Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2006
Daire
1
Dosya No
31902
Tutanak No
38177
Tutanak Tarihi
07.01.2014
Konu
KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:

30.05.2012 tarih ve 32037 sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile,

“533 sayılı İlamın 1. maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan personele yapılan ikramiye ödemesinde; adı geçen Kanunda yer alan aylık tanımı dışında kalan özlük haklarının ikramiye hesabına dahil edildiği gerekçesiyle 603.953,40 TL.ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmü tasdik edilmiştir.

Dilekçiler karar düzeltilmesi kapsamında vermiş oldukları dilekçelerinde özetle;

Sayıştay Temyiz Kurulunun 30.05.2012 tarih ve 35037 sayılı ilamı ile kendileri için tasdik edilmiş olan bir konuda ASKİ Genel müdürlüğü için Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.02.2012/34381 sayılı kararı ile beraat hükmü verdiğini,

Sayıştay Temyiz Kurulunun 6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi ve 6829 sayılı Kanunun geçici 14. maddesi memur temsilcileriyle akdedilen sözleşme ve tasarrufu kapsamakta olup, ilama konu tazmin hükmü bu kapsamda yapılan bir ödemeye dayanmadığı şeklindeki değerlendirmesine katılmanın mümkün olmadığını,

6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 8. maddesi ile getirilen "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." şeklinde hükmün, 6289 sayılı 04.04.2012 tarihli Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 14.maddesinde tekrar vurgulandığını, bu yasal düzenlemelerin dikkate alınması gerektiğini,

14.07.1965 tarihli olan 657 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinde memur maaşları tek kalem halinde, bir aylık emeğin karşılığı olarak ödenmekte iken, sonraki yıllarda, ek gösterge, yan ödeme, taban aylık, kıdem aylığı, özel hizmet tazminatı, eş ve çocuk yardımı, ek tazminat, makam ve görev tazminatı gibi kalemlerin memur maaşlarına eklenmek suretiyle, bu kalemlerin tamamının, yine bir aylık emeğin karşılığı olarak memura ödendiğini,

Dolayısıyla, istisnasız her ay ödenen ve bir aylık emeğin karşılığı olan ödemelerin tamamının, maaş kapsamına dahil bulunduğunu,

657 sayılı Kanunun 147/a maddesinde, kanunun yayımlandığı tarihteki maaş hesabı dikkate alınarak yapılan aylık tanımının, bu gün aynı amaçla her ay yapılan ödemelerin tümünü kapsadığını,

2560 sayılı Kanunda iki maaş tutarında ikramiyeden bahsedildiğini, maaşın tanımının da açıkça ay sonu itibariyle ele geçen para olduğunu, 657 sayılı Kanunda belirtilen ve günün şartlarını göz önünde bulundurmayan aylık tanımıyla örtüşmediğini,

Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146. maddesinin son paragrafında bahsedildiği üzere; "bu kanun gereğince ödenecek aylık, taban aylığı, kıdem aylığı, zam ve tazminatlar ile diğer ödemeler toplamının brüt tutarı, bulunulan yerde iş kanunu gereğince işçiler için tespit olunan asgari ücretin aylık tutarından az olamaz: az olması halinde, aradaki fark memurun diğer özlük haklarıyla ilgilendirilmeksizin tazminat olarak ödenir" denildiğini, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; aylık, memurun atandığı kadro derecesine tekabül eden gösterge ve ek gösterge rakamlarının kat sayı ile çarpımı sonucu bulunan miktar şeklinde tanımlanmış olmakla birlikte aynı zamanda, bu miktarın asgari ücretin altında olmamasının da ön görüldüğünü,

Taban ve kıdem aylıklarının ikramiye hesabına dahil edilmesinin yasaya aykırılık oluşturulmadığına ilişkin Sayıştay Temyiz Kurulunun 14.05.2002 tarihli ve 25673 sayılı kararının bulunduğunu,

16 Ağustos 2008 tarihli ve 26969 (Mükerrer) sayılı resmi gazetede yayımlanan 2008/14012 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesinin 4. fıkrasında "İlgili mevzuatı uyarınca memurlara yılın belirli dönemlerinde mutat olarak ödenen ikramiyelerin bir aya isabet eden net tutarları, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %28'inden fazla olan ek ödemelerin net tutarından mahsup edilir." hükmü gereğince verilen ikramiyenin bir aya düşen kısmının ek ödemeden mahsup edildiğini,

Kadroların büyük çoğunluğunu oluşturan teknik personellere verilen ikramiyenin tamamının ek ödemelerinden mahsup edildiğini, diğer memur personele ise aylık 25-35 TL. gibi bir miktar ödendiğini,

Üstelik ödenen ikramiye kümülatif vergi matrahına eklendiğinden tüm personelin, yılın ortalarında % 20 vergi dilimine girdiğinden teknik personelin zararı olurken, memur personelin eline geçen meblağın da neredeyse sıfırlandığını,

Aynı şekilde; taban ve kıdem aylıklarını düzenleyen 375 sayılı KHK'nin 1. maddesinin son fıkrasında "Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz" hükmüne yer verildiğini, bahse konu düzenleme içinde yalnızca zam, tazminat, ödenek ve ücretin sayıldığını, ikramiye ifadesine ise yer verilmediğini, bunun yerine "ve benzeri" ibaresi yazıldığını,

Bu nokta Kurulun bu ifadeyi ikramiye hesabına taban ve kıdem aylığının dahil edilmeyeceği açıkça anlaşılmaktadır, şeklinde yorumladığını oysa;

Bu durumda "ve benzeri" ibaresi yahut "gibi" edatının, kendilerinden önce sayılmış öğelerin genişletilmesine olanak tanıyıp tanımadığının ya da sayılmayan öğelerin bu ibare veya edatla sayılmış kabul edilip edilemeyeceğinin tartışılması ve bu durumun açık olarak ortaya konması gerektiğini,

BUSKİ Genel Müdürlüğünün kuruluş kanunu olan 2560 sayılı Kanunun 6. maddesinin (d) bendinde "...yılda iki maaşı geçmemek üzere verilecek ikramiyelerin miktar ve zamanını belirlemek" hükmünün yer aldığını,

Bu hüküm uyarınca BUSKİ personeline ödenen ikramiyenin esas unsurunun aylık değil maaş olduğunu,

Ayrıca 2560 sayılı Kanunun personel kanunu olmayıp Su ve Kanalizasyon İdarelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında yayımlanmış bir kanun olduğunu,

Konunun, anılan mevzuat hükümlerine göre maaş kavramı, aylık kavramı, ikramiye kavramı "ve benzeri" ibaresi yönünden ayrı ayrı açıklamayı gerektirdiğini,

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun memurlara ödenecek aylık tutar başlıklı değişik 155. maddesinde "Bu kanunun 36 ncı maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, Genel Bütçe Kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir." ve

43. maddesinin değişik (B) bendinde de "Bu kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli (I ve II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır." hükmünün yer aldığını,

Bu hükümlerden, aylık tanımının; 657 sayılı DMK'da her derece için belirlenen göstergeler ile varsa görevin niteliğine göre saptanan ek göstergeler toplamının kanunlar gereği tespit edilen katsayı ile çarpımı sonucunda bulunan tutarı ifade ettiği değerlendirmesine varılabildiğini,

657 DMK 155. maddesinde belirtilen aylık kavramı içine taban aylığı ve kıdem aylığı öğelerinin alındığına dair maddede bir açıklık bulunmadığını,

08.11.1995 tarih ve 22457 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın l/b maddesinin ikinci fıkrasında;

"Devlet memurunun kadro aylığının(aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı hariç, diğer her türlü ödemeler dâhil) net tutarının altında kalması halinde" ifadesine yer verildiğini, Bakanlar Kurulu Kararındaki bu ifadede aylık kavramının, aile yardımı, yabancı dil ve lojman tazminatı haricindeki her türlü ödemeyi kapsadığını ortaya koyduğunu,

Devletin para biriminin Yeni Türk Lirası olmasından sonra aylık ve ücretlere ilişkin Yeni Türk Lirası işlemleri hakkında Maliye Bakanlığınca 12.11.2004 tarih ve 25641 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 158 seri nolu Tebliğde "Örnek Aylık Hesabı" cetvelinde "Aylık Unsurlar" içinde taban aylığı ve kıdem aylığının açıkça sayıldığını,

657 sayılı Kanunda aylık tanımının, deyimler başlıklı 147. maddesinde yapıldığını, maddenin (A) fıkrasında, aylık;

"Bu kanuna tabi kurumlarda görevlendirilen memurlara hizmetlerinin karşılığında, kadroya dayanılarak ay itibariyle ödenen parayı; ifade eder" denildiğini,

2560 sayılı Kanunla getirilen memurlara yılda iki maaş tutarını geçememek üzere verilecek ikramiyelerle ilgili düzenleme yapılırken memurun bir ay içinde aldığı, devamlı aldığı, kendi eşit şartlarında çalışanlarla aynı aldığı ücretin kastedildiğini,

Ayrıca aylık kavramının 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun 14. maddesinde, 5434 sayılı Kanunun 80. maddesinde ikramiye hesabında aylık kavramının dikkate alındığının görüleceğini,

Bütün bunlardan ayrı olarak taban ve kıdem aylıklarının ikramiye ödemesi sırasında ikramiye hesabına dâhil edilmesinin yasaya aykırılık oluşturmadığına ilişkin Sayıştay Temyiz Kurulu'nun 14.05.2002 tarih ve 25673 sayılı kararında da belirtildiğini ve;

"375 sayılı KHK ile yapılan düzenleme ile 'Aylık' ibaresinin taban ve kıdem aylığını da içine alacak şekilde genişletilerek aylığın birer unsuru haline getirildiği anlaşıldığından ...verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına...." hükmedildiğini,

Dolayısıyla, bu karar ile taban ve kıdem aylıklarının aylığın birer unsuru olduğunun kesin olarak hükme bağlandığını belirterek tasdik edilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemişlerdir.

Savcılık;Karar düzeltilmesine mahal olmadığı, yönünde görüş bildirmiştir.

657 sayılı Kanunun “Memurlara Ödenecek Aylık Tutarları” başlıklı 155. maddesinde, “Bu kanunun 36. maddesinde yer alan sınıflara ait gösterge tablosundaki rakamların, genel bütçe kanununda o yıl için tespit edilen katsayı ile çarpılması sonunda bulunacak miktar, sınıfların derece ve kademelerindeki memurların aylık tutarlarını gösterir.”,

“Göstergeler” başlıklı 43. maddesinin B bendinde; “Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır.” , hükümlerine yer verilmek suretiyle “Aylık” kavramı, her derece için tespit edilen göstergeler ile görevin niteliğine göre belirlenen ek göstergeler toplamının Bütçe Kanununda saptanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olarak tanımlanmıştır.

Diğer taraftan, 375 sayılı Devlet Memurları Ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde “Bu göstergeler 657 sayılı Kanun ve diğer personel kanunlarına ve kanun hükmünde kararnamelere göre her ne ad altında olursa olsun ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, ücret ve benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmaz.” denilmektedir. Düzenlemede her ne kadar “ikramiye” ifadesine yer verilmese de, “her ne ad altında olursa olsun” ile “ve benzeri ödemeler” ibarelerinden, kapsamın sadece sayılan ödeme türleriyle sınırlı olmadığı, “ikramiye” hesabına da taban ve kıdem aylığının dahil edilmeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.

6009 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde ve 6289 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 4688 sayılı Kanuna eklenen geçici 14.maddede, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, ilama konu ödemeyi 6009 ve 6289 sayılı kanunlar kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Dilekçilerin karar düzeltilmesi kapsamında vermiş olduğu dilekçelerinde belirtmiş olduğu hususlar, 30.05.2012 tarih ve 35037 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararında dikkate alındığından ve 832 sayılı Kanunun 77. maddesinde belirtilen karar düzeltilmesini gerektiren yeni bir husus ileri sürülmediğinden, 30.05.2012 tarih ve 35037 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının Düzeltilmesine Mahal Olmadığına,

Karar verildiği 07.01.2014 tarih ve 38177 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.