Temyiz Karar Detayı

Kamu İdaresi
Yılı
2009
Daire
8
Dosya No
36201
Tutanak No
40156
Tutanak Tarihi
17.03.2015
Konu
KARAR

TEMYİZ KURULU KARARI

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

1) 615 sayılı ilamın 1. maddesinin;

A Bendi ile; mülkiyeti Gökçeada Belediyesine ait olan ve Seboteks Tekstil, Turizm, Denizcilik, Nakliyat, Gıda, İnşaat ve Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şirketine 2003 yılında 20 yıllığına kiralanan Kaleköy Belediye Turistik Oteli’ne ilişkin kira bedellerinden KDV'nin hesap edilerek alınmaması;

B Bendi ile; söz konusu kiralama işinde; Eylül 2009-Ağustos 2010 dönemi kira bedelinin peşin olarak tahsil edilmesi gerekirken, bir kısmının tahsil edilmemesi ve Bütçe Gelir Kesin Hesap Cetvelinde tahakkuk kaydının bulunmaması nedeniyle toplam 83.688,28 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; söz konusu bedelin kira alacağı olan kısmı için taksitlendirme hususunda ilgili şirket ile anlaşıldığını (EK1 Sözleşme ve ödeme dekontları) ve Belediye alacağının taksitler halinde tahsil edildiğini,

Söz konusu 53.884.00 TL KDV alacağı için de ilgilisine 6183 sayılı yasa uyarınca ödeme emri (Ek 2 Ödeme Emri) gönderilerek takip işlemlerine başlandığını,

Bu hali ile söz konusu ilamda belirtilen kamu zararının ilgilisinden tahsil edildiğini belirtmiştir.

Sayıştay Savcılığı; “Sorumlu tazmin tutarının takip ve tahsilini içeren belgeler sunmuş olmakla birlikte; sunulan belgeler tazmine konu kira anapara tutarından tahsile ilişkin makbuzlar ile KDV’nin takibine ilişkin düzenlenen ödeme emri olup, sunulan belgeler ilam tarihinden sonrasına ait ve ilamın infazı hükmündedir. Sorumlunun itirazları ilamın esasına etkili olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi, 615 sayılı İlamın 1. maddesi ile verilen tazmin hükmünün bir kısmının tahsil edildiğini, kalan kısmın ise tahsil edileceğini bildirmiş ve konunun esasına ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamıştır.

Dilekçe ekinde gönderilen tahsilat makbuzları incelendiğinde; yapılan tahsilatların bir kısmının hüküm tarihinden önce, bir kısmının ise hüküm tarihinden sonra olduğu görülmüştür.

Hükümden sonra yapılan tahsilatlar ilam hükmünün infazı mahiyetinde olup ilam hükmüne karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığından bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem bulunmamaktadır.

Hüküm tarihinden önce yapılan tahsilatlar ise temyiz konusu olmayıp yargılamanın iadesiyle ilgili bulunduğundan, bu hususta Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığı ve gereğinin ifasını teminen dosyanın ilgili Dairesine TEVDİİNE,

2) 615 sayılı ilamın 2. maddesi ile Mülkiyeti Gökçeada Belediyesine ait olan Yeni Mahalle Kuzulimanı Caddesi No: 116/3'te bulunan konut için Kamu Konutları Yönetmeliği’ne uygun olarak tahsisin yapılmaması, Yeni Mahalle Kuzulimanı Caddesi No:116/7'de bulunan konut da ise belediye görevlisi olmayan kişilerin oturması ve konutlarda oturanlardan konut kira ve ecrimisil bedellerinin tahsil edilmemesi nedeniyle 2.093.52 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; Yeni Mahalle Kuzulimanı Caddesi No:116/3'te ve 116/7'de yer alan konutların Belediyenin mülkiyetinde olmadığını, bahse konu konutların ve konutların bulunduğu akaryakıt tesislerinin Petrol Ofisi Anonim Şirketi’nin mülkiyetinde olup, Belediyeye ücretsiz olarak kiralandığını,

Dolayısıyla söz konusu tesislerde bulunan konutların Belediye personeli tarafından geçici olarak ücretsiz kullandırıldığını, Belediyenin mülkiyetinde olmayan sadece gözetim ve denetiminde bulunan taşınmazlar için de Belediye tarafından bir ecrimisil tahakkuk ettirilmediğini, bu hali ile bir kamu zararı oluşmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “İlama konu edilen gayrimenkullerin ücretsiz kiralanması üçüncü kişilere ücretsiz kullandırılmasına dayanak olmayacağından, Belediyenin tasarrufunda olan söz konusu konutlardan kira/ecrimisil alınması gerekmektedir. Bu nedenle, dilekçede belirtilen hususlar tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, Daire kararının onaylanması uygun mütalâa olunmaktadır.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi her ne kadar İlama konu edilen gayrimenkullerin Belediyenin mülkiyetinde olmadığını ve bu yerlerin Petrol Ofisi Anonim Şirketi’nin mülkiyetinde olduğunu ve Belediyeye ücretsiz olarak kiralandığını belirtmişse de, bu iddiasına ilişkin herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıştır.

Kaldı ki; bu gayrimenkuller gerçekten Belediyenin mülkiyetinde olmamış ve Belediyeye ücretsiz olarak kiralanmış olsa bile, Petrol Ofisi Anonim Şirketi tarafından Belediyeye ücretsiz olarak tahsis edildiğine göre artık bu gayrimenkuller Belediyenin tasarrufundadır. Dolayısıyla Belediyenin tasarrufunda olan söz konusu konutlardan kira/ecrimisil alınması gerekmektedir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddi ile 615 sayılı ilamın 2. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

3) 615 sayılı ilamın 3. maddesi ile Mülkiyeti Gökçeada Belediyesine ait işyeri niteliğinde olan ve belediye kayıtlarında "boş" olarak görünen taşınmazların yerinde yapılan incelemeler sonucunda; 14.07.2010 tarihli tutanakla tespitleri yapıldığı üzere ilgili taşınmazların 3. kişiler tarafından kullanılması nedeniyle 10.980,00 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; İlama dayanak 14.07.2010 tarihli tutanakta da belirtildiği üzere söz konusu işyerlerinin aktif olarak çalışmadığını, içlerinde sadece eski eşyaların bulunduğunun tespit edildiğini, daha sonrasında bahse konu yerlerin boşaltılarak 2010 yılı içerisinde yapılan ihalelerle kiraya verildiğini,

Söz konusu eski eşyaların sahibinin tespiti neticesinde kendilerinden geçmişe yönelik ecrimisil bedelleri tahsili için gerekli yasal işlemlerin yapılacağını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “Mülkiyeti Belediyeye ait olup üçüncü kişilerce fuzuli şağil olarak kullanıldığı da sabit olan yerler için hesaplanan kamu zararının tahsili gerekir. Bu nedenle, dilekçede belirtilen hususlar tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

2886 sayılı Kanun’un 75. maddesinin 1, 2 ve 4. fıkralarında; "Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.

Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir." hükmü bulunmaktadır.

2886 sayılı Kanun’un 75. maddesine göre; belediyenin hüküm ve tasarrufu altında bulunan gayrimenkullerin gerçek veya tüzel kişilerce işgal edilmesi halinde ecrimisil istenmesi, ayrıca işgal edilen taşınmaz malın belediyenin talebi doğrultusunda mülkiye amirince tahliye ettirilmesi gerekmektedir.

İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 15.11.2005 tarih ve B050MAH0650002/11753-82652 sayılı Genelgesinde, işgale uğrayan belediye taşınmazlarının bulunması halinde nasıl hareket edileceği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. İlgili Genelgede; "Görüldüğü gibi, 5393 sayılı Belediye Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra belediyelerin sahip olduğu taşınmazların gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil istenmesi, fuzuli şagil tarafından nzaen ödenmeyen ecrimisil için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil yoluna gidilmesi ve işgal edilen belediye taşınmazının belediyenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, belediyeye teslim edilmesi gerekmektedir. Belediye taşınmazlarının fuzuli işgali durumunda tahliye sağlanana kadar, 2886 Kanunda düzenlenen esaslar dahilinde ecrimisil tahsili de zorunlu bulunmaktadır." görüşlerine yer verilmiştir.

Dilekçi söz konusu işyerlerinin aktif olarak çalışmadığını, içlerinde sadece eski eşyaların bulunduğunu belirtmişse de; Belediyeye ait bu yerlerin aktif olarak çalışıp çalışmaması ya da bu yerlerin “depo” veya “dükkân” olarak kullanılması, bu yerlerden kira ya da ecrimisil alınmayacağı anlamına gelmemektedir.

Belediyeye ait bu yerlerin üçüncü kişiler tarafından (kullanım şekli her ne şekilde olursa olsun) işgal edildiği İlama esas 14.07.2010 tarihli tutanakla tespit edildiğine göre, bu yerlerden ecrimisil alınması mevzuat gereği zorunludur.

Bu itibarla dilekçi iddialarının reddi ile 615 sayılı ilamın 3. maddesi ile verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE,

4) 615 sayılı ilamın 4. maddesi ile 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesine göre tam zamanlı olarak çalıştırılan sözleşmeli personel için kısa vadeli sigorta kolları priminin fazla ödenmesi nedeniyle 2.390,08 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; kamu zararı ile ilgili olarak ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne yazı yazıldığını ve söz konusu fazla ödemenin ilgili kuruma olan borçlarından mahsubunun talep edildiğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “Dilekçede belirtilen hususlar tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi, 615 sayılı İlamın 4. maddesi ile verilen tazmin hükmü ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne yazı yazıldığını ve söz konusu fazla ödemenin ilgili kuruma olan borçlarından mahsubunun talep edildiğini bildirmekte ise de, tazmin hükmünün tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir belge gönderilmediğinden ve ilam hükmüne karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

5) 615 sayılı ilamın 5. maddesi ile Belediyeye ait araçlar için karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası bedeli ile birlikte gecikme sürprimi de ödenmesi nedeniyle 249,25 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; bahse konu gecikme priminin ödenmesinin nedeninin belediye yetkililerinin ihmalinden değil Belediyenin mali durumunun elverişli olmamasından kaynaklandığını, ödemenin yapılmasının gerekli olduğu zamandaki Belediyenin mali durumu dikkatli incelendiğinde bu durumun daha da açık olarak görüleceğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “5018 sayılı Kanunun 3/h maddesinde tanımlanan kamu giderleri; iş ve işlemlerin zamanında yerine getirilmesi nedeniyle ödenen gecikme faizlerini de kapsamaktadır. Ayrıca, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine yönelik olarak yayımladığı 21.11.2008 tarih ve 18740 sayılı yazısı ile bu neviden ödemelerin yapılabilmesine açıklık getirmiştir. Getirilen düzenleme her ne kadar merkezi yönetim bağlamında ise de benzer ve farklı bir düzenleme olmadığı müddetçe genel yönetim kapsamında olan diğer idareleri de kapsadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca sorumlu savunmasında Belediyenin nakit durumundaki olumsuzluklar sebebiyle ödemelerde gecikmeler yaşandığını ileri sürmüştür.

Bu nedenle, yukarıya alınan mevzuat ve ilgilinin savunması çerçevesinde, tazmin kararının kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Devlet Memurları Kanunu’nun 12 nci maddesinde (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.); “Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.

Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.” denilmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71 inci maddesinde kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması olarak tanımlanmıştır.

Gecikme sürpriminin ödenmesine ilişkin olarak kamu görevlilerinin herhangi bir kasıt, kusur ya da ihmalinin bulunmadığı, bu durumun Belediyenin nakit sıkıntısı içinde bulunmasından kaynaklanan bir husus olduğu, dilekçi (Belediye Başkanı) tarafından ifade edilmektedir.

Yukarıda ifade edilen mevzuat hükümleri uyarınca, devlet memurları kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizlik sonucu verecekleri zarardan sorumlu tutulmuşlar, yine kamu zararının oluşması için kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmali aranmıştır. Belediyenin nakit sıkıntısı içerisinde olması nedeniyle gecikme bedeli ödenmesinde herhangi bir kasıt, kusur veya ihmali bulunmayan kamu görevlisinin sorumlu tutulması ve buna ilişkin kamu zararından bahsedilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 615 sayılı ilamın 5. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

6) 615 sayılı ilamın 6. maddesi ile Resmi İlan Fiyat Tarifesine aykırı olarak ilan bedeli ödenmesi nedeniyle 268,44 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; söz konusu fazla ödemenin ilgili şirketten tahsili yolunda ilgili şirkete ihtar yazısı yazıldığını, bahse konu fazla ödemenin tahsil edileceğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “Dilekçede belirtilen hususlar tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi, 615 sayılı İlamın 6. maddesi ile verilen tazmin hükmü ile ilgili olarak, ilgili şirkete ihtar yazısı yazıldığını, bahse konu fazla ödemenin tahsil edileceğini bildirmekte ise de, tazmin hükmünün tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir belge gönderilmediğinden ve ilam hükmüne karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

7) 615 sayılı ilamın 7. maddesi ile Belediye Başkanına verilen başkanlık ödeneğinden gelir vergisinin eksik kesilmesi nedeniyle 1.833,90 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; söz konusu kamu zararının ilgilisinden tahsili için gerekli işlemlere başlanmış olup söz konusu bedelin tahsil edileceğini belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “Dilekçede belirtilen hususlar tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi, 615 sayılı İlamın 7. maddesi ile verilen tazmin hükmü ile ilgili olarak, bahse konu fazla ödemenin tahsil edileceğini bildirmekte ise de, tazmin hükmünün tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir belge gönderilmediğinden ve ilam hükmüne karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

8) 615 sayılı ilamın 8. maddesi ile Personelin ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin özel diş tedavi kurumlarında yaptırılan diş tedavileri için, 6 Sıra No’lu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği eki olan diş tedavileri fiyat listesinde yer alan birim fiyatların üzerinde diş tedavi ücreti ödenmesi nedeniyle 4.402,21 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; 4.402,21 TL kamu zararı ile ilgili olarak yapılan araştırmada Danıştay 2. Dairesinin 2007/2863 E sayılı dosyasında vermiş olduğu karar ile söz konusu bedelin ödendiğini, bu hali ile ilgililerinden tahsil edilecek olan bir kamu zararı doğmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “Ödemenin Danıştay Kararına göre gerçekleştirildiği belirtilmiş, başka bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Bu haliyle, dilekçede belirtilen hususlar tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

25.5.2007 tarih ve 26532 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 8 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'nin diş tedavileri başlıklı 5. maddesinin Resmi Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Yapılacak Diş Tedavileri başlıklı 1. fıkrasında yer alan 5.1.2. numaralı bendinde; “Resmi sağlık kurumlarında yapılan diş tedavileri için (EK-7) sayılı listede yer alan Diş Tedavileri Fiyat Listesi uygulanacaktır.” hükmüne,

Özel Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Diş Tedavisi başlıklı 2. fıkrasında yer alan 5.2.1. numaralı bendinde; “Özel sağlık kurum ve kuruluşlarındaki diş ünitelerinde yapılan tedavi giderlerinin ödenebilmesi için Tebliğin bu bölümünde belirtilen sevk usul ve esaslarına uyulması zorunludur. Diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşlarına doğrudan yapılan başvurularda tedavi gideri ödenmez” hükmüne,

5.2.2. numaralı bendinde; “Yönetmeliğin 8 ve 10. maddelerinde, özel sağlık kuruluşları sayılan serbest hekimliklere sevk ilke olarak öngörülmemiştir. Bu nedenle, diş tedavileri için hastaların kendilerine en yakın resmi sağlık kurumlarına sevk edilmeleri gerekmektedir. Ancak, diş tedavisi sırasında karşılaşılan güçlükler dikkate alınarak Tebliğ kapsamında yer alan kişilerin, doğacak fiyat farkını kendilerinin ödemesi kaydıyla, kendilerinin talepleri üzerine serbest diş hekimliklerine, aşağıda belirtilen esaslara göre sevkleri yapılabilecektir.” hükmüne,

5.2.3. numaralı bendinde; “Diş tedavisi için sevk edildiği resmi sağlık kurumunda herhangi bir sebeple kron ve protez tedavisine 90 gün, dolgu tedavisine 30 gün, diğer diş tedavilerine ise 45 gün içinde başlanamayacağının ilgili diş hekimi tarafından belirtilmesi ve aynı sağlık kurumu başhekimi tarafından onaylanması suretiyle istekli olan hastaların serbest diş hekimliklerine veya özel sağlık kurum/kuruluşlarına sevkleri yapılabilecektir. Ancak, bunun için kurumca gönderildiği resmi sağlık kurumu diş hekimi tarafından hasta muayene edilip teşhis konulduktan sonra, yapılması gereken bütün tedaviler ve boşlukların ayrıntılı olarak belirlenmesi ve hangi dişin tedavi edileceğinin ağız şeması üzerinde işaretlenmesi gerekmektedir.

Yalnız çocukluk ve okul çağı olarak kabul edilen 5-15 yaş grubundaki çocuklarda yer tutucu ve ortodontik tedaviler ile 6 ve 12 yaş ( 1. ve 2. daimi büyük azı ) dişlerinin tedavilerinde ( münhasıran kanal, dolgular ) 90 günlük süre kaydı aranmaz ve 1. basamak resmi sağlık kuruluşunda görevli diş hekimlerince de yukarda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde serbest diş hekimliklerine veya özel sağlık kurum/kuruluşlarına sevkleri yapılabilir.

Yukarıda belirtilen diş tedavilerine ait giderlerin ödenebilmesi için, tedavi sağlandıktan sonra sevk kağıdında belirtilen tedavinin yapıldığının, kurumun diş hekimi veya sevki yapan resmi kurum veya kuruluştaki diş hekimlerince onaylanması zorunludur” hükmüne,

5.2.4. numaralı bendinde; “Resmi sağlık kurumu bünyesinde diş hekimi bulunmayan ilçelerde serbest diş hekimi bulunması halinde, resmi sağlık kurumu başhekimi tarafından serbest diş hekimliklerine veya özel sağlık kurum veya kuruluşlarına sevk yapılabilecektir. Bu şekilde sağlanan tedavilerde, sevk kağıdında ve faturada/serbest meslek makbuzunda belirtilen tedavinin usulüne uygun yapıldığının ilçenin bağlı olduğu bölge diş hekimleri odasının temsilcisi tarafından onaylanması gerekmektedir. Özel kurumlarda tedaviyi yapan diş hekiminin oda temsilcisi olması halinde, onaylama işlemi en yakın yerdeki oda temsilcisi tarafından yapılacaktır.” hükmüne,

5.2.5. numaralı bendinde; “Hastaların doğacak fiyat farklarını kendilerinin ödeyeceğini beyan ederek yapılan sevkler üzerine, yukarda (5.2.3) ve (5.2.4.) numaralı bentlerde belirlenen usullere; uygun olarak serbest diş hekimliklerinde veya özel sağlık kurum/kuruluşlarında yaptırılan teşhis, tedavi veya proteze dair giderlerden (EK-7) sayılı listede yer alan diş tedavileri fiyat tarifesindeki kadarı karşılanacak, bunu aşan kısmı ise hasta tarafından ödenecektir” hükmüne,

5.2.6. numaralı bendinde; “Bu Tebliğin eki Diş Tedavileri Fiyat Tarifesinde (EK-7) tespit edilen, beher kron için 40 YTL ve alt ve üst çenede tam protez için 300 YTL esas alınmak suretiyle, serbest diş hekimliklerinde veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında yaptırılan kron ve proteze dair giderlerden;

1-) Tek çenede kronlar ile protezin (seramik kron ve protez dahil) birlikte veya ayrı ayrı yaptırılması halinde toplam olarak 150 YTL

2-) Alt-Üst çenede kronlar ile protezin (seramik kron ve protez dahil) birlikte veya ayrı ayrı yaptırılması halinde toplam olarak 300 YTL

üzerinden ödeme yapılacaktır.

En son tedavi tarihi esas alınarak bir yıl içinde yeniden kron ve protez yaptırılması halinde, bu tedavilerin bir yıllık toplamı için ödenecek tutar yukarda belirtilen miktarları hiç bir şekilde geçemez” hükmüne,

5.2.7. numaralı bendinde ise; “Bu Tebliğin (5.2.6.) bendinde yer alan sınırlama sadece kron ve protez bedelleri için getirilmiş olup, diğer diş tedavilerine ait giderler anılan listede yer aldığı şekilde karşılanacaktır. Ancak, anılan listede (*) işaretli olan tedavilere ait giderlerin karşılanabilmesi için, tedavinin konularında uzman veya doktoralı diş hekimleri tarafından yapıldığının belgelendirilmesi gerekmektedir” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen Tebliğin 5.2.1., 5.2.2., 5.2.3., 5.2.4., 5.2.5., 5.2.6. ve 5.2.7. numaralı bentlerinin iptali istemiyle İzmir Dişhekimleri Odası tarafından Danıştay 2. Dairesi'nin E:2007/2863 no’suna kayden açılan davada, Danıştay 2. Dairesi tarafından 26.3.2008 tarihinde;

“Davaya konu edilen 5.2.5., 5.2.6. ve 5.2.7 numaralı bentler incelendiğinde; resmi sağlık kurum ve kuruluşları dışında yapılan diş tedavisine dair ücretlerin ne kadarının Devletçe ödeneceği hususunun önem kazandığı belirtilerek, bu konuda 3224 Sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanunu ile oluşturulan, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu statüsündeki Diş Hekimleri Odalarınca ön hazırlığı yapılan ve anılan Kanunun 40. maddesi hükmü uyarınca Sağlık Bakanlığınca değerlendirilerek aynen veya değiştirilerek onaylanmak suretiyle Türk Diş Hekimleri Birliğince Resmi Gazete'de yayımlanan asgari diş tedavi ve muayene ücretine dair tarifelerin, bu yönü ile resmi bir belge niteliği taşıyor olması ve serbest faaliyet gösteren tüm diş hekimlerini bağladığı gerçeğinin önem arzettiği; belirlenen bu fiyatın altında bir fiyatla özelde diş tedavi hizmeti alınmasının olanaklı olmadığı; bu durumda, kararda yer verilen uluslararası ve ulusal hukuk kaynakları ile Devlete yüklenen kişilere sosyal güvenlik hakkı sağlanarak tedavi yardımının yapılması görevinin tam olarak yerine getirilememesi (nitekim Tebliğin 5.2.2 numaralı bendinde bu hususta karşılaşılan güçlüklerden bahsedilmektedir) sebebiyle diş hastalıklarında 5.2.3 numaralı bentte belirtilen sürelerde ilgililerine tedavi imkanının sağlanamaması durumunda, artık hastalarca keyfi bir tercih sonucu değil zorunluluk sebebiyle özel sağlık kuruluş veya kurumlarında tedavi yolunun seçildiği; serbest faaliyet gösteren tüm diş hekimlerince uyulması zorunlu olan ve Türk Dişhekimleri Birliğince Resmi Gazete'de yayımlanan tarife uyarınca belirlenen asgari tedavi ücretinin ilgilisine ödenmesi gerekir iken, resmi kurumlarda yapılan diş tedavisi ile ilgili olarak bu kurumlara ödenecek ücretlere dair Ek-7 sayılı listenin baz alınması suretiyle ödeme yapılması sonucu kişilerin ağır bir yük altında bırakıldığı, böylece sosyal devlet ilkesinin zedelendiği, tedavisini resmi sağlık kurumlarında yaptırmak imkanını bulan ve bu şekilde hiçbir ücret ödemeyen kişilerle, bu imkanı kendi kusuru olmaksızın bulamayan aynı hukuki mevzuata tabi kişiler arasında eşitlik ilkesinin birincilerle kıyaslanmayacak ölçüde 2. grupta yer alan kişiler aleyhine bozulduğu, kişilere ödettirilen bu bedelin kararda yer verilen mevzuat hükümlerinde de yer aldığı gibi dengeli ve adil de olmadığı, bu şekilde diş rahatsızlığı olan ilgililerin serbest diş hekimince tedavisinin yapılmasının kısıtlandığı, davaya konu edilen 5.2.5. ve 5.2.6. bentlerinde yer alan serbest diş hekimince yapılan tedavi sonucu ödenecek bedellerle ilgili hükümlerin yukarda yer verilen mevzuat ile davalı idareye verilen takdir yetkisinin amacını aşar bir şekilde kullanılması suretiyle tesis edildiği; bu hükümler ile davaya konu edilen 5.2.7. numaralı bentte yer alan diğer diş tedavilerine ait giderler anılan listede ( Ek-7 ) yer aldığı şekilde karşılanacaktır şeklindeki hükmün de bu çerçevede hukuka ve mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılarak 5.2.5., 5.2.6. numaralı bentlerin tümünün, 5.2.7. numaralı bendin ise; diğer diş tedavilerine ait giderler anılan listede yer aldığı şekilde karşılanacaktır ibaresi yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne” karar verilmiştir.

Bunun üzerine 23.10.2008 tarih ve 27033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'nin “Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında diş tedavisi” başlıklı 5.2. maddesinde, yukarıda yer verilen 25.5.2007 tarih ve 26532 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 8 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'ndeki 5.2.1, 5.2.2, 5.2.3, 5.2.4, 5.2.5 ve 5.2.6 numaralı hükümler, madde numaraları ile birlikte aynen yer almış, sadece 6 sıra numaralı Tebliğin 5.2.7. maddesinde önceki (8 sıra numaralı) tebliğden farklı olarak;

“5.2.7. Yukarıda belirtilen esaslara göre özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerinde yaptırılan diş tedavilerine ait ücretlerin ödenmesine ilişkin olarak, 5.2.5 ve 5.2.6 ncı maddelerde belirtilen fiyat tarifesine göre değil, konuyla ilgili olarak yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Danıştay İkinci Dairesinin 26/3/2008 tarihli ve 2007/2863 Esas sayılı yürütmeyi durdurma kararı doğrultusunda işlem yapılmasına devam edilecektir.” hükmü yer almıştır.

07.02.2009 tarih ve 27134 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 8 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'nin 2. maddesinde ise;

“Tebliğin “Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında diş tedavisi” başlıklı 5.2 nci maddesi ve 2.7.7 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu Tebliğin yürürlük tarihinden itibaren diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerine sevk yapılmayacaktır. Konuyla ilgili olarak yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği ve Tebliğ hükümleri çerçevesinde diş tedavileri resmi sağlık kurum ve kuruluşlarında sağlanmaya devam edilecektir.” denilerek 23/10/2008 tarihli ve 27033 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği’nin “Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında diş tedavisi” başlıklı 5.2 nci maddesi tamamen yürürlükten kaldırılmış ve diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerine sevk yapılmayacağı belirtilmiştir.

Bunun üzerine İzmir Dişhekimleri Odası tarafından 07.02.2009 tarih ve 27134 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 8 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'nin 2. maddesinin iptali istemiyle Danıştay 2. Dairesinin E. 2009/756 nosuna kayden açılan davada 29.5.2009 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Daha sonra 05.09.2009 tarih ve 27340 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'nde;

“…..

Buna göre, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 8 inci maddesi ve ilgili diğer mevzuatın Bakanlığımıza vermiş olduğu yetki ve görevler çerçevesinde, uygulamada karşılaşılan tereddütlerin giderilmesi ve yargı organlarınca verilen kararlar sebebiyle ortaya çıkan hukuki boşlukların giderilmesi amacıyla, 23/10/2008 tarihli ve 27033 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan (6) Sıra No’lu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin;

……

3- “Diş tedavileri” başlıklı 5 inci maddesinin “Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında diş tedavisi” başlıklı (2) numaralı fıkrası ile 7/2/2009 tarihli ve 27134 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan (8) Sıra No’lu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin 2 nci maddesi yürürlükten kaldırılmış ve 5 inci maddesinin “Resmi sağlık kurum ve kuruluşlarında diş tedavisi” başlıklı (1) numaralı fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

‘5.1.8. Diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerine sevk yapılmayacaktır. Diş tedavileri, Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği ve Tebliğ hükümleri çerçevesinde resmi sağlık kurum ve kuruluşlarında sağlanacaktır.’

………….” denilerek diş tedavisi amacıyla özel sağlık kurum ve kuruluşları ile serbest diş hekimliklerine sevk yapılmayacağı tekrar belirtilmiştir.

Bunun üzerine Türk Diş Hekimleri Birliği tarafından 5.9.2009 tarih ve 27340 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'nin 3. maddesinin iptali istemiyle Danıştay 2. Dairesinin E. 2009/4889 no’suna kayden açılan davada 26.12.2011 tarihinde, 2009-11 sıra numaralı Tedavi Yardımına dair Uygulama Tebliği'nin 3. maddesinin iptaline karar verilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere, Danıştay 2. Dairesi tarafından verilen 26.3.2008 tarih ve E:2007/2863 numaralı, 29.5.2009 tarih ve E:2009/756 numaralı kararlarla; özel sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan diş tedavilerinin bedellerinin ödenmesine ve diş tedavileri için özel sağlık kurum ve kuruluşlarına sevk konusunda kısıtlama getiren Tedavi Uygulama Tebliğlerinin ilgili hükümlerinin yürütülmesi durdurulmuştur. Nihayetinde Danıştay 2. Dairesi tarafından verilen 26.12.2011 tarih ve E:2009/4889 numaralı kararla, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan diş tedavilerine kısıtlama getiren Tebliğ hükümleri iptal edilmiştir.

Yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde idari işlemin uygulanması durdurulur. İşlemin alınmasından önceki hukuksal ortama dönülür. Yerleşik anlatımıyla yürütmenin durdurulması kararları iptal kararları gibi geriye yürür.

Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun 04.02.1956 günlü ve 1966/473 sayılı kararında konu açıklığa kavuşturulmuş, o günden bu güne yürütmenin durdurulması kararının niteliği ve sonuçları ile ilgili hukuksal çerçeve çizilmiştir. Anılan kararda:

“İdare Hukuku ilkesine göre iptal kararları iptali istenen idari tasarrufu ve ona bağlı işlemleri ittihaz edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak tasarrufun ittihazından önceki hukuki durumu ortaya koyar. Bir iptal davasında verilmiş bulunan yürütmenin durdurulması kararı da aynı niteliktedir. Yani henüz ortada iptal kararı bulunmadığı halde, iptali istenen idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durdurur ve bu tasarruf ve işlemlerin ittihaz ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlar.” anlatımına yer verilmiştir.

Maliye Bakanlığı Tedavi Uygulama Tebliği tüm Devlet memurlarını ilgilendiren idari bir işlemdir. Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı yalnız davacı İzmir Diş Hekimleri Odası ve mensuplarını değil, tüm Devlet memurlarını ilgilendirmektedir. Söz konusu tebliğin anılan hükümleri hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olmakla Danıştay Kararı kendiliğinden sonuç doğurmuş ve bu hükümlerin uygulanması imkânı kalmamıştır.

İlama dayanak olarak gösterilen, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan diş tedavilerinin bedellerinin 23.10.2008 tarih ve 27033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6 sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği'nin Ek-7 numaralı tablosundaki limite göre ödeneceğine ilişkin hükümlerin yürütülmesi Danıştay tarafından durdurulduğundan ve nihayetinde bu hükümler Danıştay tarafından 26.12.2011 tarihinde iptal edildiğinden, Tebliğin bu hükümlerine dayanarak tazmin hükmü verilmesi mümkün değildir.

Bu itibarla dilekçi iddialarının kabulü ile 615 sayılı ilamın 8. maddesi ile verilen tazmin hükmünün KALDIRILMASINA,

9) 615 sayılı ilamın 9. maddesi ile Belediye personeli İlyas Şahin'in kullandığı tıbbi sarf malzemesi (conveen easicath 12 F) için, 6 Sıra No’lu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği eki olan Fiyatlandırılmış Tıbbi Sarf Malzemesi Listesinde (EK-5/A) tespit edilen birim fiyatın üzerinde ödeme yapılması nedeniyle 4.245,67 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Dilekçi dilekçesinde özetle; kamu zararının ilgili şirketin Belediyeden olan alacaklarından mahsup edildiğini, bu hali ile bir kamu zararının mevcut olmadığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemiştir.

Sayıştay Savcılığı; “Sorumlu savunmasında tazmin tutarının mahsup edildiğini belirtilmişse de buna ilişkin muhasebe işlem fişi dilekçe ekinde mevcut değildir. Bu nedenle, dilekçede belirtilen husus tazmin hükmünün bozulmasını sağlayacak nitelikte olmadığından, Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.“ şeklinde görüş bildirmiştir.

Dilekçi her ne kadar kamu zararının mahsuben tahsil edildiğini bildirmişse de dilekçe ekinde mahsuben tahsilata (muhasebe işlem fişine) rastlanmamıştır.

Dilekçi, 615 sayılı İlamın 9. maddesi ile verilen tazmin hükmü ile ilgili olarak, bahse konu kamu zararının ilgili şirketin Belediyeden olan alacaklarından mahsup edildiğini bildirmekte ise de, tazmin hükmünün tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir belge gönderilmediğinden ve ilam hükmüne karşı da herhangi bir itirazda bulunulmadığından Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA,

Karar verildiği 17.03.2015 tarih ve 40156 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.