Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
2
Dosya No
36707
Tutanak No
38989
Tutanak Tarihi
13.05.2014
Konu
KARAR
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü:
1-) 644 sayılı İlam’ın 15. maddesi ile, Ovacık İlçe Özel İdaresince Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen kaymakamlara, yapmış oldukları bu görev karşılığında ödenen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle 1.181,82-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle, Mülki İdare Amiri Hizmetleri Sınıfında Bulunan İçişleri Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasların” 4. maddesine göre Ek ödemenin, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağını; taşrada görev yapan mülki idare amirlerine verilen özel idare ödeneklerinin, merkezde görev yapan mülki idare amirlerine, özel idare görevi yapmadıkları halde maaşlarına eklenerek ödendiğini; taşra görevi yapan mülki idare amirlerinin de bu ödeneği, görevde olmadıkları süreler içerisinde özel idare ödeneği olarak özel idareden değil, ek ödeme olarak genel bütçeden almakta olduklarını; Kaymakamlara ve Vali Yardımcılarına verilen ek ödeneklerden gelir vergisi kesilmeyeceğine dair 5540 sayılı Kanun açık olduğunu;
Bu konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 20.12.2006 tarih ve 14914 sayılı yazısında;
“İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünden ve bazı valiliklerden intikal eden yazılarda; İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca vali yardımcıları ve kaymakamlara il özel idaresi bütçesinden yapılacak ödemelerden damga vergisi dışında vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda görüş sorulmaktadır.
Bilindiği gibi 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi “görev ve ek ödenek” başlığını taşımaktadır. 5540 Sayılı Kanunla il özel idaresinden ek ödenek almayan mülki idare amirlerine sağlanan hak, esas itibariyle bir ek ödenek biçiminde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 5540 Sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinin uygulanması çerçevesinde Bakanlığımız ve Maliye Bakanlığı tarafından mutabık kalınarak hazırlanan Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan İçişleri Bakanlığı personeline yapılacak Ek Ödemeye ilişkin Usul ve Esaslar ile merkez ve taşra teşkilatında eş değer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amaçlanmış olup bu ödemede damga vergisi dışında bir kesinti yapılmamaktadır.
Bu çerçevede 5540 Sayılı Kanunla sağlanan ek ödemelerde temel olarak, 5302 Sayılı İl özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi kapsamında yapılan ödemeler, dikkate alınarak taşrada görev yapan vali, vali yardımcıları ve kaymakamlar için bu oranlar söz konusu Ödemeler kadar eksiltilerek belirlenmiştir.
Nitekim, 5540 Sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinde yer alan “... 5302 Sayılı İl özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsal unvanlara göre belirlenen oranlarının altında ek ödeme tespit edilebilir....” hükmü de bu doğrultudadır.
Bu durumda, taşra personeline 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanuna göre yapılan ödemelerin de, 5540 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında bir ek ödeme olarak kabulü ile damga vergisi dışında bir kesintiye tabi tutulmaması gerekmektedir.” denildiğini;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun genel bir kanun olduğunu; 5540 sayılı Kanunun ise hem özel, hem de daha sonra çıkartılmış bir Kanun olduğunu; 5540 sayılı Kanuna aykırı olan eski ve genel kanun hükümlerinin uygulanamayacağının genel hukuk kuralı olduğunu;
Ayrıca T.C. Danıştay Dördüncü Dairesinin 2007/5848 esas. 2008/5019 karar nolu kararında: “5540 Sayılı Dahiliye Memurları Kanunu, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanununda değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek Ödeme” başlıklı ek 5. Maddede, bu ödemenin yapılacağı kamu görevlileri sayılıp, ödemenin üst sınırı belirlenmiş ve ödemeye ilişkin kriterlere yer verilip, oranı belirleme yetkisine ilişkin usul belirlenmiş, bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılamayacağı ifade edilmiştir. 5.7.2007 tarih ve 26219 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5540 sayılı Yasa ile tanımlanan ek ödeme ve bu ödemeye uygulanacak vergi istisnasının sadece bu Yasa ile yapılan ödemeleri değil, Yasanın yürürlüğe konuluş amacı da dikkate alındığında mülki idare amirlerine diğer kanunlar uyarınca, bu kapsamda 5302 sayılı Yasa ile yapılan ek ödemeler için de uygulanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre 5540 sayılı Kanunun Ek 5.maddesi ile İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında eş değer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amaçlandığından, mülki idare amirliği hizmetleri sınıfında bulunanlara yapılan ek ödemelere de vergi istisnası uygulanacağı açıktır.” denildiğini; 5302 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinin gelir vergisi kesintisi nedeniyle çıkartılan borçları işaret ettiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçen dilekçesinde 15’inci maddeye ilişkin olarak, özel idare tarafından kaymakamlara yapılan ödemelerden kesilmeyen gelir vergilerinin 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen Geçici 4’üncü madde ile affa uğradığını belirterek, hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılması talep etmektedir.
Belirtilen düzenleme 5917 sayılı Kanunla yapılmış olup, bu düzenleme bir vergi istisnasını ihtiva etmemektedir. Ayrıca konu Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kuruluna da intikal ettirilmiş olup, belirtilen ödemeler üzerinden gelir vergisi kesilmesinin zorunlu olduğu yönünde hüküm verilmiştir Bu itibarla ortaya konulanlar Dairece verilen kararın gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu sebeple verilen tazmin hükmünün tasdikinin uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63. maddesinde; vali yardımcılarına ve kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği, düzenlenmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde ise “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. …” denilmektedir.
Anılan Kanun’un 94. maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmekte ve bu maddenin 1 numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç) 103 ve 104. maddelere göre vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 63. maddesine göre, vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Zira, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretin Tarifi” başlıklı 61. maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında vali yardımcıları ve kaymakamlara verilen ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan bu ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, 5540 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 09.06.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5 inci maddesinde; “İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. …” hükmü bulunmaktadır.
Söz konusu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, vali, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ek ödeme; diğeri ise 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan ve hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddesine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.
Bununla birlikte, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na 5917 sayılı Kanunun 36. maddesi ile eklenen Geçici 4. madde hükmü, 5302 sayılı Kanun’un 28 ve 63. maddeleri gereği yapılacak ödemelerin aslı ile ilgili olup bu ödemelerden yapılacak kesintileri kapsamamaktadır.
Ayrıca, bu konuyla ilgili olarak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 2010/290 Esas ve 2011/240 No’lu kararı ile il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisi yapılacağı yönünde karar verilmiştir.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 644 sayılı İlam’ın 15. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
2-) 644 sayılı İlam’ın 16. maddesi ile, Ovacık İlçesi Kaymakamlığına vekalet eden Vali Yardımcısı Mehmet Polat’a, vekalet görevi nedeniyle il özel idaresi ödeneğinin mükerrer ödenmesi nedeniyle 437,29-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle, Ekte sunulan İçişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Müşavirliğinin 03.07.2006 tarih ve B050HUK0000002.81-106-6643 Sayılı Yazısında ve İçişleri Bakanlığı, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğümün, 02.07.2007 tarih ve B050MAH0740003 sayılı 2007/70 Sayılı Genelgesinde görüldüğü üzere, yasanın 63. maddesi hükmünün vali yardımcısı ve kaymakamlara ek ödenek verilmesini sadece bir koşula bağladığını; 63. maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, vali yardımcıları ve kaymakamların, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü olması hususu belirtildikten sonra, aynı fıkranın ikinci cümlesinde, vali yardımcılarına ve kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında ek ödenek verileceğinin ifade edildiğini;
Vali yardımcısı ve kaymakamlar ile diğer görevlerde bulunan mülki idare amirleri, her ilçe için benzer olmakla beraber, il özel idaresi görevlerini, her ilçe için ayrı ayrı yapmakta, ayrı ayrı sorumluluğu ve riski üstlenmekte, ayrı bir çalışmayı gerçekleştirmekte olduklarını; ayrı mülki sınırlar içinde her ilçenin özel idare tarafından yürütülmesi gereken görevlerinin bulunduğunu; bu görevlerin benzer olmasının, bunların ayrı sorumluluk ve çalışmayı gerektirmediği anlamına gelmeyeceğini;
Özel idare bütçesinin, ilçelerle birlikte tek bir bütçe olup, her ilçede görev yapan, kaymakam, kaymakamlığı vekalet eden vali yardımcısı ya da kaymakam vekiline ödenecek özel idare ödeneğinin ayrı ayrı hesaplanarak, ilçe özel idare müdürlükleri bölümüne ödenek olarak konulduğunu, dolayısıyla kaymakamlara verilen ödeneğin, bütçenin tek oluşuyla bir ilgisinin bulunmadığını;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesinde, “Bir görevin memurlar eliyle yürütülmesi halinde aylıksız vekalet esastır.” denildiğini, yine anılan maddenin devamında; “Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.” denildiğini; yasa metninde, “esastır” , “gördürülebilir” denilmek suretiyle kesin bir düzenleme yapılmadığını, ancak İdareye takdir yetkisi verildiğini; madde metni dikkatle incelendiğinde, takdir yetkisinin, vekalet ücretinin verilip-verilmeyeceğini de kapsadığının anlaşılmakta olduğunu;
657 Sayılı Kanunda “Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.” tek cümleli bir paragraf olup, bu cümleden önce ya da sonra, istisnaların neler olduğunu ifade eden bir cümle bulunmadığını; Sayıştay İlamında belirtildiği şekliyle “esastır” denilmesine “istisnalar dışında bu geçerlidir” biçiminde anlam verilebilmesi için istisnaların neler olduğunun, bu cümleden önce ya da sonra sayılarak belirtilmesi gerektiğini; Zira Anayasa’nın 18. maddesi çerçevesinde asli görevin dışında, ayrı bir sorumluluk, risk ve çabayı gerektiren vekalet görevi nedeniyle bu görevi fiilen yürüten memura ücret verilmesi gerektiğini ve vekalet görevi verilen memurların, bu görevleri fiilen yürüttüklerini;
Yine, 657 Sayılı Kanun’un 86. maddesinde; “Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denildiğini;
Anayasa’nın 18.maddesinde; “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır” hükmünün yer aldığını; Anayasa’nın anılan hükmüne istinaden vekalet görevi çerçevesinde görev verilenlere ücret verilmesiyle ilgili çeşitli mahkeme kararlarının bulunduğunu; bu bakımdan, vekalet görevi verilen ve asılda bulunan şartlara haiz memur personele fiilen yürüttükleri görevler için 657 Sayılı Kanunun 86. maddesine göre yapılan vekalet ücreti ödemelerinin mevzuata uygun olduğunu;
10 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “5917 Sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun” 36’ncı maddesi ile 22.02.2005 tarihli 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen Geçici 4’üncü hükmü uyarınca, 28’inci ve 63’üncü maddeler çerçevesinde yapılan ödemelere ilişkin olarak ilgililer hakkında verilen kamu zararı hükmünün kaldırılması gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçen dilekçesinde 16’ncı maddeye ilişkin olarak, kamu zararının bulunmadığını, ayrıca Anayasamız uyarınca angaryanın yasak olduğunu, yapılan ödemelerin mevzuatına uygun olduğunu ifade ederek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemektedir.
Daire kararı incelendiğinde aynı dönem için mükerrer ödeme yapıldığı, bu sebeple tazmine karar verildiği görülmektedir. Ortaya konulanlar tazmin hükmünün gerekçelerini karşılamadığından Dairece verilen tazmin hükmünün onaylanmasının uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki Devri” başlıklı 32. maddesinde;
“Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.”
“Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63. maddesinde ise;
“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.” hükümleri yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekalet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86. maddesinde;
“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.”denilmektedir.
Yukarıdaki kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere vali yardımcısı ve kaymakamlar valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludurlar. Yapmış oldukları bu görevler karşılığında da aylık olarak 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda ödenek alırlar. Burada kanun koyucu görevlendirme konusunda İl Valisine takdir hakkı tanımıştır. Vali, bir kaymakamı veya vali yardımcısını kadrosunun bulunduğu ve fiilen görev yapmakta olduğu il veya ilçenin dışında özel idare hizmetlerini görmek amacıyla başka bir yerde de görevlendirebilecektir. Mezkur Kanunun 63 üncü maddesinde de herhangi bir idari sınır konulmaksızın verilen bu görevler karşılığında adı geçen ödeneğin verileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak; aynı ayda, aynı ödeneğin, aynı kişiye ödenmesinde bir üst sınır (12000 gösterge) getirilmiştir.
Keza İl Özel İdaresi bütçesi ilçelerle beraber tek bir bütçe olduğundan ve ek ödenek özel idare hizmetlerinin karşılığı olarak verildiğinden, bir ilçede kaymakam olarak görevli iken vali yardımcılığına vekalet eden kaymakamlara özel idare ödeneğinin vekalet nedeniyle mükerrer olarak ödenmesi mümkün değildir.
5302 sayılı İI Özel İdare Kanunu’nun 63 üncü maddesinde kaymakamlara ve vali yardımcılarına ödenebileceği belirtilen ödeneğin hukuk işleri müdürü gibi diğer memurlara da ödenmesi mümkün değildir.
657 sayılı Kanun’daki “aylıksız vekalet esastır.” ifadesini “aylıksız olarak gördürülebilir” şeklinde yorumlayarak idareye takdir hakkı verildiği iddia edilmiş olunsa da, kanundaki bu ifadeden, istisnalar dışında memurlar arasında bir göreve vekaletin ücretsiz yapılacağı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle “esastır” demek “istisnalar dışında bu geçerlidir” demektir.
10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.06.2009 tarih ve 5917 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na eklenen Geçici 4. maddede;
“Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir.” denilmiş olup, söz konusu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5917 sayılı Kanunla getirilen düzenleme bu Kanun’un yürürlüğe giriş tarihi olan 10.07.2009 tarihine kadar olan ödemeleri kapsamakta olup, bu tarihten sonra yapılan ödemeler hakkında başkaca bir hüküm bulunmamaktadır.
Ayrıca İlam’da da belirtildiği üzere İl Özel İdaresi Kanunu’nun 32. maddesinde Valinin, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlilerine; ilçelerde ise, kaymakamlara devredebileceği belirtilmiştir. Yani, vali yardımcılarının ve kaymakamların aldıkları aylık karşılığı yapması gereken görevleri arasında ilçelerde Valinin görev ve yetkilerinden bir kısmını yerine getirme görevi de bulunmaktadır ve bu kişiler iddia edildiği üzere angaryaya maruz bırakılmamaktadırlar.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 644 sayılı İlam’ın 16. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 13.05.2014 tarih ve 38989 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
1-) 644 sayılı İlam’ın 15. maddesi ile, Ovacık İlçe Özel İdaresince Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen kaymakamlara, yapmış oldukları bu görev karşılığında ödenen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesilmemesi nedeniyle 1.181,82-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle, Mülki İdare Amiri Hizmetleri Sınıfında Bulunan İçişleri Bakanlığı Personeline Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Usul ve Esasların” 4. maddesine göre Ek ödemenin, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacağını; taşrada görev yapan mülki idare amirlerine verilen özel idare ödeneklerinin, merkezde görev yapan mülki idare amirlerine, özel idare görevi yapmadıkları halde maaşlarına eklenerek ödendiğini; taşra görevi yapan mülki idare amirlerinin de bu ödeneği, görevde olmadıkları süreler içerisinde özel idare ödeneği olarak özel idareden değil, ek ödeme olarak genel bütçeden almakta olduklarını; Kaymakamlara ve Vali Yardımcılarına verilen ek ödeneklerden gelir vergisi kesilmeyeceğine dair 5540 sayılı Kanun açık olduğunu;
Bu konuyla ilgili İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 20.12.2006 tarih ve 14914 sayılı yazısında;
“İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünden ve bazı valiliklerden intikal eden yazılarda; İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi uyarınca vali yardımcıları ve kaymakamlara il özel idaresi bütçesinden yapılacak ödemelerden damga vergisi dışında vergi kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda görüş sorulmaktadır.
Bilindiği gibi 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi “görev ve ek ödenek” başlığını taşımaktadır. 5540 Sayılı Kanunla il özel idaresinden ek ödenek almayan mülki idare amirlerine sağlanan hak, esas itibariyle bir ek ödenek biçiminde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 5540 Sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinin uygulanması çerçevesinde Bakanlığımız ve Maliye Bakanlığı tarafından mutabık kalınarak hazırlanan Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan İçişleri Bakanlığı personeline yapılacak Ek Ödemeye ilişkin Usul ve Esaslar ile merkez ve taşra teşkilatında eş değer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amaçlanmış olup bu ödemede damga vergisi dışında bir kesinti yapılmamaktadır.
Bu çerçevede 5540 Sayılı Kanunla sağlanan ek ödemelerde temel olarak, 5302 Sayılı İl özel İdaresi Kanununun 63 üncü maddesi kapsamında yapılan ödemeler, dikkate alınarak taşrada görev yapan vali, vali yardımcıları ve kaymakamlar için bu oranlar söz konusu Ödemeler kadar eksiltilerek belirlenmiştir.
Nitekim, 5540 Sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinde yer alan “... 5302 Sayılı İl özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsal unvanlara göre belirlenen oranlarının altında ek ödeme tespit edilebilir....” hükmü de bu doğrultudadır.
Bu durumda, taşra personeline 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanuna göre yapılan ödemelerin de, 5540 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında bir ek ödeme olarak kabulü ile damga vergisi dışında bir kesintiye tabi tutulmaması gerekmektedir.” denildiğini;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun genel bir kanun olduğunu; 5540 sayılı Kanunun ise hem özel, hem de daha sonra çıkartılmış bir Kanun olduğunu; 5540 sayılı Kanuna aykırı olan eski ve genel kanun hükümlerinin uygulanamayacağının genel hukuk kuralı olduğunu;
Ayrıca T.C. Danıştay Dördüncü Dairesinin 2007/5848 esas. 2008/5019 karar nolu kararında: “5540 Sayılı Dahiliye Memurları Kanunu, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanununda değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1.maddesi ile 9.6.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek Ödeme” başlıklı ek 5. Maddede, bu ödemenin yapılacağı kamu görevlileri sayılıp, ödemenin üst sınırı belirlenmiş ve ödemeye ilişkin kriterlere yer verilip, oranı belirleme yetkisine ilişkin usul belirlenmiş, bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılamayacağı ifade edilmiştir. 5.7.2007 tarih ve 26219 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5540 sayılı Yasa ile tanımlanan ek ödeme ve bu ödemeye uygulanacak vergi istisnasının sadece bu Yasa ile yapılan ödemeleri değil, Yasanın yürürlüğe konuluş amacı da dikkate alındığında mülki idare amirlerine diğer kanunlar uyarınca, bu kapsamda 5302 sayılı Yasa ile yapılan ek ödemeler için de uygulanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre 5540 sayılı Kanunun Ek 5.maddesi ile İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında eş değer görevleri yapan aynı memuriyet kıdemindeki mülki idare amirlerinin aylıklarının eşitlenmesi amaçlandığından, mülki idare amirliği hizmetleri sınıfında bulunanlara yapılan ek ödemelere de vergi istisnası uygulanacağı açıktır.” denildiğini; 5302 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinin gelir vergisi kesintisi nedeniyle çıkartılan borçları işaret ettiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçen dilekçesinde 15’inci maddeye ilişkin olarak, özel idare tarafından kaymakamlara yapılan ödemelerden kesilmeyen gelir vergilerinin 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen Geçici 4’üncü madde ile affa uğradığını belirterek, hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılması talep etmektedir.
Belirtilen düzenleme 5917 sayılı Kanunla yapılmış olup, bu düzenleme bir vergi istisnasını ihtiva etmemektedir. Ayrıca konu Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kuruluna da intikal ettirilmiş olup, belirtilen ödemeler üzerinden gelir vergisi kesilmesinin zorunlu olduğu yönünde hüküm verilmiştir Bu itibarla ortaya konulanlar Dairece verilen kararın gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu sebeple verilen tazmin hükmünün tasdikinin uygun olacağı düşünülmektedir.” denilmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63. maddesinde; vali yardımcılarına ve kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verileceği, düzenlenmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde ise “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. …” denilmektedir.
Anılan Kanun’un 94. maddesinin birinci fıkrasında, maddede bentler halinde sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yapanların, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları belirtilmekte ve bu maddenin 1 numaralı bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç) 103 ve 104. maddelere göre vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 63. maddesine göre, vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödemenin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde belirtilen kazançlar kapsamında bir ücret ödemesi olduğu tartışmasızdır. Zira, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretin Tarifi” başlıklı 61. maddesinde, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret olarak tanımlanmış ve bu şekilde bir iş ilişkisi bulunan personele işveren tarafından yapılan ödemenin adının (ödenek, tazminat, kasa tazminatı tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması) o ödemenin ücret olma mahiyetini değiştirmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, 5302 sayılı Kanun kapsamında vali yardımcıları ve kaymakamlara verilen ödenek ve ek ödenek, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu anlamında bir ücret ödemesi olduğundan bu ödemelerden gelir vergisi kesintisinin yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, 5540 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 09.06.1930 tarihli ve 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen Ek Ödeme başlıklı Ek 5 inci maddesinde; “İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında Mülkî İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63 üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. …” hükmü bulunmaktadır.
Söz konusu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, vali, vali yardımcıları ve kaymakamlara, iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödemede bulunulmaktadır. Bu ödemelerden biri, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ek ödeme; diğeri ise 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesine istinaden yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır. Buna göre, yapılan ödemelerin dayanakları farklı olduğundan ve hukukun genel prensiplerine göre istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinden, 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamaktadır. Ayrıca, vergi hukukunda kanunilik ilkesi geçerli olduğundan ve kıyas yasağı bulunduğundan, 1700 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmünün, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28 ve 63. maddesine göre ödenmekte olan ödeneklere de teşmili yasal olarak mümkün değildir.
Bununla birlikte, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na 5917 sayılı Kanunun 36. maddesi ile eklenen Geçici 4. madde hükmü, 5302 sayılı Kanun’un 28 ve 63. maddeleri gereği yapılacak ödemelerin aslı ile ilgili olup bu ödemelerden yapılacak kesintileri kapsamamaktadır.
Ayrıca, bu konuyla ilgili olarak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 2010/290 Esas ve 2011/240 No’lu kararı ile il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisi yapılacağı yönünde karar verilmiştir.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 644 sayılı İlam’ın 15. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
2-) 644 sayılı İlam’ın 16. maddesi ile, Ovacık İlçesi Kaymakamlığına vekalet eden Vali Yardımcısı Mehmet Polat’a, vekalet görevi nedeniyle il özel idaresi ödeneğinin mükerrer ödenmesi nedeniyle 437,29-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçi dilekçesinde özetle, Ekte sunulan İçişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Müşavirliğinin 03.07.2006 tarih ve B050HUK0000002.81-106-6643 Sayılı Yazısında ve İçişleri Bakanlığı, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğümün, 02.07.2007 tarih ve B050MAH0740003 sayılı 2007/70 Sayılı Genelgesinde görüldüğü üzere, yasanın 63. maddesi hükmünün vali yardımcısı ve kaymakamlara ek ödenek verilmesini sadece bir koşula bağladığını; 63. maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, vali yardımcıları ve kaymakamların, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü olması hususu belirtildikten sonra, aynı fıkranın ikinci cümlesinde, vali yardımcılarına ve kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında ek ödenek verileceğinin ifade edildiğini;
Vali yardımcısı ve kaymakamlar ile diğer görevlerde bulunan mülki idare amirleri, her ilçe için benzer olmakla beraber, il özel idaresi görevlerini, her ilçe için ayrı ayrı yapmakta, ayrı ayrı sorumluluğu ve riski üstlenmekte, ayrı bir çalışmayı gerçekleştirmekte olduklarını; ayrı mülki sınırlar içinde her ilçenin özel idare tarafından yürütülmesi gereken görevlerinin bulunduğunu; bu görevlerin benzer olmasının, bunların ayrı sorumluluk ve çalışmayı gerektirmediği anlamına gelmeyeceğini;
Özel idare bütçesinin, ilçelerle birlikte tek bir bütçe olup, her ilçede görev yapan, kaymakam, kaymakamlığı vekalet eden vali yardımcısı ya da kaymakam vekiline ödenecek özel idare ödeneğinin ayrı ayrı hesaplanarak, ilçe özel idare müdürlükleri bölümüne ödenek olarak konulduğunu, dolayısıyla kaymakamlara verilen ödeneğin, bütçenin tek oluşuyla bir ilgisinin bulunmadığını;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesinde, “Bir görevin memurlar eliyle yürütülmesi halinde aylıksız vekalet esastır.” denildiğini, yine anılan maddenin devamında; “Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.” denildiğini; yasa metninde, “esastır” , “gördürülebilir” denilmek suretiyle kesin bir düzenleme yapılmadığını, ancak İdareye takdir yetkisi verildiğini; madde metni dikkatle incelendiğinde, takdir yetkisinin, vekalet ücretinin verilip-verilmeyeceğini de kapsadığının anlaşılmakta olduğunu;
657 Sayılı Kanunda “Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.” tek cümleli bir paragraf olup, bu cümleden önce ya da sonra, istisnaların neler olduğunu ifade eden bir cümle bulunmadığını; Sayıştay İlamında belirtildiği şekliyle “esastır” denilmesine “istisnalar dışında bu geçerlidir” biçiminde anlam verilebilmesi için istisnaların neler olduğunun, bu cümleden önce ya da sonra sayılarak belirtilmesi gerektiğini; Zira Anayasa’nın 18. maddesi çerçevesinde asli görevin dışında, ayrı bir sorumluluk, risk ve çabayı gerektiren vekalet görevi nedeniyle bu görevi fiilen yürüten memura ücret verilmesi gerektiğini ve vekalet görevi verilen memurların, bu görevleri fiilen yürüttüklerini;
Yine, 657 Sayılı Kanun’un 86. maddesinde; “Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” denildiğini;
Anayasa’nın 18.maddesinde; “Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır” hükmünün yer aldığını; Anayasa’nın anılan hükmüne istinaden vekalet görevi çerçevesinde görev verilenlere ücret verilmesiyle ilgili çeşitli mahkeme kararlarının bulunduğunu; bu bakımdan, vekalet görevi verilen ve asılda bulunan şartlara haiz memur personele fiilen yürüttükleri görevler için 657 Sayılı Kanunun 86. maddesine göre yapılan vekalet ücreti ödemelerinin mevzuata uygun olduğunu;
10 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “5917 Sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun” 36’ncı maddesi ile 22.02.2005 tarihli 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen Geçici 4’üncü hükmü uyarınca, 28’inci ve 63’üncü maddeler çerçevesinde yapılan ödemelere ilişkin olarak ilgililer hakkında verilen kamu zararı hükmünün kaldırılması gerektiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılama yazısında; “Adı geçen dilekçesinde 16’ncı maddeye ilişkin olarak, kamu zararının bulunmadığını, ayrıca Anayasamız uyarınca angaryanın yasak olduğunu, yapılan ödemelerin mevzuatına uygun olduğunu ifade ederek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını istemektedir.
Daire kararı incelendiğinde aynı dönem için mükerrer ödeme yapıldığı, bu sebeple tazmine karar verildiği görülmektedir. Ortaya konulanlar tazmin hükmünün gerekçelerini karşılamadığından Dairece verilen tazmin hükmünün onaylanmasının uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki Devri” başlıklı 32. maddesinde;
“Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.”
“Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63. maddesinde ise;
“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.” hükümleri yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekalet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86. maddesinde;
“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.”denilmektedir.
Yukarıdaki kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere vali yardımcısı ve kaymakamlar valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludurlar. Yapmış oldukları bu görevler karşılığında da aylık olarak 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda ödenek alırlar. Burada kanun koyucu görevlendirme konusunda İl Valisine takdir hakkı tanımıştır. Vali, bir kaymakamı veya vali yardımcısını kadrosunun bulunduğu ve fiilen görev yapmakta olduğu il veya ilçenin dışında özel idare hizmetlerini görmek amacıyla başka bir yerde de görevlendirebilecektir. Mezkur Kanunun 63 üncü maddesinde de herhangi bir idari sınır konulmaksızın verilen bu görevler karşılığında adı geçen ödeneğin verileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak; aynı ayda, aynı ödeneğin, aynı kişiye ödenmesinde bir üst sınır (12000 gösterge) getirilmiştir.
Keza İl Özel İdaresi bütçesi ilçelerle beraber tek bir bütçe olduğundan ve ek ödenek özel idare hizmetlerinin karşılığı olarak verildiğinden, bir ilçede kaymakam olarak görevli iken vali yardımcılığına vekalet eden kaymakamlara özel idare ödeneğinin vekalet nedeniyle mükerrer olarak ödenmesi mümkün değildir.
5302 sayılı İI Özel İdare Kanunu’nun 63 üncü maddesinde kaymakamlara ve vali yardımcılarına ödenebileceği belirtilen ödeneğin hukuk işleri müdürü gibi diğer memurlara da ödenmesi mümkün değildir.
657 sayılı Kanun’daki “aylıksız vekalet esastır.” ifadesini “aylıksız olarak gördürülebilir” şeklinde yorumlayarak idareye takdir hakkı verildiği iddia edilmiş olunsa da, kanundaki bu ifadeden, istisnalar dışında memurlar arasında bir göreve vekaletin ücretsiz yapılacağı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle “esastır” demek “istisnalar dışında bu geçerlidir” demektir.
10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.06.2009 tarih ve 5917 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na eklenen Geçici 4. maddede;
“Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir.” denilmiş olup, söz konusu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
5917 sayılı Kanunla getirilen düzenleme bu Kanun’un yürürlüğe giriş tarihi olan 10.07.2009 tarihine kadar olan ödemeleri kapsamakta olup, bu tarihten sonra yapılan ödemeler hakkında başkaca bir hüküm bulunmamaktadır.
Ayrıca İlam’da da belirtildiği üzere İl Özel İdaresi Kanunu’nun 32. maddesinde Valinin, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlilerine; ilçelerde ise, kaymakamlara devredebileceği belirtilmiştir. Yani, vali yardımcılarının ve kaymakamların aldıkları aylık karşılığı yapması gereken görevleri arasında ilçelerde Valinin görev ve yetkilerinden bir kısmını yerine getirme görevi de bulunmaktadır ve bu kişiler iddia edildiği üzere angaryaya maruz bırakılmamaktadırlar.
Bu itibarla, dilekçi iddialarının reddedilerek 644 sayılı İlam’ın 16. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
Karar verildiği 13.05.2014 tarih ve 38989 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.