Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
8
Dosya No
37372
Tutanak No
40053
Tutanak Tarihi
24.02.2015
Konu
KARAR

Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü;

1-) 1063 sayılı İlam’ın 5. maddesinde, doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen konser ve çeşitli ebatlarda cam, çerçeve alımlarında ihale kararı düzenlenmesine rağmen ödemelerden karar pulu kesintisi yapılmaması nedeniyle 181,00-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, 4734 sayılı Kanun’un 22. maddesine göre yapılacak alımlarda, ihale komisyonu kurma ve Kanun’un 10. maddesinde sayılan yeterlilik koşullarını arama zorunluluğu bulunmaksızın, ihale yetkilisince görevlendirilecek kişi veya kişiler tarafından yapılacak piyasa fiyat araştırmasına göre ihtiyaçların temin edileceğini; bu nedenle doğrudan temin bir ihale usulü olmadığını;

Damga Vergisi Kanunu incelendiğinde “her türlü ihale kararı” ifadesi ile 4734 sayılı Kanunda bir ihale yöntemi olarak öngörülmeyen doğrudan temin yöntemi ile alımlara ilişkin kararların kapsam dışı olduğu yorumuna ulaşmanın mümkün olduğunu;

Diğer taraftan anılan Damga Vergisi Kanunu Tebliğinde “... idarelerce kurulacak ihale komisyonlarınca bir ihale kararının alınması halinde bu kararın damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Ancak söz konusu alımlar nedeniyle belli parayı ihtiva eden bir sözleşmenin düzenlenmemesi ve ihale komisyonları kurularak bir ihale kararının alınmaması halinde ise damga vergisinin aranılmayacağı tabiidir.” denildiğini;

Bu nedenle alıma ilişkin onayın (kararın) herhangi bir komisyon tarafından verilmemesi durumunda damga vergisi kesintisi yapılmasına gerek olmayacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Ortaya konulanlar Daire tarafından verilen kararın gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla, temyiz talebinin reddi ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunun 1. maddesinde;

“Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir. Bu Kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade eder.” denilmektedir.

“Mükellef” başlıklı 3. maddesinde;

“Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder.” şeklinde hüküm bulunmaktadır.

“Resmi Daire” başlıklı 8. maddesinde;

“Bu Kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve katma bütçeli daire ve idarelerle, İl özel idareleri, belediyeler ve köylerdir. Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz.” denilmektedir.

Aynı Kanunun 14. maddesinde; “Kağıtların Damga Vergisi bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarlarda alınır.” denilmektedir.

1 sayılı tabloda; II) “Kararlar ve Mazbatalar” başlığı altında, ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan daire ve kurumların yetkili organlarınca verilen her türlü ihale kararlarının Binde 4,5 (% 0,45) oranında Damga Vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.

Dilekçi, doğrudan teminin ihale usulü olmadığını, 44 seri no.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde; “… idarelerin 4734 sayılı Kanun’un 22’nci maddesi kapsamında yapacakları alımlar nedeniyle belli parayı ihtiva eden bir sözleşmenin düzenlenmesi halinde bu sözleşmenin, idarelerce kurulacak ihale komisyonlarınca bir ihale kararının alınması halinde bu kararın, damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Ancak, söz konusu alımlar nedeniyle belli parayı ihtiva eden bir sözleşmenin düzenlenmemesi ve ihale komisyonları kurularak bir ihale kararının alınmaması halinde ise damga vergisinin aranılmayacağı tabiidir.” denildiğini, söz konusu alımlarda komisyon kurulmadığını ve karar alınmadığını iddia etse de, rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde, ilişikli ödeme emri belgeleri ekleri arasında alımlara ilişkin olarak düzenlenmiş ihale kararının olduğu görülmüştür.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1063 sayılı İlam’ın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

2-) 1063 sayılı İlam’ın 8. maddesinde, doğrudan temin yöntemi ile gerçekleştirilen Kadıköy İlçe Sınırları İçinde Bulunan 66 Adet Caminin Temizlik İşinde ihale kararı düzenlenmesine rağmen ödemelerden karar pulu kesintisi yapılmaması nedeniyle 135,00-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle, 4734 sayılı Kanun’un 22. maddesine göre yapılacak alımlarda, ihale komisyonu kurma ve Kanun’un 10. maddesinde sayılan yeterlilik koşullarını arama zorunluluğu bulunmaksızın, ihale yetkilisince görevlendirilecek kişi veya kişiler tarafından yapılacak piyasa fiyat araştırmasına göre ihtiyaçların temin edileceğini; bu nedenle doğrudan temin bir ihale usulü olmadığını;

Damga Vergisi Kanunu incelendiğinde “her türlü ihale kararı” ifadesi ile 4734 sayılı Kanunda bir ihale yöntemi olarak öngörülmeyen doğrudan temin yöntemi ile alımlara ilişkin kararların kapsam dışı olduğu yorumuna ulaşmanın mümkün olduğunu;

Diğer taraftan anılan Damga Vergisi Kanunu Tebliğinde “... idarelerce kurulacak ihale komisyonlarınca bir ihale kararının alınması halinde bu kararın damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Ancak söz konusu alımlar nedeniyle belli parayı ihtiva eden bir sözleşmenin düzenlenmemesi ve ihale komisyonları kurularak bir ihale kararının alınmaması halinde ise damga vergisinin aranılmayacağı tabiidir.” denildiğini;

Bu nedenle alıma ilişkin onayın (kararın) herhangi bir komisyon tarafından verilmemesi durumunda damga vergisi kesintisi yapılmasına gerek olmayacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Ortaya konulanlar Daire tarafından verilen kararın gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla, temyiz talebinin reddi ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunun 1. maddesinde;

“Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisine tabidir. Bu Kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade eder.” denilmektedir.

“Mükellef” başlıklı 3. maddesinde;

“Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder.” şeklinde hüküm bulunmaktadır.

“Resmi Daire” başlıklı 8. maddesinde;

“Bu Kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve katma bütçeli daire ve idarelerle, İl özel idareleri, belediyeler ve köylerdir. Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz.” denilmektedir.

Aynı Kanunun 14. maddesinde; “Kağıtların Damga Vergisi bu kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı nispet veya miktarlarda alınır.” denilmektedir.

1 sayılı tabloda; II) “Kararlar ve Mazbatalar” başlığı altında, ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan daire ve kurumların yetkili organlarınca verilen her türlü ihale kararlarının Binde 4,5 (% 0,45) oranında Damga Vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.

Dilekçi, doğrudan teminin ihale usulü olmadığını, 44 seri no.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde; “… idarelerin 4734 sayılı Kanun’un 22’nci maddesi kapsamında yapacakları alımlar nedeniyle belli parayı ihtiva eden bir sözleşmenin düzenlenmesi halinde bu sözleşmenin, idarelerce kurulacak ihale komisyonlarınca bir ihale kararının alınması halinde bu kararın, damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Ancak, söz konusu alımlar nedeniyle belli parayı ihtiva eden bir sözleşmenin düzenlenmemesi ve ihale komisyonları kurularak bir ihale kararının alınmaması halinde ise damga vergisinin aranılmayacağı tabiidir.” denildiğini, söz konusu alımlarda komisyon kurulmadığını ve karar alınmadığını iddia etse de, rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde, ilişikli ödeme emri belgeleri ekleri arasında alımlara ilişkin olarak düzenlenmiş ihale kararının olduğu görülmüştür.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddedilerek 1063 sayılı İlam’ın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

3-) 1063 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile, belediyenin, görev, yetki ve sorumluluk alanında yer almadığı halde Anıtkabir gezisi düzenlenmesi bu gezi için kiralanan otobüslere ilişkin giderlerin bütçeden ödenmesi nedeniyle 37.996,00-TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 77. maddesine göre, belediye; sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım, kütüphane, park, trafik ve kültür hizmetleriyle, yaşlılara, kadın ve çocuklara, özürlülere, yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygulayacağını; yasanın gönüllülerden beklenen çalışma konularını sıraladığını ve belediyeye gönüllülerin hizmetlerine katılımını sağlayacak programları hazırlama görevi verdiğini;

Günümüz Belediyecilik hizmetleri içerisinde belediyelerin sadece işçi ve memurları ile değil, kente sivil toplum örgütleri ve diğer kamu kuruluşları ile birlikte hizmet sumakta olduğunu; bunların desteği ve birlikteliği olmadan büyük kentlerde hizmet üretmenin mümkün olmadığını;

İşte bu nedenle Kadıköy Belediyesinin 1994 yılından beri her mahallede mahalle evleri ve bu evlerde gönüllü olarak çalışan mahalle gönüllüleri oluşturduğunu ve bu mahalle gönüllüleri bölgesindeki sorunları Belediyelere ileten, çözen ara kurumlar haline geldiğini; zamanla eğitim-sağlık ve kültür-sanat alanında hizmetler de üretmeye başlayan bu gönüllü kitlelerinin Belediye hizmetlerinde önemli roller aldıklarını; yasalarla düzenlenmemiş oldukları için 10 yıl kadar mülkiye müfettişlerince soruşturmalara tabi tutulan bu ilişkiler ve giderlerin 9 Ekim 2005 tarihli Resmi Gazetenin 25961 sayılı nüshasında yayınlanan “İl Özel İdaresi ve Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım Yönetmeliği” ile yasal düzenleme haline getirildiğini;

Belediyenin sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmasının, sosyal ve kültürel etkinliklere katılmasının ve bu konularda destek almasının mevzuata uygun olduğunu; geziye katılanların Kadıköy Belediyesi sınırları içerisinde ikamet edenlerden oluştuğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık karşılama yazısında; “Ortaya konulanlar Daire tarafından verilen kararın gerekçelerini karşılamaktan uzaktır. Bu itibarla, temyiz talebinin reddi ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.” denilmiştir.

Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde;

Kadıköy Belediyesi bünyesinde hizmet vermekte olan Kadıköy Gönüllülerinin 20.06.2009 tarihinde düzenlemiş olduğu Ankara Anıtkabir gezisi için otobüs kiralandığı ve bedelinin Belediye bütçesinden ödendiği görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde; mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla belediyelerin kültür, sanat, turizm, tanıtım ve sosyal hizmet faaliyetleri belediyelerin görev ve sorumlulukları arasında sayılmış olup; aynı Kanun’un 15. maddesinde, sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderlerin belediyeler tarafından yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

Yine 5393 sayılı Kanun’un “Belediye hizmetlerine gönüllü katılım” başlıklı 77. maddesinde; “Belediye; sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım, kütüphane, park, trafik ve kültür hizmetleriyle yaşlılara, kadın ve çocuklara, engellilere, yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular.” denilmektedir.

Bu durumda, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 77. maddesi uyarınca faaliyet gösteren gönüllü vatandaşların Anıtkabir gezisi taleplerinin, sosyal, kültürel, mahalli ve müşterek nitelikli ihtiyaç olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, yapılan harcama 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22. maddesi (d) bendine uygun olarak gerçekleştirildiğinden söz konusu harcamada mevzuata aykırılık görülmemiştir.

Bu itibarla, dilekçi taleplerinin kabul edilerek 1063 sayılı İlam’ın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

Karar verildiği 24.02.2015 tarih ve 40053 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.