Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
1
Dosya No
37753
Tutanak No
39716
Tutanak Tarihi
02.12.2014
Konu
KARAR

Duruşma talebinde bulunan dilekçiye 07.11.2014 tarihinde duruşma günü bildirilmiş olmasına karşın duruşmaya katılmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesi hükmü uyarınca dosya üzerinde ve gıyabında, gereği görüşüldü;

1-A) 1203 sayılı İlam’ın 1. maddesinin (A) fıkrası ile İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Aslan KARANFİL’e özel hizmet tazminatının fazla ödenmesi nedeniyle 5.559,13 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

B) 1203 sayılı İlam’ın 1. maddesinin (B) fıkrası ile Genel Sekreter Yardımcısı Muzaffer KAYAOĞLU, Daire Başkanları Ramazan ÇAPACI, İsmail ERTÜRK, Koksal CALAP, Recep AYDIN, Adem KIZILKAYA, Hukuk Müşaviri Ahmet KAHRIMAN'a mevzuata aykırı olarak makam ve görev tazminatı ödenmesi nedeniyle 47.271,60 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Yasasının 36. maddesinin 2011 yılındaki değişiklikten önceki halinde yer alan "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklarından aynen yararlanırlar" ibaresiyle genel sekreterin sadece özlük haklarının değil daha geniş yasal hakların kapsama dahil edilmek istendiğini, Kanun koyucu aksi irade ortaya koymuş olsaydı değişiklikten sonra olduğu gibi 657 sayılı kanunda öngörülen zam ve tazminatlara yaptığı atfı burada da kullanacağını, oysa kanunda "ilgili mevzuat" tabiri kullanılmak suretiyle kanun, kanun hükmünde kararname, yönetmelik, tüzük, tebliğ vs. konuyla ilgisi olan her tür düzenleme kapsama alındığını ve yine "tüm haklardan aynen yararlanır" tabiri ile de bu düzenlemelerde yer alan hakların tamamını kastettiğini, burada sadece makam ve görev tazminatları ya da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundan kaynaklı bir tahdit olduğunun düşünülmesi yasa koyucunun iradesi ile örtüşmediğini,

Ayrıca Sayıştay 1. Dairesinin Bursa İl Özel İdaresi Muhasebe Biriminin 2008 yılına ilişkin olarak verdiği 01.12.2010 tarih ve 9838 tutanak sayılı kararında aynı mahiyetteki bir ödemeyle ilgili 6009 Sayılı Kanunun geçici 8. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla ilişilecek bir husus bulunmadığına hükmedildiğini belirtip İlam’ın (B) fıkrası için de bu kararı gerekçe göstererek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “İl Özel İdaresi Genel Sekreterine, Maliye Bakanlığındaki müstakil daire başkanlığına ait ek ödemeden yararlandırılarak yapılan ödeme, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesi, 2007/11930 sayılı B.K.Kararı ve 2007 yılında uygulanmasına devam edileceği belirtilen 2006/10344 sayılı B.K.Kararı ile Maliye Bakanlığı (BÜMKO Genel Müdürlüğü) nın 31.08.2007 tarihli ve 115920 sayılı yazısına aykırı bulunmaktadır.

Diğer taraftan yapılan ödeme 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi kapsamında yapılan ödeme olmadığından, tazmin kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

A) 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Norm Kadro Ve Personel İstihdamı” başlıklı 36. maddesinde; “Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır.” hükmü yer almaktadır.

5302 sayılı Kanunun 36. maddesinde belirtilen “ilgili mevzuat” ve “haklar” ibarelerinden; üstlenilen görevin özelliği ve hizmet gereği gibi farklı nedenlerle ödemeler öngören mevzuat hükümleri değil, görev yaptığı kurum ne olursa olsun, “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık genel müdürleri” ve “genel idare hizmetleri sınıfına dâhil bakanlık müstakil daire başkanları” için istisnasız aynı miktar ve oranda mali hakların (aylık, ek gösterge, taban aylığı, kıdem aylığı, iş güçlüğü zammı, temininde güçlük zammı, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, görev tazminatı, denge tazminatı) ödenmesini düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 4505 sayılı Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanun ile 375 ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler olarak anlaşılması gerekmektedir.

Bunun dışında hizmetin gereği ve özelliği gibi nedenlerle, Bakanlıklara göre farklılık arz eden ve bir kısmında hiç ödenmeyen; ek ödeme, fon, ikramiye, teşvik ikramiyesi, döner sermaye ve katkı payı gibi ödemeleri öngören özel nitelikteki mevzuatı, 5302 sayılı Kanunun 36. maddesindeki “ilgili mevzuat” ve “haklar” kapsamında yorumlayıp, il özel idare genel sekreterlerine, genel sekreter yardımcılarına ve daire başkanlarına da kıyasen uygulamanın hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Bu durum, Sayıştay Dairelerinin ilamları üzerine Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 07.05.2009 tarihli 2009/41 sayılı genelgesi ile teyit edilerek, il özel idarelerince buna göre uygulama yapılması istenilmiştir.

İlamda yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılması istenilmekte ise de; 6009 sayılı kanunun geçici 8. maddesinde, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacağı hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine 5302 sayılı kanun hükümlerine aykırı olarak ödenen ek ödemeyi bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1203 sayılı İlam’ın 1. maddesinin (A) fıkrası ile 5.559,13 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

B) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 26. maddesinin (a) fıkrasında; Kanuna ekli IV sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödeneceği, ödemelerde aylıklara ilişkin hükümler uygulanacağı ve damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacağı belirtilmektedir.

İlgili IV sayılı makam tazminatı cetvelinde il özel idaresi genel sekreter yardımcısı, daire başkanı ve hukuk müşavirliği kadrolarında çalışan kişilere makam tazminatı ödeneceğine dair bir ibare yer almamaktadır. Makam tazminatı cetvelinde belirtilmeyen personele ise makam tazminatı ödenmesi mümkün değildir.

375 sayılı KHK'nın 1. maddesine 631 sayılı KHK’nın 11. maddesiyle eklenen (C) bendi gereği ise görev tazminatı, makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara ödenebilmektedir.

İlamda yer alan tazmin hükmünün 6009 sayılı kanunun Geçici 8. maddesi kapsamında değerlendirilerek tazmin hükmünün kaldırılması istenilmekte ise de; bu madde hükmü, herhangi bir mevzuatla öngörülmemiş olan, toplu sözleşme ile ya da idari bir tasarrufla mahalli idarelerin bütün personeli için çalışanların koşullarını iyileştirici nitelikte genel olarak bütün çalışanlar için yapılan ek ödemelerle ilgili olup, İl Özel İdaresinde görevli personele mevzuat hükümlerine aykırı olarak verilen makam, görev ve özel hizmet tazminatı gibi ödemeleri bu kanun kapsamında değerlendirmek mümkün değildir.

Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1203 sayılı İlam’ın 1. maddesinin (B) fıkrası ile 47.271,60 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

2) 1203 sayılı İlam’ın 2. maddesi ile Genel Sekreter Yardımcısı Aydın SARI YILDIZ'a mevzuata aykırı olarak makam ve görev tazminatı ödenmesi nedeniyle 7.878,60 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Sayıştay 1. Dairesinin Bursa İl Özel İdaresi Muhasebe Biriminin 2008 yılına ilişkin olarak verdiği 01.12.2010 tarih ve 9838 tutanak sayılı kararında aynı mahiyetteki bir ödemeyle ilgili 6009 Sayılı Kanunun geçici 8. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla ilişilecek bir husus bulunmadığına hükmedildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “A-657 sayılı Kanunun ek (IV) sayılı cetveli ile 5302 sayılı Kanunun 36. maddesinde makam tazminatı alabilecek kadro ve görev unvanları yazılı olanlar arasında, İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcılarının, unvanı yer almadığından makam tazminatı allamaları mümkün değildir.

B-527 sayılı KH kararnamenin 28. maddesi ile 631 sayılı KH Kararnamenin 11. maddesinde kimlerin görev tazminatı alacağı belirtilmiş olup söz konusu görevin makam tazminatı öngörülen görevlerden olmaması nedeniyle görev tazminatının ödenmesi mümkün değildir.

Diğer taraftan yapılan ödeme 6009 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi kapsamında yapılan ödeme olmadığından, tazmin kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

İşbu İlam’ın 1. maddesinin (B) fıkrasında yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 2. maddesiyle 7.878,60 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

3) 1203 sayılı İlam’ın 3. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali Hasan Basri GÜZELOĞLU'na ödenen İl daimi encümeni ödeneğinden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 1.373,74 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunun 28 ve 63. maddeleri kapsamında yapılan ödemelerin 1700 sayılı Kanun ek 5. maddesi kapsamında bir ek ödeme olarak nitelendirilmesi; ek ödemelerin ise damga vergisi dışında bir kesintiye tabi tutulmaması gerektiğini,

Diğer yandan 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici madde ile "Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir." hükmü yer aldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “5917 sayılı Kanunun 36. maddesi ile yapılan düzenleme bir vergi istisnası veya muafiyetini ihtiva etmemektedir. Ayrıca 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddesi gereği kaymakamlara yapılan ödemelerden, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 2010/290 esas ve 2011/240 karar sayılı kararı ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre gelir vergisi kesintisi yapılacağı yönünde karar verildiğinden tazmin kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Bilindiği üzere; 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde;

“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez (…)” denilerek ücretin tarifi yapılmıştır.

Anılan Kanunun 94. maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseselerinin, söz konusu maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dâhil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları ve bu maddenin 1 numaralı bendinde “Hizmet erbabına ödenen ücretler ile, 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalanan hariç), 103. ve 104. maddelere göre” vergi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümlere göre; ücret ve ücret sayılan ödemelerin Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94, 103 ve 104. maddelerine göre vergi tevkifatı yapılması suretiyle verilendirilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun “Encümen Üyelerine Verilecek Ödenek” başlıklı 28. maddesinde; “Encümen başkanına 14000, üyelerine 12000 gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık brüt ödenek verilir. Encümenin memur üyelerine encümen üyeleri için belirlenen gösterge rakamının yarısı ödenir. “Görev ve Ek Ödenek” başlıklı 63. maddesinin birinci fıkrasında da “Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali Yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.”

01.07.2006 tarih ve 5540 sayılı Dahiliye Memurları, İl İdaresi Kanunu, İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Devlet Memurları Kanunlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1. maddesiyle 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanununa eklenen “Ek Ödeme” başlıklı Ek 5. maddesinde ise;

“İçişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfında bulunan personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 200’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Ek ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin görev mahalli, çalışma şartları, unvanı, görevi, aylık derecesi gibi kriterler dikkate alınarak Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine İçişleri Bakanı tarafından belirlenir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28’inci ve 63’üncü maddelerine göre ödeme yapılanlar ile diğer mevzuata göre ilave ödemeden yararlananlara emsali unvanlara göre belirlenen oranların altında ek ödeme oranları tespit edilebilir veya hiç belirleme yapılmayabilir. Ek ödemenin hak kazanılmasında ve ödenmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun aylıklara ilişkin hükümleri uygulanır ve bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılmaz. Bu ödemenin yapılmasında, 27/1/2000 tarihli ve 4505 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin (c) bendi ile 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16’ıncı maddesi hükümleri uygulanmaz. Bu ödemeden yararlanan personele 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3’üncü maddesine göre ödeme yapılmaz.” hükümleri yer almaktadır.

Bu hükümlerin tetkikinden; encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara iki ayrı yasaya dayanılarak ek ödeme yapılabileceği sonucu çıkmaktadır. Bu ödemelerden birisi 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 28 ve 63. maddeleri kapsamında encümen başkanı ve üyeleri ile vali yardımcıları ve kaymakamlara yapılan ödemeler, ikincisi ise 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine istinaden yapılan ek ödemedir. 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 28. ve 63. maddelerine göre yapılan ödemeler özel idare bütçesinden karşılanırken, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesine göre yapılan ödemeler genel bütçeden karşılanmaktadır.

Buna göre, 1700 sayılı Kanunun ek 5. maddesinde yer alan istisna hükmü sadece bu madde kapsamında verilen ek ödemeleri kapsamakta olup, 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63. maddeleri uyarınca yapılan ödemeleri kapsamamakta ve bu ödemelerin, diğer kanunlarda da istisna hükmü olmaması nedeniyle eskiden olduğu gibi genel hükümler çerçevesinde vergilendirilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, aynı konuda yargı organlarınca verilen kararlar şahsına, olayına ve dönemine münhasır olduğundan, mahkeme kararlarına göre üçüncü kişiler hakkında işlem yapılması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2010/290 Esas nolu 2011/240 Karar nolu kararında, 5302 sayılı Kanun gereğince ödenen ödeneklerden gelir vergisi kesintisi yapılmasına ilişkin açılan davayı, 5302 sayılı Kanuna göre yapılan ödemenin gelir vergisinden müstesna olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, istisna hükmünün yalnızca 1700 sayılı Kanuna göre yapılan ek ödemeyi kapsadığı gerekçesiyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararını hukuka uygun bulmuştur.

5917 sayılı Kanun gereğince, borç takibi işlemlerine son verilmesi gerektiği iddia edilmişse de; 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun geçici 4. maddesi 5302 sayılı Kanunun 28 ve 63. maddelerine göre yapılan ödemelerin aslına ilişkin olup yapılan bu ödemelerin vergiye tabi olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1203 sayılı İlam’ın 3. maddesi ile 1.373,74 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

4) 1203 sayılı İlam’ın 4. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali Yardımcılarına ödenen İl daimi encümeni ödeneğinden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 4.615,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 4. maddesiyle 4.615,00 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

5) 1203 sayılı İlam’ın 5. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Yakakent İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 385,24 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 5. maddesiyle 385,24 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

6) 1203 sayılı İlam’ın 6. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Atakum İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.127,85 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 6. maddesiyle 1.127,85 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

7) 1203 sayılı İlam’ın 7. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Canik İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 774,86 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 7. maddesiyle 774,86 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

8) 1203 sayılı İlam’ın 8. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Salıpazarı İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 668,45 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 8. maddesiyle 668,45 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

9) 1203 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen İlkadım İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.110,39 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 9. maddesiyle 1.110,39 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

10-A) 1203 sayılı İlam’ın 10. maddesinin (A) fıkrası ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Alaçam İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 290,16 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 10. maddesinin (A) fıkrasıyla 290,16 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

B) 1203 sayılı İlam’ın 10. maddesinin (B) fıkrası ile Samsun İl Özel İdaresi 2006 yılı hesabına ilişkin 03.03.2009 tarih ve 461 sayılı Sayıştay İlamı’nın 3 ve 4. maddeleriyle kaymakamlara vekalet görevi için ödenek verilmesi konusunda verilen tazmin hükümlerinin ahizlerinden olan dönemin Alaçam Kaymakamının 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanuna eklenen geçici 4. maddeyi gerekçe göstererek iade talebinde bulunması üzerine Alaçam Kaymakamının Olur'u ile daha önce tahsil edilen tutarın ilgiliye iade edilmesi nedeniyle 1.670,40 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 5917 sayılı Kanunun 36. maddesi gereğince 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici madde ile "Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 4/3/2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir." hükmü getirildiğini belirterek uygulamanın kanun koyucunun iradesine de uygun düştüğü kanısında olduklarından tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup tazmin hükmünün tasdiki yönündedir.

Her ne kadar iade edilen tutarın gelir vergisi ve kaymakamlara vekaletle ilgili olduğu belirtilse de tutarın tamamının İlam’ın 3 ve 4. maddelerinde yer alan ve sırasıyla Yakakent Kaymakamlığı’na vekalet nedeniyle ödenen 1.273,70 TL ve Bafra Kaymakamlığı’na vekalet nedeniyle ödenen 244,80 TL ve bu İlam hükümleri nedeniyle ahizin ödediği 151,90 TL faizden oluştuğu görülmüştür. Farklı bir ifadeyle 2006 yılına ilişkin İlam’da tazmin hükmolunan tutarın faizi ile birlikte tahsilinin geri ödemesi yapıldığı için 2009 yılına ilişkin İlam’da tazmin hükmolunan 1670,40 TL’nin tamamının konusunun kaymakamlığa vekalet olduğu anlaşılmıştır.

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun “Yetki Devri” başlıklı 32. maddesinde;

“Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir.” denilmekte,

“Görev ve ek ödenek” başlıklı 63. maddesinde de;

“Vali yardımcıları ve Kaymakamlar, valinin verdiği il özel idaresinin görevlerini yapmakla yükümlü ve bu görevlerin yapılmasından valiye karşı sorumludur. Vali yardımcılarına ve Kaymakamlara yaptıkları görevler karşılığında 12000 gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ödenek verilir.

Bu madde ile 28 inci maddede belirtilen ödeneklerin ödenmesinde, 4505 sayılı Sosyal Güvenlikle İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Temsil Tazminatı Ödenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin (c) fıkrası ile 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir.

10 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanununun 36. maddesi ile 22.02.2005 tarihli 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa geçici 4. madde eklenmiştir. Söz konusu geçici 4. maddede;

“Bu Kanunun 28 inci ve 63 üncü maddeleri gereğince, 04.03.2005 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmaz, çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilir.” denilmektedir.

5917 sayılı Kanunun 36. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa eklenen geçici 4. madde ile getirilen düzenleme ile ilgili uygulamanın, idareye taalluk eden işlerden bulunması hasebiyle, ilgilileri adına yazılmış veya bu suretle yazılacak olan borçların, takip ve tahsillerinin idarece yürütülmesi tabiidir. Bu nedenle 5302 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi gereği idarenin çıkardığı borcun tahsilinden vazgeçmesi mevzuata uygundur.

Bu itibarla, dilekçi talebinin kabulü ile 1203 sayılı ilamın 10. maddesinin (B) fıkrasında yer alan 1.670,40 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

11) 1203 sayılı İlam’ın 11. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Bafra İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.128,10 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu ilamın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 11. maddesiyle 1.128,10 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

12) 1203 sayılı İlam’ın 12. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Havza İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.097,91 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 12. maddesiyle 1.097,91 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

13) 1203 sayılı İlam’ın 13. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Mayıs İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.071,59 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 13. maddesiyle 1.071,59 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

14) 1203 sayılı İlam’ın 14. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Asarcık İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.223,62 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 14. maddesiyle 1.223,62 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

15) 1203 sayılı İlam’ın 15. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Vezirköprü İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.079,08 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 15. maddesiyle 1.079,08 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

16) 1203 sayılı İlam’ın 16. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Ladik İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 989,64 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 16. maddesiyle 989,64 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

17) 1203 sayılı İlam’ın 17. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Tekkeköy İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.177,50 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 17. maddesiyle 1.177,50 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

18) 1203 sayılı İlam’ın 18. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Çarşamba İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 286,93 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 18. maddesiyle 286,93 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

19) 1203 sayılı İlam’ın 19. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Terme İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.181,79 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Bu hükmün yargılamanın iadesi suretiyle görüşülmesi talebi de Sayıştay 1. Dairesince reddedilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 19. maddesiyle 1.181,79 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

20) 1203 sayılı İlam’ın 20. maddesi ile 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, Vali tarafından il özel idaresinin iş ve işlemlerinin yapılması ile görevlendirilen Ayvacık İlçesi kaymakamına, yapmış olduğu görev karşılığında verilen il özel idaresi ödeneklerinden gelir vergisi kesintisinin diğer aylarda yapılmasına rağmen yılın ilk dört ayında yapılmaması nedeniyle 1.195,21 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu İlam’ın 3. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen maddede yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı İlam’ın 20. maddesiyle 1.195,21 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

21) 1203 sayılı İlam’ın 21. maddesi ile Vilayetler Hizmet Birliğine ödenecek olan 2009 yılı katkı payının, en son kesinleşmiş bütçelerinin (2008 mali yılı) net tahsilatından, yıl içerisinde tahsis niteliğinde gelen gelirlerin düşülmesi suretiyle bulunan tutar üzerinden hesaplanması gerekirken, 2009 yılı bütçe rakamı, bir başka ifadeyle, tahmini gelir rakamı üzerinden hesaplanması nedeniyle 84.283,56 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle tazmin hükmolunan tutarın 2011 yılı katkı payından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edildiği bildirilmekte ise de hüküm tarihinden önce yapılmış olan söz konusu tahsilat temyiz konusu olmayıp Yargılamanın İadesi ile ilgili bulunduğundan bu hususta Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili DAİREYE TEVDİİNE,

22) 1203 sayılı İlam’ın 22. maddesi ile Samsun İl Özel İdaresi tarafından profesyonel spor kulübü olan Samsunspor Kulübü Derneğine Özel İdare bütçesinden nakdi yardım yapılması nedeniyle 250.000,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6. maddesinde il sınırları içinde “İl özel idaresi, mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) Gençlik ve spor, (...) hizmetleri il sınırları içinde (...) yapmak”la görevli ve yetkili kılındığını,

Aynı yasanın “İl özel idaresinin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 7/a maddesine göre açık bir biçimde "Kanunlarla verilen görev ve hizmetleri yerine getirebilmek için her türlü faaliyette bulunmak" yetkisini haiz bulunmasına karşılık gençlik ve spor hizmetlerine ilişkin görevlerin neler olduğu ve bu görevin ne şekilde yerine getirileceği tahdit altına alınmadığı gibi "her türlü faaliyette bulunmak" kavramıyla da oldukça geniş bir takdir yetkisi İl Özel İdaresine bırakıldığını,

Diğer yandan anılan yasanın "İl Özel İdaresinin giderleri" başlıklı 43/p maddesiyle; "Kanunla verilen görevler ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılan diğer giderler" il özel idaresinin giderleri arasında sayıldığını ve söz konusu ibareyi sınırlayıcı bir düzenleme bulunmadığını,

5302 Sayılı Kanunun 26. maddesinin c ve d fıkralarıyla "c) Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek, d) Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmak" görev ve yetkisi açıkça İl encümenine verildiğini,

Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin "yedek ödenek" başlıklı 38. maddesinde;

"Bütçede öngörülen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek veya bütçenin düzenlenmesi ve görüşülmesi sırasında düşünülmeyen veya öngörülmeyen ve bütçede tertibi bulunmayan ancak yerine getirilmesi zorunlu hizmetlere ilişkin giderleri karşılamak üzere, gerektiğinde diğer tertiplere aktarma yapmak amacıyla "09-Yedek Ödenek" tertibine bütçe gelirleri toplamının %10'undan fazla olmamak kaydıyla en az % 5 ödenek konulur. 09-Yedek Ödenek tertibi altındaki yedek ödenek dışındaki diğer tertiplere konacak yedek ödenekler konulduğu amaç dışında kullanılamaz. Bu tertipten diğer tertiplere aktarma encümen kararıyla yapılır.

(2) Bu amaçla bütçede gerekli tertipler açmaya, bu tertiplere aktarma yapmaya ve tertiplerden yapılacak ödemelerin yer ve esaslarını tespite encümen yetkilidir." denildiğini,

Buna göre yedek ödeneğin kullanılması esnasında öngörülmeyen harcama yerlerinin belirlenmesi, bu amaçla bütçede gerekli tertiplerin açılması, bu tertiplere aktarma yapılması ve yapılacak ödemelerin yer ve esaslarının belirlenmesinde encümenin yetkili kılındığını, dolayısı ile il encümeninin bütçede tertip bulunmasa dahi yeni tertip açma, yedek (öngörülmeyen giderler) ödenekten aktarma yapma konusunda yetkili bulunduğunu,

İlama konu il encümeni kararında ise 2009 yılı gider bütçesinin yedek ödenek tertibinden 250.000,00 TL ödeneğin tenzil edilerek gider bütçesinin Dernek, Birlik, Kurum ve Kuruluşlara Yardım tertibine aktarılmasına karar verildiğini,

Görüldüğü üzere il encümeninin zaten var olan bir tertibe yukarıda sayılan yasal mevzuat çerçevesinde kendisine tanınan yetkileri kullanmak kaydıyla ödenek tefrikinde bulunmuş sayılması gerektiğini; zira il encümeninin daha geniş bir yetkiyi barındıran tertip açma yetkisini haiz bulunduğu kabul edilmişken, var olan tertipler arasında fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyinde aktarmalar yapmasını yetki ve sorumlulukları arasında saymak gerekeceğini,

İlam’da ayrıca Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık vb. Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkındaki Yönetmeliğin "yardımların kullanılması, denetlenmesi ve izlenmesi" başlıklı 7/2. maddesinde yer alan "Yardım alan teşekküller, yardımın amacına uygun olarak harcanıp harcanmadığına ilişkin bilgi, belge ve kayıtların birer örneği ile faaliyet raporlarını, faaliyetin bitimini müteakip bir ay içinde veya devam eden faaliyetlerine ilişkin bilgi, belge ve raporlarını takip eden yılın ilk ayı içerisinde yardım yapan idareye göndermek zorundadır." ibaresinin gereklerinin yapılmadığı; Samsunspor Klubüne yapılan yardımın bu bilgi ve kayıtları içermediği iddia edilmişse de; bahse konu belgelerin gönderildiğini ve söz konusu belgelerde, kulübünün il özel idaresinden yapılan yardımın amacına uygun olarak kullanıldığının resmi şekilde beyan edildiğini (54 adet fatura karşılığı olmak üzere toplam 252.328,47 TL harcama yapıldığının faturalarıyla ortaya konulduğunu), esasen yapılan yardımın nakdi olmayıp ayni yardım şeklinde gerçekleştiğinin açık olarak ortaya konulduğunu; İlam’da bu belgelere değinilmemiş olmasının hatalı olduğunu düşündüklerini,

Kaldı ki sonradan yapılacak bu işlemin ilk karar organıyla ilişkilendirilmesinin de yasal dayanağı bulunmadığını; zira takip işlemi yardım yapıldıktan sonrasını ilgilendirmekle, gerekli takibin sonraki aşamalarda yapılması lüzumuna binaen önceden karar alan İl encümenine kamu zararının atfının mümkün olmadığı kanısında olduklarını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “İl Encümeni kararına istinaden Samsunspor Kulübü Derneğine yapılan yardım 5302 sayılı Kanunun 6. maddesine mahalli müşterek nitelikte olmaması nedeniyle aykırı olduğu gibi aynı kanunun 43. maddesinde sayılan harcamalar arasında spor kulüplerine kamu yararına dernek olması nedeniyle nakdi yardım yapılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer taraftan Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık v.b. Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçesinden Yardım Yapılması Hakkındaki Yönetmelik 5 ve 7. maddelerine uygun özel idare bütçesine ödenek konmadığı ve işlem yapılmadığından yasaya aykırı yapılan ödeme dolayısıyla verilen tazmin kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;

Samsunspor Kulübü Derneğinin 10.12.2002 tarih ve2002/5168 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamu yararına çalışan derneklerden sayılmasına karar verildiği, söz konusu derneğin profesyonel futbol kulübü olarak ve çeşitli amatör dallarda faaliyet gösterdiği,

İlgili kulübün talebi üzerine Samsun İl Özel İdaresi İl Encümeninin 08.01.2009 tarih ve 008 sayılı kararı ile 17.7.2006 tarih ve 26321 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık vb. Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde 2009 yılı bütçesinin Yedek Ödenek tertibinden, Dernek, Birlik, Kurum, Kuruluşlara Yardım Tertibine 250.000,00 TL aktarılmasına daha sonra da bu tutarın Samsunspor Kulübü Derneği'ne aktarılmasına karar verildiği,

Bu çerçevede Samsun İl Özel İdaresi ile Samsunspor Kulübü Derneği arasında bir protokol imzalandığı; bu protokolde “amatör kurumlar ve amatör branşlarda, sporcuların imkanlarını geliştirmek” amacıyla Samsunspor Kulübü Derneğine 250.000,00 TL tutarında nakdi yardım yapılmasının kararlaştırıldığı,

Protokol’ün “Yardımın kullanılması, izlenmesi ve denetlenmesi” başlıklı 5. maddesi gereği yapılan yardımın kamu yararı gözetilerek veriliş amacına uygun olarak kullanılması ve alınan yardımın harcama belgesinin Kuruma ibraz edilmesi gerektiği, benzer bir yükümlülüğün ilgili Yönetmeliğin 7. maddesi gereği de bulunduğu,

Bu kapsamda kulübün 10.02-19.09.2009 tarihleri arasında kendi adına düzenlenen çoğunluğu giyim üzerine olmak üzere elektronik, hırdavat, temizlik, konaklama gibi alanlarda gerçekleştirdiği 252.328,47 TL tutarındaki giderlere ilişkin faturaları idareye ibraz ettiği görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçelerden yardım yapılması” başlıklı 29. maddesinde;

”Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.

Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” denilmekte olup bu hüküm uyarınca çıkarılan ve 2006/10656 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık ve Benzeri Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkında Yönetmeliğin “Yardım yapılabilme şartları” başlıklı 5. maddesinde;

“İdarelerce teşekküllere yardım yapılabilmesi için;

a) İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,

b) Yardımlarda kamu yararı gözetilmesi, yardımların öncelikle toplumun ihtiyaç ve sorunlarına çözüm sağlaması ile toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasına yönelik olması,

c) Teşekkülün, yardımı yapacak idarenin görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi,

ç) Teşekkül ile yardım yapacak idare arasında protokol yapılması,

d) Teşekkülün, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun kapsamındaki dernek ve vakıflardan olmaması,

e) Teşekkülün, Anayasa ve kanunlarla yasaklanmış faaliyetlerde bulunmamış olması,

f) Teşekkülün, üyelerine veya ortaklarına kazanç paylaşımı veya kâr dağıtımı amacının bulunmaması,

gerekir.” denilmektedir.

5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun “Yardım ve İşbirliği” başlıklı 10. maddesinin 2. fıkrasında;

“5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında ayni veya nakdi katkı sağlayabilirler.”

Dernekler Yönetmeliğinin “Kamu Kurum ve Kuruluşları İle Yürütülen Ortak Projeler” başlıklı 91. maddesinde;

“Derneklerin, görev alanlarına ilişkin konularda kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapabilmesi, ortak bir projenin yürütülmesi şeklinde olur. Ancak, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklıdır. Projelerin, toplumun ihtiyaç ve sorunlarına yönelik çözümler üretecek ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak nitelikte olması şarttır. Yapılacak protokol çerçevesinde, projenin yürütülmesinden sorumlu olan, kamu kurum ve kuruluşu ile derneğin eşit sayıda temsilcilerinden oluşan ve tercihen koordinatörlüğünü dernek temsilcilerinden birinin yaptığı bir proje yönetim grubu oluşturulur. Protokolde, proje yönetim grubunda proje saymanı olarak dernek saymanının yer alması zorunludur. Proje yönetim grubu, yapılan protokol ve projenin örneğini EK- 23’de gösterilen Proje Bildirimine ekleyerek, protokol tarihini izleyen bir ay içinde projenin tarafı olan dernek merkezinin bulunduğu yerin valiliğine vermekle yükümlüdür.

Kamu kurum ve kuruluşları ile dernekler yürütecekleri ortak projelerde kendi kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı hallerde, ortaklık anlaşması çerçevesinde, proje maliyetine sağlayacakları nakdi katkıları ortak bir hesapta bloke ederler. Kamu kurum ve kuruluşları projelere en fazla ayni veya nakdi yüzde elli katkıda bulunabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları proje süresini geçmemek şartıyla, ortak projeye arsa tahsisinde bulunabilir. Proje çerçevesinde yapılacak harcamaların bir bankada açılacak ortak bir hesaptan yapılması, harcamaların belgelendirilmesi ve bu belgelerin asıl suretlerinin dernekler ile ilgili kamu kurum ve kuruluşunda saklanması zorunludur.” denilmektedir.

5018 sayılı Kanunun 29. maddesine göre derneklere nakdi yardım yapılabilmesi için ise; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; derneğin kamu kurumunun görev alanına giren konularda faaliyet göstermesi ve kamu kurumunun görev alanına giren konularda ortak proje yürütülmesi gerekmektedir.

Samsun İl Özel İdaresinin görev ve sorumlulukları 5302 sayılı Kanununun 6. maddesinde sayılmış olup, sayılan görevler arasında gençlik ve spora ilişkin hizmetler bulunmaktadır. Ancak Samsunspor Kulübüyle en fazla yüzde ellisi karşılanabilecek nitelikte yürütülen ortak bir proje bulunmamaktadır. Zira ilgili spor kulübüyle imzalanan protokolün konusu Samsunspor Kulübüne 250.000 TL nakdi yardım yapılmasıdır. Ayrıca idarenin görevi gençlik ve spora ilişkin hizmetleri yapmakla sınırlı olup bu görevin kamu yararına çalışan dernek statüsünde bulunsa dahi bir spor kulübüne nakdi yardım yapılabilmesine dayanak olarak gösterilmesi mümkün görülmemektedir. İddia edildiğinin aksine 5302 sayılı Kanununun 6. maddesinde yer alan hüküm spor kulübüne nakdi yardıma dayanak olmadığından il özel idarelerinin giderlerinin sayıldığı aynı Kanunun 43. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde geçen “Kanunla verilen görevler ve hizmetlerin yürütülmesi için yapılan diğer giderler” de söz konusu gidere dayanak olamayacaktır.

Yine 5018 sayılı Kanunun 29. maddesine göre derneklere nakdi yardım yapılabilmesinin bir şartı da bu yardımın idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmasıdır. Aynı husus bu maddeye istinaden çıkarılan Dernek, Vakıf, Birlik, Kurum, Kuruluş, Sandık vb. Teşekküllere Genel Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerinin Bütçelerinden Yardım Yapılması Hakkındaki Yönetmelik’in 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; “İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması,” şeklinde zikredilmiştir.

Mevzuat yardım yapacak kurumun, bütçesini hazırlamaya yetkili organ veya makamın bu tür bir gidere baştan rıza göstermesi ve bu rıza doğrultusunda bütçeye ödenek konulması şartını öngörmüştür. Oysa Samsun İl Özel İdaresinin 2009 yılına ilişkin bütçesinde buna ilişkin bir ödeneğin bulunmadığı, yıl içerisinde İl Encümen Kararı ile yedek ödenekten aktarma yapılmak suretiyle söz konusu tertibe ödenek konulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mevzuatın öngördüğü "İdare bütçesinde bu amaçla ödenek tefrik edilmiş olması şartının yerine getirilmiş olduğunu ileri sürmek hukuken mümkün değildir. Zira İl Encümeninin yedek ödenekten diğer tertiplere aktarma yapma yetkisinin bulunması bu yardımın idarenin bütçesinde öngörülmüş olması anlamına gelmemektedir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1203 sayılı ilamın 22. maddesi ile 250.000,00 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

23) 1203 sayılı İlam’ın 23. maddesi ile İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin oturduğu lojmanın elektrik tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmesi nedeniyle 2.986,29 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Yasasının 36. maddesinin 2011 yılındaki değişiklikten önceki halinde yer alan "ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklarından aynen yararlanırlar" ibaresiyle genel sekreterin sadece özlük hakları değil daha geniş yasal düzenlemeler kapsama dahil edilmek istendiğini, Kanun koyucu aksi irade ortaya koymuş olsaydı değişiklikten sonra olduğu gibi 657 sayılı kanunda öngörülen zam ve tazminatlara yaptığı atfı burada da kullanacağını, oysa kanunda "ilgili mevzuat" tabiri kullanılmak suretiyle kanun, kanun hükmünde kararname, yönetmelik, tüzük, tebliğ vs. konuyla ilgisi olan her tür düzenleme kapsama alındığını ve yine "tüm haklardan aynen yararlanır" tabiri ile de bu düzenlemelerde yer alan hakların tamamını kastettiğini, burada sadece makam ve görev tazminatları ya da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundan kaynaklı bir tahdit olduğunun düşünülmesi yasa koyucunun iradesi ile örtüşmediğini,

Dolayısı ile üst norm olan kanunda, ilgili tüm mevzuata atıf yapıldığından yönetmelikte ayrıca atıf yapılan mevzuatın sıralanmasına gerek bulunmadığını; Kamu Konutları Yönetmeliğine ekli (3) sayılı cetvelde "Genel Müdür" ibaresinin yer aldığını, burada genel idari hizmetleri sınıfı diye bir ayrıma gidilmediğinden tüm genel müdür kadrolarının bu imkandan yararlandırılmak durumunda olduğunu; genel sekreter için de genel idari hizmetler genel müdürlüğü için öngörülen tüm haklardan yararlanma hakkı tanınması nedeniyle eşya görev tahsisli konut hakkı da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekeceğini belirterek,

Anılan yönetmelikte de eşya görev tahsisli konutların “Aydınlatma, elektrik, su, gaz ve benzeri giderlerin, konutun yüzyirmi metrekaresine isabet eden kısmından fazlası”nın karşılanması öngörüldüğünden tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılamasında; “5302 sayılı Kanunun 36 maddesi gereği büyük şehirlerde genel sekreterlik kadrosuna atananların aylık, ek gösterge, makam, görev ve temsil tazminatları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca ödenen zam ve tazminatlardan aynen yararlanması ile ilgili olarak genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürünün emsal alınmasını işaret etmektedir. Bunlarla ilgisi olmayan kamu konutu tahsisi işlemlerinde ise 16.07.1984 tarih ve 84/8345 sayılı BKK ile yürürlüğe giren Kamu Konutları yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. Söz konusu yönetmeliğe ekli 3 sayılı cetvelde eşyalı konut tahsis edilecek makamlar arasında özel idare genel sekreterinin adı sayılmamaktadır. Bu durum karşısında özel idare Genel Sekreterinin lojmanının Elektrik, doğalgaz ve su tüketim bedellerinin özel idare bütçesinde karşılanması mümkün olmadığından tazmin kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir.” şeklinde görüş bildirmiştir.

11.11.1983 tarih ve 18524 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun “İşletme, bakım ve onarım” başlıklı 6. maddesinde; kamu konutlarının işletme, bakım ve onarım giderlerinin hangi esaslar dahilinde karşılanacağı temel olarak hükme bağlanmakla birlikte bazı belirlemelerin yönetmelikle yapılacağı ifade edilmiş; anılan Kanunun 11. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili usul ve esasların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüş ve söz konusu maddeye dayanılarak 23.09.1984 tarih ve 18524 sayılı Resmi Gazetede “Kamu Konutları Yönetmeliği” yayımlanmıştır. Ancak, 2946 sayılı Kanunun bahsi geçen 6. maddesi 05.08.1996 tarih ve 22718 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 4160 sayılı Kanunun 5. maddesi ile yürürlükten kalkmış; dolayısıyla da Kamu Konutları Yönetmeliğinin 26. maddesi yasal dayanaktan yoksun hale gelmiştir.

Konu ile ilgili düzenleme yapma yetkisi 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (19.06.1994 tarih ve 543 sayılı KHK’nin 6. maddesi ile yeniden düzenlenen) 13. maddesinin (e) bendinde yer alan; “e) Devlete ait konutları yönetmek ve kamu kurum ve kuruluşlarına ait konutların yönetimi konusundaki politikaları belirlemek, her yıl yurt içi ve yurtdışındaki kamu konutlarının kira ve yakıt bedelleri ile işletme, bakım ve onarım esaslarını tespit etmek” hükmü ile Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne verilmiş olup, söz konusu yetkiden hareketle de 26.05.2005 tarih ve 25826 sayılı Resmi Gazetede 294 sıra no.lu “Milli Emlak Genel Tebliği” yayımlanmıştır.

Sonuç olarak, hali hazırda kamu konutlarının işletme, bakım ve onarım giderleri hususunda esas alınması gereken mevzuatın, Kamu Konutları Yönetmeliğinin 26. maddesi değil, 178 sayılı KHK ile verilen yetkiye istinaden çıkarılan mezkur Tebliğin ilgili hükümleridir.

26.05.2005 tarih ve 25826 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 294 sıra no.lu “Milli Emlak Genel Tebliği”nin;

“3.2. Konutta Oturanlar Tarafından Karşılanacak Giderler” başlıklı bölümünde yer alan;

“Oturulan süre içinde;

a) Millî Emlak Genel Tebliğlerinde belirtilen istisnalar dışında, konutların ısınma giderleri,

b) Deprem nedeniyle güçlendirme çalışması yapılanlar ile uzun süreden beri onarım yapılamadığından boş bulunanlar hariç olmak üzere kamu konutlarının küçük bakım ve onarım giderleri, (EK:4)

c) Konutların aydınlatma, elektrik, su ve gaz giderleri,

d) Millî Emlâk Genel Tebliğlerinde belirtilen istisnalar dışında, ortak kullanım alanlarındaki aydınlatma, elektrik, su, gaz, otomat ve benzeri giderler,

e) Ortak kullanım alanlarının küçük bakım ve onarımları,

f) Konutun boşaltılması nedeniyle teslim sırasında konutta bulunan demirbaş eşya ve mefruşat listesinde idarece görülen eksikliklerin karşılanması veya kötü kullanılmasından doğan onarımlar,

g) Konutlarda istihdam edilen kapıcı, bahçıvan, kaloriferci, elektrikçi ve benzerleri ile çeşitli ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan giderler,

konutta oturanlar tarafından karşılanır.” hükmü ile,

“3.3. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Karşılanacak Giderler” başlıklı bölümünde yer alan;

“Kamu konutu olarak tahsis tarihinden itibaren;

a) Özel tahsisli konutların ısınma, işletme, bakım ve onarım giderleri ile demirbaş eşya ve mefruşat giderleri ve konutun aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri,

b) Eşyalı görev tahsisli konutların demirbaş eşya ve mefruşat giderleri,

c) Konutların, tahsis edilenlerce karşılanacak giderleri dışındaki esaslı bakım ve onarım giderleri,(EK:5)

d) İdarelerce inşa veya satın alma yoluyla edinilenler hariç olmak üzere; diğer yollarla edinilen kullanılmış konutlardan ilk defa kamu konutu olarak kullanılacak olanlardan onarıma ihtiyaç duyulan kamu konutlarının, bu Genel Tebliğin 3.2. bölümünde belirtilen hükümlere uyulmadan, söz konusu konutların kullanıma uygun duruma getirilmesi için yapılması gereken onarım giderleri,

e) Konutların boş kaldığı süreler için ortak kullanım alanlarına ait giderler,

kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanır.” hükmü uyarınca eşyalı görev tahsisli konutların sadece “demirbaş eşya ve mefruşat giderleri”nin kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanabilecek; bir konutun “ısınma, işletme, bakım ve onarım giderleri ile demirbaş eşya ve mefruşat giderleri ve aydınlatma, elektrik, su, gaz, temizlik, telefon, kapıcı, aşçı, kaloriferci, bahçıvan ve benzeri giderleri”nin kurum bütçesinden karşılanabilmesi ise ancak söz konusu konutun “özel tahsisli” olması halinde mümkün olabilecektir.

Dolayısıyla, İl Özel İdaresi Genel Sekreterine eşyalı görev tahsisli lojman verilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamakla birlikte, söz konusu lojmanın demirbaş eşya ve mefruşat giderleri dışındaki giderlerinin lojmanda oturan Genel Sekreter tarafından karşılanması gerekmektedir.

Bu itibarla, dilekçi talebinin reddi ile 1203 sayılı ilamın 23. maddesi ile 2.986,29 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

24) 1203 sayılı İlam’ın 24. maddesi ile İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin oturduğu lojmanın su tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmesi nedeniyle 1.007,13 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu ilamın 23. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen madde de yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı ilamın 24. maddesiyle 1.007,13 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

25) 1203 sayılı İlam’ın 25. maddesi ile İl Özel İdaresi Genel Sekreterinin oturduğu lojmanın doğalgaz tüketim bedelinin özel idare bütçesinden ödenmesi nedeniyle 1.730,49 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlam hükmüne ilişkin dilekçe ve savcılık karşılaması işbu ilamın 23. maddesinde belirtildiği gibi olup sözü edilen madde de yer alan gerekçelerle; dilekçi talebinin reddiyle, 1203 sayılı ilamın 25. maddesiyle 1.730,49 TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

Karar verildiği 02.12.2014 tarih ve 39716 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.