerlendirilerek ilgililerden tanzim edilmesinin hakkaniyetten uzak olduğu, zira, o günün şartlarında genelge kapsamında görev yapan yetkiliye ödenen ödeneklerin bugün topluca ve yasal faiziyle istenmesinde bir kamu yararından ziyade görevlinin mağduriyetinin daha açık olduğunu,
5917 Sayılı torba Kanunun 36. maddesiyle yapılan düzenlemenin açık olduğunu, MADDE 36- 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklendiğini,
"GEÇİCİ MADDE 4- Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir."
Kanun koyucu bu maddeyle İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesinde öngörülen ödenekle ilgili hesap yargılamalarını hükümsüz bırakarak yapılan ödemelerin kanuna uygun olduğunu kanuni güvence altına aldığını,
Bu Kanuni düzenlemeyle kanun koyucu, yine bir başka kanunun uygulanmasında iradesine aykırı ortaya çıkan hesap yargılamalarını durdurmak gereği duyarak ve aksine bir hüküm bulunmadığı için bu ödeneklerin kanuna uygunluğu geçmişe olduğu gibi ileriye dönük te güvence altına alınmış olduğunu, bunun aksinin düşünülmesi, yani 5917 Sayılı torba Kanunun 36. maddesiyle yapılan düzenlemenin sadece geçmişe yönelik olduğunun iddia edilmesi bu maddenin açık bir "af düzenlemesi içerdiği anlamına gelir ki bu da genel ve özel af niteliği taşıyan kanunların taşıması gereken 3/5 karar nisabı gibi şekil şartlarının aranmasını gerektirdiğini,
5. Mülki İdare Amiri Hizmetleri sınıfında bulunan İçişleri Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasların 4. Maddesine göre dikkat edilmesi gereken hususun, taşrada görev yapan mülki idare amirlerine verilen özel idare ödeneklerinin, merkezde görev yapan mülki idare amirlerine, özel idare görevi yapmadıkları halde maaşlarına eklenerek ödenmesi olduğunu, taşra görevi yapan mülki idare amirleri de bu ödeneği, görevde olmadıkları süreler içerisinde özel idare ödeneği olarak özel idareden değil, ek ödeme olarak genel bütçeden aldıklarını, ikinci madde anlatıldığı üzere, başka bir ilçeye vekâleten bakılması durumunda özel idareden iki kişiye aynı anda ödeme yapılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, özel İdare ödeneğinin sadece bir kişiye ve özel idare adına işi fiilen yapana ödendiğini,
Sonuç olarak, yukarıda hukuki gerekçeler kapsamında, vekâleten baktığı ilçelerde üstlendiği ilave görev ve sorumluluklar karşılığında 5302 s.kanunun 63 üncü maddesinde öngörülen ve İçişleri Bakanlığının genelgesiyle de alınmasının hukuki olduğu belirtilen ödeneğin şahsına ödenmesinde hiçbir kanuna aykırılık bulunmaması, ödemelerin mükerrer olmayıp, tek bir ödenek miktarının fiilen görev yapanlar arasında gün sayısı üzerinden ödenmesi ve dolayısıyla kamunun ek bir ödemesinin söz konusu olmaması ve 5917 s. Kanunun 36 ıncı maddesiyle bu ödemelere yönelik her türlü hesap yargılamasının sonuçlarıyla ortadan kaldırılması ve diğer tüm destekleyici hukuki argümanlar göz önüne alınarak verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı karşılama yazısında;” 10.7.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25/6/2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile 5302 sayılı Kanuna eklenen geçici 4 üncü maddede “Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir.” Hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, yapılan ödemeler mevzuatına aykırı olmakla birlikte, kanun koyucu tarafından yürürlük tarihine kadar yapılan ödemeler affedilmiştir. Affa ilişkin tarihten sonra yapılan ödemelerin, affa ilişkin düzenleme tarihinden önceye ilişkin 2007/70 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesine ve yine 4.7.2012 tarihinde 6085/35 maddede yapılan değişikliğe dayandırılması yersizdir.
İlama konu ödemelerin 5302 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin yürürlük tarihinden sonraya ilişkin olması karşısında, ileri sürülen hususlar yerinde olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” Demiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki Devri” başlıklı 32.maddesinde;
“Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.” denilmekte,
“Görev ve ek ödenek” başlıklı 63. maddesinde de;
“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.
Bu madde ile 28 inci maddede belirtilen ödeneklerin ödenmesinde, 4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin (c) fıkrası ile 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anayasa’nın 128 inci maddesinin 2 inci fıkrasında;
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, söz konusu ödenek, kaymakamlara bir hizmet karşılığı olarak aynı bütçeden (Özel İdare Bütçesi) ödendiğinden; vekalet halinde hem görev yapılan ilçede, hem de vekalet edilen ilçeden ayrı ayrı ödenmemesi, sadece aslen görevli olunan ilçeden ödenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan 5302 sayılı kanunda bu ek ödemenin vekillere ödeneceğine dair bir hükme de yer verilmemiştir.
Dilekçi tarafından uygulamanın İçişleri Bakanlığı’nın 2007/70 sayılı genelgesi doğrultusunda yapıldığını belirtilmekte ise de, söz konusu genelge kural koyucu, emredici nitelikte hukuki bir işlem değildir. Anayasanın 128. maddesine göre memurların hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenecektir. Söz konusu hüküm dikkate alındığında bu konuda açık bir yasal düzenleme olmadığı müddetçe il özel idare bütçesinden iki ayrı ödenek ödenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla her mülki idare amirinin vekâleten baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerekmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın 2005/99 sayılı genelgesinde ise aynı konu ile ilgili olarak, her mülki idare amirinin vekalete baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerektiği, vekaletten dolayı mükerrer ödeme yapılamayacağı ifade edilmektedir.
10 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerdi Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 36. md. ile 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4. Madde gereğince, bu maddenin yürürlük tarihinden (10.07.2009) sonraki ödemeler hakkında tazmin hükmü verilmiştir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1105 sayılı ilamın 2. maddesiyle 8.156,95 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 01.04.2014 tarih ve 38748 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
1105 sayılı ilamın 2. maddesiyle; İlçe Özel İdarelerinde Kaymakamlık görevlerine vekalet eden diğer ilçe Kaymakamlarına vekalet görevi nedeniyle il özel idaresi ödeneğinin mükerrer olarak ödendiği gerekçesi ile 8.156,95 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle; bir ilçeye vekâleten görevlendirilen Kaymakamlara verilen Özel İdare ödeneğinin 5302 Sayılı Kanuna göre verildiğini ve yasal olduğunu, vekâleten yürütülen ilçelerdeki o ilçeye ait özel idare işleri, vekâlet eden mülki idare amirlerinin sorumluluğunda bizzat yapılmakta ve takip edilmekte olduğunu, bir görevin vekâleten yürütülmesinde bütün görev, yetki ve sorumluluklar vekâlet eden kişi tarafından yerine getirildiğini, bu itibarla mülki idare amirleri, asıl görevlerinin dışında vekâleten yürüttüğü bu özel idare hizmetlerine dair görevler için de hukuken sorumlu tutulduğunu, dolayısıyla İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesinde öngörülen ödeneğin, İl Özel İdare görevlerinin bizzat yapılması karşılığında ödendiği dikkate alındığında, asaleten veya vekâleten bu görevi ifa eden mülki idare amirlerine ödeneceğinin aşikâr olduğunu,
Bir ilçedeki özel idare hizmetlerinin yürütülmesi karşılığında öngörülen ve miktarı sabit olan ödeneğin mükerrer alımı söz konusu olmadığından burada bir kamu zararı iddiasının haksız bir iddia olduğunu, zira bir ilçede yürütülen özel idare hizmetleri için uygun görülen ödenek miktarı o ilçede o ay fiilen görev yapan mülki idare amirleri arasında günlük hesap üzerinden ödendiğini, o ilçedeki asil kaymakam ve vekil kaymakamın aldığı toplam ödeme o ilçe için belirlenen ödenekten daha fazla olmadığını, aksi bir durumun "angarya" sayılması gerektiğini ve bu da anayasaya açıkça aykırı olduğunu,
5302 Sayılı Kanunun uygulanması hususunda oluşan tereddütleri gidermek için bizzat Bakan imzasıyla 02.07.2007 tarihinde 2007/70 sayılı genelge çıkartılmış ve bu genelgeyle Kanunun nasıl uygulanacağı gösterildiğini,
Bahse konu genelgede; "Ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacı ile İl Özel İdare ödeneğinin ödenmesinde 3152 sayılı İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 17 inci maddesi gereğince Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğinin konuya ilişkin görüşleri doğrultusunda aşağıda belirtilen esas ve usullere göre hareket edilmesi uygun bulunmuş ve "Kaymakamlar bir başka ilçeye veya ilçelere vekâlet etmesi durumunda hem kendi ilçesinden hem de vekâlet ettiği ilçelerin her birinden ayrı ayrı bu ödeneği alacaktır." Denildiğini,
İcra edilen idari işlem bir takdir yetkisi olmayıp düzenleyici bir işlem olan genelgeye istinaden gerçekleştirilen bir zorunluluktur ki aksi davranış hukuki ve idari anlamda cezai sorumluluk gerektirdiğini, bu bağlamda, ilgili genelge kapsamında yapılan ve yapılması gereken, harcama yetkililerinin takdir yetkilerinin olmadığı bir işlemin kamu zararı olarak değerlendirilerek ilgililerden tanzim edilmesinin hakkaniyetten uzak olduğu, zira, o günün şartlarında genelge kapsamında görev yapan yetkiliye ödenen ödeneklerin bugün topluca ve yasal faiziyle istenmesinde bir kamu yararından ziyade görevlinin mağduriyetinin daha açık olduğunu,
5917 Sayılı torba Kanunun 36. maddesiyle yapılan düzenlemenin açık olduğunu, MADDE 36- 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa aşağıdaki geçici madde eklendiğini,
"GEÇİCİ MADDE 4- Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir."
Kanun koyucu bu maddeyle İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesinde öngörülen ödenekle ilgili hesap yargılamalarını hükümsüz bırakarak yapılan ödemelerin kanuna uygun olduğunu kanuni güvence altına aldığını,
Bu Kanuni düzenlemeyle kanun koyucu, yine bir başka kanunun uygulanmasında iradesine aykırı ortaya çıkan hesap yargılamalarını durdurmak gereği duyarak ve aksine bir hüküm bulunmadığı için bu ödeneklerin kanuna uygunluğu geçmişe olduğu gibi ileriye dönük te güvence altına alınmış olduğunu, bunun aksinin düşünülmesi, yani 5917 Sayılı torba Kanunun 36. maddesiyle yapılan düzenlemenin sadece geçmişe yönelik olduğunun iddia edilmesi bu maddenin açık bir "af düzenlemesi içerdiği anlamına gelir ki bu da genel ve özel af niteliği taşıyan kanunların taşıması gereken 3/5 karar nisabı gibi şekil şartlarının aranmasını gerektirdiğini,
5. Mülki İdare Amiri Hizmetleri sınıfında bulunan İçişleri Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasların 4. Maddesine göre dikkat edilmesi gereken hususun, taşrada görev yapan mülki idare amirlerine verilen özel idare ödeneklerinin, merkezde görev yapan mülki idare amirlerine, özel idare görevi yapmadıkları halde maaşlarına eklenerek ödenmesi olduğunu, taşra görevi yapan mülki idare amirleri de bu ödeneği, görevde olmadıkları süreler içerisinde özel idare ödeneği olarak özel idareden değil, ek ödeme olarak genel bütçeden aldıklarını, ikinci madde anlatıldığı üzere, başka bir ilçeye vekâleten bakılması durumunda özel idareden iki kişiye aynı anda ödeme yapılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, özel İdare ödeneğinin sadece bir kişiye ve özel idare adına işi fiilen yapana ödendiğini,
Sonuç olarak, yukarıda hukuki gerekçeler kapsamında, vekâleten baktığı ilçelerde üstlendiği ilave görev ve sorumluluklar karşılığında 5302 s.kanunun 63 üncü maddesinde öngörülen ve İçişleri Bakanlığının genelgesiyle de alınmasının hukuki olduğu belirtilen ödeneğin şahsına ödenmesinde hiçbir kanuna aykırılık bulunmaması, ödemelerin mükerrer olmayıp, tek bir ödenek miktarının fiilen görev yapanlar arasında gün sayısı üzerinden ödenmesi ve dolayısıyla kamunun ek bir ödemesinin söz konusu olmaması ve 5917 s. Kanunun 36 ıncı maddesiyle bu ödemelere yönelik her türlü hesap yargılamasının sonuçlarıyla ortadan kaldırılması ve diğer tüm destekleyici hukuki argümanlar göz önüne alınarak verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Sayıştay Başsavcılığı karşılama yazısında;” 10.7.2009 tarihinde yürürlüğe giren 25/6/2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi ile 5302 sayılı Kanuna eklenen geçici 4 üncü maddede “Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir.” Hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, yapılan ödemeler mevzuatına aykırı olmakla birlikte, kanun koyucu tarafından yürürlük tarihine kadar yapılan ödemeler affedilmiştir. Affa ilişkin tarihten sonra yapılan ödemelerin, affa ilişkin düzenleme tarihinden önceye ilişkin 2007/70 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesine ve yine 4.7.2012 tarihinde 6085/35 maddede yapılan değişikliğe dayandırılması yersizdir.
İlama konu ödemelerin 5302 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin yürürlük tarihinden sonraya ilişkin olması karşısında, ileri sürülen hususlar yerinde olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.” Demiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki Devri” başlıklı 32.maddesinde;
“Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.” denilmekte,
“Görev ve ek ödenek” başlıklı 63. maddesinde de;
“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.
Bu madde ile 28 inci maddede belirtilen ödeneklerin ödenmesinde, 4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin (c) fıkrası ile 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.
Anayasa’nın 128 inci maddesinin 2 inci fıkrasında;
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, söz konusu ödenek, kaymakamlara bir hizmet karşılığı olarak aynı bütçeden (Özel İdare Bütçesi) ödendiğinden; vekalet halinde hem görev yapılan ilçede, hem de vekalet edilen ilçeden ayrı ayrı ödenmemesi, sadece aslen görevli olunan ilçeden ödenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan 5302 sayılı kanunda bu ek ödemenin vekillere ödeneceğine dair bir hükme de yer verilmemiştir.
Dilekçi tarafından uygulamanın İçişleri Bakanlığı’nın 2007/70 sayılı genelgesi doğrultusunda yapıldığını belirtilmekte ise de, söz konusu genelge kural koyucu, emredici nitelikte hukuki bir işlem değildir. Anayasanın 128. maddesine göre memurların hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenecektir. Söz konusu hüküm dikkate alındığında bu konuda açık bir yasal düzenleme olmadığı müddetçe il özel idare bütçesinden iki ayrı ödenek ödenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla her mülki idare amirinin vekâleten baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerekmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın 2005/99 sayılı genelgesinde ise aynı konu ile ilgili olarak, her mülki idare amirinin vekalete baksa da her ay bir defa bu ödeneği alması gerektiği, vekaletten dolayı mükerrer ödeme yapılamayacağı ifade edilmektedir.
10 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerdi Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 36. md. ile 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4. Madde gereğince, bu maddenin yürürlük tarihinden (10.07.2009) sonraki ödemeler hakkında tazmin hükmü verilmiştir.
Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1105 sayılı ilamın 2. maddesiyle 8.156,95 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 01.04.2014 tarih ve 38748 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.