Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2007
Daire
3
Dosya No
33572
Tutanak No
38169
Tutanak Tarihi
07.01.2014
Konu
KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:

10.10.2012 tarih ve 35547 sayılı Temyiz Kurulu Kararının 2.maddesi ile; “1138 sayılı ilamın 3. maddesiyle Hukuk İşleri Müdürlüğünde görevli avukat ve memurlara vekalet ücretinin kanuni üst sınır aşılarak ödendiği gerekçesiyle 27.062,18 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmü” tasdik edilmiştir.

Dilekçi, karar düzeltilmesi kapsamında vermiş olduğu dilekçesinde sorumluluk konusuna da itiraz etmiş ve özetle;

5018 s.Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda kamu zararının tanımlandığını, kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak unsurların Kanunun 71.maddesinin " a-g " işaretli bentlerde sayıldığını, 5018 s. Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında 14.06.2007 tarih ve 5189/1 No'lu Sayıştay Genel Kurulu Kararında da; Muhasebe Yetkilisinin Görev ve Sorumluluklarının;

a) Muhasebe Yetkilisinin İmza Kontrol Görev ve Sorumluluğu,

b)Ödemeye Esas Belgelerin Eksikliği ve Maddi Hata Bulunması Durumunda Sorumluluk,

c)Muhasebe Yetkilisinin Gideri Hak Sahibine Ödeme Görevi,

d)Muhasebe Yetkilisinin Gelir ve Alacakları Tahsil Görevi olarak sayıldığını,

Genel Kurul Kararında "b)Ödemeye Esas Belgelerin Eksikliği ve Maddi Hata Bulunması Durumunda Sorumluluk" başlığı altında yapılan açıklamalarda "...5018 sayılı Kanunun 61.maddesi ile Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 29. maddesinde, muhasebe yetkilisinin taahhüt ve tahakkuk aşamaları tamamlanmış, ödeme emri belgesi düzenlenmiş ve ön mali kontrolden geçerek ödenmek üzere muhasebe birimine gelmiş bulunan gider ve muhasebe belgeleri ile ön ödeme belgeleri üzerinde, ödemeye ilişkin belgelerin tamam olup olmadığını ve maddi hata bulunup bulunmadığını kontrol etmekle yükümlü olduğu, ilgili mevzuatında belirtilen belgeler dışında belge aramayacağı ve sorumluğunun görevi gereği incelemesi gereken belgelerle sınırlı olduğu belirtilmektedir. Söz konusu mevzuat hükümleri karşısında, belgelerdeki açık ve kolayca görülebilen ve yorum gerektirmeyen maddi hatalardan muhasebe yetkilisinin, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, hatanın bariz olup olmadığı hususunun ise yargı dairelerince kararlaştırılacak bir husus olduğuna çoğunlukla, " denildiğini,

Dilekçe ekindeki cetvelden, 2007 hesap dönemi içerisinde Muhasebe Yetkilisi görev yaptığının anlaşılacağını,

İlam konusunun, avukatlık vekalet ücretinin hangi kanuna göre ödeneceğinin anlaşmazlığından ve 657 s. DMK'nun 146. maddesinde belirlenen sınıra göre veya diğer mevzuata göre mi verileceğinin, bu doğrultuda hesaplamanın doğru uygulanıp uygulanmadığı ile ilgili olduğunu,

5018 s. Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararında muhasebe yetkilisinin görev ve sorumlulukları ayrıntılı bir şekilde belirtildiğini, burada muhasebe yetkilisinin ödemenin mevzuata uygunluğunu kontrol etme sorumluluğu bulunduğuna ilişkin bir ifadeye yer verilmediğini, Muhasebe yetkililerinin yapılan ödemenin içeriğinin mevzuata uygun olup olmadığını inceleme yetkileri olmadığı gibi, yetkilerinin olmadığı bir hususta sorumlu tutulmalarının da mümkün olmadığını,

Sayıştay Temyiz Kurulunun benzer konudaki 26.06.2012 tarih ve 2012/35323 s.Kararında da, özetle, muhasebe yetkililerinin birimlerce yapılan işlemlerin içeriğinin mevzuata uygun olup olmadığını inceleme yetkileri olmadığı gibi, yetkilerinin olmadığı bir hususta sorumlu tutulmaları da mümkün değildir, denildiğini,

İtiraza konu ödemeler, 2007 yılında yapılması nedeni ile ve Yasal dayanağının da o dönemde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu 164.maddesi ile 5393 sayılı yasanının 82.maddesi olduğu konusundaki diğer sorumluların izahatlerine katılmakla birlikte fiilen yürüttüğü görev dolayısı ile mevzuata aykırı bir karar, işlem veya eylemde bulunmadığını,

Kamu zararının tespiti için, bu zararın oluşmasına neden olan kamu görevlilerinin doğru belirlenmesi ve kamu zararının, belirlenen kamu görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerinden kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının kurulması gerektiğini, bu iki koşulun da Muhasebe yetkilisi açısından gerçekleşmediğini, sorumluluğunun bulunmadığı iş ve işlemlerden dolayı sorumlu tutulmasının, 14.06.2007 tarih ve 5189/1 Sayıştay Genel Kurulu Kararı ve 5018 s.Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu ile bağdaşmadığını ileri sürmüştür.

Konunun esasına ilişkin olarak Dilekçi, karar düzeltilmesi için vermiş olduğu dilekçesinde temyiz aşamasında yapmış olduğu itirazları tekrar vurgulayarak özetle; esasa yönelik olarak Sayıştay kararında belirtilen vekalet ücreti ödemesine ilişkin sınırlandırmanın, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur avukatlar için düzenlenmiş özel bir hüküm olduğunu, bu sebeple sözleşmeli çalışan avukatları devlet memurları için tanınan düzenlemelere tabi tutmanın mümkün olmadığını,

Sayıştay Kararında, "....bu personel hakkında Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4.maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır." denilerek 657 sayılı yasanın 4/B maddesine tabi olduklarından bahsedildiğini ancak bu tespitin hatalı olduğunu,

Dosya kapsamından da açıkça anlaşılacağı üzere istihdam biçiminin, 5393 sayılı Kanununun 49.maddesinde tanımlanan sözleşmeli statü olduğunu,

Avukatlara yapılan ödemelerin yasal dayanağının Avukatlık Kanunu 164.maddesi ile 5393 sayılı yasanının 82.maddesi olduğunu,

Belediye Kanununun 82. maddesinde "Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır..."denildiğini, bu hükme göre belediyede çalışan avukatlara vekalet ücretlerinin verileceği ve bunun dağıtımının da 1389 sayılı yasaya göre yapılacağının belirtildiğini, bunun dışında herhangi bir kısıtlama getirilmediğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Savcılık; Karar düzeltilmesine mahal olmadığı, yönünde görüş bildirmiştir.

Dilekçi muhasebe yetkilisi olarak görev yaptığı için sorumluluk itirazında bulunmakta ise de; sorumlu tutulduğu 4400, 4401, 4402, 7094, 7096 ve 7098 yevmiye nolu ödeme emri belgelerini harcama yetkilisi olarak imzaladığı, muhasebe yetkilisi olarak imzalayan kişinin ise bir başkası olduğu görülmüştür.

5018 sayılı Kanunun 3. maddesinin (k) bendinde, kamu idaresi bütçesinde ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi bulunan birim harcama birimi olarak tanımlanmıştır.

Kanunun 31. maddesinde bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olduğu ifade edilmiş, 32. maddesinde ise; bütçeden harcama yapılabilmesi harcama yetkilisinin, harcama talimatı vermesine bağlanmış, harcama talimatlarında da hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgilerin yer alacağı, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken işlemlerden harcama yetkililerinin sorumlu oldukları belirtilmiştir.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararının “Sorumlular” başlıklı 3.bölümünde de Harcama Yetkilileri açıklanmış ve (a) şıkkında;

“Harcama Yetkililerinin Genel Sorumluluğu:

...bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay’a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına,

…” karar verilmiştir.

Mevzuatın yukarıda belirtilen hükümlerine göre, bütçeden yapılacak harcamalarda süreç, harcama talimatı ile başlamakta ve ödeme emri belgesi uyarınca hak sahibine ödeme yapılması ile son bulmaktadır.

5018 sayılı Kanunda, giderin yapılmasından ödeme aşamasına kadar tüm işlemlerin harcama yetkilisinin gözetim ve denetimi altında, onun emir ve talimatı ile yürütülmesi öngörüldüğünden, belgeleri harcama yetkilisi olarak imzalamış olan dilekçinin sorumluluk konusunda yapmış olduğu itiraz yerinde görülmemiştir.

10.10.2012 tarih ve 35547 sayılı Temyiz Kurulu Kararında belirtildiği üzere;

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Kapsam başlıklı 146. maddesinin ikinci fıkrasında; memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceği ve hiçbir yarar sağlanamayacağı belirtildikten sonra, üçüncü fıkrasında; bazı kanunların ilgili maddeleri sayılmış ve “1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle: 20/3/1997-KHK-570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Belirtilen hükme göre vekalet ücreti limitinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 146. maddesi gereğince yıl içindeki tüm katsayılar dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir.

Ayrıca Dilekçi söz konusu iki adet avukatın 657 sayılı yasanın 4/B maddesine göre değil, 5393 sayılı Kanununun 49.maddesine göre istihdam edildiğini belirtmişse de, 5393 sayılı Kanunun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında avukatların yıllık, dördüncü fıkrasında kısmi zamanlı çalıştırılmasına imkan verilmiş ve beşinci fıkrasında da, “Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır.” denilmiştir.

Söz konusu avukatlar için 5393 sayılı Belediye Kanununun 49.maddesi 3.fıkrası gereğince tam zamanlı olarak çalıştırılacak sözleşmeli personele ilişkin düzenlenmiş hizmet sözleşmesinde;

“…

Sözleşmeli personele, sözleşme ücreti dışında (657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146.maddesine göre tespit olunacak miktarı geçmemek kaydıyla 5393 sayılı Belediye Kanununun 82.maddesi gereğince avukatlara ödenecek vekalet ücretleri hariç) herhangi bir ad altında ayni veya nakdi ödeme yapılamaz.” denilmiştir.Dolayısıyla vekalet ücretinin dağıtımında avukatların 5393 sayılı Kanunun 49. maddesine göre istihdam edilmesi esasa etkili bir husus değildir.

Sonuç olarak Hukuk İşleri Müdürlüğünde görevli avukat ve memurlara 657 sayılı Kanunun 146. maddesinde hüküm altına alınan üst sınır aşılarak avukatlık vekalet ücreti ödenmesi mevzuata uygun değildir.

Ayrıca Karar düzeltilmesinin sebepleri 832 sayılı Sayıştay Kanununun 3162 sayılı Kanununun 8. maddesi ile değişik 77. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, karar düzeltilmesi isteminde bulunabilmek için:

a) Hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması,

b) Bir kararda aynı konu hakkında birbirine aykırı hükümler bulunması,

c) Temyiz incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekarlığın ortaya çıkmış olması,

d) Temyiz sebeplerinden en az birinin mevcut olması gerekmektedir.

Dilekçinin karar düzeltilmesi kapsamında vermiş olduğu dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlar, 10.10.2012 tarih ve 35547 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararında dikkate alındığından ve 832 sayılı Kanunun 77. maddesinde belirtilen karar düzeltilmesini gerektiren yeni bir husus ileri sürülmediğinden, 10.10.2012 tarih ve 35547 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının Düzeltilmesine Mahal Olmadığına,

Karar verildiği 07.01.2014 tarih ve 38169 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.