Temyiz Karar Detayı
Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
2
Dosya No
38284
Tutanak No
40144
Tutanak Tarihi
17.03.2015
Konu
KARAR
TEMYİZ KURULU KARARI
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
1) 1353 sayılı ilamın 1. maddesinin;
A Bendi ile Datça’da 2009 yılında görev yapan Belediye Başkanlarının aylık ödeneklerinin yanlış hesaplanması nedeniyle 6.193,77 TL’ye,
B Bendi ile Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilen Meclis Üyesi M. Sami Bircan’a verilecek ödeneğin yanlış hesaplanması nedeniyle 5.244,43 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle;
A bendine ilişkin olarak;
TUİK’in bir yılın nüfusunu ertesi yılın Ocak ayı sonlarına doğru ilan ettiğini, nitekim Türkiye'nin 2012 yılı nüfusunun 2013 yılının28 Ocak gününde açıklandığını (ek: 1), aynı şekilde 2009 yılının Türkiye nüfusunun da ertesi yıl, yani 2010 yılının 25 Ocak günü açıklandığını (ek: 2),
Bu durum karşısında söz konusu yıla ait nüfusla ilgili işlemlerin ister istemez son nüfus sayımı olan bir önceki yılın rakamları esas alınarak yapılması zorunluluğunun ortaya çıktığını, 2009 yılında da nüfusa dayalı işlemlerin, belediye başkanının ödeneği dahil, mecburen son nüfus sayımı olan 2008 yılına ait rakamlar üzerinden hesaplanması mecburiyeti bulunduğunu, İlçenin nüfusu 2008 yılında 10.034 olduğundan 2009 yılında Belediye Başkanının ödeneğinin bu nüfus üzerinde hesaplanması gerektiğini, çünkü 2009 nüfusunun 2010 yılının Ocak ayı sonlarında ilan edileceğini, kendilerinin 2009 yılında henüz içinde bulundukları o yılın (2009 yılının) nüfusunu bilmediklerini, zira nüfusun, o yılın son günündeki (31 Aralık) nüfus dikkate alınarak, TUİK tarafından ertesi yılın Ocak ayı sonuna doğru açıklandığını, 2009 yılında ilan edilen son nüfus sayımının 2008 yılının nüfusu olduğunu, bu nedenle dikkate alınması gereken nüfusun, bir önceki yılın (2008), ertesi yılın (2009) ocak ayının sonlarında ilan edilen nüfusu olduğunu,
Nitekim de belediye başkanının aylık brüt ödenek hesabı dahil, nüfusa dayalı bütün işlemler 2008 nüfusuna göre yapıldığını, 2009 bütçesinin de 2008 yılı nüfusuna göre (10.034), 2010 bütçesinin de 2009 nüfusuna göre (9.958) hazırlandığını, zira bunun bir mecburiyet olduğunu, eğer o yıla aylık brüt ödenek hesabı bir sonraki yılın ocak ayında o yıla ait ilan edilen nüfusa göre yapılacaksa, her yıl bir sonraki yılda bütçe dahil ona göre düzeltme yapılması zorunluluğu ortaya çıkacağını,
Ayrıca belediye başkanlarının 2009 yılı brüt ödeneklerinin nasıl hesaplanacağının İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün (Migen) yayınlamış olduğu belgede de (ek: 3) gösterildiğini,
Bu belgeye bakıldığında belediye başkanının brüt aylık ödeneği hesap edilirken, Datça ilçesinin nüfusunun 2008 nüfusu olan 10.034 rakamının dikkate alınarak 4.280,40 TL olarak hesap edildiğinin görüldüğünü,
İller Bankasının Belediyenin nüfusuna göre verilmiş olduğu payları gösterir belgelerde de (Ek: 4) nüfuslarının 2008 yılı nüfusu dikkate alınarak (10.034) ona göre pay tahakkuk ettirildiğinin yazıldığını,
Sayıştay İlamında adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin Datça nüfusunun 2009 yılı 9.958 olduğunun belirtildiğini, ancak TUİK’in, adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin 2009 yılına ait resmi nüfusunu 2010 yılı Ocak ayı sonunda, 25 Ocak 2010 tarihinde yayınladığını (Ek: 5), 2010 yılı Ocak ayında yayınlanan ADNKS göre Datça'nın 2009 yılı nüfusu 9.958 olarak görüldüğünü,
2010 yılı nüfusu da TUİK tarafından 28.01.2011 günü yayınlandığını (ek: 6), adrese dayalı nüfus sistemine göre Datça'nın 2010 yılı nüfusunun 10.450 (Ek: 6) olmasına rağmen o yıl Belediye Başkanının aylık brüt ödeneğinin 2009 yılı nüfusu olan 9958 rakamına göre hesaplanarak ödendiğini, tahakkuk ve ödeme 70000 (gösterge)x0,05738 (katsayı)= 4016,80 TL brüt maaşa göre yapıldığını (ek:7), 9958 nüfusuna göre ertesi yıl ödeme yapıldığından herhangi bir kamu zararı oluşmadığını,
B bendine ilişkin olarak;
Belediye Başkan Yardımcısının aylık brüt ödeneğinin hesaplanmasında (a) maddesinde belirttikleri nüfusa göre Belediye Başkanına verilen ödenekle orantılı olarak, Meclis Kararı gereğince başkan ödeneğinin 2/3'si verilmesi gerektiğinden, ödemelerin de meclis kararma uygun yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar ve ibraz edilen belgeler karşısında ilgililerin temyiz taleplerinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
A bendine ilişkin olarak;
TUİK’in bir yılın nüfusunu ertesi yılın Ocak ayında ilan etmesi nedeniyle içinde bulunulan yılın nüfusunun o yıl içerisinde bilinebilmesi mümkün değildir. Tazmin hükmüne konu ödemelerle ilgili olarak; 2009 yılı nüfusunun 2010 yılında açıklanması nedeniyle, 2009 yılı içerisinde bu yıla (2009 yılına) ait nüfus verilerinin ilgililer tarafından bilinmesi mümkün olmadığından ve hesaplamaların mecburen 2008 yılı verilerine göre yapılması gerektiğinden, bu ödeme emirlerine imza atanları sorumlu tutmak mümkün değildir. Çünkü hesaplamaların 2008 yılı rakamlarına göre yapılması, ilgililerin kasıt, kusur ya da ihmalinden değil, zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Nitekim dilekçe ekinde gönderilen belgelerden, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün de yukarıda ifade edilen zorunluluk nedeniyle, 2009 yılına ilişkin ödenek hesabını 2008 yılı nüfusuna göre yaptığı ve Datça ilçesi için 80000 gösterge rakamını esas aldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 1353 sayılı ilamın 1. maddesinin A bendi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
B bendine ilişkin olarak;
Yukarda A bendine ilişkin açıklanan gerekçelerle dilekçi iddialarının kabulü ile 1353 sayılı ilamın 1. maddesinin B bendi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
2) 1353 sayılı ilamın 2. maddesi ile Belediyede tam zamanlı sözleşmeli olarak istihdam edilen Mühendis Elen Irmak, Tekniker Gülcan Denizci Tokay ile Teknisyen Çağdaş Kızıl için Belediye bütçesinden işsizlik sigortası primi ödenmesi nedeniyle 1.401,37 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; Datça Belediyesinde bir mühendis, bir tekniker ve bir teknisyenin 5393 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca çalıştırıldığını, bu çalışanların durumunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenlerden farklı olduğunu,
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 46. maddesinde bulunan "Bu Kanun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları (Ek ibare: 13/02/2011-6111 S.K 68 mad.) 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigorta primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalıları ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun geçici 20 nci maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları kapsar" hükmü gereğince 5393 sayılı Belediye Kanunun 49. maddesinin 3 fıkrası uyarınca çalışanların da İşsizlik Sigorta Kanununa tabi olduğunu, 46 maddesinin üçüncü fıkrasında işsizlik sigortası kapsamına tabi olmayanların sayıldığını, bu fıkrada 5393 sayılı Kanununun 49. maddesinin 3 fıkrası uyarınca çalışanların bulunmadığını, bu nedenle 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin 3. fıkrası uyarınca çalışanların İşsizlik Sigortası Kanununa tabi olduğunu,
Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesinde işsizlik sigortası primi konusunun düzenlendiğini;
Madde incelendiğinde 4. fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personelin (haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde kısmi zamanlı olarak sözleşme ile çalıştırılacak personel) işsizlik sigortası priminin yatırılmayacağının hükme bağlandığını,
Ancak Kanun koyucu 3. fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak (yıllık sözleşme ile ) personel ile ilgili bu tür bir hüküm koymadığını, çünkü 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin 3 fıkrası uyarınca çalışanların İşsizlik Sigortası Kanunu’na tabi olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar karşısında, ilgililerin temyiz taleplerinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun “İşsizlik sigortasının amaç ve kapsamı ile yetkili, görevli ve sorumlu kuruluşlar” başlıklı 46 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında;
“Bu Kanun, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları, 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalıları ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları kapsar.
5510 sayılı Kanunun; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmayanlar ve üçüncü fıkrası, 5 inci, 6 ncı ve geçici 13 üncü maddeleri kapsamında olanlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur veya 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüde bulunanlar ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 233 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel statüsünde çalıştırılanlar bu Kanun kapsamına dahil değildir.” denilmektedir.
Buna göre, yukarıda yer verilen maddenin ikinci fıkrasında İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında olan sigortalılar, üçüncü fıkrasında da İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamı dışında olan çalışanlar belirlenmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49 uncu maddesinde;
“…
Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir. Sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılamaz. Bu personelin, yürütecekleri hizmetler için ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları şarttır. Bu fıkra uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edileceklere ödenecek net ücret, söz konusu kadro unvanı için birinci derecenin birinci kademesi esas alınmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre tespit edilecek her türlü ödemeler toplamının net tutarının yüzde 25 fazlasını geçmemek üzere belediye meclisi kararıyla belirlenir. Genel hükümlere göre birinci dereceden kadro ihdas edilemeyen kadro unvanları için ise o kadro unvanından ihdası yapılmış en yüksek kadro derecesinin birinci kademesi esas alınır ve yapılacak ödemenin azami tutarı yukarıda belirtilen usûle göre tespit olunur. Bu fıkra hükümlerine göre çalıştırılacak personel için İçişleri Bakanlığı unvanlar itibarıyla sınırlama getirebilir.
Avukat, mimar, mühendis (inşaat mühendisi ve harita mühendisi olmak kaydıyla) ve veteriner kadrosu bulunmayan veya işlerin azlığı nedeniyle bu unvanlarda kadrolu personel istihdamına ihtiyaç duyulmayan belediyelerde, bu hizmetlerin yürütülmesi amacıyla, haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde kısmi zamanlı olarak sözleşme ile personel çalıştırılabilir. Kısmi zamanlı olarak çalıştırılacak personel sayısı yukarıda belirtilen her unvan için birden fazla olamaz ve bunlarla yapılacak sözleşme süresi takvim yılını aşamaz. Bunlara ödenecek net ücret, aynı unvanlı kadroların birinci derecesinin birinci kademesi için yapılması gereken bütün ödemeler toplamının net tutarının yarısını geçmemek ve çalıştırılacak süre ile orantılı olmak üzere belediye meclisi kararı ile tespit edilir. Bu fıkra uyarınca sözleşmeli personel olarak çalıştırılanlar için iş sonu tazminatı ödenmez ve işsizlik sigortası primi yatırılmaz. Bunlardan yaptıkları başka işler sebebiyle herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olanlar için sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primi yatırılmaz ve aynı kişi birden fazla belediye veya bağlı kuruluşta çalıştırılamaz.
Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır. …
…” hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, sözleşmeli olarak çalıştırılacak personel hakkında öncelikle 5393 sayılı Kanun uygulanacak, bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda da vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanacaktır.
5393 sayılı Kanunda tam zamanlı sözleşmeli olarak çalıştırılan personelin işsizlik sigortası primi ile ilgili herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bundan dolayı bu personelin işsizlik sigortası primi hakkında 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
4447 sayılı Kanuna göre, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler işsizlik sigortası kapsamında değildir. Bunun sonucu olarak Belediyede tam zamanlı sözleşmeli olarak çalıştırılan personelin işsizlik sigortası ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir.
Dilekçiler, 5393 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesine göre kısmi zamanlı olarak çalıştırılacak sözleşmeli personel için işsizlik sigortası primi yatırılmayacağını, ancak tam zamanlı sözleşmeli olarak istihdam edilen personele ilişkin anılan Kanunda hüküm bulunmadığından bu personel için işsizlik sigortası primi yatırılması gerektiğini ifade etmişse de; 5393 sayılı Kanunda düzenlenmeyen hususlarda da vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı, yine 5393 sayılı Kanun’un 49. maddesinde açıkça belirtilmiştir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddi ile 1353 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
3) 1353 sayılı ilamın 3. maddesi ile Belediyede çalışan memur statüsündeki personele yapılan yiyecek yardımının, piyasadan hizmet alımı suretiyle gerçekleştirilmesi, ancak yemek maliyetinin yarısından fazlasının Belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle 16.063,79 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin 3 ve 4. maddelerindeki yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, yiyecek yardımının gerektirdiği giderlerin yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere kurum bütçelerine konulan ödenekten karşılanacağı, bütçeden karşılanmayan kısmın yemek yiyenlerden alınacağına ilişkin hükümlerinin yanında; 2009 Yılı Merkezi Bütçe Uygulama (Sıra :3) Tebliği’nin 1. maddesinde 2009 yılında öğle yemeği servisinden faydalanacak memurlardan en az tahsil edilmesi gereken tutarların belirlendiğini,
Ayrıca, 2009 Yılı Merkezi Bütçe Uygulama (Sıra :1) Tebliği’nin 2. maddesinde de; "Kuruluşlar hizmetlerinin özelliği, yemek maliyetleri ve yemek servisinin farklı mahallerde daha iyi şartlarda sunulması hususları dikkate alarak belirtilen miktarların üzerinde yemek bedeli tespit edebileceklerdir" denildiğini,
Yemek yardımının yemek verme şeklinde yapılması için Belediyede yemekhane için uygun bir yer olmadığından, Belediyede bulunan 35 memurun öğle yemeği piyasadan hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştiğini 35 Memura günde bir öğün yemek verilmesi ihalesinin 09.01.2009 tarihinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 19.maddesi hükmü gereğince Açık İhale Usulü ile yapılmış ihaleyi, en düşük teklif veren (1 öğün yemek = 9,00 TL.) Sodexho Restoran Servisleri A.Ş.’nin kazandığını,
2009 yılında Bütçe'ye 110.000,00 TL ödenek konduğunu, yıl içinde yemek yardımı olarak Sodexho Restoran Servisleri A.Ş'ne yıl içinde toplam 47.419,62 TL ödeme gerçekleştiğini, buradan da anlaşılacağı üzere yıl içinde ödenen yemek yardımının Bütçeye konulan ödenekten fazla olmadığını,
Datça İlçesi’nin bir turizm kenti olması nedeniyle, yıllık fiyat artışlarının belli bir orana tabi olmayıp, fiyat artışlarındaki hızlı dalgalanmalar düşünülerek, memurların yemek hizmetlerinden yararlanabilmeleri için bütçeye konulan ödeneğin, yemek maliyetlerinin yarısını aşmayacak şekilde hesaplanarak konulduğunu,
2009 yılı içerisinde memurlara yapılan Yemek yardımı ödemelerinde kamu zararı oluşmadığını,
Ayrıca Belediyeyle ilgili 2007 ve 2008 yıllarına ait sorgu konusu edilip, Sayıştay İlamlarında Tazmin Hükmü Kararı verilen memurlara öğle yemeği sonucunda Sayıştay Temiz Kuruluna yapmış oldukları tazmin hükmünün kaldırılması taleplerinin Sayıştay Temyiz Kurulunun (2007 yılı) 28.02.2012 tarih ve 34466 no lu ve (2008 yılı) 28.02.2012 tarih ve 34467 tutanak no’lu kararları ile Tazmin Hükmünün kaldırılması yönünde sonuçlandırıldığını,
2009 yılı bütçesine konulan ödeneğin hesaplanan yemek bedelinin %50 si olması nedeniyle, kurum bütçesinden yapılan ödeme yerinde olup, ödenek üstü bir harcama yapılmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar ve ibraz edilen belgeler karşısında ilgililerin temyiz taleplerinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Konunun esasıyla ilgili olarak;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212 nci maddesinde: “Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tesbit olunur.” hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanacağı; “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı; “Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Söz konusu ödemenin dayanağı olarak gösterilen Yönetmelik’te yer alan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, 657 sayılı Kanun’a tabi Datça Belediye Başkanlığı personeline yapılacak yiyecek yardımının kupon, kart, fiş, ticket gibi para temsili araçlar sağlanarak dışarıdan temin edilmesi şeklinde yapılması mümkün değildir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un tanımlar başlıklı 4 üncü maddesinde de, “Bu Kanunun uygulanmasında Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, .. ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
İhale dokümanında yer alan bilgilere göre, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması, Kamu İhale Kanunu’nun yukarıya alınan hizmet tanımı kapsamında bulunmamaktadır.
5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi 1. fıkrasında kamu zararı tanımlanmış, 2. fıkrasında da bu zararın belirlenmesinde esas alınacak kriterler düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanun’da, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” işlemi de kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi olarak sayılmıştır. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili belediyenin işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve Kamu İhale Kanunu’na aykırı olduğundan, bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir. Ayrıca, müteahhit ve belediye memurlarına yapılan ödeme işlemi neticesinde de kamu kaynağında azalma meydana gelmiş ve kamu zararı oluşmuştur.
Bu nedenlerle, söz konusu ödemenin tamamının tazminine karar verilmesi gerekirken, yarısına tazmin kararı verilmesi mevzuata aykırıdır. Dolayısıyla mevzuat hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirilen ihale bedelinin tamamına tazmin hükmü verilmesi gerekmektedir.
Sorumluluk yönünden;
5018 sayılı Kanunu’nun “Harcama Yetkisi ve Yetkilisi” başlıklı 31. maddesi 3. fıkrasında;
“Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” denilmektedir.
Aynı Kanun’un “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32. maddesinde;
Bütçelerden harcama yapılabilmesinin, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkün olabileceği, harcama yetkililerinin harcama talimatlarının, bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından sorumlu oldukları, hükme bağlanmıştır.
Söz konusu düzenlemeler çerçevesinde ihale yetkilisinin ve ihale komisyonu üyelerinin işlemleri değerlendirildiğinde; ihale yetkilisince ihale onay belgesi düzenlenmesi ve bu ihale ile ilgili sözleşmenin imzalanması işlemi 5018 Sayılı Kanun’un yukarıya alınan hükümleri çerçevesinde harcama talimatıdır. İhale komisyon üyeleri ise vermiş oldukları “ihale kararı” ile bu talimatı gerçekleştirmişlerdir. Yukarıda açıklandığı üzere, harcama talimatı olan onay belgesi/sözleşme ile bu talimatın gerçekleştirilmesi yönündeki ihale kararı mevzuata aykırı olduğundan, bu işlemler neticesi gerçekleşen kamu zararından ihale yetkilisi ve ihale komisyon üyelerinin de sorumlu tutulmaları gerekir. Yalnızca ödeme aşamasındaki gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata aykırıdır.
Bu itibarla 1353 sayılı ilamın 3. maddesiyle verilen tazmin hükmünün açıklanan sebeplerle esastan ve sorumluluk yönünden BOZULARAK yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren Daireye TEVDİİNE,
4) 1353 sayılı ilamın 4. maddesi ile Belediye tarafından, basit usulde vergilendirilen mükelleflerden yapılan çeşitli alımlar için ayrıca Katma Değer Vergisi ödenmesi nedeniyle 2.415,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; 2059 yevmiye nolu ödeme belgesinde Yaşar DOĞANCAN basit usule tabi ticari kazanç sahibi olduğundan sehven ödenen 699 TL KDV’nin 29.01.2013 TARİH 425717 nolu makbuzla tahsil edilmiş olup, kamu zararının giderildiğini,
2685 Yevmiye nolu ödeme belgesinde Abdurrahman KARABULUT Basit Usule tabi ticari kazanç mükellefi olduğundan herhangi bir KDV ödenmediğini (EK 2), Bu nedenle yapılan ödeme usulüne uygun olduğundan kamu zararı bulunmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Yapılan işlem, ilam hükmünün infazı niteliğinde olmakla, ilgililerin temyiz taleplerinin reddi ile verilen hükmün onanmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçiler 2059 numaralı ödeme emri ile Yaşar DOĞANCAN’a sehven ödenen 699,00 TL KDV’nin 29.01.2013 tarih 425717 no’lu makbuzla tahsil edilmiş olduğunu bildirmekte ise de, hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan bu tutar için Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; 2685 numaralı ödeme emrine ekli 10.08.2009 tarih ve 627901 numaralı faturada KDV tahakkuk ettirilmediği, hizmet alımı yapılan şahıs (Abdurrahman KARABULUT) tarafından verilen teklif mektubu üzerindeki “KDV hariç” birim fiyatlar esas alınarak düzenlenen faturaya göre ilgili kişiye ödeme yapıldığı görülmüştür.
Bu itibarla 1353 sayılı ilamın 4. maddesi ile verilen 2.415,00 TL’ye ilişkin tazmin hükmünden 2685 numaralı ödeme emrine ilişkin olan 1.716,00 TL’nin düşülerek geriye kalan ( 2.415,00 - 1.716,00 = ) 699,00 TL’nin ilamda adı geçen sorumluların uhdelerinde kalmak üzere DÜZELTEREK TASDİKİNE,
5) 1353 sayılı ilamın 5. maddesi ile Belediye tarafından, vergi mükellefi olmayan Sultan Sönmez’den yapılan alım için ayrıca Katma Değer Vergisi ödenmesi nedeniyle 1.366,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; 31.12.2009 tarih ve 3209 no’lu ödeme incelendiğinde herhangi bir KDV ödemesi yapılmadığının görüleceğini, bu nedenle KDV ödemesi yapılamayan ödemenin usulüne uygun olarak yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar ve ibraz edilen belgeler karşısında konunun yeniden incelenmesi maksadıyla Yargılamanın İadesi Yoluyla Dairesine tevdiine hükmedilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; 31.12.2009 tarih ve 3209 numaralı ödeme emrine ekli 11.12.2009 tarihli harcama pusulasında KDV tahakkuk ettirilmediği, hizmet alımı yapılan şahıs (Sultan SÖNMEZ) tarafından verilen teklif mektubu üzerindeki “KDV hariç” fiyat (8.950,00 TL) esas alınarak düzenlenen harcama pusulasına göre ilgili kişiye ödeme yapıldığı görülmüştür.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 1353 sayılı ilamın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 17.03.2015 tarih ve 40144 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
1) 1353 sayılı ilamın 1. maddesinin;
A Bendi ile Datça’da 2009 yılında görev yapan Belediye Başkanlarının aylık ödeneklerinin yanlış hesaplanması nedeniyle 6.193,77 TL’ye,
B Bendi ile Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilen Meclis Üyesi M. Sami Bircan’a verilecek ödeneğin yanlış hesaplanması nedeniyle 5.244,43 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle;
A bendine ilişkin olarak;
TUİK’in bir yılın nüfusunu ertesi yılın Ocak ayı sonlarına doğru ilan ettiğini, nitekim Türkiye'nin 2012 yılı nüfusunun 2013 yılının28 Ocak gününde açıklandığını (ek: 1), aynı şekilde 2009 yılının Türkiye nüfusunun da ertesi yıl, yani 2010 yılının 25 Ocak günü açıklandığını (ek: 2),
Bu durum karşısında söz konusu yıla ait nüfusla ilgili işlemlerin ister istemez son nüfus sayımı olan bir önceki yılın rakamları esas alınarak yapılması zorunluluğunun ortaya çıktığını, 2009 yılında da nüfusa dayalı işlemlerin, belediye başkanının ödeneği dahil, mecburen son nüfus sayımı olan 2008 yılına ait rakamlar üzerinden hesaplanması mecburiyeti bulunduğunu, İlçenin nüfusu 2008 yılında 10.034 olduğundan 2009 yılında Belediye Başkanının ödeneğinin bu nüfus üzerinde hesaplanması gerektiğini, çünkü 2009 nüfusunun 2010 yılının Ocak ayı sonlarında ilan edileceğini, kendilerinin 2009 yılında henüz içinde bulundukları o yılın (2009 yılının) nüfusunu bilmediklerini, zira nüfusun, o yılın son günündeki (31 Aralık) nüfus dikkate alınarak, TUİK tarafından ertesi yılın Ocak ayı sonuna doğru açıklandığını, 2009 yılında ilan edilen son nüfus sayımının 2008 yılının nüfusu olduğunu, bu nedenle dikkate alınması gereken nüfusun, bir önceki yılın (2008), ertesi yılın (2009) ocak ayının sonlarında ilan edilen nüfusu olduğunu,
Nitekim de belediye başkanının aylık brüt ödenek hesabı dahil, nüfusa dayalı bütün işlemler 2008 nüfusuna göre yapıldığını, 2009 bütçesinin de 2008 yılı nüfusuna göre (10.034), 2010 bütçesinin de 2009 nüfusuna göre (9.958) hazırlandığını, zira bunun bir mecburiyet olduğunu, eğer o yıla aylık brüt ödenek hesabı bir sonraki yılın ocak ayında o yıla ait ilan edilen nüfusa göre yapılacaksa, her yıl bir sonraki yılda bütçe dahil ona göre düzeltme yapılması zorunluluğu ortaya çıkacağını,
Ayrıca belediye başkanlarının 2009 yılı brüt ödeneklerinin nasıl hesaplanacağının İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün (Migen) yayınlamış olduğu belgede de (ek: 3) gösterildiğini,
Bu belgeye bakıldığında belediye başkanının brüt aylık ödeneği hesap edilirken, Datça ilçesinin nüfusunun 2008 nüfusu olan 10.034 rakamının dikkate alınarak 4.280,40 TL olarak hesap edildiğinin görüldüğünü,
İller Bankasının Belediyenin nüfusuna göre verilmiş olduğu payları gösterir belgelerde de (Ek: 4) nüfuslarının 2008 yılı nüfusu dikkate alınarak (10.034) ona göre pay tahakkuk ettirildiğinin yazıldığını,
Sayıştay İlamında adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin Datça nüfusunun 2009 yılı 9.958 olduğunun belirtildiğini, ancak TUİK’in, adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin 2009 yılına ait resmi nüfusunu 2010 yılı Ocak ayı sonunda, 25 Ocak 2010 tarihinde yayınladığını (Ek: 5), 2010 yılı Ocak ayında yayınlanan ADNKS göre Datça'nın 2009 yılı nüfusu 9.958 olarak görüldüğünü,
2010 yılı nüfusu da TUİK tarafından 28.01.2011 günü yayınlandığını (ek: 6), adrese dayalı nüfus sistemine göre Datça'nın 2010 yılı nüfusunun 10.450 (Ek: 6) olmasına rağmen o yıl Belediye Başkanının aylık brüt ödeneğinin 2009 yılı nüfusu olan 9958 rakamına göre hesaplanarak ödendiğini, tahakkuk ve ödeme 70000 (gösterge)x0,05738 (katsayı)= 4016,80 TL brüt maaşa göre yapıldığını (ek:7), 9958 nüfusuna göre ertesi yıl ödeme yapıldığından herhangi bir kamu zararı oluşmadığını,
B bendine ilişkin olarak;
Belediye Başkan Yardımcısının aylık brüt ödeneğinin hesaplanmasında (a) maddesinde belirttikleri nüfusa göre Belediye Başkanına verilen ödenekle orantılı olarak, Meclis Kararı gereğince başkan ödeneğinin 2/3'si verilmesi gerektiğinden, ödemelerin de meclis kararma uygun yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar ve ibraz edilen belgeler karşısında ilgililerin temyiz taleplerinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
A bendine ilişkin olarak;
TUİK’in bir yılın nüfusunu ertesi yılın Ocak ayında ilan etmesi nedeniyle içinde bulunulan yılın nüfusunun o yıl içerisinde bilinebilmesi mümkün değildir. Tazmin hükmüne konu ödemelerle ilgili olarak; 2009 yılı nüfusunun 2010 yılında açıklanması nedeniyle, 2009 yılı içerisinde bu yıla (2009 yılına) ait nüfus verilerinin ilgililer tarafından bilinmesi mümkün olmadığından ve hesaplamaların mecburen 2008 yılı verilerine göre yapılması gerektiğinden, bu ödeme emirlerine imza atanları sorumlu tutmak mümkün değildir. Çünkü hesaplamaların 2008 yılı rakamlarına göre yapılması, ilgililerin kasıt, kusur ya da ihmalinden değil, zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Nitekim dilekçe ekinde gönderilen belgelerden, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün de yukarıda ifade edilen zorunluluk nedeniyle, 2009 yılına ilişkin ödenek hesabını 2008 yılı nüfusuna göre yaptığı ve Datça ilçesi için 80000 gösterge rakamını esas aldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 1353 sayılı ilamın 1. maddesinin A bendi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
B bendine ilişkin olarak;
Yukarda A bendine ilişkin açıklanan gerekçelerle dilekçi iddialarının kabulü ile 1353 sayılı ilamın 1. maddesinin B bendi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
2) 1353 sayılı ilamın 2. maddesi ile Belediyede tam zamanlı sözleşmeli olarak istihdam edilen Mühendis Elen Irmak, Tekniker Gülcan Denizci Tokay ile Teknisyen Çağdaş Kızıl için Belediye bütçesinden işsizlik sigortası primi ödenmesi nedeniyle 1.401,37 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; Datça Belediyesinde bir mühendis, bir tekniker ve bir teknisyenin 5393 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca çalıştırıldığını, bu çalışanların durumunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenlerden farklı olduğunu,
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 46. maddesinde bulunan "Bu Kanun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları (Ek ibare: 13/02/2011-6111 S.K 68 mad.) 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigorta primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalıları ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun geçici 20 nci maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları kapsar" hükmü gereğince 5393 sayılı Belediye Kanunun 49. maddesinin 3 fıkrası uyarınca çalışanların da İşsizlik Sigorta Kanununa tabi olduğunu, 46 maddesinin üçüncü fıkrasında işsizlik sigortası kapsamına tabi olmayanların sayıldığını, bu fıkrada 5393 sayılı Kanununun 49. maddesinin 3 fıkrası uyarınca çalışanların bulunmadığını, bu nedenle 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin 3. fıkrası uyarınca çalışanların İşsizlik Sigortası Kanununa tabi olduğunu,
Ayrıca 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. maddesinde işsizlik sigortası primi konusunun düzenlendiğini;
Madde incelendiğinde 4. fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personelin (haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde kısmi zamanlı olarak sözleşme ile çalıştırılacak personel) işsizlik sigortası priminin yatırılmayacağının hükme bağlandığını,
Ancak Kanun koyucu 3. fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak (yıllık sözleşme ile ) personel ile ilgili bu tür bir hüküm koymadığını, çünkü 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin 3 fıkrası uyarınca çalışanların İşsizlik Sigortası Kanunu’na tabi olduğunu belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar karşısında, ilgililerin temyiz taleplerinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun “İşsizlik sigortasının amaç ve kapsamı ile yetkili, görevli ve sorumlu kuruluşlar” başlıklı 46 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında;
“Bu Kanun, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları, 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalıları ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları kapsar.
5510 sayılı Kanunun; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmayanlar ve üçüncü fıkrası, 5 inci, 6 ncı ve geçici 13 üncü maddeleri kapsamında olanlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur veya 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüde bulunanlar ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 233 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel statüsünde çalıştırılanlar bu Kanun kapsamına dahil değildir.” denilmektedir.
Buna göre, yukarıda yer verilen maddenin ikinci fıkrasında İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında olan sigortalılar, üçüncü fıkrasında da İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamı dışında olan çalışanlar belirlenmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49 uncu maddesinde;
“…
Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir. Sözleşmeli personel eliyle yürütülen hizmetlere ilişkin boş kadrolara ayrıca atama yapılamaz. Bu personelin, yürütecekleri hizmetler için ihdas edilmiş kadro unvanının gerektirdiği nitelikleri taşımaları şarttır. Bu fıkra uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edileceklere ödenecek net ücret, söz konusu kadro unvanı için birinci derecenin birinci kademesi esas alınmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre tespit edilecek her türlü ödemeler toplamının net tutarının yüzde 25 fazlasını geçmemek üzere belediye meclisi kararıyla belirlenir. Genel hükümlere göre birinci dereceden kadro ihdas edilemeyen kadro unvanları için ise o kadro unvanından ihdası yapılmış en yüksek kadro derecesinin birinci kademesi esas alınır ve yapılacak ödemenin azami tutarı yukarıda belirtilen usûle göre tespit olunur. Bu fıkra hükümlerine göre çalıştırılacak personel için İçişleri Bakanlığı unvanlar itibarıyla sınırlama getirebilir.
Avukat, mimar, mühendis (inşaat mühendisi ve harita mühendisi olmak kaydıyla) ve veteriner kadrosu bulunmayan veya işlerin azlığı nedeniyle bu unvanlarda kadrolu personel istihdamına ihtiyaç duyulmayan belediyelerde, bu hizmetlerin yürütülmesi amacıyla, haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde kısmi zamanlı olarak sözleşme ile personel çalıştırılabilir. Kısmi zamanlı olarak çalıştırılacak personel sayısı yukarıda belirtilen her unvan için birden fazla olamaz ve bunlarla yapılacak sözleşme süresi takvim yılını aşamaz. Bunlara ödenecek net ücret, aynı unvanlı kadroların birinci derecesinin birinci kademesi için yapılması gereken bütün ödemeler toplamının net tutarının yarısını geçmemek ve çalıştırılacak süre ile orantılı olmak üzere belediye meclisi kararı ile tespit edilir. Bu fıkra uyarınca sözleşmeli personel olarak çalıştırılanlar için iş sonu tazminatı ödenmez ve işsizlik sigortası primi yatırılmaz. Bunlardan yaptıkları başka işler sebebiyle herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olanlar için sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primi yatırılmaz ve aynı kişi birden fazla belediye veya bağlı kuruluşta çalıştırılamaz.
Üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri uyarınca çalıştırılacak personele her ne ad altında olursa olsun sözleşme ücreti dışında herhangi bir ödeme yapılmaz ve ücret mahiyetinde aynî ya da nakdî menfaat temin edilmez. Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır. …
…” hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, sözleşmeli olarak çalıştırılacak personel hakkında öncelikle 5393 sayılı Kanun uygulanacak, bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda da vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanacaktır.
5393 sayılı Kanunda tam zamanlı sözleşmeli olarak çalıştırılan personelin işsizlik sigortası primi ile ilgili herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bundan dolayı bu personelin işsizlik sigortası primi hakkında 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
4447 sayılı Kanuna göre, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler işsizlik sigortası kapsamında değildir. Bunun sonucu olarak Belediyede tam zamanlı sözleşmeli olarak çalıştırılan personelin işsizlik sigortası ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir.
Dilekçiler, 5393 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesine göre kısmi zamanlı olarak çalıştırılacak sözleşmeli personel için işsizlik sigortası primi yatırılmayacağını, ancak tam zamanlı sözleşmeli olarak istihdam edilen personele ilişkin anılan Kanunda hüküm bulunmadığından bu personel için işsizlik sigortası primi yatırılması gerektiğini ifade etmişse de; 5393 sayılı Kanunda düzenlenmeyen hususlarda da vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı, yine 5393 sayılı Kanun’un 49. maddesinde açıkça belirtilmiştir.
Bu itibarla dilekçi iddialarının reddi ile 1353 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,
3) 1353 sayılı ilamın 3. maddesi ile Belediyede çalışan memur statüsündeki personele yapılan yiyecek yardımının, piyasadan hizmet alımı suretiyle gerçekleştirilmesi, ancak yemek maliyetinin yarısından fazlasının Belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle 16.063,79 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin 3 ve 4. maddelerindeki yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, yiyecek yardımının gerektirdiği giderlerin yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere kurum bütçelerine konulan ödenekten karşılanacağı, bütçeden karşılanmayan kısmın yemek yiyenlerden alınacağına ilişkin hükümlerinin yanında; 2009 Yılı Merkezi Bütçe Uygulama (Sıra :3) Tebliği’nin 1. maddesinde 2009 yılında öğle yemeği servisinden faydalanacak memurlardan en az tahsil edilmesi gereken tutarların belirlendiğini,
Ayrıca, 2009 Yılı Merkezi Bütçe Uygulama (Sıra :1) Tebliği’nin 2. maddesinde de; "Kuruluşlar hizmetlerinin özelliği, yemek maliyetleri ve yemek servisinin farklı mahallerde daha iyi şartlarda sunulması hususları dikkate alarak belirtilen miktarların üzerinde yemek bedeli tespit edebileceklerdir" denildiğini,
Yemek yardımının yemek verme şeklinde yapılması için Belediyede yemekhane için uygun bir yer olmadığından, Belediyede bulunan 35 memurun öğle yemeği piyasadan hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştiğini 35 Memura günde bir öğün yemek verilmesi ihalesinin 09.01.2009 tarihinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 19.maddesi hükmü gereğince Açık İhale Usulü ile yapılmış ihaleyi, en düşük teklif veren (1 öğün yemek = 9,00 TL.) Sodexho Restoran Servisleri A.Ş.’nin kazandığını,
2009 yılında Bütçe'ye 110.000,00 TL ödenek konduğunu, yıl içinde yemek yardımı olarak Sodexho Restoran Servisleri A.Ş'ne yıl içinde toplam 47.419,62 TL ödeme gerçekleştiğini, buradan da anlaşılacağı üzere yıl içinde ödenen yemek yardımının Bütçeye konulan ödenekten fazla olmadığını,
Datça İlçesi’nin bir turizm kenti olması nedeniyle, yıllık fiyat artışlarının belli bir orana tabi olmayıp, fiyat artışlarındaki hızlı dalgalanmalar düşünülerek, memurların yemek hizmetlerinden yararlanabilmeleri için bütçeye konulan ödeneğin, yemek maliyetlerinin yarısını aşmayacak şekilde hesaplanarak konulduğunu,
2009 yılı içerisinde memurlara yapılan Yemek yardımı ödemelerinde kamu zararı oluşmadığını,
Ayrıca Belediyeyle ilgili 2007 ve 2008 yıllarına ait sorgu konusu edilip, Sayıştay İlamlarında Tazmin Hükmü Kararı verilen memurlara öğle yemeği sonucunda Sayıştay Temiz Kuruluna yapmış oldukları tazmin hükmünün kaldırılması taleplerinin Sayıştay Temyiz Kurulunun (2007 yılı) 28.02.2012 tarih ve 34466 no lu ve (2008 yılı) 28.02.2012 tarih ve 34467 tutanak no’lu kararları ile Tazmin Hükmünün kaldırılması yönünde sonuçlandırıldığını,
2009 yılı bütçesine konulan ödeneğin hesaplanan yemek bedelinin %50 si olması nedeniyle, kurum bütçesinden yapılan ödeme yerinde olup, ödenek üstü bir harcama yapılmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar ve ibraz edilen belgeler karşısında ilgililerin temyiz taleplerinin kabulü ile verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Konunun esasıyla ilgili olarak;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 212 nci maddesinde: “Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tesbit olunur.” hükmüne yer verilmiş ve bu hüküm uyarınca hazırlanan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, Devlet Memurlarının yiyecek yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacaklarını ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasları belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, bu Yönetmeliğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlar hakkında uygulanacağı; “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı; “Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde; Kurum bütçelerine yiyecek yardımı karşılığı olarak konulan ödeneğin, memurlara yemek vermek üzere kurulan yemek servisi, yardım sandığı, dernek veya bu mahiyetteki kuruluşa ödeneceği, yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Söz konusu ödemenin dayanağı olarak gösterilen Yönetmelik’te yer alan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, 657 sayılı Kanun’a tabi Datça Belediye Başkanlığı personeline yapılacak yiyecek yardımının kupon, kart, fiş, ticket gibi para temsili araçlar sağlanarak dışarıdan temin edilmesi şeklinde yapılması mümkün değildir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, mal veya hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinin bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un tanımlar başlıklı 4 üncü maddesinde de, “Bu Kanunun uygulanmasında Hizmet: Bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri, .. ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
İhale dokümanında yer alan bilgilere göre, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması, Kamu İhale Kanunu’nun yukarıya alınan hizmet tanımı kapsamında bulunmamaktadır.
5018 sayılı Kanun’un 71. maddesi 1. fıkrasında kamu zararı tanımlanmış, 2. fıkrasında da bu zararın belirlenmesinde esas alınacak kriterler düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kanun’da, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” işlemi de kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi olarak sayılmıştır. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, para temsili araçlar ile yemek ihtiyacının dışarıdan karşılanması ile ilgili belediyenin işlemi, Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ve Kamu İhale Kanunu’na aykırı olduğundan, bu işlem neticesi yapılan ödeme, mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme mahiyetindedir. Ayrıca, müteahhit ve belediye memurlarına yapılan ödeme işlemi neticesinde de kamu kaynağında azalma meydana gelmiş ve kamu zararı oluşmuştur.
Bu nedenlerle, söz konusu ödemenin tamamının tazminine karar verilmesi gerekirken, yarısına tazmin kararı verilmesi mevzuata aykırıdır. Dolayısıyla mevzuat hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirilen ihale bedelinin tamamına tazmin hükmü verilmesi gerekmektedir.
Sorumluluk yönünden;
5018 sayılı Kanunu’nun “Harcama Yetkisi ve Yetkilisi” başlıklı 31. maddesi 3. fıkrasında;
“Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” denilmektedir.
Aynı Kanun’un “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32. maddesinde;
Bütçelerden harcama yapılabilmesinin, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkün olabileceği, harcama yetkililerinin harcama talimatlarının, bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından sorumlu oldukları, hükme bağlanmıştır.
Söz konusu düzenlemeler çerçevesinde ihale yetkilisinin ve ihale komisyonu üyelerinin işlemleri değerlendirildiğinde; ihale yetkilisince ihale onay belgesi düzenlenmesi ve bu ihale ile ilgili sözleşmenin imzalanması işlemi 5018 Sayılı Kanun’un yukarıya alınan hükümleri çerçevesinde harcama talimatıdır. İhale komisyon üyeleri ise vermiş oldukları “ihale kararı” ile bu talimatı gerçekleştirmişlerdir. Yukarıda açıklandığı üzere, harcama talimatı olan onay belgesi/sözleşme ile bu talimatın gerçekleştirilmesi yönündeki ihale kararı mevzuata aykırı olduğundan, bu işlemler neticesi gerçekleşen kamu zararından ihale yetkilisi ve ihale komisyon üyelerinin de sorumlu tutulmaları gerekir. Yalnızca ödeme aşamasındaki gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin sorumlu tutulması mevzuata aykırıdır.
Bu itibarla 1353 sayılı ilamın 3. maddesiyle verilen tazmin hükmünün açıklanan sebeplerle esastan ve sorumluluk yönünden BOZULARAK yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle yeniden hüküm tesisinin temini için dosyanın hükmü veren Daireye TEVDİİNE,
4) 1353 sayılı ilamın 4. maddesi ile Belediye tarafından, basit usulde vergilendirilen mükelleflerden yapılan çeşitli alımlar için ayrıca Katma Değer Vergisi ödenmesi nedeniyle 2.415,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; 2059 yevmiye nolu ödeme belgesinde Yaşar DOĞANCAN basit usule tabi ticari kazanç sahibi olduğundan sehven ödenen 699 TL KDV’nin 29.01.2013 TARİH 425717 nolu makbuzla tahsil edilmiş olup, kamu zararının giderildiğini,
2685 Yevmiye nolu ödeme belgesinde Abdurrahman KARABULUT Basit Usule tabi ticari kazanç mükellefi olduğundan herhangi bir KDV ödenmediğini (EK 2), Bu nedenle yapılan ödeme usulüne uygun olduğundan kamu zararı bulunmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Yapılan işlem, ilam hükmünün infazı niteliğinde olmakla, ilgililerin temyiz taleplerinin reddi ile verilen hükmün onanmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Dilekçiler 2059 numaralı ödeme emri ile Yaşar DOĞANCAN’a sehven ödenen 699,00 TL KDV’nin 29.01.2013 tarih 425717 no’lu makbuzla tahsil edilmiş olduğunu bildirmekte ise de, hükümden sonra yapılan bu tahsilat ilam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan bu tutar için Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; 2685 numaralı ödeme emrine ekli 10.08.2009 tarih ve 627901 numaralı faturada KDV tahakkuk ettirilmediği, hizmet alımı yapılan şahıs (Abdurrahman KARABULUT) tarafından verilen teklif mektubu üzerindeki “KDV hariç” birim fiyatlar esas alınarak düzenlenen faturaya göre ilgili kişiye ödeme yapıldığı görülmüştür.
Bu itibarla 1353 sayılı ilamın 4. maddesi ile verilen 2.415,00 TL’ye ilişkin tazmin hükmünden 2685 numaralı ödeme emrine ilişkin olan 1.716,00 TL’nin düşülerek geriye kalan ( 2.415,00 - 1.716,00 = ) 699,00 TL’nin ilamda adı geçen sorumluların uhdelerinde kalmak üzere DÜZELTEREK TASDİKİNE,
5) 1353 sayılı ilamın 5. maddesi ile Belediye tarafından, vergi mükellefi olmayan Sultan Sönmez’den yapılan alım için ayrıca Katma Değer Vergisi ödenmesi nedeniyle 1.366,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.
Dilekçiler dilekçesinde özetle; 31.12.2009 tarih ve 3209 no’lu ödeme incelendiğinde herhangi bir KDV ödemesi yapılmadığının görüleceğini, bu nedenle KDV ödemesi yapılamayan ödemenin usulüne uygun olarak yapıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Sayıştay Savcılığı; “Ortaya konulanlar ve ibraz edilen belgeler karşısında konunun yeniden incelenmesi maksadıyla Yargılamanın İadesi Yoluyla Dairesine tevdiine hükmedilmesinin uygun olacağı mütalâa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.
Rapor dosyası ve ekleri incelendiğinde; 31.12.2009 tarih ve 3209 numaralı ödeme emrine ekli 11.12.2009 tarihli harcama pusulasında KDV tahakkuk ettirilmediği, hizmet alımı yapılan şahıs (Sultan SÖNMEZ) tarafından verilen teklif mektubu üzerindeki “KDV hariç” fiyat (8.950,00 TL) esas alınarak düzenlenen harcama pusulasına göre ilgili kişiye ödeme yapıldığı görülmüştür.
Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 1353 sayılı ilamın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,
Karar verildiği 17.03.2015 tarih ve 40144 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.